@, 1500′ lerde, bir fıçının 13’te birine karşılık gelen ticari bir ölçü biri olarak kullanılmaktaydı…

Hemen her gün e-posta yazarken veya e-posta adresimizi birilerine verirken bu işareti kullanıyoruz.

Peki ama @ işaretinin gerçek anlamını ve nereden geldiğini biliyor musunuz?

Bu işaret 473 yıl önce, günümüzde ki anlamı ve kullanımından çok farklı bir amaca hizmet ediyordu. @ işaretinin bilinen ilk kullanımına 4 Mayıs 1536 yılına Francesco Lapi adlı Floransalı bir tüccarın yazdığı bir mektupta rastlandı.

 Lapi yazdığı mektubunda İspanya’daki şarap fiyatlarından bahsederken @ işaretini kullanmıştı. O zamanlarda, bir fıçının 13’te birine karşılık gelen, ticari bir ölçü biri olarak kullanılan @, daha sonra daktilolara da girdi. Zaman için kullanımı değişen işaret bir süre sonra belli bir ürünün birim fiyatını belirtmek için kullanılmaya başlandı. Yani insanlar artık “tanesi 5 liradan 10 ürün” gibi bir tanım kullanmak yerine “10 ürün @ 5 lira” demeye başladılar. 1971 yılında Ray Tomlinson ise bu işaretin, e-posta sunucularındaki kullanıcıları tanımlamak için uygun olduğuna karar verdi. O tarihten itibarense @ artık bugünkü şekilde e-postalardaki kullanım şeklinde kavuşmuş oldu.
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GİRDİĞİMİZ HER YOL BiZİM İÇİN KENDİLİĞİNDEN AÇILIYORRRRRR….

GİRDİĞİMİZ HER YOL BİZİM İÇİN KENDİLİĞİNDEN AÇILIYORRRRRR…. BU HARİKAAAA :))

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Nazım Hikmet’le 35 yıl… 15 Aralık/ KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesinde…

15 Aralık 2011 20:30

KKM Gönül Ülkü ve Gazanfer Özcan Sahnesinde/ İstanbul

Uyarlayan – Yöneten – Oynayan: Genco Erkal

Müzik: Fazıl Say

Giysi Tasarım: Özlem Kaya

Film Yapımı: Nurdan Arca Ajans 21

  Dostlar  Tiyatrosu’nun oyunu “Kerem Gibi: Nâzım Hikmet’le 35 Yıl”, ilk 2010 Mart ayında Muammer  Karaca Tiyatrosu’nda sahnelendi. Genco Erkal, “Kerem Gibi:  Nâzım Hikmet’le 35 Yıl” oyunu ile tiyatro sahnesinde Nâzım Hikmet’in  şiir dünyasından izlenimleri; ozanın yaşamı, şiirleri ve görüntüleri  aracılığıyla anlatıyor.
Genco Erkal, belgesel-tiyatro ve şiiri buluşturarak, seyircileri Nâzım Hikmet’in şiir dünyasında bir gezintiye çıkartıyor…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

24-27 Kasım tarihlerinde Naturel Beden, Zihin ve Ruh Festivali’ne uğrayın derim…

24-27 Kasım tarihlerinde Naturel Beden, Zihin ve Ruh Festivali’nde olacağız. Askeri Müze Harbiye Kültür Sitesi’nde düzenlenecek festival çerçevesinde Buğday Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Güneşin Aydemir’in “Doğa Ritüelleri ile Gezegenin Çakralarına Ulaşmak” başlıklı sunumunu izleyebilirsiniz.

Festivalin kapanışında ise Victor Ananias’ı ”Bir Tohum Hikâyesi: Victor Ananias” başlıklı etkinlikle anacağız. A3 numaralı standımıza bekliyoruz…

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tibet’in Gençlik Pınarı hareketleri…

Bu Haraketleri Yapan Yaslanmıyor

Dünyanın dört bir tarafında binlerce insan tarafından uygulanan mucizevi Tibet Ayinleri’ni oluşturan 5 hareketi aşağıda resimlerle göstermeden önce faydalarını tekrarlamakta yarar var:

Tibet’in Gençlik Pınarı hareketleri veya Tibet Ayinleri (Tibetan Rites) adıyla dünyaya yayılan ancak bildiğimiz anlamda dinsel ayinle hiç bir ilgisi olmayan bu 5 hareketin düzenli yapılması durumunda kişiye sağladığı yararlar arasında şunlar sayılıyor: Daha genç bir görünüm, ciltte ve saçlarda canlanma, kırlaşmış saçlarda yeniden koyulaşma, düzenli ve sağlıklı bir uyku, sabahları dinç ve canlı uyanmak, belkemiği, eklem problemleri gibi ciddi romatizmal rahatsızlıklardan ve ağrılardan kurtulmak, hafızada güçlenme, fazla kiloların verilmesi, göz bozukluklarında düzelme, fiziksel güçte artış, duygusal ve zihinsel sağlık, uyum ve yüksek enerji…

“5 Ayin” Egzersiz Programı’na Başlarken

1. İlk hafta, o da nispeten sağlıklı ve formdaysanız, her bir hareketi yalnızca 3′er kez yapın. 2. Hareketsiz ve kiloluysanız veya sağlık problemleriniz varsa, hareketlere sadece 1′er kere yaparak başlamalısınız. Yaparken bir zorlanma hissederseniz veya ağır bir takım ilaçlar kullanıyorsanı z başlamadan mutlaka doktorunuza danışın. 3. Kendinizi kaçar kere yaparken rahat hissediyorsanı z, başlangıç olarak o kadar yapın. Bu da ilk hafta her bir egzersizi birer kere yapmak olabilir. İkinci hafta 2 kere, üçüncü hafta 3′er kere olarak arttırabilirsiniz. 4. Her bir egzersizi en fazla 21 kere yapmalısınız. İleride programınızı yoğunlaştırmak isterseniz, hareketleri daha hızlı bir tempoyla yapmayı deneyebilirsiniz, ancak sayısını kesinlikle arttırmayın. Her bir egzersizi 21 kereden fazla tekrarlamak, chakra’larınızı olumsuz etkileyeceğinden, bedeninizde dengesizlikler yaratabilir. 5. Bir süredir hareketsiz kaldıysanız, “5 Ayin” egzersiz programına her gün mümkünse yarım saat yürüyerek hazırlanın. 6. Tam olmasını istiyorsanız, “5 Ayin”i yaşamınıza katarken, şekersiz ve az yağlı bir diyet sürdürmenizin de büyük katkısı olacağını bilmelisiniz. Ayrıca sindirimi zor besinleri de günlük diyetinizden çıkartın. 7. Azami yarar görmek için hareketlerin mümkünse sabahları kahvaltıdan önce yapılması öneriliyor. Ancak bu mümkün değilse günün herhangi bir saati olabilir.

Tibet Ayini egzersizleri için normalde önerilen ilk hafta her hareketi 1′er ya da 3′er kere tekrarlayarak başlamak ve her hafta 2′şer arttırarak kendinizi hiç bir şekilde zorlamadan bir kaç hafta veya ay içinde 21′e ulaşmak. Başlarda eğer üstüste bir kaç kere tekrarlamak sizi yoruyorsa, 3 kere yapıp, dinlenip sonra bir 3 daha yapabilirsiniz. Burada (ve her tür egzersizde) unutulmaması gereken en önemli şey, kendinizi hiç birşekilde zorlamamanız gerektiğidir. Ve bu hareketleri aradan aylar, yıllar bile geçse 21′er kereden fazla yapmayacaksını z.

* Bu hareketleri zorlanmadan uygulayabilecekseni z, ilk olarak her hareketi 3′er kere tekrarlayarak başlayın. (Eğer bir sağlık sorunu veya kilo gibi hareketleri rahat yapmanızı engelleyecek bir durumunuz varsa, yukarıda sıraladığım maddelere bir göz atın.) * İlk hafta 5 hareketi de 3′er kere tekrarladıktan sonra (yine, kendinizi hazır hissediyorsanı z) ikinci hafta tekrarları 2 arttırın, yani ikinci haftanızda her bir hareketi 7′şer kez tekrarlayın. Bu şekilde her hareketi 21 kez tekrarlıyor duruma gelene kadar her hafta hareketleri önceki haftadan 2 kez fazla tekrarlayarak ilerleyin. İlk hafta 3′er kez, ikinci hafta 5′er kez, üçüncü hafta 7′şer kez… * Her hafta 2′şer arttıra arttıra her hareketi 21 kez yapar duruma geldikten sonra artık arttırmaları bırakıyorsunuz ve (umarız) hayat boyu 21 kere tekrarlamaya devam ediyorsunuz. * Hareketleri her gün düzenli yapmayı beceremezseniz ve ara vermek zorunda kalırsanız, yeniden en baştaki gibi 3′er kez yaparak ve zamanla yine aynı şekilde arttırmak üzere en baştan başlamalısınız. * Fazla beklemenize gerek yok, hareketlerin ilk etkilerini çok kısa sürede görmeye başlayacaksınız, bu da muhtemelen motivasyonunuzu daha da arttıracak. * Tibet’in Gençlik Pınarı egzersizlerinin işe yaraması için hareketleri uygularken doğru nefes alıp vermeyi kesinlikle unutmamalısınız. Kolay Gelsin!

1. HAREKET

Kollarınızı omuzlarınızın hizasından yere yatay durumda açarak dik durun. Başınız hafifçe dönene kadar saat yönünde kollarınız açık dönün. Dönüşlerinizin sayısını yavaşça 1′den 21′e kadar arttırın. Nefes alıp verme: Dönüşlerinizi yaparken karnınızdan derin bir şekilde nefes alıp verin.

Faydaları: Dolaşımı geliştirerek varisli damarlar, osteoporoz ve bas ağrılarına iyi geliyor. Her gün yapmak tüm bedeni gençleştiren bir süreci başlatabilir.

2. HAREKET

Sırtüstü olarak yere yatın. Kollarınızı, avuçiçleriniz yere bakar şekilde, parmaklar kapalı, iki yanınıza uzatın. Çenenizi göğsünüze gömecek şekilde başınızı yerden kaldırın. Bunu yaparken bacaklarınızı, dizlerinizi kırmadan dümdüz yukarı kaldırın. Hatta mümkünse başınıza doğru çekin. Bu arada dizleri kırmamalısınız.  Sonra yine ağır ağır dizlerinizi kırmadan bacaklarınızı ve başınızı yere doğru indirin. Kaslarınızı gevşettikten sonra yeniden harekete başlayın.

Nefes: Başınızı ve bacaklarınızı kaldırırken derince nefes alın, indirirken verin.

//

Faydaları: Tiroit bezi, böbreküstü bezleri, böbrekler, sindirim organları ve prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organlar ve bezler üzerinde onarıcı bir etkisi var. Arterit, osteoporoz, düzensiz regller, menopoz semptomları, sindirim ve bağırsak sorunları, sırt ağrısı, bacak ve boyunlardaki sertliğe iyi geliyor. 3. HAREKET

Bedeniniz dik duracak şekilde dizlerinizin üzerine oturun. Ellerinizi baldır kaslarınızın üzerine yerleştirin. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde başınızı ve boynunuzu öne doğru sarkıtın. Ardından bel kemiğinizi mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıracak şekilde başınızı ve boynunuzu geriye doğru sarkıtın. Bu egzersiz boyunca ayaklarınız yere dik, ayakparmakları nız kıvrık durmalı. Geriye doğru yaylandıkça el ve kollarınızla baldırlarınızdan güç alacaksınız. Mümkün olduğunca geriye doğru yaylandıktan sonra bedeninizi doğrultun ve harekete baştan başlayın.

Nefes: Omurganızı yaylandırırken karnınızdan derin bir nefes alıp, doğrulurken nefesinizi verin.

Faydaları : İkinci gibi üçüncü de tiroit bezlerini, böbreküstü bezleri, böbrekleri, sindirim sistemi organlarını ve prostat ile rahmi de içine alarak cinsel organları gençleştiriyor. Menopoza girmiş ve düzensiz veya tembel regl dönemleri geçirme eğilimindeki kadınlar için özellikle iyi.

4. HAREKET

Ayaklarınız arasında biraz mesafe bırakıp bacaklarınızı dümdüz öne uzatarak yere oturun. Gövdesiniz dik dururken, ellerinizi avuçiçleriniz yere bakacak şekilde kalçalarınızın iki yanına koyun. Çeneniz göğsünüze değecek şekilde, başınızı öne doğru sarkıtın, ardından başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtırken kollarınızdan kuvvet alarak kalçalarınızı havaya kaldırın. Gövdeniz havada, kollarınız dimdik, dizleriniz 90 derece kırılmış dururken bedeninizdeki tüm kasların kasıldığını hissedin. Başlangıçtaki oturur pozisyona dönerken kaslarınızı da gevşetin. Tekrarlamadan önce biraz dinlenin.

Nefes: Gövdenizi kaldırırken derin bir nefes alın, kaslarınızı sıkarken nefesinizi tutun, yere inerken nefesinizi bırakın.

Faydaları: Tiroit bezi, sindirim sistemi, prostat ile rahmi de içine alacak şekilde cinsel organları ve bezleri dolaşım ve lenfatik akış üzerinde canlılık veren bir etkisi var. Karın bölgesini, uylukları, kolları ve omuzları güçlendirir. eğer sinüs tıkanıklığınız varsa bu hareketin burun deliklerinizi açtığını da fark edebilirsiniz.

5. HAREKET

Yüzükoyun yere uzanın. Hareket boyunca yere koyduğunuz ellerinizden ve ayak parmaklarınızdan güç alacaksınız. Gövdeniz bir sarkma pozisyonu alacak şekilde kollarınız yere dik dururken, omurganızı öne doğru yaylandırarak başlayın. Bir yandan da başınızı mümkün olduğunca geriye doğru sarkıtın. Ardından ayaklarınızı yere tam basarak kalçanızı yukarıya doğru çekin, bedeniniz ters bir V şeklinde dururken çenenizi de göğsünüze doğru çekin. Sonra tekrar kalçanızı yere doğru sarkıtıp sırtınızı yaylandırın.

Nefes: Bedeninizi yukarı doğru çekerken derin bir nefes alın, aşağı inerken nefesinizi bırakın.

Faydaları: bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkisi olan dolaşım ve lenfatik akışın geliştirilmesine yardımcı olur. Derin soluk alıp vermeyi, enerji ve canlılığı uyarır. Diğer hareketlerde olduğu gibi özellikle menopoz ve düzensiz regl dönemleri semptomlarını hafifletiyor.

Not: Yukarıdaki şemalar ve bazı bilgiler LifeEvents.org adlı siteden alınmıştır Hareketleri doktorunuza danışmadan ve ısınmadan yapmayınız…

Bel ve boyun sorunları olanların bu hareketlerden bazılarını yapmaları sakıncalıdır…

alıntı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Bütün dünya kardeş olsa…

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Auranız hangi renk… Küçük bir testle bulabilirsiniz…

Biz fark etmiyoruz belki, ama sokakta yürürken bile etrafımızı saran bir renk var. Duygusal ve zihinsel hallerimizin yansıması bu renk. Aura kelimesinin geçerliliğine inanmak için mutlaka Doğu felsefelerini takip etmek gerekmiyor. Baskın duygularımız ve tavırlarımız bize bir renk veriyor. O renk fiziksel olarak görünmese de, hareketlerimizin, kişiliğimizin temel öğelerinden biri haline geliveriyor. Şimdi bakalım sizin etrafınızı nasıl bir renk sarıyor? Hayatın hangi rengine katkıda bulunuyorsunuz?.. Bilimsel bir iddiamız yok, ama renkli hayatları destekliyoruz

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Günnnnnnnnnaaaaaaaaaaaaydddddddınnnnnnnnnnnnnn…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran’ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi…

 

Semerkant Maalouf.jpg

‘Titanic’te Rubaiyat! Doğu’nun çiçeği Batı’nın Çiçekliğinde! Ey Hayyam! Yaşadığımız şu güzel anı görebilseydin!’ Amin Maalouf, ‘Afrikalı Leo’dan (YKY, 1993) sonra bu kez Doğu’ya, İran’a bakıyor. Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının çevresinde dönen içiçe iki öykü… 1072 yılında, Hayyam’ın Semerkant’ında başlayan ve 1912’de Atlantik’te bit(mey)en bir serüven… Bir elyazmasının yazılışının ve yüzlerce yıl sonra okunurken onun ve İran’ın tarihinin de okunuşunun öyküsü/tarihi…

Amin Maalouf, Doğu’ya, İran’a bakıyor. Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının çevresinde dönen içiçe iki öykü…

Nuvola apps important blue.svg Uyarı: Yazının devamı, eserin konusu hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

Semerkant; Ömer Hayyam, Vezir Nizam-ül Mülk ve Hasan Sabbah’ın yaşadığı; Büyük Selçuklu Devleti ile Karahanlı Devleti mücadelelerin ve mezhep kavgalarının olduğu 11. yüzyılda başlıyor. Baş karakter Ömer Hayyam’ın Semerkant’tan, Selçuklu başkenti İsfahan’a olan hikâyesi ve Selçuklu politikalarındaki etkisi anlatılıyor. Bu öykü, Ömer Hayyam’ın Rubaiyat’ının Hasan Sabbah’ın ajanlarının eliyle Alamut Kalesine taşınmasıyla bitiyor. İkinci uzun bölüm ise Fransız asıllı Amerikalı gazeteci Benjamin O. Lesage’in 20. yüzyıl’ın başında İran’a Şahlık rejimi dönemindeki ziyaretlerini ve bu sıradaki İran üstündeki emperyal politikaları anlatıyor. Kitap, Rubayiat’ın Titanik’te taşınırken batıp, kaybolmasıyla bitiyor

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Düşünen bir adamı düşünüyorum…

Puslu Kıtalar Atlası.jpgYeniçeriler kapıyı zorlarken Uzun İhsan Efendi hala malum konuyu düşünüyor, fakat işin içinden bir türlü çıkamıyordu… “Rendekar doğru mu söylüyor? Düşünüyorum, öylese varım. Oldukça makul.

Fakat bundan tam tersi bir sonuç, varolmadığım, bir düş olduğum sonucu da çıkar: Düşünen bir adamı düşünüyorum. Düşündüğümü bildiğim için, ben varım. Düşündüğünü bildiğim için, düşlediğim bu adamın da varolduğunu biliyorum. Böylece o da benim kadar gerçek oluyor. Bundan sonrası çok daha hüzünlü bir sonuca varıyor. Düşündüğünü düşündüğüm bu adamın beni düşlediğini düşlüyorum. Öylese gerçek olan biri beni düşlüyor. O gerçek, ben ise bir düş oluyorum.” Kapı kırıldığında Uzun İhsan Efendi kitabı kapandı. az sonra başına geleceklere aldırmadan kafasından şunları geçirdi: “Dünya bir düştür. Evet, dünya.. Ah! Evet, dünya bir masaldır.”

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sivri ucu yukarıya bakan üçgen "iyilik ve saflığın",

 

Hacı Bektaş-ı Veli Dergahı-Üçler Çeşmesi

Üçler Çeşmesi’nin üzerindeki Arapça yazıtın aşağı kısmına işlenmiş olan 6 çıkıntılı yıldız…

Sivri ucu yukarıya bakan üçgen “iyilik ve saflığın”,

sivri ucu aşağıya bakan üçgen “kötülüğün”,

ortadaki gül “hoşgörünün”

, yıldızın altı ucu da altı peygamberi simgeliyormuş…”

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dump cubu dubu cubu Cump dubu cubu dubu Dumb cubu cump dubu cump…

 

Dump cubu dubu cubu Cump dubu cubu dubu Dumb cubu cump dubu cump… (Usanıncaya ya da uyuklayıncaya kadar nakarat)

Güldünüz biliyorum şimdi. Gülün gülün… Ben de gülüyorum zaten.

Ama soracaksınız… Ki sormakta da çok haklısınız; “Bu dumplu cumplu anlamsız cümle neyin nesi peki?”

Nota yazma kabiliyetim olmadığı için ancak böyle anlatabileceğimi sandığım bir melodinin ritmi bunlar. Bir klasik müzik eseri… Ve bu ritim kulağıma her dokunduğunda çocukluğumun bir döneminin anıları seriliverir gözümün önüne. Ama her ne hikmetse; melodiyi çok iyi bilmeme ve her duyduğumda “İşte bu!” Dememe rağmen, ne eserin adını ne de eser sahibini biliyorum. Epey araştırdım geçenlerde ama bir türlü denk düşüremedim. Birkaç saat içinde gözden geçirmediğim ünlü eser kalmadı sandım… Ama yok, bulamadım. Belki de o kadar ünlü değilmiş besteci…

Ama öyle ya da böyle öğreneceğim bunu… Hoş; hiç öğrenemesem de melodinin beni alıp götürdüğü mazi çok daha önemli benim için… Çocukluğum

Yazının devamını görmek isteyenler aşağıdaki adrese girebilirler…

Sağlıcakla,

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Çini Atölyesi başlıyor…

 

Çini; yüzyıllar öncesinden günümüze, hala güzelliğini ve cazibesini yitirmemiş eski (meyen) bir Türk el sanatıdır.Özellikle 15. yüzyıldan sonra Osmanlı sanatının parıldayan çehresini oluşturan çini varoluş macerasıyla da dikkat çekicidir.

Her şey, kuartz madeninin belli oranlarda karıştırıldığı çamuru elde edip ona istenen objelerin şeklinin verilmesiyle başlar.
İşlenmemiş haline “bisküvi” adı verilen çini objelerine desen çizimi ilk önce kömür tozu yardımıyla yapılır. Daha sonra siyah veya mavi boya ile desenlerin dış hatları çizilir. Her desenin farklı bir manası vardır. Lale Allah’ın, gül Resulullah’ın sembolüdür.
Servi ağacı sabrı, bahar dalları ise cenneti anlatmaktadır. Kontürleri tamamlanan desenlerin içleri usulünce boyanır. Çini sanatında tarih boyunca oluşmuş desen çizme ve boyama yöntemleri vardır. Bu yöntemlerin dışına kayarak yeni ve farklı tarzla yapılan çalışmalar orijinal çiniler kadar itibar görmemiştir.
Adeta aslından uzaklaştıkça değer kaybetmiştir. İnsan, Yüce Yaratıcı’nın en nadide ve süslü eseridir. Üzerindeki her nakış Rabbinin bir güzel ismine ayna olma kabiliyetindedir.
İman derecesine göre bu aynanın parlaklığı artar veya azalır. Fıtratındaki güzelliklerden uzaklaştıkça değeri düşer. Çinide, el emeğine göz nuru dökerek çizim ve boyama aşamaları tamamlanır. Renkleri ve motiflerin bir araya gelerek oluşturduğu mana ile gerçekten güzel bir eser ortaya çıkmıştır.
Fakat daha eksik olan bir şeyler vardır. Görünüşü mat olduğu kadar renkleri hemencecik silinmeye, kendisi kırılmaya meyillidir. Şimdi “sırlanma” zamanıdır. Muhtevası meçhul olmasa da çininin fırınlanmadan önce bulandığı maddeye sır adı verilmiştir.
Çini, artık fırına girip ateşle hemhal olmaya hazırdır. Çok yüksek sıcaklıkta yaklaşık yirmi dört saat kalır. Bu süre içinde bütün renkleri en güzel ve parlak hallerine bürünür. Desenleri, artık silinmemek üzere bütün güzellikleriyle adeta özüne yerleşir. Eğer ateşin hararetine tahammül eder ve patlamazsa ki bu ihtimal her zaman her çini parçası için vardır, ortaya göz kamaştırıcı ve zamanın eskiten gücüne mukavemetli, güzelliğini yüzyıllar sonrasına taşıyabilecek eserler ortaya çıkar.
İnsan, bazen ateş kadar acıtan imtihanlarla sınanır. Sınanmadan geçmemiş, geçememiş insanlar hamdır. Ne sohbetleri bir mana taşır ne eylemleri itibar görür. Oysa çile, meyvenin güneş hararetini hücrelerinde hissederek olgunlaşması gibi kemale erdirebilir insanı.
Eserleriyle asırlar sonrasını aydınlatan kamil insanların hayatında hep ateş gibi yakan çileler vardır. Ateşe dayanamayıp patlayanların bilmedikleri belki de ateşin yani çilenin yani sınanmanın geçici oluşudur. Fani dünyanın her hali gibi sıkıntıları da fanidir. Muvakkat sıkıntılardan insana kalacak olan ise bu hallere karşı gösterdiği tepkidir. Ya patlayıp kaybedecek ya da pişip kemale erecek, yüzyıllarca bozulmayan güzelliklere kavuşacaktır. Asıl marifet, ateşe tahammül sırrındadır.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tavlayı kim buldu…

 

TAVLAYI KİM BULDU?

 Eski zamanlarda Hint İmparatoru, satranç oyununu Pers İmpara toruna, hediye olarak gönderir. Bu yeni oyunu ona gönderdiğini kendisinin de bir oyun icat ederek ona göndermesini ister.

İran şahı Nevşiyann’de veziri Büzur Mehir’e yeni bir oyun bulmasını söyler.Çok akıllı olan vezir 10 gün içerisinde tavla oyununu icat eder.

Zaman kavramından alınan ilhamla tasarlandığı bilinmektedir.

Tavlanın içindeki karşılıklı 6’şar hane 12 ayı temsil eder.

15 açık ve 15 koyu renkli pul, Ayın 15 gece ve 15 gündüzünü simgeler.

Karşılıklı 12’şer hane günün 24 saatidir. Tavlada, 4500 civarında hamle ihtimali bulunur.

 Ancak zar faktörüde önemli olduğundan oyunu kazanmak için şansta önemli bir faktördür.
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Size uygun olan şekli seçin…

 

İlk Bakışta size uygun olan şekli seçerek ,aşağıda şekle denk gelen rakamın yorumunu okuyabilirsiniz

1. İçedönük-Hassas-Kolay Etkilenen: Kendinizle ve çevrenizle ilgili düşüncelere etrafınızdaki çoğu kişiden daha sık ve daha derin bir şekilde dalıyorsunuz. Üstün körü hareketler ve konuşmalardan nefret ediyorsunuz. Geyik muhabbeti yapmaktansa, yalnız kalmayı tercih edebiliyorsunuz. Ama yakın arkadaşlarınızla olan ilişkileriniz o kadar kuvvetli ki bu da size ihtiyacınız olan uyumu ve gücü getiriyor. Yine de yalnız başına kalmaktan hiç sıkılmıyorsunuz.

2. Özgür-Geleneklere Karşı-Tutulamayan: Kendinizi geliştirmenizi sağlayacak özgür ve kimseye bağlı olmayan bir hayat peşindesiniz. Hobilerinizde ya da işinizde sizi başarıya ulaştıracak yeteneklere sahipsiniz. Bağımsızlığa olan düşkünlüğünüz bazen sizden beklenilenin tam tersini yapmanıza neden olabiliyor. Öyle her gördüğünüz şeye üzerinde düşünmeden uyacak tiplerden değilsiniz. Aksine kendi fikirleriniz doğrultusunda gitmeyi yani, akıntıya karşı kürek çekmeyi seviyorsunuz.

3. Dinamik-Aktif-Dışadönük: İlginç ve çeşitli işlere girebilmek için risk almaktan kaçınmıyorsunuz. Rutin bir hayat sizi etkisiz hale getirebiliyor. En çok sevdiğiniz şey tüm olaylarda başrol oynamak. Aslında olayları başlatan kişi de siz oluyorsunuz.

4. Ayakları Yere Basan-Dengeli-Uyumlu: Komplike olmayan ve doğal bir yaşamı, bir aşkı ve işi amaç edinmişsiniz. İnsanlar size saygı duyuyor, çünkü sizin ayaklarınız öyle bir yere basıyor ki, herkes sizden destek alıyor. Siz de bu insanlara güven sağlamayı biliyorsunuz. Çok sıcak ve insancıl olarak tanınıyorsunuz. Basmakalıp ve çok abartılı olan her şeyi reddediyorsunuz. Modanın getirdiği yeniliklere de bağlı değilsiniz. Aksine, sizin için giyim pratik ve rahat olmalı.

5. Profesyonel-Pragmatik-Kendini Tanıyan: Hayatını eline alıp şansını kadere bırakmak yerine yaratmayı sevenlerdensiniz. Problemlerinizi pratik ve karışık olmayan yöntemlerle çözüyorsunuz. Günlük hayatınızda gerçekçi olmayı tercih ediyorsunuz. İşte ise, herkes sizi sorumluluk sahibi olarak tanıyor. Sizin kendinize olan güveniniz sayesinde etrafınızdakiler de sizden güç alıyor. Fikirlerinizi uygulamaya koyana kadar rahat edemiyorsunuz.

6. Barışçıl-Tedbirli-Agresif Olmayan: Anlaşması kolay bir insansınız. Kendi özel hayatınıza ve özgürlüğünüze düşkün olduğunuz için de arkadaşlarınızı pek yormuyorsunuz. Bazen hayatın anlamını düşünmek ya da kendi kendinize eğlenmek için her şeyden uzaklaşıp yalnız kalmak istiyorsunuz. Bu yüzden de kaçabileceğiniz güzel mekanlar nerede biliyorsunuz. Ama siz yalnızlık düşkünü bir insan da değilsiniz. Sadece hayatın size vermiş olduklarını takdir eden, dünyayla barışık bir insansınız.

7. Dikkatsiz-Oyun sever-Neşeli: Spontane ve özgür bir hayatı seviyorsunuz. Hayata bir kere gelinir ilkesinden yola çıkarak dolu dolu yaşamayı istiyorsunuz. Çok meraklı ve her yeni şeye açık bir insansınız. Tüm değişikliklerin sizi büyüttüğüne inanıyorsunuz. Bağlı kalmak kadar sizi sıkan bir şey yok. Sürpriz yapmaktan ve sürprizlerle karşılaşmaktan çok hoşlanıyorsunuz.

8. Romantik-Hayalci-Duygusal: Çok duygusal bir insansınız. Olayları gerçekçi tarafından görmeyi reddediyorsunuz. Sizin için duygularınızın size söyledikleri önemli. Ayrıca yaşamda hayallere yer olması gerektiğini savunuyorsunuz. Romantizmi reddeden ve her şeyi akılcı bir yolla çözmeye çalışan insanlarla anlaşamıyorsunuz. Hayallerinizi, duygularınızı sınırlayacak her şeyi reddediyorsunuz.

9. Analitik-Güvenilir-Kendinden Emin: Hayatınızı insanların gözden kaçırdığı küçük değerli taşlarla doldurmayı seviyorsunuz. Bu nedenle kültür sizin hayatınızda önemli bir yer oynuyor. Yine de siz şık ve zarif duygularınızın çevreden etkilenmemesini sağlıyorsunuz. Sizin için zarif ve görgülü bir hayata sahip olmak çok önemli. Ve yine aynı tarzdaki insanlarla birlikte olmayı tercih ediyorsunuz. Seçtiğiniz şekli, yoruma yazmayı unutmayınız.

—

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »