Sürekli Geçmişten Ders Alarak Başarıya Ulaşan Japonlara Ait 21 Atasözü

japon-naruto1

 

 

1. İlk karını sana Tanrı, ikinci karını insanlar, üçüncüsünü ise şeytan gönderir.

2. Para eğer hizmetkârın değilse, efendin olur.

3. Savaşı bilmeyen, barışı da bilmez.

4. Kızgın adam hayatta girdiği tüm savaşlarda yenik ayrılır.

5. Para kazanmak iğneyle kuyu kazmak gibi; para harcamak kuma su dökmek gibi.

6. Âşık, sivilceyi gamze sanır.

7. Adam mevki sahibi olmaya görsün, köpeği bile mağrur eda takınır.

8. Pişmanlık duymayanı bağışlamak suya resim yapmakla birdir.

9. Göze batan çivi, çekici yer.

10. Eylemsiz öngörü hayal görmek, öngörüsüz eylem karabasan görmektir.

11. En iyi kılıç, kınında tutulan kılıçtır.

12. Zafer pek bir şey öğretmez; yenilgi çok şey öğretir.

13. Yalan dörtnala gider. Hakikat ise adım adım yürür, fakat yine de vaktinde yetişir.

14. Sular yükselince gemiler de yükselir.

15. Yedi kez düş, sekiz kez ayağa kalk.

16. Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

Sanatçıyım diyebilmek için, ustanı geçeceksin ve kendini geçecek bir öğrenci yetiştireceksin.

17. Biri beni aldatırsa yazıklar olsun ona; iki kez aldatırsa yazıklar olsun bana.

18. Pirincin içindeki siyah taştan değil, beyaz taştan korkun!

19. Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez.

20. Bilgi, eğer bilge değilsen, eşeğin sırtına vurulmuş kitap yükü gibidir.

21. Okuduğun her şeye inanacaksan, hiç okuma daha iyi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Duygularınızın Organlarınızın Üstüne Etkisi…

14333162_656584977842068_2771317355235708018_n1

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

OSHO’dan Bir Sufi Öyküsü…

469066-3-4-228bd1

 

ACI TORBASI… (OSHO’dan Bir Sufi Öyküsü )

Bir adam çok acı çekiyormuş ve her gün Tanrıya dua edip,
Neden ben? Başka herkes çok mutlu görünüyor,
ben neden böyle acı çekiyorum? Diyormuş.

Bir gün büyük bir umutsuzlukla Tanrıya dua etmiş:
Bana başka herhangi birinin acısını verebilirsin,
onu kabul etmeye hazırım ama benim acımı al. Artık dayanamıyorum.

O gece güzel bir rüya görmüş güzel ve çok açıklayıcı.
O gece rüyasında Tanrının gökyüzünde görünüp herkese,
Bütün acılarınızı tapınağa getirin, dediğini görmüş.

Herkes kendi acısından bıkmış durumdaymış aslında
herkes hayatının bir döneminde,
Herhangi birinin acısını kabul etmeye hazırım ama benimki al;
benimki çok fazla, dayanılmaz, diyormuş.

Böylece herkes kendi acılarını torbalara doldurmuş, tapınağa gitmiş
ve herkes çok mutlu görünüyormuş;
artık dualarının kabul olduğunu düşünüyorlarmış.

Bizim adam da tapınağa koşmuş. Tanrı,
Torbalarınızı duvar kenarına koyun, demiş.
Bütün torbalar duvar kenarına konmuş ve Tanrı,
Şimdi seçebilirsiniz, demiş.
Herkes istediği torbayı alabilir.

Ve en şaşırtıcı şey şuymuş: bu her zaman dua eden adam,
başka herkesten önce kendi torbasını seçebilmek için yanına koşmuş!
Ama çok şaşırmış çünkü herkes kendi torbasına koşuyor
ve tekrar onu seçmekten mutlu görünüyormuş.

Ne oluyormuş?

İlk defa olarak herkes başkalarının sefaletlerini,
başkalarının acılarını görüyormuş
onların torbaları da büyükmüş, hatta daha da büyükmüş!

Ve ikinci sorun şuydu ki, insan kendi acılarına alışıyordu.
Şimdi başka birininkini seçmek? Torbada ne tür acılar olduğunu kim bilebilirdi?

Uğraşmak niye?

En azından kendi acılarını tanırsın, onlara alışmışsındır, katlanılabilirler.
Yıllarca onlara katlanmışsındır niye bilinmeyeni seçesin?

Herkes evine mutlu bir şekilde dönmüş.

Hiçbir şey değişmemiş, aynı acıları geri götürüyorlarmış ama
herkes kendi torbasını alabildiği için mutluymuş ve gülümsüyormuş.

Ertesi sabah Tanrıya dua etmiş ve Dua için teşekkür ederim, demiş.
Bir daha asla böyle bir şey istemeyeceğim.

Sen bana her ne verdiysen iyidir, benim için iyi olmalı ki bana verdin…

Osho

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bireysel Özgüveni Yakalamak İçin 4 Tavsiye…

ozguven-nedir3-570x1941

 

Özgüvenli olun arkadaşlar diye paylaşıyorum..:))

psikolog Dr. Jennifer Crocker BİREYSEL ÖZGÜVENİ yakalamak için 4 tavsiyede bulunuyor:

1- Duygularını sorgula: Ne konuda olursa olsun bir eleştiri aldığında kalp atışların artıyor, ellerin titremeye başlıyorsa içindeki “canavar ego” uyanıyor demektir. Sakin ol ve dinle. Elindeki parmakların bile birbirinden farklı boy şekilde iken 2 insan bir konuda nasıl aynı düşünebilir ki? Dinleyebilmen ve “Bu konuda düşüneceğim” demen saygınlığını artırır. Saygınlık ise özgüvenini körükler.

2- Kendi kendine “Neden?” diye sor: Yaptığın işlerde kendi kendine bunu niçin yaptığını sor. Sebepler içerisinde korku ve kaybetme içeriği varsa yanlış yoldasın. Yaptığın her şeyi başkalarından takdir toplamak için değil kendini geliştirmek için yaptığına odaklan. Hem yaptığın işte uzmanlaşır hem de saygınlık ve özgüven kazanırsın.

3- Neye ve kime hizmet veriyorsun?: Yaptığın iş sırasında kazanacağın kariyer ve paradan çok üretiminin kime ne tür faydası olacağına odaklanırsan gece yatağa uzandığında kendinle gurur duyarsın, özgüvenin artar.

4- Empati duygularını uyandır: Özgüven uyandıran en büyük faktör bu 4. faktördür. Başkalarının duygularını hissetmeye çalışmak, kendini onun yerine koyabilmek kapalı olduğunu fark etmediğin gözünü açar. Kapalı güzün açılması, ressam Alex Andreyev’in tablosunda çizdiği gibi acı verir ama özgüven kazandırır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başarının 7 ruhsal kuralı.

deepak-chopra-meditation1

1. Saf Güç Kuralı

Bizlerin asıl hali saf bilinçliliktir; bu da saf güç demektir. Saf bilinçlilik ruhsal özümüzdür, sonsuz ve sınırsızdır, saf coşkudur, saf bilgidir, sonsuz sessizliktir, kusursuz dengedir, yenilmezliktir, basitliktir, mutluluktur.

“Saf Güç” Kuralının uygulanması:

* Sessiz olmak için her gün zaman ayırın. Günde iki defa derin düşünme yapın.

* Doğayla baş başa kalabilmek ve her varlığın içindeki zekâya şahit olmak için her gün zaman ayırın.

* Yargılamayın. Güne “Bugün hiçbir şeyi yargılamayacağım.” sözüyle başlayın.

2. Verme Kuralı

Evren dinamik alışveriş ile var olmaktadır. Vermek ve almak evrendeki enerji akışının değişik görünüşleridir. Aramakta olduğumuz şeyi vermeye istekli olmakla, evrenin bereketinin yaşamımıza yansımasını sağlarız. Coşku istiyorsanız başkalarına coşku verin; sevgi istiyorsanız sevgi vermeyi öğrenin; ilgi ve takdir istiyorsanız ilgi ve takdir göstermeyi öğrenin; maddi zenginlik istiyorsanız başkalarının zengin olmaları için yardımcı olun.

“Verme” Kuralının uygulanması:

* Nereye gidersem, kime rastlarsam onlara bir hediye vereceğim. Bu hediye hoş bir söz, bir çiçek veya dua olabilir.

* Bugün yaşamın bana vereceği bütün hediyeleri şükranla alacağım. Doğanın hediyelerini alacağım; bunlar, güneş ışını ve kuş sesleri, Başkalarından gelecek madde, para, kompliman veya dua şeklindeki hediyeleri almak için açık olacağım.

* İnsanlara her rastlayışımda onlara mutluluk ve coşku dileyeceğim.

3. “Karma” veya Etki ve Tepki Kuralı

Her hareket bize aynen geri dönen bir enerji gücü yaratır. Ne ekersek onu biçeriz. Başkalarına mutluluk ve başarı getiren hareketlerde bulunduğumuz zaman, “karma”mızın meyvesi da mutluluk ve başarı olacaktır.

“Karma” Kuralının Uygulanması:

* Bugün yaptığım bütün seçimlerin şahidi olacağım. Gelecekteki herhangi bir ana hazırlık yapmanın en iyi yolunun şimdiki anın tam bilincinde olmak olduğunu bileceğim.

* Her seçim yaptığımda kendime şu iki soruyu soracağım: “Yapmakta olduğum bu seçimin sonuçları neler olacaktır?” ve “Bu seçim bana ve bu seçimden etkilenen diğer insanlara doyum ve mutluluk getirecek midir?”

* Yapmış olduğum seçim bana rahatlık veriyorsa, o seçimi tamamen teslim olarak uygularım. Yapmış olduğum seçim bana rahatlık vermiyorsa, hareketimin sonuçlarını içgörümle görürüm. Bu yol gösteri kendim ve çevremdeki bütün insanlar için kendiliğinden doğru seçimler yapmamı sağlayacaktır.

4. En Az Çaba Kuralı

Doğanın “zekâsı” işlevlerini en az çabayla yerine getirir, Kaygısızca, uyum içinde ve sevgiyle. Otlar büyümeye çalışmazlar, sadece büyürler. Balıklar yüzmeye çalışmazlar, sadece yüzerler. Hareketleriniz sevgi tarafından yönlendirildiğinde en az çaba harcanır; çünkü doğa, yaşamını sevgi enerjisiyle sürdürür. Egoya önem vermek çok fazla enerji tüketir.

“En Az Çaba” Kuralının Uygulanması:

* Kabul etmeyi uygulayacağım. Bugün, insanları, durumu, şartları ve olayları olduğu gibi kabul edeceğim. Bu anın olması gerektiği gibi olduğunu biliyorum, çünkü bütün evren olması gerektiği gibi.

* İçinde bulunduğum durumun sorumluluğunu kabul edeceğim. Sorumluluk almanın, içinde bulunduğum durum için hiç kimseyi ve hiçbir şeyi suçlamamak olduğunu biliyorum.

* Görüşlerimi savunmak alışkanlığından vazgeçeceğim. Başkalarını benim görüşlerimi kabul için ikna etmeye çalışmayacağım. Bütün görüşlere açık olacağım ve hiçbir görüşe kaskatı bağlı olmayacağım.

5. Niyet ve Arzu Kuralı

Saf güç alanında niyet ve arzu sonsuz düzenleme gücüne sahiptir. Dikkat, enerji verir, niyet dönüştürür. Dikkatinizi neye yoğunlaştırırsanız, onun, yaşamınızda daha önemli bir yeri olacaktır. Diğer ruhsal başarı kurallarına uymak kaydıyla, dikkatinizi üzerinde yoğunlaştırdığınız şeye ilginiz, niyet edilen sonucun alınması için sonsuz uzay-zaman olayları yaratır. Bunun gerçekleşmesi için, niyetiniz insanlığın iyiliğini gözetmelidir.

“Niyet ve Arzu” Kuralının Uygulanması:

* Arzularımın listesini yapacağım. Bu listeyi her zaman yanımda taşıyacağım. Sessizlik ve meditasyona geçmeden önce bu listeye bakacağım. Gece uyumadan önce bu listeye bakacağım. Sabah uyandığımda bu listeye yine bakacağım.

* Olayların istediğim gibi gelişmediği zamanlarda, bunun için bir sebep bulunduğuna ve kozmik planın düşünebildiğimden çok daha büyük olduğuna inanarak, arzularımın listesini serbest bırakıp onu yaradana teslim edeceğim.

* Bütün hareketlerimde, şimdiki anın farkındalığının gerekliliğini kendime hatırlatacağım. Engellerin dikkatimi dağıtmalarına izin vermeyeceğim. Şimdiki zamanı olduğu gibi kabul edeceğim ve geleceği, el üstünde tuttuğum niyetlerim ve arzularımla gerçekleştireceğim.

6. “Ayrı Olmak” Kuralı

Belirsizliğin hikmeti “ayrı olmak”tır. Belirsizliğin hikmeti, geçmişten, geçmişte yaşanan şartlanmadan ve bilinenden kurtulmakta yatar. Bilinmeyene ve saf güç alanına doğru yönelmekteki istekliliğimizle, evrene güzel hareketlerini yaptıran yaratıcı zekâya kendimizi teslim ederiz.

Fiziksel evrende herhangi bir şeyi elde etmek için, o şeye olan bağımlılığınızdan vazgeçmeniz gerekir.Bu, arzunuzu gerçekleştirmek için gerekli olan niyetten vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Niyetinizden vazgeçmiyorsunuz; arzunuzdan da vazgeçmiyorsunuz. Sonuca bağımlılıktan vazgeçiyorsunuz.

Ayrı olmak kuralı, evrimin oluşmasını hızlandırır. Bu kuralı anladığınızda, kendinizi çözümü zorlamaya mecbur hissetmezsiniz. Sorunun çözümünü zorlarsanız sadece yeni sorunların oluşmasına sebep olursunuz.Halbuki dikkatinizi belirsizliğin üzerinde yoğunlaştırır ve kargaşa içinden çözümün çıkmasını beklerken- belirsizliği yaşarsanız, ortaya harika ve heyecan verici şeyler çıkar.

“Ayrı Olmak” Kuralının Uygulanması:

* Bugün, kendime ve çevremdekilere oldukları gibi olmaları özgürlüğünü tanıyacağım.

* Belirsizliği kabullenme arzumdan dolayı, sorunların, karışıklığın çözümü kendiliğinden oluşacaktır. Belirsizliğin özgürlüğe giden yol olmasından dolayı, belirsizlik ne kadar fazla olursa kendimi o kadar güvende hissedeceğim. Belirsizliğin hikmetiyle güvene kavuşacağım.

* “Tüm olasılıklar alanı”na girerek, sonsuz seçime açık olduğumda yaşayabileceğim heyecanı öngöreceğim. Tüm olasılıklar alanına girdiğimde yaşamın tüm macera, gizem ve büyüsünü yaşayacağım.

7. “Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralı

Herkesin yaşamda bir amacı ve başkalarına verecek özel bir hediyesi veya yeteneği vardır. Bu özel yeteneği başkalarına hizmetle birleştirdiğimizde, kendi ruhumuzun coşkusunu ve sevincini yaşarız. Bu da bütün amaçların esas ve nihai amacıdır.

“Dharma” veya “Yaşamın Amacı” Kuralının Uygulanması:

* Ruhumun derinliklerinde oluşmakta olan Tanrıyı sevgiyle besleyeceğim. Dikkatimi hem bedenimi hem de aklımı hareketlendiren ruha yönlendireceğim.

* Özel yeteneklerimin bir listesini yapacağım. Özel yeteneklerimi ifade ettiğimde ve onları insanlığın hizmetinde kullandığımda zamanın nasıl geçtiğinin farkında olmadan hem kendi hayatımda hem de başkalarının hayatlarında bolluk yaratacağım.

* Her gün, kendime, “Nasıl hizmet edebilirim?” ve “Nasıl yardım edebilirim?” diye soracağım. Bu soruların cevapları insanlara sevgiyle yardım ve hizmet etmemi sağlayacaktır.
Kaynak: Başarının 7 ruhsal kuralı
Deepak Chopra

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER ŞEYDE BİR HAYIR VARDIR

14232574_10208989797559361_8424116230975366844_n1
İki melek yeryüzünü dolaşmaya çıkmışlar. Tabii insan kılığında. Akşam olmuş. Kentin en zengin semtinde lüks bir villanın kapısını Tanrı misafiri olarak çalmışlar. Ev sahipleri somurtarak buyur etmişler onları. Yemek falan teklif etmemişler. Sıcacık misafir odaları yerine, buz gibi ve nemli bodruma iki şilte atıp;
“Geceyi burada geçirebilirsiniz” demişler. Şilteleri betona sererken, yaşlı melek duvarda bir çatlak görmüş. Elini uzatmış. Şöyle bir sürmüş yarığa. Duvar eskisinden sağlam olmuş. Genç melek:
“Niye yaptın bunu?” diye sormuş merakla.
“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir” demiş yaşlı melek yavaşça.
Ertesi akşam melekler bir köy evinde çok fakir, ama çok iyiliksever bir aileye misafir olmuşlar. Her şeyleri bir tanecik inekleri imiş. Onun sütünü satıp geçiniyorlarmış. Ev sahipleri mütevazı sofralarına almış onları. Allah ne verdiyse beraber yemişler. Yatma zamanı gelince kadın:
“Siz uzun yoldan geliyorsunuz, yorgun olmalısınız”demiş. “Bizim yatakta siz yatın, bir rahat uyuyun. Biz şu divanda idare ederiz.”
Güneş doğarken uyanan melekler, zavallı adamla karısını iki gözleri iki çeşme ağlar bulmuşlar. Hayattaki tek servetleri inekleri bahçede ölü yatıyormuş. Genç melek öfkeden deliye dönmüş.
“Bunu nasıl yaparsın. Bu kadar iyi insanların yegane servetinin ölmesine nasıl izin verirsin. Önceki gece gittiğimiz villada her şey vardı, ama kötü ev sahipleri bize hiçbir şey vermediler. Sen onların bodrumlarını tamir ettin. Bu fakir insanlar bizimle her şeylerini paylaştılar ineklerinin ölmesine göz yumdun?..”
“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş, yaşlı melek gene.
“Nasıl yani?” diye daha da öfkeyle yinelemiş sorusunu genç melek.
“Her şey her zaman göründüğü gibi değildir evlat” demiş yaşlı melek bir daha. Ve anlatmış.
“İlk gittiğimiz zengin evinin o duvar çatlağının içinde yıllar önceden saklanmış bir hazine vardı. Ev sahipleri, zenginlikleri ile çok mağrur, ama hiç paylaşmayı sevmeyen insanlar oldukları için bu defineyi bulmayı hakketmemişlerdi. Çatlağı kapayıp, onları bu hazineden ebediyen mahrum ettim. Dün gece fakir köylünün yatağında yatarken ölüm meleği, adamın karısını almaya geldi. Kadının hayatını bağışlamasına karşılık ona ineği verdim. her şey her zaman göründüğü gibi değildir. İşler bazen istendiği gibi gitmez göründüğünde, aslında olan budur. Eğer inançlı isen, her işte bir hayır olduğunu düşünürsün. O hayrın ne olduğunu da, bir süre sonra anlarsın.
alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatta Kayboldum Diyorsan Sana Yol Gösterecek 7 Davrnış…

dunyanin-farkli-yerlerinden-yol-manzaralari_780x4381

 

Dünyaya geldiğimizde yüksek bir enerji ile hayata başlarız. Tüm hücreler ve organlar için bu enerji gereklidir. Bu andan itibaren enerjimiz yavaş yavaş tüketilmeye başlanır. Ailemiz tarafından, dostlarımız ve tabii ki düşmanlarımız tarafından. Kendimizi düşük enerjimizle hayatta ki amacımızı kaybetmiş olarak buluruz. Hayat ormanında kaybolmuşuzdur.

Yolculuğa başladığınızda sizin için hedefin önemli olduğunu düşünürsünüz. Fakat hedefe ulaştığınızda asıl önemli olanın hedef değil yolculuk olduğunu anlarsınız.

Kendinizi bu şekilde hissediyorsanız bu 7 yol işinize yarayacaktır.

İç Sesini Dinlemelisin. İç sesin asla aldatılamaz. O yanıltılamaz ve sana yardım etmek için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Onun yol göstermesine izin vermelisin.

Diğer İnsanları Dinlememek. Diğer insanları dinleyeceksem yolumu nasıl bulabilirim ki…

Çocukluk Hayalini Hatırla. Herkesin çocukluk hayalleri vardır. Genellikle iş hayatının bir kaç yılından sonra bu hayallerden vazgeçer ve şunu söyleriz. Gerçek hayat berbat bir yermiş. İçindeki çocuğa gülümse ve onu yaşat. Göreceksin sana yol gösterecektir.

Gerçek Amacını Keşfet. İnsanların bu hayatta var olmaların asıl sebebi manevi sınavları geçmek ve ruhsal olarak yükselmektir. Ama dünya bize şunu aşılar. Popüler ol. Zengin ve ünlü ol. Pek çok kişisel gelişim uzmanı da size bu yolda yapmanız gerekenleri aşılarlar. Gerçek amacımız iyi ve doğru insan profiline ulaşabilmektir.

Hedeflerinize Ortaklar Bulun. Sizinle aynı hedefleri olan ve aynı amaçlar için mücadele edecek insanlar ve dernekler bulabilirsiniz. Bu size yol gösterecektir
devamı…

Hayatınızda Örnek Olacak Kişiyi Bulun. Size yol gösterecek ve size ilham verecek kişiyi keşfetmediyseniz hata yapıyorsunuz. O kişiyi keşfedin. Bir arkadaşım Elektrik Mühendisliğini Tesla’ya olan hayranlığı yüzünden okumuştu. Tesla onun ilham kaynağıydı. Onunla ilgili her yazıyı okuyor ve başarı bu sayede onu buluyordu.

Zamanı Fark Edin. Anın değerini bilin. Şimdi en önemli zamandır ve kesinlikle tekrarı yoktur. Bir kuantum bilimciye eşsiz olan bir şey sormuşlar. Şimdi demiş. Hiç bir zaman şu anın birebir aynısı olmaz. Tüm her şeyi birebir kopyalayacak bir makina bile yapılsa mutlaka bir iki atom farklı olurdu. Şimdiki zaman tek gerçek zamandır. Şu anın değerini bilin ve anda kalın. Göreceksiniz Hayat size yol gösterecek…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

ÜZÜNTÜSÜZ YAŞAMA SANATI

HDResim.net

Üzüntüsüz yaşama sanatı
Epiktetos yirmi asır önce demiştir ki:
“Kader önünde sonunda şöyle veya böyle günahlarımızın bedelini önümüze koyar
Görünen ya da görünmeyen zaman içinde herkes günahlarının bedelini öder,
Ektiğini biçer ”

“Bunu bilen adam kimseye kızmaz, gücenmez, kimseyi aşağılamaz,
kimseyi itham etmez,
kimseden nefret etmez,
kimseye kin tutmaz

Bunu bilen adam karşılaştığı aksiliklere şaşmaz
Önüne çıkan maddi-manevi engellerin kendi günahlarından
başka bir şey olmadığını bilir”

Düşmanlarınızı düşünmek için ayıracağınız bir dakika bile düşmanlarınızdan daha değerlidir Nefret ve intikam hissi size büyük zararlar verir

Aristo şöyle diyor:
“İdeal insan iyilik yapmaktan zevk alır Kendisine iyilik yapılırsa mahcubiyet duyar Çünkü iyilik yapmak üstünlük işareti, bir iyiliğe muhtaç duruma düşmek zaaf işaretidir”

Karşılaşacağımız nankörlükten dolayı üzülmemek için hazırlıklı olalım Karşılık beklemeden iyilik yapalım

Mutluluk minnet beklemekte değil, minnet gösterilmesinden rahatsızlık duyulacak olgunluğa erişmektir

1) Dinleme Ama gerçekten dinleyin Kesmeden, hayal kurmadan, vereceğiniz cevabı düşünmeden Can kulağıyla dinleyin

2) Sevgi Kucaklamalar, öpücükler, sırt sıvazlamalar ve el tutmalar konusunda cömert olun Bu ufak hareketler, aileniz ve dostlarınıza olan sevginizi daha açık göstermenizi sağlayabilir

3) Kahkaha Fıkra anlatın, neşeli hikâyeleri paylaşın Bu armağanınız “seninle birlikte gülmeyi seviyorum” anlamına gelir

4) Yazılı bir not Basit bir “Yardımın için teşekkürler” notu, ya da belki bir şiir Kısa, elle yazılmış bir not bazen ömür boyu hatırlanır

5) İltifat Basit, içtenlikle söylenen bir söz (“Bu renk sana ne çok yakışmış”, “Harika bir iş çıkardın”, “Yemek nefis olmuş” gibi) karşınızdakinin içini aydınlatır

6) İyilik Her gün, rutininizi kırıp birisine hoş, nazik bir şey yapın

7) Yalnızlık Bazen tek istediğimiz yalnız kalmaktır Bu anlara duyarlı olun ve ihtiyacı olana yalnız kalma armağanını verin

8) Neşeli bir yapı Birine tatlı bir söz söylemek gibisi yoktur Selâm vermek veya teşekkür etmek o kadar zor mu?

* Alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatınızı Kilitleyen 4 Şey

kahve-falinda-dere-gormek1

 

Düşüncelerimiz ve hayallerimiz var. Biz hayatımızın mimarlarıyız. Fakat bazen ne kadar çabalasakta bir yerlere varamıyor ve kilitleniyoruz. Enerjimizi ve yolumuzu kilitleyen olayları kaldırmamız lazım. Bu yazımızda hayat enerjinizi ve hayatınızı kilitleyen 4 şeyi hayatımızdan çıkaralım.

HAYATINIZI KİLİTLEYEN 4 ŞEY

Sözlerine Dikkat Et.
Söylediğin her şey enerjini yükseltir veya alçaltır. Bilinçaltın seni dinliyor ve ruhsal gücünde öyle. Söylediğimiz ve düşündüğümüz her şey hayatımıza pozitif veya negatif etki ediyor. Enerjinizi hissedin ve onu yönlendirin. “Başaramam” ” Şimdiye kadar ne yaptım ki” “BEN BÖYLEYİM İŞTE” tüm cümleler sizi kilitliyor.

Gelecek ve geçmiş yaşam denkleminin dışındadır.
Şimdiye odaklanın çünkü size sadece şu an verildi. Bunu anlamamakta inat edebilirsiniz. Çünkü bilincimiz geçmiş ve geleceğin kendine ait olduğuna inanır. Bilincimiz ve benliğimiz bunu yaparken şimdiyi kaçırır ellerinden. Şimdide yaşayın şu anda kalın ve kaygılarınızdan uzaklaşın. Göreceksiniz hayatınızı kilitleyen şeyler bitecek.

Bahanelerimiz.
Durmadan söylenip duran bir adam veya kadın olduk zamanla. Bahanelerimizden güçlü olamazsak hedeflerimiz kilitlenir. Bizi diğer kişilerden ayıran gerçek özellik budur. Bahane sunarak yaşamaktan vazgeçin. En çok kendimize söylediğimiz o masum tatlı yalanlardan da vazgeçelim artık. Hayatımızın gerçek sahibi biziz ve hedeflerimiz için mücadele etmeliyiz.

Çok ciddiye almak.
Herkesi ve her şeyi o kadar ciddiye alıyoruz ki bazen hayatın güzelliklerine gözlerimizi kapatıyoruz. “O ne demiş niye demiş ile” geçiyoruz ömrümüzü. Bazı insanlar işlerine göre konuşurlar ve çoğu zaman sadece konuşmak için konuşurlar. Birilerini etkilemek için veya birilerinden fayda sağlamak için konuşurlar. Her şeyi çok ciddiye alıyoruz. Evet hayat aslında o kadar ciddi bir yer değil. Hayata bakışımızı değiştirmezsek mutsuz biriyle yaşamak zorunda kalacağız. Kim mi o? Tabii ki kendimiz.

Tüm yaşam, diye düşünüyorum böylesi sabahlarda, tüm yaşam güneş altında bir oyun. Cesare Pavese

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şu köşelerdeki boşluklara gelince, onlar karşılıksız sevmelerimden başka bir şey değil. Ben sevgimi verdim, ama karşılığını alamadım

faldabulut1

 

 

Bir zamanlar, genç bir adam küçük bir şehrin meydanında durmuş, yüksek sesle yüreğinin o civarın en güzel yüreği olduğunu ilan ediyordu. Etrafında toplanan insanlar, onun elinde tuttuğu yüreği görünce hayranlık sesleri çıkardılar. Gerçekten de kusursuz bir yürekti gencinki. Üzerinde en küçük bir çizik veya buruşukluk bile yoktu. Herkes aynı ağızdan onu doğruladı: Evet, kesinlikle gencin yüreğinden daha güzel bir yürek görmemişlerdi! Onlarında desteğini alan genç, daha yüksek sesle yüreğiyle övünmeye ve gururlanmaya başladı.
Derken, kalabalığın içinden yaşlıca bir adam sıyrıldı ve gence doğru yaklaşıp şöyle dedi: “Korkarım, senin yüreğin benimki kadar güzel değil, genç arkadaşım!”
İnsanlar ve genç adam yaşlı adamın elinde tuttuğu yüreğe baktılar. Güçlü atıyordu, ama üzeri yara bere ile doluydu, kimi kısımları kopmuş ve onların yerine konulanlar tam uymadığı için çıkıntılar oluşmuştu. Dahası, bir sürü köşesinde de boşluklar vardı. Belli ki, buralarda kopan parçaların yerine bir şey konulmamıştı.
… Bu kalbe bakan herkesin aklına aynı soru geliyordu: Bu adam nasıl olur da en güzel yüreğin kendisininki olduğunu söyleyebiliyordu?
Genç adam kalabalığın sözcülüğünü üstlenip yaşlı adamın yüreğine bakıp güldü:
“Şaka yapıyor olmalısın amca!” dedi. “Bir senin yüreğine bak, bir benimkine. Seninki, çiziklerle, yaralarla, gözyaşlarıyla dolu, benimki ise tertemiz ve bir çizik bile yok üzerinde.”
Evet!” dedi yaşlı adam. “Seninki güzel görünüyor, ama dünyaları versen yüreklerimizi değişmem.” Sonra da kendi yüreğini gence doğru uzatıp anlatmaya başladı:
“Şu yaralar, çizikler var ya, onların her biri sevgimi verdiğim bir insanı temsil ediyor. Her birine yüreğimin bir parçasını koparıp verdim. Onlar da kendi sevgilerini verdiler bana. Yüreklerinden koparıp verdikleri parçaları kendi yüreğimdeki boşluklara ekledim. Ama parçalar tam tamına uymadığı için bazı yerler gördüğün gibi çıkıntılı oldu. Böylesi daha iyi, çünkü bu çıkıntılar, parçaların birbirine tam uymayışı, bana paylaştığım sevgileri hatırlatıyor.”
“Şu köşelerdeki boşluklara gelince, onlar karşılıksız sevmelerimden başka bir şey değil. Ben sevgimi verdim, ama karşılığını alamadım. Kim bilir, günün birinde belki o köşeler de dolacak. Ama yine de, bana insanları karşılıksız sevmeyi hatırlattıkları için hoşuma gidiyorlar.”
“Şimdi söyle bakalım delikanlı, gerçek güzelliği anladın mı?”
Gözyaşları yanaklarından süzülen genç adam yaşlı adama doğru yürüdü. Elimdeki yüreğinden bir parça koparıp titreyen ellerle karşısındaki adama uzattı. Yaşlı adam bu sevgi ikramını kabul edip o parçayı yüreğine ekledi. Sonra yaralı bereli yüreğinden bir parça alıp genç adamın yüreğindeki boşluğa yerleştirdi. Parça oraya tam uymamıştı, girintiler çıkıntılar vardı.
Genç adam, yüreğine baktı, eskisi kadar mükemmel değildi belki, ama çok daha güzeldi. Çünkü, yaşlı adamla paylaştığı sevginin işareti duruyordu üzerinde.
İki insan sevgiyle kucaklaştılar, sonra kol kola kalabalığı yararak oradan uzaklaştılar…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerjinizi Bağlayan 10 Etkenden Kurtulun…

cropped-difficulty-kc4b1sa1

 

Umutsuzluk içine düşeriz. Çevremizdeki herkes gibi asık suratlı olur ve emeklilik yıllarını beklemeye başlarız. Hayallerimizi kaybeder ve çocukluk enerjimize veda ederiz. Üçüncü sayfa haberlerini okur ve bunlar bizim başımıza gelmedi diye seviniriz. Sonunda ise enerjimizi kaybeder ve hayallerimize veda ederiz. Hadi gelin enerjimizi bağlayan bu etkenleri değiştirelim. Gülüşümüze ve enerjik yıllarımıza tekrar kavuşalım.

Kendinizi suçlamayı bırakın.
Her sabah kendime kızıyorum. Başaramadığım şeyler beni bu hale getirdi veya şunları yapabilseydim daha iyi olacaktı. Şöyle yapsaydım harika bir hayatım olacaktı. Aynaya bakın ve kendinize sen harika bir insansın ve seni suçlamıyorum deyin. Geçmiş hatalarınızı affedin ve geçmişin yükünü artık sırtınızdan indirin.

Başkalarını mutlu etmeye çalışmayın.
Tüm enerjinizi size değer vermeyen ve sizi önemsemeyen insanlar için harcamayı bırakın. Sizi seven insanlara odaklanın. Ailenize ve sizi sadece siz olduğunuz için sevenlere. Enerjiniz bağlanıyor çünkü hayatınızın odağını yanlış kişiler için harcıyorsunuz. Tüm hayat enerjinizi size değer vermeyen insanlar için harcıyorsunuz. Onları kendi yollarına bırakın.

Kendinize inanın.
Çoktan vazgeçtim hayallerimden diyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz. Siz hayatınızı değiştirecek yegane kişisiniz. Enerjiniz bağlanıyor çünkü inanmadığınız şeyler yapıyorsunuz. İstemediğiniz bir işte çalışıyorsunuz. İstemediğiniz halde tüm enerjnizi o işe vermek zorunda kalıyorsunuz. Mutsuzluğunuzun ve enerjinizin bağlanmasının sebebi işte budur.

Çocukluk enerjinizi koruyun.
Bir çocuk gibi saf ve huzurlu düşünün. Enerjinizi bağlayan en büyük etkenlerden biri de budur. Çok fazla hesap yapmayın. Hayatın getirdikleri ile mutlu olun.

Aklınızı sessizleştirin.
Zihninizi susturun ve huzur o anda sizi bulacaktır. Huzurlu bir ruh ile bağlanan tüm enerji açılacaktır.

Ağzınızdan çıkana dikkat edin.
Tutamayacağınız sözler vermeyin. Kimsenin arkasından konuşmayın ve kınamayın. Unutmayın kınadığınız şey başınıza gelir ve o şekilde sınanırsınız. Hayatını kanunu bu. Ağzınızdan çıkan yanlış sözler size negatif enerji olarak geri döner.

Olumsuz düşünmekten vazgeçin.
Kafanızda kurduğunuz olası geleceklerin hiç biri olmayacak çünkü sizin için en doğru gelecek seçildi. Siz bir bedeni deneyimleyen ruhlarsınız. Siz enerjisiniz. Hayatınızı negatife değil pozitife yönlendirin. Unutmayın akıl her zaman negatifi düşünmeyi tercih eder.

Kaygıyı bırakın.
Gelecek kaygısı duyarak enerjinizi bağlıyorsunuz. Eğer kaderiniz içinde güzel bir sabah varsa kimse sizden onu alamaz. Ama bu sabahı berbat etmek istiyorsanız kimse size engel olamaz. Kötü veya İyi yoktur. Sadece denge vardır. Akışı kontrol edemezsin. Ama akışa uyarsan zaten gitmen gereken yere seni götürecektir.

Neden sonuç ilişkisinden kurtulun.
Her şeyin bir nedeni ve sonucu vardır. Ama hayatın asıl amacı deneyimlemektir. Yaşadığınız sonuçlardan kimseyi suçlamayın ve özellikle de kendinizi suçlamayın.

Gülen neşeli insanlar ile bir arada olun.
İki hasta varmış ikisine de aynı teşhis koyulmuş ve ameliyata alınacaklarmış. Hastalardan biri öleceğine inanıyor ve sürekli söyleniyormuş. Diğeri ise gülüyor ve hayatının daha iyi olacağına inanıyormuş. İkisi arkadaş olmuşlar. Önce karamsar olan günlerce anlatmış ne kadar tehlikeli bir ameliyata gireceklerini ve kurtulma şanslarının ne kadar zor olacağını. Neşeli hasta ise onun anlatmaları her bittiğinde komik bir anısını anlatıyor ve gülüyorlarmış. Sonunda ne mi olmuş karamsar hasta da bırakmış ameliyatı filan o da yaşadığı anıları anlatmaya başlamış. Ameliyat gününde ikisi de gülerek ve neşeli girmiş ameliyata. Sağlıklı bir şekilde çıkmışlar ameliyattan.

Hepimiz biraz karamsar hasta gibiyiz. Ölümü düşünmediğimizi iddia ediyor ama çok düşünüyoruz. Kafayı takıyor ve çevremizi, kendimizi mutsuz ediyoruz. Sizce o neşeli hasta olmak zor mu bu kadar? Siz karamsarsanız bile çevrenizde neşeli insanlar olsun. Onlar sizi o girdaptan kurtaracaklardır.
Bilgeye sormuşlar. Akıllı ile Aptal arasındaki en büyük fark nedir diye.

Bilge;

 Akıllı insan her anı farkındalıkla yaşar ve bir kere ölür.Aptal insan ise her anı ölecekmiş gibi yaşar ve bin kere ölür.

kaynak blgi erdemdir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Yaşadığımız mekanların enerjilerini temizlemek için pratik yöntemler olduğunu biliyor muydunuz?

clouds-164757_960_7201

 

 

İLKBAHAR TEMİZLİĞİ
Baharla birlikte büyük temizlik gelenektir. Isınan havalarla kıyı kenar temizliği bazıları için bir yaşam sevinci bazıları içinse sıkıcı bir iştir. Hoşa gitsin veya gitmesin boyalar cilalar bu mevsimde yapılır perdeler halılar elden geçirilir.
Temizlik çokça önem verdiğimiz bir konudur; eller sıklıkla yıkanır, çamaşırlar mutfağımız, banyomuz ter temiz olmalı, yiyecekler mikropsuz, hastaneler steril olmalı. Bütün bunları yaparak tertemiz olduğumuzu sandık yıllarca! Bütün steril ve hijyenik temizlik kurallarıçok gerekli olup YETERSİZDİR. Çünkü bedenimiz için yaptığımız bir hatayıçevremiz içinde yapmaktayızdır. Nasıl fizik beden için yaptığımız iyi ve dengeli beslenme, uyku, spor ve diğerleri gerekli ancak yeterli değilse çevremiz için yaptığımız temizlikte yeterli değildir… Çevremizde bir enerjidir ve enerji temizliğine ihtiyacı vardır. Tozların biriktiği köşelerde, olumlu olmayan enerjilerde birikir. Yatak kanepe gibi altlarına kolayca ulaşılamayan yerlerde durağan enerjiler toplanır. Odalarda yapılan tartışma ve kırıcı hatta şiddetin titreşimi gidip duvarlara, mobilyalara yapışır, daha doğrusu her şey çevresinde olup biteni bir CD kaydı gibi kaydeder hem de yüzyıllarda kalacak şeklide…

Hani eski büyükler der ya “Şunun bir dili olsa da konuşsa” diye… Zaten büyük anneler babalar bazı bilgilerin kırıntılarım hatırlıyordu! Bugün ‘batıl’ dediğimiz her olgu irdelendiğinde çok altlarından “kozmik bilgilerin” olağan kabul edildiği dönemlerin masalımsı mirası, biraz özünden kaybetmiş olsa da atalar boyunca özellikle de Türklerin şamanik geçmişidir. Safranbolu’da adeta bir feng shui harikası olan evler, ne işe yardığını tam bilemediğimiz ama evlerimize hediye gelen gümüş ters aynalar, mavi boncuklar, artık unutulmuş enerji biliminin izleridir.

Şöyle bir çevrenize bakın, şimdi bulunduğunuz odada daha önce kimler yaşadı? Neler yaptılar? Eşyalar yenimi? Nerden geldiler? Hele antikalar? Başucunuzda elektrik kabloları ve prizler var mı? Bunların enerji alanlarımıza büyük etkisi vardır.

Evimiz, iş yerimiz veya enerjisini temizlemek istediğimiz mekânda adaçayı tütsüsü ile başlamak en İyisidir. Adaçayı titreşimi çok yüksek bir bitkidir. Fesleğen, kekik, okaliptüs, nane gibi şifacılıkta kullanılır. Yüksek titreşimi nedeniyle bulunduğu yerdeki düşük titreşimi uzaklaştırır. Adaçayı yapraklarını ateşe dayanıklı bir kapta yakın, biraz zor yanar ancak alev alması gerekmez. Alev aldıktan sonra söndürün ve tütmeye başladıktan sonra evinizde isterseniz uygunsa iş yerinizde de yapabilirsiniz. Özellikle ilk taşınılan yerde yapılması tavsiyedir, daha önce orda yaşanmış, etrafta kalmış olumlu olmayan enerjilerin temizlenmesi için. Tozların biriktiği yerler pusulanız olsun; odaların köşeleri, yatakların altı ve hatta dolapların içi…
Bir sonraki önerim Reiki bilenler içindir; Reiki 2 seviyesindekiler odaların köşelerine Reiki güç sembolünüçizerek Reiki enerjisi verebilirler. Yatağınızın üstüne, kristal ve Ametist taşlarınıza Reiki güç sembolünüçizin Reiki’yi evin her alanında
kullanabilirsiniz.

Taşlardan söz etmişken, taşlar özel bir bilgi gerektirir. Kristallerle iyice bilgilendikten sonra çalışın, ancak ametist her evde bulunması faydalı, olumlu olmayan enerjileri toplayan bir taştır. Ancak birçok kişi taşları temizlemeyi unutmaktadır. Hiçbir taşı temizlemeden üzerinizde taşımayın evinizde bulundurmayın. Ametist olumlu olmayan enerjileri toplar, toplar ve doygunluk noktasına gelince bu enerjisi yaymaya başlar ve taşlar hasta edici olabilirler. Bir taşı satın aldığınızda içinde kaya tuzu katılmış su bulunan bir kapla taşıyın, tuzlu su onu temizler ve götüreceğiniz yere kadar izole eder. Taşlar için en garantili temizlik onları 24 saat toprağa gömmektir, toprak altında kalan taşüstündeki enerjiyi boşaltır. Toprak bulamadığınız bir yerde ise taş o kadar süre kaya tuzlu suda kalsın ve daha sonra adaçayı ile tütsüleyin. Yakın çevremizde temiz bir ametist bize yardımcı olur ancak sıklıkla temizlenmek şartıyla…

Olumlu olmayan enerjileri toplamak için küçük bir kap İçinde tuz da işe yarar, yatak başucu veya yatağın altındaki bir kap tuz, hareket etmeden uzun süre kaldığımız yatağımızda, üzerimizdeki ve çevremizdeki olumlu olmayan enerjiyi emer, tabi yine sıkça değiştirilmek şartıyla. Söz yataklardan açılmışken, yatakların altının boş, Chi enerjisinin serbestçe akabileceği şekilde olması gerekir. Yatak altına doldurulmuş eşyalar, özellikle eski eşyalar bütün gece yayın yaparlar, savunmasız uykudaki vücudun enerji alanı sürekli bu enerjilerle boğuşur, ertesi gün bize gerekli olan depolanacak enerji yatakla savaşmak için harcanır. Yatak ne kadar hafif ve sade ise bizde o kadar rahat uyuruz. Enerjisi arındırılmamış antika yataklar geçmişle bir tangodur, hem de başkalarının hayatı…

Düşük titreşimler olumlu olmayandır; korku, endişe, kin, nefret. Bunlar bizim insani düşük titreşimlerimizdir. Diğer düşük titreşimlere manyetik alan oluşturur. Yüksek titreşim dinginlik, hoşgörü ve neşedir, diğer yüksek titreşimleri barındırır.

Mekânda su ile yapılan temizliğe sirke karıştırmak, yine büyük annelerden eski bir gelenek, faydalı bir arındırmadır. Evdeki kuru çiçekleri, artık yaşam enerjisi taşımadıkları, ölü bir enerji taşıdıkları için atmak gerektiğini biliyoruz. Ölü olan her şey durağan bir enerjiyle çevrilidir. Bunu ilk öğrendiğimde atmak zorunda olduğum kurutulmuş ortancalar çok üzülmüştüm…
Evde, ofiste kullanılmayan ve ne zaman kullanacağımızı bilmediğimiz her şey durağan enerji tutar.
kullanılmayan ve ne zaman kullanacağımızı bilmediğimiz her şey durağan enerji tutar. Atabilir veya başkasına verebilirisiniz. Japonların ne kadar sade evleri olduğunu biliriz. Ne kadar az eşya o kadar az kafa karışıklığı… Gazeteler, birikmiş dergiler, fi tarihinden kalmış işe yaramaz her çer çöp… Atın gitsin… Zihnimizdeki ağırlıkta onlarla birlikte gitsin… Henüz enerjilerini ölçemediğiniz objeler, majik kitap ve garip bilinmeyen konularla ilgili malzemeleri evinize sokmayın… Evinizde tartışma yapmayın, şiddet içeren filmleri seyretmeyin, olan biten, söylenen her şeyin enerjisinin evinize kaydolduğunu unutmayın…

Mekânlarda spritüel olarak yapılabilecek en çok sevdiğim çalışma ise Başmelek Mikael’i davet etmektir. Birçok insan korunma ve arınma için baş melek enerjisi ile çalışıyor. Ben her gün evime Başmelek Mikaeli çağırıp kendi sözlerimle şöyle diyorum; “Ulu yaradanın izni ve ismiyle Başmelek Mikaeli davet ediyorum” Başmelek Mikaeli devamlıçağıranlar onu zaman içinde hisseder ancak bir şey hissetmeniz gerekmez, güvenmek yeterlidir. “Bütünün ve benim en yüksek hayrıma olacak şekilde lütfen “odamı” “evimi” olumlu olmayan enerjilerden arındırmanı rica ediyorum.”
“Lütfen yatağımı ve beni koru bunu yaptığın için teşekkür ederim.”
Bu sembolik cümleye saygıçerçevesinde diğer arınma dileklerinizi de katılabilir. Mum ışığını hiç unutmayın. Mum ışığı sadece romantik bir ışık değil enerji temizleyen hoş bir ışıktır. Evinizde her akşam havalandırmaya dikkat ederek bir mum yakabilirsiniz. Yanında hoş kokulu bir tütsü hoş olmayanları kaçırır. Müzikte enerjiyi temizler, özellikle lir sesi meleksi bir titreşim olarak kabul edilir. Alışık olduğunuz, güvendiğiniz dualarda yüksek titreşimli olduklarından, özellikle yüksek sesle olduğunda alçak titreşimli olan enerjiyi uzaklaştırır. Eviniz için daha fazlasını yapmak isterseniz bir uzmana başvurun. Bazı mekânlarda jeopatik etkiler olabilir. Bunların enerji yükseltici yağların ve bazen de minerallerle dengelenmesi gerekebilir. Bütün bu saydıklarımdan anlaşılacağı gibi her şey titreşir. Bazıları yüksek, bazıları düşük. Enerji yasası; Yüksek titreşim alçak titreşimi iter. Titreşimini yüksek olduğunu bildiğimiz her şeyi düşük titreşimi uzaklaştırmak için kullanabiliriz. Bildiğimiz ve güvendiğimiz şekilde amatörce yapılabilen mekân temizliğinden sonra yine isteyenlere ‘altın ışık ‘ tarifimi veriyorum. Ben evimi altın ışıkla yüklüyorum.

İsteyenler şu şekilde yapabilir;
Sol elimi açıyorum, gökyüzüne dönük.
“Ulu Yaradanın izni ve ismiyle, ALTIN IŞIK enerjisini istiyorum!”
Sol elime gökyüzünden altın bir ışık iniyor, imgeliyorum.
“Hoş geldin ALTIN IŞIK” selamlıyorum.
Altın ışık avuç içimden içeri giriyor, kolumdan dirseğime doğru ve oradan sol omzuma sırtımdan dolaşıp sağ koluma ve sağ elimin avucuna içine geliyor; bir altın ışık huzmesi olarak çıkıyor. Sol elim gökten bir alıcı sağ elim verici gibi avucumdan çıkan altın ışığı yönlendiriyorum. Odaların köşelerine “altın ışık buraya ak” Yatağıma “Altın ışık yatağımı altın ışıkla doldur” Odalara “Altın Işık bu odayı doldur”

Mekânın her yerini altın ışıkla dolduruyorum.

İmgeledim, altın ışık her yere geldi.

Altın ışığı yaralara destekleyici bir şifa olarak da kullanıyorum…
Bu kadar kolay olması size inandırıcı gelmiyorsa “zor” olanı seçmeye devam edebilirsiniz. Einstein’ın ünlü “imgeleme gücü bilgiden daha önemlidir” sözü bana her zaman rehberdir. Seçeneklerle dolu hür iradenin var olduğu bir boyutta yaşıyoruz. Ne olacağını, nerde yaşayacağımızı biz seçiyoruz. Patron biziz! Bu bilgilerde kolay ve altın ışıklı olanı seçenler için. Ra-Sheeba enerjisi de güçlü bir enerji ve özellikle olumlu olmayan ağır enerjilere etkin olduğu için tavsiye de ederim.

Siz bilmiyorsanız bilen bir arkadaşınızdan yardım alabilirsiniz.

Sevgi ve Işıkla

chi dergisi mart 2007 sayısından alıntıdır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLİNÇALTI KODLARINIZ DEĞİŞTİRECEK 7 KELİME

bilincalti-bilgierdemdir11

 

Olumlama yapıyorsanız veya olumlu cümleler kullanıyorsanız; bu 7 kelimeyi cümlelerinizde mutlaka kullanın.

ŞANS
En yüksek enerjili kelimelerden biri…
“Şans yıldızım her gün yükseliyor ve şansım artıyor”.

ENERJİ
Enerji kodlarından yoğun şekilde işleme sebep olur.
“Bugün enerji doluyum. Enerjim tüm potansiyelimi arttırıyor.”

SEVGİ
Yüksek bilinç kelimesidir. Kaynağa bağlıdır. Kaygılarınızı ve negatif enerjinizi azaltacaktır.
“Ben sevgiyim. Ben tüm yüreğimde sevgiyi yaşıyorum. Tüm enerjim sevgi kaynağına bağlı”

AFFET
“Kendi geçmişimi ve tüm her şeyi affediyor ve beni engelleyen enerjileri çözüyorum.”

AKIL
Bilince ve bilinçaltına seslenen bir kelime…
“Yaşamım aklımla be bilgeliğimle yükseliyor. Aklım sorunlarımı çok kolay bir şekilde çözüyor.”

SAĞLIK
Bedenin ve ruhun ihtiyacı sağlıktır.
“Sağlıklı ve iyi bir hayatım var. Tüm bedenim sağlıklı ve ruhum dingin.”

HUZUR
Olumlamalarızın asıl amacı “huzur”a ulaşmak değil mi?
“Huzur tüm bedenimi ve çevremi sarıyor ve zihnimi kuşatıyor.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir Bilgine Sormuşlar…

1332583-kus-tuyu-21

Sormuşlar bir bilgine:

Hayat ne diye?
Demiş bilgin; iki yönlü bir yol
devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de
vardır bir yoldaş her köşesinde
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan
bazen de aşarsın dertleri sanki uçuyormuş gibi inerek buradan.

Peki, sevgi nedir, demiş biri
Kalbine sığmayacak kadar geniş
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz,
kokusunu alamayacağın kadar uzak
hayal edemeyeceğin kadar yakın…

Ya korku nedir, diye atılmış diğeri
Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu
ya bir miniğin haykırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı…

Peki ya umut nerededir, diye atılmış bir umut avcısı.
Bilinmezde değildir bilirim, demiş
yerini kaygılı ve tasalı.
Aradın boşuna her yeri ama unuttun en kolay yeri besbelli
bunu derken işaret etti insanın en derinden yaralanan yerini…

Peki, dost kimdir, diye sormuş biri.
Demiş; paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini,
ağladın mı onun gibi.

Hissettin mi dostluğu, demiş diğeri.
Bilgin demiş:
Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

DUYGULARIN ALTINDA YATAN BAZI KORKULAR

urkme-a886b09a-srmzs1

 

Bir bakın bakalım sizde hakim olan duygu hangisi? Dürüst olmaya özen göstereceğinizden hiç şüphem yok 🙂

İnsan gölge yanı ile tanıştığında, onu aydınlığa çekebiliyor ama reddederse içinde karanlık büyüdükçe büyüyor…

* Kıskançlık; yetersizlik korkusu
* Dik başlılık; güçsüzlük korkusu
* Kibir; değersizlik korkusu
* Küçümseme; aşağılama korkusu
* Mükemmeliyetçilik; onaylanmama korkusu
* Şüphecilik; çaresizlik ve güçsüzlük korkusu
* Yalancılık; suçlanma korkusu
* Cimrilik; yokluk korkusu
* Tembellik; yetersizlik korkusu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »