—— Duyguları Tanımlamak ——
- Bastırılmış duygulardan kaynaklanan belirtileri tanımlamak
- Bedene dönmek
Tüm dünyaca tanınan, Müslümanlarca yeri çok önemli olan, asıl adı Muhammed Celaleddin, ancak ‘efendimiz’ anlamına gelen Mevlana adı ile tanıdığımız şair, düşünce adamı ve mutasavvıf…Onu en güzel Atatürk’ün Konya ziyareti sırasında söylediği şu sözler anlatıyor sanırım: “Ne zaman bu şehre gelecek olsam, içimde bir heyecan duyarım. Hz. Mevlana, düşünceleriyle benliğimi sarar. O çok büyük bir dahi, Müslümanlığı Türk ruhuna intibak ettiren ve çağları aşan büyük bir yenilikçidir.”…İşte bu büyük insanın ve onun yoldaşı Şems-i Tebrizi’nin en güzel sözleri…











1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoşgörülükte deniz gibi ol.
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.





Allah der ki: “Kimi benden çok seversen, onu senden alırım.” ve ekler, “Onsuz yaşayamam deme, seni onsuz da yaşatırım.” ve mevsim geçer, gölge veren ağaçların dalları kurur, sabır taşar, canından saydığın yar bile bir gün el olur, aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür, düşman kalkar dost olur, öyle garip bir dünya…Olmaz dediğin ne varsa hepsi olur. Düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın. En garibi de budur ya. Öldüm der durur, yine de yaşarsın…


20. “Kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, ‘ne yapalım, kaderimiz böyle’ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.”
Alıntı..
Zihinsel olarak güçlü olmak genellikle, ne yaptığınız ile değil, ne yapmadığınız ile alakalıdır. Bu; düşüncelerinizi, davranışlarınızı ve duygularınızı kontrol etme sanatı. İşte yazar Amy Morin’e göre zihinsel olarak kuvvetli olan insanların yapmadığı 13 şey!
1. Kendileri için üzülmekle zaman kaybetmezler.

Yazarın dediğine göre, insanın kendisi için üzülmesi, kişiye oldukça zararlı. Üzülerek kişi, zaman kaybı yaşıyor, negatif enerji ile doluyor ve günlük ilişkilerine zarar veriyor. Olaylara iyi tarafından bakarak, üzülme duygusunu, minnettarlığa çevirmek ise işin anahtarı.


Morin’e göre değişiklik yapmanın 5 aşaması bulunuyor. Karar öncesi, düşünüp taşınma, hazırlık, eylem ve eylemi devam ettirmek. Her bir adım oldukça korkutucu gözükse de, değişiklik her zaman iyidir. Unutmayın; ” Ne kadar çok beklerseniz, o kadar zorlaşır. ”

Her şeyin kontrol altında olduğunu bilmek elbette ki oldukça rahatlatıcı. Yine de her zaman gücün sizde olduğunu düşünmeniz sorun yaratabilir. Yazara göre her şeyde kontrol sahibi olmak istemenin sebeplerinden biri endişe duygusuna cevap verme isteği. ” İnsanlar endişeleri ile savaşıp yenmek yerine, çevrelerini kontrol etmek istiyor. ” diyor yazar.

Çoğu zaman, insanların bizim hakkımızda ne düşündüğü, kendimiz hakkında ne düşündüğümüzden önce gelir ve bu zihinsel olarak güçlü olmak için yapılmaması gereken şeylerin başında gelir. Yazara göre herkesi memnun etmeye çalışmak zaman kaybı ve bunu sağlamaya çalışan insanlar da kolay manipüle edilebilirler. O yüzden insanları memnun etmeyi düşünmek yerine, kendinizin ne istediğini ilk başa koyun.

İnsanlar genellikle ister finansal olsun, ister başka türlü olsun risk almaktan kaçınır. Zihinsel olarak kuvvetli olan insanlar ise sonunu tahmin edebildikleri yani hesaplayabildikleri riskleri almaktan kaçınmazlar. Yazara göre bir risk alırken, şu soruları kendinize sorabilirsiniz:
– Bu riskin bedeli ne olabilir?
– Potansiyel olarak yararları nedir?
– Alternatifler nedir?
– En iyi hangi sonuca ulaşabilirim?
– En kötü durumda ne olur?


Önceki madde ile paralel olarak, geçmişten ders alarak aynı hatayı yapmamak, zihinsel olarak güçlü insanların olmazsa olmazlarındandır.

Yazarın dediğine göre, başkalarının başarılarına odaklanmak size hiç bir yarar sağlamayacak, aynı zamanda dikkatinizi dağıtarak başarılı olmanızı engelleyecek.

Başarı aniden gelen bir şey değil. Başarısızlık ise insanın her zaman aşması gereken bir engel. ” Örneğin Theodor Giesel -Dr.Seuss olarak da biliniyor.- ilk kitabı 20 yayıncı tarafından reddedilen bir yazar. Şimdi ise tüm dünya onu tanıyor. ” diyor Morin. Bir başarısızlık yaşadıktan sonra yükselişe geçmek sizleri daha da kuvvetlendirecektir

Yazarın dediğine göre, düşüncelerinizle baş başa kalmak için boş zaman yaratmak etkili bir deneyim olabilir. Morin’e göre yalnız kalmanın avantajlarından bazıları şunlar:
– Ofiste tek çalışmak üretkenliği arttırır.
– Kişinin empati yeteneği kuvvetlenir.
– Yaratıcılığı geliştirir.
– Zihinsel açıdan sağlıklıdır.
– Kişinin kendini yenilemesine olanak sağlar.

Başarısız olduğunuz zaman, hayatınıza lanet etmek oldukça kolay. Fakat gerçek şu ki bir şeyleri kazanmak sizin elinizde. ” Hayat adil değil. Başkaları sizden daha başarılı ve mutlu olabilir. İşte bu hayat. Bu işin altın kuralı ise, kendinize odaklanmanız, eleştiriye karşı açık fikirli olmanız, eksikleriniz hakkında bilgi sahibi olmanız ve en önemlisi kendinizi başkaları ile kıyaslamamalısınız. Eğer hak ettiğiniz şeyleri alamadığınızı düşünüyor ve başkaları ile kendinizi kıyaslıyorsanız, çok büyük hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz. ” diyor yazar.
” Gerçekçi beklentilere girmek ve başarının bir gecede gelmeyeceğini anlamak, potansiyelinizi ortaya çıkarmak adına oldukça önemli ” diyor yazar. Zihinsel olarak zayıf insanlar genellikle sabırsız kişilerdir. Bu insanlar yeteneklerini abartır ve değişikliğin ne kadar zaman istediğini anlayamaz diye de ekliyor yazar. Başarıya odaklanmanız oldukça önemli fakat bu yolda pek çok başarısızlık ile karşılaşacaksınız. Eğer büyük resmi görebilirseniz, başarı da kaçınılmaz olarak gelecektir.
kaynak: listeliste
Gördüğünüz size en yakın bir aynanın önüne geçin,onu kendi yöntemlerinizle iyice silip,olabildiğince parlamasını sağladıktan sonra,elinizde her ne varsa o an bırakıp aynaya bakın,gördüğünüz kişi ,sizin hayatınızda en şanslı kişidir.
Not:Bu yöntem hiç şaşmaz
kaynak: panoyit edvırt yorgiadis
sadece bunun farkına varmanız gerekiyor o kadar Anette
* Hayatın güçlüklerine katlanabilecek kadar İNANÇ,
* Geleceğin daha iyi olacağına inanacak kadar ÜMİT,
* Doğru bildiklerin için mücadele edebilecek kadar CESARET,
* Topluma, ailene, faydalı olabilecek kadar SAĞLIK,
* İhtiyaçlarına yetebilecek, zekâtını verebilecek kadar PARA,…
* Başkalarının daima iyi yönlerini görebilecek GÖZ,
* Çevrenizdeki insanlara yardım eli uzatacak kadar CÖMERT,
* İnsanlardan karşılık beklemeden yapabileceğin İYİLİK,
* Hayatın zorluklarına karşı hayatı ve insanları kuşatacak SEVGİ,
* Yastık kadar yumuşak ve rahat bir VİCDAN,
* Dili, belini, kalbini, keseni ve gözünü haramdan saklayabilecek İRADE,
* Gördüklerinin, duyduklarının düzelmesini bekleyebilecek kadar SABIR,
* Günahlarını, noksanlarını itiraf edebilecek kadar FAZİLET,
* En kötü halinde bile ŞÜKÜR varsa,
Sen mutlusun ve huzurlusun..
erkesin başına gelir böyle tatsızlıklar… Bir anda sudan çıkmış balığa dönse de insan evladı, ilk şoku atlattıktan sonra toparlanır, ayaklanır, yeniden daha güçlü yürümeye başlar! Ama o talihsiz haberi ilk duyduğunda aklından geçenler, aşağı yukarı şöyle seyreder…










11. “Ufak bir tatile mi çıksam? Zaten bayram tatilinin tadı da damağımda kalmıştı…”

kaynak: onedio
Valla böyle bir durumda yaşasın dünyayı gezmek için fırsat doğdu diye sevinmeli bence Anette
Üst Omurgadaki Sorunlar: Duygusal Desteğin Yetersiz Olması, Sevilmediğini Hissetmek, Sevmekten Korkmak
Orta Omurgadaki Sorunlar: Geçmişe Takılmak, Suçluluk
Alt Omurgadaki Sorunlar: Para Korkusu, Yetersiz Parasal Destek
kaynak: luna akademi
Ayrıca omurgadaki ağrıların bir sebei de üstlenmesi gerekenden daha fazla sorumluluk almak yüzünden olmaktadır
Anette
Mutluluk doğuştan gelen bir olgu değil. Yaşantımızda yaptıklarımız ve yapmadıklarımızın bir sonucu olarak başımıza gelen bir duygu durumu. Mutsuz olmak son derece kolayken mutlu olmak için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Eğer mutlu olmak için ne yapacağınızı bilmiyorsanız sizi mutsuz eden şeylerden kurtularak işe başlayabilirsiniz.



En büyük hatalarımızdan biri, para bizi mutlu etmek için bir araç olmalıyken, hayatımızın amacı haline getiriyoruz. Sonra da istediğimiz kadar olmayınca mutsuzluklardan mutsuzluk beğen.


Facebook profili benimkinden daha iyi diye bir insan kıskanılır mı? Nereden mutsuzluk devşireceğimizi şaşırıyoruz. Kendiniz olmaktan mutlu olmasını öğrenin.

Farkında olmadan sizi yiyip bitiren kötü huy. Derhal içinizde bu zehri tutmayı bırakın. Tüm kinlerinizden arının.

Sürekli gelecek kaygısı ile yaşamak nereye kadar sürdürülebilir ki? Yolculuğunuzun tadını çıkarmaya bakın.

Sizi kendiniz kadar acımasız, zalimce eleştiren başka biri yok! Biraz hoşgörü gösterin kendinize, insan olduğunuzu hatırlayın ara sıra.

Tamam iş hayatı, ev hayatı, politika, yaşamın kendisi stresli ama bunu idare etmesini öğrenin. Sürekli stres altında kalsa çelik dayanmaz, kendinize bunu yapmayın.

Belki kimseyi kırmıyor, herkes tarafından seviliyorsunuz ama içiniz çürüyor farkına varın! Gereksiz kibarlıktan, hayır diyememekten kurtulun. Hayatınızı sizin istekleriniz, düşünceleriniz, çıkarlarınız yönetsin.

Bir tek sizin hayatınız kötü, hepimiz on numara hayat yaşıyoruz… Çocuk gibi davranmayı bırakın ve dizginleri elinize alıp bozuk yerleri onarın, eksikleri tamamlayın ve yakınmayı bırakın artık!
Size mutsuz olmak için mazerete lazım!?
kaynak onedio
bir de en önemlisi mutsuz olma ihtiyacınızdan vazgeçmelisiniz Anette
nın 50 yaşından gün alması birçokları için oldukça önemli bir mevzudur.
50 yaşına basan kişiler genellikle orta yaş döneminin sonlarına yaklaştıklarını ve yaşlılığa doğru ilerlediklerini hissederler. Bu nedenle, 50 yaşınıza basmadan önce bu hayatta mutlaka yapmanız gereken bazı çılgınlıklar, yaşamanız gereken özel anlar ve para harcamanız gereken onlarca şey vardır. Bir kere yaşıyoruz, öyle değil mi? O halde 50 yaşına gelmeden önce herkesin mutlaka yapması gereken şeylere bir göz atın;












13. Dalga geçer bir tonla çalıştığınız yerden istifa etmek.













26. Las Vegas’ın ünlü gazinolarından birinde dozunu kaçırmadan kumar oynamak.


28. Alp Dağları’nda kayak yapmak.






34. Bir çılgınlık yapıp fiziksel görünüşünüzü en az bir kez baştan aşağı değiştirmiş olmak.






kaynak onedio
Bunların hepsini yapmaya kalksam 100 den önce bitiremem şaka şaka yapalım ki yeni liste gelsin çimlerde koşmak, ağaca tırmanmak gibi Anette
Duygular genellikle bastırılır. Bazen duygular kontrol edilir ve ifade edilmez. Örn. Eşinizle tartıştığınız için çok üzgün bir haldesiniz ve iş yerinde bir arkadaşınızla paylaşmak istiyorsunuz ama iş ortamında ağlamanın uygun olmayacağını düşündüğünüz için kasıtlı ve bilinçli olarak duygularınızı içinizde tutuyorsunuz. Başka bir durumda olumsuz duygularınızı ifade etmek istiyorsunuz ama o duygularla uğraşmak istemiyorsunuz. Bilinçli olarak bastırmak yerime zihni bir şeylerle meşgul ederek bu duyguları görmezlikten gelebiliyorsunuz. Bu kaçınma ya da bir bahaneye sığınma bastırmanın farklı bir biçimidir.
İçeride tutulan duygular kendilerini çeşitli fiziksel ya da psikolojik belirtilerle ortaya koymaktadırlar.




Günlük endişe ve sorunlarla zihnin sürekli meşgul olması bunlara “kafayı takmak” duygulara dokunulmasına engel olmaktadır. Duygulara erişimi ele geçirmek için odak noktamız zihinden bedene kaymak zorundadır. Kalp kırıklığı, mide ağrısı vb. gibi günlük dilde kullandığımız ifadelerde bunları yansıtmaktadır. Bedene yönelerek duygulara dokunmak, tanımak mümkündür. Aşağıdaki adımlar yararlı olmaktadır.
Psikiyatrist Dr. İlker Küçükparlak duygusal ilişkiden kaçınma yöntemlerimize ayna tutuyor.
Bilinçli ya da bilinç-dışı olarak geliştirdiğimiz bu yöntemleri ya biz sevdiklerimize uyguluyoruz ya da sevdiklerimiz bize.
Yüzleşmeliyiz…










ARV: Sosyal medya platformlarında “Allah Rahatlık Versin” anlamına gelen kısaltma.





16. İnsan insanla ve insan için yaşar. Duygusal yakınlıktan kaçınarak geçen bir ömür ziyan edilmiştir.
Tüm korkularınızla yüzleşin ve size uyan insanı bulun Anette
Hepimiz hayatımızı paylaşacağımız doğru kişinin peşindeyiz. Dünyamızı daha renkli, daha güzel, daha yaşanabilir kılan insanı arıyoruz. Böyle zamanlarda bazen karşımıza çıkan hiçbir fırsatı kaçırmamak gibi yanılgılara düştüğümüz oluyor.
İşte hayatınıza iki kişiyi alıp, farklı özelliklerini sevdiğiniz iki kişiyi idare etmeye çalışmak da bunlardan biri. Kulağa ne kadar çirkin gelse de çok nadir görülen bir durum değil bu aslında. Belki sen bile geçtin bu evrelerden.
İlk bakışta insana mantıklı gibi gelen bir yönü var bu durumun. Yapılabilir, çok da ahlak dışı değil gibi düşünceler beyninizi ele geçirebiliyor. Ama geçtim hayatınızdaki iki kişiyi, size de zararları çok bu davranışın.
Ve sonuçta iki kişiyle çıktığınız bu yolda el elde baş başta kalma da var…





FOMO, gelişmeleri kaçırma korkusu olarak tanımlayabileceğimiz, sosyal medyada yaşananlardan uzak kalma korkusuna verilen ad.








kaynak: onedio
Karar verin ve kurtulun kardeşim derim
Anette
Arı sokmasına elinizin altında bulunan malzemelerle pratik müdahale için bu yazıyı mutlaka okuyun.
Arı sokmalarında herhangi bir tedavi uygulamadan önce bölgeyi… sabun ve bol suyla yıkamak önemlidir. Bu sayede enfeksiyona neden olabilecek bakteriler uzaklaştırılabilir.
İşte Arı sokmasına iyi gelen besinler…
Soğan
Soğanı ortadan kesin ve sulu iç kısmını bölgeye sürün.
Lavanta yağı
Lavanta yağı arının zehrini yok etmede oldukça etkilidir.
Bal
Arı sokmasına arının yaptığı balın iyi gelmesi sizce de garip değil mi? Ancak bal neredeyse her türlü sağlık sorununda bir numaralı yardımcımız. Balı arının soktuğu bölgeye sürün. İşe yaradığını göreceksiniz.
Sarımsak
Oldukça popüler olan bu yöntem özellikle ağrının geçmesini sağlar. Bir diş sarımsağı ezin ve arının soktuğu yere sürün.
Maydanoz
Bir kaç dal maydanozu kıyın ve sulu haliyle yaranın üstüne uygulayın.
Karbonat ve su
Karbonat ve suyu karıştırıp elde ettiğiniz macunu arının soktuğu bölgeye sürün.
Tek dikkat edilmesi gereken husus bazı insanların vücut direnci hassas olduğu için arı sokması gibi durumda bayılma ve yüksek ateş olabilir. Bu gibi durumda derhal uzman bir doktora gidilmesi gerekir.
kaynak: facebok sağlıkla kal sayfası
Fatoş Pabuccu Tuncay
Geçmiş dönemde planlayıp da gerçekleştiremediğimiz projelerimize ait başarısızlıklar bize, Zeigarnik Etkisi olarak ve “keşke” şeklinde geri döner. Bitmemiş ilişkilerimizi neden sürekli hatırladığımızı, yarım kalan aşklarımızı neden unutamadığımızı, ortasında eve geri dönmek zorunda kaldığımız tatillerin neden daha çekici gözüktüğünü nedenselleştirir bu etki.


Bu etkinin çıkış noktası: İnsanların tamamlanmamış yaşantılarını, tamamlanmış olanlardan daha önce ve daha net bir şekilde anımsama eğilimidir. Tamamlanmamış yaşantının doymamış olması ile alakalıdır, rahatlama gerçekleşmemiştir, sonuca gidilmemiştir. Yaşantının tamamlanması veya sonuca gidilmesi sonucunda bir rahatlama ve doymuşluk elde edilir. Dolayısıyla tamamlanmamış yaşantılar daha açık ve net anımsanır.

Günlük hayattan örnek verecek olursak “eski sevgilinin unutulmaması” güzel bir örnektir, hedefe gidilmemiş, sonuca ulaşılamamıştır. Bu etki doğrultusunda eski sevgili, ayrılığın ilk zamanlarında fazlasıyla hatırlanır. Ama zamanın unutturma ve duyarsızlaştırma etkisi uzun vadede Zeigarnik etkisinden çok daha baskın olduğu için, anımsamaların veya hatırlamaların gücü azalır.

Öte yandan, yaygın olarak inanılan “evlilik aşkı öldürüyor” düşüncesi de bu etkinin sonuca gidilmesi sonucunda oluşmuştur. Bireyler, yaşantılarını tamamlamış, sonuca gidilmiş bir rahatlama ve doygunluk yaşanmıştır. Evlilik aşamasında, çeşitli aktiviteler ile bireylerin birbirini tanımaya ve anlamaya çalışması, birbirlerine saygı göstermesi ve evliliğin değer önceliklerinin belirlenmesi evliliği canlı tutabilir ve evliliği sağlam temellere oturtabilir.

Zeigarnik etkisi televizyon dizilerinde de bolca kullanılıyor. “Devam edecek” şeklinde yarım bırakılan bir dizi finali, yarım kalmışlık etkisiyle seyircinin aklında kalıyor. Bu etkiyi geniş izleyici kitlelerine konuşan veya sunum yapan kişiler de kullanıyor. Konuşmayı kişisel bir anı ile açan sunucu, bu anının nasıl sonlandığını anlatmadan konuşmanın diğer kısımlarına geçiyor. İzleyici hikayenin nasıl bittiğini bilmek istediğinden dikkatle konuşmayı dinliyor.


Zeigarnik etkisinin sizi ne kadar etkileyeceği ise kişilik özelliklerinize bağlı. Örneğin yargılayıcı-algılayıcı ölçeğinde ne tarafa daha yatkın olduğunuz gibi. Daha yargılayıcı iseniz, bir hikayenin sonunu duymak sizin için önemlidir, çünkü netice ihtiyacınız yüksektir. Daha algılayıcı iseniz ise, hikayenin sonunu duyup duymamak sizin için çok önemli olmayabilir.
% 12 (4.8b oy)