



Bir çok hastalığın ana sebebini anlamak için, lütfen aşağıda aktarılan bilgileri dikkatlice ve özenle okuyalım, paylaşalım.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa, YÜKSEK TANSİYON hastalığına yaka…lanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa, BEL VE BOYUN FITIĞI hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa, gut – atrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, ASTIM hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa, ŞEKER hastalığına yakalanırız.
* Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa, ÜLSER hastalığına yakalanırız.
* Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve KOLON kanseri olma tehlikesi yaşarız.
* Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre KANSERLEŞME sürecine girer !!!…
Hasta olmamak için vücüdumuzu susuz bırakmamalıyız.
Alkali – Canlı su içmeliyiz. Alkali ve canlı olmayan sular ne kadar çok içilse de vücut yine susuz kalmaktadır !!!…
Çağımızın en büyük problemi ; içilen ölü sulardır !!!
Hasta değil susuzsunuz …..
Kaynak: Keşfet





Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor. Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun süreceğini belirten uzmanlar, “Bitkiler hastalığa yakala…nmadan önce önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilmeli. Ciddi hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel olarak bitkilerden yararlanılabilir” dedi.
Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde edilebileceğini kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu tavsiyelerde bulundu: “Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz.”
Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:
Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.
Yogi Çayı: Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.
Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.
Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.
Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.
Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.
Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.
Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.
![ametist[1]](https://anetteinselberg.files.wordpress.com/2013/02/ametist1.jpg?w=780)
Diğer Adı: Amethyst, mor yakut, aşk taşı.
Rengi: Mor, eflatun erguvan
Bağlı Olduğu Grup: Kuvars, dumanlı kuvaes
Diğer Grup Üyeleri: Sitrin, ametrin, aventurıne, kedi gözü, krizopraz, akik, jasper, dağ kristali, gül kuvars, iğnecikli kuvars, dumanlı kuvars.
Yapısal Görünümü: Saydam
Parlaklığı: Camsı
Uyumlu Olduğu Unsur: Hava
Uyumlu Olduğu Şakra: Alın, taç
Uyumlu Olduğu Burç: Koç, balık, kova, başak, yay.
Sembolü Olduğu Hususlar: Adalet, cesaret, doğru karar verebilen akıl ve huzur.
Çıkarıldığı Başlıca Ülkeler: Brezilya, Kanada, Rusya, Madagaskar, Hindistan, Namibya, USA, Sri Lanka
Yapısal ÖzellikleriŞifa bakımından en güçlü taşlardan olan ametist, değerli taş sevenler için de en gözde taşlardan biridir. “Kuvars” ailesinden mor ya da mavi-mor renkli bir taştır. Ona bu rengi verenin, içinde bulunan demir olduğu düşünülmektedir. Renkleri gün ışığında değişen bazı ametistler, gerçek renklerine ancak röntgen ışınları altında kavuşabilirler. Asırlar boyunca değişik uygarlıklarda sevgi ve beğeniyle kullanılmış, Asya ve Mısır’da mühür olarak değer kazanmıştır.
Eski çağlarda “sarhoşluğu yok eden taş” olarak bilinirdi. O zamanlarda bir kısım kadeh, çanak, kap gibi şeylerin birçoğu ametistten yapılmaktaydı. Ametist astrolojide de başak, oğlak, kova ve balık burcu insanının taşı olarak da bilinir. Ayrıca yıldırım çarpmasından koruduğuna ve büyüleri etkisiz hale getirdiğine inanılmıştır. Nazarın ilk bakıştaki “olumsuz enerji” olduğu kabul edilirse, rengi ve güzel görünümüyle ilk bakışı çekeceğinden, nazara karşı koruma sağladığı kabul edilir.
Taşınızı toplayacağı negatif enerjilerden arındırmak için; ilk iki hafta kullanımda her gün suyun altında tutarak temizleyin. Daha sonra standart temizleme yöntemiyle kullanmaya devam edebilirsiniz. (Yaklaşık 2-3 haftada bir suyun altında tutulur.)
Ametist Taşının Uyumlu Olduğu Şakra
7. Şakra (Taç, Tepe Enerji Merkezi)
Diğer İsimler: Sahasrara (bin), binyapraklı nilüfer çiçeği, tepe şakra (taç şakra),
zekâ şakrası
Taşı: Ametist, şeffaf kuvars kristalleri
Rengi: Menekşe rengi, beyaz, altın sarısı da bu şakra ile birleştirilmiştir
Kokusu: Lotus, günlük reyhan
Bedendeki Yeri: Başın tepesi, bıngıldak
Başın üstünde, bıngıldak etrafındaki nokta olup epifiz bezinin etkisiyle, insanın bütün canlılığını oluşturup kişiliğini ortaya çıkardığı tahmin edilen ve başka neleri etkilediği tahmin edilemeyen bir merkezdir.
Bu merkez insanı temsil eder. Bu bölge semadaki “kozmik enerji”leri emer ve diğer merkezlerin enerji boyutuna göre oralardan geçer, kök enerji merkezine ulaşır ve bedendeki bütün olumsuzlukları ortadan kaldırabilir.
Bedenimizdeki menfi enerjilerin vücuttan atılması da bu merkezin enerji boyutuna göre düzenlenir. İki yaşına kadar çocukların tepe bıngıldaklarının açıklığıyla büyümeyi ve gelişmeyi hızlandırdığı kabul edilen bu merkezin sonradan kapanması kişiyi duygusuz, amaçsız, rahatsız edici duygulara yönlendirip pek çok çözümsüz hastalığa ve insanlıktan çıkarabilecek davranışlara, hatta ölüme kadar sürükleyebilir.
Psikolojik olarak bu merkez kozmik çevremizle iletişim kurduğumuz, insanın varlığına anlam kazandıran, insana huzur veren ve bu gibi ulvî hisleri geliştiren bir merkezdir. Tepe enerji merkezi yani taç enerji merkezi açıksa, insan insan olduğunu ancak o zaman idrak eder.
Sadece O’nu düşünmek ve O’nu düşünürken O’nun yarattığı “Kâinat Kitabı”nı okumak, yaratılanlardan ibret almak, O’na yakın olmak ve yaratılış gayesini hatırlayıp sonsuz mutluluk ve haz duyarak ebedî saadeti düşünmekten geçer. Bunun yanında O’nun sessizliğinin yani “ilahi sesi” ile bembeyaz bir sayfanın ve gökkuşağının mor renginin bizi bütünüyle sarması, korunmanın ve hayata umutla bakmanın ilk adımını oluşturacaktır.
Menekşe ya da mor renkli ametist, taşların hem en naziği hem de güçlü bir koruyucusudur. Ametist konulan mekâna pozitif enerji verir. Bütün olumsuzlukları değiştirip, pozitif enerjiye çevirir. Koyu mor ya da çok açık renkli ametistler en güçlü olanlarıdır. Ametist pozitif enerji dolu bir taştır. Ametist sürekli olarak taşınabilecek bir taştır. Yaydığı enerji her zaman yarar sağlar. Düşman tavırlı insanlar arasında kullanılması, taşın olumsuz enerjiyi pozitife çevirme özelliğinden dolayı gereklidir.
Şeffaf Kuvars Kristalleri
Yedinci şakrada kullanılabilecek en etkili taşlardan biridir.
Kafanızdan atmak istediğiniz kötü bir düşünceniz varsa, önce bu kötü düşünceyi gözünüzde canlandırın. Sonra önünüzde menekşe rengi bir ateş varmış gibi düşünün. Burnunuzdan derin bir nefes alın ve atmak istediğiniz düşünceyi içinize çekin.
Sonra önünüzde menekşe rengi bir ateş varmış gibi düşünün. Burunuzdan nefes alın ve atmak istediğiniz düşünceyi içinize çekin, sonra ağzınızdan nefes vererek bu olumsuz düşüncenin önünüzdeki ateşe düştüğünü ve değiştiğini hissedin. Ve tekrar burnunuzdan nefes alarak, bu yeni menekşe
