O zaman niye başını kaldırıp, göğe bakmıyorsun?”

39819_103161159740245_3905572_n[1]

Bir gece Şems, Mevlana’yı ararken onu bir havuzun kenarında, derin düşünceler içinde otururken bulmuş. “Ne yapıyorsun?” diye sormuş. Mevlana: “Suyun üzerine yansıyan yıldızları seyrediyorum,” cevabını vermiş. Şems bir an durmuş, sonra da gülerek söyle demiş: “O zaman niye başını kaldırıp, göğe bakmıyorsun?”

Gerçekle yüz yüze geldiğimiz zaman, onu kabul edebilecek kadar cesur, taşıyabilecek kadar güçlü müyüz? Aslında bilgi, beraberinde çok büyük bir sorumluluk getiriyor. Yaşamlarına bilerek bilmeyerek dokunduğumuz her insan bizden bir parça taşıyor. Bu da bencilce değil, bilgece yaşamayı gerektiriyor.

Bilgeler, kaderi boynu bükük bir tevekülle karşılamadıkları gibi, o çocuksu heyecanlarını detaylara takılarak yitirmezler. Onlar, maskelerin gerisindeki gerçek kimlikleri sezinlerken, hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını; ilâhi elin hatasız çizdiği resimdeki paradoksların ne anlama geldiğini bilir, ona göre hareket ederler. Zerafetle, sevinçle ve zevkle…

İşte, Tebriz’in eşsiz Güneşi Sems’in, ‘Ayaksız yürü, kanatsız uç’ vecizesinde gizlenen mana bu. Zira gerçegi zihinle değil, aşk’ın her dokunuşuyla, bir çiçek gibi açılan kalbin aklıyla çözmek mümkün.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İYİ Kİ ben benim..! Ne mutlu ki; MÜKEMMEL değilim.

eglence[1]

KUSURLARIMI SEVİYORUM…!
Hoplaya zıplaya YÜRÜMEYİ..
Olur olmaz yerde KAHKAHALAR atmayı..
Canım sıkıldığında avaz avaz BAĞIRMAYI..
Kıskançlık KRİZLERİMİ..
Yerine ve zamanına göre GİYİNMEMEYİ..
Ara sira laf SOKMAYI
Bazen; herşeyi yüzüme gözüme BULAŞTIRMAYI..
KIZINCA küsmeyi..
TAKINTILARIMI…
SİNİRİMİ sonuna kadar çıkarmayı..
HEYECANLARIMI seviyorum..
NORMAL olmamayı,
DOSTLARIMI seviyorum..
Sadece canımın istediği şeyleri yapmayı..
Tembelliğimi..
Saatlerce PAYLAŞIM yapmayı..
HAYATI seviyorum….!
İYİ Kİ varım..!
İYİ Kİ ben benim..!
Ne mutlu ki;
MÜKEMMEL değilim.

KENDİNİZLE KARŞILAŞMAK

12033116_10156104409150331_4305254820169162806_n[1]

Birisiyle karşılaştığınızda kendinizle karşılaşırsınız aslında.
Benliğiniz, size kendisini takdim eder. Karşınızda duran kişi sizin bir suretinizdir. O kişiyi karşınıza çıkaran bir peri vardır içinizde. Pek çok formlarda belirirsiniz kendi önünüzde; lakin bunların hepsi sizin kendi yansımalarınızdır. Bu yansımalar hakkında ne hissederseniz hissedin sizin bir yanınızı ortaya koyar onlar. Bu size uzak göründüğü denli ürkünç de gelir.

Korkunç canavarları kendi kendinize davet ettiğinize inanamazsınız.Güzelliği ve güzel ruhları da kendinizin davet ettiğine inanamazsınız. Herhalükarda sizin bir yönünüz, sizin bazı düşünceleriniz, önünüzde ortaya çıkmaktadır. Karşılaşan kişi de, bu şekilde ortaya çıkan kişi de bunu bilmeyebilir. Ancak, burada görünmez bir işbirliği vardır.

Birgün karşınıza perişan bir dilenci çıkabilir ya da varlıklı bir işadamı,ağlayan bir çocuk, acelesi olan bir insan, bir adam ya da bir kadın, yaşlı veya genç; bunların hepsi sizsiniz. Mümkün olan her nevi kombinasyon sizsiniz. Zaten sizin kendiniz oldukları için bu kişiliklerin hepsini gayet iyi tanırsınız. Sizden bir parçadır onlar, sizin bir yanınızdır. Onların hepsi sizsiniz.

Tüm bunlara yoldaki sarhoş bir adamı da ilave edebiliriz, ona karşı ya bir empati beşler ya da onu suçlarsınız; zira içinizdeki bir şeylerin tezahürüdür o adam. Polisleri ve hırsızları görürsünüz çünkü siz hem yakalayan, hem de yakalanansınız. Hem iyi çocuk, hem de kötü çocuksunuz. Bilinen her nevi kılığa girmiştiniz. Buna rağmen kendinizi kandıramazsınız. Önünüzde duran yabancılar değildir bunlar. Onları teşhis etmek istemeyebilirsiniz. Lakin herhalükarda onların herbiri sizsiniz.

Bir konsere gittiğinizde hayatınızda yarattığınız harikulade bir müziğe tanıklık edersiniz. Bir futbol maçına gittiğinizde oyuncuların hepsi sizsinizdir aslında; ev sahibi takım ya da konuk takım, kaybeden ya da kazanan, faul yapan ya da faul yapılan. Karakterleri belirler ve rol dağılımını yaparsınız. Hem yönetmen hem de yapımcısınızdır. Hain kişi ve de meleksinizdir.
Tüm rolleri oynarsınız. Hainlerin ve meleklerin ne olduğunu bilirsiniz. Onların adımlarıyla yürümektesiniz.

Karşınızda tezahür eden herkes sizin konuğunuzdur. Onları davet etmiş öldüğünüzü hatırlamayabilirsiniz, fakat onların varlığını inkar da edemezsiniz.

Belki de davetiyetinizi çok uzun zaman önce yazmıştınız ve onlara bugün ulaşmıştı o.

Belki de istemediğiniz bir şey için uzun uzun düşünmüş ve onu kendinize çağırmıştınız.

Bu, bir haketme meselesi değildir. Suçlama ya da pişman olma meselesi değildir bu; lakin bir mesuliyet halidir. Hayal mahsulü ortaya çıkan bir hata da yapılmış olsa, örneğin bir kişiliğin yanlış tasavvur edilmesi gibi, farketmez. Artık sorumluluk sizdedir. Peronda duran sizsiniz. Hangi trene bineceğiniz size bağlıdır. Binebilir ve tekrar inebilirsiniz. İteklenip sıkıştırılabilirsiniz. Orada olan sizsiniz. Oraya nasıl gitmiş olduğunuz, çözümleyeceğiniz bir mesele değildir. Oraya gitmişsinizdir.

Kainatın reaktörü ve dinamoşusunuz.
Onun ekseni ve merkezisiniz.
Sürecin kendişisiniz ve süreci işleyensiniz ve de neticesiniz.
Nesne ve öznesiniz. Geçişli ve geçişsiz fiilerin kendişisiniz. Özel isimlersiniz, cins isimlerisiniz.

Bunun iyi tarafı, istediğiniz herşey olabileceğiniz ve istediğiniz herkesle bir arada olabileceğinizdir. Mevcut dünya sizin yaratımınızdır.

Tüm Sevgimle

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

1 Gün Gecikmeli Ekinoks Yazısı

12034166_10153615141809909_3538696988253910507_o[1]

Ekinoks (gün-tün eşitliği, gece-gündüz eşitliği veya ılım olarak da bilinir), Güneş ışınlarının Ekvator’a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an. Gündüz ile gecenin eşit olması durumudur. Yılda iki kez tekrarlanır – İlkbahar Ekinoksu ve Sonbahar Ekinoksu.

23 Eylül durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°’lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de gündüzler, gecelerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre’de İlkbahar, Kuzey Yarım Küre’de Sonbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya’da gece ve gündüz birbirine eşit olur. Bu tarih Kuzey Kutup Noktası’nda altı aylık gecenin, Güney Kutup Noktası’nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.

20 Mart durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°’lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur. Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda altı aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.

Kuzey Yarıküre’de yaklaşık olarak 20 Mart İlkbahar Ekinoksu – 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu’dur.

Güney Yarıküre’de yaklaşık olarak 20 Mart Sonbahar Ekinoksu – 23 Eylül İlkbahar Ekinoksu’dur.

Dünya’mız için önemli dönüm noktalarından biri olan 23 Eylül sonbahar ekinoksu, aslında pek çok heyecanlı gelişmeye gebe.

Sonbaharın resmen geldiğinin göstergesi olan ekinoks, ayağının tozuyla yağmurları getirdi. Yazın resmen bittiğini ve bugünden itibaren sonbaharın egemen olacağını gösteren ekinoks, Dünya ’mız için önemli gün dönümlerinden birisi aslında. 23 Eylül ’de gerçekleşen sonbahar ekinoksu süresince tüm Dünya’da gece ve gündüz, neredeyse eşit oluyor. Güney yarımkürede ilkbaharın, kuzey yarımkürede ise sonbaharın başladığı bugün , coğrafya kitaplarında anlatılanlardan daha harika olayların da başlangıcına işaret ediyor.

Bu sabah itibariyle gelen ekinoks hakkında bilinmesi gerekenler…

1. Gün ve gece tam olarak eşit değildir

Normalde ekinoks günlerinde gece ve gündüzün eşit olduğu, Dünya’nın her yerinde 12 saat gündüz ve 12 saat gece yaşandığı düşünülür. Ama aslında tam olarak böyle değil. Washington Post’un bir haberine göre, ekinokslarda Dünya’nın birçok noktasında gündüz 12 saatten birkaç dakika daha fazla sürebiliyor. Örneğin 23 Mart’ta Washington DC’de yapılan bir ölçümde, güneşin 12 saat 7 dakika boyunca gökyüzünde kaldığı, ancak 26 Eylül’de gece ve gündüzün 12 saat sürdüğü tespit edilmiş. Bu yüzden Kuzey Yarımkürede bulunan pek çok ülkede, ekinoks günlerinde tam 12 saat gece ve tam 12 saat gündüz yaşanmaz. Bu ölçüm daha çok 25 Eylül ve 28 Eylül tarihleri arasında elde edilebiliyor.

2. Sonbahar ekinoksunda hava ilkbahara göre daha sıcak olur

Yeryüzündeki bir noktaya gidip ölçüm yaptığınızda, 21 Mart’ta ve 23 Eylül’de eşit miktarda güneş ışığına maruz kaldığını görürsünüz. Buna rağmen, sonbahar ekinoksunda hava çok daha sıcak olur. Okyanuslar Dünya’mızın yüzde 71’ini kaplar ve suyun ısınıp soğuması, havanın ısınıp soğumasından daha uzun sürer. Bu yüzden Kuzey Yarımküre’de bulunan toprak parçaları, sonbaharda daha yavaş soğur. Bu yüzden de günler kısalmış olmasına rağmen Ekim ayında Pastırma Yazı denilen, neredeyse bir yaz günü kadar sıcak havalar yaşanır.

3. Güneş hızla batar ve alacakaranlık süresi en aza iner

23 Eylül’de günün ağarma süresi ile güneşin batmaya başlamasıyla oluşan alacakaranlık süreleri en aza iner. Timeanddate.com sitesinde yayınlanan bu grafikte, Amerika’nın en büyük 4 şehrindeki alacakaranlık süreleri ölçülmüş. Buna göre Eylül ayında 4 şehirde yapılan ölçüme bakınca, alacakaranlık sürelerinin o yılın en kısa süresine ulaştığı görülebiliyor. 23 Eylül alacakaranlığında havanın hem daha erken, hem de büyük bir hızla kararmaya başladığını fark etmek mümkün.

4. Dünyanın ekseni en dik haline kavuşur

Dünya’mızın kutup noktalarından geçtiği varsayılan çizgi, Güneş’in etrafındaki yörünge çizgisiyle yaklaşık 23 derece 27 dakikalık bir açı yaparak döner. Ekinokslarda ise, bu açı 90 dereceye ulaşır. Bu yüzden 21 Mart ve 23 Eylül’de Güneş ışınları dünyaya en dik şekilde ulaşır ve yeryüzü diğer günlerden biraz daha fazla ısınır.

5. Göçmen kuşlar, bu tarihten itibaren göç etmeye başlar

Güneşin gökyüzünde çizdiği yay, bugünden itibaren yavaş yavaş güneye doğru kaymaya başlar. Havaların soğuduğunu ve güneşin de yön değiştirdiğini fark eden göçmen kuşlar, bu yüzden 23 Eylül itibariyle güney yönündeki göçlerine başlarlar.

6. Fomalhaut yıldızı gökyüzünde belirginleşir

Fomalhaut Güneş’ten yaklaşık 25 ışık yılı uzaklıktaki, oldukça parlak bir yıldızdır. Güneybalığı takımyıldızının en parlak yıldızı olan Fomalhaut, ekinoks itibariyle gökyüzündeki yerini tekrar alır. Vikipedi’de yer alan bilgilere göre bu yıldız Arapçadaki “fum al-ḥawt” sözünden türemiştir. Bu da “balinanın ağzı” demektir. Sonbahar boyunca ve kış aylarının ilk günlerinde gökyüzünün güneyine bakarsanız, bu yıldızı görebilirsiniz

kaynak: şamil erkan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızlarınıza söyleyin; Mutsuz oldukları yerde durmasınlar.

kiz-cocugunuza-asla-soylememeniz-gereken-10-sey-1432589646-14270512028-640x320[1]

Kızlarınıza söyleyin;

Mutsuz oldukları yerde durmasınlar. Değer görmedikleri zaman kendileri için şüpheye düşmesinler. Boyun eğmeyi, sessiz olmayı, ensesindeki tokadı ağzındaki lokmaya sebep etmeyi, istenince olmayı, istenmediğinde kenarda durmayı, kabalığa göz ummayı, yalana bahane aramayı, nezaketi hak etmeyi çalışmayı sevilmeyi koşul saymasınlar.

Olmuyorsa zorlamasınlar. Er ya da geç görecekleri gerçekleri anlamamak için, korkuyla, kendilerine dönüp hiç bakmadan, ne güzel olduklarını, ne kıymetli olduklarını unutmasınlar. Kızlarınızın gözünü açın, şımarıyorlar mı bırakın şımarsınlar, ‘kız çocuğudur yapar’a alışsınlar. Kız çocuklarınızı bırakın pırıl pırıl parlasınlar.

Umutla Dolsunlar.

Bir Babanın kanadını kırdığı bir kuşsa, hiçbir koca da bilmez o kız çocuğunun kıymetini. Çünkü ”o öyledir!” denilen her çocuk bir erkek çocuğu. Onu öyle de seven hep bir kız çocuğu, hep bir eş, hep bir anne. Kız çocuklarınıza ”ben böyleyim” demeyi öğretin.

TANRININ BURÇLARA VERDİĞİ GÖREVLER:

12027682_10153388150584843_3201424901493338273_n[1]

Tanrı, bir sabah oniki cocugun onunde durdu ve her birine yasamın
tohumlarını ekti. Cocuklar kendilerine verilen armagani almak icin birer
birer one ciktilar.

“KOÇ! Sana ilk tohumu ekme onurunu veriyorum. Ektigin her bir tohuma
karsılık elinde bir milyon tohum bulacaksin, fakat onlarin buyumelerini
gorecek vaktin olmayacak. İnsanların aklına BEN’i yerlestirecek ilk kisi
sen olacaksın, fakat bu dusunceyi gelistirme ya da hakkinda soru sormak
senin gorevin olmayacak. Yasaminin sebebi eylemdir ve bu eylem insanlara
BENİM YARATICILIGIMI haber verecektir. Iyi calisabilmen icin sana KENDINI
BEGENME ozelligini veriyorum.” Ve Koç sessizce yerine cekildi.

“BOĞA! Sana tohumu madde haline getirme gucunu veriyorum. Baslanmıs olan
butun isleri senin bitirmen gerektigi icin gorevin cok sabir istemektedir,
aksi halde tohumlar ruzgarda savrulup kaybolacaktir. Yapmani istedigim bu
gorev icin soru sormayacak, isin ortasında dusunceni degistirmeyecek ve
baskalarindan destek beklemeyeceksin. Bunun icin sana GUCLULUGU veriyorum.
Onu akillica kullan.” Ve Boğa yerine cekildi.

“İKİZLER! Sana insanlarin cevrelerinde gordukleri seyi anlamalarini
saglayabilmen icin cevapsiz sorular veriyorum. Insanlarin neden konusup,
neden dinlediklerini hiç bir zaman bilmeyeceksin, fakat cevap bulmak icin
yapacagın arastirmalarda sana armagan olan BILGI’yi bulacaksin.” Ve
İkizler yerine cekildi.

“YENGEÇ! Sana insanlara duyguyu ogretme gorevini veriyorum. butun duyguyu
yasayarak ogrenmeleri ve olgunluga ulasmalari icin onlari hem aglatip hem
guldureceksin. Sana olgunlugu hizla arttiracak olan AILE armaganini
veriyorum.” Ve Yengeç yerine cekildi.

“ASLAN! Sana YARATICILIGIMIN tum gorkemini dunyaya gosterme gorevini
veriyorum. Ancak azametinde dikkatli olmalı ve bu yaraticiligin senin
degil, BENIM oldugunu daima hatırlamalisin. Eger bunu unutursan insanlar
seni kucuk goreceklerdir. Bu gorevi iyi bir sekilde yerine getirirsen
buyuk haz duyacaksin. Bunun icin sana armaganim ONUR’dur.”. Ve Aslan
yerine cekildi.

“BAŞAK! Sende insanlarin BENIM YARATTIKLARIMLA neler yaptiklarini sinamani
istiyorum. Onlarin ne yaptiklarini dikkatlice inceleyip kusurlarini
hatirlatacaksin ve boylece BENIM YARATTIKLARIMI iyice ogrenmelerini
saglayacaksin. Sana bunu yapabilmen icin SAF DUSUNCE’yi armagan ediyorum.”
Ve Basak yerine cekildi.

“TERAZİ! Sana insanlarin birbirlerine karsi olan gorevlerini
hatirlayabilmeleri icin hizmet erdemini veriyorum. Boylece insanlar
isbirligini ogrenecek ve kendi davranislarinin diger yonlerini de yansitma
yetenegini edineceklerdir. Ve uyumsuzluk olan ger yere seni
yerlestirecegim ve bu gayretlerin icin sana armaganim SEVGİ’dir.”

“AKREP! Sana cok guc bir gorev veriyorum. Insanlara dusunduklerini anlama
yetenegi verdigim halde, anladiklarini soylemene izin vermeyecegim. Bircok
kez gorduklerinle acı cekecek ve bu aci ile BENden uzaklasacaksin. Bu
acinin BENden degil benim yanlis anlasilmis olmamdan dogdugunu
unutacaksin. Bircak insani hayvan gibi gorecek ve onlarin hayvansal
içguduleriyle oylesine ugrasacaksin ki yolunu sasiracaksin, fakat sonunda
gene BANA doneceksin. Akrep sana en ustun armaganım olan AMAC’i
veriyorum.”

“YAY! Senden BENI yanlis anlayip caresizlige dustuklerinde insanlari
guldurmeni istiyorum. Guldurme insanlara umut verecek ve bu umutla
insanlarin gozlerini BANA cevirmelerini saglayacaksin. Bircok kisinin
yasamina yalniz bir an icin girecek ve girdigin her yasantidaki
huzursuzlugu taniyacaksin. Sana Yay, karanliktaki her koseye erisip
aydinlatabilmen icin SONSUZ BEREKET veriyorum.”

“OĞLAK! Senden insanlara calismayi ogretmen için alınterini
istiyorum. Tüm insanların yükünü omuzlarında tasıyacagın için bu görev hiç
de kolay değildir. Ama bu boyundurugun yükü için senin ellerine insanlığın
SORUMLULUĞUnu koyuyorum.”

“KOVA! Sana insanların tüm olanakları gorebilmeleriçin gelecek
kavramını veriyorum. BENİM SEVGİMİ kişileştirmen için yalnızlık acısını
cok duyacaksın. İnsanların gozlerini yeni olanaklara cevirebilmeleri icin
sana OZGURLUGU armagan ediyorum.”

“BALIK! Sana hepsinden daha guc bir gorev veriyorum. Senden
insanların uzuntulerini toplayip BANA geri getirmeni istiyorum. Senin
gozyaslarin sonunda benim gozyaslarım olacak. Senin topladıgın uzuntuler
insanlarin BENİ yanlis anlamalarindan dogmus uzuntulerdir, fakat senin
onlara verecegin sefkatle onlar yeniden BENI anlamaya calisacaklardir. Bu
guc gorev icin sana en buyuk armaganimi veriyorum. Sen oniki cocugum
arasında BENI tek anlayan olacaksin, fakat bu ANLAYIS yalnız senin
icindir, sen onu insanlara anlatmak istediginde onlar seni
dinlemeyeceklerdir.” Ve Balık yerine cekildi…

Hakan Akcaoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 8 Comments »

Bu bayramdan itibaren;

12033174_10153311442646725_6368169190324727501_n[1]

Bu bayramdan itibaren;

Eşlerin, sevgililerin, aşıkların; birbirini kontrol etmeyi bırakmasını, değiştirmeye çalışmadan sevmesini, ezilen, şikayet eden, eleştiren olmak yerine, farkındalığı yüksek, ne istediğini bilen, sorumluluk sahibi, sevecen, sevgi dolu, hoşgörülü kendilerine özel vakit ayıran, birbirini seven, sayan, çiftler olmalarını.

Dargınların barışmasını, küskünlüklerin bitmesini. Egosal savaşların sonlanmasını.

Bağımlılıkları olanların; ilişki, içki, sigara, maç vb. dengede yaşamalarını. İstemedikleri; iş, okul, ilişki, kilo, mekan, değişiklerini , cesaretle gerçekleştirmelerini, hayalini kurdukları; iş, ev, meslek, ilişki ve bedende olmalarını.

Çok sevdiği şeyleri yapmalarını, dinlenmelerini, yavaşlamalarını, özgür olmalarını.

Ülkemizin; sevgi, kardeşlik, birlik, beraberlik, dostluk, umut içinde yaşamasını.

Sevdiklerimizin gözlerinin içine, doya doya bakmayı, sevdiklerimizle hoşsohbetler içerisinde vakit geçirmeyi, sağlık, sevgi, keyif, bolluk, bereketle dopdolu nice nice bayramlar yaşamayı diliyorum. OL’DU🙏 OL’DU 🙏OL’DU🙏Sevgi ve Işıkla

Şeray Şengel Akgün

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Büyüklerin Küçük Prens’ten Öğrendiği 11 Hayat Dersi

Şanslı olanların çocukken tanıştığı, bu yazıyı yazan gibi çok geç tanışanların hayran olduğu, asla çocuk kitabı olmayan çocuk kitabı: Küçük Prens. Barındırdığı felsefelerle her yıl, her yaş tekrar okunması gereken, her okunduğunda kişiye yeni bir yol açan, farklı bir algı yaratan Saint-Exupéry’nin şaheseri.

“Hiç kimsenin kitabımı özensizce okumasını istemem doğrusu. Bu anılarımı yazarken çok üzüntülü anlar yaşadım. Arkadaşım koyunu ile birlikte beni bırakıp gideli tam 6 yıl oldu. Onu burada anlatmaya çabalıyorsam, bu biraz da onu unutmamak için. Arkadaşı unutmak çok üzücü bir şey. Herkesin arkadaşı olmamıştır. Arkadaşımı unutursam, kendimi o sayılardan başka bir şeye değer vermeyen büyükler gibi hissederim sonra…” Saint-Exupéry

Dünya çapında 140 milyon kopya satan “Küçük Prens” okuyanı yetişkinliğe hazırlayan derslerle dolu. Kitap sadece çocuklara nasıl ‘yetişkin’ olunuru öğretmiyor, yetişkinlere de nasıl “iyi” yetişkin olunuru hatırlatıyor.

“Le Petit Prince”in bizi nasıl yetişkinliğe hazırladığını hatırlayalım istedik sadece. Huzurlarınızda Küçük Prens’in büyüklere verdiği 11 hayat dersi…

Bakmaya değil, görmeye çalış

fil-yutan-boa
Çöldeki pilot fil yutmuş bir boa yılanı çizdiğinde, etrafındaki büyükler bir şapka gördü. Büyüklerin yorumları cansız ve donuk, hayalgüçleri ise çoktan onları terk etmişti. Yetişkinler görmeyi ve hissetmeyi terk ettiği için pilot bu muhteşem kariyerinden vazgeçti.

Gerçek duygularını saklamak daha önemli şeylere bedel olabilir

gezegendeki-gul
Küçük prens beslediği ve baktığı gülüne yeni gezegenler keşfetmek istediğini ima ettiğinde, gülü ona ihtiyacı olmadığını ve kendi başına idare edebileceğini iddia etti. Küçük Prens, gülün saçma davranışlarının sebebinin incinmesi olduğunu farketmesine rağmen onu terk etti.

Başkalarını değil kendini yargıla

kendini-begenmis-kral
İlk uğradığı gezegende, tüm gezegen nüfusunu kaplayan ve kendini her şeyin hükümdarı sanan kralla tanıştı. Küçük Prens ne yaptığını tam olarak kavrayamasa da kral ona kendini yargılamanın başkalarını yargılamaktan çok daha zor ve çok daha önemli olduğunu öğretti.

Birey olmak kendini yargılamaktan geçiyor.

Kibirli olma

palyaco-kucuk-prens
İkinci gezegende Küçük Prens’i kendini beğenmiş, zamanını başkalarının hayranlığını arayarak geçiren kibirli bir adam karşıladı.

Başkalarının hayranlığını kazanmak için yaşıyorsan kendin için asla yaşamayazsın. Ve sadece kendin için yaşıyorsan, kimse seni sevmez ve seninle ilgilenmez.

Unutmak için içmek berbat ve zayıf bir çabadır

unutmak-icin-icmek
Unutmak için içen ayyaş adam utandı. Ayyaş utandı çünkü içiyordu. Küçük Prens, çiçek ekmek gibi çok daha heyecan verici şeyler yapmak varken gününü içerek geçiren adamı garipsedi.

Bizim için büyümek sonsuz bir kısır döngüdür ve büyümek her zaman kederlidir.

Kendini asla fazla ciddiye alma

kendini-ciddiye-almak
Küçük Prens, kendini galaksideki tüm yıldızların sahibi olduğunu düşünen bir işadamı ile tanıştı. “Ben onları yönetiyorum. Onları tekrar tekrar sayıyorum. Bu zor bir iş, ve ben ciddi biriyim.” Ama bu ciddiyet onun monoton bir yaşamı olmasına sebep verdi, yalnız bir hayat, sahip olduğu yıldızların güzelliğini göremediği bir hayat.

Eğlenceyi unutma

eglenceyi-unutma
Gün boyunca fenerin ışıklarını açıp kapatması için gelen emirleri görev bilinciyle uygulayan fenerci, Küçük Prens’in saygısını kazanmıştı. Gezegeninde her gün bir dakikaya denk geldiği için, o dinlenecek bir dakika bile bulamıyordu.

Kısacası ömür su gibi akıp geçiyor.

Keşfetmek için içgüdülerini takip et

cografyaci
Küçük Prens, uzak diyarları araştırmakla çok meşgul olduğu için kendi dünyasını keşfetmeyi reddeden bir coğrafyacıyla karşılaştığında öğreniyoruz ki keşfetmek istediğimiz yerleri araştırırken aslında hiçbir yere gitmemiş olma tuzağına düşmek çok çok kolay.

Yabancılardan öğreneceğin çok şey olabilir

yabancilara-guven
Tilkiler genellikle hilebaz ve kötü olarak tasvir edilirdi oysa ki bu tilkinin ihtiyacı olan tek şey dostluk ve arkadaşlıktı. Küçük Prens tilki arkadaşından 3 önemli hayat dersi öğrendi.
“Bir tek kalp ile açıkça görürsün, önemli şeyler göze görünmez.”
“Gülünü önemli kılan, ona harcadığın zamandır.”
“Aldığın terbiye kadar sorumlu biri olursun.”

Sevdiklerinizin yerini hiçbir şey dolduramaz

benim-gulum
Küçük Prens, güzel güllerin bulunduğu bahçenin ortasında bile kendi gülünü düşünmekten vazgeçemiyor. Hiç biri kendi gülünün yerini tutmuyordu.

“..Güzelsiniz ama boşsunuz, diye ekledi. kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile, o tek başına topunuzdan önemlidir. çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgardan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğruna öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü benim gülümdür o…”

Bazen sevdiklerinizin özgürce uçmasına izin vermeniz gerekir

Pilot Küçük Prensi tanıması ve sevmesine rağmen, onu Dünya’da tutmanın arkadaşını inciteceğini bilmekteydi. Küçük Prens ayrılmadan önce pilota şöyle dedi: “Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım… Ben gülüyor olacağım bir tanesinde.. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında, bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak…”

Bazen insanların gitmelerine izin vermeliyiz, çünkü onları tutmak, onları kapana, kafese koymak, tutsak etmek gibidir. Ve bu noktada onları salıvermek gerçek aşkın en doğru ispatı olacaktır…

kaynak: liste liste

Çisem Dağdelen

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

On Kapıdan Birini Seçin Kişiliğini Keşfedin…

numaralandirilmis-kapilar[1]

Daha önce “On Kapı Kişilik Testi”ni duydunuz mu? Bu test on kapı arasından birini seçerek kişilik çeşidinizi keşfetmenize yardımcı oluyor. İşe, yukarıdaki alternatiflerden bir kapı seçerek başlayın ve takip eden makalede kişiliğiniz hakkında daha fazla bilgi edinin.

Niçin Kapılar?

Bu testin ardındaki sembolizm gerçekten şaşırtıcı. Belki henüz farkında değilsiniz ancak, hayatlarımızdaki her adımda bir kapıdan geçmek zorundayız. Bugüne kadar kaç kapıdan geçtiğinizi, kaçını çaldığınızı ve geleceğinize giden yolda kaç kapı açtığınızı hiç düşündünüz mü?

Kapılar heryerdeler; evimizde iken kapılar bizler için güvenlik sembolleridirler, bir ziyarete gittiğimizdeyse kapılar bizi karşılamak için yine oradadırlar. İşlevleri her zaman aynı olsa da (içeriye girmenize izin vermek, veya vermemek), kapılar değişik ölçü, şekil, materyal, model ve tasarımdadırlar.

Bir ev inşa edilirken, dış kapı, evi tamamlayıcı son bir dokunuş olarak düşünülür. Ahşap olsun, cam veya alüminyum olsun kapılar; önümüzde açılırlar ve bizleri farklı bir dünyanın içerisine alırlar.

İstenilen şeye ulaşma imkanı verilmemek anlamına gelen “kapılar yüzüne kapanmak” deyimini mutlaka duymuşsunuzdur. Veya herhangi bir konuda ilişkiyi kesmeden anlaşma ortamını sürdürmeye çalışmak anlamına gelen “kapıları açık tutmak” deyimini…

Kişiliğinizi ortaya çıkaracak olan şey, bir kapıdan daha iyi ne olabilir ki? Yukarıdaki resimde numaralandırılmış kapılardan birini seçin. Seçiminizi, sevdiğiniz renge veya sayıya göre yapmayın, sadece bütünüyle gözünüze ilk takılan kapıyı seçin. Sonra aşağıdaki analizleri okuyun ve seçtiğiniz kapıya ait kişilik özellikleri ile kendinizi kıyaslayın.

On Kapı, On Farklı Kişilik

Bir Numaralı Kapı

Bu kapı, turkuaz renkte, çift kanatlı, hem içeriyi, hem de dışarıyı görebilmenize olanak tanıyan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, her şeyin açıkta, görünülebilir olmasından hoşlanan, tam bir eğlence insanısınız demektir. Siz, duygularını gizlemeyen, ve hayat ile ilgili problemleri basit bir yaklaşımla ele alan bir kişiliksiniz. Hayatın sunduğu küçük hazları minnettarlıkla karşılayan, seyahat etmekten ve yeni kültürler tanımaktan hoşlanan bir yapınız var. Her zaman diğerleri için en iyisini istersiniz ve konuklarınız için rahat bir atmosfer oluşturmaktan sizi hiçbir şey alıkoyamaz.

İki Numaralı Kapı

Koyu görünümüyle siyah bir kapı. Kolu kenarında yer alan ve gözetleme deliği bulunmayan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bunun sebebi; sizin sade, lükse düşkün olmayan, her zaman veren ve yaptıkları ile gurur duyan ancak daha ileri gitmekle ilgili sorun yaşayan bir yapıda olmanızdır. Unutmamalısınız ki; hayatta, bir kere bile olsa, biraz renkli olmaktan ve hayatın size sunacağı aksiyonlar ile -pozitif olmasa dahi- deneyimlerden zarar gelmez.

Üç Numaralı Kapı

Eğer bu çarpıcı, turuncu renkte, stil sahibi tokmağı ve mandalı olan kapıyı seçtiyseniz, gittiği her yerde ilgiyi üzerinde toplayan, orijinal ve ilginç bir kişiliğiniz var demektir. Tanıştığınız herkes üzerinde unutulamaz bir etki bırakan, ve birçok şeyi yapmakta oldukça başarılı olan bir insansınız. Sanattan hoşlanırsınız ve hemen hemen hiçbir şeyden bir şeyler üretebilirsiniz. Bu kişilikteki insanlar, dünya ile her zaman bağı bulunmayan fanteziler içinde yaşamaya eğilimlidirler ve bir baloncuğun içinde yaşıyor olduklarını çoğu zaman farkedemezler.

Dört Numaralı Kapı

Koyu yeşil renkte, antika dizaynlı, üzerinde birçok kilidi bulunan bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar; müzik, edebiyat, resim veya heykel gibi sanat dallarına yatkın kişiliklerdir. Bazen açık ve arkadaş canlısı biri olabilirken, bazense kapalı ve kendine has bir yaşam tarzı güdebilirler. Bu kapıyı seçenlerdenseniz, kendi düşüncelerinizi ve problemlerinizi kendinize saklama eğilimindesinizdir. Diğerlerinin sizi bir kaya gibi sağlam görmesini istersiniz çünkü.

Beş Numaralı Kapı

Dikkat çekici, mor renkli, üstünde küçük bir penceresi bulunan bir kapı. Bu kapıyı mı seçtiniz? Eğer öyleyse, kendinizi bir yere, bir gruba dahil hissetmeyi önemsiyorsunuz demektir. Ortaya birçok şey koyuyor, yaratıcı olabilmenize olanak tanıyacak şeyler yapıyorsunuz, ancak çoğu zaman bunlarla öylesine meşgulsünüz ki, çevrenizde olup bitenlerin farkında olamayabiliyorsunuz. Bazen biraz rahat olmakta, rutinden sıyrılmakta fayda var. Aktivitelerle doldurulmamış bir gün, boşa geçirilmiş bir gün demek değildir.

Altı Numaralı Kapı

Kırmızı renkte, altın detaylı; gözetleme deliği, tokmağı ve posta yuvası bulunan bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, kendinizden oldukça eminsiniz. Detaylar konusunda şaşırtıcı derecede yetenekli bir bakış açısına sahipsiniz. Nasıl göründüğünüzü ve diğerlerinin sizi nasıl gördüklerini önemsiyorsunuz, ancak işin özünde tam bir facia gibi hissediyorsunuz. Dikkatli olun çünkü kendinize zarar verebilecek bir eğiliminiz olabilir. Diğerleri size nasıl bakarlarsa baksınlar, hakkınızda ne düşünürlerse düşünsünler; kendiniz için yaşamanız gerektiğini hatırlayın, başkaları için değil.

Yedi Numaralı Kapı

Beyaz, sade, ahşaptan yapılmış, detaysız ve biraz da yıpranmış bir kapı. Bu kapıyı seçen insanlar, sade, minimalist ve her zaman yapacak önemli işleri olan kişiliklerdir. Kendilerini diğerlerine adamışlardır. Oldukça duygusaldırlar ve etraflarını duygulara hitap eden objelerle doldurmuşlardır. Aile ve arkadaşları, olmazsa olmazlarıdır. Hallerinden memnun ve sağlam kişiliktedirler. Onlara tavsiye; hayatlarındaki formaliteleri biraz değiştirme fırsatından faydalanmaları.

Sekiz Numaralı Kapı

Kapı kolu ve tokmağı ihtiyatla renklendirilmiş, modern, mavi bir kapı. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, eğlenceli ve şakacı, yüreği sonsuza dek genç kalacak birisiniz demektir. Kendinize karşı güven problemleri yaşıyor ve hayatınızın belirli alanlarına dair kaygılar besliyorsunuz. Biraz dağınık, gururlu ve kendisini daha fazla sevmesi gereken bir yapıdasınız. Yanıtı, kendinizi özgürce ifade etmekte bulabilirsiniz.

Dokuz Numaralı Kapı

Açık yeşil renkte, oldukça ağırbaşlı bir kapı. Biraz yıpranmış; en göze çarpan özelliği, ekipmanlarının, kendi ölçülerine göre biraz büyük olması olan bir kapı. Bu kapıyı seçenlerin kişiliklerinin ardında yatan; her zaman nesnelerin nasıl işlediklerine dikkat eden ve muazzam bir problem çözme yeteneğine sahip kişiliklerde olmalarıdır. Bunlar, oldukça pratik insanlardır. Temel olana bağlı, karmaşadan uzak, sade yaşamlar sürerler. Kolayca memnun olurlar ve başkalarına yardım etmekten, onlar için bir şeyler yapmaktan memnuniyet duyarlar. Bu tarz insanların, hayatlarında, kendi hayret ve merak sezgilerine daha fazla yer açmaları gerekir.

On Numaralı Kapı

Ahşaptan yapılmış, doğal dokunuşlarla tamamlanmış geniş bir kapı. Üst kısmında dört küçük penceresi bulunmakta. Eğer bu kapıyı seçtiyseniz, bütünlük ve istikrara önem veriyor olmalısınız. Ayrıca, en küçük detaylardaki kaliteden dahi keyif alıyorsunuz. Her zaman ne istediğini bilen ve hayatı güvenli yaşamaktan hoşlanan birisiniz. Sevmediğiniz bir işte çalışıyorsanız, yaratıcılığınızı arka plana itebilirsiniz. Şunu hatırlamakta fayda var; hayatınızdaki problemler sizin ve kimse onları çözmekle yükümlü değil.

kaynak: sağlığa bir adım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cebinde iki not taşıyacaksın… Birinde: DÜNYANIN MERKEZİ SENSİN. Diğerinde BİR HİÇSİN” yazacak…

gokkusagi[1]

Cebinde iki not taşıyacaksın.. .

Birinde: DÜNYANIN MERKEZİ SENSİN. Diğerinde BİR HİÇSİN” yazacak…

Kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmaya başladığında ikincisini, Yaşadığın hayattan Zevk almamaya başladığında ise birinci notu okuyacaksın…

HAYAT SEVİNCE GÜZEL… ÖNCE KENDİNİ.. SONRA HERKESİ.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çocukların Hayata Önyargıyla Bakmasına Sebep Olan Masallardan 17 Mesaj

Masallar küçük yaşlarda kafamızda bir sürü yargı oluşutuyor. Ailemiz ve bize anlattıklarından hareketle davranışlarımız şekillenmeye başlıyor. Peki, çocukken sürekli dinlediğimiz masallardaki önyargılar ne olacak? Hayata böyle bakınca daha pembe bir dünya olduğuna emin miyiz?

1. Tüm prensesler güzeldir!

Tüm prensesler güzeldir!
Kendini çirkin bulan kız çocukları, büyük bir bunalıma girebilir. Tehlikenin farkında mısınız?

2. Ve tüm prensler yakışıklıdır!

Ve tüm prensler yakışıklıdır!

Beyaz atlı prens olma hayalini her çocuk kurabilir mi?

3. Üvey anneler her zaman kötüdür!

Üvey anneler her zaman kötüdür!

Anne-babaların boşanma oranın böyle yükseldiği bir devirde, çocuğa masallarla bunu aşılamak da ne doğru bir şey…

4. Ve o kötü üvey anneler ya babanızın ölümüne sebep olur ya da babanız bu kötülüklere engel dahi olamaz.

Ve o kötü üvey anneler ya babanızın ölümüne sebep olur ya da babanız bu kötülüklere engel dahi olamaz.

Buyrun yeni bir travmaya… Babam ölecek mi? Beni korumayacak mı?

5. Uzun boylu bir kadın, kısa boylu bir adamla olamaz.

Uzun boylu bir kadın, kısa boylu bir adamla olamaz.

Bu nasıl katı bir kuraldır? Yedi cüclerden biri neden prensesi öpemiyor da, illa uzun boylu yakışıklı prens geliyor?

6. Çirkin kadınların kötü cadı olma ihtimali yüksektir.

Çirkin kadınların kötü cadı olma ihtimali yüksektir.

Şimdi çocuklar çirkin buldukları herkesi cadı mı sansınlar? Güzel kadının içinde bir cadı yatamaz mı?

7. Güzel kadınların saçı uzun olur.

Güzel kadınların saçı uzun olur.

Bütün güzel masal kahramanları neden uzun saçlı? Kısa saçlı kadınlar prenses olamaz mı mesela?

8. Ebeveyninin izin verdiği saatten sonra dışarıda olursan, başına kötü şeyler gelir.

Ebeveyninin izin verdiği saatten sonra dışarıda olursan, başına kötü şeyler gelir.

Gece 12’de bal kabağına dönme sendromunu kim yaşamadı ki?

9. Her zaman iyiler kazanır!

Her zaman iyiler kazanır!
Çocuk kendini kötü göremez. O zaman her zaman kazanmayı bekler. Başına da hiç kötülük gelmeyeceğini düşünür. E, bu çocuk kötülükle karşılaşınca ne olacak peki?

10. Senden daha fakir ya da daha zengin biriyle birlikte olamazsın.

Senden daha fakir ya da daha zengin biriyle birlikte olamazsın.

Olursun da, onun böyle süper bir gücü, inanılmaz bir cesareti, dağları delmesi falan gerekir…

11. Tanımadığın insanlar kötüdür.

Tanımadığın insanlar kötüdür.

Tanımadığın insandan bir şey alırsan, başına kesinlikle kötü bir şey gelir. Ne yani, elmayı veren cadı değil de, tatlı yaşlı bir nine olamayacak mı şimdi?

12. Fakirsen, ölürsün.

Fakirsen, ölürsün.

Kibritçi Kız’ı çocuklarımıza anlatmak isteriz elbette. Peki ya bu travma ne olacak?

13. Diğerlerinden farklıysan dışlanırsın.

Diğerlerinden farklıysan dışlanırsın.
Sonu nasıl biterse bitsin, o çocuk farklı olanı dışlayanları öğrenerek büyüyecek. Peki, kendini farklı gördüğü an hissettiği korku?

14. Fakirsen, fakir kalırsın; zengin olamazsın.

Fakirsen, fakir kalırsın; zengin olamazsın.
Prens ve Dilenci masalını anlatıp, fakir olan çocukların zihnini neden kirletelim?

15. Yeni bir yol denersen seni kurtlar kapar.

Yeni bir yol denersen seni kurtlar kapar.

Kırmızı Başlıklı Kız’da çok iyi ögeler var kabul. Ama masal dünyasında yaşayan çocukların, yeni şeyler denemesini engellemek doğru mu?

16. Kötüler mutlaka cezalandırılır!

Kötüler mutlaka cezalandırılır!

Cezasız kalan kötülerle yüzleşmeyecek mi bu çocuklar? Dünya o kadar adil değil…

17. Size iyilik yapanlar, aslında kuyunuzu kazıyor olabilir.

Size iyilik yapanlar, aslında kuyunuzu kazıyor olabilir.
Kral Çıplak’la büyüyen çocuk, nasıl etrafındakilere güvenecek?
onedio

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞÜKÜR OLUMLAMASI

tumblr_nkwnorX9Z01tt9npso1_1280[1]
Şimdi şükrediyorum.Yaşadığım her şey için.Özellikle de başlangıçta kötü sandığım her şey için.Gözyaşlarım , korkularım için. Onların benim tarafımdan yaratıldığını kabul ediyorum. Onları kucaklıyorum. Onlar benim gelişmem… ve kendimi farketmem için kullandığım araçlardı. Yanlışlarımı ve doğrularımı kucaklıyorum. Yaptıklarımı ve yapmadıklarımı.. Onlardan gerekli dersi çıkardım. Şimdi ancak beni gerçekten iyi hissettiricek duygu ve düşünceleri seçiyorum. Bütün yaşadıklarım arasından deneyimin özünü ve anlamını alıyor, bilgeliğini alıyor ve ağırlıklarını bırakıyorum..

Yaşadığım her anı kutsuyorum.Bunlar için kendimi kutluyorum. O , beni her zaman en iyi yerde barındırdı ve en iyi şekilde korudu. Şimdi ben özümdeki o olağanüstü parlaklığı fark ediyorum.Gücümü fark ediyorum ve kullanıyorum. Onlar sayesinde , geçmişde yaptığım yanlışlıklar ve deneyimler sayesinde bu anlayışa erdim. Allah’a teşekkür ediyorum bana bu imkanı verdiği için. Seçtiğim özgürce ve seçimlerin sonuçlarını yaşadım kahramanca. İnsan olmanın onurunu yaşadım.Hayatı yanlız başıma, doğru ve yanlışın açık ve net olarak orada olmadığı bir yerde denedim.

Düşe kalka öğrendim.Ağlaya güle. Kah korktum yerimde çakılı kaldı , kah birilerinden medet umdum ,kah başkalarının dümen suyunda yaşadım. Olsun ! Onlar benim hayattımdı.. Bütün bunları denemeye hakkım vardı ben de denedim.. Hiçbir bahanenin ve mazeretin arkasına saklanmadan ortaya çıkıp sorumluluğumu kabul ediyorum. Kimseyi kınamıyor, suçlamıyorum ve kızmıyorum. Kucaklıyorum bütün deneyimlerimi.. “Keşke” demiyorum , “ama! ” demiyorum. Sadece “evet !” diyorum.

MELYA BOZAN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsan biraz da kendi emeğidir!”

12033562_1648099572140345_1305120838_n[1]

“‘Kendini yontmayı unutma’ der Zeus…
Kendi kabuğunu kendin soyabilirsin,
kendi özgürlüğünü kendin dışarı çıkartabilirsin…
insan biraz da kendi emeğidir!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DUYGUSAL ÇÖPLERİNİZİ BOŞALTMA ÇALIŞMASI

images[2]

İşinize yarayan ne varsa bilgisayarınızda saklar; işe yaramayan, güncelliğini yitirmiş ne varsa bu kutuya atarsınız. Olmazsa, geri dönüşüm kutusunu da boşaltır, tüm işe yaramaz şeyleri bir defada uzay boşluğuna gönderiverir, bir daha yüzünü bile görmezsiniz.

Peki, yaşanmış, bitmiş, güncelliğini kaybetmiş, artık üzerinizde hiçbir etkisi kalmamış ya da sadece olumsuz tortularını taşıdığınız duygularınızdan ne haber?

Yaşadığınız anda bile hoşlanmadığınıza karar verdiğiniz anılar… Eski aşklarınızı ne yaptınız mesela? Yoksa yaşanıp bittikten, üzülüp bunalıp stresini çektikten sonra onları ahde vefa olsun diye kaldırıp beyninizin en kıymetli yerindeki duygusal çöplüğünüze mi attınız? Attınız, buraya kadar güzel. Acaba onlar şimdi o çöplükte, canınız ne zaman sıkılmak ve kendinize bunalım yaratmak isterse çıkarıp çıkarıp kullanılmak üzere emre amade mi bekliyor?

Sizi Üzen Duyguları Artık Yanınızda Taşımayın!

Bazen şöyle bir cümle söylendiğini duyarım da, kanım mı donsun, kahkahalarla güleyim mi şaşırır kalırım. Mesela kimi arkadaşlar der ki; “Ben eski aşklarımın hiçbirini unutmadım, yaşadığım ne varsa anılarımda, aklımda.”

Aferin. Bu kadar vefalı olduğunuz için kendinizi tebrik edebilirsiniz; bir de tenekeden madalya takın bari! Zihninizde kaç tane yaşanıp bitmiş aşk, yaşanmış ama kötü bitmiş ilişki, ne bileyim kazık atmış, sizi üzmüş arkadaşlarınızla ilgili anılar, kısaca canınızı sıkıp sizi üzebilecek ne varsa sakın bir yere göndermeyin. Ömrünüzün sonuna dek beraber yaşayın!

İnkar edemem; aşk güzel bir duygudur. Bizi mutluluktan bebekler gibi zıplatır, kış ortasında bahar yaşatır, mutlu olmamızı sağlar. Vefa da güzeldir. Yaşanılmış olayları, insanları, ilişkileri, aşkları unutmamak gerekir. Peki ama biz? Kendimize olan vefa borcumuz? Kendimize karşı yerine getirmemiz gereken görevlerimiz ve sorumluluklarımız?

İçimizdeki duygu çöplüğü bana göre gerçek bir bomba gibidir. Nasıl ki bir çöp bidonu, içine tehlikeli maddeler atıldıkça sessiz sakin şişer, dolduğunda da patlar; içimizde taşıdığımız ve hoşlanmadığımız ne varsa doldurduğumuz ‘Duygu Çöplüğü’ de işte böyle tehlikeli bir bölgedir.

Aşk güzeldir elbet. Doğar, büyür, yaşar. Ama unutmamak lazımdır ki bir gün mutlaka biter. Doğası gereği bitmek zorundadır. Tarihe mal olmuş ünlü aşklara baktığınızda göreceksiniz ki, ya kadın ölmüştür, ya erkek… Aşkları da araya ölüm engeli girip bitmeye fırsat bulamadığından, tarihe mal olmuştur. Son aşama hep bitiştir; bu kaçınılmaz. Bitişlerden sonra da zavallı ruhumuzda iyiler yanında kötü olayları da mı tutacağız? Bize kendimizi kötü hissettiren olayları zihnimizde, duygu çöplüğümüzde neden barındıralım?

Zihnimizi Çöplerinden Kurtarma Aşamaları

Gelin isterseniz bugün beynimizin “Duygu Çöplüğü” bölümünde bir tarama çalışması yapalım. Bizi üzen, bunaltan, mutsuz eden, süründüren ne varsa onları aklımızdan çıkarıp uzayın boşluklarına bir daha buluşmamak üzere gönderelim. Bunu başarmak için de şu sıralamayı takip edelim:

Öncelikle evimizin içinde kendimize sakin bir yer bulalım. Mekan seçimi size ait olup ses ve gürültüden etkilenmeyeceğiniz, rahatsız edilmeyeceğiniz bir yer olması gerekmektedir.

Terapimizi yapacağımız mekanın renkleri ise rahatlatıcı, pastel renklerden seçilmiş olmalı. Renk seçim imkanımız yok ise, hiç olmazsa oturduğumuz yere yeşil, mavi, pembe, sarı gibi renklerin pastel tonlarından oluşmuş veya bu da bulunamıyorsa beyaz bir örtü örtmek yeterli olacaktır.

Mekan seçimini yaptıktan sonra yanımıza bir adet kalem ve bol miktarda küçük kağıt (hatırlatma kağıtları boyutunda olması yeterli), bir adet kutu, bir de kulaklıkla hareketli bir müzik dinlememize imkan verecek herhangi bir alet alarak, yalnız kalabileceğimiz ve rahatsız edilmeyeceğimizden emin olduğumuz anda mekanımıza çekilelim.

Rahatça oturabileceğimiz bir pozisyonda yerimize yerleşip kendi içimize dönerek duygu çöplüğümüzde tarama yapmaya başlayalım. Bu taramayı yaptıkça aklımıza gelen her olay bir diğerini çağıracak, birbiri ardına kötü anılarımız yavaş yavaş sıraya dizilmeye başlayacak.

Her bir kağıdın üzerine ayrı ayrı canımızı sıkan, bizi üzen, bunaltan hangi anımız varsa onları kısa notlar halinde yazalım.

İçimizde varolanları bitirdiğimize ve hepsini kağıda döktüğümüzü düşündüğümüz anda yazma işlemine son verelim.

Kağıtlarımızı sıraya koyalım. Mekanımıza çekilirken yanımıza almış olduğumuz kutuyu yakınımızda bir yerlere koyalım. Müziğimizi dinlemek üzere kulaklıklarımızı takalım. Dinlemek üzere seçtiğimiz parçaların hareketli bir tempoda olmasına özen gösterelim; çünkü ağır ritimli parçalar bizim dağılıp anılarımıza dalmamıza neden olur.
Sıraya koyduğumuz kağıtları teker teker alıp okuyalım (tercihen sesli), okuyup bitirdikten sonra da buruşturup çöp sepetine atalım. Bu işlemi yaparken gözlerimizi kapatalım. Bu arada bu olayın beynimizin içinden dertop olup kağıdımızı attığımız kutuya düştüğünü hayal edelim.

Yazdığımız kaç adet kağıt varsa hepsi için aynı işlemi uygulayalım. Tüm kağıtlarımız bittiğinde, bunları doldurduğumuz kutuyu da alıp hepsini akan bir suya keyifle boşaltalım. Akar su hiçbir zaman kir barındırmaz, kötü anılarımıza da layık oldukları finali yaşatacaktır.
Bu terapiyi, olumsuz hisler bizi ne zaman rahatsız ederse tekrar uygulayabiliriz. Lütfen unutmayın, bunu vefasız olduğumuzdan veya insanlara değer vermediğimizden değil, sadece karmakarışık hislerle baş başa kalmak yerine, biraz olsun ferahlamak ve ruhumuzu rahatlatmak için yapıyoruz. Önce de söylediğim gibi aşk güzeldir; yaşanılanlardan ise sadece güzel olanlar muhafaza edilmeye layıktır.

Bizi rahatsız eden ne varsa uzaya yollayıp hem rahatımızı kaçırmayalım, hem de yeni ve güzel duygulara gerekli yeri açabilelim

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ÇAKRALAR VE SES TONLAMALARI

12020029_1068699279831365_4716861045853332668_n[1]

1.ÇAKRA- Kök veya temel denilen omurga tabanında bulunan ilk çakra. Bu çakra boşaltım sistemi ve bu fonksiyonla ilgili organları kapsar. Hayatta kalma enerjisiyle bağlantılıdır. Ses tonlaması UH’tur
2.ÇAKRA- Göbeğin 5-8cm altında “kuyruk sokumu çakrası” ve bu çakra seks enerjisi, üreme organları, arzu ve yaratıcılık ile bağlantılıdır. Ses tonlaması OU’dur.
3.ÇAKRA- Karın boşluğu çakrasıdır, bu enerji, güç ve kendine hakimiyetin yanı sıra Sindirim ve Sindirim Sistemi organlarıyla bağlantılıdır. Ses tonlaması OO’dur.
4.ÇAKRA- Göğüs bölgesinde bulunur ve “kalp” çakrası diye bilinir. Ciğerler ve Kalp ile çalışır, Duygusal ve Ruhsal olarak tutku ve aşk enerjisi ile bağlantılıdır. Ses tonlaması AĞ’dır.
5.ÇAKRA- Boğaz ve gırtlak bölgesinde yer alır. Kulaklar ve ses araçları gibi konuşma, işitme ve iletişim ile bağlantılı bir enerji merkezidir. Ses tonlaması AY’dır.
6.ÇAKRA- Üçüncü göz diye adlandırılan, iki gözün arasında biraz yüksekte yer alır. Hayal gücüne, psişik kabiliyetlere ve ruhsal farkındalığın açılmasına tekabül eder. Zihinsel aktivite ce beyin fonksiyonları ile de ilintilidir. Ses tonlaması EY’dir.
7.ÇAKRA- Taç çakrası olarak başın üstünde yer alır. Tamamen ruhsal enerji ile ilintilidir. Vücudu ve aklı her yönden kontrol eder, birçok insanda bu çakra kapalıdır. Ses tonlaması İİİ’dir.

Ses tonlamaları her gün 7 şer kez yaparsanız tüm çakralarınızı dengelemiş olursunuz

Kaynak: Bütünsel Sağlık Koçu: Nermin Doğruoğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »