Enerjinizi Çalan 7 Şey…

oncelik-belirlemek[1]
1. Sandalye veya Koltukta Uzun Süre Oturmak
Uzun bir süre boyunca, bir pozisyonda oturmak enerjinizi azaltabilir. Televizyon seyrederken veya bilgisayar kullanırken bile bu durum söz konusu olabilir. Çünkü vücudunuz hareketsizliği uyumakla eş tutar.
Çözüm: Sık sık gerinin, kalkın ve biraz dolaşın. Bu molalar vücudunuzu uyanık tutacaktır.
2. Kötü Duruş Enerjiyi Boşa Harcar
Vücudu dik hâlde tutmaya çalışılırken büyük miktarda enerji harcanır. Kötü duruş (öne eğilme veya sallanma) omurganın hizasını bozar. Omurganın dengesi ne kadar bozulursa, kaslar da bunu telafi etmek için o kadar enerji harcar.
Çözüm: Hareket ederken, oturuyorken veya ayakta dururken başınız ve vücudunuzun bir doğruda olmasına özen gösterin. Başınız öne düşmesin. Kulaklarınız omuzların tam üstünde olsun.
3. Çok Düşük Kalorili Diyetler Yorgunluğa Neden Olur
Fazla kilolardan kurtulmak enerjinizi artıracaktır, ama bunu çok düşük kalorili diyetler yoluyla yapmak size yardımcı olmaz. Bu diyetler, özellikle günlük alımın 850 kaloriden az olduğu diyetler, sizi daha yorgun yapacak, hatta sağlığınızı başka yollardan etkileyecektir.
Çözüm: Sağlıklı beslenerek kilo vermeye çalışın. Hazır gıdalardan ve şekerli yiyeceklerden kaçının, porsiyonlarınızı küçültün. Haftada 1 kilo vermek en ideali.
4. Sürekli Kapalı Ortamlarda Bulunmak
Evden işe, işten eve gibi bir yaşam tarzı, özellikle soğuk kış aylarında, kolaylıkla benimsenebiliyor. Ama temiz havadan ve güneş ışığından yeterince yararlanmamak başka bir yorgunluk nedeni.
Çözüm: Günde en az bir kere 10 dakikalık yürüyüşe çıkın. Hava bulutlu bile olsa daha fazla güneş ışığı alacak ve temiz havadan faydalanacaksınız.
5. Poğaça Gibi Karbonhidrat Oranı Fazla Yiyeceklerle Kahvaltı Yapmak
Karbonhidrat oranı fazla olan yiyecekler kan şekerinin bir anda yükselmesine neden olur. Ama bir-iki saat içinde de kan şekerinde ani bir düşüş yaşanır. Sonuç mu? Enerjiniz kalmadığından bitkin düşüverirsiniz.
Çözüm: Kahvaltı günün en önemli öğünü. Bu öğünü atlamadan, lif ve protein açısından zengin besinlerle kahvaltınızı yapın.
6. Sürekli Endişe Enerjinizi Yok Eder
Eğer gün boyunca bir şey hakkında kaygılanırsanız, kalp atış hızınız ve tansiyonunuz yükseleceğinden, kaslarınız sıkılaşacağından yorgunluk ortaya çıkacaktır.
Çözüm: Endişelerinizi çözmek için biraz zaman ayırın. Pozitif çözümler üzerinde düşünmeye çalışın ve sonra endişelerinizi zihninizden kovun. Bir görev veya bir ödevi sabah ilk iş olarak yapın ki bütün gün bunun hakkında endişelenmeyin.
7. Kış Günleri Bitkinliği Artırır
Günün kısa olduğu kış zamanı uyku uyanıklık döngüsü bozulabilir. Kışın daha az güneş ışığı alınacağından, uykuya dalma hormonu olan melatonin daha fazla salgılanır. Bu da uykulu bir hâle neden olur.
Çözüm: Kış günlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkmaya çalışın, bol meyve ve sebze yemeye özen gösterin.
multiyasam.com’dan alıntı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiç kimse size inanmasa da siz kendinize inanın.

b267e03b0e508e2beda84b6655e68d3a[1]

Hiç bir zaman geç kalmadınız, kaç kere yoldan dönmüş de olsanız, kaç kere döndürülmüş de olsanız, dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız, hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız, kendinizin ‘Yüreğiniz’ tarafından kabul edileceğine inanmıyor olsanız da siz yine de ‘kendinize-Yüreğinize’ yürüyünüz. Hiç kimse size inanmasa da siz kendinize inanın.
/ Mevlana

Yeni Ayda Gittiğin Her Yerde Sultanlar Gibi Karşılanma Ritüeli

anette-inselberg-ritc3bcel-sulyan-dilekler[1]

Bu ritüeli 1 Haziran -10 haziran tarihleri arasında yapabilirsiniz…

Yeni Ay Ritüeli Malzemeleri:

Pembe karton
Bir bardak su
Sevdiğiniz bir kolye
Çörek otu
Lavanta
Pembe çiçekler (bulamazsanız kağıda çizip boyarsınız)

Yeni ay Ritüelinin Yapılışı:

Gün içinde uygun bir zamanda ritüel alanını oluşturuyorsunuz. Ritüel alanını oluşturmak için adımlar şöyle:

1) Pembe kartonun ortasına bir bardak su ve içine sevdiğiniz kolyeyi koyuyorsunuz

2) Fotoğrafta görüldüğü gibi çörek otlarını yuvarlak yaparak kartonun üzerine serpiyorsunuz

3) Çörek otlarının üzerine lavantaları serpiyorsunuz

4) Pembe çiçekleri çörek otları ve lavantaların üzerine koyuyorsunuz ve üç tane pembe çiçekle yuvarlağı bitiriyorsunuz

5) Akşam 19:00 – 22:00 arası en sevdiğiniz kolyeyi iki avucunuzun içine alıp şu sözleri söylüyorsunuz: ‘’Seni taktığım sürece ……….. ayı içinde her gittiğim yerde sultanlar gibi karşılanacağımı, bana şans, bolluk ve bereket getireceğini biliyor ve sana teşekkür ediyorum”. Sonra takımızı bardaktaki suya geri bırakıyoruz

6) Akşam 19:00 – 22:00 arası yuvarlağın en sonundaki üç pembe çiçeği avuçlarınızın arasına alıyorsunuz ve şu şözleri söylüyorsunuz: “Allahın izniyle sırasıyla üç dilek diliyorum (dileklerinizi dileyin) ve olması için üç gün içinde ya toprağa gömeceğim ya da denize savuracağım. Bütünün ve benim en yüksek hayrıma dileklerim kabul oldu, kabul oldu, kabul oldu”

7) Üç gün içinde takınızı takın ve ayın sonuna kadar hiç çıkarmayın. Takınızı takarken “bundan sonra her gittiğim yerde sultanlar gibi karşılanıyorum” deyin.

8) Üç gün içinde tüm malzemeleri ya toprağa gömün ya da denize savurun. Dileklerinizi temsil eden üç çiçeği gömer ya da savururken “dileklerim çoktan kabul oldu, dileklerim çoktan kabul oldu, dileklerim çoktan kabul oldu” deyin.

Şifa olsun…

Anette İnselberg/ Her Şey Değişir Kitabımdan

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Platon’un ünlü mağara alegorisi…

61292227_10157387562219962_8847324659130040320_o[1]
Bir mağaranın içinde, dışarıdan gelen ışığa arkalarına dönük olarak ömürlerini geçirmiş olan insanların tek gördükleri önlerine vuran hayvan, insan ve nesne gölgeleridir.
Gerçek formunu hiç görmemiş bu insanlar için tek gerçeklik bu gölgelerdir. Hapis olan kişilerden biri bir gün aniden serbest kalır.
Mağaranın dışındaki dünya ile karşılaşır. Tamamen ışık ile yani gerçek ile tanışan bu kişinin gözleri neredeyse körlük yaşar.
Zamanla şimdiye kadar gerçek sandığı gölgelerin aslında gerçek olmadığını ve gerçeklerin birer karanlık yansıması olduğunu anlamaya başlar…
Hayatın gerçeğini anlayan bu kişi mağaraya dönüp diğer insanlara gölgelerin sahte olduğunu ve asıl gerçeğin dışarıda olduğunu anlatmaya çalışır. Ancak dışarıyı hiç görmeyen bu insanlar anlatılanı idrak edemezler ve kızgınlıkla karşı çıkarlar…
Platon, mağara alegorisi yani benzetmesinde bir şeyleri anlamaya başlamış olan filozofların bunu halka anlatamayışını örneklemek istemiştir.
Bu metafor günümüz dünyası ve düzeni içinde hala geçerlidir. Çünkü insanlar anlayabildikleri kadarını kabul edip kendi anlayışlarının ötesinde anlatılanları kabul etmezler. Bu yüzden gerçekleri anlatanlar bir şekilde toplum içinde baskı altına alınır.
Işığı-gerçeği görmek doğruyu duymak rahatsız edicidir. Bu yüzden zihin karanlığı ve esareti seçer. Cahillik mutluluktur..Gerçek ile yüzleşmek ve özgür olmak cesaret ister.
Herkesin bir gün mağaradan çıkabilecek kadar cesur olması dileğiyle…”

Sen kendin neysen, bil ki hep kendinle karşılaşırsın…

 

61911868_641945619602606_869100694068527104_n[1]

Sevdiğin, senin aynandır.
Hiç böyle düşündün mü? Sevdiğin, en yakın gördüğün 3 insana bak. Hepsinde senin yansıman var. Biri çok eğlenceli, bu yüzden eğlenceli tarafını aynalıyor sana. Biri çok sırdaş, bu yüzden sır tutan tarafını gösteriyor sana. Diğeri çok mutsuz, kırgın tarafını ispatlamaya çalışıyor sana…
Geçmişten bugüne kadar aşık olduğun insanlara bak. Hepsinde senden izler var. Kimisi serseri, kimisi sinirli, kimisi kırılgan, duygusal, kimisi saf, kimisi kızgın. Ama hepsi senin yansıman. Sen kızgınsan mesela ailene, hayata kızgın birini çekersin kendine. Sen serseriysen arkadaşlarınlayken, ilişkide serseri olan birini çekersin kendine…
Çünkü sen, hangi enerjideysen, o enerjideki insanlarla buluşturur hayat seni.
“Ben böyle birini hiç istememiştim” deme. O’nda o kadar çok şey gördün ki, kendinden sakladığın… Bu yüzden sevdin onu..
Her şey ayna görevi görür.
Sen kendin neysen, bil ki hep kendinle karşılaşırsın… “En iyi sen”le karşılaşman dileğiyle! ✨❤️#2017denbeklentim#ayna#ardaerel

Olup biteni nasıl görmüyorlar diye öfkelenmeyin…

61605250_379912069287367_5903925662137188352_n[1]

Olup biteni nasıl görmüyorlar diye öfkelenmeyin. Her varlığın belli bir enerji düzeyi var ve her varlık ancak bu seviyeye uygun bilgilere ulaşabilir.

Evrendeki yayının kendi frekansına uygun olanını alır; üstündeki yayını duyamaz, göremez, hissedemez.

Bundandır k,, ”gözleri vardır; görmezler; kulakları vardır; işitmezler.

Kalplerindeki mühür açılana dek bir üst yayını alamazlar.

Kaynak: kuantum farkındalık

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Duygular, frekanslar ve sonuçları…

duygular frekanslar ve sonuçları

 

Duygular, frekanslar ve sonuçları…
▪️Kendinden utanç duyan başkasını aşağılar, eziyet eder 20 Hertz de titreşir.
Sonuç: Yok oluş.
▪️Suçluluk duyan kin tutar, suçlar, 30 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Yıkım.
▪️Duyguları körelen başkalarını kınar, eleştirir, 50 Hertz de titreşir.
Sonuç: Tıkanmak ve çaresizlik.
▪️Yetersizlik duygusu hisseden kibirle örtünür, 75 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Keder ve pişmanlık.
▪️Korkuyla yaşayan cezalandırır, 100 Hertz de titreşir.
Sonuç: Daha fazla korku ve anksiyete.
▪️Doyumsuzluk, ihtiras hisseden muhtaç olur, 125 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Kölelik ve hayal kirikliği.
▪️Öfke hisseden intikam peşine düşer, 150 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Nefret ve saldırganlık
▪️Gururlu olan talep eder, küçümser, 175 Hertz de titreşir.
Sonuç: Balon gibi şişmek.
▪️izin verip, destekleyen cesaret sahibidir, 200-250 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Özgürlük ve güç kazanmak
▪️Umutlu olan ilham vericidir, 310 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Değişime açık olmak.
▪️Kendisiyle barışık olan uyumlu ve merhametlidir, 350 Hertz de titreşir.
Sonuç: Affetmek ve aşmak.
▪️Anlamı gören bilgedir, 400 Hertz de titreşir. Sonuç: Görünenin ötesini idrak etmek.
▪️Seven, sevilendir, 500 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Yaratıcı güç ve ilhamla dolmak.
▪️Bütünlüğüne kavuşan Birliği yaşar, 540 Hertz de titreşir.
Sonuç: Sevinç ve dinginlik bir aradadır.
▪️Tamlığı deneyimleyen mükemmelliği deneyimler, 600 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Aydınlanmak.
▪️Özben’i (Self i) deneyimleyen 700-1000 Hertz’de titreşir.
Sonuç: Saf bilinç.
▪️En yüksek frekansa (700-1000 Hertz) ulaşmış bir bilinç, düşük frekanslı 70 milyon bilinci dengeleyebilir…
Alıntı.

İç- Konuşmanın İnanılmaz Gücü

anette inselberg iç konuşma
Hayatınızın herhangi bir yönünde gelişim gösterme niyetindeyseniz, ister sağlık konusunda olsun, ister kariyer, ister ilişkiler, harekete iç konuşmanızı değiştirerek başlayın. Neler olduğunu görünce şaşıracaksınız.
▪️İç-Konuşma Nedir?
Kendimizle her gün (dakikada 150 ila 300 kelime olmak üzere) 50000 kelime konuşuyoruz. Bu kelimeleri okurken, aynı zamanda kendinizle de bir diyalog halindesiniz. Bir yandan bu yazının sizde bıraktığı etkileri kendinizle tartışıyorsunuz, bir yandan da bugün yapmanız gereken şeyler veya gelecekle ilgili kaygılar dikkatinizi dağıtıyor. Bu iç düşünme ya da iç konuşma zihnimizin bilinçli bölgesinde meydana gelir.
Çoğu insanın bilincinde olmadığı şey ise iç konuşmalarımızın bilinçaltımıza verilen komutlar olduğu. Bilinçaltımızın görevi zihnimizin bilinçli bölgesi tarafından verilmiş emirleri taşımak. Bilinçaltımız günde 24 saat haftada 7 gün boyunca bizim kişisel hizmetimize amadedir.
▪️İç-Konuşma Nasıl İşe Yarar?
Denizi geçmekte olan bir gemi hayal edin. Geminin kaptanı yüksek sesle emirlerini söylüyor, tayfa da bunları yerine getiriyor. Tayfaların içeride, geminin nereye gittiğini, neyle karşı karşıya kalacağını bilmeden bu görevleri yaptıklarını düşünün. Kaptan bilinci, tayfa ise bilinçaltını simgeliyor.
Yani kaptan tayfaya şu emirleri verdiğinde:
“Tam gaz ileri, 15 derece kuzeye, vs”,
Tayfa sadece şu şekilde karşılık verir: “Emredersiniz, kaptan” ve emirleri eksiksiz yerine getirmeye çalışır.
Tayfa geminin bir buzdağına doğru mu gittiğini, yoksa başka bir gemiyle mi çarpışacağını, ya da hedefine mi yöneldiğini önemsemez. Emirler hiçbir şekilde yargılanamaz ve kaptan sorgulanamaz. Gemi metaforu bilinç ile bilinçaltı arasındaki ilişkiyi iyi bir şekilde gösterir. Bunlar iki farklı akıl değil, aynı aklın iki parçası olarak açıklanabilirler.
O yüzden, kendimize ne söylediğimiz ya da kendimizi nasıl tanımladığımız düşüncenin bilinç düzeyini çıkış noktası olarak alır. Eğer sürekli olarak şunları söylersek;
“İsimleri hiç hatırlayamıyorum”
“Evliliğim dağılıp, gidiyor”
“Yeteri kadar param hiçbir zaman olmayacak” vs…
Bunlar siz farkına varmasanız da bilinçaltına yöneltilen talimatlar oluyor. Bilinçaltımızın görevi de durmak bilmeden talimatları gerçekleştirmeye çalışmak olunca, bu problemler iyice su üstüne çıkıyor. Bilinçaltımız talimatların bizim için iyi veya kötü olup olmadığına karar veremiyor, sadece ondan istediklerimizi yerine getiriyor.
▪️İç Konuşma Neden Önemlidir?
Şunu hemen not alalım: “Hayatta istediğimiz şeylere değil, beklediğimiz (umduğumuz) şeylere sahip oluyoruz”. Şunu fark etmemiz de çok önemli: “kendimizle ilgili görüşümüz (benlik) iç konuşmamız ile yaratılır ve kendimizle ilgili görüşümüz (benlik) hayatın her alanındaki performansımız için belirleyici olur.”
Kendimizle ilgili yüzlerce görüşümüz olabilir. Aşçılık yeteneğimizle ilgili iyi bir görüşümüz vardır, örneğin “çok iyi yemek pişiririm”, sosyal yeteneklerimizle alakalı kötü bir görüşümüz olabilir “insanlarla arkadaşlık kurmada zorlanırım. İlk defa karşılaştığım bir insanla iki kelime edemem.” Bunları söyledikten sonra bilinçaltımız kendimizle ile görüşümüzü tutarlı hale getirmeye çalışıyor. İyiye doğru da olabilir bu, kötüye de.
▪️Düşüncelerinizi Değiştirerek Hayatınızı Değiştirin
Biz dünyaya bir inançla, bir tutumla ya da bir fikirle gelmedik. Bizler bomboş bir gemiydik. Sağcı veya solcu değildik. Ne galatasaraylıydık, ne fenerbahçeli, ne de beşiktaşlı. Dünyanın nasıl olması gerektiğine dair inançlarımız yoktu. Ailemizden, çevremizde aldığımız verilerle beraber kendimizle ilgili görüşlerimiz oluşmaya başladı. Zirveye çıkacağımıza inandığımız ya da tam tersine başarılı olamayacağımıza dair fikirlerimiz zihnimizde belirginleşti. 6 yaşımıza geldiğimizde kendimizle ilgili erken dönem görüşlerimizin çoğu oluşmuştu bile. Ama bunlar başkalarından duyduklarımızla değil, iç konuşmamızda bunları nasıl yorumladıysak öyle şekil bulmuştu.
Kendi iç konuşmamız kendimizle ilgili görüşümüzü oluşturuyor ve kendimizle ilgili görüşümüzle performansımız arasında direkt bir ilişki var. Yaşamımızın herhangi bir alanında performansımızı ve etkinliğimizi artırmak istiyorsak, kendimizle ilgili görüşümüzü geliştirmemiz lazım.
Arzuladığımız sonuca ulaşmamızı sağlayacak dili yaratarak kendimizle ilgili görüşümüzü yukarı taşıyabiliriz. Yenilenmiş iç konuşmamızı tekrarlayarak bilinçaltımıza talimatları göndermeye başlayalım. Bilinçaltımız da yeni görevleri yerine getirmek için hemen çalışmaya başlayacaktır.
Bilinçaltımız asla yargılamaz. Doğru mu yanlış mı diye bir tartışmaya girmez, bizim için iyi olup olmayacağını hesaplamaya kalkışmaz. Zihnin bilinçli bölgesi tarafından ona ne söylenmişse onu yapar.
Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, iç konuşmanızla ilk adımı atın, eminim ki sonuçları sizi şaşkına çevirecek.
“İçe Dönük Konuşmanın Gücü”, Shad Helmstetter

Beynimiz aslında gerçek ile imgelemeyi ayırt edemiyor.”

ANETTE İNSELBERG İMGELEME

 

Evrene yaydığımız düşüncelerimizde bir enerjidir ve benzer enerjileri kendine çeker.
Bu sebeple düşüncelerimizde de ne istediğimize kesin karar verip bu isteğimizi çeşitli imgelemelerle o anın içinde varmış gibi imgelerle kuvvetlendirirsek, hatta bu imgelemeyi elimizden geldiği kadar detaylandırırsak isteklerimiz ve düşüncelerimizin de bizlere çekildiğini o kadar çabuk ve etkili görmeye başlarız.
Bilim adamları bazı testler yapmışlar, bir nesneye baktığımız anda gördüğümüz nesne doğrultusunda beynimizin belli bir kısmının aktif hale geçtiğini tespit etmişler.
Daha sonra aynı nesneye bakmadan, sadece bu nesneyi imgelediğimizde de beynin aynı kısmının aktif hale geçtiği tespit edilmiş.
Bunu örnekle açıklayacak olursak; rengarenk çiçeklerin olduğu bir tarlayı gerçekte gördüğünüzde de beyninizin aynı kısmı aktif hale geliyor, tamamen farklı alakasız bir yerde olduğunuzda, ama bu rengarenk çiçekli tarlayı imgelediğinizde de beyninizin aynı kısmı aktif hale geçiyor.
Beynimizdeki hipofiz bezleri ise imgelediklerinize uyumlu frekanstaki kimyasalları vücudunuza salıyor.
Kısacası “beynimiz aslında gerçek ile imgelemeyi ayırt edemiyor.”
Aslında bu tek cümlelik bilgi hayatınızı büyük oranda değiştirmeye yetebilecek bir bilgi. Yani gerçekten çiçeklerle dolu bir tarlada olmasanız dahi onu imgelemek size gerçektenden orda bulunmuş gibi etki edecektir. O huzuru ve mutluluğu sağlayacaktır.
Sık sık soruluyor, “İmgeleme yapmakta sıkıntı çekiyorum, beş duyumla hayalimin içine giremiyorum, bu konuda başarılı olabilmek için neler yapabilirim?”
Şimdi sizlere imgelemelerinizde özel sonuçlar yaratabilecek ve beyninizin elektrik vuruşlarının belirli bölümlerini uyaracak bazı nörolojik tetikleyicilerden bahsetmek istiyorum.
Aşağıdaki egzersizleri sık sık tekrarlarsanız, yaratmak istediğiniz hayalinizin içine daha hızlı girerek, arzu ettiğiniz geleceği daha çabuk yaşayabilirsiniz.
1. Görsel anıları hatırlamak için; Dimdik ileriye bakın ve sonra sol yana bakın. Gözlerinizi orda 25 saniye kadar tutun. Bu süreç hatırlamak istediğiniz görsel anıları hatırlamak için zihninizi zorlar. Ayrıca görsel hafızanızı da güçlendirir.
2. Duyma yada ses hafızanıza ulaşmak için; Sol aşağıya bakın. Sesle ilgili bir şeyi hatırlamak istediğinizde bunu yapmalısınız. Böylece imgeleme ve iç duyma hissiniz daha çok gelişir. Bu önemli olabilir çünkü imgelemenize ses eklemek etkisini hızlandıracaktır.
3. Dokunma hafızanızı veya dokunma imgelemenizi hatırlamak için; Sağ aşağıya bakın. Belirli bir anınızı hatırlarken (dokunma) günlük yaşamınızda bunu yaparak bu tetikleyiciler üzerinde çalışabilirsiniz.
4. Sağ yukarıya bakmak : Çok önemli bir tetikleyicidir. İmgelerken bu tetikleyici yeni görsel oluşumlara gidebilir. İmgeleme yaparken, hayali bir ortam yarattığınızda sağ yukarıya bakarak bunu kilitleyin.
Sağ üste baktığınızda bu imgeniz gözünüzün önüne geleceğinizden zamanla imgelemeye başladığınızda bu Alfa senaryosuna girmek daha kolay olacaktır.
5. Doğrudan aşağıya bakmak; Koku ve tat duyularınızla ilgili olabilir.
6. Yeni ses formlarına girmek için; Düz sağ bakın.
7. İşitsel bir anınızı hatırlamak için: Düz sola bakın.
Püf noktası;
Bu tetikleyicileri yaptıktan ve tetikleyiciyi hatırladıktan sonra (dokunma, tatma v.s) her bir hareketi yaklaşık 25’er saniye yapılmalısınız.
Bu “üçüncü gözünüzü” aktive edecek ve imgelemelerinizin zihninizin derinliklerine (bilinçaltınıza) nüfuz etmesini sağlayacak.
Tüm bunlar sadece 5 dakikanızı alır ama imgeleme becerinizi ve yaratıcılığınızı büyük ölçüde geliştirir.
Bu beyin tetikleyicilerin sizlere imgeleme yapmada çok yardımcı olacağını düşünüyorum.
Alıntı.

Neyi nasıl sorduğun önemli…

sağ beyin sol beyin anette inselberg

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YAŞAMI KULLANMA KILAVUZU

kosulsuzsevgi34_139776196316[1]
1. Size bir vücut verilecektir. Onu beğenebilir ya da ondan nefret edebilirsiniz, ancak kesin olan bir şey varsa o da ömrünüzün geri kalanı boyunca ona sahip olacağınızdır.
2. Dersler öğreneceksiniz. Yeryüzünde Yaşamak isimli tam zamanlı bir okula kaydoluyorsunuz. Her kişi veya her olay birer Evrensel Öğretmen’dir…
3. Hatalar yoktur, yalnızca dersler vardır. Büyümek bir deneyim sürecidir.
Başarı kadar yenilgiler de bu sürecin bir parçasıdır.
4. Bir ders öğrenilene kadar tekrar edilir.Bu ders, ta ki siz öğrenene kadar
size çeşitli biçimlerde anlatılır. Ancak ondan sonra bir sonraki derse geçebilirsiniz.
5. Eğer kolay dersleri öğrenemezseniz bu dersler giderek zorlaşırlar.
Dışsal sorunlar içsel durumunuzun kesin bir yansımasıdır. İçsel engelleri
ortadan kaldırdığınız zaman dış dünyanız değişir. Acı, evrenin sizin dikkatinizi çekme şeklidir.
6. Davranışlarınız değiştiği zaman bir dersi öğrenmiş olduğunuzu anlarsınız..
Bilgelik egzersizdir. Bir şeyin bir parçası, hiç bir şeyin bir çoğundan daha iyidir.
7. Buradan daha iyi bir orası yoktur.Orası dediğiniz yer burası olduğu zaman
gene buraya kıyasla daha iyiymiş gibi görünen bir orası olacaktır.
8. Diğer insanlar yalnızca sizin aynanızdırlar. Diğer bir kişinin bir yönü sizin kendinizde sevdiğiniz ya da nefret ettiğiniz bir yönünüzü yansıtmadıkçaonu sevmeniz ya da ondan nefret etmeniz mümkün değildir.
9. Yaşamınız size bağlıdır. Yaşam size tuvali sunar, resmi siz yaparsınız.
Yaşamınıza sahip çıkın, yoksa başkası sahip çıkacaktır.
10. Daima ne isterseniz onu alırsınız. Bilinçaltınız kendinize çektiğiniz enerjileri,
deneyimleri ve insanları doğrulukla belirler dolayısıyla ne istediğinizi bilmenin en güveniliryolu neye sahip olduğunuzu görebilmektir. Kurbanlar yoktur, yalnızca öğrenciler vardır.
11. Doğru ya da yanlış yoktur,ama sonuçlar vardır. Ahlaki yaklaşımların faydası olmaz.
Yargılamalar ise yalnızca davranış kalıplarını korumak içindir.Yalnızca yapabildiğinizin en iyisini yapın.
12. Cevaplar kendi içinizdedir. Çocukların başkalarının rehberliğine ihtiyacı vardır;
bizler ise olgunlaştıkça Ruhun Yasalarının yazılı olduğu kalbimize güveniriz.
Bildikleriniz duyduklarınızdan, okuduklarınızdan ya da size söylenenlerden çok daha fazladır. Yapmanız gereken yegane şey bakmak, dinlemek ve güvenmektir.
13. Tüm bunları unutacaksınız.
14. Ne zaman arzu ederseniz hatırlayabilirsiniz.
Cherie Carter Scott, Life is a Game

Yol bize vaat edildiği gibi gül bahçesi değildi

18813292_1296737980439181_7268215948439809029_n[2]

 

Yol bize vaat edildiği gibi gül bahçesi değildi önce dikenlerin arasında yürüdük çok şükür şimdi ara ara gülleri de görebiliyoruz

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiçbir şey için benimdir deme…

DV3K626VwAMk08d[1]

Hiçbir şey için benimdir deme.

Sadece de ki, Yanımdadır.

Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne hayat, ne ölüm, ne huzur, hatta; ne de keder daima seninle kalmaz…

HZ.MEVLANA

Her Şey Değişir Kitabımdaki Ritüellere Gelen Teşekkür Yazılarından Çook Küçük Bir Bölümü…

 

Publication1 (2)

Her Şey Değişir Kitabıma Gelen Yorumlardan Ufacıkk Bir Kolaj…Sizlerden bu mesajlar geldikçe çok mutlu oluyorum. Mutluluğumuz hep beraber artsın inşallah…Her Şey Değişir Kitabımı D&R mağazalarında, remzi kitapevinde, kitapyurdu.com ve d&r online siparişlerle temin edebilirsiniz.
Hepimize şifa olsun, kocaman sarılıyor ve öpüyorum sizleri…
Anette İnselberg

Her Şey Değişir Kitabımı D&R mağazalarında, remzi kitapevinde, kitapyurdu.com ve d&r online siparişlerle temin edebilirsiniz.
Hepimize şifa olsun, kocaman sarılıyor ve öpüyorum sizleri…
Anette İnselberg

 

Bu mudra düzenli enerji akışı ve maddi refahı sağlar.

anette inselberg

Bu mudra düzenli enerji akışı ve maddi refahı sağlar. Ama bu, aniden gökten bolluğa düşeceğiniz anlamına gelmez. Gelirler, ihtiyacınız olduğu kadar eşit bir şekilde gelir. Daha fazla değil, daha az değil, refahı hissetmek için yeterlidir. Para her zaman yeterli olacaktır.

Ellerininizi avuç içinizle karşı karşıya gelecek şekilde dizlerinizin üzerine koyun. Avuç içlerinizi birleştirin, küçük parmaklarınızı birbirine bağlayın.

Başparmaklarınızı ve orta parmaklarınızı iki elinizle birleştirin.

Gözlerinizi kapatın. Derin derin nefes alıp verin

Konsantre olun ve kaşlarınızın arasındaki bir noktada biriken enerjinin olduğunu düşünün.

2-3 ay boyunca günde iki kez bu ritüeli yapın. Yapmak için en uygun zaman sabah ve akşamdır.

Akıllı mudra, mali durumlarını iyileştirmek isteyen herkese uyar.

kaynak : /www.spiritueller.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »