Pankreası Arındırmak İçin Yöntemler

zencefil-icecek-11

 

 

Enzim üretimi ve sindirim için temel bir organ olan pankreasın şekli damlaya benzer ve onikiparmak bağırsağına bağlı bulunur. Eğer zehirlenirse veya iltihaplanırsa yiyecekleri düzgünce sindirmek oldukça zor bir hal alacaktır. Bu nedenle ona nasıl bakmanız gerektiğini bilmeniz ve bir süreliğine arındırıcı bir diyet uygulamanız gerekir.
Pankreas için arındırıcı diyet
Pankreas nasıl iltihaplanır veye zehirlenir? Pekala, bir veya daha fazla organınızın çökmesine yol açan bir numaralı sebep beslenme alışkanlığınızdır. Ayrıca çevresel dış etkenler de pankreasın fonksiyonlarını etkileyebilir. Mesela, bu etkenlerin tamamı hormonal dengesizliklere ve diyabet gibi rahatsızlıklara yol açabilir. Pankreasınızı sağlıklı tutmak için onu arındırmanız gerekir. Aşağıda bunun nasıl yapılacağını bulabilirsiniz.
1. Tıbbi bitkiler sayesinde toksinlere güle güle deyin

limon-zencefil-icecek-21

Pankreası temizlemeye başlarken ilk yapmanız gerekenler, alkolü ve sigarayı bırakmak ve bütün abur cubur yiyecekleri beslenme düzeninizden çıkarmaktır. Tabii ki, sigarayı bırakmak her zaman zor bir iştir, ancak göstereceğiniz çaba buna değecektir. Hayatınızın kaybettiğiniz yıllarını tekrardan kazanacaksınız. Ayrıca un, şeker ve tatlı tüketimini de azaltın… Bunların tamamı daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Üstelik pankreası arındırmanıza yardımcı olacak birkaç muazzam tıbbi bitkisel çaylar da vardır:
Zencefil çayı: İltihabı azaltır, vücudunuzu arındırır, sakinleştirici etkisi vardır ve iyi bir antioksidandır.
Yeşil çay: Her gün sabah kahvaltıda ya da öğlenden sonra bir fincan yeşil çay içmeye başlayın. Böylece pankreası arındırmak için yüksek miktarda harika antioksidanlar almış olacaksınız.
Meyankökü çayı: Yiyecekleri daha iyi sindirebilmek için safra üretimini tetikleyen ve sindirime yardımcı olan bir köktür. Etkileri harikadır.

2. Su ve harika meyve suları

kivi-smoothie-31

Ayın en az 10 günü boyunca arındırıcı bir diyet uygulamak harika olur. Güne bir bardak limon suyu ve ılık suyla, kiviyle ve bir kase yulaf ezmesiyle başlayın. Özellikle arındırma diyeti uyguladığınız zamanlarda, günde en az iki litre su içmeniz, meyve ve sebze yemeniz gerekir. B vitamini açısından zengin yeşil yapraklı sebzelerin ve vitamin ve antioksidan yönünden zengin olan papaya, portakal, çilek gibi meyvelerin tüketimini arttırın. Pankreas sağlığınız için en iyi meyvelerden biri kivi olmasına rağmen ananas ve papaya suyu da harikadır.
3. Sıcak bir duşun faydaları

Bu sizi şaşırtabilir, fakat her gün sıcak bir duş almak sindirimi hareketlendirir ve pankreas sağlığınıza iyi gelir. Organın fonksiyonlarını canlandırır ve harekete geçirir. Bu nedenle yatağa gitmeden önce sıcak bir duş almak için tereddüt etmeyin. Sizi rahatlatarak daha kolay uykuya dalmanızı sağlar ve pankreas fonksiyonlarını yeniden harekete geçirir.

4. Duygularınıza özen gösterin ve stresi azaltın

rahatlama-51

Şaka gibi gözükebilir ama öyle değil. Yaşadığınız endişe ve stres dolu dönemlerin, vücudunuz için çok zararlı olan kortizol hormonu seviyesinin yükselmesine neden olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Örneğin, negatif duygular ve endişeler temel fonksiyonlarınızı değiştirir ve sindirimi etkiler. Bu durum da bağırsakların ve kolonun iltihaplanma riskini arttırır. Saydıklarımızın tamamı pankreas sağlığınızın kötüleşmesine ve midenize enzimler salgılamasına neden olur. Bu faktörlerin hepsini aklınızda bulundurmanız gerekir. Rahatlamaya çalışın, kendinize zaman ayırın, yürüyüş yapın ve sağlıklı beslenin… Pankreasınıza iyi bakmak aslında o kadar da zor bir iş değil.

kaynak sağlığa bir adım

zencefil-icecek-11

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kış İçin Domates Saklıyoruz

 

Domates, bütün bir yıl yemeklerimizde neredeyse soğan kadar sıklıkla kullandığımız bir sebze/meyvedir. Esasen tamamen güneşli yaz aylarına ait olan bu bitki yıllardır seralarda kış ayları için de üretiliyor ama biliyorsunuz ki sağlığımız için en doğrusu eskiden olduğu gibi her şeyi kendi mevsiminde yemektir. . Bu yüzden insanlar yıllardır domatesin tadını kışa saklayabilmek için salça yapmışlardır. Evde salça yapmak oldukça zahmetli ve uzun bir iş. Hele ki büyük şehirlerde çalışan kadınlar için gerçek salça yapmak cesaret ister. Bu yüzden biz salça yerine başka yöntemlerle kışa domates saklamayı tercih ediyoruz.

1-Derin dondurucuda domates saklamak: 

Bu yöntem çok kolay olduğu halde büyük yer gerektirir. Eğer büyük bir derin dondurucunuz varsa işiniz çok kolaydır. Dalından koptuğu kadar taze ve lezzetli çiğ domates saklayabilirsiniz. Bunun için çok sağlam ve etli domatesleri sirkeli suda iyice yıkayıp kuruladıktan sonra bütün olarak veya küp şeklinde keserek ya da kabuklarını ayıkladıktan sonra blenderden geçirerek kilitli buzdolabı poşetlerine doldurup saklayabilirsiniz. Büyük  dondurucularda bir şeyler saklarken paketlerin etiketlenmesine ve yerleştirildikleri yerden  kolayca çıkarılabilir olmasına dikkat etmek gerekir.

2-Domates püresini pişirerek kavanozlarda saklamak:

Bugün yapılışını tarif edeceğim bu yöntemi artık hemen hemen herkes biliyor sanırım ancak belki bir kere de beraber uygulamak isteyebilirsiniz.

Ben domatesi sade püre olarak sakladığım gibi yemeklik olarak soğanlı, biberli püre şeklinde ve de menemenlik olarak da kavanozlara dolduruyorum. Hatta sebzeli menemenlik de yapıyorum.

Bu iş için ilk şart temiz malzeme kullanmak ve mutfakta hijyeni sağlamaktır.

Sade domates püresi:

-Ben ilk önce kavanozlarımı kaynar su içinde bekletip sonra da kuruluyorum. Her yıl yeni kavanoz kapağı satın alıyorum ki kavanozlarım hava almasın ve domateslerim bozulmasın.

-Ezik olmayan mümkünse bol etli domatesleri ve içine katacağım kırmızı ve yeşilbiberleri iyice yıkadıktan sonra, biberlerin tohumlarını ayıklıyorum. Domateslerin de saplarını çıkartıyorum.

– Doğranmış malzemeyi robotta iyice püre haline getiriyor ve ardından büyük bir tencerede bir miktar zeytinyağı ve deniz tuzu ekleyerek yaklaşık yarım saat kaynatıyoruz. Domatesimizin biraz daha da ince bir püre olmasını istersek o zaman tencerenin içinde el blenderiyle bir kez daha ezmemiz gerekebilir.

-Ardından domates püremizi steril edilmiş kavanozlarımıza kaynar haldeyken dolduruyoruz ve kavanozların ağızlarını temiz bir bezle silip kapaklarını çok sıkıca kapatıyoruz ve hemen baş aşağı çeviriyoruz. Tüm kavanozları bir tepsinin üzerine çevirdikten sonra üzerini kalınca bir örtüyle örtüp ertesi sabaha kadar bu şekilde bekletiyoruz. Ertesi gün kavanozları düzeltip güneş görmeyen serince bir mutfak dolabında veya varsa kilerde bekletiyoruz. Bu sosu soğansız pişireceğim tüm domatesli yemeklerde ve çorbalarda kullanıyorum.

Soğanlı, biberli yemeklik domates püresi:

Ben uzun yıllar çalışırken bu yöntemle kendime kolaylık sağlamıştım. Bu alışkanlığım halen devam ediyor. Domates püresini kaynatırken içine (kilogram başına 1-2 adet büyük soğan olacak şekilde )önceden robottan çektiğim ve üstü örtülü bir şekilde yumuşayacak kadar pişirdiğim soğanları ekliyorum. Hatta biraz da ince kıyılmış yeşilbiber de eklediğimde nefis bir yemek dibi elde etmiş oluyorum. Bu sosu kuru fasulye, nohut, mercimek ve yazdan saklanan tüm yaş sebzelerin pişirilmesinde kullanıyorum.

Acı domates, biber sosu:

Acı yeşil ve kırmızıbiberleri yıkayıp içlerini temizledikten sonra minik minik doğruyor ve bir miktar domates püresiyle beraber pişirip yukarıdaki yöntemle saklıyoruz. Ancak bu defa en minik kavanozları tercih ediyoruz.

Sade ve sebzeli menemenlik:

Bu yıl yaz tatiline giderken Nazilli’nin Ocaklı köyündeki İpek Hanım Çiftliğini ziyaret ettik.

 Tamamen eski usul tarım yapılan Sinekçiler Köyü ve çevresini gezdik, yayla evlerinden birinde bir gece konakladık ve her şeyin tazesini, doğalını yedik içtik. Tam da zamanı olduğundan konserve yapımını da izledik. Bu arada da farklı bir menemen içi yapıldığını öğrendim. İsterseniz çifliğe sipariş verebiliyorsunuz. İçine domates, biberden başka patlıcan ve kabak da konuyordu. Eve döner dönmez ben de denedim, doğrusu pek lezzetli oldu.

(Ben onlardan farklı olarak soğan da ekledim.)

Soğanı, kırmızı ve yeşilbiberi, kabak ve patlıcanı minik küp şeklinde doğradıktan sonra biraz zeytinyağı ile kavuruyoruz. Ardından minik doğranmış domatesleri de katıp bir taşım kaynattıktan sonra yine sıcakken kavanozlara doldurup ters çeviriyoruz. Domates püresi yöntemi ile aynı yöntem.

Benden hatırlatması, sizden yapması…

kaynak: mutfak penceremden…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yüksek Tansiyonu Düşürmek İçin 5 Doğal Yöntem

Yüksek kan basıncı yani hipertansiyon çok ciddi bir sağlık sorunudur ve insan ırkının en tehlikeli rahatsızlıklarından birisidir. Arteriyal kan basıncının sürekli artması çok ciddi sorunlar yaratabilir, hatta ölüme bile neden olabilir. Bu yazımızda sizlerle, kan basıncınızı kolayca nasıl düşürebileceğinize dair 5 doğal yöntem paylaşacağız.

Bu hastalığın özelliklerinden birisi de genelde bir belirtisinin olmamasıdır; ancak tedavisi çok kolaydır. Yine de olabilecek belirtiler arasında, çarpıntı, baş ağrısı, terleme, ani nabız değişikliği, baş dönmesi, gerginlik, yorgunluk, kulak çınlaması ve yüz kızarması bulunmaktadır.

1- Sarımsak

kan-basinci21

Uzmanlar yüksek tansiyonla baş etmek için sarımsak tüketilmesini öneriyorlar. Sarımsak damarların genişlemesini sağlayıp, pıhtı oluşumunu önlüyor. Sarımsağın bu özelliğinden faydalanmak için, beslenme düzeninize günde bir diş sarımsak eklemeniz yeterli olacaktır.

2- Bitter Çikolata

kan-basinci31

Almanya Cologne Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, bitter çikolata yemek tansiyon için yararlı. Belki de bunun nedeni, çikolatanın kalp sağlığı için çok önemli olan flavonoidleri içermesidir. Yine de uzmanlar sütlü çikolata yerine ufak porsiyonlarda bitter çikolata yememizi öneriyorlar.

3- Maydanoz ve limon

kan-basinci41

Kabuğu da dahil bütün bir limon ve maydanoz ile yapacağınız bir içecek karışımının, idrar söktürücü etkisi çok önemlidir. Vücut, tansiyonun yükselmesine neden olan maddeleri idrar ile dışarı atabilir. Bu nedenle, sabahları kahvaltıdan önce limon ve maydanoz suyu içmenizi öneriyoruz. Eğer isterseniz bir bardak ılık suyun içine bir limonun suyunu sıkıp onu da kahvaltıdan önce içebilirsiniz.

4- Yulaf ezmesi

kan-basinci51

Yüksek kan basıncı veya hipertansiyonla savaşmada bize yardımcı olabilecek bir başka doğal ürün de yulaf ezmesi. Yulaf ezmesi, kötü kolesterol seviyesini ciddi miktarda azaltan çözülebilir lifler içerir. Bildiğimiz üzere, bu tür kolesterol tansiyon yükselmesinde önemli bir rol oynuyor. En çok önerilen yulaf ezmesi tüketme yöntemi, kahvaltıda bir kase yemek. Bu şekilde bir taşla iki kuş vurmuş olursunuz.

5- Lavanta, Mercanköşk ve Jojoba

kan-basinci61

10’ar damla lavanta ve mercanköşk yağını 20 ml jojoba yağı ile karıştırın. Dairesel hareketlerle yavaşça göğsünüze sürün. Gece uygulanması daha iyidir.

Son olarak, yüksek tansiyonu önlemek için dikkate alınması gereken başka önemli öneriler de var. Tuz tüketiminizi azaltın, potasyum, magnezyum ve kalsiyum açısından zengin meyve ve sebze yiyin, stresten kaçının, dinlendirici egzersizler yapın ve son olarak her şeyden önemlisi tansiyonunuzu düzenli olarak ölçüp almanız gereken ilaçlar varsa alın.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Eklem Ağrısının Bağırsak Bakterisiyle İlişkisi

eklem-agrisi1

Romatoid artrit hastalığının nedeni kıkırdak bozulmasıdır ve bu da iltihaba ve eklem ağrılarına yol açar.

Araştırmacılar bu sağlık sorununu tetikleyebilen risk faktörlerini belirlemiş olsalar da uzmanlar hala bu hastalığın doğrudan nedenin ne olduğunu araştırmaktadır.

Tam nedenini saptamak için bir grup araştırmacı; şimdiye kadar hiç dikkate alınmamış, potansiyel neden olarak gördükleri, bağırsaklarımızda yaşayan bakterilere odaklanmıştır.

Son çalışmalar bağırsak bakterilerinin romatoid artrit de dahil eklem ağrılarına neden olabileceğini göstermektedir.

Ayrıca bu bakteriler, bağışıklık sisteminin işleyişini değiştirip farklı kronik sağlık sorunlarına neden olan hastalıklara da yol açar.

Bağırsaktaki bakterilerin eklem ağrısına yol açmasının nedeni

New York Üniversitesinde romatolog olan Dr. Jose Scher, 2013 yılında yaptığı bir çalışmada; romatoid artritli hastaların bağırsaklarında, bu hastalığa sahip olmayanlara oranla çok daha fazla miktarda Prevotella copri adı verilen bakteri türüne rastlandığını bulmuştur.

Aynı yılın Ekim ayında yayımlanan başka bir çalışmada ise Dr. Scher, psoriatik artriti olan insanların bağırsaklarındaki önemli bakterilerin daha az miktarda olduğunu açıklamıştır.

Bu araştırmalar, bilim insanlarının; mikrobiyomların (gastrointestinal sisteminde yaşayan mikrop kütleleri) genel sağlık üzerindeki etkilerini ve rollerini anlamaya çalışmalarının bir parçasıdır.

Bağırsak florasının 1000 farklı çeşit bakteri türünü içerdiği ve floranın toplam ağırlığının yaklaşık 1-3 kilogram arasında olabileceği düşünülüyor. Son yıllarda araştırmacılar; bu organizmaların insan sağlığı üzerindeki etkilerini ispatlamaya çalışmaktadır, bazıları vücudu korurken diğerleri ise çeşitli hastalıkları tetiklerler.


Eklem Ağrılarının Limon Kabuğuyla Tedavisi yazımızı da okumaya ne dersiniz?

Bağırsaktaki bakteriler bağışıklık sistemini etkiliyor

Rochester, Minnesota eyaletindeki Mayo Klinik’te immünolog olan Veena Taneja; “Yapılan her çalışma, bu mikropların bağışıklık sistemine ciddi zararlar verdiğini, ve bağırsaklarla sınırlı kalmayıp vücudun diğer bölgelerinde de hastalıklara neden olduğunu biraz daha açık hale getiriyor. Eklem ağrıları da bu bağırsaktaki bakteriler ile ilgilidir.” diyor.

patojen
Araştırmacılar, bağırsak bakterilerinin bağışıklık sistemini düşünüldüğünden daha fazla etkilediğini ispatlayan bulgular ile karşılaştıklarında çok şaşırdılar.

Son yıllarda, otoimmün hastalık vakaları arttı ve mikrobiyom araştırmacıları; modern yaşam tarzı ve bu yaşamın mikrobiyom ekosisteminde oluşturduğu değişikliklerin bu sorunun kaynaklarından biri olduğuna inanıyorlar.


Okumak isteyebileceğiniz bir başka yazı: Evde Yapabileceğiniz Bir Kolon Temizliği


Eklem ağrılarına yol açan prevotella copri bakterisi

Bu mikroplar, vücudun bağışıklık hücrelerinin 2/3ünün bulunduğu bağırsakların sağlığını etkilerler. Sindirim sırasında, gastrointestinal sistem sürekli yiyecek ve içeceklerle vücuda alınan yabancı mikropların akınına karşı koymak zorundadır.

eklem sızısı

Bağırsaklar, işlerini yapabilmek için diğer organlara da uzanan geniş bir bağışıklık sistemi geliştirmiştir. Bağırsaklarda yaşayan bağışıklık hücreleri, eklemler de dahil olmak üzere; tüm vücutta, iltihaplı hücreler meydana getirme yeteneğine sahiptir.

Uzman José Scher’e göre; Prevotella copri bakterileri, bağışıklık reaksiyonuna neden olur ve ilerleyen safhalarda ise diğer dokulara yayılarak eklem ağrılarına yol açar. Başka bir teoriye göre; yararlı bakteriler yerlerinden edilerek bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur.

Çok destekçisi olan yeni bir teoriye göre ise; Prevotella copri düzeyi yüksek olan hastaların vücudunda, bağışıklık sistemini destekleyen Bacteroides fragilis isimli yararlı bakterilerin oranında azalma görülmektedir.

Bu araştırmaların sonucunda; bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde, bu bakterilerin kullanılması için yeni stratejiler ve ön çalışmalar başlamıştır.

Aslında sağlık uzmanları, bağırsak florasını düzenlemek için zaten probiyotiklerin (zararsız bakteri) kullanımını önermektedirler; akne, uykusuzluk ve bağırsakların sağlığı ile bağlantılı olan diğer sağlık sorunlarının tedavisi için de bu öneri geçerlidir.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sodyum Bikarbonat ve Limonun Sağlığa Yararları

limon-ve-karbonat1

 

Bu ilaca farklı bakış açıları var. Yanlış bir bakış açısı ise, her şeyi tedavi edebileceğine inanmak. Bunun basit bir içecek olduğunu unutmamalıyız, olağanüstü özellikler tahsis etmemeliyiz ve ciddi hastalıkları tedavi edeceğine inanmamalıyız. Neyse o şekilde kabul etmeliyiz: sodyum bikarbonat ve limon vücut işlevlerini düzenleyen bir takviyedir, sağlığı destekler ve kilo vermeyi kolaylaştırır, enfeksiyonlarla savaşır ve detoks etkisi yapar… Ama kanseri tedavi etmez. Başka yararları var mıdır? Elbette. Ama bu takviyeyi aşağıda belirtildiği gibi ve ılımlı şekilde kullanmalısınız.

Bunları aklınızda tutarak şimdi gelin sodyum bikarbonat ve limonun faydalarına bakalım:

1. Böbrek sağlığı

Belki de böbrek ve idrar yolu problemleri, böbrek taşı ve benzeri sorunlar yaşayan şanssız insanlardan birisiniz. Bu durumların her biri sağlığınızı etkileyebilir ama bunlar için her öğünden sonra alabileceğiniz çok basit bir ilaç var: bir bardak suya bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve bir kaç damla limon suyu. Bu karışım vücudunuzun pH derecesini arttıracak ve alkalileştirecek. Böbrek işleviniz artacak ve böbrekleriniz kanı daha iyi temizleyecek, böylece safra kesesinde enfeksiyona yol açabilecek kirlilikler daha kolay atılacak. Bu karışım, nefrologlar tarafından önerilmektedir, hem vücut işlevlerini düzenler hem de sağlığınıza iyi gelir. Böbrekler iyi çalışmadığı zaman vücutta asit birikir ve bu alkalin karışımı asidi nötr hale getirir. Size iyi gelecek.

2. Daha iyi sindirim

Ninelerimiz her zaman söylerdi, sindirim problemleri için bir bardak suda sodyum bikarbonattan daha iyisi yok. İçine bir de bir kaç damla limon suyu eklediğiniz zaman yiyecekler de daha iyi sindirilir, bu şekilde mide ve boğazdaki şişliğe sebep olan asitle de savaş kolaylaşır, mide gazına iyi gelir ve reflüye yardımcı olur.

Eğer vücudunuz artmış asit derecesinden sıkıntı yaşıyorsa ve sodyum bikarbonatlı bir ilaca ihtiyaç duyuyorsa, sindiriminize bir bakın. Eğer aynı zamanda ağırlık ve şişkinlik varsa, tuvalette çok vakit geçiriyorsanız veya kabızlık çekiyorsanız bu ilacı uygulamaya başlayın. Vücudu ve bağırsakları toksinlerden temizlemek, arındırmak için kullanın.

3. Sağlıklı bir karaciğer için

Bu alkalin tonik karaciğeriniz için harikalar yaratabilir. Karaciğerin daha verimli arındırma yapması için bir katalizör görevi görür. Unutmayın karaciğer vücudun detoks laboratuarıdır, kanı temizler ve vitamin ile enzimleri sentezler. Her gün boş mideye bir bardak su ile alınacak olan bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve bir kaç damla limon hem C vitamini sağlar hem de antioksidan görevi görür. Karaciğeri sağlıklı tutmak için harika bir yöntemdir.

4. Kilo kaybı için

Kilo vermeyi kolaylaştırmak için bir şey mi arıyorsunuz? Daha fazla aramayın. Her gün boş mideye bir bardak suda erimiş bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve yarım limon suyu için. Bu karışım toksinleri ve iltihaba yol açan maddeleri temizler, bağırsak problemleri ile su tutulmasına iyi gelir. pH ve alkalin oranlarını arttırmak yağ yakmaya ve kilo vermeye yardımcı olur.

Sodyum bikarbonat ve limonu nasıl alacağım?

su için

En genel yöntem sabah boş mideye içmektir. Su ılık olmalıdır. Sıcak veya soğuk olmamalıdır. Suda tamamen erimiş bir yemek kaşığı sodyum bikarbonat ve yarım limon suyu (veya daha azı). Bu karışım detoks, kilo verme ve karaciğer bakımı için dört dörtlüktür. Eğer bunu böbrekleriniz için alıyorsanız, her gün iki öğünden sonra yarımşar bardak için.

Akılda tutulması gereken bir uyarı: Eğer sodyum yüzünden yüksek oranda stres yaşıyorsanız bu ilacı kullanmayın. Ayrıca gastrit yaşıyorsanız da kontrollü şekilde için, çünkü rahatsızlığa yol açabilir. Hatırlayın, bu karışımı genel sağlığınız için kullanacaksınız, asla mucizevi bir çare olarak görmeyin.

kaynak:

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Arı Poleni Mucizesi…

311

 

Çok eski tarihlerden günümüze kadar kullanılan polen en eski besin takviyesidir. Osmanlı İmparatorluğunda da performans arttırıcı, güç verici özelliği ile kullanılmakta olduğu bilinmektedir. Polen bilindiği üzere çiçeklerin erkek organ hücresidir.

Polen içerisinde insan sağlığına yararı bilinen 22 aminoasit ve 27 madensel tuz, karbonhidrat ve ferment barındırmaktadır. Tüm bunların yanı sıra sodyum, kalsiyum, silisyum, alüminyum ve çinko ile A, B, C,D,E,H ve P vitaminleri de bulunmaktadır.

Polenin Sağlığa Faydaları

Vücuda direnç kazandırır, kas yapısını güçlendirir, performans arttırıcıdır. Özellikle çocukların büyüme çağında ihtiyaç duydukları vitaminlerin karşılanmasında yardımcıdır. Oldukça zengin bir protein ve aminoasittir. İçeriğinde bulunan Flavonoidler antioksidan özelliği taşımaktadır.

Arı Polenin Antioksidan Özelliği: Zaman içerisinde çevresel faktörler ya da kişilerin dengesiz beslenmesi gibi nedenlerle vücutta düzensizlikler oluşabilmektedir. Vücutta ki bu düzensizliklerin giderilmesi ve zararların karşılanması antioksidan özelliğine sahip besin kaynakları ile mümkün hale gelebilmektedir. Polen de antioksidan özelliği ile bilinen besin takviyeleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Her gün düzenli olarak tüketilen polen vücudun yenilenmesine ve yaşlanma etkilerinin geciktirilmesine yardımcı olmaktadır.

Arı Poleni Enerji Verir: Arı poleninin içerdiği zengin besinler çok geniş bir yelpazade bünyeye fayda sağlar, doğal bir enerji kaynağıdır. İçerdiği Karbonhitdar, protenin ve B vitamini dayanıklığı arttırır ve gün boyunca yorgunlukla mücadele etmeyi sağlar.

Arı Poleni Cilt Sağlığını Korur: Arı poleni genellikle enflamatuar durumlarda, sedef ve egzama gibi yaygın cilt tahrişlerinin tedavilerinde etkilenen kısam topikal olarak uygulanır.Arı poleninin içeridiği zengin miktardaki amino asitler ve vitaminler cildi korur ve hücrelerin yenilenmesini yardımcı. Böylece cildin yaşlanma hızını azaltır.

Arı Poleni Solunum Yolu Hastalıklarını Giderebilir: Yüksek miktarda ve etkili antioksdian özelliği olan arı poleni akciğer dokuları üzerinde olumlu etkileri vardır. Özellikle astım ataklarının hafif geçmesine yardımcı olur veya astım ataklarını tamamen engelleyici özelliği vardır. Başlangıç aşamasında astım ve bronşit gibi solunum yolu hastalıkları tedavi edebilir.

Arı Poleni Alerjileri Giderebilir: Bu konuyla alakalı bazı bilimsel araştırmalar, arı poleninin alerjik hastalıklarını giderdiğini ortaya koymuştur. Bu araştırmalardan en dikkat çekicisi ise Dr. Leo Conway, Denver Colorado MD, ın yaptığı deney. İnsanlar üzerinde yapıan deneyde, hastaarın %94’ü arı poleni yardımı ile sağlıklarına kavuşturulmuştur. Deney sonucu sinüs, alerji ve alerjik astım gibi sorunların gierildiği ortaya çıkmıştır. Özellikle solunum yolu hastalıkları olan astım ve bronşite karşı inanılmaz etkili olduğu söylenmektedir.

Arı Poleni Sindirim Sistemi Sağlığını Korur: Sağlıklı vitamin, mineral ve proteinin yanı sıra arı poleni sinirim sistemi sağlığını koruyan yardımcı enzimler içerir. Enzimler arı poleni ile alındığında, gıdalardan alabileceğimiz bütün sağlıklı besinleri de almış oluruz.

Arı Poleni Bağışıklık Sistemini Korur: Dr. Joseph Mercola göre, düzenli olarak tüketilen arı poleni genel anlamda bünyeyi mikroplardan korur, arı polenin doğal bir antibiyortuk özelliğinin olduğunu döylemek mümkün. Bunun dışında bir çok hastalığın sebebi olan serbest radikallere karşı çok etkilidir. Antioksidan özelliğinden dolayı deri ve cilt sağlığından bütün iç organlara kadar çok geniş bir yelpazade insan sağlığına katkı sağlar.

Bağımlılığı Azaltır: Bu konuyla alakalı yapılan birkaç bilimsel araştırma bizim de dikkatimiz çektiği için bu başlığı yazıya ekleme ihtiyacı hissettik. Bazı sağlık uzmanları arı poleninin sigara ve uyuşturucu gibi zararlı bağımlılıkların tedavisinde de arı poleninin kullanılabileceğini belirtiyorlar. Madde mağımlığından dolayı olauşan istek geldiğinde arı poleni tüketildiğinde bu isteği bastırdığı belirtilmektedir.

Arı Poleni Kalp Damar Sağlığını Korur: Arı poleni kardiyovasküler Sistemi destekler, kılcal damarları, kan damarlarını güçlendirmeye yardımcı olan bir antioksidan olan bioflavonoid içermektedir. Bu antioksidan sayesinde damar sağlığının korunmasına büyük çapta yardımcı olur. Aynı antioksdian ayrıca, dolaşım problemleri ile kolesterol’ün sağlıklı bir seviyede kalmasına yardımcı olur. Bütün bunların dışında kanın pıhtılaşmasına ve kalp krizi ve inme gibi risklerin meydana gelmesine izin vermez. Bu risklerin seviyesini azaltır.

Arı Poleni Prostatı Engelleyebilir: Prsotat sorunları yaşayan erkekler için faydalı olabilir, prostata yakalanma riskini azaltabilir. Arı poleni sık idrara çıkma dürtülerini durdurmak için inflamasyonu azaltmaya yardımcı olabilir.

Arı Poleni Kısırlık Sorunlarını Giderebilir: Arı poleni yumurtalık fonksiyonunu canlandırabilir, bu özelliğinden dolayı gebelik sürecini hızlandırabilir.Bu özelliğinin yanı sıra aynı zamanda büyük bir afrodizyak olan arı poleni hormonal güçlendirici olarak bilinir.

Arı Poleni Nasıl Tüketilmeli: Arı poleni çok etkili bir besin kaynağıdır, bu yüzden fazla tüketiminden mutlaka kaçınılmalıdır. Arı poleninden maksimum derecede faydalanmak için meyve ve sebzelerle birlikte tüketilmesini öneriyoruz. Meyvelerle tüketildiğinde kısa sürede bağırsakları etkili bir şekilde temizlediğini göreceksiniz. Günlük olarak bir çay kaşığı tüketimi her hangi bir risk taşımaz.

Anzer Poleni: Anzer poleni çok az bulunun ve inanılmaz etkileri olan bir besin türüdür. Anzer poleni içinde bakteri bulunmadığı için çok etkili bir mikrop ve virüs yok edicidir. B, C, D ve E vitaminleri yanında çok değerli bileşen ve maddeler içermektedir. Arı poleninden maksimum derecede faydalanmak istiyorsanız arı sütü ile tüketmenizi öneririz, böylece sağlık açısından inanılmaz faydalı sonuçlar almanız mümkün.

Anzer polenin yeni başlayanların günde yarım çay kaşığı veya biraz daha az olarak 3 kere almaları bir sorun çıkarmaz ama fazla tüketimi zararlı olabilir. Günde ortalama 20-25 gram tüketilebilir ( tek seferde değil 3 öğün olarak)

Anzer polenin bilinen bir çok faydaları vardır, bunları şu şeklde sıralayabiliriz;
•Anzer Poleni protein açısından çok etkilidir vücudun gereksinim duyduğu bütün B vitaminleri karşılayabilecek kadar etkilidir. Çocukların gelişiminde çok faydalı işler yapabilir.
•Beyin ve sinir sistemlerinin sağlığına inanılmaz katkı yapabilir. Anzer Poleni içerdiği anrioksidanlar yardımıyla beyine faydalı olan nadir besinlerden bir tanesidir.
•Cilt hastalıklarına karşı etkilidir, cilt sağlığını korur.
•Anzer Poleni damar hastalıklarına karşı etkilidir. Damar sertliğinin oluşmasına izin vermez ve damar tıkanıklığı riskini azaltır.
•Anzer Poleni dengesiz beslenmeden kaynaklanan sorunları giderebilir, etkili miktarda besin değeri olduğu için bünyenin ihtiyaç duygudğu mineral ve bileşenleri sağlar.
•Anzer Poleninin cinsel gücü arttırdığı söylenir.
•Hafızayı kuvvetlendirir, düşünme yeteneğinin gelişmesine yardımcı olabilir.
•Kanser kastalıklarına yakalanma riskini azaltan Anzer Poleni, aynı zamanda kanser tedavisinde kullanılabilir.
•Kas ve adale yapıcı özelliği olan Anzer Poleni, aynı zamanda kemik sağlığını da korur.
•Yaraların çabuk kapanmasını sağlayan Anzer Poleni, ameliyattan sonra meydana gelen derin yaraların giderilmesine birle yardımcı olabilir.
•Anzer poleni ağız yaralarının giderilmesinden akciğer hastalıklarının tedavisine kadar bir çok alanda sağlığı korur.
•Sindirim sistemi sağlığı için Anzer poleni çok etkilidir, hazmı kolaylaştırır, bağırsakları temizler, bağırsakların düzenli çalışmasına yardımcı olur ve bağırsaklarda iltihab varsa tedavi eder. İshali kesici özelliği vardır. İştah açar ve kabızlık sorunlarını giderebilir. Mide ülserine karşı etkilidir.
•Astım, bronşit başta olmak üzere bürün solunum yolu hastalıklarına karşı çok etkili bir şifa kaynağıdır. Bademcik hastalıklarını giderir, öksürüğe karşı etkilidir. Boğazı mikroplardan temizler.
•Kış aylarında soğuk algınlığından kaynaklanan hastalıklara yakalanma riskini azaltır, anzer poleni nezle ve grip gibi kış aylarında soğuk algınlığından kaynaklanan hastalıklara karşı çok etkilidir. Kısa sürede bu hastalıkları tedavi edebilir.

Anzer Poleni Nasıl Tüketilmelidir: Daha önce hiç anzer poleni tüketmeyenler günde 3 öğün ve yarım çay kaşığı ile başlayabilirler. Çok etkili bir besin kaynağı olduğu için bünyi önce anzer poleinine yavaş yavaş alıştırmak gerekir. Aksi durumda bazı yan etkileri olabilir. Anzer polenin tüketim oranı bünyeye göre değişmektedir, günde ortalama 100 gram sağlıklıldır.

Çiçek Poleninin FaydalarıÇiçek Poleninin Faydaları:

Çiçek poleni veya çiçek tozu olarak da adlandırılır. Çiçek poleni daha çok alerjik hastaların çok yakından bildiği bir kavramdır. Özellikle alerjik astım ve bronşit hastaları bu polenlerden ciddi anlamda etkilenirler, çiçek polenleri alerjik hastalıkları olan kişilerin hastalıklarını tetikler.

Fakat bazı araştırmalar çiçek polenlerinin sağlık açısıdan faydalı olduğunu ortaya koymuştur, arıların aracılığı ile işlenen çiçek polenleri bildiğimiz klasik arı polenine dönüştürğünde bütün hastalıklar için şifaya dönüşür.

Sağlık açısıdan faydaları arı poleni ile benzerlik göstermektedir.

Polenin Zararları: Bütün polen çeşitlerinin sağlık açısından inanılmaz faydalarının olduğunu detaylı olarak ele aldık. 30 gün boyunca 6 mg arı sürü ve 32 mg arı poleni tüketimi sağlıklı görünmektedir, her hangi bir risk teşkil etmez.Fakat çok etkli bir besin kaynağı olduğundan dolayı aşırı tüketimi bazı sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. 30 gün boyunca 6 mg arı sürü ve 32 mg arı poleni tüketimi sağlıklı görünmektedir, her hangi bir risk teşkil etmez.
•En büyük endişeleri alerjik reaksiyonlardır. Arı poleni polene alerjisi olan kişilerde ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir.
•Aynı zamanda, karaciğer ve böbrek hasarı gibi diğer hastalarda ciddi yan etkilerinin olduğu rapor edilmiştir.

Özel Önlemler & Uyarılar

Hamilelik ve emzirme: Arı Poleninin gebelik sırasında kullanımı muhtemelen güvenli. Arı polenin rahim ve gebeiği tehtid edeceği noktasından bazı endişeler var, bu yüzden doktorunuza danışarak nasıl ve ne kadar tüketmeniz gerektiğini öğrenmenizi tavsiye ederiz.

Gebelik esnasında polenin polenin bebeği nasıl etkileyeceğini bilinmemektedir.

Polen alerjisi: Arı Poleni takviyeleri, polen alerjisi olan kişilerde ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Belirtileri kaşıntı, şişme, nefes darlığı, sersemlik, ve halsizlik.

Tavsiyeler

Polenin sağlık açısından bir çok faydasının olduğu hep birlikte gördük. Fakat tüketiminde dikkat edilmesi gereken unsurlar var, fazla tüketilmesinin bazı riskleri olduğunu belirttik. Bir de hazır satılan polenlerin ne kadar güvenilir olduğunu sizin takdirlerinize bırakıyoruz. Polen alımı noktasında birinic ele ulaşmak bizce en doğrusu, direkt arıcılarla iletişime geçerek temin etmeye çalışmakta fayda var.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KEMİKLERİNİZE ZARAR VEREN 5 ALIŞKANLIK…

Kemiklerinize nasıl bakıyorsunuz? İşin aslı, bazen bu konuyu hiç düşünmüyoruz. Yanlış besleniyoruz, çantalarımızda çok fazla yük taşıyoruz, hareketsiz hayatlar yaşıyoruz ve yavaşça, yıllar içerisinde ağrılar ve sorunlar ortaya çıkıyor. Peki bunların olmasını nasıl önleriz? Endişelenmeyin, size kemiklerinize zarar veren alışkanlıkları ve onlardan nasıl sakınabileceğinizi anlatacağız.

Kemiklere zarar veren günlük alışkanlıklar

Bir şeyi açıklığa kavuşturalım: bu günkü yaşam şekliniz gelecekteki kemik sağlığınızı belirleyecek. Kemiklerinizin; osteoporoz, zedelenme ve erken kalça çatlaması ve benzeri şeylerden korunabilmesi için belirli bir bakıma ve özel bir beslenme düzenine ihtiyacı vardır. Bunlara dikkat edip bazı alışkanlıklarınızı değiştirir veya düzeltirseniz ne mi olacak?

1. Kemiklere hasar veren beslenme düzeni

Carbonated-beverages[1]

Vücut kitle endeksimiz; kemiklerimizin sağlam ve güçlü olması için de çok önemli olan bedenimizdeki kalsiyuma bağlıdır. D vitamini de çok önemlidir. Ancak bunları bilmemize rağmen genelde çok dikkat etmiyoruz. Her gün kalsiyum tüketmeye özen gösterseniz bile, kalsiyumu çeşitli yiyeceklerle birlikte tüketmeniz durumunda, size hiçbir faydası olmayacaktır. Zaman içerisinde kemiklerdeki kalsiyum seviyelerini düşüren maddeler bulunmaktadır. Peki bunlar nelerdir?
•Gazlı içecekler, özellikle de kola. Neden mi? Çünkü bu içecekler yüksek miktarda, kalsiyum emilimini azaltan fosforik asit içerirler. Bu yüzden onlardan uzak dumanız sizin için yararlı olacaktır. Ayrıca gazlı içecekler böbreklerinize de ciddi miktarda zarar verir.
•Kahve. Hepimizin bildiği üzere bir fincan kahve pek çok şeye iyi gelir. Ama günde iki fincandan fazla içmeniz önerilmez. Kahvenin içerdiği ksantin, idrara kalsiyum salımını arttırır. Bu da yavaşça kemiklerin demineralize olmasına neden olur. Bu yüzden günde 2 fincandan fazla kahve içmemeye özen göstermelisiniz.
•Tuz. Tuzun zararlı olduğunu biliyoruz ama buna ek olarak vücudumuzdaki kalsiyumu da azaltıyor. Tuz ve tuz içeren şeyler tüketmekten kaçınmalısınız. Özellikle de işlenmiş et, koruyucu katkı maddesi içeren şeyler, konserve yiyecekler, cips ve tuzlu krakerlerden uzak durmalısınız.
•Kırmızı et. Bu özellikle kemiklere hasar verir. Sülfür içeren amino asitler açısından zengindir. Bu maddeler de siz fark bile etmeden idrara salınan kalsiyum miktarını arttırırlar. Proteini bitki bazlı kaynaklardan almak iyi bir seçenektir.

2. Uykusuzluk

Sleeping[1]

Dinlenmek, vazgeçilemeyecek bir biyolojik ihtiyaçtır. Bedenimiz, lenfatik sistemde başlayıp karciğerimizde devam eden önemli arınma ve temizlenme süreçlerinden geçer. Yavaşça, temel bedensel işlevler dengelenir. Ve bu sadece siz tamamen derin uykudayken gerçekleşebilir. Evidence-Based-Medicine dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre, iyi uyumamak kemik sağlığına ve kemik iliğine hasar veriyor, kemik mineralizasyonunu azaltıyor. Bu gelecekte kemik erimesine neden olabilir. Bu yüzden, kendinize bir düzen oturtup, akşam yemeğinizi erken yiyip, yatmadan sıcak bir banyo yapıp iyice dinlenmeyi denemelisiniz.

3. Sigara içmeyin

Dont-smoke[1]

Genelde, kendini bu kötü alışkanlığa kaptıran kişilerin kemikleri çok güçsüzdür. Bu durum kadınlada, menopoz döneminde kemik kırılmasına daha müsait hale geldikleri için kadınlarda kendini daha ciddi şekilde gösterir. Eğer sigara içiyorsanız, sağlığınız için sigarayı bırakın.

4. Çanta ve topuklu ayakkabılarınıza dikkat edin

Bags[1]

Kadınların zaman içerisinde kemiklerine zarar veren pek çok alışkanlığı vardır. Örneğin topuklu ayakkabı giymek duruşunuzu, ayak ve bacak kemiklerinizi ve sırtınızı etkiler. Günün sonunda bitkinlik yüzünden bu ağrıyı fark etmiyor olabilirsiniz ama yıllar içerisinde bu durum çok ciddi sorunlara yol açabilir. Yüksek topuklu ayakkabılar yerine, daha rahat olan ara boy topuklu ayakkabıları tercih edin. Emin olun, orta boy topuklularla da çok şık görüneceksiniz!

Çantaları da unutmamak lazım. Bazen kadınlar farkına bile varmadan çantalarında 10 kilo taşıyabiliyorlar. Bu da rahatsızlığa, ağrılara, kas kramplarına neden oluyor; hatta kemik yapınızı bile etkileyebiliyor. Her gün kullandığınız çantanızın boyuna dikkat etmelisiniz çünkü bu çanta, bedeninizde omuzlar, kollar ve eller gibi çeşitli yerleri etkileyebilir.

Özellikle omuza asılan büyük, heybe gibi olan çantalara dikkat etmelisiniz. Bu tarz çantaları kullanırken, bir omzunuzda kısa bir süre taşmalı ve içlerini çok doldurmamalısınız. Sırt çantaları ve kol çantaları ağırlığın omuzlarınıza ve destek olan ele binmesine neden olurlar. Dirseklerinize çok ağırlık bindirmediğinizden emin olun yoksa tenisçi dirseği denen sorunla karşılaşabilirsiniz. Bu durumda, çantalarınızın olabildiğince hafif olmasına özen gösterin ve çantayı taşıdığınız kolunuzu sık sık değiştirin.

Peki en sağlıklı seçenek nedir? Sırtınız, kollarınız ve omuzlarınız için en sağlıklı çanta seçeneği, kolaylıkla sıkılaştırabileceğiniz, destekli bir kayışı olan ve bedeninizle dengelenen, omuzdan askılı bir çantadır

5. Masabaşı yaşam? Hayır, almayayım.

Walking[1]

İşiniz için tüm gün aynı pozisyonda oturuyor olabilirsiniz veya sadece hareketsiz bir hayatınız olabilir, yine de oturuşunuzdaki kamburluğun farkına varıp düzeltmek için geç kalmış sayılmazsınız. Kemikler güçsüzleşip dirençlerini kaybederler, eklemler artık eskisi kadar dayanıklı değildir… Yıllar geçtikçe hareketsiz bir hayat sürmenin yan etkileri ortaya çıkmaya başlar. Bu yüzden neden her gün bir arkadaşınızla yürüyüşe çıkmıyorsunuz? Haydi deneyin!

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Sinüzit için Kolay Doğal Tedaviler

sinuzit[1]

 

Sinüzit burun ve genizdeki iltihaplı sinüslerde ve burun çevresindeki kemiklerde oluşur. Bir çok nedeni olan bu sorun akut ve kronik olabilir.

Bu makalede sinüziti ve belirtilerini (aşırı mukus, tıkanma, dolu burun, başın bazı bölgelerinde ağrı, öksürük ve yorgunluk) tedavi etmek için kolay, ucuz ve doğal yöntemleri bulacaksınız. Ayrıca sizlere aşırı mukusa sebep olan yiyeceklerden ve bu doğal tedavileri uygulama yöntemlerinden bahsedeceğiz.

Doğal tedavi

Sinüziti doğal olarak tedavi etmek için aşağıdaki kolay, ucuz ve etkili yöntemi uygulayabilirsiniz. Bunun için ihtiyacınız olan malzemeler:

Seramik veya plastik Tibet neti kabı: Bu, küçük bir çaydanlığı andıran ve burun ile geniz kanallarını açmak için kullanılan bir araç. Neti kabını eczanelerde veya sağlık dükkanlarında bulabilirsiniz. Bu, burna aşırı kuvvet uygulayan spreylerden daha sağlıklı bir ürün.
•Deniz tuzu: Her kaşık tuza iki buçuk katı su ile karıştırın. Deniz tuzunu sağlıklı ürünler satan dükkanlarda, süpermarketlerde veya diğer dükkanlarda bulabilirsiniz. Yeterli miktarda bulamazsanız, 1 litre doğal su ile 3 çay kaşığı deniz tuzunu tamamen çözülene kadar karıştırın.

deniztuzu

Kullanımı

Neti kabı ile deniz tuzunu kullanarak sinüsleri temizlemek için:
•Kullandığınız neti kabının ve suyun temiz olduğuna emin olun.
•Tuzlu suyu neti kabına koyun ve başınızı kabın üstüne suyu yakalayacak şekilde yerleştirin.
•Bunu her zaman nefes almak için ağzını açarak yapmalısınız. Sonra öne eğilin.
•Neti kabını sol burun deliğine yerleştirin, rahatlayın ve suyun sağ delikten akmasına izin verin.
•Ardından burnunuzu yavaşça nefes alarak aşırı mukus ve toksinlerden iyice temizleyin.
•Aynı şeyi sağ burun deliğinizde uygulayın.

neti2[1]

Faydaları

Bu tekniği uyguladığınız zaman, aşağıdaki faydaları göreceksiniz:
•Daha iyi nefes alma kapasitesi.
•Sinüste bakteri veya toksin birikimine sebep olan mukusu atacaksınız.
•Gözler, kulaklar ve burnun diğer tıkalı bölgeleri temizlenir.
•Beyne bağlı sinir uçları aktifleşir.
•Migrenleri ortadan kaldırır.
•Konsantrasyonu arttırır.
•Uykusuzluğu önler.
•Zindelik ve rahatlama hissi.
•Horlamayı azaltır.

Aşırı mukusa sebep olan yiyecekler

Burun kanallarını temizlemenin yanı sıra mukusa sebep olan yiyeceklerden kaçınmanız da önemli. Aşağıda bu yiyecekleri bulacaksınız:

•Süt ürünleri, (özellikle inekten). Bunun yerine keçi, koyun vb. süt ürünlerini tercih edin veya sebzelerden üretilen sütleri için. (yulaf ezmesi, pirinç veya badem sütü gibi)
•Rafine unlar, özellikle beyaz ekmek veya hamur işleri. Bu ürünleri tüketmeyin veya olabildiğince kaçının. Bunlar yerine galeta, pirinç veya mısır ekmekleri tüketin.

 

Diğer öneriler

Bu tedavinin yanı sıra aşağıdaki etkili geleneksel tedavileri uygulayabilirsiniz:
•Isırgan otu çayı: Temizleyicidir ve aşırı mukusu temizler.
•Ezilmiş sarımsak: Bu mukusu azaltan mukolitik etkisi yaratır. Yediğiniz yemeklere ekleyebilirsiniz (ayrıca Tibet sarımsak kürünü uygulayabilirsiniz). Eğer sindirimde sorun yaşıyorsanız sarımsak takviyesi alabilirsiniz.
•Ayrıca bilinen eski bir Kızılderili tedavisi, Hopi mumları veya kulak mumlarını uygulayabilirsiniz. Bunlar bal mumu, bitkiler ve diğer şifalı malzemelerle hazırlanan konilerdir. Bunlar genelde kulak kirini ve tıkanıklığını temizlemek için kullanılıyor ama dolaylı yoldan sinüsleri de temizliyor. Bu mumlar eczanelerde, aktarlarda, doğal ürün dükkanlarında bulunabilir. Eğer kulak zarınız hasarlıysa, kulak dışında alerji veya cilt probleminiz varsa veya kulak iltihaplanması yaşıyorsanız kullanmayın. Herhangi bir tedaviyi uygulamadan önce kullanım kılavuzunu iyice okuyun.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Reflü, gastrid, ülser rahatsızlığı olanlar…

13620242_623270707839545_5011410987181155125_n[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mide Yanmasına Son…

13770268_10157153493300557_6991005309602169170_n[1]

Mideniz yanıyorsa; hemen kabuğu soyulmuş bir elma veya bir taze salatalık yiyin. Kısa sürede yanma hissinin geçtiğini göreceksiniz…

Sağlıkla kal sayfasından alınmıştır

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Elma Sirkesi: Güzellik Rutininize Yeni Bir İlave

 

Eğer saçınız veya cildinizde güzellik için elma sirkesi kullanıyorsanız, alerjik reaksiyon ihtimalini ortadan kaldırmak için sirkeyi seyreltmeniz çok önemlidir

Elma sirkesi elma suyu yapımında kullanılan, elmanın kabuğundaki ve meyvesindeki şekerlerin fermente edilmesi ile üretilir. Rengini ve kokusunu içerdiği malik asitten alır. Elma sirkesi gastronomi, tıp ve kozmetik de dahil olmak üzere pek çok farklı alanda kullanılabilecek ekonomik bir seçenektir.Nerdeyse her evde mutfakta bir şişe elma sirkesi bulunur, ancak elma sirkesinin kullanım alanını mutfak ile kısıtlamayın. Güzellik ve sağlık alanlarında da kullanabilirsiniz.

Saç sağlığı

Saçınızda elma sirkesi kullanarak hem ucuz ve kolay bulunabilen doğal bir üründen faydalanabileceksiniz hem de saçınız daha yumuşak ve temiz olacak. Elma sirkesinin saçı güçlendirip kepeği ortadan kaldırdığı kanıtlanmıştır. Elma sirkesi sayesinde saç folikülleriniz nazik bir şekilde temizlenir, toksinlerden ve folikülleri tıkayan dğer maddelerden arınır ve böylece saç uzamanız hızlanır.

saç

Elma sirkesinin kullanımı

Bir sprey şişesinde bir bardak elma sirkesi ve iki bardak distile suyu karıştırın. Saçınızı yıkadıktan sonra, sirke-su karışımını saçınıza uygulayın. 10 dakika bekletin. Karışım iritasyona neden olabileceği için doğrudan kafa derinize uygulamayın. Bu karışım kuru veya hasarlı saçları olan kişiler ve saç implantı olan kişiler için önerilmemektedir.

Akne veya cilt lekeleri

Elma sirkesinin içerisinde hem cildinize iyi gelecek çeşitli mineraller hem de ciltteki yağ birikmesini temizleyecek, antibiyotik özelliğe sahip çeşitli asitler vardır. Eğer yağlı veya karma tip bir cildiniz varsa, elma sirkesi akne sorununuzla baş etmenize yardımcı olabilir. Elma sirkesini cilt lekelerini gidermek için de kullanabilirsiniz. Elma sirkesini kullanmaya başlamadan önce, cildinizde ufak bir hassaslık testi yapmalısınız. Cilt kullanımı için de elma sirkesini aynen saçınıza hazırladığınız gibi hazırlayın. Bu karışımı cildinizde ihtiyaç olduğunu düşündüğünüz yerlere sıkın.

Yaşlanmayı önleyin ve cildinizin daha sağlıklı olmasını sağlayın

cilt

Elma sirkesi ölü cilt hücrelerini temizler, cildinizin pH dengesini düzeltir ve cildinizin kan dolaşımını tetikler. Cildinizi sıkılaştırıp, erken yaşlanma yüzünden oluşan bozuklukları tedavi ederek cildinizin daha genç ve parlak görünmesini sağlar. Bir yemek kaşığı elma sirkesini beş yemek kaşığı su ile karıştırıp cildinize uygulayabilirsiniz.

Dezenfekte edici

Ufak kesikler ve böcek sekmeleri için elma sirkesi kullanabilirsiniz. Sıvı sabununuza veya banyo suyunuza sirke ekleyebilirsiniz. Elma sirkesi hem hücre iyileşmesini hızlandırır hem de ufak kesiklerin enfekte olmasını önler.

Sağlıklı kalın

elmasirkesi

Eğer  günlük güzellik ve sağlık rutininize ekleyecek doğal bir ürün arıyorsanız, onu buldunuz! Elma sirkesi pek çok kişinin formda kalma sırrıdır. Günlük içme suyunuza bir kaç damla elma sirkesi katarak hem sağlığınızı ve güzelliğinizi pekiştirebilirsiniz hem de elma sirkesinin diğer şifalı özelliklerinden faydalanabilirsiniz. Elma sirkesini tüketmeden önce her zaman seyreltmeniz gerektiğini unutmayın.

Tırnak mantarına çözüm

Elma sirkesinin dezenfekte edici özellikleri hem tırnak mantarından kurtulmanıza hem de mantar büyümesinin sağlığınız üzerindeki kötü etkilerini gidermeye yardımcı olur. Ayağınızı bir bardak elma sirkesi ve iki bardak su ile hazırlayacağınız bir karışımın içine sokun ve 15 dakika bekletin.

Doğal koku giderici

Elma sirkesi cildinizin pH seviyesini dengelediği için harika bir doğal koku giderici seçeneği olarak kullanılabilir. Keskin kokusunu azaltmak için su ile seyrelterek kullanın. Bir parça pamuğu 1 ölçü sirke ve 3 ölçü su ile hazırlayacağınız karışıma batırıp cildinize sürün.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SİVRİSİNEKLERDEN Kurtulman için DEFNE yaprağı KULLAN

13876514_10153941027258871_4397325520158805605_n[1]

 
Kardeşlerim, sivrisineklerden korunmak için kullandığınız sinek kovucu tabletlerde kimyasallar (allethrin) bulunmaktadır. Belki bu tabletler sizi sivrisinekten korur ama, soluduğunuz havaya bıraktıkları kimyasalların sağlığınıza mutlaka bir zararı olması söz konusudur. Bazı sinek kovucu tabletlerin özellikle bebek ve çocukların soluması durumunda kanser yapıcı etkileri bile olabilir
İşte size bir önerim. Sivrisinek kovucu tablet cihazlarınıza tablet koymak yerine resimdeki gibi defne yaprağı koyun. Defne yaprağının kurutulmuş olması gerekir. Defne yaprağı tütsüsü sadece odanızdaki sivrisinekleri değil Başta AKARLAR olmak üzere, Güve, sivrisinek, kara sinek, bit, pire, üvez, kene, hamam böceği, kalorifer böceği gibi böcekleri de kovacaktır. Ayni zamanda eviniz misler gibi kokacaktır.
Unutmayın yorgan, yatak, halı gibi evlerinize yerleşmiş gözle görülmesi çok zor olan akarlar, sizde ve çocuklarınızda kaşıntı ve alerjik cilt hastalıklarının en önemli nedenlerinden biridir. İşte defne tütsüsünün sadece sivrisinek değil akar ve diğer böcekleri kovucu etkisi bu açıdan çok önemlidir.
Sevdiklerinizle mutlu günler dilerim.
Prof.Dr. Ibrahim Uslu

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Karın Kaslarını Güçlendirmek ve Esneklik Kazanmak için 6 Egzersiz

 

Karın kasları genelde vücudumuzda en çok kilo vermek, sıkılaştırmak ve güzel görünmesini istediğimiz bölgedir.

Ne yazık ki bu bölge üzerine çalışmak zordur, çünkü karın sıvı tutar ve şişkinlikle gelen rahatsızlıkların yanı sıra yağ tutar.

Sıkı karın kasları için önemli olansa içeriğinde besleyici ögelerin bol olduğu düşük kalorili yiyecekler tüketmektir.

Ama düz ve sıkı bir karın için her kasınızı çalıştıracak düzenli fiziksel bir rutini izlemelisiniz.

Bunu yapmak hem omurgaya hem de şeklinizi korumak için çalışması gereken diğer organlara iyi gelir.

Ve tabii ki her şeyi kolaylaştırmak için, sizlere başlamanız için 6 farklı egzersiz ve bunların adım adım açıklamalarını sunacağız. Bir deneyin! Kesinlikle denemeye değer. 

1. Plank

Plank tüm vücut kaslarını çalıştıran klasik bir egzersizdir. 

Anahtar olan fiziksel dirence odaklanıp aynı zamanda kasları sıkı tutarak dengede kalmaktır.

Nasıl yapmalı

  • Yoga matına yüz üstü yatıp kollarınızla kendinizi kaldırın ve ayak parmaklarınızla kendinizi destekleyin.
  • Sırtınızı düz tutun ve karın kaslarınızın tamamını kullanın. 
  • Bu pozisyonda 45 ila 60 saniye kalın ve dinlenin.
  • 3 tekrarlar başlayın ve yavaşça tekrarlarınızı arttırın.

2. Dirseklerde plank

plankBu bir önceki egzersizin farklı bir varyasyonudur. Basitçe kendinizi ön kollarınızla destekleyin, avuç içlerinize değil.

 

Nasıl yapmalı

  • Önkollarınız ve ayak parmaklarınızla kendinizi yere doğru destekleyin.
  • Kalçalarınızı biraz kaldırın ve sırtınızın dik durduğuna emin olun.
  • Başınızdan ayaklarınıza kadar düz bir çizgi olun.
  • Karın kaslarınızı sıkın ve 60 saniye böyle kalın.
  • 3 ila 5 kez bu hareketi tekrarlayın.

3. Ağaç duruşu

ağaç pozu

Bu egzersiz karın kaslarını çalıştırırken aynı zamanda konsantrasyon ve dengeyi arttırır. 

Nasıl yapmalı

  • Sağ dizinizi göğsünüze doğru kaldırın, tüm ağırlığınızı sol bacağınıza verin.
  • Ayak bileğinizi kavrayın ve sağ ayağınızın tabanının sol baldırınızın iç kısmına yerleştirin.
  • Bu duruşta kalmaya çalışın, karın kaslarınızı sıkın ve avuç içlerinizi göğsünüzün önünde birleştirin.
  • Sonra yavaşça kaldırın ve bakışınızı bir yere odaklayıp rahatlayın. Tek bir noktaya bakın.
  • 10 derin nefes alın. Dinlenin ve diğer bacağınızla tekrarlayın. 

4. Pelvisi kaldırmak

Pelvisi kaldırmak karın kaslarını ve kalçaları sıkılaştıran sağlıklı bir egzersizdir. 

Bu egzersiz biraz konsantrasyon ve pozisyonu bir kaç saniye kadar tutabilmek için dayanıklılık gerektirir.

Nasıl yapmalı

  • Sırt üstü yatın, dizlerinizi kırın ve ellerinizle ayak bileklerinizi tutun.
  • Sonra nefes alın ve pelvisinizi tavana doğru kaldırın.
  • Karın kaslarınızı sıkın ve pozisyonda kalın, ayaklarınızı da yerden kaldırmayın.
  • 45 saniye böyle kalmaya çalışın, nefes alın, dinlenin ve beş kere tekrarlayın. 

5. Deniz yıldızı

egzersiz 2

Bu hareket başta çok zor olabilir ve hoşunuza gitmeyebilir ama pratik etmek zamanla ve yavaşça bunu kolaylaştıracak.

Önemli olan yavaşça başlamak ve zamanla biraz daha hızlanmak.

Nasıl yapmalı

  • Bir yoga matı üzerine uzanın ve kol ve bacaklarınızı tavana dokunmaya çalışır gibi kaldırın.
  • Sonra kafanızı ve omuzlarınızı yerden kaldırın, aynı zamanda kol ve bacaklarınızı yanlara uzatın (Deniz yıldızı gibi olun)
  • Dikkatlice omuzlarınızı alçaltın ve dikkatlice başladığınız pozisyona geri dönün.
  • 6 ila 10 kere tekrarlayın.

6. Dizler göğüse

Dizlerinizi göğsünüze doğru kaldırırken karın kaslarını çalıştırmak onları sıkılaştırır ve bu kasları güçlendirir.

Eğer bacaklarınızı düşürmeden dengenizi koruyabiliyorsanız, aynı zamanda kalça kaslarınızı da çalıştırmış olursunuz.

Nasıl yapmalı

  • Yere oturun ve dizlerinizi düzeltin.
  • Dizlerinizi kırın ve göğsünüze doğru çekin.
  • Kaval kemiklerinizi yere paralel tutun ve esnerken nefes alın.
  • Sırtınızı sürekli düz tutmaya çalışın ve karın kaslarınızı esnetmeye odaklanın.

Her zaman hatırlayın, bu hareketlerle ve egzersizlerle iyi sonuçlar almak istiyorsanız onları düzenli olarak yapmalısınız, ayrıca da sağlıklı bir beslenme programı takip etmelisiniz. 

İncinmeden korunmak için her bir pozisyonu ayarlamaya çalışın. Bugün başlayın! Pişman olmayacaksınız.

kaynak: sağlığa bir adı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Çıkalım şu marketten!

44[1]

 

Markete gittiniz. Yeşil sapları, şık karton kutuları, minik yeşil etiketleri, tek renk, tek ses, tek yürek halleri, yüksek fiyatlarıyla tezgahların yıldızı, kan kırmızı domatesler. Yemediniz mi daha? Yiyeceksiniz! Zira onlar, modern dünyanın gurur kaynakları. “Tatmin olma” duygusu köreltilmiş, “yeter” sözünü defterinden çoktan silmiş insan evladının zeka ürünleri onlar. Onlara şimdi domates diyorlar. Devasa seralarda, tümüyle bilgisayar kontrolünde, topraksız koşullarda (su kültürü) yetişiyorlar. Her birinin köküne birer serum hortumu bağlı, damla damla dökülüyor azotlar, fosforlar, kalsiyumlar…
Hava mı lazım? Pompalar var, suyun içine gerektiği kadar hava basıyor.
Güneş mi lazım? Cıvalı ampuller var, fotosentezi artıran yüksek basınçlı ışık basıyor.
Kuş mu lazım? Aşkolsun! Zamanı gelince, salınıyor bambus arıları içeri, dölleniversinler, kurda kuşa muhtaç olmadan. Çünkü onlar doğanın güvensiz derbederliğine terk edilemeyecek kadar değerliler. Onlar, öbür dünyaya giderken yanımızda götüreceğimiz yatlar, katlar, plazmalar, plazalar…

Hâlâ markettesiniz. Süt içip kemikleri geliştirmek gibi bir inancın peşinde, dolaşıyorsunuz raflarda. O, beyaz sıvının içinde protein, vitamin, bir sürü bakteri, mineral filan olduğunu düşünüyorsunuz. Nasıl söylemeli, bilmem ki? Aramızda kalsın ama, onun içinde artık bir şey yok! İyisi mi bunu size, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın söylesin: “Süt sağlıklı bir içecekken, raf ömrünü uzatmak için pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline getiriliyor. Bu işlemlerle sütün içindeki tüm bakterileri öldürülüyor. Pastörizasyon, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engelliyor, sindirim enzimlerini tahrip ediyor, tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır.”

Hadi bunları geçtik bir kalem. Siz o sütü veren ineğin başına gelenlerden haberdar mısınız? İnek inek olmaktan çıkalı çok oldu. Ağaç talaşı, mermer tozu dahil önüne konan her şeyi yiyen, bol hormon ve antibiyotikle ayakta durabilen, deri kaplı et parçaları onlar. Günde 100 kilo süt veren inek yaptılar! Ne demek biliyor musunuz bu?

Alışverişe devam
Market arabasını sürmeye devam. Üzümleri gördünüz mü? Sanki bağdan yeni gelmişler. Dipdiri, ipiriler. Nereden geliyor bunlar? Şili’den. Şili mi? Evet! Kaç gündür buradalar? Üç-beş gün oldu. Düşünün, Şili’nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda buralara geliyor.

Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de üç-beş gün daha, bana mısın demiyor mübarek. İyi ama, nasıl? Şahane şeyler var, adına ilaç diyorlar. Üzümlere verilen bu ilaçlardan birinin etiketindeki faydaları sayalım mesela: Dane büyüklüğünü artırır, dane ağırlığını artırır, dane şeklini daha düzgün olarak değiştirir, tam olgunlaşmada bile daneye parlak sarı yeşil rengini verir, güçlü üzüm çöpüne rağmen dane sıkıca sapa bağlı kalır, bu yüzden yükleme taşıma esnasında danelenme nedeniyle olabilecek kayıplar azalır, dayanıklı ve dirençli kabuk sayesinde hasat ve hasat sonrası olabilecek yaralanmalar en aza iner, hastalıklara direnç katar, kullanım dozu yükseldiğinde sofralık üzümlerde hasadı geciktirir, yüksek kalite ve standart sağlar, raf ömrü uzar.
“Oyy! İçime fenalık geldi, çıkart beni buradan” diye feryatlar eden okura biraz sabır.

Kayseri’ye gittiniz, eh dönüşte adettir memlekete biraz mantı götürülür. En ünlü mantıcının önünde durdunuz. Yol uzun ama mantılar vakumlu paketlerde, hiçbir şey olmaz bunlara. “Taaa Amerika’ya gönderiyoruz biz, hiç merak etmeyin” diyor satıcı. Aldınız birkaç paket, doğru evdeki derin dondurucuya. Günün birinde canınız çekti, attınız mantıları kaynar suya. Ama bu nasıl tat? Kıyması mı farklı, ne? Cahillik içinde yüzen okura bir bilgi daha: O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazının zamanla gıdayı zehirlemesinden kaynaklanan tat. Şimdilerde adlarına “gıda gazı” diyorlar.

Besinlerin raf ömürlerini uzatmak için içlerini gazla dolduruyorlar. Azot gazı da oksijen istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızı görünsün. Yasal bunlar, girin internete “gıda gazı” diye, görün neler yediğinizi raf ömrü uğruna.

Daha durun! Petunya ve karnıbahar geni konmuş mısırlardan yapılan cipsleri de yiyeceksiniz. Geceleri de bahçenizi denizanası geniyle donatılmış buğdaylarla aydınlatacaksınız. Diyebilirsiniz ki, “hep olumsuz tarafından bakma, bu gelişmeler olmasa açlığın önüne geçilemez”. İyi ama açlığın nedeni gıda üretimindeki yetersizlik değil ki! Tam tersine, bugün dünyada gıda üretiminde fazlalık var. Öyle ki, tüm üretilen besinleri toplayıp dünyadaki insan sayısına bölseniz, kişi başına günlük 2720 kilokalori gıda düşüyor. Bu hepimizi besler de, yusyuvarlak bile yapar. Sorun gıda üretiminin yetersizliği değil, aç olanların gıda alacak paralarının olmaması.

Ama, daha da vahimi, biz de o süt, domates, üzüm gibi oluyoruz. Neye ağlayıp neye güleceğimizi birileri bize anlatıyor. Kimi sevip kimden nefret edeceğimizi de. İnsan ilişkilerini artık klavye ve monitor üzerinden kuruyoruz. Tanışmadığımız insanlarla klavyelerle kavga ediyoruz. Gün geliyor, öldürüyoruz. Adına “bilgi” dedikleri rafine verilerle zihnimizi doldurup enselerinde barkod yapıştırılmış mamül ürünler oluyoruz. Bir an önce çıkmak lazım bu marketten, hadi durmayın, acele edin. Çıkın dışarı, “Ben sütçümü, yoğurtçumu istiyorum” deyin. “Eciş bücüş mısırları, yamuk yumuk pembe domatesleri de istiyorum” deyin. “Adını, sanını, derdini tasasını bildiğim manavımı da istiyorum” deyin. Hele bir başlayın istemeye, arkası gelir mutlaka. Benden söylemesi, yoksa yapıştıracaklar barkodu ensenize.

KAYNAK: GIDA GÜVNLİĞİ HAREKETİ

Bitki Alemi, Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 16 Comments »

Kansızlığa Karşı Savaşan 5 Besin

images[9]

 

Tıp dilinde anemi olarak bilinen kansızlık pek çok farklı şekilde tanımlanabilen bir kan rahatsızlığıdır. Kanın elementlerinden alyuvar olarak adlandırılan kırmızı kan hücrelerinin eksikliği olarak bilinmektedir. Alyuvarların yetersizliği ile hemoglobin adı verilen protein vücuda oksijen taşıyamaz ve bu durumda kansızlık gelişebilir.

En sık görülen anemi çeşidi demir eksikliğine bağlı anemidir. Özellikle süt çocukluğu, adolesan dönemlerinde ortaya çıkan anemi, artan demir ihtiyacının beslenme yoluyla karşılanamamasından kaynaklanabilir.

Demir eksikliğine bağlı anemi özellikle çocuklarda zihinsel ve bedensel gelişimi etkileyebilmektedir.

Demir minerali vücutta üretilmediği için besin yoluyla alınmaktadır. Demir mineralinden fakir besinlerle beslenmek demir eksikliğinin sebeplerinden olabilmektedir.

Yapılan çalışmalarda, demir minerali eksikliği nedeniyle bazal metabolizması yavaşlayan kişilerde kilo verme problemleri yaşayabileceği görülmüştür.

Demir Eksikliği Belirtileri ;
◾Yorgunluk, halsizlik
◾Bağışıklık sisteminin zayıflaması
◾Sinirlilik
◾Depresyon
◾Solgun cilt
◾Çarpıntı ve nefes darlığı
◾Tahriş olmuş dil

Hekim tarafından önerilen ilaçlar düzenli olarak kullanılmalı ve demir içeriği yüksek besinlerle desteklenmelidir.

Demir İçeriği Yüksek 5 Süper Besin

Besinlerde biyo-yararlanımı yüksek ‘’hem demir’’ ve biyo-yararlanımı düşük ‘’non hem demir’’ olmak üzere iki ayrı demir formu bulunmaktadır. Hem demir hayvansal ürünlerde, non-hem demir ise bitkisel besinlerde, yumurta, süt ve süt ürünlerinde bulunur. ‘’Hem demir’’ yaklaşık %20 oranında emilirken ‘’non hem demir’’ %5 oranında emilir.

Bu nedenle, demiri hem hayvansal hem de bitkisel besinlerden almak faydalı olacaktır.

Dut Kurusu, Üzüm Kurusu ;

Kalsiyum ve demir deposu olan dut ve üzüm kurusu aynı zamanda B1, B2 ve C vitaminleri de içermektedir.

Kırmızı Et ve Karaciğer;

Özellikle kırmızı et ve sakatatlar biyo yararlanımı yüksek demir içeriğine sahiptirler.

Kabak Çekirdeği;

İçeriğindeki demir mineralinin yanında A, C, E, K vitaminleri, bakır, çinko, kalsiyum, magnezyum, manganez mineralleri ve Omega-3 yağ asidi bulunmaktadır.

Ispanak ;

Diğer sebzelere göre protein açısından zengin sayılan ıspanak, doymamış yağlar ve lif açısından da zengindir. Ayrıca bol miktarda demir, potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum içermektedir.

Pancar;

İyi bir antikanserojen olan pancar birçok vitamin ve mineral açısından zengindir.

** C vitamini demir mineralinin emilimini artırmaktadır. Örneğin et ürünlerinin yanında limonlu yeşil bir salata yemek et içerisinde bulunan demirin emilimini artıracaktır.

Dyt. Çağla Çevik

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »