Çayın demini azaltın!

 

Çok miktarda tüketildiğinde vücuda bakın ne yapıyor Soğuk kış günlerinde siyah çay veya kahve yerine bitki çayları içilmesini öneren Uzman Diyetisyen Işın Sayın Atasoy, bitki çayları arasında ise idrar sökücü olmayan…ların daha güvenli olduğunu söyledi. Kış mevsiminde havaların soğumasıyla birlikte, bitki çaylarına rağbet giderek artmaya başladı. Kış günlerinde siyah çay veya kahve yerine bitki çayları içilmesini öneren Uzman Diyetisyen Işın Sayın Atasoy, “Sıcak içecek, aslında bir ihtiyaç kış günleri. Ancak çok fazla çay ve kahve tüketilmesi doğru değil. Her zaman tükettiğimiz çayı ve kahveyi biraz azaltarak, yerine bitki çaylarını koyabiliriz. Böylelikle çok daha yararlı bir şey yapmış olacağız. Yani demli çayın ve kahvenin kemik sağlığına birtakım sakıncaları var. Kansızlığa neden olabiliyor.

Çok miktarda tüketildiğinde vücuttan vitaminlerin ve minerallerin atılmasına yol açabiliyor” diye konuştu. Bitki çaylarını sınıflandırarak özellikle zayıflama çaylarının kullanılmamasını tavsiye eden Atasoy, “Vücuda yararlı olan ve hiçbir yararı olmayan bitki çayları var. Bir de sakıncaları olan bitki çayları var. Bunların içerisinde özellikle zayıflama çayı adı altında satılanları doğru bulmuyoruz. Çünkü bunların bir kısmi idrar sökücü, yani vücudumuza aldığımız, ihtiyaç duyduğumuz suyu, suda eriyen vitaminleri ve mineralleri çok miktarda atıyor. Bir de bağırsak sökücü bitki çayları var. Bunlar da yine bağırsakların iç yüzeyine zarar veriyor. Böylelikle vitamin ve mineral emiliminden sorumlu yüzey hasar gördüğü için birçok hastalıkla karşılaşabiliyoruz. Bağırsaklarda kronik bir tembellik ortaya çıkabiliyor.

O nedenle zayıflama çaylarını ve form çaylarını kullanılmamasını tavsiye ediyoruz” dedi. Sağlık açısından mevsim sebzelerinin tüketilmesini öneren Atasoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sağlıklı beslendiğimizde bununla birlikte ara öğünlerde de bağışıklık sistemini güçlendiren bitki çayları tükettiğimizde bağışıklık sistemini desteklemiş oluyoruz. Sağlıklı beslenmenin formülü, mutlaka mevsim sebzelerinden geçiyor. Mevsim sebzelerine mümkün olduğu kadar her gün yer vermeye çalışmak gerekiyor. Bir öğün mutlaka kış ayı ise kış sebzeleri, yaz ayı ise yaz sebzelerini tüketmeye özen göstermeliyiz. Tok karnına tüketilen çiğ havuç, bağışıklık sistemini güçlendiren A vitaminini çok miktarda içeriyor. Tok karnına yemeklerden sonra kişi, başı bir iki adet çiğ havuç tüketilmesini önerebiliriz.” Bitki çaylarının bilinçli tüketilmesi ve aşırı kullanılmaması gerektiğini belirten Atasoy, bu çaylarında idrar sökücü ve bağırsak sökücü olmayanların daha güvenli olduğunu söyledi. Siyah çay ve kahvenin vücuttaki mineralleri alarak bağışıklı sistemine zarar verdiğini belirten Atasoy, “Siyah çay ve kahve, aslında bir kültür bir alışkanlıktır. Kahvedeki kafeinin siyah çaydaki tekinlerin kansızlık ve kemik erimesine yol açtığı bir gerçek, çok fazla tüketildiğinde.

Örneğin günde beş, altı tane siyah çay ve fazlası ya da günde iki kahve ve fazlası bu riskleri arttırmaktadır. Birde vücudumuza sağlıklı besinlerle aldığımız vitaminler var. Bunların bağışıklık sistemimizi güçlendirmesi beklentisi içerisindeyiz. Fakat idrar sökücü olduğu için siyah çay ve kafein vücuttaki vitaminleri idrar yoluyla uzaklaştırdığı için bağışıklık sistemi adına çok fazla doğru şey yapmış olmuyoruz” ifadelerini kullandı. Bitki çaylarına karıştırılan balın ilerde şeker hastalığını tetikleyebileceğini kaydeden Atasoy, “Balın hakikisine ulaşmak bir kere çok zordur. Doğru bala ulaşsak bile gerçekten vücuda yararlılık sağlayacak kadar bal yememiz için yüz grama ulaşmamız gerekiyor. Dolayısıyla yüz gram baldan elde etmeye çalıştığımız vitamin ve mineralleri, farklı yiyecek ve içeceklerden de elde edebiliriz.

O kadar balın vücuda gerçekten sakıncası var. İlerde şeker hastalığı riskini arttırabilir. İnsülin direnciniz varsa tetikleyebilir. Şiddetli açlıklara yola açabilir. Buda karbonhidrat eşiği, şeker eşiği dediğimiz bağımlılık seviyesini yavaş yavaş yükseltiyor ve daha fazla tatlılara eğilim duymaya başlıyoruz. Bu da ilerde şeker hastalığı riskini doğuruyor” uyarısında bulundu. İHA

Kaynak: Doğadan Gelen SAĞLIK
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Kırmızı Biberin Faydaları…

Kaynak: Doğadan Gelen Sağlık

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Sirkenin Faydaları Saymakla Bitmiyor


Sirkeyi sadece salata sosu olarak kullanıyorsanız, çok şey kaybediyorsunuz! Çünkü sirke, soğuk algınlığından, iştahsızlığa, böbrek taşından kansızlığa kadar birçok derde deva olabilir
Belki siz de he…rkes gibi arada sırada sirkeyi tencerelerinizi ovmak ve kireç tabakalarını yok etmekte kullanıyorsunuz. Hatta büyükanneniz size, saçlarınızı sirkeyle durulamanın en pahalı saç kremlerinden daha iyi parlattığını ya da sivrisinek ısırıklarına iyi geldiğini öğretmiş olabilir.
Fakat, sirkenin faydaları bu kadarla sınırlı değil. Sirke, özellikle de elma sirkesi, sağlığınızın dostu ve en değerli yardımcısıdır. Sayısız faydaları, onu her derde deva yapar ve sirke, bu nitelikleriyle evdeki doğal eczaneniz de hatırı sayılır bir yeri hak eder. Sirke, kil ve magnezyum klorürle beraber sağlığınız için çok etkili bir sinerji yaratır.
ADAÇAYI SİRKESİ
150gr. adaçayı l 1 lt. sirke Adaçayını sirkenin içine ekleyip bir ay boyunca dinlendirin. Bu sirke diyabete, hormonal sorunlara, yorgunluğa, aşırı terlemeye, mide ağrılarına, depresyona ve sıcak basmasına karşı bire birdir.
ON AROMALI SİRKE   Salatanızı tatlandırmak için kullanılabile-ceğiniz gibi sağlığınıza da çok iyi gelecektir. Bu karışımı üç hafta demlenmeye bırakın. Sonrasında salatanızı çeşnilendirmek için normal sirkeyle beraber ufak miktarlarda kullanabilirsiniz
15 gr. kıyılmış sarımsak   10 gr. kıyılmış soğan   30 gr. Pelin otu   15 gr. biberiye   15 gr. sedef otu   15 gr. adaçayı 10 gr. lavanta   8 gr. tarçın   3 gr. muskat   1 lt. beyaz üzüm veya elma sirkesi
Tamago-Su   Samurayların sihirli içeceği   Bu sihirden siz de faydalanmak ister misiniz? Bundan daha kolay bir şey yok. Tek problem, esmer pirinç sirkesi bulmakta. En kuvvetli doğal reçete olarak kabul edilen Tamago-Su veya yumurtalı sirke, aşağıdaki şekilde hazırlanıyor: – Taze bir yumurtayı esmer pirinç sirkesi dolu bir bardağın içine tamamen batacak şekilde bir hafta bırakın. Sirke, kabuğu dahil tüm yumurtayı tamamen çözüp eritecektir. Geriye sadece kabuğu iç taraftan saran zar kalacaktır.
GRİBE KARŞI SİRKE   Sirke eski zamanlarda vebadan korunmak amacıyla kullanılırmış. Veba salgını sırasında cepte bulundurulacak bir şişe sedefotu sirkesini ara sıra koklamak vebadan koruduğu gibi hastaları da tedavi edermiş. Aynı zamanda hasta ile tedavi eden kişi arasında bulunan ateşe bir miktar sedef otu sirkesi damlatılırmış.
2 lt. kuvvetli bir beyaz veya kırmızı üzüm sirkesi   1 avuç deniz tuzu   1 avuç ardıç üzümü   1 avuç sedefotu yaprağı 3 baş sarımsak (ufak doğranmış) 30 gr. dövülmüş karanfil   45 gr. doğranmış melekotu kökü
Özellikleri Bu karışımı kalın camlı bir damacananın içine boşaltın. En az 15 gün güneşte dinlenmeye bırakın. Sonra süzün. İstenirse içine, lezzetlendirici ve gazı yok edici olarak ahududu veya mürver çiçeği eklenebilir. Bu sirke, grip vs. salgınında çok etkilidir. Sabahları bir yudum içilmeli, arada sırada ellere sürülmeli ve buruna çekilmelidir.
Hastalık hissedildiği anda çabucak iki yemek kaşığı içilmeli, sonra ılıtılarak ağrıyan yerlere kompres yapılmalıdır. Bu kompresi dört saatte bir değiştirin ve değiştirdiğiniz kompresi ateşte yakın ki içine çektiği zehir yok olsun.
İşte mükemmel bir dezenfektan olan karışım. Sirkeyi aşağıda listesi olan malzemeler ile karıştırıp en az on gün bekletin, sonra da süzün:
-40 gr. acı Pelin otu – 40 gr. Pelin otu -40 gr. karabiberli nane -40 gr. biberiye – 40 gr. Sedefotu – 40 gr. adaçayı – 40 gr. lavanta – 30 gr. küçük hindistan cevizi,   30 gr. eğir   30 gr. tarçın   30 gr. kane karanfil   30 gr. sarımsak   2.5 lt. beyaz şarap veya elma sirkesi.   Diğer taraftan 10 gr. kafur bitkisini asetik asit içinde eritip, sıvıyı yukarıdaki karışımı süzmeden birkaç saat önce içine ekliyoruz. Oluşan sıvıyı ağzı tamamen kapalı, hava almayacak bir şekilde şişelerde saklıyoruz.
Özellikleri   Boğaz ağrısına, bademcik şişmesine, gribe, nezleye, öksürüğe ve tüm bulaşıcı hastalıklara karşı aç karına bir tatlı kaşığı içilir. Tuzlu sıcak kaynar suya karıştırılıp gargara yapılır veya solunursa, kor haldeki kömürün üzerine dökülürse veya sıcak metal plakanın üzerine serpilirse bulunduğu odanın havası dezenfekte ederek, antiseptik özelliğini gösterir.
BAL SİRKESİ Hazırlaması keyifli başka bir sirke tarifi: -İki litre kaynar suyu bir kilo balın üzerine dökün. Bal iyice eriyinceye kadar karıştırın. Mayalanmayı hızlandırmak için karışıma bir bardak taze meyve suyu eklerseniz, sonuç çok daha iyi olacaktır. -Bir çorba kaşığı ılık suyun içinde bir miktar mayayı karıştırın. -Bu mayayı ballı suyun üzerine koyacağınız bir dilim ekmek içi üzerine yayın. -Kabın üzerini bir tülbentle örtüp, on beş gün kadar dinlendirin. -Ardından üzerindeki ekmek dilimini alıp, köpüğü temizleyin ve süzün. -Elde ettiğiniz sıvıyı üzerine tülbent örtülü olarak açık havada sirkeleşinceye kadar yaklaşık bir ay boyunca dinlenmeye bırakın.
FRAMBUAZ SİRKESİ
Nefis ve hazırlaması çok kolaydır. Tek zorluğu bol miktarda frambuaz gerekmesidir. – İki litre suyu dört bardak taze frambuazın üzerine döküp bir gece boyunca bekletin. Ardından süzüp posasını atın. – Aynı işlemi bir önceki adımda elde ettiğiniz sıvı ve yine dört bardak frambuazla tekrarlayın ve bütün bir gece bekletin. Bu işlemi, toplamda beş defa tekrarlamak gerekiyor. -Elde edilen frambuaz suyuna 500 gr. rafine edilmemiş şeker ilave edin. Üzerine tülbent örtüp, sıvıyı yaklaşık 25 derecede iki ay boyunca bekletin. Son olarak süzün.
HER DERDE DEVA ALKOLİZM / SARHOŞLUK
Eski bir tarife göre, her yarım saatte bir, bir tatlı kaşığı sirke bir miktar sıcak suyla seyreltilip içirilir.
MİKROP ÖLDÜRÜCÜ   Tüm sirkeler salmonella, streptokok gibi bakterileri tek bir temasla öldürebilecek kadar güçlüdür. Bu nedenle bazı Amerikan hastaneleri hastane bakterileriyle savaşırken kullandıkları diğer dezenfektan ürünlerin yerine sirke kullanmaya başlamışlardır. Aynı zamanda buğulama, kompres, lavman ve diğer yöntemlerle uygulanan ‘Dört Hırsız Sirkesi’nin dahili ve harici kullanılabileceği belirtilmektedir
İŞTAH AÇICI   Sirke içeceği (su, sirke ve bal karışımı) iştah açıcı ve hazmı düzenleyicidir. İştahsız insanlar, ana öğünlerden yarım saat önce bu içeceği içmelidirler.
BÖBREK TAŞI   Sütlü ürün (süt, peynir) tüketiminizi azaltmanız gereklidir. Bolca az mineralli (yumuşak) su için. ayrıca günde iki-üç defa bir çorba kaşığı elma sirkesini ılık suyla karıştırıp için.
ASTIM ve SOLUNUM HASTALIKLARI   Tüm vakalarda bal (doğal, işlenmemiş ve ısıtılmamış olmalı) ve elma sirkesi karışımı iyi sonuç vermektedir. Buğday balı daha etkili olabilmektedir. -Bir kaşık sirke bir kaşık balla karıştırılıp ılık suya eklenir. Günde 3-4 defa içilir. ABD’de sıklıkla uygulanan yöntemde, bir mendil veya tülbent sirkeye batırılıp, bileklerin iç tarafına yerleştirilir ve bir bantla sabitlenir.
BRONŞİT   En iyi sonucu mürver meyvesi sirkesi veriyor gibi görünse de normal sirke de iyi sonuçlar vermektedir. Ballı sıcak suyun içine bir tatlı kaşığı sirke eklenir, ihtiyaca göre günde üç kez veya daha fazla tüketilir.
BULAŞICI HASTALIKLAR -Bir tatlı kaşığı saf sirkeyi (sirke özü) aynı miktarda balla karıştırıp gün içinde iki defa çiğnemek sizi salgınlardan koruyacaktır. Eğer hastalığa yakalanırsanız bu karışımı günde 3 veya 4 defa çiğneyiniz. -3 çorba kaşığı ‘dört hırsız sirkesi’ni, biraz deniz tuzu eklediğiniz bir kap sıcak suyun içine ekleyin. Bu karışımla gargara yapın. -Bu sirkeyle evinizi havalandırabilirsiniz. Ayrıca sirkeyi bir mendile emdirerek gün içinde belirli zamanlarda koklayabilirsiniz
KANSIZLIK   Sirke, anemiye karşı bire bir olan demir, B12 vitamini ve folik asidi, vücudun kolayca emebileceği bir formda barındırır. Sirke, çoğunlukla çok asitli olduğundan yan etkilerinden kaçınmak ve en iyi sonucu almak için günde bir defa ılık ballı suyun içine bir tatlı kaşığı elma sirkesi koyup içmek yeterlidir.
ARTERİT (İLTAHAP)   Sirke, arterit gelişimini yavaşlatabildiği gibi acılarını da dindirir. İki günde bir geleneksel sirke içeceği (1 tatlı kaşığı sirke, ılık su, 1 tatlı kaşığı bal karışımı) yeterli olacaktır. Sabırlı olun, sonuçlar genellikle birkaç hafta sonra kendisini gösterir.
AŞIRI KANAMA   Sirkenin kan pıhtısına karşı kanı sulandırıcı özelliği ile bilinmesinin yanı sıra bununla tamamen zıt olarak aşırı kanamayı engelleyici özelliği de bulunur. -Aşırı adet kanaması veya hemoroit kanamalarına karşı yemeklerden önce ılık ballı suya bir tatlı kaşığı sirke ekleyip içilmesi tavsiye edilir. – Burun kanamasında sirkeye batırılmış tampon uygulamak yeterlidir…
ƸӜƷ Bizi Takip Etmiyorsan Çok Şey Kaçırıyorsun.!!! ƸӜƷ

Feyzullah Kocak

Limonlu su içelim efendim. Hem de bol bol, her gün.

 

Karatay dietinde de öneriyor, gün boyunca bol bol limonlu su için diyor. Ama benim demem sadece Karatay dedi diye değil. Peki neler mi o nedenler? Buyurun limonlu suyun faydaları:

1 – P…H’ı dengeler..

– 2 – Deriyi parlaklaştırır ve gerginleştirir. Limonlu su mükemmel bir cilt nemlendirisidir de diyebiliriz. Ayrıca limondaki c vitamini kırışıklıkları ve lekeleri giderir.

3 – Sindirim sistemini çalıştırır. Kabızlık ve mide ekşimesini gidermesinin yanı sıra ödemi atar.

4 – Kilo kaybetmeye yardımcı olur. İçindeki pektin daha uzun süre tok tutar.

5 – Kahve alışkanlığını denetlememiz yardımcı olur.

6 – Gazlı içecekler yerine limonlu maden suyunu denemelisiniz. Gazlı içecek ihtiyacımızı tatmin eder. Limonlu sodayı deneyin, diğerlerinin yüzüne bile bakmayacaksınız. Sonuç olarak bol limonlu günler sizinle olsun.

OKUDUYSANve BEĞENDİYSEN ,BAŞKALARI DA OKUSUN DİYE PAYLAŞIRMISIN?

Yeteri kadar su içmezsek ne olur?

Bir çok hastalığın ana sebebini anlamak için, lütfen aşağıda aktarılan bilgileri dikkatlice ve özenle okuyalım, paylaşalım.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu kullanırsa,  YÜKSEK TANSİYON hastalığına yaka…lanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki suyu kullanırsa,  BEL VE BOYUN FITIĞI hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki suyu kullanırsa,  gut – atrit gibi romatizmal hastalıklara yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki suyu kullanırsa, ASTIM hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki suyu kullanırsa,  ŞEKER hastalığına yakalanırız.

* Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu kullanırsa,  ÜLSER hastalığına yakalanırız.

* Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık meydana gelir ve  KOLON kanseri olma tehlikesi yaşarız.

* Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beynimiz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksijen kesilmesi sonucunda da hücre KANSERLEŞME sürecine girer !!!…

Hasta olmamak için vücüdumuzu susuz bırakmamalıyız.
Alkali – Canlı su içmeliyiz. Alkali ve canlı olmayan sular ne kadar çok içilse de vücut yine susuz kalmaktadır !!!…
Çağımızın en büyük problemi ; içilen ölü sulardır !!!

Hasta değil susuzsunuz …..

Kaynak: Keşfet

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Acıkmamızın 10 nedeni Beyninize sinyal ulaştı.Hadi kalk, acıktım! Peki bu sinyal her zaman doğru mudur? Ya da aslında her yemek yediğimizde gerçekten aç mıyız? Ya da neden bazı zamanlarda daha iştahlı oluyoruz?

Acıkmamızın 10 nedeni Beyninize sinyal ulaştı.Hadi kalk, acıktım! Peki bu sinyal her zaman doğru mudur? Ya da aslında her yemek yediğimizde gerçekten aç mıyız? Ya da neden bazı zamanlarda daha iştahlı oluyoruz? Bir çok insan,ihtiyacı olan… yemekten çok daha fazlasını yiyor. Sonuç mu? Hüsran,arkasından gelen derin pişmanlık. Peki neden vücudunuzun size açlık sinyalleri gönderdiğini merak ediyor musunuz? İşte açlık sinyallerinin gelme nedenleri..
10-Çünkü stresliyim
Araştırmalar gösteriyor ki insanlar stresli olduğu dönemlerde daha yağlı,daha tuzlu ve daha tatlı yiyeceklere yöneliyorlar.Çünkü bu tip yiyecekler,damağınızda güzel tadlar bırakıyor ve kendinizi iyi hissettiriyor. Ancak yemek yeme arzunuzun altında yatan tek şey psikolojik değil. Vücudunuz,strese kimyasal bir reaksiyon verir ve açlık hissini beyine ulaştırır. Vücudun strer gösterdiği tepki kan basıncını ve şekeri arttırır. Bu da açlık hissi oluşturur.
9-Yemeği görmek ve kokusunu duymak
Bizler daha çok duyularımızla yemek yeriz,midemizle değil.Ne zaman bir yerde bir yemek görsek yada kokusunu duysak ki bu bazen sadece bir televizyon reklamı bile olabilir, hemen ağzımız sulanır,açlık sinyalleri gelmeye başlar. Yapılabilecek tek şey şekerleri saklamak,yemek programını kapatmaktır.
8-Alkol acıktırır. Uzun yıllar alkolün yeme alışkanlıkları üzerinde etkisi tartışıldı durdu.Son araştırmalar,alkolün savunma mekanizmasını düşürdüğünü ve alkol içilen bir akşamdan sonra yemek yeme ihtiyacının arttığını gösteriyor. Öyleyse ne yapmalı? İÇKİ İÇİLMEMELİDİR
7-Bir kadın karşınızda yemek yiyorsa Arizona State Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, yeme alışkanlıklarında bir kadın karşısında kadının aynası oluyor. Yani bir kadın çok fazla yemek yiyorsa, bir süre sonra karşısındaki kadın da aynı yeme isteği oluşuyor. Bu taklitçilikten uzak durmak için yapılması gereken şey hemen o saniye derin bir nefes alıp, kendi yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz, işe yaramadı mı? En iyisi sağlıklı beslenen kız arkadaşlar edinmek olabilir!
6-Yemek yedikten sonra halen aç olmak Bu size tanıdık geldi mi? Bazen yemek yedikten sonra halen aç olduğunuzu farkettiniz mi? Az mı yemek yedim demeden önce, acaba çok mu hızlı yedim diye düşünmek uzun vadede sizin için yararlı olacaktir. Beyninizin doyma sinyalini alabilmesi için belli bir zamana ihtiyacı vardır.Bu nedenle yavaş yemek yiyin, her lokmanızdan sonra çatalı elinizden bırakın ve sonra yemeğe devam edin
5-İşten yeni çıktınız İşten çıktınız yada spor salonunda biraz egzersiz yaptınız ve aşırı bir açlık hissiyle karşı karşıyasınız.Ancak bu demek değil ki vücudunuzun ekstra kaloriye ihtiyacı vardır. Sizin sadece gıdaya ihtiyacınız var! Spordan sonra tavuk, et ve yanında da kepekli bir pilav yeterli olacaktır.
4-Yemek zamanı Yemek yeme olayımızı hepimiz pilot hizmetine almış durumdayız.Acıktığımızı bile anlamadan,çoğu kez sadece yemek zamanı geldiği için yemek yiyoruz. Aslında saatlere takılmaksızın, kendinize aç olup olmadığınızı sorun ! Eğer yanıtınız hayır ise biraz bekleyin ve sonra kendinize küçük porsiyonlarda atıştırmalıklar hazırlayın.
3-Belki de sadece susadınız Susamak açlıkla aynı semptomları oluşturuyor: Düşük enerji ve uyku hali. Bu nedenle açlıkla susuzluğu karıştırmanız mümkün. Bu nedenle bir çok insan kendini yorgun hissettiği zamanlarda yemek yemenin bu yorgunluğu azaltacağını düşünüyor. Farkı anlamanız açısından ; eğer susadıysanız ağzınız kurur, bu aşamada yemek yemek olayı sadece kısa süre için geciktirecektir. Büyük bir bardak su veye bir fincan çay için ve 10 dakika bekleyin,açlık hissiniz geçmediyse işte o zaman gerçekten de açsınız demektir.
2-Aldığınız ilaç iştahınızı mı açıyor? Eğer sürekli olarak kendinizi aç hissediyorsanız,belki de kullandığınız antibiyotik, hormon  ilacı ya da antidepresan ilacınız iştahınızı açıyor olabilir. Peki ne yapacağız? Hiçbir şey! Eğer normal yemeğinizi yediyseniz ve hala açlık hissediyorsanız, ilacın yan etkisi olan o açlığı görmezden gelmekten başka bir çareniz yok. Sakız çiğnemeyi deneyin ve bol bol su için.
1-Gece iyi uyumadıysanız Eğer gece iyi uyumadıysanız,vücudunuz oldukça yorgun demektir.Vücudunuz yorgun olduğunda, kan şekeriniz düşer ve açlık hissi duyarsınız. 8 saatlik bir uyku,iştahınızın açılmasını engeller. Az uyuduğunuz zamanlarda meyve ve karbonhidratlı yiyecekler almaya özen gösterin.
Hayat Güzeldir…

EN SAĞLIKLI 60 BESİN MADDESİ …NELER İÇERİYOR? NEYE YARIYORLAR?

 ELMA Pektin, Bioflanovoid, C vitamini
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

ENGİNAR
Cynarin, bol miktarda B ve C vitamini
Kan şekerini düzenliyor. C vitamini kalbi güçlendiriyor. A

VOKADO
Doymamış yağ asidi
Kalp ve kan dolaşımı için birebir. Kansere karşı koruyucu

MUZ
Potasyum, B6 vitamini, Serotonin, Magnezyum
Rahatlatıyor ve uyumaya yardımcı oluyor.

FASULYE
Demir, Kalsiyum, B ve C vitamini, Protein
Kan ve hücre yapımına yardımcı oluyor.

BROKOLİ
Magnezyum, A ve C vitamini, Potasyum
Kansere karşı koruyor, kasları güçlendiriyor. E

SMER BUĞDAY
Lysin, Lezithin
Beyni ve sinirleri besliyor, öğrenmeyi güçlendiriyor.

MANTAR
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kasları güçlendiriyor, saç ve tırnakları besliyor.

ACI MARUL
Yaşamsal önem taşıyan maddeler, Eser element, Potasyum, Fosfor
Yağ metabolizmasını düzenliyor, felç riskine karşı koruyor.

BEZELYE
Bitkisel protein, Magnezyum
Kolesterol düzeyini düşürüyor, bğırsak kanser riskni azaltıyor.

ÇİLEK
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, metabolizmayı harekete geçiriyor.

REZENE
C vitamini, Uçucu yağlar, Demir, Potasyum, Kalsiyum
Öksürüğü önlüyor, vücuda oksijen alımını artırıyor. KÜMES HAYVANLARI
Protein, Potasyum, Magnezyum, B vitamini, Çinko
Baş ağrısı sorununa karşı etkili, stresten arındırıyor. GREYFURT
Folikasit, C vitamini
Kan basıncını azaltır, kan yapımını artırır. YULAF
Karbonhidrat, Demir, Magnezyum, B vitamini
Enerji sağlıyor, kas kramplarını önlüyor, idrar söktürüyor.

KUŞBURNU
Likopen, C ve E vitamini, Demir

Soğuk algınlığı ve gribe karşı önleyici etkiye sahip. RİNGA BALIĞI
Omega3 yağ asidi, Sodyum, Potasyum
Damar sertliğini ve yüksek tansiyonu önlüyor.

AHUDUDU
C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Demir, Folikasit
Virüs ve bakterilere karşı koruyor, tümör oluşumuna engel oluyor.

MÜRVER
Potasyum, B1 vitamini, C vitamini
Terleten ve öksürüğü azaltan etkiye sahip. Kabızlığa iyi geliyor.

YOĞURT
Kalsiyum, Riboflavin, B12 vitamini
Bağırsak kanserine karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor. FRENK ÜZÜMÜ
C vitamini, Niasin, Kalsiyum
Sinir ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. PEYNİR
Protein, Sodyum, Potasyum, Kalsiyum
Kemikleri güçlendiriyor, sinirleri koruyor.

HAVUÇ
A vitamini, Selenyum
Sperm üretimini sağlıyor, vücudu enfeksiyonlara karşı koruyor.

PATATES
Mieraller, C vitamini, Bitkisel Protein, Potasyum
Kansere karşı koruyucu, vücudu toksinlerden arındırıyor.

KEFİR
Asit laktik, Asit laktik bakterileri
Bağırsak enfeksiyonuna, kabızlığa ve gaza iyi geliyor.

KİVİ
C vitamini, Karotionid, Flavonoid
Zayıflatıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SARIMSAK
Quercetin, Ajoene ve Allisin
Kansere karşı bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

SOM BALIĞI
Omega3 yağ asidi ve D vitamini
Kemikleri güçlendiriyor, meme kanseri riskini azaltıyor. PIRASA
Allisin, Çinko, Manganez, Selenyum
Kan basıncını düşürüyor, kalbi ve damarları güçlendiriyor. MERCİMEK
Çinko ve Aminoasit
Yorgunluğu gideriyor, strese karşı etkili MISIR
Çinko, Magnezyum ve B vitamini
Stresle savaşıyor, bağırsak kanserini önlüyor.

USKUMRU
Omega3 yağ asidi, D, B6-B12 vitaminleri ve İyot
Kan basıncını düşürüyor, moral yükselten etkiye sahip

MANGO
A ve B vitamini, Çinko
Cinsel enerjiyi yükseltiyor,orgazm yeteneğini artırıyor.

DENİZ BİTKİLERİ
Omega3 yağ asidi, Pantothenik asit
Kolesterol düzeyini düşürüyor, kalp krizi riskini azaltıyor.

SİYAH TURP
C vitamini, Kalsiyum, Potasyum, Demir
Bağışıklık sistemini ve kan dolaşımını güçlendiriyor.

KAVUN
Mahnezyum, Potasyum ve Kalsiyum
Vücuttaki su düzeyini ayarlıyor, idrar oluşumunu artırıyor.

SÜT
Kalsiyum, D, A ve B2 vitaminleri
Kemik oluşumunu teşvik ediyor, bağırsak kanserine karşı koruyor. PEYNİR SUYU
Sodyum, Potasyum, Kalsiyum, Laktik asit bakterileri
Sindirim sistemi şikayetleri ve mide yanmasına karşı iyi geliyor. CEVİZ, FISTIK, FINDIK
B ve E vitamini, Çinko, Demir
Sakinleştiriyor, uyumayı sağlıyor, stresi azaltıyor. ZEYTİNYAĞI
Doymamış yağ asidi, E vitamini
Kötü huylu kolesterol düzeyini düşürüyor, hücreleri koruyor PORTAKAL
B ve C vitamini, Potasyum, Kalsiyum, Selenyum
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor. PAPAYA
Karotinoid, Enzimler, C vitamini
Kalp hastalıklarını önlüyor, stresi azaltıyor YEŞİL-KIRMIZI BİBER
Capsaicin, A ve C vitamini, Çinko
Baş ağrısı ve migrene karşı koruyucu etkiye sahip

ERİK
Potasyum, Demir, B vitamini
Vücuttaki fazla suyun atılmasını sağlıyor, enerji veriyor.

KIRILMAMIŞ PİRİNÇ
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Mide anması ve gaza karşı etkili. Vücuttaki fazla suyu atıyor.

RAVENT
Magnezyum, Manganez, Kalsiyum, B vitamini
Sağlıklı kemiklerin oluşumuna katkıda bulunuyor.

DANA ETİ
Demir, Protein ve Potasyum
Soğuk algınlığı, öksürük ve gribe karşı iyileştirci etkiye sahip.

LAHANA TURŞUSU
Laktik asit bakterileri ve B12 vitamini
Tümör oluşumunu önlüyor.

KEREVİZ
Potasyum, Sodyum, Kalsiyum, Magnezyum
Kabızlık, mide ve bağırsak sorunlarına karşı etkili. SHIITAKE MANTARI
Lentinan, D vitamini
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanser oluşumunu engelliyor. SOYA
Yağ, E vitamini ve Protein
E vitamini hücreleri koruyor, kanser riskini azaltıyor. ISPANAK
A vitamini, Folik asit, Magnezyum, E vitamini, Manganez
Sinirleri güçlendiriyor. Özellikle hamilelikte tavsiye ediliyor.

TOFU
Protein, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum
Metabolizmayı uyarıyor. Kemik yoğunluğu için önemli.

DOMATES
Likopen, Folikasit, Tyrosin
Likopen kansere karşı koruyor, folikasit hücre yapımını uyarıyor.

TON BALIĞI
Omega3 yağ asidi, D vitamini, Potasyum, İyot
Kolesterol düzeyini düşürüyor, sinir hücrelerini koruyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ ÇAVDAR
Magnezyum, Karbonhidrat, B vitamini
Enerji sağlıyor, stresi azaltıyor.

KABA ÖĞÜTÜLMÜŞ BUĞDAY
B vitamini, Demir ve Magnezyum
Bacak kaslarındaki krampları yok ediyor. Uyku süresini azaltıyor.

KIRMIZI ÜZÜM
Phyto-östrojen, Potasyum, Kalsiyum
Yüksek tansiyona karşı iyi geliyor, trombozları önlüyor

BEYAZ-KIRMIZI LAHANA
C vitamini, az oranda B vitamini, Kalsiyum
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, stres semptomlarıyla savaşıyor.

LİMON
C vitamini ve Glucarate
Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, mide kanserini önlüyor

Suna Tamay

SU NASIL ALKALİ OLUR?

 

“Su hayattır” sözünü hep duyuyoruz ama sık duyduğumuz için belki de dinlemeden geçiyoruz:) Su, beynimizin %75’ini, kaslarımızın %75’ini, kanımızın %83’ünü ve kemiklerimizin %22’sini oluşturuyor. Sadece bir önceki c…ümleyi okuduğunuzda dahi, su içmekle ilgili fikirlerinizi gözde geçireceğinizi düşünüyoruz…

Yaşam kalitemiz için bu kadar önemli olan suyun alkali olması da bir o kadar vazgeçilmez. Şimdi bize gelen soruları yanıtlayalım: SATILAN SULARIN ALKALİ OLUP OLMADIĞINI NASIL ANLARIM? Satın aldığınız suyun pH derecesini etiketinden kontrol edebilirsiniz. Etiketinde pH değerleri 8 civarı olan sular alkalidir. Yüksek mineral içerenleri ayrıca tercih edebilirsiniz.

SUYU NASIL ALKALİ YAPABİLİRİM?

1.Yukarıda tarif ettiğimiz suyu içerken daha da alkali yapmak isterseniz, sabah ve akşam aç karnına içtiğiniz bir bardak suya dolu dolu bir çay kaşığı ingiliz karbonatı (eczaneden temin edebilirsiniz) karıştırabilirsiniz.

2.Yine bir bardak suya bir çimdik himalaya tuzu atıp karıştırırsanız vücudu alkalize edecek bir su elde edersiniz. 3.İçtiğiniz her bardak suya dilerseniz, limon dilimi de ekleyerek yine alkalize edebilirsiniz.

KARBONAT KARIŞTIRINCA TANSİYON YÜKSELİYOR DİYORLAR, DOĞRU MU? Her zaman belirttiğimiz gibi, zarar miktardadır. Bir bardak suya bir dolu çay kaşığı ingiliz karbonatı karıştırın. Ölçüye dikkat edin. ÇEŞME SUYU ALKALİZE EDİLEBİLİR Mİ?

Çeşme suyu, her şeyi bir kenara bırakalım, klorlu olması nedeniyle vücut için sağlıksızdır. Evet, klor suyu hızla alkalize eden bir mineraldir ama bu mineral vücuda zarar verir. Yani her alkali su içilebilir sağlıklı su demek değildir. Klor ortamı hızla dezenfekte eder. Ancak vücut için tahrip gücü yüksek, toksik bir mineraldir. Dolayısıyla çeşme suyunu direk  ya da limon/sirke/himalaya tuzu ile içilebilir su kategorisinden çıkarmanızı öneririz:)

YA ELMA SİRKESİ? Elma sirkesine gelince: Elma sirkesi var, elma sirkesi var. Kendiniz evde organik elma ile yapıyorsanız, gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Ancak başka bir alternatif sözkonusu ise, lütfen bu elma sirkesinden uzak durun, alışveriş listenizden çıkarın:)

SUYU ALKALİZE ETME ÖZELLİĞİNE SAHİP CİHAZLAR HAKKINDA BİLGİYİ NASIL ALABİLİRİM? Suyun alkali olması için  mevcut bazı arıtma cihazları hem arıtma hem alkalize etme hem de iyonize etme özelliğine sahip oldukça yüksek teknoloji ürünleri. Bu ürünlerin mekanizması nedir, ne gibi özellikleri var bununla ilgili daha fazla bilgiye sahip olmak isterseniz, lütfen bize haber verin ya da ozlem@kundo.co adresine mesaj gönderin. Harika bir gün diliyoruz,
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Organik Elma Sirkesi (Vegan RAW)

Mucizevi bir Probiyotik

Malzemeler: – 2 kilo Organik Kırmızı Tatlı Elma

– 4 litre pH>8 İçme Suyu …

– 1 tatlı kaşığı Himalaya Tuz Kristali

– 1 çorba kaşığı Doğal Hurma Şurubu

– 5 Lt.lik Kavanoz Hazırlanışı: İçme suyu, Himalaya Tuz Kristali,  Doğal Hurma Şurubu kavanoza koyulur. Elmaların Kabukları derince soyulur ve kavanoza  eklenir (sadece kabukları). Kavanozun içeriği tahta bir kaşıkla karıştırılır, kavanozun ağızı bir tülbent ile kaplanır ve ılık karanlık bir mekana yerleştirilir. Bundan sonra yine her gün yenilen Organik Kırmızı Elma Kabukları kavanoza atılmaya devam edilir ve karıştırılır. Tam 21 günün sonunda içilebilir enfes  Organik Elma Sirkeniz hazırdır. Afiyet Olsun.

Tarif: Mehmet Özderici – Kundo.co  Vegan RAW Chef
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Karabuğday’ın Faydaları…

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: , . Leave a Comment »

Şifalı Çaylar…

Uzmanlar, çoğu ilacın temelinde bulunan bitkilerin çaylarının da birer şifa kaynağı olduğunu belirtiyor. Bitkilerle tedavinin her zaman için ilaç tedavisinden daha uzun süreceğini belirten uzmanlar, “Bitkiler hastalığa yakala…nmadan önce önlem olarak kullanılmaya başlanmalı, basit hastalıklar bitki çayları, kompresler ve bitkilerden yapılmış yağlarla tedavi edilmeli. Ciddi hastalıklarda da doktorun verdiği tedaviye paralel olarak bitkilerden yararlanılabilir” dedi.

Doğada şifalı bir çok bitkiden şifalı çaylar elde edilebileceğini kaydeden uzmanlar, bitki çayı hazırlarken de şu tavsiyelerde bulundu: “Bitki çayı hazırlarken özellikle taze kaynamış klorsuz su kullanılmalı. Birçok hastalıkta klorun zararlı olduğu saptanmıştır. Suyunuzu kaynattıktan sonra bir iki dakika dinlendirin. Porselen bir demliğe önce çayını yapacağınız bitkiyi koyun ve üzerine gerekli miktarda su ekleyin. Genellikle 1 tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ot için dörtte bir litre su kullanmak gerekir. Çayın demlenmesi için 2-5 dakika yeterlidir. Kök bitkilerden çay yapacağınız zaman (zencefil, havlıcan gibi) aynı miktarda su ve bitkiyi birlikte cezveye koyup kaynatma yoluyla çayınızı yapabilirsiniz.”

Şifalı çay elde edilen şifalı bitkilerden bazıları şunlar:

Ihlamur: Soğuk algınlığına ve öksürüğe karşı en etkili ve en yaygın olarak kullanılan doğal ilaçlardan biri olan ıhlamur, uykusuzluk, spazm ve kan dolaşımı bozukluklarında da kullanılır. Özellikle akşam saatlerinde fazla içmemeye dikkat etmek gerekir, çünkü fazla miktarda alındığında uykusuzluğa neden olabilir. Yapraklarında çok miktarda klorofil taşımasından dolayı kansızlık durumunda kullanılmasında fayda vardır. Diğer çaylarda olduğu gibi ıhlamuru da hazırladığınız zaman için ve bir daha kaynatmayın. Çünkü uzun süre kaynatılıp içilen ıhlamur size yarardan çok zarar verebilir.

Yogi Çayı: Hintli yogilerin içtiği baharatlı bir çay. Tam da kış mevsimine uygun, yani ısıtıcı. Ayurvedik bir çay yogi çayı ve yoğun baharatların karışımından oluşuyor. Bu çayı hazırlamak için ufak bir tencereye bir parça kabuk tarçın, 4-5 kakule tanesi, 1 ufak kök zencefil, 2 karanfil ve 4-5 adet tane karabiber koyun. Üzerine 2 su bardağı su ilave edip 5 dakika kadar kaynattıktan sonra dilerseniz içine 1 tatlı kaşığı siyah çay ekleyip biraz demlendirip süzün. Dilerseniz sütle karıştırıp için.

Isırgan: Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.

Biberiye: Bu güzel kokulu bitkinin kullanılmadığı hastalık yok gibi. Özellikle kan dolaşımı hastalıklarına, romatizma ve astım hastalıklarına, mide ve bağırsak gazlarına karşı kullanıldığı gibi ağır yemeklerden sonra içildiğinde sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca bronşit, öksürük, migren, gastrit, başağrısı, ağrılı adet, düşük tansiyon, kabızlık, safra kesesi taşı, ishal ve karaciğer rahatsızlıklarında da kullanılır. Hoş bir tat vermesi açısından biberiye çayına bir parça da kabuk tarçın atabilirsiniz.

Rezene: Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.

Hindiba: Hem salatalarda, hem de haşlanarak zeytinyağı ve limon ilavesiyle kullanılabilen hindiba iyi bir idrar söktürücüdür. Karaciğer hastalarının, romatizmalıların ve şeker hastalarının sofralarının başköşesine oturtması gereken otlardan biridir hindiba ve bunlardan başka bağırsakları yumuşatır, müzmin romatizma, gut, böbrek ve safra kesesi hastalıklarında yararlıdır. Hindiba köklerinden yapılan kahve iyi bir iştah açıcıdır. Romatizma hastaları ilkbahar ve sonbaharda 4-6 hafta arası sabah ve akşam hindiba çayı içerek kür yapabilirler ve faydasını da hızla görürler. Hindiba çayı hazırlamak için kişi başına 1-2 tatlı kaşığı doğranmış hindiba kullanılır.

Nane: Nane çayı, mide ve bağırsak gazlarında, bulantı ve kalp çarpıntısında içilir. Sindirim sistemi rahatsızlıklarında, karın ağrısı, ishal, safra kesesi taşı, baş ağrısı, migren, sinüzit, diş ağrısı, halsizlik, bronşit, öksürük gibi rahatsızlıklarda da tedavi edici özelliği olan nane, nefes darlığında da şöyle kullanılabilir: Bir tülbentin üzerine bal konur, üzerine taze veya kuru nane yaprakları serpilir ve yatmadan önce göğüs üzerine bağlanır, sabaha kadar bırakılır.

Kekik: Kekik çok güçlü bir antiseptik olarak biliniyor. Kekik yağından elde edilen timol birçok ilaçta, hatta ameliyatlarda yara temizlemek için kullanılıyor. Eski zamanlarda salgın hastalıklarda kullanılan kekik günümüzde de grip salgınlarında bol bol kullanılmalı. Ve boğmaca olana, öksürene, bronşite yakalanana, midesi rahatsız olana, ishal olana, adet sancısı çekene kekik çayı içirmeli. Böcek sokmalarında deriye sürülerek kullanılan kekik, cilt hastalıklarında da banyo suyuna atılarak kullanılabiliyor.

Zencefil: Ayurveda ve Çin Tıbbı nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil-zerdeçal-bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.

Adaçayı: Kızılderililerin kutsal bitkisi sayılan adaçayı, Akdeniz yöresinde bol bol yetişir. Antibiyotik ilaç görevi gören adaçayı diş eti rahatsızlıklarında ve boğaz ağrılarında çok yararlıdır. Sinir bozukluğu, baş dönmesi, titremeye iyi gelir ve menopoz döneminde karşılaşılan terlemeyi durdurur. Ayrıca dolaşım sistemi hastalıklarında, tansiyon düşüklüğünde, sindirim sistemi bozukluklarında, psikolojik rahatsızlıklarda, halsizlikte, sinir hastalıklarında da kullanılır. Özellikle boğaz ve ağız içi iltihaplarında günde birkaç defa adaçayıyla hazırlanıp soğutulmuş çayla gargara yapın, iyi geldiğini göreceksiniz.

Elma: Elma, besin değeri dışında nefes darlığı ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur. Vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur, lifli olduğu için bağırsakları temizler, karaciğerinden şikayet edenler, romatizmalılar ve hatta şeker hastaları bile elmadan faydalanabilirler. Elma yatıştırıcı, uyku vericidir, başağrılarına iyi gelir. Taze elma suyu cilde sürüldüğünde dokuları sağlamlaştırır ve teni güzelleştirir. İlkbaharda toplanan elma çiçekleri kurutularak sonbahar ve kış aylarında kaynatılır ve göğse ve öksürüğe iyi gelecek bir şurup elde edilir. Kurutulmuş elma parçalarından çay yapabileceğiniz gibi kabuğuyla küçük parçalara böldüğünüz elmaları kaynatarak içine isterseniz limon ve portakal koyarak çay olarak tüketebilirsiniz.

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

GÜL

487252_627862537229420_1334788233_n[1]
Ülkemizin her bölgesinde yabani olarak yetiştiği gibi kültüre edilerek park ve bahçelerde süs bitkisi olarak da yetiştirilen çok yıllık bir ağaçtır. Bir çok türü ve rengi vardır. Yaprakları düz katmerlidir. Ayrıca yağı için üretilen ko…kulu cinsi mevcuttur. Yaban gülünün yaprakları ve çiçeği daha seyrek olup beyaz ve pembe renktedir. Kültüre edilen gülde meyve oluşmaz, çiçeği için yetiştirilir. 1-3cm. büyüklüğündeki yaprakları yeşil, uç kısımları sivri, kenarları dişli, dalları dikenlidir. Önceleri tomurcuk halinde oluşan, daha sonra büyüdükçe açan tabak şeklinde çiçekleri vardır. Kendilerine has kokuları vardır. Kışın yapraklarını döker. Sıcak iklimlerde yaprakları dökülmez.
Kullanılan kısmı: Meyvesi, çiçeği, yaprakları, yağı. Etkisi: İshali kesmeye, boğaz ağrısı ve iltihabına, grip ve soğuk algınlığına, göğüs yumuşatmaya, adet kanamalarını düzene koymaya, mikrop öldürmeye, göz hastalıklarına, dudak ve el çatlaklarına, mide ağrısı, nefes darlığı, astım ve bronşite, basura, böbrek yolu iltihabına, dıştaki siğil ve yaralara, cilt güzelliğine iyi gelir.
Kullanılışı: Yağı parfüm sanayinde cilt güzelliği için kullanılır. Meyvesi, çiçeği ve yaprağı kaynatılarak suyu içilir. Çiçeklerinin şerbeti, usaresi çıkartılarak içilir. Çiçek ve yapraklarının lapası harici kullanılır. Çiçekleri dövülüp bala karıştırılarak yenilir.
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

LEYLAK…

 72617_628101347205539_1184239220_n[1]

Ülkemizin her bölgesinde kendiliğinden yabani olarak yetiştiği gibi, kültüre edilerekte yetiştirilir. 3-10 m. büyüklüğündedir. Baharın müjdecisi olarak bilinir. Baharda  mor ve beyaz renkte, toplu ve salkım halinde çiçekler açar. Çi…çeğini acı tadı vardır. Yaprakları oval ve uçları sivridir. Çok yıllık ağaçtır. Kendine has kokusu vardır. Kullanılan kısmı: Çiçekleri ve yaprakları

Etkisi: Ateşi düşürmeye, sıtma hastalığına, iştah açmaya, adet düzensizliğine, toksinli maddelere, vücutta dışarı atmaya, sindirim sistemini, mide ve bağırsak gazlarına, hava yutulmasına, karın şişliklerin, romatizmaya, kramplara, siyatik ve mafsal ağrılarına ve gut hastalığına karşı kullanılır,

Kullanılışı: Çiçek ve yaprakları fazla tomurcuk haline gelmeden ilk baharda toplanıp gölgede kurutulur. Az miktarda kaynatılarak suyu içilir. Kurutularak dövülüp bala karıştırılıp yenir

Bitki-Doğa…
Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Şifa bakımından en güçlü taşlardan olan ametist, değerli taş sevenler için de en gözde taşlardan biridir. Kuvars ailesinden mor ya da mavi-mor renkli bir taştır.

ametist[1]

Diğer Adı: Amethyst, mor yakut, aşk taşı.

Rengi: Mor, eflatun erguvan

Bağlı Olduğu Grup: Kuvars, dumanlı kuvaes

Diğer Grup Üyeleri: Sitrin, ametrin, aventurıne, kedi gözü, krizopraz, akik, jasper, dağ kristali, gül kuvars, iğnecikli kuvars, dumanlı kuvars.

Yapısal Görünümü: Saydam

Parlaklığı: Camsı

Uyumlu Olduğu Unsur: Hava

Uyumlu Olduğu Şakra: Alın, taç

Uyumlu Olduğu Burç: Koç, balık, kova, başak, yay.

Sembolü Olduğu Hususlar: Adalet, cesaret, doğru karar verebilen akıl ve huzur.

Çıkarıldığı Başlıca Ülkeler: Brezilya, Kanada, Rusya, Madagaskar, Hindistan, Namibya, USA, Sri Lanka

Yapısal Özellikleri

Şifa bakımından en güçlü taşlardan olan ametist, değerli taş sevenler için de en gözde taşlardan biridir. “Kuvars” ailesinden mor ya da mavi-mor renkli bir taştır. Ona bu rengi verenin, içinde bulunan demir olduğu düşünülmektedir. Renkleri gün ışığında değişen bazı ametistler, gerçek renklerine ancak röntgen ışınları altında kavuşabilirler. Asırlar boyunca değişik uygarlıklarda sevgi ve beğeniyle kullanılmış, Asya ve Mısır’da mühür olarak değer kazanmıştır.

Eski çağlarda “sarhoşluğu yok eden taş” olarak bilinirdi. O zamanlarda bir kısım kadeh, çanak, kap gibi şeylerin birçoğu ametistten yapılmaktaydı. Ametist astrolojide de başak, oğlak, kova ve balık burcu insanının taşı olarak da bilinir. Ayrıca yıldırım çarpmasından koruduğuna ve büyüleri etkisiz hale getirdiğine inanılmıştır. Nazarın ilk bakıştaki “olumsuz enerji” olduğu kabul edilirse, rengi ve güzel görünümüyle ilk bakışı çekeceğinden, nazara karşı koruma sağladığı kabul edilir.

Ametist Taşının Bedene Faydaları

    • Negatif elektrik yükü taşıdığından dolayı; bedendeki fazla elektrik yükünü toplayarak beyin gücünü yükseltir.
  • Bilinç seviyelerini aktive eder, yatıştırıcı etkisi vardır.

 

  • Yoğunlaşma için en ideal taşlardandır.

 

  • Bulunduğu çevredeki olumsuz enerjileri temizleyip pozitife dönüştürür. Sadece odanın herhangi bir yerinde durması bile olumsuz enerjileri toplayıp pozitif enerjiye dönüştürmesi için yeterlidir.

 

  • Enerji dolu bir taş olduğu için çoğu insanın üzerinde canlandırıcı bir etkisi vardır. Sürekli üzerinizde taşıyabileceğiniz bir taştır. Yaydığı enerji her zaman size fayda sağlar ve olumsuzluklardan korur. Özellikle düşman tavırlı insanların arasında bulunacağınız zamanlarda bu taşı üzerinizde bulundurmaya gayret edin. Böylece sadece pozitif enerji alacağınızdan emin olabilirsiniz.

 

  • Enerjisi huzur vericidir. Yaydığı enerji doğrudan sinir sistemini etkiler. Fazla çalışmaktan ve stresten kaynaklanan zihinsel yorgunluğu giderir. Enerjisinin odaklandığı kişide uyum ve denge oluşturur. Ancak ciddi bir kişilik bozukluğuna sahip insanlar bu enerjiyle uyuşamayarak, onu rahatsız edici bulabilir.

 

  • Kişiye iç huzuru vererek karar verme yeteneğini güçlendirir.

 

  • Kişiyi rahatsız eden takıntılı düşünceleri uzaklaştırıcı ve yatıştırıcı bir etkiye sahiptir. Koyu mor ya da çok açık renkli, özellikle de berrak olan ametistler en güçlü enerjiye sahip olan ametistlerdir.

 

  • Pembe kuvars ile birlikte kullanıldığında aklı güçlendirdiği söylenir.

 

 

Ametist Taşları ile İlgili Özel Bilgiler

Taşınızı toplayacağı negatif enerjilerden arındırmak için; ilk iki hafta kullanımda her gün suyun altında tutarak temizleyin. Daha sonra standart temizleme yöntemiyle kullanmaya devam edebilirsiniz. (Yaklaşık 2-3 haftada bir suyun altında tutulur.)

Ametist Taşının Uyumlu Olduğu Şakra

7. Şakra (Taç, Tepe Enerji Merkezi)

Diğer İsimler: Sahasrara (bin), binyapraklı nilüfer çiçeği, tepe şakra (taç şakra),

zekâ şakrası

Taşı: Ametist, şeffaf kuvars kristalleri

Rengi: Menekşe rengi, beyaz, altın sarısı da bu şakra ile birleştirilmiştir

Kokusu: Lotus, günlük reyhan

Bedendeki Yeri: Başın tepesi, bıngıldak

Genel Bilgiler

Başın üstünde, bıngıldak etrafındaki nokta olup epifiz bezinin etkisiyle, insanın bütün canlılığını oluşturup kişiliğini ortaya çıkardığı tahmin edilen ve başka neleri etkilediği tahmin edilemeyen bir merkezdir.

Bu merkez insanı temsil eder. Bu bölge semadaki “kozmik enerji”leri emer ve diğer merkezlerin enerji boyutuna göre oralardan geçer, kök enerji merkezine ulaşır ve bedendeki bütün olumsuzlukları ortadan kaldırabilir.

Bedenimizdeki menfi enerjilerin vücuttan atılması da bu merkezin enerji boyutuna göre düzenlenir. İki yaşına kadar çocukların tepe bıngıldaklarının açıklığıyla büyümeyi ve gelişmeyi hızlandırdığı kabul edilen bu merkezin sonradan kapanması kişiyi duygusuz, amaçsız, rahatsız edici duygulara yönlendirip pek çok çözümsüz hastalığa ve insanlıktan çıkarabilecek davranışlara, hatta ölüme kadar sürükleyebilir.

Psikolojik olarak bu merkez kozmik çevremizle iletişim kurduğumuz, insanın varlığına anlam kazandıran, insana huzur veren ve bu gibi ulvî hisleri geliştiren bir merkezdir. Tepe enerji merkezi yani taç enerji merkezi açıksa, insan insan olduğunu ancak o zaman idrak eder.

Koruyuculuğu ve İstifade Yolları

Sadece O’nu düşünmek ve O’nu düşünürken O’nun yarattığı “Kâinat Kitabı”nı okumak, yaratılanlardan ibret almak, O’na yakın olmak ve yaratılış gayesini hatırlayıp sonsuz mutluluk ve haz duyarak ebedî saadeti düşünmekten geçer. Bunun yanında O’nun sessizliğinin yani “ilahi sesi” ile bembeyaz bir sayfanın ve gökkuşağının mor renginin bizi bütünüyle sarması, korunmanın ve hayata umutla bakmanın ilk adımını oluşturacaktır.

Taşların Yedinci Şakraya Etkisi

Ametist

Menekşe ya da mor renkli ametist, taşların hem en naziği hem de güçlü bir koruyucusudur. Ametist konulan mekâna pozitif enerji verir. Bütün olumsuzlukları değiştirip, pozitif enerjiye çevirir. Koyu mor ya da çok açık renkli ametistler en güçlü olanlarıdır. Ametist pozitif enerji dolu bir taştır. Ametist sürekli olarak taşınabilecek bir taştır. Yaydığı enerji her zaman yarar sağlar. Düşman tavırlı insanlar arasında kullanılması, taşın olumsuz enerjiyi pozitife çevirme özelliğinden dolayı gereklidir.

Şeffaf Kuvars Kristalleri

Yedinci şakrada kullanılabilecek en etkili taşlardan biridir.

Ametist Taşının Nefes Egzersizleriyle Kullanımı

Kafanızdan atmak istediğiniz kötü bir düşünceniz varsa, önce bu kötü düşünceyi gözünüzde canlandırın. Sonra önünüzde menekşe rengi bir ateş varmış gibi düşünün. Burnunuzdan derin bir nefes alın ve atmak istediğiniz düşünceyi içinize çekin.

Sonra önünüzde menekşe rengi bir ateş varmış gibi düşünün. Burunuzdan nefes alın ve atmak istediğiniz düşünceyi içinize çekin, sonra ağzınızdan nefes vererek bu olumsuz düşüncenin önünüzdeki ateşe düştüğünü ve değiştiğini hissedin. Ve tekrar burnunuzdan nefes alarak, bu yeni menekşe

 

Kanser diye bir şey yok sadece B17 vitamini eksikliği var.

Buğday çimi ekin; Buğday şırası için.

Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya’da içtikleri Buğday şırası geliyor. Klasik tedavi yöntemlerini, reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi yönünde.
Pakistan`da ki Hunzakut Prensliği`nde kanserden ölüm yok. Ayrıca, Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar.
Türkiye`de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.
Ödemiş`le Salihli arasında, bin bir efsaneye konu olmuş Bozdağ`ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami GÜNERAL ile sohbetimiz sürüyor. Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır. Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır. Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir. Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir. Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan “laetril” içermektedir. Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)
Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
– Evet, evde üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleridir.
Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
– Evet herkes üretebilir.
Buğday Şırasının Üretimi ise;
Bir bardak aşurelik buğdayı, güzelce yıkayarak bir litrelik cam kavanoza koyun. Üzerine 3 bardak su “klorlu olmamak şartıyla” ilave edilin.
Kavanozun ağzını bir tülbentle kapatarak serin bir yerde 24 saat bekletilir. Bu ilk su kullanılmaz, dökülür. Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir. 24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır. Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır. Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir. O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
Az önce sözünü ettiğimiz laetril buğday çiminden başka nelerde bulunur?
Çünkü anlaşılıyor ki, “laetril” kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri. Ozaman, elmayı çekirdeği ile yiyin!
Evet, Türkiye`de en kolay laetril`e ulaşabileceğimiz yer, Acı badem ve Kayısı çekirdeğidir. Ayrıca laetril elma çekirdeğinde de vardır. Elmanın çekirdeği yenilirse çok da iyi olur.
Amerika`daki ilaç sanayinin maşaları bu `laetril` adlı ilacı yasaklatmayı başarmışlardır ama Meksika`da satılan `laetril` bu ülkeden alınıp kaçak olarak ABD`ye sokulmaktadır.
Laetril, vitamin ve minerallerle verildiğinde çok daha iyi sonuçlar alınmaktadır. “Kanserin Ölümü” adlı kitabında Manner, laetril ile % 90 başarı kazandığını söylemişti.
Acı badem ve kayısı çekirdeği de laetril içeriyor öyle mi?
– Evet öyle. Türkiye`de acı badem ve kayısı çekirdeğinin sıkça tüketildiği yerlerde resmi bir istatistik yok ama kanser vakalarının az olduğuna inanılıyor. Resmi istatistik yapılan bir ülke var.
Pakistan’a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı. Hanzakut’un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği.
Dünyada bugün kullanılmakta olan kemoterapi ve radyoterapi bağışıklık sistemini bozduğunu iddia ediyorsunuz alternatif tedavilerin bir sıralamasını yapsak en öne hangisini koyarsınız?
– Önceliği bağışıklık sistemini güçlendiren tedavilere veririm, daha sonra biyolojik tedaviler ve bitkisel tedaviler gelir. Bağışıklık sistemi konusunda Alman doktor Issel’in tüm beden tedavisi bugün bu ülkedeki 60-70 klinikte başarı ile uygulanmaktadır.
Başarılı bir yöntem: Tüm beden tedavisi
Tüm beden tedavisi nedir?
– Joseph Issel de bizim gibi kanseri lokal bir hastalık olarak değil, tüm vücudu ilgilendiren sistemik bir hastalık olarak ele alıyordu. Ona göre vücutta sürekli olarak kanser hücreleri ürüyor fakat sağlıklı bir bağışıklık sistemi bu hücreleri hemen tahrip ediyordu. Issel`in bir diğer tedavi yöntemi de, ayda bir olmak üzere, özel olarak muamele görmüş bir kolibasil aşısı olan Pyrifer ile ateş şoku tedavisi idi. Bu yöntemle hastadan bir miktar kan alınıyor, bunu ozon oksijen birleşim ile karıştırarak yeniden hastanın damarından enjekte ediyordu. Binlerce kanser hastası bu yöntemle iyileşmişti. Eski Sovyetler’de, şimdiki Rusya`da bu yöntem halen kullanılıyor.
Kaynak: Dr. Serap KIRMIZI,Uludag University Faculty of Science and Arts Department of Biology,