Kelimelerin Gücü…

48384558_2254394657938421_271654207570837504_o[1]

YASAM ICIN 13 SATIR

anette inselberg
1.Seni sen oldugun icin degil, seninle birlikte oldugumda ben oldugum icin seviyorum.
2.Hic kimse gözyaslarini hak etmez, onlara layik olan kisi ise seni aglatmaz.
3.Sen istediginde sana asik olmamasi, sana asik olmadigi anlamina gelmez.
4.Gerçek arkadas, elini tutan, kalbine dokunandir.
5.Birisine yabancilasmanin en kotu bicimi yaninda oturuyor olup ona hic bir zaman ulasamayacagini bilmektir.
6.Hic bir zaman gulumsemekten vazgecme, uzgun oldugunda bile!
Gulumsemene kimin, ne zaman asik olacagini bilemezsin..
7.Tum dunya icin sadece bir kisi olabilirsin fakat bazilari icin sen bir dunyasin.
8.Zamani onu seninle birlikte gecirmeye hazir olmayan biriyle gecirme.
9.Belki de Tanri uygun kisiyi tanimandan önce yanlis kisilerle tanismani,onu tanidiginda minnettar olman icin istedi.
10.”Bitti” diye üzülme, “yasandi” diye sevin.
11. Her zaman seni üzecek birileri olacaktir, yapman gereken insanlara guvenmeye devam etmek, kime iki defa guvenecegine daha fazla dikkat etmektir.
12. Birini daha iyi tanimadan ve bu kisinin senin kim oldugunu bilmesinden önce kendini daha iyi bir kisiye dönüstür ve kim oldugunu bilerek kendine guven.
13.Kendini cokzorlama, en guzel seyler onlari en az beklediginde olur.
“YASANAN HERSEYIN BIR SEBEBI VARDIR”
______Gabriel Garcia Marquez________

“Yüzü olmayan kadın” hayatını kaybetti

yuzu-olmayan-kadin-hayatini-kaybetti,feNyIjOUekapeBQp5QMozw[1]
Yüzümün yarısını kaybetmem; işimi, eşimi ve sosyal yaşamımın tümünü kaybetmeme yol açtı. Sokağa çıktığımda çocuklar arkamdam ‘canavar geliyor kaçın!’ diye bağırıyor. Çarşıya pazara çıktığımda aynı garip bakışlar… Torunumla pazara çıkıyoruz yine aynı. Bir süre sonra torunum bakışlara tepki vermeye başladı, ben de onu bir kenara çekip; ‘eskiden çok güzeldim, bakarlardı. Şimdi çok çirkinim yine bakıyorlar. Yani fark eden bir şey yok. Ben alışkınım, baksınlar’ dedim.
Bu projeyle; saatlerce aynanın karşısında, burnunun ucundaki sivilceyle uğraşanlara, kilolarından utananlara, ufacık fiziksel özelliklerinden rahatsız olanlara, ‘oram ağırdı, buramda bir şey çıktı’ diyerek kendine ve çevresindekilere hayatı zehir edenlere hayatın ne kadar değerli olduğunu hatırlatmak istedim. Bir de önündeki yemeği beğenmeyip burun kıvıranların, 8 sene hiçbir şeyin tadını, kokusunu alamamanın ne demek olduğunu düşünmelerini istedim. Aynı yemek sofraya 2 kere geldi diye kıyameti koparanlara, yemek yiyebilmenin kıymetini hatırlatmak istedim.
Gonca Sağnak

İleri Seviye Bağ Kesme Ritüeli…

27331599_1522570251189285_80900563510934902_n[1]
Şimdiye kadar birçok çalışma yaptınız ama istediğiniz sonucu alamadığınızı mı düşünüyorsunuz. Sakın böyle düşünmeyin. İnanın her çalışma içinizdeki kilitleri gıdım gıdım çözmeye yardım ediyordur.
Her çalışma, her eğitim konuyla ilgili içinizdeki dönüşümün taşlarıdır. İşte içinizde yaşadığınız derin pişmanlıklarla, acılarla, isyanlarla, özlemlerle dolu kalbinize bir damla iyi gelecek yeni bir çalışmayı aktarmak istiyorum.
Peki niye bunun adını ‘’ileri seviye bağ kesme çalışması’’ koydunuz o zaman diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Biliyorsunuz enerjiler çok hızlı değişiyor, dönüşüyor ben de klasik bağ kesme çalışmama bazı eklemeler yaptığımdan başka bir isim koymak istedim. Rüyamda da bunun adı ‘’ileri bağ kesme’’ çalışması olsun dediler. Ben de hay hay dedim.
Çalışmayı yapmak için sessiz ve 20 dakika kadar rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortama geçin. 3 adet mavi mum ve sandal ağacı tütsüsü yakın. Sevdiğiniz rahatlatıcı bir müzik koyun ve uzanın. Ellerinizi ve ayaklarınızı düz uzatın, çapraz yapmayın.
Beş dakika sadece uzanın. Hiçbir şey yapmayın. Sonra sizi uzun süredir sıkan konuya ve kişiye odaklanın. Yaşadığınız acıyı, kalp kırıklıklarını, özlemleri, değersizlik hissini, hıncınızı, hırsınızı, pişmanlıklarınızı, söyleyemediklerinizi düşünün.
Ve şimdi o kişiye bakarak şu sözleri tekrarlayın ‘’ Tüm zaman ve boyutlarda, sende bıraktığım tüm parçalarımı tüm duygularımı geri alıyorum ve onları şifalayarak, arındırarak, dönüştürerek bedenime yerleştiriyorum VE BÖYLECE TEKRAR TAM VE BÜTÜN OLUYORUM.”
”Tüm zaman ve boyutlarda, bende kalan tüm parçalarını, tüm duygularını sana geri iade ediyorum ve boşalan yerlere koşulsuz saf sevgiyi dolduruyorum. VE BÖYLECE TEKRAR TAM VE BÜTÜN OLUYORUM.”
”Tüm zaman ve boyutlarda aramızdaki tüm olumsuz duygu bağlarını KESİYORUM. KESİYORUM. KESİYORUM. (kişiyle aranızdaki olumsuz duygu bağlarını kırmızı ışın kılıcıyla kestiğinizi imgeleyin)VE BÖYLECE TEKRAR TAM VE BÜTÜN OLUYORUM.”

Bunları söyledikten sonra kişinin uzaklaştığını hayal edin ve beş dakika kadar gökyüzünden inen mavi ışık huzmeleriyle yıkandığınızı hayal edin. Ve şu sözleri tekrarlayın ‘’ARTIK TAM VE BÜTÜNÜM. KENDİMİ SEVGİYE, HUZURA, BOLLUĞA VE BEREKETE, BAŞARIYA AÇMAYI SEÇİYORUM. ÇOK ŞÜKÜR’’

Biraz daha uzanın ve hazır olduğunuz da gözlerinizi açıp derin nefesler alın bir bardak su için mumlarınızı ve tütsünüzü söndürün.

Bunu aynı kişi için arka arkaya yedi gün yada yirmi bir gün tekrarlayın.
Özellikle dolunay zamanları bu çalışmayı yapmaya başlamak için harika zamanlardır.
Şifa olsun,
Anette İnselberg / Her Şey Değişir Kitabından

Bir yanım çılgın nar ağacı; bir yanım buz sarayı

Nar-Agaci-768x768[1]

Kırılgan bir çocuğum ben
Yüreğim cam kırığı
Bütün duygulardan önce
Öğrendim ayrılığı
Saldırgan diyorlar bana
Oysa kırılganım ben
Gözyaşlarım mücevher
Saklıyorum herkesten
Ürküyorlar gözümdeki ateşten
Ürküyorlar dilimdeki zehirden
Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
gözükara cesaretimden
Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
Bir yanı çılgın dağ doruğu.
Oysa böyle yapmasam ben
Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
Bir yanım çılgın nar ağacı
Bir yanım buz sarayı.
Murathan Mungan

Gripten hızlıca kurtulmanın yolları!

flu-1200x800
Soğuk havalarla birlikte hortlayan grip salgınını günlük yaşamda çok kolay uygulayabileceğiniz basit yöntemlerle kısa sürede atlatabilirsiniz. İşte altın değerinde tavsiyeler…
Gribal enfeksiyon soğukla birlikte herkes etkisi altına almaya başladı. Hepimizin bildiği gibi gribin en büyük ilacı C vitaminidir ve limon en büyük C Vitamini deposudur. Sizde gribal enfeksiyondan kurtulmak için aşağıdaki yolları deneyebilirsiniz.
AYAKLARINIZ 10 DAKİKA OVARAK
Topuk ve ayakların emiş gücü yüksek olduğu için ayak ve topuklarımıza sürdüğümüz maddeler hızlı bir şekilde bedenimize yayılır. Limonu topuk ve ayak üzerine masaj yaparak 10 dakika uygularsanız grip enfeksiyonunu hızlıca atmış olacaksınız.
LİMON SUYU, TUZ VE KARABİBER KARIŞI
1 çorba kaşığı limon suyu, tuz ve karabiberi karıştırın ve için. Bu karışım içimizdeki tüm gribal enfeksiyonları etkisiz hale getirecektir.
LİMON SUYU İLE GARGARA YAPIN
2 çorba kaşığı limon suyu ve yarım çay bardağı suyu karıştırın. Ağzınızda gargara yapınız. Boğazınızdaki mikropları ve ağzınızdaki yaraları yok edecektir.
LİMON SUYUNU BURNUNUZA UYGULAYIN
Eğer burnunuz tıkalı ise birkaç damla limon suyunu 2 pamuğa uygulayıp burun deliklerinize uygulayın. Burnunuz hemen açıldığını ve nefes borunuzun temizlendiğini göreceksiniz.
* Yoğurdu sofranızdan eksik etmeyin. Günde 1 kase yoğurt yemek grip ve soğuk algınlığı riskini %25 azaltıyor. Ayrıca yoğurtta bulunan bakteriler bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
kAYNAK: BİLGİ VAKTİ

Gripten hızlıca kurtulmanın yolları!

ANETTE-İNSELBERG-İYİLEŞMEK.jpg
Soğuk havalarla birlikte hortlayan grip salgınını günlük yaşamda çok kolay uygulayabileceğiniz basit yöntemlerle kısa sürede atlatabilirsiniz. İşte altın değerinde tavsiyeler…
Gribal enfeksiyon soğukla birlikte herkes etkisi altına almaya başladı. Hepimizin bildiği gibi gribin en büyük ilacı C vitaminidir ve limon en büyük C Vitamini deposudur. Sizde gribal enfeksiyondan kurtulmak için aşağıdaki yolları deneyebilirsiniz.
AYAKLARINIZ 10 DAKİKA OVARAK
Topuk ve ayakların emiş gücü yüksek olduğu için ayak ve topuklarımıza sürdüğümüz maddeler hızlı bir şekilde bedenimize yayılır. Limonu topuk ve ayak üzerine masaj yaparak 10 dakika uygularsanız grip enfeksiyonunu hızlıca atmış olacaksınız.
LİMON SUYU, TUZ VE KARABİBER KARIŞI
1 çorba kaşığı limon suyu, tuz ve karabiberi karıştırın ve için. Bu karışım içimizdeki tüm gribal enfeksiyonları etkisiz hale getirecektir.

LİMON SUYU İLE GARGARA YAPIN
2 çorba kaşığı limon suyu ve yarım çay bardağı suyu karıştırın. Ağzınızda gargara yapınız. Boğazınızdaki mikropları ve ağzınızdaki yaraları yok edecektir.

LİMON SUYUNU BURNUNUZA UYGULAYIN
Eğer burnunuz tıkalı ise birkaç damla limon suyunu 2 pamuğa uygulayıp burun deliklerinize uygulayın. Burnunuz hemen açıldığını ve nefes borunuzun temizlendiğini göreceksiniz.

* Yoğurdu sofranızdan eksik etmeyin. Günde 1 kase yoğurt yemek grip ve soğuk algınlığı riskini %25 azaltıyor. Ayrıca yoğurtta bulunan bakteriler bağışıklık sistemini güçlendiriyor.

kAYNAK: BİLGİ VAKTİ

İçinize sorun: Kendimin hangi parçası bu felaketten deneyim kazanmak istiyor?

TANRIYLA SOHBET

Dünyada kötü olarak algıladığımız hiç bir şeyi lanetlemeyin?
Lanetlemek yerine kendinize şu soruyu sorun? Neyi kötü olarak yargılıyorum? Ve eğer değiştirmek istediğim şey varsa bunun için ne yapıyorum
…………….…………………………………………………………………………………………………………………..
İçinize sorun: Kendimin hangi parçası bu felaketten deneyim kazanmak istiyor?
Varlığımın hangi boyutu bu deneyimi kazanmak için felaketi kendisine çekti?
…………….……………………………………………………………………………………………………….
Her ruh kendi yüksek amacı doğrultusunda, kendi en hızlı öğrenme yolunu, kendi olaylarını ve koşullarını yaratıyor…
…………….………………………………………………………………………………………………………..
Başkasının seçtiği yolu yargılama
Başarıyı kıskanma, başarısızlığa acıma
Çünkü ruhun kayıtlarındaki başarının ve başarısızlığın ne olduğunu bilemezsin…
Alışılmadık bir dialog
Neale Donald Wash

İçinize sorun: Kendimin hangi parçası bu felaketten deneyim kazanmak istiyor?

TANRI İLE SOHBET

 

Dünyada kötü olarak algıladığımız hiç bir şeyi lanetlemeyin?

Lanetlemek yerine kendinize şu soruyu sorun? Neyi kötü olarak yargılıyorum? Ve eğer değiştirmek istediğim şey varsa bunun için ne yapıyorum

…………….…………………………………………………………………………………………………………………..

İçinize sorun: Kendimin hangi parçası bu felaketten deneyim kazanmak istiyor?

Varlığımın hangi boyutu bu deneyimi kazanmak için felaketi kendisine çekti?

…………….……………………………………………………………………………………………………….

Her ruh kendi yüksek amacı doğrultusunda, kendi en hızlı öğrenme yolunu, kendi olaylarını ve koşullarını yaratıyor…

…………….………………………………………………………………………………………………………..

Başkasının seçtiği yolu yargılama

Başarıyı kıskanma, başarısızlığa acıma

Çünkü ruhun kayıtlarındaki başarının ve başarısızlığın ne olduğunu bilemezsin…

Alışılmadık bir dialog

Neale Donald Wash

“Nasıl seveceğini bilmeden sevmek, sevdiğimiz kişiyi yaralar.”

ANETTE İNSELBERG NASIL SEVECEĞİNİ BİLMEMEK

 

“Nasıl seveceğini bilmeden sevmek, sevdiğimiz kişiyi yaralar.”
Ünlü Zen Budist keşiş, öğretmen, ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh, basit cümlelerle ve büyük bir bilgelikle yazılmış kısacık kitabında, gerçek aşkın ve sevginin sırlarını şiirsel bir dille paylaşıyor. İşte sizin için büyük bir keyifle hazırladığımız en önemli tespitleri içeren özet.
Aşka en güzel anlamları yükleyip, psikolojik olarak inceleyip, felsefeyle tanımladık. Yetmedi çekimin matematiksel formülünü bile çıkardık. Ama aşk ve sevgi hala gizemli. Belki de insan varlığının en önemli gizemi.Vietnamlı Zen Budist keşiş, öğretmen, ve barış aktivisti Thich Nhat Hanh, “How to Love” adlı basit cümlelerle ve büyük bir bilgelikle yazılmış kısacık kitabında, sevgiyi keşfe çıkıyor. Basit metaforlarla ruhun en derin sorunlarını büyük bir farkındalık ile işleyen Nhat Hanh’ın öğretilerine kulak vermek için öncelikle dürüst ve içten olan her şeyi basit ve naif olarak görüp yok sayan savunma mekanizmalarını bir tarafa bırakmak gerekiyor.
Sevginin diğer adı…
Nhat Hanh’ın öğretilerinin kalbinde, “anlamak, sevginin diğer adıdır” fikri yatıyor.Bir başkasının acısını anlamak, o kişiye verebileceğiniz en büyük hediyedir. Anlamazsanız, sevemezsiniz.Birinin bizi anladığını, olduğu gibi gördüğünü hissetmek hepimizin ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Ama bunu teorik olarak kavrasak bile, kendi düşüncelerimizin, duygularımızın ve sıkıntılarımızın içinde o kadar kayboluruz ki, çoğu zaman karşımızdakine bu anlayışı gösteremeyiz. Nhat Hanh bu durumu güzel bir benzetme ile açıklıyor:Eğer bir bardak suya, bir avuç dolusu tuz atarsanız, o su içilmez olur. Ama bir avuç tuzu bir nehre atarsanız, insanlar hala o sudan içip, yemek pişirebilirler. Nehir kocamandır, kabullenme ve dönüştürme yetisi vardır. Kalbimiz küçükse, anlayışımız ve merhametimiz limitlidir, ve acı çekeriz. Diğer insanları ve hatalarını kabullenemeyiz ve değişmelerini bekleriz. Ancak kalbimiz büyüdüğünde, böyle şeyler bize acı çektirmez. Çok fazla anlayış gösterebiliriz ve diğer insanları kabulleniriz. Onları oldukları gibi kabullendiğimizde, değişim şansları da olur.Bu durumda, asıl soru kendi kalbimizi nasıl büyütebileceğimiz. Bunun yolu da kendimizi anlamak, kendi acılarımızı fark edip kendimize şefkat göstermeye başlamaktan geçiyor. Kendimizi mutlu etmeyi öğrendiğimizde, sevme yeteneğimizi de geliştirmiş oluruz.Sevgi öğrenilen dinamik bir etkileşim olduğu için, çoğumuz anlayış (ve yanlış anlayış) sistemimizi küçük yaşta başkalarından kopyalayarak öğreniriz. Nhat Hanh diyor ki: Eğer ebeveynlerimiz birbirini sevmediyse, sevginin neye benzediğini nerden bilebiliriz ki? Ebeveynlerin çocuklarını bırakabilecekleri en değerli miras para, ev, arsa değil kendi mutluluklarıdır. Eğer mutlu ebeveynlere sahipsek, en büyük zenginliğe sahibizdir.
Çarpılmak ve aşık olmak arasındaki fark
Nhat Hanh birine “çarpılmak” ile aşık olmak arasındaki farkın önemine de dikkat çekiyor. Çarpılmak, gerçek aşkı engelleyen ve o kişinin gerçekte kim olduğunu tamamıyla yok sayıp bizim için ne anlam ifade ettiği ile ilgili kurduğumuz bir fanteziden ibarettir diyor.Çoğunlukla başkalarını anladığımız veya sevdiğimiz için değil, kendimizi hissettiğimiz acılardan uzaklaştırmak için birilerine “çarpılırız”. Ancak gerçekten kendimizi anlayıp sevdiğimizde, başkalarına da gerçek sevgi duyabiliriz.Nhat Hanh bu durumu zekice açıklıyor:Bazen boş hissederiz, bir şeylerin büyük eksikliğini duyarız. Sebebini anlayamayız, çok belirsizdir. Ama yine de bu boşluk çok güçlüdür. Sürekli olarak iyi bir şeyler olmasını bekleriz, daha az yalnız hissetmemizi sağlayacak şeyler, daha az boş hissetmemizi sağlayacak şeyler. Kendimizi ve hayatı anlama arzusu çok kuvvetlidir. Sevme ve sevilme arzusu da çok kuvvetlidir. Sevmeye ve sevilmeye hazırızdır ve bu çok doğaldır. Ama boş hissettiğimiz için, sevgimizi yansıtacak bir obje ararız. Bazen kendimizi anlayacak fırsatımız olmamıştır, ama objeyi bulmuşuzdur. Tüm istek ve arzularımızın o kişi tarafından gerçekleştirilemeyeceğini fark edince de, yine boş hissetmeye başlarız. Bir şey bulmak isteriz, ama ne aradığımızı bilemeyiz. Hepimizde sürekli bir istek ve beklenti vardır, hep daha iyi bir şeylerin olmasını bekleriz. Bu yüzden email hesabımızı veya sosyal medyayı defalarca kontrol ederiz.
Gerçek sevginin dört elementi
Gerçek sevgi, dört elementten oluşur: iyilik, merhamet, neşe, ve sakinlik. Sevgi dolu iyilik, diğerlerine mutluluk verebilmektir. Ancak, siz mutluysanız başkalarına mutluluk verebilirsiniz. Kendinizi kabullenip sevdiğinizde başkalarına da mutluluk vermeniz mümkün olur.Eğer yeterince anlayış ve sevginiz varsa, yaşadığınız her an – kahvaltı da hazırlasanız, araba da sürseniz, bahçeyi de sulasanız – mutlu bir an olabilir.Derin bir ilişkide, partnerinizle aranızda bir sınır yoktur. Siz o’sunuzdur, o da siz. Sizin acınız onun acısıdır. Mutluluk ve acı artık kişisel meseleler değildir. Artık “Bu senin problemin.” gibi bir şey hissedemezsiniz.Dört ana elemente yardım eden iki element de saygı ve güvendir. Birini sevdiğinizde, ilişkide saygı ve güven vardır. Güven olmayan sevgi, henüz sevgi değildir. Öncelikle kendinize güvenmeli ve saygı duymalısınız. İyi ve merhametli bir doğanız olduğuna güvenin. Gerçek sevgi, hem kendinize hem karşınızdakine güvenip saygı duymadan var olamaz.Bu saygı ve güveni yaratacak şey ise karşınızdakini dinlemektir. Bu hepimize milyon kez büyüklerimiz, öğretmenlerimiz, psikologlar, terapistler tarafından söylenmiştir, bu yüzden bağışıklık kazanmış olabiliriz. Ama yine de Nhat Hanh’ın zarif ve şiirsel diliyle söylendiğinde belki ruhunuza ulaşabilir:
Nasıl seveceğini bilmeden sevmek, sevdiğimiz kişiyi yaralar.
Birini nasıl seveceğimizi anlamak için, onu anlamamız gerekir. Anlamak için de, dinlememiz gerekir.Birini sevdiğinizde, o kişiyi rahatlatabilmeli ve acısını dindirebilmelisiniz. Bu bir sanattır. Eğer o kişinin acılarının kökünü anlayamazsanız, yardımcı olamazsınız, tıpkı bir doktorun sebebini bilmeden hastalığınızı iyileştiremeyeceği gibi.Daha çok anladıkça, daha çok seversiniz, daha çok sevdikçe, daha çok anlarsınız. Bu, bir gerçekliğin iki yüzüdür.Efsanevi Zen hocası D.T Suzuki’nin akıllara kazınmış “içinde yaşadığımız ego kabuğu, büyüyüp aşması en zor şeydir.” aforizmasını destekleyen Nhat Hanh, “Ben” anlayışının, karşılıklı anlaşılmanın nasıl önüne geçtiğini açıklıyor:Çoğunlukla, “Seni seviyorum” dediğimizde, sevme işini yapan “Ben” kişisine odaklanırız. Bunun sebebi benlik algısına takıldığımız içindir. Bir benliğimiz olduğuna inanırız. Aslında bireysel bir benliğimiz yoktur. Bir çiçeği çiçek yapan şeyler çiçek olmayan şeylerdir, klorofil, su ve güneş ışığı gibi. Çiçekten çiçek olmayan her şeyi çıkarırsak, geriye çiçek kalmaz. Bir çiçek tek başına var olamaz. Sadece bizimle beraber var olabilir. İnsanlar da böyledir. Kendi başımıza var olamayız. Ben de ben olmayan elementlerden yapılmayım, dünya, güneş, ebeveyn ve atalar gibi. Bir ilişkide, partnerinizle beraber var olduğunuzu görebilirseniz, onun acısının sizin acınız, onun mutluluğunun sizin mutluluğunuz olduğunu fark edeceksiniz. Bu bakış açısıyla, farklı konuşup, farklı davranacaksınız. Sırf bu bile, çok fazla acıyı dindirebilir.
Thich Nhat Hanh…

Sevgili öğrencim  Yeryüzü Şifası sayfasından alıntıdır…https://www.facebook.com/yeryuzusifasi/posts/772100586462447?__tn__=K-R

Bu İki Kelimeyi Aklınızdan Çıkarmayın: Kullanmaya Başladığınızda Beyin Yapınızı Değiştiren 2 Kelime

anette inselberg beyin

‘’İstemeyi bırak, yapmaya başla. Hayatının kontrolünü ele geçir!’’. Bu ifade, usta bir yazar olan ve Standford üniversitesinde profesörlük yapan Bernard Roth’un The Achievement Habit (Başarı Alışkanlığı) adlı kitabının temel ilkelerinden birisidir. Yazara göre, başarıya ulaşmamızın sırrı yalnızca iki kelimeyi kelime dağarcığımızdan çıkarıp yerine bu iki sihirli kelimeyi eklemek.
Bu yazımızda söz konusu olan yazarın daha iyi bir yaşam sürülmesi adına verdiği tüyoları anlatacağız.
1.‘’Ama’’ yerine ‘’ve’’ Kullanın
‘’Sinemaya gitmek istiyorum ama yapacak bir ton işim var’’ yerine ‘’sinemaya gitmek istiyorum ve yapacak bir ton işim var’’ derseniz ne olur sizce?

Profesör Roth şöyle kaleme almış: ‘’ ‘’ama’’ kelimesini kullandığınız zaman eylemler arasında aslında olmasa da bir çatışma çıkarıyorsunuz. Ancak ‘’ve’’ bağlacını kullandığınız zaman beyniniz gayri ihtiyari bir şekilde cümlenin iki kısmını da bir bütün olarak algılıyor.’’

Dilbilim’de bu tür cümle yapıları, bağlacın olduğu yan cümleler arasındaki bağdaştırıcı veya ayrıştırıcı bileşik cümleler olarak bilinmektedir. Esas itibariyle ‘’ama’’ , ‘’buna rağmen’’ , ‘’ancak’’ bağlaçları cümle içerisindeki bir ifadeyle diğer bir ifade arasında zıtlık bildirmek için kullanılmaktadır.

Oysa ‘’ve’’ bağlacını ele alırsak, bu bağlacın birleştirici ve daha olumlu bir işlevi vardır.

Buradan hareketle, belki de alışkanlıklarınızı değiştirmenin zamanı gelmiştir. Artık biliyorsunuz ki ‘’yeni bir mobilya almak istiyorum ama tamir etmem gerek’’ ifadesi yerine ‘’yeni bir mobilya almak istiyorum ve tamir etmem gerek’’ ifadesini kullanmak daha iyi bir seçim olacaktır.
2. ‘’Zorundayım’’ yerine ‘’İstiyorum’’
Roth kitabında şöyle vurgulamış: ‘’Bu alıştırma insanların yaptığı bir takım şeylerin (işe gitmek gibi), hatta onlara zevk vermeyen şeylerin bile aslında kelime seçimleriyle alakalı olduğunu farkına varmasında oldukça etkilidir. ’’Sadece küçük bir yüklem değişikliği hayatınızın gidişatını değiştirebilir. Eğer her sabah uyanıp işe gitmeyi ölüm olarak görüyorsanız hayatınız cehenneme dönecektir.

Fakat işin aslına bakacak olursanız, bir şeyleri değiştirmek düşündüğünüzden daha kolay. Sadece her sabah işinizle ilgili neyi sevdiğinizi düşünün. Örneğin, karmaşık bir projeyi bitirmenin size verdiği o rahatlama hissini veya meslektaşlarınızla çay içip hoş vakit geçirdiğinizi düşünebilirsiniz. Aynı zamanda işten evinize gelip de ailenize kavuştuğunuz o anı da düşünebilirsiniz. İster inanın ister inanmayın, bu basit strateji sizi bütün gün pozitif bir enerjiyle yüklü tutacaktır.

Öylece oturup çalıştığınız günün sonlanmasını beklemek yerine, çalıştığınız şirket hakkında ne yapmak istediğinizi, nasıl iyi getirisi olan bir kariyer elde edebileceğinizi, becerilerinizi sergileyebileceğinizi ve kendinizi nasıl ödüllendirebileceğinizi düşünün. Eğer genel olarak işinizden nefret ediyor ve bununla ilgili hiçbir şeyi de değiştirmek istiyorsanız suçlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz.
Gördüğünüz gibi, ‘’ailemi ziyaret etmek zorundayım/gerek’’ yerine ‘’ailemi ziyaret etmek istiyorum’’ arasında dağlar kadar fark var. Ne hakkında konuştuğunuzun bir önemi olmaksızın, her zaman ‘’zorundayım’’ yerine ‘’istiyorum’’ demek daha iyidir. Bu stratejiyi hayata geçirmek kolay değildir AMA başarıya ulaşmak ZORUNDAYSANIZ bu strateji gereklidir. Ancak bu strateji başarıya ulaşmak İSTİYORSANIZ gerekli VE de kolaydır.

Kaynak: filoji

Allahım gönlümde olanı hakkımda hayırlı eyle, hakkımda hayırlı olana gönlümü razı eyle…

ANETTE İNSELBERG HZ ALİ HAKKIMDA

Svitlana Tekrar İstanbul’da… Yoga Dersi Almak İsteyenlere Duyurulur… Svitlana Tel. 0533 668 57 89

48281620_497787867395832_7240853551503638528_n[1]

Işıltısı, samimiyeti, yardımseverliği, yoga bilgisi ve güzelliğiyle beni büyüleyen Svitlana’dan bir kaç kez özel yoga dersi almıştım. Sonra baktım İstanbul’dan taşınmış.

”İstanbul bu adamı öyle kolay kolay bırakmaz geri gelir” dedim. Gerçekten de geldi. Siz de yoga dersi almak istiyordum da kime gideyim bilmiyorum diyorsanız Svitlanayı arayıp konuşun derim.

Herkese öpücük cancanlar…

Şifa olsun

Anette İnselberg

Bu küçük yazı da Svitlanadan…

Svıtlana ile Yoga.

10 yıllık tecrübesi olan Svitlana şimdi İstanbul maslakta… Fiziksel ve ruhsal ihtiyacınıza göre, her kişiye özel program hazırlanıp ders vermektedir. Yaşam kalitesi artırmak ve yaşam süresini uzatmak, mutlu ve huzurlu hayat yaşamak sizin elinizde .

Kendisinden özel ve grup yoga dersleri alabilirsiniz. ( YogaLates, Hatha Yoga , Restoratif ve Meditasyon Yoga, Vinyasa Flow ve Yoga terapi.)

Kendisini arayarak daha detaylı bilgi alabilirsiniz. Svitalan Tel. 0533 668 57 89.

İsminin baş harfiyle başlayan pozitif bir kelimeyi 2019 a taşıyalım…

ANETTE İNSELBERG FİKİR HOŞUMA GİTTİ

Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.

anette inselberg afetmeyi öğrenmeek

 

Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak
dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie’yi
yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu İtalyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. Dışarıdan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemde yaşar.
Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir Halüsinasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur.
Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıkar.
O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır.
Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.
Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri
halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadelesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi’nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir.
Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s
Child). Bir çok ödüle layık görülür.
Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek bir şey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastanesine yönetici olarak atanır.
Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “Eğer affetmeyi
öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan
edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastaneye yönetici olarak
dönemezdim.”
Marie Rose Balter’in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “En uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.
Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda
kalsak bile…”