Kansere Yakalanmış Tanıdığınız Varsa Bu İçeceği İçirin

anette inselberg havuç pancar
Sağlıklı iken düzenli beslenin, hasta olmadan için faydasını görün. Sağlıksız iken yudum içemiyorlar lütfen stresten uzak kalalım. Kırmızı renkte olan her şeyde folik asit var. Lütfen çok tüketin bakın, metobolizmmaya nasıl iyi geliyor.
Bay Seto akciğer kanseri idi… Çin’de ünlü bir Herbalistin tavsiyesi üzerine bu içeceği içmeye başladı. 3 ay boyunca düzenli bir şekilde bu içeceği kullandı ve şimdi sağlığına kavuşmuş durumda.
Bu içeceği hazırlamak için ihtiyacınız olan
Malzemeler
1 adet pancar kökü
1 havuç
1 elma

Bu malzemeleri yıkayıp, kesip, meyve sıkacağında suyunu çıkardıktan sonra bekletmeden suyunu içebilir ve geri kalan posasını cildinize sürebilirsiniz.
Bu mucize içeceğin etkili olduğu rahatsızlıklar:
1) Gelişmekte olan kanser hücrelerini önlemekte.
2) Karaciğer, böbrek, pankreas hastalıklarını önlemekte ve ülser tedavisinde de kullanılabilmekte.
3) Akciğeri güçlendirir, kalp krizi ve yüksek tansiyonu önler.

4) Bağışıklık sistemini güçlendirir.
5) Kızarmış, yorgun veya kuru gözlere iyi gelir.
6) Kas ağrısını ortadan kaldırmaya yardımcı olur.
7) Bağırsak hareketlenmesine yardımcı olarak kabızı ortadan kaldırır. Detoks olarak da kullanılabildiğinden cildiniz daha sağlıklı ve parlak bir görünüme sahip olacaktır.
8) Boğaz enfeksiyonuna iyi gelir.
9) Regl ağrısını azaltmaya yardımcı olur.
10) Saman nezlesine iyi gelir
Sağlıcakla kalın…
Not: Pancarın keskin toprak kokusundan hoşlanmayanlar birkaç yaprak nane katabilirler, tadı gerçekten çok güzel oluyor.

Not 2 : Pancar suyu, Avrupa’da yıllardır kanser tedavisinde kullanılıyor zaten. Hatta bu pancar suyu içeren alternatif tıp yöntemine ilk yönelenler de Alman Farberse ve Schoenenberger doktorlar oldu.
1930’ların başında ise Macar bir profesör, pancar suyunun kanser tedavisindeki etkilerini gözlemler. Pancar suyunun detoks yararları yanında hücre tahribatlarını engelleyerek korunmasına yardımcı olduğunu fark eder.
Hatta sporcuların da daha iyi bir fiziksel performans için beslenme rutinlerine pancar suyunu eklerler.
Bu önemli bilgileri daha fazla kişinin faydalanması için, beğenip, paylaşmayı unutmayın lütfen…

Kaynak: dr sağlık.net

12.12 Kapısı Aşk, Şifa, Bolluk, Bereket ve Dileklerin Kabulu Ritüeli…

anette inselberg 12-12-2018 kapısı ritüeli

12.12 Kapısı çok güçlü enerjilerin bizimle olduğu özel bir tarih. Tabi ki bu enerjileri kullanarak biz de dileklerimizi dileyip Allah’tan kabul etmesini rica edeceğiz.

Ritüel Malzemeleri

Nazar boncuğu, gülen surat, kalp ve uğur böceği etiketleri

Pirinç

Nohut

3 adet mor mum ( mumların altına koymak için üç adet altlık)

Mor karton

Kase

3 adet bozuk para

Gül suyu

Sevdiğiniz bir takı

Ritüelin Yapılışı

12.12.2018 tarihinde size uyan bir zamanda ritüel alanını fotoğraftaki gibi hazırlayın. Kasenin üzerine dilediğiniz kadar uğur böceği, gülen surat, nazar boncuğu ve kalp etiketi yapıştırın.

Kasenin içine pirinç, su ve gül suyu koyun, üç adet bozuk para atın ve üzerine de sevdiğiniz takıyı yerleştirin.

Akşam saat dokuzdan (21.00) sonra istediğiniz bir zaman mumları yakın. Gece yarısı 12.12 de sevdiğiniz takıyı sol elinize alın ve şu sözleri tekrarlayın” Allah’ın izniyle hayatıma aşk, para, bolluk, bereket, sağlık ve iş kapılarının açılmasına niyet ediyorum. Benden başlayarak tüm güzellikler etrafıma yayılsın. Ve öyle de oldu. Ve öyle de oldu. Ve öyle de oldu.”

Arkasından üç tane dileğinizi yine uğurlu takınız sol elinizdeyken yüksek sesle söyleyin ”ve öyle de oldu” diyerek cümlelerinizi bitirin.

Üç gün boyunca kaseye üç kere (dilediğiniz kadar ve dilediğiniz zaman) bozuk para atın ve ritüel alanını bozmayın.

Dördüncü gün nohutları pişirin ve ev halkı, konu, komşu, eş dostla bir güzel yiyin.

Dördüncü gün kasedeki paraları sadaka olarak istediğiniz birine verin.

Dördüncü gün kasedeki pirinçleri toprağa gömün.

Dördüncü gün istediğiniz bir zaman sol elle takınızı takın. Ve takarken ”tüm dileklerim hızlıca, kolayca ve çabucak oldu” deyin. Takınız yedi gün boyunca üstünüzde kalsın.

Not1: Evet mumlar mor olmalı ve evet karton mor olmalı

Not 2: Kaseye istediğiniz kadar para atabilirsiniz

Not 3: Kasenin şekli ve rengi önemli değil

Not 4: Takınızı daha sonra tabi ki kullanabilirsiniz

Not 5: Mor kartonu bir başka ritüel için saklayın

Şifa olsun,

Anette İnselberg

 

 

ENGELLİ YOKTUR ENGELLENEN VARDIR

anette inselberg
Işıl ışıl bakan masmavi gözleriyle, gazeteci Ayşe Önal’ın dünyalar güzeli kızıydı Şafak. TRT’de Ateş Hattı programında Reha Muhtar’la birlikte çalışıyor ve iyi bir televizyoncu olma yolunda hızla ilerliyordu.
Hayat tüm hızıyla akıp giderken Zürih’te yaşayan müzisyen Paul Pavey’e aşık oldu. Çok genç yaşta sevdiği adamla evlendi. Her şeyden vazgeçip eşinin peşine düşerek İsviçre’de yaşamaya ve Cenevre Üniversitesi’nde sanat eğitimi almaya başladı. Aşk ve sanatla dopdolu, belki de hayatının en toz pembe günlerini yaşıyordu. O sıralarda eşinin hem meslektaşı ve hem de arkadaşı olan Çek vatandaşı Miroslav Hess, beyin tümörü teşhisi ile tedavi görmeye başlamış ve kendisine Cenevre’deki bir onkoloğa görünmesi tavsiye edilmişti. Zürih’e gelen ve Pavey’lerin evinde bir gece misafir olan Hess, Ertesi günü saat 09.03 treni ile Zürich ana istasyonundan Cenevre’ye gitmeye karar verdi. Sağlık durumunun ağır olması nedeniyle Şafak kendisine refakat etmeyi teklif etti. Ertesi günü beraberce Zürih istasyonuna gittiler. Hess yavaş yürüdüğü için Şafak perona gidip trene binmesini, kendisinin de biletleri alıp yanına geleceğini söyledi. Gişe kalabalıktı, genç kadın gecikmişti. Tren hareket etmeye başladı, Hess son vagonun kapısını açık tutarak Şafak’ı bekledi. Kendisi binemese bile, hiç olmazsa Hess’in biletini veririm düşüncesiyle, bir olimpiyat koşucusu gibi koşturan Şafak, tam Hess’in seviyesine geldiğinde ayağının kaymasıyla peronla tren arasına düştü. O anları sonradan şu sözlerle anlatacaktır: “Kaza anında tamamen kendimdeydim. Tren üstümden geçmişti, ben kendimi kenara doğru çekmeye çalışıyordum. Demek ki anlık şeylerde insanlar bir şey hissedemiyorlar. Bir şey olmadı zannediyordum ama çok da korkmuştum. Birden kopmuş bacağımı gördüm, bilincim yerindeydi, bacağımı kaybettiğimin farkındaydım. Kolum tamamen vardı, ama damarlar ve sinirler çok ezilmişti. Hastaneye kadar konuşa konuşa gitmişim. Polisler bile şaşırmışlar..”
Tarihler 1996 yılının 24 Mayıs’ını, saatler 09:03’ü gösterirken, pırıl pırıl düşleri olan henüz 19 yaşındaki genç kadın vücudunun neredeyse yarısını bir tren istasyonunda bıraktı.. Hayati tehlikeyi atlatmıştı. Ama eşi, aşık olduğu ve uğruna işini, yaşadığı ülkeyi değiştirdiği o adam, hastaneye bile gelmedi. Kısa bir süre sonra da boşandılar.
Bir insan bunca acıya nasıl dayanır? Sıradan bir insan için bu denli büyük darbeler ciddi depresyon sebebiyken Şafak Pavey için tam tersi olur. Yaşama azmini asla kaybetmez, aksine daha sıkı, sımsıkı sarılır hayata. Ruhu o kadar barışıktır ki yaşam mozaiğini oluşturan her bir zerreyle, ne sevdası ne de vefasıyla yanında durmayı başaramayan o adamın soyadını taşımayı bile sürdürür ve öylesine sıra dışıdır ki Şafak; tek kolu ve bacağıyla milyonlarca insana hayatın acılarının üstesinden gelmeyi ve yaşama sevincinin ne olduğunu öğretir. İsviçre’deki Universgspital Hastanesi’nde azmi ve metanetiyle herkesi kendine hayran bırakır. Onun bu yaşama gücü ve inanılmaz azmi, akademik düzeydeki bir araştırmaya konu olur. Tüm davranışları izlenir. Hastanede tuttuğu günlüğüne de yer verilerek, hayata tutunma azminin anlatıldığı 500 sayfalık bir tez hazırlanır ve bu tez, benzer durumdaki hastalara tedavinin bir parçası olarak okutulur.
Anne Ayşe Önal, bu feci olayın şokunu ancak kızından aldığı güçle atlatabilir. Şafak’ın, doktoruna, üst yanına savrulmuş kolunu ve parçalanmış bacağını göstererek “Kurtarabilir misin?”diye sorduğunu, doktorun “Üzgünüm ama hayır” diye karşılık verdiğini ve Şafak’ın “Öyleyse kalanları kurtarmalısın, çünkü annem çok üzülür” dediğini sonradan öğrenecektir. Anne-kız bu trajik öyküyü o yıl birlikte kaleme alıp ”13 Numaralı Peron” adlı kitaba dönüştürür ve ”acılara direnilen bir serüven” olarak ölümsüzleştirir.
Şafak Pavey, kazanın üzerinden bir yıl geçmeden Londra’ya gitti. Westminster Üniversitesi’nin ”Uluslararası İlişkiler” ve ”AB Politikaları” olmak üzere iki bölümünden mezun oldu ve üst lisans yaptı. Agos Gazetesi’nde yazdı. Sayısız projede aktif görev aldı. Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Dünya Sekreteryası’na atanmış ilk özel kalem olarak yıllarını mülteci kamplarında zor koşullarda yaşayanların yanında geçirdi. 2011 yılında Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili seçildi. Çok iyi konuştuğu İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyancanın yanı sıra, uluslararası işaret dilini de akıcı şekilde konuşabilmeyi öğrendi.
Gökyüzünü sahiplenmekten başka çaresi kalmamış kederli sürgünleri anlattığı Nereye Gitsem Gökyüzü Benimdir adlı son kitabıyla, yaşam karşısında, “bana verdiğine de benden aldığına da razıyım” şeklindeki cesur duruşuyla, şafaksızlara ışık, korkaklara güç, yalnızlara ayna olmaya devam ediyor…
Özlem Kekeç BÜLBÜL