Sinüzit ve Migren… Sirkeli suyla en fazla 15 günde bitiyor…

vinagre-maca3-1500-x-10501

Sinüzit ve migren… Sirkeli suyla en fazla 15 günde bitiyor. Grip zaten gelemiyor.

Burnunuza sabah akşam yarı yarıya sulandırılmış sirke çekin.

Orta kulak iltihabı, sinüzit, migren, guatr, uyku apnesi, horlama, geniz akıntısı, astım, bademcik, grip vb hastalıklar…

Ayrıca gizli sinüs akıntısının sebep olduğu romatizma, eklem iltihapları, kalp kapakçığı, tansiyon, tiroid ve lenf nodları, alzaymer, kanser ve okb, panik atak, şizofren gibi hastalıklar durur ve gerilemeye başlar.

Akıllı enerji virüsleri, enerji mikroplarını yok eden tek ilaç şirketidir.

İlaçlar bizi bitirmeden biz onları bitirelim…

kaynak: karbonat

 

 

 

14641923_1290697894327248_5527819032972677608_n1

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 19 Comments »

9 Doğal Kas Gevşetici

 

Günümüzde hayat yükümlülükler, stres ve hareketsiz işlerle doludur. Bu da sonsuz sağlık sorununa neden olur. İş kaslara gelince, en çok gerilenler, uzun saatler bilgisayar başında oturmanın sonucu boyun, omuz ve omur kaslarıdır. Tıbbi tedaviye ihtiyaç duymak zorunda kalmamanız için doğal kas gevşetici görevi gören bitkilerin faydalarından yararlanabilirsiniz.

Aşırı Ağrı

Günümüzün şehir hayatında pek çok kişi aşırı ağrıyla karşılaşır. Bir ofiste 9 saat veya daha fazla bir süre geçirmenin doğuracağı sorunlar uzun bir liste oluşturur. Bir de bunun üstüne güneşten uzak olmanız, üstünüzde bir sürü yükümlülüğün olması, doğru bir diyet sürdürememeniz ve kötü bir pozisyonda oturmanız gibi durumları eklediğimizde durum daha da ciddileşir. Stres ayrıca kas spazmlarına ve ağrılarına neden olur, sizin iyi bir uyku çekmenize de engel olur.

Başınızı neredeyse hareket ettirememenize neden olan boyun veya sırt ağrısı günümüzde sıkça rastlanan bir durum haline gelmiştir. Sırtınızda, kalçanızda, genel olarak vücudunuzun tamamında derin bir ağrı hissediyor olabilirsiniz. Bu ağrıları gidermek için masaj yaptırabilirsiniz, sıcak kompres uygulayabilirsiniz veya daha rahat bir koltukta oturabilirsiniz. Ancak bunlar kalıcı çözümler değildir ve ağrılar aslında tedavi edilmediği için bir süre sonra tekrar eski hallerine dönerler. Bu nedenle, kas ağrılarını geride bırakmak için doğal bitkiler ve kas gevşeticilerden faydalanabilirsiniz.

boyun

Bunlar genel olarak, hem kaslarınızın durumunda bir iyileşme sağlamak için, hem de beyninize, midenize ve tüm organlarınıza bir rahatlık sağlamak için bir infüzyon olarak tüketilir. Bunun sayesinde daha iyi dinlenirsiniz, ağrıları geride bırakırsınız ve günlük hayatınızda daha verimli olursunuz.

Neyse ki sizi rahatsız eden kas ağrılarını iyileştirmek için kullanılabilen uzun bir doğal tedavi listesi var. Daha da iyisi, bunların neredeyse hiç yan etkisi yok. Bu da onları ilaçlara göre çok daha sağlıklı kılar, ancak elbette, etkilerini göstermeleri ilaçlara göre biraz daha fazla vakit alabilir. Eğer kalite peşindeyseniz ve ağrılarınızı geride bırakmak istiyorsanız, o zaman bu şifalı bitkileri günlük hayatınızın bir parçası yapın.

Unutmayın ki aynı zamanda sağlıklı ve dengeli bir diyete sahip olmak da büyük önem taşır. Bu, kaslarınızı daha az kasılı olmasını sağlar. Günde 1.500 mg kalsiyum, 1.500 mg magnezyum, 99 mg potasyum ve 3.000 mg C vitamini almanız önerilir.

banyo

En İyi Doğal Kas Gevşeticileri

  • Biberiye: Bu, yemeklere tat ve aroma kazandırmak için mutfaklarda sıkça kullanılan bir baharattır. Bunun aynı zamanda başta bir gevşetici olarak sağlık açısından pek çok faydası vardır. Adet kramplarını veya kas spazmlarını rahatlatmak için bir miktar biberiyeyi suda seyrelterek banyo yapabilirsiniz. Ayrıca eklemlerinize biberiye yağı masajı da uygulayabilirsiniz. Ağrılı veya iltihaplı bölgelere yapılan sıcak kompresler de artritin belirtilerini hafifletir.
  • Kediotu: Bu, boyundaki gerilmeleri rahatlatmak için yüzyıllardır kullanılan bir ottur. Bunun aynı zamanda anksiyete ve uyku sorunlarını kontrol altına almak için sakinleştirici bir etkisi vardır. İsterseniz bir kediotu infüzyonu veya çayı içebilirsiniz. Ancak, bu bitkinin herkes açısından hoş olmayan güçlü bir kokusu olması nedeniyle bunun yerine sağlık ürünleri dükkanlarından edinebileceğiniz doğal hapları da kullanabilirsiniz.

kediotu

  • Papatya: Bu “inanılmaz rahatlatıcı” olarak bilinir. En iyi bilinenlerden ve en sık tavsiye edilen bitkilerden biridir. Kas ağrılarını tedavi etmek için kullanılır, ama aynı zamanda adet krampları, tansiyon, baş ağrısı, anksiyete, stres, gerginlik gibi pek çok durum için de iyi gelir. Gergin kaslarınızı gevşetir ve aynı zamanda krampları da gidermek için iltihap giderici özelliğe de sahiptir.
  • Kedi nanesi: Bu bitki Avrupa’ya has bit bitkidir ve nane ailesindendir. Bu doğal bir rahatlatıcı olarak kullanılır ve aynı zamanda gevşetici özelliği de vardır. Bu, diğer özelliklerinin yanında eklemlerde şişmeleri dindirmeye, gerginlik nedeniyle oluşan baş ağrılarını iyileştirmeye ve yumuşak doku yaralanmalarını iyileştirmeye yarar.
  • Arnavut biberi: Evde genellikle yemek tariflerinde kullanılır, ancak aynı zamanda kas kramplarının neden olduğu ağrıları etkili ve hızlı bir şekilde rahatlatmak ve tedavi etmek için de kullanılabileceği görülmüştür.

arnavut-biberi

  • Turp: Bunun özellikle baharatlı biçimi eski zamanlardan beri kas gerilmesini ve elbette bunun yanında krampları ve ağrıları tedavi etmek için kullanılmıştır. Uçucu turp yağı hazırlamanız veya bunu satın almanız ve ardından bunu sıcak suya katıp banyo yapmanız veya onunla masaj yapmanız gerekir.
  • Yabani kekik: Bu, kekiğe benzer bir bitkidir ve uçucu yağları sayesinde kasları doğal bir şekilde gevşetme yeteneği vardır. Günde istediğiniz kadar tüketebilirsiniz.
  • Passiflora: Ayrıca çarkıfelek olarak bilinen bu güzel bitki, özelliklerini öğrendiğinizde gözünüze daha da güzel görünecektir. Bitkinin yaprakları fitosteroller ve flavonoidler içerir. Bunların her ikisi de antioksidan etkiye sahiptir. Bu bitki ayrıca alkaloitler, uçucu yağlar ve gevşetici ve ağrı kesici etki için diğer maddeler içerir. Bu uykusuzluk, kas kasılmaları, stres, anksiyete, sinirlilik ve benzeri durumları için kullanılır. Bunu bir infüzyon olarak içebilirsiniz.
  • Lavanta: Mavimsi mor renge sahip bu gerçekten güzel çiçek, farklı hastalıklara iyi gelen pek çok özelliğe sahiptir. Örneğin, lavanta yağı en etkili doğal kas gevşeticilerden biri olarak bilinir. Ağrının olduğu bölgeye bu yağla dairesel hareketlerle masaj yaparak kan akışını arttırmalısınız. Ardından sıcak bir duş alın ve hem zihninizi, hem de vücudunuzu dinlendirin. Bu, kaslarınıza dinlenme ve iyileşme fırsatını sunacaktır.
  • – Sağlığa bir adım
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağışıklığımızı güçlendirecek 10 tavsiye;

1367221

 

Sağlam Durmanın İşte 10 Yolu
Dr. Ayça Kaya’dan bağışıklığımızı güçlendirecek 10 tavsiye;
1) Bağışıklık sistemimizin en önemli bölümü bağırsaklarımızda yer alır. Bağırsaklarımızda yaklaşık 100 trilyonu aşkın bakteri bulunur. İyi bakteri sayısı ne kadar fazla olursa bağışıklık sistemimiz de o kadar güçlü olur. Bağırsağımızda iyi bakteri sayısının arttırmanın en iyi yolu da doğal probiyotikler içeren yiyecekleri (ev yapımı turşu, şalgam suyu, yoğurt, kefir, peynir..) sofrada daha çok bulundurmaktan geçiyor.
2) Bağısaklarımızda ki iyi bakterileri korumanın en iyi yollarından biri de gereksiz antibiyotik kullanmamak. Her enfeksiyondan sonra bilinçsizce kullanılan antibiyotikler hem bağırsaktaki iyi bakterileri de yok ediyor hem de diğer bakterilere karşı direnç oluşmasına neden olarak daha sonraki enfeksiyonlarda daha zor iyileşmeyi de beraberinde getiriyor.
3) Stres, kötü beslenme ve kabızlık da bağırsak florasını negatif etkiliyor ve kötü bakterilerin çoğalmasına neden olarak bağışıklık sistemimizi zayıflatıyor.
4) Bağışıklık dediğimizde hepimizin aklına C vitamini geliyor. C vitaminin den zengin beslenmek de gerçekten önemli. Kivi, turunçgiller, yeşil yapraklı sebzeleri de her gün yemeye özen göstermek gerekiyor.
5) A vitamini ve D Vitaminin de bağışıklık üzerine çok etkisi var. Her gün saat 11-15 arasında yarım saat kadar kolları ve bacakları güneşlendirmek eskilerin deyimi ile ‘güneş banyosu yapmak’ bununla birlikte havuç, ıspanak, kara lahana, yumurta ve balık çeşitlerine de sofralarda yer açmak gerekiyor.
6) Demir eksikliği de bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden oluyor. Özellikle 14-45 yaş arası bayanlarda ve büyüme gelişme çağındaki çocuklarda çok sık görülüyor. Vücut demir depoları azalınca hücrelere yeteri kadar kan gidemiyor. Hücre oksijenlenmesi azalıyor. Bu durumda salgın hastalıklara yakalanma riski artıyor. O nedenle demirden yana zengin yiyecekler olan kırmızı et, yumurta, karaciğer, kurubaklagiller, pekmezi de günlük beslenmede tüketmek gerekiyor.
7) Bir çok bilimsel araştırmada Beta-glukan içeren yulaf kepeğinin de bağışıklık sistemini güçlendirdiği gösterildi. Çorbalarınıza veya yoğurdunuza ekleyeceğiniz günlük ortalama 2-3 yemek kaşığı yulaf kepeğinin hem bağırsak çalışmasında hem daha tok hissetmekte hem de bağışıklık sistemini güçlendirmekte faydasını görürsünüz.
8) Omega-3 oranı yüksek besinler olan balık, ceviz, semiz otu gibi yiyeceklerde hücre kanlanmasını arttırarak bununla birlikte damar kireçlenmesini önleyerek vücuda çok fayda sağlıyor. Koruyucu kalkan oluşturuyor.
9) Iyi bir dolaşım beraberinde iyi bir boşaltım ve iyi bir metabolizma için yaz-kış demiyoruz günde 10 bardak su içmeyi tavsiye ediyoruz. Özellikle kış aylarında susama hissi azaldığı için günlük su tüketimi yetersiz kalıyor. Bu durumda vücudun günlük metabolizması sırasında oluşan atık maddeler vücuttan gerektiği hızda atılamadığı için toksin birikimine zemin hazırlıyor ve hastalıklara yakalanma riski artıyor.
10) En önemli bağışıklık sistemi koruyucusu HAREKETTİR. ‘İşleyen demir pas tutmaz ‘ atasözümüzde olduğu gibi ne kadar çok hareket edersek vücudumuza o kadar büyük iyilik etmiş oluruz. Kan dolaşımını ve metabolizma hızını arttırarak bağışıklık sistemimizi kuvvetlendiririz. Son günlerde yayımlanan bir araştırmada da günlük ortalama 10 bin adım atan insanların ortalama 7 yıl kadar daha uzun süre yaşayacağı öngörülüyor. (milliyet)
Kaynak : Sarızeybek Haber

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ANTİK ÇAĞLARDAN GELEN DETOKS ÇAYI

adsiz-31

 

Detoks çayları ile ilgili birçok tarif görmüş ve denemişsinizdir. Aşağıda size tarifini vereceğimiz çay, çok eski zamanlardan günümüze kadar gelmiş ve zaman içinde faydasını defalarca tekrar etmiştir.
Hindistan’da kullanılmakta olan bu çay, çok güçlü anti-inflamatuar özelliklere sahip olup, karaciğeri onarır, kas ağrılarını azaltabilir, hatta kolon kanserini önlemeye yardımcı olur. Ayrıca bu çay Alzheimer gelişimini yavaşlatmak için önerilmektedir. Mide sorunları  ve  bulantısı, kusma, bağırsak solucanları  üzerinde kuvvetli iyileştirici etkiye sahiptir. Mide ağrısı ve hazımsızlık şikayetiniz varsa mideniz size minnettar kalacaktır.
Antik Çağlardan Gelen Detoks Çayı Tarif
1/2 çay kaşığı taze rendelenmiş zencefil
1/2 çay kaşığı karanfil
1/2 çay kaşığı tarçın
1/6 çay kaşığı zerdeçal
1 bardak su
1/2 su bardağı organik süt
Bir tutam kakule ve tatlandırmak için organik bal
Tüm baharatları 1 bardak kaynar su içinde karıştırın ve beş dakika dinlenmeye bırakın. Sütü ve balı ekleyerek için.
Afiyet olsun…

kaynak: mor yelpaze

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kilo Vermek ve Yorgunluğu Önlemek İçin Alkali Su…

alkali-su1

 

 

Her gün su içmek sağlığınız için yapabileceğiniz en iyi şeylerden bir tanesidir. Su sadece vücudumuzun çoğunluğunu oluşturmaz; aynı zamanda organların kendi fonksiyonlarını düzgün olarak çalıştırması için de çok önemlidir.
Düzgün bir su dengesi ve hastalıkların oluşumunun önlenmesi için günde 6-8 bardak su içmemiz tavsiye edilmektedir.
Bazen bu sıvı tek başına yeterli olmaz, vücudun pH’ını düzenlemek için biraz alkaliliğe ihtiyaç duyar.
Piyasada bunu vaat eden bir çok ürün olsa da, evde organik içeriklerle bunu yapmak çok daha kolaydır.
Bu tedavi ile sadece asit seviyenizi düşürmeyeceksiniz, aynı zamanda vücudunuza birçok faydalı besin de sağlayacaksınız.
Aşağıda hem ekonomik hem sağlıklı olan ve bu işe yarayan tedaviyi sizinle paylaşacağız.
Haydi başlayalım!
Neden alkali su içmeliyim?

Size evde kendi alkali suyunuzu nasıl yapacağınızı göstermeden önce, faydalarını ve neden haftada bir kaç defa içmemiz gerektiğini anlatsak iyi olacağını düşünüyoruz.
Vücudun pHı 0-14 arasında ölçülür ve 7 de nötrdür. 7’nin üzeri alkali, altı ise asidiktir.

Vücudun sağlıklı kalması için pH’ının 7.35-7.45 arasında kalması gerekir.
Problem şudur ki beslenme düzenimiz gün geçtikçe daha asidik olmaktadır ve farkında olmasak da normalde yediğimiz şeylerin büyük bir oranı pH seviyemizi değiştirebilir.
Sonuç olarak, organlar fonksiyonlarını yerine getirmeye çalışırken birçok problem ile karşılaşırlar. Toksin seviyesi arttığı gibi, dokular bozulmaya başlar, ciddi hastalıklar ortaya çıkar.

Asitlik bazı hücrelerin ölümüne sebep olur, en kötü durumda da bu hücreleri kanserli bir hücreye çevirebilir.
Bu yüzden, günlük yeme alışkanlığınızı iyileştirmek ve günde en azından 1 bardak alkali su içmek çok önemlidir.
Bu içecek asidik atıkların atılmasını destekler ve kanın pH’ını dengede tutarak hücrelere oksijen verir.
Düzenli olarak içmek de vücudunuzun su seviyesini iyileştirir, yorgunluğu azaltır, içsel ve dışsal olarak erken yaşlanmanın semptomlarını engeller.
Evde nasıl alkali su hazırlarım?

Alkali su Himalaya gül tuzu, limon ve arıtılmış suyun karıştırılmasıyla yapılır. İyi miktarda C vitamini, bioflavonoidler, pektin ve temel mineralleri içerir. Bu şekilde bağışıklık, sindirim ve kardiyovasküler sistemleri korur.

Ayrıca limonen ve alfa-tüjon gibi temel yağları içerir ve bunların antioksidan etkileri serbest radikallerin negatif etkilerini minimum düzeye indirmeye yarar.
Miktarını abartmadan içmek sağlıklı kilo vermeyi destekler, sıvı tutulumu ile savaşır, ve sert baş ağrılarını rahatlatır.
Ayrıca fiziksel ve zihinsel enerji seviyesini artırır, stres ve asabiyet semptomlarını azaltır.
Hazırlaması çok kolaydır ve içindeki malzemeler de aktarlarda, sağlık dükkanlarında ekonomik fiyatlara bulunabilir.
Malzemeler
1 adet organik limon
1 çay kaşığı Himalaya gül tuzu
2 litre arıtılmış su
Hazırlanışı
Limonu su ve dezenfekte etmek için biraz elma sirkesi ile yıkayın.
Ardından dilimlere kesin ve 2 litre arıtılmış suyun olduğu sürahinin içine atın.
1 çay kaşığı Himalaya gül tuzunu ekleyin, silikon bir spatula ile karıştırın, ardından bir gece oda sıcaklığında bekletin.
Ertesi sabah kahvaltıdan yarım saat önce bir veya iki bardak için.
Bu yazıyı da okuyun: Bu İçecekle Baş Ağrısından Hemen Kurtulun
Aklınızda bulunsun!
Yüksek kan basıncına sahip olanlar için bu alkali içecek önerilmemektedir.
Dozu günde 3 defayı geçmemelidir çünkü çok fazlası vücudu aşırı bazik bir hale getirebilir.
En iyi sonuçlar için, günde 6 bardak su içmeli ve antioksidanlarca zengin dengeli bir beslenmeye sahip olmalısınız ve düzenli olarak spor yapmalısınız.
Ayrıca potansiyel toksin kaynağı olan fast food ve konserve gıdaların tüketimini azaltmalı, hatta hayatınızdan çıkarmalısınız.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

LİMON SUYU VE SARMISAK KARIŞIMI MUCİZESİ !

limon-suyu-sarmisak1

 

BUNU YILDA BİR KEZ YAPIN
Özellikle Rus doktorların tavsiye ettiği kalp ve damar hastalıkları reçetesi mucizevi sonuçlar veriyor. Bitkilerle doğal tedavi yöntemine son derece önem veren Rus tıp dünyası, bu formülü yüzlerce yıldır kullanıyor ve son derece başarılı sonuçlar elde ediyor. Limon suyu ve sarımsak
la yapılan karışım, damar sertlikleri, damar yağlanması, damar tıkanıklıkları ve tansiyon gibi sorunları kalıcı olarak ortadan kaldırıyor.
Türkiye’deki bazı doktorlar da hastalarına bu formülü öneriyor.
EVİNİZDE KENDİNİZ YAPABİLİRSİNİZ!
– 2 Litre hiç su katılmamış sıkılmış saf limon suyu
– 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak (Mümkünse Anadolu’da yetiştirilmiş ithal olmayan sarımsaklardan)
– Ağzı sıkı kapanan 2 litrelik kavanoz (2 litrelik pet şişeler de kullanılabilir)güneş ve gün ışığı görmemesi için dışına alüminyum folyo kapatın.
HAZIRLANIŞI
2 Litrelik kavanoz ya da pet şişeyi dolduracak kadar limon satın alın. Limonların suyunu iyice sıkıp şişeye doldurun. Soyulmuş 40 diş orta boy sarımsağı yıkamadan ve ezerek limonun içine atıp şişenin kapağını sıkıca kapatın. 25 gün boyunca normal ılık bir yerde tutun ve her gün birkaç kez çalkalayın. Yaklaşık 25 gün sonra sarımsakların limon suyunun içinde eridiğini göreceksiniz.
25 gün sonra hazır hale gelen karışımdan her sabah kahvaltıdan yarım saat önce yarım çay bardağı için. Bunu hergün düzenli olarak ve mümkünse aynı saatte yapın. Bu karışımın içine asla başka bir madde (şeker, tuz, tatlandırıcı vs. katmayın)
YÜZDE 100 KANITLANMIŞ FAYDALARI
1- Tüm damar iltihaplarını (vasküler) tedavi ediyor, tıkanan damarları açıyor, damar sertliklerini ve hipertansiyonu
önlüyor.
2- Kolesterol ve lipidi düşürüyor, zararlı yağların yakılmasını sağlıyor, kilo verdiriyor (bazal metabolizmayı hızlandırıp yağların yakılmasını sağladığı için iştahı açıyor.), vücuttaki şeker oranını dengeliyor, pankreasin yenilemesini sağlıyor.
3- Böbrek ve safra taşlarını eritiyor, idrar söktürüyor, vücuttaki şişkinliği yok ediyor ve dokularda ödem oluşmasını engelliyor.
4- Helycobeacter pylori adlı ülser mikrobunu öldürerek mide ve oniki parmak bağırsağı ülserinin kesin tedavisini
yapıyor.
5- Tüm romatizmal iltihabi önleyor, her tür romatizmal ağrıları dindiriyor, kireçlenmeyi önlüyor, eklem yüzeylerinin
yenilenmesini sağlıyor ve her türlü ağrıyı kesiyor.
6- Beyin hücreleri ve tüm sinir sistemlerini yeniliyor, sinirdeki aksiyon potansiyelini düzenleyip ileri-refleks hızını artırıyor, felç ve inme riskini azaltıyor.
7- Vücudun bağışıklık sistemini son derece mükemmel hale getiriyor ve her türlü alerjiyi, özellikle de damarsal kökenli ve strese bağlı cilt alerjilerini kökünden engelliyor. Kanser oluşumlarına karşı tüm vücudu koruyor.
Dipnot: Kan inceltici kullananlar “dr danışmadan” denemesin,düşük tansiyon problemi olanlar çok dikkat etmeli…
N O T : İlacı hazırlayanın babasının koroner by-pass ile üç damarı değişecekken bu ilaç sayesinde %100 tıkalı damarları açılmış ilaç hazırlandıktan sonra sarımsaklar erir, koku etrafa yayılmaz. Kullanan üç kişi ile görüştüm hep son derece memnun olduklarını adeta gençlik iksiri olduğunu söylüyorlar.
*Alıntı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Limon ve Maydanozla Böbreklerinizi Arındırın

 

Maydanoz kadar arındırıcı bitki az bulunur. Pek çok yemeğe lezzet vermesi için eklediğimiz maydanoz çok şifalı bir bitkidir ve çeşitli rahatsızlıklara çok iyi gelir. Maydanozu limon suyu ile birleştirdiğinizde, böbreklerinizi arındırmak için harika bir çözüm elde etmiş olursunuz. Bu yazımızda size bundan bahsedeceğiz.

Neden böbreklerimizi arındırmamız gerekiyor?

2-böbrek-ağrısı

Böbreklerimizi temizlemek arada bir yaptığımız bir şey olmamalı, genel sağlığımızı korumak için bunu bir alışkanlık olarak günlük hayatımıza dahil etmeliyiz. Unutmayın, böbreklerimiz kanımızı arındırıp, atıkların vücudumuzdan atılmasını sağlar. Peki böbreklerimiz düzgün çalışmadığında ve çok fazla protein veya toksik maddeler biriktiğinde ne olur? Bu toksik maddeler kanımızda birikip bizi hasta eder, kolik ağrısına, böbrek taşlarına ve başka hastalıklara neden olurlar. Bunların başınıza gelmesini önlemek için sizlerle bir kaç önemli öneri paylaşacağız:

  • Bol miktarda sıvı için ve süt ürünü tüketiminizi azaltın.
  • İşlenmiş gıda tüketiminizi azaltın.
  • Hayvansal protein yerine bitkisel protein tüketin.
  • Tuzu öğünlerinizden çıkartın, şeker tüketmeyin ve alkolden uzak durun.

Bunları yapmak kulağa biraz zor geliyor olabilir ama yapmayı başardığınızda kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz…

Böbreklerinizi arındırma vaktinin geldiğini nasıl anlarsınız?

3-böbrek-doktoru

Sağlığınız için bunlara dikkat edin:

  • İdrarınız nasıl görünüyor, ne renk? Kahverengi mi yoksa kola gibi bir rengi mi var? İdrar renginiz böbreklerinizde bir sorun varsa anlamanıza yardımcı olur.
  • Gerginlik.
  • Sırt ağrısı, özellikle de bel bölgesinden yayılan ağrılar.
  • Aşırı susama.
  • Sık sık idrara çıkma ihtiyacı ancak idrar gelmemesi.
  • Şişmiş ayak bilekleri veya göz etrafında şişme.
  • Nedensiz bitkinlik.
  • Unutmayın, bu belirtilere başka hastalıklar veya rahatsızlıklar neden olabilir, ancak eğer bu belirtilerden iki veya daha fazlasını gösteriyorsanız doktora gitme vaktiniz gelmiş olabilir.

Maydanoz ve limon ile böbreklerinizi nasıl arındırabilirsiniz?

4-içecek

1. Maydanoz

  • Maydanoz güçlü bir antioksidandır: hücrelerin yenilenmesine ve böbreklerin çalışmasına yardımcı olur.
  • Böbreklerin güçlenmesine yardımcı olan, toksin ve yağların bu önemli organlardan atılmasını sağlayan mineraller açısından zengindir.
  • Beta karoten, klorofil ve C vitamini açısından zengindir: enfeksiyonlar ve tümörlerle savaşmak ve bağışıklık sistemini güçlendirmek için idealdir.
  • Maydanoz bir idrar söktürücüdür: vücudun doğal yollarla sıvı atmasını sağlar.
  • Yüksek tansiyonu düşürür, böbrek sağlığına iyi gelir.

2. Limon

Limon suyu B vitamini ve C vitamini açısından zengindir. Bu vitaminler böbreklerdeki kan damarlarının güçlenmesine yardımcı olur, yüksek tansiyonla savaşır ve arındırıcıdır. Limonun pek çok harika özelliği vardır.

Limon yüksek oranda potasyum ve düşük oranda sodyum içerir, bu yüzden böbrekler için idealdir. Pek çok doktor tuz yerine limon suyu kullanılmasını önerir.

Maydanoz ve limondan nasıl yararlanabilirsiniz?

5-maydonoz

Sizinle, maydanoz ve limon suyu ile hazırlayabileceğiniz çok kolay bir tarif paylaşacağız. Bu tarifi haftada en az iki kere hazırlamanızı öneriyoruz.

Yapılışı

Bu tarif için beş dal maydanoza ihtiyacınız olacak. Maydanozları iyice yıkayın ve bir litre suyu kaynatın. Kaynayan suyun içerisine, arındırıcı özelliklerinden yararlanmak için maydanozları koyun.

Bu büyük ihtimalle daha önce duyduğunuz klasik bir tarif olabilir. Doğal ilaçların çoğu kullanılan bitkilerin şifalı özellikleri sayesinde bize iyi gelir. Maydanozlar kaynayan suyun içerisinde bir süre bekledikten sonra bir limonun suyunu ekleyin. Ve karışımınız hazır!

Peki bunu ne zaman mı içmelisiniz? Bu tarif 4 bardaklık; yani ilk bardağınızı sabah aç karınla, ardından öğle yemeğinden sonra bir bardak, ikindi arasında bir bardak ve son olarak akşam yemeğinden sonra bir bardak içebilirsiniz. Bu karışım hem sindirime yardımcı olacak hem de böbreklerinizi arındıracaktır.

Bu tarifi haftada iki kere uygulayabilirsiniz. Tadı size biraz keskin gelebilir veya çok hoşunuza gitmeyebilir ancak bu karışımın içerisinde pek çok vitamin var ve size enerji verecek bir karışım. Ayrıca anemiye karşı da etkili olduğunu unutmayın. Hemen denemenizi öneriyoruz. Böbrekleriniz buna çok memnun olacak.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YEDİKLERİNİZE DİKKAT ETMENİZE RAĞMEN SÜREKLİ KİLO PROBLEMİ YAŞIYORSANIZ

keten-tohumu-unu1

 

YEDİKLERİNİZE DİKKAT ETMENİZE RAĞMEN SÜREKLİ KİLO PROBLEMİ YAŞIYORSANIZ ve KOLAY KİLO VEREMİYORSANIZ EĞER,
KARACİĞER YAĞLANMANIZ , YÜKSEK KOLESTEROL (LDL )VE TRİGLİSERİD PROBLEMİNİZ VARSA EĞER,

İŞİTME VE GÖRME KAYBIYLA İLGİLİ PROBLEMLER YAŞIYORSANIZ EĞER,
DIYABET TİP II , VARSA EĞER,
ZAMAN ZAMAN YADA SÜREKLİ BİR KABIZLIK PROBLEMİNİZ VARSA EĞER,
EKLEM PROBLEMLERİ, ROMATİZMA vb. VARSA EĞER ,
CİLDİNİZ KURU VE ZAMAN ZAMAN PUL PUL DÖKÜLÜYORSA,
SAÇLARINIZLA İLGİLİ PROBLEMLER VE DÖKÜLMELER
GİBİ PROBLEMLERDEN BİRİSİNİ YADA PEK ÇOĞU YAŞIYORSANIZ EĞER …
İŞTE SİZE MUCİZEVİ ETKİLER TAŞIYAN , TAMAMEN DOĞAL BİR DETOKS-ARINMA KÜRÜ,
SADECE 3 HAFTA VE SABAH KAHVALTISI YERİNE BUNU YAPACAKSINIZ …
Sizin,
YILDA 1 KEZ , SADECE 3 HAFTA UYGULAYACAĞINIZ BU BASİT DETOX PROĞRAMIYLA , BARSAKLARINIZI TEMİZLEYİP BU PROBLEMLERI ASGARİYE İNDİRİP ,
HATTA KURTULMANIZ DAHİ MÜMKÜN OLABİLİR
ayrıca Bu basit DETOX yöntemiyle ;
YAŞAM SÜRENİZİ UZATABİLİR, KANSER de DAHİL PEK ÇOK HASTALIKTAN DA KORUNABİLİRSİNİZ.
SADECE , SABAH KAHVALTISI YERİNE AŞAĞIDAKİ KARIŞIMI İÇECEKSİNİZ HEPSİ BU.
1. HAFTA …. 1 YEMEK KAŞIĞI KETEN TOHUMU UNU ……. 100 ml KEFİR
2. HAFTA ……2 YEMEK KAŞIĞI KETEN TOHUMU UNU …….100 ml KEFİR
3. HAFTA ……3 YEMEK KAŞIĞI KETEN TOHUMU UNU …….150 ml KEFİR
NOT :
KETEN TOHUMU UNU İÇİN , KENDİNİZ ORGANİK KETEN TOHUMU ALIP ÇEKEBİLİRSİNİZ ( ÇÜNKÜ HER GÜN TAZE HAZIRLANACAK ).
KEFİR İÇİN , HAZIR KEFİR İÇECEKLERDEN ALABİLİRSİNİZ ( ÖZELLİKLE KEÇİ SÜTÜNE HAZIRLANMIŞ OLANLARDAN )
+
GÜN İÇİNDE MUTLAKA , 2 LİTRE SU İÇİNİZ …..
KEZA BU SU İÇİNE ÇOK AZ BAL DA KATABİLİRSİNİZ ( 1 TATLI KAŞIĞI KADAR ) VARSA KESTANE BALI , YOKSA ÇAM BALI DA OLABİLİR .
ÖNEMLİ NOT : ÖSTROJEN DUYARLI KANSER GEÇİRMİŞ OLANLAR ve TEDAVİ ALANLAR , KETEN TOHUMU KULLANAMAZLAR …
BU HUSUSA LÜTFEN DİKKAT EDİNİZ …!!!!
PROĞRAMINIZ ESNASINDA , SÜMÜKSÜ YAPIDA BİR KAKA NORMALDİR , HATTA PARAZİT ÇIKIŞI DAHİ OLABİLİR , ENDİŞELENMEYİNİZ… !!!!
PROĞRAM SONUNDA BARSAK FLORANIZ ÇOK DAHA SAĞLIKLI VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİZ DE ÇOK DAHA GÜÇLÜ OLACAKTIR .
BESLENME PROĞRAMLARINIZDAN , PROBİYOTİK İÇERİKLİ BESİN MADDELERİNİ EKSİK ETMEYİNİZ.
– KEFİR
– EV YAPIMI , LAHANA ve PANCAR TURŞULARI
– % 100 NAR EKŞİSİ
– BOZA
Afiyet,şifa olsun
Bir dost smile ifade simgesi
Clean the intestine using this flax seed flour regimen – Instead of breakfast consume this mixture for 3 weeks:
Week 1: 1 tablespoon of flaxseed flour and 100 ml of kefir
Week 2: 2 tablespoons of flaxseed flour and 100 ml of kefir
Week 3: 3 tablespoons of flaxseed flour and 150 ml of kefir
Beğen · Paylaş
doktorunuza danışmadan yapmayınız
kaynak sağlık olsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karaciğer, Pankreas ve Böbreklerdeki İltihaplanmayı Azaltan İçecekler

 

Vücudu temizleyip, genel işleyişini düzenlemekle görevli bu organlardaki iltihaplanmayı azaltmak için en iyi yöntem, su ve antioksidanlar açısından zengin olan taze meyve ve sebzeler tüketmektir. 

Bildiğiniz üzere, sağlıklı bir karaciğer sağlıklı ve zinde olduğunuz anlamına da gelir.

Böbrekleriniz de ayrıca toksinlerden ve aşırı sudan arınmanızda rol oynarken, kan basıncını düzenleme, D vitamini ve hormon üretme gibi diğer işlemlere de yardımcı olur.

Dahası, her gün enzim ve mineraller açısından zengin doğal içecekler içmek kadar basit bir şey pankreasınızdaki iltihaplanmayı azaltarak, daha iyi bir sindirim sağlar ve hücrelerinizdeki hasarla savaşmanıza yardım eder.

İşte bu yüzden, bugün sizi bu organlardaki iltihaplanmanın azalmasına yardım edecek bazı sağlıklı ve lezzetli içecekleri keşfe davet ediyoruz. Not almanıza değecekler.

İltihaplanmayı azaltmak için aloe vera, klorofil ve limon suyu

2-aloe-suyu

Malzemeler

  • 3 yemek kaşığı aloe vera jeli (45 g)
  • 1 limonun suyu
  • 1 yemek kaşığı klorofil (10 g)
  • 1 bardak su (200 ml)

Hazırlanışı

  • Bu üç malzeme yalnızca iltihaplanmayı azaltmayacak, bunun yanında içeriğindeki az miktardaki klorofil organların işleyişini en iyi durumu getirecek. Bu ürünü eczanelerde ya da aktarlarda bulabilirsiniz.
  • Bu suyu yapmak için yalnızca üç yemek kaşığı aloe jelini limon suyu ve suyla beraber karıştırıcıya ekleyin.
  • Homojen bir sıvı elde edene kadar işleme devam edin ve bir yemek kaşığı klorofille karıştırmayı da unutmayın. Harika bir tıbbi tedavidir.

Pancar, portakal ve havuç suyu

Pancar her detoks diyetinin temel parçalarından biridir ve etkin bir biçimde iltihaplanmayı azaltır.

Pancar suyunu, havuçtaki ve portakaldaki A ve C vitaminleriyle birleştirdiğinizde lezzetli ve sağlıklı bir ilaç elde edersiniz.

Nasıl yapılır öğrenmek için bir kulak verin.

Malzemeler

  • 1 pancar
  • 1 portakalın suyu
  • 2 havuç
  • 1 bardak su (200 ml)

Hazırlanışı

  • Tüm malzemeleri iyice yıkayarak başlayın; ardından hem pancarı hem havucu doğrayıp parçalara ayırın. Bu işlem karışmalarını kolaylaştıracak.
  • Sonrasında portakal suyunu, pancarı, havucu ve suyu blendere koyun.
  • Homojen bir içecek elde edene kadar karıştırın ve günün erken saatlerinde keyfini çıkarın. Çok iyi hissedeceksiniz.

Kereviz, havuç ve sarımsak suyu

3-yesil-icecek

Bu tarifteki sarımsağın varlığına şaşırmış olabilirsiniz. Güzel, hatırlamanızda fayda var ki sarımsak, dünyadaki en güçlü doğal antioksidan ve antibiyotikten biridir.

Yalnızca iltihaplanmayı azaltarak yardım etmez, ayrıca böbreklerinizdeki toksinleri temizler, pankreasınızın işleyişini düzene sokar ve  karaciğerinize de iyi gelir.

O küçük bir diş sarımsağı bu doğal içeceğe eklemeyi unutmayın, çünkü etkileri gerçekten inanılmaz.

Malzemeler

  • 1 sap kereviz
  • 2 havuç
  • 1 diş sarımsak
  • 1 bardak su (200 ml)

Hazırlanışı

  • Hazırlaması kolay ve çabuk. Öncelikle kerevizi ve havuçları iyice yıkayın, sonrasında tüm yapmanız gereken bir bardak su ve sarımsakla birlikte her şeyi blendere eklemek.
  • Blenderde iyice karıştırın ve bu içeceği günün erken saatlerinde tüketin.

 

Elma ve keten tohumu suyu

4-elma-suyu

Keten tohumu iltihaplanma karşıtı, idrar söktürücü ve canlandırıcı özellikleri bulunan tıbbi amaçlı bir bitkidir. Sindirim sistemi sağlığınızın bakımına yardımcı olur ve iltihaplanmaları önleyip sindirim işlevini düzenler.

Keten tohumunun faydalarını doğal elma suyuyla karıştırdığınızda kayda değer etkilerle karşılaşacaksınız.

Yine de tüm faydalarından yararlanmak adına, az yağ ve koruyucu içeren çeşitli ve dengeli bir beslenme düzeni sürdürmeniz gerekmektedir.

Malzemeler

  • 2 elma
  • 1 bardak su (200 ml)
  • 1 çay kaşığı keten tohumu tozu (5 g)

Hazırlanışı

  • Her şeyden önce, keten tohumu tozunu doğal ürün satan mağazalarda/aktarlarda bulabilirsiniz. Gıda takviyesi olarak salatalara, yoğurda ya da meyve sularına iyi bir ektir.
  • Unutmayın ki her zaman, sevdiğiniz herhangi bir çeşitte, organik üretilmiş elmaları tercih etmelisiniz. Ancak daima taze olduklarından da emin olun.
  • Yapmanız gereken ilk şey elmaları yıkamak. Sonrasında soyun ve çekirdeğini çıkarın. Ardından, tüm malzemeleri karıştırmaya başlayın.
  • İçeceğinizin çok koyu olmadığından emin olmak için bir bardak suyu ve keten tohumu tozunu eklemeyi de unutmayın. Bunu sabahları için.

Sonuç olarak, burada paylaştığımız herhangi bir içeceği deneyin. Hangileri sizi daha iyi hissettiriyor görün ya da basitçe evinizde bulunan malzemeleri kullanın. Beslenme düzeninize dikkat edip yaşam stilinizi de düzeltirken, bu içecekleri her gün düzenli olarak içmeniz önemli.

Bugün hangisini deneyeceksiniz?

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Vücudunuzun Sizi Tiroid Problemlerine Karşı Uyardığı 7 Belirti

Tiroid bezi boynun ön tarafında bulunur ve küçük bir kelebek görüntüsüne sahiptir.

Küçük olmasına rağmen bu bez vücudun işleyişinde önemli bir role sahiptir. Bu organın işleyişindeki herhangi ufak bir aksama sağlığınıza çok ciddi zarar verecek sonuçlar doğurabilir.

Bu kadar küçük bir organın vücudumuzun tümünde bu kadar büyük bir etkiye sahip olduğuna inanmak güç. Bu bez hormonları gereğinden fazla ya da yetersiz miktarda salgıladığında vücudunuz bu değişikliklerden doğabilecek tehlikeleri haber veren bir çok uyarı gönderir.

 

Aşağıda size tiroid bezinizdeki problemlerden kaynaklı olabilecek yedi uyarıcı tepkiyi sıraladık.

 1. Boğazdaki rahatsızlık hissi

bogazdaki-rahatsizlik

Yukarıda bahsettiğimiz gibi bu bez boyunda boğaza yakın bir yerde bulunur. Bu yüzden eğer bir sorun varsa bunu boğazınızda hissedersiniz:

  • Bu bölgede ağrı ya da aşırı rahatsızlık hissi.
  • Geçmeyen boğaz ağrısı ya da bu bölgede çeşitli iltihaplanmalar.
  • Sesin değişmesi.

Eğer bu semptomları sürekli olarak fark etmeye başlarsanız bir an önce doktorunuzla görüşmeniz tavsiye edilir. Reçetesiz satılan ilaçları kullanarak rahatsızlığınızı yatıştırıyormuş gibi hissetseniz de bu uzun vadede asıl sağlık sorununun daha kötüye gitmesine neden olur.

Kaçırmayın: Meme kanseri ve 10 uyarıcı işareti

2. Konsantre olmakta zorlanmak

Beynimiz yaşlandıkça daha fazla kafa karışıklığı yaşamaya başlar. Fakat bu sorun aniden daha kötü bir hal alırsa ve günlük yaşantınızdaki şeyleri unutmaya başlarsanız aynı zamanda konsantre olmakta da zorlanıyorsanız doktorunuza mutlaka danışmanız gerekmektedir.

Bir çok kadın bu semptomları menopozun etkileriyle ya da diğer yaşlılıkla ortaya çıkan durumlarla ilişkilendirir.

Ancak tiroiddeki hormonal değişiklikler de konsantrasyon sorununa sebep olabilir.

Hipotiroidizme sahip hastalar doğru tedavi uygulandığında hafızalarının ne kadar hızlı normale döndüğüne şaşırırlar. Kendi kendinize herhangi bir teşhis koymadan önce her zaman doktorunuza danışmayı unutmayın. Menopoz döneminden geçiyor olsanız bile semptomlarınızı her durumda buna bağlamanız doğru olmaz.

3. Saç dökülmesi ve kuru cilt

sac-dokulmesi

Saç dökülmesi özellikle bahar ve kış aylarında belli bir miktara kadar normaldir. Eğer bu dökülme fazlasıyla belirginse ve mevsimsel dökülmenin sonrasında da devam ederse tiroid bezinden kaynaklı bir soruna işaret ediyor olabilir.

Bir diğer belirti ise cilt yapısındaki değişikliklerdir. Kuru ve kaşıntılı cilt yavaşlayan metabolizma ve azalan terlemenin sonucunda ortaya çıkabilir. Bu semptomların bir diğer sebebi ise tiroidin hormon salınımındaki değişim olabilir.

Bu semptom saçların uzama döngüsündeki kesintileri de beraberinde getirebilir.

4. Kilo alıp verme

Belirli bir sebep olmaksızın ani gelişen kilo alımı veya verimi endişe uyandırır ve hipotiroidizmin en sık görülen belirtilerinden biridir.

Bu tüm vücudun yavaşlamasından sorumlu düzgün çalışmayan bir tiroidin sebep olduğu bir durumdur. Aynı zamanda yiyeceklerden aynı tadı alamama gibi tad almada yaşanan değişiklikler de görülür çünkü düzgün çalışmayan bir tiroid duyularımızı da altüst eder (sadece tat almak değil, dokunmak ve koklamak da etkilenir).

5. Sürekli yorgunluk

Uyuşukluk ve her gece uyku saatlerindeki artış da tiroid bezinden kaynaklı bir problemden ötürü olabilir. Tiroid bezi yeterince hormon salgılamadığında vücudun işleyişi yavaşlar. Bu durum geçmeyen bir yorgunluk hissine sebep olur.

Açıklanamayan kas ağrıları ve kramplar da bir diğer işarettir.

Tiroid hormonlarındaki eksiklik beyinden vücuda iletilen uyarılardan sorumlu sinirleri de etkileyeceğinden kramplara ve vücudun bir çok bölgesinde hassaslığa neden olabilir.

Fakat bu problemler diyabetlerini kontrol altında tutamayan diyabet hastalarında da görülmektedir. Her durumda semptomlarınıza karşı duyarlı olmanız ve doktorunuzla konuşmanız gerekir.

6. Ruh halindeki değişimler ve midede baskı

mide-agrisi

Tiroid hormonlarının fazlalığı ya da yetersizliği huzursuzluk, gerginlik ve tedirginlik gibi ruh hallerine sebep olabilir. Beyindeki serotonin hormonunun dengesini bozacağı için de sürekli mutsuz ve depresif hissetmeniz de mümkün.

Bu da yetmezmiş gibi tiroiddeki bir sorun dengeli beslenme ve fiziksel egzersiz ile çözümlenemeyen sindirim güçlüğü ve mide baskısı gibi problemlere de neden olur.

7. Çarpıntı, yüksek tansiyon ve diğer semptomlar

Boyundaki nabızda hissedilen düzensiz kalp atışı tiroidin düzgün çalışmadığının bir göstergesi olabilir. Yüksek tansiyon çarpıntıyı da beraberinde getirdiği gibi kötü kolesterol düzeyinde artışa da sebep olur.

Tiroid problemleri mutlaka tıbbi bir uzman tarafından tedavi edilmelidir. Egzersiz ve sağlıklı beslenme yeterli olmaz.

Vücudunuzun size anlatmak istediklerine kulak verin

Gördüğünüz gibi tiroid kilo değişiminden daha ciddi semptomlara kadar vücudunuzda bir çok değişime neden olur. Eğer bu uyarılar göz ardı edilirse bu sorun daha kötüye gider.

Tiroid bezindeki sorunlar 35 yaş sonrasında daha yaygın bir hal alır ve ağırlıklı olarak kadınlarda görülür.

Dünyada 300 milyondan fazla insanın hipotiroidizme maruz kaldığı tahmin ediliyor. İlaç kullanmak bu rahatsızlığa sahip kişilerin normal bir hayat yaşayabilmesini mümkün kılar.

Kaynak: Sağlığa Bir Adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Bağırsak Gazına Karşı 8 Bitki Çayı – 

 

Bağırsak gazı, yiyeceklerin sindirimi sırasında oluşan çok rahatsız edici ve utandırıcı bir belirtidir.

Mide ve bağırsağın yaptığı bu hareketler, sindirime katılan bakteriler ile beraber bu rahatsız edici gazların oluşmasına ve karın bölgesinin ağır ve şişkin hissetmesine sebep olur.

Bu rahatsızlık herkesin deneyimleyebileceği yaygın bir durum olduğu için, bir çok insan bunu olabilecek en çabuk şekilde tedavi etmeye çalışır, çünkü bu durum aynı zamanda karın ağrısına ve şişkinliğe neden olur.

Şanslıyız ki sindirim kabiliyetimizi geliştirmek ve çabuk rahatlama sağlamak için doğal özellikler taşıyan doğal çaylar hazırlamak mümkün. 

Bunlar hakkında bilgi almak ilginizi çekiyor mu? O zaman okumaya devam!

1. Anason çayı

anason

Anason çayı bağırsak gazını kontrol altına almak için bilinen en popüler içeceklerden biridir. Bu çay şişkinliği alır ve vücudun daha iyi bir sindirim süreci deneyimlemesine yardımcı olur. 

Malzemeler

  • anason yıldızı
  • 1 bardak su (250 mL)

Nasıl hazırlamalı?

  • Bir bardak suyu kaynatın, anason yıldızlarını suya ekleyin ve 10 dakika boyunca demleyin.
  • Her öğünden sonra, günde üç kere için.
  • Bu çay hamile kadınlara önerilmez. 

2. Rezene çayı

rezene

Rezenenin sindirim özellikleri bir çok gastrointestinal problemde kullanılır. Bunların bazıları bağırsak gazı, karında şişkinlik ve mide ile bağırsak kramplarıdır. 

Bu çayın içine biraz kakule ekleyerek bağırsak gazından çabucak kurtulabilirsiniz.

Malzemeler

  • 1 buçuk yemek kaşığı rezene (15 gram)
  • Yarım yemek kaşığı kakule (3 gram)
  • 1 bardak su (250 mL)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Kakule ve rezeneyi bir bardak kaynar suya ekleyin.
  • Üstünü kapatın ve 10 dakika demlenmesini bekleyin.
  • Büyük öğünlerden sonra için.

3. Zencefil çayı

zencefil

Zencefil bir çok sindirim sistemi problemi için yüzyıllardır kullanılan şifalı bir bitkidir.

Zencefilin içinde bulunan gingerol, anti-emflamasyon ve gaz ile şişkinlik yüzünden oluşan rahatsızlığın giderilmesinde kullanılan güçlü aktif bir bileşendir.

Malzemeler

  • 1 parça zencefil kökü
  • Yarım limon suyu
  • 1 yemek kaşığı bal (25 gram)
  • 1 bardak su (250 mL)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Suyu kaynama noktasına getirin ve doğradığınız zencefil kökünü suya ekleyin.
  • Ateşi düşürün ve kökü birkaç dakika kaynatın.
  • Bu süreden sonra kökü alın ve limon suyu ile balı ekleyin.
  • Ilık hale gelene kadar biraz bekleyin ve sonra için.
  • Günde en fazla üç bardak içmenizi öneriyoruz. 

4. Papatya çayı

papatya

Papatya da anti-emflamasyon ve gaz giderici özellikleri olan bir bitkidir. Sindirim sistemi yollarında biriken gazın azaltılmasına yardımcı olur.

Bu çay zor sindirimi daha iyi hale getirir ve ağrı ve şişkinlik belirtilerini azaltır.

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı taze papatya (20 gram)
  • 1 bardak su (250 mL)
  • Bal (Tercihe göre)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Papatya çiçeklerini kaynar suya ekleyin. Üzerini örtüp demlenmeye bırakın.
  • Süzgeçten geçirin, tatlandırmak için bal ekleyin ve soğutmadan için.
  • Günde 2-3 bardak içebilirsiniz.

5. Nane Çayı

nane

Nane anti-emflamasyon özelliği olan bir bitkidir. Aşırı tokluk, mide bulantısı, kramp ve bağırsaklarda biriken gazı giderir. 

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı taze nane (20 gram)
  • 1 bardak su (250 mL)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Bir bardak suyu kaynama noktasına getirin ve taze bitkileri ekleyin.
  • Birkaç dakika kaynayana kadar bekleyin ve sonra ateşten alın.
  • Naneleri süzüp çayı için.
  • Tercihen ağır öğünlerden sonra tüketin.

6. Kimyon çayı

kimyon

Bu doğal içecek vücutta biriken aşırı gazı çıkarmaya yardımcı olur ve mide sinirlerini rahatlatır.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı kimyon (10 gram)
  • 1 bardak su (250 grams)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Suyu kaynama noktasına getirin ve kimyonu ekleyin.
  • Birkaç dakika boyunca kapatın, süzün ve için.
  • En iyi sonuçlar için rezene ile karıştırın.

7. Boldo çayı

boldo

Boldo doğal bir gaz gidericidir, birikmiş gazı dışarı iter ve sindirimi geliştirir. 

Ayrıca karaciğer sağlığı için muhteşem bir destektir ve atıkların vücuttan atılmasına yardımcı olur.

Malzemeler

  • 2 yemek kaşığı kuru boldo yaprağı (20 gram)
  • 1 bardak su (250 mL)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Suyu kaynama noktasına getirin. Kaynadıktan sonra boldo yapraklarını ekleyin.
  • Düşük ateşte üç dakika bırakın ve sonra ateşten alın.
  • Demlendikten sonra süzün ve için.
  • Günde bir kez için.

8. Tarçın çayı

tarc%cc%a7in

Bu doğal çay sindirimde zorluk yaşayan ve bağırsak gazı yüzünden sıkıntı duyan insanlara önerilir.

Malzemeler

  • 1 yemek kaşığı toz tarçın (10 gram)
  • 1 bir bardak su (250 mL)

Nasıl Hazırlamalı?

  • Toz tarçını kaynar suya ekleyin ve 10 dakika demleyin.
  • Öğünlerden sonra için.

Unutmayın! En iyi sonuçları elde etmek için, beslenme alışkanlıklarınızı geliştirmeniz ve bağırsak gazına neden olan yiyeceklerden kaçınmanız gerekir. 

Bu çaylar arasından en çok hoşunuza gideni seçin ve sindirim sistemi sağlığınız için faydalanın.

Sonuçlar sizi kesinlikle şaşırtacak!

Kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ÇOK ÖNEMLİ!!! LÜTFEN OKUYUNUZ VE OKUTUNUZ

siyah-font-kesme-seker1

 

Her doktor öğrenciliği sırasında Otto Warburg’un buluşunu öğrenir. 1930’lu yıllarda Warburg kanserin en temel biyokimyasal sebebini, yani sağlıklı bir hücreyi kanser hücresinden ayıran şeyin ne olduğunu bulmuştur.
Bu, o kadar önemli bir b…uluştur ki, Otto Warburg’a Nobel Ödülü kazandırmıştır. Otto Warburg’a göre kanserin bir temel sebebi vardır.
Bu da, vücudun normal hücrelerinin oksijenli solunumunun, oksijensiz -anaerobik- hücre solunumuyla yer değiştirmesidir.
Warburg’un buluşu bize başka neleri anlatmaktadır?
Birincisi, kanser, normal hücrelerden çok farklı bir biçimde metabolize olmaktadır. Normal hücreler oksijene ihtiyaç duyar; kanser hücreleri oksijenden kaçınır. Hiperbarik oksijen terapisi alternatif kanser tedavisi uygulayan kliniklerde kullanılan bir yöntemdir.
Bu buluşun bize anlattığı başka bir şey de, kanserin bir mayalanma (fermantasyon) süreciyle metabolize olduğudur.
Kanserin metabolizması normal hücre metabolizmasından 8 kat daha büyüktür. Yukarıda söylediğimiz her şeyi birleştirirsek ortaya şu tablo çıkıyor:
Vücut, kanseri beslemeye çalışırken mütemadiyen kapasitesinin üstünde çalışır. Kanser devamlı açlıktan ölmenin eşiğindedir ve vücuttan kendisini beslemesini talep etmektedir. Besin alımı kesilirse kanser açlıktan ölmeye başlar. Tabii Tabii kendisini beslemek için vücudun şeker üretmesini sağlayamazsa. ..
Proteinlerden şeker Bu ziyan sendromuna kaşeksia (cachexia) denir.
Kaşeksia vücudun proteinlerden (evet, doğru duydunuz, karbonhidratlardan veya yağlardan değil de, proteinlerden) “glükoneogenez” (yeniden glükoz yapımı) işlemiyle, şeker elde etmesidir. Bu şeker kanseri besler. Vücut sonunda, kanser hücresini beslemeye çalışırken kendisi açlık çeker. Şimdi, kanserin şekerle beslendiğini öğrenmişken, onu şekerle beslemek mantıklı geliyor mu size? Yani karbonhidratlardan zengin bir diyet uygulamak? Bugün, kansere karşı uygulanan birçok besin terapisi mevcuttur (işe de yaramaktadırlar) çünkü günün birinde birisi şeker ve kanser arasındaki bağlantıyı görmüştür.
Bu terapilerde, karbonhidratlar bakımından zengin gıdalara izin verilmez. Terapilerin hiçbirinde şekere de izin verilmez çünkü şeker kanseri beslemektedir. Peki doktorunuz bu gerçekleri size neden söylemez? Kim bilir? Belki doktorunuz kanseri tedavi edecek kişinin siz değil, kendisi olduğunu düşünmektedir. Belki Otto Warburg’un buluşunu duymuştur ama geri kalan parçaları tamamlayamamıştır. Belki de beslenmeyle ilgili hiçbir şey öğrenmemiştir.
Aslında 1978’e kadar ABD’nin resmi kuruluşlarından biri, beslenmenin kanserle bir ilgisi olmadığını iddia etmekteydi!! !!
Kanser ve şeker bağlantısından haberdar olanlar ise, dikkate değer terapilerle ortaya çıktılar. Bunlardan biri ‘Laetrile’dir.
Kaşeksialı hastaların yüzde 50’den fazlasında glükoneogenez sürecini durduran hidrazin sülfat bunlardan bir diğeridir.
Bugün, Minnesota Üniversitesi kemoterapi alanında bir “akıllı bomba” üzerinde çalışmaktadır. Akıllı bomba diyebileceğimiz ilacın üzerinde bir kaplama vardır.
İlaç, vücutta oksijensiz bir bölge ile karşı karşıya geldiğinde bu kaplamayı üzerinden atar. Kanseri yok etmek için kemoterapiyi serbest bırakır. Çünkü, vücutta oksijensiz tek alan, kanserli bölgedir.
Kanser hücresini aç bırakmaya çalışan besin terapileri de vardır. Kanserin ne sevdiğini bilen hasta Kanserin ne sevdiğini bilen hasta, bunları yemekten kaçınır. Kanser, çiğ yiyeceklerdense, pişmiş yiyecekleri sever. Pişirme işlemi, besinlerdeki enzimleri ve vitaminleri yok etmektedir. Bir de, kanserin şeker sevdiğini aklınızdan çıkarmayın. Kanserinizi sevmiyorsanız, onu beslemeyin!
Şeker yerine tatlandırıcı kullanmak çözüm değil Şeker yerine tatlandırıcı kullanmayı düşünüyorsanız, başka bir tuzağa düşmüş olursunuz. Tatlandırıcıların da vücuda ciddi zararları olduğu, yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Örneğin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), sakarin içeren her türlü gıda maddesinin üzerine “Sağlığa zararlıdır.Hayvanlar üzerinde yapılan testlerde kansere yol açmıştır.” ibaresinin konmasını şart koştu. Aspartam ve sükraloz gibi diğer tatlandırıcılar da yan etkileri nedeniyle uzak durulması gereken gıdalar arasında.
(Editörün notu: Ama maalesef hiç birinin üzerinde böyle bir ibare yok). Kaynak: International Wellness Directory
Son iki yüzyıldır şeker tüketimi nasıl arttı? İngiltere’de 1815’de 5 kg cıvarında olan kişi başına yıllık çay şekeri tüketimi 1970’de 50 kg ‘ın üzerine çıkmıştır. 1970-2000 yılları arasında ABD vatandaşları önceki yıllara oranla yılda 100 litre daha fazla şekerli meşrubat tüketmişlerdir.
Türkiye’deki durum da artık çok farklı değildir. Çocuğu ile büyüğü ile çılgınca şeker ve beyaz un kullanılmaktadır. Bütün bu bilgiler kanserlerin niçin arttığını göz önüne açıkça sermektedir.
Aşağıdaki tedbirlerle kanserlerin en az üçte ikisi önlenebilir;
* Un ve şekerden kaçınarak insülin direncini yenin.
* Hiçbir şekilde tatlandırıcı ve tatlandırıcı içeren ‘light’ hafif yiyecek ve içecek tüketmeyin.
* Katkı maddesi ilave edilmiş, paketlenmiş gıdaları yemeyin. Taş devri diyeti uygulayın.
Bol taze sebze ve meyve yiyin.
* Yeterli omega-3 alın; ayçiçeği, mısır, soya, pamuk ve margarin gibi yağları diyetinizden çıkartın. Bunların yerine zeytinyağı ve doğal hayvani yağları (tereyağı, iç yağı ve kuyruk yağı)
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdalarla beslenin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini ve yumurtasını yiyin.
* Pastörize sütlerden mümkün olduğunca kaçının. Kutu sütü tüketmeyin.Mümkünse manda sütü kullanın. Süt yerine süt ürünlerini (yoğurt, peynir) tercih edin.
* Günde iki diş sarımsak ve/veya 1 baş kuru soğan tüketin.
* Günde 1-2 tatlı kaşığı zerdeçal tozu tüketin.
* Yeşil ve siyah çay tüketin (şekersiz!!!! ).
* Stresten uzak durun.
* İyi uyuyun.
* Çevresel toksinlerden ve sigaradan uzak durun.
* D vitamini düzeylerinizi yükseltmek için dengeli bir şekilde güneşlenin ya da D vitamini takviyesi alın.
* Yeteri derecede egzersiz yapın!!!!
* Alkol kullanmayın.
* İşlenmiş soya ürünü yemeyin.
* Yemekleri geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) ile pişirin. Turbo fırınlar da kullanılabilir.
* Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler !!!!
* Daha çok toprak (güveç), cam ya da kalaylı bakır kapları tercih edin. Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
* Teflon ve alüminyumu ise kesinlikle kullanmayın.
Prof. Dr. Ahmet AYDIN İÜ Cerrahpaşa Tıp Fak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD
Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı
OKUDUYSAN ve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN
____________________________________________________________________________

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 13 Comments »

Elmanın 25 Faydası…

elmanin-yararlari-32api3n1jbr5pa01lgsv0g1

 

Elmanın yararları o kadar çok ki inanın saymakla bitiremeyeceğiz. Üretimi çok fazla ve ucuz olmasına rağmen faydaları ile herkesin gönlünde taht kurmayı başarmış bir meyvedir. Çeşitli boyutlarda olması sizi yanıltmasın, bazıları çok iri, bazıları ise ceviz gibi olabiliyor. Çin elması tabirini de sıkça duymuşsunuzdur, ne kadar küçük olabileceğinin kanıtıdır.
İlk olarak uzun makale okumayı sevmeyenler için kısa kısa notlar ile elmanın ne gibi faydaları olduğuna değineceğim. İlerleyen bölümlerde; hangi hastalıklara karşı koruduğunu, kalorisini, hangi tür elmanın neye iyi geldiğini aktaracağım.

Günlük enerji ihtiyacının bir kısmını içerdiği şeker ile karşılar, yağsız olduğu için kilo yapmaz.
Her gün düzenli olarak tüketilen 1 elma birçok hastalığa karşı korur, lakin şeker içerdiği için fazlası zararlı olabilir.
Kilo vermek isteyenlerin açlık anında ara öğünde yemeleri ile diyetin en büyük yardımcısıdır.
Tıp dünyasının uzun yıllardır çare bulamadığı kanseri önlemede elmanın yararları araştırmalar ile kanıtlanmıştır.
Sürekli hazır yemekten dolayı kabız mısınız? İşte elma kabızlığı önler.
Elmanın bilinen en önemli faydası kötü çocuk LDL kolesterolünü düşürür, iyi çocuk HDL’yi de yükseltir.
Kışın sürekli hasta mı oluyorsunuz? Elma yiyin, C vitamini depolayın, kışın herkes hastayken siz turp gibi olun. Halsizliğe iyi gelen yiyecekler makalemize göz atabilirsiniz.
Şehir hayatından dolayı düzgün nefes alamıyorsanız nefes açmaya elma iyi gelir.
Gastrit rahatsızlığınız mı var? Günde tüketeceğiniz 1 elma o kötü mide yanmasına da iyi gelir.
Diş sağlığı testlerinde genelde elma yemenizi söylerler. Diş etiniz sağlamlaştırır ve kalıcı beyazlık sağlar.
Uyku problemi çekiyorsanız geceleri 1 tane yiyin ve mışıl mışıl uyuyun.
Yeşil elmanın faydaları ise midesinde sürekli bulantı sorunu yaşayanlar için bitkisel bir tedavi yöntemidir.
150 gram bir elmada ortalama 80 kalori olduğu için obeziteyi de önler.
Enerji vermedeki faydasının yanı sıra kalp damar sağlığını da korur.
Günümüzde birçok çocuk astım tehlikesi ile karşı karşıya. Eğer bu makaleyi okuyan hamile bayanlar varsa günde 1-2 elma yesin ve çocuğunu astım riskinden korusun.
Ailenizde genetik kalp hastalıkları riski var mı? Elmanın yararları sayesinde artık kalp krizi riskiniz yüzde 25 daha az olacak.
Eskiden tıp çok gelişmemişti. Yüksek ateş için bitkisel tedaviler deneniyordu. İşte elmanın ateşi düşürme gibi bir faydası daha ile karşılaştık.
Tansiyonunuz sürekli yükseliyor mu? Düzenli şekilde bu meyveyi yiyin ve artık yüksek tansiyondan korkmayın.
Hastalıklara yakalanmamızın, erken yaşlanmamızın nedeni hücre ölümleridir. Elmanın bir diğer faydası da hücreleri öldüren maddeleri yok etmesidir.
Egzersiz öncesi yapay enerji içeceklerini bir kenara atın. İhtiyacınız olan enerji ve suyu elma sağlayacaktır.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki günde 2-3 tane yenilen elma 60 gün sonunda kötü çocuk LDL kolesterolünün 10’da 1 oranında düşmesine fayda sağlıyor.
Yaşlandım artık romatizmalarım ağrıyor diyorsanız bu sihirli meyveyi tüketmeyi ihmal etmeyin.
Kızlar, cildinizin parlamasını istemez misiniz? Elma cildi parlatır, gençleştirir, güzelliğinize güzellik katar.
Başınız mı ağrıyor? Grip mi oldunuz? Artık ilaçları bir kenara bırakın ve her gün bu mucizevi meyveyi tüketin.
Vitamini kabuğundadır derken şaka yapmıyorlardı. Güzelce yıkadıktan sonra soymadan tüketilen elma beyin hastalıklarına da iyi gelir.

kaynak: yararları zararları

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eskiden leblebi yer gibi ilaç yerdim. 5 yıldan bu yanadır bir tek antibiyotik dahi almadım

6-10-2016-11

 

Bu kürü yılın ve her mevsiminde kıllanmanız mümkündür. Hastalıkların salgın olduğu bu zamanlarda tüketmeye başlarsanız soğuk algınlığı olma riskiniz sıfıra düşer.
Fayda sağladığı yerler.
Öksürük tedavisinde kullanılır.
Mide üşütmelerinde, bulantılılarda tedavi edici etkisi vardır.
Gribe karşı mucizevi bir koruma sağlar.
Vücut direncinizi artırır.
Virüsleri etkisiz kılar.
Bağışıklık sistemini güçlendirir.
Ses tellerini güçlendirir.
Kansere karşı direnç sağlar.
İştah açıcıdır,
Antiseptik özelliği kanın temiz kalmasını sağlar,
Mideyi düzenler,
Mide bulantılarını giderir,
Mide ağrılarında ve hazımsızlıkta iyi bir seçimdir,
Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar(colic),
Solunum yollarını açar,
kanın yapısını daha akışkan hale getirir(ki bu kalbin daha rahat çalışmaı demektir)
Vücutta sıcaklık ve terleme meydana getirir.
Zencefil gerçekten iyi bir anti oksidandır(oksitleri temizler dışarıya atılmasına yardımcı olur)
Kalp ritminin düzene girmesini sağlar,
özellikle romatizmal rahatsızlıklarda bin yıllardır kullanılmaktadır.
Baş ağrılarını gideici özelliği vardır.
Zencefil Uykuyu rahatlatır,
Kandaki kollesterolu diğer bir çok bitkiye nazaran daha fazla oranda düşürür,
Bu ve buna benzer daha bir çok faydaları vardır zencefilin.
Kış Kürü Yapılışı için gerekli Malzemeleri:
1 adet limon ( Dilimlenmiş)
1 adet orta boy kavanoz
1 kavanozun yarısına kadar taze zencefil
Yettiği kadar bal
Hazırlanışı
Öncelikle zencefilin kabuklarını soyun ve ince bir şekilde dilimleyin.(veya rendeleyin) Dilimlediğiniz zencefilleri kavanoza yerleştirin ve dilimlenmiş limonları da ekleyin. Üzerine Balı da ilave edin. Kavanozun kapağını sıkıca kapatın ve buzdolabına kaldırın
Kış kürünü kullanacağınız zaman hazırladığınız zencefil karışımından 1 yada 2 tatlı kaşığı ekleyin ve üzerine sıcak su ilave edip karıştırın.
Zencefil Limon Bal karışımını sıcak olarak tüketebileceğiniz gibi soğuk su veya soda ilave ederek de tüketebilirsiniz.
Hazırladığınız bu karışım buzdolabında 2-3 ay bekleyebilir.

kaynak. sedat aşçı

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

Güçlü ve Sağlıklı Kemikler için Nasıl Beslenmeli?

Kemiklerimizin güçlenmesi için ve kemik kırılmalarının, osteoporozun, omurga hareket bozukluklarının, diş problemlerinin ve diğer birçok hastalığın önlenmesi için dengeli beslenme şarttır. Bu sağlık sorunlarını önlemek için; kemiklerimizi besleyen kalsiyum, magnezyum, potasyum, D vitamini ve Omega-3 bakımından zengin yiyecekleri beslenmenize katmanız çok önemlidir.

huesos-theen1-500x5001
Kalsiyum bakımından zengin yiyecekler

Fındık yemek, osteoporozu önlemeye yardımcı olur.
Süt ve süt ürünleri: kalsiyum bakımından çok zengin olsalar da; bazı çalışmalar, süt ve süt ürünlerinde bulunan kalsiyumun yetişkin insan vücudu tarafından kolayca emilemediğini göstermiştir.

frutos-secos-the-travelling-bum1
Çiğ ve tuzsuz kuruyemişler (badem, fındık, ceviz, kaju…)
Siyah frenk üzümü
İncir
Hindistancevizi
Sarımsak
Soğan
Elma
Armut
Mango
Plantain muzu
Avokado
Magnezyum bakımından zengin yiyecekler
Yulaf ezmesi
Marul
Kuşkonmaz
Tam buğday
Balkabağı
Tatlı patates
Bezelye
Şeftali
Mercimek
Kuru erik
Sert kabuklu yemişler (fındık, ceviz)

Potasyum bakımından zengin yiyecekler

platano1

Potasyum açısından zengin olan muz, sodyuma karşı vücut suyunun dengelenmesine yardımcı olur.
Baklagiller (nohut, bezelye, taze fasulye)
Kuru erik
Kayısı
Plantain muzu
Avokado
D Vitamini
Kemiklerin kalsiyum ve magnezyumu emebilmesi için D vitamini şarttır. Cildiniz doğrudan güneşe maruz kaldığında, vücudunuz D vitaminini doğal olarak üretir. Bu yüzden, her gün güneş doğduktan hemen sonra veya günbatımından hemen önce güneşlenmenizi tavsiye ediyoruz. Çok fazla güneş almayan bir bölgede yaşıyorsanız, D vitamininizi yumurta ve yağlı balıklardan (sardalya, ringa, somon, ton) veya takviye olarak alabilirsiniz.
Omega-3 yağ asitleri bakımından zengin yiyecekler

pescado11

Balıklarda yüksek miktarda Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri bulunur.
Lüfer
Yumurta
Tereyağı
Çiğ ve tuzsuz sert kabuklu yemişler
Keten tohumu

Protein bakımından zengin yiyecekler
Protein yalnızca et, balık ve yumurtadan alınmaz. Aslında çok fazla hayvansal protein tüketmek, osteoporoz gibi birtakım sağlık sorunlarının daha da kötüleşmesine yol açabilir. İşte birkaç bitkisel protein kaynağı tavsiyesi:
Baklagiller
Filizlenmiş yonca
Avokado
Kuru ve tuzsuz sert kabuklu yemişler
Spirulina
Hangi yiyeceklerden uzak durmalıyız?
Vücudumuzdaki kalsiyumu emen ve kalsiyumun vücut tarafından iyice emilmesini önleyen bazı yiyecekler vardır. Aşağıdaki yiyecekler bunlara örnektir. Bu yüzden bu yiyeceklerden uzak durmanızı öneriyoruz.

Aşırı hayvansal protein
Alkol
Tütün ürünleri
Beyaz şeker
Kahve
Gazlı ve şekerli içecekler
Rafine gıdalar
Önceden pişirilmiş gıdalar
Kızartılmış yiyecekler
Tuzlu yiyecekler
Kepek – kalsiyum emilimini engeller. Evet, tabii ki tam tahıllar tüketmeliyiz ancak lif katılmış ürünlerden (kurabiye, ekmek vb.) uzak durmalıyız veya kalsiyum bakımından zengin gıdalarla birlikte tüketmemeliyiz.
Oksalat içeren sebzeler (ıspanak, turp). Bu sebzeleri de, kalsiyum bakımından zengin gıdalarla birlikte tüketmemeliyiz.

Kemik sağlığı için Schüssler Tuzları
Schüssler Tuzları, hiçbir kontrendikasyon veya yan etkisi olmayan homeopatik ilaçlardır. Vücudunuzun besinleri daha iyi emmesine yardımcı olmak istiyorsanız, bu tuzların çok faydasını görebilirsiniz.
Bu Tuzlardan bazıları, özellikle bazı kemik sorunlarında çok faydalıdır:
Kemik aşınması: Kalsiyum Fosfat
Çok ince kemikler: Sodyum Klorür ve Sodyum Sülfat
Hassas ve kırılgan kemikler: Kalsiyum Fluoratum, Kalsiyum Fosfat ve Magnezyum Fosfat
Katı kemikler: Kalsiyum Fluoratum, Kalsiyum Fosfat ve Silikon Oksit
Kırık kemikler: Kalsiyum Fluoratum, Kalsiyum Fosfat ve Magnezyum Fosfat
Tam olarak iyileşmemiş eski kemik yaralanması ağrıları: Sodyum Fosfat, Silikon Oksit ve Magnezyum Fosfat

KAYNAK: SAĞLIĞA BİR ADIM

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »