Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut… Şems-i Tebrizi… Gülbine teşekkürlerimle…

 
Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut…
 Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeyi başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.
Şemsi-i Tebriz

Evin tanımı nedir? Ev, geldiğin yer değil, istendiğin yerdir. Abraham Verghase

Cutting For Stone

Evin tanımı nedir? Ev, geldiğin yer değil, istendiğin yerdir. Abraham Verghase

Pırasa köftesi…

Malzemeler:

1 kg pırasa
300 gram kıyma
1 adet yumurta
100 gram galeta unu
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
3 diş sarımsak
1 kase yoğurt
Kızartmak için;
Zeytinyağı
Yapılışı:
1. Pırasa çok ince doğranır ve çok iyi pişene kadar haşlayın.Haşlandıktan
sonra iyice sıkılır sulu kalmamasına dikkat edin.İçine  bir yumurta, kıyma ,tuz, karabiber ilave edin.İyice yoğurun ve buzdolabında 30 dakika dinlendirin.Elinizle kuru köfte gibi şekil verin.
2. Hazırladığınız köfteler ilk önce çırpılmış yumurtaya daha sonra galeta ununa bulayın ve kızartın.Servis tabağına  köfteleri yerleştirin. Arzuya göre sarımsaklı yoğurtla birlikte sıcak servis edin. Arzu ederseniz köftelerin üzerine kürdan koyarak soğuk servis edebilirsiniz. 
Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

doğal akvaryum azmakta tekne turu…

Gökova körfezi müthiş bir yer… Doğası, denizi sizi sarıp sarmalıyor. Özellikle azmakta tekne turu yapmadan burdan gidilmez. Tekneler on-on beş kişilik burada. Turun başlangıç noktasında yan yana dizilmişler. Sıra hangisindeyse ona biniveriyorum. Kaptan güleryüzlü bir yandan da çevreyi anlatmakla meşgul.

yolculuk başladı…
Tekne turları ortalama birbuçuk saat kadar sürüyor. Gezinti sırasında dikkat etmeniz gereken iki şey var. Birincisi etrafın manzarası, derenin aldığı kıvrımlar, tepeler. Önce onlara bir göz atalım.
seyir halinde etraf…

İkinci dikkat etmeniz gereken şey ise, suyun rengi ve sudaki yaşam. Suyun rengi yeşil. Ama parlak yeşil. Canlı yeşil. Nefesiniz kesiliyor bu renge bakarken. Ayrıca su o kadar temiz ki, suyun içindeki yaşamı, yosunları, balıkları her detayı görebiliyorsunuz. Ördekler, kazlarsa suyun içinde ve dışında mutlu mesut yaşıyorlar. Buyrun bakalım…

 ördekler…

suyun yeşili… 

suyun içinde hayat…

Bu gezinin ardından canınız karaya bile çıkmak istemiyor. Gezi çok kısaymış, bir daha yapsam keşki düşünceleriyle tekneden iniyorsunuz. Tekrar moral kazanmak ise çok kolay. Gezinin bittiği yerin elli metre ötesinde teknede balık yapıyorlar. Hemde enfes. Bir tane balık ekmek yedim, doydum ama tadı damağımda kaldı. Bari bunun ikincisini yiyivereyim diyorsunuz. İkinci balık ekmeği yerken neşe gene tavana vuruyor.
Buraları mutlaka görün derim.
Sağlıcakla,

Çalakalem Gezilerim... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Adam fisildadi "Tanrim, benimle konus" ve bir kus sarki soyledi. Ama adam duymadi. Adam haykirdi, "Tanrim, benimle konus" ve gokyuzunde firtina cikti…

Adam fisildadi “Tanrim, benimle konus” ve bir kus sarki soyledi.

Ama adam duymadi.

Adam haykirdi, “Tanrim, benimle konus” ve gokyuzunde firtina cikti.

Ama adam dinlemedi.

Adam etrafina bakti ve “Tanrim, seni gormeme izin ver” dedi. Ve bir yildiz piril piril parladi.

Ama adam gormedi.

Ve adam bagirdi, “Tanrim, bana bir mucize goster”.
Ve yeni bir varlik hayata geldi geldi.

Ama adam farketmedi

Adam umutsuzlukla “Bana dokun Tanrim ve burada oldugunu bilmemi sagla” dedi. Tanri asagiya adama eristi ve dokundu.

Ama adam kelebegi uzaklastirdi ve yurumeye devam etti.

Bu anonim hikayenin Tanri’nin her zaman “verilmis” kabul ettigimiz kucuk ve basit seylerle etrafimizda olduguna dair muthis bir hatirlatici olduguna inaniyorum.

Bu hikayeye bir diyalog da ben eklemek isterim.

Adam agladi, “Tanrim, yardimina ihtiyacim var!”.

Ve iyi haberler ve cesaret iceren bu paylaşım geldi

Sağlıcakla,,,

Kaynak:şifa çemberi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

bugün işe gelemeyeceğim…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Uslanma hiç hep deli kal Büyüme sakın çocuk kal Es deli deli böyle kal… Aziz Nesin

Kendime Öğüt

Uslanma hiç hep deli kal
Büyüme sakın çocuk kal
Es deli deli böyle kal
Son harmanında sevdanın
Tüken toz toz savrula kal
Suçüstü bulmalı ölüm
Ölürken de sevdalı kal …

_Aziz Nesin_

Asch Gruba Uyma Deneyi- Social Effection- Muhittin Korucu

Asch deneyi 1953’de yayımlanan insanın karar verme sürecinde, çevresinin etkisinin ne denli önemli olduğunu anlamaya çalışan deneydir. Deneyi polonyalı sosyal psikolog Solomon Asch yürütmüştür. Deneye katılacak olan katılımcılara bir görüş testine girecekleri söylenmiştir. Deneyde tüm katılımcılara bir çift k…art gösterilmektedir. Bu kartların birinde biri kısa biri orta ve biri uzun olmak üzere 3 çizgi vardır. Diğer kartta ise tek bir çizgi bulunmaktadır. Deneklere bu karttaki çizginin diğer karttaki çizgilerden hangisine benzediği sorulmuştur. Deneyde katılımcılardan biri hariç diğer hepsi Asch’ın asistanlarıydı ve önceden belirlenen davranışları yapmaktaydılar. Deneyin amacı gerçek deneğin davranışlarının diğer deneklerden ne derece etkilendiğini bulmaktı. Katılımcıların hepsi aynı odada durmakta ve kendilerine kart çiftleri gösterildikten sonra sırayla cevap vermeleri istenmekteydi. Gerçek deneğe ise sıra en son gelmekteydi. Sıra ona gelene kadar denek diğer katılımcıların cevaplarını duymaktaydı. İlk birkaç denemede tüm denekler doğru cevap vermekteydi. Fakat daha sonra gerçek denek dışındaki katılımcılar hep birlikte yanlış cevaplar vermeye başladılar. Cevap sırası kendisine gelen gerçek deneklerden %32’si grubun yanlış da olsa söylediği cevaba katılmıştır.
Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beni en iyi terzim tanır… çünkü her seferinde ölçülerimi yeniden alır. Oscar wilde Hüsrev’e teşekkürlerimle…

Beni en iyi terzim tanır… çünkü her seferinde ölçülerimi yeniden alır. Oscar wilde

Sebepsiz sevmektir aşk,nedeni olmadan bağlanmak birine.Gözlerine baktığında erimektir içten içe,… Can Yücel… Senem’ teşekkürlerimle…

Sebepsiz sevmektir aşk,
nedeni olmadan bağlanmak birine.
Gözlerine baktığında erimektir içten içe,
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
Hatta sarıLamamktır utançtan,
Çünkü utanmaktır sevmek aslında,
Sevmek nedir aslen?
Ölmek mi uğruna?
Yaşamak mı onunla?
Sevmek mi ömür boyunca?
yoksa ayrılmak mı gerekince?
Nedir insanı başkasına bağlayan?
Güzelliğimi?
bilmez kimse bu soruların cevabını..
Kimi sever güzelini,
Kimi sever özelini…

Can Yücel

Aslında sürekli tebessüm edenler, içten içe acı çekenlerdir.. Unutma, her gülen yüz mutluluk ifadesi değildir !… Alev’e teşekkürlerimle…

Aslında sürekli tebessüm edenler, içten içe acı çekenlerdir.. Unutma, her gülen yüz mutluluk ifadesi değildir !…

konserde akan gözyaşlarım…

Okul bitti. Okuldaki arkadaşlarla görüşmez olduk. Herkes kendi yoluna gitti. Kendi dünyasına çekildi. Okuldaki arkadaşlardan birisiyle tam on sene sonra Eminönü’nde karşılaştık. O gün, o satte ikimiz de ordayız. Tam on sene sonra Eminönü’nde buluşalım demişiz gibi. Sokakta buluştuk. Onca yıl neler yaptığımızı anlattık ayak üstü. Telefon numaraları alındı verildi. Ve bu sefer o numaralar arandı. Tekrar görüşüldü. Bağlar sıkılaştı.

Arkadaşım Türk Sanat Musiği korosuna gitmeye başlamış. Bir iki kere beni çağırdı. Ben koro işini düşünmeye başladım. Arkasından bende koroya gitmeye başladım.

Turk sanat müziği içli müzik. Notalar sizi bir yerden alıp başka yere götürüyor. Besteler çok derin. Saadettin Kaynak’la, Hacı Arif Bey’le ve niceleriyle orada tanıştım. Makamlar önce ağırdan başlarmış, sonra hızlanırmış. Ruha öylesi iyi gelirmiş. Hep orada öğrendim. Her makam bir hastalığı tedavi edermiş. Kendi üstümde test ettim. Doğru. Ne zaman boğazım ağrısa, başım ağrısa prova gününü beklerim. Geçiyor. Gerçekten geçiyor.

Geçenlerde blog yazmaya başladığımı söyledim, hep iyi şeyler yaz diye tembihlediler beni. Peki dedim. Hep iyi şeyler yazıcam.

Geçen sene konsere çıkılacak. Ben de bir heyecan. Tabi siyah elbise giymek lazım. Ben de o her hatunun dolabında olması gereken siyah elbise yok. Almak lazım. Önce arkadaş taraması yapıyorum… Nerde ne var, ne tavsiye edilir dinliyorum. Sonra anneme müracaat ediyorum. Anne konser için elbise lazım diyorum.

Tabi bu arada annemlerin ne konserden ne benim çalışmalarımdan haberi var. Annem şaşkın. Kızım niye söylemiyorsun bir şey diyor. Ben ketumum anne diyorum. Aslında doğru, çok ketumumdur. Ama yazarken başka, konuşurken başka bir insan oluyorum.Yazarken rahatım. Konuşurken sıkıyorum, geriyorum kendimi. Kendimi anlatabilmek için illa ki yazmam gerek.

Neyse konumuza geri dönelim. Annem demez mi… Biliyormusun deden de Tokatta korodaydı. Keman çalardı. Anneannen onu kıskandı. Ya ben ve çocuklar ya keman dedi. Sonrası malum. Keman annemlerin oyuncağı oldu.

Fakat ben bütün bunları bilmeden dedemin koro çalışmalarına başka bir şehirde başka bir yüzyılda devam ediyorum. Annem de o günlerden kalma alışkanlıkla, televizyonda hep Türk Sanat Musiği konserlerini dinlermiş. Kim ne giymiş, kim ne kadar söylüyor hep incelermiş. Eee dedim, dedemin koro işi benim dna’ma kodlandı herhalde. Onun yarım bıraktığı yerden ben devam ediyorum…

Neyse annemle beraber bir kaç dükkan taramasından sonra bana konser elbisesini alıyoruz. Son provalar, son telaş derken. Gösteri günü geliyor. Ben birinci sıradayım. Başlıyoruz söylemeye. Önce gözlerimi kapatıyorum. Ya da kapanıyorlar. İyice içine giriyorum bestelerin. Sonra bazılarında başlıyorum ağlamaya. Görürdüm de şaşırırdım şarkı söylerken ağlayanlara. Hakikaten oluyormuş…

Bir de koroya başlamadan önce kendimi ney’e sevdalı sanırdım. Kanun’a aşık buldum. Mutlaka bu müziği dinleyin. Ruhunuzu besleyin.

Ben gerçekten bu konuda çok şanslıyım. Çok doğru insanlara, çok doğru bir hoca’ya rastladım. Koromuz İktisat Fakültesi Mezunları Cemiyeti Türk Sanat Musiği korosu. Her çalışmamız ayrı bir sıcaklık ve dostluk ortamında geçiyor. Saz heyeti ise bu işi gönülden yapan insanlar. Belki de onların musik sevdası bize geçiyor. Bilemiyorum. Hocamız ise Osman Aksu. Onu yere göğe koyamam. Hepimizin üstünde emeği çoktur. Koromuza nice konserler diliyorum…

Sağlıcakla,

Genel kategorisinde yayınlandı. Etiketler: . Leave a Comment »

Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir. Einstein

Benim özel yeteneğim yok, sadece tutkulu bir meraklıyım.

– Çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçme diğim için başarıyorum.

– Hayalgücü herşeydir. Bilgiden daha değerlidir. Hayalgücünüz geleceğinizi belirler

– Başarılı olmak istiyorsanız, hatalarınızı üçe katlayın.

– Hiç hata yapmayan insan yeni birşey denememiş demektir.

– Ben geleceği hiç düşünmem, ne de olsa gelecektir.

– Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizi değiştirmelisiniz.

Einstein…

karikatür- piyasaya önce şunu süreriz…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

yemekte ne var??? pizza…

pizza tarifi, yemek tarifleri

Malzemeler
Hamuru için:
6 kahve fincanı un
2 fincan yoğurt
1 fincan sıvı yağ
1paket kabartma tozu
1adet yumurta
Hazırlanışı
Hamuru hazırlayarak yarım saat kadar dinlendirin. Daha sonra tepsiye yayın. Üzerine salçalı sos hazırlayarak sürün. Dilediğin, sevdiğiniz şekilde malzemelerinizi kullanarak pizzanızı oluşturun. Salam, sucuk, kaşar peyniri, mantar, zeytin vs. kullanabilirsiniz. 170 derecede ısıtılmış fırında pişirin. Afiyet olsun..

Kaynak: nefis yemek tarifleri

Yemekte Ne Var ??? kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »