Beyninizin SAĞ tarafını mı, yoksa SOL tarafını mı çalıştırıyorsunuz ? Ya da DENGELİ beyine sahip insanlardan mısınız ?
Beyninizin SAĞ tarafını mı, yoksa SOL tarafını mı çalıştırıyorsunuz ? Ya da DENGELİ beyine sahip insanlardan mısınız ?
Yurtdışına seyahate çıkmak, sadece tanınan tarihi eserlerin önünde poz vermek değildir” diye düşünen ancak gittiği ülkeleri ve şehirleri daha yakından tanımak için doyurucu bir kaynak bulamayanlar için yeni bir site kuruldu.
Şu anda Yayın Direktörü Özhan Yiğitler kontrolünde veri girişi yapılan gezegence.com çok yakında yayında olacak. Ayrıca gezegence.com ile; 8-11 Aralık 2011 tarihleri arasında İzmir Uluslararası Fuar Alanı’nda gerçekleştirilecek olan, ‘Turizm Fuar ve Konferansı’nda olacağız. A235 stant numarasıyla 2. salondayız.Özhan Yiğitler, bilgisayar kitapları çevirmiş ve yazmış. Uzun yıllar Microsoft’ta çalışmış. İrlanda’da Windows’u Türkçeleştirme projelerinde çalışan Yiğitler, yurda döndüğünde ünlü gazeteci Coşkun Aral ile çalışmaya başlamış. Bu sayede pek çok ülke hakkında derin bilgi edindi. O zamanlardan aklına düşen gezegence.com projesi için 2009 yılında çalışmalarına başladı. Yiğitler’in amacı gittikçe yüzeyselleşen bilgi kaynaklarına daha derinlikli bir alternatif oluşturmak. Gezegence.com’un kısaca amacı şu: Yurtdışına herhangi bir ülkeye giden kişiye ihtiyacı olan her türlü bilgiyi sağlamak. Her türlü bilgiden kasıt ise yiyecek, barınma, ulaşım, hava koşulları gibi temel ihtiyaçların yanı sıra tarihi eserlerin gerçek ve uzun hikayeleri, ülkeler arası tarihi- sosyolojik etkilerin günümüze yansımaları, nerede nasıl davranılması gerektiğinden tutun aklınıza gelebilecek pek çok şey.
Site, başlık açtığı her ülke ve şehir için gerçek bir rehber olma iddiasında. Yiğitler, eTohum’un 2010 yılındaki 40 projesinden biri olan web girişimi için, 200 fotoğrafçı, yazar ve gezginle bir işbirliği ağı kurmuş. Bu insanlardan alacağı doğru, tarafsız ve ayrıntılı bilgi ve fotoğrafları kullanıcıları ile paylaştığı sitenin gelir modeli ise sunduğu bilgi ve belgeye ihtiyaç duyacak olan her türlü şirketin ürün ve hizmetlerinin satışından elde edeceği aracılık payı ve tanıtım gelirleri. Aracılık payı sistemi, bir internet sitesinin link verdiği başka bir site üzerinden satış yapması ve satıştan bu siteye de pay vermesi anlamına geliyor.
Neden bir turizm sitesi?
Benim yayıncılığa her zaman merakım vardı, zaten yıllarca bu alanda çalışıp çeviriler ve kitaplar yazmıştım; üzerine de Microsoft’ta Windows gibi dünyaca yaygın bir işletim sistemini Türkçeleştirmiştim. Sonra belgesel yapımlarında Coşkun Aral ile çalışmaya başladıktan sonra gezegence.com fikri oluşmaya başladı. Bu birikimlerimi insanlara hizmet edecek ve onların işini görecek bir projede değerlendirmek istedim.
Coşkun Aral’la neler yaptınız?
2004- 2009 yılları arasında o belgeseller hazırlarken ona her konuda yardımcı oldum. BT desteği, araştırma, arşivleme ve benzeri. Gezegence’nin tohumları olabilecek fikirleri de o zamanlar geliştirmeye başladım. Aral’la dünyayı ve ülkemi gezerken arşivler araştırdım ve üretilen içeriği de arşivlerken çok şey öğrendim. Örneğin, kafatası avcılarından yeryüzünden silinmekte olan topluluk ve yaşam tarzlarına dek pek çok görseli belleğime kazıma fırsatım oldu.Aklınıza gelebilecek pek çok konuyla ilgili birinci elden sağlanan bilgiye ulaşma olanağım oldu. Bugün bile, başta Güneydoğu Asya ülkeleri, Hindistan, Afrika kıtasının pek çok ülkesiyle ilgili görsel belleğimde bulunmakta. Bu deneyim, bu projedeki çalışmama büyük ivme kazandırdı. Örneğin, genç ve başarılı belgesel fotoğrafçılarından Umut Kaçar ile beraber davet üzerine Suriye’nin başkenti Şam’a seyahat ettik. Yalnızca 5 günde 1300 km’ye yakın yol yaparak 50 farklı konuyu inceledik. Yaşanan olumlu olumsuz her şey bana katkılar sağladı.
Türkiye’de var olan en kapsamlı kaynak Gezegence olacak
Gezegence.com’un çok ve doğru bilgi sunmak gibi bir iddiası var, neden buna vurgu yapıyorsunuz?
Yaşadığımız bu dönemde, bilgi para eden bir şey değil. Örneğin TV, kesinlikle bilgi mecrası değil, bir eğlence aracı. Çünküreklam tabanlı bir gelir modeli var. Kalıcı programlar yapanların tek gelir kaynağı sponsorlar. Sponsorun desteği olmadan bilgi kitlelere ulaşamıyor. Dünyanın en yüksek dağına çıkmak ya da okyanusları tek başınıza kürekle geçmek önemli değil. Projenize kaynak sağlayacak sponsor bulmak önemli. Coşkun Aral ile çalışırken TV ve sponsorluk mekanizmaları nasıl işliyor bunları gördüm. Ayrıca Türkiye’de arşiv ve kaynak eksikliği var. İyi kaynakların çoğu henüz Türkçe’de bulunmuyor.
Neden kaynak az?
Bunu eskiden “halkımızın insanının bilgiye olan meraksızlığı” diye yorumluyordum ama şimdi Türk insanının bilgiye ulaştırılmaması diye düşünüyorum. Çoğunun işi ve ailesi dışında kendine özel bir uğraşı (hobi) da olmadığından, insanımız, günü yaşamıyor, yalnızca geçiştiriyor. Siz insanları anlamsız yapay gündem konularıyla meşgul edersiniz, o zaman asıl konulara ilgilerini yitiriyorlar ve dünyayı bir dizi ya da bol ödüllü bir yarışma izler gibi izliyorlar. Bu konuda batı da doğu da bizden ileride. Neden böyle oluyor? Çünkü Türkiye’de bilgiye para ödenmediği için bilgi üretenler kaliteli içerik üretemiyor. Sizin sunduğunuz içeriğin değeri düşülüyor. Böylece düşük bedellerle üretilen haber ve içeriğin doğruluk, tarafsızlık ve derinlik açısından pek çok soru işareti oluyor.
Gezegence.com hangi kalitede bilgi sunma iddiasında?
Amacımız bir mecra oluşturulması ve bu mecralarda insanlara, istediği ve ihtiyaç duyduğu bilginin sunulması. Bu bilgi dünyaya dair bilgi. İdeolojik yönetimlerin empoze etmeye çalıştıkları resmi ideolojiden uzak, evrensel doğruların gerektirdiği bilgi. Ben biliyorum ki dünya üzerinde gitmek istediğim ama dil bilmediğim veya başka nedenlerden dolayı gidemediğim yerler var. Peki sahip olduğum bilgiler gerçek mi yoksa dezenformasyon mu?
Yurtdışına giden neyi merak ediyorsa bu sitede
İnsanlar hangi konular hakkında bilgiler bulabilecek sitede?
Mesela bir ülkeye çalışmaya gideceğim, nerede ev bulabilirim, nerede yiyip içebilirim, nerede konaklayabilirim soruları başta olmak üzere, yurtdışına çıkan birinin sağdan soldan toplamaya çalıştığı bilgilerin tamamı ve daha fazlası burada olacak. Aynı zamanda turla veya tek başınıza gittiğinizde öğrenemeyeceğiniz ayrıntılar da olacak. Paris turu mesela çok klasiktir, önce Eiffel Kulesini ardından birkaç mekan daha gezersiniz ve tur tamam. Oysa daha öğrenilecek onlarca tarihi, kültürel ve sosyolojik ayrıntılar var. Ancak, gideceğiz ülkeyle ilgili fazla bilgi alabileceğiniz Türkçe kaynak yok. Daha çok bilgi almak isteyenler kime başvuracaklarını bilmiyor. Yurtdışına dil öğrenmek için gitmek isteyenler var örneğin, bu insanlar Prag ve Güney Afrika’nın İngilizce öğrenme merkezi olduğunu belki hiçbir yerden duyamayacaklar. İnternet kolaylıkla araştırabilen bir mecra ama binlerce sonuç var ve doğrusunu siz hislerinizle buluyorsunuz. Tüm bunları tek çatı altında toplayacak, tarihi ayrıntılar verecek, gerçekten ihtiyaç olan tüm bilgileri sunacak Türkçe bir kaynağa ihtiyaç vardı, biz onu sağlayacağız. Acenteler de kendileri için gereken ama bir türlü sağlayamadıkları bu tür bilgi ve deneyimleri gezegence.com ile işbirliği yaparak müşterilerine sunabilecek. Bu da ürünlerinin duyurulmasına ve satışlarını artmasına neden olacak.
Yurtdışına geziye gitmek isteyen biri sitenizde neler bulacak?
Bugün biri çıkıp klasik batı müziği temalı bir tura gitmek istese bununla ilgili bilgileri kimden alabilir, acenteler onlara bu bilgiyi sağlar mı? Klasik batı müziği üzerine bir şehri gezmek üzerine kaç kişi gidebilir? Fransa’da şarap turu yapacak insanlar bulabilir misiniz? Şam’a gitseniz, Emevi Camisi’nin tarihi, mimari ve inançla ilgili önemini sunabilecek kaç tane tur yapılıyor. Götürüyorlar “bakın ne kadar güzel” diye gösteriyorlar. Mesela orada dünyanın sayılı mimarisi güzellikleri var, ama buna vurgu olmadığından siz de göremiyorsunuz. Zaten daha çok “gittim, gördüm, fotoğraf çekindim geldim” oluyor. İlişkisinde hayalkırıklığına uğramış kadınlardan sıklıkla duyduğumuz “Her kadın biraz Budist’tir çünkü hayatının bir döneminde öküze tapmıştır” sözü aslında dünyaya ne kadar ilgisiz olduğumuzu gösteren güzel bir örnektir. Öncelikle, Budistler öküze tapmaz, Budizm’in Hinduizm paralelinde gelişen bir inançtır ama din değildir. Hindular inek bir tanrıları olduğu için ineğe saygı gösteririler ama tapmazlar. Az bir parça bilgi nasıl önyargı ve hurafelerin oluşmasına zemin hazırlıyor. Dünya bizi tanımıyor diye şikayet etmek yerine öncelikle biz dünyayı doğru öğrenmeliyiz.
Gezegence’de hangi ülke ve şehirlerle ilgili bilgiler olacak?
Amacımız bu bilgileri, kaynakları, referansları paylaşmak, bu siteyi geliştirerek dünyada 232 ülkeyle ilgili temel siyasi bilgiler ve daha fazlasını vermek. Ama o ülkeye gittiğiniz zaman ulaşım nasıl olacak, nerede kalabilirim, ne yerim, ne içerim, mutfakları nasıl, başım belaya girse nereyi arayacağım? Yolda arabam arızalansa ne yapabilirim, trafik kuralları nasıl, tapınakta nasıl davranmalıyım, ne yapmamalıyım? Emevi Camisi’nde neden mozaikler var, bu ne anlama geliyor, bu mimari neden bu şekilde gibi? Dahası bu bilgileri aldıktan sonra, kullanıcı oraya gidince, kendisi fotoğraflar çekip, kendi derlediği içeriği diğer üyelerle paylaşabilir, kendi gezilerini harita üzerinde görebilir.
200 fotoğrafçı, gezgin ve içerik sağlayıcı var
Bu içerikleri şu anda kim sağlıyor?
Şu anda 200’e yakın fotoğrafçı, gezgin ve yazarla bağlantı halindeyiz; bu sayı hızla artıyor. Bu insanlar içerik sağlıyorlar ve kendileri zamanla içeriklerinden gelir elde edecekler. Yani sağladıkları içerikleri üzerinden yapılan satışlardan pay alacaklar. Ürettikleri içerik, ticari bir hareketin aracısı olacak ve değer kazanacak. Bu bir hayır işi değil. İçeriği üretenler şu an özel işler yapan insanlar ve şirketler. Bu insanlar para kazanmak zorundalar. Bu nedenle bu kadar ayrıntılı ve değerli bilgi üretmeye çalışıyoruz. Sonuçta içerik sağlayıcı olarak 200’e yakın insan 84 ülkeyle ilgili bilgi sağlayacaklar.
Bu insanların ve yazıların seçimini de titizlikle yapıyoruz. Bu nedenle bilgiler doğruluk açısından sıkıntı yaratmayacak. Bilginin paylaşımı güzel ama güvenilir bilginin paylaşılması daha önemli. Bütün amacımız para kazanmak değil. Ancak gelir elde etmek bu projenin yaşamsal bir konusu. Yarattığımız mecra ile bilgi ve belge üretenlerin de bir ekosistem içinde yaşayabilmesini istiyoruz. Üretilen bilgi kaynağı da takipçilerimize hizmet edecek. Çünkü insan gittiği yere bilgisiz gidip dönerse tatmin olamaz. Derinlemesine bilgi alması gerekiyor. Örneğin, tarihi bağımız olan Suriye yeniden keşfediliyor. Karşılıklı vizelerin kalkması çok büyük bir adımdı. Suriye başlattığı olağanüstü tanıtım ve turizm çalışmalarıyla Türkiye’den daha çok ziyaretçi gelmesini sağlıyor. Biz Şam’la ilgili olayları yakın zamana dek Batı kaynaklı merkezlerden alıyorduk. Oysa artık orada en küçük bir gelişme olduğunda, hemen doğrusunu duyuyoruz. Çünkü medya kuruluşları artık oralarda temsilci bulunduruyor.
Size içerik sağlayanlar nasıl para kazanacak?
İnternet ölçülebilir bir mecra olduğu için içerik üreticilerin aldığı hit sayısı belli olacak. Böylece gösterime göre reklamdan, ürün ve hizmet satışından para kazanacaklar. Bunun ayrıntılarını zaten iş ve içerik ortaklarıyla bire bir görüşüyoruz. 200’e yakın içerik sağlayıcı zaten dünyanın değişik yerlerinde yaşıyor. Bunların arasında, Tibet, Tayland, Nepal, Hindistan vb. ülkelerde yaşayanlar da var.
Son kullanıcı için bir bedel söz konusu mu?
Sunulan bilgiler ücretsiz, son kullanıcı para ödemeyecek. Yerine kayıtlı üyelik sistemimiz var. Üye olmayanlar da bilgi alabiliyor ama üye olmanın avantajları saymakla bitmiyor. Paylaşmak, not almak, saklamak, vb. Eylemler için üyelik gerekiyor. Sonraki aşamasında daha etkileşimli bir sosyal ortam haline gelmesi amaçlanıyor. 2011 yılı için en popüler 40 ülke üzerine yoğunlaşacağız. Ama esas odak noktamızda görülmeye değer yerler var; bunların sayısı ve içerikleri inanılmaz çok çalışma gerektiriyor.
Projenin gelir modelinin takvimi nedir?
Ben ve iş ortaklarımın ana gelir kaynağı bu projeden farklı. Ancak şu an bile proje sayesinde gelir ve kazanç elde etmeye başladık. Elbette 2011 yılında bunun daha da artacağını tahmin ediyoruz. Bu proje bir içerik projesi; yavaş ve sancılı ilerlemesi çok doğal. Internet ve mobil ortam bizim için yalnızca bilginin kolay düzenli dağıtılabilmesi için bir ortam. Projenin mobil ayağı da planlama halinde; gelir modeli ve başka sektörlerle olan işbirliğimiz bu sayede daha hızlı artacak.
BT konusunda büyük bir suiistimal var
Bu tür girişimlerde BT kısmı en zorlu aşamalardan biridir, siz nasıl yaptınız?
BT konusunda çok fazla zaman ve para kaybettik, kandırıldım. İnsanlar istediklerini yaptıracak profesyonel bulamıyor ve düşündüklerinin çok azına çok yüksek bütçeler ödemek zorunda kalıyorlar. Sonra istediğim gibi yapmak için bir çerçeve altyapısı buldum. Bu sistemde, var olan açık kaynak kodlu altyapıları internet üzerinden kodculardan satın alıyorum, özelleştirme yaptırıyorum. Eskisine göre çok daha az bir bütçeyle bütün altyapıyı yarattım. Bundan sonrası daha kolay olacak, yaptığımız işe reklam almak kolay. Hit almakla ilgili sorun yok, bu kadar net ve benzersiz bir site ilgi çekecek, bunu biliyorum. Gerçek anlamda bugün böyle bir siteye ihtiyaç var.
e-Tohumla tanışmanın size nasıl bir katkısı oldu?
Burak Büyükdemir ile tanıştıktan sonra projemi anlattım. eTohum toplantılarına katıldığım zaman diğer yatırımcı ve girişimcileri görünce benimki farklı geldi. Orada çok ilgi çekeceğini düşünmedim. eTohum toplantılarından çok şey öğrendim. Özellikle konferanslarda belli başarılar elde eden insanların hikayelerini duymak, konuyla ilgili sorular sormak, insanlarla tanışmak, deneyimleri incelemek benim çok işime yaradı. Web girişimciliğinin sanıldığı kadar kolay ve dinamik bir çalışma olamayacağını öğrendim. Bu sayede projemi daha iyi değerlendirmek fırsatını elde ettim. Benim projem yavaş ve kararlı şekilde adım adım ilerliyor. Hedeflerimize istediğimiz tarihlerde ulaşıyoruz.
Şşşşttt ‘Sen ! Evet Evet Sen. Bu Yazıyı Okuyan Tatlı İnsan. İyi ki Varsın ve Seviliyorsun. ‘♥ .)
1990’ların başında bilim adamları Amerikan ordusu adına hislerimizin, vücudumuz dışında çok uzakta bulunan canlı hücrelerimiz üzerinde bir etkisi olup olmadığını araştırdı. 1993 yılında “Advances” adlı dergide ordunun deneyleriyle ilgili bir makale yayınlandı. Söz konusu deneyde, DNA ile alındıkları kişinin duyguları arasında bir bağlantı olup olmadığı incelenmiştir.
İlk önce deneklerin ağzından doku ve DNA örnekleri alınmış, bunlar izole edilerek binanın diğer bir bölümüne götürülmüştü. Amaç, özel olarak geliştirilmiş cihazlarla DNA’ların alındıkları kişiye uzakta olsa bile onun hislerine tepki verip vermediklerini ölçmektir. Bu deneye katılan kişilerde, çeşitli duygular uyandırmak için, onlara erotik resimlerin yanı sıra savaş sahnelerini yansıtan, komik durumları gösteren ve şiddet içerikli resimler de gösterilmiştir. Bilim adamları katılımcılara her çeşit duyguyu yaşatmak için resimleri, bütün duygu yelpazesini örtecek şekilde hazırlamıştı. Yine araştırmacıların büyük bir çoğunluğu DNA’nın etkilenebileceğinden şüpheliydiler. Ama mevcut fizik kurallarının altüst eden birey gözlemlediler.
Bilim adamları deneye katılan kişide duygular oluştuğu sırada elektriksel reaksiyonlar tespit edebilmişlerdi. DNA, halen alındığı kişinin vücudundaymış gibi bir hal alıyordu. Daha sonra mesafe 350 mile kadar açılmış ancak kişi ve DNA arasındaki etkileşim aynı anda ölçülmüş ve ikisinin her defasında eş zamanlı gerçekleştiği tespit edilmişti. DNA sanki hala vericinin vücudundaymış gibi hızlı reaksiyon veriyordu.
Hislerimiz, düşündüğümüz veya inandığımız her şey, saniyenin milyonda biri kadar bile bir gecikme olmadan DNA’mız tarafından algılanmaktadır. Titreşimlerimizden etkilenen DNA’nın yanı başımızda ya da dünyanın öbür ucunda olmasının hiçbir önemi yoktur. Artık bilim adamları tüm duygu ve düşüncelerimizin iletilmesinden, bahsettiğimiz enerji alanının (matriks, kuantum alanı) sorumlu olduğundan eminler. Hem de sadece ışık hızıyla değil ondan çok daha hızlı bir şekilde
Bir zamanlar Bağdad’da çok zeki ve bilgili, Şenn adında bir adam yaşamaktaydı. Bu adam bir gün kendisi gibi bilgin ve akıllı bir kız bulup evlenmek için atına atlayıp yola çıktı. Yolda birine rastladı. Adam köyüne gidiyordu. Şenn de adama katılıp birlikte yolculuk etmeye başladılar.
Şenn adama sordu: – Ben mi seni yükleneyim, yoksa sen mi beni yüklenirsin? Adam: – Bu nasıl söz? İkimiz de atlıyken birbirimizi nasıl yükleniriz? diye cevap verdi. Biraz ilerleyip köye yaklaştıklarında,
Şenn biçilmiş ekinleri görünce tekrar sordu: – Bu ekinler yenmiş mi yenmemiş mi? – Be cahil adam! Ekini saplarıyla görüyorsun da yenip yenmediğini mi soruyorsun? Köye varınca bir cenazeye rastladılar.
Şenn yine sordu: – Bu tabutun içindeki ölü mü, yoksa diri mi? Adam: – Yahu, senin gibi ahmak ve cahil bir adam görmedim! Diye çıkıştı. Adamcağız, bu sorularına bir mana veremediği yol arkadaşını o gün evinde misafir etti.
Evde Tabaka isminde bir kızı vardı. Kız babasına misafirin kim olduğunu sordu. Adam da onun kendisine sorduğu aptalca soruları sıraladı ve pek ahmak bir adam olduğunu söyledi.
Fakat kız dedi ki: – Baba, o adam ahmak değil.
Birinci sorusu, ‘ben mi söze başlayım sen mi?’ demektir.
İkincisi, ‘ekin sahipleri onun parasını yemişler mi acaba?’, üçüncüsü de, ‘acaba bu ölü kendi adını yaşatacak evlat bırakmış mıdır?’ demektir.
Bunun üzerine adam, Şenn’in yanına dönüp soruların cevabını aktardı. Şenn ise: – Bu sözler senin değil. Sahibini açıklar mısın? deyince, adam kendi kızı olduğunu söyledi.
Şenn: – Ben işte böyle bir kız arıyordum, diyerek onunla evlenmeye talip oldu. Anne-babasının da rızasıyla Tabaka ile evlenen Şenn, kızı alıp ailesine götürdü. Çevre halkı da bu evlilik karşısında, ‘vâfeka şenn tabaka’, yani ‘kap kapağına uygun düştü’ dediler. Çünkü ‘şenn’ su kabı, ‘tabaka’ ise kapak anlamındadır.
Türkçemizde ise bu söz; ‘tencere yuvarlandı, kapağını buldu’ atasözüne dönüşmüştür
Doğal Sabun yapımını madde madde yazıyorum.
Her bir litre su için 350 gr toz (kristal) kostik ve3 litrezeytinyağı kullanılıyor.
Suyun saf (kireçsiz) olması öneriliyor.
Not: Eğer 90 dakikanın sonunda karışım hala muhallebi kıvamına gelmemiş ise ölçünün suyu fazla gelmiş olabilir. Bu durumda fazla suyu buharlaştırmak için ateşin üzerinde ısıtılarak karıştırmaya devam edilmeli.
Renk için sıvı gıda boyaları kullanılabilir.
Not: Gözlerinize ve ellerinize dikkat edin… Somuçta kimyasal maddelerle uğraşıyorsunuz…

Ne güzeldir birine ” İyiki Varsın” Diyebilmek ..! İyi ki VARSINIZ!!!
İSKAMBİL KAĞITLARINDAKİ ŞEKİLLERİN ANLAMI NEDİR?OSMANLICA BURÇ İSİMLERİ–
koç : davar-ül kurban
boğa : sığır-ül camış
ikizler : adem-ül çift-i aynen
yengeç : mahluk-ül derya-ül böcekvari
… aslan : malukat-ül vahşi
… başak : nebatat-ül arpa vü yulaf
terazi : endaze-i kantar
akrep : haşerat-ül zehr-i zıkkım
yay : silah-ül zemberek
oğlak : davar-ül sakal-ı sivri
kova : damacana
balık : mahsulat-ı derya

http://testyourself.tr.msn.com/olcer/Başınız_sıkıştığında_ne_yapmak_istersiniz/Start.aspx
Herkesin başına gelir. İçinden çıkılmaz bir sorun yumağı haline dönüşür hayat. Böyle zamanlarda aklımıza yalnızca bir çözüm gelir. Her çıkmaz sokağın sonuna yerleştiririz o çözümü ve genellikle işe yarar. Sizin çıkmaz sokaklarla başetme yönteminizi öğrenmek istedik bu testte

Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak öleceği söylenir.Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesi zehirler.
Kral, kızına demirden bir tabut yaptırır. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır
Büyüyüp yaşımız ilerledikçe bazı duygularımızın hayatımıza önemli katkıları oluyor, bazıları ise körelip oldukları yerde kalıyorlar. Hayatımızın yönünü çizense yaş geçtikçe önem kazanan yoğunlaşan duygularımız oluyor. Peki sizin hangi duygunuz daha ön planda. Bilimle arasında herhangi bir bağ bulunmayan bu duygusuz testimiz size bu sorunun cevabını versin
http://testyourself.tr.msn.com/olcer/hangi_duygunuz_daha_yo%c4%9fun/Test.aspx