Uçağım Ben…

sozluk-yazarlarinin-asil-meslekleri_2375641

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben Bundan Daha Güzelini Bulabilir Miyim Lan Acaba?

14519942_1385757344782944_867700895364003167_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Son moda ruh hastalığı: Memnuniyetsizlik

baby-girl-e14605718244351

 

 

Siz hayatın size sunduğu hediyeye karşı memnuniyetsiz bir yaklaşım sergiledikçe hayatta size güzelliklerini sunmaktan vazgeçecektir. Bizler nasıl bir ruhla ödüllendirilmiş, ruhtan ibaret varlıklar isek hayatın kendisi de bizim tüm ruhlarımızın toplamı. En büyük ruh, en büyük enerji kaynağı ise varoluşun kendisi ve buna saygı duyma zorunluluğumuz var.

Bazen kendimle ilgili sorulara cevap bulmak istediğimde tek başıma dolaşırım sokaklarda. Mahalle aralarında yürür, evlerden gelen seslere kulak verir, deniz kıyısında oturur; yürüyen insanları izler ya da parka gider bir kenardan çocukları izlerim. Kendi cevaplarımı ararken gözlem yapmak, benim dışımda akıp giden dünyayı anlamaya çalışmak ve bu hayatın içerisine dâhil olmak, çözüme giden yolda işimi kolaylaştırır.

Son dönemde gözlem yapmak için gittiğim her yerden, cevap bulmak için izlediğim her durumdan daha da fazla soru işaretlerine sahip olarak dönüyorum. Kafamdaki en büyük soru “Neden herkes bu kadar memnuniyetsiz?” Mutsuz olmaktan bahsetmiyorum, evet birçoğumuzun mutluluk kavramıyla ilgili de sıkıntıları var fakat mutlu olabilme durumunu bir şekilde çözümleyebiliyoruz. Memnuniyetsizlik bir hastalık gibi birimizden diğerine yayılıyor. Ne gidilen tatiller yetiyor, ne dolaptaki giysiler, ne kazanılan paralar ya da ulaşılmış kariyer hedefleri. Yıllarca koca bulma uğruna kendilerini helak eden kızlarımız, evlendikten sonra bol kısırlı mercimek köfteli altın günlerinde beylerinden ne kadar memnuniyetsiz olduklarından dert yanıyorlar. Yıllarca çocuk hasretiyle yanıp tutuşan çiftler, evlat sahibi olduktan sonra bezmiş bir yüz ifadesiyle uykusuz geçirilen gecelerden çocuğun çok gazlı olmasından şikâyet ediyorlar. Başka bir taraftan yıllarca devlete girip öğretmen olmak için kendilerinden geçen insanlar, atanıp öğretmen olduktan sonra sistemin bozukluğundan öğrencilerin işe yaramazlığından dem vuruyorlar. Bu örnekler hiç bitmiyor aksine katlanarak çoğalabiliyor.

Memnuniyetsizliğimizin kaynağı gerçekten dış dünya mı? Her şey mükemmel bir sistem içerisinde gidiyor olsaydı memnun olabilme durumunu hakkıyla yaşar mıydık?
Yaratıcı muhteşem bir sistem kurmuş. Gerçekten yürekten istediğinde hayat sana altın tepside isteklerini bir bir sunuyor. Bu sunumun devamlılığının sağlanması ise kişinin kendi ellerinde oluyor.
Bazen duyuyorum; “İstediğim hiç bir şey gerçek olmuyor.” Diye yakınanları… Bir zamanlar istediğiniz bir şey gerçekleştiğinde nasıl tepkiler verirdiniz? Hiç fark ettiniz mi? Ya da soruyu farklı bir şekilde sorarsam; Çok sevdiğiniz bir arkadaşınıza elinizden geldiğince hediye aldığınızı ve onunda her defasında aldığınız hediyeye olumsuz bir taraf bulduğunu ve memnuniyetsizlik gösterdiğini… Bu olumsuz ve memnuniyetsiz tavır karşısında daha ona ne kadar hediye almaya devam edebilirsiniz ki?
Hayat da tam olarak böyle işte… Siz hayatın size sunduğu hediyeye karşı memnuniyetsiz bir yaklaşım sergiledikçe hayatta size güzelliklerini sunmaktan vazgeçecektir. Bizler nasıl bir ruhla ödüllendirilmiş, ruhtan ibaret varlıklar isek hayatın kendisi de bizim tüm ruhlarımızın toplamı. En büyük ruh, en büyük enerji kaynağı ise varoluşun kendisi ve buna saygı duyma zorunluluğumuz var.
Memnuniyetsizliğin temel kaynağı hayatın kendisinden öte bizlerin yaşama karşı sergilediği tutumdur. Bizler ki kendi iç dünyamızda ruhumuzla öz varlığımız ile memnun ve barışık olamadıkça, hayatın sunduklarına şükran duymadıkça, yaşamın güzelliklerine de olumsuzluklarına da aynı oranda saygı göstermedikçe, evrenin cömertliğini hem gözlerimiz göremeyecek hem de var olan bu sonsuz cömertlikten de kendi payımıza düşeni alamayacağız. Biz kendimizi onaylamadıkça evrenle bir bütün olmamız mümkün olmayacaktır. Bir bütün olarak ilk önce kendimizi onaylamamız ve sevmemiz, her koşulda karşımıza çıkacak olan durumları da memnuniyet ile kabullenmemize sebebiyet verecektir.

Şimdi soralım kendimize; “Ben kendimden ne kadar memnunum?” diye. Stefanno D’ anna Tanrılar Okulu kitabında “Dünya böyle çünkü sen böylesin” der. Dünya bizim yansımamızdır. Etrafımızda gördüğümüz her durum ve olay biz böyle olduğumuz için böyledir. Biz değişmeye karar vermedikçe hayatta aynı olayları farklı senaryo ve kişiler ile tekrar tekrar karşımıza çıkaracaktır, ta ki biz bunlarla neden karşılaştığımızı fark edip kendimizden memnun olup, varlığımıza şükran duyup aynada kendimize kocaman gülümseyip öz varlığımıza teşekkür edene kadar…

kaynak: indigo hüma ünsal

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Louise Hay Hayatı Ve Kanserini Nasıl İyileştirdiği

about-body-11

Louise şifa teknikleri ve pozitif öğretisi ile milyonlarca insanın yaşamlarını güzelleştirmelerine , bedensel zihinsel ve ruhsal sağlıklar oluşturmalarına yardımcı olmuştur.
Avustralya medyası tarafından neredeyse yaşayan ermiş sıfatı ile isimlendirilmiş Louise Hay,aynı zamanda kişisel gelişimin dünyadaki en önemli isimlerinden biridir. Bedenini İyileştir isimli ilk kitabı 1976 yılında yayınlanmıştır. Bu tarih Dünyada zihin ve beden bağlantılarının konuşulmaya başlamasından çok önce idi.
1988 yılında daha gelişmiş ve yenilenmiş bir baskısı çıktı ve en iyi satan kitaplar listesinde uzun bir zaman durdu. 33 farklı ülkede yayınlandı ve 25 farklı dile çevrildi.
Louise hayatının işine 1970 yılında Newyork da başladı. Hayatını güzelleştirmek için pek çok kurslara ve eğitimlere katılırken kendini insanlara danışmanlık yaparken buldu. Bu hobi çok kısa zamanda tam zamanlı bir iş haline dönüştü. Bir süre sonra Louise tüm bedensel hastalıkların zihinsel nedenlerini ve bunların nasıl pozitife döndürülebileceği ile ilgili bir referans kitabı yazdı. Tüm Amerika kıtasında seyahat ederek eğitimler ve seminerler vermeye başladı.
Louise bir süre sonra kansere yakalandı. Kendi teorilerini pratiğe dönüştürdü ve 6 ay içinde ameliyat yada kemoterapiye ihtiyaç duymadan kanseri tamamen iyileştirdi.
1980 yılında Louise tekrar California eyaletine geri döndü ve tüm öğretilerini kitaplara dökmeye başladı. 1984 yılında orijinal ismi You Can Heal Your Life yayınlandı. Bu kitap Türkçeye Düşünce Gücüyle Tedavi adı ile çevrildi.
New york Times en çok satılan listelerinde tam 13 hafta kaldı. Tüm dünyada 50 milyondan fazla baskısı satıldı.
Louise 20 yıl sonra Opray Showa çıktı ve kitap gene en iyi satanlar listesine yerleşti. Bir kitabın 20 yıl ara ile en iyi satanlar listesine yerleşmesi dünyada ilk defa oluyordu.
Louise Hay House adında bir şirket kurdu. Önce evinin salonunda başlayan bu firma dünyada son derce tanınan pek çok yazar ve kişisel gelişim uzmanlarının kitaplarının yayınlandığını çok başarılı bir şirket haline geldi.
Louise 81 yaşında kendi filmini yaptı. Adı kitabı ile ve tüm Dünyada markalaşmış öğretisi ile aynı. You Can Heal Your Life.
Louise şu anda 89 yaşında halen San Diego da boyama, bahçecilik ve danslarla meşgul olduğu sağlıklı ve aktif bir hayat sürüyor

Ayurveda (yaşam bilgisi) Göre Dilimiz Üzerinde Oluşan Değişikliklerin Anlamları

14494747_554399498089677_1078543780168611414_n1

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kulağımıza Dokunarak Mucizelere Şahit Olalım…

14495522_553134424882851_4977085649187669825_n1

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

‘Ölme sen benden önce..’ dedim, ama dinletemedim…

14572404_548810078653162_355147086956768673_n1

 

Emel Sayın anlatıyor;
O zamanlar tığ gibi delikanlı, cepte para çok. Oyuncu bir de, Mavi Boncuk filmini çekiyoruz.
Bir gün setten çıktık eve gidiyoruz.
Ben Lalelide oturuyorum.
Kemal, benden önce çıktı.
Herkes yevmiyesini almış, taksiyle giden gitti, kendi arabasıyla giden gitti.
Ben baktım ki Kemal yürüyerek gidiyor; üç kilometre var gideceği yere. Her gün yürüyerek gidip geliyor.
Merak ettim, nereye gidiyor bu adam böyle diye.
Uzun süre yürüdü, sonra bir bankta bir adam yatıyordu.
Kaldırdı adamı, bir şeyler konuştular, sonra cebinden para çıkarıp verdi. Şaşırmıştım.
Sonra biraz daha ilerde bir lokantaya girdi, bir şey yemeden çıktı, oraya da para verdiğini görmüştüm…
Bıraktım takibi, banktaki adama yaklaştım: ‘tanıyor musunuz o az önce size para veren adamı?’ dedim.
‘Adını bilmem, sormam da, her gün para verir bana..’ dedi.
Teşekkür ettim.
Az ilerdeki lokantaya gittim: ‘Az önce gelen beyin borcu mu var size?’ dedim. Tanımadılar beni: ‘Kemal Abinin mi, yok hayır bize her gün evsizler uğrar, yemek yediririz, o da sağ olsun, onların yemek masrafını öder…’ dedi..
Ertesi gün Kemal’in yanına gittim.
‘Sen ne güzel bir adamsın ya..’
dedim, ne olduğunu anlayamadı, sarıldım ağladım..
‘Ölme sen benden önce..’ dedim, ama dinletemedim…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Tiyatro sezonu açıldı; işte en iddialı 10 oyun

 

Talimhane Tiyatrosu, Oyun Atölyesi, Tiyatro Dot, Pangar Tiyatro, Altıdan Sonra Tiyatro ve Kumbaracı50; iddialı yeni sezon oyunlarıyla tiyatroseverleri bekliyor

Yağışlı ve serin havaların etkisini hissetmeye başladığımız şu zamanlarda tiyatrolar da birer birer perdelerini açmaya başladı. Birbirinden iddialı oyunlarıyla dikkat çeken özel tiyatrolar bu sezon da adlarından sıkça söz ettirecek gibi duruyor.

CNN Türk’ün derlediği, geçtiğimiz sezonlarda ses getiren ve henüz ilk defa seyirciyle buluşmanın heyecanını yaşayan 10 oyun şöyle:

1- Kundakçı – Oyun Atölyesi

Yazar Grigory Gorin’in oyunu ‘Kundakçı’, Haluk Bilginer’in çevirisi ve Muharrem Özcan’ın yönetimiyle Oyun Atölyesi sahnesinde. Bu sezonun yeni oyunlarından biri olan Kundakçı’nın oyuncu kadrosunda ise Tuna Kırlı, Devrim Özder Akın ve Muharrem Özcan gibi oyuncuları görüyoruz.

“Sene M.Ö. 356… Pazarcı Herostratos dünya harikası Artemis Tapınağı’nı yakar. Peki neden? Oyun mu? Kumpas mı? Komplo mu? Şöhret aşkı mı? Peki kutsal Artemis Tapınağı’nın kundaklanması, efendiler ve ezilenler dünyasında nasıl bir yangına neden oldu? Kundakçı Herostratos bir terörist mi yoksa kahraman mı? Sene M.Ö. 356… Pazarcı Herostratos dünya harikası Artemis Tapınağı’nı yakar. Peki neden? Oyun mu? Kumpas mı? Komplo mu? Şöhret aşkı mı? Peki kutsal Artemis Tapınağı’nın kundaklanması, efendiler ve ezilenler dünyasında nasıl bir yangına neden oldu? Kundakçı Herostratos bir terörist mi yoksa kahraman mı?”

2- Pencere – Oyun Atölyesi

David Hare’in kaleminden bir oyun olan Pencere salonları doldurmaya bu sezon da devam ediyor. Birkan Uz’un yönetmenliğini üstlendiği oyunda Esra Bezen Bilgin, Haluk Bilginer ve Kürşat Demir gibi başarılı oyuncular boy gösteriyor.

“Tom ve Kyra… Farklı dünya görüşleri olan bir kadın ve bir adam… İlişkilerinin bitmesinden 3 yıl sonra Tom’un Kyra’yı ziyaret etmeye karar verdiği o soğuk gecede, tüm yargılarından kurtulup yeni bir hayat kurabilecekler mi?”

Ayrıntılı bilgi için: www.oyunatolyesi.com

3- Bunu Ben de Yaparım – DOT

Geçtiğimiz sezon seyircisiyle buluşan İbrahim Selim’in tek kişi olarak oynadığı oyun Bunu Ben de Yaparım bu sezon da Tiyatro Dot sahnesinde olmaya devam ediyor.

“Dave, evli ve iki çocuk babası. İşi, insanların rahatsız edilmeden eğlenmelerini sağlamak. Olayı, 1.83 boyunda 85 kilo bir adam olmak. Ama bazen nasıl biri olduğunu unutuyor, nasıl göründüğünü. Aslında Dave başka bir şey yapmak istiyor. Ama ne yapacağını bilmiyor. Bunun üzerine çok da düşünmüyor.

Lisa, Dave’i çok seviyor. Dünyalar kadar. Bazen Dave’e seçme şansı olsaydı ne olmak istediğini soruyor. Dave, Lisa’nın onun iyiliğini düşündüğünü biliyor; Lisa onun hayatı hakkında düşünmesini istiyor, artık yaşlandığını fark etmesini ve bunun gibi şeyleri… Aslında haklı. Dave artık 38 yaşında. Adam gibi bir eğitimi yok. Adam gibi bir işi yok.”

4- Nefesinizi Nasıl Tutarsınız? – DOT

Geçtiğimiz şubat ayında oyunun yazarı Zinnie Harris’in de katılımıyla gerçekleştirilen okuma tiyatrosunun ardından Dot, Nefesinizi Nasıl Tutarsınız oyununun yeni sezonda Murat Daltaban’ın yönetimiyle sahnede olacağını duyurdu. Oyun, Kasım’da seyircisiyle buluşacak.

Ayrıntılı bilgi için: http://www.go-dot.org

5- Kozalar – Pangar

Demet Evgar önderliğinde kurulan Pangar Tiyatro’nun yeni oyunu Kozalar, Uluslararası Avignon Festivali’nin ardından Türkiye’de de prömiyerini yapıyor. Usta oyuncu Ayşenil Şamlıoğlu’nun yönettiği oyunda Demet Evgar, Binnur Kaya ve Esra Dermancıoğlu’nu seyredeceğiz. Oyun, 25 ve 30 Ekim tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde seyircisiyle buluşacak.

“Toplumun dayattığı değer yargıları, bastırılmış arzular, korkular, yabancılaşma, sahip olduklarına sığınarak korunabileceğini zannetmek, erkek egemen dünyada evinde yarattığı küçük mutluluklara sığınarak var olma çabası, cinsel kimliğini dahi sahip olduğu düzen üstünden çözümleme gayreti oyunun temelinde duranlardır. Peki ama “yaşamdan kaçılarak sürdürülen şeyin yaşamak olduğuna emin miyiz?!”

6- 39 Basamak

Patrick Barlow’un sahneye uyarladığı oyun Kenter Tiyatrosu’ndaki gösterimlerinin sona ermesinden 9 yıl sonra tekrar sahneye taşındı ve bu sezon da seyircilerinin karşısında olmaya devam ediyor. Mehmet Birkiye’nin yönettiği oyunda Demet Evgar, Engin Hepileri, Bülent Şakrak ve Okan Yalabık müthiş bir performans sergiliyor. Oyun Zorlu PSM Drama Sahnesi’nde 5 – 27 Ekim tarihleri arasında görülebilir.

Ayrıntılı bilgi için : http://www.zorlupsm.com

7- Pera’nın Zamanı – Altıdan Sonra Tiyatro

Altıdan Sonra Tiyatro’nun bu sezon büyük merakla beklenen oyunu Pera’nın Zamanı, 1 Ekim tarihinden itibaren Pera Palace Hotel Jumeirah’ta seyircisiyle buluşuyor.

“Pera Palace Hotel Jumeirah; Kumbaracı50 sahnesi ile birlikte odalarının, balo salonunun ve genel alanlarının bir sahne olarak kullandığı interaktif bir tiyatro oyunuyla sanat severlere eşsiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Yaman Ömer Erzurumlu’nun yönettiği; farklı bölümlerini Gülhan Kadim, Seda Özen Yürük, Selin Girit, Selen Orcan, Yaman Ömer Erzurumlu’nun kaleme aldığı ve Altıdan Sonra Tiyatro’nun yürütücülüğünü yaptığı “Pera’nın Zamanı” oyunu Pera Palace’ın Agatha Christie, Greta Garbo, Ernest Hemingway ve Franz Joseph gibi ikonik misafirlerinin adlarını taşıyan odalarında ve bugüne kadar ilk Cumhuriyet Balosu gibi pek çok özel etkinliğe ev sahipliği yapmış Grand Pera Balo Salonu’nda geçiyor.

Pera’da zaman her yöne akar…

Pera Palace otelinde yıllardır biriken anılar zamanda bir tür kırılmaya sebep olur. Konukların bazıları odalarında bir döngü içerisinde takılıp kalmışlardır. Bellboylar, seyircilerin de yardımıyla odalarda bahar temizliğine başlar. Konukların Pera Palace’tan ayrılma vakti gelmiştir…”

Ayrıntılı bilgi kumbaraci50.com ‘da.

8- Yalınayak Müzikhol – Altıdan Sonra Tiyatro

Kumbaracı50’nin geçtiğimiz sezondan itibaren konuklarını ağırladığı Yalınayak Müzikhol’ü bu sezon da tam gaz devam ediyor.

“Bir süredir boğuştuğumuz ekonomik zorluklar nedeniyle, batıyor mu, batmıyor mu, krizdeler mi, çıktılar mı, kapandı kapanacak derken kapımızı çalan, yersiz kalmış bir müzikhol ekibiyle Kumbaracı50’yi paylaşma konusunda anlaştık. ‘Yalınayak Müzikhol’ün patronu; kentsel dönüşüm nedeniyle yerlerinden edildiklerini, işgal edecek bir bina ararlarken, sanat camiasındaki sohbetler sırasında tiyatroların ne kadar da zor durumda olduğunu duyduğunu belirtti. İlk olarak Kumbaracı50’nin kapısını çalan müzikholün patronuyla sezon boyunca birlikte çalışma kararı aldık.

10 kişilik “Yalınayak Müzikhol” ekibi; sunucu, dansçı, çalgıcı ve şarkıcılardan oluşuyor. Programları içerisinde; küçük gösterilerin, birbirinden güzel ve damardan şarkıların, nefis dansların ve eşsiz sanatçıların bulunduğunu belirten müzikholün patronu; “Yılmadık, yıkılmadık, direniyoruz!” dedi.”

Ayrıntılı bilgi kumbaraci50.com ‘da.

9- Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi – Talimhane Tiyatrosu

Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi, Talimhane Tiyatrosunun sezonlardır seyircisiyle buluşmaya devam eden oldukça başarılı bir oyunu. Esra Bezen Bilgin’in müthiş oyunculuğu görülmeye değer, öyle ki 2012 yılında Afife Jale ve Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri’nde En İyi Kadın Oyuncu ödüllerini topladı ve performansıyla seyircisini büyülemeye bu sezon da devam ediyor. Lucy Kirkwood’un yazıp Seçil Honeywill’in Türkçeye uyarladığı oyunu Mehmet Ergen rejisiyle Talimhane Tiyatrosu’nun sahnesinde izlemek mümkün.

10- Baba ve Piç – Talimhane Tiyatrosu

Talimhane Tiyatrosu’nun bu sezon merakla beklenen oyunu Baba ve Piç seyircisiyle buluşuyor.

“Elif Şafak‘ın bir dönem çok tartışılan ve hakkında soruşturmalar açılan, ancak yine de yazarın en çok okunan romanlarından biri olan Baba ve Piç ülkemizde ilk kez sahneleniyor. İstanbul-San Francisco hattında iç içe geçmiş, doksan yıla dayalı çok yoğun ve zengin öyküleri içeren yapıt, 2015’te İtalya’da sahnelendi ve seyircinin büyük ilgisini çekti. Eserde 1915 yılında yaşanan olaylar; Türk ve Ermeni kökenli iki aile arasındaki ilişkiler üzerinden iki toplum incelenirken, erkeklerin zamansız öldüğü, geride hep kadınların kaldığı bir sülaleden dört kuşak kadının hikâyesiyle birlikte anlatılıyor.”

Ayrıntılı bilgi, http://www.talimhanetiyatrosu.com’da.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt:

<style> .wpb_animate_when_almost_visible { opacity: 1; }</style>

1871’de doğmuş bir Stoney kızılderilisi, Yürüyen Boğa da denilen Tatanga Mani hayatları boyunca doğayı anlamaya çalıştıklarını söylüyor. 87 yaşında kızılderililerin temsilcisi sıfatıyla Kanada tarafından bir dünya turuna çıkarılır.

Tatanga Mani Londra’da yaptığı konuşmasında kızılderililerin doğa ile olan ilişkisinden şöyle bahseder: “Dağlar her zaman taş binalardan daha güzeldir.” Şehirlerdeki yaşam yapay bir hayattır. Şehirlerde insanlar ayaklarının altında toprağı hissedemiyor doğa ile bağ kuramıyor, saksıdakiler dışında bitkilerin büyümesine şahitlik edemiyor, gökyüzündeki yıldızları bile caddelerdeki ışıklardan dolayı göremiyorlar.

İşte doğaya olan saygıları herkes tarafından bilinen kızılderililerden modern hayatı sorgulatacak 10 öğüt:

Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz? Evet, konuşurlar. Birbirleriyle kouşurlar, kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır.

ekran-resmi-2016-10-01-18-42-31  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Asıl sorun, sizin dinlememeniz, doğayı, ağaçları..

ekran-resmi-2016-10-01-18-42-44  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.

ekran-resmi-2016-10-01-18-43-03  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.

ekran-resmi-2016-10-01-18-43-58  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.

ekran-resmi-2016-10-01-18-44-45  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.

ekran-resmi-2016-10-01-18-45-03  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adamparanın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.

ekran-resmi-2016-10-01-18-50-32  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Şükredecek bir şey bulamıyorsan içindeki kusuru ara.

ekran-resmi-2016-10-01-18-50-54  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Yapmamız gereken: her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.

ekran-resmi-2016-10-01-18-51-39  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.

ekran-resmi-2016-10-01-18-51-59  Kızılderililerden Modern Hayatı Sorgulatacak 10 Öğüt: Ekran Resmi 2016 10 01 18

Kaynak: biliyomuydun

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

FARK ETMELİ İNSAN

can-yucel1
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen…
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken “Dünya benim!” dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların “her şeyi bırakıp gidiyorum işte!” dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.
Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine “seni çok seviyorum!” demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.
Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan….
Ömür dediğin üç gündür,
Dün geldi geçti yarın meçhuldür…
O halde ömür dediğin bir gündür,
O da bugündür….
CAN YÜCEL

Şaziye’ye Bi Sorayım, Bekar Kaynı Vardı…

14457483_710396959111168_6127149458937757307_n2

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgi Çocuğu Yapıcam Ben Onu…

14516596_710969015720629_6049567253997423826_n1

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Picasso’nun Guernica Tablosunun Hikayesi

| ZAMAZİNGO
https://s0.wp.com/wp-content/themes/pub/bouquet/js/html5.js

picasso_guernica21

Yıl: 1937, Yer: İspanya. Francisco Franco başta ve yaşanan kanlı bir iç savaş…

Yıl: 1937, Yer: İspanya. Francisco Franco başta ve yaşanan kanlı bir iç savaş...

Guernica İspanya’da bir kasabadır. Franco, Nazi ve faşist İtalyan kuvvetlerinin yeni uçaklarını Guernica üzerinde test etmesi için izin vermiş ve bombardıman başlamıştı… Bombardıman sonrası kasabada büyük bir katliam yaşanmış, o güne kadar görülmemiş şiddette olan bombalamalar Guernica’yı yerle bir etmişti.

O dönemde Bask Hükümeti’nden yapılan açıklamaya göre ölü sayısı en az 1.654, yaralı sayısı ise 889’du.

O dönemde Bask Hükümeti'nden yapılan açıklamaya göre ölü sayısı en az 1.654, yaralı sayısı ise 889'du.

Guernica Bombalanması’nın çoğunluğunu Alman hava kuvveti üstlenirken, İtalyan hava kuvvetinin de yardımı olmuş ve kasaba üç gün boyunca yanmıştır. Beş bin nüfusa sahip Guernica’da 1654 kişinin öldüğü ve çok sayıda sivilin yaralandığı kayıtlara geçmiştir. 26 Nisan 1937’de gerçekleşen Guernica Bombanması’nın haberi kısa sürede Paris’e ulaşmış ve Paris’te yaşayan Picasso da memleketindeki bu olayı gazeteden öğrenmiştir.

Picasso’ya göre sanatçı, insanlığın ve uygarlığın en temel değerlerinin yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı bir savaşta kayıtsız kalamazdı.

Picasso’ya göre sanatçı, insanlığın ve uygarlığın en temel değerlerinin yok edilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı bir savaşta kayıtsız kalamazdı.

Bu nedenle kendi memleketi Malaga’dan yüzlerce kilometre uzaktaki Guernica’da yaşananları bir şekilde ifadeye kavuşturmalıydı. Bir şekilde anlatmalıydı savaşın yıkıcılığını, yaşanan katliamı, bombaların yaktığı ateşte yanan insanlığı. Anlatmalıydı Guernica’yı. Ve bunun için Balzac’ın öyküsünün de geçtiği Rue de Grands Augustins’de kiraladığı atölyede mayıs ayında beyazın yerine adım adım siyah ve gri tonları geçiyordu. Renksiz olacaktı Guernica. Çünkü solgun mavi ölmüştü. Geriye savaşın siyahlığı ve küllerin rengi kalmıştı.

Bu sıralar İspanyol hükümeti 1937 yılında Paris’te gerçekleşecek Dünya Fuarı’nda sergilenmesi için Picasso’ya bir tablo sipariş etmiş ve sanatçı da kendisine bir resim konusu aramaktaydı.

Bu sıralar İspanyol hükümeti 1937 yılında Paris'te gerçekleşecek Dünya Fuarı'nda sergilenmesi için Picasso'ya bir tablo sipariş etmiş ve sanatçı da kendisine bir resim konusu aramaktaydı.

Guernica’nın bombalanmasını öğrendiğinde etkisinde kalan Picasso, duygularını resme yansıtmış ve 2 ay kadar kısa sürede tabloyu bitirmiştir.

Guernica, yaklaşık 3,5 metre yükseklik ve 7,8 metre genişlik ile dikkat çekici büyüklükte, tuval üzerine sadece siyah ve beyaz renklerde yağlı boya ile yapılmış bir resimdir.

Guernica, yaklaşık 3,5 metre yükseklik ve 7,8 metre genişlik ile dikkat çekici büyüklükte, tuval üzerine sadece siyah ve beyaz renklerde yağlı boya ile yapılmış bir resimdir.

Yağlı boyayla yapılmasına rağmen siyah, beyaz ve gri renkleri barındıran Guernica, gazete fotoğraflarına benzer bir hava yakalamış ve savaşın sebep olduğu cansızlığı vermiştir.

Guernica tablosu günümüzde en büyük savaş karşıtı resim olarak kabul edilir.

Guernica tablosu günümüzde en büyük savaş karşıtı resim olarak kabul edilir.

Resmin sağ ucunda, açık bir kapıyla sonlanan siyah bir duvar vardır. Ortada sırtında mızrak olan at, insaniyetin kaba kuvvet karşısında pes edişini sembolize ediyor. Boğanın yanında belli belirsiz gözüken güvercin barışı temsil ediyor ama olanlara ağlamaktan başka yapabileceği bir şey yok. Atın yanına düşmüş sürücünün kırılmış kılıcı yenilgiyi sembolize ediyor.

Bazı eleştirmenler Guernica’yı 20. yüzyılın en önemli tablosu olarak görür.

Bazı eleştirmenler Guernica’yı 20. yüzyılın en önemli tablosu olarak görür.

En ünlü savaş karşıtı tablo olduğuysa kesin. Guernica, sadece İspanya İç Savaşı’nın vahşetinin değil, modern savaşın neden olduğu ıstırabın da bir simgesi oldu.

Pablo Picasso’nun başyapıtları arasında yer alan Guernica, en politik resim olarak tarihe geçmiştir.

Pablo Picasso'nun başyapıtları arasında yer alan Guernica, en politik resim olarak tarihe geçmiştir.

Her bir karede farklı olayın yansıtıldığı Guernica, geometrik ve izlenimci bir tablo olarak görülürken aynı zamanda kübizmin en önemli temsilcilerindendir.

Franco hükümetin başında olduğu sürece resmin İspanya’ya girmesi yasaklanırken, eser birçok ülkede sergilenmiştir.

Franco hükümetin başında olduğu sürece resmin İspanya'ya girmesi yasaklanırken, eser birçok ülkede sergilenmiştir.

 

Resmin merkezinde acı içinde yıkılmak üzere olan, mızrakla vurulmuş bir at bulunur. Acı çeken atın üzerinde, göz şeklindeki çıplak bir ampül parlamaktadır.

Resmin merkezinde acı içinde yıkılmak üzere olan, mızrakla vurulmuş bir at bulunur. Acı çeken atın üzerinde, göz şeklindeki çıplak bir ampül parlamaktadır.

 

Atın altında bir askerin parçalanmış cesedi vardır. Asker, üzerinde çiçeklerin büyüdüğü kırılmış bir kılıç tutmaktadır.

Atın altında bir askerin parçalanmış cesedi vardır. Asker, üzerinde çiçeklerin büyüdüğü kırılmış bir kılıç tutmaktadır.

 

Sol tarafta yer alan büyük gözlü boğa, kucağındaki ölü çocuğa ağlayan bir kadının üzerinde durur.

Sol tarafta yer alan büyük gözlü boğa, kucağındaki ölü çocuğa ağlayan bir kadının üzerinde durur.

 

Atın sağ üst tarafında, bu vahşi sahnelere tanıklık ederek camdan içeri girmekte olan, korku dolu bir kadın figürü vardır. Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.

Atın sağ üst tarafında, bu vahşi sahnelere tanıklık ederek camdan içeri girmekte olan, korku dolu bir kadın figürü vardır. Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.

 

Korku içindeki bir başka kadın sağdan yalpalayarak merkeze doğru ilerlemektedir. Kadın, parlayan ampüle boş gözlerle bakmaktadır.

Korku içindeki bir başka kadın sağdan yalpalayarak merkeze doğru ilerlemektedir. Kadın, parlayan ampüle boş gözlerle bakmaktadır.

Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.

Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.

 

Sanatçının resimde kullandığı semboller uluslararasıdır.

Sanatçının resimde kullandığı semboller uluslararasıdır.

Böylece tüm dünyada olan savaşların dili oluyor bu tablo adeta. Guernica’da, acı çeken insanlar ve hayvanlar ile kaos içindeki yıkılmış binalar betimlenmiştir.

“Hayır siz yaptınız”

Katıldığı bir sergide Alman bir general Picasso’ya yaklaşır ve sorar;

”Bu tabloyu siz mi yaptınız”

Picasso’da;

”Hayır, siz yaptınız” der.

picasso_guernica21

 

 

kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Louise Hay ile Röportaj

luise-hay1
Louise Hay: Düşündüğümüz her düşünce ve söylediğimiz her düşünce yaratıcıdır, bizim geleceğimizi yaratır. O yüzden ne düşündüğümüze ve ne söylediğimize dikkat etmeliyiz.
Güceniklik, kırgınlık, eskiden yaşadığımız zorlukları tekrar tekrar düşünmek bize daha çok zorluktan başka bir şey getirmez.
Hayat bir bumerang gibidir. Ne yollarsan yolla sana geri gelecektir.Hayata karşı minnettar ve teşekkür halinde olma çok önemlidir. Evren minnettarlığı sever. Ne kadar minnettar olursanız o kadar minnet duyacağınız sebebiniz olur.
Sadece sahip olduğunuz nesnelerden bahsetmiyorum hayatınızın kalitesini yükseltmekten bahsediyorum.
Soru: Güzel şeyler derken buna iyi bir ev ve arabada dahil mi?
Louise Hay: Olabilir ama olmak zorunda da değil. Eğer sürekli kızgın ve kırgınsan ,iyi arabayı sürüp sürekli nefret içinde isen, bir araba hayatına ne güzellik getirebilir ki?
Onun yerine eski bir araban olup minnet ve teşekkür duygularında olmak daha iyi bir yaşamdır.
Ve en önemlisi kim olduğunu sevip olduğun halinden memnun olmandır.

Pek çoğumuz yetiştirilirken yeterince iyi olmadığımızı, yeterince değerli olmadığımızı ve istediğimiz güzellikleri hak etmediğimizi öğrendik.
Bizler İlahi olanın şahane ve mükemmel ifadeleriyiz ve bunu bilmemiz gerekiyor.
Ben insanlara şunu öğretiyorum. Sabahları uyanır uyanmaz ilk iş olarak aynaya bakmalarını ve seni seviyorum seni gerçekten seviyorum demelerini.
İçimizdeki çocukla tekrar bağlantı kurmamız çok önemli. Uzun zamandır bir tarafa itilmiş ve ihmal edilmiş olan o küçük çocukla.
Bunu yaptığınız zaman hayatınıza gelen mucizeleri izlemek şaşırtıcıdır.
Soru: Bize kendimizi desteklemek için verebileceğiniz en önemli tavsiye nedir?
Louise Hay: Kendinizi olduğunuz gibi sevmek ve hayata son derece teşekkür dolu yaklaşmak. Teşekkür etmeyi çok kullanmak. Ben etraf da kimse yokken dahi pek çok şey için teşekkür ederim. Yaratana pek çok kere pek çok şey için teşekkür ederim.
Bugün San Diego ya doğru araba kullanırken yolda pek çok şahane çiçekler gördüm. Renkleri nefisti. Onları görme imkanına sahip olduğum için teşekkür ettim.
Bizim bir sorunumuz olduğunda panikleriz. Ne yapacağım şöylemi, böylemi diye düşünürüz, pek çok korku dolu düşünceler geçer aklımızdan. Benimse sorunlara yaklaşımım tamamen farklı.
Ben bir sorun olarak gözüken bir durumla karşılaştığımda ilk söylediğim şey ‘’Her şey yolunda’’dır.
İkinci olarak da ‘’her şeyim benim en yüce hayrıma işliyor ‘’diye düşünürüm.
Üçüncü olarak ‘’bu deneyimden bana sadece iyilik ve iyi sonuçlar gelecek ‘’derim.
Eğer bu sorun küçükse 2-3 kere söylemem yeterli olacaktır. Eğer büyük bir mesele ise bunu hiç durmadan tekrarlarım.
Her şey yolunda, her şey bana yardımcı oluyor, ve bu durum benim en yüksek hayrıma sonuçlanacak derim sürekli olarak.
Bunları söylemek sizi ve içsel durumunuzu sakinleştirecek ve evren sizin problem olarak gördüğünüz şeye bir çözüm getirebilecektir.
Biz bir sorunla karşılaştığımızda sorunu çözmemiz gerekmiyor. Düşünce biçimimizi düzeltmemiz gerekiyor.
Ve çözüm geldiğinde de teşekkür etmeyi hatırlamayı.
Ben bir satıcı değilim, ben bir öğretmenim. Ancak bana düşünce biçimlerini değiştirmeye gelmiş kişilere yardımcı olabilirim.
Ben düşünce biçimimi değiştirerek hayatımı değiştirebileceğimi ilk duyduğumda benim için çok heyecan verici büyük bir devrimdi , ve bu bilgileri öğrenmek için zaman harcadım. Benim için çok önemli ve değerli bilgilerdi bunlar.
Bazı insanlar bu bilgilerle hiç ilgilenmiyorlar. Belki bundan sonraki bir yaşamda ilgilenmeyi seçecekler….

Bir Türlü Kimseyle Küs Kalamayan İnsanların 15 Genel Özelliği

Arkadaşlarınızın arasında kesinlikle vardır böyle biri. Trip at desen atamaz, kimseye doğru düzgün kızamaz. İyilik timsalidirler adeta. İçlerindeki iyilik dışlarına taşmıştır. Oradan bütün dünyaya dağılacaktır… 😊

1. Temiz kalplidirler asla içlerinde kin tutamazlar.

Temiz kalplidirler asla içlerinde kin tutamazlar.

Biri ona bir kötülük yaptığında bile hemen ertesi gün unuturlar.

2. Arkadaşlarına karşı her zaman sevgi doludurlar, onlarla kavga etmek oldukça zordur.

Arkadaşlarına karşı her zaman sevgi doludurlar, onlarla kavga etmek oldukça zordur.

Öyle pire yüzünden yorgan yakmazlar. Arkadaşlarını küçük sebeplerden dolayı kaybetmek istemezler.

3. Yardımseverlik onların kanında vardır. Yardım etmekten büyük zevk alırlar.

Yardımseverlik onların kanında vardır. Yardım etmekten büyük zevk alırlar.

Yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmemişlerse eğer kendilerini suçlarlar.

 4. Affedicidirler. Küs kalmak onlar için oldukça zordur. Bazen özür bile beklemeden affederler.

Affedicidirler. Küs kalmak onlar için oldukça zordur. Bazen özür bile beklemeden affederler.

5. Düşünürken genellikle egolarını bir kenara bırakırlar. Her zaman karşısındaki ile empati kurarlar.

Düşünürken genellikle egolarını bir kenara bırakırlar. Her zaman karşısındaki ile empati kurarlar.

6. En kötü şakalara bile gülüp geçebilirler. Alınganlık etmezler…

En kötü şakalara bile gülüp geçebilirler. Alınganlık etmezler...

7. Gergin ortamlarda ortamı neşelendirmeyi iyi bilirler.

Gergin ortamlarda ortamı neşelendirmeyi iyi bilirler.

8. Bir derdi ya da sıkıntısı olan arkadaşı olursa da, onun sıkıntısını kendi sıkıntısı gibi benimserler. Çözmek için ellerinden geleni yaparlar.

Bir derdi ya da sıkıntısı olan arkadaşı olursa da, onun sıkıntısını kendi sıkıntısı gibi benimserler. Çözmek için ellerinden geleni yaparlar.

9. Ve başarılarına da kendi başarıları gibi sevinirler. Asla onların başarılarını kıskanmazlar.

Ve başarılarına da kendi başarıları gibi sevinirler. Asla onların başarılarını kıskanmazlar.

10. Çok neşeli görünürler. İnsanların arasında onu hep gülümserken görebilirsiniz.

Çok neşeli görünürler. İnsanların arasında onu hep gülümserken görebilirsiniz.

11. Çünkü dertleriyle insanları sıkmak istemezler ve gülümseyerek sıkıntılarını kamufle ederler.

Çünkü dertleriyle insanları sıkmak istemezler ve gülümseyerek sıkıntılarını kamufle ederler.

12. Başkaları göremese de içlerinde fırtınalar kopabilir. Anlatmazlar. Anlatamazlar…

Başkaları göremese de içlerinde fırtınalar kopabilir. Anlatmazlar. Anlatamazlar...

13. Morallerini düzeltebilmek içinse bazen sadece samimi bir sarılma yeterlidir.

Morallerini düzeltebilmek içinse bazen sadece samimi bir sarılma yeterlidir.

14. Kalpleri kırılırsa bile bunu karşı tarafı üzmemek için içlerine atmayı tercih ederler.

Kalpleri kırılırsa bile bunu karşı tarafı üzmemek için içlerine atmayı tercih ederler.

15. Ama eğer çok ileri gitmişseniz ve onu çok kırmışsanız, size hiç fark ettirmeden hayatınızdan çıkıp giderler…

Ama eğer çok ileri gitmişseniz ve onu çok kırmışsanız, size hiç fark ettirmeden hayatınızdan çıkıp giderler...

Onları üzmeyin… Çünkü onların melek gibi bir kalbi var. 😌😌

Kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »