Hergün Armut Yemek Neden Önemlidir?

17381_433121713521113_8956976712671160449_n[1]

Armut şüphesiz en faydalı ve sağlıklı meyvelerden biridir. Ferahlatıcı özelliklere sahip, gözünüzden kaçmasına imkan olmayan bir hazinedir. O zaman neden her gün bir tane armut yemiyorsunuz? Pişman olmayacaksınız.

Kırmızı, yeşil, sarı… pek çok farklı armut vardır ve her biri bir diğeri kadar sağlıklıdır. Bunlar su, lif, vitamin ve mineral kaynağıdır. Armut ailenin her üyesi için faydalıdır ve özellikle hamur işlerinde ve kahvaltıda içebileceğiniz meyve suları için mükemmel bir malzemedir. Şimdi, günde bir tane armut yemenin size sağlayacağı faydalara biraz daha yakından bakalım.

Armudun faydaları
armut-sepeti
Armut A, B, C ve E vitaminleri, folik asit, lif, potasyum, mineral tuzları, şekerler, iyot, demir ve kalsiyum içerir. Bu, güne başlamak için mükemmel bir vitamin takviyesidir. Bu nedenle genellikle kahvaltı için vazgeçilmez bir meyve olarak tavsiye edilir.
Bakteri önleyicidir. İçerdiği tanenler ve kafeik asit sayesinde vücudu farklı enfeksiyonlardan ve hastalıklardan korur.
Serbest radikallerle mücadele eder. Bilindiği gibi, serbest radikaller hücrelere saldıran ve yaşlılığa neden olan zararlı maddelerdir. Armut antioksidan açısından zengindir. Bu da onu sizin genç kalmanıza yardımcı olmada ideal kılar. Armut aynı zamanda mükemmel bir C vitamini kaynağıdır ve neredeyse %13’ü bu vitaminden oluşur. Armut ayrıca K vitamini kaynağıdır. Bu bağlamda sağlık açısından mükemmel bir kaynaktır.
Kalbe iyi gelir. Kan dolaşımını düzenler ve inmeyi önler. Armutta bolca lif bulunur; bu, onun safra tuzlarını elimine etmesine ve “kötü” kolesterolü azaltmasına yardımcı olur. Çeşitli çalışmalar günde bir tane armut yemenin inme riskini %50’ye kadar azalttığını göstermiştir.
Kanseri önler. Armudun yüksek antioksidan içeriği ve bunun yanı sıra C vitamini, lif ve folik asit içeriği onu hücre inşası açısından ideal kılar. Armut böylece çeşitli kanser türlerine karşı koruyucu özelliğe sahiptir. Pek çok araştırma, armudun kolonda biriken kanserojen kimyasalları elimine ettiğini göstermektedir. Armut aynı zamanda göğüs kanserine karşı koruma sağladığından menopoz dönemindeki kadınlar için oldukça faydalı bir besindir.
Kabızlığı hafifletir. Yüksek lif içeriği ve detoksifiye özellikleri sayesinde, armut sağlıklı bağırsaklar için de idealdir. Böylece tuvalete çıkmanın biraz daha zor olduğu o günlerden kurtulursunuz.
Ağır sindirimi düzenler. Sindirimde sık sık zorlanıyorsanız ve kendinizi şişkin, ağır ve gazlı hissediyorsanız armut suyu içmenizi veya bir tane armut yemenizi öneririz. Bu, ağır bir sindirimin etkilerini önleyen pektin içerir.
Armut suyu tarifi
armut-suyu

Armudu senenin her mevsiminde bulmak mümkündür, ama elbette bu armut türüne göre farlılık gösterir. Ancak uzmanlara göre, armutların en iyi oldukları dönem Haziran ile Şubat ayları arasındadır. Eğer fiyatları uygunsa ve temin etmede bir sıkıntı yaşamıyorsanız bundan sonra her gün bir tane armut yemenizi öneririz. Bunları ister taze olarak, pişirerek, reçel olarak veya kahvaltıda meyve suyu şeklinde tüketebilirsiniz. Aşağıda size güne bambaşka bir şekilde başlamanızı sağlayacak basit ve besleyici bir tarif vereceğiz.

Gerekli malzemeler
İki adet armut
Yarım bardak su
Bir çay kaşığı bal
Birkaç damla limon suyu
Hazırlanışı
Önce, armutları yıkayıp soyun, ortadan kesin ve blendırdan geçirin. Ardından karışımın çok yoğun olmamasını sağlamak için suyla karıştırın. Tatlandırıcı olarak birkaç damla limon ve bir çay kaşığı bal ekleyin. Bunun lezzetli olduğu kadar ferahlatıcı olmasını sağlamak için bir adet buz küpü ekleyebilirsiniz.

Zencefil Çayı Nasıl Yapılır?

11081399_885099808198482_7937330624590702817_n[2]

Özellikle sindirime bağlı bazı rahatsızlıklara iyi gelen zencefil çayını, taze kök zencefilden veya toz zencefilden hazırlayabilirsiniz. Taze zencefil kullanacaksanız; 1 büyük bardak zencefil çayı için 15-20 gram yeterli olacaktır. Taze zencefili iyice yıkadıktan sonra sert kabuğunu temizleyin.

Kaynamış suyun içine atmak için zencefili ince ince dilimleyebilir ya da rendeleyebilirsiniz.

Çayı demlemek içinse yine iki seçeneğiniz var; eğer suyu kettle’da kaynatırsanız zencefili bardağa koyup üstüne sıcak su dökebilir, suyu tencerede kaynatırsanız taze zencefili tencereye atabilirsiniz. Her iki yöntemde de 10 dakika kadar demlenmesini beklemelisiniz.

Demleme süresi uzarsa çayın tadı biraz acılaşabilir. Çayınızı tatlandırmak için 1 adet ince kesilmiş limon dilimi veya 1 çay kaşığı bal kullanabilirsiniz.

Çayı toz zencefilden hazırlayacaksanız çayın acı olmaması için koyacağınız miktara dikkat etmelisiniz. Genellikle toz zencefil için hazırlanan çayın içimin keyifli olması için 1 adet siyah poşet çay kullanılması önerilmektedir. Ancak çayınızı sadece toz zencefil kullanarak da hazırlayabilirsiniz.

1 büyük bardak için yarım çay kaşığı zencefil tozu yeterli olacaktır. Kaynamış suyu bardağa aldıktan sonra toz zencefili atıp iyice karıştırın ve 4-5 dakika demlenmesini bekleyin.

Ağız tadınıza göre toz zencefil miktarını arttırıp azaltabilirsiniz. Toz zencefil ile hazırlanan çay, taze zencefile göre daha yoğun bir tada sahiptir. Bal veya limonla çayınızı tatlandırabilirsiniz.

Zencefil Çayı Neye İyi Gelir?

Limonlu zencefil çayı, zencefilde bulunan “zingiber” bileşeni ve limondaki “pektin” ile bakteriyel enfeksiyonların yayılmasını önlemeye yardımcı olur. Genellikle gıdalar yoluyla vücuda giren ve ateş, bulantı, kusma, ishal, kas ağrısı gibi belirtileri olan bu bakterilere karşı günde 3 bardak limonlu zencefil çayı içebilirsiniz.

Zencefil çayı geleneksel olarak grip belirtileri hafifletmek için kullanılmaktadır. Çayınıza bir iki damla taze limon suyu eklemek etkisini arttıracak ve hastalıktan daha kısa sürede kurtulmanızı sağlayacaktır. Boğaz ağrısı, öksürük, tıkalı sinüsler için zencefil çayı içebilirsiniz.

Çin başta olmak üzere pek çok kültürde dikkati arttırmak ve duygu halini yukarı taşımak için tüketilen zencefil çayı dopamin ve serotonin seviyelerini olumlu yönde etkiler. Bu özelliği ile, kaygı ve hafif depresyona karşı önerilen bitkisel çaylar arasında yer almaktadır.

Zencefil içinde bulunan “gingerol” adlı bileşen kabızlık tedavisinde oldukça etkilidir. Düzenli olarak zencefil çayı içmek bağırsak hareketini arttırır ve tuvalete çıkmayı kolaylaştırır. Ayrıca mide bulantısı, ishal gibi rahatsızlığı bulunanlar zencefil çayı içebilirler. Zencefil kökü ve özü hamilelikte yaşanan sabah bulantıları için önerilmektedir. Ancak tedbiri elden bırakmamak adına düzenli olarak zencefil çayı içmeye başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Zencefil çayı kan dolaşımını arttırır ve kötü kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Yüksek kolesterole bağlı kalp hastalıklarına karşı koruma sağladığı düşünülmektedir.

Zencefil çayı sayfamızda zencefil çayının kullanıldığı rahatsızlıklar ve yan etkileri hakkında daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Çiğ Zencefilin Besin Değerleri

100 gram taze zencefil kökü;

Günlük besin lifi ihtiyacının %8’ini
Günlük C vitamini ihtiyacının %8’ini
Günlük demir ihtiyacının %3’ünü
Günlük kalsiyum ihtiyacının %2’sini
Günlük E vitamini ihtiyacının %1’ini
Günlük B6 vitamini ihtiyacının %8’ini
Günlük folat ihtiyacının %3’ünü
Günlük magnezyum ihtiyacının %11’ini
Günlük selenyum ihtiyacının %1’ini
Günlük bakır ihtiyacının %11’ini
Günlük çinko ihtiyacının %2’sini
Günlük fosfor ihtiyacının %3’ünü karşılar.
Aynı miktarda zencefil sadece 80 kaloridir ve fazla tüketimi çeşitli sağlık sorunlarına neden olan kolesterol ve sodyumdan çok az içerir.

Kaynaklar
University of Maryland Medical Center: Ginger
U.S. National Institutes of Health: Morning Sickness
Ginger root, raw
How to Make Ginger Tea
American Cancer Society: Ginger
Alternative Medicine: Ginger

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ahmet Maranki’den Doğal Saç Boyası Tarifi…

21756_10153202236666052_2092313869386503272_n[1]

Bu tarif siyah saçlar içindir diğer renkler için Ahmet Maranki’nin sayfasını ziyaret edebilirsiniz…

Vücudumuzun Çalışma Saatlerine Göre, Ne Zaman, Ne Yapmalıyız…

10661873_363096387219990_5840224711018114145_o[1]

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Magnezyumun Eksikse Böbrek Taşına Merhaba Deyin…

10943671_1075173829163068_3802512836174608937_n[1]

MAGNEZYUM NE İŞE YARAR?

Rahatlamaya.
Evet, çağımızda çok önemli bir işe yarar: Magnezyum tek kelimeyle rahatlama mineralidir. Kabızlık, kasılma, kramp, baş ağrısı, gerginlik gibi rahatsızlıklardan muzdaripseniz, magnezyum eksikliğiniz olma ihtimali yüksektir. ORTALAMA BİR İNSANIN EN FAZLA İHTİYAÇ DUYDUĞU MİNERAL MAGNEZYUMDUR.

VÜCUTTA NEDEN EKSİLİR?
Aşırı alkol, rafine tuz, kafein ve kolada bulunan fosforik asit, çok fazla terlemek, uzun süreli ve yoğun stres, kronik ishal, ağır menstrual kanama, idrar söktürücü ilaçlar, antibiyotikler ve diğer ilaçlar, vücuttaki magnezyum seviyelerini düşürür.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİNDEN KAYNAKLANAN RAHATSIZLIKLARIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
Asabiyet, kalp çarpıntısı veya çarpıntı hissi, sık baş ağrısı, migren, yutkunmada güçlük, kas seğirmesi, ayak ve ellerde kramp, huzursuz bacak sendromu, aşırı stres, depresyon, reflü, uyku uyuyamama, yorgunluk, kabız, astım.

MAGNEZYUM EKSİKLİĞİ İLE İLİŞKİLENDİRİLEN HASTALIKLARDAN BAZILARI NELERDİR?
Osteoporoz, kabızlık, insülin direnci, diyabet, böbrek taşı.

MAGNEZYUM ORANI EN YÜKSEK BESİNLER HANGİLERİDİR?
Buğday kepeği, buğday tohumu, arpa, Kaju fıstığı, fındık, badem (saydığımız kuruyemişlerin hepsi çiğ olmalı), avokado, bezelye,
karideste yüksek değerlerde bulunur.

GÜNLÜK İHTİYAÇ NEDİR?
Tüketilmesi önerilen magnezyum miktarı 300 mgdır. Fakat çoğumuz 200 mg tüketiyoruz.
Magnezyum eksikliği olan insanların günde 400 ila 1000 mg alması gerekir. Eksikliğin en iyi göstergeleri stres, kabızlık, uyku uyuyamama, sindirim güçlüğü, baş ağrısı, kas seğirmesidir.

Bu içerikte, Ultra Önlem kitabından da yararlandık.
ÇOK ÖNEMLİ NOT 1 Böbrek hastalığı veya ciddi kalp rahatsızlığı olan kişiler, magnezyumu sadece doktor kontrolünde almalıdır.
ÇOK ÖNEMLİ NOT 2 Magnezyum eksikliğine karar vermek için gerekli testleri yaptırmak ve doktor tavsiyesi ile kullanmak yine çok önemlidir zira herkesin kendi fiziksel sağlık durumuna göre değişebilir. —

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ORGANLARIMIZ KENDİNİ HANGİ SAATLERDE YENİLER.

11062800_362644483931847_5906350210407155817_o[1]

 
Bedenimizdeki her organın 24 saat içinde, (çalışma ),kendini yenileme saatleri vardır.Bu zamanlarda o organları rahat bırakmazsak işlevlerini yapamazlar ve bozulurlar.
Mesela gece organlarımızın aktif saatlerinde uyumazsak ,yemek yersek vs…Karaciger ve safra kesesinin düzgün çalışmamasına neden oluruz.O organlarla alakalı sıkıntılar baş gösterir.
Organlarımızın kendini yenileme saatlerinde onları rahat bıramalıyız ki yenilenebilsinler.

ORGANLARIMIZ KENDİNİ HANGİ SAATLERDE YENİLER.


Bedenimizdeki her organın 24 saat içinde, (çalışma ),kendini yenileme saatleri vardır.Bu zamanlarda o organları rahat bırakmazsak işlevlerini yapamazlar ve bozulurlar.
Mesela gece organlarımızın aktif saatlerinde uyumazsak ,yemek yersek vs…Karaciger ve safra kesesinin düzgün çalışmamasına neden oluruz.O organlarla alakalı sıkıntılar baş gösterir.
Organlarımızın kendini yenileme saatlerinde onları rahat bıramalıyız ki yenilenebilsinler.

Hangi sabun neye iyi gelir…!

10929953_431726353660649_5968542267402927381_n[2]

Saç dökülmesi için argan, ayak çatlakları için buğday, kas ağrılarına içinse Hindistan cevizi sabunundan faydalanabilirsiniz. İşte doğal sabunlar ve faydaları…

Hangi sabun neye iyi gelir
Hayatımızdaki birçok bitki, hastalıklara iyi gelecek binlerce vitamin ve minerali içeriğinde barındırır. Bu doğal bitkilerden yapılan vücut sabunları da bazı sorun ve hastalıklara karşı koruyucu özellik taşır.

Çok eski zamanlardan günümüze kadar kullanılan doğal sabunlar yerini katkı maddeli olanlara bıraktığı için pek çoğumuz doğal sabunların faydalarını ne yazık ki bilmiyor. Halbuki cildinizde oluşan yağlanma, sivilcelenme, kırışıklar ve sarkmalara, saç dökülmelerine hatta romatizma ve kas ağrılarına karşı doğal sabunları kullanabilirsiniz.

İşte sabunlar ve iyi geldikleri hastalıklar..

.Argan sabunu: Saç dökülmelerinde etkili çözümdür, Fas sabunu olarak da bilinir.

Avokado sabunu: Cildin nem dengesini düzenler, güçlü bir toniktir. Köpüğü ile masaj yapılarak esnek ve dinç bir görünüm sağlar. Ciltte oluşan lekeleri giderir.

Ballı inci tozu sabunu: Yüz ve vücut sıkılaştırıcı olarak kullanılır, parlatma özelliği de vardır.

Biberiye sabunu: Saçtaki ve vücuttaki yağı alır, ayrıca yağ sökücü özelliği vardır.

Çitlenbik (Bıttım) sabunu: Bakım gerektiren saç ve vücutlar için idealdir. Cilt hastalıklarına da iyi gelir.

Böğürtlen sabunu: Cilt temizliğinde güçlü bir toniktir.

Buğday sabunu: Nasır, topuk, el ve ayak çatlaklarına iyi geldiği görülmüştür.

Çam sabunu: Yağlı ciltler için sedef egzama rahatsızlıklarında dermatolojik bir sabundur.

Civanperçemi sabunu: Yüzdeki çöküntüleri giderir. Güneş yanıklarında da etkilidir. Ayrıca saç bakımı yapar.

Çilek sabunu: Kuru ciltler içindir. Pullanmayı giderir.

Damla sakızı sabunu: Özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda yüz sarkmalarına karşı botoks etkisi yapan bir sabundur.

Defne sabunu: Derideki gözenekleri açmak için ve deri hastalıklarında kullanılır. Saç köklerini de canlandırır.Enginar yaprağı sabunu: El ve ayak şişkinliklerine iyi gelir.

Fesleğen sabunu: Kandaki ürik asidi azaltarak gut hastalığına iyi gelir. Sivrisinek ve haşere ısırmalarında iyileşme sağlar.

Fransız lavantası: 17 yaş üzeri akne ve sivilce sabunudur.

Gül yaprağı sabunu: Hassas ciltler için makyaj temizliğinde kullanılır.

Havuç sabunu: Güneş lekeleri ve çiller içindir.

Himalaya tuzu sabunu: Saçı besler. Boyalı saçlarda kullanılır.
Kakao sabunu: Hamilelik sonrası oluşan çatlakların giderilmesinde etkilidir.

Kantaron sabunu: Antiseptik özelliği ile yarada mikrop oluşmasını önler.

Kara üzüm sabunu: Cilt koruyucudur ve varis tedavisinde kullanılır.

Karanfil sabunu: Düzenli kullanıldığında yaşlanmaya bağlı kırışıklıkları en aza indirir.Yalnız 45 yaş üzeri kişiler kullanabilir.

Katran sabunu: Egzama tedavisi ve kaşıntı için kullanılır.

Kayısı sabunu: Kuru ciltler için nemlendirici olarak kullanılır.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Lahana Turşusu Ye Kolesterolünü Düşür…

945014_360018057433290_1789707819_n[1]

 

Sadece lezzetli değil, ayrıca çok besleyici bir besin olan lahana turşusunu tüketmenizin, damak tadından başka etkileri de var.

Probiyotik bakteri, C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, folik asit, kalsiyum, potasyum, demir, fosfor, sodyum ve magnezyum gibi minerallerden bol miktarda içermektedir. İşte lahana turşusunun faydaları.

– Lahana turşusu sindirimi geliştirir. Sağlıklı bir bağırsak florasının büyümesini teşvik eder. Kabızlık gidericidir. İrritabl bağırsak sendromu azaltır ve birçok potansiyel hastalıklara karşı sindirim sistemi korur.

– Lahana turşusu C vitamini ve diğer yararlı vitamin ile mineraller ve fermantasyon işlemi sırasında oluşturulan önemli fitokimyasallar ile doludur. Bu cilt bozuklukları, bacaları ve soğuk algınlığı, kilo alımı ve kusurlu kan gibi pek çok sağlık sorunları ile baş etmenizde destek olur.

– Ona keskin, güçlü tadını ve kokusunu veren, güçlü antioksidanlar olarak adlandırılan glukosinolat içerir. Lahana turşusu fermantasyon işlemi sırasında, bu antioksidan phytochemicalas büyük antikanser etkileri bileşikleri içerir.

– C vitamini birçok fiziksel fonksiyonlarda önemli rol oynayan bir antioksidandır. Diğer antioksidanları (örneğin, E vitamini gibi) aktive eder ve bu vücut dokusu hücrelerinin büyümesi ve onarımı için önemli olan kolajen oluşumu için gereklidir. C vitamini sağlıklı diş etleri, kas, kan damarları, kemik ve dişlerin korunmasına yardımcı olur ve iyi bir beyin işleyişini teşvik etmektedir.

– Kandaki kolesterol seviyesini düşürme kapasitesine sahip flavonoidler, fitokimyasalları içerir ve böylece çok kalp hastalığı riskini azaltır.

 

Tarifi
Lahana Turşusu Malzemeleri
Lahana
Biber Çeşitleri
Nohut,
Kereviz Yaprağı,
Domates,
Maydanoz,
Defne Yaprağı
Sarımsak,
Tane Karabiber,
Salamura Tuzu,
Limom
Üzüm Sirkesi

alıntı

En önemli antioksidanlar…

464068_355336327901463_768060531_o[1]
Serbest radikallere karşı kullanılan ürünler doğanın bize sunduğu; ancak harika antiaging etkileri son yıllarda anlaşılan maddelerdir. Bunlar arasında en iyi ve etkin olan 10 süper antioksidan mevcuttur .

1- Vitamin E Antioksidan olarak 400 iü E vitamininin (sadece analfatokoferol değil, mikset tukeferol olan kombine şekli) alınmalıdır. Vitamin E kalp enfarktüsü riskini yüzde 40 azaltır. Vitamin E’nin bunun dışında, aspirin gibi kanı sulandırıcı etkisi olup, böylece kan pıhtısı oluşmasını önler. Güçlü bir antioksidan olarak kanser, katarakt oluşumunu ve immün sistemin yaşlanmasını önler. Tahıl, yumurta, fındık, soya fasulyesi, bitkisel yağlar, ıspanak, yeşil yapraklılar, doğal E vitamini kaynaklarıdır.

2- Vitamin C Vitamin C kan basıncını düşürür. İmmün sistemi güçlendirerek, yaşlılıkta artan katarakt ve kanser riskini azaltır. Günde alınması gereken optimum miktar 1000 miligramdır. Isıya dayanıksız olduğundan pişirme sırasında kaybolur. Bu nedenle her gün taze muamele görmemiş sebze ve meyve yemelidir. Spor sırasında serbest radikaller oluştuğundan, 1-2 saat önceden taze meyve yemeli ya da küçük dozda C vitamini almalıdır. Turunçgiller, yeşil sebzeler, patates C vitamininden zengindir.

3- Betakaroten (provitamin A) Aldığımız betakarotenin bir kısmı gerektiğinde A vitaminine çevrilir. Yeni araştırmalar yüksek dozdaki vitamin A alımının zararlı olduğunu göstermektedir. Günde 8000 iü’den fazla almamalıdır. Kanın vitamin A düzeyi düşük olduğu zaman antioksidan etkilidir ve vücut fonksiyonları nı koruyucudur. Ancak vitamin A aşırı miktarda vücutta varsa dokuları okside eder ve yaşlandırıcı etki gösterir. Ağızdan A vitamininin öncü formu olan betakaroten alınması halinde ise vücut gereksinimi olduğu kadar A vitaminine çevrilir.
Betakaroten; A vitamini gibi toksit potansiyeli olmadığından tercih edilmektedir. Araştırmalar betakarotenin kan düzeyleri yüksek olduğunda kanser ve kalp hastalığının azaldığını gösteriyor. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve katarakt oluşumuna karşı koruma sağladığı da saptanmıştır. Betakaroten yağda çözünen, güçlü bir antioksidandı r, serbest radikalleri toplar ve nötralize eder. 3 miligram betakaroten 5000 iü A vitaminine eşittir. Günde 3 ila 5 miligram alınır. Betakaroten kaynakları; kayısı, brokoli, havuç, şeftali, ıspanak, balkabağı, kırmızı biberdir.

4- Alfalipoik asit Serbest radikallere karşı güçlü bir savunucudur. Vücudun doğal olarak ürettiği bir maddedir. Hem yağda, hem suda çözünebildiğinden hücre zarını ve içindeki yapıları serbest radikallerden korur. Hücre içindeki mitokondriler enerji santralleridir. Burada oksijenle enerji üretilir. Bu nedenle mitokondrilerde oksijen stresi (serbest radikaller) en yüksek boyutlardadır.
Mitokondriler antioksidatif korumaya özellikle muhtaçtır. Mitokondriler için en önemli koruyucu madde glutatyondur. Alfalipoik asit glutatyon oluşumu için önemli bir maddedir. Alfalipoik asidi mitokondriler içine girer ve burada serbest radikal oluşumunu engeller. Karnitin alfalipoik asidin etkisini artırır. Böylece alfalipoik asidi ve karnitin sinirlerin iletim hızını, kasların performansını iyileştirir. Alfalipoik asit şeker hastalığının komplikasyonları nı önlemeye yardımcı olur. Cilt kırışıklıklarını önler. Bu amaçla cilt kremlerine eklenir. Beyin fonksiyonları nı iyileştirir. Karaciğeri korur, katarakt oluşumunu ve yaşlanmayı geciktirir. Günde bir ya da iki kez 50 miligramlık tabletlerinden alınır.

5- Üzüm çekirdeği ekstresi Üzüm çekirdeği ve çam kabuğundan oligomerik proantosiyanidin denilen çok güçlü bir antioksidan elde edilir (üzüm çekirdeğinden grape seed extract oil, proanthocyanidin; çam kabuğundan pycnogenol). Vitamin E ve C’den 50 kez daha güçlüdür. Antioksidan etkisinin yanı sıra bağ dokusunu güçlendirir. Bu etkisiyle kalp-damar sistemini korur, damar çeperlerinin esnekliğini sağlayarak aterosikleroza (damar duvarları sertliği) engel olur. Varis, hemroid, ciltteki mavi lekeler ve yaşlılık lekeleri tedavisinde yararlıdır. Günde 100 miligram alınır. (30 miligramlık kapsüllerden günde 3 kez.)

6. Lutein
Lutein bir karaotenoid’ dir ve etkin antioksidanlardandı r. Özellikle güneşin zararlı ultraviyole ışınlarının oluşturduğu serbest radikalleri temizleyerek, ileri yaşlardaki yaygın körlük nedeni olan makula dejenerasyonunu geciktirdiği kanıtlanmıştır. Lutein yeşil sebzelerde ıspanak vb.) boldur. Bunları bol yemiyorsanız günde 1 kez yemekle birlikte 6 ile 20 miligramlık bir tablet önerilir.

7. N-acetylcystein
Kısaltılmış olarak NAC rumuzu kullanılır. Vücudun glutatyon üretmesini artırır. Glutatyon doğal antioksidandı r; karaciğerde sistein, glutamit asik ve glisin aminoasitlerinden üretilir. Glutatyon bağışıklık sistemini korur; radyasyon, kanser tedavisi ilaçları, sigara, alkolün zararlı etkilerini önleyebilir. Eklem iltihabı ve alerjilerde iltihap önleyici olarak da kullanılır. Glutatyon vücudun kendi yaptığı güçlü antioksidanlardan biridir, tüm organ ve dokularımıza serbest radikallerin vereceği zararı önler. Kanserden korur ve yaşlanmayı geciktirir. Glutatyon yapımını artırmak için günde 600 miligram NAC tabletlerinden alınır. (glutatyon üretimi yapan gıdalar;sovan, sarmısak,elma,üzüm,brokoli, ıspanak ,avokado,kuskonma z)

8. Green tea (Yeşil çay)
Yeşil çayın bol tüketildiği Uzakdoğu ülkelerinde kanser daha seyrek görülür. Bir bitki kimyasalı olan kateşin çok güçlü bir antioksidandı r ve yeşil çayda bol miktarda bulunur. Çin’de yutak kanseri yeşil çay içenlerde yüzde 50 daha düşük oranda görülür. Japonya’da mide kanseri oranı da yeşil çayın çok içildiği bölgelerde daha düşüktür. Kateşin kolesterol düzeylerini düşürür. Aterosiklerozu (damar sertliği), diş çürümesi ve dişeti hastalıklarını önlemede yardımcı olur. Mide ve akciğer kanserinden koruyucu etkisi vardır. DNA’nın zarar görmesini önler. Bir fincan çayda 50 ile 100 miligram kafein bulunduğundan, gebeler ve kalp ritm bozukluğu olanlar günde 2 bardaktan çok yeşil çay içmemelidir Kafeinsiz yeşil çay ekstreleri de vardır.) Günde 2 ile 3 bardak yeşil çay yeterlidir. Kapsülleri de vardır (Green tea concentrate) .

9. Selenyum
Çin’in toprağında selenyum olmayan Keshan yöresinde kanser olgularının sıklığı bu maddenin kanser koruyucu etkisini ortaya çıkarmıştır. Gerçekten de kanser hastalarının kan selenyum düzeyleri genelde düşüktür (10 ile 20 mcg/litre). Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ortalama kan selenyum değerini 200 mcg/litre olarak bildiriyor. Selenyum enzimlerin bileşeni olarak ****bolizma işlevlerinde etkin rol oynar. Vücudumuzdaki en önemli doğal antioksidan olan “glutatyon peroksidaz” enzimi üretiminde selenyumun kritik bir önemi vardır. Sadece serbest radikalleri değil, aynı zamanda kurşun, cıva, kadmiyum gibi ağır ****lleri de etkisizleştirir. Selenyum; E vitamini ile sinerjik çalışır. Yani birbirinin güçlerini artırırlar. Her ikisi de güçlü birer antioksidandı r. Oksidasyon ile dokuların zarar görmesini ve yaşlanmayı önler ya da en azından yavaşlatır. Bağışıklık sistemini güçlendirir, dokuların elastik kalmasına, kalp-damar hastalığı ve felç riskinin azalmasına destek verir. Kabuklu buğday ve pirinç, soğan, sarımsak, domates, brokoli, fındık, ceviz, deniz ürünleri selenyumun doğal kaynaklarıdır. Tamamlayıcı olarak günde 50 ile 100 mcg’lık tabletlerinden alınır.

10. Koenzim Q 10
Hücrelerimizin normal fonksiyonları nı gerçekleştirmesi için enerjiye gereksinimleri vardır. Mitokondria hücrenin enerji üreticisidir. Hücrenin enerji ihtiyacı ATP (adenosin trifosfat) tarafından sağlanır. Enzim aktivatörü Q 10, ATP’nin üretimi için temel bir kimyasaldır. Q 10 serbest radikallere karşı savaşan orduda antioksidan olarak savaşır. Koenzim Q 10, E vitaminine de destek olur. E vitamini kötü kolesterol (LDL)’nin etrafında bir kalkan oluşturarak serbest radikallerin LDL’yi oksitlendirmesini önler. Ancak bu görevi bir elektronunu serbest radikallere vererek yapar. Elektronu eksilen E vitamini bir prooksidan yani kendisi de bir serbest radikal olma potansiyeli ile dengesiz gelir. İşte enzim aktivatörü Q 10, antioksidan niteliklerine sahip olmakla birlikte, E vitaminine elektronlar bağışlayarak onu tekrar antioksidan durumuna döndürebilir. Bu bakımdan vitamini ve koenzim Q 10 kombinasyonu daha güçlü antioksidan etkisi gösterir. Kolesterol düşürücü ilaçların (statinler) vücuttaki koenzim Q 10’un düzeyini düşürdüğüne dair deliller vardır. Q 10 kalbi korur, tansiyonu düşürür. Balığın damar tıkanmasını önlemesinde içerdiği Q 10’un payı olduğu düşünülmektedir. Kalp hastalığı riski (yüksek kolesterol vb.) varsa, günde 50 miligram koenzim Q 10 ve 400 vitamininin alınması yararlıdır. Koenzim Q 10 insan vücudunda, gıdalarımızda (soya, ıspanak, brokoli, susam yağı) özellikle balıkta bulunan maddedir. Normal olarak vücudumuz eğer vitamin C ve B kompleks oksitliği yoksa Koenzim Q 10’u kendisi üretir. bakımdan besinlere ek olarak vermeye çoğu zaman gerek yoktur. Ancak yaşlandıkça yaşla ilgili rahatsızlıklar, yeme alışkanlığı, stres ve enfeksiyonlar Koenzim Q 10 üretimini düşürür. besinlerimizdeki Koenzim Q 10’da saklama süresi, işleme ve pişirme yöntemlerine bağlı olarak önemli ölçülerde azalır. Bir tamamlayıcı günde 1-2 kez 30 miligramlık kapsül alınması öneriliyor.

antioksidant yiyecekler:

Taze beyaz üzüm (Ancak kişinin karaciğer yağlanması varsa uzak durmalı)
Portakal
Kayısı
Soğan
Domates
Sarımsak
Brokoli
Pırasa
Kivi
Muz
Havuç
Ispanak
Maydonoz
Bakla
Elma
yesil cay
Nar
Bögürtlen
Karadut
Visne
Kavun

Sevgilerimle… Canan

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Çin’de uzun zamandır önemli bir bitkisel ilaç olarak bilinen hünnap meyvesinin faydaları…

Çin’de uzun zamandır önemli bir bitkisel ilaç olarak bilinen hünnap meyvesi, sadece tat tomurcuklarını hoşnut etmekle kalmaz, aynı zamanda doğadaki besin ögelerinin küçücük bir paket haline getirilmiş şekli gibidir. Hünnap meyvesinin sağlık yararları hakkında daha fazla bilgi için okumaya devam edin.

Hünnap meyvesinin Çin kökenli olduğu düşünülmektedir ve Çin hurması da denilmektedir. Bu meyve çeşidine bağlı olarak kiraz veya erik boyutunda olabilir. İnce, yenilebilir kabuk ile kaplı beyaz eti vardır. Çoğu kişi hala ham ve yeşil olduğu zamanlarda yemeyi tercih eder. Meyve olgunlaştığı zaman yeşil rengini bırakır ve bazen kızıl kahverengi noktalar taşıyan, kahverengi veya morumsu bir renk alır. Tamamen olgunlaşmış bir hünnap meyvesi kuru üzüme biraz benzer şekilde tamamen kırmızı ve buruşuk görünüm alır. Makalenin geri kalanında bu Asya meyvesinin sağlık yararlarını açıklayacağız.

5169_bunch-of-jujubes-363x400Hünnap Meyvesinin Faydaları Nelerdir?

-Hünnap meyvesini bu kadar sağlıklı yapan şey, belki de içerdiği C vitaminidir. C vitamini vücuttaki serbest radikal hasarını azaltmaya yardımcı olan ve bağışıklık sistemini güçlendiren güçlü bir antioksidandır.

-Hünnap meyvesi niasin (B3 vitamini) zenginliği sayesinde kan dolaşımını geliştirir.

-Önemli bir sağlık yararı da kan basıncı üzerindeki etkisidir. Meyve aynı zamanda potasyum içerdiğinden yüksek kan basıncını düşürmeye yardımcı olur. Meyvenin düşük sodyum içeriği az tuzlu diyet yapması gereken insanlar için sağlıklı bir seçimdir.

– İçindeki kalsiyum kemik gücünü artırmaya yardımcı olur ve magnezyum kas tonusunu arttırır.

-Geleneksel Çin tıbbında hünnap meyvesinin meme kanseri tedavisinde kullanıldığı bilinmektedir.

-Geleneksel Çin ve Kore tıbbı uygulayıcıları bu meyvenin antibakteriyel, antifungal, anti-ülser ve anti-inflamatuar özellikleri olduğunu iddia etmektedir.

-Bazı klinik çalışmalar hünnap meyvesinin kronik kabızlık belirtilerini azaltabileceğini ve aynı zamanda ilk ay içinde bebekleri etkileyen sarılığın tedavisine yardımcı olabileceğini bildirdi.

-Bu meyve ayrıca kuru, kaşıntılı deri, yara ve ülser gibi yaygın cilt hastalıklarının tedavisinde de faydalıdır.

-Hünnap meyvesinin, stres veya anksiyeteyi azaltmaya yardımcı bazı özelliklere sahip olduğu düşünülmektedir.

5169_hun-Semptomları bu meyve ile tedavi edilebileceği düşünülen diğer durumlar ise;
*iştahsızlık
*ishal
*anemi
*yorgunluk
*histeri
*ateş
*astım
*iltihap
*göz hastalıkları

-Hünnap meyvesinin önemli bir özelliği de sağlıklı karaciğer işleyişi ile bağlantılı olmasıdır. İçerdiği antioksidanlar karaciğere koruma sağlar ve yenilenmesini sağlar. Bu bilgi yaklaşık 40 dakika boyunca kan temininden mahrum bırakılan karaciğerin hünnap meyvesi yardımıyla iyileşme gösterdiği bir hayvan çalışmasında elde edilmiştir.

-Karaciğeri güçlendirici etkileri geleneksel Çin tıbbında, siroz ve hepatit gibi durumların tedavisinde bu meyvenin kullanımı ile bağlantılı olabilir.

Hünnap meyvesinin aşırı tüketiminin bilinen hiç bir yan etkisi olmamasına rağmen, devam eden herhangi bir kronik sağlık sorununuz varsa, doktorunuz ile bu konuyu konuşmanız gerekmektedir. Yine de her şey de olduğu gibi bu meyveyi de aşırı miktarda tüketmek yan etkilere yol açabileceğinden dikkatli olmalısınız.

Kaynakça:

http://www.buzzle.com/articles/jujube-fruit-benefits.html

Damarları temizleyen 10 yiyecek

damarlari-temizleyen-10-yiyecek-5442563[1]

Kalp rahatsızlıkları her geçen gün sağlığımızı daha fazla tehdit etmektedir. Dengesiz beslenme sonucu tıkanan damarlar ölüm riskini arttırmaktadır. İşte damarları temizleyen yiyecekler…

Yeşil çay

Yeşil çay, damarlara hasar veren oksidatif stresi azaltır ve damarları temizler. İçerdiği antioksidanlar kolesterolü düşürür ve bu sayede kalbi korur.

Açai üzümü

Özellikle kolesterolü düşüren bu meyve kan akışını dengeler ve bu sayede kalp için çok faydalıdır.

Tarçın

Antioksidan deposu olan tarçın, kandaki şekeri düşürür ve bu sayede damarlar için çok faydalıdır. Günde 1 çay kaşığı tarçının kandaki yağ oranını %26 oranında azalttığı kaydedilmiştir.

Badem

E vitamini, çözünebilen lif ve tekli doymamış yağlar açısından oldukça zengin olan badem, içerdiği antioksidanlar sayesinde damarlardaki hasarı engeller

Yulaf

Yulaf, kolesterolü düşürür ve damarları temizler. Öğünlerinize yulafı eklemenizi öneririz.

Zeytinyağı

Akdeniz ülkelerinde kalp hastalıkları görülme oranının daha az olması zeytinyağı sayesindedir. İçeriğindeki antioksidanlar sayesinde kanseri önler ve tansiyonu düşürür.

Brokoli

K vitamini ve lif açısından zengin olan brokoli, kolesterolü ve tansiyonu düşürür. K vitamini damarlardaki kalsiyum seviyesini dengeler.

Zerdeçal

Zerdeçal, damar temizliğinde en etkili baharatlardan biridir. Ayrıca damar sertliğini önler ve yağ depolanmasını engeller.

Kuşkonmaz

Kuşkonmaz, damarlardaki baskıyı azaltır ve bu sayede kan akışını hızlandırır. Ayrıca damar tıkanıklığı ve enflamasyona da iyi gelir.

Nar

İçerisinde barındırdığı antioksidanlar sayesinde nar, kan akışını arttırır ve damarların tıkanmasını önler.

kaynak: milliyet

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğal diş macunu nasıl yapılır?

dogal-dis-macunu-nasil-yapilir--5446341[1]

Diş macunlarının içerisinde bulunan paraben, renklendiriciler, gliserin ve florid gibi maddelerin sağlığımıza zararlı olduğu dile getirilmektedir. Bu maddelerin kanser oluşumuna bile neden olabileceği belirtilmektedir.

Siz de daha doğal bir diş macunu arayışı içerisindeyseniz evde kendiniz yapabilirsiniz.

Malzemeler: 1 çay kaşığı karbonat 1 damla nane veya limon yağı 2-3 damla su

Yapılışı: Tüm malzemeleri sırasıyla temiz bir kasenin içerisine koyup karıştırın. Macun kıvamı alana kadar karıştırın ve dişlerinizi fırçalayın.

kaynak: milliyt

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Naftalindeki Ölümcül Tehlike…

images[11]

İnönü Üniversitesi Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı Nurhayat Özdemir, kadınlar tarafından güve oluşmasını engellediği ve kötü kokuları bastırdığı için evlerde kullanılan naftalinin, toksik maddeler sıralamasında ilk başta yer aldığını belirterek, “Naftalin, ölüm saçan bir kimyasaldır. En tehlikeli kimyasal madde, naftalindir ve kesinlikle eve alınmaması gerekir hatta marketlerde bile satışı yasaklanmalı” dedi.

Naftalin, güve ve böcekle değil, sağlığımızla mücadele ediyor. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fethi Doğan, naftalinin aşırı solunması halinde akciğer ve gırtlak kanserine yol açtığını söyledi. Evlerde en çok rastlanan zehirlenmelerin başında naftalin zehirlenmesi geliyor. Özellikle küçük çocuklar naftalini şeker zannedebiliyor. Naftalin yerine alternatif ürünleri tercih edebilirsiniz

Naftalin, zararlı böcek ve güvelerden kurtulmak için hemen her yerde kullanılır. Özellikle uzun süre kullanılmayacak kıyafetlerin saklanmasında naftalin ilk başvurulan adrestir. Ancak uzun süre naftaline maruz kalmak ve temas etmek sağlığa zarar veriyor. Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fethi Doğan, aşırı solunması sonucu naftalinin akciğer ve gırtlak kanserine yol açtığını söylüyor. Doğan, naftalin yerine organik fosforlu böcek öldürücüler veya içinde böcek öldürücü bileşikler bulunan oltu otu gibi alternatif ürünlerin kullanılması gerektiğini belirtiyor.

Toz ve tabletler halinde bulunan naftalin maden kömürünün damıtılmasıyla elde ediliyor. Atmosfer ortamında kolaylıkla buharlaşan naftalin özellikle haşere ile mücadele ve kıyafetlerin güvelerden korunması için hemen tüm evlerde kullanılır. Avrupa’nın birçok ülkesinde naftalin satımının yasak veya denetim altında yapıldığını belirten Prof. Doğan, naftalinin kanserojen bir madde olduğunu söylüyor. Doğan, “Naftalin, yapısı gereği vücuda çabuk tesir eder. Uzun süre ya da aşırı solunması sonucu akciğer veya gırtlak kanserine sebep olur. Ayrıca mide bulantısı, baş dönmesi, kusma, bayılma, ciğerlerde hasar meydana getirebilir. Gözlerde de tahriş oluşturabilir.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından bu madde yasaklanmasına rağmen hâlâ ülkemizde kolaylıkla temin edilebiliyor.” diyor. Naftalinin sadece solunum yoluyla değil, temas edilmesi durumunda cilt ile de vücuda geçtiğini ifade eden Doğan, zehirlenmelere de yol açabileceğini dile getiriyor. Doğan, naftalin yerine daha sağlıklı ve etkili ürünlerin kullanılması gerektiğini söylüyor. Doğan’ın verdiği bilgilere göre naftalin değil, organik fosforlu veya karbonatlı böcek öldürücüler kullanılmalı. Bu tür böcek öldürücüler hem daha sağlıklı hem de daha etkili. Ayrıca ‘sentetik piretroit’ adlı madde de sadece güvede değil, hamam böceklerinde de bire bir çözüm üretiyor. Uzun süre naftaline maruz kalan kıyafetlerin mutlaka yıkanması gerekiyor

kaynak: zaman

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mide Ağrısına iyi Gelen Bitkiler

Mide51[1]

Mide ağrısı özellikle gastrit ve ülser gibi rahatsızlıklarda yaygın olarak görülen bir belirtidir. Mide ağrısı bir belirti olmasından öte, oluşturduğu şiddetli sancı ile günlük yaşamı çekilmez hale getirebilmektedir. Bu noktada bir gastro entoroloji uzmanına gidip mide ağrınıza neden olan asıl etkenin ne olduğunu (helikobakter mide mikrobu, gastrit vb) teşhis edip ona uygun bir tedavi seçeneğinin denenmesi gerekebilir. Şimdi sizlere mide ağrısına kesin çözüm olmasa da şikayetlerinizi önemli ölçüde geçiştirecek bitkiler ve bitki çayları hakkında bilgiler vereceğiz.

Mide Rahatsızlıklarına İyi Gelen Bitkiler

  • Acı marulun kökünde ve gövdesinde bulunan süt, mide rahatsızlıklarına ve hazımsızlığı iyi gelir. Kurutulmuş acı marul yaprakları ve kökü safra kesesinin faaliyetini hızlandırır, hazmı kolaylaştırılır. Acı marulda idrar söktürme özelliği olduğu gibi, mide nezlesine de iyi gelir. Ayrıca kanamalarda da iyi bir dindiricidir.
  • Adaçayı yapraklarından elde edilen toz mide suyunu tanzim eder, iştahsızlığı önler.
  • Anason tohumlarının yenmesi mide ekşimesini önler. Anason tohumlarından elde edilen anason yağı mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Andız otu kökünden yapılan çay, mide rahatsızlıklarına çok iyi gelir, mideyi kuvvetlendirir, balgam söktürür. Üzüm şırasının içinde bir ay bekletilen andız otu, mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Armut hazmı kolaylaştırır ama kendisinin hazmı kolay değildir. Midesi sorunlu olanlar elma gibi ısırarak yemek yerine suyunu tercih etmelidir. Armuttan en iyi şekilde yararlanmak isteyenler, yemeklerden önce yemelidir.
  • Aşk otu (kurutulmuş) otu toz haline getirilir. 1 çay kaşığı 1 bardak sirkeye konularak içilir. Mide ve bağırsak gazlarını giderir.
  • Biber, mide salgısını çoğaltır.
  • Ayva da mideyi kuvvetlendirir.
  • Cevizin taze dallarının kabukları, meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılırsa mideyi kuvvetlendirir.
  • Domates mide rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Ebegümeci mide şikayetlerini düzeltir.
  • Havuç, lahana, limon, üzüm, elma, ananas mide asitlenmesi ve ülsere iyi gelir.
  • Hurmadan (taze) yapılan şurup, karın ağrılarına ve mide kramplarına iyi gelir.
  • Ihlamur çayı balla karıştırılıp içildiğinde mide ülserine karşı etkili olur.
  • Isırgan otu özü metobolizma rahatsızlıklarının yanı sıra mide hastalıklarına iyi gelir. Yaprakları ile gövdesinden hazırlanan salatayla kür yapılırsa vücuda son derece yararlı olur.
  • Karanfil ağacından elde edilen yağ mideyi kuvvetlendirir.
  • Kiraz kanı temizler, mideyi kuvvetlendirir. Sindirim sisteminde meydana gelen ağrıları dindirir. Kanamaları giderir.
  • Kimyon ve kişniş mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
  • Lahana çiğ olarak mide ülserine iyi gelir.
  • Mandalina, spazma iyi gelir.
  • Melek otu mideye canlılık kazandırır. Melek otu mide zayıflığına iyi gelir. Mide ifrazatını arttırır.
  • Meşe ağacı kabuklarından yapılan çay, mide ve bağırsak kanamalarını iyileştirir.
  • Meyan kökü şurubu mide ve bağırsak gazlarına çok iyi gelir.Mide ve oniki parmak bağırsağı ülserlerine karşı etkilidir.
  • Nane çayı içildiğinde mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Mide ve bağırsak gazlarını yok eder.
  • Soğan ve üzüm üril asiti yok eder.
  • Tarhunotu, limon, elma, domates mide ekşimelerine iyi gelir.
  • Yaban mersini meyveleri mide nezlesine çok iyidir. Mide gazını yok eder.

BAĞIRSAK ENFEKSİYONLARI

Anason çayı hazmı kolaylaştırır ve mide gazlarını yok eder.
Ardıç meyveleri  mide gazlarını önler.
Armut,  mideyi yumuşatır.
Asma çubuklarından çıkan sıvı  mide kanamalarına karşı kullanılır. Bazı yerlerde bu sıvı göz damlası olarak da kullanılır.

Ayva  mideyi kuvvetlendirir.

Bamya sindirim sistemini düzenler,  mideyi bağırsakları yumuşatarak kabızlığı önler.

Biberiye çayı, mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir. Safra kesesi salgısını çoğaltır.

Bira mayası hazımsızlık ve bağırsak zorluklarına karşı etkilidir. Ayrıca bağırsaklarda çürüyen besinlerin oluşturduğu zehirli maddeleri zararsız hale getirir. Bağırsak iltihabına, iyi gelir. İki üç kahve kaşığı bira mayası bir bardak suya karıştırılarak günlük olarak tüketilebilir.

Fasulye’ nin bağırsak temizleyici niteliği bulunur.

Havuç tohumlarından yapılan şurup, mide ve bağırsak gazlarını, kanamalarını ve iltihaplarını önler.

Isırgan otu özü metabolizma rahatsızlıklarının yanı sıra bağırsak, mesane, böbrek, dalak hastalıklarına iyi gelir.

Kabak çekirdeği bağırsak kurtlarını düşürücü, zehirli olmayan önemli bir tedavi maddesidir. Büyüklerin 700 gram, küçüklerin ise 400 gram kabak çekirdeğini aç karnına yemeleri gerekmektedir. Ayrıca; çekirdekleri yedikten 2-3 saat sonra bir çay bardağı hint yağı içmek istenen sonuç açısından etkilidir.

Kavun bağırsakları yumuşatır.

Kekik bağırsak parazitlerine iyi gelir.

Kimyon, karın ağrısınamide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.

Lahana çiğ olarak yenildiğinde sindirim sistemi rahatsızlıklarına, bağırsak tıkanıklığına, bağırsak tembelliğine, bağırsak kurtlarına iyi gelir.

Lavanta çiçeği çayı bağırsak gazlarını yok eder.

Melisa bağırsak ağrılarına çok iyi gelir.

Nar kabuğu bağırsak kurtları ve solucanları düşürücü etki yapar.

Nohut bağırsakları yumuşatır.

Salep bağırsak tembelliğine iyi gelir.

Semizotu bağırsakları yumuşatır.

Tarçın ağacı yapraklarından ve kabuklarından elde edilen tarçın yağı bağırsakları düzenler. Hazmı kolaylaştırır, ağrıları dindirir, mide kramplarını giderir.

Tarhun otu, limon, elma, incir domates Bağırsak enfeksiyonlarına iyi gelir.

kaynak: sağlık-diyet-güzellik

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »