Accesss Bar Bilinç Altı Temizliği 2 Haziran Perşembe 10.00-19.30 arası… SON İKİ KİŞİ

13118968_1227897230588174_2911221383180991385_n[1]

ACCESS BARS ™

Mantramız: Hayatın tümü bize Kolaylık, Neşe ve İhtişamla gelir!

Yaşamımızda anlam yüklediğimiz önem verdiğimiz duygularımız, düşüncelerimiz, hislerimiz, inançlarımız, kararlarımız beynimizde depolanarak bir elektrik yükü oluştururlar.
Bu elektrik yükü başımızda yer alan (zaman, umut, farkındalık, yaratıcılık, güç, kontrol, şifa, yaşlanma, cinsellik, para gibi) ve “Bars” adı verilen 32 adet enerji noktasında birikir.

“Bars” çalışması ile amaçlanan o noktalara enerji verilerek orada oluşmuş manyetik alanı serbest bırakmaktır. “Bars” seansında bu noktalara parmak uçları ile yumuşakça dokunularak, bu noktalar aktif hale getirilir. Bu noktalardaki enerji birikiminin serbest bırakılması ile vücudunuzdaki blokajların çözülmesi sağlanır.

Her bir “Bars” seansında hayatınızın (dokunulan belli “Bars” noktasının temsil ettiği alanda) 5 ila 10 bin yıllık kısıtlamaları serbest bırakılabilir. “Access Bars” binlerce kişinin uyku, sağlık, kilo, para, seks, ilişkiler, korku, stres gibi birçok konuda değişimine yardımcı olmuştur.

Eğitim sürecinde 2 seans almış ve 2 seans uygulamış olursunuz
Bir seans yaklaşık 60 ile 90 dakika arası sürmektedir
Seminer saatleri hafta içi ve hafta sonu 10:00 – 19:00 arasıdır

Başvurular

Anette İnselberg
Cep: 0(536) 798 68 68 & http://www.anetteinselberg.com
( Access the Bars® eğitmeni / uygulayıcısı, Kurucular: Gary Douglas ve Dr. Dain Heer)

Psikocity
Valikonağı Cad. Şair Nigar Sok. No: 4/6 Nişantaşı – İstanbul
Tel: 0(212) 234 15 44 – 45

“Bars”ların çalışmasının faydaları:

Zihin ve bedendeki gerilimi yok eder
Günlük yaşamın getirdiği stresi azaltır
Yaşamın üzüntülerini en aza indirir
Aşırı kızgınlık ve öfke eğilimlerini azaltır
Öfke, yorgunluk, tükenmişlik gibi duygular tarafından vücudunuzda oluşturulmuş kısıtlamaları çözer
Duygusal iniş çıkışları yatıştırarak, daha dengeli bir ruh hali içinde olmanızı sağlar
Depresyonu ortadan kaldırarak, neşeyi yaşamınıza geri döndürür
Korkularınızın, fobilerinizin, endişelerinizin giderilmesini sağlar
Enerjiyi arttırırken, yıpranmayı azaltır
Bedenin yaşlanma hızını azaltır
Yıkıcı düşünceleri kökünden söküp atar
Kafanızın içinde sürekli konuşup duran gereksiz düşünce diyaloglarını susturur
Huzur, güven ve iyi hal duyguları yaratır
Hamilelikte kolay, rahat ve sakin doğum sağlar
Çocuklarda ve gençlerde sınav öncesi sıkıntı ve endişelerin giderilmesini temin eder
Kendiniz ve diğer kişiler için zihninizde daha geniş bir kabullenme ortamı yaratmanızı sağlar (bu sayede ilişkilerde düzelme sağlanır)
Kendinize koyduğunuz kısıtlamaları ortadan kaldırarak hayatınızın her alanında daha fazla olasılığa yer açmanıza olanak verir ve fırsatları kendinize çekmenizi sağlar
Kendiniz için şu an kullandığınız enerjiden daha fazlasını kullanmanızı sağlar
Artan odaklanma, problem çözme, hayattan daha fazla keyif alma, işlerin daha kolay yürütülmesi, ruhsal gelişme sağlar

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

28 Mayıs Ctesi 14.00-.18.00 Arası 1. Seviye Reiki Seminerine Son Bir Kişi…

13266103_956374277808888_6903113601496989074_n[1]

 

SON BİR KİŞİ…
REIKI ŞİFA ENERJİSİNİ HERKES ÖĞRENMELİ…

Öğrenilmesi ve uygulanması çok kolay olup herkesin uygulayabileceği bir iyileştirme metodudur. Reiki uygulayabilmek için uzun süren meditasyonlar yapmak, farklı deneyimlere, tecrübelere ya da özel yeteneklere sahip olmak gerekmez.
Eğer yaşam enerjiniz düşükse veya dolaşımında bir tutukluk varsa hastalıklara daha açık olursunuz. Enerjiniz yüksek olduğunda ve rahatça aktığında; daha az hastalanır ve sağlığınızı uzun süre koruyabilirsiniz. O yüzden reiki enerjisini öğrenmek ve kendine düzenli uygulayarak enerjiyi yükseltmek hastalıklardan korunmak için çok önemlidir.
Reiki, vücuttaki sağlığın, uyumun ve dengenin düzenlenmesini sağlar.
Stresli olduğunuzda derin bir rahatlama sağlar.
Şefkat ve sevgi duygularını geliştirir. Uygulama sırasında en çok ortaya çıkan duygu: huzur, rahatlama ve güvendir.
Ruhsal gelişimdeki pozitif etkisi, uygulamadan sonra karşılaşacağınız sorunlara daha derin bir bakış açısı kazanmanızı sağlar. Yaşamınızda doğru kararlar almak için gereken farkındalığa ulaşmanızda yararlıdır.

Reiki 1 Aşama Eğitimi Neleri İçerir?
Reiki Nedir?
Reiki İlkeleri Nelerdir?
Reiki Nasıl Şifa Verir?
Hastalıkların Bize Anlatmak İstedikleri Nelerdir?
Çakraların Anlatımı
Temel El Pozisyonlarının Gösterimi
Reiki 1 Uyumlama
Kendimize Reiki Uygulaması
Başkalarına Reiki Uygulaması
Reiki Bizi Negatif Enerjiden Nasıl Korur
Evi, İşi, Arabayı Negatif Enerjiden Arındırma
Ödev
Seminer çıkışı reiki müzikleri cd’si dökümantasyon ve sertifika verilmektedir

REZERVASYON TELEFON ANETTE :0536 798 68 68

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir ilişki Ne Zaman Biter

13266103_956374277808888_6903113601496989074_n[1]

Bir insanla ilişkinin nerede başladığını bulmak çok kolay. Adını duyduğun, sesini duyduğun ya da ilk tanıştığın, ilk göz göze geldiğin an ilişki çoktan başlamış olur. Ve sen o insan hakkında çoktan karar vermiş bile olursun. İşin şaşılacak tarafı yüzde doksan da doğru karar vermişsindir.

Hadi bakalım bir ilişkinin ne zaman başladığını kolayca çözdük. Peki, bir ilişki ne zaman biter?

İlişki tarafları yollarını ayırdıkları zaman mı biter? Yoo, hiç sanmıyorum. O dönem ilişkinin en kuvvetli yaşandığı dönemlerden biridir bence. Tekrar barışılacak mı sorgulamaları, pişmanlıklar, o ne dedi, ben ne dedimler, özlemler, kızgınlıklar, arasam mılar, aramalar, tekrar kavga etmeler, barışmalar… Bana hiç ilişki bitmiş gibi gelmedi…

İlişkinin kesin bittiğini kabul edelim. Bu sefer acaba arkadaş kalabilecek miyiz endişesi bizi sarar… İçten içe de arkadaş kalalım belki tekrar barışırız arka planda çalışmaya devam eder. İlişki hala devam ediyor anladığım kadarıyla.

Bu aşamadan sonra kimisi arkadaşlığa dönme becerisini gösterir kimisi kesin olarak görüşmeme kararı alır. İki durumda da ilişki yine de bitmez. Kesin olarak görüşmeme kararı aldığın kişiyi, görmezsin fakat düşünürsün çünkü. Ansızın biri onu soruverir. Bir şarkı çalıverir. Birisi saçlarını onun gibi düzeltir. Onun gibi kahkaha atar. Ya da yolda karşına çıkıverir.

Hele şimdinin dünyasında face’te sayfasına bakıp bakmama mücadelesi sürer gider. Acaba şu an ne yapıyor diye merak edersin.

Ya da aradan birkaç yıl geçer, birden aklına düşer. Kalbinde bıraktığı izler tekrar bir canlanır.

Bilmiyorum ama birisiyle tanıştığınızda çok dikkat edin. Sonsuza kadar sürecek bir ilişki başlamaktadır.

Sağlıcakla,

Anette İnselberg

Çalakalem Yazılarım... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZAYIFLAMAK ISTİYORSUN!!! Beden Mühendisi Bahar Pançuk Deniz 0 533 743 52 25

FB_IMG_1456307730192 IMG_20150308_142932 IMG_20150426_220737 IMG_20160506_140918 PhotoGrid_1424115419375 PhotoGrid_1456520468144

 

ZAYIFLAMAK ISTİYORSUN!!!
Eğer güçlü bir niyet varsa, bir çıkış yolu da mutlaka vardır.
YAZ DÖNEMİ KAMPLARI
BIREYSEL DANIŞMANLIK
ve
ONLINE UZAKTAN DESTEK SİSTEMLERİMİZ
ile her nefesinizde yanınızdayız. Siz ideal kiloya yürürken; yolumuzun aynı yol olduğu, yüreğimizin beraber attığı bu süreçte YÜKÜNÜZ YÜKÜMÜZDÜR.
Zayıflamak için aylarca dağ başında ya da ıssız bir adada tecrit olmanıza gerek yok. Ihtiyacın olan tek şey kendini keşfetmek. Herkesin yaptığını değil, sana özel, senin için uygun olanı yapmak.
Su damlalarının, damlaya damlaya bir bardağı doldurabilmesi için karalılıkla süreklilik gereklidir.
Sizi tüm bu incelikleri öğrenebileceğiniz, sabahları inanılmaz bir enerjiyle kalkabileceģiniz, verdiginiz her kiloda daha da gençleşeceğiniz, hastalıklardan uzak kalacağınız yeni hayatınıza davet ediyorum.
Doğru bildiginiz yanlışları değiştirerek ve yeni bilgilerin işe yaradığını deneyimleyerek kendi mucizenizi yaratacaksıniz.
http://www.baharpancukdeniz.com
http://www.bedenmuhendisi.com.tr
Bahar Pançuk Deniz 0 533 743 52 25

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir çok hatalar yaptım şimdiye kadar, inkar etmiyorum, etmemde…

Birbirinden_gzel_papatyalar_2[1]

Bir çok hatalar yaptım şimdiye kadar, inkar etmiyorum, etmemde…
Ders aldıklarım oldu, almaya vakit bulamadıklarım da…
Duyduklarım doğruysa zaferlerim, farklılıklarım, örnek alındığım durumlar da olmuş…
Ahımı alanlar faturasını ödüyorlarmış…
İyiki yapmışım dediğim şeylerde var keşkelerimde…
Şimdi yeni bir hayatım var, yeni insanlarla, yeni yerlerde, yeni zamanlarda…
Eskilerde var hafızamda ama çoğu eski yerlerde, eski zamanlarda…
Geri döndürmek istediğim zamanlarımda var, engellemek istediğim başlangıçlarımda…
Haytımdan seneler çalan insanlar iyiki çalmışlar, iyiki olmuşlar hayatımda, büyütmüşler beni…
Hafızamdan silmek istediğim görüntüler, silemediğim sözler var…
Duymamış olmayı istediğim ama duyduğum, kimilerinin gözüne sokmak istediğim “GERÇEKLERİM” var…!
Bazen saklı kalmasını doğru bulduğum; hepsinin bir yeri ve zamanı olduğunu bildiğim, içimde tuttuğum bir çok şey var…!
Her şeyden öte bunları yapabilecek kocaman bir yüreğim var..!
•Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ERTELEME HASTALIĞINDAN KURTULMANIN 11 MUCİZEVİ YOLU

Yapmanız gereken işin son günü gelmek üzere! Yine de işinizi yapmak yerine, zamanınızı postaları kontrol etmek, sosyal medyaya bakmak, videolar izlemek ve yeni bulduğunuz bloğun içinde kaybolarak geçiyorsunuz. Çalışmanız gerektiğini biliyorsunuz ancak canınız hiç istemiyor.

Bu erteleme fenomenine hepimiz aşinayız. Son dakikacılık ruhumuzda var; maalesef bu sorun hayatımızda çok daha iyi sonuçlar almamızı engelliyor.

1. İşinizi küçük parçalara bölün

1.ertelemek.hastaliktir.onpano-600x400[1]

2. Çalıştığınız ortamı değiştirin

2.ertelemek.hastaliktir.onpano[1]

Farklı ortamlar, verimliliğimizi direkt olarak etkiler. Bu iyi yönde de kötü yönde de olabilir. Odanıza ve çalışma masanıza bir bakın, burası sizi çalışmaya mı itiyor yoksa yatağa biraz kıvrılıp uyumaya mı? Eğer ikinci seçenekse, çalışmak için bu ortamı değiştirmeniz gerekiyor.

3. Detaylı bir plan yaratın

1 iş için 1 adet son gününüzün olması ertelemeye davet çıkarmaktadır işte tam olarak bu yüzden ilk önerideki parçaların hepsine bir son gün tarihi vermeliyiz. Telefonunuza bunun için koyacağınız anımsatıcılar sizi çalışmaya daha çok itecektir.

4. İşinizi ertelemeyi sağlayacak şeylerden uzak durun

4.ertelemek.hastaliktir.onpano1[1]

Eğer bir işi biraz fazla erteliyorsanız belki de ertelemeyi kolaylaştırdığınız içindir. Mesela bilgisayarınızda çalışmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız, e-posta ve sosyal medya bildirimlerinizi kapayın. Kağıt kalem ve ya başka bir ekipmanla bir iş yapmanız gerekiyorsa yanınızda sadece işi yapmak için gerekenler olsun.

5. Harekete geçmenizi sağlayacak insanlarla görüşün

Eminiz; Bill Gates ve ya Mark Zuckerberg’le sadece 10 dakika görüşseniz bu sizi çalışmaya tahmin edemeyeceğiniz kadar motive eder. Tabi her gün Bill Gates ve ya Mark Zuckerberg ile vakit geçiremeyiz ama yine de bu kişiler iş ve ya sosyal çevrenizde bulunan arkadaşlarınızdan, ailenizden biri olabilir. Hedeflerine ulaşmak için çalışan, azimli insanların enerjisinden bizler de faydalanabiliriz. Hatta çoğu zaman bu kişilerle bire bir görüşmeler yerine bloglarını okumak ve ya sosyal medyadan takip etmek bile yetecektir.

6. Yol arkadaşınız olsun

Beraber gidilen yollar hep daha kısa sürer, aynı yere gitmeseniz bile! Sizin gibi hedefleri olan insanlar sizi daha iyi anlayacak ve odaklanma sorununuza ilaç olacaktır. Sonuçta birbirleriyle alakasız sektörlerden olmalarına rağmen dünyanın en zengin iki insanı Bill Gates ile Warren Buffet’ın çok yakın arkadaş olmaları tesadüf olamaz.

7. Hedeflerinizi başkalarına anlatın

Bunu üstteki önerinin daha büyük ölçekte olanı gibi düşünebilirsiniz ve en önemlisi bu insanlar sizi her gördüklerinde projenizin nasıl gittiğini soracaklar : ) Bir bakıma yeni bir sorumluluğunuz olacak ve bu sizi daha çok çalışmaya itecek. Bu yöntemi kullanan insanlar sosyal medyada yapacaklarını paylaşırlar ve aynı zamanda arkadaşlarınızla fikir alışverişi de yapabilirsiniz.

8. Başarılı insanları araştırın

Neyi başarmak istiyorsunuz? Bu işi daha önce başaran kim var? Onları bulun, araştırın ve eğer mümkünse kesinlikle tanışın! Hayallerinizi yaşayan canlı kanıtları tanımaktan daha iyi bir motivasyon olamaz.

9. Hedeflerinizi yeniden gözden geçirin

Eğer çok uzun süredir bir şeyleri erteliyorsanız belki de tekrar gözden geçirme zamanı gelmiştir, bazen yapmamız gerekenle yapmak istediğimiz şey aynı olmayabiliyor. İşinizden uzaklaşın,(küçük bir tatil ve ya doğada geçireceğiniz bir gün iyi olabilir) dürüstçe şu sorulara cevap verin;
-Kesin olarak ne istiyorum?
-Bunu başarmak için ne yapmalıyım?
-Gerekli adımlar nelerdir?
-Yapmam gereken işle yapmak istediğim alakalı mı?
-Eğer değilse, bu konuda başka ne yapabilirim?

10. Bir şeyleri zorlaştırmaktan vazgeçin

İşe başlamak için mükemmel zamanı mı bekliyorsunuz? Belki de şu an mükemmel zamandır. O yüzden lütfen mükemmel zaman konusunu artık dert etmeyin çünkü öyle bir zaman yok. Mükemmeliyetçilik ertelemenin en büyük nedenlerindendir.

11. İşin bir yerinden yakalayın ve yapın!

Son olarak, gördüğünüz gibi öneriler arttıkça sıcaklıkta artıyor!

Bütün stratejileri kurgulayabilirsiniz, planlanmanın en iyisini yapabilirsiniz, aklınızda bir çok güzel teori üretebilirsiniz ama eğer hemen harekete geçmezseniz, hiçbir şey gerçekleşmeyecek.
Biz bugüne kadar işlerini erteleyerek başarılı olan kimseyi görmedik. Ertelediğiniz onu her ne ise bir yerinden yakalayın ve yapın!K

Kaynak: listelist.com1.ertelemek.hastaliktir.onpano-600x400[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evet SEN!!! Bugün Başkasından Beklediğin İlgiyi Sen Kendine Vereceksin…

13260140_848761361896338_5855847939426943583_n[1]

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Eğer söyleyecek iyi bir şeyin yoksa sus.

hqdefault[1]

 

Eğer söyleyecek iyi bir şeyin yoksa sus.
Eğer söyleyeceklerin karşındakine bir fayda sağlamayacaksa sus.
Eğer söyleyeceklerin yararlı ama karşındaki seni duymayacaksa sus.
Eğer karşındaki seni duyacaksa ama konuşmak için zaman uygun değilse sus.

Eğer söyleyeceklerin faydalıysa, karşındaki söylediklerini duyabiliyorsa ve zamanı gelmişse sakın susma.

Cem Şen

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dile Benden Dile Dilersen…

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer size hipotiroid teşhisi konulursa

13239982_10156874926465557_7270001393592946605_n[1]

Eğer size hipotiroid teşhisi konulursa ve doktorunuz size, Synthroid veya tiroid ilaçlarından birini yazarsa;

Doktorunuza aşağıda ki bu 10 besine bakılmasını kesinlikle önermelisiniz.

Eğer aşağıda ki bu besinlerin eksikliği olup olmadığına baktırmazsanız size verilecek ilaç/lar ilk etapta iyi gelebilir ancak zamanla bu besin yetersizlikleri devam edeceği için tiroidiniz iyileşemez.

Sorunun nedeni veya kaynağı tedavi edilmemiş olur.

Metabolizma düşüklüğünün asıl nedeni ortadan kaldırılmamış olur.

Sadece yapay hormonlarla sorun maskelenmiş olur, böylece tedavi kesin sonuç vermez.

Tiroid ilaçları Synthroid vb. kullanmadan önce bu değerlerinizi kontrol ettiriniz;

PROTEİN
MAGNEZYUM
B12
ÇİNKO
İYOT
B2
C VİTAMİNİ
SELENYUM
D VİTAMİNİ
A VİTAMİNİ
Çevremizde rahatsız olan varsa lütfen bilgilendiriniz.

Sağlıklı günler dileriz.

Fatoş Pabuccu Tuncay

Sağlıkla Kal

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TİTREŞİMİN SIRRINI ÇÖZEN KAİNATIN SIRRINI ÇÖZER

Titreşimlerin-Sırrını-Çözen-Kainatın-Sırrını-Çözer[1]

 

Bundan yirmi yıl önce size evrenin aslında kocaman bir titreşim olduğu söylenseydi, küçük evren insanın da etrafındaki her şeyle birlikte her an titreşmekte olduğunu ve hayatın sırrının titreşimlerde saklı olduğu söylenseydi ne düşünürdünüz?

Nikola Tesla titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü

Muhtemelen bu söylenilenlere çok fazla anlam veremez ve üzerinde de fazla durmazdınız. Çünkü o zamanlar titreşimlerin bu derece önemli olduğu insanlık tarafından bilinmiyordu. Gerçi hala da tam olarak bilindiği söylenemez… Hâlbuki bundan 100 yıl önce Nikola Tesla kendi icadı olan deprem makinesini anlatırken şu sözleri söylemişti: “Birkaç saniyede binanın titremeye başladığını hissettim. On dakika daha devam etseydim binayı ve sokağı yıkabilirdi. Aynı cihazla Brooklyn Köprüsünü 1 saatten kısa bir süre içinde East River’a indirebilirdim.” Tesla frekansların yani titreşimlerin sırrını kısmen de olsa çözmüştü. Tesla’ya göre evren kocaman bir titreşimdi ve hepimiz bu titreşimin küçük birer yansımasıydık. Ya da başka bir deyişle evren bir gitar, bizler de onun telleriyiz ve diğer tüm tellerle birlikte her an titreşiyoruz. Bilim adamları yüzyıllardır bu şarkıyı anlamlandırmaya çalışıyorlar ve sonunda notaları keşfettiler. Şimdi de gitarın tellerini koparmadan melodiyi çözmeye çalışıyorlar… Bu yazıda melodiye ait birkaç sol anahtarı vermeye çalışacağız.

Saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz

Her şeyin özü enerjidir. Kütle, enerjinin yoğunlaşmış halidir. Düşünce enerjidir. Enerji sürekli titreşerek bir salınım oluşturur. Bizler de insanoğlu olarak sürekli titreşen enerjileriz. Titreşim seviyemiz düşük olduğu için yeryüzünde çökeltilmiş şekilde yani kütle-beden olarak hayatlarımızı devam ettiriyoruz. Bizim titreşimimize uygun şekilde titreşen enerjileri de kendi titreşim dünyamızda kütle olarak görebiliyoruz (diğer insanlar, hayvanlar, masa, sandalye vs.) İnsan bedeninin doğal titreşim düzeyi saniyede ortalama 300 titreşimdir. Dünya işleriyle fazlaca ilgili olan insanlar bu titreşimin altındadırlar. Frekans yani titreşim düzeyi arttıkça kişilerin doğaüstü güçleri de artmaktadır. Şifa verme gücüne sahip olan kişilerin titreşim düzeyleri saniyede ortalama 500 titreşimdir. 800 titreşim seviyesine gelindiğindeyse medyumik güçler ortaya çıkar. 1000 titreşimin üzerinde telepati kanalı gayet akıcı şekilde açıktır. Saniyede 10 bin titreşim seviyesindeki insan astral seyahat yapabilir konuma gelir. Bu tıpkı bir gitarın tellerinin titreşmesi gibidir. Gitarın telini oynattığınızda önce hızla titreşir, teli göremezsiniz. Sonra titreşim azalmaya başlar ve tel görünür hale gelir. Bizler de şu anda saniyede 300 titreşimle birbirimizi görebiliyoruz ama saniyede 10 bin kez hızla titreşen canlıları göremiyoruz. Onları boyut üstü varlıklar olarak adlandırıyoruz. İçimizden pek azımız yani medyum diye tabir ettiğimiz kişiler onlarla temasa geçebiliyor. Bazen kanal olarak da onlardan gelen bilgileri aldıklarını iddia edebiliyorlar. Bu kişilerin bir kısmı şizofren hastası, bir kısmı dolandırıcı olabilir ama titreşim seviyesini saniyede 10 binin çok üzerine çıkartıp zaman mekân mefhumunu aşan insanların da var olduğu biliniyor. Çok büyük kâhinler bu frekans seviyesinde oldukları için söyledikleri pek çok şey doğru çıkmaktadır. Duru görü yapan medyumlar kaybolan eşyaları bu şekilde bulabilmektedir. Şifacılar tek bir dokunuşla hastanın hasarlı olan organına en uygun frekansı vererek onu iyileştirebilmektedir. Şifacı ya da bioenerji uzmanı olarak tabir ettiğimiz kişilerin yaptıkları şey özünde kendileri vasıtalarıyla hastaya doğru frekansları vermektir.

Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları iyileştirmek mümkün!

Her organın kendine özgü titreşimi vardır. Bedenin titreşiminin dışında organlar da kendi aralarında farklı hızlarda titreşirler. Örneğin kalbin titreşim hızıyla böbreğinki aynı değildir. Böbrek arıza yaptığında bu aynı zamanda onun titreşiminde bir sorun olduğu anlamına gelir. Bir insanı kalbine iyi gelmeyecek titreşimlere maruz bırakırsanız o kişi kalp krizi geçirip ölebilir. Bu şekilde uzaktan suikastların yapılması bile teoride mümkündür. Doğru titreşim hayat kurtardığı gibi yanlış titreşim de can alır. Dozer kullanıcıları, asfalt delici vibrasyon cihazlarını kullanan kişilerin kalp krizi geçirip ölmeleri ya da uzun vadede çeşitli hastalıklara yakalanmaları olasıdır. Çünkü bu cihazlar çok güçlü titreşimlere sahip oldukları için vücudun titreşimini bozmaktadır. Frekanslarla (titreşimlerle) hastalıkları da iyileştirmek mümkündür.
Her titreşimin ölçüsü bir frekans değeriyle hesaplanır. Farklı titreşimlerin farklı frekansları vardır. Bir titreşimin ne tür bir titreşim olduğunu frekans değerleriyle ölçeriz. Frekans teknolojisi günümüzde kısmen de olsa tıpta kullanılıyor ancak gün gelecek pek çok hastalığın tedavisi frekanslarla yapılabilecek. Her hastalığa uygun frekans bulunacak ve hasta kişi o frekans ortamına sokularak tedavi edilecek. O gün geldiğinde modern tıp ile alternatif tıp birleşmiş olacak. Aslında bu bilinen bir şey ama hala hastalıkların çaresini ilaçlarda arayıp duruyoruz ve bu durum ilaç sektörünün çok işine yarıyor. Plasebo etkisi bile aslında frekansların değişmesiyle alakalı. İnanmak denilen şey, hastanın hastalığa karşı tutumu değişince frekansının da değişmesi ve hastalığın artık o frekansta kendine yer bulamamasından başka bir şey değil. Birinin elini tuttuğunuzda bedeniniz otomatik olarak onun frekansına ayarlanıyor. O halde kimin elinden tuttuğunuza dikkat edin çünkü eğer onun manyetik alanı sizinkinden daha kuvvetliyse sizi kendi frekansına çekebilir ve o frekans gerçekte size yaramayan bir frekans olabilir.

İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte…

Frekans teknolojisi hızla gelişmeye devam ediyor. İleride öyle günler gelecek ki, kişiler eş seçimini yaparken sadece kan uyuşmazlığına değil frekans uyuşmazlığına da bakacaklar. Bu şekilde kimin kiminle anlaşamayacağı net bir şekilde bilinebilecek. İyi başlayıp kötü giden ilişkilerin de sebebi frekansların değişmesi aslında. On yıldır birlikte olduğunuz kişiyle artık anlaşamıyorsunuz çünkü ikiniz de on yıl önceki frekanslarınızda değilsiniz artık ve bugün apayrı iki frekansta yaşıyorsunuz hayatı. Kısmet dediğimiz şey de frekanslarla son derece ilintilidir. Dünyanın iki ayrı ucunda da olsa en doğru frekanslar her zaman birbirlerini buluyor. Tıpkı göçmen kuşların yollarını bulması gibi dünyanın manyetik haritasında hepimizin ayarlı olduğu bir frekans var ve kendimize en uygun frekansı bir göçmen kuş edasıyla buluyoruz. Bazen de bulamıyoruz. İşte o zaman hayatımızda problemler ortaya çıkıyor. Bizimkinden daha güçlü bir frekansın etkisine girdiğimizde kendi manyetik alanımızdan kopuyoruz ve kendimizi kötü giden bir evliliğin içinde ya da istemediğimiz bir işi yaparken bulabiliyoruz. İşte bütün bunların sebebi yanlış frekanslar… İlişkilerde de asıl mesele doğru frekansı bulabilmekte.

Herkesin kendisine en uygun titreşimi bulma potansiyeli vardır. Kendimizi dinlemek diye ifade ettiğimiz kişinin bir karar vermeden önce içe dönme hadisesi de budur aslında. Kendimizi dinlediğimizde titreşimlerimizi de fark ediyoruz ve titreşimler iç ses olarak bizim için neyin iyi ve doğru olacağını bize söylüyor. Bir miktar derin düşünme ve yalnız kalmak kendimizi yani titreşimlerimizi anlamak için yeterlidir. Yeter ki kendimize bu fırsatı verelim…

* Cem Özüak

Zayıf Kemik ve Eklemler için Canlandırıcı Diyet

Gün sonunda eklemleriniz ve kemikleriniz sızlıyor mu? Merdivenleri çıkarken dizleriniz ağrıyor mu? Dışarısı soğuk veya gece olduğunda bu rahatsızlık daha da fazla mı oluyor? İşte o zaman probleminiz nüfusun %20’si ile aynı demek: eklem iltihabı, aşınma, ve hatta kemik erimesi.

Peki bu konuda ne yapmalı? İlk olarak, aklen kendinizi bir hazırlayın. Eklem problemleri kolay kolay çözülmez. Bazı alışkanlıklarınızı değiştirmeniz ve size göstereceğimiz adımları atma konusunda istikrarlı olmanız gerekiyor. Bunlarla beraber tıbbi tedavi uygulaması yaparak, daha iyi bir hayat kalitesine sahip olabilirsiniz.

eklem[1]

1. Zayıf kemik ve eklemlerin durumunu iyileştirmek için en iyi beslenme biçimi hangisidir?

Kemik ve eklemlerinizin durumunu geliştirmek için aşağıdaki iki özel öneriyi dikkate almalısınız:
•Temizleyici bir diyet: Ev yapımı tedavinize önce vücudunuza, hücrelerinize zarar veren, dokularınızı hasta eden ve sisteminizi zayıflatarak yaşlandıran toksinleri eleyerek başlayın. Bu zararlı ögelerin birikimi kıkırdakları zayıflatır; örneğin kemik ağırlığının azalmasına yol açar. Karbonatlı, gazlı içecekler ve bol yağlı yiyecekler kemiklerin ve dişlerin güçlenmesi için gerekli olan kalsiyumun kaybına yol açar. Yani ilk adım düzgün ve temizleyici bir diyete başlamaktır.
•Yeniden canlandırıcı bir diyet: Yeniden canlandırıcı bir diyet uygulamanın amacı nedir? Besleyici ögeler almak, kıkırdağı yeniden oluşturmak için gerekli enzimleri kazanmak ve dolayısıyla hücresel yeniden canlanmayı teşvik etmek. Toksinsiz, iyi mineral ve vitaminler açısından zengin dokular, daha güçlü ve sıkı bir eklem sistemine sahip olmanıza yardımcı olacak.

Kemikler ve eklemler için temizleyici bir diyet

smoothie[1]

Temizleyici diyeti sabahları uygulamak en iyisidir. Vitamin ve mineral açısından zengin gıdalar yiyeceksiniz, bunlar güne başlamak için harikadır. Zengin, sağlıklı ve her şeyin ötesinde toksinleri elemek için çok iyidirler, sıvı tutulumunu önler ve kabızlıkla savaşırlar. Bir göz atın bakalım.

Kahvaltı için Öneriler
•Güne, boş mideye içeceğiniz limonlu bir bardak ılık su ile başlayın. Ayrıca karaciğerinizi temizlemek ve düzenlemek için bir diğer olağanüstü tarif de var. Peki bu hangisidir? Bir yemek kaşığı zeytinyağı ve bir kaç damla limon suyu. Her iki seçenek arasında gidip gelerek haftayı geçirebilirsiniz.
•Bir kapta 15 üzüm tanesi ve iki dilim ananas
•Yeşil çay
•Boldo çayı
•Bir kap çilek ve kivi
•Şeftali suyu
•Badem sütü
•Frenk inciri suyu ve portakal suyu: Bu kombinasyon hem harika hem de sağlıklıdır. Vücudunuzu temizlemek için size bir çok besleyici öge verir. Pek nasıl hazırlamalı? Bu çok kolay. Orta boy bir frenk inciri yaprağı edinin. Yumuşayana kadar 200 ml suda kaynatın. Sonra iki portakalın suyunu sıkın ve frenk incirini de kaynatmada kullandığınız su ile ekleyin. Her şeyi iyice karıştırın. Tadı çok sert ise, içine biraz bal katabilirsiniz.
•Bir yeşil elma ile bir kap yulaf.

Öğle yemeği için Öneriler
•Buharda brokoli
•Esmer pirinç ve havuç
•Fırında patlıcan
•Tam tahıllı ekmek ile avokado, hardal ve domates sandviçi
•Salatalık, ananas, ıspanak ve kabak çekirdekleriyle lahana salatası
•Elmalı pancar suyu ve sarımsaklı omlet
•Marul, ananas, çiğ brokoli, avokado ve badem salatası

Kemikler ve Eklemler için Yeniden Canlandırıcı Diyet

jöle

Bu yeniden canlandırıcı diyeti akşam yemeği veya öğle yemeğinde uygulayabilirsiniz. Bu diyette amaç basit: Kıkırdakları, kemikleri ve eklemleri güçlendiren başlıca gıdaları tüketerek bu dokuları yeniden oluşturacaksınız. Bunu nasıl başaracağınızı aşağıda açıklıyoruz:

•Mercimek
•Fırında morina balığı ve domates
•Nohut
•Havuç çorbası
•Limonlu tavuk göğsü
•Haşlanmış katı yumurta
•Hindili domates dolması
•Sarımsak ve soğan omleti ve çavdar ekmeği
•Fırında somon, limon ve biber soslu.
•Sardalya
•Jel (jel kıkırdak güçlendirmek için çok iyidir)

Son olarak sizlere hatırlatmak istediğimiz bir nokta var. Temizleyici ve besleyici gıdalarla diyetimizi geliştirmemiz gerekiyor, ama bunun yanı sıra yaşam alışkanlıklarınızı da geliştirmeniz gerekli. Karbonatlı, gazlı içeceklerden, endüstriyel ve hazır, önceden pişmiş yiyeceklerden uzak durun. Gün içinde daha çok sıvı tüketmeye özen gösterin ve bol C vitamini içeren meyveleri daha fazla tüketin.

Makul oranda egzersiz yapmalısınız. Eğer kemik ve eklem problemleri yaşıyorsanız, yoğun egzersiz yarardan çok zarara yol açabilir, bu yüzden basit şeyler yapmak daha iyi olacaktır. Mesela sabahları yürüyüşe gidin, haftada üç kez yüzün. Bunlar yapabileceğiniz en uygun egzersizlerdir.

Eklem ağrılarını azaltmak için kullandığınız ilaca dikkat edin. Anti-enflamatuarlar karaciğer sağlığı için çok zararlıdır, bu yüzden bu ilaçları doğal tedavilerle kombine etmeye çalışın. Demleme zencefil çayı her zaman iyidir ve iyi sonuçlar verir. Yukarıda verdiğimiz basit önerileri dikkate alarak bugün hayatınızın kalitesini arttırmaya başlamak için büyük bir adım atabilirsiniz.

kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Seni düşünürken… Bir çakıl taşı ısınır içimde

s-cccb3614e308cfb048f02e1485ff1c5f53a1d7f8[1]

 

Seni düşünürken

Bir çakıl taşı ısınır içimde

Bir kuş gelir yüreğimin ucuna konar

Bir gelincik açılır ansızın

Bir gelincik sinsi sinsi kanar

Seni düşünürken

Bir erik ağacı tepeden tırnağa donanır

Deliler gibi dönmeğe başlar

Döndükçe yumak yumak çözülür

Çözüldükçe ufalır küçülür

Çekirdeği henüz süt bağlamış

Masmavi bir erik kesilir ağzımda

Dokundukça yanar dudaklarım

Seni düşünürken

Bir çakıl taşı ısınır içimde.

Bedri Rahmi Eyüpoğlu

Kendine İyi Davran…

13255951_10154204557899106_7775588365582490694_n[1]

Kendine iyi davran…

Çünkü; Sonradan yanında kendinden başka kimse kalmıyor…

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DİLİN SÖYLEYEMEDİĞİNİ VÜCUDUNUZ SÖYLÜYOR

ex1[1]

 

Vücudumuz, psikolojik problemlerin aynasıdır. Kendisini ifade edemeyen, sevincini, üzüntüsünü, sıkıntısını içine atanlar, zamanla depresyon, takıntı, kaygı bozukluğu gibi beden kimyasının bozulma durumuyla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum kendini yüzde çıkan sivilce ve yaralarla da gösterebiliyor. Sivilce ve yaraları yolma, psikoloji kaynaklı bir deri hastalığıdır.

Gerçek duygularını, isteklerini dil ile ifade edemeyen veya ifade ettiklerinden daha fazlasını içlerinde veya farkında olmadan bilinçaltlarında saklayan kişilerin kızgınlıkları ve sıkıntıları bedene yansımaktadır. Bir başka deyişle dilin söyleyemediğini beden söylemektedir. Psikolojik problemlerin insanlara ve hayatlarına etkisi farklı şekillerde olmaktadır. Kimisi kişinin iç dünyasını büyük ölçüde etkilerken kimisi ise diğer insanlarla ilişkilerinde, iş veya ders başarısında etkili olmaktadır. Bazı psikolojik problemler ise kişinin bedeninde bazı etkilerini göstermektedir.

Kişi problemden rahatsızlık duydukça kısır, döngü içine girmekte ve problem gittikçe artmaktadır. Ciltte çıkan yaraları yolma, tırnak yeme ve saç yolma problemleri bu süreçte ortaya çıkabilmektedir. Bununla beraber yara yolma yüzde olduğu takdirde çevrenin etkisiyle birlikte sorun daha da artmaktadır.

Hastalığın ortaya çıkmasında ve devamında çevresel şartlar ve kişilik özellikleri birlikte etkilidir. Kişinin kendine güven duygusunun eksikliği, mükemmeliyetçi olması, insanlarla ilişkilerde aşırı duyarlılık, streslerle başa çıkma becerilerinin eksikliği ya da aşırı yük altında olma, bunlar arasında sayılabilir. Depresyon, takıntılar, kaygı bozukluğu beden kimyasının bozulmasına sebebiyet vererek bu tür problemlere yol açmaktadır.

Sıklıkla karşılaştığımız sorunlardan biri ,kişinin yüzünde sivilcelerin çıkmasıdır. Bu sivilcelerin yolunması ya da kaşınması yaralara, mikrop kapması halinde ise yayılmasına neden olur. Cilt bu sebeple giderek bozulur. Kişinin bu davranışını kontrol edememesi ve görünüşünün gittikçe değişmesi, insanların kendisine acıyan gözlerle bakması, o ferdi daha da sıkıntıya sokar. Bu kişiler bazı ilaçlar kullansa da çözüm geçici olabilir. Yüzde çıkan sivilce ve yaraları yolma ve yaralar oluşturma, psikolojik kaynaklı deri hastalığıdır. Tedavinin şekli, sorunun kaynağına göre değişmektedir. Hastanın profesyonel destek almayı kabul etmemesi ya da fayda sağlayacağına inanmaması, kendi kendine çözmeye çalışması, sıklıkla tedaviyi zorlaştırmaktadır. Bunda kişisel nedenler olduğu gibi maddi nedenler de etkili olmaktadır. Tedavinin gecikmesi, kişinin dış dünyadan uzaklaşmasına, kendine güvenini kaybederek öğrenim hayatını ya da iş hayatını yarıda bırakmasına yol açmakta, bu da problemin daha da şiddetlenmesine sebep olmaktadır.

Nasıl bir tedavi yolu izlenmeli?

Kişinin çevresindekiler tarafından anlaşılması, sorumluluklarının paylaşılması bu tür rahatsızlıkların ortaya çıkmasını ya önlemekte ya da iyileşmesini kolaylaştırmaktadır. Birkaç günlük tatil, yakın akraba ya da arkadaş ziyaretleri, spor, sağlıklı beslenme, kişinin gevşeyip rahatlaması problemin hafiflemesini sağlar. Kişinin sevdiği meşguliyetlerle uğraşması, iç enerjisini uygun şekilde kanalize etmesi de yararlı olmaktadır. Zorlama ve kınama, problemin daha çok artmasına sebep olmaktadır. Bu süreçte cilt hastalıkları uzmanının tedavisine de devam edilmelidir.

ZAMAN Farika Teymur Artır, Uzman Psikolog

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »