KİLO PROBLEMLERİ,BOYUN AĞRISI, ACIYAN BOĞAZ VE TİROİD BOZUKLUKLARI HANGİ ÇAKRA?

12366420_1062790093761868_3297889169449481804_n[1]

Vishudda (boğaz) çakrası, omuzları, boğazı, gırtlağı ve tiroid bezini etkiler.
Nerede bulunur?
Mavi renkle temsil edilen bu çakra, yaklaşık olarak adem elması denen bölgenin ortasındadır.
Boğaz çakranızı hayalde canlandırma yoluyla harekete geçirmek:
Mavi bir çiçek hayal edin ve bu çiçeklerden birini alıp boğaz çakranızın üzerine koyduğunuzu gözünüzün önüne getirin ve taç yapraklarında bulunan mavi rengi emdiğinizi düşünün. 5-10 dakika boyunca bu egzersize devam edin.
Enerji noktasının yerini görmek için
Boğaz çakranızı refleksoloji yoluyla harekete geçirmek: Sağ ayak baş parmak kemiğinize 20-30 saniye kadar yavaş yavaş masaj yapın. Parmaklarınızdan birini bu çakra noktası üzerinde tutarak, mavi bir ışık hüzmesinin başınıza girdiğini ve boğaz çakranıza doğru yol aldığını hayal edin. Bu görüntüyü 3-5 saniye kadar kaybetmeyin ve daha sonra aynı egzersizi sol ayakla tekrarlayın

Kaynak: Gül Bayrak

Nasıl hissedip davranacağıma başkalarının karar vermesine izin vermem.

6071[1]

Bir iş adamı arkadaşıyla yürürken, her zaman gazetesini aldığı bayide durur. Adama ‘Günaydın’ der güler yüzle. Satıcı ekşi bir suratla ve gayet kaba bir şekilde gazeteyi uzatır. İş adamı gülümseyerek teşekkür eder, giderken de ‘İyi günler’ der.

Arkadaşı şahit olduğu bu kabalıktan şaşkın, ‘Bu satıcı hep böyle kaba mı davranır?’ diye sorar. ‘Evet, ne yazık ki öyle’ diye yanıtlar iş adamı.

Arkadaşı, ‘Peki, sen hep böyle nazik ve kibar mı davranıyorsun bu adama?’ diye üsteler.

‘Evet’ der iş adamı.

‘Peki, o sana böyle kötü davranırken sen niye ona ısrarla iyi davranıyorsun?’ diye merak eder arkadaşı.

İş adamı gülümseyerek, ‘Onun tavrının benim tavrımı etkilemesine izin veremem. Onun gibi davransaydım, benim davranışımı o belirlemiş olurdu. Günümü ona öfkelenerek berbat etmeye hiç niyetim yok. O mutsuz olmayı seçiyorsa, bunu değiştirmeyi de yine sadece kendisi seçebilir. Ama bir şey kesin. Nasıl hissedip davranacağıma başkalarının karar vermesine izin vermem.’

Ayaklarımızdaki bu refleks noktalarını ovalayarak uyarırsak o bölgelerdeki rahatsızları tedavi ederiz…

10338779_444623859067242_3045207204654748284_n[1]

İnsan, cüzdan kaybettiğini 4 saatte, telefon kaybettiğini 15 dakikada fark ediyor…

10269464_653021808174189_1992205380589536350_n[1]

Araştırmalara göre; insan, cüzdan kaybettiğini 4 saatte, telefon kaybettiğini 15 dakikada fark ediyor. Kendini kaybettiğinin ise farkında bile değil…

Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey

 Duygusal insanlar, diğerlerinden daha şanslı mı yoksa şanssız mıdır, hiç bilmiyoruz. Tek bildiğimiz hepimizin hayatında var oldukları. Ve bu insanları yerli yersiz ağlamalarından tanırız genelde. Ya da her duyguyu sonuna kadar yaşamalarından. Mutluluğu, üzüntüyü, sevinci, coşkuyu…

Biliyoruz, hiç kolay değil böyle yaşamak. Ama duygusuz ve hissiz olmaktansa çok daha kıymetli bizce. İşte sadece çok duygusal insanların anlayabileceği 14 şey.

1. Yeni doğmuş bir bebek ya da bir kedi; sizi duygulanmaya yeter de artar bile

1.yeni.dogmus Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 1

Dünyaya yeni gelen herhangi bir canlı, herkesçe sadece sempatik bulunurken, sizin için bambaşka bir olaydır. Hemen gözleriniz uzaklara dalar, bu büyük mucize üzerine düşünürsünüz uzun uzun… Etkisinden de çıkamazsınız bir süre. Duygularınız havada uçuşurken, diğerleri gibi davranmaya, gözlerinizde biriken yaşı akıtmamaya çalışırsınız.

2. Sevdiğiniz birinin doğum gününü kutlamak sıradan bir iş değildir sizin için

2.sevdiginiz.birinin Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 2

Anneniz, kardeşiniz ya da onlar kadar değer verdiğiniz birinin doğum günü olmaya görsün; derin duygularla geçer yine o gününüz. Bir doğum günü mesajı atmak ne kadar zor olabilir diyorsunuz değil mi? Çok zor olabiliyor gerçekten. O mesajı yazarken tüm samimiyetinizle, en içten duygularınızla yazacağınızdan, zaten sıkça olduğu gibi, gözleriniz dolu dolu olur.

3. Yakınını kaybetmiş birine baş sağlığı dilemekten daha zoru zaten yoktur

3.yakinini.kaybetmis Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 3

Duygusal insanlar, genelde yüksek empati yeteneğine de sahip olurlar. Dolayısıyla yakınını kaybeden herhangi biri varsa çevrenizde, siz de onun acısına çok yakın bir acı hissedersiniz. Aynı acıyı yaşamış kadar da üzülürsünüz. Neredeyse imkansıza yakındır ağlamadan ona teselli vermek. Çünkü sizin de teselliye ihtiyacınız vardır.

4. Kimseye yeterince kızamazsınız

4.kimseye.yeterince Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 4

Zaten bütün duyguları çok fazla yaşadığınız için sık sık yorgun düşersiniz. Bir de kızmak mı? Yok artık. Buna gücünüz genelde olmaz ve kızmanız gereken insanlara bile, yeterince kızamazsınız.

5. Bir sorunu karşılıklı oturup konuşma şansınızsa “sıfır” dır

5.bir.sorunu.karsilikli Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 5

Maalesef sağlıklı iletişim kuramadığınız bir gerçektir. Çünkü oturup konuşulunca çözülecek şeyler, sizin gözyaşlarınız yüzünden hep yarıda kesilir ve geç çözüm bulur. Küsersiniz ağlarsınız, barışırsınız yine ağlarsınız.

6. Katıldığınız her törende(mezuniyet, düğün vs.) en çok ağlayan daima sizsinizdir

6.katildiginiz.toren Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 6

Katıldığınız her törende sizi tanıyanlar tarafından göz hapsine maruz kalırsınız. Çünkü sizi tanıyanlar zaten bilir ilk ağlayanın siz olacağını.

7. Sizi özetleyecek kelime grubu: “Akmış göz makyajı”

tumblr_mxen5vzrCF1s7nsvgo5_500 Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey tumblr mxen5vzrCF1s7nsvgo5 500

Nerede ve ne zaman duygulanacağınız hiç belli olmadığı için, makyajınız akmaya mahkumdur. Siz de makyajınızı düzeltmeye tabii.

8. Dizi ya da film izlerken duygulandığınız sahnede, ağladığınızı belli etmemek için insanüstü bir çaba sarfedersiniz

Crying - eva wiseman Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 8

Ama çabalar nafiledir. Gözyaşlarınızı sessiz sessiz akıtsanız bile, aynı sessizlikle burnunuzu çekmeniz çok mümkün olmayabilir.

9. Fazla hassas olduğunuz için depresif duygularınız da sık sık depreşir

9.fazla.hassas Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 9

Kimse sizi anlamıyor biliyoruz. Melankolik de değilsiniz; sadece biraz hassassınız hepsi bu.

10. Bazı özel anları bazı şarkılarla eşleştirirsiniz kafanızda ve o şarkıyı duyduğunuz her yerde ühüüüüüü…

10.bazi.ozel.anlar Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 10

Umarız o şarkı, ağlama şansınız olmayan ortamlarda karşınıza çıkmaz.

11. Kimsenin hissedemediği şeyleri hisseder, kimsenin aklına gelmeyen şeyleri düşünürsünüz -ki bu iyi bir şey-

[TOPSHOTS A woman enjoys the a heavy rain in the Tampa area, August 27, 2012 in Florida. Due to severe weather with Tropical Storm Isaac and possible hurricane conditions expected to hit the Mexican Gulf, the Republicans have decided to cut short their National Convention by one day. AFP PHOTO/MLADEN ANTONOVMLADEN ANTONOV/AFP/GettyImages] *** [] Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 11

Ayrıcalıklı olan sizsiniz, çünkü duygu çeşitliliğiniz çok fazla. Bu yüzden “yaşadığınızı hissedersiniz”.

12. Muhtemelen burcunuz balık

12.muhtemelen.balik Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 12

13. Balık değilse bile yengeç

13.balik.degilse.yengec Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 13

14. İlerde yakalanma ihtimaliniz olan hastalık ise “verem”dir

Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Yalnızca Çok Duygusal İnsanların Anlayabileceği 14 Şey 14

Geçmiş olsun.

Dilek Üğüden

Kaynak: yorgo der ki

Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi’ye göre şöyle sınıflandırılmıştır:

548448_211803668932623_229882428_n[1]  297073_108602389252752_799175286_n[1]

 

Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi’ye göre şöyle sınıflandırılmıştır:

1. Rast makamı: İnsana sefa(neşe-huzur) verir.
2. Rehavi makamı: İnsana beka(sonsuzluk fikri) verir.
3. Kuçek makamı: İnsana hüzün ve elem verir.
4. Büzürk makamı: İnsana havf(korku) verir.
5. Isfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir.
6. Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.
7. Uşşak makamı: İnsana gülme hissi verir.
8. Zirgüle makamı: İnsana uyku verir.
9. Saba makamı:İnsana cesaret,kuvvet verir.
10. Buselik makamı: İnsana kuvvet verir.
11. Hüseyni makamı: İnsana sükunet, rahatlık verir.
12. Hicaz makamı:İnsana tevazu(alçakgönüllülük) verir.

Farabi Türk müziği makamlarının zamana göre psikolojik etkilerini de şu şekilde göstermiştir:

1. Rehavi makamı: yalancı sabah vaktinde etkili
2. Hüseyni makamı: sabahleyin etkili
3. Rast makamı: güneş iki mızrak boyu iken etkili
4. Buselik makamı: kuşluk vaktinde etkili
5. Zirgüle makamı: öğleye doğru etkili
6. Uşşak makamı: öğle vakti etkili
7. Hicaz makamı: ikindi vakti etkili
8. Irak makamı: akşam üstü etkili
9. Isfahan makamı: gün batarken etkili
10. Neva makamı: akşam vakti etkili
11. Büzürk makamı: yatsıdan sonra etkili
12. Zirefkend makamı: uyku zamanı etkilidir.

HANGİ MAKAM HANGİ HASTALIĞA İYİ GELİYOR?

1) RAST MAKAMI: Kemik ve beyne etkili. Fazla uyumayı engeller. Nabzın yükselmesine yardımcı olur. Özellikle çocuk bünyesinde nem hakim olduğu için; bu nedenle oluşan dengesizlikleri düzeltir. Akıl hastalıklarına iyidir.

2) IRAK MAKAMI: Kuşluk ve ikindi vakti etkilidir. Menenjit, beyin ve akıl hastalıklarına faydalıdır. Omuz, kol ve ellere etkilidir. Başın üst tarafına etkisi belirtilmektedir. Lezzet verir, düşünme ve kavrama konusunda etkilidir. Korku gidericidir. Saldırganlığı önleyici ve nevrotik hastaları tedavi edici etkisi vardır.

3) ISFAHAN MAKAMI: Ateşli hastalıklardan vücudu koruyucu özelliği vardır. Ense, boyun, omuzlar ve sol dirsek için etkilidir. Güven hissi, uyum sağlama, hareket yeteneği, zihin açıklığı, gönül yenileme, düzgünlük verme, zekayı açma ve hatıraları tazeleme özelliği vardır.

4) ZİREFKEND MAKAMI: Sırt, mafsal ağrılarına ve kulunca faydalıdır. Beyinle ilgili ağız çarpılmasına, kalp, ciğer, göğüs, kalça ve sağ omuza etkilidir.

5) BÜZÜRK MAKAMI: Kulunç ve beyin hasarı ile ortaya çıkan şiddetli hastalıklara yararlıdır. Güç kazandırır. Boyun, boğaz, göğüs, ciğer kalp ve yan böğür (basen) için etkilidir.

6) ZENGULE MAKAMI: Kalça eklemleri ve bacak içleri ile ilgisi bulunur. Kalp hastalıklarına, menenjit ve beyin hastalıklarına etkilidir. Beyin hastalıkları ve ruh hastalıklarının tedavisi için mide ve karaciğer ateşini yok eder. XIII. asırdan önce hicaz makamından ayrılarak oluşmuştur. Hayal ve sırlar telkin eder, uyku verir, masal duygusu verir.

7) REHAVİ MAKAMI: Sağ omuz, baş ağrıları, burun kanamaları, ağız çarpıklığı ve balgamdan gelen hastalıklara, akıl hastalarına faydalıdır. Doğuma yardımcı olur. Göğüs, mide ve yan böğür için faydalıdır.

8) HÜSEYNİ MAKAMI: Güzellik, iyilik, sessizlik, rahatlık verir ve ferahlatıcı özelliği vardır. Karaciğer ve kalbin iltihabını söndürür. Mide hararetini giderici özelliği vardır. Ateşli nöbetlerin giderilmesinde faydalıdır. Sol omuza etkilidir. Sıtma hastalığına iyidir.

9) HİCAZ MAKAMI: Kemiklere, beyne ve çocuk hastalıklarına tedavi edici etkisi vardır. Üro–genital sisteme ve böbreklere etki gücü fazladır. Alçakgönüllülük duygusu verir. Düşük nabız atımını yükseltir ve göğüs bölgesi diğer önemli etki alanıdır.

10) NİHAVEND MAKAMI: Kan dolaşımı, karın bölgesi, kalça, uyluk ve bacak bölgelerine etkilidir. Kulunç, bel ağrısı ve tansiyon rahatsızlıklarına faydalıdır.

11) NEVA MAKAMI: Göğsün sağ tarafına, böbreklere, omurilik, kalça ve uyluk bölgelerine etkisi vardır. Üzüntüyü giderir ve lezzet verir. Gönül okşayan makam adıyla bilinir.

12) UŞŞAK MAKAMI: Kalp, ayak rahatsızlıkları ile nikriz (damla) ağrılarına faydalıdır. Gülme, sevinç, kuvvet ve kahramanlık duyguları verir. Çocukları etkileyen yellerde ve erkeklerdeki ayak ağrılarına faydalıdır.

13) ACEMAŞİRAN MAKAMI: Kemiklere ve beyne etkilidir. Yaratıcılık duygusu ve ilham verir. Durgun düşünce ve duyguları canlandırır. Hanımlarda doğumu kolaylaştırır. Anne karnındaki çocuğun yanlış duruşlarının düzelmesine yardım eder. Ağrı giderici ve spazm çözücü özelliği vardır.

14) SEGAH MAKAMI: Şişmanlık, uykusuzluk, yüksek nabız, kalp, ciğer ve kas rahatsızlıklarına faydalıdır. Beyin nöronlarına etkisi vardır. Mistik duygular oluşturur.

15) PENTATONİK MELODİLER: Pentatonik müzik, Asya kökenli Türk musıkîsinin en önemli ve karakteristik özelliğidir. Kendine güven ve kararlılık verir, rahatlık sağlar. Çocuklara, 9–10 yaşına kadar sadece pentatonik müzik dinletilmesi öneriliyor.

İstiridye

istiridye-inci-kolye-yuzuk-kupe-seti-firsat[1]

 

Okyanusun dibinde yatan bir istiridye, su üzerinden akıp geçsin diye, kabuğunu açmış. Su içinden geçerken, solungaçları yiyecek toplayıp midesine gönderiyormuş. Aniden, yakınındaki bir balık, bir kuyruk darbesiyle kum ve çamur fırtınası yaratmış…

 

İstiridye de kumdan nefret edermiş, zira kum öylesine pürüzlüymüş,

kabuğunun içine bir kum tanesi kaçsa bile son derece rahatsız olurmuş. İstiridye derhal kabuğunu kapamış ama çok geç kalmış! Sert ve pürüzlü bir kum taneciği içeri girip, iç derisi ile kabuğun arasına yerleşmiş…

 

Aman Allahım! Şu kum tanesi istiridyeyi ne çok rahatsız ediyormuş. Ama, kabuğunun içini kaplaması için kendine verilmiş olan salgı hücresini hemen çalıştırarak, minik kum tanesinin üstünü kaplamaya başlamış. Ta ki, nefis, parlak ve düzgün bir örtü oluşana kadar…

 

İstiridye, yıllar yılı, minik kum taneciğinin üstüne katlar eklemeye devam etmiş ve sonunda müthiş güzel, parlak ve son derece değerli bir inci oluşmuş!

 

Bazen, karşı karşıya olduğumuz problemler bu kum taneciğine benzer. Bizi rahatsız ederler ve niye bize bu derece eziyet çektirip asabileştirdiklerine şaşarız, fakat azmin getirdiği cesaret ve kuvvetle, sorunlarımızın ve zayıflıklarımızın üstesinden geliriz.

 

Daha alçakgönüllü, dualarımızda daha ısrarlı, çevremizdekilere daha yakın, daha akıllı ve sorunlarımıza karşı daha dayanıklı hale geliriz. Gizli bir gücün yardımı ile birden, yaşamımızdaki pürüzlü kum tanecikleri, bize kuvvet veren değerli incilere dönüşür ve çoğumuza ümit ve ilham kaynağı oluştururlar…

 

Yazarı Bilinmiyor

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yaşamda cakralar hangi duygular ve eylemlerle bloklanir???

1910610_10153535543309934_2654538361688241680_n[1]

Yaşamda cakralar hangi duygular ve eylemlerle bloklanir???
Yada hep açıksa dengedeyse ve baglantidaysaniz neler olur???
Kısaca inceleyin istedim
Sizce hangi cakralariniz tıkalı???
Sevgilerimle
Shamanic asuman büyüksoy

TER KOKUSUNU YOK EDERKEN KANSERE YAKALANMAYIN..!

 10406457_755728251238646_4441232987899288037_n[1]

Çağımızda meme kanseri, kısırlık ve sakat doğumlar bütün kadınların kabusudur.

Uluslararası Kanser Ajansı Kadınlarda meme kanser insidansının bir önceki tahminlere göre %20, meme kanserinden ölümlerin ise %14 arttığını belirtmiştir. Meme kanseri kadın kanserleri içinde en fazla görülen ve en fazla ölüme neden olan kanserdir. Dünyada kanser olan her 4 kadından biri meme kanseridir.

Terletmeyen deodorant kullandığınız müddetçe KANSER RİSKİNİZ yüksek, koltuk altlarında lenfleriniz var, vücut buradan temizlenir ve vücut terleyerek toksinleri atar ve araştırmalara göre Göğüs kanseri en çok göğsün üst /dış tarafında başlıyor. Otopsilerde tümörler kesilerek araştırma yapılmış ve içinden bütün toksik maddeler çıkmıştır.

Kansere davetiye çıkarmayalım;

Tubitak yayınlarına göre kişisel bakım ürünlerinde bulunan kimyasal maddelerin 884’ü zehirli. Ayrıca 146’sı tümöre, 218’i üreme bozukluklarına, 314’ü biyolojik mutasyona, 376’sı deri ve göz tahrişine neden oluyor.

Fransa’daki bağımsız bir enstitünün yaptığı araştırmaya göre, deodoranlarda yüzde 36 sinda bir endokrin bozucu var. Yani kadının hormon dengesi ve beraberindeki birçok mekanizma bu madde yüzünden zarar görüyor.

Bu kimyasallar iç salgı bezlerini oluşturan sistemi etkileyerek hormon dengesini bozuyor. Az miktardaki dozu bile, özellikle meme ve prostat kanserlerinin artmasına ve kısırlığa yol açabiliyor.
Evsel ve kozmetik ürünlerde kullanılan kimyasalların bir kısmı, anne karnındaki bebeğin de hem psikolojik hem fizyolojik gelişimini etkileyebiliyor. Ayrıca, kısırlık ve sakat doğumlarda çok etkili.

Türkiye’de her yıl 300 bin kişi kansere yakalandığı ve her yıl 100 bin kişinin kanserden öldüğü , kanserin büyük bir süratle arttığı bir gerçek. Kanserden korunmak için günlük hayatımızda kullandığımız kimyasallar yerine doğal ürünlere dönmek lazım.

Ter kokusunu engellemek için vucüdumuzun toksit maddeleri atma sürecini tıkayarak kansere davetiye çıkarabilirsiniz.

Vücudumuzun yarattığı bu doğal süreçte ter, istenmeyen kötü kokular sorununa sağlığınıza zarar vermeden de çözüm üretebilirsiniz…

Uzman Doktor SEMİH GÖKART

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

SİNÜZİT İÇİN KOLAY DOĞAL TEDAVİLER..!

12366375_756161394528665_5320717805553676408_n[1]

Sinüziti tedavi etmek için mukusa sebep olan süt, rafine un vb. yiyeceklerden uzak durmalısınız ve burun tedavileri uygulamalısınız.

Sinüzit burun ve genizdeki iltihaplı sinüslerde ve burun çevresindeki kemiklerde oluşur. Bir çok nedeni olan bu sorun akut ve kronik olabilir.

Bu makalede sinüziti ve belirtilerini (aşırı mukus, tıkanma, dolu burun, başın bazı bölgelerinde ağrı, öksürük ve yorgunluk) tedavi etmek için kolay, ucuz ve doğal yöntemleri bulacaksınız. Ayrıca sizlere aşırı mukusa sebep olan yiyeceklerden ve bu doğal tedavileri uygulama yöntemlerinden bahsedeceğiz.

Doğal tedavi

Sinüziti doğal olarak tedavi etmek için aşağıdaki kolay, ucuz ve etkili yöntemi uygulayabilirsiniz.

Bunun için ihtiyacınız olan malzemeler:

Seramik veya plastik Tibet neti kabı:
Bu, küçük bir çaydanlığı andıran ve burun ile geniz kanallarını açmak için kullanılan bir araç. Neti kabını eczanelerde veya sağlık dükkanlarında bulabilirsiniz. Bu, burna aşırı kuvvet uygulayan spreylerden daha sağlıklı bir ürün.

Deniz tuzu:
Her kaşık tuza iki buçuk katı su ile karıştırın. Deniz tuzunu sağlıklı ürünler satan dükkanlarda, süpermarketlerde veya diğer dükkanlarda bulabilirsiniz. Yeterli miktarda bulamazsanız, 1 litre doğal su ile 3 çay kaşığı deniz tuzunu tamamen çözülene kadar karıştırın.

Kullanımı:

Neti kabı ile deniz tuzunu kullanarak sinüsleri temizlemek için:
Kullandığınız neti kabının ve suyun temiz olduğuna emin olun.
Tuzlu suyu neti kabına koyun ve başınızı kabın üstüne suyu yakalayacak şekilde yerleştirin.
Bunu her zaman nefes almak için ağzını açarak yapmalısınız. Sonra öne eğilin.
Neti kabını sol burun deliğine yerleştirin, rahatlayın ve suyun sağ delikten akmasına izin verin.
Ardından burnunuzu yavaşça nefes alarak aşırı mukus ve toksinlerden iyice temizleyin.
Aynı şeyi sağ burun deliğinize de uygulayın.

Faydaları:

Bu tekniği uyguladığınız zaman, aşağıdaki faydaları göreceksiniz:

-Daha iyi nefes alma kapasitesi.
-Sinüste bakteri veya toksin birikimine sebep olan mukusu atacaksınız.
-Gözler, kulaklar ve burnun diğer tıkalı bölgeleri temizlenir.
-Beyne bağlı sinir uçları aktifleşir.
-Migrenleri ortadan kaldırır.
-Konsantrasyonu arttırır.
-Uykusuzluğu önler.
-Zindelik ve rahatlama hissi.
-Horlamayı azaltır.
-Aşırı mukusa sebep olan yiyecekler

Burun kanallarını temizlemenin yanı sıra mukusa sebep olan yiyeceklerden kaçınmanız da önemli. Aşağıda bu yiyecekleri bulacaksınız:

Süt ürünleri, (özellikle inekten). Bunun yerine keçi, koyun vb. süt ürünlerini tercih edin veya sebzelerden üretilen sütleri için. (yulaf ezmesi, pirinç veya badem sütü gibi)
Rafine unlar, özellikle beyaz ekmek veya hamur işleri. Bu ürünleri tüketmeyin veya olabildiğince kaçının. Bunlar yerine galeta, pirinç veya mısır ekmekleri tüketin.

Diğer öneriler:

Bu tedavinin yanı sıra aşağıdaki etkili geleneksel tedavileri uygulayabilirsiniz:

Isırgan otu çayı: Temizleyicidir ve aşırı mukusu temizler.

Ezilmiş sarımsak: Bu mukusu azaltan mukolitik etkisi yaratır. Yediğiniz yemeklere ekleyebilirsiniz (ayrıca Tibet sarımsak kürünü uygulayabilirsiniz). Eğer sindirimde sorun yaşıyorsanız sarımsak takviyesi alabilirsiniz.

Sevdikleriniz için mutlaka paylaşın..!

kaynak: sağlık haberleri

Zu San Li / Uzun Ömür Noktası

12391103_10153773382824909_8544993495371996102_n[1]

Bir zamanlar babasından miras olarak çok değerli bir bilgi alan Zu San Li hakkında bir Japon efsanesi vardır: “uzun ömür noktası” veya “yüz hastalığın noktası”.

Babasının tavsiyesine uyarak Zu San Li her gün bu noktaya masaj yapmış ve onlarca imparatorun doğumuna ve ölümüne şahit olacak kadar yaşamış. Bu noktaya masaj yapmak, Uzak Doğu’nun binlerce yıldır uygulanan en eski tedavi metodlarından biridir. İnsan vücudunda bir yılın aylarını ve günlerini anımsatan 365 nokta ve 12 majör meridyen vardır.

Spesifik noktalara parmak baskısıyla uygulanan akupresur yöntemi belirli organlarla bağlantılı meridyenlerin ve kanalların öğretilerine dayanır. Çin tıbbında vücut bir enerji sistemi olarak görülür ve masaj organların fonksiyonel aktivitelerini ve enerji akışlarını etkileyebilir.

Zu San Li noktasını aktive etmek yenilenme ve iyileşme etkisi yaratabilir, yaşlanmayı önleyebilir. Çin’de bu nokta “uzun ömür noktası” olarak bilinirken, Japonya’da “yüz hastalığın noktası” olarak adlandırılır.

Zu San Li Noktasını Nasıl Bulacaksınız?

Vücudumuzda Zu San Li noktası diz kapağının biraz altındadır. Bu noktayı doğru tespit edebilmek için elinizi parmaklarınız aşağıya gelecek şekilde aynı dizinizin üstüne yerleştirin. Avuç içiniz dizinizi kaplasın. Örneğin sağ eliniz sağ dizinizin üstünde olsun.

Zu San Li küçük tırnağınız ile yüzük parmağınızın tırnağı arasındaki noktadır. Eğer bu şekilde doğru noktayı bulamıyorsanız yere oturup dizlerinizi kendinize çekin.

Ayaklarınız hala yerde olsun. Dizinizin altında daha yüksek bir alan fark edeceksiniz, parmağınızı onun üzerine koyup hafifçe bastırın. İşte bu nokta Zu San Li noktasıdır.

Japonlar Neden Bu Bölgeye “Yüz Hastalığın Noktası” derler?

Zu San Li noktası bedenimizin alt yarısındaki organların çalışmasını kontrol eder. Adrenal bezleri, böbrekler, cinsel organlar, sindirim kanalının uygun bir şekilde çalışmasından sorumlu bölümlerin içinden geçen omuriliğin fonksiyonlarını yönetir.

Zu San Li noktasına masaj yaparak insan sağlığının koruyucusu rolünü üstlenen en güçlü salgı bezleri olan adrenal bezlerinizin (böbrek üstü bezleri) aktivitesini artırmış olacaksınız.

Bu bezler kandaki hidrokortizon, adrenalin ve diğer önemli hormonları salgılarlar. “Uzun ömür noktası”na her gün düzenli masaj yaparsanız bedeninizdeki adrenal bezlerinin fonksiyonlarını şu şekilde normalize etmiş olursunuz:

1-Kan basıncının dengelenmesi
2. İnsülin, glikoz seviyelerinin dengelenmesi
3. Vücuttaki inflamasyonun azaltılması
4. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi

Zu San Li noktasına masaj yapmanın diğer faydaları:

-Sağlıklı sindirim sistemi
-Bağırsak ve sindirim sorunlarının giderilmesi
-Felç sonuçlarının tedavisi
-Özgüven kazanılması
-Stres ve tansiyonun üstesinden gelinmesi
-İçsel denge

Bu noktaya masaj yapmanın cinsel güçsüzlüğe, hıçkırığa, kabızlığa, gastrite ve idrar kaçırmaya da iyi geldiği düşünülüyor. Hatta bağışıklık sistemini güçlendiren bu masajın daha fit ve sağlıklı bir bedene sahip olmayı da sağladığına inanılıyor.

Zu San Li noktasına ne zaman masaj yapmalısınız?

Bu masaj sabah saatlerinde, öğle yemeğinden önce yapıldığında daha etkilidir. Her diz için saat yönünde dairesel hareketlerle (parmağınızı yavaşça bastırarak ve bastırdığınız noktada bir süre kalarak) yaklaşık 10 dakika kadar yapılmalıdır. Başlamadan önce sakin nefesler alıp vererek ve hislerinize konsantre olarak kendinizi sakinleştirin. Masajı oturur pozisyonda yapın.

Mümkün olduğunca masaja konsantre olun ve şifa sürecinin başlamasına izin verin. Bu masajın uyarıcı bir etkisi vardır.

Akşamları Zu San Li noktasına saat yönünün tersine masaj yapanların haftada 400-500 gr kilo verdikleri de söyleniyor.

Siz yine de uyarıcı etkisizliğinden dolayı uykunuzu kaçırmaması için yatağa gitmeden önce bu masajı yapmamaya dikkat edin. Yeni Ay zamanı masajın etkisinin arttığı da akupresur uzmanlarının iddialarından biri.

Zu San Li noktasına masajı Yeni Ay’dan 8 gün önce her sabah yapmaya başlarsanız yaşlanma sürecini yavaşlatması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi ve yukarıda saydığımız faydaları sağlaması söz konusu.

Öğle yemeğinden önce bu noktaya yapacağınız masaj hafızanızı, kardiyovasküler ve sindirim sisteminizi de güçlendirebilir.

Öğleden sonra ise stres, baş ağrısı, huzursuzluk, uykusuzluk için bu masajı yapabilirsiniz.

kaynak: şamil erkan

Kış Gündönümü (21 Aralık) ve Yeni Yıl Gelenekleri

Aralık içinde en önemli tarih şüphesiz kış gündönümüdür. Kış Gündönümü Güneş Tanrı’nın doğuşu olarak umut ve neşeyi beraberinde getirmektedir.  21 Aralık Kış Gündönümü en eski zamanlardan beri kutlanagelmiş özel bir doğa bayramıdır. Eski Türklerin Nar-dugan, norsların Yule, keltlerin ve druidlerin Alban Arthan, Romalıların Mithra’nın doğuşu ya da saturnalia olarak bildikleri bu doğa bayramı mevsim döngüsünün çarkının sonunu ve yeni başlangıcı temsil etmektedir. Artık kışın karanlığı kendini aydınlığa bırakır… Bu yüzden yeni yıl süreçlerinden biri olarak kabul edilirdi.

Aralık ayı ve 21 Aralıktan Yeni yıla kadar olan süreç çok büyüleyicidir ve  özeldir. Kışa girmemize rağmen umut ve neşe zamanıdır… Norsların 21 Aralık için kullandığı YULE kelimesi JOL ve JOY yani “NEŞE” kelimesiyle ortak kökenden gelir. İnsanlık kendini bildi bileli Aralık ayı en önemli doğa döngüsü süreci olarak kutlanagelmiştir. Bu süreç o kadar kadim ve kolektif bilinçaltında o kadar güçlüdür ki, bu dürtüye ve sihre direnmek mümkün değildir…

Kış Gündönümü doğa bayramının kutlanmasının ne kadar eski olduğu bilinmemektedir. Ama birçok kadim yapının (Antik Mısır’ın sfenksi ,  göbeklitepe –göbeklitepedeki tüm yapılar aynı newgrange gibi güneye bakar, Kışgündönümü ise Güneş’in güneydeki en düşük noktasında gerçekleşir.  Haliyle bu giriş, 21 Aralık ve güneş döngüsünün izlenmesi için harika bir açıyı gösterir- ve Druidlerin newgrange’i –stonehenge girişi 21 haziranı gösterir yani yaz gündönümünü- dahildir) 21 Aralık’ı tespit etmek için uygun açıda inşa edildiği ortaya çıkmıştır. Bu da şu anlama geliyor; 21 Aralık birçok medeniyet için çarkın bitişi ve başlangıcıydı. Bu açıdan çok çok önemlidir.

21 Aralık en uzun gecedir ve kışın başlangıcı olarak görülür. Ama eski zamanlarda bir başlangıç olarak umudu taşırdı çünkü Güneş Tanrı’nın doğuşunu temsil ederdi. Peki bu ne anlama geliyor?

Bir Doğa Döngüsü olarak 21 Aralık

Eski bilge ve kadim inançlarda doğa döngüleri, hem ruhsal döngülerdir (bizim hayatımızı ruhsal ve fiziksel olarak da etkiler) hem de fiziksel döngülerdir. Her bir döngünün unsuru Tanrı veya Tanrıça motifiyle süslenmiştir. Güneş, burada karşımıza Güneş Tanrı veya kelt geleneğinde Meşe Kral (meşe tanrı) ya da Eski Türklerde Gün Hhan (21 Aralık Nardugan olarak geçer; nar doğan yani ateşin doğuşu, güneşin doğuşu manasındadır) olarak çıkar. Güneş Tanrı Eylül’de ölür daha doğrusu Toprak Annenin karnına geri döner, 21 Aralıkta ise yeniden doğduğu düşünülürdü. İşte bu doğuşun günüdür…

Mithra, İsa, Horus, Attis, Meşe Kral ve daha nice Güneşle bağlantılı tanrısal arketipin doğum günü olarak 21 Aralık (ve 25 aralık) karşımıza çıkar. Bunun bir önemli nedeni de astronomik bir döngüdür.

Yaz gündönümünden kış gündönümüne kadar günler kısalır ve soğur, işte bu güneş tanrının ölümünü yani gücünü kaybetmesini daha doğru ifade edersek gücünü toprağa vermesini temsil eder. Güneşin doğuşu izlenirse, güneşin gittikçe sönükleştiği ve toprağa yaklaştığı yani metoforik olarak “ölmekte” olduğu gözlemlenir. 31 Ekim olduğunda artık son hasat yani ölüm zamanı çoktan gelmiştir… Yeryüzünden en düşük konumda gözüken Güneş 21 Aralık (ve onu takiben 25 Aralık’a kadar) duraklar ve yeniden yükselmeye başlar. 1 derecelik bu yükseliş nedeniyle günler uzamaya ve ısınmaya başlar. (21 Aralık en uzun gecedir, bundan sonra geceler kısalır, günler uzar çünkü Güneş Tanrı doğmuştur ve büyümeye başlayacaktır). İşte bu yüzden “Güneş Tanrı’nın doğumu” olarak mitlerde ve eski inanışlarda geçer…

Güneşin doğuşunun kutlandığı bu özel günde, Güneşle bütünleşmek kalan kışı bereketli, güvenilir ve korunaklı geçirmek anlamına gelmektedir. Yani umudu ve neşeyi içeren bir ay olarak betimlenirdi, hem de kışın kapıda olmasına rağmen….

İşte bu içselleşmiş pozitif yaklaşım ve 21 Aralıktan yeterli umudu ve neşeyi alma, kışın rahat geçmesi için çok anlamlıdır. Eskiler Aralık ayı kutlamalarında şunu söylerlerdi; “Kederli değilim kış gelse bile, Güneş Tanrı doğdu üzerimize”

GELENEKLER

Evi Arındırın

Aralık ayında mutlaka güzel enerjilerin ve umudunun neşenin girebilmesi için evi arındırın. Bunu yapmak oldukça kolay… Alacağınız bir adaçayını tütsüleyerek, tüm evde dolaştırabilir ve evi arındırabilirsiniz. Bunun yanı sıra sirke ve tuzlu suyla evi silmek evin arınmasını hızlandıracaktır.

Hediyeleşin

Hediyeleşme geleneği Kış gündönümü kadar eskidir. Eski Türkler akçam ağacı altına birbirleri için hediyeler bırakılardı. Aynı şekilde norslar ve keltler birbirlerine hediye verirlerdi.

Hediye vermek, koşulsuz ve sevgiye dayalı bir enerji alışverişidir. Siz o kişiye bir hediye verdiğinizde sevginizi ve güzel niyetinizi –iyi dileklerinizi- vermiş olursunuz. BU yüzden bu Aralık ayı sürecinde ister 21 Aralık ister yılbaşı, hiç fark etmez, birbirinize hediye alın. Hediye ederken mutlaka güzel bir niyet cümlesiyle hediye edin, ki o hediye yıl boyu o enerjiyi yaysın. “Bu sana bereket bolluk getirsin tüm yıl.” “Sağlık sıhhat ve huzurla kullan”. Gibi..

Eski zamanlarda hediyeleri herkes kendi yapardı. Bu tahtadan oyulmuş bir totem olabileceği gibi, örülmüş giysiler de olabilir. Eğer hediyeye kendi emeğinizi koyarsanız çok daha güzel olacaktır.

Ağaç Süsleyin

Ağaç süsleme geleneği Hristiyanlıktan gelmiş gibi gözükse de çok daha eskidir. Pagan geleneğidir. Ağaç olarak genelde “çam” ya da “meşe” kullanılırdı. Çam, her daim yeşil kaldığı için ölümsüzlüğü ve yeniden doğuşu dolasıyla çamın süslenmesi Güneş’in yeniden doğuşunu temsil ederdi. Keltler Ateş ve güneş sembolü olan Meşe ağacı altında ritüellerini yaparlardı. Eski Türkler Akçam altında yaparlardı.

Lütfen ağaç süsleyecekseniz kesilmiş ağaç kullanmayınız. İki ihtimaliniz var; ya sentetik ağaç süsleyerek evinize dinamik neşe enerjisi getirebilirsiniz. Ya da küçük fidan şeklinde bir çam ya da ağaç alıp onu süsleyip, uygun vakitte adak olarak toprağa ekebilirsiniz. Ben fidan olarak alıp bahara doğru ekmeyi tercih ediyorum. Böylelikle doğaya da katkı sağlamış oluruz.

Ağaç süsledikten sonra dileklerinizi küçük bir kağıda yazıp ağaç altına koyabilirsiniz. (Doğaya gömerken bu dilekleri de gömmelisiniz). Böylelikle ağaç büyüdükçe dileklerinizde büyüyecek ve köklenecektir.

Ateş Yakmak ve Yule Kütüğü

21 Aralık sürecinde en önemli gelenek ateş yakmaktır. Mutlaka ama mutlaka evinizde ateş yansın. Bu yakacağınız mumlar da olabilir. Ama bir ateşin sürekli yanması, yütkselen güneşin umut enerjisini evinize çekmeye ve bereketi arttırmaya yeterdir.

Eski zamanlarda yule kütüğü dedikleri bir gelenek vardı. Şehirde büyük bir şenlik ateşi yakılır, ateşte büyük bir kütük kullanılırdı. Bu kütüğün yanışı güneşin doğuşu ve onurlandırılması anlamına gelirdi. Kütük yandıktan sonra oradaki külü herkes evinin eşiğine sürerdi ki tüm yıl korunsun ve bereket gelsin. Siz de şömineniz varsa bir meşe odununu niyetle ritüel olarak yakabilir, külünü kapı eşiklerine serperek korunmak için kullanabilirsiniz.

Meşe Palamadu ve Aralık Sepeti

Meşe güneşi temsil ettiği için meşe palamadunu salonunuzda bulundurmak yıl boyu sizi koruyacak ve güneşin sıcak enerjisini getirecektir. Meşe palamatlarını toplamadan önce ağaçtan izin istemeyi unutmayın.

Ayrıca yapacağınız bu sepetin içine karanfil, tarçın, doğal taş (ametist), meşe palamutlarını da koyarak salonunuza yerleştirebilir ve tüm yıl o enerjiden faydalanabilirsiniz

Evinizi ve Kendinizi Renklendirin

Kırmızı, beyaz ve yeşil bu sürecin en önemli renkleridir. Bu renk kombinasyonlarıyla evinizi süsleyebilirsiniz. Kırmızı beyaz ve yeşil ipten öreceğiniz küçük totemler yapıp evinize asabilirsiniz.

Hatta yılbaşında kırmızı çorap, kırmızı iç çamaşırı giyme söylenceleri de buradan geçmiştir. Kırmızı güneş ve ateşin rengi olduğu için, bu enerjiyi celp etme yani çekmek için uygulanır. Mutlaka kırmızı tonlar kullanın ve evinizde kırmızı eşyalar barındırın bu süreçte.

Kapıya çelenk asma, ökse otu asama

Bir diğer gelenek ve uygulama da kapıya çelenk asma geleneğidir. Eskiler çobanpüskülü ya da ökse otu asarlardı. Ökse otlarından çelenk yaparak kapıya asabilir ve evinizin yılbaşı boyunca korunmasını garantiye alabilirsiniz.

İçinizde neşeyi ve umudu taşımak

En önemli gelenek ise bu süre zarfında, tüm soğuğa rağmen, güneşin yükseldiğini ve tekra sıcakların başladığından emin olarak neşe ve umudu yüreğinizde taşımaktır. Bu aslında metaforik bir anlatımdır. Burada amaç, her ne kadar soğukta, yalnızlıkta, ölümde ve bitişte olsanız da, güneşin ve ışığın doğmak üzere olduğunu, her şeyin geçeceğini ve bu yüzden hiçbir şeye takılı kalmadan neşeyle umutla ilerlemeniz gerektiği bilgisidir…

İstediği kadar güneşler batsın, karanlık ve soğuklar, ayazlar hayatımıza dahil olsun, bilin ki Güneş yeniden yükselecek ve hayatımıza ışığı ve sıcaklığı yeniden getirecektir. İşte Aralık bize bunu hatırlatır….kaynak: farkındalık atölyesi

Ankhamaya Farkındalık Atölyesi olarak güzel bir yıl geçirmeniz dileğimizle =)

Efe ELMAS

Auranızı Hissetme ve Deneyimleme

human aura[1]

1- Kendinizi rahat hissdedecek şekilde oturun Önceden bir gevşeme alıştırması iyi gelecektir

2- Avuç içlerinizi 15-30 saniye güçlüce ovuşturun Bu onların duyarlılıklarını harekete geçirecek

3- Ellerinizi avuç içleri birbirini görecek şekilde 30cm kadar öne uzatın Elleriniz birbirinden 60cm uzakta olsun

4- Yavaşça ellerinizi birbirine yaklaştırın, birbirine dokunmadan en çok yaklaştırabileceğiniz kadar yaklaştırın

5- Yaklaşık 15cm kadar birbirinden uzaklaştırın Bunu yavaşça tekrarlayın

6- Bu alıştırmayı yaparken ne hissettiğiniz yada duyumladığınıza dikkat edin Bir basınç duygusu deneyimleyebilirsiniz Başka duygular da olabilir, uyuşma, kaşınma gibi, hatta elleriniz arasında büyüyen bir kalınlık hissedebilirsiniz Isı yada serinlik de hissedebilirsiniz Hatta nabız gibi atma duygusu bile deneyimleyebilirsiniz

7- Bir iki dakika çalışın ve duygularınıza ve duyumlarınıza dikkat edin Hayal kurup kurmdığınızla ilgili olarak endişe etmeyin Başklarının deneyimlerinden farklı olabilecğei konusunda endişe etmeyin,herşey mükemmel gidiyorUnutmayın ki, siz kendi özgün aura titreşimine sahipsiniz, bu nedenle farklı deneyimlerinizin olması doğaldır Sadece neyi deneyimlediğiniz önemlidir

8- Bu alıştırma,konsantrasyonu geliştirmeye de yardımcıdır Ayrıca,enerji alanınızın cildinizin üzerinde durmadığını da fark etmenizi sağlar İzlenimlerinizi bir deftere not edebilirsiniz, bu size yeteneğinizi geliştirdiğinizde geri dönüp kendinizi karşılaştırmaya yardımcı olabilir Bu size bedeninizin etrafındaki süptil enerjileri deneyimlemede ilerleme kaydettiğinizi gösterecektir

9- Yukarıdaki alıştırmayı bitirince, bir adım ötesine geçmek isteyeceksiniz Daha az kullandığınız kolunuzun üstündeki giysiyi sıyırın Daha çok kullandığınız elinizi, çıplak kolunuzun 30cm üstünde tutun

10- Yavaşça elinizi kolunuza yaklaştırın Hissedebileceğiniz herhangi birşeye dikkat edin Enerjinizi hissetmeden önce kolunuza ne kadar yaklaştınız?
Unutmayın ki, hissedeceğiniz basınçı sıcaklık, serinlik, kalınlık vb olabilir Daha çok ellerinizin arasında hissettiğiniz duyguya yakın olacaktır

O kadar güçlü olmayabilir ama hissetmeniz gerekir Hissedemezseniz,yavaşça tekrarlayın
Unutmayın ki, çevrenizdeki süptil enerjilerin şuurlu olarak farkında olma yeteneğinizi yeniden uyandırıyorsunuz
Kitap ismi:Aura
Yazar:Ted Andrew

‘İyi Günde Kötü Günde’ Demeden Önce İki Tarafın da Söz Vereceği 50 Şey

1. İlişkimizi rutinleştirmeyeceğime.

2. Seni güldürmeye çalışmaktan vazgeçmeyeceğime.

3. Seninle aynı anda aynı fikirde olmam gerekmez ama sadece tartışmak için tartışma yaratmayacağıma.

4. Seninle sevgiliyken geçirdiğimiz tüm tatlı anları tekrar tekrar yaşamaktan vazgeçmeyeceğime.

5. Seninle yeni deneyimler yaşamayı bırakmayacağıma.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

 

6. En yakın arkadaşın olmaktan vazgeçmeyeceğime.

7. Seninle yeni maceralar yaşayıp dünyayı beraber keşfetmeyi ihmal etmeyeceğime.

8. Birlikte yaptığımız sorumsuzluklarda “suç ortağın” olmayı bırakmayacağıma.

9. Yatak odamızın heyecanını kaybetmeyeceğime.

10. Sana ne kadar güzel olduğunu söylemekten bıkmayacağıma.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

11. Senin için güzel gözükmeyi bırakmayacağıma.

12. Seni önemsemekten vazgeçmeyeceğime.

13. Sana olan tutkumu kaybetmeyeceğime.

14. Birbirimize “seni seviyorum” demeyi bırakmamıza izin vermeyeceğime.

15. Söylememize artık gerek kalmadığında bile seni sevdiğimi söylemeyi ihmal etmeyeceğime.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

16. Varlığına, hislerine, isteklerine duyarsızlaşıp kayıtsız kalmayacağıma.

17. Kokunu sevmeyi bırakmayacağıma.

18. Gülüşünü sevmeyi bırakmayacağıma.

19. Sana her gördüğümde sana bir kez daha aşık olmaktan vazgeçmeyeceğime.

20. Seninle tüm hayallerimizi gerçekleştirmekten daha azına razı olmayacağıma.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

 

21. Tüm vaktimizi birlikte geçirmesek de beraber vakit geçirmeyi istemekten vazgeçmeyeceğime.

22. Seni heyecanlandırmaktan vazgeçmeyeceğime.

23. Koşullar ne kadar zorlaşırsa zorlaşsın, “biz”den vazgeçmeyeceğime.

24. Seninle birlikte risk almaktan vazgeçmeyeceğime.

25. Bana karşı olan heyecanını kaybetmene izin vermeyeceğime.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

 

26. Her sabah uyandığında yatağın diğer yanında olmaktan vazgeçmeyeceğime.

27. Hatalarım olacağını bilsem de senin için “daha iyisi” olmak için çabalamaktan vazgeçmeyeceğime.

28. Hatalarının olacağını bilsem de sana çok kızdığımda bile seni affetmekten vazgeçmeyeceğime.

29. Hem kendimizi hem de ilişkimizi daha güçlü kılmak için çalışmayı bırakmayacağıma.

30. Bana olan sevginin gözümdeki değerini azaltmayacağıma.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

 

31. Her şeyim olduğunun aklımdan çıkmasına izin verip senden fazlasına ihtiyaç duymayacağıma.

32. Benim hayatımın senin için ne kadar önemli olduğunu bildiğim için kendi hayallerimin peşinden gitmekten vazgeçmeyeceğime.

33. Senin de kendi hayallerinin peşinden gitmeni asla engellemeyeceğime.

34. Seninle hayatı ve hayatın anlamını sorgulamaktan vazgeçmeyeceğime.

35. Saatler süren sohbetlerimizin bitmesine izin vermeyeceğime.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

36. Aramızın bozulmasına izin vermeyeceğime.

37. Sana karşı kin tutmayacağıma.

38. Bizi birbirimize bağlayan hiçbir nedeni unutmayacağıma.

39. Kendini yalnız hissetmene izin vermeyeceğime.

40. Daima yanında olduğumu unutmana izin vermeyeceğime.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

41. Desteğe ihtiyacın olduğunda sana sarılıp, seni teselli etmeyi bırakmayacağıma.

42. Seninle anı yaşamaktan vazgeçmeyeceğime.

43. Beraber sürdüreceğimiz geleceğimizi planlamayı ihmal etmeyeceğime.

44. “Kötü polis” olmayı istemem, ama konu çocuklarımıza gelince senin “iyi polis” olmanı engellemeyeceğime.

45. Sensiz yaşlanmayı hiçbir zaman istemeyeceğime.

'İyi Günde Kötü Günde' Demeden Önce İki Tarafın da Yapmamaya Söz Vereceği 50 Şey

46. İyi ya da kötü yaşadığımız hiçbir şeyi unutmayacağıma.

47. Seni kaybetmeyi hiçbir zaman istemeyeceğime.

48. Aramızdakinin bitmesine hiçbir zaman izin vermeyeceğime. (Gerek kalmayacağını bilsem de.)

SÖZ VERİYORUM!

SÖZ VERİYORUM!

 

49. Beni bırakıp bu dünyadan çekip gitmene dayanamam.

50. Ama bensizliğin acısını yaşamana izin vereceğime seni kaybetmeyi tercih ederim. Senden sonra çok yaşamayacağımı bilsem de…

Soyları Tükenmekte Olan Awa Kabilesinin Yaşamını Gözler Önüne Seren 14 Fotoğraf

Amazon’un derinliklerinde soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Awa kabilesi, çocuklarını, silahlarını ve evcil hayvanlarını taşıyarak Doğu Brezilya‘daki ormanları kateden kadim bir kabile.  Onları köleleştiren Avrupalı sömürgeciler ve üzerinde yaşadıkları toprağı çalan çiftlik sahipleri yüzünden soyları tükenme tehlikesiyle karşı karşıya. 500 yıl önce Brezilya’nın Maranhao eyaletinde onbinlercesi yaşayan Awalar’dan bugün geriye yaklaşık 400 kişi kalmış.

Herşeye rağmen, vahşi hayatla uyum içerisinde yaşıyorlar: Çoğu Awa ailesi birkaç vahşi hayvanı evcil hayvan olarak sahipleniyor ve kabilenin kadınları bu yavru hayvanları büyüyene kadar emziriyorlar.

Bu insanlar yeryüzünden silinmeye o kadar yakınlar ki, modern dünyadan uzakta ve güvende kalmaya çalışıyorlar. Bunun sonucu olarak, pek az insan Awa kabilesiyle tanışma şansı yakalıyor. Fotoğrafçı Domenico Pugliese bu fevkalade kabile ile zaman geçirme, hatta onları eğlendirme fırsatı bulmuş. İşte yakaladığı muhteşem kareler:

1. Awa kabilesi vahşi hayatla öyle uyum içerisinde ki, kadınlar hayvanları emziriyorlar.

Awa kabilesi vahşi hayatla öyle uyum içerisinde ki, kadınlar hayvanları emziriyorlar.

Pugliese: “Bebeklerini emzirdikleri gibi sincap ve maymunları da emziriyorlar.” diyor. “Bu bizim köklerimizden ne kadar uzaklaştığımızı gösteriyor. Doğaya öyle yakınlar ki. Hatta ‘yakınlar’ değil de şöyle demeliyim: onlar doğanın bir parçası.

2. Çoğu Awa ailesinin birkaç evcil hayvanı olduğu için kabilenin çocukları hayvanlarla iç içe büyüyorlar.

Çoğu Awa ailesinin birkaç evcil hayvanı olduğu için kabilenin çocukları hayvanlarla iç içe büyüyorlar.

Pugliese, Awalarla ilk olarak 2009’da, gazeteci bir arkadaşı yağmur ormanlarına yapacağı iki günlük bir yolculukta kendisine eşlik etmesini isteyince tanışmış.”Sürat teknesinin motorunun sesini duydular ve nehrin kıyısına geldiler.” diyor. “Başka bir dünyada olmak gibiydi; açıklanamaz bir histi.”

3. Sömürgecilerin kabileyi yok olmanın eşiğine getirmesinden sonra pek az insan Awalarla temasa geçmiş.

Sömürgecilerin kabileyi yok olmanın eşiğine getirmesinden sonra pek az insan Awalarla temasa geçmiş.

Dünyalarına girmeye çalışan bu yabancı hakkında Awaların ne düşündüğü başlangıçta belirsizmiş, ancak daha sonra gülecekleri bir şey bulmuşlar: “Yetişkin bir erkeğin bekar olmasını anlayamıyorlar. Bana tavsiyeler vermeye çalışıyorlar. Nereden geldiğimi bilmiyorlar. ‘Dünya’ diye bir kavramları yok. Onlara nereden geldiğimi ya da yaşam tarzımı açıklayamıyorum. Onlara göre, ailesi olmayan bir adam olmak akıl almaz bir durum.”

4. Aile kavramı kabile için çok önemli.

Aile kavramı kabile için çok önemli.

Aile, Awalar için çok önemli bir kavram ve bu yalnızca insanları kapsamıyor. Evcil hayvanlarını da ailenin fertleri olarak kabul ediyorlar.

5. Evcil hayvanları, sert kabuklu yemişleri kırmak ve meyve toplamak konusunda kabileye yardımcı oluyorlar.

Evcil hayvanları, sert kabuklu yemişleri kırmak ve meyve toplamak konusunda kabileye yardımcı oluyorlar.

Yaban domuzu, sincap, muhabbet kuşu ve aguti olarak bilinen büyük kemirgenleri evcilleştiriyorlar; ancak en sevdikleri hayvanlar maymunlar.

6. Yaklaşık 400 kişilik nüfusa sahip olan kabilenin 60 üyesi dış dünyayla hiç temasa geçmemiş.

Yaklaşık 400 kişilik nüfusa sahip olan kabilenin 60 üyesi dış dünyayla hiç temasa geçmemiş.

1835’te Maranhaolu kabileler Avrupalı hükümdarlara karşı ayaklanmış. Beş yıl süren bu isyanlar boyunca 100.000’e yakın yerli öldürülmüş. Awalar, soykırımdan kaçmak amacıyla göçebe bir hayat tarzını seçmek zorunda kalmışlar. Bu yeni yaşam tarzıyla birlikte, nasıl tarım yapılacağını veya ateş yakılacağını unutmuşlar.

7. Awaların çoğu çiçek, kızamık ve grip gibi dışarıdan getirilen hastalıklar yüzünden hayatlarını kaybetmiş. Hayatta kalanlar ise şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere köleleştirilmiş.

Awaların çoğu çiçek, kızamık ve grip gibi dışarıdan getirilen hastalıklar yüzünden hayatlarını kaybetmiş. Hayatta kalanlar ise şeker kamışı tarlalarında çalıştırılmak üzere köleleştirilmiş.

 

8. Küçük bir çocuk ailesinin evcilleştirdiği hayvan ile. Bu hayvanlar vahşi doğaya geri bırakıldıklarında bile kabilenin bir üyesi sayılıyorlar.

Küçük bir çocuk ailesinin evcilleştirdiği hayvan ile. Bu hayvanlar vahşi doğaya geri bırakıldıklarında bile kabilenin bir üyesi sayılıyorlar.

Vahşi doğaya geri dönen bu hayvanlara, kabilenin bir parçası olduklarını ifade eden ‘hanima’ ismi veriliyor.

9. Doğayla bu kadar uyum içinde olmalarına rağmen, Amazon ormanlarını kasıp kavuran yangınlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu yangınların, araziyi tarla haline getirmek isteyen çiftlik sahipleri tarafından çıkarıldığı düşünülüyor.

Doğayla bu kadar uyum içinde olmalarına rağmen, Amazon ormanlarını kasıp kavuran yangınlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bu yangınların, araziyi tarla haline getirmek isteyen çiftlik sahipleri tarafından çıkarıldığı düşünülüyor.

 

Awaların sözcüsü Tatuxa’a şöyle diyor: “Hükümetin yardımına ihtiyacımız var. Tek başımıza bu yangınları söndüremeyiz. Orman, meyve ve av hayvanları ile dolu… ve hepsi yok oluyor! Akarsularımız da kurumanın eşiğinde. Nerede avlanacağız? Nereden bal toplayacağız? Bugün çok üzgün ve endişeliyim.”

10. 1835’te Maranhaolu kabileler Avrupalı hükümdarlara karşı ayaklanmış. Beş yıl süren bu isyanlar boyunca 100.000’e yakın yerli öldürülmüş.

1835'te Maranhaolu kabileler Avrupalı hükümdarlara karşı ayaklanmış. Beş yıl süren bu isyanlar boyunca 100.000'e yakın yerli öldürülmüş.

 

11. Primatlar, kabile için önemli bir besin kaynağı olsa da, emzirdikleri bir hayvanı asla yemiyorlar.

Primatlar, kabile için önemli bir besin kaynağı olsa da, emzirdikleri bir hayvanı asla yemiyorlar.

 

12. Kabilenin korunması için bir kampanya başlatan Survival International için poz veren bir Awa.

Kabilenin korunması için bir kampanya başlatan Survival International için poz veren bir Awa.

1982’te Dünya Bankası ve AB, Brezilya‘ya yerlilerin topraklarının korunması için 600 milyon dolar borç vermiş, ancak yasadışı ağaç kesenler kabilenin varlığı için bir tehdit oluşturmaya devam etmiş.2003 ve 2010 arasında 450 kabile üyesi öldürülmüş. Üç yıl önce, 8 yaşındaki bir Awa, çiftlik sahipleri tarafından topraklarında gezindiği gerekçesiyle canlı canlı yakılmış.

13. Dışardan gelenler tişört gibi görünürde zararsız hediyeler vererek kabilenin hassas dengesinin bozulmasına sebep olabiliyorlar.

Dışardan gelenler tişört gibi görünürde zararsız hediyeler vererek kabilenin hassas dengesinin bozulmasına sebep olabiliyorlar.

Ancak Awalar tişörtlere bayılıyor. “Tişörtleri çok seviyorlar.” diyor Pugliese. “Kafalarında bir fabrika canlandıramayacaklarına göre bu tişörtlerin nereden geldiğini sanıyorlar bilmiyorum. Belki de ağaçtan geliyor diye düşünüyorlardır. Neticede onlar her gün ağaçlardan alışveriş yapıyorlar.”

14. Bir kadın çocuğuyla ormanın ortasındaki nehirde yıkanırken. Ormanlar tarım ve yangınlar nedeniyle yavaş yavaş yok oluyor.

Bir kadın çocuğuyla ormanın ortasındaki nehirde yıkanırken. Ormanlar tarım ve yangınlar nedeniyle yavaş yavaş yok oluyor.