On Kişiyi Yeni Yıla Götürmeyin!

017.001[1]

1. Sizi strese sokan kişiler.

Stres her zaman kötü bir şey değildir. Sizi harekete geçmeye motive ediyorsa sağlıklı bir şeydir. Ancak sizi insanlar değil, olaylar strese sokmalıdır. Hayatınızda sizi sürekli olarak strese sokan insanlar varsa, zihniniz size onları hayatınızdan çıkarmanızı söylüyor demektir.

2. Sizi kullanan kişiler.
Aadeta bir parazit gibi bizden beslenen kişileri eleyin. Bu tür insanların hayatınızda yeri olmamalıdır. Onları yeni yıla götürmeyin.

3. Size saygı duymayan kişiler.

Saygılı insanlar saygı gösterilmeyi de hak eder. Hayatınızda sizin onlara gösterdiğiniz saygıyı size göstermeyen kişiler varsa onları kendinizden uzaklaştırın.

4. Sizi daima kıran kişiler.

Bazen insanlar bizi kırdıkça biz onlara hayatımızda daha çok yer veririz. Hayatımızdaki kişiler değer verdiğimiz ve bize değer veren insanlardır-ya da öyle olmalıdır- Bu nedenle sizi sürekli olarak kıran insanları hayatınızdan çıkarın. Acı, ancak size bir ders verirse iyidir. Bu durumda ders, başkalarının sizi kum torbası olarak kullanmasına dur demenizdir.

5. Size durmadan yalan söyleyen kişiler.

Dürüst insanlarla olun..Yalancılara gereksiniminiz yok.

6. Yüzünüze gülüp arkanızdan hakaret eden kişiler.

Bu insanlara kıllarından geçenleri size söylemeye cesaret edemeyen korkaklardır. Bunlar size arkadaşınızmış gibi davranırken dünyanın geri kalanına sizin işe yaramaz biri olduğunuzu söylerler. Bu kişiler sizin prestijinizi yok ederler. Sadece aptallar hayatlarında böyle insanlarla yeni bir yıla başlarlar.

7. Sizi umursamayan, ancak umursuyormuş gibi görünen kişiler.

Bunlar sizin sahte arkadaşlarınızdır. Çok eğlencelidirler, sizin yardımınızı mutlulukla kabul ederler. Siz onlara ihtiyaç duyduğunuzda ise mucizevi şekilde yok olurlar. Bu kişiler sizde yanlış bir güvenlik hissi oluşturduğundan çok zararlı insanlardır.

8. Sizi eski hayatınıza geri çekmek isteyenler.

Hayat ancak sürekli gelişiyorsa ilginç ve heyecanlıdır. Ancak sürekli ilerliyorsanız, sürekli kendinizi ve çevrenizi geliştiriyorsanız, mutluluk ve huzuru bulabilirsiniz. Çoğu kişi kendilerini eski hayatlarına çekmeye çalışan insanları hayatlarında tutmaya devam eder. Bu kişilere dikkat edin, tespit edilmeleri zordur ve sizin çok çalışarak sağladığınız ilerlemeyi geri çevirirler.

9. Sizi engelleyen kişiler.

Zaman geçtikçe bizim de ümit ve hedeflerimiz değişir. Hayatınızdaki birçok kişi sizin oluşturmaya çalıştığınız türde bir hayatı yaşamak istemeyecek ve sizi kendi istedikleri hayat tarzına çekmeye çalışacaklardır. Çoğu zaman insanlar tamamen farklı şeyler hedefleyen kişilerle sarılı olduklarından hayallerindeki hayatı kurmayı başaramazlar.
Hedefleriniz uyuşmuyorsa hayatlarınız da uyuşmayacaktır.

Sadece ne yapacağınızı değil, kiminle yapacağınızı da dikkatli seçmelisiniz. Aynı anda ancak belirli sayıda sağlam ilişkiyi sürdürebilirsiniz. Fazlasını yürütmek için gereken zaman, enerji ya da konsantrasyon çoğu kez bulunmaz. Hayatınızı işe yaramaz insanlarla doldurursanız, işe yaramaz bir hayat kurmanız kaçınılmazdır. Eğer bir kişinin sizin hayatınıza katkısı yoksa salıverin gitsin.

Onları eski yılda bırakın ve bu yıl daha iyi bir dostluk halkası oluşturun.

Not: Paul Hudson tarafından Elite Daily adlı sitede yazılan “10 Toxic People You Shouldn’t Bring With You Into The New Year” başlıklı yazıdan özetlenerek tercüme edilmiştir

alıntı

MOTİVASYON VE BAŞARI İÇİN 20 TAKTİK…

daglar-667x347[1]

Motivasyon, mutlu ve başarılı olmak için hayati önem taşır. Aşağıdaki ipuçları, kendi kendinizi motive etmenize ve bunu sürdürebilmenize yardımcı olacaktır. Bunlar, pratik ve sonuca yönelik tavsiyelerdir. Uygulamadığınız sürece, genel kültürden öteye geçmeyeceklerdir.

1. Hikâyenizi Yazın Temiz bir kâğıda bir iki paragraf olacak şekilde arzu ettiğiniz geleceğin hikâyesini yazın. Gelecekte yapmakta olduğunuz şeyi, yaşadığınız yeri ve sahip olduklarınızı yazın. Bu sizi, hem şimdi hem de gelecekte motive edecektir.

2. Geleceği Gözünüzde Canlandırın Gözlerinizi kapatın ve kendinizi gelecekte ne yapıyor olarak görmek istiyorsanız, onu yaparken canlandırın. Sağlıklı bir şekilde koşuyorsunuz, bahçenizdeki çiçekler ile ilgileniyorsunuz ya da çalışıyorsunuz. Örneğin, hayaliniz küçük bir işyeri açmaksa, kendinizi açılış gününde, müşterileriniz ve çalışanlarınız ile selamlaşırken hayal edin. Böylece, hayallerinizi somutlaştırabilirsiniz.

3. Geçmişi Gözünüzde Canlandırın Geçmişi gözünüzde canlandırdığınızda, daha önce nerede olduğunuzu ve ne kadar yol kat ettiğinizi görürsünüz. Planlı hedeflerinize ne kadar ulaştığınızı ve nerelerde hata yaptığınızı anlarsınız. Bu sizin doğru yolda ilerlemenizi sağlayacaktır. Bir şoförü düşünün, yalnızca önüne baksa ve dikiz aynasından yararlanmasa nelere maruz kalabilir. Zaman zaman geçmişe bakmak, en az şoförün dikiz aynasına bakması kadar yararlıdır.

4. Büyük Düşünün Geleceğiniz ile ilgili büyük düşünmekten korkmayın. Bu, kısa süreli başarısızlıklarınıza katlanmanızı kolaylaştıracaktır. Engeller, sizi durduramayacaktır. Çünkü sizin gözleriniz büyük hedefe kilitlenmiş olacaktır. Uzun bir zamandan sonra sevdiğinize kavuşacağınızı düşünün, onu tren garından almaya giderken, bardaktan boşanırcasına yağan, sizi sırılsıklam eden yağmur, rahatsız eder mi?

5. Kendinizi Eğitin Hedef ya da hayaliniz ile ilgili her şeyi öğrenin, okuyun, konuşun, dinleyin ve deneyin. Eğer bir yazar olmak istiyorsanız, ders alın, kitaplar okuyun, yazın, diğer yazarlar ile konuşun, atölye çalışmalarına katılın.

6. Kendinize Bir Model Bulun Kendisinden bir şeyler öğrenebileceğiniz rol model seçin. Bu kişi, sizin saygı duyduğunuz ve kendisi gibi olmak istediğiniz birisi olmalıdır. Saygı duyduğunuz bir insanı örnek aldığınızsa, tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmeyecektir. Eğer çevrenizde böyle bir kişi yoksa ünlü bir lideri, sanatçıyı ya da bilim adamını da rol model olarak alabilirsiniz. Kendisi ve yaptıkları hakkında tüm bilgileri edinerek, hedeflerinize ulaşmak için kullanabilirsiniz.

7. Başarı Hikâyelerini Okuyun Etrafınızdaki insanların başarı hikâyelerini okuyun. Günlük gazetelerde bile size ilham verebilecek, motive edecek ve harekete geçirecek düzinelerce küçük başarı hikâyeleri var. Kütüphaneler, sıradan insanların sıra dışı hikâyelerini anlatan biyografi ve otobiyografileri ile dolu. Hepsi, sizi başarıya ulaştırmak için raflarda heyecanla bekliyorlar.

8. Motive Edici Filmler İzleyin Sizi motive eden filmlerin listesini yapın ve küçük bir arşiv oluşturun. Örneğin; Forrest Gump filmini izlemek pek çok kişiyi motive edebilir. Biliyorsunuz bu filmde, IQ’su normal insanlardan çok daha düşük bir kişi, büyük başarılara imza atıyordu.

9. Motive Edici Alıntıları Okuyun Gerek internette, gerekse kitaplarda size ilham verecek ve motive edecek binlerce alıntı bulunuyor. İnternette dolaşın ve aranın çiçeklerden bal topladığı gibi bilgileri toplayın. Bunlar işinize çok yaracaktır, çünkü hepimizin hayatı yorumlama şeklimiz farklıdır. Hayata farklı açılardan bakmanızı sağlayacak hikâyeler bile çok işinizi görecektir.

10. Sürekli Öğrenin En önemli ders bu. Etrafınızdaki dünya hakkında sürekli öğrenmeye devam edin ve asla durmayın. Sizi ilgilendiren şeyler hakkında okuyun, dinleyin ve öğrenin. Mesela, sorulan bir soruya “bilmiyorum” demenin tadını çıkarın, sonra hemen öğrenin. Meraklı olun. Biliyorsunuz, merak ilmin hocasıdır. Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.

11. Hedeflerle Çalışın Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış! Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız. İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir. Earl Wilson’un güzel bir sözü var. Diyor ki : “Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun!” Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.

12. Beyin Fırtınası Yapın Temiz bir kâğıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak. Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın. Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.

13. Büyük Hedefler SeçinH edeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer. Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.

14. Kendinizi Ödüllendirin Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda ya da küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın ya da sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.

15. Doğru Kelimeleri Kullanın  Günlük konuşmalarınızda, ‘Bunu başarabilirim’ ya da ‘Bir çözüm buluruz’ gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin. Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.

16. Ara Vermesini Bilin Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın. Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız ya da amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.

17. Harekete Geçmeden Önce İki Kere Düşünün Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin.İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.

18. Tepki & Yanıt (React vs. Respond) Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır. Hayatınızda sizi direkt ya da dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın. Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez. Tepki değil, yanıt verin.
19. Sahip Olduğunuz Şeylerin Değerini Bilin Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz ya da başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.

20. Her Zaman Mutlu Olmak Zorunda Değilsiniz Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz. Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.
——————–
****************************************** BÖLÜM 2 ***************************************

Hedefler olmadan, hayatınızda kalıcı değişiklikler yapmanız oldukça zordur. Aşağıdaki ipuçlarını kullanarak etkili ve verimli hedefler belirleyebilirsiniz.

21. HEDEFLERLE ÇALIŞIN
Hedefler ile ilgili en önemli ipucu bu. Hedeflerle çalış..!
Hedefler, hayatınızın tüm alanlarındaki gelişiminiz için önemlidir, eğer hedefsiz çalışırsanız, gelişiminizde güçlükler ile karşılaşırsınız.

İstediğinizi elde etmek için, işinizi şansa bırakmanız hiç de iyi bir yol değildir.

Earl Wilson’ un güzel bir sözü var. Diyor ki : Başarı mı? Başarı tamamen şansa bağlıdır. İnanmazsanız başarısız insanlara sorun..!

Hedeflerle çalışın, onlar size başarıyı ve yanında meyvesi olan mutluluğu getireceklerdir.

22. BEYİN FIRTINASI YAPIN
Temiz bir kağıt ve kalem alın. Uygun bir ortama geçin. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği, telefondan uzak.

Sonra, düşünün, düşünün ve tekrar düşünün. Aklınıza gelen her düşünceyi yazın. Parasal hedefler, kişisel hedefler, İlişkisel hedefler, sağlığınız ile ilgili olanlar vs. Tüm fikirleri yazın.

Bitirdiğinizde, üzerinde çalışmak için gereğin fazla hedefiniz olacak. Bunlar arasından sizin için önemli olanları seçin.

23. HEDEFİNİZİ KAĞIDA YAZIN
Üzerinde çalışacağınız hedefi seçmeden önce, onu bir kağıda yazın, hedefinizin somutlaşmasını sağlayın. Böylece, sizin için gerekli olup olmadığına daha kolay karar verebilirsiniz.

24. HEDEFİ SEÇME NEDENLERİNİZİ YAZIN
Neden bu hedefi seçtiniz? Hedeflerinizin her biri için, Bunun bana ne yararı var sorusunu sorun. Hedefi seçme nedenlerinizi kolaylıkla açıklayabiliyor olmalısınız. Eğer açıklayamıyorsanız, bu hedefi listeden silin ve diğerine geçin.

25. HEDEFİNİZİN SPESİFİK OLMASINI SAĞLAYIN
Hedefinizin etkili olabilmesi için, onu spesifik olarak ele alın.
Çocuklarınız ile ilişkilerinizi geliştirmek çok önemli ve yapmaya değer olabilir, ancak hedefiniz adına çok geniş bir tanımlama olacaktır. Bunun yerine, daha spesifik bir hedef belirleyin. Mesela, Pazar günleri beraber pikniğe çıkmak, akşam yemeklerinizi saat 19:00-20:00 arasında birlikte yemek, yada gece yatmadan önce onlarla 1 saat sohbet ederek bilgi ve deneyimlerinizi aktarmak gibi.

Bu sizi hedefinize daha kolay ulaştırabilir.

26. TERMİNLER KULLANIN
Hedeflerinizin gerçekleşmesini engelleyecek en ölümcül şey, ertelemektir. Bu problemin üstesinden gelmenin en iyi yolu termin kullanmaktır.

Hedeflerinizde yaptığınız gibi, terminlerinizi de spesifikleştirin. Elimdeki projeyi 5 Ocak 2009’a kadar bitireceğim gibi…

27. BAŞLAMA TARİHİ KULLANIN
Termin önemli, ancak onun kadar önemli olan başka bir konu daha var ki, bu da başlama zamanının net olmasıdır. Hedefiniz için yola çıkarken, başlama tarihini ertelemeye yönelik pek çok nedeniniz olacaktır.

Bunun üstesinden gelmek için, başlama tarihi belirleyin ve o tarihe sadık kalın.

28. BÜYÜK HEDEFLER SEÇİN
Hedeflerinizin etkili olabilmesi için, ulaşılabilir-zor olmalıdır. Eğer hedefiniz başarılması kolay ise, motivasyonunuz düşer.

Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı, ancak aynı zamanda sizin mevcut yetenek ve becerilerinizi geliştirmenizi gerektirecek kadar da zor olmalıdır.

29. ULAŞILABİLİR HEDEFLER BELİRLEYİN
Ulaşamayacağınız hedefler belirlemek, sununda, sizde hayal kırıklığı, kızgınlık ve özgüven sarsılması yaratır. Hedefleriniz ulaşılabilir-zor ve mantıklı olmalıdır.

30. DETAYLI AKSİYON PLANI HAZIRLAYIN
Hedeflerinizin her bölümü için, adım adım detaylı aksiyon planı hazırlayın. Pek çok hedef, ne zaman ne yapılacağı planlanmadığı için başarısızlığa uğrar. Yapacağınızı planlayın ve planladığınızı yapın.

31. ABARTMAYIN ( GEREĞİNDEN FAZLA HEDEF İLE ÇALIŞMAYIN)

Aynı anda çok fazla hedef üzerinde çalışmayın. Başlamak için bir ila üç arası hedef uygun olacaktır.

32. İLERLEMENİZİ ÖLÇÜN
Çalışmalarınızdaki ilerlemenizi ölçün. 300 sayfalık bir roman yazmak istiyor olabilirsiniz. 300 sayfayı birden hedeflemeyin. 25 ila 50 sayfalık artışlar şeklinde düşünün ve tamamladığınız sayfaların günlük çetelesini tutun. İlerlemenizi ölçmek, hedefiniz gerçekleşinceye kadar motivasyonunuz en üst seviyede tutacaktır.

33. İSTEK LİSTESİ HAZIRLAYIN
Kendinizi yapmak zorunda hissettiğiniz yada yapmayı gönülden istediğiniz 10 şeyin listesini yapın. Bir iş kurmak, maratonda koşmak, Avrupa�yı ziyaret etmek, Japonca öğrenmek vs.

Bu listeyi ofisinizde ve/veya evinizdeki panoya yapıştın.

34. HATIRLATICILAR KULLANIN
Post-it�ler günlük görevlerinizi ve hedeflerini hatırlamanız için mükemmel araçlardır. Tabii, abartmamak kaydıyla.

Birbiri üstüne geçmiş, ne olduğu okunmayan onlarca not, size hiçbir yarar sağlamayacaktır.

35. KENDİNİZİ ÖDÜLLENDİRİN
Kendiniz için ödüller belirleyin. Hedefinize ulaştığınızda yada küçük de olsa bir adım attığınızda kendinizi ödüllendirin ve bunu kutlayın. Çok çalıştınız ve bunu hak ettiniz. Ailenizle dışarıda yemek yiyin, kısa bir seyahate çıkın yada sizi mutlu edecek başka şeyler yapın.
– – –
Davranış her şeydir. Aşağıdaki ipuçları, kazanan davranışlara sahip olmanıza yardımcı olacaktır.

36. DOĞRU KELİMELERİ KULLANIN
Günlük konuşmalarınızda, �Bunu başarabilirim� yada �Bir çözüm buluruz� gibi olumlu cümleler kullanmaya dikkat edin.

Kurduğunuz, cümlelerin sizin psikolojiniz ve davranışlarınız üzerinde son derece önemli etkileri olduğunu unutmayın.

37. İYİMSER OLMAK İÇİN ÇABA HARCAYIN
İnsanların ne kadar başarılı oldukları, iyimser yada kötümser olmalarına göre değişir. Pozitif davranışlara sahip olmak, üzerinde uğraşmanız gereken bir şeydir. Önemli olan, ne olduğunuz yada olmadığınız değil, ne olabileceğinizdir.

38. ARKADAŞLARINIZI SEÇİN
Arkadaşlarınızın negatif davranışları mı var? Bu sizi etkiliyor mu?

Birlikte zaman geçirdiğimiz insanlar, çoğu zaman bizim tutumumuzu etkileyebilir. Eğer ofisinizdeki yada evinizdeki bireyler sizi negatif yönde etkiliyorsa, bu durumu değiştirecek gerekli adımları atın.

39. DEĞİŞİME İHTİYACINIZ OLDUĞUNU NASIL ANLAYACAKSINIZ?
Mutsuz olduğunuzu anladığınızda, bunu kendinize itiraf edin ve kendinizi korumaya alın. Bu yapılması çok zor olan bir şey, özellikle bir şeyleri kendinize itiraf edecek durumda değilseniz. Yapılması zor, ancak değerli. Karamsarlığa düşmeye başladığınızda, farkına varın ve bu durumu değiştirin.

40. DİĞERLERİNİN NE DEDİĞİNİ DİNLEYİN
Kendimize pozitif bir insan olduğumuzu söylemekten hoşlanıyor olabiliriz, fakat bu her zaman doğru değildir. Arkadaşlarınızın ve ailenizin sizin davranışlarınız ile ilgili söylediklerine kulak verin, duymak istemeyeceğiniz şeyler söyleyebilirler. Fakat, unutmamak gerekir ki; hayattaki en iyi değişimler, yapıcı eleştirilerden gelir.

41. SİZİ NELERİN HUZURSUZ ETTİĞİNİ ÖĞRENİN
Sizi nelerin huzursuz ettiğini bildiğinizde, içinde bulunduğunuz olumsuz durumdan uzaklaşabilir ve bunun sonucu ortaya çıkan gerilim ve hayal kırıklıklarından korunabilirsiniz.

Eğer kaçamayacağınız bir durum söz konusu ise, onu daha iyi bir hale getirmek için neler yapabileceğinizi düşünün.

42. SİZİ NELER MUTLU EDER?
Bu sizin psikolojiniz ve tutumunuz için hayati önem taşır. Sizin �mutluluk� tuşunuz tutum ve davranışlarınızı tekrar ve tekrar geliştirmek için gereklidir. Mesela ben, kötü bir ruh hali içerisindeysem, sabah kahvaltı yapıp yapmadığımı kontrol ederim. Eğer yemediysem, sistemime besin aldıktan sonra 180 derecelik bir dönüş yaşarım. Ruh halim düzeliverir.

43. ARA VERMESİNİ BİLİN
Şimdi dışarıya çıkın ve açık havada kısa bir yürüyüş yapın.
Sıkıntı duyduğunuz durumlarda, ara vermesini bilin. Bu sizin olaylara farklı bir perspektiften bakmanızı sağlayacaktır. Mesela, eşinizle problem mi yaşadınız yada amiriniz sizi demoralize edecek şeyler mi söyledi, ani tepkilerden kaçının, bir ara verin, etraflıca düşünün ve öyle harekete geçin.
Bununla birlikte, sürekli çalışmayın, ara vermesini bilin. Baltanızı bilemeden yeni odunlar kesmeye kalkmayın. Aşağıdaki *hikaye size yardımcı olacaktır.

*BALTAYI BİLEMEK

“Çalışacağım ve kendimi hazırlayacağım. Ve bir gün şans kapımı çalacak.”

Abraham LINCOLN

Bir ormanda iki kişi ağaç kesiyormuş. Birinci adam sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken hemen diğerine geçiyormuş. Gün boyu ne dinleniyor ne öğle yemeği için kendine vakit ayırıyormuş. Akşamları da arkadaşından bir kaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. İkinci adam ise arada bir dinleniyor ve hava kararmaya başladığında eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuç: İkinci adam çok daha fazla ağaç kesmiş. Birinci adam öfkelenmiş :

· “Bu nasıl olabilir? Ben daha çok çalıştım. Senden daha erken işe başladım, senden daha geç bitirdim. Ama sen daha fazla ağaç kestin. Bu işin sırrı ne?” İkinci adam yüzünde tebessümle yanıt vermiş :

· “Ortada bir sır yok. Sen durmaksızın çalışırken ben arada bir dinlenip baltamı biliyordum. Keskin baltayla, daha az çabayla daha çok ağaç kesilir.”

Kendimizi geliştirmek, baltamızı bilemektir. Kendimize zaman ayırıp,yaşamımızı objektif bir bakışla gözden geçirmektir. Zayıf bulduğumuz alanlarımızı geliştirmek için çaba göstermektir. Bu zihnimizin, ruhumuzun karakterimizin güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur.

Delfi’deki ünlü tapınakta Sokrates�in şu sözü yer alır: “İnsan Kendini Tanı” Kendini tanımak, şu anda olduğumuz noktayla olmak istediğimiz nokta arasındaki yoldur. Kendini tanımak, kendimizi nasıl gördüğümüz ile başkalarının bizi nasıl gördüğü arasında açı olmaması anlamına gelir. Bireysel ve iş yaşamımızda başarılı, mutlu ve doyumlu olmak istiyorsak, baltamızı bilemek için kendimize zaman ayırmalıyız…

44. HAREKETE GEÇMEDEN ÖNCE İKİ KERE DÜŞÜNÜN
Harekete geçmeden önce, nedeniyle birlikte hareketiniz hakkında düşünün. Eğer bir çalışanınız, sizi de etkileyebilecek bir yanlış yaptıysa, hemen bağırıp çağırmayın. En iyi karşılık (yanıt) üzerinde düşünün. Bunu iki kere yaptıktan sonra harekete geçin.

İki kez dinleyip, bir kez konuşmamız için, iki kulağımız ve bir ağzımız olduğunu unutmayın.

45. TEPKİ&YANIT (REACT VS. RESPOND)
Bu iki kelime, mutlu, istekli, pozitif insan ile üzgün, bitkin ve negatif insan arasındaki farktır.
Hayatınızda sizi direk yada dolaylı olarak etkileyecek şeyler olduğunda, buna yanıt verin. Yani, üzerinde düşünün, çözüme odaklanın.

Eğer tepki verirseniz, nedenleri atlamış ve o andaki duruma odaklanmış olursunuz. Sonuçta, daha fazla sıkıntı ve hayal kırıklığı dışında elinize bir şey geçmez.

Tepki değil, yanıt verin.

46. SAHİP OLDUĞUNUZ ŞEYLERİN DEĞERİNİ BİLİN
Etrafınıza bakın ve sahip olduğunuz şeylerin değerlerinin farkına varın. Arkadaşlarınız, aileniz, kariyeriniz, eviniz yada başka herhangi bir şey. Bu bile başlı başına bir mutluluk kaynağıdır. Kötü şeylerin hayatımıza nasıl girdiğinin önemi yok, biz sahip şeyler için şükretmeliyiz.

Farklı bir bakış açısıyla bakın ve hayatınızdaki güzel şeylerin tadını çıkarın.

47. HER ZAMAN MUTLU OLMAK ZORUNDA DEĞİLSİNİZ
Bazen, kendinizi kötü hissetmenizin hiçbir kötü yanı yok. Her zaman, dışadönük, heyecanlı, enerji dolu olmak zorunda değilsiniz.

Bir şeylerin yolunda gitmediği, kendinizi iyi hissetmediğiniz günler olacaktır. Dert etmeyin, problemler geçer.

48. MANTIĞINIZLA HAREKET EDİN
Sorunlara mantığınızla yaklaşın. Duygularınızla hareket ederseniz, sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.

49. DEDİKODUCULARDAN UZAK DURUN
Etrafınızdaki negatif konuşmalara katılmayın. Eğer, konuşmanın bu yönde ilerlediğini görürseniz, özür dileyerek kibarca oradan uzaklaşın.

50. GÜNE İYİ BAŞLAYIN
Güne gülümseyerek başlayın. Bugün, başarılacak ve hoşlanılacak pek çok şeye sahip olacaksınız. Hayat kısa..! Ancak, bugün geriye kalan hayatınızın ilk günü. Bunu asla unutmayın

  • Alıntı

KARAR VEREBİLMEK VE ”HAYIR” DEMEK.

560[1]

Çok fazla kişi ”Hayır” diyememekten şikayetçi.
Hangi zamanlarda ”Hayır” demeliyiz?
Bu sadece bize yapılan tekliflere ”Hayır” demek anlamına gelmiyor Bize yapılan bir haksızlığa da ”Hayır” demeliyiz
Bize yapılan haksızlıklar karşısında çoğumuz.
”Aman boş ver bir dahaki sefere söylerim
Bir kereden bir şey çıkmaz” Deriz
Ama içimiz bir kere burulmuştur İkinci ve üçüncüye de aynı davranışı uygularsak karşı tarafı bundan caydırmak zor olur
Ayrıca bir kişi olsa iyi birçok kişi aynı davranışı bize yapar
Onun için bir davranışa karşı gelmemiz gerekiyorsa ilk seferinde karşı gelmeliyiz

Bir Romanya atasözü şöyle diyor: ”Biri sizi bir kere aldatırsa suç onundur iki kez aldatırsa suç sizindir”

Amerika da New York polisi önce küçük suçların peşine düşmüş Metroya bilet almadan binenleri apartman girişlerini tuvalet olarak kullananları kamu malına zarar verenleri hatta içki şişelerini yola atanları bile yakalayıp haklarında işlem yapmış. Polis bu kararlılığıyla ”Küçük müçük bizim için hiç fark etmez; bu sokağın metro istasyonunun veya mahallenin suç üreten bir bölge olmasına izin vermeyeceğiz” demiş

”Kırık Cam Teorisi” ABD’li suç psikologu Philip Zimbardo’nun 1969′da yaptığı bir deneyden ilham alarak geliştirilmiş ”Kırık Cam Teorisi” ise şöyle; Bir sokağın suç bölgesine dönüşme süreci önce tek bir pencere camının kırılmasıyla başlıyormuş Çevreden tepki gelmez ve cam hemen tamir edilmezse oradan geçenler o bölgede düzeni sağlayan bir otorite olmadığını düşünüyor diğer camları da kırıyormuş Ardından daha büyük suçlar geliyor; bir süre sonra o sokak polisin giremediği bir mahalleye dönüşüyormuş Zimbardo suç oranının yüksek olduğu yoksul Bronx ve daha yüksek yaşam standardına sahip Palo Alto bölgelerine birer 1959 model Oldsmobile bırakmış Araçların plakası yok kaputları aralıkmış Ve olup bitenleri gizli kamerayla izlemiş Bronx’taki otomobil üç gün içinde baştan aşağıya yağmalanmış Diğerine ise bir hafta boyunca kimse dokunmamış Ardından Zimbardo ile iki öğrencisi ‘sağ kalan’ otomobilin yanına gidip çekiçle kelebek camını kırmış Daha ilk darbe indirilmiş ki çevredeki insanlar (zengin beyazlar) da olaya dahil olmuşlar Birkaç dakika sonra o otomobil de kullanılmaz hale gelmiş

‘Demek ki’ diyor Zimbardo ‘İlk camın kırılmasına ya da çevreyi kirleten ilk duvar yazısına izin vermemek gerek Aksi halde kötü gidişatı engelleyemeyiz’

Peki hayır demenin daha doğrusu karşımızdakini incitmeden hayır diyebilmenin bir yöntemi olabilir mi?

Genelde önerilen yöntem;

1- Sizden istenenin kendi cümlelerinizle tekrar ifade edilmesi

2- Ardından neden kabul etmediğinizle birlikte gerekçenizin belirtilmesi

3- Ve son olarak hayır cevabınızın sizden birşeyler isteyen tarafından kabul edilebilmesini kolaylaştıracak ifadeler kullanılmasıdır

Yani;
”Bu sigarayı içmemi mi istiyorsun?
Hayır istemiyorum
Çünkü bana zarar verebileciğini düşünüyorum
ve canım da istemiyor zaten
Belki sonra.
pek zannetmiyorum ama…

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Sürekli olarak başkalarının istek ve beklentilerine evet diyen insanlar kendi kişiliklerini yeterince geliştirememiş özgüveni zayıf kendisiyle barışık olmayan bağımlı ve en önemlisi de mutsuz insanlardır Her zaman kendi ihtiyaç istek ve beklentilerimizle diğer insanlarınkini dengeleyerek kuracağımız ilişkiler daha sağlıklı zeminlere oturacaktır ”Hayır” diyebilmeyi bilenler önüne çıkabilecek pek çok yaşamsal tehdit karşısında çok daha güçlü ve donanımlı olacak kendisini pek çok tehlikeden koruyabilecektir Ve en önemlisi her ”hayır” başka bir şeye ”evet” demektir

Hayır diyebilmek hayatımızın kontrolünün bizim elimizde olması demektir.

Alıntı

kaynak: sonsuz şifa

Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren..

30375_568262519856602_13139204_n[1]

Çin’de bir adam, her gün boynuna dayadığı kalın sopanın iki ucuna astığı testilerle dereden su taşırmış evine.. Bu testilerden birinin yan kısmında çatlak varmış…

Diğeri ise hiç kusursuz ve çatlaksızmış; ve her seferinde bu kusursuz testi adamın doldurduğu suyun tümünü taşır, ulaştırırmış eve..Ama her zaman boynunda taşıdığı
testilerden çatlak olanı eve yarım; diğeri dolu olarak varırmış iki sene her gün bu şekilde geçmiş.

Adam her iki
testiyi suyla doldururmuş ama evin
e vardığında sadece 1,5 testi su kalırmış…Tabi ki kusursuz, çatlaksız testi vazifesini mükemmel yaptığı için çok gururlanıyormuş. Fakat zavallı çatlak olan kusurlu testi, çok utanıyormuş. Doldurulan suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için de çok üzülüyormuş. İki yılın sonunda bir gün, görevini yapamadığını düşünen çatlak testi,ırmak kenarında adama şöyle demiş:

“Kendimden utanıyorum. Şu yanımdaki çatlak nedeniyle, sular eve gidene kadar akıp gidiyor..” Adam gülümseyerek dönmüş testiye; “Göremedin mi? Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafında hiç yok.Çünkü ben başından beri senin kusurunu, çatlaklığını biliyordum..Senin tarafına çiçek tohumları ektim.. Ve hergün o yolda ben su taşırken,sen onları suladın.. 2 senedir o güzel çiçekleri toplayıp,masamı süslüyorum. Sen kusursuz olsaydın, o çatlağın olmasaydı evime böyle güzellik ve zarafet veremeyecektim” diye cevap vermiş.

Aslında hepimiz birer çatlak testiyiz Her birimizin kendine has kusurları vardır. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar ve çatlaklardır hayatlarımızı ilginç yapan,mükafatlandıran, renklendiren..Etrafımızdaki her kişiyi,oldukları gibi kabullenin.. Onlardadaki kusurları değil, içlerindeki güzellikleri görün…

Yillar önce Dale Carnegie demişti ki:
“Herkese portakal gelirken, niye bana ekşi limon geldi?” diyeceğinize, limonunuzla limonata yaparak herkesten farklılığı yaşayın…

Bir İnsanın Başkaları Tarafından Sevildiğini En Çok Hissettiği 18 An

Bazen küçük bir bakış bile yeter ama bazı hareketler vardır ki, insana gerçekten önemli olduğunu hissettirir. İşte bunlardan 18 tanesi…

1. Gece üstünüz açık uyuduğunuzda, üstünüzü örten birileri olduğunda.

Gece üstünüz açık uyuduğunuzda, üstünüzü örten birileri olduğunda.

2. Karnınız açken hiçbir karşılık beklenmeden size yemek yapıldığında.

Karnınız açken hiçbir karşılık beklenmeden size yemek yapıldığında.

3. Sırf sesinizi duymak için sizi arayan birileri olduğunda.

Sırf sesinizi duymak için sizi arayan birileri olduğunda.

4. Saçmalamak istediğinizde size ayak uyduracak birilerinin varlığını hissettiğinizde.

Saçmalamak istediğinizde size ayak uyduracak birilerinin varlığını hissettiğinizde.

5. Altından kalkmakta güçlük çektiğiniz bir işe yardım eden biri olduğunda.

Altından kalkmakta güçlük çektiğiniz bir işe yardım eden biri olduğunda.

6. Ne olursa olsun, size kol kanat gelen birileri olduğu zaman.

Ne olursa olsun, size kol kanat gelen birileri olduğu zaman.

7. Hata yapmadan önce sizi uyaran yapmamanız için elinden geleni yapan birileri olduğunda.

Hata yapmadan önce sizi uyaran yapmamanız için elinden geleni yapan birileri olduğunda.

8. Ve o hatayı ısrarla yaptığınızda “Ben demiştim!” demek yerine sizinle, sizin kadar üzülen birileri olduğu zaman.

Ve o hatayı ısrarla yaptığınızda "Ben demiştim!" demek yerine sizinle, sizin kadar üzülen birileri olduğu zaman.

9. Sizinle ilgili hiç beklemediğiniz bir ayrıntıyı aklında tutan birileri olduğunda.

Sizinle ilgili hiç beklemediğiniz bir ayrıntıyı aklında tutan birileri olduğunda.

10. Sevmediği tarzda bir filmi sırf siz beğendiniz diye baştan sonra izlediğinde.

Sevmediği tarzda bir filmi sırf siz beğendiniz diye baştan sonra izlediğinde.

11. Sizin önerdiğiniz kitapları bir günde okuyup bitiren birileri olduğunda.

Sizin önerdiğiniz kitapları bir günde okuyup bitiren birileri olduğunda.

12. Kabus gördüğünüzde, siz tekrar uyuyana kadar başınızda uyumadan bekleyen biri olduğunda.

Kabus gördüğünüzde, siz tekrar uyuyana kadar başınızda uyumadan bekleyen biri olduğunda.

13. Doğum gününüzü Facebook’tan kutlayan değil, gerçekten hatırlayıp sizi arayan insanlar olduğunda.

Doğum gününüzü Facebook'tan kutlayan değil, gerçekten hatırlayıp sizi arayan insanlar olduğunda.

14. Sahip olduğu her şeyi sizinle paylaşmaya hazır birileri olduğunda.

Sahip olduğu her şeyi sizinle paylaşmaya hazır birileri olduğunda.

15. Siz kendinize güvenmeseniz bile, her konuda size güvenen arkadaşlarınız tarafından desteklendiğinizde.

Siz kendinize güvenmeseniz bile, her konuda size güvenen arkadaşlarınız tarafından desteklendiğinizde.

16. Uzak bir yere gideceğiniz zaman, otobüs kalkana kadar otogarda sizi bekleyen yakınlarınız, gözleri yaşlı şekilde size el salladıklarında.

Uzak bir yere gideceğiniz zaman, otobüs kalkana kadar otogarda sizi bekleyen yakınlarınız, gözleri yaşlı şekilde size el salladıklarında.

17. Hastalandığınız zaman biri tüm nazınızı çekip, siz iyileşene kadar yanınızda kaldığında.

Hastalandığınız zaman biri tüm nazınızı çekip, siz iyileşene kadar yanınızda kaldığında.

18. Üşüdüğünüzde “Sen de böyle dışarıya çıkmasaydın” demeden size ceketini veren birileri olduğunda.

Çocuk, yetişkinlerin mükemmel olmadığını anladığı gün ergen olur,

6627_813463388764550_5255737782834781423_n[1]

Çocuk, yetişkinlerin mükemmel olmadığını anladığı gün ergen olur, onları affettiği gün yetişkin olur, kendini affettiği gün bilge olur…

Kaynak: Psikocity facebook sayfası-Pito Baran

YAPABİLECEĞİNİZ BİR AFFETME ÇALIŞMASI.

photo[1]

 

Hani hep soruyorsunuz “yapıyorum ama olmuyor geçmişi kendimi başkalarını affedemiyorum nasıl yapıcam?”

Niyet edin, şimdi affetme çalışmasına başlayın.
Niyet herşeydir. Yaptığın şeyden şüpe duymadan
Olumsuz herşeyi serbest bırakmak için
Bu günden daha uygun bir gün yoktur!

Ne yapıyoruz?

Bir kağıda;

”Ben şu anda yaşadığım her şeyi olduğu gibi kabul ediyorum
Ne yaşandıysa yaşanması gerektiği için yaşandı
Yaşadığım her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim
Kendimi bağışlıyorum”

Yazıyor ve sonra bu kağıdı yakıyoruz!

Ya da affedemediğimiz kişi için;

”Ben ___affedilecek kişinin ismi____
Birlikte Ne yaşdıysak yaşanması gerektiği için yaşandık
Yaşadığımız her şeyi sevgiye dönüştürmeye niyet ettim
Hem kendimi hem seni bağışlıyorum, affediyor ve serbest bırakıyorum!
Lütfen sende beni affet ve serbest bırak!”

Ve yazdığınız kağıdı yakıyorsunuz

Bakın burası çok önemli; çöpe atmak yırtmak yok Çünkü o zaman o enerjinin yaşamasına izin verirsiniz Direk yakıyor kaybolduğunu gözlerinizle görüyorsunuz

Hatta kağıt yanarken gözlemleyebilirsiniz çabuk mu yandı zor mu yandı nasıl bir şekil aldı kalbiniz kabullenmekte zorlanıyorsa tekrar tekrar yazın ve yakın Ta ki bilinç altınızı buna ikna edene kadar bu uygulamayı devam ettirin Bir süre sonra bir bakıcaksınız o kişi sizin için hiç bir şey ifade etmiyor Gerçekten!

Ve gün boyu şu olumlamayı yapıyorsunuz!

“İçimde direnç gösteren kalıpları sadece kurtulunması gereken şeyler olarak görüyorum Sağlıklı ve özgür olmayı seçiyorum,
Ben özgürüm”

kaynak: sonsuz şifa

GECE ATIŞTIRMASI ANILARI SİLİYOR

1931003_10153826596624169_6980362901005693293_n[1]

Gece yarısı atıştırmaları sadece kan şekeriniz için değil beyin hücreleriniz için de kötü.

Uyku kaçtığında ya da yatağa biraz daha keyifli girmek için elimizin ilk gittiği atıştırmalık yiyeceklerin zararlarına bir yenisi daha eklendi.

İrademize ket vurmazsak, hafızamızı tehlikeye atıyoruz.

Normalde uykuda olmamız gereken saatlerde tükettiğimiz yiyeceklerin kan şekerini aşırı yükselterek diyabet sorunlarına yol açtığını bilmeyen yok. Hatta uzun vadede bunun kalp sağlığımızı riske sokması da cabası.

Ancak Los Angeles’taki California Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma bu yiyeceklerin zihinsel faaliyetleri de derinden etkilediğini ortaya çıkardı.

İki gruba ayırılan farelerin bir bölümüne gece yiyecek verildi, diğerlerine ise verilmedi.

Beslenmeden önce tüm fareler aynı labirentte dolaşıma bırakıldı. Tümü bu labirentte gizli elektrik akımına maruz kaldı.

Daha sonra beslenme işleminden sonra aynı platformda bir test daha yapıldı. Gece yarısı beslenmeyen fareler elektro şoklu bölüme gitmezken diğerleri aynı hataya bir kez daha düştü.

Araştırmacılar, gece yarısı beslenen farelerin bünyelerindeki CREB proteinin (hafızanın gelişmesini ve çalışmasını sağlayan protein) oranının düştüğünü tespit etti.

Bu protein hafıza ve biyolojik saat için anahtar rolde. Vücuttaki oranının düşmesi halinde kısa vadeli hafıza işlevini yitirmeye başlıyor. Hatta bu sorun devam ederse uzun vadeli hafıza da silinmeye başlıyor.

Araştırmacılar çalışmanın insanlar üzerinde henüz test edilmediği için etkisinin hala teorik olduğunu da not düşüyor.

KAYNAK: NTV

Ne güzel bir mesaj …

trenli_manzara_kara_tren_51194_1-738x355[1]
Doğarken bindiğimiz trende anne ve babamızla tanıştık. O zamanlar onların hep bizimle seyahat edeceklerini sanıyorduk.
Oysa
istasyonun birinde onlar trenden ineceklerdi ve bizi yolculuğumuzda yalnız bırakacaklardı.
Zamanla
trene başkaları da bindi
ve bizim için önemliydiler. Kardeşlerimiz,arkadaşlar, çocuklarımız,
hatta hayatımızın aşkı…
Birçoğu inmiştir arkalarında üstelik de kalıcı bir boşluk bırakarak.
Kimisinin de eksikliği o kadar farkedilmez olmuştur ki, yerlerinin boşluğunu bile farkedememişizdir..
Bu tren yolculuğu neşe, keder, hayaller, beklentiler, merhabalar, Allahaısmarladıklar ve vedalarla doludur.
Burada başarı,
tüm yolcularla iyi ilişkilerde olmaktır.Bunun için de elimizden gelenin en iyisini
yapmalıyız..
Ancak,
hepimizin karşı karşıya olduğu bir muamma var:
Hiçbirimiz hangi istasyonda ineceğimizi bilmiyoruz.
İşte bunun içindir ki,
En iyi şekilde yaşamalı,
en iyi şekilde sevmeli, affetmeli, olduğumuzun en iyisini yansıtmalıyız.
Burası çok önemli
çünkü trenden inip de yerlerimizi boş bırakacağımızda
yaşam treninde yolculuğa devam edeceklerde güzel anılar bırakmalıyız.
Öyleyse
yaşam treninde size iyi yolculuklar diliyorum.
Çok sevgi verin, başarı biçin!
Son olarak da, trenimde yolcu olduğunuz için her birinize teşekkür ederim.
Ha, unutmadan!
Şahsen trenden bu yakınlarda inmeye hiç niyetim yok!
Yine de,
ola ki indim,
sizinle seyahat bir zevkti!
İyi ki trendeymişsiniz
ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

JUNG VE MANDALA SANATI

manset2752-5kpi48dtlpb8xjvk2xmx[1]

 

Carl Gustav Jung’un Analitik psikolojinin kurucusu olduğu, Freud’la birlikte yürüttüğü çalışmaların psikanalize katkıları, arketipler, semboller, rüyalar, mitler ve kolektif bilinçaltı konularındaki fikirleri, hakkında en fazla bilinenler. Gölgede kalmış yönüyse Jung’un sadece psikoterapi bilim dalını değil, aynı zamanda edebiyat ve güzel sanatları da etkilemiş olduğu.

 

Gençliğinde bir çok sanat müzesini ziyaret ederek, antik Mısır, Aztek, İnka koleksiyonları ve Rönesans dönemi eserleriyle ilgilenmiş, Holbein, Böcklin, Rubens ve Da Vinci’den etkilenmişti. Ayrıca bir yıl süresince yoğun bir şekilde resimle uğraşarak, yağlıboya ve suluboya tablolar resmetmişti. Yarı figüratif soyut sanat resimlerinin yanı sıra grafik çalışmaları ve peyzaj resimleri yapan Jung’un resimlerinde sembolist hareketin güçlü izleri görülüyordu. Yoğun bir şekilde anlam üzerine odaklanan ünlü psikiyatrın, fresk ve mozaiklere olan ilgisi onun mozaik benzeri biçimler ve iki boyutlu figürler yaratmasında etkili olmuştu.

 

Jung, geniş bir çevre ve kişisel bağlantıları sayesinde çalışmalarını kolaylıkla sergileyecek imkana sahip olmasına rağmen bunu yapmak istemedi çünkü onları sanat olarak görmüyordu.”İnsanlar sanatçı bir yaradılışı olduğunu söylüyor ama aslında beni alıp götüren sadece bilinçdışımdı” diyordu. Çalışmalarını sanat olarak kabul etmese de bu konudaki düşüncelerinin daha sonraki sanat kuramlarına ciddi katkıları olacaktı.

 

Uzak Doğu ve Hint kültürlerini de araştıran Jung, her şeyin mistik merkezini sembolize eden ve insanı bütünlüğe götüren mandala şekillerinin gücünü de o zaman keşfetmişti. Yaşama içgüdüsüne ve enerjisine inanmış, bu nedenle de mandala şekillerinin yarattığı enerji akışından etkilenmişti. Kendi mandalalarını yaratırken çeşitli zihin boşaltma ve Budist meditasyon tekniklerinden, Kundalini yoga ve Tantrik yoganın mistik düşüncelerinden yararlanmıştı.

 

Jung’un içinde bulunduğu dönemde ve çevrede, sanata, özellikle de resme ilgi çok büyüktü. Popüler olan bir diğer alan da psikolojiydi ve dönemin modern ressamları bilinçdışının sanatını yapmaya çalışıyorlardı. Bu nedenle Jung’un simgesel resimler yaratmaya başlaması ilginç bir durum değildi. İlginç olan, hem kendi benlik deneylerinde hem de hastalarını tedavi ederken sanattan, özellikle de mandala sanatından faydalanmasıydı.

1. Dünya Savaşı patlak verdiği sırada Jung, korkunç kaos ortamında hem çalışmalarını devam ettirmiş hem de yarattığı mandalalar sayesinde bir parça da olsa huzur bulmuştu. Ordudayken defterine kurşun kalemle yirmi yedi mandala çizmişti. Başlarda bu mandalaları anlamıyordu ancak savaştan sonraki  günlerin çoğunda da çizmeye devam etmişti. Sanki her geçen günün canlı bir resmini çiziyor ve mandalalardaki değişimi gözlemliyordu.

Bir süre sonra mandalanın aslında ne olduğunu görebildi… Onların oluşum, dönüşüm, sonrasız zihin ve benlik olduğunu, yani kişiliğinin bir bütünlüğü olduğunu ve çizdiği mandala imgelerinin ruhunun doğasını yansıttığını fark etti. Kendi varlık temelinin resimsel sunumu gibiydiler ve onu merkeze; yani kendi bütünlüğüne yöneltiyorlardı.

Bazıları tam anlamıyla çocukça çizilmişti ancak öyle olmaları gerekiyordu çünkü sezgisel yaratımın ürünüydüler.

 

Kendi deneyimlerinden yola çıkarak hastalarına fantezilerini sembolik biçimde resmetmelerini öğretmeye başladı. Yani gördüklerinin birebir resmini çizmeye çalışmak yerine imgeleri kullanmalarını önerdi. Böylelikle enerji akışında yada odaklanmalarında bir kopma olmaksızın ruhlarının bu dingin yerlerinde yenileneceklerini söylüyordu. Hastaların kendine özgü deneyimlerini resimle ifade etmelerinin bir çok vakada çok yardımcı olduğuna şahit olmuştu.

 

Onlara içlerinden gelen ve anlamsız olduğunu düşündükleri bir şekil de olsa çizmelerini öneriyor ve mandalaların mükemmel simetriye ve düzgün çizgilere sahip olması gerekmediğini hatırlatıyordu. Plansız ve tamamen sezgilerin rehberlik ettiği bu yaratım süreçlerinde hastalar iç sesleriyle bağlantı kurabiliyor, ayrıca tekrar eden desenler ve renkler yoluyla rahatlıyorlardı.

Sözcüklerin yetersiz kaldığı en derinlerdeki düşünceler, baskılanmış duygular ve kavranması zor bilinçdışı fanteziler, bu şekilde yüzeye çıkıyor ve hastaların kendi simgesel ifadeleriyle vücut buluyordu. Bu da Jung’un amaçladığı şeyi; yani hastalarının yaşamda yeniden anlam bulabilmelerini sağlıyordu.

 

Dairesel formuyla ruhsal döngüyü harekete geçirdiğine, içsel dönüşümü ve kişisel büyümeyi sağladığına inanılan mandala sanatı, kişilere, kelimelerle kısıtlanmak yerine resim şeklinde nasıl hissettiklerini görme olanağı sunuyor ve ruh dünyalarında yepyeni kapılar açıyordu. Jung da çalışmalarında dışavurumcu bir sanat türü olan mandala sanatının iyileştirici yönünden bu şekilde faydalanıyordu.

Bugün sanat terapilerinde yaygın olarak kullanılan mandalalar bir yandan da neredeyse bir trend haline gelen boyama kitabı formunda karşımıza çıkıyor. Her derde deva, basit ve ucuz bir terapi yöntemi olarak pazarlanıyor. Elbette, bu tip kitapların içinde yer alan hazır mandala şekillerini boyamaya konsantre olmak negatif düşüncelerin yerini bir süre için de olsa huzurun almasını sağlıyor olabilir. Kalemin ritmik hareketleri ve süregelen şekiller, içinde bulunduğunuz zamana odaklanmanızı ve kaygı veren düşüncelerin dışarıda kalmasını sağlıyor. Tabii ki bu rahatlatıcı, ancak farkında olunması gereken, bu şekilde hakiki bir mandala üretmiş olmadığınız ve mandalanın görevini yerine getirmesine olanak tanımadığınız gerçeği.

 

Hız çağının bir kurbanı olan mandala sanatının felsefesini, öğretilerini ve yaratım sürecinde izlenmesi gereken ritüeli bir kenara atıp kolay yoldan amaçlanana ulaşmayı beklemek pek de gerçekçi değil. Özellikle amaçlanan mandala sanatının felsefesinde olduğu gibi bütünlenmek ve kendi merkezine ulaşmaksa. Çünkü Jung’un da dediği gibi:

“Mars gezegenine ulaşmak, kendi kendine ulaşmaktan daha kolaydır.”

Bir sonraki yazımda mandala çeşitlerini, bir meditasyon aracı olarak kullanımını, mandala sanatı yoluyla arınma, niyetleri belirleme ve istekleri gerçekleştirme enerjisine ilişkin bilgileri okuyabilirsiniz.

 

Fulya Pirim

 

 

 

(Kaynak: Liber Novus /C.G.Jung)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

İnsan İlişkileri Üzerine Samimi Tavsiyeler…

fft99_mf1974124[1]

1- İnsan yaratılmışların en kutsalı ve varlığın özetidir. ”İnsanı sevmek” gerekir.

2- İnsanlarla “selamlaşmak” gerekir. Selam dostluğu arttırır, yeni dostlar getirir.

3- İnsanlara karşı “güler yüzlü” olunmalıdır. ”Gülümsemesini bilmeyen dükkan açmasın” dermiş Çinliler…

4- Her “insanın adı” sevimlidir, öğrenmek ve onlara adlarıyla hitap etmek yararlıdır. Elbette hoşlanacakları biçimde…

5- Kimseyle “tartışmamaya girmemelidir”. Tartışmayı kazanırsan karşındakini yitirirsiniz; kaybedersen kendine özgüvenin yara alır…

6- “Kimseyi eleştirme”…Hiçbir yararı olmaz… Mutlaka eleştirmen gerekiyorsa kendi kusurunu söylemekle başla; onu bir meziyetini öv; karşındakinin kişiliğini koruyarak davranışının yakışmadığını söyle…

7- İnsanların meziyetlerini , “iyi işlerini takdir et ve onları öv”…Elbette gerçekçi olmak kaydı ile…

8- İnsanlara “içten ilgi” göster… İçtenlikle

9- İnsanlara “ilgilenecekleri konulardan söz et” , kendinden söz etmeyi en aza indir, onlarla sohbet eyle…

10- Konuşanların sözlerini kesmeden “dinlemeyi öğren”…Gerçekten dinle, dinler gibi yapma

 

* Alıntıdır.

♥ HAYATIN 7 TEMEL KURALI ♥

734795_760015660809905_1551574634553571136_n[1]

 

1 – GEÇMİŞİNİZLE BARIŞIN…
Böylece şimdinizi mahvetmemiş olursunuz…
2 – BAŞKALARININ DÜŞÜNDÜKLERİ
Sizi hiç ilgilendirmesin…
3 – ZAMAN HER ŞEYİ İYİLEŞTİRİR…
Zamana bırakın…
4 – YAŞAMINIZI BAŞKALARIYLA KIYASLAMAYIN…
Ve kimseyi yargılamayın. Onların ne yaşadığını bilemezsiniz…
5 – ÇOK FAZLA DÜŞÜNMEYİN…
Cevaplar hiç beklemediğiniz bir anda gelecektir…
6 – NASIL HİSSETTİĞİNİZİN SORUMLUSU SİZSİNİZ…
Bu sorumluluğu kimseye yüklemeyin…
7 – GÜLÜMSEYİN…
Dünyadaki tüm sorunlara sahip değilsiniz…..

 

BUNU OKUMAK SİZE İYİ GELECEK.. HAYATA BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRCEK BİR YAZI MUTLAKA OKUMALISIN….

1910016_954441827956152_7932193404326491923_n[1]
Ne zaman; hayatında bazı şeyler çekilmez hale gelirse,
Ne zaman; yirmi dört saat kısa gelmeye başlarsa,
O zaman; kavanoz ve iki fincan kahveyi hatırlayınız…
İşte kavanoz ve iki fincan kahvenin hikayesi
Bir gün bir felsefe profesörü, elinde bazı malzemelerle derse gelir. Ders başladığında; hiçbir şey söylemeden, önüne büyükçe kavanozunu alır. Sonrada kavanozu ağzına kadar tenis topları ile doldurur. Ardından öğrencilerine kavanozun dolup dolmadığını sorar…
Bütün öğrenciler hep bir ağızdan dolduğunu söylerler.
Bunun üzerine; profesör önündeki kutulardan birinden aldığı çakıl taşlarını, kavanoza döker. Çakıl taşları kayarak, tenis toplarının aralarındaki boşlukları doldurmaya başlar. Profesör yeniden kavanozun dolup dolmadığını sorar.
Öğrenciler yine hep birlikte; ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu defa da, masanın üzerindeki diğer kutuyu eline alır ve içindeki kumu yavaşça kavanoza döker. Tabii ki kumlar da çakıl taşlarının aralarındaki boşlukları doldurur. Profesör yine aynı soruyu sorar. Öğrenciler de yine koro halinde ‘evet doldu’ derler.
Profesör bu kez ise masanın altında hazır bekleyen iki fincan kahveyi alır. Başlar kahveyi kavanozun içine dökmeye. Bu kez de kahve de kumların arasında kalan boşlukları doldurur. Bunun üzerine öğrenciler gülmeye başlar… Ardından profesör öğrencilerine nasihat etmeye başlar;
‘Bu kavanoz sizin hayatınızdır.
Tenis topları; Hayatınızdaki önemli şeylerdir. Yani aileniz, çocuklarınız, sağlığınız, arkadaşlarınız gibi. Diğer şeyleri kaybetseniz de, bunlar hayatınızı doldurmaya yeter.
Çakıl taşları ise; Sizin için daha az önemli olan diğer şeylerdir. Yani işiniz, eviniz, arabanız gibi.
Kum ise; diğer ufak tefek şeylerdir. şayet kavanoza önce kum doldurursanız; Çakıl taşlarına ve özellikle de tenis toplarına yeterli yer kalmaz.
Aynı şey hayatımız için de geçerlidir. Vaktinizi ve enerjinizi; ufak tefek şeylere harcar, israf ederseniz; Bu defa da önemli şeyler için vakit kalmayacaktır. Dikkatinizi mutluluğunuz için önemli olan şeylere çevirin.
Çocuklarınızla oynayın.
Sağlığınıza dikkat edin.
Sevdiklerinizle yemeğe çıkın.
Evinizin ihtiyaçlarını karşılayın.
Öncelikle tenis toplarını kavanoza yerleştirin.
Öncelikleri, sıralamayı iyi bilin.
Gerisi hep kumdur…’
Bu arada bir öğrenci merakla şu soruyu sorar; ‘Hocam peki, o iki fincan kahve nedir?’ Profesör gülerek cevaplar; ‘Bu soruyu bekliyordum. Hayatınız ne kadar dolu olursa olsun; Her zaman dostlarınız ve sevdiklerinizle bir fincan kahve içecek kadar yer vardır…’
Sade Güzel Sözler
BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞ

baskıcı, zorlayıcı ya da tatminkar olmayan ilişkilere duyduğumuz garip bağımlılıktan özgür kaldığımızda, kendimizi tanırız

10391999_776302605830030_8952989308854692157_n[1]

BİR KUŞ KANATLARI OLDUĞU İÇİN KUŞTUR!
UÇMAYI ÖĞRENMEMEK İÇİN ISRAR ETMEYELİM

”İnsan hep başkalarının tercihleri ve sınırları ile kavga halindedir. Oysa asıl kavgası kendisi iledir wink ifade simgesi
Aslında kendimizi başkalarından korumak yerine KENDİMİZDEN KORUMAMIZ gerekir.
Zira ilişkilerde hep istemediğimiz ödünler veriyor veya aşırı talepler sergiliyorsak, bunun nedeni İÇ AYARIMIZIN bozuk olmasıdır.
Karşımızdakiler bize İSTEDİĞİMİZ anlayışı, alanı, özgürlüğü, ihtiyaç duyduğumuz tepkiyi, desteği, saygıyı veya ilgiyi vermiyorlarsa, kendimizi o ilişkilerin içinde güvende ve rahat hissetmiyorsak,
Bunun KARŞIMIZDAKİNDEN kaynaklanan bir sebebi vardır.
Biz kendimizi iyi hissetmek için hep karşımızdakini değiştirmeye çalışırız..
Daha çok verir, daha çok zorlar,
Olmayınca da daha çok ağlar, daha çok kızarız .
Oysa insanların tercihleri ve tavırları bizim kontrol alanımızın dışındadır.
Biz sadece ve sadece kendimizi sorgulayıp, kendi tavırlarımızı kontrol edebiliriz…
MESAFE ve SINIR AYARI insan ilişkilerinin anahtarıdır!
İnsanları anlayabileceğimiz ve gerekirse kendimizi anlatabileceğimiz yakınlıkta olmakta,
Anlaşılamadığımız ya da anlam veremediğimiz noktada ise kendimizde kalabileceğimiz, zarar verip zarar görmeden var olabileceğimiz bir mesafede durmakta daima yarar vardır!
Biz hep kendimizi ilişkilerle tanımlamaya çalışırız…
Oysa baskıcı, zorlayıcı ya da tatminkar olmayan ilişkilere duyduğumuz garip bağımlılıktan özgür kaldığımızda, kendimizi tanırız…”

Kaynak: Juno Gözlemci

ZİHNİ KEMİREN ZEHİRLİ DÜŞÜNCELER.

353_060120121620_708656638[1]

 

Her gün bir diğerinin aynısı mı? Sürekli kurban rolünde misiniz? Hep kendinizin mi haklı olduğunu düşünüyorsunuz. Tebrikler sizi kemirip bitiren 12 zehirli düşünceden 3’üne hali hazırda sahipsiniz. İşte listenin geri kalanı. Okuyun ve hayatınızı kemiren o zehirli sarmaşıklardan kurtulun.

Hayatınızı sabote eden 12 zehirli düşünce

Güne mutsuz başlıyor, hayatınızın hiç değişmeyen bir kısır döngü tarafından yönetildiğini düşünüyor ve bunun için başkalarını mı suçluyorsunuz? O zaman, belki farkında bile olmadığınız bazı‘zehirli‘ düşüncelerden kurtulmanız gerekiyor demektir. Huffington Post gazetesi, o düşünceleri 12 maddede derledi:

1- Kurban olduğunuzu düşünmek

Siz bir kurban değilsiniz. Sorunlarınızdan dolayı başka insanları ya da koşulları suçlamayı bırakın. Şu an hayatta olduğunuz yerden memnun olmamanız, durumunuzu değiştirmek için kişisel sorumluluk alamayacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla kurban psikolojisinden çıkın çünkü bu hiçbir işe yaramaz. Esasında, başarılı olmanızı da engeller. Şunun farkına varın ki, ‘kader’inizden sadece ve sadece siz sorumlusunuz.

2- Başkalarını değiştirebileceğinizi düşünmek

Değiştiremezsiniz. Değişmek istemiyorlarsa ya da bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlarsa, bütün çabalarınız boşuna demektir. Dolayısıyla başkaları için endişelenmeyin. Onları oldukları gibi sevmiyorsanız, birlikte vakit geçirmeyin. Şunu bilin ki, onları değiştirme hakkınız da yok.

3- ‘Gerçek’lere sürekli direnen düşünceler

Bazı şeyleri, hatta çok fazla şeyi değiştirebilirsiniz. Kilo verebilir, daha iyi bir iş bulabilir, üniversiteye dönebilir, evliliğinizi düzeltmek için çaba harcayabilirsiniz. Fakat değiştiremeyeceğiniz şeyler de var. Patronunuzun ‘sinir’ bir tip olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz. İş değiştirebilirsiniz ama patronunuzu değiştiremezsiniz. Kira ya da ev kredisi ödemek zorunda olduğunuz gerçeğini değiştiremezsiniz. Ama bunlara direnmekten vazgeçebilirsiniz. Değiştiremeyeceğiniz şeylere direnmek sizi sinirlendirmekten ve üzgün hissettirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Dolayısıyla değiştirebileceğiniz şeyler konusunda harekete geçin ama değiştiremeyeceklerinizi de kabul edin.

4- ‘Komşunun tavuğunun kaz olduğunu’ düşünmek

‘O kız kadar güzel ya da o adam kadar zengin olsaydım, o zaman mutlu hissederdim‘. Bu tür düşünceler doğru değil. Başkalarının hayatının sizinkinden daha iyi olduğunu zannetmeniz, bunun gerçekten öyle olduğu anlamına gelmez. Belki de o güzel kız çocukluğunda çok zorlu bir ev hayatı yaşadı ve hayatını düzene sokmakta zorlanıyor. Ve belki de o zengin adam işinde o kadar çok vakit geçiriyor ki, ailesini hiç göremiyor. Komşunun tavuğu kaz değildir. Kendi elinizdekileri takdir etmesini bilin.

5- Başka insanlardan beklentiler

Beklentiler, siz her ne kadar mantıklı olduğunu düşünseniz de, mutluluğu öldürebilir. Sırf siz öyle istiyorsunuz diye insanlar bir şeyleri yapmak zorunda değil. Beklentilerinizin kişisel deneyimleriniz ve önyargılarınızdan kaynaklandığının farkına varın. Bunların başka insanların da önceliği olmasını beklemeyin. Siz de muhtemelen yapmak istemediğiniz şeylerin sizden beklenmesinden hoşlanmıyorsunuz. Dolayısıyla başka insanlara dayatmalarda bulunmayın. Davranışlarından hoşlanmıyorsanız ya onları öyle kabul edin ya da ilişkinizi bitirin.

6- Hayatınızda birinin olmasının sizi tamamlayacağı düşüncesi

Siz kendinizi zaten ‘tam‘ hissetmiyorsanız, bir sevgiliniz olması sizi tamamlamaz. Dahası, ‘sizi mutlu etme zorunluluğu’, diğer kişi üzerinde büyük bir baskı yaratır. Hayatınızda biri olsun ya da olmasın, kendi kendinizle mutlu olmanız gerekiyor.

7- Haklı olduğunuzu her zaman kanıtlamak zorunda hissetmek

Bazı insanların ‘haklı‘ olduklarını kanıtlamak için ölümüne savaşmaları insanı şaşırtıyor. Amaç ne? Zayıf, savunmasız veya aptal görünmek istemiyor olabilirler. Fakat hatalı olduğunuzu itiraf etmek çok daha asil ve olgun bir davranış. Dahası, herkesin fikirleri farklıdır. Bırakın siz istediğiniz gibi, onlar istedikleri gibi düşünsün.

8- Başka insanların ne düşündüğü konusunda endişelenmek

Size ne? Sizi yargıladıklarını mı düşünüyorsunuz? Kimse sizi, sizin kendinizi yargıladığınızdan daha fazla yargılamıyor. Diğer insanlar kendilerini yargılamakla öyle meşgul ki, size ayıracak vakitleri yok. Dolayısıyla nasıl mutlu hissediyorsanız öyle davranın. Ve eğer diğerleri sizi yargılıyorsa, bu sizin değil onların sorunu.

9- Tek bir doğru ve tek bir yanlışın olduğunu düşünmek

Objektif bir doğrunun var olduğunu düşünmeyi seviyoruz ama bu bir yanılsama. Öyle bir şey yok, sadece subjektif gerçeklikler var. Bir kişinin ‘doğru‘ bulduğu şey, bir başkası için yanlış olabilir. Herkes bir şeyleri doğru buluyor çünkü o ‘şey‘, hayatına ve dünya görüşüne uyuyor.

10- Hazırlıksız hissettiğiniz için gelecek hakkında endişelenmek

‘Endişelenmek, istemediğiniz bir şey için dua etmektir‘ diye bir deyiş vardır. Bunun yerine şu anı yaşayın. Gelecek hakkında endişelenmeyi bırakın çünkü onu sadece bir yere kadar kontrol edebilirsiniz.

11. Paranın mutluluk getirdiğine inanmak

Paraya ve başarıya önem veren kapitalist bir düzende yaşasanız bile, varlıklı insanların çok parası olanlardan daha mutlu olduğu illa ki doğru değil. Bankada beş kuruş parası olmadan veya sıradan işlerde çalışarak da mutlu olan insanlar olduğu gibi, mutsuz milyarderler de var. Mutluluğa zengin olarak ulaşabileceğiniz fikri gibi bir tuzağa düşmeyin.

12- Geçmişin geleceğinizi belirlediğine inanmak

Geçmişte hata yapmış olmanız, geleceğinizi daha iyi bir hale getiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Fakat kendinizi geçmişiniz yüzünden ‘işe yaramaz’ diye damgaladıysanız, ‘işe yaramaz‘ tavrınızı geleceğe de taşırsınız.

 

Kaynak: http://www.diken.com.tr

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »