Bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için SÜKÛNET…

woman in the field

 

“ Tanrım;
Bana değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmem için SÜKÛNET…
Değiştirebileceğim şeyleri değiştirebilmem için CESARET…
Ve aradaki farkı anlayabilmem için BİLGELİK ver…” ❤
Reinhold Neibuhr…

Ben dostlarımı ruhumla severim.

mevlana_resimleri[1]

 

“Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum.
Işığı gördüm, korktum.
Ağladım…
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa uğurladım sevdiklerimi.
Ağladım…
Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı
an olduğunu;
aradaki bölümün,
ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim…
Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla.
Zamanla yarışılmyacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla öğrendim…
İnsanı öğrendim.
Sonra insanların içinde iyiler ve kötüler olduğunu.
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük bulunduğunu öğrendim…
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi.
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu.
Sevginin;
güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu öğrendim…
İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh bulunduğunu.
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu öğrendim…
Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için;
önce çevreni aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim…
Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için;
ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim…
Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra.
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana…
Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi.
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi…
Dünyaya tek başına meydan okumayı öğrendim genç yaşta.
Sonra;
kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği
fikrine vardım.
Sonra da asıl yürüyüşün; kalabalıklara karşı olması gerektiğine aydım…
Düşünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak düşünmek
olduğunu öğrendim…
Namusun önemini öğrendim evde…
Sonra yoksundan namus beklemenin;
namussuzluk olduğunu.
Gerçek namusun, günah elinin altındayken,
günaha el sürmemek olduğunu öğrendim…
Gerçeği öğrendim bir gün
Ve gerçeğin acı olduğunu.
Sonra kararında acının, yemeğe olduğu kadar hayata da lezzet kattığını öğrendim…
Her canlının ölümü tadacağını,
Ama sadece bazılarının
hayatı tadacağını öğrendim…
Ben dostlarımı
ne kalbimle ne de aklımla severim.
Olur ya;
Kalp durur,
Akıl unutur.
Ben dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur…”
Mevlana

Jin Shin Jyutsu Parmak Methodu İle Bir Parmağınızı 60 Saniye Ovalayın Ve Vücudunuza Etkisini Görün

facebook_event_1234256869939043[1]
Farklı parmakları ovmanın bazı sağlık sorunlarını çözebileceğini biliyor muydunuz?
Japonya’da alternatif bir sağlık metodu bulunur. Metoda göre her parmak vücudumuzdaki iki organla bağlantılıdır. Bu metodu uygulayarak sonuçlarını 5 dakika içinde görebilirsiniz.

Jin Shin Jyutsu bu eski tedavi metodunun ismidir. Elimizdeki bazı noktaları uyararak duygularımızı dengeleyebiliriz.
Peki bu method nasıl işliyor? Metot, bir parmağımızı 3-5 dakika kadar ovarak veya sıkıca tutarak belli organları etkilemek üzerine kurulu. Bunu yaparken derin nefes alarak iki elimizdeki parmaklara masaj yapmamız gerekiyor. Tüm prosedür yaklaşık 3 dakika sürüyor.
İşte parmaklar ile belli organlarımızın, duygularımızın ve fiziksel semptomların bağlantısı ile ilgili liste aşağıda yer alıyor:
Başparmak:

Organlar: mide ve dalak
Fiziksel semptomlar: cilt sorunları, baş ağrısı, karın ağrısı, sinirlilik
Duygular: anksiyete ve depresyon

İşaret parmağı:

Organlar: mesane ve böbrekler
Fiziksel semptomlar: sindirim sorunları, kas ağrısı, diş ağrısı, sırt ağrısı
Duygular: korku, memnuniyetsizlik, kafa karışıklığı

Orta parmak:
Organlar: karaciğer
Fiziksel semptomlar: baş ağrısı (özellikle ön tarafta), migren, yorgunluk, menstrüel ağrı, dolaşım sorunları
Duygular: asabiyet, kararsızlık

Yüzük Parmağı:
Organlar: akciğerler ve kalın bağırsak
Fiziksel semptomlar: astım ve solunum problemleri, deri sorunları, sindirim sorunları
Duygular: mutsuzluk korkusu, kötümserlik

Serçe Parmak:
Organlar: kalp ve ince bağırsak
Fiziksel semptomlar: kalp hastalığı, kemik sorunları, boğaz ağrısı,
Duygular: kaygı, sinirlilik, kendine güven eksikliği

Bu alternatif yöntemi deneyebilir ve işe yarayıp yaramadığını görebilirsiniz. En iyi sonucu almak için parmağınızı en az 60 saniye ovmanız gereklidir.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bal Ve Zerdeçal – Doğadan Gelen En Güçlü Antibiyotik

turmeric-tea.jpg-1024x754@2x[1]

 

Zerdeçal günümüzde çok popüler hale geldi. Sağlıklı yaşam konusuna kafayı takanlar için de vazgeçilmez bir baharat oldu. Bu sarı tozun çok uzun zamandan beri Çin tıbbında ve Ayuverdik tıpta kullanıldığını artık biliyoruz.
Kendine has tadı ve rengi onu daha da çekici hale getiriyor. Solunum rahatsızlıklarında, karaciğer hastalıklarında, cilt problemlerinde, kesiklerde, yaralarda, burkulmalarda ve mide-bağırsak bozukluklarının tedavisinde kullanılabiliyor. Yapılan araştırmalar enfeksiyonları, sindirim problemlerini, enflamasyonu ve kanseri tedavi etmede yardımcı olduğunu onaylıyor.

Zerdeçala bu gücü veren içerdiği curcumin maddesidir. Antoksidanlarla doludur, mikroplarla savaşır ve enflamasyonu azaltır.
“Curcumin”in faydaları:
Enflamasyon molekülleri, hücrelerin hayatta kalması ve DNA için faydalıdır.
Hücre zarına pozitif etkisi vardır.
700 geni ve 160 fizyolojik sorunu iyileştirme yetisine sahiptir.
Sağlık uzmanları zerdeçalın kalp, akciğer, karaciğer, metabolizma, sinir sistemi, enflamasyon ve otoimün bozukluklarını tedavi etmede yardımcı olduğunu onaylamaktadır. Ayrıca Parkinson ve Alzheimer hastaları için de faydalıdır.
Balla birleştiğinde zerdeçal daha da güçlü bir etkiye sahip olur. Bu karışım sindirimi hızlandırır, bakterileri ve virüsleri yok eder, bağırsaklardaki iyi bakterilerin gücünü arttırır.

En güçlü doğal antibiyotiklerden biri olan bu karışımın tarifini aşağıda bulabilirsiniz.
Zerdeçal-Bal Tarifi:

Malzemeler:
1 yemek kaşığı organik toz zerdeçal
100 gr bal
Hazırlanışı:
Tek yapmanız gereken bu iki malzemeyi bir kavanozda karıştırmak. Bu kadar basit!
Kullanım dozu:
Grip ve soğuk algınlığı belirtilerini ortadan kaldırmak için her saatte bir yarım yemek kaşığı bu karışımdan yiyin. İkinci gün, aynı miktarı her iki saatte bir yiyin. Üçüncü gün, aynı miktarı her 3 saatte bir yiyin.
Karışımın yavaşça ağzınızda erimesine izin verin veya çaya ya da süte karıştırarak için.

Kaynak: Hayat Bilgisi

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyin Gücünü Geliştirmek İçin 32 Öneri…

animatedchakra[1]

 

1. Derin Nefes Alın: Daha fazla hava, kanınız –yani beyniniz- içerisinde daha fazla oksijen anlamına gelir. Nefesinizi burnunuzdan alın ve mümkün olduğunca diyafram kasınızı kullanarak ciğerlerinizin alt kısmını doldurmaya çalışın. Birkaç kez derin nefes aldığınızda bu sizin hem gevşemenizi sağlar, hem de daha net biçimde düşünebilirsiniz.

2. Meditasyon yapın: Şu an hemen uygulayabileceğiniz bir Meditasyon tekniği, yalnızca gözlerinizi kapayın ve dikkatinizi nefesinize yöneltin. Kaslarınızı gevşetmeniz meditasyonunuza yardımcı olacaktır. Eğer zihniniz gezinmeye başlarsa, dikkatinizi yalnızca nefesinize yöneltin. Beş-on dakikalık bir Meditasyon sizi gevşetir, zihninizi temizler ve özellikle zihinsel bir iş için sizi hazır hâle getirir. Bu konuda sitemizde yer alan Meditasyon uygulamalarından yararlanabilirsiniz..

3. Dik oturun: Duruşunuz, bedeninizdeki fizyolojik mekanizmaları ve dolayısıyla zihinsel süreçlerinizi etkiler. Bunu kendi kendinize kanıtlayabilirsiniz. Kafanız öne doğru sarkmış, gözleriniz yere bakar ve ağzınız açık biçimde matematik işlemleri yapmayı ya da bir problem çözmeyi deneyin. Sonra aynı şeyi bir de dik vaziyette otururken, ağzınız kapalı ve karşıya ya da hafifçe yukarıya bakar durumda deneyin. 2.sinde zihninizin çok daha kolay çalıştığını göreceksiniz.

4. Doğru düşünme alışkanlıkları: Birkaç hafta, belli bir problem çözme tekniği üstünde çalışın. Kısa sürede alışkanlık haline geldiğini göreceksiniz. Gördüğünüz her şeyi bir an için yeniden dizayn etmeyi deneyin. Bu da bir süre sonra alışkanlık haline gelecektir. Bir parça çaba harcayarak yararlı düşünme alışkanlıkları geliştirebilir ve sonra bunları çabasız biçimde kullanabilirsiniz. Alışkanlığın gücünden yararlanın.

5. Ölü zamanları değerlendirin: arabayla bir yere giderken, bekleme salonunda beklerken, ya da boş boş otururken geçen zaman, değerlendirilmezse ölü olur. Bir kasetçalar ya da CD çalarla arabanızda ya da boş zamanlarınızda yabancı dilde ya da kendi dilinizde bilgilendirici bir şeyler dinleyebilirsiniz.

6. Yabancı dil öğrenin: Yeni bir dil öğrenmenin, beyin işlevlerinde yaş ilerlemesine bağlı olarak gelişen performans kaybını azalttığı görülmüştür.

7. Konsantrasyon ve farkındalık egzersizleri: Zihninizi dağılmaktan alıkoyduğunuzda konsantrasyon ve net biçimde düşünme kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Zihninizdeki karmaşayı izlemeyi ve durdurmayı öğrenin. Zihninizin arka planında sizi belli belirsiz biçimde rahatsız eden şeyler dikkatinizi çektiğinde onları halletmenin yoluna bakın. Bu, aramanız gereken birini arayıp o işten kurtulmak ya da yapacağınız işlerin listesini çıkarmak olabilir. Böylece en azından şimdilik yapacağınız işleri unutabilirsiniz. Biraz pratik yaparak bu sizin için daha kolay bir hale gelir ve düşünme süreçleriniz daha güçlü olur.

8. Yazı yazın: Yazmak zihniniz için çeşitli yönlerden yararlıdır. Belleğinize önemli olan şeyleri söylemenin bir yoludur, böylece gelecekte kimi şeyleri daha kolay hatırlayabilirsiniz. Yazmak düşünme süreçlerinizi netleştirir. Yaratıcılığınızı ve analitik becerilerinizi geliştirmek için iyi bir egzersizdir. Günlükler, parlak fikirlerle ilgili notlar, şiir ve hikayeler yazmak zihninizi güçlendirecektir.

9. Mozart dinleyin: California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada bir müzik aleti çalan ve koroya katılan çocukların problem çözme ve mekansal düşünebilme konularında diğer çocuklara oranla daha büyük bir gelişme kaydettikleri görüşmüştür. Bir başka araştırmada 36 öğrenciye 3 tane mekansal düşünme testi uygulanmış ve ilk testin hemen öncesinde Mozart’ın 2 piyano için Re Majör sonatı on dakika süreyle dinletilmiş. 2. testten önce gevşeme kaseti dinletilmiş, üçüncüden önceyse yalnızca sessizlik içinde oturmuşlar. Bu 36 öğrencinin ortalama skorları şöyle 1. test: 119; 2. test: 111; 3. test: 110.

10. Uykunuza dikkat edin: Herkesin uyku ihtiyacı birbirinden, farklıdır. Kendi ihtiyacınızın altında ya da üstünde uyumayın. Uykunun saatinden çok derinliği önemlidir. Gün içindeki kısa kestirmeler beynin dinlenmesi ve şarj olması için oldukça yararlıdır.

11. Kafein: Kahve, birçok kişi için zihin açıcı özelliğe sahiptir. Fakat fazla miktarda alındığında zihnin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Kafein, kimi kişiler için uzun vadede olumsuz yan etkilere sahip olabilir. Fakat kısa vadeli olarak işe yaramaktadır.

12. Şekerden kaçının: Karbonhidratlar genellikle beyninizin bulanıklaşmasına yol açar. Çünkü şeker aldığınızda onu karşılamak için kana insülin salgılanır. Eğer önemli bir zihinsel iş yapacaksanız hemen öncesinde makarna, şeker, beyaz ekmek ve patates cipsi gibi şeylerden sakının.

13. Hızlı okuma: Birçok kişinin inandığının tersine okuduğunuz şeyi daha hızlı okuduğunuzda onu daha iyi kavrarsınız. Daha kısa sürede daha fazla şey öğrenirsiniz ve hızlı okuma gerçekten çok iyi bir beyin egzersizidir.

 

14. Spor egzersizleri yapın: Egzersizlerin özellikle uzun vadede beyin gücünü geliştirmesi sürpriz değildir. Fiziksel sağlığınızı olumlu yönde etkileyen her şey doğal olarak beyninizi de olumlu yönde etkileyecektir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar 10 dakikalık bir egzersizden sonra bilişsel fonksiyonlarda artış olduğunu göstermektedir. Beyninizi tazelemek istiyorsanız küçük bir yürüyüş ya da birkaç hareket yapabilirsiniz.

15. Daha etkili biçimde öğrenin: Bir şeyi öğrenmeye karar verdiğinizde hem başlamadan önce, hem öğrenme sırasında, hem de sonrasında notlar alın. Başlamadan önce kendinize “Şu an bu konu hakkında neler biliyorum?” diye sorun. Ve bunları bir kağıda not edin. Bu, zihninizi öğrenmeye hazırlayacaktır. Çalışmayı bitirdikten sonra bir sonraki seans için zihninizde birkaç soru olsun. Ve kendi kendinize “şimdi ne öğrendim?” diye sorun.

16. Zihninizi netleştirin: Dağınık odalar ve ofisler dağınık düşünmeyi körükler. Zihinsel işler yapacağınız yeri buna uygun biçimde organize edin. Zor bir zihinsel işe başlamadan önce bedeninizi esnetin ve birkaç derin nefes alın.

17. Eğlendiğiniz bir şeyler yapın: Bu hem stres düzeyinizi düşürmenize hem de beyninizi tazelemenize yardımcı olacaktır. Yalnız burada önemli olan yaptığınız eğlenceli faaliyete aktif olarak katılmanızdır. Televizyon seyretmek böyle bir amaç için uygun değildir. Zihni geliştirici eğlenceli oyunlar oynamak ya da bir hobiyle uğraşmak, kısacası sizi dinlendiren ve eğlendiren bir şeyler yapmak beyninizin daha iyi biçimde düşünmesine yardımcı olacaktır.

18. Beyin egzersizleri yapın: Beyninizi sürekli değişik yönlerde çalıştırın. Bulmaca çözün, satranç oynayın, bir şeyler ezberleyin. Beynin çalıştırılması sürekli yeni nöron bağlantıları geliştirilmesine yol açar.

19. Yeni şeyler öğrenin: Bu beyne egzersiz yaptırmanın bir başka yoludur. Yeni bir şey öğrendiğinizde beyniniz buna uyum sağlamak için yepyeni bağlantılar geliştirmek zorunda kalır.

20. Bir şeyleri iyi yapan insanları modelleyin: Yaratıcı, zeki ve üretken insanlarla birlikte vakit geçirin. Onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışın. Onların yaptıklarını yapın ve onların düşündüğü biçimde düşünmeye çalışın. Onların önerilerine dikkatlice kulak verin. Başarılı insanlar genellikle bunu nasıl yaptıklarını bilmez ve kendilerini başarılı görmezler. Onların söylediklerini değil yaptıklarını yapın.

21. Gülün: Güldüğünüzde salgılanan endorfin sayesinde, stres düzeyiniz azalır ve bu da beyin için uzun vadede çok yararlı bir şeydir. Gülmek, aynı zamanda sizi yeni fikirlere ve düşüncelere daha açık hale getirir.

22. Oyun oynayın: Beynin uyarılması ölçülebilir yapısal değişikliklere neden olur. Yeni nöron bağlantıları ortaya çıkar ve yeni beyin hücreleri gelişir. Entelektüel oyunların yanısıra göz-el koordinasyonunu sağlayan her tür oyun beyni uyarır ve geliştirir.

23. Şarkı söyleyin: Arabanızda yolculuk ederken ya da yalnız kaldığınızda üstünde çalıştığınız konuyla ilgili olarak şarkı söyleyin. Bu sizin sağ beyinle temasa geçmenizi ve onu çalıştırmanızı sağlar.

24. Kendinizin farkında olun: Bu beyin gücüyle direk ilgili gibi görünmemekle birlikte çok yakından ilgilidir. Kendinizi daha iyi tanırsanız ego ve duyguların etkilerinden kaçınabilirsiniz. Özellikle bir şeyleri açıklarken ya da tartışırken kendinizi gözlemleyin.

25. Stresten uzak durun: Özellikle uzun vadeli stresin bedeninizde meydana getirdiği hasarlar bir yana, beyninizi de olumsuz yönde etkilemektedir. Stres düzeyinizi bilinçli olarak azaltmak için gevşeme vb. tekniklerden yararlanın.

26. Kendinizi eğitin: Çeşitli araştırmalar az eğitimli kişilerin Alzheimer’e daha fazla yakalandığını göstermiştir. Herhangi bir alanda eğitim almak beyninizi daha güçlü hale getirir.

27. Yağdan uzak durun: Laboratuar araştırmaları yüksek yağ oranıyla beslenen hayvanların daha yavaş öğrendiklerini göstermektedir. Mümkün olduğunca zeytin yağı ve diğer türden sıvı yağları kullanmaya özen gösterin. Doymuş yağlar beyin hücrelerinin gelişiminde olumsuz etki göstermektedir.

28. Daha az yiyin: Aşırı yemek, sindirim için daha fazla kan akışı demektir ve bundan dolayı beyninize daha az kan gider. Bundan dolayı harcadığınız enerjiyle orantılı bir beslenme düzenini benimserseniz bu beyniniz için daha yararlı olacaktır.

29. Şüpheli gıdalardan uzak durun: aşağıdaki gıdalar beyniniz için zararlı olabilir: Yapay gıda boyaları içeren besinler, yapay tatlandırıcılar, kola, Mısır şurubu, yüksek şeker içeren içecekler, hidrojenlendirilmiş yağlar, şeker, beyaz ekmek ve beyaz un içeren diğer ürünler.

30. Kahvaltı edin: Kahvaltı tüm beden için çok önemli bir öğündür. Ve bu konuyla ilgili araştırmalar kahvaltı eden çocukların diğerlerine oranla daha başarılı olduğunu göstermiştir.

31. Soru sorun: Bu beyninizi formda tutmanın çok iyi bir yoludur. Yalnızca kendi zihniniz içerisinde kalsa bile soru sorma alışkanlığını sürdürün. Zihninize gelen her şeyi sorun ve ihtimal içinde cevaplar üstünde düşünün.

32. Beyin gücünüzü geliştirme planı yapın: Yeni alışkanlıkların edinilmesi, 20 ila 30 gün arası bir süre alır. Bu durumda uyguladığınız herhangi bir egzersizi ya da alışkanlık değişimini en azından 3 hafta sürdürmelisiniz. Herhangi bir tekniğin etkisini hemen görebilirsiniz. Fakat her tür tekniğin uzun vadeli yararları çok daha fazla olacaktır.

Kaynak: Spritüeller

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Burcunuza Göre Kimsiniz???

2016-Yılı-Burç-Yorumları-1024x576[1]

 

Siz hangi burctansiniz ??
BALIK: düşünce tarzlarıyla ve duruşlarıyla Balık’lar daima arkadaş ortamlarının göz bebeğidir, değeri bilinedir.
KOVA: çok duygusal ve merhametli bir kalbi vardır, zor sever güvenir alışır ama sevdimi işte 1 kere ve mezara kadar ölümüne sever.
OĞLAK: zekanın simgesidir,farklı yapısı yaşantısı, arkadaşlarının kötü günlerinde aniden onların yanında olmasıyla yeri doldurulamaz biridir.
YAY: dışarıdan ne kadar sert görünsede duygu insanıdır Yay, yanlış bile yapsa her zaman kalbinin izindedir. Yay
AKREP: bağlanmaktan korkar bir Akrep çünkü bir kere bağlandımı kolay kolay kopamaz, sırıl sıklam aşık olur.
TERAZİ: tanıdıkça daha da aşık olursunuz Terazi’ye, vakit geçtikçe farklı yönleriyle öne çıkar ve hayran bırakır kendine.
BAŞAK: yasaklar – kısıtlamalar – hesap vermeler Başak’agöre değildir, özgürlüğü sever ve tillahını tanımaz. Net
ASLAN: ancak sevdiği kişiye hesap verir Aslan, dünyanın geri kalanını kaileye almaz.
YENGEÇ: dostluğuna paha biçilemez bir Yengeç tam bir sırdaştır.
İKİZLER: asla yarı yolda bırakmaz kimseyi, yarı yolda kalmışsanız eğer İkizler’in hızına yetişemediğiniz içindir yada adamlığına..
BOĞA: dışardan ne kadar yüzü gülsede mutlu görünsede içinde yüreğinde ne fırtınalar kopuyordur kimseler bilemez.
KOÇ: yerine göre pamuk gibi yerine göre kaya gibidir, Koç’un alacağı şekli karşısındakinin karakteri belirler

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce

kızılderili[1]

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce…

1871’de doğmuş bir Stoney kızılderilisi, Yürüyen Boğa diye de bilinen Tatanga Mani, 87 yaşında kızılderililerin temsilcisi sıfatıyla Kanada tarafından bir dünya turuna çıkarılır.
Tatanga Mani Londra’da yaptığı konuşmasında kızılderililerin doğa ile olan ilişkisinden şöyle bahseder:

“Dağlar her zaman taş binalardan daha güzeldir. Şehirlerdeki yaşam yapay bir hayattır. Şehirlerde insanlar ayaklarının altında toprağı hissedemiyor doğa ile bağ kuramıyor, saksıdakiler dışında bitkilerin büyümesine şahitlik edemiyor, gökyüzündeki yıldızları bile caddelerdeki ışıklardan dolayı göremiyorlar.”
Doğaya olan saygıları herkes tarafından bilinen kızılderililerden modern hayatı sorgulatan düşünceler…

1- Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz? Evet, konuşurlar. Birbirleriyle konuşurlar, kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır.
2- Asıl sorun, sizin dinlememeniz, doğayı, ağaçları..
3- Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.
4- Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.
5- İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.
6- Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.
7-  Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak. Şükredecek bir şey bulamıyorsan içindeki kusuru ara.
8- Yapmamız gereken, her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.
9- Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.

Kaynak: Müthiş Psikloji

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

mart-ayi-bahar[1]

 

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Doğanın frekansında müzik yapmak! 440 Hz mi? 432 Hz mi? Peki Fark Ne?

Here's Why You Should Convert Your Music To 432 hz[1]
Geçenlerde facebookta paylaşılan bu makale bana çok ilginç geldi ve fazla bir Türkçe kaynak olmadığı için çevirdim biraz hatalarım oldu çeviremediğim kısımlar oldu fakat yinede anlaşılır bir hale getirmeye çalıştım kusurlarım varsa affola, umarım bu yazı sayesinde konu hakkında küçük bir ön bilgi sahibi olabilirsiniz bende bir işe yaramış olmaktan dolayı mutlu olurum.
“Eğer evrenin sırrını bulmak istiyorsan, enerji, frekans ve titreşim açısından düşünmelisin” –Nikola Tesla
“Titreşimleri duyularımızla algılayabileceğimiz şekilde indirgenen enerjiye madde deriz. Madde diye birşey yoktur.” –Albert Einstein
Tesla söyledi. Einstein onayladı. Bilim kanıtladı. O bilinen bir gerçek —kendi bedenimizin enerji titreşim ve farklı frekanslarla oluşturulduğu söyleniyor. Öyleyse ses frekansları bizi etkiler mi? Kesinlikle etkiler!
Frekanslar frekansları etkiler; aynı yemeğin malzemelerinin birbirine karıştırılmasının lezzetini etkilemesi gibi. Frekansların fiziksel dünyayı etkilemesi sematik bilim, suyun hafızası gibi deneylerle kanıtlanmıştır.
Sematik bilim, ses frekanslarının su, hava kum gibi belirli bir ortamda haraket ederken, direk olarak maddenin titreşimini değiştirmesinden bahseder.

Su hafızası bize birde kendi niyetlerimizin maddesel dünyayı nasıl değiştirebildiğini göstermektedir. Bu Dr. Masaru Emoto tarafından kanıtlanmıştır

 

Herkes vucudumuzun %70 inin sudan oluştuğu konusunda bir şeyler duymuştur herhalde. O zaman müzikal frekansların bizim vucudumuzun titreşimini eklileyebileceğini düşünebiliriz değil mi? Bazıları bunu sahte bilim olarak adlandırabilirler ancak yukarıda gösterilen desenler yalan söylemez! Her ifade, ses, duygu yada düşünce yoluyla çevresini etkiler. Tek bir damla su bile büyük bir su kütlesinde dalgalanma etkisi yaratabilir.
Ses frekansı
Bu bağlamda, ilginizi bizim dinlediğimiz müziklerin frekansları üzerine çekmek istiyorum. 1953 yılında International Standards Organization (ISO) ‘ın düzenlemesiyle dünya üzerindeki çoğu müzik A=440 Hz ye göre tonlanmıştır. Ancak, yapılan çalışmalara göre evrenim titreşimli yapısı ile uyumsuz bir rezonans içinde olan bu frekans insan davranışlarını ve bilincini olumsuz yönde etkileyebileceğini belirtiyor. Bazılarına göre nazi rejimi sırasında korkuyu ve saldırganlığı etkileyecek frekansların neler olabileceğine dair araştırmalar yapıldığı iddaları ortaya atmaktadır. Bu komplo teorileri gerçek olsun yada olmasın bu ilginç çalışmalar sayesinde insanlar müziğin 432 Hz e göre tonlanmasının yararlarına ilgi duymaya başladı.
432 Hz ‘in evrenin kalıplarıyla tutarlı olduğu söyleniyor. Çalışmalar 432 Hz de tonlanmış titreşimlerin evrenin altın oranıyla birlikte titreşip ışık, zaman, mekan, madde, yer çekimi, manyetizma, DNA kodu ve bilinç özelliklerini birleştirdiğini ortaya koyuyor.  Atomlarımız ve DNAmız bir uyum içinde doğanın spiral kalıplarıyla rezonansa başladığı zaman, doğayla olan iletişimimiz kuvvetleniyor.  Bu 432 sayısı ayrıca güneşin dünyanın ayın hemde ekinoksların deviniminin oranlarınıda yansıtır.
Dikkate alınacak diğer ilginç bir faktörde, 432 Hz 440 Hz kapali iken ki renk spekturumunda gösterdiği durumdur.

İsterseniz gelin A=440 Hz ve A=432 Hz arasındaki deneyimsel farklılıkları inceleyelim. Müzik severler ve müzisyenler A=432 Hz olarak tonlanmış müzikle ilgili deneyimlerinde sadece kulağa daha güzel ve armonik gelmesinden bahsetmiyorlar, insanın kalbinde ve omurgalarında hissedilen bir duygudan da bahsediyorlar.  A=440 Hz olarak ayarlanmış müzikte oluşan hislerin sadece beyinde gerçekleştiğini söylüyorlar ve  A=432 Hz olarak ayarlanmış müziğin odada daha güzel bir akustik yarattığından odayı daha güzel doldurduğundan bahsediyorlar. Bu durum  A=440 Hz için daha doğrusal bir yayılım gösterdiği yönünde belirtilmiş
“Eskiler enstürmanlarını 440 Hz yerine 432 Hz e göre ayarladılar – ve bu iyi bir sebeptendi. İnternet üzerinde kendinize bir farklılık oluşturmak için dinleyebileceğiniz bol miktarda örnek mevcut. 432 Hz sonuçları daha dinlendirici müziklerden oluşuyor, 440 Hz ler ise vucudunuzu daha sıkılaştırır cinsten. Bunun sebebi 440 Hz ın makrokozmoz ve mikrokozmoz olarak her iki şekilde de ton dışında olmasındandır. 432 Hz ise bunun tam aksine tondadır. Bunun mikrokozmik olarak nasıl tezahür ettiğine dair bir örnek vermek gerekirse bizim nefesimiz 0.3 Hz dir nabzımız ise 1.2 Hz. bu 1:360 ve 1:90 olarak 432 Hz La notasının düşük oktavıdır (108 Hz)” – innergarden.org
“Genel sound farkı belirgindi, 432 Hz versiyon daha sıcak daha temiz ve daha çok dinlenebilirdi ama 440 hz versiyon daha sıkı ve daha agresif bir enerji hissettirdi” – Anonim Gitarist

Aşağıdaki videoda da birisi herhangi bir görüş bildirmeden aynı melodiyi A=432 Hz ve A=440 Hz  tonlarında ayrı ayrı çalmış ve yorumu bize bırakmış sizde fikirlerinizi yandaki yorum bölümüne yazarak paylaşabilirsiniz.

Ayrıca birde bi arkadaşta gördüğüm şu 2 video var bunlarda oldukça ilginç kendinizi test edebilirsiniz:

Benim kişisel fikrime gelirsek, günlerdir bu makaleyi çeviriyor ve 432 Hz frekansında tonlanmış müzikler dinliyorum aralarındaki farkı çözmeye çalışıyorum. Kişisel olarak yıllardır dinlediğimiz 440 Hz müzik beni daha agrasif ve sinirli yapmıyor ama daha çok kulağa ve düşüncelerime karşı bir etkisi var. Ama 432 Hz frekansı duyumdan çok insana  müziği içinde hissettiriyor ve sanki bir parça huzur veriyor gibi belkide makalenin etkisinden ben bu şekilde düşünüyorum. Hafif ve duygusal müzikler için 432 Hz i benimserken daha hareketli ve enerjili müzikler de 440 Hz daha iyi bir duyum sağladı benim için. Lütfen fikirlerinizi benimle paylaşın.

“Müzik  C=128Hz temeli üzerine kuruludur (C notası A=432Hz’a karşılık gelir) ve ben insanları bu ruhsal özgürlük yolunda destekleyeceğim. İnsanların iç kulağı da C=128 Hz üzerine inşa edilmiştir.” – Rudolph Steiner

Bu makalede yazılı olanların %100 doğruluk payı olmayabilir. Bu konu makalenin orjinal halinin yazarının ve benim uzmanlık alanımız olmadığı ortada. Ama bize bilimi geliştirebilme yeteneğinin yanında çok da iyi gözlem ve yorum yapabilme yeteneği verilmiş. Bu sebeple bu makale size azıcık fikir verdiyse bunu kullanın ve 440 mı 432 mi siz kendi tecrübelerinize göre karar verin.

Çeviri ve Eklemeler: O.Okan YEŞİLYURT
Yazının Orjinal Kaynağı:
Here’s Why You Should Convert Your Music To 432 hz.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu

356677-3-4-24d44[1]

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu
Amy Cuddy, insanların sizinle ilk tanıştığı anda sadece tek bir sorunun cevabını aradıklarını ve bu cevabın iş ilişkilerinizin temelini oluşturduğunu söylüyor.
Soru basit: “Ona güvenebilir miyim?”
Bu soruya olumlu cevap alabilmeniz için yapmanız gereken 10 şeyi sizlerle paylaşıyoruz.
1. Konuşmaktan çok dinleyin.
Soru sorun. Göz teması kurun. Gülümseyin. Somurtun. Kafa sallayın. Cevap verin, bu cevap ne çok sözlü olmasın ama sözsüz de olmasın. Bir insanın önemli olduğunu göstermek için tek yapmanız gereken bu.
Konuştuğunuzda ise sizden istenmediği taktirde tavsiye vermeyin. Dinlemek, tavsiye vermekten daha çok ilgilendiğinizi gösterir çünkü tavsiye verdiğinizde, bir çok durumda kendiniz hakkında konuşmuş olursunuz.
Eğer buna inanmıyorsanız şöyle düşünün: “Senin yerinde olsaydım” cümlesi kimin hakkında?
Sadece söyleyecek önemli birşeyiniz varsa konuşun ve her zaman “önemli” kavramını kendiniz için değil karşı taraf içim tanımlayın.
2. İlgiyi başkalarını üzerine çekin.
Hiç kimse yeteri kadar övgü almaz. Hiç kimse. Yani işe insanlara iyi bir iş çıkarttıklarını söylemekle başlayın.
Bir dakika, yoksa neyi iyi yaptıklarını bilmiyor musunuz? Çok ayıp! Zira bilmek sizin işiniz. Şimdiden bu konuyu araştırmak sizin işiniz. İnsanlar sizin övgülerinize müteşekkir olmakla kalmayacak aynı zamanda neler yaptıklarına dikkat edecek kadar onları önemsemenizi takdir edeceklerdir.
Ve tabi ki kendilerini daha başarılı ve daha önemli hissedeceklerdir. Dahası onları böyle hissettirdiğiniz için sizi seveceklerdir.
3. Asla seçici dinleme yapmayın.
Bazı insanlar kendi altında hissettikleri insanların söylediklerini dinleme yeteneğine sahip değildirler.
Tabi ki onlarla konuşabilirsiniz fakat tek başına düşen ağaç ormanda gürültü yapmaz, çünkü dinleyen kimse yoktur.
İyi bir ilk izlenim bırakanlar herkesi dikkatlice dinlerler ve sosyal statü farketmeksizin hepimizin onlarla ortak paydada buluştuğumuzu hissettirirler.
Çünkü ortak bir noktamız var: hepimiz insanız.
4. Eşyalarınızı ortadan kaldırın.
Telefonunuza bakmayın. Monitörünüze göz atmayın. bir anlığına başka hiçbir şeye odaklanmayın.
Eğer başka eşyalarla bağlantı kurmakla meşgulseniz insanlarla bağlantı kuramazsınız.
Onlara tüm dikkatinizi hediye edin. Bu hediye bir avuç insanın birbirine verdiği bir hediye. Bu hediye tek başına, insanların etrafınızda olmak istemesini ve sizi hatırlamasını sağlayacaktır.
5. Almadan önce verin ve hiç bir zaman bir şey almayacağınızı varsayın.
Ne alacağınızı hiçbir zaman düşünmeyin. Ne verebileceğinize odaklanın. Gerçek bir bağ ve ilişki oluşturmanın tek yolu vermektir.
6. Kendinizi beğenmiş davranmayın…
Sizin tutucu, kasıntı, kendini beğenmiş yapınızdan sadece tutucu,kasıntı, kendini beğenmiş insanlar hoşlanır.
Geri kalanlarımız bu durumdan etkilenmez. Aksine sinirlenir, soğur ve rahatsız oluruz.
Üstelik odaya girdiğiniz anda sizden nefret ederiz.
7. …çünkü diğer insanların önemli olduğunu anlamanız gerek.
Bildiklerinizi zaten biliyorsunuz. Kendi görüşlerinizi biliyorsunuz. Bakış açılarınızı ve perspektiflerinizi biliyorsunuz.
Tüm bunlar önemli değil çünkü onlar zaten sizin. Kendi kendinizden bir şey öğrenemezsiniz.
Fakat diğer insanların neler bildiklerini bilmiyorsunuz ve herkes kim olursa olsun, sizin bilmediğiniz şeyler bilir.
Bu da diğer insanları sizden daha önemli yapar çünkü onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz.
8. Kelimelerinizi seçin.
Kullandığınız kelimeler başkalarının tavırlarını etkiler.
Örneğin bir toplantıya girmek zorunda değilsiniz, sadece başka insanlarla tanışmaya gidiyorsunuz. Yeni bir müşteri için sunum hazırlamak zorunda değilsiniz, sadece başkalarıyla havalı şeyleri paylaşıyorsunuz. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz sadece sağlığınızı geliştirmek için egzersiz yapıyorsunuz.
Adaylarla mülakat yapmak zorunda değilsiniz, sadece ekibinize katılacak en iyi insanı seçiyorsunuz.
Hepimiz mutlu, hevesli, başarılı insanlarla iş arkadaşı olmak isteriz. Seçtiğiniz kelimeler diğer insanların kendini iyi hissetmesini sağlar ve sizin de kendiniz hakkında iyi hissetmenize yol açar.
9. Başkalarının başarısızlıklarını tartışmayın…
Kabul edelim hepimiz dedikodu yapmayı severiz. Hepimiz biraz gıybet duymayı severiz.
Sorun şu ki; hiç birimiz o dedikoduyu servis edeni pek de sevmeyiz. Ve dahası o insana kesinlikle saygı duymayız.
Başka insanların başarısızlıklarına gülmeyin. Eğer gülerseniz, etrafınızdaki insanlar aynı şeyi onlar için yapıp yapmadığınızı merak etmeye başlayacaktır.
10. …fakat kendi başarısızlıklarınızı itiraf etmeye hazır olun
Son derece başarılı insanların başarılı oldukları için karizma sahibi olduğu düşünülür. Başarıları sanki kafalarının üstünde bir hare etkisi yaratır. Adeta parlarlar.
Buradaki anahtar kelime: gözükmek.
Harika bir ilk izlenim bırakmak için son derece başarılı olmanıza gerek yok. Işıltılı yüzeyi yırttığınızda, tüm başarılı insanların bir taşın karizmasına sahip olduğunu göreceksiniz.
Fakat dikkat çekecek derecede karizmatik olmak için olağanüstü derecede hakiki olmanız gerekir.
Mütevazi olun. Başarısızlıklarınız paylaşın. Hatalarınızı itiraf edin. Eğitici bir öykü olun ve kendinize gülün.
Başka kimsenin hatalarına asla gülmemeniz gerekirken kendinizinkilere her zaman gülün.
İnsanlar sizin hatalarınıza gülmeyecek, sizin gülüşünüze eşlik edecektir.
Sizi sırf bunun için sevecek ve her daim etrafınıza olmak isteyeceklerdir.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İstediğiniz Her Şeyi Gerçekleştirebilirsiniz

399563-3-4-cf4f3[1]
Evet, size garanti veriyorum ki yaşamınızda istediğiniz her şeyi gerçekleştirebilirsiniz. Sizi bundan hiç bir kişi, koşul ve ortam alıkoyamaz. Nasıl mı? Yaşamla birlikte her şeyi zorlaştıranlar, karamsarlar, buna hemen tepki verecekler ama size yaşamınızda her şeyi başarabileceğiniz bir formül vereceğim, siz bunu uygulayın daha sonra bana bunun çalışıp çalışmadığını anlatırsınız. Bu daha önce başarılı olmuş insanlar tarafından kullanıldı, halen başarılı olmak isteyenler tarafından kullanıyorlar. Bu inanılması gereken bir şey değil uygulanması gereken bir yoldur. Yapın kazanacaksınız, istediğiniz her şey yerine gelecek, ne istiyorsanız ona sahip olacaksınız.
Birinci adım: Siz tam olarak ne istiyorsunuz? Nedir istediğiniz? Bir kâğıt kalem alın ve istediklerinizi yazın. Zihninizde tamamıyla netleşmeli istediğiniz şey, hiç bir şüphe kalmamalı. “Ben tam olarak ne istiyorum” diye sorun kendinize ve cevabi hızla verip çıkmayın işin içinden, bırakın cevap kendisini koysun ortaya. Amaçlarınızı en geniş şekilde yazın.
İkinci adım: İnançlarınızı oluşturun. İsteklerinizi destekleyen inançlar oluşturun, aynı zamanda da bu amaçlarınıza karşı olan eski inançlarınızı temizleyip atin. Örneğin başarılı bir iş kurmak amacında olduğunuzu varsayalım, bununla birlikte para ve zenginliğin kötü olduğuna dair inançlarınız varsa başarılı olmanız mümkün değildir, ne kadar uğraşsanız da bu olumsuz inançlar sizin yükselmenizi engelleyecektir.

Bilinçaltınızı sizi destekleyen inançlarla doldurun. İsteğinizin gerçekleşmiş olduğunu düşünün, bunun coşkusu ve hissiyle titreyin. Hayalinizde başarıyı canlı resimlerle görün, sesleri duyun, kokuları alın, tamamıyla hissedin her şeyi.
Üçüncü adım: Esnek olun ve kendinizi geliştirmeyi sürdürün. Başarılı bir iş kurmak amacındaysanız, örneğin bilgisayar teknikleri üzerine bir iş kurduğunuzu varsayalım; bu alanda ki gelişmeleri iyi takip etmeli, pazarda neler olup bittiğini bilmeli, konuyla ilgili insanlarla tanışıp çevre edinmeli ve gerekiyorsa ani değişikliklere hazır olmalısınız. Piyasa kötü diye kendinizi piyasaya değil, piyasayı kendinize uyduracak girişimleri hızla bulup hayata koyacak esnekliğe sahip olmanız gerekiyor. Yaşamda esnek olmayan her şey kırılır. Esneklik başarının yarısıdır.
Diğer önemli nokta da kendinizi geliştirmeyi bırakmamanız. Zavallı kafası taşıyan birinin büyük bir sanatçı, büyük bir iş adamı, büyük müzisyen, büyük bir yazar olabilmesi mümkün mü? Her şey zihinde başlar. Olmasını istediğiniz şey ilk önce zihninizde olmalıdır. Zihninizi değiştirdiğinizde hayatınız da değişir. O halde amaçlarınıza yönelik bir zihne sahip olmalı, yaşamdan her gün bir şey öğrenmeyi bırakmamalısınız.
“Hep istiyorum ama hiç bir şey olduğu yok.” diyen birçok insan biliyorum. Ve onlarla biraz konuşup da bir kaç soru sorduğumda ne istediklerini gerçekten bilmediklerini görüyorum. Ardından buna kendileri de şaşırıyorlar. Gerçekten bu zamana kadar başardığınız her şey zihninizde şüphe etmeyecek şekilde inandığınız ve başaracağınızdan emin olup gerçekten istediğiniz şeylerdir. Sizin inanmadığınız bir şeyi başardığınız oldu mu? Ne istediğini bilmek başarının ilk adımıdır. Siz bu yaşamdan ne istiyorsunuz? Oyuncular yaşamda ne istediğini bilen ve ne yapıyorsa bilinçli yapan, başarıyı şimdiden yaşayan bireylerdir. Seyirciler yaşamdan ne istediklerini bilmeyen (ki bunun için seyirci kalmaktadırlar) kararsızlık içinde bir oyana bir buyana sallanan, günlerini böyle geçiren, umutsuzluk ve karamsarlık yayan bireylerdir. Herkes, “ben yaşamdan ne istiyorum” sorusunu sorarak ve ne istediğini tespit edip harekete geçerek hemen oyunculaşabilir.
Şimdi bu son cümleyi yazarken bir mektupta anlattığım bir karsılaştırma geldi aklıma. Onu burada sizinle de paylaşmak istiyorum:
Muhakkak rastlamışsındır: Bakkala küçük bir çocuk girer, bakkal amca ona ne istediğini sorar. Çocuk utanır, sıkılır, raflarda çikolatalara, gofretlere bakar ama bir türlü bilemez ne istediğini. Bakkal amca saymaya başlar neler verebileceğini. O kararsızdır. Bakkal amca saymaktan sıkılır, oflamaya başlar.
Bir bakkal amcadır yaşam. Biz ondan ne istiyorsak onu verir bize. Aslında bu zamana kadar iyi ya da kötü ne yaşamışsak hepsi bakkal amcadan istediklerimizdir. O halde ondan iyi şeyler istemek olmalı işimiz.
Siz ne istiyorsunuz? Bu bakkal amcada aklınıza gelebilecek her şey var. İyi de var kötü de, mutlulukta var acı da, zevk de var hüzün de, sevgi de var güzellik de; hadi seçin bakalım.

Kaynak : spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir Mucize Ritüeli

gökkuşağı[1]
Mucizelere inanmayı neden bıraktık ?
Öyle ya çok mantıklı hayatlarımızın içinde mucizelerin ne işi var ? Hepsi hayal ürünü !
Ya mucizeler hala varsa ve biz onları yaratımlarımızdan çıkardıysak …
Özelllikle 70’li yılların Türk filmlerinde mucize niteliğindeki rastlantıları sürekli görürüz ve tepkimiz değişmez :
YOK ARTIK ! Bu kadar rastlantı ancak Türk filmlerinde olur.
Kadın hiç olmayacak bir yerde hiç olmayacak bir adamla karşılaşır ve bamm.. hayatı değişir, o artık çok ünlü bir ses sanatçısıdır.
Adam çok fakirdir ama şans neden ona gülmesindir Ve birden kaderi değişir, hiç tanımadığı Mısır’daki halasından miras kalır.
Çocuk küçükken kötü kalpli gaddar kişiler tarafından kaçırılmış, dilenciliğe zorlanmıştır ancak onun çok sevimli eşeğini açık artırmada öz ablası satın alır …
Yani hayat kötü gidiyorsa birden iyiye neden gitmesin İyiler hep kazanır …
İşte bu durum tam olarak o dönemin toplumunun inanç sistemidir.
İnsanların sokağa çıkarken onları gelip bir mucizenin bulacağı inancı ile yaşayıp yarattığı yıllar …
Biz şimdilerde böyle şeyler yapmıyoruz tabi …
Mesela siz bugün evden çıkarken hangi hissiyatla çıktınız ?
Dünyamızı hiç de eğlenceli olmayan sıkıcı bir düz mantık kapladı.
Hayat bu şekilde heyecanlı ve sürprizlerle dolu değil.
Yarınlar hep aynı ve yaşamak o kadar da çekici değil.
Ta ki siz mucizelere inanıncaya kadar
Açıkçası bir mucizeye inanmıyorsanız, yarın sabah neden şans size gülsün …
Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.
Hiç olmayacak şey, bir iş adamı bana mesaj attı ve hayallerimi gerçekleştirmeme yelken açtı.
Kaybedeceğiniz bir şey yok, sadece deneyin
“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.
Binlerce katılımcı henüz 1 haftayı tamamlamadan sonuç alıyor. Yani ben de sanırım 2,5 gün uyguladım ve ne olacağına dair bir fikir dahi üretmemiştim.
Çok beklentiye kapıldığımı da söyleyemem…
Bir de daha ilk söylediğim anda enerjinin değiştiğini hissetmiştim, enerji çalışmalarında bu anı yakalarsanız işlem tamam, haberiniz olsun
Ritüelin nasıl işe yaradığına ve mantık arayanlara gelince …
Mantık sıkıcı ise okumayınız
Kaliforniya’daki Hipnoz okulunda aldığım eğitimlerde tek bir temel var, telkinler ! (Hypnosis Motivation Institute )
Siz bu şekilde kendinize telkin veriyorsunuz.
1 kere sesli söyleyince insanın ikna barajı aşılmış olmuyor ancak ikincisi ısrar içeriyor ve sonraki telkinlerde ise artık kontrol bizden çıkıyor ve bu telkinler hayatımızı ele geçiriyor.
Bu sebeple sizin kendinize, toplumun size ve sizin başkalarına tekrar ettiğiniz telkinlere dikkat ediniz, tüm telkinler hipnotik bir dil içeriyor ve bu komutlar doğrudan otonom sistemimize hükmediyor
Sıradışı sevgilerimle,
Kaynak: Demet Yıldırım

http://demetyildirim.com/bir-mucize-ritueli/
Dipnot : Detaycı ruhlar etkili dua tavsiyesi isteyecek olursa İnşirah Suresi’ni okuyabilirler.
Yada bir Tibet duası veya bir mantra … Neye inanıyorsanız artık

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLİNCİN YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

19264495_10155424813618827_762986144577774815_o[1]
Bilinci henüz senin kadar yükselmemiş olanların konuşmaları sana eski tadı vermemeye başlar.
Kendin gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşmaya yeni dostluklar oluşturmaya başlarsın.
Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın.
Korkuların azalır.
Eskiden zoraki yaptığın şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmezsin.
Kendini çok daha rahat ifade etmeye başlarsın.
İstemediğin şeylere rahatça “Hayır” diyebilirsin.
Tek başına kalmaktan keyif almaya başlarsın.
Hayatta gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlarsın.
Gerçekten ne yapmak sana heyecan veriyorsa onun peşine düşersin.
Olumsuzluklar seni eskisi kadar üzmez olur.
Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı olursun.
Etrafta sıkıntı veren şeyler seni etkilemez.
Gelecek için kaygılanmazsın.
Başına kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmezsin.
Birisi sana hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymazsın.
Birisi seni haksız yere suçladığında kendini savunma ihtiyacı duymazsın.
İltifatlar da seni eskisi gibi etkilemez.
Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmezsin.
Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğin ve çaban biter.
Seni rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama senin üzerindeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerine yapışmaz ve seni günlerce rahatsız edemezler.
Diğer insanların zenginliğini kıskanmazsın.
İnsanların senin hakkında ne düşüneceklerini umursamazsın.
İnsanları kategorilere ayırmazsın ve herkese aynı davranırsın.
Yapılan hataları çok çabuk affedersin.
Dışarıda ne olursa olsun içinde sebepsiz bir sevinç olur.
Her yerde ve herkesin yanında kendin gibi olursun.
Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarsın.
Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar ve
icindeki huzuru kimse bozamaz.
Kaynak: The Secret Facebook sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızım Hasta Mısın? Üstüne Oturucan Sarılmıycan…

19148989_786432154895257_7878676090919105062_n[1]

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DEĞİŞİME BAŞLAMAK VE SÜRDÜRMEK…

19149385_786493288222477_4961021154001531373_n[2]
Defterin üzerine kocaman harflerle isminizi yazın, değişim günlüğünüz hazır.
Sizi heyecanlandıran bir resim veya fotoğrafı defterin kapağına yapıştırın.
İlk sayfaya bir tarih atın, sonra sayfaları 70’e kadar numaralandırın. Lütfen üşenmeyin, 70 günlük bir çalışma bu…
Sayfanın en üstüne “Hayatımda Güzel Olan Neler Var?” yazın ve altına bu sabah uyanmanızdan başlayarak yazıyı yazdığınız ana kadar geçen sürede başınızdan geçen ve iyi ki hayatımda var dediğiniz 5 şeyi yazın, ne kadar küçük, basit ve her gün yaptığınız şeylerse o kadar iyi.
Örnek: Sabah keyifli uyandım, harika bir kahvaltı ile güne başladım, bana keyif veren bir şarkı dinledim, yürüyüş yaptım ve keyif aldım, çayın tadı çok güzeldi, güzel bir kitaptan bir bölüm okudum, arkadaşımla buluşup kahve içip sohbet ettik, vb. (her gün farklı şeyler yazacaksınız, benzer olabilir ama farklı)
“Beni heyecanlandıran neler var?” Sonra önümüzdeki hafta içinde yapacağınız ve sizi heyecanlandıran, düşündüğünüzde keyif aldığınız 5 madde yazın (bu kısım bir hafta boyunca aynı kalabilir, yeni bir şeyler bulamazsanız).
Örnek: Çarşamba akşamı arkadaşımla yemeğe gideceğiz, perşembe günü sinemada film izleyeceğim, Cuma akşamı spora gideceğim, hafta sonu kendime zaman ayıracağım, aldığım kitabı bitireceğim, İngilizce kursuna başlayacağım, tatile gideceğim, vb.

Bunlar bittikten sonra “Bugün yaptığım farklı şey” kısmına geliyoruz. Bugün yaptığınız farklı ve değişik bir şey yazın, bu alan çok önemli, eğer yazacak bir şey bulamıyorsanız mutlaka yapın ve yazın. Çok basit şeyler olabilir, yeter ki farklı yapın, alışkanlıklarınız değişsin.
Örnek: Bugün TV’yi hiç açmadım, müzik dinledim. Uzun bir süre sonra ilk defa bisiklete bindim, apartman görevlisine halini hatırını sordum, bamya yedim, arabamı kendim yıkadım, aldığım kitabı sondan okumaya başladım, dinlemediğim tarzda bir müzik dinledim.
Sırada “Bugün karşılıksız yaptığım bir iyilik” bölümü var. Ne kadar küçük olduğunun bir önemi yok. Apartmanın önüne sokak hayvanları için su kabı yerleştirdim, kullanmadığım kıyafetleri bağışladım, komşumun ziline basıp bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sordum, otostop çeken birisini arabama aldım, yaşlı birisine karşıya geçmesi için yardım ettim. Hiçbir şey bulamıyorsanız uzun zamandır görmediğiniz ve/veya aramadığınız birisini telefonla arayın ve halini hatırını sorun.
“Bugün öğrendiğim şey” bölümüne öğrendiğiniz küçük bir şeyi not alın, hoşunuza giden bir cümle olabilir, yararlı bir bilgi olabilir, kendinize dair bir şeyler olabilir.
Son olarak da “Bugün hayalim için yaptığım şey” bölümüne en çok istediğiniz hayaliniz için attığınız minik bir adımı yazın. Örnek: yapmak istediğim iş ile ilgili olarak; internet araştırması yaptım, isteğimi yapan bir kişi ile konuştum, hayalimi gerçekleştirmiş bir kişinin biyografisine başladım, hayalime dair resimlere baktım, planlama yaptım, ne olmasını istediğimi yazdım, dua ettim, meditasyon yaptım, artık her ne ise.
Şimdi de eğer bütçeniz müsait ise bir sonraki sayfaya geçmeden önce 10 TL’yi sayfa arasına yerleştirin, 70 gün sonra 700 TL’niz olacak.
İddia ediyorum, 70 gün boyunca her gün bunları uyguladığınızda 2 ay 10 gün sonra kendinizi çok daha huzurlu, mutlu, dengeli ve keyifli hissedeceksiniz.
Sevgi ile kalın

Mert Çuhadaroğlu