Senin Burcun Hangisi…

29573269_10214845040586832_8460033627809836671_n[1]

KOÇ BURCU Bir şeyi içinden geliyorsa yapar, gelmiyorsa zorla güzellik olmaz der, dünyaları verseniz yapmaz.
♉ BOĞA BURCU Yalnızca istediği zaman yapar, ona karşı emri vaki yapmak kendinden soğutmaktan başka işe yaramaz.
♊ İKİZLER BURCU Yalnızca sevdiklerinin dedikleri önemlidir, sevmediklerinin değil, herkesin söylediğini umursamaz.
♋ YENGEÇ BURCU Aklına bir şeyi yapmayı koymuşsa karşısında değil yanında olman gerekir. O dediğini yapar istediğini alır.
♌ ASLAN BURCU Kıskanıyorsa seviyordur. Onun kıskançlığına laf etmek yerine sevgisiyle övünmelisin.
♍ BAŞAK BURCU Onun için dürüstlük önemlidir. Durum ne olursa olsun ona yalan söyleme. Her şeyi affedebilir ama yalanı asla.
♎ TERAZİ BURCU Arkadan konuşmaz. Söylenecek bir şey varsa insanın yüzüne söyler. Lafını esirgemez, dolandırmaz.
♏ AKREP BURCU Kalitedir. Herkesle Yüz-Göz olmaz. Eğer seninle konuşuyor ise değerini bilmelisin
♐ YAY BURCU Onun kıskançlığı güven eksikliğinden değil, sevgi fazlalığındandır.
♑ OĞLAK BURCU Herkese aynı davranmaz. İnsana insan gibi, oduna odun gibi davranır.
♒ KOVA BURCU Özgürlüğüne düşkündür Üzerine gelmek, bunaltmak ve ısrar etmek ona yapılacak en son şeydir
♓ BALIK BURCU Her şeyi yapsa dahi ihanet etmez. O Her şeyi affedebilir ama ihaneti asla.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Evrenin Size Gönderdiği Mistik Mesajlar Ve Göz Ardı Etmemeniz Gereken 7 İşaret

woman-universe-blue-1[1]

 

Evrenin bize gönderdiği mesajlar her yerde olabilir. Bir şekilde, bizler bu evrensel bilginin parçalarıyız. Her şey her şeyle bağlantılıdır ve her şey aynı kaynaktan gelir, siz, Dünya, Galaksi, her şey! Hayatlarımızı yaşama şeklimiz, bizi kalplerimizde tuttuğumuz evrensel amaçtan uzaklaştırabilir. Bu nedenle, bazen, evren, bizi kalbimizin amacına doğru yönlendirecek mesajlar ve güncellemeler gönderebilir. Bazen bu evrensel mesajlar bizi dünyanın henüz görmediği büyük fikir ve buluşlara götürebilir. Her neyse, hepimiz zaman zaman evrensel mesajlar alıyoruz. Bu mesajların hayatımızda ne zaman ortaya çıktığının farkında olmuyoruz ve çoğu zaman gözardı ediyoruz.
Evrensel mesajları ne zaman alacağınızı öğretip, göz ardı edilmesini engelleyecek 7 İşaret:

1. Aniden Gelen İlhamlar
İlham, bir şeyler yapmak, bir şeyler yaratmak için zihinsel bir teşviktir. Genellikle tutkulu bir konuyu tırmalamaya başladığınızda gelir. Ani bir ilham, sizi, amacınıza geri götürecek bir şey yapmaya teşvik edildiğinde, evrenin size mesaj yolladığının kesin bir işaretidir.

2. Rüyalar
Bazı efsanelere göre, rüyalarda ruhun bir kısmı başka bir dünyaya girer. Bu rüya dünyası, şuursuz zihin ve gerçek arasında bir dünya. Rüyada kendi bilinçaltınızdan ve evrenden önemli mesajlar alabilirsiniz. Yeni fikirler, anlayışlar ve yapmak istediğiniz şeylerle ilgili tavsiyeler aldığınız rüyalar görmeniz, evrenden mesaj aldığınızın bir işareti olabilir.

3. Bilinçaltı Sinyaller
Son zamanlarda merak ettiğiniz bir soruyu yanıtlayan bir şeyi aniden duyduğunuz bir film izlemek, bir mesajı dinlemen gerektiğini hissettiğiniz bir şarkıyı duymak, kendine sorduğun bir şeyle çok yankılanan sokakta bir işaret okumak; bütün bu örnekler, evrensel mesajların bilinçaltınızla sizinle iletişim kurmaya yönlendirdiği yollardır.

“Evrenin size ne söylemeye çalıştığını dinle ve ona kulak ver! Yukarıda da yazıldığı gibi her yerden mesaj alabilmek mümkün, yeter ki görmek ve duymak isteyin!”
4. Sizi Kendine Çeken Fikirler
Yeni bir kitap yazıyor veya yeni seriler izliyor olabilirsiniz, arkadaşlarınızla konuşuyor veya kendi düşüncelerinizle dolaşıyor olabilirsiniz, ancak burada ne yaparsanız, kafanızda dönmeye devam eden belli bir düşünce var. Her ne yaparsanız yapın, bir kere bu fikre kapılmışsınız.
Evren de odaklanmanız gereken bu şeye dikkatinizi çekmek istiyor. Bu yüzden bu fikir sizi sürekli kendine çekiyor.

5. Geometrik Şekiller
Geometrinin evrenin dili olduğunu söylerler. Kutsal olarak adlandırılan bazı şekiller vardır ve bu şekiller her insan için güçlü mesajlar taşır. Hayatınızda belirli bir şekil oluştuğunda, kutsal olsun veya olmasın, deşifre etmeniz gereken bir mesajın varlığı kesin bir işarettir. Sayılar, şekiller, harfler bile hepsi geometridir. Bu nedenle ortaya çıkacak herhangi bir şey dikkatli bir şekilde incelenmelidir.

 

6. Duyguların Kabarması
Bilgi sadece akılcı düşünce biçiminde gelmez. Bazen bilgiler soyut ve duygusaldır. Bu tür bilgiler bize en derin cevapları verir. Birçok faktörün sonucu olarak duyguların kabarması yaşanabilir. Ancak ani bir duygu dalgalanması, genellikle açıklık ve motivasyon hissi eşliğinde, evrensel bir amaç alma yönündeki kesin işarettir.

7. Aşk
Herhangi bir şey ya da kişi için değil, etrafınızdaki her şey için değil, bir sevgi duygusu, içinde bulunabileceğiniz en iyi durumlardan biridir. Sadece herkesi ve her şeyi sevdiğinizi hissedersiniz. Aşk güçlü bir duygudur ve evrendeki bütün enerjileri alabilmenizi sağlar.

http://filoji.com/evrenin-size-gonderdigi-mistik-mesajlar-ve-goz-ardi-etmemeniz-gereken-7-isaret/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

KİMİ ZAMAN NEFRET SINAVIYLA KARŞILAŞACAKSIN…

321-0-8f9978041db7c6f054a978e07030cb4a[1]

 

Evet, doğru, insan dünyaya bir kere gelmez ve tüm dünya zevklerini tatmak ve maddeye gömülmek için de gelmez …
Gelmez ama, eş ruhunu bulmak veya mutlu olmak için de değildir geliş amacı…
Evet mutlu olmayı herkes ister, ama mutluluk bir sonuçtur, amaç değil. Amaç gelişmen, olgunlaşmandır ve kendini olgunlaştırıcı faaliyetlerinin sonucu olarak bir mutluluk duysan da, bu bir sonuçtur, amaç değil. Bu arada unutma ki, mutluluk maddeyle asla elde edilemez. Zaten maddi olmayan bir şey hiç maddeyle elde edilebilir mi!!!? Mutluluk doğru davranışların sonucunda edinilen içsel bir olgudur ve yeryüzünde tadılanı da bedensizken erişilenin çok cılız bir tezahürüdür sadece…
Peki niçin mi gelir insan dünyaya?
Gelişim ihtiyaçlarını tamamlamak, kusurlu taraflarını kusursuz hale getirmek, geri taraflarını ilerletmek, eksik taraflarını tamamlamak, budanacak taraflarını budamak, kaba taraflarını inceltmek, olgunlaştırılacak taraflarını olgunlaştırmak, geliştirilecek meleke ve kudretlerini geliştirmek, yani kısaca topluluk içinde yaşamayı öğrenmiş bir insan olabilmek için gelir, daha da kısası yetişmek için gelir, kemal (tekamül, gelişme) için gelir…
Peki kemal ya da olgunlaşmak, tatlı deneyimlerden geçildiği kadar acılı, biberli deneyimlerden geçilmeden edinebilir mi? Bu hiç mümkün mü?
O halde mi?
O haldesi şu:
1- Mutluluk; yapacağın insani davranışlarla zaten kendiliğinden gelir sana, onu maddede aramayı bırak!
2- Ruhsal eş filan arama hiç, unut gitsin!
Birilerinle acı tatlı deneyimler geçirmekle birlikte aradığın ideal eşi bir türlü bulamaman, ne senin bir hatan, ne kaderinin bir oyunu, ne de talihin bir cilvesidir…
Zaten aradığın ideal eşi bulmak ve mutlu olmak için gelmedin ki dünyaya…
Dolayısıyla karşına ara sıra seni memnun edici insanlar çıksa da, çoğu zaman seni mutlu edecek insanlar değil, acı veya tatlı sonuçlarla sana dersler verecek, yontulmanı, eksik taraflarını tamamlamanı , olgunlaşmanı, gelişmeni, gözlemlerde bulunmanı, tecrübe edinmeni sağlayacak insanlar çıkacaktır. Bu bir dünya ilkesidir.
Dolayısıyla karşına çıkanlar, çıkacak olanlar seni elbette;
kimi zaman sevecek, kimi zaman sever görünecek
kimi zaman nefret sınavıyla karşılaştıracak
kimi zaman sevindirecek,
kimi zaman incitecek, kıracak,
kimi zaman terk edip üzecek, acılarla baş başa bırakacak
ve ama sonuçta, gerektiği gibi olmanı veya o yolda adımlar atmanı sağlayacaktır.
Bunların hiçbiri haksızlık, şanssızlık, bahtsızlık, tesadüf, plansız programsız olmayıp, senin bizzat elinle imzaladığın planının gerekleridir, yani planındaki deneyim ve sınavların içeriği olan şeylerdir, karşılaşmalardır, davranışlardır, olaylardır.
Yeter artık, işin sırrı ne mi diyorsun?
Peki bir kez daha duy sırrı!…
Sınavları kanat takarak, uçarak, acı çekmeksizin geçmenin en önemli ve hatta tek şartı, tek yolu, tek anahtarı, tek sihirli değneği, tek şifresi, tek sırrı nedir bilir misin?
Maddi arzu ve ihtiraslar yönünde gitmemek, aksine daima vicdan pusulasının gösterdiği üst kutup yönünde gitmek ve o yönden hiç sapmamak… Son bir şey; vicdan kalpte değildir ve idrak ile yükselir…

* AS

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SAĞIR KAPLUMBAĞA

17361763_870167406454696_2823120951526634571_n[1]
Büyümenin en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Yaş aldıkça gülüp geçmeyi öğreniyor insan. Sizi sadece değer verdiğiniz insanlar incitebiliyor. O kadar!
“Sağır kaplumbağa” hikayesini bilir misiniz?
Eski zamanların birinde, kaplumbağalar arasında bir yarış düzenlenmiş. Hedef, çok yüksek bir kalenin tepesine çıkmakmış.
Vakit gelince, bir sürü kaplumbağa, arkadaşlarını seyretmek için yarış yapılacak bölgeye toplanmışlar. Ve yarış başlamış.
Seyircilerden hiçbiri arkadaşlarının kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş. Kimileri bu inançlarını bağırarak dile getirmekten kaçınmıyorlarmış.
Yarışmaya katılan kaplumbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmaz bir gayretle kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyircilerin sesleri yükselmeye başlamış; giderek bağıranların sesleri yarış alanında yankılanır olmuş ”.Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar ”
Sonunda, biri hariç, diğer kaplumbağaların tümü ümitlerini yitirmiş ve yarışı terketmişler.
Ama yarışta kalan son kaplumbağa, büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış.
Diğer yarışmacılar ve seyirciler, hayret içinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kaplumbağa ona yaklaşıp
“Zirveye nasıl çıktın?” diye sormuş.
O anda farkına varmışlar ki;
Kuleye çıkan kaplumbağa sağırmış!
Hayatta birileri yaktığınız hayal ateşine su dökmek isteyecek. Siz denizin üstünde yürüseniz “yüzme bilmiyor” diyecekler. Pozitif olsanız, acılı insanları, hüzünü anlatsanız mutluluğu anmanızı isteyip söylediklerinizin zıddını öne sürecekler.
Gülüp geçin.
Rüyalarınızı gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyenlere sağır olmayı seçin.
Kıvılcım Kalay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Derle, topla, rahatla kitabından… Bir Şeyi Atamadığınız Zaman Ne Yapmalı…

shopping[1]

 

Bir şeyi elimde tutmaya karar verirken başvurduğum kriter, dokunduğumda bana haz verip vermemesinden geçmektedir. Ne var ki, atmanız gerektiği gerçeğine direnmek insanın doğasında vardır. Haz vermediği halde atmak konusunda kendimizi bir türlü ikna edemediğimiz eşyalar ciddi bir sorundur.
İnsan muhakemesi içgüdüsel ve rasyonel olmak üzere iki geniş başlık altında toplanabilir. İş, neyi atacağınıza geldiğinde, sorun yaratan asıl şey rasyonel muhakememizdir. İçgüdüsel olarak nesnenin çekici olmadığını bilsek de zihnimiz onu atmamıza engel olmak için bir dizi sebep üretir. Mesela, “Daha sonra buna ihtiyacım olabilir” veya “Bunu atmak israftan başka bir şey değil” gibi. Bu düşünceler zihninizi meşgul ederken kurtulmanız imkansız hale gelir.
Tereddüt etmenin doğru bir şey olmadığını iddia etmiyorum. Karar verememek, bahsi geçen nesneye belli bir orana bağımlılığımız olduğunu gösterir. Zaten karar verirken sadece içgüdünüze güvenerek hareket edemezsiniz. Müsrif davrandığınız düşüncesinin dikkatinizi dağıtmasına izin vermeyecek şekilde elinizdekiyle ne yapacağınıza karar vermeniz işte bu yüzden önemlidir.
Eğer atması zor bir şeye rastlarsanız, ilk olarak bunu neden edindiğinizi düşünün. Bu eşyayı ne zaman satın aldınız, o dönemde sizin için ne ifade ediyordu? Hayatınızdaki rolünü bir kez daha gözden geçirin. Mesela satın alıp da bir kez olsun giymediğiniz kıyafetler varsa, hepsini birer birer mercek altına alın. Kıyafeti nereden ve neden almıştınız? Sırf vitrinde havalı görünüyor diye aldıysanız, heyecan yaratması konusundaki işlevini yerine getirmiş demektir. O halde neden olsun bir kez olsun giymediniz? Eve gelip üzerinizde deneyip bedeninize uymadığına mı fark ettiniz? Eğer öyleyse ve eğer artık aynı tarzda ve renkte kıyafet almıyorsanız, o zaman önemli bir işlevini daha yerine getirmiş demektir ve vazgeçerek şöyle söylemekte özgürsünüz, “Seni aldığımda bana verdiğin sevinç için teşekkür ederim”.
Her objenin oynayacak farklı bir rolü vardır. Her kıyafet size havı dökülüp aşınıncaya kadar giymeniz için gelmez. Aynı şey insanlar için de geçerlidir. Hayatınızda karşılaştığınız her insan yakın bir arkadaşınız ya da sevgiliniz olacak değildir. Bazılarını anlaşması zor ve geçimsiz bulabilirsiniz. Ama bu kişiler de size hangi tip insanlardan hoşlandığınıza dair kıymetli bir ders verir, bu nedenle siz de bu özel insanları daha da fazla takdir edersiniz.
Atamayacağınız bir şeyle karşılaştığınızda, onun hayatınızdaki gerçek amacı üzerinde dikkatle düşünün. Sahip olduğunuz şeylerin ne kadarının rolünü yerine getirdiğini görünce şaşıracaksınız. katkılarını kabul ederek ve bunlardan minettarlıkla vazgeçerek, hayatınızı ve sahip olduğunuz şeyleri tam olarak düzene koyabilirsiniz. Sonunda kalacak olanlar gerçekten büyük değer verdiğiniz eşyalar olacaktır.
Sizin için önemli olan şeyleri gerçekten bağrınıza basmak için, ilk olarak amaçlarından uzun yaşamış olanları atmanız gerekir. Artık ihtiyacınız olmayan bir şeyi atmak ne israftır ne de ayıp. Dolapta çok derinlerde gömülü olan veya çekmecede varlığını unuttuğunuz bir eşyaya gerçekten büyük değer verdiğinizi söyleyebilir misiniz?

Eşyalarınn hisleri olsaydı kuşkusuz mutlu olmazlardı. Onları mahkum ettiğiniz hapishaneden çıkarın, özgür bırakın. Onları sürdüğünüz o ıssız adayı terk etmelerine yardım edin. Onları şükranla serbest bırakın. Toplamayı bitirdiğinizde sadece siz değil, eşyalarınız da kendilerini temiz ve yenilenmiş hissedeceklerdir.

Marie kondo / Derle, Topla, Rahatla

Bu kadar başarılı ve anında etki eden bir maskeyi parayla satın alabileceğinizi sanmıyorum.

cilt-bakimi[1]

 

Yıllardır sofralarımızın baş köşesinde yer alan ve binbir derde deva olan yoğurt, cilt sağlığında da oldukça önemli bir role sahiptir.
★ Yoğurt içerisinde çok sayıda çinko minerali bulunur. Çinko minerali ise sivilcelerin temel sebebi olan sebum salgısını azaltır ve ciltteki kızarıklıkları yok eder.
★ Yoğurt antibakteriyel bir maddedir. Bu yüzden de sivilcelerdeki iltihapları yok eder ve sivilcelerdeki bakterilerin yok olmasını sağlar.
★ Cillteki kırışıklıkları düzgün hale gelmesini sağlar ve cildin yenileyerek parlamasını sağlar.
★ Siyah lekelere, kızarıklıklara ve yanıklara uygulanabilir. Hızlı çözüm sağlar ve cilt sorunlarını söküp atar.
Yoğurt Maskesi için Gerekli Malzemeler:
2 yemek kaşığı kadar organik süzme yoğurt
1 yemek kaşığı kadar organik bal
1 yemek kaşığı kadar doğal limon suyu

 

Yoğurt Maskesinin Hazırlanışı: İlk olarak temiz bir kavanoz veya kase tezgaha konulmalıdır. Daha sonra süzme yoğurda bal eklenmelidir. 45 saniye kadar iki karışım iyice karıştırılmalı ve ardından limon suyu bu karışıma eklenmelidir. Yaklaşık 2 dakika kadar daha karıştırılmalı ve karışımın iyice oturduğu gözlemlenirse uygulama kısmına geçilmelidir.
UYGULANIŞI:
Hazırlanan maske istenilen sorunlu bölgeye sürülür. Daha sonra sürülen bölgeye yavaşça yedirmelisiniz.
30 Dakika beklemeli ve ardından temiz su iyice yıkamalısınız.

Kaynak: bitkilog

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

4 Yaşındaki Kız Adama Yaşlı Dedi – Adamın Cevabı Harika Oldu

svaret[1]

Bazen, yaşlı insanları göz ardı ediyoruz. 80 yaşına girdiler diye onların da duyguları ve düşünceleri olduğunu unutuyoruz veya önemsemiyoruz.
Uzun bir hayatınız oldu diye, yeni arkadaşlar edinemezsiniz diye bir kural da yok. Tam aksine, yaşlı insanların ilgiye ihtiyaçları olduklarından, arkadaş edinmeye daha açık oluyorlar.Az sonra okuyacağınız hikâyeyi değerli kulan da bu. Hikâye, 4 yaşındaki Norah ve yaşlı bir adam arasında geçiyor…

Yedi çocuk annesi Tara, 4 yaşındaki kızı Norah ile alışverişe gittiğinde hayatlarını değiştiren bir şey yaşadılar. “Kızım Norah, 4 yaşına girmeden bir gün önce sıradışı bir şey yaşadı.
Kızımı, kreşten aldım ve eve doğru yürüyorduk. Derken, karşıdan karşıya geçen yaşlı bir adam dikkatini çekti.
Annesine ve kulak misafirlerine şöyle bir açıklama yaptı küçük kız: “Yaşlıları çok seviyorum çünkü tıpkı benim gibi yavaş yürüyorlar. Yine aynı benim gibi yumuşacık ciltleri var. Kısa süre sonra hayatlarını kaybedecekler ve bu yüzden onları çok ama çok sevmeliyiz.”
Başta, küçük bir çocuğun bunları söylemesi tuhaf geliyor ancak düşününce böyle bir kızım olduğu için çok şanslı olduğumu anladım.
Kızımın söylediklerinden çok etkilendim ve eve gidince durumu Facebook’ta paylaştım. Kızımın söylediklerinin ne kadar arkasında olduğunu bilmiyordum.

Doğum gününün olduğu ertesi gün, kızımı yine kreşten aldım. Yolda yürürken, yemekten sonra altı kardeşiyle beraber yemek için cupcake istedi.
Doğum günü çocuğuna ‘Hayır’ demek ne mümkün.

Norah’yı, araç şeklindeki market arabasına bindirdim ve cupcake almak için pasta reyonuna gittik. Cupcake aldıktan sonra ben de içecek bir şeyler arıyordum.
Kafamı yana çevirdiğimde Norah’nın arabanın içinde birisine, “Merhaba yaşlı amca! Bugün benim doğum günüm!” dediğini duydum.
Adamın, saçları bembeyaz cildi ise kırışıktı. Kızıma, ‘yaşlı amca!’ demeden önce ikaz etmeye çalışsam da artık çok geçti. Adam, hemen arkasına döndü.
Kızımın söylediğine alınmış olsa bile belli etmedi. Yumuşak bir tavırla, “Merhaba küçük kız! Kaç yaşında girdin bakalım?” diye sordu.
Kızım ve adam bir süre sohbet ettiler. Adam, kızıma “İyi ki doğdun!” dedi ve ayrıldık.

Birkaç dakika sonra kızım, “Anne, yaşlı amcayla fotoğraf çektirebilir miyim?” diye sordu. Çok tatlı bir soruydu ancak adamın kızımla fotoğraf çektirmek istediğinden emin olamadım.
Birkaç reyon ötede yaşlı adamı bulduk ve kendisine, “Kusura bakmayın. Kızımın adı Norah ve bugün doğum günü olduğundan sizinle fotoğraf çektirmek istiyor” dedim.
Adamın şaşkın tavrı bir anda neşe ve mutlulukla yer değiştirdi.
Elinin göğsünün üstüne koyarak şaşırmış bir tavırla, “Fotoğraf mı? Benimle mi?” diye sordu.
“Evet, doğum günüm için” dedi Norah.
Telefonumu çıkardım ve ikisinin fotoğrafını çektim. Kızım elini yaşlı adamın elinin üstüne koydu. Yaşlı adam elleriyle, kızımın minik ellerini okşarken suratında mutlu bir ifade vardı. Kızımın elini öptü ve yanağından makas aldı. Çok sevinmişti. Adını sordum. ‘Bana Dan diyebilirsiniz’ dedi.
Diğer müşterilerin önünü istemeden kapatmış olduk ancak itiraz etmediler. Markette sevgi dolu anlar yaşanıyordu. Norah ve Dan, uzun süredir birbirini görmemiş iki arkadaş gibi sohbet etmeye devam etti.

Biraz sonra Dan’e, bize vakit ayırdığı için teşekkür ettim. Gözleri yaşardı ve “Hayır, asıl ben teşekkür ederim. Uzun süredir geçirdiğim en güzel gündü. Beni çok mutlu ettiniz, Bayan Norah” dedi.
Kızım ve Dan birbirlerine sarıldıktan sonra ayrıldık. Norah, yaşlı adam marketten ayrılana kadar onu izledi.
Kasaya geldiğimizde gözlerim yaşarmadı desem yalan olur.
O gün yaşadığımız olay beni derinden etkiledi ve diğer insanların da bilmesi için Facebook’ta paylaştım.
Olayı anlatan bir mesaj ve ikilinin fotoğrafını koydum Facebook’a.

O gece, yazımı okuyan ve Dan’i tanıyan birisi bana mesaj attı.
Meğerse, geçtiğimiz mart ayında eşi Mary vefat etmiş ve adam yapayalnızmış. Dan ile ilgilenmemiz, mesajı yollayan kişinin çok hoşuna gitmiş.
Mesaj atan kişinin telefon numarasını aldım ve birkaç gün sonra aradım.

Dan’in minik ve sıcacık evini ziyarete gittik. Evin içinde, ona hala eşi Mary’i hatırlatacak fotoğraflar ve eşyalar vardı. Dan, saçını kestirmiş ve tıraş olmuştu. On yaş daha genç görünüyordu. Küçük bir masaya, Norah’nın resim çizmesi için kâğıt ve kalemler çıkardı. Kızımdan, buzdolabının üstüne yapıştırması için kendisine bir resim çizmesini istedi. Kızım da büyük bir istekle kabul etti ve resim çizmeye başladı.
O gün, Dan’in evinde neredeyse üç saat oturduk. Konuşkan ve sevimli kızımdan çok etkilenmişe benziyordu. Kızıma tavuk ikram etti ve yanağına bulaşan ketçabı temizledi.

Tam evden ayrılacaktık ki, bize bahçeye kadar eşlik etti ve bahçesinde yetiştirdiği kırmızı güllerden birini koparıp kızıma verdi. Kızım hala o gülü saklıyor. Gül, kurumuş bir şekilde yastığının altında bekliyor.
Norah, her gün Dan’i soruyor ve adam hakkında endişeleniyor. Adamın, soğukta üşüyor olacağından, yalnız yaşamasından ve hatta sandvinin arasına koyacağı bir peyniri olup olmadığından endişeleniyor. Kızım, adamın mutlu olmasını ve sevildiğini bilmesini istiyor.
Dan de Norah’yı düşünüyor. Birkaç ziyaretimizin ardından bizimle bir sırrını paylaştı. Eşi vefat ettiğinden beri uyuyamıyormuş. Kızımla tanıştığı günden itibaren ise her gece rahatça uyuyormuş. ‘Norah beni hayata döndürdü’ dedi bana.
Bunu duyunca çok duygulandım ve yanaklarımdan gözyaşları süzüldü.

78 yıllık beraberliklerinden sonra, Dan ve Mary sanki hala birbirlerini evlerinde hissediyor gibiydiler.
Norah ve ben, Dan’i her hafta ziyaret etme sözü verdik. 15 dakikalığına bile olsa onu her hafta ziyaret edecektik ve en sevdiği peynirden getirecektik.
Şükran Günü’nde, Dan’i akşam yemeğine davet ettik. Artık o, ailemizin bir parçası. Artık, dokuz kişilik bir aileyiz. Tıpkı Norah’nın da söylediği gibi ‘Onu çok seviyoruz!”.
Bazen, yeni tanıştığımız yabancılar hayatımızı değiştirebiliyor. İnsanlara bir şans verin.”
Hikâyeden çıkarmamız gereken çok ders var. Yaşlı insanlara nazikçe yaşlanmalı ve hallerini hatırlarını sormalıyız. Yeni insanlarla tanışmaktan korkmayın.
Hikâyeyi arkadaşlarınızla paylaşmayı ihmal etmeyin.

kAYNAK: MUCİZE TADINDA

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

Depresyondan Çıkmak İsteyenlere Stephen Hawking’den Çok Önemli 5 Tavsiye

Ekran-Resmi-2018-02-13-14.10.46[1]

İnsanlık tarihinin gelmiş geçmiş en zeki insanlarından biri olarak kabul edilir Stephen Hawking.
İnsanların tarihi boyunca çok az insanın cesaret edebileceği şeyleri sorgulayan, zihnini ve beynini sonuna kadar bilime açmış, bilim için çalıştırmış bir bilim insanı.
Hawking, belki de çok az insanın sahip olabileceği hazineler ile doğmuştu. Onu düşünmesi için sorgulaması için kendini geliştirmesi için teşvik eden bir ailesi ve büyük bir zihin dünyası vardı.

 

Ancak daha 21 yaşında ALS hastalığının çirkin yüzüyle tanıştı. Kariyerinin zirvesine doğru yol olurken bu hastalık en büyük şanssızlığı oldu.
ALS hastalığı yüzünden sandalyeye bağlı olarak yaşamını sürdürmek zorunda kalan Hawking keskin zekası ile bu olumsuzluklara batıp kalmadı. Aksine büyük bir azim ve hevesle kendini fizik bilimine adadı. Doktorlar kendisine iki üç yıl ömür biçti ancak o tüm bu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve rağmen içinde bulunduğu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve big bang teorisi dahil olmak üzere bir çok çalışma ile dünyaya adını duyuran bilim insanı haline geldi.
1)Çıkış her zaman vardır.

Kara delikler bilindiği kadar kara değildir. Önceden düşünüldüğü gibi sonsuz hapishaneler de değillerdir. Kara deliklerin dışına çıkılabilir ve muhtemelen de başka evrenlere geçiş yapabiliriz. Yani bir kara delikte sıkıştığınızı düşünüyorsanız vazgeçmeyin. Çıkış her zaman vardır. Aşağıya değil yukarıdaki yıldızlara bakın. Çalışmaktan vazgeçmeyin. Çalışmak yaşamınıza bir anlam ve amaç katar. Aşkı bulacak kadar da şanslıysanız eğer, bilin ki aşk orada, onu kaybetmemek için her şeyinizi verin.

2)Hayat var olduğu sürece umut da her zaman vardır.

Acı çeken herkesin istediğinde hayatını sona erdirme hakkı olmalıdır. Ama bence bu büyük bir hata olur. Hayat ne kadar kötü görünürse görünsün yapabileceğiniz ve başarabileceğiniz bir şey vardır. Hayat var olduğu sürece umut da her zaman oradadır.
3)Doğru bir bakış açısı ile her şeyi değiştirebilirsiniz.

Eğer hayat sizin önünüze bir engel çıkardıysa, bu sizin suçunuz değildir fakat bu engeli önünüze çıkaran dünyayı suçlamak ve insanlardan yardım beklemek de hiç iyi bir fikir değil. Doğru bir bakış açısı ile bulunduğunuz durumdan maksimum seviyede avantaj sağlayabilirsiniz.
Fiziksel olarak engelli olan birisinin, bu durumun üstüne bir de psikolojik olarak engelli olmayı kaldırması oldukça güçtür. Bence insanlar fiziksel engellerinin zorluk çıkarmayacağı işlerle ilgilenmeliler. Örneğin Olimpiyat oyunlarına dair içimde bir ilgi ya da sevgi beslemiyorum. Öte yandan bilim, engelliler için son derece uygun bir alan çünkü her şey zihinde gerçekleşiyor.
4)İnsanları cesaretlendirin!

Yapamadığım şeyler teorik fizik alanında çalışırken hayatımda tam olarak bir engel oluşturmadı. Ailem, eşim, çocuklarım ve meslektaşlarım hep yardımcı oldular. İnsanlar her zaman başkalarına yardımcı olmaya niyetlilerdir fakat siz de elinizden gelenin en iyisini yaparak onları cesaretlendirmek zorundasınız!
Ve son olarak..

5)Hayat size ekşi limonlar sunmuş olabilir ama şüphesiz onları kullanmanın bir yolunu bulabilirsiniz!

kAYNAK: MÜTHİŞ PSİKOLOJİ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Elif Şafak’ın Kaleminden Dökülen ve Okuyanları Düşündüren 10 Alıntı

elif-safak-firarperest[1]

 

1. “Kaderinse dünya küçüktür, ama kaderin değilse, çıkmaz sokakta bile karşılaşamazsın…”

 

2. ” Ertelemek, yaşamın mayasını kaçırır. Kızdıysan bağır, sevdiysen söyle, özlediysen arkasından koş.”

3. “Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar.
Aşk bir milad demektir.
Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra”
Aynı insan olarak kalmışsak
Yeterince sevmemişiz demektir.
Birini seviyorsan onun için yapabileceğin
En anlamlı şey
“Değişmektir!”.
O kadar çok değişmelisin ki , sen sen olmaktan çıkmalısın…

4. ”… Hava soğuyunca değil, yüreği soğuyunca başlarmış insanın kışı…”
5. “Senin gönlün değişirse, dünya değişir.”

6. “Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, “ne yapalım kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatının hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin..”

7. “Hak yolunda ilerlemek yürek işidir,akıl işi degil.
Kılavuzun daima yüregin olsun,omzun üstündeki kafan degil.
Nefsini bilenlerden ol silenlerden degil!!”

8. “Şayet tembelik ve dedikodu denen iki kanat olmasa şeytan asla bu kadar yüksekten uçamazdı.”

9. “Allah aşkı derya deniz gibidir.Kendi meşrebince her insan ondan su alır.Fakat kimin ne kadar su alacağı kabının büyüklüğüne bağlıdır.
Kiminin kabı fıçıdır,kiminin kova, kiminin Kırbadır, kiminin matara.”

10. “Annem demişti ki birine kızar ya da kırılırsan, kafanda o kişinin çehresini, sevdiğin birinin çehresiyle değiştir.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu 4 Karttan Birini Seçin Ve Yolunuzu Aydınlatacak Büyük Cümleleri İşitin!

bir-kart-secin-filoji[1]

 

Kupa Yedilisi

Tarotun çok anlamlı kartlarından olan Kupa Yedilisi fiziksel alemden kendini uzaklaştırıp duygu ve hayaller aleminde kaybolmaya işaret eder. Bu kartı gören kişi istekler ve hayaller dünyasında kaybolmuş ve ne istediğini neyin peşinde koşacağı konusunda kararsızdır. Kupa yedilisi isteklerin ve hayallarin bizi gerçek hayattan uzaklaştırmasına dikkat çeker ve bize gerçek hayata geri dönme çağrısı yapar. Hayal kurmak ya da isteklerin hiç bitmemesi, gereğinden fazla düşünme gibi eylemler size hiçbir şey kazandırmayacaktır. Bu kart çoğu durunda açık bir uyarıdır. Bu kartı gören kişi hayaller dünyasından çıkıp kendine daha gerçekçi hedefler koymalıdır.

Tılsım İkili

Bu kart sürekli devam eden bir alışkanlık döngüsüne saplandığımızda ve hayatımız tekdüze bir hale geldiği zamanlarda karşımıza çıkar. Bu kartı gören kişi her gün aynı şeyleri yapmakta dolayısıyla aynı sonuçları elde etmektedir. Değişim ancak farklı şeyler denediğimizde, kabuğumuzdan çıkmaya, döngüyü kırmaya cesaret ettiğimizde ve sadece bizim tarafından yapıldığı taktirde hayatımıza girecektir. Bu kartı gören kişinin bu gerçeğin farkına varması gerekmektedir. Karttaki gömülü sonsuzluk işareti (8) bu döngüyü bu şekilde devam ettirdiğimiz sürece sonsuza kadar beklediğimiz değişimin cereyan etmeyeceğini bize hatırlatır. Bu kart bize önem verdiğimiz işlerin hayatta kaçırdığımız şeylerden daha önemsiz olabileceği konusunda uyarı verir. Bu kartı gören kişi çevresine ve kaçırdığı fırsatlara bir kez daha bakmalıdır…
Yıkılan Kule

Ani ve beklenmedik değişimlerin kartıdır. Ancak yıkılan kule kartı güven duygumuzu kaybetmekle de yakından alakalıdır. Tıpkı kulenin bir dış güç tarafından yıkılması gibi bu kart belirdiğinde sahip olduğumuz bir şeyi kaybetmemiz ve kendimize, yaşadığımız çevreye, arkadaşlara veya aileye güvensiz hissetmemiz doğaldır. Yıkılan kule kendimizle yüzleşmediğimiz ve bize acı veren sorunları kendi içimizde halletmediğimiz sürece kaçacak yer olmadığını bize hatırlatır. Bu deşiğim kişinin yaşadığı yerde ya da kendini en güvende hissettiği yerde de yaşanıyor olabilir ve o kadar ani olmuştur ki değişimden kaçma fırsatı bile bulunamayabilir. Ancak amaçta budur zaten, değişen, acı veren, kaçma hissi uyandıran her neyse, onunla yüzleşin. Feraha kavuşmanın tek yolu kendi kendinize düşünmek!

Kılıç Ası

 

Kılıç Ası kaderde çok önemli bir dönüm noktasına varmanın simgesidir. Bu kart ihtiyaç duyulan kararlılığın, kaynağın veya özgüvenin ele geçmesi ve kılıçların kaldırılmasıyla ilgilidir. Kartı görene başarıya ulaşmak için gerekli tüm şartlar sunulmuş ve ihtiyaç duyulan iç cesaret ele geçmiştir. Bu kartı seçen kişiler için önümüzdeki günlerde motivasyon amaca ulaşma arzusu oldukça yüksek olacaktır. Kılıç ası aynı zamanda kişinin kendisinin yanı sıra onu destekleyenlerinde başaracağına olan inancının tam olduğunu gösterir. Bu kartın belirdiği nokta tam anlamıyla kişi için güzel bir başlangıç noktası ve bu süreci tetikleyen olaylar zincirinde ilk olayın cereyan edeceği noktadır. Hazır olun, yakında ok yaydan çıkacaktır ve değişim başlayacaktır…

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu İki Kelimeyi Aklınızdan Çıkarmayın: Kullanmaya Başladığınızda Beyin Yapınızı Değiştiren 2 Kelime

ama-yerine-ve-kullanin[1]

 

‘’İstemeyi bırak, yapmaya başla. Hayatının kontrolünü ele geçir!’’. Bu ifade, usta bir yazar olan ve Standford üniversitesinde profosörlük yapan Bernard Roth’un The Achievement Habit (Başarı Alışkanlığı) adlı kitabının temel ilkelerinden birisidir. Yazara göre, başarıya ulaşmamızın sırrı yalnızca iki kelimeyi kelime dağarcımızdan çıkarıp yerine bu iki sihirli kelimeyi eklemek. Bu yazımızda söz konusu olan yazarın daha iyi bir yaşam sürülmesi adına verdiği tüyoları anlatacağız.

Bernard Roth
1.‘’Ama’’ yerine ‘’ve’’ Kullanın
‘’Sinemaya gitmek istiyorum ama yapacak bir ton işim var’’ yerine ‘’sinemaya gitmek istiyorum ve yapacak bir ton işim var’’ derseniz ne olur sizce?

Profesör Roth şöyle kaleme almış: ‘’ ‘’ama’’ kelimesini kullandığınız zaman eylemler arasında aslında olmasa da bir çatışma çıkarıyorsunuz. Ancak ‘’ve’’ bağlacını kullandığınız zaman beyniniz gayri ihtiyari bir şekilde cümlenin iki kısmını da bir bütün olarak algılıyor.’’
Dilbilim’de bu tür cümle yapıları, bağlacın olduğu yan cümleler arasındaki bağdaştırıcı veya ayrıştırıcı bileşik cümleler olarak bilinmektedir. Esas itibariyle ‘’ama’’ , ‘’buna rağmen’’ , ‘’ancak’’ bağlaçları cümle içersindeki bir ifadeyle diğer bir ifade arasında zıtlık bildirmek için kullanılmaktadır.

Oysa ‘’ve’’ bağlacını ele alırsak, bu bağlacın birleştirici ve daha olumlu bir işlevi vardır.
Buradan hareketle, belki de alışkanlıklarınızı değiştirmenin zamanı gelmiştir. Artık biliyorsunuz ki ‘’yeni bir mobilya alamak istiyorum ama tamir etmem gerek’’ ifadesi yerine ‘’yeni bir mobilya almak istiyorum ve tamir etmem gerek’’ ifadesini kullanmak daha iyi bir seçim olacaktır.
2. ‘’Zorundayım’’ yerine ‘’İstiyorum’’
Roth kitabında şöyle vurgulamış: ‘’Bu alıştırma insanların yaptığı bir takım şeylerin (işe gitmek gibi), hatta onlara zevk vermeyen şeylerin bile aslında kelime seçimleriyle alakalı olduğunu farkına varmasında oldukça etkilidir.’’Sadece küçük bir yüklem değişikliği hayatınızın gidişatını değiştirebilir. Eğer her sabah uyanıp işe gitmeyi ölüm olarak gürüyorsanız hayatınız cehenneme dönecektir.

 

Fakat işin aslına bakacak olursanız, bir şeyleri değiştirmek düşündüğünüzden daha kolay. Sadece her sabah işinizle ilgili neyi sevdiğinizi düşünün. Örneğin, karmaşık bir projeyi bitirmenin size verdiği o rahatlama hissini veya meslektaşlarınızla çay içip hoş vakit geçirdiğinizi düşünebilirsiniz. Aynı zamanda işten evinize gelip de ailenize kavuştuğunuz o anı da düşünebilirsiniz. İster inanın ister inanmayın, bu basit strateji sizi bütün gün pozitif bir enerjiyle yüklü tutacaktır.

Öylece oturup çalıştığınız günün sonlanmasını beklemek yerine, çalıştığınız şirket hakkında ne yapmak istediğinizi, nasıl iyi getirisi olan bir kariyer elde edebileceğinizi, becerilerinizi sergileyebileceğinizi ve kendinizi nasıl ödüllendirebileceğinizi düşünün. Eğer genel olarak işinizden nefret ediyor ve bununla ilgili hiçbir şeyi de değiştirmek istiyorsanız suçlamanız gereken tek kişi kendinizsiniz.

 

Gördüğünüz gibi, ‘’ailemi ziyaret etmek zorundayım/gerek’’ yerine ‘’ailemi ziyaret etmek istiyorum’’ arasında dağlar kadar fark var. Ne hakkında konuştuğunuzun bir önemi olmaksızın, her zaman ‘’zorundayım’’ yerine ‘’istiyorum’’ demek daha iyidir. Bu stratejiyi hayata geçirmek kolay değildir AMA başarıya ulaşmak ZORUNDAYSANIZ bu strateji gereklidir. Ancak bu strateji başarıya ulaşmak İSTİYORSANIZ gerekli VE de kolaydır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Geceleri Yatağının Altına Soğan Koyuyordu – Nedenini Öğrenenler Çok Şaşırdı

loken[1]

Meyve ve sebze tüketmenin sağlığımıza ne kadar yararlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak bilmedikleriniz de var.
Meyve ve sebzeler, dünyanın farklı yerlerinde alternatif tıpta kullanılıyorlar. Bazılarının tadı güzel olmasa da önemli olan sağlıklı olmaları.
Onlardan biri de soğan.
Elbette dünyanın her yerinde, her mutfağında soğan kullanılıyor. Ancak kullanış şekli farklı.

İlaç gibi sebze

Yapılan birçok araştırmada soğanın kalbe iyi geldiği kanıtlandı. Soğanın kokusunda bulunan hidrojen sülfitin damarlara iyi geldiğin biliniyor.
Ek olarak soğan antioksidan kaynağıdır. Zinde olmak ve sinir sisteminizi güçlendirmek için antioksidanlar şarttır.
Öksürüğe karşı soğan
Gün geçtikçe soğuk algınlığına daha çabuk yakalanır hale geldik. Öksürük de soğuk algınlığının olmazsa olmazı.
Soğan, öksürüğe iyi geliyor.
Yapmanız gereken:
1- Yarım soğanı kâsenin içine koyun.
2- Üstüne kaynar su dökün. Ardından kâseyi yemek masasının üstüne veya yatağınızın altına koyun.
3- Uyuyun. Ertesi gün odanız soğan kokabilir ancak değiyor. Uyandığınızda öksürüğünüzden eser kalmadığını göreceksiniz.

Ucuz, zararsız ve doğal

Yukarıdaki yöntemi deneyenler işe yaradığını söylüyorlar. Uyandıktan sonra solunum yollarının açıldığını farketmişler.

Kaynak: newsner

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Cevizin İçinden Çıkan Kabukların İnanılmaz Faydaları…

29314749_2138600682827598_3344977889413038080_n[1]

 

Cevizin içinden çıkan kabukların faydası nedir : Bir çoğumuz cevizi kabuklu alıp tüketiyoruz . Bilmeyenler için bir bilgi paylaşmak istiyoruz : Cevizi kırdığımızda 2 ceviz parçasının arasında bulunan ağaç yaprağı gibi olan resimde gördüğünüz parçaları lütfen atmayınız !!!
Yıllar önce çok değerli bir büyüğüm tavsiye etmişti bu yapraklar, görünüm itibariyle de sanki akciğerlerimize benzemektedir ve bir tutamı bir fincan ile sadece 2-3 dk kaynatılarak içildiğinde özellikle öksürüğe ve balgam problemine çok iyi gelmektedir.
Ayrıca içinde bulunan omega ile yağ yakımı aktif hale geliyor ve faydalı kollestrol ile damar sağlığını koruyor…
Kötü kollestrolü olanlar ceviz içi ile birlikte mutlaka Cevizin içinden çıkan kabukları çay ile beraber tüketmelidir.
Bölgesel yağlanması olanlar, diyet yaptığı halde göbek ve basenlerinde fazlalık olanlar için ideal bir yağ eritme ve kilo verme kürürür.
Mutlaka deneyin arkadaşlar, özellikle de ilaç almasını istemediğimiz çocuklarımız için mükemmel bir şifa kaynağı. ..
Demlendiğinde rengi tıpkı normal çay gibi olan ve içimi de gayet güzel olan bu bitki çayını yaş sınırı olmadan çocuklarınıza içirirken az miktar bal ile tatlandırabilirsiniz.
Sizlerde özellikle soğuk havalarda bu çaydan faydalanabilirsiniz.

Bitki Alemi kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Resimde ilk gördüğün hayvan hangisi?

unnamed[3]

 

Resimde ilk gördüğün hayvan hangisi?
Tavşan mı yoksa ördek mi? Cevabın kişiliğin hakkında birçok ipucu verecek!

TAVŞAN GÖRDÜYSEN: İYİMSER

Sen, sakin, uyumlu ve pozitif bir insansın. Hayatın güzel yanlarını görmeyi tercih ediyorsun

ÖRDEK GÖRDÜYSEN: GERÇEKÇİ

Sen oldukça gerçekçi ve mantıklı bir insansın. Az rastlanır türden pratik bir zekaya sahipsin.

HER İKİSİNİ DE GÖRDÜYSEN: YARATICI

Sen yaratıcı ve sanatçı ruhlu bir insansın. Çok kültürlü ve entelektüelsin.

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İLK GÖRDÜĞÜN ŞEY ZİHİN YAŞINI ORTAYA ÇIKARIYOR.

dansçı[1]

 

İlk olarak iki dansçı gördüysen zihinsel yaşın “16”

İnsanlara karşı çömert davranan ve olağanüstü enerjin ile onları mutlu edebilen birisin.Sen küçük bir çocuk gibi enerjik ve hareketlisin. Her duruma çok olumlu ve tüm iyi niyetinle yaklaşıyorsun. İnsanlara karşı cömert davranan ve olağanüstü enerjin ile onları mutlu edebilen birisin. Sen asla büyümekten yana olmadın. İçindeki çocuk hep seninle olacak!

 

İlk olarak zırhlı şovalye gördüysen zihinsel yaşın “27”

Zihinsel yaşın,gereksiz yere kaygılanmak yerine,harekete geçebilen cesur biri olduğunu gösteriyor.Senin zihnin, birçok genç insanınki kadar aktif. Bununla birlikte, diğer gençlerin aksine, sen stres altındayken ya da yoğun duygular yaşadın bir anında bile endişelenmiyor ve sakinliğini koruyabiliyorsun. Sen gereksiz yere kaygılanmak yerine harekete geçiyorsun. Kendine güvenin tam ve çok cesur birisin!

 

İlk olarak bir adam gördüysen zihinsel yaşın “42”

Zihinsel yaşın hayattaki birçok zorluğu tecrübe etmiş bir olgunluk seviyesine eriştiğini gösteriyor.Sen her yağmurdan sonra gökkuşağının çıkacağını ve kara bulutların dağılacağını biliyorsun. Zor günlerin geçici olduğunu ve bu tarz şeyler için üzülmeye gerek olmadığının gayet farkındasın. Mutlu olunabilecek illa bir şeyler vardır. Sen bu inançla güçlü kalabiliyorsun. Hayata karşı her zaman pozitifsin ve cesaretin takdire şayan!

Ortaya Karışık kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »