Haşlanmış Limon Nasıl Yapılır?

haslanmis-limon-728x4101

 

 

Aç karnına haşlanmış limon içilirse, kahve veya soda gibi mideye dokunmaz, tam tersine vücutta detox etkisi yaratarak bağırsaklarınızdaki bakteriler yok eder, vücudu besler ve ihtiyacınız olan tüm enerjiyi karşılar.
Haşlanmış Limon Zayıflatıyor
Haşlanmış limon ayrıca vücuttaki yağ yakımını hızlandırarak zayıflamayı destekler. Vücudu zararlı toksinlerden arındırır, mikroplardan temizler…
Haşlanmış Limon Nasıl Hazırlanır?
Haşlanmış Limon Tarifi için kullanabileceğiniz malzemeler; 4-5 adet limon, 5 diş sarımsak, küçük bir parça zencefil ve 2 litre su.
Limonların kabukları soyularak suyu sıkılır. Limonun posası ile kabuklarını bir kenarda bekletilir çünkü karışımın içine ekleyeceğiz. Daha sonra blender yardımıyla sarımsakları ve zencefili güzelce parçalıyoruz. Sıktığımız limon suyu ile blendırdan geçirilen malzemeler bir tencerede karıştırılır.
Başka bir tencere içerisinde 2 litrelik suyumuzu içerisine ayırdığımız limon kabukları ve posasını da ekleyerek kaynatıyoruz. Su kaynamaya başlayınca diğer tenceredeki karışımı da ekleyip kaynatmaya devam ediyoruz. Ortalama 10 dakika kadar bu şekilde kaynadıktan sonra ocağı kapatıp karışımı soğumaya bırakılır. Ilık veya soğuk bir kıvama geldiğinde haşlanmış limon kürünüz hazır demektir.
Bu karışımı her sabah aç karnına 1 çay bardağı içebilirsiniz. Haşlanmış limon kürü içerek 20 kilo kadar zayıflayan okurlarımız mevcut. Siz de mutlaka deneyin. Ayrıca mide ve sindirim sistemi sağlığı için de çok faydalı olacaktır. Özel bir hastalığı olanların doktor gözetiminde kullanması önerilir. Sağlıcakla kalınız..
Haşlanmış Limon Tarifini Mutlaka sevdiklerimizle paylaşalım, herkes faydalansın.

Kaynak: Organik Ürünler

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

PSİKOLOJİK TEST …% 100 DOĞRU ÇIKIYOR…KAÇIRMAYIN…

7ae2e04f112cac9e970b9c75dbf7a63f1

 

Japonya’nın ünlü psikoloğu Isamu Saito’nun Kokology (Kokoloji) adlı kitabından bir test;
Bir cumartesi günü evde tembellik ederken zil sesiyle yerinizden sıçradınız. Kapıyı açtığınızda çok şaşırıyorsunuz.Eşikte 2 hayvan duruyor. Size 2 mektup getirmişler. İçlerinde de geleceğe ait öngörüler var. Zarfları açınca 2 mektubun içeriğinin çok farklı olduğunu görüyorsunuz. Bir mektupta sizi mutlu bir geleceğin beklediği yazıyor. Diğeri ise felaketleri ve mutsuzluğu haber veriyor. Aşağıda hayvanlardan hangisi size iyi haberi getirdi, hangisi kötü kehaneti iletti?
1.Kaplan
2.Köpek
3.Kuzu
4.Papağan
5.Kaplumbağa

Geleceğin Habercileri için Anahtar; Seçtiği eş çoğu kişinin geleceğini etkiler. Hayvanlarla ilgili olumlu ve olumsuz çağrışımlarınız, psikolojik açıdan zengin ve karmaşık anlamlar taşır. Bu senaryoda mutluluk mesajı getiren hayvan, ideal eş olarak gördüğünüz kişiyi temsil eder. Diğeri ise sizi derin karanlıklara çekmesinden korktuğunuz kişiyi tanımlar.

1.KAPLAN

İyi Haber: Coşkulu, güçlü ve irade sahibi, hükmedici bir eşle mutlu olacağınıza inanıyorsunuz.
Kötü: Kibirli, oranın sahibiymiş gibi etrafınızda dolaşan, ev işlerine yardımcı olmaktan söz ettiğinizde homurdanan hükmedici bir eşe rast gelmekten ürküyorsunuz.

2.KÖPEK

İyi Haber: Bir eşte aradığınız en temel özellik kesin sadakat ve koşulsuz adanmışlıktır. Kötü: Herkesi memnun etmeye çalışan ve başkalarının ne düşündüğüne fazla önem veren kişilerle asla anlaşamazsınız.

3.KUZU İyi: Sizin için mutluluğun anahtarı sıcak kalpli ve ilgili bir eştir. Kötü: Evde pinekleyen, her gün aynı şeyleri yapan sıkıcı bir eşle yaşamak zorunda kalmak sizi ürkütüyor.

4.PAPAĞAN
İyi: Size uygun olan eğlenmeyi seven, konuşkan ve güldürmeyi bilen bir eş. Kötü: Çalışmaktan hoşlanmayan, sürekli gevezelik eden biriyle asla anlaşamazsınız.

5.KAPLUMBAĞA İyi: Ciddi, güvenilir, ihtiyaç duyduğunuzda yanınızda bulunan bir eşle mutlu olursunuz. Kötü: En büyük kabusunuz hayatınızı ağır hareket eden , pek zeki olmayan biriyle geçirmektir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

98 yaşındaki yoga hocasından mutluluğun 3 anahtarı!

23081

 

 

 

Enerjisi hiç bitmeyen ve gülücük saçan dünyanın en yaşlı yoga hocası Tao Porchon-Lynch, mutlu bir hayat için uyulması gereken 3 altın kuraldan bahsetti.

Women’s Entreoneurship Day’in kurucusu Wendy Davis’e verdiği röportajda güne ‘Bugün hayatımın en güzel günü olacak’ diye başladığını söyleyen Tao Porchon-Lynch, kolay yöntemlerle mutluluğun yakalanabileceğini anlatıyor.
Her günü neşeyle karşılayın
Tao Porchon-Lynch’i örnek almaya ne dersiniz? Sabah alarmı sinirli bir şekilde ertelemek yerine, kendinize harika bir gün olacağını söyleyin. Yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle yataktan kalktığınız zaman, somurtacak pek fazla neden olmadığını keşfedeceksiniz.
Yargılamaktan vazgeçin
‘Kimseyi küçük görmeyin’ diyen Lynch, okuma yazma bilmeyen bir köylüden bahsediyor. ‘Köylü adam okuma yazma bilmiyor olabilir ama üzerinde yaşadığınız toprak hakkında sizden daha fazla bilgi sahibi.’ diyen 98 yaşındaki Tao Porchon-Lynch, herkesten öğrenilebilecek bir şeyiniz olduğunu bilmenizi istiyor.
Olabilecek kötü şeyleri düşünerek moralinizi bozmayın
Hayatta eninde sonunda kötü olaylarla da karşılaşacağız, tam da bu nedenle Lynch hayatın olumlu yönüne odaklanmanızı tavsiye ediyor. Tao Porchon-Lynch, zihnin devreye girmesiyle bazen düşüncelerini yalnızca ters gidebilecek şeyler kaplasa bile kötü düşüncelerin yoluna çıkmasına izin vermediğini belirtiyor. 2. Dünya Savaşı sırasında savaş pilotlarıyla birlikte olan Lynch, insanların korkusuzca yaşamaya başladıklarında neler yapabileceklerini gördüğünü söylüyor.

Doğum Günün Ne Zaman?

16406446_10155639438776988_1191908408338005241_n1

Mart: Gıcık

Ocak: Eşi Benzeri Olmayan

Nisan: Tatlı

Aralık: Deli

Mayıs: Cici

Ekim: Popüler

Temmuz: Şeker Küpü

Haziran: Güzel/Yakışıklı

Eylül: Sevimli

Şubat: Mükemmel

Kasım: Tatlı Bela

Ağustos: Göz Alıcı

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”HER ŞEY SÖZLE BAŞLAR”, DİL-BİLİNÇALTI İLİŞKİSİ

dil-ve-konusma-bozuklugu1

 

 

 

Dil nedir?
İnsan “Dil”inin, evrensel olarak kabul görmüş, genel bir tanımını bulmak oldukça zordur. Ağırlıklı görüşe göre dil, “Düşüncelerin, seslerden oluşmuş kelimeler aracılığı ile belirtilmesidir.”
Kelimeler birleşip, cümleleri; cümleler birleşip düşünleri, düşünler bir araya gelerek de çeşitli kavramları oluştururlar.
Bu tanıma göre, “Dil” ile “Düşünce” arasında yakın bir ilişki vardır. Ancak bu ilişkinin doğası kesin olarak bilinmemektedir.
Bazı araştırmacılara göre düşünler, sessiz konuşmalardır. İnsan, kelimeleri konuşmadan kullanarak (sessiz olarak) düşünür. Buna “iç konuşma” (endofoni) denir. Kelimeleri kullanarak düşündüğümüz için, düşünce ve dili birbirlerinden soyutlamak mümkün değildir.
Buna göre kelimeler, düşünce mekanizmasının bir parçası ve düşünceyi koruyan gardiyandır.
Konu ile yakından ilgilenen diğer araştırmacılar ise, düşünceyi “sessiz konuşma” olarak yorumlayan bu görüşü, dil ve düşünce arasındaki entrikalı ilişkileri basite indirdiği gerekçesi ile eleştirirler. Onlara göre, diller arasındaki yapısal fark, çeşitli toplumların dünya hakkındaki düşünce ve görüşlerinin farklı olmasından sorumludur.
Dil ve düşüncenin ilişkisi
İncil’de şöyle der, “Bir kimse her ne düşünüyorsa odur.” Descartes’in da meşhur sözü şöyledir, “Düşünüyorum o halde varım.”
O zaman, “Ne düşünüyorsak oyuz”dan yola çıkarsak, düşüncelerimize dikkat etmemiz gerekmektedir. Öyle ki, eğer siz düşündüğünüz kişiyseniz sorun yoktur. Kendi idealinize ulaşmışsınız demektir. Şu an olduğunuz kişiden memnun değilseniz, ideallerinizi ve onları ifade şeklinizi sorgulamanız gerek demektir.
Çoğu kişiden şöyle sözler duyarım: “Ben aslında hep daha çok saygı duyulan biri olmak istemişimdir.” Ya da “Ben herkese gereken saygıyı gösteriyorum ama kimse bana saygı duymuyor.” Buradaki sorun, “istemek” fiilinin dilimizdeki anlamı ve yeridir. Yani, belirlediğimiz idealin bizden uzakta olduğu, ona ulaşmak gereğinin ifadesidir. Daha da açacak olursak, idealin, başkaları tarafından “onay”la oluşacağı gerçeğidir. Kişi, kullandığı dille, aslında, “Evet, ben idealimdeki kişi değilim” der. Bu kabulleniştir. Beklediği onayı kendisine negatif şekilde vermiştir. O, aslında saygın biri olmadığını onaylamaktadır!
Bu ve bunun gibi örnekler çoktur. Biz farkında olmadan, bu gibi cümlelerle, kendimizi sabote ediyoruz. Bunların farkında olmak gerekmektedir. Sadece farkında olarak bile kalıplaşmış, eski hatta köhne düşünce kalıplarından arınmamız mümkündür.
Düşünce sistemlerinin ve dillerin farklılıkları
İnsan beyninin sol hemisferinde gramer merkezi vardır. Bu merkez, erken yaşlarda oldukça değişebilir bir dizi nöron topluluğudur. Yeni doğanlarda bu merkezler her dille ilgili gramer kurallarına adapte olabilecek niteliklere sahiptir. Bebek ve çocuk, farkında bile olmadan, evde konuşulan dilin gramer kurallarını öğrenir. Onlara kimse gramer öğretmez. Kaldı ki bu gramer okulda öğrenilen gramerden çok farklıdır. Bu, biyolojik gramerdir.
Zamanla, biyolojik gramer beynin sol hemisferindeki yerinde gelişir ve olgunlaşır. Nöronlar arasında kurulan bağlantılar pekişir ve çocuk 5-7 yaşlarına gelince, o merkez bir daha değişmemek üzere, son şeklini alır. İşte bu dönemde çocuk ana diline angaje olmuş demektir. Başka dil öğrenebilir ama onlar için beynin konuşma merkezi dışındaki bölgeler kullanılır.
Her insanın kendine özgü düşünce haritaları vardır. Biz, genelde, yaşadıklarımızdan ya da duyumsadıklarımızdan bir takım yargılara varırız. “Bu böyledir” ya da “şu şudur” gibisinden. Beynimizdeki nöropeptidler, bir takım düşünce kalıpları için belli bir harita oluştururlar. Böylelikle, herhangi bir konuyla ilgili onu algılayış ve karşılayış biçimimiz oluşur. Bir takım “parametre”lerden bir “paradigma”ya varırız. Bunu bilinçli düzeyde yapmayız. Harita çizilmiş ve olaylar karşısında görevini yerine getirir. Örneğin, “Fransızlar da kendilerini çok beğenmiş insanlardır”, “Karadenizliler, coşkulu insanlardır” ya da “Ben ne zaman bir dilenci görsem acır ve ona yardım ederim” gibi. Bunlar kişisel yargılardır. Yani, kişiye özel paradigmalardır. Hayata kendi penceremizden bakarız, olup-biteni kendi haritamız üzerine bir şablon gibi koyar ve yargılar veya düşünürüz. Farkına varmadan da kolay kolay değişmez bu haritalar.
Hâlbuki “Harita vatan değildir.” Biz kültürleri, ülkeleri ya da bizim gibi konuşmayan, yaşamayan, düşünmeyen hatta bizden olmayanları ayıran haritalar çizeriz. Ve böylelikle kendimizden olan ve haritamıza uyan, “vatan” sıfatını alır.
Kültür farkı, gramer farkıdır da aynı zamanda. Her dilin, her kültürün kendi düşünme grameri de vardır. Bu gramer elbette ki dilimizdeki gramere de doğrudan etki eder. Örnek vermek gerekirse, İngilizce’de “Expectation” sözcüğü, içinde umut, kesinlik, öznellik ve pozitif bir bekleyişi taşır. Ancak, Türkçe’deki karşılığı olan “Beklenti” sözcüğünde, bir başka kuvvet ya da gücün inisiyatifinde olmak, nesnellik, teslimiyet ve negatif bekleyiş vardır. Zaten, genelde cümlenin başına ya da sonuna “İnşallah” kelimesi eklenir. Bu, kültürümüzün mutluluğa ya da kişisel başarıya olan bakış açısıdır.
Her çocuk, yetiştiği kültüre, topluma ve aileye uygun bir düşünce ve dil gramerine uyumlanır. Bir kişiye “ayıp” olan bir olay, bir başka kişi içinse “normal” olarak karşılanır.
Paradigmalarımızın gelişmesi ya da daha basit tabiriyle dünya görüşümüzün genişlemesi için ise “okumak” gerekir. Kutsal kitaplardan Kur’an, elçisine ilk olarak “İkra” yani “Oku” olarak inmiştir. Dil beynin kullandığı bir araçtır. Beyin ne kadar gelişmiş ise dil o kadar üstün bir araçtır. Konuşulan dilin kendisi de ne kadar gelişmişse o kadar güçlü bir araçtır. Eğitimle yeni kelimeler öğrenerek dili geliştirmek mümkündür. Bu arada dil eğitimine paralel olarak beyin de gelişir ve diğer yeteneklerini daha etkili bir şekilde kullanmaya başlar. Daha iyi düşünür, öğrenir ve planlar.
Günümüzde, ülkemizde ya da dilimizdeki “yozlaşma”, yeni neslin kullandığı kelimelerin niteliği ve niceliğinde kolayca görülmektedir. Düşünme biçimi, dile yansır ve ne konuşursanız ya da ne düşünürseniz “o”sunuzdur.
Sözcüklerin önemi
Sözcükler, kendi içlerinde bir mana içerirler. Bunlar, konuştuğunuz dilden alınan manalar olduğu gibi kişinin kendine özgü haritasında atfettiği mana da olabilir. Örneğin, biri “Ana” dediği zaman kimimiz annemizi hatırlarız, kimimiz duygulanır hatta ağlarız, kimimize de o kadar yoğun bir etkisi olmaz. Burada şunu da belirtmek lazım ki, aynı manaya gelen iki kelime de kendi içinde mana farklılığına uğrar, “Ana” ve “Anne” sözcüklerindeki gibi.
“Para” sözcüğüne verdiğiniz mana, sizin ekonomik durumunuzla ilgili bir fikir verir. “Ekmek aslanın ağzında” terimini “vatan” olarak benimsemiş birinin bolluk-bereket içinde olduğundan bahsetmek zordur. Burada “Ekmek”, “Para”nın metaforudur (bu konu başlı başına bir tez konusu olabilecek genişliktedir).
Bu dilemma, “Aşk” sözcüğünde de açıkça görülebilir. “Aşk, benim için ‘tutkudur’” diyen biriyle, “Aşk bana ‘acıyı’ hatırlatıyor” diyen birinin aynı şeyden bahsettiğini söyleyebilir miyiz?
Sözcüklere verdiğimiz manaların önemine ve çeşitliliğine değindikten sonra, kullandığımız dil ile hayatımıza yön verdiğimizi açıkça görebiliyoruz. Sözcüklerin, bilinçaltına olan etkisinden birazdan bahsedeceğim. Bir sözcük ağzınızdan çıktıktan sonra onun geri dönüşü yoktur. Kullandığınız sözcük o olayla ilgili paradigmanızı belirlediğinden, hayatınıza yeni bir yön vermek için, yeni sözcükler kullanmalı ya da sözcüklere atfettiğiniz manaları değiştirmeniz gerekmektedir. Kutsal kitaplardan İncil şöyle başlar: “Başlangıçta söz vardı.”
Dil – bilinçaltı ilişkisi
Reklam

İnsan bilinçaltı muazzam bir arşivdir. Doğduğumuz andan itibaren, üç boyutta ve beş duyumuzla algıladıklarımız ve hatta bunların dışındakileri bile depolar. Biz bilinç düzeyinde bunun farkına varmayız. Yaşadıklarımızdan edindiğimiz yargılar ve korkular burada saklanır. Bu deneyimleri çağrıştıran herhangi bir koku, ses, kelime, görüntü ve his algılandığı anda o deneyimle ilgili alarm verir. Bilinçaltının çok önemli bir özelliği, oluşturduğu “çekirdek inanç” vasıtasıyla bizi “güven”de tutmaya çalışmasıdır. Deneyim pozitifse, bir daha yaşatmaya; negatifse bir daha yaşatmamaya programlanır. Aldığı verileri hiçbir filtreden geçirmeden direkt kaydettiği için, biz bilinçli olarak onları seçme şansına sahip değiliz. Burada olaylar genelleştirilir, çarpıtılır ve bozuma uğrar.
Düşünülenin aksine biz hayatımızı bilincimizle değil, bilinçaltımızdaki kayıtlara göre yaşarız. Bilinçli olarak verdiğimiz bir karar, bilinçaltındaki karşılığına göre gerçeklik kazanır. Siz “Ben artık daha çok kazanmak istiyorum” dediğinizde, bu niyetiniz bilinçaltına iletilir. Bilinçaltınızda sizin daha çok kazanmakla, yükselmekle ve zenginleşmekle ilgili güven ihtiyacınızı tehlikeye sokacak bir kayıt yoksa bu isteğiniz gerçekleşir.
Bilinçaltı hayal edilenle gerçekte olanı ayırt edemediğinden, dilimizle onu kandırabiliriz. Siz “Ben artık daha çok kazanmak istiyorum” dediğinizde bilinçaltınız bunu “Evet, sen şu an az kazanıyorsun ve değersizsin” şeklinde algılar. Halbuki doğru bir dili ısrarla konuştuğumuzda bilinçaltımızı isteğimiz doğrultusunda ikna edebiliriz. Doğru dil şöyle olmalıdır: “Ben daha çok kazanmaya layığım, hazırım ve kazanıyorum da.”
Son zamanlarda gördüğüm en yanlış örneklerden biri “Ben zayıflamak istiyorum” cümlesidir. Siz bunu söylediğinizde bilinçaltınıza aslında şişman, değersiz ve çirkin olduğunuzu söylüyorsunuz. Bilinçaltınız buradaki “zayıf”lamak fiilinden umduğunuz anlamdan ziyade, bunu bir tehdit olarak algılayabildiği gibi, boyun eğdiği takdirde bünyenizi zayıflatma riskini bile beraberinde getirebilir. Burada doğru dil kalıbı şöyle olmalı: “Ben hafifliyorum”. Bu şekilde, kullandığımız dilin bedenimize olan etkisini de görmüş oluyoruz.
Sonuç olarak, doğru dili ve olumlu düşünce biçimini kullanarak yarattığımız “olumlama” cümleleri ile bilinçaltımızda hedeflediğimiz etkileri kolayca yaratabiliriz. Bu değişimi garantilemek için, doğru olumlamaları, düzenli şekilde, inanç ve ısrarla kullanmamız gerekir.
Olumlama cümlelerinin püf noktaları
Olumlama yaparken dikkat edilecek hususların başında, negatif manada bir kelime kullanmamak gelir. “Artık öfkeli değilim” dediğinizde, bilinçaltınız “öfke”yi alır ve ona uygun yaşam deneyimleri çekmeye çalışır. Halbuki, “Ben artık sakinim” dediğinizde “sükunet”i alır ve ona uygun yaşam deneyimleri çeker.
İkinci husus, zaman konusudur. Kullandığımız cümlenin zamanı, ya şimdiki zaman ya da geniş zaman kipinde olmalıdır. Şöyle ki, “Ben daha sakin olacağım” dediğinizde, bilinçaltınız bunu gelecekte yapılacak bir görev olarak algılar. O hep gelecekte kalacağından, şimdinize etkisi olmaz. Bu cümlenin ideali şöyle olmalıydı: “Ben her geçen gün daha sakin oluyorum.”
Bu iki husus gözden kaçırılmamalıdır. Biraz dikkat ve çabayla olumlamalarınızı olması gerektiği şekilde yapmaya alışabilirsiniz. Bir kere mantığını kavradınız mı, gerisi daha kolaylaşır. Bir takım kitaplarda ve internet sitelerinde “olumlamalar” ya da diğer bir deyişle “affirmasyonlar” görüyorum. Üzgünüm ki, birçoğu yanlış bir iskelet üstüne oturtulduğundan, istenen etkiyi göstermek bir kenara, zarar bile verebiliyor. Örneğin, google’da yapılan basit bir aramayla karşınıza çıkan ilk bloglar’dan biri, şu olumlamayla başlıyor: “Öylesine güçlü olacağım ki hiçbir şey zihin huzurumu bozamaz.” Bir olumlama bundan daha yanlış nasıl olabilir? Bir olumlama daha yanlış nasıl başlayabilir ki? Her şeyden önce, adı üstünde, olumlamanın bütününde bir pozitiflik olması şarttır. Bu olumlamada, bilinçaltı muhtemelen şu tür inanışlar alacaktır: Bir kere “güçsüz olduğumu kabul ediyorum”, “Şu an, zihin huzurum da bozuk”, “Karşılaştığım kişiler ve olaylar her an bana bir kötülük yapabilir, o yüzden çok güçlü olayım da, bir şey olmasın bari!” gibi bilinçaltımıza tamamen yanlış mesajlar göndermektedir.
Bu konuda tavsiyem, internet sitelerine itibar etmemenizdir. Zaruri durumlarda ise, yabancı menşeili siteleri tercih etmenizi tavsiye ederim. Zira birebir çeviri yaptığınızda aşağı yukarı aynı şeyi kastetmiş olacaksınız.
Bitirmeden önemli bir hatırlatma yapmak isterim. Olumlamaların işe yaraması için, her cümleyi, her kelimeyi hissederek ve inanarak söylemek gerekir. Ve hep dediğim gibi bıkmadan, usanmadan tekrar edilmelidir. Zira biz insanlar tekrar yoluyla öğreniriz. Yürümeyi, bisiklete binmeyi, otomobil sürmeyi öğrendiğimiz gibi…
Olumlama örnekleri
Kendimi tamamen ve derinden seviyor ve onaylıyorum.
Sevgili doluyum. Gerçek ve saf sevgiyi hissediyorum ve yaşıyorum.
Ben çok değerliyim. Ben çok başarılıyım. Ben güven içindeyim.
Ben herkesi ve her olayı olduğu gibi kabul ederim.
Herkes beni olduğum gibi kabul eder
Ben cinsel kimliğimi kabul ediyorum. Cinsel enerjimi kabul ediyor ve kullanmayı seçiyorum.
Ben hayatın tüm olanaklarına kendimi açıyor ve hayatı kullanmayı seçiyorum.
Bilgimi, servetimi ve konforumu artıran herkesi ve her şeyi kabul ediyorum.
Daha güçlü ve sağlıklı olmama izin veriyorum
Hayatın tüm güzelliklerini hak ediyorum.
Büyük bir enerji ve sağlıkla doluyum.
Ben insanların duygularının, düşüncelerinin ve kısıtlamalarının ötesine geçiyorum. Kendi hayatımı, kendim belirliyorum.
Bolluk ve bereketi her an yaşar ve her gün daha yoğun hissederim.
* Tuna Tüner

Yatağa Gitmeden Önce Bu İnanılmaz Karışımı Dilin Altına Koy ve Yorgunluğunu Unut…

himalaya-tuzu-bal-uyku-dil-altina-757x3201

 

 

Uyku sorunlarınız konusunda yardımcı olacak etkili bir çözüm. ayrıca ertesi gün ihtiyacınız olan enerjiye sahip olacaksınız.
Bu doğal çare için gerekli olan ana madde Himalaya deniz tuzudur.
Bu muhteşem tuz, iyi bir uyku için önemli bir hormon olan melatonin seviyesini düzenler. Ayrıca, Himalaya tuzu depresyona karşı da yardımcı olur, çünkü serotonin (nörotransmitter) seviyelerini etkiler. Ayrıca, adrenal bezlerin hastalıklarla mücadele işlevini uyarır, migrenle mücadele başarıyla sonuçlanır.
Bu doğal uyku ilacının hazırlanma şekli:
Gerekli malzemeler: Pembe Himalaya Deniz Tuzu (1 çorba kaşığı) ve Doğal Bal (5 çay kaşığı )

Nasıl Yapılır? Cam kavanozda Himalaya tuzu ile balı karıştırın. Yatmadan önce, bu karışımın bir çay kaşığını dilinin altına koyun. Neredeyse anında uykuya dalacaksınız ve uyandığınızda, ertesi sabah enerjinizle dolu ve taze hissedeceksiniz. Bu doğal yöntem hızlı uykuya dalmak ve enerjilenmek içindir. Not: Tuza karşı alerjisi olanlara önerilmez.

Kaynak: Bilgi Doktoru

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hastalığa Yakalanmamak İçin Bunları Mutlaka Yapın…

15966034_1878956932324841_6395815447080136111_n1

Düzenli olarak her gün elma yiyin. Bir çok kanser türünden korur,

Çörek otu yağı için, saçınıza, cildinize ve yüzünüze sürün,

Hakiki zeytin yağında birkaç gün bekletilmiş kuru incir yiyin

Sabahları kahvaltıdan önce 21 tane kuru üzüm yiyin (zihni açar)

Sabahları kahvaltıdan bir saat kadar sonra Türk kahvesi için

Sallama çayları, plastik bardak ve şişeleri, damacana suları terk edin

Ayçiçek yağlarını terk edin, hayatınızda zeytinyağına yer açın,

Zeytin yağını da çörek otu yağı gibi için, sürün ve bol bol kullanın,

İmkanınız nispetinde bol bol organik tereyağı, yumurta ve süt tüketin…

Kaynak: Sağlık Haberleri

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KİŞİSEL BAŞARI İÇİN BİRKAÇ İPUCU…

basari1

 

 

1.Bir vizyon oluşturun: Vizyon yaratmaya ilk adım, sabahları yataktan onun için kalkacağınız, yaşamınızı onun uğruna yaşayacağınız bir şeye sahip olmaktır.

2.Gerçek bir yalan söyleyin: Ne olmak istediğinize ilişkin öyküler tasarlayın. Böylece bilinçaltınız fantezi kurmakta olduğunuzu bilmeyeceği için,başarılarınızı büyütmek için gerek duyduğunuz taslakları yaratmakla başlamış olacaksınız. Kendi en yüksek düzeyinizin bir resmi olmadığı takdirde o düzeye asla erişemezsiniz.

3.Rahatlık bölgenizi terk edin: Gelişmeyi sağlayan şey rahatlık değil,huzursuzluk ve zorlamadır. Yetenek ve becerilerimizi sınayan ve bizi geliştiren şeyler yalnızca bizi zorlayan şeylerdir. Yüz yüze geldiğimiz her zorlu durum bizi daha yetenekli, daha becerikli kılar.

4.Televizyonunuzu öldürün: Televizyonun sizi kitaplardan daha çok mu, yoksa daha az mı motive ettiğini gösterecek bir test: Bir ay önce televizyonda ne izlediğinizi anımsamaya çalışın. Sonra da bir ay önce okuduğunuz kitabı düşünün. Hangisinin üzerinizde ki etkisi daha değerli ve kalıcı oldu? Hangi eğlence biçimi sizi özgüdüleme yönünde daha iyi kılavuzluk edebilir? Groucho Marx televizyonun eğiticiliği hakkında şunu söylemişti. ” Ne zaman oturduğum salonda biri televizyon açsa, yandaki odaya geçip elime bir kitap alıp onu okuyorum”

5.Ölüm döşeğinize uzanın: Kendi ölümünüzle yüzleşmek için can vereceğiniz ana dek beklemeniz gerekmez. Aslında, ölüm döşeğinizde ki son saatlerimizi gözümüzün önünde üç boyutlu olarak canlandırmak,paradoksal bir duygu yaratır.Sanki baştan ayağa yeniden doğmuş gibi hissedersiniz.

6.Korkunuzun üzerine gidin: Korku şelalesinin içinden koşarak geçtikten sonra ki telaş,dünyada ki en büyük enerji uyandıran duygudur. Kendinizi en hevessiz,en bitkin hissettiğiniz anda, korktuğunuz bişey bulun ve onu yapın. Sonra neler olacağınızı göreceksiniz.

7.Bir kahraman gibi davranın: Büyük insanların gözümüze büyük görünme nedeni bizim dizlerimizin üstüne çökmemizdir. Biz de diz üstü çökmeyi bırakıp ayağa kalkmalıyız.

8.Kendi kendinizle konuşun: Plato’nun dediği gibi düşünmek, ruhunuzun kendi kendine konuşmasından başka birşey değildir.Üstelik düşünce her zaman eylemden önce geldiği için de, kendi kendinize konuşmak, kendi kendinizi motive etmenin başarısı kanıtlanmış yöntemlerinden biridir.

9.Bugünü yaşamınızın tamamı gibi yaşayın: Yaşam şimdidir. Yaşam daha sonrası değildir.

10.Sıkıntıyı faydaya dönüştürün: Her sorun içinde bir armağan saklar.

* Steve Chandler’in kişisel başarı için 100 ipucu kitabından derlenmiştir. Alıntı

Karda Doğum Yapan Keçiyi Sırtında, Yavruyu da Köpeğine Taşıtan Rizeli Çoban Kız

rize-kopek-patiliyo-11

 

 

Bazen öyle güzel fotoğraflar karşımıza çıkıyor ki, o fotoğrafa bir bakışta kalplerimiz eriyor, günümüz daha da şenleniyor, gökyüzü pırıl pırıl oluyor.
İşte bu fotoğraf da, öyle bir fotoğraf.
Rize’de çekilen fotoğrafta, karlar altındaki dağda doğum yapan anne bir keçi çoban kızın sırtında sıcak ahıra doğru götürülürken görülüyor.
Dikkatlerden kaçmaması gereken bir diğer ayrıntıysa, yeni doğan yavru ise çoban köpeğinin sırtındaki çantada, tüm tatlılığıyla olan biteni izliyor.

İşte dünyanın en güzel fotoğraflarından biri…
Rize’de karlı dağlarda çekilen bu fotoğrafta yeni doğum yapan anne keçiyi sırtında taşıyarak sıcak ahırına götüren çoban bir kız görülüyor…

Koca yürekli Anadolu insanı.
Fotoğrafın en güzel detaylarından birisi de yeni doğan oğlak çoban köpeğinin sırtındaki çantada olan biteni anlamaya çalışan bakışları…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hangi Renkler Hislerinizi Etkiliyor?

 

Bazı renkler gerçekten ruh halimizi etkileyebilir. Bu nedenle, renk psikolojisinin nasıl çalıştığı konusunda biraz bilgi edinmek her zaman yararlıdır.

Bu, daha iyi yaşayabildiğimiz ve çalışabildiğimiz alanlar yaratmamızı sağlayacaktır.

Ayrıca, her birimizin bir favori renginin olduğunu da biliyoruz. Dahası, nedenini tam olarak bilmesek de, bizi sakinleştiren ve aynı zamanda tanımlayan belli gölgeler ve tonlar var.

Bugün, sitemizde, psikolog ve sosyolog Eva Heller’ın tamamlayıp “Renk Psikolojisi” adlı kitapta anlattığı ilginç bir çalışmanın özet bir versiyonunu sunmak istiyoruz.

Bu kitap, bu önemli alanda, renkler ile aramızdaki duygular arasındaki samimi ilişkiyi ele alan referanslardan oluşmaktadır.

Bu sebeple sizi aşağıda bu konuyla ilgili daha fazla bilgi edinmeye davet ediyoruz. Belki, kişiliğiniz hakkında daha fazla bilgi bile edinebilirsiniz.

Renklerin Psikolojisi

Çoğumuz, renklerin kişilik kalıpları özelliklerine sahip olabileceğine veya ruh halimizi değiştirebileceğine inanmakta zorlanıyoruz.

Bu nedenle Berlin Free Üniversitesinden psikolog Eva Heller, 2000 kişinin katıldığı, belirli renkler ve onların yarattığı duygulara yanıtlarını ve ilgili davranışları analiz ettiği kapsamlı bir çalışma yaptı.

Bu çalışma sayesinde bazı çağrışımların rastgele oluşmadığını; bunların aslında atalarımızla, çocukluğumuzla, dilimizle ve düşüncelerimizle çok alakalı evrensel deneyimler olduğunu gösterdi.

Bunu aklımızda tutarak, renklerin bize olan etkilerinin doğuştan olduğunu söyleyebiliriz. Size bir örnek verelim. Kimse duvarları siyah veya kırmızı olan bir odada çalışamaz ya da dinlenemez.

Fakat, duvarlar yeşil, beyaz veya mavi olsaydı, odanın bizde yarattığı etki çok daha olumlu olurdu. Aşağıda bunun nedenini anlatacağız ve aynı zamanda her bir renk hakkında daha fazla bilgi sahibi olacaksınız.

ev

Mavi

Dr. Heller tarafından birkaç yıl boyunca yapılan çalışmada, popülasyonun en sevdiği rengin mavi olduğu, bunu da yeşilin takip ettiği ortaya çıktı.

Mavinin 111 farklı tonu olduğuna inanılıyor. Bu rengin karakteristikleri şöyledir:

  • Mavi sempatiyi, ahengi, manevi ve ilahi erdemleri temsil eder.
  • Belli bir mesafe duygusu, fakat aynı zamanda fantazi hissi de sağlar.
  • Aynı zamanda zekayı sembolize eder ve hem feminen hem de maskülendir.

Yeşil

  • Yeşil şüphesiz ki en çok sevilen ve en ilginç renklerden birisidir. Umut, doğurganlık, hayat ve sağlık ile ilişkilidir. Bu yüzden yeşil güçlü bir renktir.
  • Ayrıca hayatın genç dönemleri ile de ilişkilidir, çünkü çok enerjik bir nüansı vardır, özgürlük ve en yoğun güç hissini uyandırır.

renkler1

Kırmızı

Bu rengin genel nüfus için ne sembolize ettiğine dair bir tahmine sahip olduğunuzdan eminiz. Bu renk, aslında, tutkuyu, aynı zamanda da nefreti temsil eder.

  • Kırmızının 105 tonu vardır. Antik çağdan beri bu renk üst sınıflarla ilişkilendirilmiştir. Zenginlik ile bağlantılı olmasının nedeni budur.
  • Kırmızı, aynı zamanda en yoğun faaliyeti teşvik eden dinamik bir renktir.
  • Kırmızı renk hakkında ilginç bir gerçek: Heller’in yaptığı araştırmalara göre, kırmızı renk hayvanların en az sevdiği renktir.

Sarı

Yıllardır yapılan çalışmalar, sarının en çelişkili renklerden birisi olduğunu gösteriyor.

  • İnsanlar bunu eğlenceli bir renk olarak görüyor, ancak sarıyı aynı zamanda ihanetle de ilişkilendiriyoruz.
  • Ayrıca olgunluk ve şehvetli aşkı sembolize eder.
  • Ayrıca sarının genel olarak işi, okumayı, yazmayı ve yaratmayı teşvik eden çok optimist bir renk olduğu söylenmektedir.

Mor

Mor hiç şüphesiz en ilginç renklerden biridir. Bu sihir ve feminizm ile ilişkilendirilir. Ayrıca mor, gücü, dayanışmayı hem de saygıyı temsil eden bir renktir.

kelebek

Turuncu

Turuncu büyük ölçüde Budist kültürüne bağlı bir renk olsa da, renk psikolojisi alanındaki uzmanlar, bunun biraz hafife alındığını vurguluyor.

Bunun nedeni, turuncunun, temas ve sosyal anlayışı teşvik etmek istediğiniz zamanlar için ideal bir renk olmasıdır. Ayrıca, ışığı çeker, eğlenceli, keyifli ve enerjiktir.

Pembe

Bu rengin genellikle neyle ilişkili olduğunu az çok düşünebiliriz: narin şeyler, çekici şeyler, nezaket ve erotik hassasiyet.

Bununla birlikte, aynı zamanda, pembenin evimizde kullanmak için çok uygun bir renk olduğunu dikkate almalıyız. Dinlendirici olarak görülür, ayrıca umut ve yaratıcılığı ortaya koymaktadır. Pembe ile diğer renkleri birleştirmek şüphesiz bize yüksek bir özgünlük sunar.

Beyaz

Bu, iyinin, ruhların, yeni başlangıçların, saflığın ve masumiyetin rengidir.

Siyah

  • Moda tasarımcıları bu rengi çok sever. Bu yüzden kıyafetimize şık bir dokunuş katmak için siyah giyeriz.
  • Günümüzde, siyahın bir renk (tüm renklerin sahip olduğu ışığa sahip olmadığından) olup olmadığı konusunda hala şüphelerimiz olsa da, içgüdümüz önemli bir negatif bileşen ile onu algılamaya devam ediyor.
  • Modanın ötesinde de, siyah sonla, ölümle ve vahşilik ile ilişkilendirilir.

Bu konu gördüğünüz gibi çok ilginç bir konudur.

Hepimizin bir “favori rengi” olduğu doğrudur. Aslında genelde 2 veya 3 favorimiz de olabilir. Eğer bu renkler sizi iyi hissettiriyorsa kullanmaktan çekinmeyin.

– Sağlığa bir adım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KADINLARIN BİLMESİ GEREKEN 25 ŞEY;

kendini-sevmek1
1. Unutma, sen değerlisin.
Çalışsan da çalışmasan da…
Ünlü olsan da olmasan da…
O erkek seni istese de istemese de…
Sen sen olduğun için bi’tanesin.
2. Kadın olmanın tadını çıkartmalısın.
Biraz şefkat, biraz anaçlık, biraz dişilik,
biraz seksilik, bolca zeka ve altıncı his…
Sen şahanesin..
3. Göbeğin çıktı diye, 36 bedenden çok uzaksın diye,
saçların o reklamlardaki kız gibi dalgalanmıyor diye eksik değilsin.
4. Kendine güvenin en büyük silahındır
ve o en derinlerinden gelen ışıl ışıl gülümsemen tabii ki.
5. Biliyorum adettendir ama sonuca varamadığın,
sadece bünyeni hırpaladığın o konuyu 50 kere konuşmana,
tartışmana gerek yok.
Olmuyorsa, üstünü çizip devam etmelisin.
6. Yaptıklarından suçluluk duyarak vakit kaybetmemelisin.
Yapamadıklarını listeleyip isteklerini gözden geçirmek suretiyle
adımlar atarsan daha mutlu olabilirsin.
7. Hiçbir evlilik, hiçbir olması gerek şov,
sana öğretilmiş hiçbir mecburiyet alın yazın değildir.
Kocan tek çıkışın, hayat zaferin değildir.
8. Uzaklarda arama sakın; en büyük mutluluk sendedir.
9. Aşkından gebersen de sınırlarını bilmelisin.
Sınır neresidir? Sana saygısızlık yaptığı yerdir.
Buna asla izin verme.
10. Sen kendine ne değer biçersen, sen kendine nasıl davranırsan;
herkes sana öyle davranır.
Asla ama asla kendini küçümseme.
11. Evde oturup derdine yanma.
Kaderini birine, bir kuruma, bir konuma bağlama.
Kaderin senin ellerinde, bunu sakın atlama!
12. Eski sevgili adı üstünde ‘eski’dir…
Senin yeni dünyanı bulandırmasına izin verme.
13. Yeniden seveceksin, çok da sevileceksin.
Kimse son değil, bunu bileceksin.
14. Dünyanın kanunu bu; düşündüğünü çekersin.
Allah rızası için kurup durma, senaryolar yazma!
15. Sevgilini çok sevmelisin.
Öyle herkese ‘sevgili’ dememelisin.
Fakaaat çok sevmen demek,
kendini ayaklar altına alman demek değildir.
Bir kadın gerekirse, severken de gidebilir değil mi?
16. Her şeyin şık olsun.
Ruhun, bedenin, kıyafetin, sevişin, terk edişin, dostluğun, sevgililiğin… Kadınlık şıklık demektir.
17. Başka kadınları kafana takmaktan vazgeç!
Onlar sen olamaz, sen de onlar…
Her kadın kendine özeldir, her kadın dibine kadar özeldir.
18. Kız arkadaşların önemlidir,
en kıymetlilerindir ama onları seçmeyi bileceksin.
Kadın kadının kurdudur, bir kenara not edeceksin.
Sadece kötü gününde değil, başarında,
mutluluğunda da yanında olan,
yüreğini ortaya koyan arkadaşlarından asla vazgeçmeyeceksin

19. Erkekler çocuktur. Nokta!
Çocuğunu hem sevecek hem kızacak,
icap ederse küsecek, cezasını vereceksin.!
20. Seni bırakıp gidebilenin arkasından gözyaşı dökmeyeceksin.
Aramazsa aramasın be!
21. Sevginin, aşkın ne demek olduğunu anlamayan bir adamın
vizesini keseceksin.
22. Sen renklisin, sen beceriklisin,
sen erkeğin mutlu olma sebebisin, sen başlangıçsın,
sen sonsun…
Mecbursun, bunu fark edeceksin!
23. Her şey bir karar vermene bakar.
Sabır bazen gerekli, bazen gereksizdir. Ayrımı yapabilmelisin.
24. Yapamayacağın şey yok.
Gidemeyeceğin yer yok. Sana kapalı olabilecek kapı yok!
Şu an silkelenip kendine geleceksin!
25. Tekrar söylüyorum, kafana kazı istiyorum,
SEN ÖZELSİN,
SEN Bİ’TANESİN,
ÖNCE KENDİ DEĞERİNİ BİLECEKSİN.
* AYŞE ÖZYILMAZEL

Odanıza Koyacağınız Bu 5 Bitkiyle Uykusuzluk Sorununuza Elveda Diyeceksiniz

 

Bugünlerde birçok kişi uykusuzluk sorunu yaşıyor.

Ancak uykusuzluk probleminizi kendi kendinize çözmeniz de mümkün.

Belki hayat tarzınızı değiştirmeyi, yediğiniz içtiğinize dikkat etmeli veya daha fazla spor yapmayı düşünmelisiniz.

Herkesin buna farklı bir çözümü vardır. Belki de uykusuzluk sorununuzu gidermek için sırtınızı bitkilere dayamanın sırası gelmiştir.

İşte yatak odanıza koyacağınız ve uykunuzu düzenleyecek o beş bitki:

Lavanta

Lavantanın anksiyete, depresyon ve uykusuzluğa iyi geldiği biliniyor. Birçok kişi banyoda lavanta yağı içeren ürünler kullanıyor. Yapılan araştırmalarda ise lavantanın strese neden olan hormon kortizolü düşürdüğü kanıtlandı.

Yatak odanıza neden lavanta koymayasınız? Bütün gece rahat hissedeceksiniz.

Fotoğraf: Pixabay

Aloe Vera

Yapılaş çalışmalarda aloe veranın havadaki zehirli kimyasalları emdiği ve bolca oksijen ürettiği görüldü.

Ayrıca bu bitki uykusuzluk sorunu yaşayanlara da yardımcı oluyor.

Fotoğraf: Flickr

Tavşankulağı

Tavşankulağı daha iyi nefes almanıza yardımcı olur ve sinir sisteminizi güçlendirir. Bolca oksijen üreten bitki havadaki karbondioksiti de emerek oda içindeki havayı düzenler.

Daha rahat uyumanıza yardımcı olan bitki ayrıca baş ağrılarını geçirir ve tansiyonu dengeler.

Fotoğraf: Vikipedi

Sarmaşık

Evde en kolay yetiştirilebilecek bitkilerden biri de sarmaşıktır. Havadaki zehirli kimyasalları emer ve taze oksijen sağlar.

Ayrıca sarmaşık küflenmeyi %94 oranında önler. Odasında sarmaşık olan daha temiz ve rahat nefes alır.

Fotoğraf: Vikipedi

Yasemin

Sadece büyüleyici kokmazlar. Aynı zamanda insanların sağlığını da olumlu yönde etkilerler.

Yasemin yıllardan beri alternatif tıbbın gözbebeğidir. Yapılan araştırmalarda ise yaseminin uyku kalitesini arttırdığı görülmüştür.

Kaynak: newslette

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İlk Günden İtibaren Eklem ve Diz Ağrılarına Bu Güçlü Karışım ile Veda Edin..

yulaf-ezmesi-710x4041

 

 

Yaşlılık, kötü duruş ve rahatsız edici ayakkabılar gibi eklem ve diz ağrısına neden olan birçok faktör vardır. Bu ağrı bazen dayanılmaz bir hal alır ve hayatınızı zorlaştırarak günlük rutin işleri yapamaz hale gelebilirsiniz..
İğneler ve ilaçlar yerine, bu güçlü doğal ilaç, eklem ve diz ağrısı için sonsuza kadar elveda demektir!
Gerekli malzemeler:
* 1 su bardağı yulaf
* 1 fincan doğal portakal suyu
* 1 tatlı kaşığı tarçın
* Kıyılmış 2 su bardağı ananas
* Yarım su bardağı ezilmiş badem
* Doğal bal

Nasıl Yapılır?
Yulafları küçük bir tencereye döküp üzerine su ilave edin ve yulaflar pişene kadar orta ateşte kaynatın. Yulaf piştiğinde ocağı kapatıp soğumaya bırakın.  Diğer malzemeleri ise blender yardımıyla karıştırın. Daha sonra yulaf ile karıştırın. Çok yogun olursa biraz daha su ilave edebilirsiniz. Soğuk olarak için. Birkaç günün sonunda inanılmaz sonuçlar elde edersiniz. Bu süper karışım eklem ve diz ağrısını ortadan kaldıracaktır. Dahası, tendonlarınızı ve hasar görmüş bağlarınızı güçlendirecek ve onaracaktır! MUTLAKA PAYLAŞ HERKES FAYDA GÖRSÜN.

Kaynak: Bitkiblog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sarımsak 24 saat içinde vücudumuza neler yapıyor?

Mucizevi besin sarımsak 24 saat içinde vücudumuza neler yapıyor? Sarımsağın faydaları neler? 10 ay suda bekletilen sarımsağın etkileri…

Mucizevi besin sarımsak 24 saat içinde vücudumuza neler yapıyor? Sarımsağın faydaları neler? 10 ay suda bekletilen sarımsağın etkileri...

Sarımsak yedikten sonra 24 saat içinde vücudumuzda neler oluyor?

1. saat: Vücudunuz sarımsağı sindirir ve içindeki besleyici maddeleri emer.

4. Saat: Sarımsağın içinde bulunan ve vücudunuzun emdiği besleyici maddeler vücudunuzdaki kanser hücreleri ve serbest radikallerle mücadele eder.

6. Saat: Metabolizma hızınız artar. Vücudunuzdaki yağlar erimeye başlar ve fazlalık sıvılar vücuttan atılır.

7. Saat: Sarımsağın antibakteriyel faydaları etkisini göstermeye başlar ve kan dolaşımına karışır. Sarımsak vücuttaki bakterilerle savaşmaya başlar.

10. Saat: Sarımsakta bulunan besleyici maddeler oksidasyon oluşma riskini azaltır.

24. Saat: Sarımsağın içindeki besleyici maddeler sayesinde:

  • Kolesterol düşer.
  • Kalp sorunlarına neden olan damar tıkanıklıkları önlenir.
  • Tansiyon dengelenir.
  • Sinir sistemi güçlenir.
  • Vücuda ağır metallerin girmesi engellenir.
  • Kemikler ve eklemler güçlenir.
  • Daha az yorgun hissedilir.
  • Vücudunuz daha atletik olur.
  • Sperm sayısını artırır.
  • Afrodizyaktır; cinsel isteği artırır.
  • Hücreler sağlığına kavuşur.
  • Bu süreç boyunca bolca su içmek, sağlıklı şeyler yemek, kolay sindirilebilen besinler, kırmızı et ve mutlaka tüketecekseniz rafine şeker tüketmek çok önemli.

6 diş sarımsağı kavurarak tüketin. Peki sarımsak nasıl kavrulur? Sarımsağı tepsiye koyun ve 350 derecede yumuşak kıvama gelene kadar pişirin. 6 diş sarımsağı yedikten sonra vücudunuzda harikalar yaratmasını bekleyin!

Cinsellik ve üreme

Allicin maddesi içeren sarımsağın, sperm sayısını artırdığı ve kanın cinsel organlara akışını hızlandırır ve sperm kalitesini artırır. Ginseng, Uzak Doğu tıbbında yaklaşık 2000 yıldır kullanılan önemli bir bitkidir ve cinsel gücü artırmak üzere kullanılan bir köktür.

kaç cm olmalı

Bilinen en güçlü afrodizyaklardan biridir. Ginsengin cinsel isteği ve birleşme kapasitesini arttırmaktadır. Ginsengin libidoyu, cinsel performansı ve testislere kan akışını desteklediği bilinmektedir.

Siyah sarımsağın mucizevi faydaları

Siyah sarımsak faydaları: Ramazan'da halsizliğe çare

  • Kansere karşı koruyucudur.
  • Kalp sağlığını korur.
  • Beyin hücrelerini serbest radikal hasarına karşı korur.
  • Hafıza bozuklukları semptomlarını azaltır.
  • Bağışıklık sistemini destekler.
  • Karaciğeri korur.
  • Diyabet semptomlarını iyileştirir.
  • Kronik böbrek rahatsızlıklarında, tedavinin toksik etkisini azaltır.
  • Sindirim ve dolaşımı arttırır.
  • Tansiyonu düzenlemeye yardım eder.
  • Doğal mide koruyucudur.
  • Hiperlipidemi ve hiperglisemi durumlarını önlemeye yardımcıdır.
  • Yaşlanmayı geciktirir.
  • Antialerjiktir.
  • Saç ve cilt sağlığını korur.
  • Yorgunluğu önler.

Sarımsağın faydaları neler?

1. Bağışıklığınızı arttırır: Deney tüplerinde yapılan testlerde sarımsağın kanser hücrelerini öldürdüğü görülmüştür. Ayrıca bu teste dahil olan bazı insanlarda da aynı sonucu vermiştir. Yapılan araştırmada düzenli olarak sarımsak, sebze ve meyve yiyen bir grup kadında kolon kanseri riskinin % 35 azaldığı tespit edilmiştir. Ayrıca yapılan başka bir araştırmada ameliyat edilemeyecek durumda olan kolon, ciğer ya da pankreas kanseri vakalarında hastalar 6 ay boyunca sarımsak ekstresi aldıklarında bağışıklık sistemlerinin geliştiği gözlenmiştir.

2. İltihap sökücü olarak çalışır: Bu araştırmalarda gözlenmiştir. Eğer iltihaplı bir ekleminiz ya da kasınız varsa, sarımsak yağı ile ovun.

3. Kardiyovasküler sağlığı geliştirir: Hala sarımsağın kolesterol seviyesini arttırdığı yönünde bir kanı olsa da araştırmalar arterlerde ve tansiyonda olumlu etkisi olduğunu ortaya koydu. Uzmanlar kırmızı kan hücrelerinin sarımsak sayesinde sülfürden hidrojen sülfid gazına dönerek damarlarımızı genişlettiğine ve bu yollar kanın rahat akmasına yardımı olduğuna inanıyor.

4. Size daha iyi saç ve deri verir: Sarımsağın antioksidan ve anti bakteriyel etkisi akne kaynaklı bakterileri yok ederek cildinizi temizler. Bazı veriler sivilcenize sarımsak sürdüğünüzde yok olduklarını göstermiştir. Yalnız bu yanma hissi yaratabilir.
Ayrıca yine araştırmalar sarımsak jellerinin saç dökülmelerine iyi geldiğini gösterdi.

5. Yiyeceklerinizi korur: taze sarımsaktaki bu aynı anti bakteriyel oluşumlar besin zehirlenmesine yol açan salmonella ve E coli gibi bakterileri öldürür. Ama yine de sarımsağı yiyeceklerinizi temizleme için kullanmayın.

6. Mantar tedavisinde kullanılır: Sarımsak aynı zamanda fungus ile de savaşır. Eğer ayağınızda mantar varsa, ayağınızı sarımsak suyuna batırın ya da ayağınıza kaşıntı yaratan mantar ile savaşması için çiğ sarımsak sürün.

sarımsak cinsel gücü artırır mı? en çok fayda

Sarımsaktan en çok faydayı nasıl alırız?

Sarımsağı çayını yapmak için küçük parçalara ayırarak sıcak suya bırakabilir ve tadını bal ile kapatırken sarımsaktan faydalanmak biraz karışıktır. Onu ısıtmak ya da başka şeyler ile birleştirmek pH dengesini değiştirebilir. Allicin’den gelen enzimlerin çalışmak için birkaç dakikaya ihtiyacı vardır o nedenle sarımsağı kestikten sonra biraz bekleyin. En büyük faydayı çiğ sarımsaktan alırsınız. Ama eğer pişirmek isterseniz 60 dereceden fazla ısıtmayın. Yüksek ısı allicini öldürür o nedenle sarımsağı yemeklerinize pişmeye yakın atın.

Sarımsağı tüketirken nelere dikkat edilmeli?

Sarımsağın sağlığa faydası saymakla bitmez, ama beslenmenize birden çok fazla eklemeyin. Aşırısı, mide rahatsızlıkları, gaz, ishal, ağız kokusu ve kötü vücut kokusu yaratabilir.
Eğer çok miktarda taze ve kuru sarımsak ile temas ederseniz, derinizde karıncalanma hissedebilirsiniz. Sarımsaktan kaynaklı doku bozukluklarından kaçınmak için mutfak eldiveni kullanın.

Ender görülen bazı vakalarda, sarımsağın baş ağrısı, yorgunluk, iştahsızlık, kas ağrıları, baş dönmesi ya da astım atakları ve deri döküntüleri gibi alerjik reaksiyonları tetiklediği görülmüş. Dikkat! Kan seyreltici kullanıyorsanız, sarımsak tüketmek ilacın etkisini arttırarak pıhtılaşmasını zorlaştırabilir.

Sarımsağın cilde faydaları neler?

Eski zamanlardan bu yana sarımsağın faydaları hakkında uzun araştırmalar yapılmıştır. Yapılan araştırmalarda sarımsağın insan sağlığı üzerinde çok etkili olduğunu kanıtlamış. Özellikle kalp krizi riskini azaltmada ve çeşitli kanser hastalıklarına karşı koruyucu özelliği olduğu belirlenmiştir.

cilt güzelliği

Cilt için kullanımı her bölgede ayrı şekilde olmaktadır. Genelde saçlar için sarımsak saf şeklinde veya yağı ile tedavi edilebilirken, cilt içinde çayı hazırlanabilir ya da sarımsak limon kürü hazırlanıp uygulanabilir. Sarımsak tek başına da cilt tedavisinde tercih ediliyor ama hassas cilt yapısına sahip kişiler için bu şekilde kullanılması pek önerilmiyor.

Saç ekimi günümüzde ilerleyen teknolojiyle erkeklerde çok sık tercih ediliyor. Saç ekiminde FUE ve FUT yöntemleri arasındaki farklar neler?

Saç Dökülmesi:

Sarımsak ya da sarımsak yağı saçların ihtiyacı olan mineral ve vitamini karşılayacak niteliktedir. Sarımsak yağını saç diplerinden uç kısımlarını doğru masaj eşliğinde sürüp bir gece bu şekilde bekletmelisiniz. Sarımsak yağının, saf sarımsak kadar etkileyici ve keskin kokusu yoktur. Rahatlıkla saçlarınıza uygulayabilirsiniz. Sabah kalktığınızda saçlarınızı sarımsak özlü sabun veya şampuan ile yıkayıp iyi bir şekilde durulayın.

Akne ve Sivilce:

Sivilce veya akneler için büyük bir diş veya iki tane küçük diş sarımsağın suyunu çıkartıp minik bir tabağın içerisine alın. Aynı ölçüde içerisine elma sirkesi ilave edip karıştırın. Küçük bir pamuk yardımıyla gözaltı hariç tüm cildinize bu kürü uygulayın. Sarımsağın antioksidan ve antibiyotik özelliği olduğu için cildin bakımını sağlayacaktır ve çıkan aknelerin, sivilcelerin giderilmesinde fayda sağlayacaktır.

Sarımsak yutmanın faydaları neler?

Sarımsak yutmanın faydaları neler?

  • Sarımsağı yutarak tüketmek hazmı kolaylaştırır.
  • Oluşan kanser hücrelerinin yayılmasını ve büyümesini engeller.
  • Vücudun gerek duyduğu tüm vitamin ve mineralleri sağlayarak vücut direncini arttır.
  • Soğuk algınlığına bağlı gelişen hastalıklara karşı yakalanma olasılığını azaltır.
  • Vücuda enerji vererek kişinin dinç kalmasını sağlar.
  • Halsizlik ve kronik yorgunluğa karşı iyi gelir.
  • Cinsel potansiyeli arttırır.
  • Saçlarda oluşan dökülmeyi engelleyerek saçların daha sağlıklı ve parlak bir görünüm kazanmasını sağlar.
  • Zehirlenmelere karşı faydası vardır.
  • Kireçlenmeye karşı faydalı olur.
  • Vücutta oluşan tüm iltihaplı hastalıklara karşı faydalı olur.
  • Kolesterol hastalığına karşı iyi gelir.
  • İdrar söktürücü özellik yaratır.
  • Kilo verme sürecine katkıda bulunmak mümkündür.
  • Vücutta var olan kesik ve yaraların iyileşme sürecini kısaltır.
  • Ciltte oluşan sivilce, akne, egzama gibi cilt hastalıklarını önler.

10 ay suda bekletilen sarımsak faydası ne

10 ay suda bekletilen sarımsak

Sarımsağın faydaları saymakla bitmez 10 ay suda bekletilen sarımsağın faydaları araştırılmış ve kanıtlanmıştır. Çiğ olarak yutulması çiğnenerek yutulmasının yanı sıra suda bekletilen sarımsağın faydaları:

Dövülmüş sarımsak suda en az 10 ay kadar bekletildiğinde mucize bileşiği “S-Alilsistein (SAC)”açığa çıkmaktadır. Bu mucize madde karaciğeri koruyucu, savunma sistemini güçlendirici, kanseri önleyici ve tüm kemoterapatik ilaçların istenmeyen yan etkilerini azaltıcı etkiye sahiptir.

Yağda eriyen sarımsak içeriği (Allicin) lipit düşürücü etkisinin yanı sıra aynı zamanda karaciğer hücrelerine karşı toksik etki yapabilmekte ve laktat dehidrogenaz enzimini artırabilmektedir. Halbuki suda erir sarımsak içeriği (S-Alilsistein) sitotoksik olmadan tüm faydalı etkileri sağlamaktadır.

Günümüzde teknolojin gelişmesiyle birlikte birçok yiyeceklerin hangi hastalıklar üzerinde etkili olup olmadığı araştırılmaktadır. Profesörlerin kanıtladıkları ve daha netleşmemiş olan ve üzerinde çalıştıkları hastalıklar vardır. Sarımsağın faydaları hangi hastalıklar üzerinde kesin etki gösterdiğini, neyin etkili olduğunu ve netleşmemiş (hala üzerinde çalışılan hastalıklar) incelenmektedir. Doğru ve dozunda kullanımlarla sonuç alabilirsiniz.Aksi taktirde fazla tüketimde başka rahatsızlıklara davatiye çıkarabilirsiniz.Sarımsağın Etkili Olduğu Hastalıkları birlikte inceleyelim.

Kesin Etkili

Damar tıkanıklığı, Yüksek trigliserid

Etkili

Antikanserojen, Ayak mantarları, Bronşit, Taşikardi, Yüksek tansiyon, Yüksek kolesterol, Kas tutuklukları, Kanser gelişimini engelleyici (meme, mesane, karaciğer)

Tam Netleşmemiş

Kulak iltihabı, Soğuk algınlığı, Parazitler (Barsak kurtları),Peptik ülser, Yumurtalık iltihabı, Mantari enfeksiyonlar.

Sarımsağın hastalıklara faydaları neler? beyaz saçlara sarımsak

Sarımsağın hastalıklara faydaları neler?

Kalp ve Damar Sağlığı

Sarımsağın kalp ve damar sağlığına etkisi üzerine yapılan çalışmaların büyük çoğunluğunda sarımsak doğal şeklinde değil toz, yağ ya da özüt formunda kullanılmıştır. Fakat bu, normal sarımsağın kalp ve damarlar için faydalı olmadığı anlamına gelmez. Tüm bu çalışmalardan çıkan ortak sonuç sarımsağın trigliserid ve total kolesterolü düşürdüğü (%7-%8 kadar) yönündedir.

Özellikle, damarların enflamatuar ve oksidatif stresten korunmasında oldukça etkilidir. Oksidatif stres bir hastalık değildir, vücuttaki antioksidanların sayısının, çeşitli hastalıklara yol açan veya gelişimine katkıda bulunan serbest radikallerin sayısından az olması durumudur. Oksidatif stres arttığında damar çeperlerinde plak birikimi oluşabilir veya var olan plakların hacmi büyüyebilir. İşte bu noktada, sarımsakta bulunan sülfür, oksidatif stresi azaltır, serbest radikallerin tahrip edici etkilerine karşı damarları korumaktadır.

Sarımsağın kalp ve damarlar için önemli olmasının bir diğer nedeni de pıhtılaşmayı önleyen “alojene” içermesidir. Alojene, kanda bulunan bazı hücrelerin (trombositler) yapışkan hale gelmesini önler ve damar içinde topaklanma riskini düşürür. Son olarak sarımsakta bol miktarda bulunan B6 vitamini damalara zarar veren homosistein seviyesini düşürür.

Tansiyon

Sarımsağa kokusunu veren “alliin” adlı bileşen, damarların daralmasına ve dolayısıyla kan basıncının yükselmesine neden olan “anjyotensin 2” adlı peptid hormonunu baskılar. Ayrıca kan inceltici özelliği ile kan dolaşımını kolaylaştırarak tansiyonun normal seviyelerde kalmasına yardımcı olur.

Tansiyonu düşürmek veya yükselmesini önlemek için sarımsağın faydası çoktur. Fakat sarımsak tüketirken dikkat edilmesi gereken 2 ana nokta var; ilki kanamanız varsa (adet dönemi gibi) veya olacaksa (ameliyat gibi) sarımsak tüketmemelisiniz. İkincisi ise kan basıncınız zaten düşükse sarımsak bunu daha da düşürerek sizi halsiz bırakabilir hatta bayılmanıza neden olabilir. Hipertansiyon tedavisi için düzenli ilaç kullanıyorsanız sarımsak takviyesi kullanmaya başlamadan önce doktorunuza danışmalısınız.

Anti Bakteriyel

Sarımsağın yararları arasında sayılan “anti bakteriyel ve antiviral” özellikleri, bitkinin sadece gıda olarak değil tedavi amaçlı olarak da bu kadar yaygın olarak kullanılmasını sağlamaktadır.

Sarımsak, bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıkların iyileşme sürecini hızlandırır. Hatta bazı araştırmalarda, antibiyotiğe dirençli bazı bakteriyel enfeksiyonların sarımsak tozu kullanılarak tedavi edilebileceği sonucu elde edilmiştir. Sarımsak tek başına bakterilerden kurtulmamızı sağlamasa bile vücudun bakterilere verdiği tepkiyi güçlendirir ve korunma mekanizmasına destek olabilir.

Kansere karşı çok etkili!

Çeşitli araştırmalarda, düzenli olarak çiğ veya az pişmiş sarımsak tüketmenin kolon ve mide kanseri başta olmak üzere çeşitli kanser türlerine yakalanma riskini önemli oranda azalttığı belirlenmiştir. Sarımsağın kanser hücresi oluşumu üzerine etkisi alanında yapılan 7 farklı çalışmayı inceleyen araştırmacılar, sarımsağın kolorektal kanser riskini %30’a kadar azalttığının altını çizmektedir.

nezle ve gribe karşı

Nezlenin yaygın olduğu kış aylarında sarımsak tüketerek bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ve üst solunum yolunu etkileyen bulaşıcı hastalıklara karşı vücudun direncini arttırabilirsiniz.

Demir ve ferroportin proteini

Yapılan bazı yeni çalışmalar, sarımsağın demirin vücut tarafından metabolize edilmesine yardımcı olduğu yönünde sonuçlara sahip. Hücrelerde bulunan demirin, hücreden ayrılıp tekrar dolaşıma dönmesi için köprü işlevi gören “ferroportin” adlı protein miktarı düzenli sarımsak tüketilerek artırılabilir.

Kaynak: İndigo Dergisi-Editör

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

”İSTEYİN, VERİLECEKTİR.” BUNU MİLYONLARCA KEZ DUYDUĞUNUZA EMİNİM.

ruyada_gok_gormek_5851671

Tezahür ettirmenin kaybolan sırrı…
(İstediğiniz hayata kolayca sahip olun.)
Bu dersi hep birlikte çalışalım arkadaşlar..inanın çok faydasını göreceksiniz. arzuladığınız herşeyi tezahür ettirmenin zevkine varınca hayatın ne kadar zevkli olduğunu anlayacaksınız…
Ders 1: İSTEYİN VERİLECEKTİR!
“isteyin, verilecektir.” bunu milyonlarca kez duyduğunuza eminim.
Bunun sadece hikayelerde ve filmlerde doğru olduğunu ve hiçbir zaman size olmayacağını düşünebilirsiniz. fakat bunun sizinde içinde olduğunuz herkes için çalışan evrensel bir gerçek olduğunu söyleyebilirim….bugün size bu gerçeğin gerçek anlamını açıklayacağım , ve bu kullanabileceğiniz adım adım bir yöntemle bu prensible yaşayacaksınız size tekniği sunmadan önce bu evrensel kanunun neden mükemmel bir şekilde çalıştığını ve neden bunun mutlak gerçek olduğunu konusu üzerinde konuşacağım.
bilim adamları yüzyıllardır insan beyni üzerinde çalışmaktadırlar onlar beynin anatomisini çok iyi biliyorlar fakat beynimizde düşüncelerin geldiği yerin neresi olduğunu bulmakta başarısız oldular. muhtemelen hiçbir zamanda başarılı olmayacaklar; çünkü düşünceler beynimiz sayesinde gelmektedir fakat beynimizde üretilmezler.öyleyse gerçekten nereden geliyor bu düşünceler ?
onlar her şeyin tezahür ettiği saf birleşik zihin alanından gelmektedir. Bazı insanlar bu alana evrensel zihin veya kozmik zihin derler bazıları da tanrı veya kaynak enerji der . Temel olarak hepsi aynı şeydir. Bu düşüncelerin kaynağı olan benim ve sizin kaynağınız olan ve bu dünyadaki herşeyin kaynağı olan birleşmiş alandır. Biz hepimiz bu alanın uzantılarıyız ve hepimiz bu alanla biriz.
okyanusları ve dalgaları düşünün, dalgaları gördüğümüzde milyonlarca farklı örnek görürüz ve onların farklı olduğunu ve birbirinden ayrı fakat gerçekte hepsi okyanusun uzantılarıdır. Olduğunu düşünürüz. Aynı şekilde bizlerde birleşik alanın uzantılarıyız. madem biz ve birleşik alan ya da tanrı ile bir isek öyleyse bizim düşüncelerimiz tanrı’nın düşünceleridir, arzularımız tanrı’nın arzularıdır. Tanrının kendi arzularını yerine getirmekte başarısız olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Tabiî ki hayır öyleyse neden arzularımız hakkında endişeleniyoruz? Ne istersek o verilecektir.
öyleyse mantıklı bir soru: neden hala hayatım zahmet içinde geçiyor?
Neden hala endişe ve mutsuzluk deneyimliyorum?
Cevap çok basit.:şu an ne deneyimliyorsanız geçmişte bir noktada onu istediniz veya davet ettiniz. Ne zaman endişe ve kaygı düşünceniz varsa endişeye neden olan olayların fazlasını istiyorsunuz demektir. Bizler her zaman bilinçsiz olarak negatif şeyler isteriz.
Bizler negatif bir dünyada yaşıyoruz. Birçok insan her zaman negatif düşünüyor.
Kimseyi suçlayamayız ; bu hayatın çalışma şeklidir. Bu negatif düşüncelerin üstesinden gelmedikçe büyüyemeyiz ; Aynı yer çekimi kanununu yenmedikçe dağa tırmanacağımız gibi.
öyleyse soru şudur? bu negatif düşüncelerin ve negatif güçlerin üstesinden nasıl gelebiliriz? Bu negatif düşüncelerin üstesinden onları positif düşüncelerle değiştirerek yenebiliriz.
tabii söylemesi yapmaktan kolaydır.; Bunu çok az insanın yapabildiğini biliyorum. Yıllar geçtikçe ben dünyanın en iyi üstatlardan çok etkili ve güçlü teknikler öğrendim. Bu tekniklerin uygulaması son derece kolaydır ama son derece güçlü tekniklerdir. Bu teknikleri uyguladığınızda yararlarının bir kaç gün içinde hatta bazen hemen göreceğinize garanti veririm.
Niyetleriniz açık ve belirgin olsun.
Almak için önce istemelisiniz .ve ne istediğiniz konusunda belirgin olmalısınız. Her gün 60000 düşünce düşünürüz . Hangisi önemlidir? Bir çok düşüncemiz birbiri ile çatışır.
Diyelim ki Londraya gitme düşünceniz var ama aynı anda Newyork’a gitme gibi bir düşüncenizde var. Öyleyse evren hangi isteğinizi yerine getirsin?
Gerçekten de ikisi de yerine gelmez yani bir sonuç alamazsınız. öyleyse ne istediğiniz konusunda son derece açık olmak en önemli adımdır.
Teknik no.1: NİYET YAZMA
ilk teknik ne istediğiniz konusunda açık olmanıza neden olan benim niyet yazma dediğim tekniktir. Bu tekniği brian tracy öğretmiştir. Ben onu biraz modifiye ettim böylece benim için daha iyi işlev görüyor. Her sabah uyandığınızda ve her akşam yatmadan önce niyetlerinizi şu şekilde yazın
“şimdi şunu yapmaya —– niyet ettim bunu veya daha iyisini kabul ediyorum”
Eğer yeni bir bmw istiyorsunuz.  ” Yeni bir bmw araba tezahür ettirmeye niyet ettim (azmettim) (hedefledim)bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. Cümleleri değiştirmenizi tavsiye etmiyorum.
çünkü bu formatın çok güçlü olduğuna inanıyorum.
Bütün niyetlerinizi yazdıktan sonra şu cümleyi yazın ” lütfen bunları veya daha iyilerini benim ve ilgili herkesin en yüksek iyiliğine olacak şekilde gerçekleşmesini sağla. Teşekkür ederim, Teşekkür ederim, Teşekkür ederim.
aynen söylediğim gibi yazın cümleyi değiştirmeyin burada bunun nedenini anlatmaya burada pek yerim yok ama bana inanın kullandığınızda yararlı sonuçları göreceksiniz.
Teknik no.2: İÇSEL EGO’NUZLA ANLAŞMA YAPIN
bu tekniği bob scheinfeld öğrendim. Küçük bir kutu hazırlayın ve onu sizin için özel bir yere koyun. En yüksek niyetlerinizi kağıtlara yazın ve kutunun içine koyun şimdi yüksek benliğinizle anlaşma yapmak zorundasınız ( bob ona içsel ego diyor)
bu iki tekniği kullanarak ricalarınızı birleşik alana başarılı bir şekilde gönderebilirisiniz . Birleşik alanla birleşin
Reklam

Teknik no.3: 15 dakika kısa meditasyon.
Sabah ve akşam 15 dakika meditasyon yapın sadece solunumuz üzerine odaklanın zihninizin gezindiğini farkederseniz dikkatinizi tekrar solunumuza getirin. .bu teknik sizin birleşik alanla tekrar bağlanmanızı sağlar ve enerjinizi yeniler . Bağlantıyı hissettiğinizde birleşik alan sizin için en iyi şekilde çalışır.bu basit teknik hayatınızda büyük bir fark yaratacaktır. bana inanın .
Sonraki iki teknik bütün negatif kalıpları temizleyecektir ve birleşik alanla uyum içinde çalışmanızı sağlayacaktır. Böylece arzularınızı tezahür etme işlemini hızlandırır.
Teknik no.4: 17 saniye değişim sağlamak
Bu benim favori tekniğimdir. dr robert antony den öğrendim. Benim hayatımın kalitesini çarpıcı bir şekilde değiştirdi.
ve sizinkini de değiştirecektir. Bir çok kişisel gelişim programı başarılı olmaz çünkü kişiler anda çalışmazlar. Negatif bir duygumuz varsa onu hemen o an değiştirmeliyiz. Birikmesine izin vermeyin . Bu aynı bir şalterin çevrilmesi gibidir. zaman zaman gün içinde en az 17 saniye güzel duygular düşünün.sizi iyi hissettiren ve şükran duyduğunuz olayları, şeyleri ve insanları düşünün .size kendinizi iyi hissettiren şeyleri 17 saniye boyunca odaklanın . Bunu kendinizi iyi hissetmediğiniz zaman yapabilirsiniz. Ayrıca kendinizi iyi hissettiğiniz zamanda yapabilirsiniz, böylece kendinizi daha da iyi hissedersiniz. şükran duyduğunuz ve yapmaktan zevk aldığınız şeylerin listesini yapın. Gün içinde bu listeye defalarca bakın ve 17 saniye odaklanın hayatınızda çarpıcı değişiklikler göreceksiniz..
Teknik no.5: 3 dakika güç molası
Bu john harricharanın ünlü 3 dakika güç molası tekniğidir. Bu bir tılsım gibi çalışır. bu alıştırmayı yapmadan önce kendinizle bir anlaşma yapın ne probleminiz olursa olsun onu bir süre bırakacaksınız ve 3 dakika ne düşünmek istiyorsanız onu düşünün alıştırma 3 kademesi vardır.
1. kademe: problemlerinizle bağlantınızı kesin.
2. kademe eğer arzunuz şu an gerçekleşmiş olsa ne hissedersiniz zihninizde gerçekten olmuş gibi deneyimleyin.
3.kademe teşekkür edin ve minnettarlık duyun hepsi 3 dakika içinde yapıldı. kolay değil mi? öyleyse yapın .
yönteme güvenin
zaman zaman kendinizi arzularınızın gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konusunda endişelenirken bulursunuz. Böyle bir durum içinde olduğunuz zaman kendinize gerçeği hatırlatın. Bana gerçeği hatırlatmaları için kendime söylediğim şeyler:
içimdeki yaşam ayrılamaz bir şekilde var olan bütün hayatla bağlıdır ve bütünüyle benim kişisel gelişimime adanmıştır.
ya da şöyle derim
Aradığım şey beni arıyor. Bana nasıl geleceği konusunda onu serbest bırakıyorum ve kalbimin arzusu üzerine odaklanıyorum. içimdeki yüksek benliğin onun nasıl gerçekleşeğini biliyor ben sadece gevşiyorum ve olmasına izin veriyorum. Arzumun gerçekleşmesi için gereken her şey sevgi ile ve uyumla bana kendiliğinden geliyor bunu veya daha iyisini kabul ediyorum. Ben hazırım, alıcıyım ve müteşekkirim ve öyle olsun.
Bu teknikleri uygulayın ve bir kaç gün içinde harikulade sonuçlar alacaksınız…
(song chengxiang)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »