Dudak Şekline Göre Sen Kimsin?

IMG_8817

YENİ YILDA KENDİNE MEKTUP YAZ :)

Çok değil, bir gün sonra bir seneyi geride bırakıyoruz. Yeni bir başlangıca kapılarımızı açıyoruz. O kapıdan nelerin, kimlerin, hangi duyguların girmesini isteriz. Hayallerimiz mi var? Korkularımız mı? Bir türlü sahip olamayacağımızı düşündüğümüz isteklerimiz mi? ….

                     
Çocukluğumdan bu yana yeni bir defterin kapağını açtığımda çok heyecanlanırım. Mis gibi gelir o kağıdın kokusu…Gözlerimi kapatıp, o sayfalara neler yazacağımı hayal eder dururum. Bir gün defter biter elbette. Bitmiş defterin sayfalarını karıştırdığımda bazı sayfalarda karalamalarla, bazı sayfalarda inci tanesi gibi yazılmış cümlelerle, bazılarında çala kalem çizilmiş resimlerle karşılaşırım….
Yeni yılı da yazarak karşılamak istedim bu sene…  Benim için bir ilk olacak… Heyecanlıyım. Sizinle de paylaşmak istedim.
“YENİ YILDA KENDİNE MEKTUP YAZMA” yı sevgili Yeşim Cimcoz‘dan öğrendim. Yazı Evi Atölyesi’ne adımımı attığım ilk günden bugüne kadar orada öğrendiklerim saymakla bitmez ama beni en heyecanladıran şeylerden biri bu oldu…
İnsan kendine nasıl mektup yazar demeyin hemen…. Alın elinize kağıt kalemi bakın neler çıkacak…
Sevgili ………. (Buraya kendi adınızı yazın) diye başlayabilirsiniz… Belki de kendiniz için seçtiğiniz bir lakabınız vardır; isterseniz ona hitap ederek başlayın.
Sonra tek tek anlatmaya başlayın…. 2016 senesi boyunca neler oldu, neler yaşadınız, ne zorlukları aşarak hangi hayallerinize kavuştunuz. Evet, yanlış okumadınız 2016’da neler olduğunu yazın diyorum. Gelecekte sene yaşanmış ve bitmiş gibi…
 
Sevgili Özlem,
 
O bitmez dediğin romanım var ya, 2016 uğurlu geldi ve bitti biliyor musun? Gerçi bilirsin tabii. Günlerce kitapçıların raflarında kaldı. Hikayenin filme çekilmesi için görüşmeler bile başladı. 
Güllü’yü biliyorsun; benim can arkadaşım. Bir türlü çocuğu olmuyordu. Ben dahil herkes ümidini kesmek üzereydi ki,senenin sonuna doğru mutlu haber geldi; Güllü hamile!!!! Tamam azıcık zor oldu ama oldu işte…. Yaşasın. ….
Bu mektup istenildiği kadar uzatılabilir…. Ben örnek olsun diye bir kaç satır karaladım sadece.
Mektubunuzu bitirdikten sonra bir zarfın içine koyun ve saklayın. Bir sene sonra (2016’nın bitmesine yakın) postaya verin ve kendinize gönderin. Bunu yapmak zorunda mısınız? Hayır ama kulağa daha eğlenceli ve heyecanlı geliyor bence 🙂
Bakın bakalım, bir sene gerçekten nasıl geçmiş… Mektubunuzda yazdıklarınızla hayatınızda olup bitenler arasında nasıl bir benzerlik var…
Belki birebir aynı şeyler olmayacaktır ama öyle şeyler yaşarsınız ki; yaşadıklarınızın duygusu yazdıklarınız ile aynı olur. Belki arkadaşınız hamile kalmamıştır ama evlat edinmiştir. Olay farklı olsa da duygu aynı… Veya dizi filmde oyuncu olduğunuzu yazmışsınızdır; oyuncu olmamışsınızdır da bir kurumda koskoca bir anfide ders vermeye başlamışsınızdır. Bir nevi sahnedesinizdir yani.
Ben mektubu yazdım, zarfa koydum… 2016’nın sonunda neler olup bittiğini paylaşırım sizinle… Siz de isterseniz bana yazarsınız….
Öpüyorum herkesi… İyi yıllaaarrrrrrrrrrrrrrrrr!!!!

Özlem Çetinkaya

Enerji Terapisti-Yazar
hayalhanesi.com
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . 1 Comment »

Sizin de Aralarında Olmanız Muhtemel Kimselere Zararı Olmayacak 16 İnsan Modeli

Bazıları incelikte abartılı olsa da bu insanlardan zarar gelmesi pek mümkün değil.☺

1. Yolda yürürken elindeki çöpü atmak için çöp tenekesi bulamayınca çöpü elinde taşıyan insan.

Yolda yürürken elindeki çöpü atmak için çöp tenekesi bulamayınca çöpü elinde taşıyan insan.

Yolunun üstünde uzun süre bir çöp tenekesi denk gelmediğinde cebine ya da çantasına koyacaktır.

2. Odadan çıkarken odadaki kişiye kapı açık mı kapalı mı kalsın diye soran insan.

Odadan çıkarken odadaki kişiye kapı açık mı kapalı mı kalsın diye soran insan.

Bu insan aynı zamanda ışık açık mı kapalı mı kalsın diye de sorar.

3. Belediye otobüslerinde kartı boş olan kişi için onun rica etmesini beklemeden kartını uzatan, sonra da parasını istemeyen insan.

Belediye otobüslerinde kartı boş olan kişi için onun rica etmesini beklemeden kartını uzatan, sonra da parasını istemeyen insan.

4. Tabaktaki son lokmaya dokunmayıp diğer kişinin yemesi için bekleyen insan.

Tabaktaki son lokmaya dokunmayıp diğer kişinin yemesi için bekleyen insan.

5. Başka bir bakkaldan alışveriş yaptığı poşetler elinde olduğu için her zaman alışveriş yaptığı bakkalın önünden geçmeyen insan.

Başka bir bakkaldan alışveriş yaptığı poşetler elinde olduğu için her zaman alışveriş yaptığı bakkalın önünden geçmeyen insan.

O bakkala ihanet edermiş gibi.

6. Tezgahını orta yerde bırakıp isteyen alıp parasını bırakabilir diyen insan.

Tezgahını orta yerde bırakıp isteyen alıp parasını bırakabilir diyen insan.

7. Esprisi hiç komik olmayan birine zor durumda kalmasın diye gülebilen insan.

Esprisi hiç komik olmayan birine zor durumda kalmasın diye gülebilen insan.

8. Yanlış durakta dura bastığını anlayınca ayıp olmasın diye inen insan.

Yanlış durakta dura bastığını anlayınca ayıp olmasın diye inen insan.

Otobüs sadece senin için duruyor ve insanları zamanından edip şoföre seslenmek yerine spor olur hem deyip inmeye karar vermek.

9. Tanımamasına ve uzakta olmasına rağmen arkasından gelen kişi için kapıyı tutan insan.

Tanımamasına ve uzakta olmasına rağmen arkasından gelen kişi için kapıyı tutan insan.

10. Yanlış anlamasın diye kendisine borcu olan kişinin olduğu yerden geçmemeye özen gösteren insan.

Yanlış anlamasın diye kendisine borcu olan kişinin olduğu yerden geçmemeye özen gösteren insan.

11. Otobüste yanındaki koltukta uyuyakalıp başı omzuna düşen kişiyi uyandırmaya kıyamayan insan.

Otobüste yanındaki koltukta uyuyakalıp başı omzuna düşen kişiyi uyandırmaya kıyamayan insan.

12. Mağazada kendisiyle ilgilenen tezgahtara ayıp olmasın diye fazla beğenmediği giysiyi satın alan insan.

Mağazada kendisiyle ilgilenen tezgahtara ayıp olmasın diye fazla beğenmediği giysiyi satın alan insan.

13. Bir turist adres sorunca tarifine rağmen bulamayacaklarını düşünüp gitmeyecek olsa bile ben de oraya gidiyordum deyip onları adresine ulaştıran insan.

Bir turist adres sorunca tarifine rağmen bulamayacaklarını düşünüp gitmeyecek olsa bile ben de oraya gidiyordum deyip onları adresine ulaştıran insan.

14. Yağışlı bir havada şemsiyesi olmayan birini şemsiyesi altına almayı teklif edebilen insan.

Yağışlı bir havada şemsiyesi olmayan birini şemsiyesi altına almayı teklif edebilen insan.

15. Sokakta başını okşadığı için bir yavru köpeğin peşine takılmasının ardından gitmesini istediği için hüzünlenebilen insan.

Sokakta başını okşadığı için bir yavru köpeğin peşine takılmasının ardından gitmesini istediği için hüzünlenebilen insan.

16. Gece tenha bir sokakta bir kadının arkasından yürürken takip edildiğini sanıp endişe etmesin diye adımlarını hızlandırıp yanından geçip giden insan.

Mutlu Olmak İçin Ayna Kanununu Keşfedin

ayna-etkisi[1]

Ayna Kanunu, başka insanlarda gördüklerimizin aslında içimizde olanların bir yansıması olduğunu belirtir. Bu nedenle eğer mutlu olmak istiyorsak, mutluluğumuzun başkalarına değil, kendimize bağlı olduğunu söyler.

Diğer insanlarla (aile üyeleri, arkadaşlar, iş arkadaşları, vs.) sorunlarınızı kendi kendinize gerçekleştirebileceğiniz egzersizler sayesinde çözebileceğinizi belirten Ayna Kanununa biraz daha yakından bakalım.

Sizi Rahatsız Eden Şeyler

Her zaman sizi rahatsız eden bir şeyler olacaktır; örneğin bir aile üyesinin aile yemeklerinde aynı şeyleri tekrarlaması, anne babanızın hayatınızı sürekli kontrol etmeye çalışması, çocuklarınızın sizinle samimi olmaması, iş yerinde değerinizin bilinmemesi, kardeşlerinizin bencilce davranması, arkadaşlarınızın sizi sizin istediğiniz gibi desteklememesi… Herkesin farklı sorunları olmasına rağmen çoğu insan diğer insanların belirli bir şekilde davranmasını bekler ve bu gerçekleşmediğinde hayal kırıklığı hissederler. Aynı şekilde biz de mutlaka başkalarını hayal kırıklığına uğratıyor olabiliriz ve çoğu zaman bunun farkında dahi değilizdir.

Biz birinci egzersiz olarak çevrenizdeki insanların sizi rahatsız eden tüm yönleri hakkına bir liste oluşturmanızı öneriyoruz.

liste

Sizinle ilgili diğer insanları rahatsız eden şeyler

Şimdi olaya bir de diğer yönünden bakacağız ve sizinle ilgili diğer insanları rahatsız edebilen veya belirli bir noktada rahatsız etmiş olan her şeyi listeleyeceğiz. Bunu yapabilmek için samimi olmanız ve öz eleştiri yapabilmeniz gerekli. Mükemmel değilsiniz, siz de insansınız ve pek çok kez hata yaptığınızı biliyorsunuz. Bu nedenle empatiye sahip olmak önemlidir. Yani kendinizi başkasının yerine koyabilmeniz gerekir.

Ayna Kanunu ne der?

Ayna Kanunu eğer bir kişiye karşı gerçekten olumsuz düşünceler besliyorsanız, bunun nedeninin aslında diğer insanda değil, sizin kalbinizde yattığını belirtir. Örneğin, birisinin size söylediği bir şeye alındıysanız, bu sizin de bir başkasına hakaret etmenizden kaynaklanır. Bu size hakaret edenle aynı kişi olmak zorunda değildir. Bunların farkına varmaya başladığınızda ve özellikle de bunu önlemeyi öğrendiğinizde siz de başkalarının alınmasına neden olmazsınız. Ancak herkes aynı duruma aynı şekilde bir reaksiyon göstermez, çünkü her insanın kalbi farklıdır.

Pratik bir Egzersiz

Katlanamadığınız, sizi inciten, sinirlendiren veya alınmanıza neden olan bir özelliğe sahip olan iki insan seçeceğiz ve ardından bu kişilerin sevdiğiniz ve bu yönleri nedeniyle onlara teşekkür etmek istediğiniz özelliklerini listeleyeceğiz. Bu egzersiz bazen sizi şaşırtabilir ve rahatsız da edebilir, bu nedenle bu egzersizi gerçekleştirirken ciddi bir çaba serf etmeniz gerekebilir. İnanın ki bu buna değer. Şüphesiz bu insanlar onlara teşekkür etmeye değer bir şey yapmıştır veya takdir ettiğiniz bir özelliğe sahiptir. Bu gibi özellikleri listelemek için ne kadar zaman gerekirse buna adamanızı öneririz.

Bunun ardından biraz daha zor bir şey yapacaksınız. Onlara bağışlanmak istediğiniz şeyler için bir liste oluşturacaksınız. Bunların illa çok önemli şeyler olması gerekmiyor. Onlara bir kez ters bakmış olabilirsiniz veya onları arkalarından eleştirmiş olabilirsiniz. Onlara saygısızlık etmiş, onlara kötü bir şey söylemiş veya bir şey için teşekkür etmeyi unutmuş olabilirsiniz. Bu tam anlamıyla tevazu gerektiren bir egzersizdir ve üçüncü ve sonuncu adımlar gerçekten cesaret ister.

Söz konusu kişiyle iletişime geçin (yüz yüze, telefonla veya mektup yazarak). Onlara listelediğiniz her şey için teşekkür edin ve ikinci listedeki her şey için onlardan özür dileyin.

arama

Sonuçlar

Bir önceki egzersiz oldukça garip gelebilir, çünkü çoğu kişi bunu gerçekleştiremeyecek kadar fazla gururludur veya işin tam tersi gerçekleşmesinin gerektiğini düşünürler. Özür dilemesi veya teşekkür etmesi gerekenin kendileri değil, diğer tarafın olduğunu düşünürler. Ama bu yöntem gerçekten şaşırtıcı bazı sonuçlara sahiptir ve bu tür bir iletişimi asla beklemeyen bu kişiler genel olarak çok olumlu tepki verirler ve bu onları heyecanlandırır.

Nerede, nasıl ve kiminle?

Bu egzersiz istediğiniz zaman ve istediğiniz kişiyle gerçekleştirilebilir. Bu neredeyse her zaman olumlu sonuç doğuran pratik bir egzersizdir. Bu bir bakıma çok basittir, ama bir diğer yandan da oldukça zordur. Bu, özellikle de en çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz insanlarla veya size zarar veren ve üstesinden gelmek istediğiniz durumlarda denemeye değerdir.

Resimler kiwanja ve M Car izinleriyle kullanılmıştır. kaynak: sağlığa bir adım
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

6 Basit Yöntemle Öfkenizi Kontrol Altına Alın

öfke1[1]

Öfke sadece psikolojik değil biyolojik değişimlerle de ilişkilendirilebilir; çünkü öfkelendiğiniz anlarda kan basıncı, bazı hormonların üretimi ve nefes alış-veriş hızınız artar. Öfkenizi nasıl kontrol edebileceğinizi bilmeniz gerçekten önemlidir.

Herkesin zaman zaman öfkelendiği doğrudur, fakat bu çok sık olduğu zaman problemler oluşmaya başlar. Eğer son dönemlerde kendinizi çok “huysuz” hissediyorsanız, anlatacağımız stratejileri ve tavsiyeleri sinirinizi doğal yollarla kontrol altında tutmak için göz önünde bulundurmanızda fayda var.

Hiddet ve öfke sadece etrafımızdakileri değil aynı zamanda kendi vücudumuzu da kasıp kavurur. Birçok araştırma, öfkenin özellikle erkeklerde, bazı kalp rahatsızlıkları riskini arttırdığını göstermektedir. Diğer sebep olduğu problemler ise: stres, sindirim zorluğu, uykusuzluk, baş ağrısı, gastrit ve benzerleridir. Yani, öfkemizin arttığı ve yüzümüzün kızarmaya başladığı anları kontrol etmeyi öğrenmek çok önemlidir.

Öfke Nedir?

Öfke sebep olan duruma, kişiye ve neyin tetiklediğine bağlı olarak yoğunluğunda değişim gösteren bir duygudur. Daha ılıman hali şiddetli memnuniyetsizlik olarak kendini gösterir, fakat en yoğun hali ise hiddet ve köpürmektir. Öfke psikolojik ve biyolojik değişimlerle ilişkilendirilebilir, çünkü kan basıncını, bazı hormonların (mesela adrenalin ve kortizon) üretimini ve nefes alış-veriş hızını arttırır.

Genellikle öfkemizin doğal ve içgüdüsel olarak açığa vurumu agresifliktir; bağırarak, etrafımızdaki cisimleri bir yerlere veya birine fırlatarak bunu yaparız. Amerikan Psikoloji Birliği’nin tanımına göre öfke dış tehditlere karşı oluşan bir tepkidir, bu dış tehditler de büyük düşmandan kendimizi savunmak için savaşmak zorunda kaldığımız durumlardır. Bir parça öfkenin kendimizi kurtarmak için önemli olduğunu, fakat çok büyük boyuttaki öfkenin her zaman zararlı olduğunu aklımızdan çıkarmamak gerekir.

öfkeli çocuk

Öfkenizi Kontrol Etmenin Yolları

Rahatlayın

Rahatlama teknikleri veya metodlarının öfkeyi ve siniri azaltmakta insanı hayrete düşüren bir etkisi vardır. Düşüncelerinizi ve hislerinizi de bu yönde şekillendirmeniz daha da işinize yarayacaktır. Nasıl rahatlarız? Meditasyon yaparak. Yoga veya tai chi deneyebilirsiniz. Gözlerinizi kapatın, burnunuzdan derin bir nefes alın ve hiçbir şey düşünmemeyi deneyin. Çok mu zor olduğunu düşünüyorsunuz? Endişelenmeyin, en azından bir kez deneyin ve nasıl rahatlamaya başlayacağınızı görün.

Arındırıcı Fiziksel Aktiviteler Yapın

Fiziksel egzersizler öfkeyi yok etmenin doğal bir yöntemidir. Fakat dikkat edin, bütün sporlar veya egzersizler yardımcı olmayacaktır. Eğer atletik bir yapıya sahip değilseniz endişelenmeyin, her zaman sizi rahatlatan ve aynı zamanda eğlenceli olan bir fiziksel aktivite bulabilirsiniz! Örneğin, boks yapmayı veya dövüş sporlarını mesela judo, tekvando veya kickboksu deneyebilirsiniz ya da bisiklet sürmeye veya yürüyüşe çıkabilirsiniz.

Eğer öfkenizin artmaya başladığını hissediyorsanız, yürüyüşe çıkın ve biraz temiz hava alın. Spor salonunda iseniz, enerjinizi sizi öfkelendiren şeylere yöneltin (patronunuz, anneniz veya arabanıza çarpan adam hakkında düşünebilirsiniz).

paten

Problemi Bilin

Öfkeyi vücudumuzdan atmanın iyi bir yolu onunla baş edebilmektir. Bu ise, öfkemize sebep olan şeylere, neden o tepkileri verdiğimize benliğimizde derin olarak bakmak demektir. Sizi neyin rahatsız ettiğini fark etmemiş olabilirsiniz ve bir terapistle veya bu öfkeye sebep olan kişiyle konuşmak size yardımcı olacaktır. Odaklanıp, her şeyin bir çözümü olduğunu bilmelisiniz.

Eğer durum kontrolünüzden çıktıysa, dert etmeye değmez bile. Fakat durumda değiştirilebilecek ya da iyileştirilebilecek şeyler var ise, ayağa kalkın ve harekete geçin! Eğer öfkenizle kendiniz başa çıkamayacağınızı düşünüyorsanız, bir psikologdan randevu alın. Bir psikolog öfke sorununa nasıl yardım edeceğini birçok teknik yöntemiyle bilir, hatta basitçe sizi bu konu hakkında dinlemesi bile öfkenizi azaltmanıza yardım edecektir (çünkü anlatmak her zaman rahatlamak için mükemmel bir yöntemdir).

Durum Hakkında Mantıklı Düşünün

Öfke bizi ele geçirmeye başladığında, genellikle mantıklı düşünemeyiz. Bu da diğer problemler gibi çözümü olan bir sorundur. Öncelikle, 2 kelimeyi kullanmaktan uzak durmalısınız: “hiç” ve “hep”, çünkü bu esnada sadece öfkenizi sebeplendiriyor olacaksınız ve çözüm odaklı davranmayacaksınız. “Geç kaldığımda hep sinirli oluyorum” ya da “trafikte sakin kalmanın hiç bir yolu yok” gibi cümleler kullanmak yerine “Bir dahaki sefer geç kaldığımda veya trafiğin en yoğun olduğu saatte sakin kalmak için elimden gelenin en iyisini yapacağım” gibi cümleleri kullanmayı tercih edin.

pozitif

İletişiminizi Güçlendirin

Bazen de hayal kırıklıklarımızdan dolayı öfkeleniriz. Eğer birisiyle birden fazla durumda konuşmuşsak ve işler istediğimiz gibi gitmediyse, bu her zaman karşımızdaki insanın hatası değildir. Belki de ne istediğimizi açıkça ve güzelce belirtmediğimiz için bizim hatamızdır. Ne söylediğinizi çok iyi dinleyin, karşınızdaki insana sizin sözlerinizden ne anladığını sorun ve sorularını her şey aydınlığa kavuşana kadar cevaplayın. Bu birçok problemi önleyecektir.

Tatile Çıkın

Eğer bunu yapamıyorsanız, en azından bir hafta sonunu evinizde değil, alışkın olmadığınız başka bir yerde geçirin. Rutininizden biraz sıyrılıp, parkta veya sahilde bir yürüyüşe çıkın. Problemleriniz hakkında düşünmeyi bırakıp, ne istediğiniz ve ruhunuzu nasıl rahatlatacağınız hakkında düşünmeye zaman ayırın. Sizi rahatsız eden şeylerden uzak durmaya çalışın (örneğin trafik ya da çok fazla çalışmak). Her zaman pozitif düşünün, doğanın güzelliklerinden faydalanın, derin nefes alın, çiçeklerin kokusundan zevk alın ve daha fazla gülün!

kaynak: sağlığa bir adım

Ruhumuzla Buluşmak

384161_10150427945704909_2082016323_n[1]

 

 

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu, kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızla tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye başlıyorlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.

Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyor ve sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınaklarına geliyorlar.

Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor; “hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere bekledik? “

Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetismesini bekledik…”

Niye içimiz de hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve “niye” ile başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar’ın yaşlı torunu.

Çünkü bu aptal hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, ruhumuz çok arkada kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu kaybeden annelerin çılgınlığında bir sağa bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz… Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor. Sanıyoruz ki cok paramız, sürekli yükselen bir kariyerimiz, bahçeli bir evimiz, spor bir arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.

Hadi maddeciliği bir kenara bırakalım; niye herkes aşktan şikayetçi? Çevremiz de kaç kişinin aşk hayatı iyi gidiyor? Eminim parmakla sayılacak kadar azdır. Ve eminim hic kimse yanlışın nerede olduğunu da bulamıyordur. Ben ten uyuşması kadar ruh uyuşmasının önemine inanırım. Hatta insanların eş ruhlarının olduğuna bile inanırım. Ama ruhları olmayan bedenler birbirleriyle ne kadar uyuşabilir ki?

Evet, önce göz görür fakat ancak ruh sever. Ayrıca ruhumuz olmadan eş ruhumuzu bulmak gibi bir şansımız olmadığına da eminim… İşte bu yüzden icimiz de sürekli bir eksiklik duygusuyla yaşıyoruz hepimiz. İşte bu yüzden sürekli duvarlara çarpıp,çarpıp kendimizi kanatıyoruz ve işte bu yüzden mutluluğu bir türlü yakalayamıyoruz…

Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne işe , ne arkadaşlarımıza, ne ailemize, ne çocuğumuza, ne kendimize yeterince vaktimiz kalmıyor. Akrep ve yelkovanla yarış halindeyiz. Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük. Sevmeye bile vaktimiz yok bizim. Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor. İşlerimizi bir telefon, bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında. Ama yine de vaktimiz yok işte!

Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor. Milan Kundera “yavaşlık” adlı kitabında; ”yavaşlık hep aldatır,hızlılık ise unutturur” diyor.

Telefon hızlılık mesela, konusulanları, söylenenleri unutturur. Mektupsa yavaşlık, hep vardır ve hep hatırlatır. Ben kendi adıma her zaman yavaşlıktan yanayım. Mesela uçaklardan hiç hoşlanmam, yeni bir şehre, yeni bir iklime hazırlanmaya, hatta hayal kurmaya bile vakit bırakmıyor bana ”Küt” diye başka bir hayatın içine giriveriyorum. Ve en kötüsü de dönüşler, daha ayrılığın hüznünü bile yaşamadan İstanbul’da olmak sahiden de cok tatsız.

Tabii ki ruhumun beni terk edip oralarda kalması da cok normal. Oysa trenler karanlık geceyi yırtan keskin düdüğü, uykuda olanlara yolculuk düşleri gösteren kara trenler… Dağları bölen, nehirlerle yarışan, köprülerden geçen, agaçları selamlayan, cocuklara el sallayan, güne bakanlara göz süzen, geçmişin hüznünü, geleceğin umudunu yaşatan, yolcularına yepyeni dostluklar hazırlayan kara trenler var bir de.

Uçak değil, tren olmak istiyorum. Böylece ruhum benden hiç ayrılmaz. Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip ruhumuzun da bize yetişmesini bekleyelim artık. Aceleye ne gerek var?

Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da kötü hızlı ya da yavaş…

Her şey bizim elimizde, sevgi de, aşk da, başarı da. Ama ancak kendi ruhumuzla buluştuğumuzda…

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

DAHA DA) APTAL BİR ADAMIN YENİ YIL MESAJI

12250156_10153361657287675_5101755258750447609_n[1]

Gençlik günlerimde, gençken günlerin hızlı ama yılların yavaş, yaşlılık yıllarında ise günlerin yavaş ama yılların hızlı geçtiğine dair bir yazı okumuştum. Gençliğin ölümsüzlüğü ile gülüp geçmiştim bu söze.
Yaşım ilerleyip de yılların gerçekten de hızla geçtiğini fark ettiğimde ise bu kez Zen ustasının sözü yetişti imdadıma: “Şimşek çaktığında hayat bir şimşek kadar hızlı geçiyor demeyen bir insan mutlu bir insandır.”

Zaman, düşünceleri ve fikirleri olan bir insan için hissettiklerine bağlı olarak farklı akar. Burada ve bu anda olmak istemeyen bir insan için zaman çok yavaş geçer ve bu yavaşlığı ile insana eziyet eder. Yaşadığı an hiç bitmesin isteyen bir insan için ise zaman çabucak geçer ve insana bu hızı ile eziyet eder. Aslında akan zaman değil zihindir.

Mutsuzluğumuzun kaynağı zaman değil zihindir; mutluluğumuzun da öyle. Bir zaman ve mekanda, “Ben” tarafından kapsanan ve kısıtlanan zihnimiz, o zaman mekanı mutlu ya da mutsuz algılamamıza neden olur. Oysa mutluluk mutsuzluğa, mutsuzluk ise mutluluğa mecburdur. Bunun tersini istemek gece olmadan sürekli gündüz olmasına, nefes vermeden sürekli nefes almaya benzer. Ben ile kısıtlanmış zihin, derin cehaleti ile bunu ister.

Oysa mesele mutluluğun ve mutsuzluğun ötesindedir. Sorun sınırsız zihnimizi, her tür ikiliğin üzerinde olan gerçek doğamızı kara bulutlar gibi örten cehaletimizdir. Cehaletimiz bizi, gökyüzünün “kapkara” olduğuna inandırmaya çalışırken, aslında berrak bir gökyüzünün altında yaşadığımızı, bu berraklığın bizim gerçek doğamız olduğunu kavramakta zorlanırız.

“Berrak Gökyüzü Zihni”ne ulaşmak için ne yapmam gerektiğini sorduğumda bir ustam evrenin tarihi boyunca geliştirilmiş en mükemmel çalışmayı önermişti: “Tıpkı aptal bir adam gibi oturmak ve kendini (cehaletin yarattığı varsayımsal Ben’i) unutmak!”

Yılbaşı gecesinde belki bir kaç dakikalığına tıpkı aptal bir adam gibi oturur ve kendinizi unutursunuz; beraberinde ihtiyacınız olmayan tüm beklentilerinizi, tüm isteklerinizi ve tüm korkularınızı…

Yeni yılın hepimize daha bilge ve daha mutlu olma fırsatı sunmasını diliyorum.
Dostluk duygularımla,

Cem Şen

Not: Her sene aynı yeni yıl mesajı biraz daha geliştiği için mesajın başına (DAHA) eki uygun kaçıyor sanırım. Bu sene ise aynı başlık DAHA DA oldu.

Yeni yıl için bir önerimiz var: Bütün yıl, başınıza gelen her iyi şeyi, şükran duyduğunuz her anı not alıp kavanoza atın. Tam bir sene sonra, ailenizle birlikte notları çıkartıp okuyun. Ne kadar çok güzel an yaşadığınıza hayret edeceksiniz. Umudu yaşattığımız, kalbimizde şükran ve merhamete yer açtığımız bir yıl diliyoruz.

995640_939266189455127_1521752243063389083_n[1]

 

Yeni yıl için bir önerimiz var: Bütün yıl, başınıza gelen her iyi şeyi, şükran duyduğunuz her anı not alıp kavanoza atın. Tam bir sene sonra, ailenizle birlikte notları çıkartıp okuyun. Ne kadar çok güzel an yaşadığınıza hayret edeceksiniz. Umudu yaşattığımız, kalbimizde şükran ve merhamete yer açtığımız bir yıl diliyoruz. .

kaynak: Buğday Ekoloji Derneği

Sağlıkla Kal Facebook sayfasından alınmıştır…

Bazı insanlar dertlerini zincir yaparken diğerleri nasıl bu kadar eğleniyor?

AMAAAN BOŞVER!

Hayattan keyif alabilen ve zorluklarla karşılaşsalar da yaşamı iyi götürebilen bir grup var. Kendileriyle alay ediyorlar (dikkat edin, başkalarıyla değil, kendileriyle), her şeyi ve herkesi çok da ciddiye almıyorlar, zayıf yanlarıyla ve karşılaştıkları olumsuz olaylarla baş edebiliyorlar. Bunu yaparken de gülüyorlar. Bir anlamda mizahı kullanıyorlar. Siz ‘Müdürüm bugün beni haksız yere tersledi’ diye saatler, hatta günlerce karalar bağlayıp otururken, onlar aynı durumda ‘Amaaan boşver’ diyebiliyorlar. Görünen o ki, bir kısmımız kafamıza takmaz, gülüp geçerken; bazılarımız için atlatması o kadar da kolay olmuyor.

 

 

PARDON SİZ NERELİSİNİZ?

Onlar neyi farklı yapıyor? Başlarına gelen her olumsuz şeyden kendilerini sorumlu tutmuyorlar. ‘Ben çirkinim, yeteneksizim, şişmanım’ demiyorlar. Oldukları gibi iyi olduklarını, ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarını biliyor, geri kalanı için de hayıflanmıyorlar ve müdürleri onları terslediğinde bunu kişiselleştirmek yerine durumun müdürünle de ilgili olabileceğini fark edip dert etmiyorlar. Bunun için çok düşünmelerine de gerek kalmıyor, otomatikleşmiş şekilde böyle davranıyorlar.

 

BOŞVEREBİLMEK CİDDİ BİR İŞ 

Boşverebilmenin bir beceri olduğunu söylüyor Uzm Psk. Zeynep Zat. “Süpervizorüm der ki, bu hayatta boş verebilmenin kendisi ciddi bir beceridir.” Ancak burada boş vermek tanımını sorumsuzlukla karıştırmamak lazım. Sorumluluğunuzda olmayan davranışları, tepkileri, iğneleyici sözleri hemen üzerinize alınmayın. Bunun yerine, “Bir dakika, bu benimle değil ve ben bunu umursamayabilirim” diyebilmek; rahatsız olmamak, etkilerinden korunmak, onları taşımamak diye de düşünebilirsiniz. Bu anlayışa gelmek biraz deneyim ve yaş mı gerektiriyor? Uzm. Psk. Zat, sadece pratik gerektirdiğini söylüyor. Bu perspektiften bakmaya başladıkça ‘boş vermek’ keyifli bir alışkanlığa dönüşüyor.

 


KABUL ET, BUL VE GÜL 

Baş etme yollarından biri de hata yapmamış gibi yapmak… Ancak bu, mizah kadar işlevsel bir yol değil. Hatta ilişkileri kopma noktasına getirebilen, karşı tarafta olumsuz duygular uyandırabilen bir yöntem. Kişi bunu niye yapıyor? Anlaşılan o ki anne-babadan hata yapmanın kabul edilemez olduğunu öğrenmiş ve hatalarını kabul edemiyor. Oysa hata yaparsanız en kötü ne olur? Bunun üzerine çalışıldığında kişi, ‘ben de insanım aslında’ demeye, kendine gülmeye, hata saklama çabalarını itiraf etmeye başlıyor. Hatasını sahipleniyor, onun yabancı değil, bir bütünün parçası olduğunu kabul ediyor. Hatta bir üst seviyeye geçebilirse kendini ti’ye alıyor. Formül şu: Kabul et, nereden geldiğini bul, onunla bütünleş ve ona gül…

 

GÜLÜYORLAR ÇÜNKÜ

Hani bazı kadınlar vardır… Sıradan bir hayatları var gibi görünür ama evin, ailenin ve hatta mahallenin neşesidirler. Nasıl bu kadar neşeli olduklarını anlamakta zorlanır insan. Bu kadınların mutluluk halini açıklayan bir araştırma var. Gallup Araştırma Şirketi’nin ‘Mutluluk Bulucu’ adını verdiği değerlendirme aracını kullanarak farklı ülkelerde yaptığı araştırmaların sonucunda, bizim bu yazıda ‘boş verebilenler, gülenler, kendileri ile barışık olanlar’ olarak adlandırdığımız grubun bunu yapamayanlardan farklı olan şu özellikleri ortaya çıkıyor:

1. Bir gün içinde, keyif aldıkları şeyleri sıklıkla yapıyorlar. Örneğin sevdiklerini gün içinde daha fazla görüyor ya da işyerindeki molaları keyif aldıkları şeyleri yaparak geçiriyorlar.

2. Her ne yapıyorlarsa o konuya yoğunlaşıyorlar. Çalışıyorlarsa sadece yaptıkları işe, dağa tırmanıyorlarsa sadece tırmanışa, ev işi yapıyorlarsa ev işine… Böylece diğer olumsuzluklar bu anlarda akıllarına gelmiyor bile.

3. Hayatlarında bir anlam buluyorlar. Örneğin yaptıkları işin başka insanların hayatına kattığı değeri önemsiyorlar. Çocuk yetiştirmeyi, besleyip giydirmekten öte dünyaya bir çocuk kazandırmak olarak yorumluyorlar.

 
GÜLDÜKÇE GÜZELLEŞİYOR HAYAT 

Kendine gülebilmenin bir tür baş etme yolu olduğunu söyleyen Uzm Psk. Zat, böylece hayatın hafifleştiğini söylüyor. 3-5 kilo fazlasına takılıp kalan bir kadın düşünün. Öyle takılmış ki içine dönmüş, ilişki kurmaktan sakınıyor, yüzü gülmüyor ve aslında kilosu yüzünden değil, kilosundan rahatsız olması yüzünden yalnız. Ve hepimiz biliyoruz ki, samimiyetle gülen insanlar çok seviliyor. Kaç kilo olurlarsa olsunlar… Bırakın yalnız kalmayı, arkadaş ve partner seçenekleri artıyor. İş yerinde ciddi bir toplantıda yaptıkları espri atmosferi değiştirmeye yetiyor, bazen onları liderlik konumuna taşıyabiliyor ve inanın bunun devamı geliyor. Neşeleri onlara yeni iş imkanları da yaratabiliyor. Neşenin ve gülmenin işe yaradığını görünce onu kullanma halleri de artıyor. Zat’ın verdiği şu bilgi bizi şaşırtıyor: Ayna karşısında gülümsemesini, ortama girmeden önce esprisini çalışan insanlar var! Bunu neden yapıyorlar? Çünkü onlar neşenin mucizevi etkilerini biliyorlar.

 


PARA MI MUTLULUKTAN, MUTLULUK MU PARADAN?

‘Para mutluluk getirir mi?’ diye sorduk yıllarca. Uzman Klinik Psikolog Emre Konuk ise soruyu tersten soruyor. Mutluluk para getirir mi? Getiriyor… Çalışanların mutlu olması verimi direkt olarak artırıyor ve şirkete para kazandırıyor. Peki bireysel hayatta? Nice insan var ki en çok para kazandığı dönemde hiç de mutlu olmuyor ve hatta mutlu olmadığı için para kazanıyor. Konuk, “Esas sorulması gereken insanın hayatta gerçek anlamda nasıl mutlu olacağını bulması. Mutlu olmak, mutlu yaşamak hayattaki en zor sanat ve onu yaşamak zaten insanlığın en kutsal amacı” diyor. Yani para araç, mutluluk ise bir amaç…

 


MUTLU İNSANLAR

• Anlamlı yaşarlar.
• Odaklanırlar.
• Yeteneklerini anlamlı işlerde kullanırlar.
• Keyif alırlar.
• Doyum hissederler.
• Eylem içindedirler.
• Zamanı unuturlar.
• Kendilerini verirler.
• Bağlanırlar.
• Kendileri olurlar.
• Kendileri gibi hissederler.

 

PEKİ MUTLU HİSSEDEN İNSANLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ NELER?

• Arkadaşlarla, aileyle ve iş hayatındaki insanlarla güçlü ilişkiler kuruyorlar ve o ilişkilerden besleniyorlar. (Bu noktada hep sızlanan eşi dostu bir gözden geçirmekte fayda var çünkü mutsuzluk bulaşıcı…)
• Ekonomik yaşantılarını -çok para kazanmasalar da- etkin bir şekilde yönetebiliyorlar.
• Mesleki olarak çok yükselmiş olmaları, hatta çalışmaları bile gerekmiyor ama yaptıkları işe saygı duyuyorlar.
• Gündelik işlerini yapabilecek kadar fiziksel sağlığa ve enerjiye sahip oluyorlar.
AZ BEKLENTİ=ÇOK MUTLULUK

kaynak: hurriyet

Audrey Hepburn’den Her Kadının Kendinden Bir Parça Bulacağı Zarafet Dolu 16 Söz

O, sinemanın tanrıçalarından biriydi. Oyunculuğuyla, güzelliğiyle, zarafetiyle, tertemiz kalbiyle ölümünün üzerinden yıllar geçse de sevilmeye devam ediyor. Sinemanın dışında da bu güzel sözleriyle geçmişten bugüne ışık tutan, her daim örnek alınması gereken bir kadın olarak kalacaktır. ☺

1. “Nasıl yaşanacağını, kenarda durup izlemeden dünyanın nasıl hem içinde hem dışında olunacağını öğrendim. Bir daha asla ama asla hayattan kaçmayacağım. Aşktan da…”

"Nasıl yaşanacağını, kenarda durup izlemeden dünyanın nasıl hem içinde hem dışında olunacağını öğrendim. Bir daha asla ama asla hayattan kaçmayacağım. Aşktan da..."

 

2. “Yalnız olmak istemiyorum, yalnız kalmak istiyorum.”

"Yalnız olmak istemiyorum, yalnız kalmak istiyorum."

 

3. “Bir insan hakkında, başkalarının onun hakkında söylediğinden çok, onun başkaları hakkında söylediklerinden fikir sahibi olabilirsiniz.”

"Bir insan hakkında, başkalarının onun hakkında söylediğinden çok, onun başkaları hakkında söylediklerinden fikir sahibi olabilirsiniz."

 

4. “Hayatta tutunabileceğiniz en iyi şey birbirinizsiniz.”

"Hayatta tutunabileceğiniz en iyi şey birbirinizsiniz."

 

5. “Asla yok olmayan tek güzellik, zarafettir.”

"Asla yok olmayan tek güzellik, zarafettir."

 

6. “Gerçek arkadaşlar, seçebildiğiniz ailenizdir.”

"Gerçek arkadaşlar, seçebildiğiniz ailenizdir."

7. “Şu kedi gibiyim, isimsiz bir serseri. Biz kimseye ait değiliz, kimse bize ait değil. Birbirimize bile ait değiliz.”

"Şu kedi gibiyim, isimsiz bir serseri. Biz kimseye ait değiliz, kimse bize ait değil. Birbirimize bile ait değiliz."

8. “Bir kadının güzelliği gözlerinde görülür. Çünkü aşkın ikamet ettiği kalbine açılan kapı, gözlerdir.”

"Bir kadının güzelliği gözlerinde görülür. Çünkü aşkın ikamet ettiği kalbine açılan kapı, gözlerdir."

 

9. “Şıklık, asla eskimeyecek güzelliktir.”

"Şıklık, asla eskimeyecek güzelliktir."

 

10. “Hayatı hayat yapan en önemli şey ‘mutlu olmak’tır. İşte bu, tüm sorunların en gizli anahtarıdır.”

"Hayatı hayat yapan en önemli şey 'mutlu olmak'tır. İşte bu, tüm sorunların en gizli anahtarıdır."

 

11. “Yaş aldıkça iki elin olduğunu keşfedersin; bir tanesi kendine yardım eder, diğeri başkalarına…”

"Yaş aldıkça iki elin olduğunu keşfedersin; bir tanesi kendine yardım eder, diğeri başkalarına..."

 

12. “İmkansız diye bir şey yoktur! Çünkü ‘imkansız’ kelimesinin içinde bile ‘imkan’ vardır.”

"İmkansız diye bir şey yoktur! Çünkü 'imkansız' kelimesinin içinde bile 'imkan' vardır."

13. “Sık sık yalnız kalmalıyım. Cumartesi gecesinden pazartesi sabahına kadar evimde tek başıma olduğumda gayet mutlu olabilirim. Bu yalnızlık belki de benim uzun yol için en etkili yakıtım.”

"Sık sık yalnız kalmalıyım. Cumartesi gecesinden pazartesi sabahına kadar evimde tek başıma olduğumda gayet mutlu olabilirim. Bu yalnızlık belki de benim uzun yol için en etkili yakıtım."

14. “Sesini iyi ayarla! Neden değiştiresin ki? Kavga esnasında yükseltince daha mı haklı oluyorsun? Herkesin bir yaratılış sesi var, kendini tanı ve mutlu ol.”

"Sesini iyi ayarla! Neden değiştiresin ki? Kavga esnasında yükseltince daha mı haklı oluyorsun? Herkesin bir yaratılış sesi var, kendini tanı ve mutlu ol."

 

15. Yaşamak…

Yaşamak...

“Yaşamak, bir müzeyi hızlıca gezmeye benzer. Gördüklerini hazmetmen, onlar üzerinde düşünmen ve müzedekiler hakkında okuman zaman ɑlır. Her şeyi bir anda anlayamazsın. Uzun bir hayat ve güzel bir akşam yemeği arasında sadece bir fark vardır. Akşam yemeğinde en tatlı şeyler en son gelir.”

16. İnanıyorum…

İnanıyorum...

“Pembeye inanıyorum. Gülmenin en iyi kalori yakan şey olduğuna inanıyorum. Öpüşmeye, çok öpüşmeye inanıyorum. Her şey ters gider gibi görünürken güçlü olmaya inanıyorum. Mutlu kadınların en güzel kadınlar olduklarına inanıyorum. Yarının başka bir gün olduğuna inanıyorum ve mucizelere inanıyorum

EN GEREKLİ OLDUĞU ANDA BAŞARMANIN 21 SIRRI

başarı[1]

DÖNÜM NOKTASI

Brian Tracy

1.SAKİN OLUN: Derin bir nefes alın; gergin ya da sinirli olmaktan kaçının. Sorular sorarak, dikkatli dinleyerek ve sadece olası çözümlere kafa yorarak, duygusal patlama sınırınızı aşağıya çekin.

A. Kontrolünüzü hemen ele alın. Eğer zihinsel ve duygusal kontrolünüzü anında ve bilinçli olarak ele almazsanız, otomatik olarak kavga et ya da kaç tepkisine yönelirsiniz.

B. Derin bir nefes alın. Bu, zihninizin sakinleşmesine yardım eder. Olumsuz cevap verme doğal eğiliminden kaçınılmalıdır.

C. En büyük iki düşmanı tanıyın. Reddedilme ve başarısızlık korkusu asabiyete, depresyona ve kilitlenmeye yol açabilir. Krize nasıl cevap vereceğiniz, hayati öneme haizdir.

D. İçsel diyaloğunuz duygularınızı belirler. Duygularınızın yüze doksan beşi, etrafınızda olup biteni nasıl yorumladığınıza göre belirlenir.

E. Tepki göstermeden önce sorunu inceleyin. Sizin işiniz, olası çözümleri bulmaktır. Bu da olup biteni tam olarak anlamakla mümkündür. Durum her açıdan değerlendirilmelidir.

F. Değerli sonuçların peşinden koşun. Her problem kendi içinde daha büyük fayda ve avantajların tohumunu taşır. İyi olanı aramak ve değerli sonuçların peşinden koşmak, sakin, olumlu ve iyimser kalmanızı sağlar.

2.YETENEKLERİNİZE GÜVENİN: Geçmişte her türden güçlüğün başarıyla üstesinden geldiğinizi unutmayın ve mevcut problemi de çözebileceğinizi bilin. Olası en kötü sonucu belirleyin ve bunun olmamasını garantileyin.

A. Yapabilirsiniz. Negatif duygularınızı kendinize “Yapabilirim!” diyerek yok edebilirsiniz.

B. Endişe kovma formülü:

a. Durun ve olası en kötü sonucu belirleyin.

b. En kötüsü olma durumuna hazırlıklı olun.

c. En kötüsünün olması durumunda ne yapacağınızı belirleyin.

d. Olası en kötü sonuç hakkında hemen kendinizi geliştirmeye başlayın.

e. Endişenin panzehiri. Güçlüğü aşmak ve soruna müdahale edebilmek için ne şekilde olursa olsun eyleme geçmeye karar vermelisiniz. Yenilgiler ve sorunlar kişisel olarak ele alınmalıdır.

3.İLERLEMEYE CESARET EDİN: Gerileme ve yenilikler, kavga et ya da kaç tepkisini körükleyerek, genellikle sizi bir kilitlenme durumuna sürükler. Bu tür duygulara sürüklenmek yerine, sorunu düzeltmek için gerekli adımlar üzerinde düşünün.

A. Herkes korkar. Dönüm noktalarında, şirketinizin ve çalışanlarınızın iyi bir durumda hayatta kalmalarını garantilemek amacıyla yapmanız gerekenleri, tercihleri ve kararları doğru belirleyebilmek için korkunuza egemen olmalısınız.

B. Korktuğunuz şeyi yapın. Cesaretinizi geliştirmek, korkularınızla yüzleşmekle ve en çok korktuğunuz şeyleri yapmakla olur. Cesaret, cesur olanları izler.

C. Kriz moduna geçin. İşiniz başarısızlığın eşiğindeymiş gibi davranmalısınız. Çabuk eylem, hayati öneme haizdir.

D. Cesaretin iki türü:

a. Adım atın. Başarının hiçbir garantisi olmasa bile başlamak zorunludur.

b. Tahammüllü olun. Bu, hayal kırıklığı ve geçici başarısızlıklarla yüzleşme yeteneğidir.

4.GERÇEKLERİ BİLİN: Olaylar genellikle ilk göründükleri kadar kötü değildir. Bir karar almadan önce tam olarak ne olduğunu anlamak için zaman harcayın.

A. Olgular yalan söylemez. Dönüm noktalarıyla karşı karşıya kalındığında, doğru kararlar ancak durumu çevreleyen gerçek olguların doğru bir analiziyle alınabilir.

B. Doğru soruları sorun. Bu, gerçek olguları bulmanıza yardım eder. Ayrıca soru sorma sanatı sizi sakin kılar, cesaret ve güveninizi artırır, kendinizi daha güçlü hissetmenizi ve karar verirken daha güvenli olmanızı sağlar.

C. Daha fazla berraklık için daha derine inin. Olguları algılamaya, durumu anlamaya ve atabileceğiniz özgün adımları belirlemeye odaklanın. Şunları sorun:

a. Bu durumla ilgili varsayımlarımız nelerdi?

b. Ya varsayımlarımız yanlış idi ise?

c. Eğer temel varsayımlarımızdan biri yanlış isi ise, bu ne anlama gelecektir?

d. Farklı olarak ne yapmalıydık?

D. Karşılıklı ilişki ve nedensellik. İki olay aynı anda ya da ardışık olarak gerçekleşse bile, bu durum iki olayın ilişkili olduğu anlamına gelmez. Nelerin yapılacağına ya da yapılmayacağına karar vermeden önce sorular sorumalısınız.

5.KONTROLÜ ELE ALIN: Sorunla ya da krizle etkin olarak uğraşmak için yüzde yüz sorumluluk alın. Mazeret göstermeyin ya da kimseyi suçlamayın. Zaten değiştiremeyeceğiniz geçmişe takılıp kalmayın. Bunun yerine gelecekte neler yapılabileceğine odaklarının.

A. Bir seneklik uzmanı olun. Bu, bir şirketi kurtarmak üzere gönderilmiş kişidir. Örgütlenmenin tamamının kontrolünü ele alır, bütün olguları kavrar ve gerekli olanı yapmak için cesurca hatta acımasıza davranır.

B. %100 sorumluluk alın. Liderler sorumluluk ve görev üstlenir. Hiçbir şey için hiç kimseyi suçlamamalısınız.

C. Acının beş aşamasıyla yüzleşin. Bunlar inkar, öfke, suçlama, depresyon ve kabuldür. Bu doğal aşamaları anlamak kendinizi hızla toparlamanızı, kontrolü ele almanızı ve çözümler geliştirmenizi mümkün kılar.

D. Ne kadar hızlı düzeliyorsunuz? Dönüm noktalarında sizin işiniz, yeni meydan okumalar geliştirmek, hasarı minimize etmek ve şirkete geleceğe doğru liderlik etmektir. Suçlamadan daha çok eyleme odaklanın.

E. Herkes hata yapar. Eniyiler bile hata yapar. Bu durum ortaya çıktığında, hasar kontrolüne ve gelecekte ne yapılabileceğine odaklanın. Daha sonra işleri seyrine bırakın.

6.KAYIPLARINIZI AZALTIN: Dökülen süte ağlamayın. Sıfır temelli düşünme tarzını uygulayın ve şunu sorun: “Şimdi bildiklerimle tekrar başlasaydım, neleri tekrar yapmazdım?” ya da “Tekrar yapmam gerekse nasıl yapardım?” sorusunu sorgulayın. Korunamayacak bir durumdan kaçınmaya hazırlıklı olun.

A. Şu an ne bildiğinizi bilmek. Sıfır temelli düşünme tarzında, durmalı, geri çekilmeli ve işe bir yabancının bakabileceği gibi objektif bakmalısınız. Daha karlı alanlara ulaşmanızı engelleyen; kaynakları ve zamanı israf eden herhangi bir ürün ya da hizmetten vazgeçmeye hazırlıklı olun.

B. Her durumda sorulacak bir soru. Geçmişte öğrendiklerinizi unutmaksızın, karşılaşmak istemediğiniz bir durum tekrar karşınıza çıkarsa, bunu bertaraf etmeli ve durumdan hızla sıyrılabilmelisiniz. Bunu yapma konusundaki başarısızlık bütün işin çökmesine yol açabilir.

C. Caddeyi tekrar karşıya geçmek. Herhangi bir şeyin ya da birisinin küçümsenmesi, önemsenmemesi ya da elimine edilmesi gerekiyorsa, bu hiç düşünülmeden yapılmalıdır. Zor kararlar alma ya da kayıpları azaltma isteğiniz, nihai başarınızı ya da başarısızlığınızı belirleyebilir.

7.KRİZİ YÖNETİN: Bu sorumluluk konumundaki insanların, yetişkinlerin ve liderlerin hepsinin başına sürekli gelen “test zamanı”dır. Sorumluluk alın, bir plan yapın ve sorunu çözmekle uğraşın.

8.SÜREKLİ İLETİŞİM HALİNDE BULUNUN: Krizden etkilenen herkese gerçekte ne olup bittiğini anlatın. “Sürpriz yok” politikası izleyin. Şirketinizin içindeki ve dışındaki insanları bilgilendirin ve onlardan veri ve yardım isteyin.

A. Parasal sorunlarla hızlı ilgilenin. Dönüm noktalarına genellikle parasal sorunlar yol açar. Bu durumda, hızla kanamayı durdurmak ve etkilenen insanları rahatlatmak için hızlı davranmalısınız.

B. Kötü haber tez yayılır. Kötü haberleri, işinizdeki ya da mali yaşamınızdaki kritik insanların başkalarından duymasına izin vermeyin. Onlara ilk söyleyenin siz olduğunuza emin olun.

C. Bir liderlik stratejisi belirleyin. Şirketinizdeki kilit insanlarla bir arada olup sohbet etmek, başarı ve başarısızlık arasındaki fark anlamına gelebilir.

D. Mali konularda “sürpriz yok” politikasını uygulayın. Mali sorunların olduğu zamanlarda, bankanızı, tedarikçilerinizi ve alacaklılarınızı bilgilendirmek zorundasınız.

E. Dürüst ve samimi olun. Tedarikçilerinize ve satıcılarınıza karşı mali sorunlarınız konusunda samimi davranmanız oları rahatlatır ve size hareket alanı sağlar.

F. Cephede liderlik edin. Alacaklılarınızla konuşması gereken sizisiniz. Liderlik konumunuz açısından bu anahtar bir sorumluluktur. Nakit akışı,müşterinize ödemelerini zamanında yapmalarını talep etmenizle hızlanabilir.

G. Gerekiyorsa kaba olun. Eğer maili sorunlarınızın nedeni müşterilerinizin ödeme yapmamamsından kaynaklanıyorsa, tahsilatı kolaylaştırmak için onları kişisel olarak ziyaret etmelisiniz. Dava açmak son seçenek olmalıdır.

9.KENDİ KISITLAMALARINIZI BELİRLEYİN: Bu dönüm noktasından kurtulmanızı sağlayacak en önemli amacı ya da hedefi belirleyin ve bu amaca ulaşmanızda sizi yavaşlatabilecek sınırlayıcı faktörü oluşturan temel engelinizi tanımlayın.

A. Temel kısıtlamanızı tanımlayın. Kendinize “Neden hala amacıma ulaşamadım?” sorusunu sorun. Bu sorunun cevabını bilmek, sorunu yatıştırmak için gerekli adımları atmanızı sağlayacaktır.

B. Öncelikle içsel bir analiz yapın. Kısıtlamaların %80’inin şirket içinden kaynaklandığı bulunmuştur. Ana kısıtlama genellikle başarısızlık ya da reddedilme korkusudur.

C. Mazeretlerinizi sınayın. Mazeretlerinizin geçerli olup olmadığını anlamak için kendinize “Benim mazeretime sahip olduğu halde hala adım atan ve her halükarda başarılı olan başka kimse var mı?” sorusunu sorun.

D. Dışsal kısıtlamaları tanımlayın. Şirket dışındaki nedenlerden kaynaklı kısıtlamalar dahi tanımlanabilir ve bir şekilde bunlarla uğraşılabilir.

E. Ana kısıtlamayı belirledikten sonra bütün zihninizle bunu yok etmeye odaklanın.

10.YARATICINIZI ÖZGÜR BIRAKIN: Siz potansiyel bir dahisiniz; karşılaştığınız her sorunu çözebilirsiniz. Kağıt üzerinde düşünün. Sorununuzu açıkça tanımlayın, mümkün olduğu kadar çok çözüm geliştirin ve sonra eyleme geçin.

A. Sonuçları göz önüne alın. Bir eylemin değeri, onu yapmanın ya da yapmamanın sonuçları ölçülerek anlaşılabilir. Bu, sizin öncelikler koymanızı sağlar.

B. Yaratıcılığınız pratikle artar. Tıpkı bir kas gibi, yaratıcılık da kullandıkça güçlenir. Yaratıcılığın doğru tanımı ilerlemedir.

C. Düşüncenizi organize edin. Aklınızı organize bir tarzda kullanmanız potansiyel yaratıcılığınızın kilidini açacaktır. İşe, karşı karşıya bulunduğunuz gerçek sorunu anlamakla başlayın.

D. Doğru çözünü tanımlayın. Sorunu ne kadar çok farklı açıdan tanımlarsanız, o kadar daha iyi ve yaratıcı yollarla tanımlamış olursunuz. Sorunu ve çözümü doğru koymak, sorunun çözüm olasılığını kat kat artırır.

E. Sorununuzla ilgili olarak “beyin fırtınası” yapın. Ana amacınızı ya da sorununuzu ele alın, soru olarak bir kağıda yazın ve 20 farklı cevap geliştirin.

F. Hemen eyleme geçin. 20 cevabı ürettikten sonra en az birini seçin ve doğru biçimde eyleme geçin. Hızla eyleme geçmek yaratıcılığınızın akışını sağlayacaktır. Feedback ve hata düzeltme için gerekli teneffüsleri verin.

11.TEMEL SONUÇ ALANLARINA ODAKLANIN: Herhangi bir işte ya da şirkette beş ila yedi temel sonuç alanı vardır. Bunlar işinizde ya da mesleğinizde mutlaka ve pozitif bir tarzda sonuç almanız gereken konulardır. Sizin temel sonuç alanlarınız hangileridir? En zayıf yanlarınızı nasıl geliştirirsiniz?

A. Başarınız sınırlı sayıda birkaç faktöre bağlıdır. Aldığınız sonuçların %80’i yaptığınız şeylerin %20’sinden kaynaklanır. Kriz zamanlarında her alanın bu %20’lik kısmı hakkında açık bir fikre sahip olmak doğru odaklanmanızı sağlayacaktır.

B. Hangi noktalarda farklı ve daha iyisiniz. En büyük sorumluluklarınızdan biri, değişim alanınızı, rekabet üstünlüğünüzü hem belirlemek hem de geliştirmek, bundan sonra da bütün çabanızı bu alandaki satış ve pazarlama faaliyetlerine odaklamaktır. Bazen, basitçe en iyi olduğunuz alana yoğunlaşmak şirketiniz için en iyisini yapmak anlamına gelecektir.

C. Çekirdek noktanızı korumak. Tıpkı işgal altında bir şehir gibi dış surlardan iç duvarlara, oradan da kaleye, yani şehrin çekirdeğine adım adım geri çekilmek zorundasınız.

12.ÖNCELİKLERE KONSANTRE OLUN: 80/20 oranını her şeye uygulayın. Sonuçların %80’inin eylemlerin %20’sinden kaynaklandığını unutmayın. Eğer bunu – ve yalnızca siz- yapabilirseniz ve iyi yaparsanız, gerçekten bir fark doğacak mıdır? Her an, zamanınızın en değerli kullanım şeklini belirleyin ve bir seferde bir şeyi hemen ve iyi yapmaya odaklanın.

A. Kağıt üzerinde düşünün. Durumun kontrolünü ele almada, her şeyin yazılı olması mutlak bir hayati öneme sahiptir. Eyleme geçmeden önce, sorunu çözmek ve dönüm noktasını aşabilmek için yapmanız gerekenleri listeleyin. En basit ve doğrudan çözüm genellikle en iyisidir.

B. Bir liste yapın. Tamamlanması gereken işlerin günlük bir listesini yapmalısınız. En tepedeki yedi konu öncelik bakımından sıralanmalı ve örgütlenmeli ve bunları sırayla tamamlamaya odaklanmalısınız.

C. Öncelikler hiyerarşisine göre davranın. Çabalar öncelikle, hemen ilgilenildiğinde çözüme kavuşabilecek sorunlara odaklanmalıdır. Çözülmeyecek sorunlarla uğraşılmamalıdır.

13.KARŞI SALDIRI: Bir kez durumu değerlendirip, gerekli bilgileri toparlayıp, planlarınızı yaptığınızda artık saldırıya geçme zamanıdır. Sorunu çözmek için hemen hayata geçirebileceğiniz önlemler üzerinde ciddi olarak düşünün ve dönüm noktasını aşın. Komutayı ele alın.

A. Amacınız net olsun. Bu, Amaç İlkesi’dir. Amaçlarınız hakkında mükemmel düzeyde net olun. Planlar ve tasarılar net olarak tanımlanmalı ve bunları başarmak için doğru işleri yapan doğru insanlara sahip olunmalıdır.

B. Eylemde cesur olun. Bu, Saldırganlık İlkesi’dir. Karşılaştığınız güçlükleri göğüslemek ve sorunları çözmek için cesurca adım atmalısınız.

C. Kaynaklarınıza konsantre olun. Bu, Çokluk İlkesi’dir. En iyi insanlarınız, en büyük zaferin mümkün olduğu anlara yoğunlaşmalıdır.

D. Esnek olun. Bu, Manevra İlkesi’dir. Yeni bir şey denemelisiniz ve iş yaramazsa başka bir şey denemelisiniz. Esnek ve yaratıcı olun ve bütün seçeneklerinizi el altında tutun.

E. Ulaşılabilir tüm bilgileri toplayın. Bu, Zeka İlkesi’dir. Durum hakkında öğrenebileceğiniz her şeyi öğrenin. Daha iyi ve daha fazla bilgiye sahip oldukça, kararlarınız da daha etkin olacaktır.

F. Herkesin sizinle birlikte çalışmasını sağlayın. Bu, Konser Tarzı Eylem İlkesi’dir. Ekibinizdeki herkes ortak amaçlar, ortak değerler ve açıkça anlaşılmış iş görevleri etrafında birlikte çalışmalıdır.

G. Patron sizsiniz. Bu, Merkezi Yönetim İlkesi’dir. Dönüm noktası zamanlarında otoriteniz mutlak ve açıkça görülebilir olmalıdır. Tamamen başarıya adanmış olmalısınız.

14.NAKİT AKIŞI YARATIN: İşle ilgili ve kişisel birçok kriz, bir şekilde parayla ilgilidir. Nakit akışı, işletmede beyne giden kan gibidir. Sizin göreviniz tam olarak nakiti korumaya ve daha fazla nakit üretmeye odaklanmaktır. Bir nakit akışı sorununda hiçbir şeyin çözüme ulaşmanızı engellemesine izin vermeyin.

15.MÜŞTERİLERİNİZE ÖZEN GÖSTERİN: Bir işin amacı, girişimin hayatta kalması ve başarını garantilemek için yeterli müşterileri yaratmak ve muhafaza etmektir. İşiniz bir dönüm noktasına geldiğinde müşterilerinizin alımlara ve ödemelere devam etmelerini garantilemek için elinizden gelen bütün çabayı göstermelisiniz.

A. Müşteri daima haklıdır. Müşteriler hareket eden bir hedef gibidir. Müşterilere sunduklarınızı ve onlara yönelik faaliyetlerinizi, onları tatmin edebilmek için sürekli ayarlamalı ve modifiye etmelisiniz, aksi takdirde sizi terk edeceklerdir.

B. Müşteriler seçme hakkına sahiptir. Müşteriler sizden, başkasından satın alabilir ya da hiç almayabilir. Sizin amacınız insanların sizden almasını sağlamak ve daima sizden almasını sağlamak ve sizi arkadaşlarınıza tavsiye etmesini sağlamaktır. Müşterileriniz sizin avukatınız haline geldiğinde başarınız garantilenmiş demektir.

C. Temel ilkelere geri dönün. Eğer satışlarınız yavaşladıysa işle ilgili dört temel sonuç alanını analiz etmelisiniz. Uzmanlık ve farklılık alanlarınız hakkında mutlak bir netliğe sahip olmalısınız.

D. En iyi olasılıklara odaklanın. İdeal müşteri profilinizi tanımlamalı ve sizden satın almaya en yatkın müşterilere odaklanmalı ve yoğunlaşmalısınız

E. Daha fazla yüz yüze satış yapın. Zamanınızın %80’ini umut veren müşterilerle yüz yüze görüşmelere ayırın. Satışlar, gelir ve karlılık, potansiyel alıcılar için harcanan zamanı ikiye ya da üçe katlayarak artırılabilir.

F. Müşteri sorularını cevaplayın. Müşterinin her zaman sorabileceği iki soruyu cevaplamak sorundasınız: “Bu ürünü ya da hizmeti neden alayım ki?” ve “neden sizden alayım ki?” Bu sorular görüşmenin ilk otuz saniyesinden daha az bir sürede ya da ilk yirmi beş sözcükle cevaplanmalıdır. Müşteriler, ürününüzü ya da hizmetinizi hangi maliyet ve faydayla alabileceklerinin yanı sıra ne kadar hızlı edinebileceklerini ve ödedikleri ürün ya da hizmet için ne tür bir sigortaya sahip olduklarını bilmek isteyecektir.

G. Temel satış sorusunu sorun. Bu, “Satılacak olan tam olarak nedir, kime satılacaktır, kim tarafından nasıl satılacak, fiyatlandırılacak ve kim nasıl ödeyecektir; ve nasıl üretilecek, teslimat yapılacak ve servis verilecektir?” Genel bir satış sunumu ve iş süreci hakkında, burada yer verilen temel soruların her birine cevap verme yeteneğiniz sizi başarıya götüren anahtardır.

16.DAHA ÇOK SATIŞ İÇİN: Müşterilerinizin cüzdanlarındaki ya da banka hesaplarındaki para sizin bir işinize yaramaz. Nakitle ilgili kriz noktasını aşabilmek için müşterilerinize karşı, ürünlerinizi ya da hizmetlerinizi satabilmek için saldırgan bir tavır takınmalısınız. Kararlı ve ısrarlı olun.

A. Başka yol yok. Tek başına maliyet düşünmek yeterli değildir. Bunu daha fazla müşteri yaratmak ve daha fazla satış sağlamakla birleştirmelisiniz. Satış anahtar kavramdır.

B. Hem sanat hem bilim. İstikrarlı satışlar için atılması gereken yedi adım şunlardır:

a. Beklenti

b. Dostça ilişki ve güven sağlamak

c. Müşteri ihtiyaçlarını tanımlamak

d. Ürün ya da servisinizi tanıtmak

e. İtirazları cevaplamak

f. Talebi yakınlaştırmak

g. Tekrar satışı ve referansı sağlamak

C. Daha da yakınlaşmak zorundasınız. Hayatta kalmak ya da serpilmek için her işin satışta mükemmel bir ya birden fazla insana ihtiyacı vardır. Bu insanların bütün işi her gün daha fazla satış üretmeye yönelik olmalıdır.

D. 100 çağrı metodunu deneyin. Mümkün olduğu kadar çabuk bir şekilde 100 potansiyel müşteriyle yüz yüze görüşmek üzere şirket dışına çıkmalısınız. Bu, karlılık üzerinde inanılmaz etkilere sahip olabilir.

E. Sipariş isteyin. Talebi yakınlaştırmak bakımından, müşterinin satış kararı vermesini hızlandırmak gereklidir. En iyi ve en karlı şirketler, bu işte usta olan sarıcılara sahiptir.

F. Kaynağa geri dönün. Tatmin olmuş müşterileriniz, tekrar satışın ve referansın en iyi kaynağıdır. Bir nakit kriziyle karşılaştığınızda en iyi müşterilerinizle ilişkiye geçmeli ve onları daha fazla satın almaya davet etmelisiniz. Daha seri satışlar yapmanın etkin yolları, bir aciliyet duygusu yaratmak ve satın alana ödüller vermektir.

G. Her müşteriye daha fazla satış yapın. Her bir satışta, satışın ölçeğini artırma yollarına bakın. Bunlar arasında, müşterinin ana satın alma kalemini ilgilendiren diğer ürün ya da hizmetleri de satın alması anlamına gelen çapraz satış ya yer almaktadır.

H. Her zaman öğrenecek daha fazlası vardır. Ne kadar iyi olursanız olun, her zaman daha üstün performansı edinmenizi sağlayacak bilgiyi artırma şansınız vardır.

İ. Satışlarınızı hızla artırın. Satışlarınızı artırmanın en hızlı yolu, satıcılarınızın niteliğini yükseltecek sürekli eğitimler vermektedir. Bunu yapmaktan çekinmeyin; karınızı inanılmaz ölçüde yükseltebilir.

17.HER ŞEYİ BASİT KILIN: Bir dönüm noktası ya da aciliyet durumunda, kendinizi birçok işin arasında ve çok kafası karışmış bir halde bulabilirsiniz. Ne var ki, ana resimle ilgili önemli olan yalnızca birkaç şey vardır ve kendinizi yalnızca bu eylemelere odaklanmak üzere disipline etmelisiniz. Yapmayacağınız şeylere tam olarak karar verin. Bu, basitleştirmenin anahtarıdır.

A. Büyük soruyu ele alın. Zihinsel dinginlik en büyük amacınız olmalıdır ve bu dönüm noktaları zamanlarında aşırı değerli bir özelliktir. Uzun vadede hiçbir şey sizin zihinsel ve fiziksel sağlığınızdan daha önemli değildir.

B. 10 amaç yöntemini deneyin. En önemli 10 amacınızı yazın ve bunları arasından da sizin hayatında en olumlu etkiyi yapacak olanı belirleyin. Bu sizin en temel amacınızdır ve diğer her şey bunun etrafında organize edilmelidir. Bu amacı gerçekleştirmek için kesin bir tarih belirleyin.

C. Sürekli eylem halinde olun. Temel nihai amacınızı tanımladıktan sonra, onu başarmak için eyleme geçin. Buna ulaşmak için bütün zihninizle odaklanmalısınız.

D. 20 milyon doları hayal edin. Eğer bankadan 20 milyon dolarınız olsaydı ve sadece 10 yıl ömrünüz kalsaydı, hayatınızı nasıl kolaylaştırırdınız? Sizin için ne önemli ve ne daha önemsiz olacaktı?

E. Hayatınızı değiştirmenin dört yolu vardır:

a. Belirli şeyleri daha fazla yapabilirsiniz. Hayatınız ya da işinizi geliştirmek için daha fazla yapmanız gereken şeyler nelerdir?

b. Bazı şeyleri daha hızlı yapabilirsiniz. İşinizin ve hayatınızın kontrolünü ele almak ve basitleştirmek için daha az yapabileceğiniz şeyler nelerdir?

c. Yeni bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz. Yeni bir amaç doğrultusunda atılabilecek basit bir adım hayatınızı önemli ölçüde basitleştirebilir.

d. Bazı şeyleri yapmayı olduğu gibi terk edebilirsiniz. Artık işe yaramayan faaliyetlere son vererek, günde ya da haftada çok fazla saat tasarrufu edebilirsiniz.

F. Hayati önemi olmayan görevleri eleyin. Öncelikler koymak, aynı zamanda belirli bir durumun sonuçlarıyla ilgili öngörülere sahip olmayı da gerektirir. Bunlar, daha büyük faaliyetler için zaman yaratabilmek bakımından önem taşır.

G. Zamanınızı farklı şekillerde harcayın. Zamanınız sınırlıdır. Faaliyetlerinizi, daha az iş ama daha fazla değer üretmek üzere yeniden kurgulamaya odaklanmalısınız.

H. Saatlik kazancınızı belirleyin. Bir saatte ne kadar kazanmak istediğinizi kararlaştırın ve bu kazancı sağlamayan işleri yapmayı reddedin. Eğer söz konusu iş hemen yapılmak zorunda değilse erteleyin ve elinizdeki işe odaklanın.

İ. Önceden plan yapın. İşleri basitleştirmek için zamanınızı ve etkinliklerinizi planlamalısınız. Belirlediğiniz amaçlara odaklanmanız üretkenliğinizi artırmanızı sağlayacaktır.

J. Takıntılı olmayın. Bu size zihninizin daha berrak ve sahip olmasını mümkün kılan bir sükunet alanı yaratır.

K. Öncelikli olanları önce ele alın. İlişkilerinizi en öne koyun. Fiziksel sağlığınıza dikkat edin. Gevşemeye ve hayatınızı basitleştirmeye vaktiniz kalmadığını hissettiğinizde, aslında bunun tam vakti olduğunu unutmayın.

18. ENERJİNİZİ KORUYUN: Fiziksel sağlığınıza mükemmel düzeyde önem gösterin. Kendinizi sürekli olarak önemli bir yarışa hazırlanan şampiyon bir atlet olarak hayal edin. Doğru gıdaları yiyin, bol bol dinlenin, bolca su için, her gün otuz dakika ya da daha fazla egzersiz yapın ve böylece en iyi fiziksel ve zihinsel performansınıza ulaşın.

A. Bol bol uyuyun. Bir dönüm noktasını aşmada hiçbir şey size dinlenmekten daha fazla yardımcı olamaz. Eğer yoğun bir yaşamınız varsa günde yedi ila sekiz saat uyku gereklidir.

B. Pillerinizi şarj edin. Ne kadar fazla duygusal sıkıntıyla karşılaşırsanız, duygusal pilleriniz de o kadar hızlı tükenir. Bu da sizi yaralar ve iyi performans göstermenizi engeller.

C. Kendinizi tamamen kapatın. Bazen zihinsel, fiziksel ve duygusal pilleriniz şarj etmenin en iyi yolu, kendinizi tamamen kapamaktır. Hafta sonu 36 saat çalışmaktan kaçınmak bunu yapmanın iyi bir yoludur.

D. Beslenmek, en temel enerji kaynağınızdır. Çalışırken beyniniz, bütün bedeninizin kullandığı enerjinin %80’ini tüketir. Yüksek kalite besinler tüketmek, beyinsel performansınızın zirve düzeylere yükselmesini sağlayacaktır.

E. Bol bol egzersiz yapın. Otuz dakikalık ya da daya büyük bölümler halinde egzersiz yapmalısınız. Egzersiz size stres zamanlarında sakin ve verimli olabilmeniz için gerekli zindeliği ve neşeyi sağlayan endorfin salgılamanıza yol açar.

F. Güne doğru başlayın. Güne nasıl başladığınız izleyen her şeyi belirler. Hiçbir şey sağlığınızdan daha önemli değildir.

19.İÇSEL BAĞLANTINIZI YAPIN: Bütün sorunları çözmenizi ve bütün amaçlara ulaşmanızı mümkün kılan evrensel bir zihin gücü vardır. Bütün büyük adamlar kaderlerini bu yüksek güve dayandırır ve bunun kendilerine, özellikle de dönüm noktalarında düzenli olarak ilham vereceğine ve rehberlik edeceğine inanırlar. Bir saatliğine ıssız bir köşeye çekilin ve “içinizdeki sakin, küçük sesi” dinleyin. Bu, ihtiyaç duyduğunuz cevabı tam olarak doğru zamanda bulmanızı sağlayacaktır.

A. Sınırsız gücü kullanın. Bir inanç, sükunet ve güven beklentisine dair, hepsi bir arada işe yarayacak bir tutum geliştirmelisiniz. Bu, yüksek bir bilinç halini aktive edecek ve hayatınızda işe yaramasını sağlayacak katalizördür.

B. Bu güce güvenin. Daha sakin davrandıkça, bu güç, dönüm noktasını aşma ve sorunlarınızı çözme konusunda daha hızlı işe yarayacaktır. Güveniniz ne kadar büyük olursa bu güç de ol kadar hızlı ve öngörülebilir şekilde işleyecektir.

C. Gözünüzü açık tutun. Alarm hallinde olmalı ve çözüm olasılıklarına karşı uyanık olmalısınız. Kendi kendinize yapacağınız pozitif konuşmalar sizi doğru bilinç halinde tutacaktır.

D. Değerli derslerin peşinde olun. Bu güç size, amaçlarınıza ulaşmak, başarılı ve mutlu olmak için gereken dersleri sağlayacaktır. Size yapılan en büyük lütuflar genellikle sorunlar, yenilgiler ve geçici başarısızlık maskesiyle gelmektedir.

E. Sükuneti öğrenin. Bir insan kendisiyle sakince vakit geçirmeyi öğrendiğinde, daha yüksek bir ruha sahip olacaktır. Daha yüksek bir güve geçiş sessizlik, dua ve sükunet içinde meditasyon yapmayı gerektirir.

F. Cazibe yasasına ulaşın. Dua ve derin düşünce, zihninizi, sorunlarınızı çözmede ve amaçlarınıza ulaşmada size yardımcı olacak fikirleri, insanları, bilgiyi ve kaynakları çeken bir mıknatıs haline dönüştürecektir. Bu güce bir kez ulaştığınızda her şeyi yapmak daha kolay hale gelecek ve daha kolay hale gelecek ve daha hızlı sonuç alınacaktır.

20.KRALLIĞINIZI KARAKTERİNİZ BELİRLER: Gerçek karakteriniz yetişkinliğin kaçınılmaz krizlerinde, işler terse gittiğinde, yenilgi anlarında yaşadığınız stres durumlarında ortaya çıkar. Kendiniz tüm meydan okumalara karşı önceden hazırlamalı ve hiçbir nedenle kişisel bütünlüğünüzü bozmamaya kararlı olmalısını. Herkes sizi izliyormuş gibi davranın, çünkü herkes sizi izliyor.

A. Herkes sizi izliyor. Bir dönüm noktasıyla karşılaştığınızda herkesin sizi izlediğini, söylediğiniz ve yaptığınız her şeye karşı duyarlı olduğunu unutmayın. Duygularınız ve davranış tarzınız diğerlerinkini de belirler.

B. En değerli varlığınızı tanıyın. İşinizde ve özel yaşamınızdaki namınız en değerli varlığınızdır. Bu, niteliklerinizin ve karakter özelliklerinizin en kıymetlisidir. Başardığınız ya da başaramadığınız her şey namınızı yükseltir ya da alçaltır.

C. Meydan okumalara karşı durun. Güçlü insanlar hayatın meydan okumalarına karşı durun. Güçlü insanlar hayatın meydan okumalarına karşı durur ve krizleri metanetle karşılarlar. Etrafınızdakilere örnek bir insan olarak daima kontrollü, uyanık, rahat ve sakin olmalısınız.

D. Krizi yayın. Bir kriz anında yapmanız gereken en önemli şeylerden birisi kendinizin ve şirketinizin değerlerini yeniden onaylamaktır. Özgüvenin kurulması, değerlere adanmışlığın bir göstergesidir.

E. Çözüm hakkında düşünün. Hızla alınabilecek özgün önlemleri hesaplayın. Artık değiştirileme olan geçmiş olaylar hakkında endişelenmeyi ya da tartışmayı reddedin. Bütün enerji çözümler bulmaya yoğunlaştırılmalıdır.

F. Sınavı geçin. Herhangi bir boyuttaki sıkıntılar bir sınav olarak ele alınmalıdır. Durum ne olursa olsun sınavı geçmeli ve hayatın daha yüksek kademelerine doğru ilerlemelisiniz.

G. Engellere karşı adım atmak. Bir krizle etkin olarak uğraşma yeteneği liderliğin en belirgin özelliğidir. Sorunları ya da güçlükleri daha güçlü ve akıllı, daha başarılı ve etkili olmak için fırsatlar olarak görmelisiniz.

21. BAŞARANA KADAR SABIRLI OLMAYI ÖĞRENİN:Asla teslim olmama konusundaki kararlılığınız nihai başarınızın garantörüdür. Yaşamınız boyunca sürekli olarak sorunlarla ve zorluklarla karşılaşacaksınız. Ancak her biriyle yüzleşip aştıkça olabileceğiniz en iyisi olacak ve yıldızlara doğru hareketinize devam edeceksiniz.

Böbreklerinizde Biriken Zehirli Atıkları Atabilmek İçin…

1559591_445129385683356_2186980505418821237_n[1]

Böbreklerinizde Biriken Zehirli Atıkları Atabilmek İçin Her Gün Saat 5-7 Arası Aç Karnına Su İçmeye Dikkat Edelim…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gece Uykusuzluk Yaşamamızın Bilinçaltındaki Nedenleri…

1936370_446160048913623_4675748846251090981_n[1]

YÜZÜMÜZDE ÇIKAN SİVİLCELERİN BÖLGELERİNE GÖRE NEDENLERİ.

1915393_447127505483544_1120362048141369964_n[1]

Gümüşün Vücuda Etkileri ,

940980_532528923580391_6875056597676455548_n[1]

 

GÜMÜŞÜN FAYDALARI NELERDİR?

Gümüşün Vücuda Etkileri ,

> Gümüş, çok etkili bir antibiyotik olarak kabul edilir. Gümüşün antibakteriyel etkisi, ondan çatal kaşık ve su kabı yapan insanoğlu tarafından yüzyıllar öncesinden keşfedilmiştir.

> Gümüşün ilk antibiyotik madde olduğu

düşünülmektedir. Tarihte gümüş metal yaprağı bir sargı bezi olarak kullanılmıştır.

> Küçük gümüş parçaları Romalılar tarafından yanıkları, kesikleri ve yaraları tedavi etmek için kullanılmıştır.

> Bugün gümüş, neredeyse enfeksiyon kontrolünün kritik olduğu her yerde, bandajlardan yanık tedavisinde kullanılan ilaçlara kadar sağlık ürünlerinde çok etkili antimikrobiyal özelliğinden dolayı kullanılmaktadır.

gümüşün vücuda etkileri
> Bunun yanında gümüş suyu da antibiyotik destek gerektiğinde ilaç etkisi gösterebilecek doğal bir karışım olarak oldukça etkilidir.

> Yapılan bazı araştırmalara göre gümüş iyonları, kemik gelişiminde etkili ve uyarıcıdır.

> Radyasyona karşı koruyucu etki gösterir.

> Yaklaşık 450 tür bakterinin DNA’sını bozarak yok edebilir etkiye sahiptir.

> Şeker, sedef, mayasıl, kaşıntı ve ayak kokusu olmak üzere birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »