Vücudumuzun değişik kısımlarının (organlarımız, kemiklerimiz, dokularımız vb.) hepsinin kendine özgü belli yankı yapan frekansları bulunmaktadır.

Music-music-31055637-1920-1200-lg[1]

 

Tüm hücreler metabolik süreçlerinin bir sonucu olarak ses yayarlar.

Her insanın kendisine ait kişisel bir rezonans frekansı olduğu belirtilmektedir.

Yani bu şu demektir ki ;

Vücudumuzun değişik kısımlarının (organlarımız, kemiklerimiz, dokularımız vb.) hepsinin kendine özgü belli yankı yapan frekansları bulunmaktadır.

Nikolas Tesla insan vücudunun yaydığı frekanslarla karışan dış frekansları yalıtabildiğimiz vakit hastalıklara karşı büyük bir direnç geliştireceğimizi savundu.

Her maddenin belli bir dalga boyunda ve o maddeye özgü elektromanyetik dalga gibi davranan titreşimleri vardır.

Vücudun değişik bölgelerinde değişik titreşimler ve enerji değerleri mevcuttur.

Vücudumuzdaki farklı hücreler ve farklı yapılar, birbiriyle belirli dalga boyundaki frekanslarla iletişim halindedirler.

İnsanların Frekansları :
Araştırmalar her canlının bir frekansa sahip olduğunu (megahertz olarak ölçülüyor) ve dahası hepimizin çevremizdeki frekanslardan etkilendiğini gösteriyor.

İnsan organizmasındaki trilyonlarca hücre hepsi kendi frekanslarında titreşir. Bütün bu titreşimlerin toplamı kişinin genel frekans spektrumunu belirlemektedir. İnsan organizmasının yaydığı farklı elektromanyetik frekanslar kişinin bireysel frekans alanını oluşturur.

Hasta ve sağlıklı hücre, doku, organ ve bireylerin frekans yapıları birbirinden farklıdır. Hastanın kendi frekansları içerisinde saklanan yabancı frekanslar (virus, bakteri, parazit, mantar, ağır metal birikimleri, alerjenler vs..) normal frekans düzenimizi bozarlar.

Biorezonans cihazı ile, bu frekans düzenini bozan elektromanyetik yabancı frekanslar belirlenir. Normal doku frekanslarından ayırılır ve cihaz bu frekansları tersine çevirip hastanın vücuduna bir manyetik minder ile geri gönderir

CANLILARIN FREKANSLARI
İnsan Beyni 72-90 MHz

İnsan Bedeni (Gündüz) 62-68 MHz

Soğuk algınlığı belirtileri 58 MHz

Grip belirtileri 57 MHz

Kandida 55 MHz

Epstein-Barr 52 MHz

Kanser 42 MHz

Ölüm başlangıcı 25 MHz

İşlenmiş/Konserve yiyecekler 0 MHz

Kuru otlar 12-22 MHz

Taze otlar 20-27 MHz

Esans yağlar 52-320 MHz

 

Esans Yağların Frekansları :
Geçen yüzyılın başında Amerikalı doktor Bruce Tainio insanların ve gıdaların biyofrekanslarını ölçen bir alet geliştirdi.

Esans yağlar uzmanı D. Gary Young’un da yardımıyla araştırma frekanslar ve hastalıklar arasındaki ilişkiyi incelemeye yöneldi. Bu ekip aynı zamanda esans yağların insan vücudunun frekansları üzerine etkisini de inceledi. Keşifleri çok ilginçtir.

Gül 320 MHz

Herdemtaze 181 MHz

Günlük 147 MHz

Lavanta 118 MHz

Alman papatyası 105 MHz

Mür 105 MHz

Melissa 102 MHz

Ardıç 98 MHz

Sandalağacı 96 MHz

Melekotu 85 MHz

Nane 78 MHz

Galbanum 56 MHz

Fesleğen 52 MHz

————————————————————————–

Sağlıklı bir insan vücudunun 62-68 MHz’lik bir frekans aralığı var.

Hastalık ve rahatsızlıklar 58 MHz’de baş göstermeye başlıyor.

Esans yağlar insan tarafından kullanılan doğal maddeler arasında en yüksek frekansa sahip olan şey.

Yukarıdaki frekans tablosunda bir uçta işlenmiş/konserve yiyecekler dururken (0 MHz) öteki uçta en yüksek frekans ile gül yağı (320 MHz) bulunmaktadır.

Gül’ün aşkla ilişkilendirilmiş olması belki de bir rastlantı değildir.

————————————————————————–

Tainio ile Young’ın yaptığı testlerden biri de her ikisi de 66 MHz vücut frekansına sahip olan iki erkek üzerine yapılmıştır. İlk erkek eline bir bardak kahve almış ve o daha kahveyi içmeden 3 saniye içinde frekansı 58 MHz’e düşmüştür.

Daha sonra bir esans yağını koklamış ve frekansı tekrar 66 MHz’e çıkmıştır. İkinci kişi kahveden bir yudum almış ve frekansı 3 saniye içinde 52 MHz’e düşmüştür.

Fakat esans yağını kokladığı anda frekansı tekrar yükselmemiştir. Frekansının tekrar 66 MHz’e çıkması üç gün sürmüştür.

Demek ki frekanslarımız başka maddelerin ciddi bir biçimde etkisi altında.

————————————————————————–

Araştırmada ayrıca Olumsuz ve Olumlu düşüncelerin frekanslarımız üzerideki etkisi de incelenmiştir.

————————————————————————–

Olumsuz düşüncelerin insan frekansını 12 MHz kadar düşürdüğü, oysa olumlu düşüncelerin frekansı 10 MHz kadar yükselttiği bulgulanmıştır.

Meditasyon ve dua gibi çalışmalar frekansı 15 MHz kadar yükseltmektedir.

Bu durumda klinik çalışma göstermektedir ki ciddi bir hastalık engeli olmayan kişiler sağlıklı kalmak için şu ya da bu şekilde bir ruhani uygulamaya ihtiyaç duymaktadır.

Kanıtlar gösteriyor ki esans yağlar da kişinin frekansını yükseltmede önemli bir rol oynayabilmektedir.

78 MHz’in altında olan esans yağlar vücudun fiziksel yapısını dengelerken, yüksek frekanslı yağlar Gül ve Günlük duygusal ve ruhsal seviyelerde denge getirmektedir. Bir esansı kokladığınız zaman beynimizin amigdala denilen bölümü etkilenir ki burası hafızanın ve duyguların saklanıp serbest bırakıldığı yerdir.

————————————————————————–

Vücuda dışarıdan alınan maddeler de vücut ile değişik düzeylerde iletişime girer. Karşılaşılan bir toksinin titreşimi, vücudu rahatsız edici ve zararlı bir frekans özelliğine sahip olması nedeniyle hücreler arası iletişimde bozulmaya yol açar.

Bu bozulma reikiyle  tespit edilebilir ve düzeltilebilir.

Vücuda yararlı bir maddenin yani vücudun rezonansı ile uyumlu bir maddenin frekansı ise tedavi amaçlı kullanılabilir.

Bu mantık kullanılarak ‘alerji testleri’ yapılabilir, alerjen tespit edilip tedavi edilebilir.

Tüm bu bilgilere rağmen, unutulmaması gereken diğer etmenler ise bağışıklık
sisteminin stres ve duygusal dalgalanmalardan etkilenmesidir.

Bizi etkiliyor olabilecek olumsuz frekansların farkında olmalıyız. Birçoğumuz bitkiler üzerindeki klasik müzik ve hard rock müzikleriyle yapılan deneyi biliyordur. Klasik müzikle birlikte bitkiler serpilirken, hard rock onları öldürmüştür. İnsanlar da farklı değil.

Beslenmemizden, fiziksel çevremizden gelen karmaşık ve olumsuz frekanslar eninde sonunda hücresel yıkıma ve parçalanmaya neden olacaktır.

Bununla birlikte aramızda çok az insan dağlara, köylere kaçabilir. Kentsel yaşam birçoğumuz için kaçınılmaz bir ortamdır.

Ama neyse ki esans yağlar var. Ve her şeyden önce Meditasyon var. Reiki var. Bunlar sayesinde frekansımızı tekrar yükseltebiliriz.

Rezonans en önemli ses şifa ilkesi olabilir.

Alıntı:tasavvufvebilim

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

9 Temmuz Dolunayında Aşk Ve Bereket İçin Ritüeller

mum4[1]

 

Özel bir Dolunay yaklaşırken, ilişkiler ve duygusal alanları da epeyce hareketlendirecek. Hint Astrolojisine göre Koç ve Terazi aksında gerçekleşecek dolunay bizi tutkulu, eleştirel, huzursuz edebilecek bir ruh halinde tutabilir. Öncelikle dolunay döngüsü Pazartesi, Salı ve Çarşamba daha etkili olmakla birlikte tüm hafta kendini gösterecektir. Elementler açısından Vedik Astroloji’ye göre hava ile ateşin birbirine daha yoğun geçeceği bu süreçte, duygularımız bizi öfkeye ve keskin kararlara çabucak itebilir. Bu nedenle ortamlarınızı nötrlemeye, renkler açısından da daha soğuk ve sakin tutacak titreşimleri vereceklere dönük olmaya bakın.

Mum yakmak genel olarak dolunay ritüelleri arasında ilk sırayı alır. Koç burcunda (Hint Astrolojisine göre) gerçekleşecek dolunay kırmızı mumları tercih etmemizi daha iyi kılmakta. Bilhassa pazartesi gecesi evinizde köşeleri tercih ederek kırmızı mum yakmaya özen gösterin.

Bereket ve Bolluk için:

Kuvvetli bir dolunay olacak demiştik. Dolayısı ile dolunay enerjisini bereket için kullanmak istiyorum veya bu alana daha fazla ihtiyacım var diyorsanız;

Evinizin sizin için rahatlatıcı olan bir köşesine, 3 adet kırmızı mum yakın. Mumun yanına bölümleri olan bir kap içine veya ayrı ayrı küçük kaplara bir miktar pirinç ve tuz yerleştirin. Eğer elinizde varsa mumların önüne beyaz kuvars da ekleyin, yoksa ametist, sitrin taşlarını da koyabilirsiniz. Hiç biri yoksa küçük bir çam dalı (çam ağacının küçük bir tutam dalını) veya zeytin dalını yerleştirebilirsiniz. Yine eğer elinizde varsa, pirinç ve tuz için kullanacağınız kabın veya örtünün rengini mümkün olduğu kadar altın tonlarında dore veya parlak altın tonlarında olmasını tercin edin.

Pirinç ve tuza inancınıza göre dua okuyup dolunayın evinizin bereketini, bolluğunu arttırmasını isteyip, paranızın, gelirinizin pirinç gibi bereketle çoğalmasını, tuz gibi saf ve temiz olmasını ve korunmasını talep edin. Bolluk içinde olduğunuzu hayal ederek, endişelerinizden uzaklaşarak dileğinizi dileyin. Bereket duanızı veya dileğinizi bitirdikten sonra şükür etmeyi de unutmayın. Dualarınıza Ya Latif esmasını (129) ekleyebilirsiniz. Mumlar 9 Temmuza pazar gecesi boyunca yansın. Uyuyana kadar mumlarınızı yanık tutun. Mümkünse küçük mumlar tercih edin ki kendiliğinden sönmesi ve bitmesi daha makbuldür. Bu hafta boyunca her gece Ya Latif esmasını okumaya devam edin. Aslında bu esmayı günlük hayatınızda rutinde tekrarlamayı adet edinirseniz çok faydalıdır. Pirinci ve tuzu yeni ay döngüsüne kadar evinizin uygun bir köşesinde tutmaya devam edin. Daha sonra dilerseniz mutfağınızın bir köşesinde örneğin bir kavanoz içinde barındırmaya devam edebilirsiniz.Dol

İlişki ve Aşk İçin:

Kırmızı iki mum yakıp uygun bir köşeye yerleştirin. Mumların ortasına kalp şeklinde kırmızı bir obje veya kırmızı iki tane kurdele fiyongu koyun. Eğer var olan ilişkinizin düzelmesini istiyorsanız mumların yanına bir miktar biberiye, hayatınıza aşk çekmek istiyorsanız gül yaprakları (kuru veya taze), ilişkinizin daha tutkulu olmasını istiyorsanız kök zencefil yerleştirin. Dolunay enerjisinin hayatınıza aşk ve sevgi getirmesini dileyip, inancınıza göre dua okuyup, sevgi içinde olmayı dileyin.

Sevgi ve bereket içinde bir dolunay döngüsü geçirmenizi dilerim…

Sevgilerimle.

Şebnem Ekşib

 

Bereket ve Aşk Ritüelleri

 

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bağırsak Mikroplarının Duygusal Davranışlarımızı Etkilediği Ortaya Çıktı

images12[1]

 

Bağırsak mikropları ile beyin arasında doğrudan bir bağlantı olduğu anlaşıldı. Yapılan testlere göre karnımızda yer alan mikroplara göre duygusal hallerimiz de şekilleniyor.
Bağırsak mikropları vücudumuzda ne işe yararlar hiç düşündünüz mü? Sindirimi mi kolaylaştırırlar, yoksa karın ağrısı, mide ağrısı gibi rahatsızlıkları mı ortaya çıkarırlar? Bunların hiçbiri değil. Yapılan araştırmalar sonucunda bağırsaklarımızda bulunan bakterilerin direkt beynimizle ilgisi olduğu anlaşıldı.

Kaliforniya Los Angeles Üniversitesi liderliğinde yapılan araştırmada karnınızla beyniniz arasında olağandışı bir bağ olduğu kanıtlandı. Daha net bir şekilde açıklamak gerekirse, bağırsak mikropları ruh hali ve genel davranış ilişkilerini etkiliyor.

Önceki araştırmalarda kemirgenlerde anksiyete ve depresyon ile ilgili hastalıklar dahil olmak üzere tüm duygusal yanıtlar, karında bulunan bakteriler aracılığı ile bulunmuştu; ancak yeni bulgular sağlıklı insan bireylerinin de bu bakterilerle duygularını belirlediklerini gösteriyor.

 

 

Araştırmacılar deney için 40 farklı kadından dışkı topladı. Kadınlar daha sonrasında MRI cihazına bağlandı ve duygusal tepkiler uyandırmak üzere tasarlanmış bireylerin, ortamların ve çeşitli nesnelerin görüntüleri gösterildi.

Bu araştırma sonucunda beyin oluşumunu etkileyen iki ana bakteri olduğu anlaşıldı. Bunlardan birincisi Prevotella isimli bakteri. 40 kadının 7’sinde gözlemlenen bu bakteri, beyinde olumsuzluk, kaygı ve sıkıntıyı gözler önüne serdi. İkinci önemli bakteri ise Bacterioidler oldu. Toplamda 33 kadında gözlemlenen bu bakteriye sahip kadınlar olumsuz görseller gösterildiğinde bile olumsuz duygular yaşamaya daha az yatkınlardı.

 

Bu deney sayesinde duygularımız konusunda bağırsak mikroplarının doğrudan etkisi olduğunu gördük. Bu araştırma, bilim insanlarını bazı hastalıkları çözümleme konusuna bir adım daha yaklaştırdı. İleride duygusal rahatsızlıkların önüne insanlar daha doğmadan geçilebilir.

kAYNAK: sPİTÜELLER

 

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçinde bulunduğunuz  burca ait bölgeye yapacağınız bir yolculuk, yaşam yolunuzda daha kuvvetli adımlar atmanıza büyük katkı sağlayacaktır

saglikli-bir-ruhsal-yasam-icin-pratik-spirituel-cozumler[1]

 

Burcunuzun özelliklerinde saklı olan yaşam enerjinizi ve potansiyelinizi harekete geçirmeye hazırsanız, şimdiden bu yolculuğunuza başlayabilirsiniz.

Dünyanın her kıtasında, evrensel etkileri yansıtan yüksek enerji bölgeleri vardır. O bölgede yaşayan yerliler buraları varoluşun merkezi  yada dünyanın kalbi olarak nitelendirirler. Bu bölgeler ezoterik yada dinsel kavramların dışında yer alırlar. Herhangi birisi bu bölgenin enerjilerinin kendi sağlığına olan pozitif etkilerini çok rahat gözlemleyebilir. Bu bölgelere yalnız yada arkadaşlarınız yada ailenizle gidebilirsiniz. Orada yeryüzünü dinlemeyi ve güvenmeyi yaşarsınız. Yaşamı ve yeryüzünü kutsamaya yönelik her hangi bir aktivite sizin için uygun olabilir. Çalılıklarda yürümek, piknik yapmak, yazmak, sessiz bir yerde yapılacak bir meditasyon, dua,dans, şarkı söylemek, arkadaşlarla yapılacak bir sohbet yada herhangi başka bir şey. Enerji yüklendiğinizi fark edeceksiniz. Aşağıda verilen bölgeler burçlarla simgelenen enerjileri taşıyan bölgelerdir. İçinde bulunduğunuz  burca ait bölgeye yapacağınız bir yolculuk, yaşam yolunuzda daha kuvvetli adımlar atmanıza büyük katkı sağlayacaktır. İçsel yolculuklar kadar enerjilerin yoğun ve pozitif olduğu bu bölgelere yapılan dışsal yolculuklar da önemlidir ve enerjilerinizin dengelenmesine neden olur.

 

KOÇ : Bu ateş burcunu yansıtan en önemli bölge,Hawaii’de;Mauideki Haleakala Krateridir.İkinci olarak Midway Adası ve son olarak yine Hawaii’de Mauna Loa ve Mauna Kea volkanlarıdır.Yüksek idealler,istekler ve özgürlük duyumu için eşsiz bölgelerdir.

Türkiye’de : Kapadokya yer altı şehirleri

BOĞA : Kuzey Kaliforniya daki Shasta Dağı birinci çakrayı harekete geçiren etkiler barındırmaktadır.İkinci bölge güney batı Amerika’da,Arizona da kuzey Flagstaff Humphreys uçlarıdır.Üçüncü bölge ise,Strathcona Parktaki Vancouver adasıdır.

Türkiye’de: Eğridir Gölü

İKİZLER : Meksika’da bir eyalet olan Chiapas ta Palenque bölgesi. Dünyanın merkezi olarak bilinen bu yerin yakınlarında bir çok kutsal yer bulunmaktadır. Bunların başında Oaxaca yakınlarındaki El Tule gelmektedir. İkinci bölge, Kostarikanın Pasifik kıyılarındaki Corcovado parkı ‘dır.Üçüncü yer ise Meksika’da Monterrey yakınlarında Horsetail şelalesidir.

Türkiye’de: Manavgat Şelaleri

YENGEÇ :  Bolivya’daki Titicaca gölü ikinci çakrayı harekete geçiren bir bölge olarak ta bilinmektedir. İkinci olarak Peru’nun başkenti Limanın merkezinde yer alan Armas meydanıdır.Üçüncü olarak yine Peru’da Iquitos bölgesidir. Bu nokta Amazon nehrinin doğduğu noktadır.

Türkiye’de: Cennet ve Cehennem Mağarası mersin

ASLAN : Dördüncü çakraya isabet eden ilk bölge İngiltere de Glastonbury bölgesidir. Burası yeryüzünün kalbidir.Yakınındaki Shaftesbury merkezine kadar ulaşır. İkinci bölge, Berlin’in merkezindeki Brandenburg kapısıdır. Üçüncü bölge ise İspanyada Barselona yakınlarındaki Montserrat bölgesidir.

Türkiye’de: Alaçatı

BAŞAK : Güney Afrika’da Cape Town da bulunan Table dağı ilk kutsal alandır. İkinci olarak Johannesburg (Güneş Şehri)yakınlarında The Pilansberg bölgesidir. Üçüncü olarak Lesotho ve Güney Afrika sınırında yer alan Mont-Aux-Sources bölgesidir.

Türkiye’de: Ayder Yaylası

TERAZİ : Beşinci çakraya isabet eden bölgelerin başında Mısır daki Büyük Piramit bölgesi gelmektedir. İkinci olarak Kudüs’ün doğusunda yer alan Zeytin Dağı gelir. Üçüncü olarak İran da Tebriz bölgesinde Süleyman’ın tahtı olarak bilinen bölgedir.

Türkiye’de: Kleopatra adası

AKREP : İlk olarak Tibet’te bulunan Kailash Dağı yedinci çakraya isabet eden yerlerin başında gelmektedir. İkinci olarak Tacikistan da Pamir dağlarında yer alan Gormo zirvesidir. Üçüncü olarak Hindistan da Ganj nehrinin ağzında yer alan Kalküta’dır.

Türkiye’de: Bozcaada

YAY : Bali genel bir saflaşma bölgesidir. İkinci olarak Borobudur Java da dır. Üçüncü olarak Kinabalu dağı gelmektedir.

Türkiye’de: Gökçeada

OĞLAK : Avustralya kıtasının kırmızı toprakları olarak bilinen Uluru ve Katatjuta ilk kutsal bölgelerdir. Üçüncü çakrayı harekete geçiren etkileri vardır. İkinci olarak Kuzey Avustralya da Kakadu ulusal parkının içinde yer alan Nourlangie Kayasıdır. Üçüncü olarak Batı Avustralya’daki köpek balığı körfezi bölgesidir.

Türkiye’de: Kaz Dağları

KOVA : Ölümsüzlük ve güzellik merkezi olarak bilinen Japonya’daki Fuji Dağı kutsal yerlerin başında gelmektedir. Kuzey ve Güney Kore sınırında yer alan Kangwa körfezi ikinci kutsal alandır. Üçüncü olarak ise Güney Japon adası Okinawa’da yer alan Naha bölgesidir.

Türkiye’de: Datça

BALIK : Yeni Zelanda da North Island bölgesindeki Rotopounamu gölüdür. New Caledonia daki Humbolt dağı ikinci kutsal bölgedir. Tasmania ve Antarktika arasında yer alan Macquarie adası ise üçüncü ve son bölgedir.

Türkiye’de: Konya

Kaynak: Spritüeller..

Türkiye’deki bölgeler tarafıma aittir. A.İ.

 

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burçların Gıcık Tarafları… Cesareti Olan Okusun…

burçlar-330x330[1]

 

1. KOÇ

Sana kalsa dünyada herkes aptal bi sen akıllı di mi!!! Millete öğütler verir, ukalalık taslar, önüne yemek koysan beğenmez… Allah düşman başına vermesin.

…

2. BOĞA

Sen ayrı bi panel konususun… kafayı iş yapmakla bozmuş sanki dünyayı bu kurtaracak…. inatçı mı inatçı, dik kafalı… komünistsin sen yaa!!!

3. İKİZLER

Sen hızlı ve pratik düşünebiliyorsun, ama insanlar seni bunun için diil bisexuel olduğun için seviyolar.. kendinden çok şey verip karşısdakinden az şey bekliyorsun yani salaksın… ayrıca çoğu şizofrenin de ikizler burcundan çıktığı söyleniyor, bilgine..

4. AKREP

Sen hele sen! Berbatların içinde en berbat olan! İçten pazarlıklı, kıskanç, ahlak anlayışı sıfır! Çoğu Akrep’in eninde sonunda korkunç bir cinayete kurban gittiğini duymuş muydun?

5. ASLAN

Sen kendini dünyanın zirvesindeki kusursuz insan sanmaya devam et, ohoooo millet senle ne dalga geçiyor haberin yok… Eleştiriye hiç gelemeyen, kendini beğenmiş zavallı aslan parçası, sen kendini bir odaya kapat ve hayatının geri kalanını aynada oranı buranı seyrederek geçir bakalım….

6. BAŞAK

Sen pek aklı başında otoriter biri olduğun için dağınıklığı pek sevmezsin di mi? Ama senin her tarafı didik didik kontrol etme huyundan millete fenalık geldi! Amma soğuk, ruhsuz tip sin yaa sen, zaten sevişirken uyuyakalabilen birinden başka ne beklenir ki?

7. TERAZİ

Sen sanatçı ruhlu olduğun için apayrı saçma salak bi boyutta yaşıyorsun… Böyle aklı bir karış havada gezen adamın iş bulması da pek muhtemel değil, ömrünün sonuna kadar aylak aylak gezersin, sonunda da her büyük sanatçı gibi “kimse beni anlamadı” diye çıldırırsın yarım aklın da gider

8. YENGEÇ

Sen sempatik ve başkalarının problemleriyle ilgilenir görünmeye çalışan son derece yapmacık birisin, ama biz bu sahte şirinlik numaralarını yemeyiz… Bu arada akıl hastanelerindekilerin %90’ının yengeç burcu olduğu söyleniyor! Haberin olsun!

9. YAY

Sen herşeyin iyi tarafını gören şenşakrak bir tipsin, kendini buna alıştırmışsın ne de olsa yeteneksizliğini ve şanssızlığını başka türlü örtemezsin değil mi? Çoğu Yay burcu zaten alkoliktir.

Seni adam yerine koyup bu kadar yazanda kabahat…

10. OĞLAK

Sen tutucu ve risk almaktan kaçan birisin. Böyle biri dünyada ne diye yer işgal eder ki! Şöyle bir etrafına bak bakalım hangi kayda değer insanın Oğlak burcundan çıktığı görülmüş?

11. KOVA

Sen güya çok atak birisin ya, birşeyi elde etmek için her türlü yalanı söylüyorsun, ama yalanı bile beceremiyorsun. Aynı hataları döne döne yapıyorsun çünkü kafasızsın. Ne sinirleniyorsun? Doğruları söyleyince kabahat oluyo di mi…

12. BALIK

Senin maşallah hayalgücün pek gelişmiştir. Sürekli FBI’dan ya da CIA’den birilerinin peşinde olduğunu düşüne düşüne sonunda kafayı yiyceksin. Ama sen en iyisi hayallerinle başbaşa kal, nasılsa arkadaşlarının arasında en ufak bir dikkat çeken tarafın yok, kendine güveni olmayan öyle sessiz sedasız bir tipsin işte…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer huzurlu ve mutlu bir ilişki istiyorsanız, toplumun size ezberlettiği bütün kriterleri boş verin.

iloş[1]

 

Birisi, bir başkası için, “benim için en doğru partner mi?” diye sordu.
Eğer huzurlu ve mutlu bir ilişki istiyorsanız, toplumun size ezberlettiği bütün kriterleri boş verin.
Yani mesela fiziksel özellikler, yaş uyumu, medeni durum, maddi durum filan.
Bunların hiç biri önemsiz değil, ama bir ilişkinin huzurlu ve mutlu olması için belirleyici değiller.
Eğitimlerden birinde, bulunduğu yaşta arzu ettiği evliliği gerçekleştirememiş, hoş bir doktor hanım vardı.
“Nasıl biri olmalı?” diye sorunca, aslında uyumlu birisinin yeterli olacağını, çok fazla kriteri olmadığını söyledi.
Ama sonra ekledi.
Boyu uzun olduğu için yanında kendisini kötü hissetmeyecek, seminer ve kongrelere gitmesini anlayışla karşılayacak, bu yüzden mümkünse meslekten bir adam.
Bir de açık renk gözlüleri seviyormuş, ama çok da sarışın olmamalıymış.
Gerdanında bir ben de istiyor muydu, soramadım.
“Hanımefendi” dedim, “yukarıda kitapçığı açtılar, 1.90 boyunda mavi gözlü esmer doktor aradılar, sonuncuyu 7 sene önce vermişler, kalmamış.”
Aslında 1.80 boyunda, kahverengi gözlü, sarışın bir mühendis onun için harika bir partner olarak hazırdı.
Ama öğrenmiş olduğu ve aslında yok zannettiği sınırlamalar yüzünden, o adamı göremiyordu.
En büyük sorun, ilişkinin devamlılığı beklentisi.
İnsanlar huzur ya da mutluluk yerine, neşeli anlar yerine, ilişkiyi uzun vadeli bir sermaye yatırımı olarak görüyorlar.
Hatta faiz, prim filan da istiyorlar.
Doğru insan, doğru sıralamayla şöyle olmalı.
Size şefkat ve özen gösterecek.
Güvenilir olacak.
Yanında sansürsüzce kendiniz olabileceksiniz.
Varken de, yokken de huzur verebilse çok daha iyi, ama asla huzurunuzu kaçırmayacak..
İlişki kurallarından yola çıkarsak, yanyanayken de, uzakken de beraber gülmeniz çok önemli.
Eğer neşe vermiyorsa, uygun partner de değildir.
Ve ilişkinin süresi ne olursa olsun, saygı duymadığınız bir partner kendinize saygınızı azaltacağı için, enerjinizi düşürür.
Doktor hanıma dedim ki, “bütün koşullanmaları bırakın.
Yaşı, boyu, medeni ya da ekonomik durumu önemli değil.
İlişkiler rasyonel hesaplı, stratejik hedefli, toplum standartları enstitüsünden onaylı, ya da mekanik bir robot gibi yapacağınız uzun vadeli yatırımlar değil.
Huzurlu ve mutlu bir ilişki dileyin yeter.
İçinde saygı, şefkat, özen, güven, huzur, ve hepsinden önemlisi neşe olsun.
Diğer bütün normlar, aslında size ait olmasalar da, kendinize koyduğunuz yapay sınırlar, ve kendinize söylediğiniz yalanlar.”
Ömürler uzasa da, dünyada az zaman geçiriyoruz.
Hayat güzel, ve tadını çıkaralım.
Hep söylenir, ölürken, yaptıklarımızdan değil, yapmadıklarımızdan, özellikle toplum korkusu nedeniyle yapamadıklarımızdan pişman olacağız.
O sırada, kendimizi neden yıllarca boşuna hapsettiğimizi anlayamayacak, ve yaşarken kendilerini özgürleştirmiş olanları yargıladığımız için de üzüleceğiz.
Dikran Masis vasiyetinde mezar taşına “yaşamaktan öldü” yazılsın istemiş.
Yaşamadan ölmeyelim, öleceksek yaşamaktan ölelim.
Herkes hep huzurlu ve mutlu ilişkiler içinde, ve neşeli olsun.

Korkut KESKİNER

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bugünden itibaren önünüzdeki 3 gün kendi Şeytanınızla yüzleşme ve sınavı geçme zamanınız. Farkında olursanız atlatırsınız…

19693529_10154951323518003_3525726971889088127_o[1]

 

Sirius ve Güneş der ki;
Bugünden itibaren önünüzdeki 3 gün kendi Şeytanınızla yüzleşme ve sınavı geçme zamanınız. Farkında olursanız atlatırsınız…
Sirius Güneş ile aynı hizaya girdi ve şimdi manyetik enerjisi ile 7 çakranıza dün geceden itibaren buluşarak tıkanıkları çözmeye başladı. Korkularınızla ister uyurken ister uyanıkken karşılaşacak ve ya o korku tohumunu tamamen yok ederek yeni yolunuza adım atacaksınız ya da korkularınızla yaşamaya devam edeceksiniz.
Bugünden itibaren gebelik süreciniz Dolunay bitimi ile hızlanmaya başlıyor. Niyetiniz ve düşüncelerinizin gücü sayesinde çiçek açmaya başlıyor. Gerçek arzularınız üzerine odaklanın sadece ayın 10 una kadar.
Kalbinizin rüyası her ne ise ortaya çıkmaya hazırlanıyor. Eski inanç sistemleri bile yeni bir aşılanmaya doğru geçiyor. Geçmişteki kalıplarınızın sınırlayıcı kabuklarını ve inanç yapılarınızın kırma zamanı. Hayat ile yaratıcı enerjiniz aynı frekansa geçmekte ve ilerlemektesiniz. Hayalinizdeki tohumları sunmaya başlayın gökyüzüne ve yeryüzüne. Şükran duymayı unutmayın.
An her daim önemli olan.Neyi anmalısınız ve neyde an da kalmalı İnsAN….Şükür’ü anmazsanız eğer doyumsuzluğunuz ve tamahkarlığınızı kendi kendine cezalandırır insan ruhu…. Dün geceden itibaren şifalanmaya başladınız alıp kabul edenler.Kök çakranızdan hareketlenen yılan taç çakranıza doğru kıvrıla kıvrıla ilerlemekte sizin korkularınızı temizleyerek her iki kutubu dengelemekte. İniş çıkışlarınız çok olacaktır. Sadece izin verin kendinize ve artık savaşmayın.Tüm kutupları kabul edin. Şeytanlığınızı da melekliğinizi de,aydınlığınızı da karanlığınızı da erilliğinizi de dişilliğinizi de,kendi gerçekliğinize ışık tutun.
Yüksek bilince geçmek istiyorsanız bu ayın 18 ine kadar tüm kapılar kapanmadan bütünlüğünüzü kabul edin.Samimi olanlar zaten o kapıdan geçmiş gitmiş olacak simya dönüşümü tamamlanmaya başlayacak…
Geceleri duyacağınız davul,çıngırak ve radyo sinyali gibi sesler kapının size açıldığını gösteren araçlardır…Yalnız değilsiniz demektir… Duyacağınız bu sesler eski kalıplarınızın temizlendiğini ve enerji ile uyumlu hale getirildiğinizi göstermektedir.
Sirius ve Güneş enerjisi yüksek bilinç ışığını çok güçlü manyetik enerjisini özellikle dün geceden itibaren Dünyaya göndermeye başladı. Alan alacak alamayan alamayacak bu kadar basit.Yıldız yolunuz duyularınız içinden geçtiğini anlayacaksınız.Bilincinizin tamamen uyandırmanın anahtarı verilecek olanlara verilecek.Zihin,beden ve ruhunuz onurlandıralacak bu enerji akışı ile.Bu bütünleşme için gerekli şey Samimiyet..
Çok önemli transformasyonlar olacak bu 3 gece.En son sınavınız ölüm korkunuz olacak eğer yaşarken ölmeyi becerirseniz tüm benliklerinizden işte o zaman kristal kelebek olacaksınız en derinden.Yaşam özünden çıkar her insanın… 6 ve altıgen oluşumlara açın algılarınızı…
Seçmek, cevap vermek, vermek ve almakta özgürsünüz istediğiniz gibi. Bu geceden itibaren Dünya üzerinde oluşacak altı köşede yıldızlar… Açılacak tüm boyutdan kapılar. Ve herkes kendi karanlığı ve aydınlığı ile yüzleşecek.3.gün sonunda ayakta kalan kazanacak…..Pes eden ise…
Diren direnmelisin… Direniş titreşimine katlandıkça, cennetin Dünya’ya getirilecek…. O zaman hazırsanız açılsın Yeryüzünde ve gökyüzündeki karanlığın ve aydınlığın kapıları…. Yüzleşin ve temizleyin…Başarılar hepimize…
Yeraltı ve yerüstü hareketlenir insanlığın geleceği için….. Sirius Güneşden ayrılmadan yazın gelecek kaderinizi… Yalnız değilsin…
Göreceğin 6 , 5 ve 4 rakamları senin yalnız olmadığını gösterecektir ,ilerle ve tamamla diyordur… Devam etmelisin….
H.B Hülya Balıkavlayan

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yanımızda 101 Yaşında Bir Ninemiz Var…

19756584_10155433940997487_8924360750660371193_n[2]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatı bilgece yaşamak için 12 kural

 

 

Kural 1: Asla kendinden şüphe etme… Sen ne hissediyorsan o her zaman doğrudur. Dünyadaki bütün insanlar toplansa ve sana aksini söylese bile, senin hissettiklerin senin için doğrudur. Onlar farklı hissedebilir, farklı düşünebilir ama bu senin hissettiklerinin yanlış olduğunu göstermez, sadece onlardan farklı olduğunu gösterir.
Kural 2: Asla farklı olduğun için utanma. Eğer çevrende senin gibi düşünen, seni anlayan insanlar yoksa, o zaman çirkin ördek yavrusu hikayesini hatırla… Muhtemelen yanlış yerde, yanlış insanlarla birlikte olduğun için seni anlamıyorlardır. O halde hedefin, ait olduğun yeri bulmak olmalıdır. Asla muhteşem bir kuğu olduğun gerçeğini unutma ve ördek olmak için uğraşma.
Kural 3: Geçmişte yaptıkların için pişmanlık duyma. Yaşadıklarının senin için önemli bir ders olduğunu kendine hatırlat. Bu tecrübe ile aldığın bilgiyi özenle incele, yaptığın hataları ve yeniden aynı durumda olsan nasıl davranacağını iyice düşün ve gelecek olaylar için kendini hazırla. Kırılan vazo tamir edilemez ama gelecekte başka vazoların kırılması önlenebilir.
Kural 4: Mümkün olduğunca kimsenin senin adına karar vermesine izin verme ama başkalarının haklı olabileceğini de unutma. Bu hayat senin ve istediğin gibi yaşamaya hakkın var, fakat başkalarını dinle ve onların bakış açısını da anlamaya çalış.
Kural 5: İnsanlarla ilişkilerinde asla kendi ihtiyaçlarını ikinci plana atma ve kendini hayallerle kandırma. Her zaman ama her zaman, önce sen gelmelisin. Asla başka insanlar üzülmesin diye kendini üzmeyi tercih etme. Sen kaldırabiliyorsan, onlarda kaldırabilir. Karşındaki insan senin mutluluğunu düşünmüyorsa ve senin üzülmene yol açıyorsa, o zaman o insan sana değer vermiyor demektir. Bu kişileri değiştirebileceğini ya da sana zamanla önem vereceklerini düşünme.
Kural 6: Asla kaybetmekten korkarak, sırf inanmak istediğin için karşındaki insanın sevgi sözcüklerine inanma. Sevgi insanin kalbindedir, gözlerindedir, davranışlarındadır, ses tonundadır, sana verdiği önemde ve değerdedir, senin için yaptığı fedakarlıklardadır. İnsanlar çok kısa zamanda sevgi sözcüklerini umarsızca dağıtmaya başlarlar. Bunları dinle ama gerçek sevgiyi karşındakinin davranışlarına bakarak bul. İnanmak istediğin için değil gerçek olduğu için karşındaki insanın sözlerine inan…

Kural 7: Her zaman ama her zaman, mutlaka kalbini dinle. Hayatta senin için neyin doğru olduğunu bir tek içindeki ses söyleyebilir. Dolayısıyla içindeki sesle konuşmayı öğren. Her gün kendinle kalmak için zaman ayır ve kalbini dinle. Başka şekilde hissetmek için ikna etmeye değil, gerçekten ne hissettiğini bulabilmek için dinlemeye çalış. Bazen içindeki ses sana çok zor gelebilecek bir şey yapmanı söyleyebilir ya da duymak istemediklerini söyleyebilir… Korkma… ve içindeki sesi dinlemeye devam et…
Kural 8: Her zaman ama her zaman, mutlaka kendine iyi davran.
Kendini sev, şefkatle yaklaş. Yanlış yaptığında acımasızca kendini eleştirip üzme… Aksine başını okşa, kendini kucakla ve her şeyin geçeceğini söyle. Üzgün olduğunda, kırıldığında, acı çektiğinde, mutsuz hissettiğinde kendine özen göster, tıpkı hasta bakar gibi kendine bakım uygula. Yapmaktan hoşlandığın aktivitelerle meşgul ol ve bu durumdan çıkarak kimsenin seni incitmesine, üzmesine izin vermeyeceğini göster.

Kural 9: Hayatta her şeyin bir bedeli olduğunu asla unutma ve bedel ödemek istemediğin için kendini boşlukta bırakma. Örneğin bir insanı incitmişsen, ödeyeceğin bedel o insanın güvenini yitirmektir. Eğer seni sevmeyen biriyle birlikteysen, yalnız kalmaktan korkup ilişkide kalma, çünkü böyle bir ilişkide kalmanın bedeli sevgisiz bir hapiste yaşamaktır. Eğer farklı olmaktan korkuyorsan ve başka insanları taklit edip onlar gibi olmaya çalışıyorsan, ödeyeceğin bedel kendine olan saygını yitirmek olacaktır. Diğer taraftan, bazen kendin gibi olmanın bedelinin de, yalnız kalmak olduğunu unutma. O halde yaşamda her zaman bir bedel ödeyeceğini hatırla. Bir adım atmadan önce mutlaka ödeyeceğin bedeli bil ve kazanacaklarına değip değmedine bakarak kararlarını ver.
Kural 10: İnsanlara karşı nazik ve sevecen ol, ne olursa olsun asla bir başka insanı kırmak için konuşma, bilinçli olarak üzmeye çalışma ve kendi acını hafifletmek için bir başkasını yaralama.

Kural 11: Hayatta en büyük dostun sen olabileceğin gibi hayattaki en büyük düşmanın yine sen olabilirsin. Seçimini yap ve kendin için dostu mu yoksa düşmanı mı olacağına karar ver. Yaşamdaki tüm acıları atlatabilirsin, her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin, istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin. İstersen kendine yeni bir hayat kurabilirsin.
Kural 12: Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun, yeniden ayağa kalk ve yola devam et. Hayatı öğrenmek için o tecrübelere ihtiyacın var. Kalbin aşk acısı ile yaralanmış ise, sonsuza kadar kendini aşka kapatma. Ruhun insanların acımasızlığı ile incinmiş ise, hayata küsüp kendini karanlık bir dünyada yaşamaya zorlama. Bedenin çok büyük acılar çekmişse, kendini uyuşturup bırakma. Unutma, bilge insan hayatı yaşayandır.
Kaynak: Çiğdem Alper

Göz Testi… 30 Saniyede C’yi Bulanlar Paylaşsın…

goz-testi-resmi[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Karpuz Çekirdeklerini Kaynatın ve Mucizevi Etkilerini Görün

watermelon1[1]

 

Artık karpuz sadece sıcak yaz günlerinde serinlemek için yediğimiz bir meyve değil. Kabuğundan çekirdeğine her şeyinden faydalanabiliyoruz. A vitamini (karotenoidler), C vitamini, pantotenik asit, bakır, biyotin, potasyum, B1, B6 vitaminleri ve magnezyum deposudur. Ama karpuz çekirdeklerinin faydalarını görene kadar bekleyin.

Karpuz çekirdeği yağ asitleri, önemli proteinler, magnezyum, potasyum, manganez, demir, çinko, fosfor gibi mineraller ve tiyamin, niyasin ve folik asit içerir.

Karpuz çekirdeğinde ilk defa karpuzdan elde edilen bir amino asit olan “citruline” vardır. Bu amino asit güçlü bir antioksidandır ve damar sertliği, hipertansiyon, anjin ve ereksiyon problemi üzerinde pozitif etkisi vardır. Aynı zamanda damarların genişlemesine de yardımcı olur.

Böbrek ve idrar yolu rahatsızlıklarının tedavisinde yardımcıdır. Böbrek taşlarından ve kumlarından kurtulmak için karpuz çekirdeklerinden bir çay yapıp içebilirsiniz.

Karpuz çekirdeklerinden maksimum fayda sağlamak için pişirerek, öğüterek veya kavurarak tüketebilirsiniz.

Mucizevi reçete
20-30 karpuz çekirdeğini öğütün ve 2 litre suda 15 dakika pişirin. Bu çayı 2 gün için ve sonra 1 gün ara verin.
Bir kaç hafta bu yöntemi uygulayın, ama unutmayın her 2 günden sonra 1 bir gün ara vermeniz çok önemli!

Karpuz çekirdeğinin faydalar
1. Kalp sağlığı
Karpuz çekirdeği kalp için çok önemli olan magnezyum içerir. Ayrıca kan basıncını dengeler ve metabolik fonksiyonları arttırır. Kalp hastalıklarını ve tansiyonu önlemek için karpuz çekirdeklerini daha sık tüketin.
2. Yaşlanma
Antioksidan özelliği ile erken yaşlanmayı önler, cildi güçlendirir ve sağlıklı bir görünüm verir.
3. Akne tedavisi
Bir parça pamuğu karpuz çekirdeklerine batırın ve aknelerin üzerine sürün. Ölü hücreleri ve kiri de söker atar. Karpuz çekirdeği yağı tüm cilt türlerine iyi gelir ve cilt sorunlarının tedavisinde yardımcı olur.
4. Güçlü saçlar
İçerdiği protein ve amino asitleri saçları güçlendirir. Kavrulmuş çekirdekler bakır içerdiği için saçları daha parlak yapar. Saça rengini veren pigment “melanin”dir.
5. Kafa derisi kaşıntısı
Yumuşak yapısı karpuz çekirdeği yağının kolay emilmesini sağlar. Kuruyan ve kaşınan kafa derisini nemlendirmek için her gün kullanabilirsiniz.
6. Zarar görmüş saçlar
Karpuz çekirdeği saçların zarar görmesini engelleyen önemli yağlar içerir.
7. Kan basıncı ve koroner kalp rahatsızlığı
Arginin koroner kalp rahatsızlıklarının tedavisine yardımcı olur ve kan basıncını dengeler. Damarların daralmasını engeller.
8. Bağışıklık sistemi için magnezyum
Karpuz çekirdekleri mükemmel bir magnezyum kaynağıdır. Bu mineral buğday, pirinç, yulaf ve kakao tozunda da bulunur. Pantotenik asit veya B5 vitamini de diyebiliriz, karbonhidratların enerjiye dönüşmesinden sorumludur.
9. Beriberi tedavisi
B6 vitamini eksikliği beriberi denen hastalığın belirtilerinin görülmesine neden olur. B6 karbonhidratların enerjiye dönüşmesine destek olur.
10. Önemli amino asitler
Vücut fonksiyonlarının yerine gelebilmesi için arginin ve lisin gibi amino asitlere ihtiyaç vardır. Lisin,  daha güçlü kemikler ve dokular için gerekli olan kalsiyumun vücut tarafından alımını arttırır.
11. Doymamış sağlıklı yağlar
Karpuz çekirdeğinin %80’i doymamış sağlıklı yağlardan ve omega 3 yağlarından oluşur. Bu çekirdekler ekstra kalori üretmeden vücuda ihtiyacı olan enerjiyi sağlar. Beslenmenize katarak günlük ihtiyacınız olan sağlıklı yağların yarısını almış olursunuz.
12. Saçlar ve tırnaklar
Protein saçları güçlü ve parlak tutar, tırnakların uzamasını hızlandırır.
13. Magnezyum kaynağı
Magnezyum çokluğu vücut fonksiyonlarını destekler. Kan basıncını dengeler ve kalbin normal çalışmasını sağlar.
14. Ödem
1 çay kaşığı kurutulmuş ve öğütülmüş karpuz çekirdeğini, 1 çay kaşığı bal ve 3/4 su bardağı sıcak suya katın. Sıcak ve tatlı iksirinizi günde 2 kere içerek ödemden kurtulun.
15. Erkek doğurganlığı
Karpuz çekirdeğindeki likopen güçlü bir antioksidandır ve eski zamanlardan bu yana erkekler cinsel güçlerini arttırmak için kullanır.
16. İyileşme
Beslenme düzeninize karpuz çekirdeklerini ekleyerek iyileşme sürecini hızlandırabilirsiniz. Bir kaç gün içinde farkı hissedersiniz. Hafıza problemi yaşayan kişilere özellikle önerilir.
17. Şeker hastalığı
Bir avuç karpuz çekirdeğini 1 litre suda 45 dakika bekletin. Bu doğal tedavi edici karışım şeker hastalarına iyi gelecektir ve hastalığın ilerlemesini kontrol edebilirsiniz.
18. Cilt nemlendirici
Yumuşak ve nemli bir cilt için ihtiyacınız olan şey yağ asitleridir. Karpuz çekirdeklerini cilt problemlerini ve sivilceleri önlemek için kullanabilirsiniz.
19. Siyah saçlar
Karpuz çekirdeği, vücutta melanin oluşmasını sağlayan bakır ve diğer mineralleri içerir. Melanin saça rengini veren pigment demiştik hatırladınız mı? Ve evet cilde rengini veren pigment de o.
20. Kırık saçlar
Yağ asitleri saçları besler ve daha güçlü yapar. Saç kırılmalarını önlemek için ihtiyacını olan şey de budur. Karpuz çekirdeği yağını istediğiniz bir taşıyıcı yağ ile birleştirin ve bu karışım ile haftada bir kafa derinize masaj yapın.

Kayn: Hayat Mutfkta

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltınızı Etkileyen 8 Mucizevi Kelime

bilincalti-01[1]

 

Hepimiz bilinçaltının güçlerini ve yapabileceklerini kesin olarak bilmiyoruz. Ama bilim adamlarına göre bilinçaltı ve beyin hakkında bildiklerimiz sadece buz dağının görünen kısmı. Beyin ile ilgili tam olarak çözülen şeyler %5 civarındadır.

Kısaca beynimiz sırlarını hala çok iyi şekilde korumaktadır. Bilinçaltı bazı kelimelere ve cümlelere diğerlerinden daha fazla ilgi gösterir. Bu kelimeleri bilinçaltınıza ulaşmak ve kod girmekte kullanabilirsiniz.

*Başkaları için
“Ayrıca aşağıdaki cümleleri önemli konuşmalarda karşınızdaki kişiye etki etmek için kullanabilirsiniz.” Ön cümlede anahtar kelimeyi kullanın ve ikinci cümlede iletmek istediğiniz fikri.

*Kendiniz için
Aşağıda vereceğimiz kelimeleri ön cümlede ve sonra da isteklerinizi diğer cümlede kullanın. 5’den az olmamak üzere her gün tekrar edin.

 

“Güç” Kelimesi
(Her türlü olumlama cümlelerinde kullanılabilir.)
Bilinçaltına etki eden en önemli kelimelerden biridir. Bu kelimeyi şöyle bir cümlede kullanarak bilinçaltınıza ulaşın. Ben Güçlüyüm. (Örnek) Sigarayı bırakıyorum. (Örnek) Öfkemi terk ediyorum.

“Güven” Kelimesi
(Başarıya ulaşmak istediğiniz her olayda kullanılabilir.)
Bilinçaltına etki eden bir diğer kelime budur. Pek çok firma bu kelimeyi reklamlarında kullanır. Algımıza firmanın güvenilir olduğu yerleştirirler. Ben Kendime güveniyorum. (Örnek) O işi başarıyla tamamlıyorum. yada Ben x kişiye güveniyorum. (Örnek) Bana tüm kalbiyle yardım ediyor.

“Eşsiz” Kelimesi
(Tüm olumlama cümlelerinde kullanılabilir.)
Bilinçaltınıza hızlıca etki edebilecek bir kelime. Bu kelime bilinçaltı için altın değerinde bir etki yapar. Ben eşsiz bir insanım. (Örnek) Yaşamımı güzelleştiriyorum.

“Kabul” Kelimesi
(Aşılamayacak sorunlarda ve her türlü olumlama cümlesi ile birlikte kullanılabilir.)
Bilinçaltı kodlarına girmek için kullanabileceğiniz harika bir kelimedir. Ben hayatımı kabul ediyorum. (Örnek) x olay artık benden tamamen uzaklaştı.

“Sağlık” Kelimesi
(Bedensel ve Psikolojik problemlerde ayrıca ruhsal enerji problemlerinde kullanılabilir.)
Bilinçaltı ölüm ve doğum olaylarına çok önem verir. İşte sağlık kelimesi de bu yüzden bilinçaltının önem verdiği bir kelimedir. “Ben sağlıklıyım. (Örnek) X problemimi kolaylıkla çözüyorum.

“Sevgi” Kelimesi
(Kişisel ilişkiler ve diğer tüm sıkıntılı ilişkilerde kullanılabilir)
Bilinçaltı sevgi aşk ve arzu gibi kelimelere çok önem verir. Bilinçaltının doğum arketipi ve anahtar kelimelerinden biridir. “Ben sevgi enerjisiyle doluyum. (Örnek) X kişi ile ilişkim bu enerji ile yükseliyor.

“Özgür” Kelimesi
(Duygusal ve Bağlayıcı sorunlarda öncelikli olarak kullanılabilir.)
Bilinçaltında büyük bir etkisi olan bir kelimedir. Bilinçaltı için en önemli kelimelerden biridir. Bir insan ancak özgürken huzurlu ve mutludur. (Örnek) “Ben özgürüm. Şu anki bağlayıcı durum tamamen çözülüyor.”

“Zengin” Kelimesi
(Maddi ve Manevi problemlerde kullanılmalıdır.)
Bilinçaltı fakirlik ve zenginlik arketiplerine çok önem verir. Bir insanın hayatını devam ettirmesi için maddi ve manevi olarak tokluğa ulaşması gerekmektedir. Ben Zengin bir insanım. (Örnek) “Maddi durumum tamamen artıyor ve bolluk içindeyim.”

Kaynak: Spritüeller

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

9 Temmuz Dolunayı İçin Bereket Ritüeli Uygulaması…

IMG_9185-1030x771[1]

 

Dolunay Bereket Ritüeli Uygulaması:
Tarçın çok eski dönemlerden bugüne sağlıkta, tatlılarda ve bir çok alanda kullanılan özel bir besindir. Tarçın aynı zamanda bereket ve bolluğu getirdiğine inanılan bulması kolay keyifli bir bitkidir. Astrolojik olarak Venüs gezegeni ile temsil edilen tarçın, bolluk ve bereket ritüellerinde de sıklıkla tercih edilir.
Küçük bir tencereye su koyun ve içine 7 adet çubuk tarçın atın. Su kaynamaya ve tarçının kokusu yayılmaya başladığında; evinize, yuvanıza, işinize bereket gelmesini hayatınızda bolluk ve bereket olmasını niyet ederek, 270 kere Ya Kerim esmasını okuyun.
Esmanızı bitirince ocağı kapatın ve tarçınlı suyu soğumaya bırakın. Koku eve yayılana kadar ve su soğuyana kadar ellemeyin, bırakın. Tamamen soğuyunca tarçınları ayırın ve suyu evinizde yaşayanlarla birlikte için, tamamını bitiremezseniz önemli değil, içebildiğiniz kadarını tüketin.
Kalan suyu bir bitkinin veya ağacın dibine dökün. Tarçınları ise bir iple birbirine bağlayın ve hava alan bir yere balkonunuza, pencerenizin uygun bir yerine ama evinizle bağlantılı bir yere asın. Asarken veya astıktan sonra “Ya Kerim” esmasını 21 kere yeniden tekrarlayın ve bolluk bereket içinde olmayı temenni edin. Ya Kerim esmasına bu hafta boyunca devam edin (günde 270 kez). Astığınız tarçınlar en az bir sonraki dolunay dönemine kadar orada kalmalılar. Tamamen kaldırmaya karar verdiğinizde evinizde bir köşe de, kristal bir kase veya benzer bir obje içinde saklayabilirsiniz. Ama çöpe atmamalısınız.
Evinizde ve işlerinizde her daim bolluk içinde olmanız dileklerimle…
Şebnem Ekşib

DOLUNAY BOLLUK RİTÜELİ

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Benim açımdan baktığında ben bunların hiçbirini üzerime almıyorum ve almadığım içinde bir anlamları yok.”

Lotus-1[1]

 

“Buda” bir köyden geçiyordu ve insanlar gelip onu aşağılayarak en söylenmeyecek şeyleri söylediler. ”Buda” durdu, sessizce, dikkatle dinledi ve “Bana geldiğiniz için teşekkür ederim, ama acelem var bir sonraki köye gitmem gerekiyor, bugün size zaman ayıramayacağım yarın daha fazla zamanım olacak. Söylemek isteyip de söyleyemediğiniz bir şeyler kaldıysa
Sizi yarın dinleyebilirim. Beni bugün için mazur görün” dedi.
İnsanlar inanamamışlardı. Bu adam tüm söyledikleri ağza alınmayacak şeylere bir tepki vermeden, sadece dinlemiş, cevap bile vermemişti.
” Bizi duymadın mı? Senin bunlara verecek cevabın yok mu?” diye sordular.
Buda dedi ki:
“Bir yanıt istediysen geç kalmış durumdasın.
On yıl önce gelseydin seni yanıtlayabilirdim.
Ama on yıldır başkaları tarafından yönlendirilmeye son verdim.
Artık köle değil, kendimin efendisiyim, kendime göre davranıyorum,
başkasına göre değil kendi içsel ihtiyaçlarıma göre davranıyorum.
Beni bir şey yapmağa zorlayamazsın.
Sen yapmak istediğini yaptın, kendini tatmin olmuş hissedebilirsin,
ama benim açımdan baktığında ben bunların hiçbirini üzerime almıyorum
ve almadığım içinde bir anlamları yok.”
Buda devam etti
“Birisi yanan bir meşaleyi nehre atabilir,
nehre ulaşana kadar meşale yanık kalır,
nehre düştüğü anda ateş söner, nehir onu soğutur.
Ben nehir oldum.
Bana küfür edersiniz onlar ateştir,
bana ulaştıkları anda benim serinliğimde içinde ateş kaybolur,
artık acıtmazlar.
Siz dikenleri atarsınız sessizliğime düşünce onlar çiçeğe dönüşür.
Ben kendi yaradılışımın doğasından hareket ediyorum” der.
Kendiliğindenlik budur.

Negatif enerjiden korunma ve temizleme yöntemleri neler?

11902528_10206310414351425_3934249635696022526_n1[1]

Güne enerjik, deli dolu başlayıp; gün içerisinde depresif, mutsuz, huysuz olanlardan mısınız? Öyleyse sizin de enerji kaçağınız var demektir. Peki enerjimizi emen bu vampirler kimlerdir ve onlardan korunma yöntemleri nelerdir? Negatif enerjiden nasıl kurtuluruz?

Negatif enerjiden korunma yöntemleri
Fizik biliminde bir yasa vardır: Enerjinin Korunumu. Bu yasa der ki: Enerji yoktan var edilemez, yok edilemez fakat enerji başka şekillere dönüşebilir. Basit örneklerle rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik enerjisine dönüşmesi gibi.
İnsan vücudunda da sinir sistemi elektrik sinyalleri ile çalışır. Tüm hücrelerin, organların ve bedendeki fonksiyonların enerjiye ihtiyaçları olduğu gibi, dönüştürerek etrafa yaydıkları bir enerji de vardır. İnsan manyetik bir alana sahiptir. Bu alan aura ismiyle de adlandırılmaktadır. Her insanın bir aurası vardır. Bu aura alanı çevreyle iletişim halindedir. İnsan gözüyle genellikle görülmez. Görebilenler vardır. “Kirlian Fotoğrafçılığı” gibi tekniklerle de ayrıca incelenebilmektedir.

 

Topraklanma nedir? Nasıl yapılır?
Negatif enerji’lerden korunma yollarını anlatmadan önce “topraklanma” konusuna değinmek istiyorum. Çünkü korunma sistemlerinden önce topraklanma yapılması gerektiğine inanıyorum. En klasik yöntemle çıplak ayak toprağa basarak kendinizi topraklayabilirsiniz. Gayet bilimseldir. Üzerinizdeki elektrik toprağa akar rahatlarsınız.
Toprak imkanınız yoksa duş alabilirsiniz. Akan su sizi topraklayacaktır. Bir diğer yöntem ise ılık-sıcak arası bir tuz solisyonuna ayaklarınızı batırmaktır. Ayak tabanlarınızın altındaki gözeneklerden tuzlu suya vücudunuzdaki toksinler ve negatif enerji akacaktır. Tuzun deniz tuzu veya himalaya tuzu olması gerekmektedir.
Tüm bunlar bilimsel olarak yapabileceğiniz elle tutulan gözle görülen topraklanma çeşitleridir. Bunları yapabilirsiniz ancak size önereceğim yöntemi de mutlaka yapın. Ayağınız toprakta, tuzda, suda vs. olmayabilir. Bırakın toprağı apartmanın en üst katında olabilirsiniz. Sakin bir köşeye gidip burnunuzdan derin nefesler alıp yine burnunuzdan verin. Bunu bir kaç kez tekrarlayın. Gözlerinizin kapalı olup olmaması önemli değil fakat yeni başlayanlar için kapalı olması daha uygun olur.
Taç çakranızdan (kafanızın üzeri) beyaz yada mor bir ışığın vücudunuza girdiğini imgeleyin. Bu ışık omurganız boyunca ilerleyerek tüm vücudunuza yayılıyor. Ardından ayaklarınızdan çıkarak evrenle birleşiyor. Ayaklarınızı bir ağacın kökleri gibi düşünebilirsiniz. Yüksek katlı binalarda olabilirsiniz fakat bu köklerin toprağa kadar uzandığını imgeleyebilirsiniz. Işık içinizden geçtikte sizin üzerinizdeki tüm negatif enerjiyi de alıp götürüyor. Artık topraklandınız.

İmgeleme yöntemleri ile negatif enerjiden korunma
Birkaç yöntem var. Bağımlı kalmak zorunda değilsiniz. Kendi tasarımınız bir korunma sistemi de geliştirebilirsiniz.
1. Yöntem: En klasik olanı budur. Siyah, gri, kahverengi gibi karanlık ve koyu renkler dışında bir renk belirleyin. Bu rengin bir yumurta gibi sizi içine aldığını düşünün. Renk parlak ve çok güçlü. Dışarıdan gelen tüm olumlu, pozitif enerjileri ve titreşimleri içine geçiriyor. Size zararı dokunacak enerji ve titreşimleri ise dışarıda tutuyor. Hayalinizde oluşturduğunuz bu baloncuğu gün içerisinde sürekli düşünerek güçlendirebilirsiniz. Beyaz, mor ve pembe baloncuklar en çok tercih edilenlerdir.
2. Yöntem: Aynı şekilde bir baloncuk düşünün ancak bu kez çeperinin ateşten olduğunu imgeleyin. Dışarıdan gelen tüm negatif enerji ve titreşimler bu ateşe değdiği anda yok olup gidiyorlarlar. Aynı zamanda daha güçlü olması açısından 1.yöntemdeki sistemi uygulayıp üzerine bir de bunu yapabilirsiniz.
3. Yöntem: Sizi çevreleyen bir ayna olduğunu imgeleyin. Dışarıdan gelen tüm zararlı enerjiler bu aynaya çarparak geri dönecekler. Aynalarınızı çeşitli şekillerde hayal edebilirsiniz.
4. Yöntem: “Kurşun döktürme” konusunu bilmeyeniniz yoktur. Kurşun bir element olarak radyoaktif ışınlara dahi dayanıklıdır. Sizi çevreleyen kurşun bir zırh imgelerseniz dışarıdan gelen tüm negtiflere karşı kendinizi koruma altına alabilirsiniz.
5. yöntem: Duş altıktan sonra içerisine sirke karıştırılmış bir kova suyu üzerinize dökebilirsiniz. Sirke iyi bir temizleyicidir. Auranızı ve enerji alanınızı temizlediği gibi vücudunuza da iyi gelecektir. Kokusu ise kısa sürede gidecektir. (1 kovaya yarım çay bardağı yeterlidir. Kaynak: Berna Özcan Demir)
Yöntemleri uygularken, kendi bedeniniz dışında odanızı, ofisinizi, bulunduğunuz binayı, mahalleyi hatta şehri ve ötesini bile koruma kalkanı altına alabilirsiniz. Sevdiklerinize onların haberi olmasa bile bu tip bir imajinasyon ile kalkan göndererek onlarında korunmasını sağlayabilirsiniz.
Yaşam alanlarında negatif enerji temizliği ve korunma
1. Yöntem: Benim en sevdiğim bu. Kuru ada çayını bir cezveye veya kaba koyun. Ucunu yakın. Sık sık sönecektir fakat siz onu söndükçe yakın. Yanan ada çayı tütsü gibi eve yayılacaktır. Kokusu benim hoşuma gidiyor. Bilirsiniz ada çayı şifalı bir bitkidir. Bir çok hastalığa karşı önleyici ve tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Ürettiğiniz ada çayı tütsüsü evinizi güzel bir kokuyla kaplarken, “evimdeki tüm negatif enerji ve titreşimleri ada çayının şifalı enerjisi ile temizliyorum. Pozitif olan olumlu olan bana ve yaşam alanıma faydası dokunacak tüm enerjileri davet ediyorum” diyebilirsiniz. Bu cümleyi kendinizde geliştirebilirsiniz. Ada çayı ile evin içinde dolaşabilir, dolaplarınızı odalarınızı temizleyebilirsiniz.
2. Yöntem: Bu yöntemi sevgili Fadime Emir’in “Psişik Korunma” isimli kitabında okudum. Evinizi korumak için kapınızın veya pencerelerinizin önünde bir güç hayvanı imgeleyebilirsiniz. Mesela jaguar, aslan, kaplan gibi bir hayvan evinizi koruyabilir. Bunun dışında bir bekçi, polis, asker veya mitolojik bir varlık düşünebilirsiniz. Evinizin etrafının vahşi köpek balıklarıyla dolu bir nehir tarafından çevrelendiğini de hayal edebilirsiniz.
3. Yöntem: Mumlar ve tütsüler yakın. Hem sizi hem evinizi huzurla dolduracaktır. Daha önceden arındırılmış ametist gibi kristaller de kullanabilirsiniz.

Yazar: Mert EsER aLİEFENDİOĞLU

kaynak:indigp dergisi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »