Ortada durmak meditasyondur

11233992_949311375133685_8998394360529790813_n[1]

Bir pilot arkadaşıyla Kaliforniya üzerinde uçuyormuş. Arkadaşına, “Aşağıdaki güzel göle bak. Onun yakınında doğdum, şu benim köyüm” demiş.
Gölün yakınındaki tepelere yaslanmış küçük bir köyü gös­terir ve “Orada doğdum. Çocukken gölün kıyısında oturur balık tutardım; balık tutmak merakımdı. Fakat o zamanlar, göl kenarında balık tutan bir çocukken, gökyüzünde uçaklar geçerdi ve bir gün pilot olacağımı, kendim uçak uçuracağımı düşünürdüm. Bu benim tek hayalimdi. Şimdi gerçekleşti ve ne mutsuzluk! Şimdi sürekli aşağıdaki göle bakıyorum ve emekli olup yeniden balık tutmaya gideceğim zamanı düşünüyorum. O göl o kadar güzel ki…” der.
İşler böyle yürüyor. Olaylar bu şekilde başına geliyor. Çocukken bir an önce büyümeye can atarsın, çünkü yaşlılar daha güçlüdür, genç insanlar daha güçlüdür. Bir çocuk hemen büyümek ister. Yaşlılar bilgedir ve çocuk yaptığı her şeyin daima yanlış olduğunu hisseder. O zaman yaşlı insana sor – o da hep çocukluğun kaybolduğunu, her şeyin yittiğini düşünür; cennet çocukluktaydı. Bütün yaşlı insanlar çocukluğu, masu­miyeti, güzelliği, hayal dünyasını düşünerek ölür.
Sahip olduğun her şey faydasız, sahip olmadığın her şey fay­dalı görünür. Bunu hatırla, yoksa meditasyon asla gerçekleşe­mez, çünkü meditasyon bu demektir – zihni, zihnin işleyişini, zihnin yolunu anlamak.
Zihin diyalektiktir, tekrar tekrar ters tarafa gitmeni sağlar. Ve bu sonu olmayan bir süreçtir; sen onu birden bırakma­dıkça, sen birden oyunun farkına varmadıkça, sen zihnin oyununu birden fark etmedikçe ve ortada durmadıkça, asla sonu gelmez.
Ortada durmak meditasyondur. OSHO

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

-MANDALA Amaç kişinin bölünmez bir bütün durumuna gelmesidir.

11264855_10154122118519240_2817621617787589729_n[1]

Yapısı, bindu denilen merkezi bir nokta, merkezden yayılma ve dairesel dış sınırlama şeklinde olmak üzere düzenlenmiştir. Yani bütün mandalalar da aynı tipik düzenleme vardır ve resimler genelde simetrik yerleştirilmiştir. Daire ya da kare olan biçimler iç içe geçmiş, hepsinde merkezle olan ilişki belirtilmiştir. Bu durum bütünlüğü[3], Öz’ü simgeler. Öz yalnızca bir merkez değil, tümüyle bir insanı (bilinç ve bilinçdışı birlikteliği ile) temsil eder. Yaradılış içindeki daire, tekerlek ve dörtkenarlı olan her şey Öz’ün simgeleri olarak ortaya çıkar. Ortak merkezli bu figürlere MANDALA denir. Bilinen en eski dinsel figürlerden biridir ve en eski örneği de güneş çemberidir.

Merkezi olan bir daire aslında doğada bulunan bir desendir. Biyoloji, fizik, kimya ve astronomide görülür. Örnek olarak, merkezinde çekirdek olan hücre, buz kristalleri, atomun yapısı, çiçekler, ağaç kesitindeki halkalar sayılabilir. Görüldüğü gibi birleştiren bir merkez etrafında bütünleşmiş bir yapı tamlığı gösteren birer mandala desenleridir. Makro kozmosta dünya ve diğer gezegenler daireler çizerek bir mandala oluşturur. Galaksiler sarmal bulutlarla tüm evren henüz keşfedilmemiş dev bir mandala oluşturmaktadır.

Mandala bireyleşme[4] (bölünmezleşme) simgesidir. Sıradan zihinlerin “aydınlanma”ya doğru değişimi ve zihinsel sağlıklı olmaya yardımcıdır. Yontma taş devrine kadar uzanan her kültürde, her halk topluluğunda rastlanır. Örneğin:

*Pueblo ve Navako yerlilerinde kumdan resimler şeklinde görülür. Kum mandalaların yaratılması çok uzun saatler veya günler sürebilir. Tibetli Budistler geleneksel kum mandalalarını yapma ve bozma sırasındaki seremonilere büyük önem verirler. Renkli kayalar kum haline dönüştürülmüş olarak ince tüplere doldurulur. Tahta zemine çizmiş oldukları şekillerin üzerine merkezden dışa doğru çalışarak büyük bir işbirliği ve konsantrasyon içinde kumları yerleştirirler. Kumun bozulması da özel bir sıra ile yapılır ve bu bozma işlemi maddi hayatın geçici tarafını sembolize eder. İpek bir torba veya cam kavanozlarda toplanan kumlar ırmak veya hareketli bir suya götürülüp doğaya bırakılır. Bu sebeple sembolü muhafaza eden materyal asla ikinci bir kez kullanılmaz.

Mandaladaki büyüsel çember bilinç ve bilinç dışını çevreler. Öz’ün simgesi olarak ortaya çıkar. Yani ruhumuzun aynasıdır denilebilir. Bu nedenle çizim ve boyamalar ara verilmeden çalışılarak bitirilir. Çünkü bir sonraki güne bırakılırsa ruhsal durumumuz değişeceği için başka bir ruh durumuyla çizilecek mandalalar da farklı olacaktır.

*Eskimo şamanlarının maskeleri “merkezi bir boşluktan yayılan ortak merkezli dairelerin” biçimine sahiptir.

*Azteklerin dairesel takvimi hem zaman hem de dini inanışlar için (günlerin ve kaderlerin hesabının yapıldığı) kullanılmış, “güneş taşı” denilen 3.56 m çap, 25 ton ağırlığında kara mermerden yapılmıştır. Üzerinde kabartmalar vardır. Ortada güneşin yüzü, yanlarda pençe şeklinde elleri, haç şeklinde kolları dört unsuru simgeler (toprak, su, hava, ateş ).

*Hıristiyanlıkta mandalalar özellikle orta çağın ilk dönemlerinde sık görülür. Çoğunda İsa merkezde ve dört ana melek veya sembolleri çevresinde gösterilir.

*G. Bruno[5] hafıza sanatı çalışmalarında mandalaları hatırlatan diyagram formundaki figürleri kullanmıştır. “Otuz mühür” adlı eserinde açıklaması güç tanımlardan ve herkesin kendi tecrübelerini yerleştirebileceği bir çarklar sisteminden bahseder.

* Eski Mısır medeniyetinde Horus ve dört oğlu da aynı şekilde temsil edilir. Dört ana yönün bekçileridir ve biri insan başlıdır. Horus ise dünyada yol gösteren (ruhu uyandıran, manatik ateş) Tanrısal kişi olarak bilinir.

*Doğuda TAO sembolü olan ying-yang hem zıtlığı hem de birliği ifade eder. En etkileyici ve sanatsal değeri olan mandalalar ise Tibetli Budistler tarafından yapılanlardır. Dinsel törenlerde bir yantra, bir tefekkür aracı olarak bilinir.

*Birçok halk dansları ve törenlerdeki dansların bir merkez çevresinde çember biçiminde dönüldüğü, dört köşeye doğru çekilerek yine merkeze doğru gelindiği örnekleri vardır. Hindistan’da bu dansa MANDALA NRİTHYA yani mandala dansı denir.

*Ortasında bir çeşme ya da şadırvan ve bunun etrafında insanların dolaştığı kare bir alan olarak mandala kutsal mimariye de yansımıştır. Rönesans dönemindeki çizim ve tasarımlarda da yoğun bir şekilde görülür. İç içe dairesel bir yapı, yıldız şeklinde merkezden çevreye uzanan yollar ve ortada kare bir meydan gibi ideal şehir planlarının çiziminde kullanılmıştır. Kiliselerin camlarını süsleyen (rosy window) şekillerde kullanılmştır.

Mandala “orta yol” un görünümleridir, Doğu da buna TAO derler. Batılı için ise iç ve dış gerçeğin karşıtlarını birleştirme, kişiliğin bütünlüğüne kavuşturulması görevini görür. Bu birleştirici sembol kendini çeşitli biçimlerde gösterir ve ne zaman belirse ego ile bilinç dışı arasındaki denge onarılır. Yani bu figürler yalnızca düzeni dile getirmezler, düzen oluştururlar da. Matematiksel yapısıyla tüm ruhun en eski düzeninin resimleridir ve amacı kaosu kozmos’a dönüştürmektir.

İsviçreli psikiyatrist C. G. Jung (1875-1961) rüya analizleri çalışmaları sırasında mandalaları keşfetmiş onlar üzerinde çalışmış ve yorumlamadan önce 14 yıl onlarla ilgili incelemeler yapmış, kendi kişisel gelişimi için kullanmış ve deneyimlerini kayda geçirmiştir. Daha sonra da psikoterapi de uygulamıştır. “1918-19 döneminde her sabah o zamanki ruh haline tekabül etmiş görünen küçük bir dairesel taslak, bir mandala çizdim. Bu çizgiler yardımı ile günlük psikolojik dönüşümlerimi gözlemleyebiliyordum. Mandala çizmeye başladığımda gördüğüm her şey, izlediğim her yol, attığım her adım tek bir noktaya geri dönüyordu. Orta noktaya gittikçe açık olmaya başladı ki mandala merkezdi. Merkeze, bireyselleşmeye giden yoldu” diye anlatır Jung. “Benliği, kişiliğin bütünlüğünü” keşfettiğini belirtir. Daha sonraları da Doğunun törensel mandala diyagramlarının, psişik bütünlük için bir araç olarak işlev gördüğünü fark eder. “Mandala psişenin mikro kozmik doğasına tekabül eder” der Jung.

Mandala dört yöne açılımı ile yeryüzünün dört ilkesini, psişik niteliği birleştiren kare şekli ile bütünlüğü ve tekliği ifade etmektedir. “Eğer ruhun bir kare olduğuna ilişkin geçmişteki Pisagor görüşünü kanıt olarak kullanırsak, mandala tanrıyı üçün katlarının ritmi olarak, ruhu ise statik dörtlü, yani dört renge bölünmüş halka olarak açıklar. Bunun derinindeki basit anlam, ruhun tanrıyla birlikteliğidir.” der Jung. Daire, dörtlü ve üçlü ritim birbirlerinin içine öyle girerler ki biri aynı zamanda diğerinin de içinde bulunur.

“Mandala resimleri çoğunlukla akıl hastaları tarafından, bunların arasında da tartıştığımız bağlantılar hakkında kesinlikle en ufak bir bilgisi dahi olmayan kimseler tarafından çizilir. Hastalarım arasında, mandala çizmeyen, bunun yerine dans eden kadınlara rastladım. Dans figürleri de resimlerle aynı anlamı ifade eder. Hastalarım simgelerin anlamı hakkında çok az şey söyleyebildiler, ancak bu figürler kendilerini mest ediyordu. Bir biçimde kendi öznel psişik durumlarını ifade ettiklerini ve bunun üzerine bir etkiye sahip olduklarını hissediyorlardı” der Jung.

Mandalaların çözüme kavuşturduğu sorunu anlarsak hastaların niçin böyle bir “mükemmel uyum” duygusuna kapıldığını da anlamış oluruz. Jung’ un tanımladığı psişenin yapısı[6] ve özben[7] in oluşma süreciyle mandalanın etkisi anlaşılabilir. “Bütün insan olmak, kişiliğin göz ardı edilmiş yönleriyle uzlaşmaya varmak demektir. Bilinç ve bilinç dışından herhangi biri öteki tarafından baskı altına alınır ve yaralanırsa ikisinin bir bütün olma olanağı ortadan kalkar. Her ikisi de yaşamın yönleridir ve her ikisine de eşit fırsat verilmelidir. Bu aynı anda yürütülen çelişki ve işbirliği anlamına gelmektedir. Eski örs ve çekiç ilişkisi böyledir. Örs ve çekiç arasında “demir hasta” kırılmaz bir bütün, bir “birey” durumuna gelir. Bireyleşme sürecinden anladığım, kaba çizgileriyle budur”.

Dışsal etkiler nedeniyle dikkatin dağılmasına önlem almak ve yayılmayı engellemek üzere merkezin çevresine çizilen çember aynı zamanda kişiliğin en iç kutsal alanını da belirler. Yuvarlak ya da kare biçimli koruyucu duvarlar bir patlamayı ve kişilik dağılmasını önlemek ve içe dönük bir amacı göstermektedir. Tenemenos denilen çit şeklindeki bu yapı Yunancada tapınağın veya kutsal yerin çevresi anlamını taşır. Orta kısmı boştur. Tarihsel açıdan bakıldığında tanrı daireyle, tanrıça da kareyle sembolize edilir. Ama tanrının oturduğu yerde kimse yoktur, tanrıça yerine ise yeryüzü ya da ruh diyebiliriz.

Mandala uzlaştırıcı bir semboldür, bütünlüğü ve tekliği ifade etmektedir. Tanrının insanla uzlaşması Hıristiyanlık’ ta İsa veya haç sembolü ile ifade edilmekte. Doğu’da tanrının yerini kişinin bütünlüğü almıştır bu nedenle mandalaların merkezine çok çeşitli motifler yerleştirilmiştir. Çiçek, yıldız, güneş, haç vs. Buna “tanrısal kalp”, “sonsuz alan” gibi isimler de verilir.

Daire hareketi, insan yaradılışındaki bütün aydınlık ve karanlık güçleri, dolayısıyla her türden psikolojik karşıtları harekete getirmesi bakımından manevi bir anlam taşır.

“Tekerlek dönmeye başlar ve bu güneşin, harekete geçtiği, yola çıktığı anlamındadır. Yani TAO etkili olmaya başlar ve liderliği ele alarak yol gösterici olur”. Jung’cu psikolojiye göre bu kavram, kabaca kişiliğin bütün yönlerinin bu harekete doğru çekildiği “kendi etrafında dönmek “ olarak tanımlanabilir. “Tao’yu bölünmüş olanı birleştirmeyi amaçlayan bir yöntem ya da bilinçli bir yol olarak yorumlamak gerekir. Batıda bu kavramın karşılığı yoktur” der Jung.

Mandala sembollerinin psişenin derinliklerinden ortaya çıkışı her zaman kendiliğinden bir olaydır, kendi düzenlerine göre gelir ve giderler. Ancak etkileri çok büyük olabilir, çünkü çeşitli psişik karmaşaları çözüme ulaştırabilirler.

Mandala da temsil edilen süreçleri tefekkür etme amacı, Yoginin ilahiliğinin içsel olarak farkına varmasıdır. Mandalalar doğum yerleri daha doğrusu doğum kapları, bir Buda’nın yaşam bulduğu Lotus çiçekleridir. Yogi lotus pozisyonunda oturarak, ölümsüz bir varlığa dönüştüğünü görür.

Sadece bir resmin boyanması bile karamsar bir ruh durumunu iyileştirmede veya gerilimi azaltmada etkili olabilir. Son zamanlarda çocukların okul öncesi eğitiminde de mandala boyamalardan yararlanılmaktadır. Bu şekilde öğretmenler öğrencilerin iç dünyalarını daha iyi tanıdıklarını ve onlara yaklaşımda faydalandıklarını belirtmekteler. Ayrıca mandala çalışmalarının çocukların gruba uyum sağlamasında etkili olduğu ve dinleme becerilerine de olumlu katkılarından bahsedilmektedir. Kendi yaratıcılıklarını keşfetmekte yardımcı olurken dikkat sürelerinin de uzadığı ve stresi azalttığı görülmüştür.

Amaç kişinin bölünmez bir bütün durumuna gelmesidir. Tek, uyumlu ve biricik olmak demek insanın kendi özü olmasıdır. Bu yetenek gizli bir güç olarak herkeste vardır. İçimizdeki karanlıkları göremezsek bütünlüğümüze asla ulaşamayız.

[1]“Psişik içeriklerin, egoyla olan ilişkisini koruyan fonksiyon veya aktivite. Bir tür çevreye dönük algılama ve yönelme organı gibi” C.G.Jung

[2] Unutulmuş, bastırılmış, bilinçsizce algılanan, düşünülen ve hissedilen şeylerden oluşur. Jung bunu kişisel ve kollektif bilinçdışı olmak üzere ikiye ayırır.

[3] İnsanın ruhsal bakımdan bütün, yani apayrı kendi başına bölünmez bir birlik, ya da tamlık durumu.

[4] “Kişiliği biçimlendirmek üzere yol alan bilinç dışındaki merkezileştirme süreçleridir” C.G.Jung.

[5]Düşünceleri ile Rönesans’ın tohumlarını atmış ve günümüze halen ışık tutan şair, filozof. Avrupa orta çağ engizisyonu tarafından 17 Şubat 1600 de yakılarak öldürülmüştür.

[6] Psişe birbirine karşıt, fakat aynı zamanda birbirini tamamlayan bilinç ve bilinçdışı denilen alanlara sahiptir.

[7]Bilinç ve bilinçdışını kucaklayan dairenin bütünüdür. Ben bilinçli zihnin merkezi, Özben de bütünlüğün merkezidir. Jung’un “kendini gerçekleştirme” olarak adlandırdığı, bireyleşme yolunda son duraktır

kaynak: facebook ex mind sayfası

Reyhan Doğan İydir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadınların Efendi Adam Yerine Piç Tercih Etmesinin Aşırı Mantıklı 15 Nedeni

1. Öncelikle kadınların aklına piç denildiğinde şöyle taş ötesi bir tip gelirken,

Öncelikle kadınların aklına piç denildiğinde şöyle taş ötesi bir tip gelirken,

😍😍

Efendi adam denilince böyle bayık bakışlı, ana kuzusu bir tip gelir.

Efendi adam denilince böyle bayık bakışlı, ana kuzusu bir tip gelir.

2. Ceplerinde taşıdıkları şeytan tüylerinden olsa gerek, piç adamlar çok feci eğlencelidir.

Ceplerinde taşıdıkları şeytan tüylerinden olsa gerek, piç adamlar çok feci eğlencelidir.

Ama efendi adamlar öyle mi? O kadar bayıklardır ki, “Bitse de gitsek” der dururuz.

3. Piç adamlar, kırk yılda bir iyi şeyler yapar; bu da ayaklarımızı yerden kesmeye yeter de artar bile.🙆

Piç adamlar, kırk yılda bir iyi şeyler yapar; bu da ayaklarımızı yerden kesmeye yeter de artar bile.🙆

Efendi adamlar ise her şeyi doğru yaptıklarından, hataları daha zor affedilir. Aman canım onlar da efendiliklerini bilip hata yapmasınlar, napalım öyle değil mi?!

4. Bir de X genimizle taşınan mazoşistliğimiz var ki, hiç sormayın. Bu yüzden de acı çektirip, ağzımıza sıçan erkekleri daha çok seviyoruz.

Bir de X genimizle taşınan mazoşistliğimiz var ki, hiç sormayın. Bu yüzden de acı çektirip, ağzımıza sıçan erkekleri daha çok seviyoruz.

&Bunu da bir piçten daha iyi kim yapabilir, öyle değil mi?

-Daha çok acı istiyoruuuz!!111

5. Ruhunda azıcık psikopatlık taşıyanlarımızın da en büyük keyfi: Kaçanı kovalamak!

Ruhunda azıcık psikopatlık taşıyanlarımızın da en büyük keyfi: Kaçanı kovalamak!

Bir piç yine bu durumda yardımımıza koşar!

Efendi adam kaçmaz, kovalamaz; efendi adam öylece mal gibi durur.

6. Şehir efsanesi mi yoksa gerçek mi bilinmez ama, piç adamların yatakta da daha iyi olduğuna dair bir takım söylemler duyduk.

Şehir efsanesi mi yoksa gerçek mi bilinmez ama, piç adamların yatakta da daha iyi olduğuna dair bir takım söylemler duyduk.

Efendi adamla kıyaslamıyorum bile.

7. Efendi görünen erkeklerin de ağzına sıçmasından bıkan kadınlar; efendi efendi piçliğini yapan erkekleri ister.

Efendi görünen erkeklerin de ağzına sıçmasından bıkan kadınlar; efendi efendi piçliğini yapan erkekleri ister.

Dürüst olsun, benim olsun!

8. İlişkide aşk, şehvet, tutku, fırtına isteyen; sıkıcıklıktan köşe bucak kaçan kadın aradıklarının hepsini, bir piçte bulacaktır.

İlişkide aşk, şehvet, tutku, fırtına isteyen; sıkıcıklıktan köşe bucak kaçan kadın aradıklarının hepsini, bir piçte bulacaktır.

Efendi adamın ilişkisinde gel-git yoktur, sıkıcılık, bayıklık vardır. Ay yazarken bile içim kalktı.

9. Bir de kendine sosyal sorumluluk projesi olarak bir piç alıp, onun içindeki iyiyi dışarı çıkarmaktan zevk alanlarımız var.

Bir de kendine sosyal sorumluluk projesi olarak bir piç alıp, onun içindeki iyiyi dışarı çıkarmaktan zevk alanlarımız var.

Bir piç alıp, kısık ateşte 20 dakika pişiriyoruz. Sevgimizi, aşkımızı piçin içine atıp bir güzel karıştırıyoruz. Olmuşsa bizimdir, olmamışsa zaten hiç bizim olmamıştır.

10. Efendi adam herkese iyi davrandığı için, kadınların kendilerini özel hissetmelerini sağlayamazlar.

Efendi adam herkese iyi davrandığı için, kadınların kendilerini özel hissetmelerini sağlayamazlar.

 ncak piç erkek sadece esas kadına iyi davranır. İşte bu da, esas kadın olmayı isteyen her kadının kalbini eritir.😍

11. Bazen de ciddi bir ilişki istemezsin. Efendi bir adamın kalbini kırmak yerine, piçle gönlünü eğlendirir, sonrasında da kimse üzülmeden oradan ayrılırsın.

Bazen de ciddi bir ilişki istemezsin. Efendi bir adamın kalbini kırmak yerine, piçle gönlünü eğlendirir, sonrasında da kimse üzülmeden oradan ayrılırsın.

12. Piç adamın enerjisi etraftaki tüm kadınların ilgisini çeker. Eee haliyle vahşi doğadaki rakiplerimizin elinden avı kapmak da, durumu ayrı bir çekici hale getirir.

Piç adamın enerjisi etraftaki tüm kadınların ilgisini çeker. Eee haliyle vahşi doğadaki rakiplerimizin elinden avı kapmak da, durumu ayrı bir çekici hale getirir.

3. Daha ne yiyeceğimize bile saatlerce karar veremeyen biz kadınlar, ne istediğini bilen piç adamlara taparız.

Daha ne yiyeceğimize bile saatlerce karar veremeyen biz kadınlar, ne istediğini bilen piç adamlara taparız.

Bize ne yemek istediğimizi sormak yerine:

-Harika bir yer keşfettim, bugün orada yiyoruz!

diyen erkek çekiciliği😍

14. Efendi adamın gereksiz kibarlıkları sıkar. Piç adam olduğu gibidir, gereksiz nezaketten uzak durur ve bu garip bir şekilde bize daha çekici gelir.

Efendi adamın gereksiz kibarlıkları sıkar. Piç adam olduğu gibidir, gereksiz nezaketten uzak durur ve bu garip bir şekilde bize daha çekici gelir.

15. En güzeli de piç adam bir kadını nasıl güldüreceğini iyi bilen adamdır!

En güzeli de piç adam bir kadını nasıl güldüreceğini iyi bilen adamdır!

 Efendi adamın espri anlayışı için:

-Ben hastayım dedim dedim inanmadınız bak noldu şimdi? :))))

-????!!!!111

UYARI: Piçlerin bütün bu süpersonik özelliklerine rağmen, son kullanma tarihleri çok da uzun değildir.

UYARI: Piçlerin bütün bu süpersonik özelliklerine rağmen, son kullanma tarihleri çok da uzun değildir.

 Tarihi geçen piçleri kullanmanız durumunda kalbiniz tuzla buz olabilir ve ağlamaktan gözlerinizde yaş bitebilir. İşte böyle durumlarda efendi bir adamdan yardım alın. Ve aklınız varsa bir daha da asla bir piçe bulaşmayın.

Pekiii, siz sevgilinizi nasıl alırdınız?

% 37 (16b oy)

Bana ordan bir porsiyon piç!

% 34 (15b oy)

Efendi olsun, benim olsun…

% 17 (7.1b oy)

Saol kalsın, hiç almayım ben.

% 12 (5b oy)

Nefes alsın yeter 🙂

kaynak: onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ölüm Esnasında İnsanoğlunun Yaşadığı En Büyük Pişmanlıkları Merak Ettiniz mi?

Eğlenmek ya da sıkılmak, sevmek ya da sevilmek, sevinçten yerinde duramamak ya da üzüntüden bir yere sığamamak.. Bunları bir daha yaşayamayacak olmanın verdiği duyguyu ne kadar hissetmeye çalışsak da boş aslında.. Peki ya pişmanlıklar?

Avusturyalı Bronnie Ware ölüme sadece 12 hafta uzakta olan hastalarla ilgilenen bir hemşire.. Ve bu insanların pişmanlıklarını birinci ağızdan dinleyen bir çift kulak..

Başkalarının benden beklediği hayatı yaşamak yerine benim için doğru olan hayatı yaşama cesaretimin olmasını isterdim..

Başkalarının benden beklediği hayatı yaşamak yerine benim için doğru olan hayatı yaşama cesaretimin olmasını isterdim..

Çok fazla pişmanlık cümlesi duydum fakat tüm bunların arasında en çok dile getirilen kesinlikle buydu. İnsanlar hayat denilen olgunun sonuna geldiğini fark ettiklerinde ve dönüp arkaya baktıklarında yapmak isteyip de yapamadıkları çok fazla şeylerle karşılaşıyor. Pek çok insan hayallerinin yarısını dahi gerçekleştirmemiş halde ve bunun yaptıkları veya yapmadıkları seçimler nedeniyle böyle olduğunu bilerek ölüyor. Fakat birçokları maalesef yaşam ellerinden kayıp gidene kadar bunun farkına bile varmıyor..

Keşke o kadar çok çalışmasaydım..

Keşke o kadar çok çalışmasaydım..

Bu cümle, hemşirelik yaptığım süre boyunca neredeyse her erkek hastamdan duyduğum bir şey. Çocuklarının büyüme süreçlerini, biricik eşlerinin hayat arkadaşlığını kaçırdıklarından bahsediyorlardı.. Kadınların da bunu söylediği olsa da eski bir jenerasyondan gelmeleri sebebiyle çoğu kadın evin geçimini sağlayan kişi olmuyor.

Keşke duygularımı ifade etme cesaretim olsaydı..

Keşke duygularımı ifade etme cesaretim olsaydı..

Birçok insan çevresindeki insanlarla olan ilişkisine zarar vermemek ya da onları kırmamak için duygularını  tam manasıyla ifade edemiyor. Bu nedenle sıradan bir varoluş içinde hiçbir zaman gerçekten olabilecekleri kişi olamıyorlar. İşte bunun sonucunda gelen kırgınlık ve küskünlükler, bu insanların üzerinde büyük bir yük haline gelmişti ve yaşadıkları hastalıkların sebeplerindendi.

Keşke arkadaşlarımla olan bağımı kopartmasaydım..

Keşke arkadaşlarımla olan bağımı kopartmasaydım..

Birçok insan ölüm denilen kaçınılmaz illetin kollarına düşene kadar eski arkadaşlıklarının, yaşanmış olan güzel günlerin değerinin farkına varamıyor.Ölüm artık iyice onları kolları arasına aldığında ise bu insanları bulmak pek de kolay olmuyor. İşte bu nedenle arkadaşlıklarına hak ettiği zamanı ve değeri vermemekten kaynaklanan pek çok pişmanlık vardı. Herkes ölürken birilerini özlerdi..

 

Keşke kendi mutluluğuma daha çok izin verseydim..

Keşke kendi mutluluğuma daha çok izin verseydim..

Şaşırtıcı bir şekilde, insanların dile getirdiği pişmanlıklardan birisi de bu. Ölüm gelene kadar çoğu mutluluğun bir seçim olduğunu fark etmiyordu. Eski davranış biçimlerine ve kalıplara sıkışıp kalmış oluyorlardı. Değişim korkusu hem etrafındakilerine hem de kendilerine “mutluymuş gibi” davranmalarına sebep oluyordu. Ama içlerinde gerçekten gülebilmenin ve aptallıklar da yapabilmenin özlemi vardı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevdiklerinize Melek Kolyeleri, Melek Kitap Ayraçları Hediye Edin Onları Sevindirin…

Teşvikiye’de cici mi cici bir sanat galerisi. İçinde Işıl Hanım ve melekleri… İyi niyetini, sıcacık enerjisini, samimiyetini hemen hissediyorsunuz. Sonra başlıyor melek tasarımlı kolyelerini anlatmaya. Hepsi elinin emeği, gözünün nuru. Hiç birini birbirinden ayıramıyor. Her meleğin verdiği mesaj farklı, açtığı kapı farklı, sizi koruduğu alan farklı. Konuşmamızın ortasında içeri gidiyor, bu size gerekli olan melek deyip geri geliyor.

Bakıyorum benim ihtiyacım olan melek neymiş:temmuz ist  2015 076

Baş Melek Mikail (Güven) Mesajı aynen şöyle: En ufak bir korku parçası bile seni Bir’den ayırıyor. Tüm korkularını serbest bırak… Bana havale et ve özgür olduğunu bil…

Vallahi doğru, billahi doğru. Her zaman güvenle ilgili sıkıntım olmuştur. Şimdi ne yapacağımı biliyorum. Baş Melek Mikail’i yardıma çağıracağım. Kitap ayracımı da her gördüğümde içime rahatlık yayılacak…

Siz de kendi meleğinizi, kolyenizi, mesajınızı alın, hatta en güzeli sevdiklerinize de hediye edin. Daha sevgi dolu, daha güvenli, daha mutlu, daha bereketli bir dünyaya adım atalım. Sizin de bunda payınız olsun… (Siparişleriniz için 0536 508 19 73’ten kendisiyle irtibata geçebilirsiniz.)

FullSizeRender IMG_5457

IMG_5458 m9

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Not: Bir kaç cümleyle Işıl Hanım bu işe nasıl başladığını anlatıyor. Buyrun okuyun…

Hiç meleklerin mucizelerine tanık oldunuz mu? Ben oldum. En çok ihtiyacım olduğunda önden bir mesaj yollayarak her zaman yanımda olduklarını hissettirdiler, kimi zaman bir tüy, çoğu zaman çift rakamlarla tüm tüylerimin dikilmesiyle ve içimi kaplayan sıcaklıkla enerjilerini hissettim. Güvendeydim. Korunuyordum. Seviliyordum. Böylelikle onlarla başlayan bir serüvene çıktım. Meleklerin mesajları ve mucizelerini deneyimliyorum. Haydi! Sizler de bu deneyimi benimle paylaşın.

Sevgiler…

Işıl İpekçi

melek 1

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat böyledir.Onu hazır bir şekilde bekleyemezsin; güzelliği bu, anlamı bu. Seni her zaman şaşırtıyor ve sürprizlerle geliyor

11535885_10205619434938056_6519432373802901567_n[1]

Birbirine rakip iki tapınak vardı. Bu tapınakların ustaları -onlar aslında sözde usta olmalılar, gerçek birer rahip olmalılar- birbirine o kadar karşıydı ki, müritlerinden diğer tapınağa bakmamalarını istiyorlardı.
Bu iki rahibin de birer çocuk hizmetçisi vardı. Onların bütün işlerini bu hizmetçiler yürütüyordu. İlk tapınağın rahibi, hizmetçisine “Diğerinin hizmetçisi ile asla konuşma, o insanlar tehlikeli.” dedi.
Ama çocuklar, çocuktur. Yolda karşılaşmışlar ve ilk tapınağın hizmetçisi diğerine sormuş: “Nereye gidiyorsun?”
Diğeri yanıtlamış: “Rüzgar beni nereye götürürse.” Tapınakta söylenen büyük Zen hikayelerini dinlemiş olmalı. “Rüzgar beni nereye götürürse.” diyor. Harika bir cümle!
Saf Tao.
Ancak ilk çocuk çok utanmış, bozulmuştu ve verecek bir yanıt bulamamıştı. Öfkelenmişti ve suçluluk duygusu içindeydi. “Ustam, bu insanlarla konuşmamamı söylemişti. Bu insanlar gerçekten tehlikeli. Bu ne biçim bir yanıt? Beni aşağıladı.”
Ustasına gitmiş ve olanları anlatmış: “Onunla konuştuğum için çok özür dilerim.
Haklıymışsınız, o insanlar gerçekten çok garip. Bu ne biçim bir yanıt? Ona nereye gidiyorsun diye sordum. Basit, resmi bir soru. Onun tıpkı benim gibi pazara gittiğini biliyordum. Ama o bana, ‘rüzgar beni nereye götürürse’ dedi.”
Usta konuşmuş: “Seni uyarmıştım ama dinlemedin. Şimdi bak; yarın aynı yerde dur. O geldiği zaman, ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sor. Sana, ‘Rüzgar beni nereye
götürürse.’ diyecek. O zaman senin de biraz daha felsefi olman gerekir. Yani,
‘Ayakların yok mu?’ dersin. Çünkü ruh bedensizdir ve rüzgar ruhu hiçbir yere
götüremez. Buna ne dersin?” demiş.
Çocuk tamamen hazır olmak istiyordu. Bütün gece mizanseni kafasında tekrarladı. Ertesi sabah erkenden oraya gitti ve o noktada beklemeye başladı. Diğer çocuk tam vaktinde geldi. Çok mutluydu. Şimdi ona gerçek felsefenin ne olduğunu gösterecekti:
“Nereye gidiyorsun?” diye sordu ve bekledi.
Ancak diğer oğlan: “Pazardan taze sebze alacağım” dedi.
Şimdi öğrendiği o felsefeyi ne yapacaktı?

Hayat böyledir. Onun için hazırlık yapamazsın. Onu hazır bir şekilde bekleyemezsin; güzelliği bu, anlamı bu. Seni her zaman şaşırtıyor ve sürprizlerle geliyor. Eğer gözlerin varsa, her anın sürprizle dolu olduğunu ve hiçbir önceden hazırlanmış yanıtın uygulanabilir olmadığını görürsün. ..

Taşların Şifası…

252713_139348679558463_1284138963_n[1]

Elmas: Eski çağlardan günümüze taşların en değerlisi sayılan elmasın, kadınla erkek arasındaki aşkı güçlendirdiğine inanıldığından nişan yüzüklerinde tercih edilir. Saflık, sevgi ve neşe getirdiği söylenen elmas, cesareti ve aşkı sembolize eder. Elmas, sizi ruhsal ve ahlaksal inançlara göre yaşamınız için yüreklendirerek, kendinize ve başkalarına karşı dürüst olmaya davet eder.

Safir: Gök yakut diye bilinen safir, Latince mavi anlamına gelen sapphirus kelimesinden gelir. Mavi, pembe, turuncu, sarı, yeşil, mor ve siyah renklerde ya da şeffaf olabilir. Tarih boyunca kralların ve hükümdarların kötülük, ihanet ve büyülerden korunmak için taktıkları kutsal bir taştır. Aynı zamanda çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Şeffaf safir size güveni, sevgiyi ve ışığı yoğun olarak hissettirir. Mavi safir, duygusal travmaların yarattığı duygu yüklerinden kurtararak özgürlük hissi verir.

Yakut: Mutsuzluk, kıymetsizlik, kavga, düşman, saldırı, vakitsiz ölümler ve akıl hastalıklarına karşı koruyucu özelliği olduğuna inanılır. Yakut, Hindistan’da taşların efendisi olarak anılır. Saflaşmaya ve değişime götüren yaşamsal ve sıcak yaratıcı enerji
verir.

Zümrüt: Yeşil renginden dolayı bereket, doğurganlık ve yağmur simgesi olarak bilinir. Düş gücünü geliştirdiğine, belleği güçlendirdiğine inanılır. Kadında ve erkekte üretkenliği artırır.
Göz ağrıları, iltihap ve kırıklığı giderir.

Ametist: Strese, migrene, iştahsızlık, göz ağrısı, akciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kuvars kristalinin arındırılmasında kullanılır. Pozitif enerji yüklü bir kristaldir. Taşıyan kişiye de bu yükü aktarır. Beyin gücünü yükseltir. Kan temizleyicidir. Negatif enerjilerimizi boşaltarak huzurlu ve zinde olmamızı sağlar. Pembe kuvarsla birlikte kullanıldığında aklı güçlendirir. Alkoliklere iyi gelir ve kalbi korur.

Akik: Uğur ve bereket taşıdır. Kan dolaşımını kolaylaştırır. Erkeklerde, erkeklik bezini, kadınlarda yumurtalıkları korur. Cinsel organları aktivite eder. Sağlık ve uzun ömür simgesidir Turuncu akik kendinizi sıkıntılı ve ümitsiz hissettiğiniz zamanlarda olayların
iyi yönlerini görmenize yardım eder. Sebepsiz sıkıntıyı alır. Sarı akikle yaşamdan zevk alırsınız. Ateş akiği yaşadığınız ana yoğunlaşma isteğinizi güçlendirir. Ciddiyet, dayanıklılık ve sükunet sağlar. Olumsuz duyguları çözüp iç benliği korur. Kendinize güven duymanızı sağlar.

Akuamarin: Beden ve zihin ilişkisini kuvvetlendirir. Duyarlılık sezgisini artırır. Aile saadetini güçlendiren taş denir. Denizcilerin uğur ve nazar taşıdır. Güven, denge ve ahenk
sembolüdür. Solunum problemleriyle savaşır. Hafızayı güçlendirir. Strese karşı koruyucudur.

Agat: Konuşma yeteneğini güçlendirir. Dikkatsizlikten, sosyal olamamaktan korur. Uzun ömür ve mutluluk simgesidir. Günlük stresleri atar. Vücutta tansiyon dengeleyicidir. Üriner sistemin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. Aklı ve vücudu güçlendirir, kişiyi cesaretlendirir.

Aytaşı: Günlük yaşantınızdaki dengeyi oluşturmanızı sağlar ve duygusal dengenizde uyum sağlayıcı etki yaratır. Fiziksel olarak tıkanmış lenf bezlerini temizler. Kadınlarda hormon seviyesini dengeler.

Amber (Kehribar): Guatr, astım, bronşit ve allerjiye karşı iyidir. Tılsım olarak, hem kör talihe karşı korunma hem de talihi kendine çekme için kullanılmıştır. Sindirim sistemi, iç salgı bezlerini dengeler ve karaciğeri temizleyerek güçlendirir. Yaydığı sıcaklık,
enfeksiyonu önlediği ve soğuk algınlığı tedavisinde rol oynadığı için genelde boyun çevresine takılır. Boğaz ve tiroid enfeksiyonlarını diğer tüm taşlardan daha iyi tedavi ettiği
düşünülmektedir.

Aventurin: Zihinsel karmaşayı ve stresi azaltır. Neşe taşı da denir. Sakinlik ve yaşama sevinci sunar.

Amazonit: Beden dışı deneyimlere duyulan korkuyu yatıştırır. Enerjisi ölümcül derecede hasta olanlara iyi gelir.

Firuze (Turkuaz): Panzehir özelliği vardır, talih taşı olarak bilinir. Hissettirdiği iç bağlantılar sayesinde şifa etkisi gösterir. Nazara karşı iyi gelir. Bilinci genişletir ve kaygıyı teskin eder. Tansiyonu düzenler, kalp hastalarına iyi gelir. Kadınlık özelliklerini artırır. Konuşma ve yazma yoluyla yaratıcı ifadeyi artırır.

Hematit (Demir): Kan dolaşımı düzeninin sağlıklı olmasına yardımcıdır. Bu özelliğinden dolayı romatizmaya iyi gelir. Enerji kaynağıdır, solunum yolları üzerinde olumlu etkileri vardır.

İnci: İnci size güç, huzur ve çalışma azmi verir. Duygusal korunma amacıyla da kullanılır.

Jasper: Sindirim sistemine iyi gelir. Endokrin sistemine denge getirir. Karaciğer ve safra kesesini, dalak ve mesaneyi kuvvetlendirir. Fiziksel direnci artırır.

Kaplan Gözü: Sahiplenme arzusunu güçlendirir, insanların kendisini işine vermesini sağlar. İç ve dış görüşü artırır. Zihni keskinleştirir. Sinirsel spazmları ve baş ağrılarını hafifletir. Sindirim bozukluklarına, algılama eksikliğine ve korkuya karşı koruyudur. Negatif enerjiden korur.

Kuvars kristali: Vücuttaki fazla elektriği alır, eksikliği tamamlar. Tansiyonu düzenler, meditasyonda kullanılır. Cep telefonu taşıyan kimselerin yanında mutlaka kristal bulundurması gerekir. Çünkü kristal radyasyonu toplar. Kristaller almış olduğu radyasyonu 15 günde bir yıkamak suretiyle atarlar.

Rutılat kuvarsı: Depresyonu azaltır, enerji kaynağıdır. Sıkıntılı geçen bir günün getirdiği olumsuz duygu ve düşünceleri çözerek uzaklaştırır.

Kalsedon (Mavi Akik): Düşünce yeteneğini kuvvetlendirir, iyi konuşmayı sağlar.

Krizopras: Sinirsel gerilimleri yok eder. Fiziksel, zihinsel, heyecan durumlarında sakinlik verir. Seksüel ve depresif durumları rahatlatıcı özelliği vardır.

Lal: Tehlikeyi haber veren taş olarak geçer. Bilinmeyene gözlerinizi açar ve gayipten bilgi almayı destekler. Fiziksel olarak da cinsel organların iyileşmesine yardımcı olur, kan dolaşımını canlandırır.

Lapis Lazuli (Lacivert Taşı): Ruh ve beden arasındaki dengeyi sağlar. Ayrıca zihinsel berraklığı ve derin düşünmeye yardımcı olur. Hazmı kolaylaştırır.

Malahit (Bakır Taşı): Fiziksel ağrıları azaltıcı ve radyasyondan koruyucudur. Uyumayı kolaylaştırır. Zihni ve vücudu canlandırır. Her kademede dengeleyici rol oynar. Sol elde oynanırsa vücuttaki statik elektriğin fazlasını alır.

Mercan: Solunum açıcı etkisi vardır. Kişide cazibeyi artırır. Zor işlerin akışını kolaylaştırır. Çoğaltıcı etkisi vardır, bereket simgesidir.
Obsidiyen: Negatif enerji emicidir. Stresi azaltır, terapi yönü çoktur. Bilinçaltındaki blokajları temizler.

Opal: Eklem iltihabına iyi gelir. İnsancıl duyguları güçlendirir. Ruh temizliğini korur, umudu güçlendirir. Yüksek başarı taşıdır.

Prit: İrade gücünü artırır. Diğer insanlarla armoni halinde çalışmayı gerçekleştirir. Enerji oluşturur.

Rodonit: Vücudun sağlıklı gelişmesine yardım eder. Kan dolaşımın dengeler. Psikolojik olumsuzluklardan kurtarıcı ve cesaret artırıcıdır.

Topaz: Duygusal yükleri ve kötümser düşünceleri ortadan kaldırır. Endişe ve depresyonun üstesinden gelmede yardımcı olur. Tüm bedeni güçlendirir, destekler, zihinsel ve fiziksel sindirime yardım eder.

Yeşim (Jade): Böbrek rahatsızlarından kaynaklanan ateşi düşürür. Akıl sağlığına, göz bozukluğuna ve doğum sancılarına karşı koruma sağlar.

Kırmızı Yeşim Taşı: Kanı güçlendirir, canlılık, güç ve sabır verir. Bedeni temizler.

Zebercet (Peridot): Aygıtların kaydedemediği kalp çarpıntılarına ve sebebi bilinmeyen korkulara iyi gelir. Renginden dolayı bereket, doğurur içinizde sevinç duygusu uyandırır.

kaynak : hürriyet

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Kadının Kendine Vermesi ve Tutması Gereken 22 Değerli Söz

Daha çocukluktan, gençlikten bu yana cinsiyetçi toplumlar yüzünden yapmadığımız hatalar yüzünden yargılanmaya, suçlanmaya alıştık. Erkek ve kız çocuk için hayatın farklı olduğunu, kadın – erkek eşitsizliğinin her fırsatta gözümüze sokulacağını deneyimledik. Bazen görülüp, duyulup, yok sayılacağımıza, iş yerinde bile “presentable” adı altında güzel olmanın zeki olmaktan daha önemli olduğuna şahit olduk.

Ve yolun bir noktasında, öğrendiklerimizin, toplumun bize öğrettiklerinin aslında ne kadar yanlış ve saygısızca olabileceğini fark ettik. 

Hak ettiğimiz şeyler için savaşmanın, bağıra bağıra kahkahalar atmanın, umutlu olmanın, pozitif olmanın hiçbir sakıncası olmadığını, bunların bizi güçlü kılacağını öğrendik.

O zaman hayal edelim, kendimize sözler verelim, ve özürler sıralamadan, bütün hayat heyecanını taşımanın zehirsiz keyfini sürelim…Çünkü herkes gibi en iyisini, en güzelini hak ediyoruz.

1. Bu bedeni sevmeye söz veriyorum.

Bu bedeni sevmeye söz veriyorum.

İyi günde kötü günde, toplumun bize öğrettiğinin aksine, kıvrımlıyken ya da aşırı zayıfken, “şişko” ya da “sıska” diye nitelendirilirken, vücuduma kibar davranacağıma, onu olabildiğince iyi, sağlıklı besleyeceğime söz veriyorum.

2. Gördüğüm yerde, durup, çiçekleri koklayacağıma söz veriyorum.

Gördüğüm yerde, durup, çiçekleri koklayacağıma söz veriyorum.

Mükemmel doğanın kokusunu içime çekerken, sadece o an orada olacağıma,ve o anın daha iyi olamayacağını düşüneceğime söz veriyorum.

3. Olduğumdan başka biri gibi görünmeyeceğime söz veriyorum.

Olduğumdan başka biri gibi görünmeyeceğime söz veriyorum.

Çünkü ben buyum, böyle güçlüyüm, böyle güzelim. Bunu hiçbir şey değiştiremez.

4. İnsanların mükemmel olmayacağını kabul edeceğime söz veriyorum.

İnsanların mükemmel olmayacağını kabul edeceğime söz veriyorum.

Yanlış adamlarla çıkacağım, doğru adamlarla çıkacağım, geçmişte yaşayan adamlarla karşılaşacağım, “bana göre olmayan” ama kendi nezdinde güzel adamlarla çıkacağım, ta ki gönlümün koşulsuz ve hatalarıyla sevdiği kişiyi bulana kadar. Bunda yanlış hiçbir şey yok.

5. Bir çok hata yapacağıma söz veriyorum.

Bir çok hata yapacağıma söz veriyorum.

Yaptığım hatalardan aldığım dersleri unutmayacağıma, sırf “güvenli” hissetmek için kabuğumun içinde kalmayacağıma, dış dünyaya açılıp, hata yapmayı da kabulleneceğime söz veriyorum ve bununla barışığım.

6. Kendime karşı bağışlayıcı olacağıma söz veriyorum.

Kendime karşı bağışlayıcı olacağıma söz veriyorum.
Gençken, kızgınken, mutluyken, sarhoşken, ya da ruh halim bozukken yaptığım hataların yolumu tıkayıp, vicdanımı yeyip bitirmesine izin vermeyeceğim, bütün kalbimle kendimi affedeceğim.

7. Sesimin asla kesilmeyeceğine söz veriyorum.

Sesimin asla kesilmeyeceğine söz veriyorum.

Özellikle sesimin en çok duyulması gereken zamanlarda, öne çıkıp, haklı gerekçelerimi savunacağıma, haklı bulduğum her şey hakkında fikirlerimi sunacağıma, inandığım şeylerin arkasında duracağıma ve bunun için asla özür dilemeyeceğime söz veriyorum.

8. Bugün, yarın ve her gün “önce ben” olacağıma söz veriyorum.

Bugün, yarın ve her gün
İstediğim şeyleri kovalayacağıma, kendi ihtiyaç ve isteklerimi herkesin üstüne koyacağıma çünkü sonuna kadar bunu hakettiğime inanıyorum.

9. Beni “sadece vücudum” veya “sadece aklım” için seven erkeği asla birbiriyle karıştırmayacağıma söz veriyorum.

Beni

Ve her ikisini, yani hem aklımı hem vücudumu seven bir erkekten daha azıyla, asla bir düzen kuramayacağıma eminim.

10. Beynime gereken değeri vereceğime söz veriyorum.

Beynime gereken değeri vereceğime söz veriyorum.

Onu değişik cümleler, kelimelerle, okuyarak zenginleştirip, geliştireceğime, filmlerle,yemek tarifleriyle vb. olabildiğince zihnimi ilerleteceğime söz veriyorum.

11. Herkese bir şans vereceğime söz veriyorum.

Herkese bir şans vereceğime söz veriyorum.

Korkutucu, riskli, aptalca olsa bile, kendi kabuğumu kırıp, güven bölgemden dışarı adım atıp, insanlara içlerindeki cevheri kanıtlamaları için bir şans vereceğime söz veriyorum. Çünkü bir insana şans vermeden, nelere sahip olduğunu asla bilemezsiniz.

12. Kadın olmanın bana yeteceğine söz veriyorum.

Kadın olmanın bana yeteceğine söz veriyorum.
Sırf cinsiyetim yüzünden asla limitlere boyun eğmeyeceğime, vücudumun cinsiyetçi toplumlar yüzünden nesnelleştirilmesine izin vermeyeceğime söz veriyorum.

13. Aileme vakit ayıracağıma söz veriyorum.

Aileme vakit ayıracağıma söz veriyorum.

Çok yoğun günler geçirsem bile, tünele girmek üzere olsam bile, başımı kaşıyacak vaktim olmasa bile, günde bir kaç dakika ayırıp, onları arayıp, nasıl olduklarını, onları özlediğimi ve sevdiğimi hatırlatacağıma ve yanlarında olacağıma söz veriyorum.

14. Aşırıya kaçacağıma söz veriyorum.

Aşırıya kaçacağıma söz veriyorum.

 Canım istiyorsa deliler gibi içeceğime, geç saatlerde uyuyacağıma hatta bazen sabahlayacağıma, canım acıyana kadar dans edeceğime, patlayana kadar yemek yiyeceğime söz veriyorum. Çünkü eğer canım abartmak istiyorsa, buna bile doyacağım.

15. Kat ettiğim yollardan gurur duyacağıma söz veriyorum.

Kat ettiğim yollardan gurur duyacağıma söz veriyorum.

Yol hala devam etse de, arkama dönüp baktığımda, üzülmek, “keşke”lerle iç geçirmek yerine, yaşadıklarımdan aldığım derslere minnet edeceğim. Buraya kadar gelmek bile büyük bir başarı.

16. Başıma gelen kötülükleri affedeceğime ama asla unutmayacağıma söz veriyorum.

Başıma gelen kötülükleri affedeceğime ama asla unutmayacağıma söz veriyorum.

 Zamanın yaralarımı iyileştirmesine izin vereceğime, üzüntüde boğulmak yerine öğrendiklerimin yanıma kar kalıp, benimle taşınmasına izin vereceğime söz veriyorum.

Üzen eski sevgililere, kazık atmış eski dostlara beddua etmek yerine, ışık ve pozitif düşünceler dileyip, hayatıma devam edeceğim.

17. Ağlamaktan korkup, çekinmeyeceğime söz veriyorum.

Ağlamaktan korkup, çekinmeyeceğime söz veriyorum.

Kalbim her kırıldığında, aşka her küstüğümde, duygularım her yanıldığında, gerekirse sabahlara kadar, içimde zehir kalmayana kadar ağlayacağıma söz veriyorum.

18. İstediğim şeyleri giymekten asla çekinmeyeceğime söz veriyorum.

İstediğim şeyleri giymekten asla çekinmeyeceğime söz veriyorum.
İnanılmaz yüksek topuklardan, kıpkırmızı rujlardan, kısa eteklerden asla çekinmeyeceğime ve toplumun bana sırf feminen olduğum için “kaşar” ya da “teşhirci” muamelesi yapmasına izin vermeyeceğime söz veriyorum.

19. İşler istediğim gibi gitmediğinde sabırlı olacağıma söz veriyorum.

İşler istediğim gibi gitmediğinde sabırlı olacağıma söz veriyorum.

Şöyle bir geri adım atıp, biraz “oluruna” bırakacağıma, evren, allah ya da inandığım hangi güç varsa bana en hayırlısını göstereceğine, ve bu yolculuğun asla buhranla geçmesine izin vermeyeceğime söz veriyorum.

20. Kendime kıskançlık fırsatı vereceğime söz veriyorum.

Kendime kıskançlık fırsatı vereceğime söz veriyorum.

 Bunu bir handikap olarak görmeyeceğime, eğer kıskanıyorsam bunu saklamayacağıma, bunun beni büyütmesine izin vereceğime söz veriyorum.

21. Yarın için, bugün için, 3 hafta sonrası için planlar yapacağıma söz veriyorum.

Yarın için, bugün için, 3 hafta sonrası için planlar yapacağıma söz veriyorum.

Ve bunları gerekirse bozmaktan çekinmeyeceğime.

22. Sevmekten vazgeçmeyeceğime söz veriyorum.

Sevmekten vazgeçmeyeceğime söz veriyorum.
Sevgi almak, sevgi vermek. Karşındaki hak etmese bile bunu sürdürebilmek. Sırf kendi ruhun için. Benden büyük olan kalbimi kendime kanıtlamak için. Hatalarımı bile seveceğime, onları kucaklayacağıma ve sevgi enerjisinin üstümden akıp gitmesine izin vereceğime söz veriyorum.

kaynak: onedio

Efsane Kitap ve Film Dövüş Kulübü’nden Hayatı Sorgulamanıza Sebep Olacak 25 Müthiş Alıntı

çlü kalemiyle tüm dünyada ün kazanmış olan yazar Chuck Palahniuk’ten tüketim kültürüne, hırs ve üstünlük duygusuna, güzellik idealine ve iş dünyasına ağır bir eleştiri olan Dövüş Kulübü, birçok kişi tarafından baş rollerini Brad Pitt ve Edward Norton’un oynadığı film ile biliniyor. İster kitabının, ister filminin bir hayranı olun, bu eserde bulunan bazı sözler insanın boğazına düğümleniyor ve yaşadığı anlamsız hayatı sorgulamasına sebep olarak her şeyden kaçıp uzaklara gitme isteği uyandırıyor.

1. Her gün işe gidiyorsun. Akşamları erken uyuyorsun. Ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. Gerçekten acınası bir durumdasın.

Her gün işe gidiyorsun. Akşamları erken uyuyorsun. Ve bunun karşılığında aldığın tek şey koltuk takımı. Gerçekten acınası bir durumdasın.

2. Ancak her şeyini kaybettikten sonra gerçekten özgür olabilirsin.

Ancak her şeyini kaybettikten sonra gerçekten özgür olabilirsin.

Tyler diyor ki, ben henüz dibe vurmaya yaklaşmamışım bile. Ve eğer sonuna kadar düşmezsem, kurtulmam olanaksızmış. İsa çarmıha gerilerek yapmış bunu. Sadece para, mülkiyet ve bilgiden vazgeçmen yeterli değil, diyor Tyler. Bu bir hafta sonu tatili değil. Bu işi böyle yarım yamalak yapamazsın artık.
Seminerde miyiz?
“Daha dibe vurmadan çözülürsen,” diyor Tyler, “asla sonuna kadar götüremezsin.”
Ancak felaketten sonra yeniden doğabilirmişiz.
“Ancak her şeyini kaybettikten sonra,” diyor Tyler, “gerçekten özgür olabilirsin.

3. Dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti, ama zaten hiçbir şeyin önemi yoktu.

Dövüş bittiğinde hiçbir şey çözülmemişti, ama zaten hiçbir şeyin önemi yoktu.

Tyler bana bir garsonluk işi buluyor, sonra ağzıma bir silah sokmuş ve diyor ki, sonsuza kadar yaşamak istiyorsan, ilk adım olarak ölmek zorundasın.

4. “Geri dönüştürme, sürat limitleri, hepsi palavra,” dedi Tyler. “Ölüm döşeğinde sigarayı bırakmaya benziyor bunlar.”

5. İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında insanı öldüren de hep sevdiğidir.

İnsan sevdiklerini öldürür diye bir söz vardır ya; aslında insanı öldüren de hep sevdiğidir.

6. Bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur.

Bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur.

Yuva yapma iç güdülerine tutsak düşen tek ben değildim… Hepimizde Johanneshov markalı koltuktan var, yeşil çizgili Strinne deseniyle kaplı… Hepimizde Rislampa/Har markalı aynı kağıt lambadan var… Benimki artık bir konfeti… Çelik üstüne çinko kaplama Vild marka ayaklı saaatim. Tanrım ona sahip olmasam ölürüm…
Mobilya satın alırsınız. Kendinize dersiniz ki, bu hayatım boyunca ihtiyaç duyacağım son kanepe. Kanepeyi alırsınız ve sonraki birkaç yıl boyunca, hangi işiniz ters giderse gitsin, en azından kanepe sorununuzu çözmüş olduğunuzu bilirsiniz. Sonra aradığınız tabak takımı. Sonra hayallerinizdeki yatak. Perdeler. Halılar.
Sonra o güzel yuvanızda kısılıp kalırsınız. Bir zamanlar sahip olduğun şeyler gün gelir senin sahibin olur.

7. “Yirmi dört yaşındayken,” diyor Marla, “ne kadar hızlı düşebileceğin konusunda hiçbir fikrin yoktur, ama ben hızlı öğreniyordum.”

8. İnsanlar ölmekte olduğunuzu sanarlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı. Bugün sizi son kez görüyor olmaları gibi bir ihtimal varsa, sizi gerçekten görüyorlardı.

İnsanlar ölmekte olduğunuzu sanarlarsa, bütün dikkatlerini size veriyorlardı. Bugün sizi son kez görüyor olmaları gibi bir ihtimal varsa, sizi gerçekten görüyorlardı.

9. Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında koca koca delikler açmak istiyordum.

Hayatta hiçbir zaman sahip olamayacağım yağmur ormanlarını yakmak istiyordum. Uzaya klorofluorokarbon gazları pompalayıp ozon tabakasında koca koca delikler açmak istiyordum.
Dev tankerlerin boşaltma vanalarını açmak, açık denizlerdeki petrol kuyularının kapaklarını kaldırmak istiyordum. Yemeye paramın yetmediği bütün balıkları öldürmek, asla göremeyeceğim Fransız kumsallarını kirletmek istiyordum.
Bütün dünyanın dibe vurmasını istiyordum.

10. Kendini çok zorlama, güzel şeyler onları hiç beklemediğin anlarda olur.

Kendini çok zorlama, güzel şeyler onları hiç beklemediğin anlarda olur.

11. Hiçbir şey durağan değil. Mona Lisa bile dağılıyor. Her şey parçalanıp dağılıyor.

Hiçbir şey durağan değil. Mona Lisa bile dağılıyor. Her şey parçalanıp dağılıyor.

Belki de kendini geliştirmek aranan cevap değildir.
Tyler babasını hiç tanımamış,
Belki de cevap, kendine zarar vermektir.

12. Tek bir an: Hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz.

Tek bir an: Hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz.

13. “Eğer ne istediğini bilmezsen.” diyor kapıcı, “bir bakarsın istemediğin bir sürü şeyin olmuş.”

“Bugünkü gençlerin çoğu etrafa hava basma derdinde.” diyor kapıcı. “Çok fazla para harcıyorlar.”

“Bugünkü gençlerin çoğu ne istediklerini bilmiyor.”

“Bu gençler var ya, bütün dünya onların olsun istiyorlar.”

14. Bir gün öleceğinden kormak yerine, işe bu gerçeği kabullenerek başlayabilirsin.

Bir gün öleceğinden kormak yerine, işe bu gerçeği kabullenerek başlayabilirsin.

15. Diğer projektör görevi devralır. Film devam eder… Seyircinin hiç bir şeyden haberi yoktur…

Diğer projektör görevi devralır. Film devam eder... Seyircinin hiç bir şeyden haberi yoktur...

Çift projektörle film gösteren o eski sinemalarda, bir böbinin bitmesi ile öbürünün başlaması arasındaki boşluğu seyirciler fark etmesin diye, makinistin her saniye orada olup iki projektör arasında mekik dokuması gerekir. Tepede perdenin sağ üst köşesinde beliren beyaz noktaları beklersiniz. Meslekte bunlara “sigara yanığı” denir. İlk beyaz nokta, bitişe iki dakika kaldığını gösterir. İkinci projektörü başlatırsın ki, zamanı geldiğinde hızını almış olsun. İkinci beyaz nokta, beş saniye uyarısıdır. Gerilim artmıştır. İki projektörün arasında durmaktasındır ve makinist odası zenon lambasının ışığından hamam gibi ısınmıştır… İki elinle de birer kolu kavramış olarak iki projektörün arasında durur ve perdenin köşesine bakarsın. İkinci nokta görülüp kaybolur. Beşe kadar sayarsın. Projektörlerden birinin merceğini kapatırsın. Aynı anda, diğer projektörün mercek kapağını açarsın. Diğer projektör görevi devralır. Film devam eder… Seyircinin hiç bir şeyden haberi yoktur…

16. Bütün dünyevi mülklerinizden ve arabanızdan vazgeçip şehrin zehirli atık semtindeki kiralık bir eve yerleşin.

Bütün dünyevi mülklerinizden ve arabanızdan vazgeçip şehrin zehirli atık semtindeki kiralık bir eve yerleşin.

17. Uyanırsın ve hiçbir yerdesindir.

Uyanırsın ve hiçbir yerdesindir.
O bir dakika için çok uğraşmanız gerekiyordu ama bir dakikalık kusursuzluk, harcadığınız çabaya değerdi. Tek bir an. Hayatta kusursuzluktan en çok bunu bekleyebilirdiniz.
Uyanırsın ve uyanmış olmanız yeterlidir.

18. Hepimizin televizyondan öğrendiği eski bir Çin geleneğine göre…

Hepimizin televizyondan öğrendiği eski bir Çin geleneğine göre...
Tyler artık sonsuza kadar Marla’dan sorumlu olacak, çünkü Tyler Marla’nın hayatını kurtardı.

19. Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor.

Bu senin hayatın ve anbean sona eriyor.

Hepimizin çaresizlik içinde öleceği, insan bedenlerinin uçağın gövdesinde sıkışıp kalacağı o anı düşünmek uykusuzluğuma ilaç gibi geliyordu, üstümü dayanılmaz bir uyku çöküyordu.

Başka bir yerde, başka bir zamanda uyanabilseydim, başka bir insan olarak uyanabilir miydim?

20. Dövüş kulübüne bir kez gittiniz mi, artık televizyonda futbol seyretmek, muhteşem bir seks yapma fırsatınız varken oturup porno seyretmeye benzer.

Dövüş kulübüne bir kez gittiniz mi, artık televizyonda futbol seyretmek, muhteşem bir seks yapma fırsatınız varken oturup porno seyretmeye benzer.

21. Özgürlük, bütün umutlarımızı kaybetmek anlamına geliyordu.

Özgürlük, bütün umutlarımızı kaybetmek anlamına geliyordu.

Sonra unutuluşun içinde kayboldum, o karanlık, sessiz ve kusursuz boşlukta.

22. Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır.

Sevdiğiniz herkesin size sırt çevireceğini ya da öleceğini fark ettiğiniz zaman ağlamak kolaydır.
Zaman aralığını yeterince uzun tutarsanız, herkesin hayatta kalma şansı sıfıra düşer.

23. O sarmalayıcı karanlıkta, başka birinin kolları arasına hapsolmuşken, hayatta elde edeceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.

O sarmalayıcı karanlıkta, başka birinin kolları arasına hapsolmuşken, hayatta elde edeceğiniz her şeyin sonunda çöpe gideceğini anladığınız zaman ağlamak çok kolaydır.
Hayatta sizi gururlandırmış ne varsa hepsi çöpe gidecek. Ve ben içeride kaybolmuş durumdayım.

24. Neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun.

Neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun.

Bulutlu bir gün, bu kadar yüksekte bile. Burası dünyanın en yüksek binası ve bu yükseklikte hava her zaman soğuk. Bu yükseklikte etraf o kadar sessiz ki, insan kendini o uzay maymunlarından biri sanıyor. Sana öğrettikleri küçük görevi yerini getiriyorsun.
Bir kolu çek.
Bir düğmeye bas.
Neyi neden yaptığını bilmiyor, sonra da ölüp gidiyorsun.

25. Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur!

Hiçbir zaman tamamlanmış olmayayım, ne olur!
Hiçbir zaman halimden memnun olmayayım. Hiçbir zaman kusursuz olmayayım. Kurtar beni Tyler, kusursuz ve tamamlanmış olmaktan kurtar beni!

Organların Anlamları

imagescarnulxb[1]

 

Aşağıdaki organların yaşamdaki simge anlamları verilmiştir. Bunlar dünyada yapılan istatiksel bilgilere ve duyudışı algıları güçlü bütünsel / holistik uygulayıcıların deneyimlerine göre şekillenmiştir. Her organın birden fazla derin anlamı da vardır. Organların anatomik yapıları ve teşhis-tedavi için uzman doktorunuza görünmeniz salık verilir.

Ayaklar: Kendimizi, başkalarını, hayatı anlama kapasitemizi temsil eder.

Ayak parmakları: Geleceğin küçük ayrıntılarını temsil eder.

Eklemler: Hayatımızın yön değiştirmesini temsil eder.

Ayakbileği: Hareket ve yol belirlemeyi temsil eder.

Dizler: Egoyu, kendimize ve çevreye yargımızı temsil eder.

Bacaklar: Yaşam yolunda ilerlemeyi temsil eder.

Kalça: Büyük kararları ve gidilecek yönü temsil eder.

Omuz: Bedenin eylem merkezidir. Taşıdığımız sorumlulukları temsil eder.

Kollar: Hayat deneyimlerini, sevgiyi kucaklama kapasitesi, yeteneğini ve eylemi temsil eder.

Dirsekler: Eylemlerimize zindelik ve esnekliği temsil eder.

Eller: Hayatla ve kendimizle alış verişi temsil eder. Sağ; alan el (eril). Sol; veren el (dişil). hayatı ele alış biçimimizi temsil eder.

El bileği: Hareketi ve kolaylığı temsil eder.

El Parmakları: Hayatın detaylarını simgeler.

Boyun: Zihin beden dengesini, mantık duygu dengesini ve başı dik tutmayı temsil eder.

Diş ve Diş eti: Sınırları, kararlılığı temsil eder.

Çene: Rahat olmayı ve güveni temsil eder.

Sırt, Hayata karşı dik durmamızı ve gücü temsil eder.

Karın: Kendimize ve çevreye güveni, değeri temsil eder.

Göğüs: Dışarıdan nasıl göründüğümüzü, imajımızı temsil eder.

Göğüsler: Anneliği ve şefkati temsil eder.

Yüz: Dünyaya gösterdiğimizi temsil eder.

Kaslar: Hareketi, gücü ve kararlılığı temsil eder.

Kaba etler (butlar): Gücü temsil eder. Gevşek olması, kabahatler, gücün kaybolması.

Omurga: Hayatın esnek desteğini temsil eder.

Kemikler: İnsanın temel yapısını, dengesini ve gücünü temsil eder.

Rahim ve Yumurtalıklar : Yaratıcılığı, yaşam kaynağını temsil eder.

Vajina: Açıklık ve teslimiyeti temsil eder.

Testisler: Cinsel arzu ve gizli tutkuları temsil eder.

Prostat: Cinsel ve yaşamsal gücü temsil eder.

Kan: Bedende hazzı temsil eder.

Mide: Kişi ve olayları sindirimi, kaygıyı temsil eder.

Böbrek: Duyguları, ikili ilişkileri ve dengeyi temsil eder.

Mesane: Yaşanılan korku ve sorunların depo edilişini temsil eder.

Bağırsaklar: Özümsemeyi, alış-verişi ve duyguları temsil eder.

Rektum: Boşaltmayı, öfke ve şiddet duygularının dışa vurumunu temsil eder.

Karaciğer: Değişimi, dönüşümü ve öfke – kin – tepki duygularını temsil eder. Varlık amacımızla da ilgilidir.

Safra: Bilgileri değerlendirme ve özümsemeyi temsil eder.

Kalp: Sevgi, güven ve neşeyi temsil eder.

Akciğerler: Yaşam alanımızı, duyguları ve bağımsızlığı temsil ederler.

Nefes: Hayatı içimizde hissetme yeteneğini temsil eder.

Diyafram: Duygu paylaşımını temsil eder.

Epifiz: Gece gündüz dengesini, dünyevi – uhrevi dengeyi temsil eder. Ruhun yeri olarak bilinir.

Hipofiz: Başkalarını ve kendimizi ( otokontrol ) kontrolü temsil eder.

Tiroid: İletişim ve hayattaki akış hızımızı temsil eder.

Timüs: Bağışıklık sistemini temsil eder.

Böbreküstü: hayattaki heyecanı ve kendi ayaklarımız üzerinde duruşu temsil eder.

Pankreas: Hayatın tadını simgeler.

Eşeysel bezler: Üreticiliği, yaratıcılığı, hayattan alınan keyfi temsil eder.

5 Duyu

Antik filozoflar duyuları “ruhun pencereleri” olarak tanımlamışlardır. Aristo bugün en çok bilinen 5 duyudan bahsetmiştir.

Duyu organları, en basit haliyle, “5 duyu” olarak da adlandırılan; görme, koklama, işitme, tat alma ve dokunma işlevlerini yerine getiren göz, burun, kulak, dil ve deridir.

Gözler: Geçmişteki, an’daki ve gelecekteki berrak görüşü ve vizyonu simgeler. Gözler ruhun aynasıdır.

Kulaklar: İşitme kapasitesini, duymak isteyip istemediğimiz kişi ve olayları temsil eder. “Kulak kesilmek.”

Burun, oksijeni ve yaşam enerjisi prana’yı akciğerlere alış yolumuzdur. Yaşamın hem tatlı hem de sert yanlarını algılamamızı temsil eder. “Havayı koklamak.”

Dil, hayatın tadını ve söylenen şeyleri yutmayı, kendimizi ifade etmemizi temsil eder.

Deri, cilt ise kendimizle çevremiz arasındaki sınırdır. Çevremizle, içselliğimizle iletişimi ve sınırlarımızı temsil eder.

kaynak: alternatif ve tamamlayıcı tıp

Sağlıkla kal facebook sayfası (mutlaka ziyaret edin)

Fatoş Pabuccu Tuncay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yaşlı Bir Kızılderili Ne Kadr Yanılabilir Ki…

11232721_1074649489219686_5316781906042954535_n[1]

Geçinmek için ne yaptığın beni ilgilendirmiyor.
Neyi özlediğini,
Kalbinin arzuladığı şeye kavuşmanın hayalini kurmaya cesaret edip edemediğini bilmek istiyorum.

Kaç yaşında olduğun beni ilgilendirmiyor.
Aşk için, hayallerin için, yaşıyor olma serüveni için,
Bir aptal gibi görünme riskini göze alıp almayacağını bilmek istiyorum.

Ay’ının etrafında hangi gezegenlerin döndüğü beni ilgilendirmiyor.
Kederinin merkezine dokunup dokunmadığını, hayatın ihanetlerince açılıp açılmadığın, daha fazla acı korkusundan kapanıp kapanmadığını bilmek istiyorum.
Saklamaya, azaltmaya ya da düzeltmeye çalışmadan benim ya da kendi acınla oturup oturamayacağını bilmek istiyorum…
Benim ya da kendi neşenle olup olamayacağını, insan olmanın sınırlılığını hatırlamadan, bizi dikkatli ve gerçekçi olmamız için uyarmadan çılgınca dans edip coşkunun seni parmak uçlarına kadar doldurmasına izin verip vermeyeceğini bilmek istiyorum.

Bana anlattığın hikayenin doğru olup olmaması beni ilgilendirmiyor.
Kendi kendine dürüst olmak için bir başkasını hayal kırıklığına uğratıp uğratamayacağını; ihanetin suçlamasına dayanıp, kendi ruhuna ihanet edip etmeyeceğini bilmek istiyorum.
Güvenebilir ve güvenilebilir olup olamayacağını bilmek istiyorum.
Her gün sevimli olmasa da güzelliği görüp göremeyeceğini bilmek istiyorum.
Benim ve kendi hatalarınla yaşayıp yaşayamayacağını;
Bir gölün kenarında durup gümüş Ay’a “EVET!” diye bağırıp bağırmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede yaşadığın ya da ne kadar paran olduğun beni ilgilendirmiyor.
Keder ve umutsuzlukla geçen bir gecenin ardından, yorgun, bitap da olsan, çocuklar için yapılması gerekenleri yapıp yapmayacağını bilmek istiyorum.

Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor.
Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.
Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor.
Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum. Kendinle yalnız kalıp kalamadığını, ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.

Oriah Mountain Dreamer

kaynak: charlotte gabay facebook sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

FARKLI KONULARDA OLUMLAMA ÖRNEKLERİ

bilincalti-temizligi-ve-travmalardan-kurtulmak-icin-wahe-guru[1]

İŞ BULMAK İLE İLGİLİ OLUMLAMALAR

Ben benim.Ben Ayşe’yim / Ali’yim.. (isminiz ne ise onu söyleyin)Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve onaylıyorum.Potansiyelimin farkındayım.Ben her halimle yeterli ve tamım. Olumlu fırsat ve durumlara açığım.Karşıma çıkan fırsatları değerlendiriyorum. Aşk ile yaptığım işin bana gelmesine izin veriyorum.Tüm yetenek ve birikimlerimi kullandığım yeni bir işe açığım ve hazırım.Fırsatları değerlendiriyor ve başarıyla güzel işlere çeviriyorum.Yaratıcılığımı ifade ettiğim harika bir işim var.Sevdiğim işi yaparak gelişiyor, büyüyorum.İşimle hayatımın amacını gerçekleştiriyorum.Ne istediğimi biliyor, odaklanıyor ve yapıyorum.İhtiyaç duyduğum desteği, yardımı ve kabulü görüyorum.İşimde takdir görüyorum.Bunun için kendimi takdir ediyorum.Rızkımı kolayca kazanıyor ve sevgiyle kabul ediyorum.Başladığım her işi sevgiyle ve en hayırlı şekilde tamamlıyorum.İşim, benim imzam gibidir.Her geçen gün işimde daha çok mutluyum.Teşekkür ederim.

KENDİNİ AFETMEK İLE İLGİLİ OLUMLAMALAR

Ben benim.Ben Ayşe’yim / Ali’yim.. (isminiz ne ise onu söyleyin)Ben kendimim, ne isem O’yum.Kendimi affetmeye hazırım.Geçmişi düşünmeyi bırakıyorum.Pişmanlıklarımın sevgiye dönüşmesine izin veriyorum.Geçmişten özgür olmayı seçiyorum.Geçmişi kolayca ve sevgiyle arkamda bırakıyorum.Kendimi yaptıklarım ve söylediklerimden dolayı affediyorum.Beni etkileyen tüm duygusal olayları ve izlerini iptal ediyorum.Hata dediğim her şeyin sadece deneyim olduğunu biliyorum.Olan herşeyin benim en yüksek hayrıma olduğunu kabul ediyorum.Dersler için teşekkür ediyorum.Yaşadığım ve yaptığım herşey için kendimi onaylıyorum.Kendimi tam olduğum gibi onaylıyor ve kabul ediyorum.Affetmek düşündüğümden daha kolay gerçekleşiyor.Kendimi seviyor ve affediyorum.Kendimi takdir ediyorum.Kendimle barışığım, hayatla barışığım ve güvendeyim.Yaşamımda herşey iyi ve yolunda.Şimdide yaşıyorum.Varlığıma şükrediyorum.Teşekkür ederim

BAŞKASINI AffETMEKLE İLGİLİ OLUMLAMALAR

Ben benim.Ben Ayşe’yim / Ali’yim.. (isminiz ne ise onu söyleyin)Hepimizin kendi yolumuzda özgür olduğumuzu kabul ediyorum.Olanın olmasına izin veriyorum.Geçmişten özgür olmayı seçiyorum.Geçmişi kolayca ve sevgiyle arkamda bırakıyorum.Şimdide yaşıyorum.Hayat amacımı gerçekleştirmek için insanlara roller verdiğimi kabul ediyorum.İnsanlar bana ayna oluyorlar.Oyunlarını oynadıklarını biliyorum.İnsanlara bu dünyada oyun arkadaşım oldukları için teşekkür ediyorum.İnsanları yaptıkları ve söylediklerinden dolayı affediyorum.Beni etkileyen tüm duygusal olayları ve izlerini iptal ediyorum.Verdikleri dersler için teşekkür ediyorum.Onları sevgiyle serbest bırakıyorum.Anlıyor, bağışlıyor ve teşekkür ediyorum.Affetmek beni özgürleştiriyor ve hafifletiyor.Affetmek düşündüğümden daha kolay gerçekleşiyor.Kendimle barışığım, hayatla barışığım ve güvendeyim.Hepimizin yolu Tanrısal ışık ve sevgiyle açık olsun.Teşekkür ederim

YALNIZLIK İLGİLİ OLUMLAMALAR

Ben kendi içimde tam ve bütünüm.Ben kendi içimde tam ve bütün olduğumu biliyor ve inanıyorum.Ben kendi içimde tam ve bütün olduğumu kabul ediyorum.Ben kendi içimde tam ve bütün olduğum için kendimi takdir ediyorum.Ben kendi içimde tam ve bütün olduğum için şükrediyorum.Ben yalnız ve tek başıma kendi içimde tam ve bütünüm.Ben yalnız ve tek başıma kendi içimde tam ve bütün olduğumu biliyor ve inanıyorum.Ben yalnız ve tek başıma kendi içimde tam ve bütün olduğumu kabul ediyorum.Ben yalnız ve tek başıma kendi içimde tam ve bütün olduğum için kendimi takdir ediyorum.Ben yalnız ve tek başıma kendi içimde tam ve bütün olduğum için şükrediyorum.Ben kendi yolumu kendim açıyorum.Ben kendi yolumu kendim açtığımı biliyor ve inanıyorum.Ben kendi yolumu kendim açtığımı kabul ediyorum.Ben kendi yolumu kendim açtığım için kendimi takdir ediyorum.Ben kendi yolumu kendim açtığım için şükrediyorum.Ben kendi yolumu kendim yapıyorum.Ben kendi yolumu kendim yaptığımı biliyor ve inanıyorum.Ben kendi yolumu kendim yaptığımı kabul ediyorum.Ben kendi yolumu kendim yaptığım için kendimi takdir ediyorum.Ben kendi yolumu kendim yaptığım için şükrediyorum.Ben kendi yolumda sevgi ile ilerliyorum.Ben kendi yolumda sevgi ile ilerlediğimi biliyor ve inanıyorum.Ben kendi yolumda sevgi ile ilerlediğimi kabul ediyorum.Ben kendi yolumda sevgi ile ilerlediğim için kendimi takdir ediyorumBen kendi yolumda sevgi ile ilerlediğim için şükrediyorum

yazının sahibi çiğdem temiz atabeydir

kaynak: sağlıkla kal facebook sayfası (mutlaka ziyaret ediniz)

Fatoş Pabuççu Tuncay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Güzel Yürekli Kadın: 16 Fotoğraf ile Amy Winehouse ve Kısa Süren Yaşamı

1. Amy Winehouse “Hızlı yaşa, genç öl” sloganıyla rock’n’roll hayatı yaşamanın gerçekten ölümle sonuçlanabileceğini bize kanıtlayan son isim oldu.

Amy Winehouse
Ancak ’27 yaş laneti’ne yakalanan çok az isim müzik dünyasında onun kadar büyük bir boşluk bıraktı.

2. Amy Winehouse, şarkılarını öyle söylüyordu ki kalbinin artık tamir edilemeyecek kadar kırıldığını şarkı sözlerini anlamıyorsanız bile sesinden anlıyordunuz.

Amy Winehouse, şarkılarını öyle söylüyordu ki kalbinin artık tamir edilemeyecek kadar kırıldığını şarkı sözlerini anlamıyorsanız bile sesinden anlıyordunuz.

3. Şarkıları neredeyse biyografikti, “iyi olmadığını” anlattı, “keşke bir arkadaşım olsaydı” dedi, “keşke bir daha hiç içmesem” dedi. Zaten bu yüzden ilk albümünün adı ‘Frank’ti, yani dürüst…

Şarkıları neredeyse biyografikti,

4. 2003 tarihli bu albümün ilk şarkısı da yine tam böyle bir şarkıydı: Stronger Than Me.

2003 tarihli bu albümün ilk şarkısı da yine tam böyle bir şarkıydı: Stronger Than Me.

Sonradan gay olduğu anlaşılan eski erkek arkadaşa yükleniyordu Amy: ‘Senin benden daha güçlü olman gerekirdi!’

5. The Sun’a göre, son bir hafta 3 kez votka yüzünden kendini kaybetmişti.

The Sun'a göre, son bir hafta 3 kez votka yüzünden kendini kaybetmişti.

Korumalar tarafından sahneye itildiği Belgrad konserini ve bir insanın hayatından çok kazanacakları parayı gözeten menajer ve organizatörler tarafından son ana kadar iptal edilmemeye çalışılan İstanbul konserine neden gelmediğini, gelemediğini hepimiz biliyoruz.

6. Uyuşturucuya ve umutsuzluğa yenildi ama ciğerinden şarkı söylemeyi Afrika kökenlilerin tekelinden çıkaran bir müzik devrimcisiydi o.

Uyuşturucuya ve umutsuzluğa yenildi ama ciğerinden şarkı söylemeyi Afrika kökenlilerin tekelinden çıkaran bir müzik devrimcisiydi o.

2 Albümle 5 Grammy ve 2 Ivor Novellos aldı.

7. Yahudi bir aileden geliyordu, taksi şoförü babasının caz albümleriyle büyüdü.

Yahudi bir aileden geliyordu, taksi şoförü babasının caz albümleriyle büyüdü.

Annesi de bir eczacıydı. Babası Mitch ve annesi Janis bir süre sonra boşandı. Sahne tozunu çok erken yuttu, daha 8 yaşındayken sahne okulundaydı, 3 yaşında Sylvia Young tiyatro okulunda.

8. 16 yaşında isyankar doğası iyice su yüzüne çıktı, ilk dövmesini yaptırdı.

16 yaşında isyankar doğası iyice su yüzüne çıktı, ilk dövmesini yaptırdı.

Esrar kullanmaya başladı. Sonradan bu yılları şu sözlerle tanımlayacaktı: “Ailem canım ne yapmak isterse, onu yapacağımı anlamıştı ve gerçekten öyleydi”

9. O dönemki erkek arkadaşı ses kaydını bir plak şirketine götürdü.

O dönemki erkek arkadaşı ses kaydını bir plak şirketine götürdü.

Sonradan ‘Frank’te birlikte çalıştıkları Felix Howard, Winehouse’un sesi için “Şu ana kadar karşılaştığım her şeyden farklı” dedi. Dünyanın en büyük müzik şirketi Universal’la anlaştı.

10. ‘Frank’ çıktığında henüz 20 yaşındaydı, bir caz vokalisti gibi söylüyordu.

'Frank' çıktığında henüz 20 yaşındaydı, bir caz vokalisti gibi söylüyordu.

Ne eleştirmenler tarafından pek hoş karşılandı ne de büyük bir dinleyici desteği aldı, albümü 13’üncü sıraya kadar yükselebildi.

11. Albüm promosyonlarının tam da bittiği dönemde ileride evleneceği isim olan Blake Fielder-Civil ile tanıştı.

Albüm promosyonlarının tam da bittiği dönemde ileride evleneceği isim olan Blake Fielder-Civil ile tanıştı.
Ona olan aşkı fark edilmeyecek gibi değildi, Fielder-Civil birkaç ay sonra onu terkedince bütün üzüntüsünü yazdığı şarkılara yansıttı ve o şarkılar onu dünya çapında tanıtacak ‘Back to Black’ albümünü doğurdu.

12. Ayrılıktan aylar sonra bile hayatında hiç kimseye karşı ona hissettiklerini hissetmediğini söyledi: “Birbirimizi bir daha hiç görmeyeceğimizi düşündüm. Ölmek istedim”

Ayrılıktan aylar sonra bile hayatında hiç kimseye karşı ona hissettiklerini hissetmediğini söyledi:

13. Albüm 2006’da çıktı, dövmeleri arttı, saçları daha da kabardı.

Albüm 2006'da çıktı, dövmeleri arttı, saçları daha da kabardı.

Alkol ve uyuşturucu problemlerine dair dedikodular da bu dönemde ortaya çıktı. ‘Back to Black’in ilk şarkısı ‘Rehab’de şöyle diyordu: Bir daha hiç içmek istemiyorum. Sadece bir arkadaşa ihtiyacım var. Beni rehabilitasyona göndermeye çalıştılar. “Hayır, hayır, hayır…” dedim.

14. Belki de tüm kariyeri kendi şeytanlarını kovalamakla geçti ancak bu konuda hiç başarılı değildi.

Belki de tüm kariyeri kendi şeytanlarını kovalamakla geçti ancak bu konuda hiç başarılı değildi.

Geçen yıl gazetelerde bir birahanenin önünde kendini kaybetmiş bir şekilde yatarkenki fotoğrafı yayınlandı, geçen ayki Sırbistan konserinde sahnede durmakta bile güçlük çekiyordu.

15. Son sahneye çıkışı ölümünden 3 gün önce Bromfield’da gerçekleşti.

Son sahneye çıkışı ölümünden 3 gün önce Bromfield'da gerçekleşti.
Sahnede daireler çizerek dans etti ve tek bir nota bile söylemeden kayboldu.

16. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı sorunları, 2007’den ölümüne kadar haberlerde düzenli olarak yer aldı.

Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı sorunları, 2007'den ölümüne kadar haberlerde düzenli olarak yer aldı.
Boşandığı eşi Blake Fielder-Civil ile birliktelikleri esnasında çeşitli nedenlerle sık sık yasal sorunlar yaşadılar ve eşi kısa bir süreliğine hapse girdi. 2008’de Winehouse, kariyeri ve hayatını tehdit eden bir dizi sağlık sorunu ile karşı karşıya geldi.
Winehouse, Londra’daki evinde 23 Temmuz 2011 tarihinde ölü bulundu. Uzun sürenin ardından ölüm nedeninin alkol zehirlenmesi olduğu anlaşıldı. Ailesi ve arkadaşları, 26 Temmuz 2011’de cenazesine katıldı. Daha sonra cesedi Golders Green Crematorium’da yakıldı.

kaynak: oneedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşam Kalitenizi Yükseltmek İçin Hayatınızın Geri Kalanında Yapabileceğiniz 22 Şey

Herkes bir mücadelenin içinde fakat hayatınızın geri kalanında daha kaliteli vakit geçirmek istiyorsanız bu tavsiyelere kulak vermelisiniz.

1. Hareket edin.

Hareket edin.

Mutlaka egzersiz yapın. Sporu hayatınıza dahil etmek size birçok yönden fayda sağlar. Geceleri rahat uyursunuz ve gün içinde daha zinde hissedersiniz. Mümkünse sabahları egzersiz yapmaya çalışın. Sabah egzersizleri kan dolaşımınızı hızlandırarak daha kolay ayılmanızı sağlar. Stresten kurtulursunuz ve işinize daha kolay odaklanabilirsiniz.

2. Bugünün işini yarına bırakmayın.

Bugünün işini yarına bırakmayın.

”Yarın” henüz varolmamış hayali bir kavramdır. İnsanlar çoğu zaman ”Yarın hallederim şimdi vaktim yok.” cümlesini kurar. Fakat bunun asıl sebebi üşengeçliktir. Ayrıca bugün yapmanız gereken bir şeyi ertelemek yarının yükünün artması demektir. Ertelememek düzenli yaşamın ve başarının sırlarından yalnızca biridir.

3. Mazeret üretmeyin.

Mazeret üretmeyin.

Yapın gitsin. Kendinizi daha iyi mi hissedeceksiniz? Sadece iyi vakit geçirmek mi istiyorsunuz yoksa yeni bir deneyim yaşamak mı? Peki neyi bekliyorsunuz? Zaman geçip gidiyor ve hayat bahaneler üretecek kadar uzun değil. Eğer hala mazeretleriniz varsa yeterince istekli ya da olgun değilsiniz demektir.

4. Kitap okuyun.

Kitap okuyun.

Kitap okumayı ihmal etmeyin. Okumak kelime haznenizi ve hayal gücünüzü genişletir, yaratıcılığınızı arttırır.

5. Para biriktirin.

Para biriktirin.

Para harcayarak kendinizi mutlu etmeye çalışmayın ve gereksiz harcama yapmaktan kaçının. 5-10 yıl içinde bunu yaptığınız için kendinize müteşekkir olacağınız kesin. Yarın ne olacağı belli olmaz.

6. Kin tutmayın.

Kin tutmayın.

İçinizde kin ve nefret barındırmayın. Bu duygular sizi boş yere yorar ve kendinizi sürekli kötü hissedersiniz. Zamana bırakmayı öğrenin. Sizde kötü duygular uyandıran insanları hayatınızda bulundurmayın. Bu kadar basit.

7. Gülümseyin, hatta kahkaha atın.

Gülümseyin, hatta kahkaha atın.

Gülümsemeyi ve kahkaha atmayı ihmal etmeyin. Kötü bir gün mü geçiriyorsunuz? İlk iş gülümseyin. Hatta biraz daha zorlayın ve ağzınız kulaklarınıza varsın. Sadece mutlu olduğunuzda gülümsemek zorunda değilsiniz. Çünkü gülümsemek ya da kahkaha atmak da sizi mutlu eder. En kötü ihtimalle komik video seansı düzenleyin; mutlaka yardımı dokunacaktır.

8. Kendinize vakit ayırın.

Kendinize vakit ayırın.

Hayatınızı daha iyi bir hale getirmenin ilk koşullarından biri de kendinize vakit ayırmaktır. Bunun için kendinizi dinlemeli ve dinlendirmelisiniz.

9. Mutlu olmayı öğrenin.

Mutlu olmayı öğrenin.
Hayatınızda yalnızca olumsuzluklara odaklanmayın. Herkes zor dönemlerden geçebilir ama önemli olan onlardan sonra daha güçlü ve deneyimli olabilmektir. Eğer üzgün ya da mutsuz hissediyorsanız birkaç dakikalığına durup düşünün. Hayatınızdaki her şey kötüye gidiyor olamaz; iyi şeyleri görmezden gelmeyin. Mutlu olmanın yollarından en önemlisi de bir şeyleri olduğu gibi kabul edip ve ona göre hareket etmektir. Yaşamınızın görmezden geldiğiniz iyi yanlarının değerini sonradan anlamayın.

10. Yardımsever olun.

Yardımsever olun.

Yardımseverlik yalnızca paranızı ya da vaktinizi paylaşmak değildir. Bu özelliği kişiliğinizin bir parçası haline getirin. Yalnızca ”Kim olsa aynı şeyi yapardı.” diyebileceğiniz durumlarda değil, her zaman yardımsever olmak için çaba gösterin. Trafik ışıklarında beklerken yanınızda yaşlı biri yoksa yardım edebileceğiniz kişi daha uzakta olabilir. Yalnızca size gülümseyenlere değil üzgün görünen insanlara da gülümseyebilir ve hatta dertlerini sorabilirsiniz. Bahşiş bırakmak için garsondan güler yüz beklemeyin belki de kötü bir gün geçiriyordur.İyi niyetinizin kaybolmasına izin vermeyin.

11. Bencil olun.

Bencil olun.

Her zaman olmasa da bazen bencillik yapın. Ruhsal ve fiziksel sağlığınıza önem verin. Bir kez de kendinizi başkalarının yerine değil de kendi yerinize koyun. Saçma gelebilir ama kendinizi tamamlamadan diğer insanlara bir faydanız dokunmaz.

12. Cep telefonunuz cebinizde kalsın.

Cep telefonunuz cebinizde kalsın.
Arkadaşlarınız ya da ailenizle vakit geçirirken cep telefonunuzdan kurtulun. Onlarla geçirdiğiniz zamanın tadına varın. Teknolojiyi nasılsa kullanırsınız ama sevdikleriniz her zaman sizinle olmayacak.

13. Çekingen olmayın.

Çekingen olmayın.

Konuşmaktan utanmayın. Tanımadığınız insanlarla iletişim kurmaktan korkmayın. En kötü ne olabilir ki? Size kulak asmasalar ya da kaba davransalar ne farkeder? Onlarla tekrar konuşmak zorunda değilsiniz. Fakat yaşadığınız deneyimler; insanlarla kolaylıkla bağ kurmanızı ve onları daha kolay tanımanızı sağlayacaktır.

14. Dinlemeyi öğrenin.

Dinlemeyi öğrenin.

Karşınızdaki insanların sözlerine kulak verin. Karşılığında ne söyleyeceğinizi düşünmek yerine karşınızdakinin ne söylediğini dinleyin ve anlamaya çalışın. Daha sonra ne söyleyeceğinize karar vermek daha kolay olacaktır.

15. Kendiniz olun.

Kendiniz olun.

Kendiniz olmaktan korkmayın. Başkaları ne düşünür diyerek yaşadığınız hayat asla sizin olmamış bir hayattır. Sizi olduğunuz gibi kabul edemeyen insanlar hayatınızdan çıkıp gitmekte özgür. Aslında oldukça basit. Tabii eğer herkesten aynı eleştirileri alıyorsanız durup düşünmenin vakti gelmiş olabilir. Kendinizi sorgulamaktan da kaçmayın.

16. Seyahat edin.

Seyahat edin.

Seyahat etmek ve farklı yerler görmek kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biridir. Otobüs, uçak, tren ya da belki bir bisiklet ile… Yeni insanlarla ve kültürlerle tanışmak size unutulmaz deneyimler yaşatabilir. Hatırlamaktan zevk alacağınız anılarınız ve daha geniş bir bakış açınız olur.

17. Yeniliklere açık olun.

Yeniliklere açık olun.

Her şeyi bilmeniz ya da anlamanız pek mümkün değil. Bunun farkında olmanız açık görüşlü olmanız için yeter de artar.

18. Sevmeyi öğrenin.

Sevmeyi öğrenin.

İnsanlarla aranıza sınırlar koymaktan vazgeçin ve karşılıksız sevin. Kırılsanız da geçeceğini ve daha güçlü olacağınızı unutmayın.

19. Merak edin.

Merak edin.

Heyecanınızı yitirmeyin ve ”Neden?” diye sorun. Bu çok güçlü bir sorudur ve size birçok kapıyı açar. Bir dahaki sefere size söylenenlerin üzerine nedenini sorun ve öğrenin. Değişimi farkedin.

20. Hayallerinizin peşinden gidin.

Hayallerinizin peşinden gidin.
Sevdiğiniz şeyleri yapmayı unutmayın ve yaptıklarınızdan zevk alın. Tutkularınızın ve hayallerinizin size yol göstermesine izin verin. Daha iyisini ya da fazlasını yapabileceğinizi biliyorsanız durmayın. Sahip olduklarınızın kıymetini bilin ama kanaatkar olmayın.

21. Kendinizi sevin.

Her şeyden önce kendinizi sevin ve kendinize saygı duyun. Sonrasında aynı şeyleri karşınızdakilerden bekleyebilirsiniz.

22. Çocuk olun.

Çocuk olun.
Kendinizi sevmek, hayallerinizin peşinden gitmek, yeniliklere açık olmak ya da merak etmek… Yukarıda bahsettiğimiz her şey aslında bir çocuk gibi olmanın incelikleri. Aynı zamanda vaktinizi yalnızca dış dünyayı yargılamakla harcamadığınız kaliteli bir yaşamın…

BONUS

BONUS

“Eğer bugün hayatının son günü olsaydı, bugün normalde yapacağın şeyleri yapmak ister miydim?” Uzun süre art arda, “Hayır,” yanıtını verdiğimde, bir şeyleri değiştirmem gerektiğini anladım. İnsanın kısa süre içinde öleceğini bilmesi, yaşantısına damga vuracak kararlar vermesi açısından büyük önem taşır. Çünkü her şey, tüm dış beklentiler, gururlar, küçük düşme ya da başarısızlık korkuları – tüm bunlar ölüm karşısında değerlerini yitirir, yalnızca ölümdür önemli olan.” 

Steve Jobs

kaynak:  onedio

Sizi Mutlu Edecek 500 Kalorinin Altında 17 Yemek

Kalorisi az olsun ama tadı enfes olsun herkesin hayalini kurduğu tek beslenme şekli olabilir. Artık sadece hayal değil, işte size kalorisi 500’den az olan enfes yemekler!

1. Kepekli Pesto Soslu Makarna

Kepekli Pesto Soslu Makarna

Hem doyurucu hem harika! Ve sadece 397 kalori.

19gr protein
20gr yağ
28gr karbonhidrat

2. Tavuklu Karnabahar Yemeği

Tavuklu Karnabahar Yemeği

Hem sebze hem tavuk severlere sıcak  bir akşam yemeği önerisi sadece 432 kalori.

46.6gr protein
18.3gr yağ
22.6gr karbonhidrat

1/2 karnabahar
1 adet soğan
1’er adet kırmızı ve yeşil biber
2 diş sarımsak
800gr domates püresi
2 tatlı kaşığı toz kırmızı biber
1/2 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
100ml tavuk suyu
6 adet kemiksiz tavuk göğsü

Soğanı sarımsağı zeytin yağında ölene kadar pişirip üzerine karnabahar biber ve tavukları atın biraz soteleyip kalan malzemeleri katıp pişmeye bırakın.

3. Sebzeli Hamburger

Sebzeli Hamburger

Hamburgeri kim sevmez ki bu sefer sadece 367 kalori.

12.6 gr protein
13.9gr yağ
54.4gr karbonhidrat

4. Fesleğen Soslu Hindi Köftesi

Fesleğen Soslu Hindi Köftesi

Köfte her yaşın en sevdiklerinden bu sefer ki bol proteinli az kalorili. Sadece 478 kalori.

31.2gr protein.
23.1gr yağ
25.3gr karbonhidrat

5. Fırında Tavuklu Kabak

Fırında Tavuklu Kabak
Kabak ve tavuğun en hafif ve en lezzetli hali sadece 464 kalori.
48gr protein
14gr yağ
44gr karbonhidrat

6. Yumurtalı Kuşkonmaz Salatası

Yumurtalı Kuşkonmaz Salatası

Hafif lezzetler sevenlere protein ağırlıklı bir seçenek toplamda 395 kalori.

20.2gr protein
26.6gr yağ
20.7gr karbonhidrat

8 adet kuşkonmaz
1 adet taze soğan
1/2 demet roka
1 büyük domates
2 çorba kaşığı beyaz peynir
1 çorba kaşığı maydonoz
1 çorba kaşığı zeytinyağı
1 limonun suyu
1 çay kaşığı tuz/karabiber
2-3 yumurta

Bütün malzemeleri temizleyip karıştırın en son da üzerine yağda kızarttığınız yumurtayı ekleyin.

7. Sebzeli Lazanya

Sebzeli Lazanya

Her şeyin sebzelisi olabilir. Lazanya severler sebzeli lazanyayı denemeliler, yalnızca 377 kalori.

17.6gr protein
9.7gr yağ
44gr karbonhidrat

8. Çorba olmazsa olmaz diyenlere: Mercimek Çorbası

Çorba olmazsa olmaz diyenlere: Mercimek Çorbası

Akşam yemeğini hafif geçirmek isteyenler için mercimek çorbasının bir kasesi 136 kalori.

4.9gr protein
7.2gr yağ
13.2gr karbonhidrat

9. Tam proteinli: Yumurtalı Biftek

Tam proteinli: Yumurtalı Biftek

Yalnızca 404 kalori olan bu yemek tam anlamıyla bir protein bombası.

38.2gr protein
26.7gr yağ
1.4gr karbonhidrat

1 adet dana biftek
1 tatlı kaşığı tuz/karabiber
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 adet taze soğan
1 adet yumurta

Etlerin iki tarafını da tuz ve karabiberle marine ettikten sonra zeytin yağında  pişiriyoruz. Ardından üzerine kızarmış yumurta ve sotelenmiş taze soğan ile tamamlıyoruz.

10. Balık severlere müjde! Patatesli Alabalık

Balık severlere müjde! Patatesli Alabalık

Sadece 473 kalori olan bu yemeğe bayılacaksınız.

48gr protein
11gr yağ
31.2gr karbonhidrat

11. Tatlı severleri tabi ki unutmadım: Fıstık Ezmeli Yulaflı Kurabiyeler

Tatlı severleri tabi ki unutmadım: Fıstık Ezmeli Yulaflı Kurabiyeler

Elbette bir tanesi yeterli olmayacak bir porsiyon 3 adet barındırır bu nedenle 477 kalori.

9.6gr protein
23.6gr yağ
58.9gr karbonhidrat

12. Asya Usulü Portakallı Hindi

Asya Usulü Portakallı Hindi

Yalnızca 402 kalori olan bu yemeğimiz hem tatlı hem ekşi sevenlerin favorisi olacak.

36.4gr protein.
23.7gr yağ
1.6gr karbonhidrat

13. Humus hem besleyici hem renkli.

Humus hem besleyici hem renkli.

Humusa değişik bir tat katan pancarlı humusu denemelisiniz sadece 317 kalori.

11.9gr protein
17.1gr yağ
35.5gr karbonhidrat

14. En besleyici atıştırmalık: Granola Bar

En besleyici atıştırmalık: Granola Bar

Sağlıklı atıştırmalıkların başında gelen granola bar 235 kalori.

9.1gr protein
1.8gr yağ
46.3gr karbonhidrat

15. Hafif atıştırmalıkları sevenlere: Bruschetta

Hafif atıştırmalıkları sevenlere: Bruschetta

2 dilimi sadece 410 kalori olan bu ekmeklere bayılacaksınız.

10.2gr protein
17.5gr yağ
51.2gr karbonhidrat

16. Kuşkonmazlı Tavuk

Kuşkonmazlı Tavuk

Kuşkonmazın tazeliğini tavukla birleştiren bu yemek yalnızca 536 kalori.

82gr protein
14gr yağ
20gr karbonhidrat

17. Taze Fasülyeli ve Mercimekli Somon

Taze Fasülyeli ve Mercimekli Somon

Balık severlere hem tahıllı hem sebzeli bir seçenek 334 kalori.

40.1gr protein
5.1gr yağ
31.9gr karbonhidrat

115gr somon fileto
1 limon
1 tatlı kaşığı tuz/karabiber
400gr taze fasulye
50gr yeşil mercimek

İlk olarak somonu fırın tepsisine alıp üzerine dilimli limon tuz karabiberi koyup 200 derecede orta pişmiş olana kadar pişirin. Aynı zamanda taze fasulyeleri buharda haşlayın. Yeşil mercimekleri de sarımsak ve soğan ile soteleyin.

kaynak: onedio