İşte kronik olarak mutsuz olan insanların 7 belirgin özelliği;

ofke_ve_ofkenin_kontrolu_b[1]

1. Sabit inançları hayatın çok zor olduğu yönündedir.

Mutlu insanlar hayatın zaman zaman oldukça zor anlarla dolu olabileceğini ve kendilerini bir ‘kurban’ olarak görmektense, karşılaştıkları zorluklarla mücadele ederek bir an önce mutluluğa geri dönmeyi amaçlarlar. Bunu yapmak için de sorumluluk alırlar ve gerekli şeye konsantre olarak işleri kendileri için oldukça kolay bir hale getirirler. Mutlu bir insanın en belirgin özelliği, bir problemle karşılaştığında ‘şikayet etmek’ yerine ‘problemi çözme’ anlayışını benimsemesidir.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar bir zorlukla karşılaştıklarında kendilerini ‘kurban’ olarak görürler ve içinde yaşadıkları evreni, onları mutsuz etmekle suçlarlar. Bu nedenle, sorunlara yapıcı yaklaşamazlar ve sorun büyüdükçe büyür. Eğer çevrenizde her daim mutsuz olan bir insan varsa ona bir bakın; gerçekten de karşılaştığı sorunlarla baş etmek yerine, kendi dünyasına çekilip acı çekmiyor mu?

2. Dünyadaki birçok insanın ‘güvenilmez’ olduğunu düşünürler.

Sağlıklı bir muhakeme yeteneğinin mutlu olmak için en önemli şartlardan biri olduğu gerçeği üzerinde çok durmayacağım. Özetle denilebilir ki, mutlu insanların büyük bir çoğunluğu çevrelerindeki insanlara güvenir ve onlarla paylaşımda bulunmaktan çekinmez. Bu nedenle, mutlu bir insan yeni tanıştığı kişilerle çabucak kaynaşabilir ve sıkı arkadaşlıklar/ilişkiler kurabilir.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar tanıştıkları kişilerin ‘güvenilmez’ olduklarını düşünerek onlarla yakın ilişki kurmaktan çekinirler. Ne yazık ki bu davranışın sonucu olarak mutsuz insanlar hayata açılan kapılarını yavaş yavaş kapatırlar ve kendi dünyalarında mutsuzluk içerisinde yaşarlar.

3. Dünyada neyin ‘doğru/iyi’ olduğundan ziyade, neyin ‘yanlış/kötü’ olduğuna odaklanırlar.

Dünyada gerçekleşmekte olan yüzlerce ‘yanlış’ şey olduğunu kimse inkar edemez. Bir akşam oturup günlük haberleri izlemek bile bir insanı bu dünyanın ne kadar korkunç bir yer olduğu fikrine sürükleyebilir. Fakat aynı şekilde, eğer doğru yere bakmayı bilirsek, bu dünyada gerçekleşmekte olan onlarca ‘doğru’ ve güzel şey olduğunu da görebiliriz. Örneğin, Amazon Ormanları’nda ortaya çıkan bir fungusun plastik tükettiğini biliyor muydunuz? Yani dünya doğal yollardan ürettiği çözümle çöplük alanlarını yok edebilecek yakın gelecekte. Eğer mutlu ve pozitif bir insansanız, nereye ve nasıl bakacağınızı bilirsiniz ve bu da sizi daha mutlu kılar.

Kronik olarak mutsuz olan insanlar dünyada olup bitmekte olan güzel şeyleri görmeyi reddederler ve kötü şeyler hakkında sahip oldukları korkuları her geçen gün büyütürler.

4. Kendilerini diğer insanlarla kıyaslayarak kıskançlık duyarlar.

Kronik olarak mutsuz olan bir insan, genellikle diğer insanların kendisine ait olan iyi talihi çaldığını düşünerek kıskançlık duyar. Bu tip insanlar kendi özelliklerini çevredeki kişilerin özellikleriyle kıyaslarlar ve bu durum onları ağır bir kıskançlık haline sürükleyerek mutlu olmalarını engeller.

Mutlu insanlar bilir ki bu dünyada yeterince iyi talih vardır ve herkes hakettiği kadarına sahip olur. İyi şeylere sahip olmak için çalışmak ve bir emek sarfetmek gerekir. Mutlu insanlar bunun farkındadır ve bu nedenle kendilerini başkalarıyla kıyaslama hatasına düşmezler.

5. Hayatlarını tamamen kontrol etmeye çalışırlar ve bu yüzden sürekli didinirler.

İnsanın hayatını tamamen kontrol etmesiyle, ulaşmayı amaçladığı hedeflere doğru ilerlemesi arasında bir fark vardır. Mutlu insanlar kendilerine bir hedef koyarlar ve sağlam adımlarla bu hedefe ilerleyerek başarıya ulaşırlar. Onların amacı hayatlarındaki her detayı kontrol etmek değil, yalnızca hedefledikleri noktaya varmaktır. Mutlu bir insan bilir ki, bir bireyin hayatını tamamen kontrol etmesi mümkün değildir çünkü yaşamlarımızda bizim kontrol alanımızın dışında gelişen onlarca şey olmaktadır.

Kronik olarak mutsuz olan bir insan bu gerçeğin farkında değildir ve üstün uğraşlar vererek hayatındaki her şeyi kontrol etme çabasıyla sürekli didinir. Mutsuz bir insan için mutluluğun yolu kontrolden geçer ve bu yüzden kontrol manyağı olup çıkıverirler.

6. Gelecekleri hakkında büyük endişe ve korkulara sahiptirler.
.

Kronik olarak mutsuz olan insanların zihinleri korku ve endişelerle doludur. Aralıksız olarak ‘şu şöyle olursa ben ne yapacağım?’ veya ‘ya işler yolunda gitmezse?’ gibi düşüncelerle boğuşurlar ve bu nedenle yapabilecekleri şeylere odaklanamazlar. Korkuları ve endişeleri onları tarif edilemez bir mutsuzluk haline sürükler ve hayatta hiçbir zaman mutlu olamayacaklarını düşünmelerine sebep olur.

Mutlu bir insan hangi konuda ne derece korku veya endişe duyması gerektiğini hisseder ve işlerin kötü gitmemesi için elinden gelen her şeyi yapmaya odaklanır. Mutlu insanlar için de gelecekte işlerin ters gitme olasılığı vardır fakat onlar, bu olasılığa takılıp kalarak hiçbir şey yapmamak yerine, onu en aza indirgemek için mücadele ederler.

7. Konuşmaları dedikodu ve ağlayıp sızlanma doludur.

Kronik olarak insanlar neredeyse geçmişte yaşıyorlardır. Hayatlarının o dönemine kadar başlarından geçen tecrübeler asla zihinlerinden silinmez ve sürekli onları meşgul eder. Hayatın onların hiçbir şans tanımadığı veya bir kişinin onlara yaptığı bir haksızlık… Kronik olarak mutsuz olan bir insanın gün içerisindeki düşünceleri bu tarz şeyler üzerine kuruludur ve bu nedenle, biriyle konuştuklarında dedikodu ve ağlayıp sızlanmalar havada uçuşur.

Mutlu bir insan ‘anı’ yaşar ve o an içerisinde olup bitenlerle ilgilenir. Geleceğe dair hayaller kurarak her şeyin yolunda gideceğine dair olan inançlarını güçlendirirler. Mutlu bir insan üzerinde çalıştığı bir konu hakkında heyecanlanır ve çevresine de pozitif enerji yayar. Eğer onların konuşmalarına şahit olursanız, dedikodu veya ağlayıp sızlanma yerine, olumlu ve sağlıklı düşüncelerini deneyimleyebilirsiniz.

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YENİ BAKIŞ AÇISI NASIL OLUŞUR?

11889636_987848891277354_3384436484573682151_n[1]

1. Açık olun. Her şeye açık olun. Her ne olursa, başınıza her ne gelirse ona açık olun.

2. Bir şeylere tutunmaya çalışmayın. Bırakın giden gitsin, gelen gelsin.

3. Kalbinizde kalın. Her ne olursa olsun, gerçek hislerinize sadık kalın.

4. Hayatımızdaki insanlar değişecek. Bunun olmasına izin verin ve sürece güvenin. Amaçlarına hizmet etmiş ve artık derinleşip gelişmeyen ilişkilere tutunmak zorunda değiliz.

5. İşlerimiz de değişecek. Yapmakta olduğunuz, ya da eğitimini aldığınız işlere saplanıp kalmayın. Kendinize GERÇEKTEN ne yapmak istediğinizi sorun.
Sizi hangi iş gerçekten mutlu ederdi?

6. Hayatta sevinci arayın. Her ne pahasına olursa olsun sizi mutlu eden şeyi bulun ve onu yapın. Her gün. Her zaman.

7. Düzenli bir şekilde kendinize sessiz kalacağınız bir zaman ayırın ve DİNLEMEYİ öğrenin. Hislerinizi dinleyin, sizi neyin mutlu ettiğine kulak verin. Sezginizin size söylemeye çalıştığı şeyi dinleyin.

8. SEVMEYE cüret edin. Her nerede bulunursanız bulunun, her ne yapıyor olursanız olun sevecen bir varlık olun. Kalbinizi açın ve onu açık tutun.
Bu sahip olduğunuz en büyük korumadır.

9. Mümkün olduğunca çok yükümlülüğünüzü tamamlayıp bitirin. Buna dünyevi, ailevi, mali, spirituel, yükümlülükler dahildir.
Bitirdiğimiz her bir yükümlülük bizi özgürleştirir.

10. Kişisel olarak artık ihtiyaç duymadığınız şeyi bırakın, ya da başkasına verin. Dolaplarınızı, kitaplarınızı, malınızı, mülkünüzü, ilişkilerinizi, taahhütlerinizi, sorumluluklarınızı gözden geçirin ve öz benliğiniz ile uyum içinde olmayan her şeyden kurtulun. Bunu ölçüp tartmanın bir yolu da bir şeyin size bir hafiflik ve sevinç mi, yoksa sıkıntılı bir ağırlık mı verdiğini hissetmektir. Bırakmak harika bir duygu verir ve yeninin yaşamınıza girebilmesi için bir boşluk yaratır.

11. Dürüst ve açık sözlü olun. Kastettiğiniz şeyi söyleyin ve söylediğiniz şeyi kastedin.
Bu dünyada artık daha fazla sahtekarlığa ve ince manipulasyonlara ihtiyacımız yok.

12. Birbirinize saygı gösterin.
Hepimiz muhteşem kozmik varlıklarız. Sadece bazılarımız muhteşem kozmik varlıklarımızı çok iyi tebdil-i kıyafetlerle gizliyoruz. Kendimize ve birbirimize dürüstlük, saygı ve sevgiyle davranalım. Bu yapabileceğimiz en kökten dönüşüm geçiren duygulardan biridir.

13. Güçlü olmaktan korkmayın. Hepimiz güçlüyüz. Hepimiz müthiş yeteneklere sahip son derece muktedir varlıklarız. Hepimizin içinde derin sevgi ve iyilik hazneleri var. Açık, berrak, güçlü, doğru olmamız gerekiyor. Kendimize ve yeteneklerimize güvenmeliyiz.

14. Bağışlama özgürlüğün anahtarıdır. Biraz zaman ayırıp hayatınızdan geçmiş herkesi bağışlayın. Kendinizi bağışlayın. Hepsini kendi benzersiz yolculuğunuzun, size tam da gelişmek, dönüşüm geçirmek ve özgürleşmek için ihtiyacınız olan şeyi veren bir parçası olarak görün.

15. Her şey için şükran duyun. Kimseniz “O” olduğunuz için şükran duyun. Yaşamınızın tüm unsurları için şükran duyun. Tüm deneyimleriniz, ilişkileriniz, çevrenizdeki her türlü güzellik için şükran duyun. Karşılaştığınız her iyi davranış, yaşadığınız her sevgi an’ı, her türlü beslenişiniz için, doğanın verdiği ilham için şükran duyun.
Her an, en karanlık anlarımızda bile şükran duyacak o kadar çok şeye sahibiz ki.

16. Her nerede yapabiliyorsanı z, orada güzellik yaratın. Her sevgi ifadesi gibi, güzel olan her şey gezegenin rezonansını yükseltir.
17. Gezegenin şifalanmaya ihtiyacı olduğunu asla unutmayın, sevgi, şefkat, merhamet, hoşgörü ve alçakgönüllülük en büyük korunma kalkanınız olsun.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir ay boyunca şikayet etmeden durabilir misiniz?

Dırdır, homurdanma, sızlanma… Adını ne koyarsak koyalım, yaptığımız şey aynı: Şikayet etmek. Üstelik, bize zaman zaman boğucu gelen hayatlarımızda şikayet edecek çok fazla şey var. İnsanların kabalığı, yorucu iş temposu, sorumlulukların yarattığı baskı, arkadaşlar, aileler, hayal kırıklıkları… Gün içinde pek çok olumsuz duyguyu dışa vurmaktan kendimizi alıkoyamıyoruz. Bu şekilde rahatladığımızı sanıyoruz. Öyle ki, sıradan bir diyalog içinde her dakika bir şikayet cümlesi çıkıveriyor ağzımızdan.

Pieter Pelgrims and Thierry Blancpain adlı iki girişimcinin fikri olan “Şikayet / Dizginleme” adlı projeye katılan yüzlerce kişi en azından 1 ay boyunca şikayet içeren cümleler kurmamayı denediler. Pelgrims ve Blancpain’in bu projedeki amaçları, “olumsuz ifadeleri ortadan kaldırarak daha olumlu bir hayat elde etmek”. Oldukça seri şikayet edebilen biri olarak ilgimi çeken bu projeyi siz Uplifers okurlarıyla paylaşmak istedim; belki beraber deneriz?

şikayet metiniçi 3

Yakınmanın beyindeki yansıması

Öncelikle konunun bilimsel tarafı ilgi çekici. Her ne kadar “kötüye hazırlanma”yı bir savunma mekanizması olarak görsek de, tüm bunlar vücudumuzda hoş olmayan değişimlere neden oluyor. Bir konunun olumsuz yönünü düşünmek, beynin stres hormonları salgılamasına neden oluyor; bu da çözüme yönelik bilişsel aktiviteyi kısıtlıyor.

Daha az şikayet etmek için birkaç püf noktası

şikayet metiniiçi

Alışkanlıklardan bir anda kurtulmak zordur; özellikle de onların farkında değilsek. Bu yüzden, iç huzuruna giden yolda bize yardımcı olacak birkaç püf noktasından bahsetmekte yarar var:

  • Şikayetin tanımını yapabilmek

Şikayetin tanımını yapmak; neyden, ne kadar uzak duracağımız konusunda fikir vermesi açısından önemli. Örneğin “dışarısı çok soğuk” bir şikayet değil bir gözlemken “dışarısı çok soğuk ve bu şehirde yaşamaktan nefret ediyorum” kusursuz bir şikayet cümlesidir.

  • “Sık Şikayet Edilenler” listesi oluşturmak

Proje kapsamında söylediklerine dikkat edenlerin vardığı ortak sonuç, düşündüğümüzden çok daha fazla şikayet ettiğimiz. Sorunları saptamak ve homurdanmaların kaynağına inmek, nelerden rahatsız olduğumuzu daha net fark etmemizi sağlıyor.

  • Sürekli şikayet eden insanlara karşı mesafeli olmak

Başkasının şikayetlerini dinlemek de beyinde aynı tepkiye ve aynı hormon aktivitesinin oluşmasına neden oluyor. Bir diğer deyişle, aynı pasif içicilik gibi hem kendimizi hem karşımızdakini olumsuz düşüncelerle zehirliyoruz. Araya biraz mesafe koymakta ya da bize anlatmamalarını sağlamaya çalışmakta fayda var.

  • Şikayeti çözüme dönüştürmek

“Verimli dırdır” ya da yıkıcı değil yapıcı şikayetlerde bulunmak diyebileceğimiz bir çözüm yolu var. Hayran hayran sorunun etrafında dolaşmak yerine çözmek için çaba harcamak, olumsuzluğu hafifletir.

şikayet metiniçi2

  • “Ama” ile başlayan olumlu cümleler kurmak

Bir ay boyunca hiç şikayet etmemek çok zor; bir isyan cümlesi mutlaka ağzımızdan kaçıverecektir. Böyle durumlarda “ama + olumlu ifade” birlikteliği ile durumu lehimize çevirmek mümkün. “Çocuğu okuldan yine ben alacağım; ama en azından eve yürürken beraber zaman geçirmiş oluyoruz” gibi.

  • “Zorunda mıyım?” yerine “Çıkarım ne?”ye odaklanmak

“Sabah erken kalkmak zorundayım” yerine “Sabah erken kalkmam gerekiyor” demek, konuyu şikayetten gözleme indirger. Bir de sabah erken kalkmanın iyi yanını düşünebilirsek ne mutlu bize! Örneğin erken kalkıp işe gittiğimiz için trafiğe takılmayabilir, o günkü mesaiyi erken bitirebilir ya da yarım bir haftasonuna uyanmayarak haftasonunu daha verimli geçirebiliriz.

Kaynak:

Fast Company 
Complaint/Restraint

kaynak: uplifers sayfası

Bizde Bilge hanımdan aldığımız kişisel gelişim derslerinde buna benzer bir çalışma yapmıştık. Bir hafta boyunca olumsuz söz söylemeyecektik daha sonra olumsuz düşünce düşünmeyecektik. Sınıfta yapan olmuştu ama ben yapamamıştım. Sizler de bir deneyin isterseniz. Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BU DÜNYA DA BAŞKA DÜNYALILAR DA VAR..!

11866345_10153483047038890_73597774560722663_n[1]

Afrika’nın bir kabilesinde çocuklar anneleriyle telepatik iletişim kuruyor ve tüm hayatı boyunca kendisine eşlik edecek olan “şarkıyı” kulağına fısıldıyor! Bu bağlantı, aynı zamanda o çocuğun doğum tarihi olarak kabul ediliyor.
Afrika’daki kabile hayatını araştıran araştırmacı ve bilim adamları, her geçen gün yepyeni bilgilere ulaşıyorlar.
Uzmanların karşısına çıkan son kabile, çocuklarla kurduğu ilişkinin farklılığıyla dikkat çekiyor.
Kabilede yeni doğan çocukların yaşı doğdukları tarihten itibaren değil, annesiyle kurduğu telepatik iletişimden itibaren başlatılıyor.
Kabilenin kadınları hamile kalmaya karar verdiklerinde bir ağacın altına oturuyor ve dünyaya gelmek isteyen çocuğun kendisiyle iletişim kurmasını bekliyor.
Çocuk annesiyle kurduğu ilk iletişimi, ona söylediği bir “şarkı” ile başlatıyor. Çocuğun söylediği şarkıyı duyan anne bu şarkıyı kocasına da öğretiyor ve ardından hamile kalıyor.
Çocuğun annesine söylediği bu şarkı, onun doğum günü olarak kabul ediliyor ve yaşı bu tarihe göre hesaplanıyor.
Uzmanlar aynı zamanda bu şarkının o çocuğun doğumundan ölümüne kadar tüm hayatına eşlik ettiğini belirtiyorlar. Anne hamileliği boyunca çocuğun şarkısını kabile ileri gelenlerine ve yaşlı kadınlara öğretiyor.
Doğum sırasında çocuk bu şarkıyla karşılandığı gibi, düşüp bir yerini incittiğinde de yine aynı şarkıyla avutuluyor. Aynı zamanda çocuğu ödüllendirmek ya da ergenlik törenlerindeki başarısını kutlamak için de bu şarkı söyleniyor.
Araştırmacıları şaşırtan diğer bir konu ise kabilenin “suça” ilişkin tutumunda ortaya çıkıyor.
Çocuk ilerleyen yaşında toplumsal bir yasayı ihlal eder ya da bir suç işlerse, köy meydanına çağrılıp topluluk tarafından çembere alınıyor ve ona hep bir ağızdan kendi şarkısı söyleniyor.
Kabilenin kadim geleneklerine göre, antisosyal davranışları düzeltmenin yolu “cezalandırmadan” değil, “sevgiden” ve o bireye kendi “gerçek kimliğini” hatırlatmaktan geçiyor.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanlara İstediğinizi Yaptırmak İçin Kullanabileceğiniz 10 Psikolojik Hile

İnsanların sizi dinlemesini sağlamak için CEO olmanıza gerek yok. Psikolojik araştırmalara göre, insanları ikna etmek için kullanabileceğiniz birçok yol var ve bunların çoğunu insanlar fark etmiyor bile. Karşınızda insanlara istediğinizi yaptırmak için kullanabileceğiniz 11 taktik.

1. İnsanların vücut dilini taklit edersiniz sizi daha çok severler.

İnsanların vücut dilini taklit edersiniz sizi daha çok severler.

Bir dahaki iş mülakatınızda karşınızdakine benzer oturup benzer şekilde konuşursanız işe alınma ihtimaliniz de o kadar artar. Bilim adamları buna “Bukalemun Etkisi” adını veriyor. Bukalemun Etkisi’nin en ilginç tarafı ise bilinçsiz bir şekilde sürekli yapıyor olmamız.

2. İnsanların ürününüzü almasını sağlamak için tuzak fiyatlar kullanın.

İnsanların ürününüzü almasını sağlamak için tuzak fiyatlar kullanın.

Birçok yerde size bir ürünü satmak için tuzak fiyatlar kullanılıyor. Mesela eğer siz 80 liralık bir şarap görürseniz bunun pahalı olduğunu düşünebilirsiniz, ama eğer o şarabın yanında 150 liralık başka bir şarap varsa birden 80 liralık şarap o kadar da pahalı gelmemeye başlar. Yani pahalı bir şey satıyorsanız, daha da pahalı bir şeyi sadece bu etkiyi sağlamak için öylesine satışa sürebilirsiniz.

3. İnsanların daha az bencil davranmasını sağlamak için ortamı değiştirin.

İnsanların daha az bencil davranmasını sağlamak için ortamı değiştirin.

Yapılan bir araştırmada, eğer çalışılan ortam çok resmi ve iş objeleriyle doluysa bu ortamdaki insanların da bir o kadar rekabet içinde olacağı ve bencilce davranacağı kanıtlanmıştır. Bu rekabeti azaltmak için daha nötr ortamlar kullanabilirsiniz. Pazarlık yaparken oldukça kullanılan bir taktiktir.

4. Birinin amacına ulaşmasına yardım edin ki size ilerde iyilik yapsın.

Birinin amacına ulaşmasına yardım edin ki size ilerde iyilik yapsın.

Psikolojist Robert Cialdini’ye göre, eğer bir insana bir işinde yardım ederseniz size borçlu hissedecektir ve ileride size yardım edecektir. Teşekkür ederken de “arkadaşlar bugünler içindir” gibi bir tabir, “yok ya ne demek” gibi bir tabirden çok daha etkili olabilir.

5. Daha hızlı konuşursanız tartıştığınız kişiyi ikna etme ihtimaliniz artar.

Daha hızlı konuşursanız tartıştığınız kişiyi ikna etme ihtimaliniz artar.

Bir araştırmaya göre, birisi sizinle aynı fikirde olmadığı zaman biraz daha hızlı konuşup onlara daha az düşünme fırsatı tanımanız sizin lehinize olacaktır. Bir grup dinleyiciye fikrinizi anlatırkense tam tersi yavaş bir biçimde konuşmanız daha etkileyici olacaktır.

6. Size hak vermeleri için insanların aklını karıştırın.

Size hak vermeleri için insanların aklını karıştırın.

Bu diğerlerini ortak çalışmaya itmek için güzel bir taktiktir. Satış yaparken bir kart 3 TL demek yerine bir kart 300 kuruş dediğiniz zaman insanların alım yaptığının arttığı bir araştırmaya göre kanıtlanmıştır.

7. İnsanlardan yardım isterken yorgun oldukları zamanları seçin.

İnsanlardan yardım isterken yorgun oldukları zamanları seçin.

Bir çalışma arkadaşınızdan 1 saatlik bir yardım isteyecekseniz, iş bitiminde isteyin çünkü bu saatlerde yorgun ve dikkat dağılmış olan arkadaşınızın sizi reddetme ihtimali daha azdır.

8. İnsanların daha etik davranması için göz resmi bulunan tablolar veya işaretler kullanır.

İnsanların daha etik davranması için göz resmi bulunan tablolar veya işaretler kullanır.

Bir araştırmada, kafeteryadaki çiçekli bir tablo, içinde göz bulunan bir tabloyla değiştirildiğinde çalışanların daha temiz ve düzgün çalıştığı fark edilmiştir. Bu size izleniliyormuşsunuz algısını verir.

9. İnsanların davranışlarını değiştirmek için fiiller değil isimler kullanın.

İnsanların davranışlarını değiştirmek için fiiller değil isimler kullanın.

Bir araştırmada insanlara aynı soru iki farklı şekilde sorulmuştur.

1-) Yarınki seçimlerde oy kullanmak senin için önemli mi?

2-)Yarınki seçimlerde oy veren olmak senin için önemli mi?

2. soruya maruz kalan insanların daha çok oy verdiği gözlemlenmiştir.

10. İnsanlardan istediğinizi almak için onları biraz korkutun.

İnsanlardan istediğinizi almak için onları biraz korkutun.

Bir araştırmaya göre, telaş ve endişe hisseden bireylerin istenen şeylere genelde pozitif yönde cevaplar verdiği gözlemlenmiştir. Bunun en büyük sebebi, karşılaştıkları tehlike hakkında düşünsel olarak endişelenen bireylerin kaybedecek daha az şeyleri olduğunu hissetmeleridir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir Kadına Asla Söylememeniz Gereken 21 İntihar Gibi Cümle

Beyler! Eğer ihtihar etmiyorsanız veya yaşarken ölümü tatmayı istemiyorsanız bu cümleleri bir kadına asla ama asla söylemeyin! Tecrübeyle sabittir.

1. “Bugün yorgun görünüyorsun.”

Bu cümleyi bir kadına son söyleyen kişinin akıbeti hala bilinmiyor!

2. “Neden huysuzluk yapıyorsun? Adet öncesi sendromu mu?”

Eğer bir kadına bu soruyu sorduysanız, arkanıza bakmadan oradan koşarak uzaklaşmak için 1 saniyeniz var.

3. “Hamile misin?”

Eğer doktor değilseniz, asla ama asla sormamanız gereken bir soru.

4. “Bunu yemenin bir sakıncası olmadığına emin misin?”

Kumandayı kafaya yersiniz yemin ediyorum, sakın ha!

5. “Gülümse biraz!”

Derseniz şayet, arkasından gelecek soru şu olur: “Beni bu halimle beğenmiyor musun?” ve günün geri kalan kısmı iptal olmuş demektir.

6. “Pişşşt!”

Bu size yakışmaz sevgili beyler, ‘pişşşt’ diye köpeklere seslenilir kadınlara değil.

7. “Güzel kalçalar/göğüsler.”

Bu sözleri yalnızca sevgiliniz/eşiniz için kullanın. Aksi halde sapık damgası yersiniz, ki öylesinizdir zaten!

8. “Sen neden hala evlenmedin?”

Dedikten sonra depara kalkmanız gerekir, yoksa yaşarken ölümü tadarsınız.

9. “Bu üstündekiler biraz erkek işi gibi ama…”

Sana mı düştü ne giyeceğimi söylemek?

10. “Bu mayo/bikini sana hiç olmamış.”

Yani açık açık onu beğenmediğinizi söylüyorsunuz öyle mi? Size 1 hafta seks yok! Hadi bakalım…

11. “Bir gün mutlaka çocukların olsun isteyeceksin.”

Bunu bir kadına söylerseniz ağlama krizlerine girebilir ve ona saatlerce destek olmak zorunda kalabilirsiniz. Benden söylemesi!

12. “Biraz sakinleşir misin?”

“Yaaa ZATEN SAKİNİM BEN görmüyor musun? He? Sakinim diyorum sakin!!”

13. “Makyajı biraz fazla kaçırmışsın.”

Yine o soru gelir: “Beni böyle güzel bulmuyor musun?” Buradan kadınlara da bir sır verelim; ne kadar çok makyaj yaparsanız, karşınızdaki erkek o kadar çirkin olduğunuzu ve bunu kapatmak için makyaj yaptığınızı düşünecektir.

14. “Bu üstündekilerle tam bir o…puya benzemişsin.”

Hoş değil. “O zaman sen de p.zevenksin” lafı gelir ve hiç de hoş olmayan bir söz düellosu başlar. Söylemeyin, söyleyenleri uyarın.

15. “Bunu cidden sen mi istedin?”

Bu cümledeki ‘bu’ her şey olabilir; elbiseler, saç rengi, ayakkabılar, bir yere gitmek… Eğer bir kadına böyle bir şey sorarsanız, bilin ki onu taktir etmediğinizi düşünecektir ve sizi CEZALANDIRACAKTIR.

16. “Neden saçına böyle bir şey yaptın?”

2 hafta seks yok!

17. “Erkekler zayıf ve formda kadınlardan hoşlanır.”

Demenize kalmadan “O zaman git zayıf bir kadın bul kendine” lafını yersiniz ve kıçınızı da yırtsanız derdinizi anlatamazsınız.

18. “Çocuk gibi davranmayı bırak!”

“Ne yani, beni çocuksu mu buluyorsun?”

19. “Evinin kadını ol ve bana yemek hazırla bakalım.”

Bu cümleyi gerçekten söyleyecek kadar odun adam kalmamıştır heralde. Fakat şakasına dahi olsa, böyle bir cümleden uzak durun. Hem size yakışmayacak kadar çirkin, hem de sonuçları ağır olabilecek bir cümle bu.

20. “Bir kadına göre ….’yı iyi yapıyorsun.”

Bunu iltifat olarak söylemiş olabilirsiniz ama bir kadın için aşağılamadır. Gece yatakta “bu işi bir erkeğe göre fena yapmıyorsun!” şeklinde bir akıbeti olabilir, aman dikkat.

21. “Bu kadar duygusal olma.”

Cevap gelmez. Hatta bir süre konuşulmaz. Kıçınızı yırtarsınız ama cehennem ızdırabı bitmez.

kaynak: onedio

Bir de yanımda sen olacağına Fatma olsaydı cümleleri iyi gelmez Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KÖTÜ İLİŞKİLERİN ÜSTESİNDEN GELMEK

11828671_10152946692235178_6751740680754259341_n[1]

İnternet üzerinden benden yardım isteyen birçok kişinin dile getirdiği ve ilişkiler sonrasında yaşanan terk edilmenin verdiği travmaları, sürüncemede kalan ilişkiler sonrası yaşanan duygusal durumu atlatma konusunda NLP yaratıcısı Dr. Richard Bandler’in Eskimeyen değişim kitabında yazmış olduğu bölümü paylaşmak istiyorum.
Artık yapacak bir şey kalmamış bitmiş aşkların peşinde bir çok insan kendini heder ediyor üzüyor. Kendini kafese kapatıp, ayağından bağlayıp dışarıya çıkmaya korkuyor. Ama şunun kafesin dışına çıkma cesareti gösteremezlerse, kendi ayaklarından kendilerini bağladığı ipi çözmedikleri için aynı yerde aynı şeyleri yaşayıp duruyorlar sonrada başkalrını suçluyorlar. Özgürlük istiyorsanız, ayağınızdaki bağı çözmeniz, kafesin dışına çıkmanız lazım. Yeni yaşamlara yelken açabilesiniz. Bir çoğunuz Tarzan filmini seyretmişsiniz yada belgesellerde maymunların ağaçlar arasında nasıl hızla bir daldan bir dala geçtiklerini görmüşsünüzdür. Aslında bizimde yapmamız gereken bu yeri geldiğinde tutunduğumuz dalı bırakıp yeni dalı tutmalıyız ki ilerleyebilelim.

Bazı insanların üstesinden gelmesi gereken diğer bir konu kötü ilişkilerdir. Konu kötü ilişkiler olduğunda her şeyden önce iyi bir hayatı hak ettiğinize ilişkin yeni bir inanç oluşturmaya karar vermenizi öneriyorum. Bu çok önemli bir şeydir ama birçok insan bunu yeterince yapmaz.

Şiddet gören kadınlar için yapılmış bir sığınma merkezinde bir süre çalışmıştım. Burada beni en fazla şaşkınlığa düşüren şey şimdi sözünü edeceğim konuydu. Bu kadınlar dayak yemiş, bedenlerinin her yeri çürük içinde kalmıştı. Ev siz kalmış bir şekilde bir köşeye çocukları ile birlikte sinmiş oturuyor. Onları sadece bir kere değil defalarca dövmüş olan sarhoş kocalarına geri dönmeye korkuyorlardı. Beni şaşırtan şey; biz onlara “Eşinden boşanmak zorundasın. Çocuklarının güvenliği için o adamdan sonsuza kadar uzak durmalısın.” dediğimizde bize bakıp, “Ama ben onu seviyorum.” şeklinde yanıt vermeleriydi. Ya bunu söylüyorlardı, ya da bize eşlerini terk edeceklerini söyleyip altı ay sonra yine dayak yemiş olarak sığınma merkezine geri dönüyorlardı.

Yürümeyen bir ilişki içinde olduğumuzda insanların bu ilişkiden kurtulmaları için gereken şey yüzlerine inen bir tokat değildir. Bazen insanların âşık olmaktan da vazgeçmeleri gerekir. Kariyerinin başlarında bana gelen tanınmış vakalardan biri Eski Âşık adını verdiğimiz bir adamdı. Ona bu ismi vermemizin nedeni bize on yıldır aynı kadının peşinden koştuğunu ve tüm hayatının bu kadının etrafında döndüğünü söylemesiydi.

Sonradan ortaya çıkan gerçek ise şuydu. bu adam bizim bugün sapık olarak adlandırabileceğimiz biriydi çünkü söz konusu olan kadınla hiç konuşmamıştı. O kadını ona gerçekten âşık olabilecek kadar tanımıyordu ama üniversite sıralarındayken onu uzaktan izlemişti. Daha sonra kadın eğitimine devam ederek başarılı bir müzisyen olmuştu ve adam da asla olmamış, asla da gerçekleşemeyecek bir ilişkinin peşinden koşuyordu. Onun kusursuz bir kadın olduğuna dair fikri aslında biraz aptalcaydı çünkü benim arkadaşlarımdan birinin bu kadınla çıktığını öğrenmiştim. Ve kadın de bizim Eski Aşık’ın kafasında yarattığı gibi biri değildi. O adamın bu kadına karşı hissettiğini düşündüğü aşkın üstesinden gelmesi, dayak yiyen ve yaşadığı kötü ilişkiden kurtulmak zorunda olan bir kadının o ilişkiden çıkması kadar önemliydi.

Bazı ilişkilerin yapısal olduğu söylenir, bu ilişkilerde insanlar birbirlerine karşılıklı olarak bağımlıdır. Eğer bir ilişki iki insanın birlikte daha sağlıklı, birlikte daha mutlu olmaları, güzel anılar oluşturmaları ve birlikte iyi bir hayat kurmaları üzerine kurulu değilse taraflardan biri diğerinin yaşam enerjisini öyle ya da böyle tüketecektir. Bu ya bu şekilde gerçekleşir ya da daha kötüsü taraflardan biri ilişkiyi bitirir, diğeri ise âşık olarak kalmaya ve giden kişinin özlemini çekmeye devam eder.

Bunların hepsi insanların âşık olmaktan kurtulmayı öğrenmelerini gerektiren örneklerdir. Âşık olmak önemli bir konudur ama insanlar zaten bu konuda oldukça yetenekli gibiler. Fakat içimizden bazıları uygun olmadığı durumda âşık olmaktan vazgeçme konusunda da çok iyiler. Bir öğle yemeği süresi boyunca bile başarılı bir şekilde yürütemediğim ilişkilerim oldu. Yine de doğru kadını bulduğumda çok uzun yıllar boyunca evli kaldım. O öldüğünde bir başkasını bulmam dört yılımı aldı. Ama eğer onu geçmişimde bırakmış olmasaydım geleceğime de yeni birini koyamazdım.

Ömrünüzün tamamını birlikte geçirmeyi umduğunuz kişinin ölmesi her zaman üzüntü verici bir olaydır. Ama zaman içinde artık iyi anılara tutunmanız, kötü anılardan vazgeçip yeni, iyi anılar oluşturmaya hevesle bakmanız gereken bir an gelir. Bazen o kişi ölmüş olmaz, sadece artık sizden hoşlanmıyordur ve sizi terk edip gider. Eğer siz âşık olmaya devam edecek olursanız kendinizi hayatınızı yeniden yönlendirmekten ve böylece doğru kişiyi bulmaktan mahrum bırakırsınız.

Dünya gezegeni üzerinde altı buçuk milyar insan olduğunu hiç unutmayın, bu insanlar içinde o kadar çok yalnız insan vardır ki bu sayı astronomik bir boyuttadır. Ama yine de insanlar bana bakar ve “Bir daha sevebileceğim birini asla bulamayacağım” derler. Bir keresinde bir kadın danışanım olmuştu. Otuz yılı aşkın bir süredir evli olduğu kocası bir orta yaş krizi içine girmiş ve sarışın sekreteri ile kaçmıştı.

Kadın bana bunları anlatırken gözlerinde yaşlar vardı. Bana baktı ve “Tüm hayatımı onunla birlikte geçirmeyi umuyordum.” dedi. Kızgındı. Canı yanmıştı. Perişan durumdaydı ve bana bakıp, “Neden gülüyorsun?” diye sordu. Ona döndüm ve şöyle yanıt verdim. “Bunun nedeni çok basit, birçok kadın bir gece dayanacak bir erkeği bile seçemiyor. Sen bir ilişkiyi otuz yıl sürdürecek bir erkeği seçecek kadar iyi (değerlendirme yeteneğine sahip olmuşsun. Bu da şu demek oluyor. Mevcut yaşında sadece bir erkek daha bulman yeterli. Belki ikiniz yüz yaşına kadar birlikte olursunuz. Bu yüzden şu anda iyi bir şeyler yaşayabilecek durumdasın ama yapman gereken tek şey onu geçmişte bırakmak. Ben de sana çok büyük bir sır vereceğim.”

Bu büyük sır şu, artık o aşkın dışına çıkma zamanınız geldiğinde buna eşik kalıbı adı verilir. Eşik kalıpları fobilerden tamamen bıkmış bir duruma gelmeye benzer. Aynı türde bir kalıptır. Benim yardımını olmadan aşktan kurtulan birçok kadınla görüştüğüm için onların bunu nasıl başardığını anlamam mümkün oldu. Bana, “Ne olduğunu anlamıyorum Yedi yıldır evliydik ve ne yapmış olursam olayım bana katlanıyordu. Şimdi aniden beni terk etti, artık benimle hiçbir şey yapmak istemiyor.” diyen birkaç arkadaşım vardı.

Bu bir nasıl kendi kendine aşktan vazgeçtiğinin örneğidir. Gidip bunu araştırdım çünkü aşktan gerçekten kurtulması gereken bu insanlara nasıl yardımcı olabileceğimi bilmek istiyordum. Sonuçta bunun gerçekten de çok basit bir şey olduğu ortaya çıktı. Eğer bir adam kötü bir şey yaparsa, bir kadın kötü bir şey yaparsa onu bağışlayabilirsiniz. Ama eğer çok sayıda kötü şeyi, kısa bir süre içinde üst üste yaparsa bu olumsuz bir duygu oluşturur ve “Bardağı taşıran son
damla bu oldu.” cümlesini duymaya başlarsınız.

Yapmak istediğimiz şey son damlayı doğru şekilde bardağın içine damlatmak ve bardağı doğru zamanda bilerek taşırmak.

Bunu yapmanın yolu aslında son derece basit. Eğer size kötü davranan bir adam ya da size kötü davranan bir kadın varsa ama bunu yeterince sık yapmıyorlarsa şunu yapın:

Geri dönün ve bu anıların en az beş ya da on tanesini alın. Bu anıları alın, onları gerçek yaşam boyutlarında büyütün, böylece 0 sırada ne gördüyseniz onu görün ve bu anılan sanki şu anda oluyormuş gibi peş peşe oynatın.

Bir anının başından sonuna kadar gidin ve biter bitmez bir sonrakine başlayın. Bazen bu beş anının neler olduğunu yazmak yararlı olabilir. Nerede başladıklarını anımsadığınıza emin olun. Hepsinin birbirlerine bağlı olmalarını sağlayacak şekilde onları hızla oynatın. Sonra onları zihninizde gözden geçirin, ses ekleyin ve duyguları, hoş olmayan her şeyi alarak onları gerçekten çok hızlı ve sert bir şekilde bedeninizde döndürün.

( Duyguyu Bedeninizde Döndürmek: Herhangi olumlu ya da olumsuz duyguyu vücudunuzun bir yerinde hissedersiniz. Örneğin; olumsuz bir duygu hissettiğinizde midenizde ya da boğazınızda bir rahatsızlık hissedersiniz. Aslında bu duygunun sonlandığı yerdir. Sizin yapmanız gereken duygunun başlangıcını bulup sonlandığı yere doğru hareketinin farkına varmak. Midenizin altından başlayıp boğazınıza doğru ya da tam tersi boğazınızdan başlayıp midenize doğru olabileceği gibi kalbinizden vücudunuzun sağ tarafına ya da tam tersi vücudunuzun sağ tarafından sol tarafına bir duygu geçişi olabilir. Bu duygu döngüsünü yakalayarak bu döngüyü hızlandırmak duyguyu yoğun olarak yaşamanızı sağlar. Bu duygu döngüsünü dışarıya çıkartıp maviye boyayıp yeniden vücudumuza yerleştirip ters yönde çevirmek ise rahatlama sağlar.)

Resimleri gerçek yaşam boyutlarından daha büyük bir hale getirin ve onları birbirinin ucuna ekleyin, böylece beş, belki de on kötü anıyı peş peşe sürekli olarak oynatabilirsiniz. Bu durumda gerçekleşecek olan şey sizin resimlerin değiştiği ve duygularınızın değiştiği bir noktaya ulaşmanızdır çünkü insanların âşık olmaya devam etme şekli yas süreci içinde kalma şekline şu açıdan benzer, neyi içeriden gözlemlediğiniz, neye dışarıdan baktığınız konusu sizin gelecekte nasıl hareket edeceğinizi belirler. Bu on anının sonuna geldiğinizde bu kişi ile sahip olduğunuz tüm iyi anılan alın ve kendinizi mutlu bir durumdayken görün, sonra resimlerin boyutlarını küçültün. Filmi tersinden oynatın. İyi anıların sonundan başlayın ve başa doğru
oynatın böylece önce derin bir şekilde âşık olduğunuz. Sonra da o kişiyi tanımıyor olduğunuz noktaya ulaşın.

Kafanızın içinde resimlere ve seslere yapay bir şekilde müdahale etmeniz hissetme şeklinizi de kelimenin gerçek anlamıyla değiştirir. Kötü anılara baktığınızda onları büyütür ve yaktım getirirsiniz. o kişi size hoşlanmadığınız şeyleri yaparken ne gördüyseniz onu görürsünüz. Buraya kötü bir duygu eklemek her zaman yararlı olur çünkü insanlar bazen ilişkilerin ne kadar kötü olabileceğini unuturlar. Ne kadar korktuklarını ya da ne kadar mutsuz olduklarını unutur, bu yüzden birine geri dönmeyi düşündüklerinde her şeyin iyi olacağını düşünürler.
Bir süre önce oldukça tanınmış bir insan olan bir arkadaşım bana aynı kişiye tekrar âşık olmaya devam ettiğini, kadının başka birine kaçtığını, onun duygularını incittiğini ve altı ay sonra yine kendisine geri döndüğünü ve tekrar bir araya geldiklerini söyledi. Bu davranışlardan gerçekten yorulmuş durumdaydı. Onu resimlerin değiştiği ve eşiği aştığı noktaya gelene kadar size burada anlatmakta olduğum aynı süreçten geçirdim

Sonra ona bu dünyada gördüğü en iğrenç şeyin ne olduğunu sordum. 0 da “Doğranmış ciğer, sadece kokusu. Sadece görüntüsü bile midemi bulandırıyor” diye yanıt verdi. 0 kötü duyguyu elde edene kadar koca bir tabak dolusu doğranmış ciğer görüntüsüne bakmasını ve kokusunu almasını sağladım. Bu resmin tan ortasında söz konusu kadının gülümseyen yüzünü ortaya çıkarmasını sağladım, böylece onu her düşündüğünde bu düşünce doğranmış ciğere dönüşecekti. İyi duyguları ya da kötü duyguları bir şeylerle ilişkilendirme yeteneğimiz bilinçli bir seçim olmalıdır. Kendi düşüncelerinizi yeniden yönlendirdiğinizde, hangi anıları içeriden gözlemleyeceğinize hangi anılara dışarıdan bakacağınıza karar verdiğinizde düşüncelerinizi bilinçli bir şekilde bir tarafa yönelttiğinizde buna düşünme adı verilir. Biz bilinçli bir şekilde düşündüğümüzde düşünen varlıklar oluruz. Düşüncelerimizin öylesine bize gelmesine izin verdiğimizde kişisel özgürlüğümüzü yitiririz.

Âşık Olmaktan Kurtulmak

Artık âşık olmak istemediğiniz kişiyi düşünün.
Bu kişi ile birlikte yaşadığınız tüm iyi anıları kendinizi bu anıların içinde görerek anımsayın. Filmi başa sarın ve görüntülerin hepsini siyah beyaz ve küçük bir hale getirin.
O kişinin size kötü davrandığı tüm zamanları ve etraflarındaki tüm olumsuz duyguları kendinizi o anıların içindeymiş gibi hayal ederek. Tamamen içeriden gözlemlenen bir şekilde anımsayın.
4. O kişinin yaptığı her kötü şeyi ele alın ve hepsini sanki bir sinema ekranında oynuyormuş gibi peş peşe hayal edin. Bu filmi bu görüntülerden bıkana kadar tekrar tekrar oynatın.
5. Size iğrenç gelen bir şeyi alın ve sonra 0 kişinin görüntüsünü iğrenç görüntünün alt sistemlerine yerleştirin.
Bu kişiden kurtulmuş olduğunuz harika bir gelecek hayal edin. Kendinizi mutlu ve özgür olarak gözünüzde canlandırın ve bu resmin içine adım atın.

Dr. Richard Bandler

Eskimeyen Değişim. kaynak: ayçan berker facebook sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DOĞUM TARİHİNE GÖRE KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ;

11813289_10155903478695331_2481603351864432045_n[1]

1 Ocak – 10 Ocak Huzursuzluk ve kavgadan hoşlanmayan. Sevdiklerine düşkün, sabırlı ve çalışkan Kimsenin bir şeyinde gözü olmayan, kendi çalışıp kazanmaktan yana olan…. Başarılı olmayı isteyen ve rahat, güvende yaşamayı arzulayan. Gayet kibar ve nazik Doğru ve dürüst davranan. Başarısızlığa tahammülü olmayan, sevgiye önem veren. Takdir edilmekten hoşlanan, yeniliklere açık, bulunduğu alanda parlamak isteyen Kimi zaman coşkulu bazen karamsar olabilen. Fakat asla pes etmeyen, direnen.
11 Ocak – 19 Ocak Son derece mantıklı, becerikli, akıllı, sözünde duran Eğitim hayatına önem veren. Öğrendiklerini kolay kolay unutmayan. Aklını ve yaratıcı hünerlerini kolaylıkla hayata geçirebilen Neyin gerekli neyin gereksiz olduğunu iyi ayırt edebilen mantıklı. Gerektiğinde sert konuşabilen. Aynı anda birden fazla konuda bilgi sahibi olabilen Gözlem gücü yüksek, iş hayatında başarıya mutlaka ulaşabilen.
20 Ocak – 29 Ocak Açık sözlü, yenilikçi, toplum bilinci yüksek, arkadaşlık ilişkileri güçlü Orijinal düşünebilen, tavırlarıyla ilgi uyandırabilen buluşçu. Gerektiğinde duygularını geri planda tutarak, mantıklı hareket edebilen Zihinsel aktivite gücü yüksek, herkesten daha çabuk öğrenebilen. Uygulamaya dönük, analizci, çağın ötesinde düşünebilen Zorluklar karşısında aklıyla kolayca çözüme ulaşan, sınırlamalardan hoşlanmayan.
30 Ocak – 8 Şubat Hızlı düşünebilen, gayet becerikli, dürüst ve arkadaşlıklara önem veren Tarafsız bir gözlem gücüne sahip, yapmacık insanlardan hoşlanmayan. Yabancı dil konusunda başarılı, konuşmaları sıradışı, yenilikçi Bulunduğu ortamda kolayca ilgi uyandıran, sıradışı espri kabiliyeti olan. Zeki, diğerlerinden çok çabuk öğrenen, kısa yoldan sonuca ulaşabilen Bilime önem veren, tartışmalardan hoşlanan, ikna gücü yüksek.
9 Şubat – 18 Şubat Sıradışı ilişkiler yaşamaya hevesli, özgürlüğüne düşkün yenilikçi Yeni yerler keşfetmeye meraklı, modayı takip eden tasarımcı. Bulunduğu alana yenilikler getiren, orijinal ve çekici. Kaliteyi seven Başkalarından oldukça farklı, rutinlikten hoşlanmayan. Arkadaş çevresi geniş. Seçici, iyi gözlemci, farklı kişiliği ile ilgi uyandırabilen Çekiciliği ile karşı cins tarafından beğenilen, her giydiğini yakıştırmasını bilen.
19 Şubat – 29 Şubat Hayal gücü oldukça yüksek. Sevdiklerine karşı duyarlı, çatışmalardan rahatsızlık duyan Şifa gücü yüksek, insanlara sorunlarında yardımcı olabilen. Duyarlı bir kişilik. Acıma ve şefkat duygusu yüksek. Pozitif düşünmeye çalışan Yaratıcı kabiliyetleri olan, yargılayıcı davranmayan, değişime açık. Karmaşa içinde yönelimini kaybetmeden ilerleyebilen, negatif insanlardan etkilenebilen Derin tutkulara sahip, aşk ilişkilerinde verici ve cömert. Oldukça romantik, hassas.
1 Mart – 10 Mart Duygularının farkında olan, bağımlılıklarına düşkün, kimi zaman değişken Sosyal hayatta çekici kimliğiyle ilgi uyandıran, mütevazi ve çok sevilen. Ailesine düşkün, evini yuvasını önemseyen, aşkta tutkulu, güzel düşünen Kötülük bilmeyen, kendine yapıldığında oldukça etkilenen. Muazzam yeteneklere sahip, sezgileri güçlü, olacakları hissedebilen Karşı cins üzerinde duruşu, tavırları, fiziksel özellikleriyle oldukça beğenilen.
11 Mart – 20 Mart Vizyon sahibi, her yerde başarılı olabilen. Hayallerini gerçeğe dönüştürebilen Gücünü iyilik ve güzellikler adına yönlendirebilen. Öngörüleri doğru çıkan. Doğaüstü yetenekleri olan, yalnız kaldığında güçlenen Başkalarını kolaylıkla etkileyebilen. Olumlu ve güçlü enerjilere sahip. Kararlılık gösterdiği zamanlarda her işin üstesinden kolayca gelebilen Güçlü bir manyetizmaya sahip, gizlilikleri kolayca öğrenebilen sırdaş.
21 Mart – 31 Mart Fiziksel yönden oldukça güçlü. Hedefini bilen ve yılmadan üzerine gidebilen İsteklerine fazlasıyla düşkün. Dediğim dedik asla geri dönmeyen. Emir almaktan hoşlanmayan Kendi bildiği yolda ilerlemeyi seven. Cinselliği yoğun ve etkileyici Ateşli ve istekli.
1 Nisan – 10 Nisan Çok canlı, bireylik duygusu yüksek Yaratıcı enerjiye sahip, pırıltılı bir kişilik. Yönetme gücü olan, insanları kolayca etkileyebilen İyi bir oyuncu (sanat), kendini ifade etmesini bilen. Hayatın güzel yanlarının tadını çıkarmasını bilen İsteklerini gerçekleştirme gücüne sahip renkli bir kişi.
10 Nisan – 20 Nisan Keşfetmekten, yeniliklerde bulunmaktan hoşlanan Para harcama meyli yüksek, hoşsohbet, açık fikirli. İyi niyetli, geleceğini şekillendirmeyi seven, yürekli İnançlı, sağduyulu, cömert ve kendine güvenen. Adaletli, yardıma hazır, takdir edilmeyi seven Yabancı dile meyilli, seyahat etmekten hoşlanan.
20 Nisan – 30 Nisan Güzelliklere aşık, gösterişli ve kaliteli olan herşeyi seven Maddi ve manevi değerlerini önemseyen, koruyan, sahiplenen. Sosyal hayatın içinde yer almaktan zevk alan. Arkadaşlarının önemseyen Güzel bir çevrede yaşamak isteyen. Duyarlı ve estetik bir kişi. İnce ve Nazik yapısıyla takdir edilen ve sevgi duyulan Uzlaşmazlık, kavga ve çekişmelerden hoşlanmayan.
1 Mayıs – 10 Mayıs Zihinsel yetenekleri yüksek, aklını önemseyen, sezgileri kuvvetli İlgi alanları yoğun, dünyayı gözlemlemekten hoşlanan. Konuşma ve yazma yeteneği son derece güçlü. İnsanları kolayca çözebilen Değerlendirme gücü yoğun, organizasyon becerisi muazzam. Başkalarıyla çalışmaya müsait, uyumlu. Fazla detaydan hoşlanmayan Özgürlüğüne önem veren. Konuşmasıyla karşısındakini etkileyebilen.
11 Mayıs – 20 Mayıs Gayet güvenilir, dürüst yaklaşımlara sahip. Güçlü ve derin duyguları olan Aşk ilişkilerinde güvenilir, karşısındakine değer veren. Gerçekçi düşünebilen, kendine yeterli. Başarma tutkusu olan, çalışkan Güzelliklere önem veren, kabalıktan hoşlanmayan. Keskin gözlem gücü olan. Başkalarının haksız sözlerinden etkilenebilen. Arkadaşlığa önem veren Hedefine ulaştığında böbürlenmeyen. İyiliğin, vefanın kıymetini bilen.
21 Mayıs – 31 Mayıs Çok yönlü ve becerikli. Yargı ve mantık gücüne sahip Yenilikten hoşlanan, yeni insanlar tanımaktan zevk alan. Bilgiyi önemseyen, meraklı ve öğrenmeye aç Mantıklı, eğri ile doğruyu ayır etmesini bilen. Kıvrak zeka, konuşma kabiliyeti, kendini yönlendirebilen Düşmanlarını yenmeye başarabilecek kadar akıllı.
1 Haziran – 10 Haziran Sosyal ilişkilerini önemseyen, akıllı davranabilen Zeki, uzlaşmacı, hayatın güzel yanlarının tadını çıkarabilen. Nabza göre şerbet vermeyi bilen. Yeniliklerden hoşlanan Değerli olanı bilen, duyarlı ve yapıcı davranabilen. Rahatına düşkün, sıradan şeylerden hoşlanmayan. Kaliteye önem veren İnce, nazik, aşka önem veren. İyi niyetli, arkadaşlıklara önem veren.
11 Haziran – 21 Haziran Modern düşünebilen, tarafsız ve objektif düşünebilen Manyetizması güçlü, arkadaşlık olgusunu önemseyen. Özgürlüğüne düşkün, mantıklı davranabilen Orijinal herşeyden hoşlanan. Pek çok insanla anlaşabilen. Fikirleri bir çok insan tarafından beğenilen. Kuvvetli iradesi olan Yaratıcı, bireylik duygusu gelişmiş, haksızlığa boyun eğmeyen.
22 Haziran – 30 Haziran Güvende yaşamak isteyen, empati yönü güçlü, duyarlı kişilik Ailesine, sevdiklerine önem veren. Koruyucu ve kollayıcı. Gerçeklerin peşinden koşabilen. İlişkilerde uzlaşmaktan yana olan Duygusal değerlerine önem veren, etkileme gücü yüksek. Karşısındaki kişiyi kolaylıkla etkileyebilen, ruhunun derinliklerine inebilen Kendini güvende hissetmediğinde tepkisel davranabilen.
1 Temmuz – 11 Temmuz Düşünce gücü yüksek, sezgileri mükemmel derecede yoğun Bulunduğu alanı kötülüklerden arındırabilen, yenilikçi düşünebilen. Şüphelerini aydınlığa kavuşturabilen, kendini yenileyebilen Yüzeyde olanlarla yetinmeyen, araştırmadan güvenmeyen. Zihnini ve iradesini kendi gelişimi için odaklamasını bilen Güçlü iyileştirme gücü olan, güçlü olmayı, güvende olmayı önemseyen.
12 Temmuz – 22 Temmuz Artistik kabiliyeti olan, aydınlanmaktan yana. Sanata meyilli Acıma ve şefkat duyguları yüksek. idealist. Kendini inandığı bir şeye adayabilen, vizyonu yüksek Kendini aşmak isteyen, duyarlı yüreğe sahip, özverili. Özlemleri olan, hayal gücü yüksek. Duyu dışı algıları olan. Birçok insanla anlaşabilen, aşkta derin duygulara sahip.
23 Temmuz – 1 Ağustos Kendinden emin, bağımsız, liderlik gücü yüksek Soylu, gururlu, gösterişli, toplumda hemen farkedilen. Sadakat duygusu yüksek, organizasyon yeteneğine sahip Sevdiklerine düşkün, sanatkar, kolayca yükselebilen. İçi dışı bir, kalbinin sesine kulak verebilen. Sevilmeyi önemseyen Yaratıcılık yeteneği olan, isteklerini direkt olarak açıklayabilen.
2 Ağustos – 12 Ağustos Hoşsohbetli, neşeli, etrafını rahatlatan, vicdanlı Para harcamayı seven, kaliteye önem veren, gururlu. Kimseyi kırmaktan hoşlanmayan, yüce gönüllü Gezmekten, araştırmaktan hoşlanan, inanç sahibi, maneviyatı güçlü. İyi bir sırdaş, güçlü bir dost Başkalarının emri altına girmekten hoşlanmayan, özgürlüğü seven.,
13 Ağustos – 22 Ağustos Kendini ortaya koyabilen, savaşçı, enerjik, isteklerini elde edebilen Bilinçli, cesur, haksızlıklara boyun eğmeyen. Yeni fikirleri önemseyen. Girişimci, zeki, nerde ne yapması gerektiğini bilen açık sözlü. Hayatta kalmayı başarabilen. Fiziksel gücü yüksek. Karşısındaki kişiyi çabucak çözebilen, açık sözlü Beklemekten hoşlanmayan, yeni projelere, planlamalara istekli.
23 Ağustos – 1 Eylül Mantıklı, becerikli, akıllı, başkalarıyla kolaylıkla bağlantı kurabilen Aşkı önemseyen, sorunlardan pek hoşlanmayan. Kaliteli ortamlar, elit yerlerden hoşlanan. Cahil insanlardan uzak duran Keskin gözlem gücüne sahip, bir bakışta eksiklerini görebilen. Olayların ardındaki gerçekleri önemseyen ve öğrenmek isteyen Çabuk kavrayan, net görmek isteyen, iletişimci.
2 Eylül – 12 Eylül Ciddi bakış açısına sahip, sağlam kararlar vermeye çalışan Beklentileri akla ve mantığa uygun, çalışkan ve planlı. Güven olgusunu önemseyen, yanlış kararlar vermekten hoşlanmayan Disiplinli çaba, görev ve sorumluluk bilinci yüksek olan. Dayanıklı, mesleki konularda yetenekli. Dikkatli konuşan Yaşından olgun. Sözleri tutarlı, kabul edilmekten hoşlanan.
13 Eylül – 22 Eylül Yerinde konuşan, güçlü bir kişilik, sevme duygusu gayet yüksek Uyumlu, dengeli, akıllı ve gayet çekici. Aşkta sıcak yürekli, nezaket dolu, güçlü imaj sahibi Huzursuzluktan hoşlanmayan, böyle ortamlarda bulunmak istemeyen. Sosyallikten hoşlanan ama aşırı uçlara kaçmayı sevmeyen Öncü, akıllı, iletişimci bir kişilik. Tarafsız düşünebilen.
23 Eylül – 2 Ekim Lüks, güzellik, kaliteden hoşlanan. Sevgi dolu bir kişilik Erkekleri yakışıklı, kadınları çok güzel olan. Sosyal yönü güçlü, yeni fikirleri seven, hassas yaradılışta Zevkleri için para harcamaktan çekinmeyen, bu yüzden zorlanan. Seyahat etmekten hoşlanan, yeni insanlarla tanışmaktan zevk alan Amaçları bir şekilde gerçekleştirebilecek şansa sahip olan.
3 Ekim – 13 Ekim Başkaları tarafından her zaman ilginç, sıra dışı bulunan, çok çekici Özgürlüğüne düşkün, kurallarla çevrelenmekten hoşlanmayan. Sosyal ilişkilerini önemseyen, popüler ve girdiği ortamlarda farkedilen Toplum içindeki yerini önemseyen, farklı bulunmaktan hoşlanan. Kararlarını kendi vermekten zevk alan ve bunda ısrar edebilen Günün yenilik anlamındaki tüm akımlarını takip eden, uygulayabilen.
14 Ekim – 23 Ekim Fiziksel ve zihinsel anlamda hızlı ve aktif hareket edebilen Sözleriyle ilgi uyandırabilen, zekasıyla her türlü sorunun üstesinden gelebilen. Aşkta aşırı duygusallık yerine gerektiğinde mantığının sesine kulak verebilen Hislerini kağıda dökebilen. İşbirliğini önemseyen, etrafıyla uyumlu özel bir kişilik. Yenilikleri uygulamaktan hoşlanan, cinselliğine önem veren Cazibeli, aydınlık fikirleri olan, başarmaktan, gelişmekten, büyümekte hoşlanan.
24 Ekim – 1 Kasım Kadınları oldukça çekici, Erkekleri karizmatik. Karşı cins üzerinde gayet etkililer Mistizm, bilinmeyenler konusunda meraklı ve bu yönde yetenekleri olabilen. Dönüşüm, değişim ve her türlü yenilikten hoşlanan. Bunun için gerekirse savaşabilen Sözleri keskin kendine güvenli. Doğruluktan hoşlanan. Disiplinli ve güçlü bir karakter. Gizliliklerine önem veren, başkalarının sırlarını kolayca öğrenebilen Güç ve kontrol kurmaktan hoşlanan, sözlerinin dinlenmesini isteyen.
2 Kasım – 11 Kasım Oldukça duyarlı, Romantik ve tutkulu. İdeallerinden ödün vermeyen Hayal gücü yüksek fakat hayal ettiklerini hayatında uygulayabilen sezgileri yüksek. Aşkla büyümekten, gelişmekten hoşlanan. Aşkı için her türlü mücadeleye giren Başkalarının sorunlarına çare bulabilen, empatisi yüksek, yönlendirme gücü yoğun. Başkalarıyla yarışabilen, yüksek noktalara er veya geç gelebilecek güçlü bir karekter Derinlikten hoşlanan, iş olsun diye dost olmayan, dostuna gerçekten yardım edebilen.
12 Kasım – 22 Kasım Oldukça etkileyici bir kişilik. Haksızlıklar karşısında her türlü mücadeleye girişebilen Dürüst ve doğrucu bir insan. Hakikatlerin ışığı altında ilerlemekten yana olan. Toplumsal vizyonu yüksek, girdiği ortamlarda çekiciliği, duruşuyla kolayca ilgi uyandıran Gayet şanslı. Sezgileri inanılmaz güçlü olacakları hissedebilen. Herhangi bir durum ve olayın ardından kolayca toparlanması bilen. Empati yeteneği güçlü Altıncı duyusu çok yüksek. Önsezileri inanılmaz kuvvetli. Vatanına, ailesine çok düşkün biri.
23 Kasım – 1 Aralık Ahlaki özellikleri son derece güçlü. İnanışı, özgüven duygusu gelişmiş, dürüst kişilerdir Geniş görüşlü, vicdanlı, değerlerine önem veren, yüksek eğitimden hoşlanan. İyimser, öngörüşleri doğru çıkan. Gezgin bir ruh, yaşamı derinlemesine yaşamaktan hoşlanan Aşkta bağlanma duygusu fazla yüksek olmasa da, sevdiklerine düşkün ve onları koruyan. Başka insanları bilgisiyle, zarafetiyle büyüleyen. Yol gösteren abilik ablalık yapabilen İnsancıl, açık fikirli. Etik değerlere ve kanunlara saygılı. Fazla para harcamayı seven.
2 Aralık – 11 Aralık Çok cesur. İnanmadığı hiçbir şeyi kabul etmeyen. Savaşma dürtüsü yüksek Haksızlıklara boyun eğmeyen amaca yönelik hareket edebilen. Gayet bağımsız zincirlere tahammül etmeyen. Kimsenin lafıyla hareket etmeyen Sadık ve oldukça fedakar. Söz verdiği zaman mutlaka yerine getiren. Aktif, hızlı ve gözü pek. Cinselliği güçlü, tutkulu, girişimci, istediği kişiye elde edebilen Kimi zaman oldukça sabırsız, aceleci davranabilen. Rekabetçi, oldukça tutkulu.
12 Aralık – 21 Aralık Kişilik sahibi, bilgisiyle, tecrübeleriyle insanları kolayca etkisi altına alabilen Vizyonu güçlü, sezgi gücü yüksek, anlamaktan, keşfetmekten zevk alabilen. Duygularını kontrol edebilen, sevilmek ve ilgi görmekten fazlasıyla hoşlanan Aşkta kendi isteklerine düşkün. Çekiciliğiyle karşı cins üzerinde fazlasıyla etkili olan. Yanılmaktan hiç hoşlanmayan. Sanata ve yeni gelişmelere açık. Kendini gayet iyi koruyan Yenilgilerden yılmayan, gururlu ve kendini geliştirmesini bilen, hakimiyet kurabilen.
22 Aralık – 31 Aralık Sorumluluk sahibi, ne istediğini bilen, doğru ve yerinde kararlar alabilen bir kişilik Disiplinli bir çaba ile her türlü güçlüğün üstesinden gelebilen. Sadık ve güvenilir. İç gözlem gücüne sahip, yavaş ve emin adımlarla ilerlemekten yana olan Koşullar ve şartlara göre kendini ayarlayabilen uçarılıktan asla hoşlanmayan. Aşkta güven, saygı ve sevgiye değer veren. Oldukça tutkulu, sevdiğine sahip çıkan Liderlik gücü yüksek, organize, iş hayatında parlayabilen. Bazen karamsar olabilen

alıntı
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Gözleri çapaklı ya da enfeksiyonlu bir kedi görürseniz

11831803_880282092060195_2471111827201325032_n[1]

Gözleri çapaklı ya da enfeksiyonlu bir kedi görürseniz hemen gözlerine Tobrased ya da Gentagut damlatın. Gözü ne kadar kötü olursa olsun artık çok geç demeyin, birkaç gün damlatacağınız bu çok ucuz damlalarla bir kediciği kör olmaktan ve sokakta ölmekten kurtarabilirsiniz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BOLLUK ÇALIŞMASI…

180220151348579236239_2[1]

Eğer hayatımızda para ile ilgili bir kısır döngü varsa, ilk önce dönüp kendi içimize bakmalıyız. Bu sorunu hayatımıza neden çektiğimiz üzerinde önemle durmalıyız.
YÖNTEM

Bunu yapabilmek için basit bir yöntem sunacağım.

1. Öncelikle çocuklukta para ve yaşam kalitesi ile ilgili duyduğunuz cümleleri bir kağıda listeleyin.

2. Bu cümleler ile hayatınızda tekrar edip duran parasal sorun arasındaki paralelliği tesbit edin ve bunu da yazın.

3. Bu cümlelerin kendi inanç sisteminizden kaynaklanmadığını, başkalarının inancı olduğunu, sadece size istem dışı olarak empoze edildiğini fark edin.

4. Ve en önemlisi, sizi, bolluk ve bereket yokluğuna getiren kok korkunuza inmeye çalışın.

5. Kök korkuyu bulduktan sonra, onunla ilgili çalışma yapılması gerek. Bu çoğunlukla bir uzmanla birlikte çalışmayı gerektirir, ama yine de aşağıda vereceğim örnekle, sizlere ışık tutmaya çalışacağım.

Diyelim ki, belli bir miktarın üzerinde para kazandığımızda, muhakkak harcayacak bir yol buluyoruz, ve hiç para biriktiremiyoruz.

1. Bu kişi çocukluğunda ?Para insanın elinin kiridir. Paradan çok daha önemli şeyler vardır. Zenginler kötüdür, insanlara yardım etmezler, zalimdirler. Fazla param olmasın ama gönlüm zengin olsun? gibi kalıplarla yetiştirilmiş olsun.

2. Kişi artık, belli bir miktarın üzerinde para sahibi olmaya başladığında, zihnen çeşitli bahaneler bularak harcamaya başlar. Diyelim ki, bilinçaltında babasına kendisini sevdirmek istiyordur. Babası, zenginlerin zalim olduğuna inanmıştır ve bunu oğluna da empoze etmiştir. Ama bilinç bunu hatırlayamaz. Sadece davranış modeli olarak ortaya koyar.

3. Bu kişide para harcarken değil, biriktirirken, belli bir huzursuzluk gözlenir. Bunun sebebi asla su yüzüne çıkmaz. Zihin bunu başarıyla kamufle eder. Harcayacak yerler bulur. Bahaneler yaratır. Demek ki ilk yola çıkılacak duygu,

Para biriktirirken huzursuzluk

Bunun kökenine inildiğinde,

Çok parayla başa çıkamama korkusu ya da Zenginlik korkusu, Zengin olduğunda kimse tarafından sevilmeme korkusu

Bu duyguların da kökenine inildiğinde,

Başkalarından onay bekleme ihtiyacı Sevilmeme korkusu

Bu duygunun da kökeninde Değersizlik duygusu bulunuyordur.

Bu örnekteki KÖK duygu, değersizlik duygusudur. İnsanlarda temel olarak bir kaç kök korku vardır. Bunlar, değersizlik, hayatta kalma, yüzleşme, kaybetme gibi korkulardır. Bu korkular bize acı verdiği için, yüzleşmemek adına, zihin her türlü yola sapar. Değersizlik duygumuzla başa çıkıp, kendimizi sevmek yerine, para harcayarak yaşamayı tercih eder.

Yukarıdaki kalıpların kişinin kendisine değil, babasına ait olduğunu tespit edip kendisini bundan ayrı tutmayı öğrenmesi ile birlikte KÖK duyguya inilmeli ve değersizlik duygusunu tedavi etmek üzere bir uzman ile çalışılmalıdır.

Değerli hanımlar.

Hayatımızda öğrenmemiz gereken en temel şey, kendimizi sevmektir.

Hiç değişmeden, olduğumuz gibi de olsak, kendimizi sevip kabul edebilmemiz gerekir. Sadece para bolluk ve iyi bir yaşam değil, en güzel eşi, aşkı, evladı, işi, tam sağlığı, istediklerimizi elde edebilmeyi hak ettiğimizi bilmemiz gereklidir.

Pek çoğumuz, farkında bile olmadan, parayı hak etmediğimizi düşünüp, kendimizi cezalandırıyoruz. Kimimiz ölesiye çalıştığı halde bir türlü takdir görmüyor. Demek ki bu kişiler, ilk önce kendi kendilerini takdir edebilmeyi öğrenmeliler.

Kimimiz kuru kuru takdir görüyoruz ama bunun karşılığı olan parayı alamıyoruz. Bu kişiler, para kazanmayı ve bolluğu hak ettiklerini bilmek ve kendilerinin gerçekten zengin bir yaşam sürmeye layık görmeyi öğrenmeliler.

Kimimiz ise, para kazansak bile bunu tutamiyoruz. Bu kisiler de, parayi sevmeyi, bunun, bizi yasamda gercekten özgür kılacak bir araç olduğunu öğrenmelidir.

Tüm bunları yaparken, kendimizi sevmek, en temel hakkımızdır. Bu bencillik degildir. Eger ilk önce kendimizi sevip özgür kılabilirsek, başkalarina akıtacak sevgiyi ve yardım edecek gücü bulabiliriz. Aksi taktirde, hep başkalarına verip kendimizi ihmal edersek, yaşam enerjimizden çalariz. Sürekli mutsuz, halsiz ve depresif bir ruh haliyle yaşarız. Mutluluk kaynaklarımız yavaş yavaş kurur, elimizden uçar gider.

Hepinize bolluk ve bereket dolu bir ömür diliyorum

* Serpil Sztutr

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

HARİKA BİR YAZI, HERKES OKUMALI..Hayat Bir Çocuğa Nasıl Anlatılmalı?

child-rules[1]
Arkadaşımın kızı bir yaşına gelmişti, ‘Sen eğitimcisin, neler öğretmem gerekiyor, bazen kendimi çok çaresiz hissediyorum’ dedi. Sorusu kolaydı ama yanıtı zordu, akıl ve…rmesi basitti ama uygulaması karmaşıktı, anlatmaya başladım: Annelik uzun zaman alan ve günün yirmi dört saati devam eden adı ‘insan yetiştirmek’ olan bir iş. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karşılığını alırsın. İşine zaman harcarsan işinden, eşine zaman harcarsan eşinden, çocuğuna zaman ayırırsan da ondan karşılığını alırsın. Yapabiliyorsan gözyaşlarını tutmamasını öğret, acı çekmeden olgunlaşamayacağını… Kıskanmamayı öğret ona, arkadaşının başarısından mutlu olmayı, birlikte sevinçleri paylaşmayı, içinden ‘neden ben değil de o?’ demeden…
Kazanmaktan mutluluk duyup içine sindirmeyi, ama aynı zamanda kaybetmeyi öğrenmesini. Çünkü bir adım sonrasında görünüşte galip olanları gösterecek hayat ona. Her şeyin bir sonu olduğunu öğret. Sahip olduğu bütün değerlerin bir gün keyif vermeyebileceğini, kazanılan ve harcananın bir sonu olduğunu. Gidilen yerlerin zamanla bıkkınlık verebileceğini, her şeyi tüketebileceğini, tüketemeyeceği tek şeyin bilgi olduğunu öğret. Kitaplardan keyif almasını. Ders çalışmak istemiyorsa zorlanmamasını, ama okumayı sevmesini öğret ona. Elbet er ya da geç alacaksın biliyorum, ama mümkün olduğunca geç al ona bilgisayarı.
Ona kendisi ile kalacağı sakin zamanlar ver, sıkılmayı öğret ona, sıkılıp da kendini yönlendirmeyi bulmasını. Doğaya götür onu, hayvanlardan korkmaması gerektiğini öğret. Arıların bizi sokmasından çok, nasıl bal yaptığını anlat. Doğanın kendi içindeki gizemini bulmasına yardımcı ol, yağmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasını sağla. Soğuk kış gecesinde ateş yakmayı öğret, belki büyüdüğünde bir gece sevgilisine ateş yakar ve belki binlerce yıldızın altında birbirlerine sarılırlar, bunu öğretmemiş diğer sevgililerin aksine… Şartlar çok zor olsa da yalan söylememesi gerektiğini öğret ona.
Kazandığı elli milyonun piyangodan çıkan beş yüz milyardan çok daha keyifli olduğunu öğret.Alın terine saygıyı öğret ona. Aşk acısı çekmenin hiç aşık olmamaktan daha güzel bir duygu olduğunu öğret.Kendi doğruları üzerinden kimsenin onu yargılamasına izin vermemesi gerektiğini öğret,başkalarını da kendi doğruları üzerinden yargılamamayı… Bunun başkalarını dinlememek olduğunu değil, söylenenleri kendi eleğinden geçirmesi gerektiğini öğret. Kendi fikirlerine inanmanın güzelliklerini anlat.Hayatı sorgulamayı öğret ona…
Bilginin en büyük güç olduğunu öğret.Yapabilirse bunu en büyük fiyata satmasını, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklaması gerektiğini öğret. Haklı olduğu konuda sonuna kadar diretmesini öğret ve haklıyken dik durmasını. Günün birinde yaptıkları değil yapmadıkları için pişmanlık duyabileceğini öğret. Basit yaşaması gerektiğini öğret ona, çay içmekten keyif almayı… ‘İstemiyorum’, ‘hayır’ demeyi öğret ona, istediğinde ise ‘istiyorum’ demeyi. Sevdiğinde ise ‘seni seviyorum’ diyebilmeyi öğret ona. Bir kot pantolon ve tişörtle üniversiteyi bitirmeyi öğret ona. Temiz kokmasını… Sorgusuz sevmeyi…
El yazısı ile notlar yazmayı… Lafı dolandırmamayı… Sevdiklerinin hiçbir zaman çantada keklik olmadığını, dostluğa yatırım yapması gerektiğini, kıymetini bilmeyenlerden uzaklaşmasını öğret ona. Müziği sevmesini, sporla barışık yaşamasını. İşlerin hiçbir zaman bitmediğini söyle ona, en yoğun zamanda bile kendine vakit ayırması gerektiğini öğret… Ama en çok da kendini sevmesini öğret… Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyeceğini…
Kendine çiçek almazsa kimseden çiçek beklememesi gerektiğini… Kendine özenli yemekler yapıp sofralar kurmazsa kimsenin onun için yemek hazırlamayacağını… Hayatta her şeyden çok kendisinin önemli olduğunu öğret ona… –
Aylin Kotil
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Evlendikten Sonra Erkekte Değiştiği İddia Edilen 9 Şey

Kadınlar erkeklerin evlendikten sonra çok şikayetçi olmalarındak sürekli yakınır. Peki gerçekte durum bu mudur? Yani erkek değişmek, kötü özellikler kazanmak için evlenmeyi mi bekler? Yoksa işin aslı başka mıdır? Sizler için araştırma ekibimiz evli erkekler üzerinde aşağıdaki çalışmayı gerçekleştirdi.

1. Kilo almak

Kilo almak

Doğrudur. Özellikle bekar, öğrenci hayatı yaşayan erkeklerde görülen bir durumdur bu. Erkek evlendikten sonra düzenli bir hayata kavuşmanın getirdiği rahatlığa, yıllardır kuru kuru beslenen metabolizmasının ayak uyduramamasından dolayı evlendikten sonra kilo alır. Bu değişiklik olumsuz gibi algılansa da “sen çok değiştin” demeyi gerektiren bir drurum değildir. Kaldı ki aldığı kiloları vermek için diyet yapan, spora giden erkek bir süre sonra “sen kim için süsleniyorsun böyle?” suçlamasıyla yüz yüze kalacaktır. Erkek hayatında biri olmadığını açıklamaya çalışmaktansa şişko oldun suçlamalarıyla karşı karşıya kalmayı her halükarda tercih edecektir.

Netice olarak doğru, erkek evlenince kilo alır.

2. Sık sık arkadaşlarıyla görüşmek

Sık sık arkadaşlarıyla görüşmek

Yanlıştır. Erkek ilk çıkmaya başladığınız zamanlar hariç arkadaşlarıyla zaten çok sık görüşüyordu. Sabah evden çıkıyor, akşam eve dönüyordu. Arada sizinle de görüşüyordu, hatta tüm gününü size ayırdığı zamanlar da oluyordu ama bunu gece geç saatlere kadar kankaları ile takılarak telafi ediyordu. Peki sizin bundan haberiniz oluyor muydu? Hayır, ama siz hadi yatalım artık diye son mesajı atarken o aslında son birayı içmek için hamle yapıyordu. Yani siz erkeğinizin arkadaşları ile geçirdiği vakitlere aşina değildiniz sadece, ama babası “evi otel yaptı eşşoğlueşek” diyordu kendisine sıkça. Şimdi evlendiniz ve değerli eşinizin arkadaşlarına ne kadar vakit ayırdığına şahit oluyorsunuz sadece. Ama iş çıkışı arkadaşlarla iki tek atacağım demesini bile sindiremiyorsanız sizin derdiniz arkadaşlarına çok vakit ayırması değil, kusura bakmayın ama eşinizin arkadaşının olmasına bozuluyorsunuz siz. Yapmayın.

Netice olarak yanlış, erkek evlendikten sonra arkadaşlarına çok vakit ayırmaz, sadece siz bu vakitlere şahit olursunuz.

3. Artık özel günleri sık sık unutmak

Artık özel günleri sık sık unutmak

Doğrudur. Sevgili olduğunuz zamanlarda “ilk el ele tutuşma”, “ilk öpüşme”, “ilk adalara gitme”, “ilk başını omzuna yaslama”, vb. günlerin de dahil olduğu onlarca özel günü saati saatine hatırlayan adam, nasıl oluyor da evlendikten sonra doğum gününüzü bile atlıyor? Bu sebebi sevgililik döneminde erkeğin size tüm duyarını gösterme arzusu ve bu özel günlerden istifade etme gayretidir. İlk öpüşme ay dönümünü kutlar çünkü sizi her ay öpmesi böylece garanti olur. İlk el ele tutuşma ay dönümünü kutlar böylece diğer çiftlerden farklı, size özel bir gününüz olmuş olur. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun, sevgiliniz ilk çıkma yıldönümüzünü unutsa, doğum gününüz es geçse onun hakkında olumlu düşünceler besleyebilir misiniz? Erkekler bunun farkında ve sevgili olduğunuz dönemde, alarmlar kurarak, kankalarını kendisini uyarmaları için teyakkuza geçirerek hiçbir özel günü atlamaz. Ancak evlendikten sonra gelen, nasıl olsa ne kadar duyarlı olduğumu gösterdim, artık yeter hissiyatı erkeğin doğum gününüzü bile unutmasına sebep olur.

Netice olarak doğru, sevgililik döneminde sabah akşam özel gün kutlayan erkeğe, evlendikten sonra ülfet gelir.

4. İlgisizlik

İlgisizlik

Doğrudur. Sevgili olduğunuz zamanlarda ayakkabınızın bağını bağlayan, su birikintisinden sizi kucağında geçiren, boş yer olmayan otobüse bindirmeyip taksi tutan erkek gitmiş, yerine size bir çift güzel laf söylemeyen, sinemaya, tiyatroya götürmeyen, saat 10 dedi mi yatıp uyuyan erkek gelmiştir. Erkekler evlilikle birlikte kur yapma döneminin sona erdiğine inanır, bir de bunun üstüne kendi evinin sorumluluğunu almak gibi bir görev eklenince bu tür şeyleri gereksiz olarak girme eğilimine girer ve “ilgili olduğumu bilmiyor musun ki göstermemi bekliyorsun?” moduna girer. İster ki hal ve hareketlerinden anlamlar çıkarın, onun size karşı ne kadar ilgili olduğunu anlayın, yaptırdığı bir kutu baklavadan onun ne kadar düşünceli biri olduğunu görün. Görmüyorsanız bir süre sonra üste çıkmaya başlayacak onun ilgisizliğinden çok, sizin ne kadar kadir kıymet bilmez biri olduğunuz tartışma konusu olacaktır.

Netice olarak doğru, erkek evlendikten sonra ilgisiz olarak kabul edilebilecek bir döneme girer. İlgisizliğini vurgulamadan buradan çıkmayı deneyin. Sürekli ilgisiz olduğunu söylemenizin hiçbir faydası olmaz.

5. Eskisi kadar sevmemek

Eskisi kadar sevmemek

Yanlıştır. Eskisi kadar belki daha çok seviyordur ancak bunları gösterme konusunda sıkıntıları vardır. Sevgili olduğunuz dönemlerde günde 13 kere seni seviyorum diyen birinin evlendikten sonra “ben de seni” demekten öteye gitmiyor oluşu sizde böyle bir algı yaratır. Ancak yukarıda çeşitli kereler bahsettik, erkek sizi seviyor ki sizinle evlenmiş, artık daha kaç kere seni seviyorum demesi gerekiyor ki? Tabii ki yanlış bir düşünce ama erkeğin düşünce biçimi bu işte, ya alışın ya da seni seviyorum demeyi tekrar öğretin.

Netice olarak yanlıştır. Seviyor fakat göstermiyordur ki en beteri aslında.

6. Gözü dışarıda olmak

Gözü dışarıda olmak

Yanlıştır. Bir insanın gözünün dışarıda olması için o insanın içerideki halini biliyor olmanız gerekir. Evlendikten sonra ilk defa içeride gördüğünüz bir erkeğe “gözün dışarıda” demeniz en basit haliyle haksızlıktır. Çünkü onun gözü zaten hep dışarıdadır da siz ilk defa şahit olma şansını yakalamışsınızdır.

Netice olarak yanlıştır, erkeğin gözü standart olarak zaten dışarıdadır. Mesele sizin ilk defa bunu bu kadar yakından görüyor oluşunuzdur.

7. Sürprizler yapmamak

Sürprizler yapmamak

Doğrudur. Erkeğin ilişki dönemini S.Ö. ve S.S. olarak ikiye ayırmak mümkün. Sevgililik Öncesi ve Sevgililik Sonrası dönem. S.Ö. dönemde içindeki tüm romantiği, tüm ilgili erkeği, tüm sürprizlerle dolu olma kabiliyetini kusan erkeğin S.S. dönemine pek bir şeyi kalmaz. Yapılmış olanı tekrar etmektense, artık hiç yapmamayı tercih eder. Mesela akşamları eve bir demet çiçekle gelmeyi başkalarının yaptığı şeyin tekrarı olarak görür ve bulaşmak istemez. Peki bu durumda eşin dostun kocalarının ne kadar çok sürpriz yaptığını hatırlatmak, komşunun kocasını örnek vermek işe yarar mı?… Deneyin görün, bir daha ömür boyu sürpriz yapmamasının büyük ihtimal olduğunu aklınızdan çıkarmayın ama.

Netice olarak doğrudur. Sürprizlerle dolu erkek S.Ö. döneminde kalmıştır maalesef.

8. Sorumsuz olmak

Sorumsuz olmak

Kısmen doğrudur. Eğer eşiniz sizinle ilk evliliğini yapmışsa, sorumluluk almayı yeni öğrendiğinden bahsetmek mümkün. Erkekler kadınlar gibi sorumluluk bilinciyle dolu olarak dünyaya gelmiyor. Ülkemizdeki ataerkil toplum yapısı da maalesef onların ciddi anlamda sorumlu bireyler olarak yetişmesinin önündeki en büyük engel. Hal böyle olunca, evlilikte sorumluluğun nasıl alınacağı konusunda bir hayli acemiler ve öğrenmeleri zaman alıyor. Ama bu onlara hemen “sorumsuzsun” damgasını yapıştırmayı gerektirmiyor. Hele biraz sabredin bakalım, 1 yılın sonunda hala aynıysa bunu diyebiliriz, ama daha ikinci ayda sen sorumsuzsun demenin de alemi yok.

Netice olarak kısmen doğrudur. Sorumsuz değildir de, sorumlu nasıl olunur bilmiyordur.

9. Kendine özen göstermemek

Kendine özen göstermemek

Doğrudur. Kilo almak ile benzer gerekçeler neticesinde erkeğin evlendikten sonra kendine özen göstermediği söylenebilir. Ama elinizi vicdanınıza koyun, bakımlı, şık, her gün duşunu alan, parfümünü sıkan bir erkeğe “senin hayatında biri mi var?” diye sormamanız mümkün mü? Bizce değil.

Netice olarak doğrudur. Erkek evlendikten sonra; 1- alan almış satan satmış, 2- şimdi hayatımda biri olmadığını izah etmekle kim uğraşacak düşüncelerinden dolayı öz bakımını ihmal edebilir.

kaynak: onedio

eee herşeyin flört dönemindeki gitmesini bekleyemezsiniz tabi ki kendini bırakmalar, her haliyle görmeler, özensizlikler karşılıklı olarak olacaktır. Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başkalarını Kendinden Çok Düşünen İnsanların İçine Düştüğü 15 Durum

Tamam empati hoş şey. Karşınızdaki insanın penceresinden olaylara bakmak için yapılmalı. Ama abartmayın be yavrucuğum, empati kuracağım diye kendinizi de unutmayın. Yani biz size empati yapmayın demiyoruz, hobi olarak yine yapın ama dozajında bırakın.

1. Zor durumda olan birini görünce; yuvasına kuyruklu yıldız çarpmışcasına üzülürler.

Zor durumda olan birini görünce; yuvasına kuyruklu yıldız çarpmışcasına üzülürler.

Hayatın kimseye adil davranmadığını bilirler ama yine de çoğunluğun aksine, gördükleri evsizlerin, sokak çocuklarının yerine kendilerini koyar, üzülür de üzülürler.

2. Kendinden çok başkalarını düşündüğü için zayıf halka muamelesi görürler.

Kendinden çok başkalarını düşündüğü için zayıf halka muamelesi görürler.

Sen başkalarının da ne durumda olduğunu hesap etmeye çalışırken, başkaları bunu senin zayıflığın olarak görür ve seni hiçbir zaman umursamaz.

3. Dışarıdan bakıldığında nasıl göründüğünü çok fazla düşünürler ve kendilerinde utanacak bir şeyler muhakkak bulurlar.

Dışarıdan bakıldığında nasıl göründüğünü çok fazla düşünürler ve kendilerinde utanacak bir şeyler muhakkak bulurlar.

Kafana çok fazla takıyorsun. Hata yapıyorsan da, sen o hatalarla güzelsin. Takma.

4. Bu sistemde duygulara yer olmadığı için sürekli kaybeden taraf olacaklardır. Sistemin çarkları arasında ezilirler.

Bu sistemde duygulara yer olmadığı için sürekli kaybeden taraf olacaklardır. Sistemin çarkları arasında ezilirler.

Herkes kendisini kurtarır çocuğum, olan yine sana olur.

5. Kullanılırlar

Kullanılırlar

Sen en doğrusunu yapsan da, insanlıktan nasibini almamış olanlar seni kullanıp, senden faydalanmaya çalışacaktır her zaman.

6. Duygu karmaşası yaşarlar. Mutluyken birden mutsuz, mutsuzken birden mutlu olabilirler.

Duygu karmaşası yaşarlar. Mutluyken birden mutsuz, mutsuzken birden mutlu olabilirler.

Yıpratır insanı be güzelim. Kendine biraz olsun iyi davran.

7. Zamanlarının büyük bir kısmını düşünerek harcarlar. Harekete geçecek zamanları kalmaz.

Zamanlarının büyük bir kısmını düşünerek harcarlar. Harekete geçecek zamanları kalmaz.

En güzel fikirler senin aklına gelmiş olsa bile sen bu fikrin iyi mi yoksa yanlış mı olduğunu düşünürken başkaları daha kötü bir fikirle taktiri alacaktır.

O yüzden bırak başkalarının ne düşüneceğini, uygulamaya geç bir an önce.

8. Herkes kendisini kurtarırken onlar dünyayı kurtarmaya çalışırlar.

Herkes kendisini kurtarırken onlar dünyayı kurtarmaya çalışırlar.

Evet belki senin de süper gücün; gerçekten insan olman ama gerçek dünyada süper kahramanlara yer yok be canım.

9. İlişkilerinde sevgililerini üzmemek için, her seferinde tarifi mümkün olmayan bir acıya katlanırlar.

İlişkilerinde sevgililerini üzmemek için, her seferinde tarifi mümkün olmayan bir acıya katlanırlar.

Güzel bir birliktelik yaşayacağım diye mazoşist bir eylemden öteye gidemedin be çocuğum. Akışına bırak. Öyle daha güzel.

10. Ağlamaktan göz pınarları kurur, düşünmekten erken yaşta saçları beyazlar ya da dökülür. Kısacası fiziksel deformasyonun en babasını görürler.

Ağlamaktan göz pınarları kurur, düşünmekten erken yaşta saçları beyazlar ya da dökülür. Kısacası fiziksel deformasyonun en babasını görürler.

11. Bir süre sonra hayattan beklentileri kalmaz, sadece yakınlarını üzmemek için yaşarlar.

Bir süre sonra hayattan beklentileri kalmaz, sadece yakınlarını üzmemek için yaşarlar.

2. Hayatın önlerine çıkardığı fırsatları görmezler ya da bu fırsatın başkaları için biz zarar olabileceğini düşünüp değerlendirmezler.

Hayatın önlerine çıkardığı fırsatları görmezler ya da bu fırsatın başkaları için biz zarar olabileceğini düşünüp değerlendirmezler.

Rakip taraf taraftarı üzülecek diye gol atmayan bir forvet gibi mesela.

13. Düşmanlarına bile kin güdemezler. Onların yaptığı kötülüğün altında da hep bir neden ararlar. Bu yüzden savaşmadan yenilirler.

Düşmanlarına bile kin güdemezler. Onların yaptığı kötülüğün altında da hep bir neden ararlar. Bu yüzden savaşmadan yenilirler.

14. Başkaları acı çekmesin diye ellerinden geleni yaparlar. Tüm yükü tek başlarına göğüslerler.

Başkaları acı çekmesin diye ellerinden geleni yaparlar. Tüm yükü tek başlarına göğüslerler.

15. Kendisine zarar verene bile zarar veremezler. Her zaman ona taş atana, çiçekle karşılık verirler.

Kaynak: onedio

Canım sizde biraz kendinizi düşünün kendinize değer verin, hatta size değer verene değer verin. Anette

Kendisine zarar verene bile zarar veremezler. Her zaman ona taş atana, çiçekle karşılık verirler.

Kırmayın be bu kadar güzel insanları…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltı Nasıl Temizlenir?

11745418_10155815925570557_4126495811298963407_n[1]

S. Freud bilinçaltı kavramını ortaya attığından beridir bir çok teori türedi. Bilinçaltı kayıtları derken ise genel olarak kastedilen şey bilinçli olarak hatırlayamadığımız, (bazen de hatırladığımız) farkında olmadığımız ama bizim hayatımızı etkileyen kayıtlardır.

En çok aldığım maillerden biri, ‘Bilinçaltımı nasıl temizlerim?’ sorusu. İnsanın aklına bir elektrik süpürgesi ile sanki bütün toz, kirin temizlenmesi ve böylelikle rahatsızlık veren tüm sıkıntılardan kurtulmak geliyor. Maalesef bilinçaltını temizlemek evimizi temizlemek gibi değildir. Çünkü zihnimizde duygular çok karmakarışık bağlantılar oluşturur. Örneğin küçükken yaşadığınız bir dayak yeme olayı, hem sizde otoriteye karşı bir ürkeklik, korku oluşturabilir fakat bunun yanında o olaydan ötürü başka konularda çok güçlü bir kişilik geliştirmenize de yol açabilir. Bu yüzden yaşadığınız rahatsızlık veren olayın hafızanızdan silinmesi sadece acıyı değil, kişiliğinizi de yok edebilir. Ayrıca silme diye bir durum da yok. Jim Carry ile Kate Winslet’ın oynadığı ‘Sil Baştan’ filmi aşk acısını hafızasından sildirmeye çalışan iki kişinin hikayesini ve daha sonra nelerle karşılaştıklarını anlatıyor. Film boyunca silme denilen olayın aslında gerçekten olmadığını görüyoruz. Hatta filmin sloganı şu; ‘Onu aklından çıkardın, peki ya kalbinden?’

Ben hep derim ki, ‘Geleceğimizi yaşadığımız olaylar değil, o olaylara verdiğimiz anlamlar şekillendirir.’ Bu yüzden geçmişte yaşadığımız kötü anıları silemeyiz ama onların anlamlarını değiştirebiliriz.

Peki Geçmişte Bizi Rahatsız Eden Bir Olayı Nasıl Değiştirebiliriz?

1) Yüzleşme: Bir olayla ne kadar fazla karşılaşırsanız, duygusal yoğunluğu o kadar azalacaktır. Sözgelimi denize hayran biri deniz kenarına taşındıktan 1-2 ay sonra artık deniz ona sıradan gelmeye başlayacaktır.. Ya da yüksek sesli bir yerde uzun bir süre kalırsanız o ses artık sizi rahatsız etmeyecektir, sıradanlaşacaktır. (Psikolojide buna hedonik adaptasyon denir.)

Köpekten korkan insanları ‘kendi kontrölüm’ altında köpeklerin yanına sokarım ve bir süre sonra köpeklerle ilgili korkuları duyarsızlaşır ve tamamen yok olur.

Hayattaki korkularımızla yüzleştiğimizde onların aslında korkulacak bir şey olmadıklarını çoğu zaman keşfetmişizdir.

2) Güçlü Bir Kimlikle Anlam Değiştirme: Güçlü Bir Kimlik metodu ile geçmişe dönüp o olayla yüzleşebilirsiniz. İlk önce hayran olduğunuz güçlü bir kişiyi düşünün ya da bir hayvanı… Şimdi onun tüm özelliklerini alıp, hatta o olup sizi rahatsız eden o anıya gidin. Tam o anının içine girdiğinizde şu soruyu sorun: Bu olay …… (kendi isminiz) ne öğretti? (Fakat bu soruyu rol modeliniz veya seçtiğiniz güçlü bir hayvan olarak soracaksınız.)

Bu yöntem yüzleşmeye korktuğunuz bir anınızın karşısına güçlü bir kimlikle çıkmayı sağlar. Bir aslanda korktuğunuzu varsayalaım ama Yeşil Dev (Hulk) olsaydınız muhtemelen korkmazdınız smile ifade simgesi

Güçlü bir kimlikle anlam değiştirme güçlü bir şekilde olaylarla yüzleşmenizi sağlamaktadır.

3) Resimlerin Boyutları ve Seslerini Değiştirme: Zihnimizdeki tüm kayıtlar beş duyumuzdan gelen verilerle oluşur. (Resim,ses,koku,tat,dokunma)

Geçmişe ait tüm yaşanan olaylar beynimizde bir film dosyası şeklinde depolanıyor. Bazıları HD kalitesinde depolanırken bazılarının görüntü kalitesi çok bozuk oluyor. Bazılarının sesleri 5+1′ken bazılarının sesleri çok bozuk çıkıyor. Bazı görüntüler 100 ekranken bazıları 37 ekran olarak kaydediliyor. (Koku ve tatları şimdilik katmıyorum)

dev_ekran

Genellikle bir fobi (yoğun duygusal olay) oluşurken, beynimiz yaşanan olayı ve beraberinde yoğun duyguları o kadar net bir şekilde kaydediyor ki, adeta 200 ekran, HD kalite 5+1 ses sistemi gibi ve ne zaman o fobi ile ilgili bir uyaran görse (mesela örümcek, yılan vs.) yaşadığı olay hemen tüm canlılığı ile gözünün önüne geliyor ve aynı korkuyu yaşıyor.

ses_sistemi

10 senedir, dar kapalı alanlara karşı fobisi olan bir arkadaşımla çalışıp bu fobisini tam 5 dk.’da yok etmesini sağladım. Üstüne bir yorgan attığınızda daha 1. saniyesinde çığlık atıp bağırıyordu.

kapali_alan_fobisiİlk önce onunla görüntüsü hakkında konuştum, tabii ki bu gördüğü görüntü aynen yukarıda bahsettiğim gibi çok canlı bir görüntüydü. İlk önce korkma anını bir film gibi izledik ve ona bazı komik detaylar koyduk. Böylece absürd bir komedi gibi olacaktı. (Korkunç Bir Film serisi gibi) Filme o kadar çok saçma sapan ayrıntı koydum ki gülmeye başladı. Sonra görüntüyü 100 ekrandan 37 ekrana indirdim, sesleri de bulanıklaştırdım. Ve bir kaç düzenleme daha yaptıktan sonra, aynı şeyi bir kaç defa daha yaptırdım.

Şimdi deneme zamanı gelmişti. Yorgan ve pike gibi şeyi tekrar üstüne atacak 20 saniye tutacaktım. Yorganı üstüne attım, atar atmaz kahkahalarla gülmeye başladı. “Yahu senin korkman gerekiyor, niye gülüyorsun” dedikçe daha fazla gülmeye başladı, hatta gözlerinden yaşlar geldi. Dedim ister gül ister gülme 20 saniye tutacağım bunu smile ifade simgesi 20 saniye tuttum ve hiç bir korku hissetmeden, çok rahatlamış bir şekilde kalktı.

Not: Organizmanın hayatta kal komutuna giren ve duygusal yoğunlukla tekrarlanmış olaylarda bu teknik işe yaramayabilir. Bir Psikiyatr’a danışmanız tavsiye edilir.

Aynı zamanda kişi bundan ikincil bir kazanç sağlıyorsa doğal olarak bunu yapmak istemeyecek, yapmak istese bile zihninde canlandıramayacaktır.

4) Hipnotik Trans Durumlarından Yararlanma

Kişi eğer bilinçliliğini kontrol edemiyorsa ve yukarıdaki teknikleri uygulayamıyorsa, kendisi hipnotik trans durumlarından yararlanabilir. Hipnotik trans durumları hepimizin gün içinde aralıklarla girdiği bir durumdur. Bunu kullanmayı bildiğinizde değişim sorunu yaşamazsınız.

Ayrca kişi sorununun kaynağını hatırlamayabilir. Bu durumlarda ise bir profesyonel yardımı ile bu resmi değiştirebilirsiniz. EN İYİSİ İSE BUNU KENDİNİZİN yapacak bir yeteneğe gelmenizdir. (Kendi kendine meditasyon ve oto-hipnoz kitaplarından yararlanabilirsiniz.)

Research Quarterly’de yayınlanan çok ilginç bir araştırma var. Bu araştırmada basketbol oynayan öğrenciler üç guruba ayrılıyorlar. İlk gurup basketbol topunu fileye sokabilmek için 20 gün boyunca fiziksel antreman yapıyor. Ter döküyor. İkinci gurup hiçbir şey yapmıyor,yan gelip yatıyor. Üçüncü gurupsa 20 gün boyunca her gün zihinsel antreman yapıyor. Yani zihinlerinde hayali olarak topu tutuyorlar, paslaşıyorlar, çok güzel atışlar yapıyorlar, terlediklerini hissediyorlar, inanılmaz güzellikte bir maç çıkararak seyircinin alkış seslerini duyuyorlar, maç bitiminde gelen tebrikleri kabul ediyorlar. 20 günün sonunda her gün antreman yapan ilk gurubun performansında % 24‘lük bir artış oluyor. Yan gelip yatan ikinci gurupta, beklenilebileceği gibi, hiçbir değişiklik yok. Zihinsel antreman yapan üçüncü gurubun performansında da % 23’lük bir artış oluyor. Dikkat edin! Topu ellerine bile değdirmeden hemen hemen ilk gurup kadar başarı sağlıyorlar. Yani bilinçaltı beş duyunun etkili bir şekilde kullanıldığı ve canlı hayallerin kullanıldığı bir senaryonun sürekli tekrarlanmasıyla, aslında henüz gerçekleşmemiş şeyleri gerçekmiş gibi kabul etmeye başlıyor ve beyne bu sinyali gönderiyor. Ne müthiş bir güç öyle değil mi? Maalesef korkularımız da bu yolla oluşuyor. İnsanoğlunun doğuştan sahip olduğu iki temel korku var. Düşme ve ses korkusu. Diğer bütün korkularımızı süreç içerisinde öğreniyoruz…
Ruhsal Çalışmalar

Eski kadim bilgilerde zihin-beden-ruh dengesinden bahsedilir. Spor yapmak, psikolojinizi disipline etmek ve rahatlatıcı meditatif çalışmalar yapmak mutluluğu destekleyici en önemli etmenlerden biridir.

Her sabah yapacağınız on dakikalık meditasyon etkisini bir hafta içinde gösterecektir. Meditasyon teknikleri içinde zazen tekniğini tavsiye ederim. Türkiye’de bu konuda bir çok kitap bulabilirsiniz.

Özet Olarak yukarıdaki tekniklerden birini veya bir kaçını kendiniz için uygulayabilir ve denemeler yapabilirsiniz. Unutmayın hiç bir şey emek sarfetmeden kolayca olmuyor ama doğru teknik kullanılmadığında ise ne kadar emek sarfetseniz amaca ulaşamıyorsunuz. Batıya doğru yürüyüp güneşin doğuşunu göremeyiz.

Yardımcı olabildiysem ne mutlu,
Hakan

kaynak: ayçan berker facebook sayfası

Ben her zaman diyorum en iyi ilaç doğa doğa doğa, spor, spor spor…Kendinizi bunlara teslim edin. Anette

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZEHİRLİ DÜŞÜNCELERİ DÖNÜŞTÜRMENİN 10 YOLU!

11825208_841917259237381_9159745609728845402_n[1]

Öfkenin veya korkunun bir odanın havasını elektriklendirebilme tarzını hissetmişseniz, Sandra Ingerman’ın “zehirli düşünceler” sözüyle neyi kastettiğini anlayacaksınız. Bir aile terapisti ve şaman olan yazar, düşüncelerimizin ve duygularımızın zihinsel ve fiziksel esenliğimizi etkileyen görünmeyen ama hissedilir bir enerji yaydığına inanıyor “Zehirli Düşüncelere Şifa Vermek: Kişisel Dönüşüm için Sade Araçlar” adlı kitabında “psişik yumruklar”ın fiziksel şiddet kadar gerçek olduğunu yazıyor.
Bu makalede, kendinizi negatif düşüncelerden korumak ve pozitif enerji yaymayı öğrenmek için Sandra Ingerman’ın önerdiği on basit yolu okuyacaksınız:

Bir gece, etkileyici bir rüya gördüm. Çalışma arkadaşlarımdan oluşan bir grupta, bir su soğutucusunun etrafında ayakta durmaktaydım. Aramızdaki konuşmalar samimiydi ama çalışanlardan bazısının diğerlerine psişik/görünmez “yumruklar” attıklarını fark ettim. Yumruk yiyen kişiye “İyi misin?” diyor ve diğerine dönüp “Ne yaptığını gördün mü?” diye soruyordum. İnsanların davranışları bakımından böyle bilinçsiz olması beni şoke etmişti.
Rüyam, görünmeyen etkileşimlerin gücünü göstermişti. İnsanların nasıl davrandıklarını gözlemlediğimizde herhangi bir düşmanlık yok gibi görünebilir. Bizi dinlemekte olan kişinin yüzünde bir gülümseme görebiliriz. Ama görünmeyen düzeyde neler olmaktadır? Konuşmamız veya mevcudiyetimiz aracılığıyla karşımızdaki kişide hangi hisleri tetiklemekteyiz?
Ruh dediğimiz görünmeyen bir boyuta; “tenimizin ötesindeki asıl kimliğimiz” dediğim bir unsura sahibiz. Bu yanımızı göremeyiz ama beden ve zihin ile birlikte bu yan bütün varlığımızı oluşturmaktadır. Fiziksel dünyada başkalarıyla ne zaman etkileşime geçsek, görünmeyen bir enerji alışverişi de gerçekleşir.
Başkalarının davranışlarını tarif etmek için kullandığımız bazı yaygın ifadelerden bazıları:

Çok buyurgan.
Kişisel alanımı işgal ediyor.
Adeta dayak yedim.
Düşünce tekmelenmiş.
Sırtımdan bıçakladı.
Bakışları hançer gibiydi.
Tavrıyla grubu adeta esir aldı.
Oda, patlamaya hazır bir enerjiyle doldu.
Bir öneride bulunayım dedim, vuruldum.

Şiddet enerjisi görünmeyen, psişik düzeyde eyleme geçer ama hem fiziksel sağlığı ve hem de psikolojik esenliğimize etki yapar. Enerji, somuttur. Negatif enerjiyle dolu bir ortamda yaşadığımızda veya çalıştığımızda kendimizi ya fiziksel veya psikolojik düzeyde iyi hissetmeyiz.
Yerli kültürlerin hepsi, öfke gibi negatif bir enerjiyi yollamak ile bunu yalnızca ifade etmek arasındaki farkı anlamaktadırlar. Biri öfkesini “zehirli ok” gibi yollamaksızın ifade ederse o kişi öfke hissini tanıyıp kabul etmektedir; bu durumda, öfkenin bir başkasına zarar verebilecek hiçbir kuvveti veya hareketi yoktur. Olanları yalnızca görünür düzeyde tanıyıp kabullendiğimiz kültürümüzde, farkındalığın bu diğer düzeyini inkar etmekte ve bu nedenle, sebep olduğumuz hasarı fark etmeksizin, bilinçsizce “zehirli oklar” atmaktayız.
Duygular taşımanın ve duyguları ifade etmenin insanlık halinin bir parçası olduğunu anlamamız önemlidir. Yürütülen araştırmalardan biliyoruz ki duygularımızı ifade etmediğimizde hastalıklar oluşabilmektedir.

Ruhsal öğretiler, dış dünyamızın; bilincimizin iç durumunun bir yansıması olduğunu, binlerce yıldır öğretmekteler.

Çevre kirliliğine ve günümüzde dünyanın durumuna baktığımızda, içsel dünyamızın bir yansımasını görmekteyiz. Dünyayı değiştirmek istiyorsak kendimizi değiştirme niyetimize odaklanmamız gerekir.

Ruhsal uygulamalar ile çevreyi iyileştirmek ve dünyaya barış getirmek için yapılan dışsal çalışmalar arasında bir köprü oluşturmamızın zamanıdır.

Ruhsal öğretilerin hepsi, fiziksel düzeyde tezahür etmeden önce her şeyin ruhsal düzeyde tezahür ettiğini öğretmektedir. Ruhsal uygulamaları yaşamlarımıza sokmakla, kişisel ve gezegensel değişimi yaratma gücüne hepimizin sahip olabiliriz.
Dünyada nasıl biri olduğunuzu dönüştürmek yoluyla barışın gerçek ifadesi olabilmeniz mümkün. İşte, bunu yapmanın 10 basit yolu:

Kalbinizden Nefes Alıp Verin
Nefes alıp vermek, enerjiyi dönüştürmenin en basit yollarından biridir. Bu alıştırmayı, gün boyunca yapabilirsiniz: Ellerinizi kalbinizin üstüne koyun ve nefes alıp verirken kalbinizin hareketini hissedin. Bu, sakinleştiricidir ve dünyaya sevgi, huzur ve uyum enerjisi yollar.

Aynaya Bakın
Mücadele gerektiren bir duruma tepki vermeden önce bir aynadaki yansımanıza bakarak duygu ayarı yapın. Hiç kimse kendini zehirli bir tarzda hareket ederken görmek istemez. Size aptalca gelebilir ama bu düşüncenin sizi durdurmasına izin vermeyin. Kendimizi fazla ciddiye almak, negatif düşüncenin nedenlerinden biridir.

İfade Edin; Yollamayın
Stres, daha sonra pişman olabileceğimiz tarzda davranmamıza yol açabilir. Sorunlu duygulara sahip olmak normaldir ve hislerinizi tanıyıp kabullenmek önemlidir. Yalnızca enerjiyi kendinize, başkalarına ve dünyaya bir “zehirli ok” gibi göndermemeye dikkat ediniz.

Sevdiğiniz Birinin Yüzünü Düşünün
Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlılara yayılır. Duygularınızın ardındaki enerji tüm canlı varlıklara yayılır. Sizin için sorunlu olan duyguları tetikleyen biriyle karşılaştıysanız, sevdiğiniz birini düşünün ve, size meydan okuyan kişinin siması yerine sevdiğiniz kişinin simasını koymaya çalışın. Örneğin, bir küçük yavru kedinin siması veya sevdiğiniz bir çiçeğin imgesi ile de çalışabilirsiniz.

Sözlerinize Dikkat Edin
Düşünceleriniz ve duygularınız gibi sözleriniz de içinde yaşadığımız dünyayı ve deneyimlerinizi değiştirme gücüne sahiptir. Bu, yüksek sesle başkalarına söylediğiniz sözler kadar sessizce kendinize söyledikleriniz için de geçerlidir. Kendinize iyi bir insan olmadığınızı söylemekteyseniz bu gerçekliği tezahür ettirmeye başlarsınız. Zihninizi olumlu sözcüklerle doldurun ki hayatınız da olumlu yönde açılıp genişlesin. “Abrakadabra” kelimesi, Arami dilinde “Konuştuğum üzere yaratacağım” anlamına gelen “Abraq ad habra” cümlesidir. Çocukken, ne anlama geldiğini bilmeksizin, kimbilir ne kadar sık söylemişizdir bu cümleyi.

Başkalarında Tanrısallığı Görün
Istırap çektiğini algıladığınız kişilere acımayınız; bu, onları yalnızca daha da derin bir ıstıraba sevk eder. İnsanları kendi ilahi ışıkları ve kusursuzlukları içinde gördüğünüzde, zorluklarıyla başa çıkmak için ihtiyaçları olan kuvveti onlara vermeye yardımcı olursunuz. Algılamanın gerçekliğinizi yarattığını unutmayın.

Doğayla Bağlantı Kurun
Bizler doğanın birer parçasıyız. Stres durumunda olduğumuzda doğanın temel unsurlarından –toprak, hava, su ve ateş (güneşteki gibi)– beslenmemiz kesilir ve gerçekten hastalanabiliriz. Doğa, en büyük şifacıdır. Sık sık zaman yaratıp doğal dünya ile bağlantıya geçin.

Suyla İyileşin
Suyun yaşam gücü acılarınızı yıkayıp götürebilir ve en basit faaliyetlerin bile şifa verici bir etkisi vardır. Ellerinizi yıkarken, duş alırken veya yağmur altında ıslanırken negatif enerjinin sizden uzaklaştığını ve ışığa dönüştüğünü imgeleyin.

Kendinizi Işıkla Koruyun
Birinin size psişik açıdan saldırdığını veya enerjetik açıdan düşmanca davrandığını hissederseniz, etrafınızı saran koruyucu bir ışık imgeleyin. Bazıları bunu beyaz bir enerji alanı olarak düşünmektedir; ben ise şeffaf ve mavi bir yumurtanın içinde olmak şeklinde imgeliyorum. Size uygun rengi bulmaya çalışın. Bu sizi, size doğru yollanan zararlı enerjilerden koruyacaktır.

Sevgiyle Yanıt Verin
Başkalarından gelen negatif ve zehirli enerjilerin alıcısı olmanız gerekmez. Sevgiyle almak istemediğiniz enerjiyi geri çevirebilirsiniz. Sevgiyle yanıt vermek ise bir saldırı pozisyonu almanızı ve daha çok negatif enerji yaratmanızı önleyecektir. Şifa veren tek şey sevgidir.

Kaynak: Sandra Ingerman

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »