Doğal Antihistaminik Besinler…(Alerjilerle Başa Çıkmamızı Sağlayan Besinler)

 Bağışıklık  sisteminin kendisi histamin üretir. Birçok psikolojik değişiklikler, gastrik asit, alerji, şişme ve yanmaların nedeni histamin salgılanmasından dolayıdır. Doğal antihistaminik yiyecekler, vücudun alerjilerle savaşmasını sağlayam antihistaminik üretimini sağlar. Günümüzde birçok kişi çevresel faktörlerden dolayı alerjiye maruz kalmaktadır.
Doğal antihistaminik besinler: Safran, meyan kökü, kakule, çörek otu, rezene, anason, papatya ve kimyon karışımı bitki suları alerjik reaksiyonlardan korur.
Portakal, limon, elma, kuş üzümü, çilek, yaban mersini gibi narenciyeler, brokoli, ıspanak, marul, baklagiller gibi sebzeler alerjik semptomları azaltır. Guava, çilek, mango, acı biber, kuşkonmaz, yeşil soğan, sarımsak, kırmızı biber gibi su teresi, papaya,  ahududu, kivi, logan, muz, şeftali, kavun, siyah kuş üzümü gibi meyveler ve acı biber, kuşkonmaz, yeşil soğan, sarımsak, kırmızı biber, maydanoz, turp, yeşil biber, lahana, Brüksel lahanası, karnabahar, yeni kuru fasulye, bezelye, börülce, kuru fasulye, domates, maydanoz, turp, yeşil biber, gibi sebzeler C vitamini bakımından çok zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirdiği için alerjileri azaltır.
Badem, somon, ceviz, keten tohumu yağı, kanola yağı  gibi omega 3 yönünden zengindir ve alerjik rahatsızlıklardan korur.
Ispanak, havuç A vitamini bakımından zengindir ve alerjileri azaltır.
Yeşil çay, fesleğen çayı, tarçın çayı, ısırgan çayı, papatya çayına kekik, rezene ve sarımsak ekleyerek alerjik sorunların etkisini azaltır.

Ağrılar ve Ağrı Kesici Bitkiler

Çeşitli sebeplerle vücudumuzda ağrıların oluşması olağan. Gün boyu yaşadıklarımız, mesleklerimiz, duruş bozukluklarımız, bazı hastalıklar, stres ağrıya sebep olabilecek en önemli etkenlerdir.
Her ağrı hissine karşı hemen ilaç içmek, artık zamanla ilaca karşı vücudu alıştırmakta ve ağrıyı dindirmede yeterli olamamaktadır. Bunun yerine bazı bitkilerden faydalanmak daha etkili bir çözüm olabilmektedir.
Mesela; Diş ağrısı; ağrıyan diş üzerine karanfil koymak,
Göz ağrısı; semizotundan lapa hazırlayıp bunu göz üzerine koymak,
Kulak ağrısı; bir büyük kuru soğanı rendeleyip suyu sıkılır. Bu suya batırılan bir parça pamuğu ağrı olan kulağa koymak,
Kas ağrılarında; iki demet nane dövülerek ezilir ve yağı çıkarılır. Bu yağ ile ağrı olan kasa masaj yapmak, 1 avuç nane 2 bardak suda kaynatılarak ağrı olan kası bu su ile ovmak,
Karın ağrılarında; 4 bardak suda 1 tatlı kaşığı nane ve 1 limon kabuğu kaynatılır ve demlenmeye bırakılır.
Yemeklerden sonra bu sudan 1 çay bardağı içmek, 4 bardak suda 1 çay kaşığı tarçın kaynatılır ve yemeklerden sonra 1 çay bardağı içmek, 1 portakal kabuğu ince ince doğranıp 1 çorba kaşığı şekerle karıştırılıp yemek,
Çörekotunu ezerek bal ile karıştırıp macun halinde 1 çorba kaşığı yemek, 1 çorba kağışı tereyağı ile 1 çorba kaşığı tozşekeri iyice karıştırdıktan sonra yemek,
Karın bölgesine zeytinyağıyla masaj yapmak, Ağrıları dindirmek için doğal ve etkili yollardandır.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Her Derde Deva Tahin

Vücudunuza tahin ile direnç kazandırın..

Tahin susamın ezilerek ve çeşitli işlemlere tabi tutularak akıcı yağ gibi bir hale gelmiş şeklidir.

Tahinde çok miktarda bulunan E vitamini vücudumuza pek çok fayda sağlamaktadır.

E vitamini çok güçlü bir antioksidandır.

Vücuda enerji verir. 2 çorba kaşığı tahinde yarım kilo biftekteki kadar protein vardır.

Kendine has özel bir kokusu olan tahin suyla temas etmediği sürece uzun zaman bozulmadan saklanabilir.

Çocukların beyin ve zeka gelişimine katkıda bulunur. Dirençlerini kuvvetlendirir ve bağışıklığı da güçlendirir.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Yağ Yaktıran Gıdalar…

33953_554950707871915_1450634976_n[1]
Zayıflamaya karar verdikten sonra mutfağınızdan eksik etmemeniz gereken besinler.
Yeşil Çay: Yapılan araştırmalar gösteriyor ki düzenli olarak yeşil çay içenler, içmeyenlere göre % 45 daha yavaş kilo alıyor. Yeşil çay… deneklerin iştahını kesme konusunda çok başarılı olmasa da yağ yakımını hızlandırırken kilo almayı belirgin bir biçimde yavaşlatıyor. İşte bu yüzden her gün en az 1 fincan yeşil çay tüketilmelidir.
Kırmızıbiber: Kırmızıbiberin içindeki ‘capsaicin’ maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını yükselterek enerji harcamaya neden oluyor. Eğer midede bir sorun yoksa yemeklere mümkün olduğu kadar kırmızıbiber eklenmelidir. C vitamini: “Öncelikle kivi” C vitamininin yağ yıkım metabolizmasını hızlandırdığı bilimsel araştırmalarla kanıtlandı. Pek çok hayvan ve bitki kendi C vitaminlerini sentezleyebilirken insanlar bu vitamini dışarıdan almak zorundadır. Bir avuç para verilerek eczanelerden besin desteği ilaçları alınmasına gerek yok. C vitamini besinlerden alınmalıdır.
Kivi C vitamini bakımından en zengin gıdadır. 100 gram kivide 400 miligrama kadar C vitamin bulunuyor. Kivi, turunçgillerden 4-6 kat, elmadan ise 40-50 kat daha fazla C vitamini içeriyor. Yetişkin bir insanın günlük C vitamini ihtiyacı 60 miligram olduğu düşünüldüğünde, bir adet kivi bu ihtiyacı rahatlıkla karşılıyor.
Yağsız yoğurt: Günde üç öğün yenen yağsız yoğurt, vücudun hızlı bir şekilde yağ yakmasına yardımcı olur. İçeriğindeki yüksek kalsiyum ve protein sayesinde özellikle bel çevresi ve göbek yağlarının erimesinde sık tüketenler için ciddi avantajlar sağlıyor. Yoğurt yemeyenlerin özellikle bel bölgeleri daha kolay yağlanıyor. Ayrıca yoğurdun içeriğindeki yüksek kalsiyum ve protein kiloların sağlıklı bir şekilde verilmesini sağlıyor.
Su: Hayatın kaynağı olan su, oksijenden sonra en önemli ihtiyacımız. İnsan yemek yemeden haftalarca yaşayabilir, fakat susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. Vücudun yüzde 65′i, kanın yüzde 92’si, kemiklerin yüzde 22’si, beynin ve kasların yüzde 75′i sudan oluşuyor. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunmasıyla mümkün. Dolaşımı hızlandıran su, yağ yakımını da kolaylaştırıyor. Bu yüzden, zayıflama sürecinde günde en az 2,5 litre su içmeyi unutmayın.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Hangi Bitkide Ne Vitamin Var?

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Baharatların Sağlık İçin Sihirli Etkileri…

 Baharatların ve bitkilerin antioksidan değerleri bazı sebze ve meyvelerden daha da fazla olabilmektedir. Antioksidanlar vücudu zararlı maddelerden koruyabilmekte, hastalıkların oluşumunu yavaşlatıp hatta önleyebilmektedir. Kurutulmuş bitkileri ve baharatları hasat tarihinden itibaren en geç 1 yıl içinde tüketmek gerekir aksi takdirde hem biyo yararlılığı azalmakta hem de toksik madde oluşumu tetiklenmekte. Saklama koşulları elbette önemli, güneş görmemeli, nemli ortamdan uzak tutmalı ve ağzı kapalı kaplarda muhafaza edilmelidir.
Zencefil
Kansere karşı koruyucudur. Ayrıca enfeksiyon giderici ve en etkili doğal ağrı kesicidir. Özellikle osteoartritte oluşan eklem ağrılarına karşı faydalıdır. Hafızayı güçlendirir bu nedenle alzheimera karşı koruyucudur. Damar tıkanıklığını önler, kanı temizler, kalp ritmini düzenler, kötü kolesterol seviyesini düşürür, kanın pıhtılaşmasını önler ama tüketim miktarı önemlidir. Mide bulantılarına karşı faydalıdır.
Tarçın
Günde tüketilen yarım çay kaşığı kadar tarçın kan şekerini dengeleyerek şeker hastalığına karşı korur, hastalıkta diğer belirtileri azaltır. Bunun yanı sıra tarçın tükettiğiniz yiyeceklerin yağa dönüşümünü de azaltmaktadır. Tarçını tek başına tüketmek biraz zor olabilir, günlük tüketmeniz gereken süt veya yoğurt içerisine katarak daha rahat tüketebilirsiniz.
Acı biber
Acı biber içerisinde bulunan kapsaisin adlı madde metabolizmayı %23 hızlandırmaktadır. Günlük aynı kaloriyi alıp ama yemeklerine acı biber ilave edenlerin etmeyenlere göre daha hızlı kilo verdiği yapılan araştırmalarca da desteklenmekte. Köri ve hardal Hardal ve köri yağın depolanmasını azaltıp, kan şekerini dengelemektedir. Salata veya sandviçlerinize yağ yerine ilave edebilirsiniz.
Sarımsak
Yüzyıllardır şifa amaçlı kullanılan sarımsak içeriğindeki allisin adlı maddeden dolayı kalp sağlığını korur, kötü kolesterol seviyesini ve kalp basıncını düşürür ayrıca vücutta vazodilatör olarak etki gösterir yani damarları genişletip vücut ısısını artırmaktadır.
Sert Aydın Biberiye
Etkili bir antioksidan olan biberiye beyin sağlığını korumaktadır. Bu nedenle alzheimera karşı savaşır. Ayrıca hafızayı güçlendirir. Gaz giderici ve idrar söktürücüdür özellikle ödem sorunu yaşayanlarda faydalı olabilmektedir.
Fesleğen
Flavonoidlerden zengin olan fesleğen hücre yapısını koruyucu özelliğe sahiptir. Artrit ve enflamasyon problemi olanlarda ağrıyı azaltıcı etkisi vardır. Magnezyum içeriğinin yüksek olması nedeniyle de dolaşım sistemini düzenler, kalp sağlığını korur
alıntı

Kuruyemişlerin İyileştirici Gücü…

 485144_553393728027613_618686122_n[1]
Kuruyemişleri sevmeyenimiz eminim yoktur, lezzetlerinin yanı sıra sağlık açısından ve kilo kaybını da hızlandırması açısından ara öğünlerde tüketmeye çalışın.
Badem, ceviz, fındık sağlıklı protein kaynakla.rıdır özellikle spor yapanların kas artışını sağlamaları ve yağ kayıplarını hızlandırmaları açısından faydalıdır.
Diyet yapanların tüketim miktarına dikkat ederek tükettiklerinde kilo vermelerine destek olmaktadır. Mufa içeriği yüksektir, kalp damar sağlığı için faydalıdır. Son araştırmalar özellikle bademin LDL kolesterolü daha yüksek oranda düşürdüğü yönündedir.
Lif içeriği yüksektir, sindirim problemlerini düzene sokabilir ve tokluk hissinizi artırır. E vitamini içerirler bu nedenle anti aging etkisi bulunmaktadır.
Ay çekirdeği ise yine lif oranı yüksek, mineral ve vitaminlerden zengindir.
Özellikle potasyum, manganez ve demir içeriği yüksektir.
Kalorisinin yüksek olması nedeniyle dikkatli tüketilmesinde fayda var.
Ceviz birçok araştırma sonucuna göre birçok faydası bulunmakta, kalp sağlığına faydasının yanı sıra özellikle de ruhsal yapıyı düzenlemekte.
Bayanlarda regl öncesinde görülen ruhsal dengesizliğe etkili bir kuruyemiştir.
Şeker hastalığınız veya insulin direnciniz varsa uygun miktarda kuruyemiş yemenizde fayda var, şekeri regüle eden yine etkili besinlerdir.
Ayrıca selenyumdan da zengin olmaları nedeniyle kansere karşı da koruyucudur

Gazlı İçeceklerin Yaptıkları…

Patates Deyip Geçmeyin

1743_552707878096198_1078267398_n[1]
 İçinizde kötü bir şey olacakmış gibi bir his mi var? Sebepsiz bir heyecan mı yaşıyorsunuz? Sizde hızlı kan şekeri düşüklüğü olabilir. Hipoglisemi hastalarında kan şekeri ani olarak düşmektedir. Aynı şekilde bazı ins…anların da öğünlerinden birkaç saat sonra kan şekerleri ani olarak düşmektedir.
Bu ani düşüş hastaların kendilerini garip hissetmelerine neden olmaktadır. Bu durumda iken, sanki ani olarak bir şey olacakmış duygusuna kapılırlar. Sebebi bilinmeyen heyecan yaşarlar. Bu durumu sık sık yaşayan bu insanların yaşam kalitesi olumsuz etkilenir.
Hızlı kan şekeri düşüklüğü yaşayanlara mükemmel destekleyici çözüm; öğle yemeklerine başlamadan önce orta boy bir adet haşlanmış patates tüketmeleridir. Her gün öğle yemeklerinden önce tüketecekleri orta boy bir adet patates, onların gün içerisinde ani şeker düşüşlerine karşı adeta bir sigortadır.
Eğer ağır hipoglisemi hastası iseler, sabah ve öğle yemeğinden önce birer adet patates yiyebilirler. Kısa sürede şikayetlerin ortadan kalktığı görülecektir. Kullanılacak olan patateslerin filizlenmemesine, yeşillenmemesine, kararmamış ve yara almamış olmasına dikkat etmek gerekir. Yeşillenmiş patates solanin maddesi içerir. Patatesler kesinlikle buzdolabında saklanmaz. Çünkü soğuk ortamda saklanan patateslerde redükleyici özelliği olan şeker oluşur.
Bu şeker acrylamid (kanserojen madde) maddesinin oluşmasına neden olur. Patatesleri ne kadar çok sıcak ortamda koruma altına alırsanız da, içerdiği nişasta o kadar hızlı şekere dönüşür ve tatlılaşır. Bu sağlık açısından istenmeyen bir durumdur
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ananasın Faydaları…

155991_552592701441049_1472262989_n[1]
Besin içeriği oldukça zengin olan ananas hem tadıyla hem de vücuda faydalarıyla favori meyvelerinizden biri olmalıdır. Bromelinden zengindir Güçlü bir enzim ola…n bromelin sindirim sistemini düzenler, ödem atımını hızlandırır, toksik maddeleri atar, ülseratif kolit şikayetlerini azaltır.
Zayıflamaya destektir Hiçbir besin direkt yağ yakmaz ama sindirimi hızlandırıcı özelliğinden dolayı zayıflamaya yardımcıdır ayrıca ödem atımını da hızlandırdığı için ananas tüketimi zayıflama diyetlerinde yer alabilir. Cildi güzelleştirir Ananas manganezden zengindir, dolayısıyla sağlıklı bir cilt için önemli bir meyvedir, ayrıca kan şekerini dengeler, bağışıklı sistemini güçlendirir.
Yine cilt sağlığı için önemli olan C vitamini içerir, C vitamini kolajen sentezini hızlandırır ve cildi yeniler. Enerji verir B1 vitamini enerji üretiminde görevli etkili bir vitamindir, karbonhidratların enerjiye dönüşümünde rol alır ve ananas B1 vitamininden zengindir. Eklem ağrılarını giderir Anti enflamatuar etkisi nedeniyle ananas artritte sıklıkla oluşan eklem ağrılarını giderir. Çocuklarda büyümeyi hızlandırır Kemik gelişimi için önemli bir meyve olan ananası çocukların da sıklıkla yemesinde fayda var.
Kalp sağlığını güçlendirir Potasyum kalp sağlığı için önemli bir mineral, kan basıncını ve kalp atım hızını düzene sokar, böbrekleri güçlendirir ve ödem atımını sağlar.
Portakal suyuna eşdeğer Nezle, grip olduğunuzda içtiğiniz portakal suyuna eşdeğer oranda C vitamini içerir, ayrıca öksürükten dolayı mukus atımını da hızlandırır.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Fındığın Faydaları…

306291_536808003029845_754114977_n[1]
Fındık sık tüketilen, sağlığa oldukça faydalı bir besindir. Daha çok atıştırmalık olarak yenilen fındık çiğ, kavrularak ya da tuzlanarak yenilebilir. Fındık dengeli bir diyette olması gereken çok önemli bir besin maddes…idir. Hastalıklara karşı koruyucu özellikleri son derece güçlüdür.
Fındık ve fındık yağı E vitaminin en önemli kaynaklarındandır. E vitamini sağlık için zorunludur. Hücrelerin yenilenmesi ve yapımı, alyuvarların bütünlüğünü sağlaması en önemli özelliğidir.   Kanserli hücrelerle de savaşmaktadır. Kalp kasları başta olmak üzere vücudun tüm kaslarının sağlık ve dayanıklılığını sağlar.
Günlük tüketilen 25 gram fındık kalp ve damar hastalıklarından, kanserden koruyucudur. Fındığın bir diğer önemli içeriği folik asittir. Folik asit yetişkinler için faydalı olmakla birlikte özellikle bebeklerin gelişimi için yararlıdır. Akyuvar üretimini sağlar ve kanda oksijenin dolaşımını sağlar.
Fındık B grubu vitaminlerde B1, B2 ve B12′yi içermektedir. Kas ve doku üretimi için temel oluşturan bu vitaminler fındığa değer katmaktadır. İnsan vücudunun enerji ürtebilmesi için yağa ihtiyacı vardır. Ancak alınan yağın kalitesi sağlık durumunu ve vücut ağırlığını etkiler.
Bununla birlikte hayvansal yağlar damar tıkanıklıkları, kalp sorunları gibi çeşitli problemlere sebep verebilir. Fındık yağı ise kaliteli ve sağlıklı yağlardandır. Sağlığı geliştirir. Fındık yağı doymamış yağlar grubuna girer ve omega3 yağ asitleri içerir. Böylece antioksidan özellik kazanarak vücuttaki toksinlerin atılmasına yardım eder. Düzenli fındık tüketilmesi cildi güzelleştirir.
Kan dolaşımını düzenler ve zihinsel işlevleri maksimuma çıkarır. Cinsel gücü de arttırmaktadır. Günlük hayatta tüketilen pek çok sağlıksız abur-cuburu sadece 1 avuç fındıkla değiştirmek toplam sağlığa çok büyük katkı sağlayacaktır. 45 gram fındıkta 283 kalori, 7 gram protein, 27 gram yağ, 8 gram karbonhidrat, 4 gram lif, 51 miligram kalsiyum, 2 mg. demir, 73 mg. magnezyum, 131 mg. fosfor ve 30 mg. potasyum bulunmaktadır.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Nar Kabuğu Her Derde Deva

 
Meyve ve meyve suyu olarak tüketilen narın kabuğunun, meme kanseri başta olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydaları olduğu bildirildi.
Meyve ve meyve suyu olarak tüketile…n narın kabuğunun, meme kanseri başta olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini önleyici ve iyileştirici faydaları olduğu bildirildi. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Kimya Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Uslu, narın insan sağlığına faydalarının saymakla bitmeyeceğini, bu nedenle de bol bol tüketilmesi gereken bir meyve olduğunu söyledi.
Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan narın, her derde deva bir ilaç olduğunu ifade eden Uslu, ”Nar bağışıklık sistemini güçlendirerek, bizleri başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan da korumaktadır. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeleyen özellikle hicaz narı, kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini çok önemli oranda engellemektedir” dedi. Mucizevi bir şifa kaynağı olan narın kabuk, zar, çekirdek ve sudan oluştuğunu vurgulayan Uslu, şunları söyledi: ”Nar suyunun genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruduğu, damar tıkanıklıklarını geriletme ve tansiyon düşürücü etkileri herkes tarafından bilinmektedir. Halkımız narı, suyunu içerek tüketmektedir.
Narın içindeki zarlar ile yendiğinde mide ülserini iyileştirdiği ise pek az kişi tarafından biliniyor. Yine son günlerde pek çok firmanın satışa sunduğu nar çekirdeği yağı, çok değerli punicic acid içermektedir. Nar çekirdeği yağı özellikle cildimizde kırışıklıkları ve yaşlanmayı gidermekte, saçlarımızda canlılık ve saç çıkarıcı etkileri nedeniyle ilaç endüstrisi tarafından önemli miktarda kullanılmaktadır.” ”Nar kabuğu, suyundan daha fazla değerlidir” Nar kabuğunun ise Türk halkı tarafından hiç kullanılmadan çöpe atıldığına dikkati çeken Uslu, şöyle devam etti: ”Halbuki Çin’deki Instutute of hygiene and Environmental Medicine (Hijyen Enstitüsü ve Çevresel Tıp Bilimi) kuruluşunun yaptığı son araştırmalara göre, nar kabuğu, suyuna göre daha fazla oranda değerli bileşikler içermektedir. Yani nar suyu bir ilaç gibi sağlığımız için faydalıdır, ancak kabuğu suyundan daha fazla değerlidir. Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlamaktadır.
Nar kabuğundaki flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksantlar suyundan çok daha fazla miktardadır.” Prof. Dr. Uslu, araştırmaların, nar kabuğunun kötü huylu kolesterolü azalttığı, beta hücrelerini artırarak diyabetli hastalara, kalp ve damar hastalarına suyuna göre çok daha önemli faydalar sağladığını gösterdiğini anlatarak, şunları kaydetti: ”Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit P53 geninin kanser hücrelerince yok edilmesini engellemektedir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirmektedir. Bu yüzden özellikle kanserli hastaların kullanımı amacıyla ellagik asitli içecekler başta İsrail olmak üzere pek çok ülkede eczahanelerde satılmaktadır. Nar kabuğu narın en değerli yeri iken ülkemizde meyve suyu fabrikaları bu değerli maddeyi üstüne bir de para vererek çöpe atmaktadır. Yine kanserli hastaları tedavi etmek için nar kabuğundan hazırlanmış ellegik asitli kapsüller 50 gramı 50 dolardan eczahanelerde satılmaktadır. Bir firma yüzde 95 saflıktaki nar kabuğundan ürettiği ellagik acitin 1 gramını 83 avrodan satmaktadır.
Görüldüğü üzere nar kabuğu nar suyundan çok çok daha fazla değerlidir. Kanserli hastaların ilk başta vücutlarının pH’sını 7.4′ün üzerine çıkarmaları gerekmektedir. Bunun için gerekli çabayı göstermeleri gerekmektedir. O halde hem kansere yakalanmamak için hem de kansere çözüm amacıyla artık hiçbir işe yaramayan siyah çay, asitli içecekler yerine yeşil çay, ada çayı, zeytin yaprağı çayı gibi bitki çayları ve özellikle de nar kabuğu çayını tüketelim.” ”Sıkılan narın kabukları asla atılmamalı” Ellagik asit sayesinde nar kabuğunun, kanser hastalığına karşı çok önemli koruyucu, hatta kanseri tedavi edici özellikleri olduğu vurgulayan Uslu, ”Bununla ilgili literatürde çok fazla makale yayınlanmıştır. Tüm bu etkileri nedeniyle özellikle meyve suyu fabrikalarından atılan tüm nar kabuklarının kurutularak özellikle büyükbaş hayvanların gıdalarına karıştırılması durumunda bu hayvanların da daha az hastalığa yakalanması ve sağlıklı olmaları sağlanacaktır. Böylece büyükbaş hayvanlara gereksiz yere antibiyotikler verilmeyeceğinden, bu hayvanların sütünü ve etini kullanan bizlerin de bu antibiyotiklerden etkilenmemizin önüne geçilmiş olacaktır” dedi.
Prof. Dr. Uslu, evde sıkılan narın kabuklarının asla atılmaması gerektiğini de belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım. Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız. Hatta çay içmekten üşenirsek, kurutulmuş ve parçalanmış nar kabuklarını, kahve çekme makinelerinde toz haline getirip, bir çay ya da kahve kaşığı tozu salata, peynir gibi gıdalarla direk olarak ta tüketebiliriz. Özellikle şeker hastaları beta hücrelerini artıracak bu tozu tüketmeye özel çaba göstermelidir.
Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunalım.”
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Bir Tutam Maydonoz Kanı Temizliyor

 

Maydanozun vitamin kaynağı olduğunu belirten Ege Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Pr…of. Dr. Dursun Eşiyok, yapraklarının A, C ve K vitaminleriyle demir bakımından zengin olduğunu söyledi. Maydanozun potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengin olduğunu aktaran Eşiyok, “Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor.” dedi. Enzimleri uyararak sindirim rahatsızlıklarını da dindirdiğini belirten Eşiyok, ayrıca iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım ettiğini kaydetti. Maydanozun mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini engellediğini de kaydeden Eşiyok, “Maydanoz, romatizmada, tansiyon düzensizliklerinde, şişmanlıkta kullanılabilecek bir bitkidir. Ayrıca böbrek taşı, kum gibi rahatsızlıklarda da etkilidir.” ifadelerine yer verdi. eriyle demir bakımından zengin olduğunu söyledi. Maydanoz Deyip Geçmeyin Maydanozun yaprakları A, C, K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klor yönünden zengindir. Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacını karşılar.

Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken, kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Maydanoz saça da, böbreğe de iyi geliyor Maydanozun görme gücüne, kılcal damar sistemine ve troit bezlerine iyi geldiği açıklandı. Maydanoz suyu kanı arttırarak böbreklerin, karaciğerin ve idrar yollarının temizlenmesini sağlıyor. Ayrıca sindirim rahatsızlıklarını da dindiriyor ve ince bağırsaktaki hareketleri arttırıyor. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılıyor. Grip ve nezleye iyi geliyor. Balgam söktürüyor, terletiyor ve ateş düşürüyor. Maydanoz kan şekerini de düzenliyor. Vücudu kansere karşı koruyor ve vücuttaki zehirli maddeleri dışarı atıyor. Romatizma ve sarılığa da iyi gelen maydanoz, ayrıca saçları da güçlendiriyor.

MAYDANOZ: Bir tutam maydanoz vücudun günlük C vitamini ihtiyacının tamamını karşılıyor. Toksinleri vücuttan atıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor.. Çay ve maydanoz ağız kokusunu önler Zaman zaman herkesin ağzı kokabilir. Özellikle de sabahları! Bazen karnımız acıktığında veya diyet yaparken, hele soğan, sarmısak gibi şeyler yediğimizde kokudan kurtuluş yoktur. Birisi ile konuşurken başını geri çektiğini fark ederiz veya kendimiz ağzımızı kapatma ihtiyacı hissederiz. Her ikisi de birbirinden kötüdür. İnsan rezil olur! Ağız kokusuna genel olarak ağızda artakalan ve damakla dişler arasına sıkışan yiyecek parçaları neden olur. Ağız kokusunun ardında kötü beslenme alışkanlıkları veya bazı sağlık sorunları da gizlenebilir.

TÜKÜRÜK ARINDIRIR Tükürüğün arındırıcı bir özelliği vardır. Tükürük salgısı azalınca bakteriler çoğalır ve kokmaya başlarlar. Örneğin; * Sabahları ağzımız kokabilir, çünkü tükürük salgısı uykuda hemen hemen sıfırlanır. * Karnımız acıkınca ağzımız kokar. Sakız çiğnemek tükürük salgısını arttırdığı için biraz yardımcı olur. * Vücut susuz kalınca da ağız kokar, çünkü tükürük salgılaması azalır. * Bazı hastalıklar, ilaçlar ve alkol de tükürüğü azaltır. Kokulu yiyecekler, sigara, çürük diş, dişeti sorunları, diş taşları, dişetlerinde plaklar oluşması, ağız ve boğazda iltihaplanmalar dışında; solunum yollarındaki sorunlar, diyabet, reflü, karaciğer ve akciğer hastalıkları da ağız kokusuna yol açan etkenlerdir. Eczaneler ve marketler ağız kokusuna karşı ürünlerle dolup taşar. Ama çoğunun içinde sert kimyasallar bulunur ve ağız kokusunu kısa bir süre için maskeleyip bastırırlar. İsterseniz aşağıdaki önerilerimi deneyin.

DİŞ MACUNU YAPIN: Kendinize gayet sağlıklı bir diş macunu ve gargara hazırlayabilirsiniz. İhtiyacınız olan tüm malzemeler; yemek sodası ile biraz hidrojen peroksittir. Antiseptik gücünü arttırmak için birkaç damla çay ağacı yağı veya okaliptüs yağı da ekleyebilirsiniz. İşte diş macununuz hazır! SU!: Ağzınızın kurumasına izin vermeyin. Tükürük vücudun doğal deterjanı gibidir. Onun daima bol bol salgılanmasına yardımcı olun. Tükürüğünüz arttıkça bakteriler azalır. Bunun yolu da su içmekten geçer.

MAYDANOZ: Ağız kokusundan şikâyetçiyseniz daha az et ve daha az yağ tüketin. Beslenmede meyve ve sebzelere ağırlık verin. Her gün taze mayalanmış yoğurt yiyin. Maydanozun her zerresi şifalıdır. İçindeki klorofilden ötürü ağız kokusuna karşı da son derece etkilidir.

ÇAY KEYFİ: Siyah çayın içinde ağız kokusuna yol açan bakterileri etkisiz hale getiren önemli bileşikler bulunur. Yemeklerden sonra içerseniz gayet iyi gelir. Bazen de yeşil çay veya nane çayı ile değişiklik yapabilirsiniz. Maydanoz karaciğer dostu Maydanoz idrar söktürür, iştah açar. İltihaplı yaraların iyileşmesini sağlar. Yüksek tansiyonu düşürür. Kalbin yorulmasını önler. Kansızlığı giderir ve kansere karşı korur. Ayrıca karaciğer şişliğini giderir. safra akışını kolaylaştırır. Vücuttaki zehirli maddelerin atılmasını ve vücutta biriken suyu boşaltır. Böbrek taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Maydanozla gelen güzellik Maydanoz, mideye, cilde, göze, anlayacağınız herşeye çok iyi geliyor… Hani bir söz vardır halk arasında “her salataya maydanoz olmak” diye. İşte bu konuyu okuyunca o sözün neden kullanıldığını anlayacaksınız! Şimdi burada maydanozun bütün faydalarını anlatmayacağız zaten saymakla bitiremeyiz. Sağlığımız için o kadar faydalı bir bitki ki bilim adamları maydanoz üzerinde sayısız araştırmalar yapıyor. Bu bilim adamlarından en çok öne çıkan ise dünyaca ünlü bilim adamımız Prof.Dr. İbrahim A. Saraçoğlu.

Prof.Dr. İbrahim A. Saraçoğlu yaptığı uzun süren araştırmalar sonucu maydanozun sağlığımız için ne derece faydalı olduğunu ortaya koydu. Özellikle sağlıklı, zinde ve güzel bir hayat için maydanozu hayatımızdan eksik etmememiz gerekiyormuş. Gençlik ve sağlık iksiri olarak söz edilen maydanoz kürü de burada devreye giriyor. Prof. Dr. İbrahim A. Saraçoğlu genç görünmemizi sağlayan ve sağlığımıza sağlık katan maydanoz kürünü anlattı : Maydanoz kürünün hazırlanışı ve uygulanışı : Yarım bağ taze maydanozu saplarıyla beraber ezin. Biraz limon suyuyla karıştırın ve sabah kahvaltısından yarım saat önce aç karnına tüketin ve üzerine 1 bardak su içerek kürü tamamlayın. 1 hafta boyunca her sabah bunu tekrarlayın ve sonra bir hafta ara verin. İkinci aşamada 15 gün boyunca kürü tekrar uygulayın.

Faydasını görenler sürekli kulanmaya devam edebilirler. Maydanoz tansiyon ve romatizmanın ilacı Maydanozun yaprakları A, C ve K vitaminleriyle demir bakımından zengindir. Maydanoz potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden güçlü bir besindir. Bir tutam maydanoz, günlük C vitamini ihtiyacını karşılar. Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına da iyi gelir. Ayrıca iltihaplı yaraların iyileşmesine de yardımcı olur. Maydanoz; romatizmada, tansiyon düzensizliklerinde ve şişmanlıkta kullanılabilecek bir bitkidir.  Maydanoz mucizesi Bir tutam maydanoz günlük C vitamini ihtiyacını karşılarken, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlıyor, kanı temizliyor, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi geliyor… Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dursun Eşiyok, maydanozun bir vitamin kaynağı olduğunu belirterek, “Maydanozun yaprakları A, C, K vitaminleri ve demir bakımından zengindir. Ayrıca potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden de zengindir” dedi.

Bir tutam maydanozun günlük C vitamini ihtiyacını karşıladığını belirten Prof. Dr. Eşiyok, “Maydanoz, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlarken, kanı temizler, kansızlığa, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir” diye konuştu. Günde bir tutam maydonoz Tıpkı multi vitamin kaynağı olan maydonozu günde bir tutam tüketmek günlük C vitamini ihtiyacını karşılıyor Amerikan Diyetetik Derneği’nin Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcisi Diyetisyen Selahattin Dönmez, yaptığı açıklamada, Akdeniz ülkesi bitkisi olan maydanozun bir provitamin A kaynağı olduğunu söyledi. Maydanozun bu özelliği ile görme gücü, kılcal damar sistemi, adrenal ve tiroid bezlerinin fonksiyonları üzerinde etkili olduğunu belirten Dönmez, şu bilgileri verdi: ”Maydanozun yapraklarında uçucu yağlar, protein, klorofil ve glikozit, köklerinde ise uçucu yağ, şeker, müsilaj ve glikozit vardır.

Yaprakları A, C ve K vitaminleri, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum, magnezyum ve klorin yönünden zengin olan maydanozun bir tutamı günlük C vitamini ihtiyacının çoğunu karşılar” dedi. Maydanoz suyundaki yüksek klorofil miktarının kandaki alyuvar sayısını arttırarak böbreklerin, karaciğerin, idrar yollarının temizlenmesine yardım ettiğini bildiren Dönmez, ”Sindirim enzimlerini uyararak sindirim rahatsızlıklarını dindirilmesinde etkilidir. İnce bağırsaktaki peristaltik hareketleri arttırır. Mide ve bağırsaklarda gaz birikmesini önler.

Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar, kanı temizler. Kansızlık, mesane iltihaplanması, kum, romatizma, böbrek taşı, tansiyon ve damar sertliğine karşı etkilidir” diye konuştu. Maydanozun yapraklarının idrar söktürücü olarak da kullanıldığını belirten Dönmez, şöyle devam etti: ”Ayrıca, iltihaplı yaraların iyileşmesine yardım eder. Bazı çalışmalarda adet sancılarının azaltılmasında da etkili olduğu görülmektedir. Kökleri de aynı özelliklere sahiptir. Maydanoz C, E vitamini, B grubu vitaminlerden folik asit, A vitamininin öncüsü karotenoidlerden çok zengindir. Bu nedenle karaciğer hastalıklarına, sarılığa, egzamalara, selülite, romatizmaya, gut hastalığına ve idrar yolları taşlarına karşı tavsiye edilir. Maydanoz, demir, potasyum, magnezyum ve kalsiyum gibi minerallerden de zengindir.” Dönmez, maydanozun taze ve iyi yıkanarak tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini kaydetti.

Kaynak: Hayat Güzeldir…
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

C VİTAMİNİ KÜRÜ. ÜSTELİK NEFİS.

 66621_489819957740992_1749285200_n[1]
C Vitamini vücudumuzda depolanmıyor.
Yani düzenli olarak almamız gerekiyor. Savunma sistemimiz için, dişlerimiz, kemik ve bağ dokusu için. Kolesterol yüksekliği için. Burada saymakla bitmez, o nedenle küre geçiyoruz hemen:
NARENCİYE KÜRÜ
2 portakal
2 mandalina …
1 kırmızı greyfurt
1/2 limon suyu
1 cm kalınlığında taze zencefil
Hepsi blenderda iyice karıştırıp öğle yemeğinden bir saat önce tüketilmesi önerilir. 3 gün boyunca tekrarlayın.
ÖNEMLİ UYARI: 1.Bu içecek şeker hastalarına tavsiye edilmemektedir.
2.Ayrıca düzenli ilaç kullananların ve bir tedavi sürecinde olanların bu içeceği tüketmeden önce MUTLAKA hekimlerine danışmaları gerekmektedir. Harika bir gün diliyoruz,

İSTEK ÜZERİNE HURMA ŞURUBU TARİFİ

Rafine şeker yerine istediğimiz her şeyi tatlandırmak için kullanabileceğimiz bir CANLI tatlandırıcıyı evde yapmaya ne dersiniz?
İşte size tarifi: MALZEMELER 1/4 kilo dilediğiniz cins bir kuru hurma … 1/2 litre 50C de yüksek pH’li içme suyu 1 litre ıslama suyu TARİF Hurmaları yıkayıp derin bir kaba boşaltın.
Üzerini kaplayacak kadar + 1 bardak su koyun. 2 saat bu suda bekletin. Hurmalar şişecektir. Suyu boşaltıp, ellerinizle Hurmaların çekirdeklerini çıkartıp yine bir derin kaba yerleştirin. Üzerine ılık suyu dökün ve Hurmaları bu suda 4 saat bekletin.
Daha sonra bir ezici yardımıyla suyun içindeki hurmaları iyice ezin. Su koyu kahverengi bir şurup kıvamını alacaktır. En son, içeriği iyice karıştırıp süzdükten sonra ağzı kapanabilen cam bir kavanoz-şişeye bu şurubu koyun ve buzdolabında saklayın…
Artık dilediğiniz zaman her türlü gıdayı tatlandırmak için kullanabileceğiniz Doğal ve CANLI doğal bir şurubunuz var.
TAZE HURMA İLE TARİFİ Hurma Şurubu, taze hurma ile de yapılabilir. Aynı ölçülerde kabuğu soyulup çekirdekleri çıkarıldıktan sonra bir blender’a içme suyu ilavesi ile koyulur ve karıştırılıp süzülür. Süzülen şurup buzdolabına kaldırılır. Güzel bir gün dileklerimizle,
Not 1: Tarifimiz Mehmet Özderici – Kundo.co Vegan RAW Chef tarafından hazırlanmıştır.
Not 2: Fotoğraftaki taze hurmadır ve Antakya yöresine aittir