İsminin baş harfiyle başlayan pozitif bir kelimeyi 2019 a taşıyalım…

ANETTE İNSELBERG FİKİR HOŞUMA GİTTİ

Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.

anette inselberg afetmeyi öğrenmeek

 

Marie, 1930 yılında alkolik bir annenin evlilik dışı çocuğu olarak
dünyaya gelir. Annesi ona bakamayınca 5 yaşında olan Marie’yi
yurda verir. Ardından bir çift onu evlatlık edinir. Marie’nin kaderi ne yazık ki yine yüzüne gülmez, çünkü onu evlatlık edinen çift sadist çıkar. Bu İtalyan asıllı çift küçük kızı evin mahzenine kapayıp sistematik biçimde işkence eder. Dışarıdan bakıldığında normal ve çok saygın göründükleri için, bunu yıllarca rahatlıkla gizleyebilirler ve Marie adeta cehennemde yaşar.
Marie Rose 17 yaşında depresyondan felç geçirir Halüsinasyonlar da gördüğü için doktorlar ona şizofren teşhisi koyar ve onu akıl hastanesine yerleştirirler. Marie hayatının 17 yılını orada geçirir ve çok zor yıllar yaşar. Umutsuzluk ve çaresizlik içinde kıvranır durur.
Yemek yemez, yerinden kımıldamaz ve sıkça intihar etmeyi düşünür.
Otuz dört yaşına geldiğinde doktorlar Marie’nin durumunu yeniden değerlendirir. Onun şizofren olmadığına, ağır depresyon geçirdiğine ve panik atak yaşadığına karar verirler. Arkadaşlarının ve kendisini seven bir kaç sağlık görevlisinin yardımıyla Marie hastaneden çıkar.
O artık hür ve yaşamını nasıl sürdüreceğine dair kendisi karar verme aşamasındadır.
Terk edilmiş, işkence ve tacize uğramış, otuz dört yılı ziyan olmuş bir kişi olarak hiçte kolay olmayacaktı, ama o yılmadı ve kızgın, öfkeli, umutsuz olmak yerine sıfırdan başlamayı tercih etti.
Yetkililer “Aklı dengesi yerinde değil, okuması imkansız” dedikleri
halde Marie, Salem State Üniversitesine Psikiyatri bölümüne girer ve mezun olur. Bu ara kanser hastalığına yakalanır ve mücadelesini kazanır. Kendisi gibi akıl hastanesinden çıkmış ve iyileşmiş Joe ile evlenir. Kocası maalesef altı sene sonra ölür ve Marie kendini işine verir. Uzun yıllar doktor olarak çalıştıktan sonra Harvard Üniversitesi’nde mastır yapar. Psikiyatrik hastalarla çalışır, konferanslar verir.
Biyografisi yazılır ve hayatı film olur (Nobody’s
Child). Bir çok ödüle layık görülür.
Elli sekiz yaşındayken, ‘vay be’ dedirtecek bir şey yapar: On yedi yılını geçirdiği Masachusetts Danver Devlet Hastanesine yönetici olarak atanır.
Verdiği bir basın toplantısında şunları söyler: “Eğer affetmeyi
öğrenmeseydim, bir damla bile gelişemezdim. Yaşamım ziyan
edilmiş bir yaşam olurdu. Ve bugün bu hastaneye yönetici olarak
dönemezdim.”
Marie Rose Balter’in yeni görevini haber yapan bir Ajans, onun zafer açıklamasını da şöyle yapar: “En uzun yolculuk, beynimizden yüreğimize yaptığımız yolculuk. Affetmek bu yolculuğun en kestirme yolu. Affetmeyi gerektiren her yara, içinde önemli bir dersi barındırır.
Dersi görebilmek için yarayı yeniden deşerek yüzleşmek zorunda
kalsak bile…”

Üzgün olduğumda, teselli edecek birini gönder bana

anette inselberg rahibe terasa

 

Rabbim,

Üzgün olduğumda, teselli edecek birini gönder bana

Zamanım olmadığında, bir kaç dakikalığına yardım edebileceğim birisini ver bana

Aşağılandığımda, öveceğim birisinin olmasını sağla,

Cesaretsizliğe kapıldığımda, cesaretlendireceğim birini gönder

Başkalarının anlayışına ihtiyaç duyduğumda, anlayışıma ihtiyacı olan birisini ver bana

Benimle ilgilenecek birisine ihtiyaç duyduğumda; ilgileneceğim birisini gönder bana

Sadece kendimi düşündüğümde; dikkatimi bakasının üstüne çek

Amin

Rahibe Terasa’nın duası…

Kaynak: Özlem Çetinkaya instagram sayfası

Ters Çaba Kuralı

47687212_2244649178912969_8636829836666470400_o[1]

Ters Çaba Kuralı: Beynin en tehlikeli yanı, ”ters çaba” kuralına göre çalıştığı anlardır. Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız, beyin onu size çeker, korktuğunuzu başınıza getirir. Buna ters çaba kuralı denir.

Bataklıktan çıkmaya çalıştıkça, dibe gömülmeye benzer. Başınıza gelmesinden korktuğunuz en kötü şeye değil, başınıza gelmesini istediğiniz en iyi şeye odaklanın.

Unutmayın kafanızda en çok neyi düşünürseniz, hayatınızda onu çoğaltırsınız.