
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş,
Dünle beraber gitti cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
…Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.Mevlana C. Rumi

Çoğu insan için hayatın en hüsran verici yanlarından biri, diğer insanların davranışlarını anlayamamaktır. Onları “masum” yerine “suçlu” görme eğilimimiz vardır. Başkalarının sadece bize sinir bozucu gelen davranışlarına, yorumlarına, cimriliklerine ve bencilliklerine odaklanmaya pek hevesliyizdir; o zaman da çok bozuluruz. Eğer davranışlara fazla odaklanırsak, insanlar bizi mutsuz ediyormuş gibi görünebilir.
Wayne Dyer bir konferansında şöyle bir esprili tavsiyede bulunmuştu: “Sizi rahatsız eden tüm insanları toplayıp bana getirin. Ben onları tedavi ederim, siz de rahat edersiniz.” Elbette, olacak şey değildi bu.İnsanların tuhaf şeyler yaptıkları doğrudur, (kim yapmaz ki?) ama buna bozulan biz olduğumuza göre, değişmesi gereken de biziz. Ben burada şiddeti, veya bunun gibi çarpık davranışları kabullenip, hoş görmekten bahsetmiyorum. Önerim sadece insanların
davranışları karşısında daha az rahatsız olmayı öğrenmenizdir.
Masumiyeti görebilmek bir dönüşüm yapabilmenin en önemli gerecidir. Bu dönüşüm sonucu, birisi beğenmediğimiz biçimde davranmışsa, kendimizi davranışın biçiminden uzaklaştırıp, ardında yatana bakabilir ve o kişinin art niyet-sizliğini görebiliriz. Düşünce tarzımızdaki bu küçük değişiklik çoğu zaman bizi hemen halden anlayan bir konuma getiriverir.
Arasıra bana acele etmem için baskı yapan insanlarla çalışırım. Çoğu kez beni hızlandırmak için kullandıkları ifadeler kabadır. Eğer onların sözcüklerine ve ses tonlarına kapılacak olsam rahatsızlık duyarım; hatta, öfkeli karşılıklar verebilirim. Onları “suçlu” olarak görürüm. Oysa, benim acelem olduğu zamanlarda hissettiğim telaşlılığı
hatırlayabilirsem, onların davranışlarındaki masumiyeti görebilirim. En sinir bozucu davranışın ardında bile, anlayış görmek için çırpman mutsuz bir insan vardır.
Bundan böyle ne zaman birisi size tuhaf gelen bir davranışta bulunursa, onun davranışının ardındaki masumiyeti görmeye çalışın. Eğer halden anlamaya hazırlıklıysanız, bunu görmek zor olmayacaktır. Art niyet olmayışını, gördükten sonra da, o davranış sizi artık rahatsız etmeyecektir. Başkalarının davranışına sinirlenmediğiniz zaman da hayatın güzelliklerine odaklanmak çok daha kolay olur…
Çin’de bir kelebeğin kanat çırpmasının Amerika’da bir kasırgaya neden olabilmesi olayıdır.
Birine el sallamamız, veya attığımız ufak bi bakış, elimizi o an havaya kaldırmamız gibi yaptığımız küçük şeylerin tüm hayatımızı derinden değiştireceğini söyler…
Bir şeyi yapmak yada yapmamak aslındas ne kadar büyük bir sorumluluk… Hele herşeyin birbirine bu kadar bağlı olduğunu bilirken…

Diğer yolcular şaşkınlık olayı izliyorlardı, Zavallı adamcağız çok kötü bir durumda
olmasına rağmen cevap vermemeyi tercih etti.
Bu yüksek tansiyondaki
durumda kadın, birinci sınıfta ve o adamdan uzak uçabileceğinden
tatmin olmuş, hostesin dönmesini bekliyordu.
Birkaç dakika sonra geri gelen hostes, kadına:
“Çok özür dilerim geciktim. Birinci sınıfta bir yer buldum…
Bu yeri
bulmak biraz zamanımı aldı, sonra yer değişikliği için pilottan izin
almam gerekiyordu. ‘Hiç kimse sorun yaratan bir diğerinin yanında
oturmak mecburiyetinde tutulamaz’ dedi ve bu izni verdi.”
Diğer yolcular kulaklarına inanamıyorlardı, bu esnada kadın da bir
zafer kazanmış gibi yerinden kalkmaya hazırlandı.
Aynı anda hostes,
oturmakta olan zenciye dönerek:
“Beyefendi, sizi uçağın birinci sınıfındaki yeni yerinize götürmem
için beni takip eder misiniz lütfen?
Seyahat firmamız adına kaptan
pilotumuz sizden böyle nahoş bir olay yaratan kimsenin yanında oturmak
mecburiyetinde bırakıldığınız için çok özür diliyor.”Tüm yolcular hep birlikte, bu olayı iyi bir biçimde sonuçlandıran uçak
personelini alkışlayarak tebrik ettiler.
O yıl, kaptan pilot ve hostes uçaktaki davranışlarından dolayı
ödüllendirildiler. Aşağıdaki mesaj, tüm ofislere personelin
görebileceği bir biçimde iletildi:
“İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara ne
yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl
hissettirdiğinizi asla unutmazlar
Hayatıma anlam yüklüyorum.. ███______________________| %19,03 Loading
Özgüven nedir diye sorsalar ne cevap verirsiniz, hiç düşündünüz mü…?? Mesela, bunu bir Anadolu insanına sorsanız, eve götürdüğü helal yolla kazanılmış bir ekmektir der….Batı şehirlerinde yaşayan bir kadına sorsanız, eşine karşı dik duruş olarak tanımlar…Bir yüksek okul öğrencisine sorsanız, kibirli kibirli size bakar ve Fakultede ki hocasıyla nasıl serbestçe konuştuğundan ve de onu nasıl mat etmeye çalıştığından bahseder….Bir medya mensubuna sorsanız, her türlü meslek etiğine uymayan davranışları nasıl da yapabildiklerini size böbürlene böbürlene anlatır….Bir politikacıya sorsanız, her türlü pişkinliği sanki marifetmiş gibi anlatmak olarak değerlendirir…Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz….Gözleri etüd ederim hep, bana kelimelerden daha çok şey söylerler. Bütün dostlarımın harikulade gözleri vardır. Içinde yaşadığım karanlık kafesi aydınlatan tek şey, onların gözlerindeki parıltıdır. (Kafka’dan)


Geçmişimizi bağışlayalım. Geçmişimizdeki acıya ayna olan insanları. Kendimizi bağışlayalım sonra. Kendimizi evrenin sevgisine havale edelim. Zihinlerimizi bağışlama yoluyle temizleyerek, hayatlarımızı en güzel ve doğru şekilde seçimlerle çizebilmemiz için, bize ilham vermesi için Yaratıcımıza istekte bulunalım. Bağışlayıcılık, kendimize yarattığımız cehennemden tek çıkış yoludur dostlar. Ya severiz ya korkarız. Her seçim bizi ya kendi cennetimize ya da cehennemimize taşır. ‘’ BÜYÜK İŞLER YOKTUR, SADECE SEVGİYLE YAPILMIŞ KÜÇÜK İŞLER VARDIR’’

Yargılama ki yargilanmayasin. Çünkü hangi yargiyla yargilarsan, onunla yargilanacaksin. Hangi olcuyle ölçersen, aynı ölçü sana da uygulanacaktir. Neden kardesinin gozundeki çöpü görürsün de, kendi gozundeki mertegi görmezden gelirsin? – Isa Mesih

Hayatınızı kucaklayın. Suçluluk duymayı bırakın. Kendinize acımayı bırakın. Kendinize gereksiz yükler yüklemeyi bırakın.. Başklarını suçlamayı bırakın. Hayatınıza sahip çıkın o size aittir.”
*RAMTHA*