Beyin Kaslarını Güçlendiren 7 Emir

beyinn-646x323[1]

 

 

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası, daha yaratıcı bir zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor. IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre, bu cihaza program yüklemek bizim elimizde. Wired’ın 12 maddelik beyin egzersizi rehberinden bir seçme yaptık…
1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN ​
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.
2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN ​
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekayı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.
3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN ​
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. ’Savunmacı ol, çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.
4.PANİK YAPMAYACAKSIN ​
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.
5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN ​
Hayata karışın. UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.
6.EGZERSİZ YAPACAKSIN ​
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.
7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN ​
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner, “Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,” diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.

Ortaya Karışık, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

EN DOĞAL EN ETKİLİ ANTİBİYOTİK “ZENCEFİL + LİMON + BAL”

antibiyotik[1]

 

Lütfen artık antibiyotik ilaç kullanımını azaltalım…

Antibiyotik ihtiyacını doğal sağlıklı yöntemlerle halledelim..  Bu kürü Mutlaka deneyin, faydasını göreceksiniz…
220 gr kadar zencefil 1 adet limon yıkanıp ince ince dogranacak şişeye konacak üzerine aldığı kadar bal doldurulup 15 gün çalkalanacak. 15 günün sonunda sabahları 1 çorba kaşığı içilecek.

*** Vücuttaki yorgunlugu alır. nezle grip olmazsınız. Afiyet olsun. Ben 5 yıldır yapıyorum faydasını görüyorum.

Kaynak: Bitkilog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yanık ve Yaralarda Aloe Vera Mucizesi

Yanık-ve-Yaralarda-Aloe-Vera-mucizesi[1]

 

 

Aloe Vera’yı saksıda yetiştirip kullanabileceğiniz gibi piyasada bulunan jellerinden de yararlanabilirsiniz.
Egzama, deri iltihaplanmalarında etkilidir. Aloe vera göz ağrılarını giderir. Böcek sokmaları, güneş yanığı, yaralar gibi cilt rahatsızlıklarında faydalıdır.
Yanıklar, yaralanmalar ve kesikler için merhem olur
Yara tedavisi için aloe vera yapraklarından elde edilen jel direkt olarak bu yaraların üzerine sürülebilir.
Yaşlanma belirtilerine karşı gençleştirici krem olur
-Özellikle olgun ciltlerdeki yıpranmışlık etkisini tersine çeviriyor. Her gün 1 defa, 1 yaprak içindeki jeli ya da hazır aldığınız jelden 1 tatlı kaşığı kadarını, göz çevresi dâhil olmak üzere yüz ve boynunuza uygulayabilirsiniz.
Sivilce ve akneleri kurutur, deva olur
Sinek ve böcek ısırıklarında tedavi edici olur
Kepeklerle savaşır, saçlarınıza yumuşatıcı olur
-Saçınızı şampuanlamadan 15 dakika evvel, saç diplerinizi uygun miktarda jelle iyice ovun ve ardından yıkayın. Kepek sorununuz ileri safhadaysa doğrudan şampuan şişenizin içine de bu jelden ekleyebilirsiniz.
Kaynak: Bitkilog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Göbeğim Var, Kurtulamıyorum diyorsanız bu karışımı deneyin

Göbeğim-Var-Kurtulamıyorum-diyorsanız-bu-karışımı-deneyin[1]

 

Yağsız yoğurdun göbek yağlarının %81 inin tek başına erittiği ABD Tennesse Üniversitesinde yapılan araştırmalar da ortaya kondu. Ayrıca zencefil’in yağ yakıcı özelliği aşikar.
Yine zerdeçalın hazmı kolaylaştırdığı ve ödem attırdığı bilinmekte. Tarçınıda zayıflamaya yardımcı olduğu bilimsel kanıtlanmıştır.
Yoğurt Kürü İçin Gerekli Malzemeler:
1 kase yağsız yoğurt
1 çay kaşığı zeytin yağı
1 çay kaşığı zencefil
1 çay kaşığı zerdeçal
1 çay kaşığı tarçın
1 kase yağsız yoğurdun (4-5 yemek kaşığı) içine 1 çay kaşığı zencefil, 1 çay kaşığı zerdeçal ve 1 çay kaşığı toz tarçın, 1 çay kaşığı zeytin yağı ilave edip karıştırıyoruz. Bunu sabah, öğlen ve akşam aç karnına ve yemeklerden 1-2 saat önce olmak üzere 3 kez yapıyoruz ve tüketiyoruz. Tadı da muhteşem. Aynı zamanda yoğurdun tok tutma özelliğinden dolayı acıkmıyoruz. Özellikle göbek eritme, kan şekeri çabuk düştüğü için kilo verme sorunu olanların çok işine yarayacak. Ayrıca yoğurdun ileri yaşlarda oluşabilecek kemik erimesi, diş kaybı, bağırsak kanseri gibi rahatsızlıkların da önüne geçtiğini, bağırsak florasına yardımcı olup sindirimi kolaylaştırdığını unutmamak gereklidir.
Dengeli beslenmeye, gün içinde spor yapamıyor olsanız dahi en azından asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmaya, en az 2,5lt su içmeye, kısa mesafelere yürüyerek ulaşmaya, taze sebze meyve tüketmeye ve gülümsemeye gayret edin.
kaynak: ne örüyorsun

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Depresyonu Doğal Yollarla Yenin

images[4]

 

Ruh haliniz sürekli kötü mü? Depresif misiniz? Ya da içinizden hiçbir şey yapmak gelmiyor mu? Basit bir depresyon geçiriyor olabilirsiniz ve muhtemelen atlatmak için ilaca ihtiyacınız yok. Çok daha iyi hissetmenize yardımcı olacak doğal ilaçları keşfetmek için okumaya devam edin.
Sarı Kantaron ve Mabet Ağacı
Sarı kantaron olarak bilinen Hypericum perforatum, hafif depresyonların tedavisine ve anksiyeteyi kontrol etmeye yardımcı olmada demlenerek kullanılır. Etki mekanizmasının nasıl meydana geldiği bilinmese de, sarı kantaron kullanan kişilerde görülen neşe gibi olumlu etkiler sebebiyle, bilimsel çalışmalar bu bitkinin doğal bir antidepresan olarak kullanılabileceğini destekliyor.

Depresyonu doğal yollarla yenmek için mabet ağacı kullanılabileceğine dair de bilimsel kanıtlar mevcuttur. Antidepresan ilaç tedavisine yanıt vermeyen bir grup hastayla 1993 yılında bir çalışma yapılmış ve bu hastalara günde üç kez 80 mg mabet ağacı özü verildiğinde iyi sonuçlar alınmıştır. Görünüşe göre bu öz, beyindeki serotonin seviyesinin artmasına yardımcı olmuş ve iyi hissetmeyi sağlamıştır.
Depresyonla Savaşan Besinler
Kötü hissettiğinde buzdolabına saldırmaya karar verenlerden misiniz? Bazı yiyecekler neşelenmenize yardımcı olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır:
Muz – Genellikle kan şekeri düşünce insanın ruh hali kötüleşir ve olumsuz düşüncelere kapılır. Muz bol miktarda şeker ve triptofan içerir. Triptofan, “mutluluk hormonlarından” biri olan serotoninin bir ön-maddesidir.
Çikolata –  Çikolatanın içindeki şeker ve kakao yağı, triptofanın vücut tarafından daha kolay emilmesine yardımcı olup serotonin üretimini arttırır. Ayrıca, sinir sistemi üzerinde uyarıcı etkiye sahip feniletilaminler içerir. Yüksek miktarda kalori içerdiği için, ölçülü olarak tüketilmesi tavsiye edilir.
Sert kabuklu yemişler ve badem – Bu kuruyemişler omega-6, omega-3 yağ asitleri ve polifenoller içerir. Bu maddelerin sinir sistemi üzerinde oldukça olumlu etkileri vardır. günün herhangi bir saatinde, yemeklerden ayrı olarak veya salatalarla birlikte tüketebilirsiniz.
Daha İyi Hissetmek için Yaşam Tarzınızı Değiştirin
Olumsuz düşüncelerden kurtulmak ve depresyona karşı savaşmak için yapabileceğiniz daha birçok şey vardır. Daha iyi hissetmenizi sağlayabilecek bu basit ipuçlarına odaklanın:

Biraz hareket edin.  Egzersiz yapın, dans edin, yürüyüşe çıkın veya parkta koşu yapın. Tüm bunlar depresyon için mükemmel doğal ilaçlardır. Fiziksel aktivite, muhteşem hissetmenizi sağlamak için beyinde çalışan bir madde olan endorfinin salgılanmasını sağlar.
Açık hava aktiviteleri. Güneş ışığı ile doğrudan temas etmenin, vücuttaki serotonin seviyelerini arttırdığı kanıtlanmıştır. Güneşten faydalanmak için, sabah erkenden veya akşamüstüne doğru açık hava aktiviteleri yapın. UV ışınlarının zararlı etkilerine karşı daima tedbir almayı da ihmal etmeyin.
Mümkün olduğunca çok gülün. Gülmek de bol miktarda endorfin salgılanmasını sağlar, rahatlatır ve stresi yok eder. Eğlenceli filmler izleyin, arkadaşlarınızla dışarı çıkın ve gülebildiğiniz kadar çok gülün. Bu çok daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır.
Hayatta hepimiz bazen kötü dönemlerden geçebiliriz. Zihinsel durumunuzu düzeltmek için bu basit ipuçlarını uygulayın. Ancak semptomlar geçmezse ve uzun bir süre boyunca üzgün hissederseniz, kronik depresyon geçiriyor olabilirsiniz. Böyle bir durumda derhal doktorunuza danışmalısınız.
kaynak: sağlığa bir adım

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilim İnsanlarına Göre Sessizlik, Beynimizde Yeni Hücrelerin Oluşmasını Sağlıyor!

Bilim İnsanlarına Göre Sessizlik, Beynimizde Yeni Hücrelerin Oluşmasını Sağlıyor!

Modern yaşamda pek çoğumuz anbean gürültüyle çevriliyiz. Evde, yolda, işte, okulda daima sesler bize eşlik ediyor ve kendimiz için sessiz anlar yaratmayı çok fazla önemsemiyoruz. Ancak yapılan çalışmalar, sessizliğin bizler için zannettiğimizden çok daha faydalı olduğunu kanıtlıyor…

Çalışma, 2013 yılında fareler üzerinde yürütülen deneylerle başladı.

“Beyin, Yapı ve Fonksiyon” isimli dergide yayınlanan çalışma kapsamında fareler farklı zamanlarda gürültü ve sessizliğe maruz bırakıldı ve bunların beyinlerinde yaratacağı farklı etkiler gözlemlendi. Ulaşılan sonuçlar oldukça şaşırtıcıydı; çünkü günde iki saat düzenli olarak sessizliğe maruz bırakılan farelerin beyinlerinin hipokampüs isimli bölümünde yeni hücrelerin oluşmaya başladığı gözlemlendi.

Hipokampüs beynimizin hafıza, duygu ve öğrenmeden sorumlu bölümüdür.

Beyinde yeni hücrelerin oluşumu her zaman sağlığımız için faydalı oldukları anlamına gelmez. Ancak deneyi yürüten isimlerden olan Imke Kirste, bu örnekte, oluşan hücrelerin gerçekten de işlev gösteren nöronlar olduğunu belirtiyor. Öyle görünüyor ki sessizlik, beynimizde fonksiyonel ve tüm beyinle uyumlu nöronların üretilmesini sağlıyor.

Beynimiz sessizlik ânında bilgileri aktif olarak değerlendiriyor ve içselleştiriyor.

Beyinlerimiz adeta bir “default” moda sahip ve yapılan beyin görüntülemeleri, bu hâldeki bir beynin bilgileri durmaksızın değerlendirdiğini gösteriyor. Üstelik dinlenme hâlinde olduğumuzda bile bu bilgi işleme sürecinin devam ettiği biliniyor. Bu da demek oluyor ki aslında dinlenmek ya da günde birkaç saatimizi sessizliğe ayırmak aslında boşa geçmiş zaman değil, aksine bilgilerimizi pekiştirmemizi sağlayan son derece faydalı bir zaman.

Sessizliğin yarattığı bu durum aynı zamanda kişilerin özfarkındalığının artmasını sağlıyor.

Sessizlik sırasında beynimiz yalnızca içsel ve dışsal bilgileri toparlayarak bilinç düzeyimizi arttırmıyor, aynı zamanda kendimizle ilgili farkındalığımızın artmasını da sağlıyor. Dikkatimizi dağıtan bir gürültü ya da iş olmadığı zamanlarda odağımız kendimize ve dış dünyaya yoğunlaşıyor ve adeta beynimiz hiç olmadığı kadar özgürleşiyor.

Gürültü, vücudumuzun ürettiği stres hormonunda kayda değer bir artışa sebep oluyor.

Dikkatimizi etrafımızı çevreleyen gürültüye yöneltmesek ve hatta uyku hâlinde olsak bile etrafımızdaki sesler beynimiz üzerinde büyük etki yaratıyor. Gürültü, temporal lobumuzda bulunan amigdalanın aktif hâle gelmesine ve vücudumuzdaki stres hormonu salınımının artmasına sebep oluyor. Eğer çoğunlukla gürültülü olan bir ortamda yaşıyorsanız, stres hormonu seviyelerinizin normalin üstünde olması şaşırtıcı değildir.

Sessizliğe maruz kalmak ise bunun tam tersi bir etki yaratıyor.

Gürültünün beynimizde yarattığı etkiyi yalnızca sessizlik tersine döndürebiliyor; çünkü sessizlik hem beynimiz hem de bedenimiz üzerinde rahatlatıcı etki yaratıyor. Konu üzerine yapılan çalışmalar, sessiz bir ortamda kalmanın rahatlatıcı müzikler dinlemekten bile daha faydalı olduğunu gösteriyor.

Ayrıca sessizliğin bilişsel becerilerimizi geliştirdiği de kanıtlandı.

Yapılan çalışmalar, gürültünün işte ve okulda kişilerin iş becerilerini zayıflattığını ve çalışma sürelerini uzattığını kanıtlıyor. Kısacası sessizliğin faydası yalnızca boş zamanları değil, çalışma zamanlarımızı da kapsıyor ve zihinsel becerilerimizi arttırıyor. Yaşam alanımızda sessiz bir ortam sağlamak bugün her ne kadar zor olsa da, tüm bu sebeplerden ötürü yapmamız gerekenlerin başında geliyor…

kaynak: illedesaglık.net

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

12 Ay Boyunca Her Sabah Zerdeçal Suyu İçti ve Bu Oldu

600x400[1]

İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi.

Zerdeçal giderek daha popüler hale gelen bir baharat ve bunun bir dolu haklı nedeni var. Besin değeri yüksek ve güçlü antioksidan olan zerdeçal, yaşlanma karşıtı ve iltihap sökücü özelliklerinden dolayı sağlık için mucizevi faydalara sahip.
Zerdeçalın aktif bileşeni kürkümin’in (zerdeçal sarısı) sayısız faydası var ve bunu sayısı 7.000’in üzerindeki bilimsel makale de destekliyor.
Bu yüzden de zerdeçal suyu içebileceğiniz en sağlıklı içeceklerden biri.
İşte İngiltere’nin Bristol şehrinden bir kadının müthiş hikayesi. 12 ay boyunca zerdeçal suyu içen kadın bunun inanılmaz sağlık faydalarını gördü.
Zerdeçalın pH seviyesi mükemmel, bu yüzden zerdeçal 12 ay boyunca her sabah zerdeçal suyu içen kadının vücudunu alkalize etti, sindirimini iyileştirdi ve asıl önemlisi eklem yangısı semptomlarını yok etti. Tüm bu faydaları 12 ay boyunca her sabah bir bardak zerdeçal suyu içerek yaşadı.
İşte bu mucizevi içeceğin hazırlanışı:
1 bardak ılık suya 1 çay kaşığı toz zerdeçal ve bir fiske karabiber ilave edip iyice karıştırın. Hepsini su ılıkken hemen için.
İşte her sabah içilmesi gereken zerdeçal suyunun faydaları:
Kalp sağlığına iyi gelir
Zerdeçalin ana bileşeni kürkümin kan damarlarındaki plakları temizler ve kan pıhtısı oluşumunun önüne geçer.
2011 yılında Japonya Niigata Üniversitesi Eczacılık ve Uygulamalı Hayat Bilimleri fakültesinden uzmanların yaptığı ve Biological and Pharmaceutical Bulletin dergisinde yayınlanan bir araştırmada, 3 hafta boyunca zerdeçal tüketen erkek farelerin kalp sağlıklarının iyileştiği görüldü.
Tip 2 Diyabet’i iyileştirir
Auburn Üniversitesinde 2009 yılında yapılan ve Biokimya ve Biofiziksel Araştırma İletişimi dergisinde yayınlanan bir çalışamda, bu baharatın diyabetin tedavisinde büyük faydaları olduğu gösterildi.
Vücudun alkali (baz) dengesini sağlar
Zerdeçal yüksek derecede baziktir ve kanser sadece asidik ortamda oluşur.
Beyninizi korur
Bilim insanlarına göre büyüme hormonu Beyin Kaynaklı Nörotropik Faktör seviyesinin, düşük olması genelde Alzheimer’s hastalığı ve bunama ile bağlantılı. Dahası kürküminin bu hormon seviyesini düzenlediği ve böylece yaşlanmaya bağlı beyin fonksiyonlarında gerilemeyi ve beyin hastalıklarını önlediği biliniyor.
İltihabı Önler
Birçok hastalığın ana nedeni iltihaptır. Kürkümin iltihap karşıtı özelliğe sahip ve bu yüzden iltihapla etkili şekilde savaşır ve organizmayı korur.
Kanser İlacı Özellikleri
Kürkümin güçlü bir antioksidan olduğu ve antioksidanlar da hücrelerin hasar görmesini önlediği için kanseri başarılı şekilde önler.
Eklem yangısı semptomlarını azaltır
2012 yılında yapılan bir araştırmaya göre kürkümin, etkili bir steroid olmayan antiinflamatuar ilaç ve dahası iltap ve ağrı dindirici ilaçlardan bile daha etkili.
Sindirime iyi gelir
Bilim insanları düzenli zerdeçal tüketmenin sindirim sistemine iyi geldiğini söylüyor.
Karaciğeri korur
Safra kesesinin düzgün çalışmasına yardımcı olur, karaciğeri toksinlerin zararlı etkilerinden korur ve karaciğer hücrelerinin etkin şekilde yenilenmesini sağlar.
Yaşlanmayı yavaşlatır ve uzun bir ömür yaşamanıza katkı sağlar.
Kürkümin serbest radikallerle çok iyi savaşır ve iltihabı önler, bu yüzden de yaşlanma sürecini yavaşlatır.

Kaynak: mynet.com

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Bütün Kadınlar Beni Sevsin İstiyorum…

18268471_10154885491609262_8055063679600638502_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Peşin Hükümlü Olmak

dort-mevsim[1]

 

Peşin Hükümlü Olmak
Oğullarının öncelikle insanlar ve hayatta hemen her konuda çabuk hüküm ve karar vermenin yanlışlığını öğretmek istiyordu.
Bir gün dört oğlunu yanına çağırdı. En büyük oğluna, ülke dışını kış mevsiminde çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi. Daha küçük oğluna bahar mevsiminde yolculuğa çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi. Üçüncü sırdaki büyük oğluna da yaz mevsiminde yola çıkıp göreceği mango ağacını iyice incelemesini istedi. Oğullarının en küçüğüne ise sonbaharda yolculuğa çıkıp göreceği mango ağacını incelemesini söyledi.
Mevsimler geldi geçti ve bütün oğulları yolculuklarını tamamladılar. Bilge baba bütün çocuklarını yanına çağırdı ve: “Haydi, şimdi de görüp incelediğiniz mango ağacının özelliklerini bana anlatın.” dedi. Kışın yolculuğa çıkan en büyük oğlu:
– Baba, ağaç sanki yanmış, kuru bir kütük gibiydi.
Ondan daha küçük olan, bahar mevsiminde yolculuğa çıkan oğul söze başladı ve:
-Ağabeyim dediği yanlış, ağacın yemyeşil yaprakları her tarafını sarmıştı, dedi.
Üçüncü sıradaki oğul ise ağabeylerine itiraz ederek,
– Sizin söylediğiniz gibi değildi, dedi, ağaç gül gibi güzel çiçeklerle donanmıştı.
Sıra en küçüğüne gelişti, o bütün ağabeylerine itiraz etti ve:
– Siz hepiniz ne gördünüz bilmiyorsunuz, ağacın meyveleri vardı, ben tattım, tadı armudun tadına benziyordu, ağaçta armut ağacına benziyordu, dedi.
Şimdi konuşma sırası bilge babaya gelmişti. Bilge baba konuşmaya başladı ve şöyle dedi:
-Oğullarım, aslında hepiniz doğru soyluyorsunuz. Çünkü ağacı ayrı mevsimlerde gördünüz. İşte size hayat boyu aklınızda bulunması için öğüdümü vermek istiyorum: İnsanların hal ve tutum ve davranışları hakkında hüküm verirken, o insanların her mevsimini, her yönünü bilip bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra karar verin!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günün Fotosu… Sabit Kalfagil… 06/05/2017

sabit-kalfagil-08[1]

Günün Fotosu kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim

90YaşındakiKadındanHayatTavsiyeleri[1]

 

 

HANIMLAR ÜZÜLMESİN…
YILLANMIŞ ŞARAP,.OLABİLMEK İÇİN.
ÇARELER TÜKENMEZ..MİŞ..
TAVSİYELERE UYMAK LAZIM.!.
Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim ☺
60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler…
Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

alıntı

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

80 Yaşındaki Kadın Ve Doktor Arasındaki Konuşma Okuyanları Ağlatıyor

Marco Deplano, İtalya’nın Sardunya Adası’nda yaşayan bir ürolog. Genç yaşına rağmen doktorluk mesleğini çok iyi icra eden Marco, kariyeri boyunca moral bozucu olaylarla karşılaşmış. Hastalarının bazıları iyileşirken bazıları hayatını kaybetmiş.

Bir gün muayene için gelen bir kadının hikâyesinden çok etkilenmiş ve kadının hikâyesini Facebook’ta paylaşmış. Gönderi hızla yayılmış.

© Facebook

Bugün başka bölümden bir meslektaşım fikrimi almak için yanına çağırdı. İdrar yolundaki basınçtan dolayı böbrek yetmezliği oluşan kadın amansız hastalığın son evresindeydi. Hasta 70-80 yaşları arasında, kızıl saçlı ve pembe tırnaklıydı.

– Günaydın, hanımefendi.
– Günaydın, doktor bey.

Hemen dosyasına baktım ve tekrardan muayene ettim.

– Hanımefendi, böbrekleriniz iflas etmiş. İdrarınızı doğal yollarla filtreleyemiyor. Bu nedenle size yapay tüpler yerleştireceğiz. Bu iki tüp, iki farklı torbaya bağlı.
– Afedersiniz doktor bey. Yani anüsüme de mi delik açılacak?
(Daha önce kolostomi geçirmiş)
– Evet, hanımefendi.

Derin bir sessizlik oldu. Hiç bitmeyecek sandım. Daha sonra samimi bir gülümsemeyle sessizliği bozdu.
– Adınız neydi?
– Deplano.
– Hayır, adınızı sordum.
– Marco.
– Marco… Ne kadar güzel bir isim. Size bir şey söyleyebilir miyim?
– Tabii ki.
– Ben zaten öldüm. Anlıyor musunuz?
– Hayır, anlamadım.
– 15 yıl önce 33 yaşındaki oğlum kalp krizi sonucunda hayatını kaybedince ben de zaten öldüm.
– Başınız sağolsun.

© Facebook

-Oğlum öldüğünde zaten ben de öldüm. 10 yıl önce bana bu hastalığın teşhisi koyulduğunda bir kez daha öldüm. Artık yaşıyor gibi yapmama gerek yok. Çocuklarım ve torunlarım ayaklarının üstüne basabiliyorlar. Bu keselerle birkaç gün fazla yaşamanın anlamı ne? Sevdiklerimin önünde küçük düşmek istemiyorum. Çok gururlu biriyim. Eğer keselerin yerleştirilmesini istemesem kararıma saygı duyar mısınız? Çok yoruldum. Artık huzurlu bir şekilde son günlerimi yaşamak istiyorum. Son günlerimde acı çekecek miyim?

-Hayır, hanımefendi. Kararınıza saygı duyarım. Ancak keseleri yerleştirmek zorundayız.

-Hayır, dedim Marco. Bu benim hayatım. Kararımı çoktan verdim. Bana yardım etmek istiyorsan lütfen tedaviyi uygulama. Eve gidip torunlarımla beraber dondurma yemek istiyorum.

Söylediği her söz gardı düşen bir boksörün yediği yumruklar kadar acı verdi bana. Bir anlığına sorun olarak gördüğüm şeyler aklımdan uçup gitti. Yıllar boyunca aldığım eğitimi, çalıştığım sınavlar için okuduğum kitapları ve kısacası her şeyi unuttum. Hastanın ölümü kabullenmesi beni derinden yaraladı.

© Facebook

Hemşire ağladığımı görmesin diye dosyaya bir şeyler karalıyor gibi yaptım. O kadar duygulandım ki… Ben normalde böyle biri değilimdir.

-Marco, üzüldün mü halime?

-Evet, hanımefendi. Kusura bakmayın.

-Hayır, sevindim aslında. Beni önemli biri gibi hissettirdiğin için teşekkür ederim. Bana bir iyilik daha yapmanı istiyorum. Eğer çocuklarım gelir de beni tedavi etmedin diye sana kızarlarsa hemen beni ara. Olur mu?

-Tabii, hanımefendi.

-Marco, bir şey daha söylemek istiyorum.

-Buyrun.

-Sen çok özel birisin. Daha başarılı olacağını biliyorum. Oğluma çok benziyorsun. Yanağımdan bir kez öper misin?

-Tabii ki öperim.

-Senin için dua edeceğim. Oğlum için de. Tekrardan görüşmek üzere.

-Görüşmek üzere, hanımefendi.

İşte o anda bana hastam dünyanın en zarif ve en güzel kadını gibi geldi. Kendinden emin, kalbi sevgi dolu bir anne ve anneanneydi.

Bana birkaç kelimeyle hayatımın en büyük dersini verdi. Ölüm, hepimizin son durağı. Durağa yaklaşırken artık hiçbir şeyden endişe etmenize gerek kalmıyor. Ne paranız ne de statünüz bu durakta inmemenize yardımcı olabiliyor. Böylesine bilge bir kadının gözlerinin önünde içten içe ezildim.

Acı çekmek de sevginin bir parçası aslında. Acılar sayesinde birbirine küs olan insanlar bile bir araya gelebiliyorlar. Bazen içten ve sevgi dolu bir kelime dünyanın en etkili ilacından bile daha etkili olabiliyor. Hazır hayattayken keyfini çıkarın.”

© Facebook

Doktor ve hastası arasında geçen ve herkese örnek olacak konuşmayı paylaşmayı ihmal etmeyin.

kaynak: newsner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeter ki gece yatağına yattığında “ben elimden geleni yaptım” de.

bisiklet-balon-cift-sevgili-71[1]

 

Bir şarkın olsun. Senin olsun. Hayatına her giren insana “bu benim şarkım bak” diye dinlet. Bir gün o kişinin hayatından çıktığında bir radyoda denk gelirse, seni hatırlasın.
Tek bir parfümün olsun. Özdeşleşmek iyidir. Dünya bu illa ki bir tek sen kullanmayacaksın. Öyle bir sana ait olsun ki, bir yabancıda bile duysa “acaba burda mi” diye kokuyu duyanın gözü seni arasın.
Bir tane en yakın arkadaşın olsun. Sadece kötü günde değil, iyi günde de aradığın ilk kişi olsun. Birlikte düşün, birlikte kalkın. Birbirinizi toparlayın. Yaralarınızı sarın. Herkes gittiğinde “şanssızlığınıza” biraz gülün, biraz ağlayın.
Bir tane çok büyük aşkın olsun. Rakıya bahane olsun. Bir dönem çok sevmiş ol, bi dönem nefret etmiş. Her şey küllendikten sonra tebessümle hatırla. Biraz da bi yanin acıyarak. “O olsaydı nasıl olurdu acaba hayatım?” diye sorgulayarak. Artık bir şey hissetmesen de “başına bir şey gelse yine de ilk ben koşarım” diyecek kadar. Unutma, masallar mutlu sonla, efsaneler kavuşamamakla biter.
Bir evlat edin. Bir kedi olur, bir köpek de. Ama olsun. Kapılarını aç. Senden olmayan ama senin ilgine bakımına muhtaç bir kalbin atışlarını ellerinde hisset. Bir canlının hayatını değiştirmek acayip bir şey. Birinin kahramanı olmak istersen bundan büyük fırsat olamaz. Sevmek çok güzel. Hele bir de her koşulda sevilmek.
Bol bol kitap oku biri seni derinden etkileyene kadar oku. Onu bulduğunda kimseyle paylaşma. O hikaye senin. Beğenmediğin sayfayı yırt sevdiğin yerleri yıldızlarla donat. Başucunda dursun. Belki bir gün biri gizlice o sayfaları keşfeder. Seni daha iyi tanıma imkanı olur.
Salaş bir restaurant edin. Patronundan garsonuna kadar tanı. Kafan mı bozuk, mekan dolu mu, sana yer açacakları kadar müdavimi ol. Bir masan olsun hep oturduğun. Bir başına gitsen bile başına bir şey gelmeyeceğini bil. Bir gün belki kapanır ya da yıkılır. Ama sen önünden her geçtiğinde “burda eskiden hep bi yerim vardı” dersin.
Bir hobin olsun. Kaçmak için. Hiçbir şey düşünmediğin. Dünyadan uzaklaşabildiğin. Onunla övün. En iyi yaptığın şey olsun. Insanlar şaşırsın. Senin icin çocuk oyuncağı olsun.
Bir şey iste. İmkansız olsun. Peşinden koş. Yorul. Defalarca vazgeç. Defalarca dene. Susmanın çaresizliğini de yaşa bağırmanın da. Uykuların kaçsın. Düşündükçe saç diplerin bile uyuşsun. Her ne ise bu istediğin, aşk da olur iş de. Bağrına taş bas gerekirse. Yeter ki gece yatağına yattığında “ben elimden geleni yaptım” de. Bazen kazanamamış olsan da, yapabileceklerinin ya da bir şeyi delice istemenin limitini görmek de zaferdir.
Vakit ayırdığın bir ailen olsun. Yarın kaybettiğinde keşke daha çok zaman ayırsaydım demeyeceğin. Pişmanlık kötüdür. Bir daha geri getirmeye gücünün yetmedikleri içinse, iskence. Kıymetini bil. Yarin ne olacağı belli degil. Kalp krizi dediğin bir kaç saniye. Kalp kırma.
Sınırların olsun aşılamayacak. Duvarların olsun yıkılamayacak. Herkes bilsin. Ona göre davransın.
Bir alanın olsun metre karesi dert değil. Kapısını kapattığında gercek sen olabildiğin. Dört duvardan birininin dibine çöküp ağlayabildiğin. Güçsüzlüğünü yaşayabildiğin. Sonra daha güçlü kalkabildiğin. Kaldığın yerden devam edebildiğin. İnsan en Çok kendini özlüyor çünkü.
Bir sevdiğin olsun tabi. Belki hayallerindeki gibi olmaz koşullar ama bir şeyleri birlikte var etmenin tadı bir başka. Para amaç değil araç olsun mutluluğuna. Olmadığı zaman da elindekini cömertçe paylaşabil. En çok onla gül. Saatlerce muhabbet edebil. Birbirinize ulaşamadığınızda, “başka biriyle mi acaba” diye değil “başına bir şey mi geldi” diye endişelen. İlişkini başkalarıyla kıyaslama. Biri sevdiğini çok söyler, biri daha çok gösterir. Sen de biri eksikse bu seni daha az seviyor demek değildir. Sonuna kadar güven. Bir gün kırılırsa kalp yenisini inşa eder.
Yapın..Olsun..Her seferinde kalp yenisini inşa eder..

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Önce Okuyun Sonra Karar Verin. Siz Hangisisiniz?

oku-karar-ver-646x323[1]

 

Şikayet edene verilecek hayat dersi… Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikayet eden, her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına…
Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası, ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi. Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu.
Cezvelerde ki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu. Daha sonra, kızına tek kelime etmeden beklemeye başladı. Kızı da, hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası, onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.
Yirmi dakika sonra adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra, son cezvedeki kahveyi de bir fincana boşalttı.
Kızına dönerek sordu:
— Ne görüyorsun?
— Patates, yumurta ve kahve? diye alaylı bir cevap verdi kızı.
— Daha yakından bak bir de, dedi baba, patatese dokun.
Kız, denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
— Aynı şekilde, yumurtayı da incele.
Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi.
Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:
— Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını; yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri, bu sıkıntı karşısında farklı farklı tepkiler vermişlerdi.
Patates, daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğu, içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş ve katılaşmıştı.
Ancak kahve çekirdekleri, bambaşkaydı; kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.
— Sen hangisisin? diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında, nasıl tepki vereceksin? Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin? Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın? Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın, duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HIDIRELLEZ DUASI

img_2637[1]

 

HIDIRELLEZ DUASI
Sevdiğim kim varsa, kendim de dahil, sevebileceğim herkes de dahil..Bu duayı okusun. Kendi sesiyle duysun. Dileği gerçek olsun…Her kelimesine şükretsin…Tek satırına nazar değmesin..Tüm dilekleriniz gerçek olsun….
Sevdikleriyle birarada olsun.
Nesi varsa, bölüşücek biri olsun; nesi yoksa, bulup getiricek biri olsun. Bu birileri az ama öz olsun. Bazıları dünyada tek olsun. Sevgisinin tamamını harcasın. Harcasın ki, ona büyük bir miras kalsın..
Neşesi bol olsun.
Kendini mutlu etsin, durduk yere neşelenmek nedir bilsin. İçinde birşey durup durup zıplasın. Duydukları, gördükleri onu gıdıklasın, kahkaha attırsın.
Sağlığı iyi olsun.
Kalbi ritmini çalsın. Yanakları kiraz pembesi, dudakları bal olsun. Teni sıcak kalsın, enerjisi dışına taşsın. Kanı bol olsun, damarlarında dönüp dönüp dolaşsın.
Yapmaktan bıkıp usanmayacağı bir işi olsun. Başarının gerçek adının bu olduğunu unutmasın. İbadet eder gibi, bu keşfini hergün yeniden kutlar gibi, onu yapıp dursun.
Değiştirmek istedikleri değişsin.
İçte ve dışta, iyi günde ve kötü günde tadilat yapsın. Eskilerini atsın, ruhunu havalandırsın. Kapıda hep kamyonu dursun. Dilediği yere taşınsın. Kendinden taşınmak isterse, içindeki güç, dışındaki sevgi ona yardımcı olsun
Bir şey ona sürpriz olsun. Günlerinden bir günü, bir pakete sarılı olsun. Açılınca, içinden hiç beklemediği güzel bir haber çıksın. Bu gün üçyüzaltmışbeş’ten herhangi biri olsun. Öylesine bir pazartesi, arkaya kavuşturduğu ellerinde, unutulmaz bir salı saklasın. Öyle tahmini mümkün olmayan birşey olsun ki bu, hayatın zekasını anlatsın.
Bir hayali gerçek olsun.
Bir hayale gözünü yumsun. Peşinden koşup, onu sobelesin. Hayalini kendinden saklamasın. Bir çizgi filmde olduğunu, herşeyin mümkün olduğunu unutmasın….

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »