Burçlara Göre

2016-Yılı-Burç-Yorumları-1024x576[1]

 

KOÇ BURCU
♈ Sevdiği insanla arası bozukken araya giren 3. şahıslardan hoşlanmaz. Çünkü bilir insanları kader değil; insanları insanlar ayırır.
BOĞA BURCU
♉ Ağladığı zaman rahatlamaz bir Boğa ağladığı zaman değer vermiş olur içindeki şey daha çok büyür.
İKİZLER BURCU
♊ Hiçbir şey bir ikizlerin kalbini kırdığına değmez şu alemde… Çünkü Kırıldıktan sonra kolay eski haline dönmez bir İkizlerin kalbi.
YENGEÇ BURCU
♋ Bazı şeylerden vazgeçmesinin sebebini tek kelimeyle açıklar bir yengeç “Sıkıldım!” Aklı olan onu sıkmadan yıpratmadan sever.
ASLAN BURCU
♌ Bir Aslanın sesi yükselmeye başladığında sabrı tükenmiş demektir! Sustuğunda içindeki sen tükenmeye başladın demektir.
BAŞAK BURCU
♍ Seni kıskanan insanlara dikkat. Unutma seni “Sen” olduğun için çekemeyenler var. Ne yaparlarsa yapsınlar kendini kaybetme.
TERAZİ BURCU
♎ Ne konuştuğunu bilmeyen insanların laf olsun diye konuştuğu şeyler bir Terazide baş ağrısı yapar. Hatta zaman zaman sinirlerini bozar.
AKREP BURCU
♏ Mesela bir Akrebi tanımadan kendini inatçı sanan insanlar var! Her şeye inat etmez bir Akrep ama inat damarı tuttu mu; fena tutar.
YAY BURCU
♐ Seven yay insanın omzundaki Melek gibidir. İster ki sevdiğinin kılına zarar gelmesin. İster ki hiçbir şey onun canını acıtmasın.
OĞLAK BURCU
♑ Oğlak insanını üzmenin bir bedeli vardır! Ya peşin peşin Hatanı kabullenir özür dilersin veya taksit taksit Oğlaktan laf yersin.
KOVA BURCU
♒ Bazı gülüşler bir Kovanın içine işler ve taaa kalbine kadar ulaşır. İşte o gülüşün sahibi o Kova için hep özel olarak kalır.
BALIK BURCU
♓ Bir Balık özlediği zaman yüreğinin sesi başının belası olur. “Beni ona götür” der durur.. ve onu sevdiğine götürene kadarda susmaz.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“AGORA MEYHANESİ

21731038_10213281535460181_2138243312569410085_n[1]
Bilmeyenimiz yoktur bu eseri ;
Ama benim gibi çok ilginç ve hazin hikayesini bilmeyenleriniz de çoktur diye tahmin ediyorum.
1890’da bir Rum olan kaptan Asteri , Balat çarşısında bir Meyhane açar.
Meyhanesine de Rumca “meydan” anlamına gelen “Agora” adını koyar.
Meyhane masa yerine kullanılan dev fıçıları ve ucuz şaraplarıyla kısa zamanda ün yapar.
Ama meyhanenin ününü artıran olay ilgisiz bir biçimde İzmir kaynaklıdır.
Aradan zamanlar geçer…
Tarih 1959’dur.
Onur Şenli adında bir tıp fakültesi öğrencisi
Komşu kızına aşık olur ama aşkına karşılık bulamaz.
Aşk acısı ona soluğu birçok zaman,
İzmir’in Agora semtinde aldırmaya başlar.
Çünkü Agora salaş meyhanelerin mekanıdır.
Bir gün bu salaş meyhanelerden birinde içtikten sonra eve gelir Ve bir mektup yazmaya başlar aşkına.
Mektup şöyle başlar:
“Sana bu satırları bir sonbahar gecesinin felç olmuş köşesinden yazıyorum.”
Onur Şenli
, Mektubun ileriki bölümlerinde fakına varır ki aslında bir mektup değil bir şiir yazmaktadır
. Şiirine de şu adı koyar:
Gece, Şarap ve Aşk
Onur, şiiri yayımlatmak için fakültenin dergisine gönderir
,Şiiri kabul edilir.
Şiir dergide tam basılmak üzereyken,
Ege Expresi gazetesinin kültür-sanat editörü tarafından görülür. Editör şiiri yayınlar ama adını değiştirerek.
Şiirin adı olur Agora Meyhanesi.
Şiir o kadar sevilir ki, dillere pelesenk olur.
Hatıra defterlerinde yer alır,
Sevgililerin kulaklarına fısıldanır.
Şarkısı yapılır,
Şarkıyı neredeyse ünlü olup da söylemeyen sanatçı kalmaz. Müzeyyen Senar, Zeki Müren, Gönül Yazar, Behiye Aksoy sadece bunlardan birkaçıdır.
Şarkıyı dinleyenler İzmir’deki
Agora’dan habersiz Balat’ta ki Agora Meyhanesi’ne akın ederler.
Çünkü şarkıdaki Agora Meyhanesi’nin burası olduğunu düşünmektedirler.
Haliyle geceleri burası hınca hınç dolmaya başlar.
Öyle popüler bir mekan olur ki tam 286 Türk Filmi’nin
Meyhane bölümleri burada çekilir.
Yani ucuz şarapların satıldığı meyhane
Türkan Şoray’ları, Fikret Hakan’ları, Ayhan Işık’ları, Cüneyt Arkın’ları ağırlamaya başlar.
2000’li yıllardan sonrada kaderine terkedilir,
Çöplük olarak kullanılmaya başlar.
AGORA MEYHANESİ
(Şiir,tam metin)
Sana bu satırları
Bir sonbahar gecesinin
Felç olmuş köşesinden yazıyorum
Beşyüz mumluk ampullerin karanlığında
Saatlerdir boşalan kadehlere
şarkılarını dolduruyorum
Tabağımdaki her zeytin tanesine
Simsiyah bakışlarını koyuyorum
Ve kaldırıp kadehimi
Bu rezilcesine yaşamaların şerefine içiyorum.
Burası agora meyhanesi
Burada yaşar aşkların en madarası
Ve en şahanesi
Burada saçların her teline bir galon içilir
Gözlerin her rengine bir şarkı seçilir
Sen bu sekiz köşeli meyhaneyi bilmezsin
Bu sekiz köşeli meyhane seni bilir
Burası agora meyhanesi
Burası arzularını yitirmiş insanların dünyası?
Şimdi içimde sokak fenerlerinin yalnızlığı
Boşalan ellerimde kahreden bir hafiflik
Bu akşam umutlarımı meze yapıp içiyorsam
Elimde değil
Bu da bir nevi namuslu serserilik
Dışarda hafiften bir yağmur var
Bu gece benim gecem
Kadehlerde alaim-i semaların raksettiği
Gönlümde bütün dertlerin hora teptiği gece bu
Camlara vuran her damlada seni hatırlıyorum
Ve sana susuzluğumu
Birazdan şarkılar susar, kadehler boşalır
Umutlar tükenir, mezeler biter
Biraz sonra bir mavi ay doğar tepelerden
Bu sarhoş şehrin üstüne
Birazdan bu yağmur da diner
Sen bakma benim böyle
Delice efkarlandığıma
Mendilimdeki o kızıl lekeye de boş ver
Yarın gelir çamaşırcı kadın
Her şeyden habersiz onu da yıkar
Sen mesut ol yeter ki ben olmasam ne çıkar?
Dedim ya burası agora meyhanesi
Bir tek iyiliğin tüm kötülüklere meydan okuduğu yer
Burası agora meyhanesi
burası kan tüküren mesut insanların dünyası.”
Maalesef kanserle savaşan Dr. Onur Şenli
bugün tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
(08.09.2017).
Mekanı cennet olsun.
Onur Şenli (İzmir-1940-2017)

Prensesi Unut Ben Bilim Kadını Olmak İstiyorum..ç

21752022_10155242897721939_7443386227950469655_n[1]

Kızlarınıza görüntüleriyle değil, akıllarıyla bilgileriyle zekalarıyla kişilikleri ve kimlikleriyle var olmayı öğretin. Kadının kaştan gözden ve al dudaktan ibaret olmadığını, hiçbir zaman kendisini bu seviyeyi indirgememesi gerektiğini öğretin. Onları prenses, sosyal medya fenomeni, dizi oyuncusu, manken hayalleriyle değil düşünen, araştıran, keşfeden, bilim insanı olma hayalile yetiştirin. Bu onlara kitap okumayı sevdirmekle mümkün…

HARUN KOLÇAK’in kaleminden…

0x0-2[1]
HAYATTAN…
*Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiç bir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
*Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman, bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
*Cesur olmayı; değilsem bile öyle davranmayı öğrendim… Nasıl olsa, aradaki farkı kimse anlamıyor…
*Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi, ama ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
*Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim!… Çünkü herkes, “birine söylemek ihtiyacı” hissediyor…
*Yanıtını bilmediğim ve emin olmadığım konularda “Bilmiyorum” demenin daha faydalı olduğunu öğrendim…
*Ağzımı kapalı tuttuğumda, fazla hata yapmadığımı öğrendim!…
*Başarıya çıkan bir “asansör” olmadığını, tırmanmak gerektiğini öğrendim…
*İnsanların bana sadece, -benim izin verdiğim şekilde- davranabildiklerini öğrendim…
*Kıskançlığın, mutluluğun düşmanı olduğunu ve “mutlu olmak için başkalarına güvenme”nin sonsuza kadar hayal kırıklığı getirdiğini öğrendim…
*İnsanların kendinden daha az başarılı insanlarla, başarısını; mutsuz insanlarla da mutluluğunu konuşmaması gerektiğini öğrendim…
*Başkaları için olumsuz düşünüp acımasız ve kırıcı olanların, aslında güçsüz kimseler olduğunu ve sevgiyi sadece güçlü insanLarın bildiğini öğrendim…
*İnsanlara artık kızmıyorum… Çünkü, hayatlarında hataları, sorunları, mutsuzlukları olan insanların,karşılarındakileri kendi yerlerinde görmeye çalıştıklarını öğrendim…
*”Ben bu hatayı nasıl yaptım?” demek yerine, en mükemmel düşünenlerin bile hata yapabileceğini; önemli olanın, ders alıp yinelememek olduğunu ve yeni hatalardan daha az zararlı çıkmayı öğrendim…
*Hayattaki en önemli çözümün, neyin “önemli” olduğuna karar verip gerisini çöpe atmak olduğunu öğrendim…
*BENİ ELEŞTİREN, BANA BİR ŞEYLER SÖYLEME YETİSİNİ KENDİNDE BULANLARA , “CEVAP VERMEME”Yİ ÖĞRENDİM…
ÇÜNKÜ BU TARTIŞMA, HİÇ BİR ZAMAN BİTMEYECEKTİR…
*Sadece “ders almak” için arkama bakmayı, sadece “yüksek sesle düşünebilmek” için sorunumu bir başkasına anlatmayı öğrendim…
“Çözüm” için değil…
*”İmkânsız” diye bir şey olmadığını, çok istediğimde imkansızı eldeedebildiğimi, asıl savaşı kazanabilmek için “küçük çarpışmaları
kaybetmeyi” göze almayı öğrendim…
*Zamanı ve sözleri, dikkatsizce kullanmamayı öğrendim… Çünkü geri alamıyorum…
*Ne kadar çaba harcarsam harcayayım, bazılarının mutsuzluk için her zaman bir “neden” bulabildiğini öğrendim… ARTIK ÇABALAMIYORUM!
*Önemli olan şeyin, başkalarının benim hakkımda ne düşündükleri değil; benim kendim hakkındaki düşüncelerim olduğunu öğrendim…
Kendimi yargılıyorum…
*”Affetmek ve Unutmak”… Eğer güçlüysen başarabildiğini ve kin tutmanın beni rahatsız ettiğini öğrendim…
*Nerede ve ne şartlarda olursa olsun, yaşadığım yeri güzelleştirmeyi öğrendim…
*Sürekli “BEN DÜRÜSTÜM, BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM, SEN FARKLISIN” diyenlerden kuşkulanmayı öğrendim!…
*Durum ne kadar vahim olursa olsun, soğukkanlılığımı yitirmemeyi, gülümsemeyi; her şeyi negatif ve kötü düşünen, mutsuz olan insanlardan ayrı kalmayı öğrendim…
*Beni kızdıran birine cevap vermeden önce, 10 saniye düşünmeyi, nefesalmayı ve kendime sakinleşmek için zaman tanımayı öğrendim…
*Bugünkü her üzüntümün ve her acımın, benim yarınki mutluluğumu hazırladığını öğrendim…
*Yapmak istediklerimden asla vazgeçmemeyi, büyük düşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu ve “başarmanın en kısa yolu” olduğunu öğrendim…
*”Kaybedecek neyim var?” demek yerine , yaşadığım her şeyde “kazanacak çok şeyim var!” demeyi öğrendim…
*Hayatı, gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrendim…
*En önemlisi de, kendime gülmeyi, kendimle eğlenmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim!
Harun Kolçak

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sesi rüzgarda konuşan, Soluğu tüm dünyaya hayat veren Yüce Ruh… Duy beni !

KIZ[1]

 

Sesi rüzgarda konuşan, Soluğu tüm dünyaya hayat veren Yüce Ruh… Duy beni !
Küçük ve zayıfım, gücüne ve bilgeliğine ihtiyacım var. Güzellikler içinde yürümemi sağla, kızıl ve altın şafağı gören gözlerimi neşeli kıl. Sevgiyle yarattığın her şeye Ellerimin dokunmasını sağla. Öğrettiğin kutsal öğretileri anlayacak kadar bilge kıl beni.
Her yapraktaki ve taştaki gizli dersleri öğrenmeme yardım et. Güç arıyorum, ama kardeşimden daha büyük olmak için değil; İçimdeki düşmanı ele geçirmek için. Saf bir yürek ve açık gözlerle sana gelmeye her zaman hazır kıl beni…
Hayatım söndüğünde, batan bir güneş gibi, Ruhum sana gelebilecek böylece onurla ve utanmadan…
Dakota Kabilesi Duası

Resimdeki İnsan Yüzünü 15000 Kişide 100 Kişi Bulabilmiş… Hadi Bakalım…

21433012_10155333073870589_3071776956058684532_n[1]

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

1960’lı yıllarda ” Adab-ı Muaşeret” diye bir ders okutulurdu İlkokullarda…

21558720_1475724199189265_8477704004341005712_n[2]

Ayakta bir şeyler yiyip içilmez.

Eller pantolon cebine sokulmaz.

Başkasının kusuruyla alay edilmez.

Emanet eşyalar fazla geciktirilmez.

Pazarlık yaparken mal kötülenmez.

Telefon eden, önce kendini tanıtır.

Kalabalık yerlerde çiklet çiğnenmez.

Hiçbir yere ağızda sigara ile girilmez.

Sokak ortasında durarak konuşulmaz.

Kusur açıkı açık yüze söylenilmez.

Alay ve kötüleme, ima bile yapılmaz.

Yerlere tükürülmez ve çevre kirletilmez.

Bencillik, ancak çocuklareda ayıplanmaz.

Aksırırken el veya mendille ağız kapatılır.

Toplu yerlerde yüksek sesle konuşulmaz.

Uzun zaman kalan misafire bir oda ayrılır.

Yemek davetinde, yemekler geciktirilmez.

Sıra olan yerlerde sıraya geçilir, sıra bozulmaz.

Başkasının yanında ayakları uzatarak oturulmaz.

Bir konuyu reddereken ciddi ve terbiyeli olunur.

Başkasının lafı kesilmez, devamlı da konuşulmaz.

Erkeği olmayan eve, erkeğin ziyareti hoş karşılanmaz

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eylül-Ekim 2017 Seminer Programı…

Eylül-Ekim 2017

Gene Hangi Karıya Gittin Acaba?

IMG_9898

Karikatür kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRME MEDİTASYONU

1292862608_f0e5ebe0eaf1e0f6e8ff[1]

 

Bir kaç dakika boş kaldığınızda, ve özellikle gece uykuya dalmadan önce son şey, ve sabah yataktan kalkmadan önce ilk şey olarak, bedeninizi bilinçle ”doldurun.” Gözlerinizi kapatın.Sırt üstü uzanın.Önce dikkatinizi bedeninizin değişik bölümlerinde, ellerinizde, ayaklarınızda, kollarınızda, bacaklarınızda, karnınızda, göğsünüzde, başınızda vs. odaklayın.Yaşam enerjisini bu bölümlerin içinde mümkün olduğunca yoğun bir biçimde hissedin.Her bölüm üzerinde en az on-beş saniye kadar odaklanın.

Sonra dikkatinizi bedeninizde, ayaklardan başa, baştan ayaklara birkaç kez bir dalga gibi dolaştırın.Bunun sadece bir dakikanızı alması gerekir.Bundan sonra, içsel bedeninizi bir bütün olarak, tek bir enerji alanı olarak hissedin.Bir kaç dakika kadar bu hissi sürdürün.

Bu zaman esnasında yoğun bir biçimde mevcut olun, bedeninizin her hücresinde mevcut olun.Eğer zihin ara sıra dikkatinizi bedenden çekmeyi başarır ve siz kendinizi bir düşüncede kaybederseniz aldırmayın.Bunun olduğunu fark eder etmez, dikkatinizi yine içsel bedene yöneltin.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SARKAÇ (PANDÜL) NASIL KULLANILIR ?

img_0113[1]

 

Sarkaç(Pandül)
Sarkacın ucu; kristal, yarı değerli taş veya metal olur. Ahşap olanları da vardır. Sarkacın kullanılmadan önce mutlaka arındırılması ve programlanması gerekir.

Arındırma işlemi

Sarkacın bizim ile uyumlu programlama yapabilmesi için dünya üzerinde var olduğu andan elimize gelene dek geçirdiği evrede toplamış olduğu negatif bilgilerden arındırılması için bu işlem mutlaka yapılmalıdır.

Bulunabildiğince saf alkol alınır. Sarkaç zinciri ile birlikte, tümü alkolün içinde olmak üzere alkole batırılır. Saf alkolde bir saat beklemesi yeterlidir. Mümkün ise deniz tuzu, yok ise normal tuz kullanılır. Alkolden alınan sarkaç tuza koyulur, ve sarkacın her yanı tuz ile ovulur.

Bir mücevher kutusu veya güzel bir torbanın içi ada çayı tütsüsüne tutulur. Sarkaç tuzdan alınıp, soğuk suyun altında iyice yıkandıktan sonra kurulanıp bu kutunun veya torbanın içine konulur.

Sarkacın programlanması

Sarkaç alınıp sakin bir yere çekilinir. Reiki kanalı açılır. Torbadaki taş elimizde veya önümüzdedir. Reiki elimizden akmaya başladıktan sonra, elimize sırası ile 3 ‘ 2 ‘ 1 sembolleri çizilir. Sarkaç avucumuz ile iyice kapatılır. Konsantre bir biçimde sarkaç ile muhabbet etmeye başlanır. Sarkaca bize göre neyin evet, neyin hayır olduğu iyice anlatılmalıdır. Örneğin: Dikey salınım evet; yatay salınım hayır veya soldan sağa daire şeklinde dönüş evet, sağdan sola daire şeklinde dönüş hayır gibi.

Sarkaç bu şekilde programlandıktan sonra bizim enerji alanımızla tam uyum sağlayabilmesi için yedi gün – yedi gece, gün içerisinde üzerimizde, gece yastığımızın altında olmak üzere bizimle olmalıdır.

 

Nerede kullanılır

* Çakra kontrolunda: Herhangi bir çakrada tıkanıklık olup olmadığını anlamak üzere çakranın üzerinde tutularak bakılır. Evet programımıza uygun salınımda çakra açıktır, tersi durumunda kapalıdır.

* Kaybolan bir eşyanın bulunması için kullanılabilir Evin içinde mi kayboldu diye sorulabilir. Evet diyor ise elimizde sarkaçla odaları dolaşabilir, dolaplara tutabilir, burada mı diye sorabiliriz.

* İnsan anatomisi gösteren bir resim alınarak o resmin üzerinde sarkaç çeşitli yerlere tutulmak suretiyle herhangi bir kişinin sağlık sorunu hakkında bilgiler almak üzere sorular sorulabilir.

* Herhangi bir gıda maddesinin veya herhangi bir rengin üzerine tutularak, bunun bizim için yararlı olup olmadığı sorulabilir.

* Bir insanın bizimle ilgili düşüncelerinin pozitif veya negatif mi olduğu yolunda sorular sorulabilir.

* Bir mülk alırken veya kiralarken onun olumlu veya olumsuz mu olduğu, orada huzur bulup bulamıyacağımız, oranın negatif ya da pozitif bir ortam mı olduğunu anlamak üzere sorular sorulabilir.

Dikkat edilmesi gereken hususlar

* Sarkacımızı birinin kullandığı yolunda kuşkuya kapılır isek; sarkacı yeniden arıtmamız ve programlamamız gerekir.
* Sarkaca abuk subuk sorular sorarak kötü ve anlamsız konularla uğraşmamız doğru değildir.

* Aynı soruyu defalarca, değişik cümlelerle sormayıp, sarkaç gerekli ve anlamlı yerlerde kullanılmalıdır.

Kaynak: Spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KARMİK BAĞ KESME VE ŞİFALANDIRMA ÇALIŞMASI

karmic_relationship_twin_flames[1]

Karmik Bağ Şifası, imgeleme ile yapılan meditatif bir ritüeldir. Aşağıda da bahsedeceğim şekli ile basittir ve kısa sürede  tamamlanabilir. Bu egzersizi pek çok elektronik veya basılı ortamda da rahatça bulabilirsiniz. Peki neden üzerinde duruyorum?

Toplumdaki ilişkilerin, birbiri üzerine yığılmış ve çözülmesi çok güçmüş gibi görünen sorunlarına başka bir açıdan yaklaşarak ruhsal farkındalığınızı arttırmak ve yöntem hakkında kısa bir hatırlatma yapmak istiyorum. Yakın çevremin –ve diğer ilgilenenlerin- buna ihtiyacı olduğunu görüyorum.

Diğer taraftan egzersizin muhteviyatı hakkında gelen soruları bir seferde cevaplamak istedim. Bana gelen soruların çoğu bu uygulamanın sonuçlarının, anlatıldığı ölçüde basit olmadığına inanan bir kesimden gelmektedir. Uygulayıcı, ilişkisinin olumsuz bir nitelik kazanabileceğinden korku  duyabilmektedir. Şüpheci bu zihnin sorularını yanıtlamak için kısaca bir açıklama da getireceğim.

Bizler Karmik Bağlarımızı, ebedi ilişkilerimizi yönetmek ve onlardan gerekli dersleri almak için oluştururuz. Karmik bağı oluşturan dinamikleri anlarsak bu gereksiz korkulardan da kurtuluruz.

“Karma çoğu kez başka bir insana zarar veya acı verdiğimiz ve de kendi irade özgürlüğümüzü dayatmak için onun irade özgürlüğünü ihlal ettiğimizde meydana gelmektedir. Aslında irade özgürlüğünün doğru kullanılışı (sadece) kendimiz için değil, olaya dahil olan herkes için en iyi olanı arayıp bulmakla ilgilidir. Başkalarına çektirdiğimiz acıyı biz çekmek zorunda kaldığımızda ise, ruh düzeyinde, bu eylemimizin ne kadar yanlış olduğunu ve böyle bir şeyi bir daha asla yapmayacağımızı anlamaya başlarız. Bu, ruh varlığının gelişme yollarından biridir.”  (*) Uzlaşmanın İyileştirici Gücü– *Jan Erik Sigdell

Örneğin çocukken sizin dış görünümünüz ile alay eden arkadaşınız bugün muhtemelen hakkınızda bir karmaya sahiptir. Burada asıl bahsi geçmesi gereken karmanın işlerliğini görmeye yanaşmayan bir zihne sahip oluşumuzdur. Bizler “suçlu” konumda bulunmayı kabullenemeyiz. Bunun farkına varmak istemeyen zihin iyi ve kötü arasında çelişkisini daima yaşar. Kendi fikirlerini haklı gördüğü platformlarda sürdürme çabasındadır. İlişkiler  çıkmaza girdiğinde ya da çektiğiniz acıların tedavisini ararken, tüm bunların sizin de bir zamanlar birilerine benzer acılar yaşatmış olmanız ile bağlantılı olduğunu keşfederseniz “bağışlanma” beklersiniz. Karma, ruh tekamülünüzün sizle sıkı sıkıya ilintili ve tüm ıstıraplarınızın odağında yine sizin olduğunuzu farketmenizi sağlayan bir aynadır.

Meditasyona geçmeden önce, bağların nasıl oluşabileceği konusunu açıklamayı gerekli görmediğimi belirtmek istiyorum. Onlar bu konudaki terapistlerin uzmanlık alanıdır. Nihayetinde ilişkide olduğunuz durum ya da kişi ile aranızdaki enerji bağları olduğunu bilmeniz yeter. Enerji akışını çalışmalarınız sırasında göremeyebilirsiniz de. Ancak varlıkları, karma temizliği yapıldıktan ve ilişkiler yeni bir boyut kazandıktan sonra yaşanan tecrübelerle  kesinlik kazanır. Düşünce ve hayallerimizi de göremeyiz ve vardırlar.

Yöntem; Karmik Bağın Şifalandırılması ya da Kesilmesi olarak anılır. Ve Başmelek Mikail’in de adlandırdığı gibi ona “Yatay Bağlantı Egzersizi” de diyebilirsiniz. Onun akıcı ve sade yöntemini aşağıda veriyorum. Her yerde bir iki dakika içerisinde yapabilirsiniz. Ama rahatsız edilmeyeceğiniz bir ortamda geniş bir zaman dilimi içerisinde yapmanızı tavsiye ederim. Gözlerinizi kapayınız. İster ayakta, isterseniz oturur vaziyette olunuz. Önce topraklanmanız gerekir. Topraklanmak sizin kendinizi bir ağaç gibi hissetmenizi gerektirir. Kökleriniz ile Anne Dünyanın merkezine, dallarınız (başınız) ile gökyüzünün sonsuz mavi derinliklerine bağlandığınızı hayal edin…

 

 

“Vucudunu bir ağaç olarak hayal et, köklerin omurganın bitiminden toprağa doğru uzanıyor ve dünyanın merkezine ulaşıyor. Dünyanın merkezine bağlandığında kendini iyi, düşüncelerinin sakin ve berrak olduğunu hissediyorsun. Böylece ruhunun yoğun varlığı insani yanınla yanyana varolabiliyor. Bu zihinsel bir çalışma değildir. Oyun gibi bu yeni ilişkiyi derinden hissetmek için kendine izin ver. Şimdi ilişkini değistirmek istediğin herhangi bir kişiyi hayal et, örneğin bir aile bireyi, annen, baban, çocuklar, eş, çalışma arkadaşı, arkadaş, eski veya yeni sevgililer. Fiziksel olarak orada bulunmaları gerekmez, sadece önünde durduğunu hayal et ve ona yeni bir ilişki önermek istediğine dair iletişim kur…”

Son satırdan itibaren hatırlatma: Görmek istediğiniz kişiyi ruh olarak hayal etmek isterseniz onu bir ışık olarak tasavvur edin. Ruhların böyle görülmesi sizin içinde etkileyici olacaktır. Ona yeni bir ilişki öner ya da varolan ilişkini sonlandırmayı rica et. Çoğunlukla varolan ilişkiyi kesmeyi seçebilirsiniz. Bunu kalbinizden gelen sözlerle, sesli olarak ifade edebilirsiniz. Ben genellikle; “Bana yaşattığın tüm deneyimler için teşekkür ederim. Bundan böyle özgür iradem ile seçimlerimi yapmak istiyorum. İkimizinde yeni deneyimlere açılabilmesi için aramızdaki karmik bağın sonlandırılmasını talep ve rica ediyorum.” şeklinde ifade ediyorum.

“Bu kişiyle çakraların her biri arasında bir enerji bağı olduğunu hayal et. Her çakra icin, seçimine göre bir aletle, bu bağı kestiğini düşün. Bazıları bu ‘bağlı’ ilişkiden kopmak için makası tercih eder, başkaları kılıç hatta zincirli testere. Bittiğinde, biraz dur ve bazı çakralar arasındaki bağı koparırken daha fazla zorlanıp zorlanmadığına bak. Niyetini güçlendirmek için bir kaç kez geri gitmen gerekebilir. Aynı zamanda içten bir rahatlama ve huzur hissettin mi? Her seansın sonunda, bu yatay bağlantının düzgün olduğundan emin ol ve bağı kopardığın kişi için de bu bağlantıyı kurduğunu hayal et. Pratik yaparak, kendini bu dikey ilişkilerden, önünde bir ayna olduğunu ve vucuduna yansıtılmaya çalışılan şeyleri geri yansıttığını hayal ederek kolaylıkla koparabilirsin. Bağını kopardığın insanların seni arayıp çözülememiş meseleleri konuşmak isteyecek kadar açık olmaları ender rastlanan bir durum değil. Aynı zamanda bu yeni özgürlük duygundan dolayı fazlasıyla ihanete uğramış gibi hissedebilirler kendilerini. Onlara kendini sevmenin tüm ilişkilerini nasıl değiştirdiğini açıkla.” (*) Traddling Your Freedom – *Arcangel Michael

Karmaİsteğinizi ilettikten sonra ve bağınızı koparmadan hemen önce karşınızdaki kişinin bunu başı ya da hareketleri ile onayladığını hayal edin. Ruhsal varlıklar bizlerin deneyimlerine saygılıdırlar. Ruhlar (ya da kişiler), karmanın kesilebileceğini sizin anlayabileceğiniz (veya hissedebileceğiniz) şekilde onaylarlar. Korkulanın aksine bu yeni ilişki size özgürlük verecektir. Bir takım tavır ve duygulara saplanıp kalmayacak, özgür seçim evreninde yeni deneyimlere yönelebileceksiniz. Karmik bağlarınızı yüksek titreşimli bir enerji olan “Sevgi” ile salmanızı öğütlüyorum. Yeri boşalan enerjiyi sevginiz ve anlayışınız ile doldurun. Elbette yaşadığınız acı dolu anlar hatıralar sizlere eşlik edecektir. Ancak bu dünyada yaptıklarımızın bizleri yansıtan bir ayna olduğunu unutmadan,  ruh kardeşlerinizden taleplerinizi nazik ve rica ile yapınız. Onlar deneyimlerinizde size şefkatle eşlik etmektedirler. Kopan bağlar spiral (telefon kordonuna benzer) olarak hayal edilebilirler. Onları mor bir alevin içine atınız. Orada yandıklarını ve yükselen dumanın evrene karıştığını görün.

Son olarak belirtmek isterim ki, Karmik bağlar sonlandırıldığı andan itibaren yeni farkındalık katmanları harekete geçer. Bir çözüm hemen altından, başka bir karmik temizliğe olanak verecek ilhamı ortaya çıkartır. Ufkunuz genişler. İşte cesaret sizin için bu noktada anlam kazanır. Maceranız, yargılarınızdan kurtulmayı özlediğiniz ve özgürlük denilen uçurumun kenarından aşağı gözü kapalı atlamaya cesaret ettiğinizde başlar.

Sevgiler.

Kaynak: spritüeller

Karahindiba çayı kanser hücrelerini yok ediyor

Karahindiba-çayı-kanser-hücrelerini-yok-ediyor[1]

 

Karahindiba çayı kanser hücrelerini yok ediyor
Karahindiba çayı kanser hücrelerini yok ediyor: Kemoterapiden 100 kat daha etkili inanılmaz bitki. Karahindiba çayı, kanser hücrelerini etkileyerek 48 saat içerisinde çözülmelerini sağlar ve yeni sağlıklı hücrelerin hastalık kapmalarını engeller.
Çoğunlukla ihmal edilen bu bitki, birçok tıbbi özelliklere sahip ve yapmanız gereken tek şey, bu bitkiyi trafikten uzak, temiz yamaçlardan toplamak. Büyükannelerimiz, tıbbi özelliklerinin farkında olarak, karahindiba çiçeklerinden şuruplar yaptılar; ancak bilmedikleri nokta, karahindiba kökünün kanser hastalarına yardımcı olabileceğiydi.
Bilim adamları, bu bitkinin kökünün kemoterapiden daha iyi olduğunu keşfettiler; çünkü kemoterapinin aksine, karahindiba yalnızca kanserli hücreleri öldürüyor.
Bunun yanı sıra, diüretik özellikleri de var; öd salgılanmasını uyarıyor, karaciğeri temizliyor, alerji konusunda yardımcı oluyor ve kolesterolü düşürüyor. Ve yapısında B6 vitamini, tiamin, riboflavin, C vitamini, demir, kalsiyum, potasyum, folik asit ve magnezyum gibi çok önemli vitaminler ve mineraller bulunduruyor.
Mucize karahindiba çayı

Kanada Windsor Üniversitesi Kimya ve Biyokimya Bölümü bir araştırma yürüttü; sonuçlar, kanser hastaları için yeni bir umut teşkil ediyor. Karahindiba kökünün, vücuttaki sağlıklı hücrelere zarar vermeden kanserli hücreleri etkili bir şekilde öldürdüğü keşfedildi.
Araştırmaya göre, karahindiba çayı kanserli hücreleri etkiliyor ve vücuttaki herhangi bir sağlıklı hücreyi etkilemeden kanserli hücrelerin 48 saat içerisinde çözülmelerini sağlıyor. Elde edilen sonuçlar, karahindiba kökü ile yapılacak devamlı tedavinin hastalardaki kanserli hücrelerin çoğunu yok edebileceğini gösterdi. Ekip, bu beklenmedik sonuçlar sayesinde, bu mucizevî bitki üzerindeki araştırmalarını devam ettirmek için ek destek aldı.
72 yaşındaki John di Carlo, sağlık mücadelesi kapsamında yoğun ve agresif kemoterapi tedavisi gördü ve üç yılın sonunda, son günlerini sevdikleri ile geçirmesi için evine gönderildi.
Doktorların hastalığı için fonksiyonel çözümler bulmada fazla alternatifleri olmadığını bilen di Carlo, son çare olarak karahindiba çayı içmeyi denedi. Ve yalnızca 4 ay sonra, hastalığında gerileme yaşandığı görüldü.

Kaynak: Bayanlarbilir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kadınlarda Kistler ve Tümörlere karşı doğal ilaç

Kadınlarda-Kistler-ve-Tümörlere-karşı-doğal-ilaç[1]

 

Kadınlarda Kistler ve Tümörlere karşı doğal ilaç
Bu şaşırtan mucize karışım sadece 2 besinden oluşuyor bununla birlikte, özellikle kadınlarda oluşan kistler ve miyomlar(kas dokularında ortaya çıkan, çoğunlukla kadınlarda oluşan ur.) gibi birçok farklı sağlık sorunuyla mücadelede son derece etkilidir.
Bu mucize iksirin ilk besini Kaya Koruğu, başlangıçta Romalılar ve Yunanlılar tarafından yetiştirilen yaygın olarak kullanılan bir ev bitkisidir.
Bu bitkiyi zararlılardan, böceklerden ve tırtıllardan korumak için, diğer bitkilerle birlikte yetiştirilmesi gerekiyor.
Bu bitkinin latince ”adı yaşamak” Kesinlikle adının hakkını veriyor. Özellikle kist tedavisi için ve vücuda fibroid(rahimde gelişen düz kas hücreleri ve fibroz bağ dokudan oluşan kanserli olmayan, sert ve toplu tümörlerdir.) saldırıya geçince , kalkan olması için vücuda besin sağlar.

KİSTLER VE TÜMÖRLERE KARŞI DOĞAL İLAÇ
Malzemeler:
KAYAKORUĞU 300 gram
Organik Bal 500 gram
Önce, Kayakoruğu’nun yapraklarını kesin ve iyice temizleyin. Daha sonra bal ekleyin. Malzemeler tamamen ıslanıncaya kadar 2-3 gün bekletin.
Kullanım:
Sabahları, boş bir karna, bir şey yemeden kullanın . 1 yemek kaşığı kadar. Önümüzdeki 2 saat içinde de bir şey tüketmeyin. Sadece su tüketin.
Bu ilaç gibi karışım metabolizmayı uyarır ve toksinleri vücuttan temizler.Kış aylarında diğer aylara göre daha çok zararlı madde birikir. Bunun nedeni kış aylarında fiziksel aktivite eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Sonuç olarak, detoks yapan besinler ve doğal ilaçlar son derece önemli.
Rus doktorlar bile bu mucizeyi ilaç niyetine tavsiye ediyor. Kardiyovasküler hastalıklarda etkili olduğunu söylüyorlar
Son olarak, en başta belirtildiği gibi, bu muhteşem birleşim yumurtalık kistleri, rahim tedavisinde son derece etkili.
Lütfen aileniz ve arkadaşlarınızla bu bilgiyi paylaşın!
Sağlıklı mutlu günler dileriz.

Kaynak: Bayanlar bilir

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Beyin Fırtınası Zamanı… Haydi Bakalım…

20994281_1940915332856317_4766908241905331463_n[1]

Elinde 1000 var

40 ekle

1000 ekle

30 ekle

tekrar 1000 ekle

tekrar 20 ekle

tekrar 1000 ekle

son olarak 10 ekle

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »