Duygusal Zeka Hakkında Bilmemiz Gereken 16 Gerçek!

Büyük firmaların akademik eğitimler yerine Duygusal Zeka alanında çalışmaların/eğitimlerin başarılı olduğu konusunda açıklamaları var.Konuyu derinlemesine girmek istesem de sizleri bu konuda karmaşık bir anlatım sunmak istemiyorum.Bu yüzden yüzeysel geçip can alıcı noktalarından bahsetmeye çalışacağım…

duygusal-zeka

Bu konuda yani Duygusal Zeka hakkında yapılan araştırmalarda, uzmanların görüşüne göre duygusal zekanın katsayısı kişiyi başarıya daha kolay ulaştırıyor.

Bizzat okuduğum kitap da olan ,Daniel Goleman’ın 1995 yılında ‘Duygusal Zeka’ adlı kitabı dünya çapında,en çok satanlar listesinde yer alıyor.Bu durum tıpkı benim gibi iş yerinde yöneticilik isteyen veya kariyer yapmak isteyenler için bir el kitabı haline geliverdi.

Bu kitaptan çıkarılabilecek bazı sonuçlar insanların profesyonel iş hayatında kariyer yapmalarına ve yöneticilik yapanların da iş ve işçi yönetimini daha iyisini yapabilmeleri için bir kılavuz. Tabi bu anlamda kitabı okumanızı tavsiye ederim. Sürükleyici ve asla sıkıcı bir kitap olmadığını da söylemeliyim. Anlatımı hikaye hikaye gidiyor olması ve bu hikayelerin en az bir tanesini bile “aa evet ben bunu yaşadım” cinsinden…

Bu duruma ne isim vermeniz önemli değil! Ama kesin olan bir şey var bu durum bir gerçek!

 

Bu durumu kabullenmeyen (Duygusal Zekayı) ve bunun sadece bir efsane olduğunu iddia eden insanlar var.Bir bilim konusu olan bu durum hakkında yani Duygusal Zeka hakkında çalışmalar yeni başladı.Ancak her şeyi bir kenara bırakıp şu iki soruyu kendinize sorun;

 

1. Duygularımız düşüncelerimizi ve karar vermemizi etkiliyor mu?

2 Duygusal Zeka Hakkında Bilmemiz Gereken 16 Gerçek! | . Farkında olmaya ve duygusal tepkileri kontrol etmeye çalışma çabaları sonuçlarda bir fark yaratabilir mi?

Evet az önce yukarıda sorulan sorulara cevabını az veya çok düşünüp “Evet”denilecektir.Reddetmeyi kabul etme duygularınızı kontrol etmeyi sağlayabilir ve siz farkında olmadan size başka seçenekler sunabilir.

Bu bilgimiz de dikkatinizi çekebilir:  Unutulmaz Yeşilçam Filmleri HD Kalitesinde Artık Youtube’da!

Hızlı Geliştirmenin Belli bir Yolu Yok

Tabi ki bu durumun adı Duygusal Zeka olunca bunu geliştirmenin belli bir yolu yok.Duygusal Zeka doğuştan gelen yetenekler gibi zamanla keşfedilmekte. Kişiden kişiye de kullanım ve beceri düzeyi artabiliyor.

Gerilemesi çok kolaydır

Tıpkı insanın sağlığını koruması gibi bunun tam tersi etkisi de vardır. Duygusal zeka, kötü alışkanlıklar ve duyguları etkileyen sayısız faktörlerin etkisi ile duygusal zekanızın kötü kararlar vermesi muhtemeldir.

Hislerden çok eyleme dayalıdır

Hangi tarz duygusal bir film izlediğinizde ağlıyorsunuz? Kolay bir şekilde etkilenip tepkiler veriyor musunuz?

İnsanların duygusal tepkileri değişkenlik göstermektedir. Çabalama ve pratikten sonra nasıl hissedeceğinizi kontrol edemeyebilirsiniz.

Ama hislerinize yönelik tepkilerinizi kontrol edebilirsiniz.

Gelin bu durumu 16 Maddeyle ; Duygusal Zekası Yüksek olan İnsanlarda olan şeyleri özetleyelim;

1. Duygusal Zekanın 5 Önemli Maddesi Vardır

duygusal-zeka-nedir

Hadi bunları sıralayarak başlayalım;

  1. Kendini tanıma
  2. Kendini ayarlayabilme
  3. Motivasyon
  4. Empati
  5. Sosyal beceriler

Duygusal zekası yüksek olan insanlar bu özelliklerin tamamını içinde barındırır ve farklı yollardan bunlardan istifade etmesini bilir.

2.Duygusal Zekası Yüksek Olan Kişiler Öfke Taşımaz! Tam Bir Sabır Taşıdır.

sabirli

Bu özelliğe sahip olan kişilerde Kendilerini kontrol etme becerisi son derece yüksektir.

3.Duygusal Zekası Yüksek Olan kişiler; Asla Saldırgan ve Kırıcı veya Kaba bir tutum içinde olmazlar.

saldirgan-olmazlar

Empati kabiliyetleri onları bu tür davranışlardan uzak tutar. Egoları onları değil, onlar egolarını kontrol eder.

4.Yine bu özelliğe sahip olan kişilerde rastlanan bir özellik de Herşeyden yakınmazlar ve sızlanmazlar. Hayatlarını bir dram gibi sürdürmezler.

dram

Çünkü sorumluluk almasını bilirler, yaşadıklarının suçunu başkalarına yükleme, hatayı başka yerde arama gibi bir özellikleri yoktur. Yaptıklarından veya yapamadıklarından pişmanlık duyup, hayatı kendilerine zehir etmezler.

5. Yine bu özelliğe Sahip olanlar ,yaşadıklarından dolayı asla başkalarını suçlamazlar.

baskasini-suclamazlar

Karar verici noktada olduklarını bilirler, hatalarını, yanlışlarını bilmeyi bir erdem olarak görürler.

Bu bilgimiz de dikkatinizi çekebilir:  Dilek Tutmak İçin Bol Zamanınız Var!

6. Çevresindeki kişilerinin yaşadıkları duygusal durumlarının kaynağının kendileri olduğunu düşünmezler.

gormezden-gelirler

Üzgün, sinirli, öfkeli bir iş, okul arkadaşlarını gördüklerinde akıllarına ilk gelen şey “bana mı kızgın acaba?” olmaz. Duygusal zekası yüksek olan kişiler bir olay hakkında tahmin yürütüp, bundan rahatsız olacak kişiler değildir. Sordukları sorular ve sergiledikleri yaklaşımla hem kendilerini hem de karşısındaki rahatlatmasını bilirler.

7. Kendisini Mutsuz eden bir olayı görmezden gelmezler.

gormezden

Duygusal Zekası yüksek olan bu kişiler “sebepsiz mutsuzluklar” yaşamazlar, çünkü yaşadıkları, büyük, küçük her sorunla yüzleşme, onu akıllarından çıkarmayı bir şekilde bilirler. Kafaları daima rahattır, çünkü sorunları görmezden gelmek, yerine anından çözme yoluna girerler.

8. Duygusal zekası çok düşük, empatiden yoksun, sürekli depresif kişilerle arkadaşlık etmezler.

arkadaslik-etmezler

Kısacası kendilerini mutsuz eden, zehirleyen, vs. insanlarla bir arada bulunmak istemezler. Kendileri gibi duygusal zekası yüksek olan kişilerle takılmayı severler.

9. Duygusal zekası yüksek insanların sorunları ertelemek veya  onlardan kaçmak gibi davranışları yoktur.

sorunlardan-kacmazlar

Zoru görünce kaçan insanlar değillerdir. Küçük bir sorunun dahi çözülmeden bırakılması halinde zaman içinde daha karmaşık bir hale geleceğinin farkındadırlar. O yüzden sorunları ertelemezler, bakarız demezler.

10. Nerede, nasıl konuşacaklarını çok iyi bilirler.

nerede-nasil-konucagini-bilirler

Konuştukları konunun hassasiyetine, önemine, kapsamına uygun kelimleri seçmede, yaklaşımı sergilemede usta olurlar. Kısacası asla patavatsız, ne dediğini bilmeyen kişiler değillerdir.

11. Kendilerini, hislerini, ruhsal durumlarını asla ihmal etmezler.

evet

Farkındalık ve bilinç seviyeleri yüksektir. Kendilerini boşlamazlar, sorunlarını görmezden gelmezler, kendileriyle ilgili insanlardır.

12. Beden dilini kullanmada ustadırlar.

beden-dilini-bilmek

Konuşurken, iletişim kurarken, iletişimin tüm tekniklerinden ustaca istifade ederler.Bu yüzdendir ki karşısındaki insan üzerinde rahatlatıcı bir etkileri vardır. Beden dillerini ustaca kullanarak, hissettirmeden kişinin kendilerine karşı rahat ve dürüst olmasını sağlarlar.

Bu bilgimiz de dikkatinizi çekebilir:  Bekarlığın, Başarı Üstündeki 7 Etkisi

13. İletişimlerinde mutlaka sınırları vardır.

gormezden

Duygusal zekası yüksek kişiler herkesi memnun etmenin imkansız olduğunu çok iyi bilirler, asla böyle bir gayret içine girmezler. İlişkilerinin temelinde asla kendilerini beğendirme çabası yatmaz, belli kuralları ve kriterleri vardır, hiçbir şey için bunları çiğneyip geçmezler.

14. Belki de en büyük özellikleri çözüm odaklı kişiler olmalarıdır.

Duygusal zekası yüksek kişiler problemler üzerinde dolanmazlar, baştan itibaren çözüm odaklı ve pozitif bir yaklaşım sergilerler. Onların hayatta bu kadar başarılı olmalarının sebeplerinden biridir bu.

 

15. Kendini en iyi tanıyan insanlar, duygusal zekası yüksek insanlardır.

kendini-tanimak

Kendilerini en ince ayrıntısına kadar tanırlar. Yapabileceklerini, yapamadıklarını, güçlü ve zayıf yönlerini, vs. çok iyi bilirler. Altından kalkamayacakları işlere girişmezler, boş sözler vermezler, boş hayaller peşinde koşmazlar.

16. Gereksiz tartışmalara girmezler, olumsuz sohbetleri kısa keserler.

gereksiz-tartismazlar

Bir sonuca ulaşmayacak, kısır döngü içerisindeki tartışmalara girip efor harcamazlar. Nerede durmaları gerektiğini çok iyi bilirler. Hem kendileri hem de karşılarındakiler için bir anlamı olmayan tartışmaları bitirirler, uzatmazlar. Duygusal zekası yüksek insanlar negatiflikten beslenmezler, bu onları öldürür.

Sonuç olarak : Duygusal zekası yüksek insanlar hayattan keyif almasını bilen, neşeli, pozitif ve tutkulu kimselerdir.

Kaynak: Maksat Bilgi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ALTIN KURALLAR – MUTLAKA OKUYUN..

15621765_10207428036208954_2473164634079884231_n1
1-Ucuz araba kullan ama, alabileceğin en güzel evi al.
2-Her zaman ve her ortamda anlatabileceğin üç fıkra öğren.
3-Sevinçlerini sakın erteleme.
4-Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim mutluluğunun veya bedbahtlığını %90’ ını oluşturur.
5-Her gün 30 dakika yürüyüş yap.
6-Her yemekten sonra şükret.
7-Bir arkadaşına sırrını açıklamadan önce iki kere düşün.
8-Maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme.
9-Kaybedecek şeyi olmayan insanlardan kork.
10-Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur.
11-Çocukların, gelenek sözcüğünü duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa.
12-Dinine ait kitabı tam anlamıyla okumak için kendine bir yıl süre tanı.
13-Biri seni kucakladığında ilk bırakan sen olma.
14-Her gün 6 bardak su içmeyi unutma..
15-seni seven insanları koru..
16-Zor da olsa ailenle tatil yapmak için her şeyi dene. Bu tatildeki anılar, hayatındaki en değerli anılardan biri olacak.
17-Kendine yapılmasını istemediğin hiçbir şeyi başkalarına yapma.
18-Başarıya, iç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir.
19-İyi ve başarılı bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma:
a) Doğru insanı bulmak
b) Doğru insan olmak.
20-Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır.
21-Evliliğini güzelleştirmek için her gün bir şeyler yap.
22-iyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme.
SON SÖZ..
Hayatınızdaki kötü olayları düşünerek vakit kaybetmeyin; Yoksa güzellikleri görmekte gecikebilirsiniz . .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

2017 yılı, kişisel yıl sayısına göre nasıl bir yıl olacak?

Numeroloji: 2017 için isim ve doğum tarihine göre yorumunuz nedir

Numeroloji’ye göre “Kişisel Yıl Sayısı” nasıl hesaplanır? Adımız ve doğum tarihimizin kişiliğimize etkileri neler? 2017 yılı, kişisel yıl sayısına göre nasıl bir yıl olacak?

2017 yılının isim ve doğum tarihine göre numerolojik etkileri

Dr. Şenay Yangel

Evrende her sayı her harf bir gezegen ile ilişkilendirilmiştir. Türk İslam kültüründe Ebced, Avrupa’da ise numeroloji olarak adlandırılır. Her birimizin doğum tarihlerimize isimlerimize göre yaşamımızın kadersel etkileri ile betimlenen numeroloji sayıları vardır. Bu sayılar temsil ettikleri ile hayatlarımız da hangi gezegenle ilişkili ise o gezegenin temsil ettikleri ile ilgili konularda kendi şifrelerimizi çözmemize yardımcı olur.

Numeroloji sayınızı öğrenmek için kişisel yıl numarası nasıl hesaplanır?

Kişisel yıl sayısı adımlarını izlerseniz Kişisel Yıl Sayınızı hesaplamak kolaydır ve 2017’de karşınıza çıkacak temalar ve konularda sizlere ışık tutacaktır.

Bunu bir örnekle açıklayalım:

Adımızın her harfinin karşılığı bulunan bir sayı vardır. Bu sayıların toplamı sahip olduğumuz kişilik özelliklerini gösterir. Doğum tarihimizden derlenen sayı kümesi de yeni yılda hangi alanlarda başarılı ve dikkatli olmamız gerektiği ile ilgili konularda bize ışık tutar.

Sayılardan türetilen Numeroloji’de en çok kullanılan yöntem “Pythagoran” sistemidir. Aşağıdaki tabloda isim ve soyadımızı oluşturan harflerin hangi sayıya denk geldiği gösterilmiştir.

1 2 3 4 5 6 7 8 9
A, J, S B, K, T C, L, U D,M, V E, N, W F, O, X G, P, Y H, Q, Z, I, R

Yukarıdaki tablolardan isminizin numeroloji sayısını çıkartabilirsiniz. Doğum tarihinize göre numeroloji sayınızı bulmak için ise doğum tarihinizi gün ay yıl yer olarak yazıyorsunuz.

13-11-1981 (13 Kasım 1981)

Aşağıdaki gibi tek haneli bir sayıya ay ve günü azaltın.

13 + 11 = 24

2 + 4 = 6

Sonraki bir tek haneye yılı azaltın:

1981

1 + 9 + 8 + 1 = 19

1 + 9 = 10

1 + 0 = 1

Yani 6 + 1 = 7 sizin doğum sayınızdır.

2017’nin numeroloji değeri nedir?

2 + 0 + 1 + 7 = 10

1 + 0 = 1

2017 yılının numeroloji sayısı olarak 1’i buluyoruz.

2017 evrensel 1 yıl olacak!

2017 için size Kişisel Yıl sayınızı bulmak için doğum sayınızı hesapladıktan sonra 2017’nin numarasını ekleyin.

Yukarıdaki örnekte doğum sayımız 7 idi. (Kendi doğum sayınıza 2017’nin numeroloji sayısı olan 1’i ekleyeceksiniz.)

7 + 1 = 8 (örneğe göre kişisel yıl sayımız)

***

Kadim öğretilerde insanın her yedi yılda bir hücrelerini yenilendiği söylenir ve her yedi yılda bir devre geçirir. Bunlar 7, 14, 21, 28, 35, 42, 49, 56, 63, 70 yaşlarında olduğu kabul edilir. Bu yedi senelik devreler sadece şahısların bedensel yenilenme, değişme ve olgunlaşma dönüm noktaları değil, aynı zamanda insan yaşantısında köklü değişiklikler yaratan önemli “geçiş” dönemleridir.

Eski çağlarda bu dönemler Kabalistik bir sıraya göre (feleklere göre) dizilerek; doğumdan 7 yaşına dek dönme dört elementin hakim olduğu arza addediliyor. Burada bedenin gelişmesi ve kişinin fiziksel ortama uyum sağlaması söz konusudur.

Numeroloji sayınızı öğrenmek için kişisel yıl numarası nasıl hesaplanır?

Yaşlara göre geçiş dönemleri

  • 7 ile 14 yaşına dek olan dönem annenin verdiği şefkat ile aya addediliyor.
  • 14 ile 21 yaş arasında ise Merkür’ün verdiği öğrenme ve zihinsel gelişme ön plandadır.
  • 21 ile 28 yaş arası ise Venüs altında aşk ve cinselliğin keşfi önem kazanıyor
  • 28 ile 35 yaş arası ile güneş altında kişiliğin gelişmesi ve sosyal çevreye özen göstermesi ağırlıktadır.
  • 35 ile 42 yaş arası Mars ile kişinin kendisini ortaya koyması için mücadele vermesi hakim durumundadır.
  • 42 ve 49 yaş arası ile Jüpiter’in etkisi ile kişinin yumuşaması, erdeme erişmesi ve çevresine hakim duruma gelmesi söz konusudur.
  • 49 ve 56 yaş arasında Satürn’ün simgelediği olgunluğa ermesi gösterilir.

2017 yılı: Yeni başlangıçlar ve çok aktivite

2017 yılı, yani 1 Numeroloji yılı yeni başlangıçlar ve çok aktivite getirecek enerjileri temsil etmekte. Öncü ruhlar ön planda olacak yeni buluşlar, yeni keşifler, gök biliminden sağlığa teknolojiden hukuka pek çok alanda dönüşüm ve yenilenmeler ile düzenlemeler söz konusu olacak. 2017 özgünlükler yılı, yeni fikirler yeni liderler (Komiteler, Başkanlar) geniş etkiler ile dolu yansımalara neden olacak olaylar; fırsatlar gibi başlangıçlar, değişim ve ilerleme yeni fikirlerin geliştirilmesine yardımcı olacak.

Bir sayısının önemi ne? sayıların önemi

Bir sayısının önemi ne?

Bir sayısı sembolik olarak herkesin ilk defada söyleyebileceği gibi TEK olanı, MUTLAK olanı sembolize etmektedir. İslam’da bir olan, tek olan Allah’tır. Allah sözcüğünün ilk harfi olan elif 1 şeklindedir ve ebcet hesabındaki değeri 1’dir.

Bir sayısının bir başka özelliği de kendinden önce başka sayı gelmemesidir. Kendinden önce gelen sıfır hiçliği sembolize eder. Bir ise hiçliği takip eder ve diğer sayılar ondan türer. Burada Bir’in yaratıcılık işlevi de ortaya çıkar. Bu bağlamda Yunan alfabesindeki alfa (A) da başlangıcı temsil eder. İbrani alfabesindeki alef ise başlangıç olduğu gibi, bir inanışa göre diğer bütün harfler ondan türer.

Bir sembolizmi üretkenlikte de ortaya çıkmaktadır. Ataerkil toplumlarda üreme sembolü olan fallus da 1 şeklinde sembolize edilir.

Astrolojik olarak 1 Güneş’in sayısıdır. Güneş bir tanedir ve bu yüzden Mutlak Bir’in sembolü olarak Güneş’te kullanılmıştır.

Sayıların nitelikleri ve önemi hesaplama

Numeroloji’de sayıların nitelikleri

Kadimlere göre sayıların nicelik (Sayısal) değerleri dışında, bir de nitelikleri (Kalite) vardır. Adeta nesnel varlıkları vardır ve çeşitli soyut kavramları içeren ideal yönleri vardır. Platon’a göre bizim her gün temasta olduğumuz duyu aleminden başka birde bir idea’lar (Mânâ) alemi vardır.

İdea’lar aleminde de, duyu aleminde temas ettiğimiz her şeyin bir modeli olduğu farz edilir. Bu modellere arşetipler de denilir. O halde, kaba bir örnekle bir masayı ele alsak idea’lar aleminde bütün masaların ideal bir maketi olan bir masa arketipi bulunduğu farz edilir.

Aynı şey sayılar için de geçerlidir. Platon‘un sayılara verdiği önemi Pythagoras öğretilerine dayanır. Atina’da kurduğu “Akademi”nin girişinde “Bu kapıdan içeri geometri bilmeyen girmesin” asılıydı. Sayılar konusundaki doktrinler sır olarak saklanırdı. Epinomis adlı eserinde bu konuda bazı ip uçları vermişti:

“İlk ve en önemli inceleme sayıların kendileri üzerinedir. Somut olanlar değil de, tek ve çift sayıların hepsinin kaynakları ve realite üzerindeki tesirlerinin büyüklüğü üzerinedir. Ondan sonra sıra, o son derece saçma sözcük ‘geometri’ altında toplananlar gelir. Ve o zaman görülür ki, birbirinden farklı sayılar, bulundukları düzeylerde ilişkide bulunurlar. Anlayan için açıkça görülür ki, bunlar beşeri kaynaktan değil, ilahi kaynaktandır. Ondan sonra sıra üç kez çoğaltılmış, üç boyutlu özelliğe sahip şekillere gelir. Sonra da birbirine benzemeyen şeyler, başka bir sanatla birbirine benzetilir. Bu sanata üstatlar Stereometri derler. Her şema ve sayı sistemi, her ahengin terkibi ve gezegen yörüngelerin uyuşmaları doğru bilen için Tek’in ifadesi olarak idrak edilmelidir. Ve dikkatini birlik üzerine çeken için, bu bilgi kendiliğinden ortaya çıkar. Çünkü tefekkür ettiğimiz zaman anlıyoruz ki, bütün şeyleri birleştiren tek bir bağ vardır.”

kişisel yıl sayısı nasıl hesaplanır

1 sayısı

Bir sayısı sembolik olarak herkesin ilk defada söyleyebileceği gibi TEK olanı, MUTLAK olanı sembolize etmektedir. İslam’da bir olan, tek olan Allah’tır. Allah sözcüğünün ilk harfi olan elif 1 şeklindedir ve ebcet hesabındaki değeri 1’dir. Bir sayısının bir başka özelliği de kendinden önce başka sayı gelmemesidir. Kendinden önce gelen sıfır hiçliği sembolize eder. Bir ise hiçliği takip eder ve diğer sayılar ondan türer. Burada Bir’in yaratıcılık işlevi de ortaya çıkar. Bu bağlamda Yunan alfabesindeki alfa (a) da başlangıcı temsil eder. İbrani alfabesindeki alef ise başlangıç olduğu gibi, bir inanışa göre diğer bütün harfler ondan türer. Bir sembolizmi üretkenlikte de ortaya çıkmaktadır. Ataerkil toplumlarda üreme sembolü olan fallus da 1 şeklinde sembolize edilir. Bazı yazarlar göre 1 ayakta duran insanı da sembolize etmektedir. Bir için başka sembol açıklamaları da vardır. Güneş de bir tanedir ve bu yüzden Mutlak Bir’in sembolü olarak Güneş de kullanılmıştır.

2 sayısı

İki sayısının sembolizminde akla gelen kuşkusuz evrendeki düaliteyi sembolize ettiğidir. İlk toplumlarda etraftaki en ulu kavramlar tekti ; Dünya, Güneş, Toprak Ana..gibi. Ancak erkeğin üremedeki rolünün ataerkil toplumlar tarafından ön plana çıkartılması evrendeki düailitenin de ön plana çıkmasına neden olmuştur. Dünya/öteki dünya , Güneş/Ay, Toprak Ana/Erkek Tanrı (Kybele/Attis gibi) düalite, hatta kadın/erkek, dişil/eril, sıcak/soğuk, gündüz/gece gibi ikilikler vurgulanmaya başlanmıştır.

3 sayısı

“Allah’ın hakkı üçtür”. Küçüklüğümüzden beri duyduğumuz bu söz üç sayısının kutsallığı hakkında gereken bilgiyi vermektedir. Hıristiyan toplumda yetişen biri ise kutsal üçlemeden bu sayının kutsallığına aşinadır. Üç sayısı eski toplumlarda gök-yer-yeraltı üçlemesi ile kutsaldı. Üçleme Mısır mitolojisinde İsis-Osiris-Horus şeklindedir. Yunan mitolojisinde ise bu Zeus-Poseidon-Hades (Gök ve yer-Deniz-Yer altı) şeklinde var olmuştur. Hristiyan inancında ise Baba-Oğul-Kutsal Ruh üçlemesine dönüşmüştür. (Bazı yerlerde Baba-Oğul-Meryem şeklinde). Bu üçleme İslam’da bazı mezheplerde Allah-Muhammet-Ali şeklinde görülmektedir. Üçlemenin bir sembolik yanı da kutsal birleşme ve doğan çocuktur , bir başka deyişle baba-anne ve çocuk da bir üçlemedir. Bir başka üçleme de Beden-can-ruh üçlemesi olarak gösterilebilir. Sayı olarak üç kendisinden önce gelen iki sayının toplamı olarak da (1+2=3) önemlidir. Üç sayısı sembolik anlamlarının bir bölümünü üçgen şekline de devretmiştir. Üçgen sembolizmi ile üç sayısının sembolizmi arasında benzerlikler vardır.

4 sayısı

Dört sayısının sembolizmi çok ilginçtir. Dört bir çok farklı şeyi ifade edebilir. Bir masayı gözümüzün önüne getirebileceğimiz gibi en sağlam denge dört ayak üzerinde olur. Bir çok hayvan da dört ayağı üzerinde durmaktadır. İnsan da emeklerken dört uzvu üzerinde emekler. Böylece dört sağlamlığı düşündürtmüştür. Dilimizde varolan “dört elle sarılmak”, “gözünü dört açmak” gibi deyimler de yapılan işin sağlamlığını belirtmektedir. Dört ayrıca dört temel yön ile de alakalıdır. Böylece etrafımızın dört parçaya ayrıldığını kabul edebiliriz. Aynen “Dünyanın dört bucağı” deyiminde olduğu gibi. Dört sayısı aynı zamanda dört elementi de (Ateş-Hava-Toprak_su) sembolize eder. Böylece dört, dünyanın yapı taşı olarak da yer alır. Hıristiyanlıktaki haç, dört İncil, İslam’daki dört büyük melek, dört halife bu sembolizmle alakalıdır.

5 sayısı

Beş genelde yaşadığımız dünyayı ve insanı sembolize eder. Teozoflara göre günümüzdeki insanlık beşinci kök ırktır. Beş, elimizdeki beş parmaktan dolayı da önemlidir. Eski mağara yerleşimlerine bakarsak insanların erleştikleri bölgelerde beş parmak izlerini de görürüz. Beş sayısı dört elementle de ilgilidir. Eski çağlarda dört elementi bir arada tutan bir beşinci elementin varlığı düşünülmüştür. Sembolizmde beş köşeli yıldız yaşamın sembolü olarak da kullanılmıştır. Beş vakit namaz, İslam’ın beş şartı, beş ile ilgili sembolizme örnek olarak verilebilir.

6 sayısı

Altı sayısının sembolizmi üzerinde düşününce kuşkusuz akla ilk gelen Süleyman’ın mührü olacaktır. İç içe geçmiş iki eşkenar üçgenden oluşan bu şekil altı köşelidir. Çok eski çağlardan beri kullanıldığı düşünülmektedir.Yukarı bakan üçgenin tekamül ederek tanrıya ulaşan ruhu, aşağıya bakan üçgenin ise toprağa dönüşü temsil ettiği düşünülmektedir. Bir başka açıklamaya göre ise yukarı çıkan ateşi ve aşağıya akan suyu sembolize etmektedir. Altı sayısı 3+3 ‘tür. Bir özelliği de 1x2x3 olmasıdır. 6 sayısının ayrıca bölenlerinin {1,2,3} toplamı da kendisine eşittir. Böylece altı mükemmel bir sayı olarak düşünülmüştür. Rabbin dünyayı altı günde yaratması da altının mükemmel olma özelliği ile alakalı olabilir.

7 sayısı

Yedi ile ilgili sembolizm her ana karşımıza çıkmaktadır. Yedi sayısı ile ilgili sembolizmin kökeninde eskiden yedi gezegen olduğuna inanılması vardır. Dünya sabit, bütün gezegenlerin onun etrafında döndüğüne inanıldığı için bu gezegenler Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Ay ve Güneş’tir. Eskiden her gezegenin bir gök katında olduğu düşünülmekte olduğundan “Göğün yedi katı” deyimi o günlerden kalmadır. Aynı şekilde “yukarıda olan aşağıda olanla aynı olduğu” için yerin de “yedi katı” vardı. Bazı ezoterik öğretilerdeki yedi basamaklı inisiyasyon da sembolik olarak göğün yedi katına ulaşmayı ifade etmektedir. Eskiden her gezegene bir kutsal gün olduğu için bir haftada yedi gün vardır. Haftanın günlerinden Pazartesi Ay, Salı Mars, Çarşamba Merkür, Perşembe Jüpiter, Cuma Venüs, Cumartesi Satürn , Pazar ise Güneş ile alakalıdır.

8 sayısı

Sekiz, yedi kat gökyüzü inancının bir uzantısı olsa gerek tanrı katını temsil etmektedir. İslam’da sekizin Cennet’i temsil ettiği de düşünülmüştür. Ayrıca sekiz cennet ve yedi cehennem olduğu inancı da bu sembolizmle alakalıdır. Hıristiyanlıkta ise gökyüzü tahtını sekiz melek taşır. Aynı inancın benzeri İslam’da da vardır. Sekiz aynı zamanda tutulan yolda sonuna gelmeyi de, mükemmelleşmeyi de ifade eder. Budizm’deki sekiz yapraklı lotus çiçeği de sekiz aşamalı bir sistemin sembolüdür.

9 sayısı

Dokuz eski sembolizm de bir bitişi göstermektedir. Zaten tek haneli sayıların sonuncusudur. Dokuz üçün karesi olduğundan da bir erişilen noktayı , tamam olmayı göstermektedir. Ancak dokuz sonun olduğu yerde başlangıcın da olması gibi başlangıcı da haber verir. Eskiden göğün dokuz katı olduğu inancı da yaygındı. Buna göre dünya + 7 yıldız katı + sabit yıldızların olduğu kat , dokuz kat etmekteydi. İlginç olan bir başka husus da eski Türk inançlarında da göğün dokuz katı olduğuna inanılmasıdır. Aynı inanç Meksika’da da vardır. Aztekler yerin dokuz kat altı olduğuna da inanmaktaydı.

10 sayısı

On en eski zamanlardan beri belki de ilk dört sayının toplamı olmasından ötürü mükemmelliği temsil ediyordu. (1+2+3+4=10) İki elin parmaklarının sayısı olması da tamlığı ve mükemmelliği gösteriyordu. Musa’ya gelen on emrin de bu sembolizmle alakası vardır. Ayrıca Zohar’da ifade olunduğu gibi evren on sözcükle yaratılmıştır. Mayalarda on sayısı bir destenin sonu olduğu için sonu da sembolize etmekteydi. Ancak her kültürde olduğu gibi bu bitiş aynı zamanda bir başlangıcı da göstermektedir.

Doğum sayısına göre kişilik testi

Numeroloji’de doğum sayısına göre kişilikler

Doğum sayısı 1

Özelikler: Yaratıcılık, bağımsızlık, özgünlük, ego, kendine düşkünlük. Bu insan doğal bir liderdir. Kendine yeterlidir ve hırslıdır. İş hayatında aşırılıklardan, hükmedici davranmaktan ve acelecilikten kaçınmalıdır.

Meslekler: Elektrik mühendisi, cerrah, büyükelçi, iş adamı, bilim adamı, araştırmacı, lider, kaptan.

Doğum sayısı 2

Özelikler: Sezgisel, iş birlik anlayışı, tasarım ve kavrama, aşırı duyarlılık, bağımlılık. Bu insan sevgi dolu, barış yanlısı, eleştirici ve ideal ortaktır. Detaylara gömülmekten ve yalnız kalmaktan kaçınmalıdır.

Meslekler: Turizmci, gazeteci, şarkıcı, dansçı, yazar.

Doğum sayısı 3

Özelikler: Sanatsal yetenek, sosyal kişilik, dostluk meyli, yüzeysellik, ziyankarlık. Bu insan dışa dönüktür. Hayatı ve eğlenceyi sever. Yaratıcı ve duyarlıdır. Rutinden hoşlanmaz. Kendine disiplin uygulamayı öğrenmelidir.

Meslekler: Öğretim üyesi, avukat, yargıç, büyükelçi, asistan, polis, felsefeci, bankacı, reklamcı.

Doğum sayısı 4

Özelikler: Pratiklik, yeniliğe açık kişilik, güvenilirlik. Sıkı bir çalışandır. Her şeyin başarılacağına inanır. İyi bir arkadaş ve candan olmayı öğrenmelidir. Güvenlik duygusunun aşırılığından sakınmalıdır.

Meslekler: Pilot, madenci, tekniker, modacı, mühendis, astrolog, öğretim görevlisi.

Doğum sayısı 5

Özelikler: Özgürlük, uyum kabiliyeti, gezginlik, değişkenlik, erotizm meyli. Cesur, yürekli ve ikna edici bir kişiliktir. Güzel şeylerden ve bunlara sahip olmaktan hoşlanır. Can sıkıntısından fazla etkilenir. Bunun aşırılığından sakınmalıdır. Kolayca amacından sapması olasıdır.

Meslekler: Mühendis, satış & pazarlamacı, muhasebeci, gazeteci, radyocu, televizyoncu, broker, emlak komisyonculuğu.

Doğum sayısı 6

Özelikler: Aşk, sorumluluk, anlayış, her işe karışmak, kıskançlık. Sıcakkanlı , koruyucu ve mutlu kişiliktir. Güvenilir ve sağlam yapıdır. Sevdiği insan için her türlü fedakarlığı yapar. Kendini aşırı kötümser hissetmekten ve başkaları tarafından istismar edilmiş duygusundan arınmalıdır.

Meslekler: Kuyumcu, mühendis, mimarlık, gıda müfettişi, roman yazarı, bürokrat, sanatçı.

Doğum sayısı 7

Özelikler: Ruhsallık, analitiklik, zeki, eleştiricilik, sır saklama ve gizlilik. Derin bir düşünürdür. Ruhsal algısı yüksektir. Eksantrik ve değişkendir. Soğuk ve mesafeli durmaktan kaçınmalıdır. Yalnızlıktan ve iyi şeylere sahip olamama duygusundan arınmalıdır.

Meslekler: Film sinema sektörü, seyahat acentesi, hostes, doktor, kimyager.

Doğum sayısı 8

Özelikler: Yöneticilik liderlik organizasyon yeteneği, Bilginin peşinden giden güçlü, maddi ve adil. Güçlü, kararlı ve sonuca giden kişiliktir. Para ve maddi konularda başarılıdır. Amacının karşısında gördüğü insanlar için duygusuz davranma meylinden arınmalıdır.

Meslekler: Oyuncu, mühendis, polis, belediye başkanı, siyasetçi müzisyen astrolog astronom.

Doğum sayısı 9

Özelikler: Sanatkar, hümanist, romantik, duygusallık, konfor, sezgili, duyarlı ve yaratıcı kişiliktir. Dünyaya kendini kanıtlamak için savaşır. Kötü alışkanlıklarından kurtulmak ve hayatın küçük detaylarından fazla etkilenmemek için çalışmalıdır.

Meslekler: Ceo, lider, polis, komutan, itfaiyeci, çocuk doktoru, bankacı, uçak mühendisi.

Doğum sayısı 11

Sezgi gücü, vatanperverlik, keşif yeteneği, duyarlılık, fanatik. Hayalci ve öngörülü kişiliktir. Sanatkardır. Bilinç üstü gelişmiştir. Çok gergin ve aşırı duyarlı olmaktan korunmalıdır.

Doğum sayısı 22

Pratik bir idealist, maddi alanda üstünlük, çabuk, zengin olabilen, saldırgan. Amacına bağlı ve pratik kişiliktir. Global düşünce tarzına sahiptir. Çok erken dünyaya gelmiş olmak duygusundan ve geleceğe fazla düşkün olmaktan sakınmalıdır.

NOT: Numeroloji sisteminde 1’den 9’a kadar sayılar ve bunlara ilave olarak sadece 11 ve 22 sayıları yer alır. Her sayının açıkladığı bir kişilik oluşumu vardır. 11 ve 22 sayılarına “Değişmez sayı” denir.

Kynak: indigo dergisi Dr. Şenay Yangel

Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?

kc4b1z-arkadac59flar1

 

Arkadaşlarımın hepsini bir araya toplasam bayağı kafası karışır herhalde insanların. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” lafının  anlamı kalmaz.
Neden hepsi birbirinden bu kadar farklı benim arkadaşlarımın?
Neden bazıları marjinal ötesi?
Biri arkadaşımsa diğeriyle nasıl anlaşabiliyorum? Neden kimse anlayamıyor?
Galiba onların hepsi içimdeki çok farklı “ben”leri gün ışığına çıkarıyor da ondan.
Biriyle uslu, kibar kız oluyorum.
Diğeriyle küfürlü konuşup, abuk şakalar yapıyorum.
Biriyle oturup ciddi ciddi konuşuyorum.
Diğeriyle saçma sapan şeylere kıkırdıyorum.
Biriyle evde oturup çay içiyorum.
Diğeriyle bara gidip dans ediyorum.
Birinin derdini dinleyip öğüt veriyorum.
Diğerinin bana verdiği öğütleri dinliyorum.
Hepsi bir bulmacanın parçaları sanki, tamamlayınca ortaya bir hazine çıkıyor. Arkadaş hazinesi!
Beni bazen benden daha iyi anlayan, iyi günümde, kötü gönümde beni yalnız bırakmayan arkadaşlarım…
Hepsi farklı günlerde aldığım rengarenk anti-depresanlarım sanki.
Mehmet Öz’den yeni bir şey daha öğrendim. Arkadaşlar sağlık için de faydalıymış. Şaka değil! F vitamini diyor Mehmet Öz arkadaşlar için.
(F “Friends”den geliyor.) F vitaminin sağlığımıza faydaları say say bitmiyormuş…
Yapılan araştırmalara göre güçlü sosyal iletişim içerisinde olanlarda depresyona girme ve ölümcül krizlerin oluşma riski azalıyormuş. Düzenli F vitamini kullanmak sizi gerçek yaşınızdan 30 yaş daha genç hâle getirebiliyormuş. Dostluğun sıcaklığı stresi azaltıyor, gergin olduğunuz zamanlarda bile kan damarlarınızda pıhtılaşma ve kalp krizi geçirme riskiniz yüzde 50 azalıyormuş.
Vay canına! Bilmeden yıllardır ne çok vitamin depolamışım vücudumda. Yaşasın!
Ayrıca, hesap da doğru. 45 – 30 = 15! Ben kendimi tam 15 yaşında hissediyorum. Kafa olarak ne bir eksik, ne bir fazlayım. (Bana kalsa hiç büyümek istemiyorum ama bana kalmıyor!)
Neymiş yani, arkadaşlara çok önem vermeye, mümkün olduğunca çok bağlantıda kalmaya, beraber her şeyin komik bir tarafını bulmaya devam…. Gülerken ağzımızı kocaman açmayı da unutmuyoruz, uçuşan bütün F vitaminlerini yutuyoruz (!)
Paris, 22 eylül 2010
Ayşe Akgün Giraud

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Baş Ağrısı- Stres Ve Rahatlayamamak…

12310510_1632262690329396_7463652677802367274_n1

Baş Ağrısı- Stres ve Rahatlayamamak

Boyun Ağrısı-Affedememek ve Kin

Omuz Ağrısı- Duygusal Yükler ve Suçluluk

Sırt Ağrısı- Duygusal Destek ve Sevgi Eksikliği

Bel Ağrısı- Maddi Kaygılar

El Ağrısı- İletişim Eksikliği ve Kendini İfade Edememek

Kalça Ağrısı ve Dirsek Ağrısı- Değişime Direnmek

Diz Ağrısı- Yüksek Ego

Bacak Ağrısı- Kıskançlık ve Kendine Güvensizlik

Ayak Ağrıları- Kötümserlik ve Umutsuzluk

Psychology Today dergisinin yayınladığı bilimsel bir makaleye göre ağrılarımızın fiziksel nedenlerden başka duygusal nedenleride varmış..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerji, iyi veya kötü olarak tanımlanamaz.

learn-energy-healing-41

Sürekli Enerjilerden bahsediliyor. İyi enerji, pozitif enerji, kötü enerji, negatif enerji. Pozitif enerjiyi evrene yaymak gibi tabirler..
Burada bilinmesi gereken şu.
Enerji, iyi veya kötü olarak tanımlanamaz. Hele evrende enerjinin kötü veya iyi kavramı bile yoktur. Sadece çekim gücü vardır. Ya güçlü veya düşük çekim gücüdür. Buda kütleye bağlıdır.
Dolayısıyla iyi veya kötü kavramı KİME GÖRE diye sorgulanması gerekir. “Bana negatif enerji bulaştı” dediğiniz andan itibaren bu durum tamamen kişinin kendisine bağlıdır. Bazı kişilerin beden dillerine baktığınızda zaten size rahatsız edici gelebilir. En büyük enerji aktarımı, SES iledir. Ses öyle bir enerjidir ki, Konuşma ile kendini gösterir. Karşınızdaki kişinin konuşma tarzı sizi bir anda iki farklı yöne götürebilir. Bunu Negatif veya Pozitif olarak algılayabilirsiniz. Bu yine siz bağlıdır. Bir kişinin sürekli ağlayarak dert yanması sizi sıkabilir. Bu durum sizi negatif etkiyelebilirken karşınızdaki kişi ise bundan hiç rahatsız olmaz. Çünkü bu durum sizin için negatif iken onun için pozitif bir yaklaşım tarzıdır. Ama aynı durum sizin ailenizde biri için olursa o zaman durum tekrar farklı bir konuma geçer bu sefer aynı dert yanma sesi sizin o kişiye destek vermeniz noktasına döner.
Uzayda ise bu durum çok farklı. Bir kuyrukluyıldız veya bir sistem. 2014 yılında ISON kuyruklu yıldızı bizim sistemimize girdi. Enerjisi oldukça yüksek bir şekilde yoluna devam ederken Güneşin 1 milyon Km uzağından geçerken yakalandı. Güneşin çekim kuvvetini aşamadı. Şimdi Güneş buradaki enerjisi iyi ve kötü olarak algılanamaz. Aynı şekilde Güneş Enerjisi Dünya için çok önemli. Ama bu enerjiyi iyi veya kötü kullanmak bize kalır. Güneş hep aynı güneş. Helyum u sürekli tüketiyor. Ve bir enerji yayıyor. Bu enerji yi dünyada iyi kullanmak ondan düzenli faydalanmak. Ama kötü kullanmak güneşin altında saatlerce yanmak ve sonucunda Cilt kanseri bile olabilirsiniz. Şimdi GÜNEŞ iyimi yoksa kötümü..
Örnekler yüzlerce bulunabilir.
Kısaca Enerji tanımı insana yönelik bir tanımlama ile tamamen kişiye özeldir. Ve ne olursa olsun hayata bakarken her iki yönden bakmak gerektiğine inanırım. Sadece pozitif veya sadece negatif bir yaklaşım söz konusu bile olamaz. Eğer negatif bir tanımlama varsa bu ancak kişi kendisi istediği zaman yerini bulur. İzin vermediğiniz sürece hiç bir enerji yapısı kişiye bulaşamaz.

Kaynak: Ozan Güner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Elime para geçince kap kağıdı alıp öbürlerini de kaplayacağım…”

15442128_299249570471131_8559836804197669595_n1

Öretmenim” dedi, “size bir şey diyecem.
Bugün defterlere bakacaksınız ya.
Kaplamamızı söylemiştiniz.
Ben üçünü kaplayabildim.
Elime para geçince kap kağıdı alıp öbürlerini de kaplayacağım…”
Öylece kalakaldım.
Sekiz yaşında bir kız çocuğu…
“Elime para geçince…”
Onun yaşında bir öğrencinin göstereceği mazeretler belliydi; unuttum, babam kap almadı, yarın kaplayacağım vs…
Emine’nin cümlesi kendi sorumluluğunu bizzat kendisinin taşıdığını gösteriyordu.
Ailesi köyde yaşadığı için, dedesiyle kalıyor her işini kendisi görüyordu.
Defterlerinden yalnızca Emine sorumluydu.
Ve biliyordum ki dediğini yapacak, kimseden bir şey beklemeksizin eline geçen ilk parayla defterlerini kaplayacaktı

Filiz Aygündüz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Cem Boyner, yurtdışında yerleşmek isteyenler için yazmış. Göçmek isteyenler bir kez okumalı ! Durun gitmeyin! Siz kardeşsiniz!

517446-3-4-ea6d51

Cem Boyner, yurtdışında yerleşmek isteyenler için yazmış.
Üslup matrak ve düşündürücü 🙂 Göçmek isteyenler bir kez okumalı !
Durun gitmeyin! Siz kardeşsiniz!
16.11.2016 Çarşamba
Herkeste bir gitme arzusu. Dolar uçuşa geçmiş, başkanlık tartışmaları canını sıkıyor, sınırımızda savaş, içeride terör belası, biliyorum…
Ama, nereye gideceksin ki zaten?
Memleketin içinde debeleneceksen, git. Şehirden sıkıldıysan, trafikteki kornalar ruhunda çalıyorsa, asansördeki selamsız adam yüzüne bön bön bakıyorsa, damızlık bir tip omuz atıp geçiyorsa sokakta, masandaki dosyalar çalıştığın plazanın maketi gibi yükseliyorsa önünde, yürüyen bantta gibi hissediyorsan hayatta kendini; git.
Küçük bir kasabaya git, yerleş. Küçül, kalabalıktan uzaklaş, ruhunu temizle. Ama sıkılırsan, gel.
*
Artık Amerika’yı falan unut bir kere. Bu seçimden sonra oraya gidip anca beyaz Amerikalıların çimlerini biçersin. Amerikalılar Kanada’ya kapağı atmak için başvuru sitelerini çökertiyorlar yoğunluktan, senin orada ne işin var?
Meksikalılar, Kübalılar, El Salvadorlular, Porto Rikolular işgal etmiş zaten memleketi. İngilizcen yetmez, İspanyolcayı ana dil yapman lazım. Hintliler, Çinliler neredeyse bir Avrupa ülkesi kadar kalabalıklar. Sen işini gücünü bırakacaksın da, Amerika’ya yerleşeceksin cıbıl cıbıl. Kendine Türk arkadaş arayacaksın. Sonra sorgulayacaksın kendini, bu arkadaşımla Türkiye’de olsak arkadaşlık eder miyim?
*
Almanya’ya da gitme mesela. Büyük şişersin. Saat dokuz dedin mi sokakta adam bulamazsın. Oranın düzeni bizim insanı ruh hastası yapar. Karınca gibi planlı, düzenli, analitik olamazsın sen. İllaki kaytarmak isteyeceksin, bir kısa yol bulmaya çalışacaksın hayatta. Almanya’da yemez bunlar. Burada Almancı, Almanya’da yabancı olacaksın. Kapını bir kez çalmayacak hiç bir Alman komşun. Anca fazlaca gürültü yaparsan ‘Polizei’ gelecek kapına, ona dert anlatacaksın.
*
Uzak yerlere gitme. Avusturalya misal. Ya da dünyanın en yaşanılası yeri falan diye Yeni Zelanda’yı hedefleme. Arkanda kimse bırakmadın mı? Birine bir şey olsa, dönüp gelemezsin. Dünyanın bir ucu dedikleri yer oralar işte. Çok medeniymiş, çok mutluymuş insanlar. Evet öyle. Ama sen onlardan değilsin ki? Yanında kafanı da alıp götürdüğün için, Sydney’de bir kafede mutlu mutlu oturup ilkokul arkadaşın Samet’in Facebook sayfasına bakacaksın.
*
Çok soğuk yerlere de gitme. Herkesin medeniyet rüyası Kanada’ya sakın gitme mesela. Tam on bir yıl orada kalıp dönen arkadaşıma ‘neden döndün oğlum, manyak mısın?’ deyince, on bir yılını şöyle özetlediydi: ‘çok soğuk oğlum!’
Soğuk yere alışamazsın sen. Bizim bünyeler güneş ister. Bazen günün ortasında felekten bir saat çalıp, güneşin alnında malak gibi duralamak ister bizim bedenler. Bir de çay oldu mu yanında. Hele bir de senin gibi işsiz güçsüz bir dost, ömre bedel…
Kapının önündeki 3 ton karı küremezsin sen Kanada’da. Ellerin plaza eli, bedenin Akdeniz bedeni. Birine yaptırayım desen, Türkiye’deki Genel Müdür maaşını isterler. Sinirlenip kürek takımı alırsın, iki kürer, sonra bakakalırsın.
*
Çok medeni, mekanik Avrupa’da bir yer seçme Almanya dışında da. Irkçılık almış başını gidiyor. Birinci sınıf vatandaş olamayacağın bir memlekette nasıl huzur bulacaksın? Kara kafalar diyorlar bizim gibilere İskandinav dostlar, bilir misin?
– Ben çipil sarışınım arkadaş, kendimi aryan ırk arasına yediririm,
– Gider orada bir Türk mahallesine yerleşirim, Brüksel’de Burdurlular Kahvehanesinde takılırım,
– Biz zaten İtalyan’a benziyoruz milletçe, aralarına karıştım mı kimse anlamaz, gibilerinden bir diyeceğin varsa sen bilirsin.
Ama gittiğin yerde hep yabancı kalacaksın, unutma. Türk kahvesinde bir Euro’ya içtiğin ince belli çay bile hasret kokacak.
*
İngiltere’yi hiç düşünme. Çünkü İngiltere deyince Londra’yı düşlüyorsun biliyorum. Gofret kolisinden hallice bir apartman dairesine, Türkiye’deki yıllık maaşının yarısını vereceksin bir ayda. O da Londra’nın merkezinde falan değil ha, trene binip şehre gideceğin mesafede. Hesabını baştan yap. Londra’nın merkezinde oturman için ya bir prensle evleneceksin, ya da Chelsea’de top oynayacaksın. İkisi için de geç değil dersen, bilemem. Bence para biriktireceğine antrenmanlara başla, daha büyük bir olasılık var.
Sürekli yağan yağmurunu, hep kapalı havasını saymıyorum. Bizi bozar. Sütlü çayını içer, içinden bir Ege türküsü söylersin.
Londra dışını hiç düşünme sakın. Adanın diğer bölgelerinde misal bir pub’a girsen gece yanlışlıkla, kırmızı burunlu holigan abilerin bakışlarından öyle tırsarsın ki, bırak İngiltere’de kalmayı, Çorum Sungurlu’daki halanın evine yerleşmeyi tercih edersin.
*
Sayacak yer de çok, her birine takacağım kulp da.
Aslında demek istediğim şu:
Gitmeyin güzel insanlar, biz kardeşiz. Gittiniz mi birbirimizi özleriz. Yılda bir gelinen tatille falan da geçmez hasretimiz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

Her Yaşta Bembeyaz Bir Yeni Sayfaya Nasıl Başlayabilirsiniz?

371499-3-4-d8d061

 

Yere düştüğünüzü hissettiğiniz zaman, yeniden toparlanıp gerçekten zevk alacağınız yeni bir hayatı yaratmak için bu 9 adımı kullanın…
Birçoğumuz yeniden başlamanın nasıl bir his olduğunu tam olarak biliyoruz. Bu bizim ya kendi tercihimizden ya da bir takım koşulların hayatta bizi büyük değişiklikler yapmamıza zorlamasından kaynaklanır.
Hepimizin bildiğimiz gibi, evren bize bazı mesajlar gönderir. Eğer bu mesajlar duyulmazsa, dediğini tam olarak öğretmek için evren bize ya sağlam bir tokat atar ya da bizi tamamen yere serer.
Bu sağlımızla ilgili ciddi durumlarda veya ailemizle ve arkadaşlarımızla kurduğumuz sarsıntılı ilişkilerde de olabileceği gibi, başarısız bir iş girişimi ve para kazanmadaki sıkıntılardan kaynaklanan düzenli bir yaşama sahip olamamakla da kendini gösterebilir.
Bu zorluklar belki hayatımızın yalnızca bir alanını etkiliyordur belki de tamamını. Peki, yeniden başlarken neler yapmalı?
Hareketlerinizi hayata müthiş bir hızla yeniden başlamak üzere değiştirmelisiniz. Bunu yapmanın kilit yollarını sizler için sıraladık.
1.Hayatınızı Yeniden Gözden Geçirin
Basit ama aydınlatıcı.
Bir daire çizin ve onu hayatının alanlarına göre ayırın:
Sağlık
Servet
İlişkiler
Eğitim
Maneviyat
Kariyer
Her alana 1 ile 10 aralığında bir skor verin. 10 mükemmel anlamına gelirken, 1 ciddi geliştirmelere ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Tüm skorları toplayarak 60 üzerinden bir skor elde edin.
Bu sayede hangi alanın geliştirmek için önceliğe sahip olduğunu inceleyebilirsiniz. Eğer hayatınızın her alanının düşük skorları varsa, belli ki hayatınızı geliştirmek için yapacak bir dolu işiniz var.
2.Oyuna Geri Dönün
Sizi ileriye götürmesi için yepyeni bir strateji yaratın.
Hayatınızda hangi şartları kabul edeceğinizi veya etmeyeceğinizi tam olarak bilmelisiniz.
Kendinize şunu sorun:
Seçtiğim hangi yeni şartlar ile yaşamaya devam edeceğim?
Hangi davranışlara müsamaha göstermeyi bırakacağım?
3.Yeniden Başla
İnsanlarla kurduğunuz ilişkilerden daha güçlü hiçbir şey yoktur. Bu insanlar, sizin gelişme seviyenizle beraber, en iyi olma yolundaki hızınızı da belirlerler. Bu hız sıfırdan maksimuma kadar uzanır.
Hayatındaki en çok öne çıkan insanları yazın ve onların:
İnançlarınıza ve görüşlerinize zorluk çıkarıp çıkarmadıklarına,
İhtiyacınız olduğunda yanınızda olup olmadıklarına,
Hayatta bir şeyleri başardığınızda mutlu olup olmadıklarına
Göre ilişkinizi tekrar gözden geçirin.
4.Yeni Stiller Geliştir
Kendinizi yeniden keşfetmek, büyük değişimler yaşarken çılgın derecede eğlenceli de olabiliyor.
Yeni stiller geliştirmek için pek çok yol mümkün: Yeni bir saç stili oluşturun veya saçınızın rengini değiştirin. Kilo alın veya verin. Diyetinizi geliştirin. Yeni bir güneş gözlüğü veya aksesuar alın. Elbise dolabınızı güncelleyin ve yepyeni bir stil oluşturun veya gözlüklerden kurtulmak için lazer ameliyatı olun.
Yeni stiller geliştirmek özgüveninizi ve enerjinizi olumlu yönde değiştirecektir.
5.Korkuyu tamamen arkanızda bırakın
Peşinizi bırakmayan ve sizi sürekli kovalayarak geceleri uykusuz bırakan hayaletlerden zihninizi güçlendirerek kurtulmalısınız.
Diğer insanların korkuları altında gömülü kalmaktan kaçının. İnsanların size söyledikleri aslında kendi korkularının ve inançlarının birer yansımalarıdır.
Melissa Ambrossini’nin Mastering Your Mean Girl kitabı, Korku Kasabası’ndaki apartmanı terk edip Sevgi şehrinde büyük bir köşkte yaşamaktan bahseder. Ne istediğinizi bilmeniz ve yaptıklarınızın buna değdiğine inanmanız sizin aşk şehrine gidişinizi kesinleştirecektir.
Ambrossini her an iki seçeneğimiz olduğundan bahseder:
Korkuyla hareket etme ve sevgiyle hareket etme.
Korkuyla hareket etme: Yalan söyleme, çalma, kabadayılık yapma, şantaj yapma, güç, saldırganlık, şiddet, intikam ve zihin oyunları.
Sevgiyle Hareket etme: Merhamet, Anlayış, sorun çözme, üretim, dinleme, kibarlık, yaratıcılık ve ilham verme.
6.Işıkları Tekrar Açın
Neyi sevdiğinizi ve ruhunuzu neyin beslediğini yeniden keşfetmelisiniz.
Hangi aktiviteleri yaparken kendinizden geçiyorsunuz?
Ne zaman zamanı ve mekânı unutuyorsunuz?
En son ne zaman kendinizi ayrıcalıklı bir şekilde harika hissettiniz?
7.Derinlere İnin
İşte bu adım birçokları için en korkutucu olanı.
Sıkı çalışmak ve bunun yanı sıra kim olduğunuzu ve ne istediğinizi belirlemek için ruhunuzun derinliklerinde arama yapmak ve son olarak, yaşamanın sizin için ne anlama geldiği bulmak bu adım içerisindedir.
Sizin için en değerli ilişki kendinizle olan ilişkinizdir.
İnsanlar uyuşturucu, seks, alkol, yemek, alışveriş, zararlı ilişkiler, hiperaktif bir sosyal hayat veya bir ilişkiden diğerine ara vermeden atlama gibi farklı yollarla duygularını hissizleştirip kendi benlikleriyle ilişki kurmaktan kaçınırlar. Kafalarının içinde dolanan sesleri susturmaya çalışmak için veya vücutlarından gelen mesajları dinlememek için her şeyi yaparlar. Havada kalmış duygulardan bahsetmiyorum bile.
Tüm bu davranışlar kaçınılmaz olanı ertelemenize ve yüzyıllardır aktifleşmemiş bir volkan gibi bir anda patlamanıza sebep olur.
Denilenleri bu şekilde yapmanız önünüzdeki yolu çok daha rahat bir hale getirecektir.
8.Uçurumdan Atlayın
Milyonlarca yıl düşünüp de asla yapmayacağın bir şeyi risk alıp yapın.
Su altında golf oynayın, köpekbalığı sörfüne katılın, şelale kayağı yapın, helikopterli kayağı deneyin veya Lut Gölü’nde yüzün.
Bana güvenin çünkü ben de daha önce kendimi hiç uçaktan atlarken düşünmemiştim ama yaptım. Çünkü artık yükseklikten korkumdan bıkmıştım ve bu yaşadığım, benim hayatımdaki en harika tecrübelerden bir tanesine dönüştü.
9.Çöpü Boşaltın
Otopilot modundaymışsınız gibi normal ve pasif bir yaşam sürdürmeyi bırakın. Bu açık bir şekilde işe yaramıyor.
Atlıkarıncadan inmenin ve çöpü boşaltmanın vakti geldi. Neyin size hizmet ettiğinin ve etmediğinin kararını vermelisiniz.
Hayatınızı değiştirip yeni şekiller, alışkanlıklar, stratejiler ve en önemlisi yeni sonuçlar elde etmek için yenilikçi yollar düşünmelisiniz.
Hayatınızın çok daha ihtişamlı, göz kamaştırıcı ve zararsız yeni şaheserini yaratmalısınız.

Bu yazı orijinalinde inc.com‘da Angelina Zimmerman tarafından kaleme alınmıştır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ETERİK KORDONLARI (BAĞLARI) KESMEK NE DEMEK…

381774_245610072171835_1921691049_n1
Çakralarda, çoğu zaman onlardan dışarı çıkan “eterik kordonlar (bağlar)” vardır. Bu kordonlar, ilişkimiz olan diğer insanlardaki çakralara uzanır.
Eterik kordonlar en genelde yakınlarımız ile, babamız, annemiz, eşimiz, eski eşimiz, eski sevgililerimiz, şimdiki sevgilimiz, evimiz, çocuklarımız ve yakın arkadaşlarımıza uzanır.
İlişkilerimizdeki korkular bu kordonları oluşturur. Korku, bağımlılık, bağlılık, birbirine – bağımlı olma, terk edilme korkusu veya bağışlamama şeklinde karakterize edilebilir. Eterik kordonlar her iki insan arasında enerjinin ileri geri yönlendiği hortuma benzer şekilde davranır.
Kordonlara sahip olmak, problem anlamına gelir.
Eğer bağlantınız olan kişi (kordon vasıtası ile) bir zorluk yaşıyorsa, bir meydan okuma ile karşılaşmışsa, sizden enerji çeker. Enerjinizi eterik kordon vasıtası ile çeker. O zaman, neden olduğunu bilmeden tükenmiş hissedersiniz.
Çok sıklıkla, cinsel ilişki yaşadığınız insanlar sizin sakral (2 nci) çakranıza bağlanmıştır. Tartışma deneyimlediğiniz insanlar solar pleksusunuza bağlanır. Üzüntü duyduğunuz/sizi mutsuz eden insanlar kalp çakranıza bağlanır. Acı verici ilişkiler yaşadığınız insanlar veya tüm yükü omuzlarınızda taşıdığınız bir ilişki yaşadığınız insanlar omuzlarınıza bağlanır. Benim deneyimimde, bu, omuz ve boyun ağrısının kök nedenidir.
Bir kadın müşteri maddi, sağlık ve sevgi yaşamında çoklu zorluklara, meydan okumalara sahip olmaktan şikayet ediyordu. Sırtından ve omuzlarından uzanan çok sayıda eterik kordonu gördüm. Kordonların, kadının çekişmeli bir ilişki yaşadığı vefat etmiş olan babasına bağlandığını fark ettim. Kordonları keserken, babasını bağışlama istekli olup olmadığını sordum. Aynı anda, babasına kendisini bağışlamaya istekli olup olmadığını sordum, çünkü kızı ile geçmiş ilişkisi ile ilgili pişmanlık duyuyordu. Her ikisi de tamamen bağışlamaya istekli olduklarında, kordonlar ayrıldı. Müşterimin, seansımızdan sonra, yaşamının tüm alanlarında hızlı gelişmeler bildirdi.
Evimize veya coğrafik yerlere bağlı olduğumuz zaman, ayaklarımızın altından zemine eterik kordonlar uzanır. Taşınmak isteyen bir müşterimle çalıştım. Ancak, evinin satılamadığından şikayet ediyordu. Ayaklarının altından evin temeline uzanan bir çok kordonu gördüm. Evine bağlılığın evin satışını engellediğini açıkladım. Onun izni ile, kordonları kestik. İki gün sonra, evi tam istediği fiyata satıldı.
Kordonları kesmek “Seni sevmiyorum ya da artık seninle ilgilenmiyorum” anlamına gelmez. Kordon kesmenin ayrılmalara veya ilişkileri bırakmaya neden olması gerekmez. Bu, ilişkilerinizin yanlış fonksiyonlarını salıvermeniz anlamına gelir. Hatırlayın, korku sevginin karşıtıdır ve eterik kordonlar (ve tüm bağlantılar) korkudan yaratılır.
Bazı insanlar, kendi ruh parçaları ile olan kordonları kesebileceklerine üzülürler. Yani, travmatik olaylar sırasında kopup giden kendilerinin parçaları. Bunun olması olası değildir, ancak sadece ful sevinci ve enerjiyi hissetmenizi bloke eden kordonların kesilmesine niyet ederek, bunun olmasından kaçınabilirsiniz. Bu niyeti ederek, ruh parçalarınızın kordonları kesilmemiş kalır.
Veya, ruh parçalarınızı geri çağırabilirsiniz ve bedeninizi çevreleyen beyaz ışık duşu vizüalize ederek kendinizi yeniden bütünleştirebilirsiniz. Zihinsel olarak kendinizin tüm parçalarının gerçek benliğiniz ile tamamen yeniden birleşmesini isteyin. Küçük “sizlerin”, küçük kauçuk bir bandın üzerindeki küçük varlıkların size doğru bungie jumping yapması gibi size doğru zıpladığını görebilirsiniz. Bu küçük ruh parçaları, beyaz ışık duşuyla size yeniden girerken korkunun veya travmanın tüm kalıntılarından tamamen iyileşmiş olacaklar.
ETERİK KORDONLARI/BAĞLARI KESME
Eterik bağları/kordonları kesmenin en hızlı ve en kolay yolu Başmelek Mikail’in yanınıza gelmesini ve sizden enerji çeken tüm kordonları kesip uzaklaştırmasını zihinsel olarak istemektir. Eğer Başmelek Mikail’e yabancı iseniz, o, diğer meleklerin “yöneticisi” olarak hareket eden bir melektir. Başlıca rolü tüm karanlık enerjileri temizlemektir. Her istediğinizde Başmelek Mikail’in yanınıza gelmesini isteyebilirsiniz. Sizinle daimi olarak kalmasını bile isteyebilirsiniz. Herkesle aynı anda birlikte olma yeteneğine sahiptir.
Mikail’den bağları kesmenizi istediğiniz zaman enerjide ve huzurda anında bir artış fark edersiniz. Uyuşmuş hissettiğiniz zaman, melekleri çağırın. Sizi huzurlu enerjinin doğal haline geri getirirler.
(CEVIRI ; Saffet Güler)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Vücudunuzun sizi korumak için kendiliğinden yaptığı 12 şey

Vücudumuzun biyolojik döngülerini ve sistemlerini bilim adamları halen tam anlamıyla çözebilmiş değiller. Vücudun savunma sistemi de bu sistemlerden birisi. Bizleri 24 saat boyunca durmadan dinlenmeden bize zarar verebilecek şeylerden korurlar.

Karşınıza bunlardan 12 tanesini getiriyoruz.

  1. Esneme
    esneme
    Esnemenin amacı bilim adamlarına göre beyniniz fazla ısındığında ya da aşırı yüklendiğinde onu soğutup normale döndürmekmiş.
  2. Hapşırma
    hapsirma
    Burun boşluğumuz çok fazla toz, mikrop ve diğer allerjen ve rahatsız edici maddelerle dolduğunda vücudumuz hapşırarak bunlardan kurtulur.
  3. Gerilme
    gerilme
    İçgüdüsel olarak vücudumuzu gün içerisinde yaşayacağımız fiziksel yükler için hazırlamak amacıyla geriliriz. Aynı zamanda bu; kasları çalıştırır, kan dolaşımını düzenler ve ruh halimizi düzeltir.
  4. Kendini kaybetme
    Aşırı alkol aldığınızda ertesi sabah uyanıp kendinizi bambaşka bir mekanda geceye dair hiçbir şey hatırlamıyor bir durumda bulduğunuz oldu mu hiç? Bu da bir anlamda vücudunuzun sizin istemli şekilde yaptığınız zarar verici eylemden sonra sizi kapatarak kontrolü ele alıp sizi kurtarmaya çalışmasıdır. Bunu cinnet geçirmeyle karıştırmamak lazım, gerçekte cinnet geçirme diye birşey yoktur. Aklıselim olarak yapamayacağı şeyi suçu başka bir şeye atarak yapabilecek insanların uydurduğu bir şeydir. Cinnet mi geçirdin? Geçirmeseydin kardeşim.
  5. Hıçkırma
    Çok hızlı yemek yiyip, büyük yemek parçalarını yuttuğumuzda, ya da aşırı ısındıysak midemizdeki pnömogastrik sinir ucu rahatsız olur. Bu midemiz ve diyaframımızla bağlantılı şekilde hıçkırma hareketine neden olur.
  6. İştah kaybı
    istah_kaybi
    Hastalanan vücudunuz bu hastalıkla daha iyi mücadele edebilmek için sindirim sistemine harcadığı enerjiyi bu mücadeleye yönlendirmek ister. Bu nedenle iştah kaybı yaşarsınız. Detaylı öğrenmek için bu satıra tıklayın.
  7. Miyoklonik sıçrama
    Bu aslında uykuya geçmeye başladığınızda vücudunuz yavaş yavaş rahatlarken bir anda elektrik şoku gibi birşey yaşayarak sıçramanızdır. Bu anda bütün kaslarınız öyle bir kasılır ki neredeyse yataktan aşağı düşersiniz. Bunun sebebi uykuya geçmeye başladığınız zaman, nefes alışınız hızlı şekilde yavaşlayıp kalp atış hızınız yavaş şekilde düşüyorsa bu olay beyniniz tarafından yanlış yorumlanır. Beyniniz sizin ölmekte olduğunuzu zannederek size bir şok gönderip sizi hayatta tutmaya çalışır.
  8. Cildin buruşması
    parmak_burusmasi
    Eğer vücudunuz aşırı miktarda nemle karşı karşıya ise yüzeyler oldukça kaygan olacaktır. Bu nedenle ellerinizdeki deri hemen buruşarak düzgün yüzeyleri tutmanızı kolaylaştıracak ve kaymanızı engelleyecektir.
  9. Hafıza kaybı
    Yaşadığınız kötü olaylardan sonra hafıza kaybı yaşamanız doğaldır. Beynimiz hafızalarımızdan en korkunç anıları silmeye çalışır.
  10. Tüylerin diken diken olması
    tuyler
    Bu olayın asıl işlevi vücudumuzun ciltlerimizdeki gözeneklerden kaybettiği ısıyı azaltmasıdır. Tüylerimiz diken diken olduğu zaman kendimizi ısıtmamız daha kolaylaşmaktadır.
  11. Gözyaşı
    gozyasi
    Gözümüze yabancı bir nesne girdiğinde bunun çizilmesini engellemek ve bu yabancı nesnenin dışarı atılmasını kolaylaştırmanın yanında, gözyaşı bir nevi duygusal koruma da sağlar. Vücudunuz bir ağrı nedeniyle ya da herhangi başka bir sebepten stres altındayken daha farklı bir rahatsızlık verici şey oluşturup sizi ağrıdan başka bir şeye odaklanmaya yöneltir.
  12. İstemsiz Kusma
    Kusma yediğiniz yada içtiğiniz ve vücudunuza zarar verdiği bilinçaltınız tarafından algılanmış bir nesnenin sizin isteminiz dışında dışarıya atılmaya çalışılmasıdır.

Aklınıza gelen başka böyle şeyler varsa lütfen aşağıdaki yorumlarda belirtin, inceleyip yukardaki listeye ekliyelim.

superileri

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

TURNA KUŞU

15541323_1121763291256209_2057894928617761734_n1

Japonya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.
Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış.
Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” demiş ve son nefesini vermiş.
Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.
Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.
Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir müzede sergileniyor…
Bu hikaye Japonya’da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.
Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir.
Küçük kızın hayatı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.
Ayrıca Hiroşima ve ABD’de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır.
*Alıntıponya’ya atom bombası atıldığında 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış ve hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.
Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış.
Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce “Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul” demiş ve son nefesini vermiş.
Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş.
Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış.
Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayattaki son saatlerini 644. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya’da bir müzede sergileniyor…
Bu hikaye Japonya’da 1943-1955 yılları arasında yaşayan Sadako Sasaki’nin hikayesidir. Arkadaşları, eksik kalan 356 turnayı katlayıp onunla birlikte gömerler.
Turna kuşu, o zamandan beri barışın ve nükleer silahsızlanmanın simgesidir.
Küçük kızın hayatı “Sadako ve Kağıttan Bin Turna Kuşu” adıyla 1977 yılında Eleanor Coerr tarafından kaleme alınmıştır.
Ayrıca Hiroşima ve ABD’de anısına heykel ve anıt bulunmaktadır.
*Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞOFÖR CENGİZ BEY’İN FELSEFESİ

15356495_1846561202227008_1166769813426346304_n1
Yoldan taksi çevirdim; iki günlük sakalı olan gözlüklü ve ciddi yüzlü, saçları beyazlamış zayıf bir şoförün yanına oturdum. Akatlar’dan Beşiktaş’a gideceğimi söyleyince, sahil yolundan mı gidelim, Balmumcudan mı, diye sordu. Hangisi daha açıksa oradan, dedim. Sahilden gideceğiz; beş dakika daha erken varırız, ama sana bir lira altmış kuruş daha fazla yazar. Bu saatlerde beş dakika fark eder; ama saat beşten sonra yirmi dakika atar, dedi ve sustu.
Siz mühendis olacak adamışsınız, dedim. Ben mesleğimden memnunum, dedi. Hayretle, sahi mesleğinizi seviyor musunuz, diye sordum. Seviyorum, niye hayret ettiniz, dedi ve yan gözle baktı.
İstanbul’da en zor, en stresli mesleğin şoförlük olduğunu düşündüğümü söyledim. Ben mesleğimi seviyorum, her mesleğin stresi var, dedi ve ilave etti; ‘sizin mesleğin stresi yok mu?’
İstanbul’un trafik karmaşasından şikâyet etmeyen bir şoförle konuştuğuma inanamıyordum. İstanbul’da sürekli uyanık olmanız gerektiğini ve sürekli uyanık olma zorunda olmaktan kaynaklanan bir yorgunluk, bir tükenmişlik oluşacağını anlatmaya çalıştım.
Ben, dedi, dinlenmiş ve zinde iken araba kullanınca daha az stres oluyorum; o nedenle belirli aralıklarla dinlenmeye çok önem veriyorum.
Merak etmiştim. Peki, bu işte bunu nasıl yapıyorsun, diye sordum. Evden sabah altıda çıkıyorum. Altı buçukta işbaşı yapıyorum. Saat dokuza kadar çalışıyorum. Saat dokuz dedi mi, durağa geliyorum, yirmi dakika çay molası veriyorum. O sırada durağın telefonu çalsa dahi cevap vermiyorum. Çayımı içiyorum, dinleniyorum. Öğle yemeğinden sonra bir ara daha veriyorum. Biliyorum, belki günde on lira, yirmi lira daha az kazanıyorum, ama zinde kalıyorum ve direksiyonun başındayken işimi seviyorum, stresli olmuyorum. Saat dörtte arabayı teslim ediyorum ve eve varınca saat yediye kadar iki saat uyuyorum. Akşam çocuklarla dinlenmiş olarak vakit geçiriyorum, istersem arkadaşlarla buluşuyorum, genellikle akşam on birde yatağa giriyorum.
Kılığı kıyafetinden, görünüşünden yaşam kalitesine bu kadar önem verecek biri olarak görünmüyordu, etkilenmiştim. Bunu size kim öğretti, diye sordum. Hiç kimse, dedi, kendi kendime bulduğum bir şey bu. Peki, mesleğin başından itibaren bunu yapıyor musunuz, diye sorunca, hayır, zaman içinde farkına vardım, on beş yılımı aldı bunu keşfetmek, dedi.
Peki, dedim, etrafındaki genç şoförler senin bu tavrından etkileniyorlar mı, seni örnek alıyorlar mı? Hayır, dedi, çoğu ne yaptığımın farkında bile değil, söylemeye kalksam da hiç kimse ilgilenmiyor, dinlemek dahi istemiyorlar. Merak etmiştim, adını sordum, Cengiz, dedi.
Cengiz Bey, dedim, siz neden böylesiniz, onlar niçin sizin gibi değil? Bütün mesele dedi, yaşamı sevmek, yaşamın tadına varmak istemek. Ben araba sürerken yaşamın tadına varıyorum, çünkü dinlenmiş haldeyim, zindeyim. Çay içerken tadına varıyorum, çünkü gerçekten canım çektiği zaman, yorgunluğumu giderecek şekilde molamı veriyorum, çayımı acele acele değil, keyifle içiyorum. İki saat uzandığım zaman, çok tatlı uyuyorum, çünkü yorgunluğumun farkında olarak yatıyorum, uykunun keyfini çıkarıyorum. Uyandıktan sonra dinlenmiş olduğum için çocuklarımla, eşimle konuşmanın keyfini çıkarıyorum. Ve gece saat on birde yattığım zaman huzur içinde uyuyorum. Yaşamımın her anının keyfini çıkararak yaşıyorum; direksiyonda, çay içerken, ailemle konuşurken, uyurken her yaptığımın hakkını vererek, isteyerek, keyifle yapıyorum.
Konuşmak istesem kendisini ziyaret edip edemeyeceğimi sordum. Beklerim, dedi ve durağın kartını verdi.
Doğan Cüceloğlu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eski bir yazıttan tercüme edilmiştir…

hayat-01
1. Bir Vücud Size Verilecek…
Sevseniz de sevmeseniz de bu vücut tüm yaşam periyodunuz boyunca sizin olacaktır.
2. Dersler Alacaksınız…
Hayat denilen tam zamanlı bir okula kayıt oldunuz. Bu okulda her günün ders öğrenmek için fırsatınız olacak. Bu dersleri sevebilirsiniz veya anlamsız ya da aptalca bulabilirsiniz.
3. Hatalar Yoktur Sadece Alınacak Dersler Vardır…
Büyümek, deneme yanılma yolunu kullandığımız deneyleme sürecidir. Başarıya ulaşamayan deneyler de başarıya tam ulaşan deneyler gibi sürecin bir parçasıdır.
4. Dersler, Öğrenilene Kadar Tekrar Edilir
Sen öğrenene kadar dersler, çeşitli form ve yöntemlerle sana sunulacaktır. Dersini tam olarak öğrendiğinde bir sonraki derse geçeceksin.
5. Ders Almak Asla Bitmeyecek…
Hayatın tüm noktalarında içinde o bölüme ait bir ders bulundurmayan bir parçası yoktur. Hayattaysan öğreneceğin derslerin bulunmaktadır.
6. Buradan Daha İyi Bir Yer Yoktur…
Senin oraların buralar olduğu zaman, hemen sana buradan daha iyi gözüken yeni bir oralar verilecektir.
7. Diğerleri Sadece Senin Aynandır…
Sen kendinde sevdiğin veya nefret ettiğim bir şeyin yansımasını başkasında görmüyorsan onda olan bir şeyi sevemez ya da nefret edemezsin.
8. Hayatınla İlgili Ne yapmak İstediğin Sana Kalmış…
İhtiyacın olan bütün kaynaklar ve aletlere sahip olacaksın. Bunlarla ne yapmak istediğin sana kalmış. Seçim senin.
9. Cevaplar İçinde Yatıyor…
Hayatın soruları ile ilgili cevaplar içinde yatıyor. Tek yapman gereken İçine Bakmak, İç Sesini Dinlemek ve Kendine Güvenmektir.”
ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Eğer hasta olmak istemiyorsan;

15390909_1233542623407371_3612480497824094526_n1
Brezilyalı bir doktora ait bu yazıyı mutlaka okuyun ve hatta her gün yeniden okuyun..
Eğer hasta olmak istemiyorsan :
Duygularını anlat.
* Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!
Karar Vermelisin..
* Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
* İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
* Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
* Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.
Olduğundan Farklı Yaşama.
* Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
* Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.
Kabullen.
* Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
* Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
* Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.
Çözümler Bul.
* Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
* Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
* Biz ne düşünüyorsak oyuz.
* Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.
Güven.
* Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.
Hayatı Üzgün Yaşama.
* Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
* Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
* Mutluluk sağlık ve terapidir.
Dr. Dráuzio Varella

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 8 Comments »