Yaşanan her şerr’i hayra yormak…

Başınıza gelen olumsuz olaylar, hastalıklar, durumlar; ruhunuzun sizin için özel olarak hazırladığı tekamül duraklarıdır. Ruhunuz o an en çok ihtiyacınız olan olaya, duruma, kişiye ya da deneyime çekilir ancak bu şekilde tekamül edebiliriz. O an her ne yaşanıyorsa en yüksek hayrınıza olduğunu bilin ve ” neden ben?” “neden hep aynı olayları yaşıyorum?” neden hep bana bu şekilde davranıyorlar?” diye sormak ve karşınızdakini suçlamak yerine; “bu olayda görmem gereken ne?”, “şimdi bu olayı neyi öğrenmek için yaşadım?”, “bu olay ya da kişi şimdi bana ne anlatmak istiyor?”, “bu davranışının aynısını ben nerde, kime yapmıştım?” gibi kendinizi sorgulayıcı sorular sorarsanız gerçekten o olayı neyi öğrenmek için yaşadığınızı çok kolay görürsünüz. Dersinizi aldığınız için tekamül sürecinde bu olay tekrar karşınıza çıkmaz ve yaşam yolundaki deneyimleriniz kendinizi keşfetmek için keyifli bir yolculuğa dönüşmüş olur…

Kaynak: Dışarısı Nasılsa İçerisi Öyledir

Kısacası; bir tanecik hayatınız var ya, onun kıymetini bilin…Benden söylemesi…

yolda-gördüğü-kör-dedeye-nanik-işareti-yapan-çocuk_137623[1]

 

En önemli şey insanın kendisidir… Kendisi hakkında düşünceleri, kendisi için çabası, kendini sevmesi, kendine özen göstermesi, kendini hayatının merkezine koyması, hatır için şunun bunun için yapacaklarını sınırlaması gerekir…
Uykunuzu iyi alın, başkalarının laflarına kafanıza takmayın, kendi doğrularınızı bulun, bol su için, yürüyün, sinemaya gidin, konsere gidin, tatile çıkın, dans edin…
Eğlenin, gülün ama öyle böyle değil kahkahalarla gülün. Yemek yapın. Meditasyon yapın. Kitap okuyun. Yazı yazın…
Kısacası; bir tanecik hayatınız var ya, onun kıymetini bilin…Benden söylemesi…
A.I.

Facebook hala ne düşünüyorsun diye soruyor…

41815_147563918596647_6248_n[1]

 

Facebook hala ne düşünüyorsun diye soruyor…
Ben ne düşünecem kapanacak olan sensin sen düşün…!!! :))

Sonuçta “yaşamak” dediğimiz şey yerini bir tür performans sanatına bırakmak üzere………..”

images[6]

”Zenginmiş gibi…
Mutluymuş gibi…
Âşıkmış (pek seviyormuş) gibi…
Entelektüelmiş gibi…
Hatta mesela son zamanlarda pek gözde olduğundan belki;
azıcık dervişmiş gibi…
Uzmanmış gibi…
Serüvenciymiş gibi…
En beteri de dürüstmüş, sözünün eriymiş, çok güvenilirmiş gibi yapanlarla kaynıyor ortalık!…

Sonuçta “yaşamak” dediğimiz şey yerini bir tür performans sanatına bırakmak üzere………..”
Haşmet Babaoğlu