2016 ya adım atarken hayatımızda bizi geride tutan, her ne varsa, en yüksek hayrımıza olacak şekilde değişsin, dönüşsün, Aşk OLsun.. heart ifade simgesi
Kaynak: julia aubier
Geçmişi çok eskilere dayanan mumlar artık, evlerimizde ve dinlenmek için gittiğimiz mekanlarda sadece dekor olarak kullanılmıyor. İçerdikleri öz yağların şifa verici özelliklerinden dolayı doğal tedaviler için de kullanılıyorlar.
Mumlar vazgeçilmez bir aydınlatma aracı olarak 14. yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Eskiden hayvan yağlarından yapıldığı için nahoş kokan mumlar, elektriğin keşfi ile daha çok samimi dinlenme mekânlarında dekor için kullanılan, ışığa bezeli erimiş balmumu havuzlarına dönüştüler. Ardından içlerine katılan öz yağlar ile daha da sakinleştirici ve dinlendirici hale gelen aromatik mumlar baş ağrısına hatta migrene bile iyi gelir oldular.
Kokunun doğal tedaviler arasında dinlendirici bir unsur olarak önemli bir yeri vardır. Aromaterapide bitkiler, meyveler, kökler, yapraklar ve benzeri doğal malzemelerden elde edilen öz yağlar, balmumu ile karıştırılır ve hafif bir buhar olarak solunur. Bu sayede koku duyusu aracılığı ile vücudumuzda çeşitli hisler oluşur ve stres, gerginlik ve benzeri hisler azalır.
Şimdi size kozmetik mağazalarında, aktarlarda veya eczanelerde bulabileceğiniz bazı öz yağlarının özelliklerinden bahsedeceğiz.
Geçmişi çok eskilere dayanan mumlar artık, evlerimizde ve dinlenmek için gittiğimiz mekanlarda sadece dekor olarak kullanılmıyor. İçerdikleri öz yağların şifa verici özelliklerinden dolayı doğal tedaviler için de kullanılıyorlar.
Mumlar vazgeçilmez bir aydınlatma aracı olarak 14. yüzyıldan beri kullanılmaktadır. Eskiden hayvan yağlarından yapıldığı için nahoş kokan mumlar, elektriğin keşfi ile daha çok samimi dinlenme mekânlarında dekor için kullanılan, ışığa bezeli erimiş balmumu havuzlarına dönüştüler. Ardından içlerine katılan öz yağlar ile daha da sakinleştirici ve dinlendirici hale gelen aromatik mumlar baş ağrısına hatta migrene bile iyi gelir oldular.
Kokunun doğal tedaviler arasında dinlendirici bir unsur olarak önemli bir yeri vardır. Aromaterapide bitkiler, meyveler, kökler, yapraklar ve benzeri doğal malzemelerden elde edilen öz yağlar, balmumu ile karıştırılır ve hafif bir buhar olarak solunur. Bu sayede koku duyusu aracılığı ile vücudumuzda çeşitli hisler oluşur ve stres, gerginlik ve benzeri hisler azalır.
Şimdi size kozmetik mağazalarında, aktarlarda veya eczanelerde bulabileceğiniz bazı öz yağlarının özelliklerinden bahsedeceğiz.
İlk olarak mandalinayı düz bir zemine koyup kabuğunun etrafından düzgünce keseceğiz. Ardından meyve kabuğuna zarar vermemeye özen göstererek içine aşağıdaki resimde gösterildiği gibi bir kaşık sokacağız.

Kaşığı yavaşça hareket ettirip meyveyi dikkatlice kabuğundan ayıracağız.
Meyveyi kabuğu yırtmamaya veya delmemeye özen göstererek çıkartın.

Mumunuzu kabuğun içerisine döküp katılaşması için bekleyin. Mumu bu yazımızda anlattığımız şekilde hazırlayıp, klasik bir kalıba dökmek yerine mandalina kabuğunuza dökün.
Resimler ManualidadesBlog’un izniyle kullanılmıştır kaynak: sağlığa bir adım
Hayvanlara baktığımızda, sadece anlık ve halen gerçekleşmekte olan bir tehlike karşısında korku yaşadıklarını görüyoruz. Şu anda gerçekleşmeyen, hatta ileride başımıza gelme ihtimali bile olmayan bir şeyden korkmak ise biz insanlara özgü.
Bazılarına göre bu korku bizim varoluşumuz için gereklidir ve aptal aptal şeyler yapmamızı engeller. Ancak bu korkuların büyük çoğunluğu gereksiz ve asılsızdır. Üstelik bir çok başarıyı da elde etmemize engel olurlar.
Nedir bu korkulardan bazıları?
• Başarısızlık
• Terk edilmek / reddedilmek
• Yakın ilişki kurmak
• Başarı
• Parasız kalmak
• Yetersiz olmak
Aslında son maddede yer alan “yetersiz olmak” korkusu diğerlerinin altında yatan ana nedeni oluşturuyor. Kendimizi yeterli görmediğimiz için başarısız olacağımızdan korkarız. Yeteri kadar iyi olmadığımızı düşündüğümüz için ilişkilerimizi kaybetmekten, terk edilmekten, reddedilmekten korkarız. Başarı korkusunun bile altında yeteri kadar iyi olamama endişesi vardır.
Peki sizde bu endişe var mı? Yeteri kadar iyi olmadığınıza dair bir endişe? Benim bütün yaşamım boyunca vardı, bugün de çeşitli şekillerde varolmaya devam ediyor.
Şuna dikkat çekmek istiyorum: Bu endişeyi yaşamak doğaldır. Ancak bu endişenin hayallerimizi engellemesi ise üzücü bir durumdur.
Ben hayatımın çok büyük bir kısmında aynen bunu yaptım. Bir çok konuda kendimi yetersiz gördüm. Bunun sonucunda da, istediğim bir çok şeyi değil denemekten, hayalini bile kurmaktan vazgeçtim.
Ama yıllar içinde bu korku ve endişelerimin asılsız olduğunu gördüm. Aslında oldukça yeterliyim. Tamam, mükemmel değilim, ama hangi insan mükemmel ki?
Yetersiz olma, reddedilme, başarısızlığa uğrama korkularımın üstesinden gelebildiğimde ise kendimi dünyaya açtım ve başarılı oldum. Aslında yeterli olduğumun farkına vardım.
Bu tabii ki yetersiz olma korkumun artık hiç kalmadığı anlamına gelmiyor. Hala bazen yetersiz olduğumu düşünüyor ve başarısızlığa uğramaktan korkuyorum. Zaten bunları hiç düşünmüyor olsaydım insan olmazdım. Her ne kadar göstermeseler bile, Barack Obama, Bill Gates, Steve Jobs gibi bir çok başarılı insan bile mutlaka bu endişeyi taşıyordur. Ama onlar bu endişelerinin ilerlemelerine engel olmasına izin vermiyor.
Peki biz bunu nasıl yapabiliriz? Gelin birlikte bakalım.
Korkularımızı Nasıl Yenebiliriz?
Korkuları yenebilmek için adım adım izlenebilecek garantili bir yöntem yok. Ama bu konuda öğrendiğim, uyguladığım ve faydasını gördüğüm bazı adımları sizinle paylaşmak istiyorum:
1) Korkularınızı kabullenin. Bu adım, tek başına bile atabileceğimiz çok büyük bir adımdır. Eğer bunu bugün yapabilirseniz, korkunuzu yenme yolunda müthiş mesafe katetmiş olursunuz. Aslında bir çoğumuzda bu korku ve endişeler sürekli var, ama hep beynimizin karanlık bir köşesinde, bizim farkında bile olmadığımız bir yerde yaşıyorlar. Biz de sanki onlar hiç yokmuş gibi davranıyoruz. Ancak onlar orada varolmaya ve yaşamımızın her gününde bizi etkilemeye devam ediyorlar. İşte bu yüzden ilk adım korkularımızın varlığını kabullenmektir.
2) Yazıya dökün. Sizi korkutan ve endişelendiren şey nedir? Hemen bir kağıda yazın. Korkunuzu yazıya dökmek, onu kabullenmekle birlikte gün ışığına da çıkartıyor. Korkunuz beyninizin karanlık bir köşesindeyken oldukça güçlüdür ve sizin üzerinizdeki etkisi kuvvetlidir. Siz bu korkuyu yazıya dökerek tüm çıplaklığıyla ortaya koymuş olursunuz. Artık bu noktada güç, korkunuzdan size geçiyor. Çünkü korkunuz artık sizin dışınızda bir yerde duruyor. Şimdi ona müdahale edebilirsiniz. Ben şahsi olarak o kağıdı buruşturup üzerinde tepinmeyi tercih ediyorum, ama siz istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz.
3) Korkunuzu hissedin. Her ne kadar bir ve ikinci adımda korkunuzu kabullenip yazıya dökmüş olsanız da, hala endişeleniyor olabilirsiniz. Kim bilir, belki bu korkudan dolayı utanç bile duyuyor olabilirsiniz. Ama artık değil. Lütfen bu konuda yalnız olmadığınızı hatırlayın. HEPİMİZİN öyle ya da böyle çeşitli korkuları ve yetersizlik endişeleri var. Tanıdığınız ünlü ve başarılı kişileri düşünün. Evet, onlar bile sizinle aynı korku ve endişeleri taşıyor. Şimdi lütfen benimle birlikte söyleyin: Bu korkumun beni endişelendiriyor olması normal. Şimdi bunu hissedin. Bütünüyle deneyimleyin. Bu korkunun içinde adeta yüzün. İnanın bu sandığınız kadar kötü değil. Bu korku sizin bir parçanız olabilir, ama sizi kontrol etmiyor. Bir internet kullanıcısının da yazdığı gibi: “Korkuyu hisset ve ona rağmen hareket et.” Nil Gün, kitaplarından birinde bunu çok güzel anlatıyor: “Cesaret, hiç bir şeyden korkmamak değil, korkularına rağmen adım atabilmektir.”
4) Kendinize şu soruyu sorun: Başıma en kötü ne gelebilir? Genellikle bu sorunun cevabı zannettiğimiz kadar kötü değildir. Yeni bir işe girerseniz başarısız olmaktan mı korkuyorsunuz? Peki başarısız olsanız ne olur? Başka bir iş bulursunuz. Bu durumun üstesinden gelirsiniz. Yaşamaya devam edersiniz. Etkilendiğiniz bir kadın / erkek tarafından reddedilmekten mi korkuyorsunuz? Diyelim ki sizi reddetti. Peki ne olur? Yaralarınızı sarar, kendinize daha uygun biri ile karşılaşır ve hayatınıza devam ederdiniz. Tamamen parasız kalmaktan mı korkuyorsunuz? Tüm varlığınızı kaybetseniz ne olur? Harcamalarınızı kısar, belki eş dosttan geçici olarak maddi destek istersiniz. Bir şekilde para kazanmanın yolunu bulursunuz. Yaşamaya devam edersiniz.
5. Harekete geçin ve yapın. Tekrar ediyorum: “Korkuyu hissedin ve ona rağmen harekete geçin.” Korkuyu yenmek için yapmanız gereken tek şey harekete geçmektir. Sürekli olarak çıkış yolunu düşünmek değil, harekete geçmek. Tıpkı iskelenin başında durup suya atlayıp atlamamayı düşündüğümüz gibi. Düşünmeyin, atlayın! Bu inanın müthiş bir his. Zamanında (ve bazen hala) topluluk önünde konuşmaktan çok çekiniyordum. Ama buna rağmen yine de kalkıp konuşuyorum. Ve istisnasız her seferinde kendimi çok iyi hissediyorum. Şimdiye kadar hiç yüzüme domates veya yumurta yediğim de olmadı.
6. Kendinizi mücadeleye hazırlayın. Bir konuda rakibiniz olan biriyle mücadeleye gireceğiniz zaman kendinizi hazırlarsınız değil mi? Hayali silahlarınızı kuşanır, bir mücadele planı hazırlar ve kendinizi geliştirirsiniz. Korkunuzla vereceğiniz mücadelede de aynı şeyleri yapın. Eğer bir müzisyen veya sporcu olmak istiyorsanız ve başarısız olmaktan korkuyorsanız…pratik, pratik ve daha fazla pratik yapın. Ardından bir gelişim planı oluşturun, bu planı gerçekleştirmek için gereken tüm yetenekleri ve bilgiyi elde edin. Sonra pratik yapmaya devam edin. En sonunda da gidin ve bu planı uygulamaya koyun.
7. Anda kalın. Başarısız olmak, reddedilmek, terk edilmek veya benzeri korkular tamamen gelecek zamana ait korkulardır. Şu anda ne olduğu değil, gelecekte ne olabileceği hakkında endişe yaşarız. Bunun yerine, gelecekle ilgili tüm düşüncelerinizi bir kenara bırakın. Hatta geçmişte yaşanan başarısızlık ve hatalarınızla ilgili düşüncelerinizi de bir kenara bırakın. Sadece şimdiki ana odaklanın. Korkularınızı yenmek ve hayallerinizin peşinden koşmak için “şimdi” bir şeyler yapın ve ileride ne olabileceği düşüncelerini bir kenara bırakın. Kendinizi geçmiş veya gelecekle ilgili düşünceler içinde bulursanız, önce derin bir nefes alın, ardından nefesinizi verirken kendinizi şu an içinde bulunduğunuz ana ve yapmakta olduğunuz şeye odaklayın.
8. Küçük adımlar. Korkunuzu bir anda yenmeye, ve hayat amacınızı hemen gerçekleştirmeye çalışmak bizi ilk başlarda oldukça zorlayabilir. Bu yüzden küçük adımlar atarak başlayın. Adeta ufak bir çocuk gibi minik adımlar atın. Burada önemli olan, yapabileceğinizden emin olduğunuz bir adımı atmaktır. Çünkü bu boy bir adımı atabileceğimizden emin oluruz. Her ne kadar küçük olursa olsun, bu adımı atmış olmak bizi mutlu eder ve bizi bir adım daha atmaya teşvik eder. Bunu sürekli yapın ve bir süre sonra göreceksiniz ki o küçük adımları ata ata kocaman bir tepeyi aşmışsınız.
9. Her başarınızı kutlayın! Ne kadar küçük olurlarsa olsun, doğru yaptığınız her bir şey için kendinizi kutlayın. Ardından, bu kutlama ile gelen başarı hissi bir sonraki adımınızı atmak için sizi teşvik etsin. Her bir küçük başarınızı bir sıçrama tahtası olarak kullanın ve sizi daha da yükseltmesini sağlayın.
Bu dokuz maddeyi hemen şimdi uygulamaya başlayabiliriz. Buradaki en önemli nokta, korkularımızı yenmenin bir süreç olduğunu daima hatırlamamızdır. Ne kadar erken adım atmaya karar verirsek, bu süreci de o kadar çabuk aşmış oluruz. Korkularınızdan özgürleşme serüveninizde tüm güzelliklerin sizinle birlikte olmasını diliyorum.
* Alıntıdır
kaynak: sonsuz şifa
Bir gün Ali, öğretmeni Ayşe Hanım’a giderek dersten sonra kendisiyle görüşmek istediğini söyledi. Öğretmen kabul etti ve sordu:
– Sorun nedir Ali?
– Ben bu sınıfın düzeyine göre fazla zekiyim. Bir üst sınıfa geçmek istiyorum.
İstek konusunda bilgi verilen müdür, Ali’ye bunun için bir testten geçmeyi isteyip istemediğini sordu. Ali tereddütsüz kabul etti ve test başladı.
– Söyle bakalım ali: 3×4?…
– On iki
– Peki 6×6?
– Otuz altı müdür bey
– Japonya’nın başkenti?
– Tokyo.
Ve test bir saat sürdü, Ali hiç hata yapmadı. Test sonunda Ali’nin öğretmeni de soru sormak istedi. Ali ve müdür bu isteği kabul ettiler. Öğretmen sorulara başladı:
– İneklerde dört tane, bende iki tane olan nedir?
– Bacaklar öğretmenim!
– Doğru! peki; senin pantolonunun içinde olup, benim pantolonumun içinde olmayan nedir?
Müdür bu soruya çok şaşırdı.
– cepler öğretmenim.
– Kadınların tüylerinin en kıvırcık olduğu yer neresidir?
Velet tereddütsüz yanıt verdi:
– Afrika’dır öğretmenim.
– Yumuşak olup, kadınların ellerinde sertleşen nedir?
Müdür gözleri fal taşı gibi açılmış tam konuşacakken ali yanıtladı:
– Tırnak cilası.
– Peki. bekâr bir kadına göre evli kadında daha geniş olan nedir?
Müdür kulaklarına inanamıyordu.
– Yatak öğretmenim.
– Kadın vücudunda en nemli organ hangisidir?
– Dil öğretmenim.
Nefes nefese kalan müdür, testi bitirmeye karar verdi ve şöyle dedi: “Değil bir üst sınıfa, ben bunu doğrudan üniversiteye göndereceğim. Çünkü ben bütün sorulara yanlış cevap verdim!”
1. Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol.
2. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol.
3. Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol.…
4. Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol.
5. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol.
6. Hoşgörülükte deniz gibi ol.
7. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.
Hazreti Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s.)
Her kahve aynı tadı taşımaz… Nerede içiyorsan, kiminle içiyorsan ona gore degişir…
Sahilde oturduğun rüzgarlı bir sonbahar günü, en sevdiğin dostun ağlarke…n içtigin kahvenin tadı kederlidir… Kahve telvesine yüreginin acısı karışır.
Bir pazar öğle sonrası annenin “hadi bir kahve yap da içelim” dediği kahve huzurludur… Köpükler annenin göz bebeklerine yansır… Dudağının kıyısında kalan küçük bir gülümsemedir…
Bir gece vakti zil zurna sarhoş birinin içtiği kahve düşülen kuyudan çıkma cabasıdır… Koyu kıvamlı kahverengi bir ipe tutunur çıkarsın … çıktığın an uyuyakalırsın… ferahlıktır!!!
Dostlarla içilen kahve neşedir… Kahkahalar köpüklerin üzerinde yüzer…
Tek başına gece vakti balkonda içtiğin kahve yalnızlıktır…Acıdır tadı… Ama garip de bir keyfi, lezzeti vardır…
Baban için yaptığın kahve sevgi doludur… çay bardağında, az şekerli…Kahve gibi görünmez sana… Ama sıcaktır dumanı tüter ve kokusu büyülüdür…
Beklemediğin bir anda sana uzatılan kahve baskadır… Isıtır insanın içini…
Yorgun olduğunda içtigin kahve hafifletir seni… Kendine getirir, unutturur günün ağırlığını…
Kahve aynı kahvedir belki… köpüğüyle, rengiyle, dumanıyla aynı kahvedir ama icilen kahveler ruhunun süzgecinden geçer ve tadlari degişir…
Her kahve aynı değildir bu yüzden…
Sevgi ile, sevgiliyle paylaşılan kahvelere….
kaynak: sağlıkla kal sayfası
Fatoş Pabuccu Tuncay
Avuç içinde siyah nokta ne anlam taşıyor !
Bu insanın başı dertte demektir. !
aVUÇ İçindeki SİYAH NOKTA
Özellikle aile içi şiddet gören bireyler ve diğerleri içinACİL DURUM referansI !
Bunu gördüğünüz zaman derhal polise haber verin. …
Bu kampanya facebook üzerinde son iki günde 6000 kişiye ulaşmış ve 6 kadının magduriyetine müdahalae edilmiş….
![insanlar-1[1]](https://anetteinselberg.com/wp-content/uploads/2015/12/insanlar-11.jpg?w=300&h=200)
Babasından miras olarak çok değerli bir bilgi alan Zu San Li hakkında bir Japon efsanesi vardır: “uzun ömür noktası” veya “yüz hastalığın noktası”.
Babasının tavsiyesine uyarak Zu San Li her gün bu noktaya masaj yapmış ve onlarca imparatorun doğumuna ve ölümüne şahit olacak kadar yaşamış. Bu noktaya masaj yapmak, Uzak Doğu’nun binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi metodlarından biridir. İnsan vücudunda bir yılın aylarını ve günlerini anımsatan 365 nokta ve 12 majör meridyen vardır.
Spesifik noktalara parmak baskısıyla uygulanan akupresur yöntemi belirli organlarla bağlantılı meridyenlerin ve kanalların öğretilerine dayanır. Çin tıbbında vücut bir enerji sistemi olarak görülür ve masaj organların fonksiyonel aktivitelerini ve enerji akışlarını etkileyebilir.

Zu San Li noktasını aktive etmek yenilenme ve iyileşme etkisi yaratabilir, yaşlanmayı önleyebilir. Çin’de bu nokta “uzun ömür noktası” olarak bilinirken, Japonya’da “yüz hastalığın noktası” olarak adlandırılır.
Zu San Li Noktasını Nasıl Bulacaksınız?
Vücudumuzda Zu San Li noktası diz kapağının biraz altındadır. Bu noktayı doğru tespit edebilmek için elinizi parmaklarınız aşağıya gelecek şekilde aynı dizinizin üstüne yerleştirin. Avuç içiniz dizinizi kaplasın.
Örneğin sağ eliniz sağ dizinizin üstünde olsun. Zu San Li küçük tırnağınız ile yüzük parmağınızın tırnağı arasındaki noktadır. Eğer bu şekilde doğru noktayı bulamıyorsanız yere oturup dizlerinizi kendinize çekin. Ayaklarınız hala yerde olsun. Dizinizin altında daha yüksek bir alan fark edeceksiniz, parmağınızı onun üzerine koyup hafifçe bastırın. İşte bu nokta Zu San Li noktasıdır.
Japonlar Neden Bu Bölgeye “Yüz Hastalığın Noktası” derler?
Zu San Li noktası bedenimizin alt yarısındaki organların çalışmasını kontrol eder. Adrenal bezleri, böbrekler, cinsel organlar, sindirim kanalının uygun bir şekilde çalışmasından sorumlu bölümlerin içinden geçen omuriliğin fonksiyonlarını yönetir. Zu San Li noktasına masaj yaparak insan sağlığının koruyucusu rolünü üstlenen en güçlü salgı bezleri olan adrenal bezlerinizin (böbrek üstü bezleri) aktivitesini artırmış olacaksınız.
Bu bezler kandaki hidrokortizon, adrenalin ve diğer önemli hormonları salgılarlar. “Uzun ömür noktası”na her gün düzenli masaj yaparsanız bedeninizdeki adrenal bezlerinin fonksiyonlarını şu şekilde normalize etmiş olursunuz:
Kan basıncının dengelenmesi
2. İnsülin, glikoz seviyelerinin dengelenmesi
3. Vücuttaki inflamasyonun azaltılması
4. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi
Zu San Li noktasına masaj yapmanın diğer faydaları:
Sağlıklı sindirim sistemi
Bağırsak ve sindirim sorunlarının giderilmesi
Felç sonuçlarının tedavisi
Özgüven kazanılması
Stres ve tansiyonun üstesinden gelinmesi
İçsel denge
Bu noktaya masaj yapmanın cinsel güçsüzlüğe, hıçkırığa, kabızlığa, gastrite ve idrar kaçırmaya da iyi geldiği düşünülüyor. Hatta bağışıklık sistemini güçlendiren bu masajın daha fit ve sağlıklı bir bedene sahip olmayı da sağladığına inanılıyor.
Zu San Li noktasına ne zaman masaj yapmalısınız?
Bu masaj sabah saatlerinde, öğle yemeğinden önce yapıldığında daha etkilidir. Her diz için saat yönünde dairesel hareketlerle (parmağınızı yavaşça bastırarak ve bastırdığınız noktada bir süre kalarak) yaklaşık 10 dakika kadar yapılmalıdır. Başlamadan önce sakin nefesler alıp vererek ve hislerinize konsantre olarak kendinizi sakinleştirin. Masajı oturur pozisyonda yapın.

Mümkün olduğunca masaja konsantre olun ve şifa sürecinin başlamasına izin verin. Bu masajın uyarıcı bir etkisi vardır.
Akşamları Zu San Li noktasına saat yönünün tersine masaj yapanların haftada 400-500 gr kilo verdikleri de söyleniyor.
Siz yine de uyarıcı etkisizliğinden dolayı uykunuzu kaçırmaması için yatağa gitmeden önce bu masajı yapmamaya dikkat edin. Yeni Ay zamanı masajın etkisinin arttığı da akupresur uzmanlarının iddialarından biri.
Zu San Li noktasına masajı Yeni Ay’dan 8 gün önce her sabah yapmaya başlarsanız yaşlanma sürecini yavaşlatması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve yukarıda saydığımız faydaları sağlaması söz konusu.
Öğle yemeğinden önce bu noktaya yapacağınız masaj hafızanızı, kardiyovasküler ve sindirim sisteminizi de güçlendirebilir.
Öğleden sonra ise stres, baş ağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk için bu masajı yapabilirsiniz.
Not: Saat yönünü ayarlarken masaj yapan siz olduğunuz için kendi açınızdan olmasına dikkat ediniz.
sozcu
kaynak: yorgi.derki.net
Alahım!!! Sıkıntısı olanların sıkıntısını gider onlara yeni kapılar aç
Allahım !!! Tüm hastalara şifa ver
Allahım !!! Kimin eli dardaysa elini ferahlat
Allahım!!! Hepimize akıl fikir ve doğru kararlar verme gücü ver
Allahım !!! Tüm insanlığa huzur ve neşe ver……
Allahım!!! Yüreğimize ferahlık var
Allahım!!! Başkalarını ve kendimizi affedebilme gücü ver
Allahım!!! Bizi kıskançlıklarımızdan ve açgözlülüklerimizden arındır
Allahım!!! Sana layık kullar olmamıza yardım et
(AMİN)
Anette İnselberg
Not: Bunlar benim aklıma gelenler siz istediğiniz kadar duamızı uzatabilirsiniz…
Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa o zaman çirkin ördek yavrusu hikâyesini hatırla… Muhtemelen sen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma ve özür dileme. Yasadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, olayda yaptığın hataları ve yeniden ayni durumda olsan nasıl davranacağını iyice duşun ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir.
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının hakli olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yasamaya hakkin var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış acısını anlamaya çalış.
Kural 5: Ailen dışındaki insanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karsındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol acıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştireceğini yâda sana zamanla önem vereceğini düşünme. Sana karşılıksız sevgi veren ve senin için her şeyi göze alabilecek tek insanlar ailendir.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karsındaki insanin sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakârlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi >karsındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karsındaki insanin sözlerine inan…
Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor geleni yapmanı söyleyebilir yâda duymak istemediklerini söyleyebilir Korkma… Ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran. Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine basını oksa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakim uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.
Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemekten istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insani incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanin güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yasamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan bazen kendin gibi olmanın bedelinin de yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yasamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adim atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmediğine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karsı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insani kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.
Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın gene sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mı olacağına karar ver. Yasamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kotu alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin. Eğer kendinin dostu olabilirsen.
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayati öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin ask acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aska kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata kusup kendini karanlık bir dünyada yasamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma bilge insan hayati yaşayandır. Cesur insan korkusuzca devam edebilendir. Kahraman insan tüm acılarına rağmen yenilmeyendir
Yazar; Çiğdem Alper
DOLUNAYIN burcunuz üzerinde etkisi aşağıdaki gibidir.
KOÇ ve YÜKSELEN KOÇ BURCU
Yengeç burcunda gerçekleşecek dolunay, iç dünyanızda yoğun duygular yaşayacağınız bir dolunay olacak. Aileniz ve işiniz arasında denge kurmaya çalışacaksınız. Ev içinde oluşabilecek gerginliklerde daha sakin kalmaya çalışın. Odak noktanız, aileniz, ev yaşantınız olacaktır. Mesleki anlamda öncelikli yapmanız gereken görüşmeleriniz olabilir. Sorumluluklarınızın fazla geldiğini düşünüyorsunuz.
BOĞA ve YÜKSELEN BOĞA BURCU
Dolunay, sürecinde yakın akrabalarla ilgili veya yakın çevrenizle alakalı iletişim alanında yeniliklere gittiğiniz bir dolunay olacak. Haberleşmenin çok yoğun olacağı durumlar olabilir, yeni haberler alabilirsiniz. Eğitimsel konularda sonuç almanız gereken süreçlerde olabilirsiniz, mesleki anlamda bir şeyler öğrenmek için seyahatler yapabilirsiniz.
İKİZLER ve YÜKSELEN İKİZLER BURCU
Maddi ve manevi değerlerinizle alakalı bir dolunay yaşayacaksınız. Kredi almayı düşünebilirsiniz veya bir yatırım için para araştırması yapabilirsiniz. Uzun zamandır düşündüğünüz finansal konulara çözüm üreteceğiniz bir dolunay. Parasal bir fırsatla karşılaşabilirsiniz. Başkasından kaynaklı gelirlerinizle alakalı bir gündeminiz oluşuyor, eşinizin veya ortağınızın gelirine göre hareket ediyor olabilirsiniz.
YENGEÇ ve YÜKSELEN YENGEÇ BURCU
Sizin burcunuzda gerçekleşecek dolunay, duygusal konularda önemli değerlendirmeler görüşmeler yapabileceğiniz gösteriyor. İş ilişkilerinde, evliliğinde, ortak çalıştığın kişilerle duyguların ve mantığın arasında denge kurmaya çalışacaksınız. Bir takım iş teklifleri alacağınız bir süreç içerisindesiniz. Fiziksel görünüşü düşünüp, imaj değişikliği yaparak yeni yıla girmek isteyebilirsiniz.
ASLAN ve YÜKSELEN ASLAN BURCU
Cuma günü gerçekleşecek dolunay, kontrolünüz dışındaki gelişmeleri vurguluyor. Psikolojik olarak çözümler aradığınız bir dolunay olacak. Sezgileriniz arttığını görebilirsiniz, rüyalarınız yoğunlaşabilir. Günlük işlerinizin yoğunluğu, ilişkisi olanlar için birtakım huzursuzluklara sebep olabilir. Sağlığınıza dikkat edip, sinirsel gerginliklerden uzak durun.
BAŞAK ve YÜKSELEN BAŞAK BURCU
Dolunay süresinden sosyal hayatınız ve aşk hayatınızla alakalı konuları dengeye getirmeye çalışabilirsiniz. Hayatının genel yapısını yeniden oluşturduğunuz bu günlerde sizin için neyin önemli olduğunu düşünüyor olacaksınız. Çocuklarla ilgili gündeminiz yoğunlaşırken sosyal olabilmek biraz daha zorlaşabilir. Daha çok ortada olmak istiyorken, stres altına girmemeye dikkat edin.
TERAZİ ve YÜKSELEN TERAZİ BURCU
Yengeç dolunayı iş ile ilgili hassasiyetin olduğu bir dolunay sizi beklemekte, yaşamdaki genel statünüzle alakalı yeni amaçlarınız olabilir. İş konularında daha iyi organize olmanız gereken bir hafta. Mesleki anlamda çok düşünüyorsunuz, çözümler arıyorsunuz. Daha kararlı adımlar atmak için planlar yapıyorsunuz. Kendinize inancınız yükseliyor. Parasal konularda teklifler alabilirsiniz. Evinizle alakalı konularda, aileniz, ev yaşantınızla daha fazla ilgilenmeye başlayabilirsiniz, evde işle ilgili çalışmalar yapabilirsiniz.
AKREP ve YÜKSELEN AKREP BURCU
Dolunay medya, yayıncılık, felsefik konular, uzak seyahatler, eğitim ile ilgili bir gündem oluşturacak. Düşüncelerinizde biraz dalgalanma yaşacaksınız. Bu hafta yeni bir şeyler yazmak, değişik bilgiler okumak isteyebilirsiniz. Mesleki anlamda güzel planlamalar yapacağınız, sosyal medya, teknoloji ile iç içe olacağınız, bir dolunay gerçekleşiyor. İletişim kazalarına, yanlış anlaşılmalar açısından daha dikkatli olmanız gereken bir hafta. İş anlamında güzel iş teklifleri gelebilir.
YAY ve YÜKSELEN YAY BURCU
Dolunay ile birlikte hafta sonu finans konusunda bütçenizi gözden geçirmeniz gerekmekte. Eşinizin geliri veya işten gelen kazanımlarınız konusunda bir gündem meydana gelebilir. Eşinizin gelirinin veya iş gelirinizin yeterli olup olmadığını düşünüyorsunuz, başka işlere yönelme fikriniz olabilir. Parasal anlamda fırsatlar oluşabilecek zamanlar içerisindesiniz. Çocuklarınızın geleceği için yeni bir girişimleriniz olabilir.
OĞLAK ve YÜKSELEN OĞLAK BURCU
Dolunay rekabet içeren bir gündeminiz konusunda ortaya çıkıyor. Özel hayatınızda daha dikkatli olmanız gerekiyor. Etrafınızda ki kişilerle iletişimsel gerginlikler yaşayabilirsiniz. Aile içinde oluşabilecek gerginliklerde, soğukkanlı davranmakta zorlanabilirsiniz. İçsel gerginliğiniz etrafınızdaki kişiler tarafından fark ediliyor. Eşiniz veya ortağınızla uzun zamandır süregelen bir konuda artık tepki vermeye başlıyorsunuz. Genel olarak enerjinizin arttığı, kendinize güvenin geldiği zamanlardasınız.
KOVA ve YÜKSELEN KOVA BURCU
Dolunay sizin sağlık alanınızda gerçekleşiyor. Kendinize daha çok dikkat etmek, sağlığınıza özen göstermek istiyorsunuz. Kendi iç dünyanızda kendinizle inatlaştığınız konular var, psikolojik rahatlamaya ihtiyacınız var. Sonunu göremediğiniz, net olmayan konuları artık çözüme kavuşturmak istiyorsunuz. Maddi konularda çevrenizden fikir almakta fayda var. Genel olarak hayatınızda bir planlama yapıp, sistemli olmanın yollarını düşünüp, bulacaksınız.
BALIK ve YÜKSELEN BALIK BURCU
Dolunayla birlikte aşk hayatınız canlanıyor. Eğlenceli aktiviteleri hayatınıza alıp, daha sevgi dolu zamanlarda olacaksınız. Duygusal dengenizi sağlayamadığınız ilişkilerde, tutkulu davranışları abartıp, kıskançlıklar yaşayabilirsiniz. İş konularında oluşabilecek gerginliklerde baskı altına girmek istemiyorsunuz. Çocuklarla ilgili bir konuda yeni bir gündem oluşabilir.
NURGÜL DÜZENLİ
![12391891_443762349153393_4813903059663950332_n[2]](https://anetteinselberg.com/wp-content/uploads/2015/12/12391891_443762349153393_4813903059663950332_n2.jpg?w=300&h=300)
Aşağıda gösterilen iki noktaya masaj yaparken.Kan akışını dengelemek için, sola bakarak nefes alıp, sağ tarafa bakarak verirken.Cennetteyiz hissini uyandıran, cennet kapısı noktasına ve sıfır noktasına masaj yapalım.Bu masajlar aynı zamanda iltihabı atmamıza , alışkanlıklarımızdan kurtulmamıza, vücudumuzdaki ağrıyı ve acıyı azaltmamıza ,gece rahat bir uykuya dalmamıza yardımcı olur.
Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşm…aktan, mücadele etmekten yorulmuştu.
Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına. Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi.
Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu.
Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi. Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu:
— Ne görüyorsun?
— Patates, yumurta ve kahve? diye alaylı bir cevap verdi kızı.
— Daha yakından bak bir de dedi baba , patatese dokun.
Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
— Aynı şekilde, yumurtayı da incele.
Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
— Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü. Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
— Sen hangisisin? diye sordu kızına.
Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?
Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?