1842’de 22 yaşında Katolik soylu bir kadın ile bir Protestan süvari evleniyor.

1842’de 22 yaşında Katolik soylu bir kadın ile bir Protestan süvari evleniyor. Eşi hem Protestan olduğu, hem de asil olmadığı için skandal niteliğinde oluyor yakınlaşmaları. Ancak göğüs geriyorlar. Adam ölene kadar, yaklaşık 40 yıl sürüyor …evlilikleri.
Sonra adam ölüyor.
Kadın eşinin yanında gömülmek için vasiyet yazıyor. Ancak Katolikler ile Protestanların aynı mezarlıkta yatması yasak. Kadın aile mezarlığında yatmayı reddederek bu mezar yerini ve taşını spariş ediyor. Kendisi ve eşi ayrı mezarlarda ama hâlâ elele tutuşarak uyuyorlar.
İnsanları ayrı koyan bütün değerlerin yerin dibine batması dileği ile…
Kaynak : Özgür Düşler
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Üzülmekten yoruldum…

Üzülmekten yoruldum.
Beni kırmalarından yoruldum.
Beklemekten yoruldum,
Neyi beklediğimi bilmeden, özlemekten de yoruldum.
En çok da düşünmekten !
Susmaktan yoruldum,
… Sürekli susup içimde avazım çıktığı kadar haykırmaktan.
Hep kendimle başbaşa kalıp,
Hep kendime sığınmaktan YORULDUM…..!
kaynak: Umuda dair hayata yansıyanlar
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

YANIĞA KARŞI HER EVDE BULUNMALI


Yurt dışından bir arkadaşımdan gelen bir e-mail için  “aaa iyi oldu aklımızda bulunsun ilk yardım olarak” falan gibi bir teşekk…ür notu geçtim.   5-10 dakika sonra da mutfakta yemek yapmaya koyuldum, bir yandan da bu maili düşünüyorum, acaba sahiden de işe yarıyor mu falan gibi, nasıl oluyor, acaba hafif yanıklarda mı işe yarar, bir de ekmek fobisi var ya hepimizde, bak şimdi şu unun marifetine.
Bir bilene  sorayım işin kimyası nedir falan diye düşünürken, ufak bir tavada kızartma yapacağım, tavanın altını açtığımı unutup yağı elimle tavaya sıvazlayayım dedim ve tabiiii cızzzz. Sol el parmak uçları uffff o biçim yani.  Nasıl acıyor!!!
Hemen kabarıverdiler ben dolaptan un çıkarana kadar, ama hemen elimi soktum unun içine. Acı macı kalmadı, oooohhh. Un torbası elde 10 dakika yemek yapmaya devam ettim, Sonra elimi çıkarınca şaşkına döndüm!!! Hiiiiiiç bi şeycik kalmamış, parmaklar aaaaynennn eskisi gibi, ne ağrı, ne sızı, ne su toplama, vs.
Şimdi hepinize tavsiye hemen bir kavanoza un koyup buzdolabınıza koyun, aramaya uğraşmamak kızgın yağ ile bir iş yapacağınız zaman dolaptaki unu hazır tutun. Denildiğine göre  un soğuk olunca daha iyi hissediyormuş insan.
ARKA BAHCEMİZ
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Cevabı olmayan soruları…Kaçırdığınız fırsatları…Atıldığınızişleri…Beceremediğiniz ilişkileri…Atın…‘O gün’ olanları..Atın..


Sayfası bitmiş defterleri.
Kulpu kırık fincanları.
‘Zayıflayınca giyerim’ kotunu.
Son 5 aydır giymediğiniz kıyafetleri.
Arka balkona tıkıştırdığınız, bir gün yüzünü yenilerim pırıl pırıl olur dediğiniz o sandalyeyi.
… Dibi kararmış tencereyi.
Taşındığınız hangi evden kaldığı, hangi kapıyı açtığı artık meçhul olan o anahtarları.
Sırf genç ve güzel çıkmışsınız diye yanınızda o hiç sevmediğiniz tiple poz verdiğiniz fotoğrafı.
Çekmecenin dibindeki müzik kasetlerini (kaset mi kaldı allah aşkına)
Atın.
Ohh bir ferahlayın bakalım. Tamam mı?
Şimdi ihtimalleri atın.
‘Olacaktı, son anda olmadı’ları atın, olmamış işte.
Takılıp kaldığınız o günü.
Düşünüp durduğunuz o lafı.
Atın.
Küstüğünüz için uzun zamandır görmediklerinizin aklınızda kalan son görüntüsünü.
Alındıklarınızın, gücendiklerinizin hiç umurunda olmayan o ‘olayı’
Atın.
O hiç beceremediğiniz yemeğin tarifini
Kestiğiniz eski gazete küpürünü
İçinizi kemiren o ukteyi
Atın.
Zamanı gelince yiyeceğiniz soğuk intikam yemeğini de dökün.
Soğuk yemeğin hiç tadı olmaz, dışarıdan bir döner söyleyin daha iyi.
Buzdolabının üzerindeki diyet listesini (faturaların altında duruyor)
Depodaki koşu bandını.
Atın.
Cevabı olmayan soruları
Kaçırdığınız fırsatları
Atıldığınız işleri
Beceremediğiniz ilişkileri
Atın.
Arkanızdan konuşanları.
Önünüzü kapayanları.
Alamadığınız terfiyi
Oturamadığınız evi
‘Şimdiki aklım olsa’ları
Aldığınız en kötü karneyi.
Hatta en iyi karneyi.
Çalışmayan saatleri.
İşe yaramayan fikirleri.
Kaçan trenleri.
Zamansız yaşlandıran dertleri.
‘O gün’ olanları.
Halının altına süpürdüklerinizi.
Dolabın dibine iteklediklerinizi.
Atın.
Bakın, ne güzel güneş çıktı.
Kaynak: Kişisel Gelişim Ve olumlamalar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Seçiyorum…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi Gündeyiz Diye Sordu…Bugündeyiz Cevabını Aldı…En Sevdiğim Gün Dedi…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Dünya Hoştur, İçi Boştur, Aldanma Hoşluğuna, Düşersin Boşluğuna…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hayat tıkanınca :

Hayat tıkanınca :
Buda : Kendi içine dön.
Gandhi : Sabret.
Karma : Bir gün karşılığını alırsın.
Windows : Yeniden başlat.
Annem : Çık dolaş biraz.

Anette: Unutma bu da geçicek…

Feyz: Pınar ÖZFİDAN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYAT, SEÇTİĞİN KARARLARA ÖDEDİĞİN BEDELLER İLE ŞEKİLLENİR.

images[8]
Moralin mi bozuk. Öyleyse kaldır başını. Kimse başı yukarda ağlayamaz çünkü.Kendini mutsuz hisseden insan içine döner.Çünkü duygular içtedir.Durumunu değiştirmek istiyorsan, kaldır başını ve umuda bak. Ve ne seçtiğini kendine tekrar et. Polyannacılık oynamak değil bunun adı.
Bulunduğun yeri ve şartları en iyi bilen sensin. İhtiyacın olanı en iyi bilen sensin. Sen değiştirirsen değişecek dünya. Sen istersen gelecek başarı. Sen kapılarını açarsan girecek mutluluk içeri.
Öncelikle gerçeği olduğu gibi kabul etmekle işe başla. Sonra başını kaldırır ve ne olmasını istiyorsan onu seç hayatına. GERÇEĞİ GÖR. KARARINI VER. SEÇİMİNİ YAP. BEDELİNİ ÖDE. HAYAT, SEÇTİĞİN KARARLARA ÖDEDİĞİN BEDELLER İLE ŞEKİLLENİR.
Kaynak: Gelişimsel Olumlama

Bakakaldım ardından, ne gözümü alabildim, ne göze alabildim ….

Bakakaldım ardından, ne gözümü alabildim, ne göze alabildim ….

Kaynak. Filiz Kılıçarslan

I am a piece of paper and I control your entire life…

Herkes kendi uçurumunu yüreğinde taşır.

Her şeyin bir yüreği vardır. Dağın, taşın, ırmağın. İş onu bulmaktadır.

Bir bakışta kimse kimseyi kolay kolay anlayamaz.

Ağanın, bey’in olduğu yerde, sevdaların acıya, ateşe, ayrılığa, yoksulluğa, zulme bulaşması mecburdur. Her sevda hikayesi, sevda hikayesi olmaktan başka bir şeydir aslında. Her sevdanın bir yanı da zulüm hikayesidir.

… Her yürek ses veren bir uçurumdur.

Aşık kısmının diline zincir vurulmaz. Aşık kısmı yürektekini söylemiyorsa eğer sazına namertlik ediyor demektir. Sazın da sözün de hukuku vardır. Saza da söze de yasak konulmaz. Gün gelir o yasak, koyanını yer ilkin. Sazın sözün hukuku ölüme yenik düşmez.

Yasak bir sevdaya at koşturanlar, dünyanın öteki ahvaline suskun kalmalı.

Konuşan bir uçuruma inanmak, çoğu zaman birçok başka şeye inanmaktan çok daha az tehlikelidir.

Aşık demek, yalnızca iyi saz çalmak, kudretli türkü söylemek demek değildir. Aşık dediğin gönül toprağına tohum düşüren kişidir.

Hayat diye bize yaşattıkları şey, koskoca bir sayıklama değil mi?

Zaman en çok sahip olunması gereken şeydir. Zaman bize sahip olur ve zaman tanır. Biz, bize tanınan zamanı değerlendirir, kullanırız. Yazgımız gibidir zaman da; küçük irademizle, büyük irade içerisinde kendimize yer açarız. Bütün bunları bilmekse zaman alır. Her zamanın kendi bilgisini zamanında bilmek, ömrü iyi kullanmaktır. Böyle ömürlerin ardından pişmanlık yaşları dökülmez. Çünkü pişmanlıklar yaşanmamış gerçeklerin bilgisidir.

Güzellik, bin bir lisan kullanır. Dağ bin bir lisanla yazılmış uzun bir masaldır.

Toprağı bölen, malı bölen, emeği bölen, sevdayı da bölecektir elbet. İnsanları birbirine yasak edecektir. İnsanların birbirine yasak olduğu yerde, her vahşet muteberdir.

Ben bir şey önermiyorum. Ben kendi yanılsamalarımı bile güçlükle koruyabiliyorum. Başkalarınınkine hangi güçle, nasıl karışabilirim?

Masalın yoluna çıkmak için gerçeğin yollarında can tüketmek gerekir.

Aptal olanın aptallığı bir çeşit emniyettir; ne ki aptal olan tehlike anlarını savuşturmakta güçlük çeker. Aptal olan gizi saklar, lakin yazgının gizi zorlamak için fal açtığı oyunlarda da aptallık eder. Ele verir. Kurnaz olan, tehlike anlarını savuşturur, önüne çıkan maniaları aşmakta hüner gösterir; lakin aşamadığı yerde, köşeye sıkıştığında her şeyi kurnazlıkla aşikar eder. Kurnaz olanın hayatta kurtaracağı en önemli şey kendi paçasıdır.

Her şeyi öylesine yitirdik ki.. Bir daha dönmemecesine. Belki de her şey geçmişte kaldı. Bir daha yaşanamayacak olan o şey. Biz işte onu yitirdik. Her şey boşlukta silindi.

Lal Masallar/ Murathan Mungan

Hz.Ali şöyle dua ederdi: Allah’ım Gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, Hakkımda hayırlı olanları da gönlüme razı eyle…

Bir sultan rüya aleminde dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü görür.

Bir sultan rüya aleminde dişlerinin önden arkaya doğru döküldüğünü görür. Gördüğü rüyanın yorumunu yaptırmak üzere rüya yorumcularından birini huzuruna çağırır ve ondan gördüğü rüyanın tabirini ister.
“Sultanım!” diye cevap verir tabirci, …”O kadar uzun yaşayacaksınız ki, bütün oğullarınızın ölümlerini göreceksiniz.”
Sultan,oğullarının ölümünden bahseden tabircinin sözlerine öfkelenir, muhafızlarına adamı zindana atmalarını emreder.
Sonra başka bir tabirciyi çağırır ve aynı rüyayı ona da anlatır.
“Sultanım!” der bu defaki tabirci,”Allah size o kadar bereketli ve uzun bir ömür hediye edecek ki, evlatlarınızın hepsinin mutluluklarını göreceksiniz ve hepsinden uzun yaşayacaksınız.”
Sultan bu habere çok sevinir ve tabirciye kese kese altın ihsan eder.
İki tabirci de aynı şeyi söylemişti;ama ilki,söyleyeceklerini incelikten uzak, yalın bir üslupla dile getirmiş,ikincisi ise insan duygularını gözeten ince ve ustalıklı bir dil kullanmıştı.
Söz ola kese savaşı/söz ola kestire başı Söz ola ağulu aşı/bal ile yağ ide bir söz.
Yunus Emre

İnsanlarla mesafeli olmak iyidir, gereksiz pişmanlıklar yaşamazsın…