Dünya’nın Frekansı…

dunyanin-frekansi-i1

Önceki yazılarımızda her şeyin, ama her şeyin, enerjiden ibaret olduğunu ve kendine has bir frekansı ve titreşimleri olduğundan bahsetmiştik. Öyleyse, üzerinde yaşayan her şeyin titreşimleri olduğuna göre, dünyanın da kendine has bir titreşimi olsa gerek. Evet, var; buna Schuman Rezonansı da deniyor. Bu Batılı biliminsanlarının verdiği isim. Halbuki elin Çinlisi bunu asırlardır dile getiriyor.

Atomlar an ve ana dair her şeyle titreşimlerini uyumlama halindedir. Negatif yüklü dünyamız (buna Yin enerjisi diyoruz) ile pozitif yüklü evrenle (buna iyonosfer diyoruz, aynı zamanda Yang enerjisi) sürekli bir elektriksel iletişim söz konusudur.
Dünyadan gelen Yin enerjisini, evrendeki Yang enerjisiyle uyum içinde taşıyan tek canlı ise insandır. Bunu ise bedenimizde Yin-Yang dengesini kurarak başarabiliriz. Elbette bu herkesin harcı değildir. Ancak ve ancak nefes teknikleri, meditasyon ve Çigong gibi beden-zihin-ruh bütünlüğü çerçevesinde çalışan öğretilerle mümkündür.
Çin’deki ustalarımın anlattığına göre insanlar öldüklerinde ruhları Yin olarak dolaşırmış. Dünyayı seyahatleri esnasında, tanıdıkları tüm insanları ziyaret ederlermiş. Onlar hakkında her türlü anıyı detayına kadar hatırlarlarmış. Çocuğunun nasıl büyüdüğünü, ilk yürümeye başlamasını, ilk öpücüğü vs… Hatırlayamadıkları tek şey ise onları sevmenin nasıl bir şey olduğu imiş. Bunu başarabilen tek ruh ise daha ölmeden önce bu hayattayken Yin-Yang dengesini kurmayı başararak bu hayatla vedalaşabilen ruhlarmış. Yine filmlerde ve büyük ustaların hikâyelerinde, hep “Ölen ustam akşam beni ziyaret etti, kulağımı çekti, şunu bunu nasihat etti, sonra kayboldu” gibi cümleler duyarız. Yin-Yang dengesini kurmayı başarmış olarak göçen ruhların istedikleri an tekrar bu dünyada bedenlenme lüksleri olduğu söylenir. Bu yüzden alınan öğreti ne olursa olsun, bir dövüş sanatında ne kadar usta, ne kadar güçlü ve yenilmez olursanız olun, Yin-Yang dengesini kurmayı başaramamışsanız ve yeterince meditasyon yapmamışsanız, asıl hocaların gözünde değeriniz koca bir sıfırdır (bakınız, Man of Tai Chi-Keanu Reeves). Bunlara benzer hikâyeleri Java Büyücüsü adlı kitapta da bulabilirsiniz.
Peki, seyrettiğimiz filmlerde, ister Beşinci Element (Bruce Willis), ister G.O.R.A ve A.R.O.G olsun, aşağıdan yukarı çıkan ve beş döngüyle isimlendirilen enerjileri hatırlayalım. Bunlar filmdeki gibi gözle görülmese de, gerçekte var olan ve Yin’den Yang’a yol alan enerji dalgaları. Bu enerjilerin kimisi pozitif, kimisi negatif, kimisi de nötr olabiliyor. Enerjinin negatif olarak yukarı çıkması, tam olay mahallinde bulunan bizleri ve mekânlarımızı acayip etkiliyor. Mesela ağzıyla kuş tutsa bile para yapmayan mekânlar bir bir kapanır ve taşınır. Yerine gelen de orda tutunamaz. Uğursuz diye adı çıkar. Ev vardır; orada kavga dövüş, ayrılıklar, boşanmalar, hastalıklar, hatta intiharlar eksik olmaz. Ona da uğursuz der çıkarız işin içinden. Hiç bunu enerji yönünden düşünmeyiz. Elin Çinlisi bunu asırlardır düşünüp, mekânlarını yaparken ya da yaptıktan sonra hep bu enerjileri en ince ayrıntısına kadar inceler. Tapınakların yerleri, özel mekanların, özellikle de ruhsal yerlerin enerjileri özel olarak elden geçirilir. Bu bilim dalına Batıda şu anda Jeomansi (ya da Jeomanti) deniyor. Mekanın enerjisi duru görüyle (Çi ustası tarafından) ya da belli aletler kullanılarak tespit ediliyor ve negatif enerji bloke edilerek yukarı çıkması engelleniyor ve o andan itibaren mekanın enerjisinde gözle görülür bir değişim başlıyor. Tabii bunu ticari amaçla yapan pek çok biliminsanı da var. Kim onlara kızabilir ki?

Dünyanın tüm biliminsanları tarafından kabul edilmiş ferakansı 7.83 Hz’dir. Buna dünyanın kalp atışı da denmektedir. Dr. Anker Mueller adındaki başka bir biliminsanı daha derinlerine inip dünyanın frekansının insan beyni ile aynı attığını bulmuştur. Herbert König ise Schuman rezonansının beyin ritmleri ile tam uyumunu ispatlamıştır.  Beyindeki EEG değerleri incelenerek bu ritimlerin doğadaki Schuman ritimleriyle Alfa seviyesinde uyum sağladığı görülmüş. Bu yüzdendir ki, nefes teknikleri ve meditasyon sayesinde beyin dalgalarımızı Alfa konumuna taşımayı hedefleriz.
Dusseldorf Ünivesitesi’nde yapılan araştırmalarda, bu ritmin kasten bozulduğu, yani beyin frekansının doğadaki frekanstan şaştırıldığı deneylerde,  deneklerde  fiziksel hastalıklar ve zihinsel bozukluklar oluşmaya başlamış. Bu da doğayla BİR olamama sorunumuza parmak basıyor aslında.
Yine okulda gönüllü öğrenciler 4 hafta boyunca tam yalıtımlı bir sığınakta doğadan izole bir şekilde yaşamışlar. Öğrencilerin günlük ritimlerinde şaşmalar olmuş ve hepsi migren ve baş ağrılarıyla duygusal stres yaşamaya başlamışlar. Genç oldukları için ciddi bir fiziksel soruna rastlanmamış ve ortamda gençler yerine yaşlıların ya da hastaların olması halinde bunun kaçınılmaz olduğuna inanmışlar. İnanılmaz olan ise, aynı ortama Schuman rezonansı verilmeye başlanınca tüm öğrenciler beliren sorunlardan kurtulmuş ve sağlıklarına geri kavuşmuş.
Bizler üzerinde yaşadığımız doğa ana ile tam bir bütünlük içindeyiz. Bu bütünlüğün bozulması halinde hastalıklar, mutsuzluklar, kavgalar, savaşlar, kaos kaçınılmaz hale geliyor. Bu bütünlüğü bozmak içinse sistem var gücüyle çalışıyor.
Doğa anayla ritmimizi nasıl senkronize edeceğiz?
Çıkarın ayakkabıları, çorapları! Basın toprağa, çimene… Bu çimen o lüks konutların sonradan doldurulma suni çimenleri olmasın. Gerçek doğaya gidin. Ağaçlarında kuşlar cıvıldasın. Toprağı kazıdığınızda solucanlar çıksın. Ayakların toprağa değmesine biz topraklanma yöntemi diyoruz. Bunu yapan istisnasız herkes bütün negatif enerjisinden anında kurtulmaya başlar, stresini toprağa atar, topraktan ise en güzel enerjileri almaya başlar. Ağaç Duruşu Meditasyonu bu yüzden tüm meditasyonlar içinde en değerlisidir. Gerçek Yin-Yang dengesini kuran bir tekniktir. Sahiden de bir ağaç gibi durduğunuz ve kollarınızı açtığınız  vakit, kollarınız Çi enerjisiyle dolar ve ağacın doğadan aldığı tüm bilgelik de size akmaya başlar.
Eski insanlar vakitlerinin büyük bir bölümünü üretim yaparak doğada geçirirmiş. Temiz havasını alır, toprakla haşır neşir olur, bir ağacın altında kestirir, çimlerde koşar, yuvarlanır, nehirlerinde yüzermiş. Şimdi o insanın üzerine kocaman bir kurumsal bina ve apartmanlar konmuş. Florasan ışığında akşam olduğunu sadece saate bakarak anlayarak çalışan, sadece klimadan çıkan mikroplu havayı soluyan, ayaklarında yalıtımı en kuvvetli ayakkabılarla gezen, her yere arabasıyla giden, onda da klimayı her şekilde kökleyen, asansör, yürüyen merdiven derken hayatında günde 100 metre bile yürümeyen insanlar türedi. Bunların bırakın doğayla aynı titreşime geçmesini, doğa kavramını tamamen unutmasından korkuyorum.

Kaynak: Ersin İpek -Kuraldışı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evinizde negatif enerji varmı öğrenin! Negatif enerjiler çeşitli nedenlerden dolayı ister istemez evinize girebilir…

negatif-enerji1

Evinizde negatif enerji varmı öğrenin! Negatif enerjiler çeşitli nedenlerden dolayı ister istemez evinize girebilir. İster kişisel negatif enerjileriniz isterse dışarıdan evinize gelen kişilerin negatif enerjileri evinizin olumsuz enerji ile dolmasını sağlar

Evinizde oluşan negatif enerjileri şu yollarla anlayabilirsiniz. Bitkileriniz varsa solmaya başlarlar, Hane üyeleri arasında gerginlikler ortaya çıkar hatta evde beslediğiniz hayvanınızda bile huzursuzluklar ortaya çıkar bunun yanı sıra maddi durumunuzda dalgalanmalar olur

Bir bardak su ile negatif enerji olup olmadığını anlayabilir ve yok edebilirsiniz

Nasıl mı? Öncelikle şeffaf cam bir bardak alın (Not bu bardağı daha sonra bu iş dışında kullanmayın)

Bardağımızın 3/1 ini deniz tuzu ile doldurun

yine bardağın 3/2 sini beyaz sirke yada elma sirkesi ile doldurun

diğer kalan 3/1 ini ise su ile doldurun

Bu karışımı evin en çok kullandığınız hane halkının beraber oturduğu misafir ağırladığı yere koyun

Ve o şeklide bırakın 24 saat sonra suya bakın:

Eğer bardaktaki su bıraktığınız gibi ise her şey normal negatif enerjiler ortamda yok demektir. Eğer suda lekelernmeler ve renginde yeşile bakan bir renk değişikliği görürseniz bilinki o odada negatif enerji var ve suyu hemen tuvalete dökün ve sifonu çekin

Diğer odalarda da tekrar aynı yeniden temiz suya sirke ve tuz ekleyerek aynı işlemi yapabilirsiniz

Eğer ki su koyduğunuz gibi tertemiz duruyorsa aynı suyu diğer odaya koyarak orada da deneyebilirsiniz

Böylelikle tüm odalardaki negatif enerjileri temizlemiş olacaksınız

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Sevgililer Gününde; Sevdiklerinize, Arkadaşlarınıza Deniz Kaplumbağası Bakımı Hediye Edin… Ben Az Önce Yaptım… Ya Siz

img_9726

DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSAN SEV: GERÇEKTEN SEV

sevgi-21

 

 

Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir erkeği sev; gerçekten sev…
Birini seç, ruhu seni çağıranı, seni net biçimde göreni seç. Korkabilecek kadar cesur olanı seç.
Elini tut ve onu kalbinin damarlarına götür, orada senin sevecenliğini görsün, orada dinlesin, onun ağır yüklerini kendi ateşinde yak, kül et.
Gözlerinin derinliklerine bak, derinden bak, orada hareketsiz kalanı uyandır, dirilt. Utangaç olana cesaret ver, orada ne beklediğini fark et.
Gözlerinin derinliklerine bak
Gözlerinin derinliklerine bak, orada babalarını, dedelerini gör, uzak yerlerde, çok eski zamanlarda savaşa ve şiddete karışmış atalarını gör.
Acılarına, mücadelelerine, maruz kaldığı işkencelere bir zamanlar…
Ve bırak hepsi gitsin…
Onun atalarından gelen yükü hisset
Sana sığındığında kendini nasıl güvende hissedeceğini bil
Onun öfkesine ayna olma
Çünkü senin bir rahmin var, eski yaraları iyileştiren, derin ve tatlı bir kapı…
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev…
Karşısında kırılganlığın nefesinde kadınlığın bütün ihtişamıyla otur…
Bir çocuğun masumiyetinde, ölümün derinliklerinde, açan bir çağrı olsun, onun erkeklik gücünü kabul et…
Geri gittiğinde, kaçtığında, mağarasına doğru, çünkü kaçacaktır…
Ailendeki bütün kadınları etrafına topla, onların bilgeliğinden nasiplen.
Onların fısıltıyla anlattıklarını dinle, korkmuş genç kız kalbini sakinleştir.
Onlar seni sakinleştirecek ve sabırla onun dönüşünü beklemeni kolaylaştıracaklardır…
Git kapısında otur ve hatırlatma şarkısı söyle, belki bir kez daha dinginleşecektir…
Onu küçük bir çocuğu gibi hilelerle, baştan çıkarma oyunlarıyla kandırma, bunlar sadece onu ayartıp yok oluş ağına sürükler…
Kaousun ve nefretin mekanı olan bu yer ataları tarafından yapılan bütün savaşlardan daha korkunçtur..
Bu dişil enerji değildir, bu öç almadır
Bu eğilip bükülmüş çizgilerin zehiridir,
Asırlarca sömürülmüş olan, tecavüz edilen dünyanın zehiri.
Bu kadınlara bir güç vermez
Bu kadını erkeği hadım eden bir hale dönüştürür
Bu hepimizi öldürür…
Annesi onu ister öpüp kucaklamış olsun ister olmasın
Ona gerçek anneyi şimdi göster
Sarıl ona, nezaketine ve derinliklerine götür…dünyanın merkezine…
Onu yaraları için cezalandırma, senin ihtiyaçlarını ve kriterlerini karşılamadağı için, onun için tatlı ırmaklar gibi ağla
Gözyaşlarını döktüğünde onu eve getir…
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev
Onu çıplak ve özgür olabileceği kadar sev
Onu doğum ve ölümün döngüsüne bedenini açabilecek kadar sev
Ve bu fırsat için ona teşekkür et.
Birlikte öfkeli rüzgarlarda ve dingin ormanlarda dans ettiğinizde
Kırılabilecek kadar cesur ol, izin ver, varlığının yumuşak baş döndürücü yanlarını keşfetsin,
Bilsin ki seni kucaklaşıp sarabilir, koruyabilir
Kollarına at kendini, seni tutacağından emin ol,
Bundan önce binlerce kez düşmüş olsan bile
Ona teslim olarak ona teslimiyeti öğret
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir erkeği sev, gerçekten sev
Destekle onu, besle onu, ona izin ver, onu duy, kucakla, iyileştir onu.
Bunun karşılığında sen de beslenecek, desteklenecek ve korunacaksın
Güçlü kollar, net düşünceler, odaklanmış oklar tarafından
Çünkü eğer izin verirsen, o düşündeki adam olur…
********************************************************************************
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, gerçekten sev.
Senin ruhunu çağıran bir kadın bul, seni idare eden değil
Kontrol listeni bir kenara at, kulağını kalbine koy ve onu dinle…
Yaşayan her varlığın adını, dualarını, şarkılarını duy,
Her kanat çırpanın, telaş içinde yüzenlerin, yeraltındakilerin, sualtındakilerin, her yeşilin, çiçek açanın, henüz doğmamış olanın, ölmekte olanın…
Onların onlara hayat veren Bir’e hüzünlü övgülerini işit,
Eğer adını henüz duymadıysan, yeterince dinlememişsin demektir.
Eğer hala gözlerinde yaşlar yoksa, eğer hala onun ayaklarına eğilmemişsin, neredeyse onu kaybetmişsin demektir.
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, kendinin ötesinde sev. Arzunun ve mantığın ötesinde, senin gençlik, güzellik, ve çeşitlilik gibi bütün yapay özgürlük gündemlerinin ötesinde sev.
Bize çok sayıda seçenek verildi
Reklam

Ama biz bir Ruhun ateşinin ortasında durup, oradan ışıyan gerçek özgürlükte aşka direnmeyi yakıp kül etmeyi unuttuk.
Bir tane tanrıça var
Ona bak onu gör.
Bak bakalım o mu baltayı başına vuracak olan.
Eğer değilse yürü, hemen…
Boşa zaman harcama.
Bil ki kararının onunla bir ilgisi yok.
Çünkü nihai olarak kim olduğu ile değil ne zaman teslimiyeti seçeğimizle ilgili..
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev.
Onu ölüm korkusunun ötesinde sev
Onu içindeki anne tarafından manipüle edilme korkunun ötesinde sev.
Ona onun için öleceğini söyle
Onunla birlikte yaşayabileceğini söyle.
Onunla birlikte ağaçlar dik ve onların büyümesini seyret.
Onun incinebilir güzelliğinde onun ne kadar güzel olduğunu söyle ve onun kahramanı ol.
Ona hatırlat, o senin adanman ve hayranlığınla o senin tanrıçan.
Dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev.
Bütün yüzleriyle, bütün mevsimlerde
O seni şifalandıracak senin şizofrenini
ikili zihnini, yarım kalbini
O şizofreni ki senin ruhunla bedenini ayırır
Seni daima dışarıya bakar kılar, kendinden başka bir şeyi aramak için
Böylelikle yaşamı değerli kılmak için
Her zaman bir başka kadın olacak
Sonunda o parlak olan da eski mat olana dönüşecek
Ve sen yeniden huzursuz olacaksın
Arabalar gibi kadınlar değişik tokuş edilemez
Tanrıça, arzunun en son objesidir, satılamaz.
Erkeğin daha çok seçime ihtiyacı yok
Erkeğin ihtiyacı kadın, dişil, sabırlı, şefmatli, aramayan yapmayan, bir yerde nefes alan, köklere inen, birlikte yeryüzünü sarabileceğiniz kadar kuvvetli.
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan, bir kadını sev, yalnızca bir kadını.
O kutsal bir kase gibi sev ve koru onu
Bütün insanlık için duyduğu terk edilme korkularını sev.
Onun yaraları sadece onun yaraları değil,
Onun bağımlılığı zayıflık değil
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev
O sana inanana kadar sev. O zaman içgüdüleri, sanatı, sesi, vizyonları, tutkusu, vahşiliği ona tekrar döner
O aşkın gücüdür, bütün politik medya şeytanlarının yok etmeye ve değerini düşürmeye çalıştığı aşkın gücüne sahiptir.
Eğer dünyayı değiştirmek istiyorsan
Davalarını, silahlarını, iç savaşını bırak, öfkenden vazgeç, büyüklük sevdalarını aydınlanman için bırak…
Kutsal kase senin önünde duruyor…
Eğer onu kollarına alırsan bu yakınlıktan daha ötesini aramaktan vazgeç.
Ya huzur ve barış denilen şey bir kadının kalbiyle beraber tekrar hatırlanması gereken unutulmuş bir rüya ise?
Dünyayı değiştirmek istiyorsan bir kadını sev.
Gölgelerinin en derinliklerine kadar
Varlığının en yüksek noktalarına kadar
Onunla ilk karşılaştığın bahçeye git
Gökkuşağı ülkesinin kapısına
Birlikte tek bir ışık gibi yürüyerek
Dönüşü olmayan noktaya
Yeni bir yeryüzününün başlangıcına ve sonuna…
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ŞUNLARI YAPTIKTAN SONRA HİÇBİR HASTALIĞINIZ KALMAZ.

saglikli-insan-e14043681804351
📌Düzenli olarak elma yiyin,
📌Yediğiniz zeytinlerin çekirdeklerini korkmadan yutun,
📌Çörek otu yağı için ve saçınıza, cildinize, yüzünüze sürün (ki çörek otu ölümden başka her derdin devasıdır. Kalp, tansiyon, şekerden tutun da saç zayıflamasına, dökülmesine ve kırlaşmasına kadar hemen her şeye muazzam bir tesiri vardır), içemezseniz çörek otu yağının kapsül şeklinde olanını alın ve kolayca sabah akşam yemeklerden önce ikişer adet yutun,
📌Kuş başı gibi kıyılarak hakiki zeytin yağında birkaç gün bekletilmiş kuru incir yiyin,
📌Sabahları kahvaltıdan önce besmele ile 21 kuru üzüm yiyin (zihniniz açılır, hafızanız uçuşa geçer),
📌Türk kahvesi ile aranız yoksa arayı bulun (ki kahve de muazzam bir zihin açıcıdır. Sabahları kahvaltıdan bir saat kadar sonra Türk kahvesi için…
📌Sallama çayları, plastik bardak ve şişeleri, damacana suları terk edin. Normal çay demlemeden önce çayı bir süzgeç yardımı ile bolca soğuk su ile yıkayın. Sadece şunlara dikkat ederek bile kanser olma riskini yüksek oranda azaltacaksınız.)
📌Ayçiçek yağlarını terk edin, gerekirse başka yerlerden kısın ve paranızı zeytin yağına verin. Damak tadınıza farklı gelirse direnin, bir süre zorlanacaksınız ve birkaç ay sonra alışacak ve hiçbir zorluk çekmeyeceksiniz.
📌Kaçınmadan, çekinmeden, imkanınız nispetinde bol bol tereyağı, yumurta ve süt tüketin. (Marketlerde artık ekonomik fiyatlara günlük sütler bulunabiliyor. Süt gibi görünen uzun raf ömrü olan karışımları almayın, içmeyin, kullanmayın)
📌Zeytin yağını da çörek otu yağı gibi için, sürün, bol bol kullanın. (İki yağ hakkında da hadisler var ve artık bunları modern tıp bile ispat etti. Avrupalılar bile bunlara kıymet verip tüketmeye çalışıyorlar.)
📌İlaç Sektörü’nün soygunundan kurtulun. Bir yeri düzeltmeye kalkıp başaramazken, onlarca yeri de bozan ilaç görünümlü zehirlerden kurtulun. Bir ilaç bir insana yıllarca reçete edilir mi?
⚡Sizin eksiğiniz, gıdalardan yeterli değerleri alamamanız. Hayatınızda lif yok, yeterli vitamin, protein ve mineraller yok. Bunları almaya çalıştığınız sebze ve meyvelerde can yok. Adeta çöp yiyoruz. İhtiyacınız olduğu halde eksik kalan bu şeylerin vücudunuza girmesini sağlarsanız, vücutlarımız zaten hastalıklarla savaşacak şekilde yaratılmış ve siz ne olduğunu bile anlamadan vücudunuz gereğini yapar, hastalıklarla savaşır.
⚡İşte bu zamanda kuru incir tarifini, çörek otu yağını, zeytin yağını aklı başında her müslüman kullanır. Maddi imkânı olanlar bunların yanına hakiki bal da katar.
😷 Şifa niyetine kullandığınız ürünlerden beklenen faydayı görmediyseniz, hakiki diye sahtesini, doğal diye katkı maddeli ve ilaçlı olanını, taze diye bayat olanını aldınız demektir.
⚡Şu tarif edilenlere riayet eden birisinin sağlıklı olmaması, sağlığı bozulmuş olsa da tedavi olamaması başka türlü mümkün değildir.
⚡Çörek otu yağı tamamen doğal yetiştirilmiş ve mutlaka soğuk sıkım olmalıdır.
⚡Not: Allahü Teala, Kur’an-ı Kerim’de Tin suresinde incirin ve zeytinin üzerine yemin etmiştir.
⚡Muhakkak ki Allah ü Tealanın, üzerine yemin ettiği şeylerde çok hikmetler vardır.
⚡⚡Lütfen öğrendiğiniz bilgileri başkalarının da öğrenmesi için gayret gösterelim.

Kaynak: Facebook Karbonat sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 4 Comments »

PARA İLE İLGİLİ OLUMSUZ BİLİNÇALTI KAYITLARI VE EN UYGUN OLUMLAMALARI:

402624_280533135346195_1104547671_n1
Biliyoruz ki evren de her şey ilahi anlamda SEVGİYLE AŞKLA dönüyor.Sevgiyle aşkla vuku buluyor.O zaman bir düşünelim parayı ya da istediğimiz ne varsa ev,araba,evlilik,güzel bir ilişki,çocuk- sevgiyle aşkla bilinçaltına kodlamamışsak İLAHİ GÜÇ bize onu vermez.O zaman bilinçaltımız sevgiye dönüştürelim, her şeyin en güzelini en iyisini kendimize çekip yaratalım.Işığınız,paranız,istedğiniz ne varsa bol olsun:)
________________________________________
Sıkıntı çekilerek kazanılır= Para kolay yoldan yaratılır.
Ben Paranın Esiriyim = Ben parasız/paralı halimle de özgürüm.
Para pistir, sefildir, zavallıdır, aşağılıktır = Para SEVGİ enerjisidir.
Para kumardır. Gelir Gider = Paranın Gelişine Gidişine ve Ben de Kalışına Sevgiyle İzin Veriyorum.
Paraya güvenilmez. = Ben Para enerjisine güveniyorum.
Paraya sahip Olunmaz. = PAraya Sahip Olmayı Kabul Ediyorum. Ben paraya sahip olmayı hakediyorum. Ben paraya sahip olmaya layığım.
Para için çalışmak Aşağılıktır. = Ben çalışarak parayı Sevgiyle alıyorum.
Para Şeytandır= Para Sevgi enerjisidir.
Para güçtür= Para Sevgi Enerjisidir.
Para tutmak aşağılık bir durumdur = Ben paranın sevgiy le gelişine gidişine izin veriyorum.
Para güçten gelir, Ailem güçtür, babam güçtür. Para ailemden babamdan gelir= Ben kendim için para yaratıyorum.
Paraya muhtaç olmak aşağılık bir durumdur= Ben parasız olduğum halimle de değerliyim.
Fakirlik utanılacak bir şeydir = Ben fakir olduğum halimle de kendime değer veriyorum.
Parasız varolamam= Ben parasızda sevgiyle var oluyorum. Ben beni her halimle var ediyorum.
Parasızlık Aşağılık olmaktır= Ben kendimi parasız olduğum halimle de Sevgiyle kabul ediyorum.
Parasız olunca kendimi Güvende hissetmem = Ben parasız olduğum halimle de güvendeyim
Sadece muhtaç olunca para gelir = Değerli olduğum halimle de paranın bana gelişine izin veriyorum.
Para ben yalvarınca gelir = paranın her şekilde bana akışına izin veriyorum.
Ben parayı yaratamam = Ben parayı sevgiyle yaratıyorum.
Para zehirlidir, öldürür = Para sevgi enerjisidir. Ben paralı olduğum halimle de sevgi yle var oluyorum.
Paranın gücüne aşığım : Para Sevgi Enerjisidir.
Para yaratıcıdır , Yaratıcılık güçtür = Ben parayı sevgiyle yaratıyorum.
Paraya ihityacım yok = Ben paraya ihtiyacım olmadığı halimle de güvendeyim.
Para İnsanlar arasında fark yaratır = Para sevgi enerjsinin yaratımıdır. Herkes birdir. Ben param olmadığı halimle de herkesle birim. Paralı/ parasız olmayı bir ediyorum.
Para her şeyin çaresidir = Sevgi her şeyin çaresidir. Her şeyin çaresi benim içimde.
Zenginler boştur, aptaldır, değersizdir = Zenginler ile fakirler birdir. Her ruh değerlidir.
Para bana başkasından gelir = ben kendi paramı kendim yaratıyorum.
Fakirken zengin olunmaz = Ben her şekilde zengin olmayı hakediyorum.
Zenginlik beni yokoluşa sürükler = Ben zengin olduğum halimle de kendimi onaylıyorum.
Fazla para mutluluk getirmez = Ben çok param olduğu halimle de huzurluyum.
Fazla param olursa ailemden uzaklaşırım = Ben paralı halimle de her yerde olabilirim.
Ben parayı sevgiyle alıp vermeyi kabul ediyorum.
Ben para enerjisinin Sevgiyle hayatıma girmesine izin veriyorum.
Ben tüm gelir yollarımı kendim için açıyorum.
Ben parayı kendime Sevgiyle çağırıyorum.
Ben kendim için çağırıyorum.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

 

 

 

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri – Yaşam Sahnesi
http://yasamsahnesi.com/wp-content/themes/colormag/js/html5shiv.min.js?ver=4.7.2

1-) Parmağınıza kıymık batarsa…

O zarar görmüş bölgenin üzerine iyice olgunlaşmış bir muzun birkaç dilimini koyun ve bir bandajla kapatın.

Muzun içindeki enzimler ciltteki yabancı maddenin çıkmasını kolaylaştıracaktır.

 

2-)Burnunuz tıkalıysa…

Bir kaba ılık su koyun ve içine biraz tuz dökün. Bu tuzlu suyu hafifçe burnunuza çekip bırakın.

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Tuzlu su burundaki damarları rahatlatacak. Burnunuz açılacak ve rahatça nefes alabileceksiniz.

 

3-)Ayaklarınız kokuyorsa…

Ayaklarınızı talk pudrasıyla ovun ve sonra kurutun(tabii ki temiz!) çorabınızı giyin.

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Bu, bir süre için ayağınızın terlemesini ve bunun sonucunda koku oluşmasını engelleyecek.

 

4-)Öldürücü kas krampları yaşıyorsanız…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Nemli bir havluyu mikrodalga fırında 30 saniye bekletin. Daha sonra havluyu ağrıyan kasınızın üzerine koyun. Bu kompres, aldığınız ağrı kesici ilaç etkisini gösterene kadar ağrıyı hafifletecektir.

Bu kompres, aldığınız ağrı kesici ilaç etkisini gösterene kadar ağrıyı hafifletecektir.

 

5-)Parmağınızı sıkıştırdıysanız ya da ayak parmağınızı çarptıysanız…

Parmağınızı dik tutup üzerine sıkıca bastırın. Bu, ağrınızın azalmasını sağlayacaktır.

 

6-)Terleme problemi yaşıyorsanız ve duş almaya vaktiniz yoksa…

Hemen kadınlar tuvaletine gidin ve birkaç kağıt havlu koparın. Kokulu antibakteriyel sıvı sabunu kağıt peçeteye dökün ve o bölgeyi silin. Ancak sonrasında iyice kurulamayı unutmayın.

 

7-)Kendinizi endişeli hissediyorsanız…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Kendinizi endişeli hissediyorsanız ve kalbiniz normalden hızlı çarpıyorsa Saç diplerinden başlayarak şakaklarınıza nazikçe masaj yapın.

Yavaşça nefes alıp verin, hızla rahatladığınızı hissedeceksiniz. Eğer bu işe yaramıyorsa bazı meditasyon tekniklerine başvurabilirsiniz. Örneğin beş dakika süreyle gözlerinizi kapatın ve bir ormanın ortasında olduğunuzu hayal edin. Ormandaki sesleri duymaya çalışın.

 

8-)Çenenizde tüylenme problemi yaşıyorsanız…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Çenenize ince bir tabaka vazelin uygulayın ve üzerine likit bir kapatıcı pudra uygulayın. Yalnız bu işlemi yaparken alkolsüz ürünler kullanmaya dikkat edin. Çünkü alkollü ürünler cildinizi tahriş edebilir.

 

9-)Elinizde can acıtıcı bir şeytan tırnağı çıktıysa…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Tırnak diplerinizi tuzlu suyla ovalayın.

Bu tedavi, elinizdeki şişliğe iyi gelirken aynı zamanda enfeksiyon riskini de ortadan kaldıracaktır. Bu tedaviyi birkaç gün boyunca yapın.

 

10-)Ani bir öksürük krizi geçiriyorsanız…

En sevdiğiniz şekerlemeyle bu sorunu çözebilirsiniz.Şekeri uzunca bir süre emerek boğazınızı rahatsız eden öksürük krizini engelleyebilirsiniz.

 

11-)Nefesiniz kötü kokuyorsa…

Ağız kokusunun sebebi çoğunlukla susuzluktur. Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen iki bardak su için.Eğer ana yemeğinizin yanında maydanoz varsa onu mutlaka tüketin. Çünkü maydanoz nefesi anında yenileyici özel kimyasallar içerir.

 

12-)Egzersiz sonrasında kaslarınız geriliyorsa…

Kulağa garip gelebilir ama birkaç yudum turşu suyu için. Bu, anında gevşemenizi ve ağrının giderilmesini sağlar.

 

13-)Genital bölgenizde kıl dönmesi yüzünden rahatsız edici bir şişlik oluştuysa…

 

Kağıt havluyu soğuk suya batırıp birkaç dakika şişliğin üstünde bekletin.Ya da birkaç küp buzla şişliği ve kızarıklığı giderin. 15 dakika sonra şişliğin küçülmeye başladığını fark edeceksiniz.

 

14-)Topuklarınız sertleşiyorsa…

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Ayaklarınıza bir su şişesi ile iki-üç dakika boyunca masaj yapın. Bu işlem sayesinde ayak tabanınızdaki çukur bölge gerilir ve topuğunuzun düzleşmesini engellemiş olursunuz.

 

15-)Cildinizde siyah noktalar görüyorsanız…

Bu problem susuzluktan veya kan şekerinizin düşmesinden dolayı oluşmuş olabilir.

Basit ama işe yarayan sağlık tavsiyeleri

Bu yüzden hemen bir bardak dolusu su için ve bol bol meyve tüketin. Buna rağmen siyah noktalar geçmiyorsa bir dermatoloğa danışmalısınız.

– Yaşam Sahnesi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Frank Kaiser’in 40 yaş üstü kadınlara ithafen yazdığı küçük yazı internette gündem oldu.

yeni-yilda-kadinlarin-yaptirmasi-gereken-testler-111

 

Yazdıklarını okuyunca nedenini anlayacaksınız.

Yaşlandıkça, 40 yaş üstü kadınlara verdiğim değer arttı. İşte size birkaç neden: 40 yaş üstü bir kadın gecenin köründe sizi uyandırıp, “Ne düşünüyorsun?” diye sormaz. Ne düşündüğünüzü umursamaz. 40 yaş üstü bir kadın maç seyretmek istemiyorsa, yanınızda durup mızmızlanmaz. Başka bir şeyle ilgilenir.
40 yaş üstü kadınlar oturaklıdır. Operada veya bir pahalı bir restoranın ortasında sizinle ağız dalaşına girmez. Ama tabii hakederseniz de, işin içinden rahatça sıyrılabilecekleri şekilde sert tepki verebilirler.
Yaşlı kadınlar iltifat etmeyi iyi bilirler, haketmeseniz bile. Değer verilmemenin ne demek olduğunu iyi bilirler. Yaşlandıkça, medyuma dönüşürler. 40 yaş üstü bir kadına hatanızı itiraf etmenize gerek yoktur.
Suratlarında kırışıklıklar belirse de, 40 yaş üstü kadınlar gençlere nazaran daha çekicidirler. Yaşlı kadınlar samimi ve dürüsttürler. İşe yaramazın teki gibi davrandığınızda, bunu suratınıza direk söylerler. Yanlarında olduğunuzda endileşelenmenize gerek yoktur.
40 yaş üstü kadınlar birçok nedenden dolayı övgüyü hakederler.
Maalesef, erkekler böyle değildir. 40 yaş üstü kadınlar, zeki, göz kamaştırıcı ve çekiciyken, aynı yaşlardaki erkekler göbekli, ütüsüz sarı pantolonludur ve 22 yaşındaki garson kızlarla takılıp kendilerini aptal yerine koyarlar.
Özür dilerim, hanımlar. “Maşa varken elimi neden ateşe sokayım?” diyen erkekler bilmeliler ki artık kadınların %80’i evliliğe sıcak bakmıyorlar.
Neden mi?
Çünkü kadınlar da artık maşanın farkına vardı!”
Buna benzer yazılar görmek istiyorsanız lütfen beğenmeyi unutmayın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İNSANLAR UYANIYOR: KAYITLI TARİHTE İLK DEFA SCHUMANN REZONANSI + 36’YA SIÇRADI

16426155_1198629060253260_2902415942118750626_n1
31 Ocak 2017’de kaydedilmiş tarihte ilk defa, Schumann Rezonansı 36+ frekanslara ulaştı.
Bu çok önemli. 2014’te, frekansların olağan 7.83 Hz frekanstan 15 – 25 seviyelerine yükselmesinin anormal olduğu düşünülmüştü. Şimdi son iki gündür aniden 30 a yükseldi. Bunun alındığı site aşağıda; Soldaki Schumann resonansına tıklayın.
https://translate.google.com/translate…
Wikipedia’ya göre, Schumann Rezonansı Dünyanın elektromanyetik alan spektrumunun son derece düşük frekans kısmındaki (ELF) spektrum zirvelerinin setidir. Schumann rezonansları Dünyanın yüzeyi ve iyonosfer tarafından oluşturulan boşluktaki şimşek deşarjları tarafından üretilen ve uyarılan küresel elektromanyetik rezonanslardır.
Uzun zamandır insan bilincinin manyetik alanı etkiyebileceğinden ve özellikle yüksek endişe, gerilim ve tutku anları sırasında manyetik alanda karışıklık yaratabileceğinden şüphe edilmektedir. “İnsan varlıkları olarak olağanüstü potansiyellere sahibiz. Tahmin edilemez yaratıcı armağanlar, sezgiler ve yetenekler gelecek nesillerde olağan olabilir. ”
Bir çok insan zamanın hızlanmakta olduğu hissini bildiriyor. Artan frekansların bununla ilgisi olabilir mi?
Küresel bilinç ve “birbirine bağlı olmanın bilimi” üzerine daha fazla bilgi için: https://www.heartmath.org/research/global-coherence/
Bu, geçmiş 48 saatte elektromanyetik frekanslardaki artış ile ilişkili olduğu görülen Küresel Bilinç Projesininin linkini içeriyor. (http://global-mind.org/gcpdot/)
“Uzun yıllardır bu rezonans frekansı sadece hafif varyasyonlarla bu 7.86 Hz’de sabit kaldı. Haziran 2014’te bu değişti. Rus Uzay Gözlem Sistemindeki monitörler 8.5 Hz civarında aktivitede ani bir çıkış gösterdi. O zamandan beri, Schumann’ınz 16,5 Hz olduğu günleri kaydettiler. Önce ekipmanlarının yanlış çalıştığını düşündüler, ama sonra verilerin doğru olduğunu öğrendiler. Herkes bu aktiviteye neyin neden olduğunu soruyordu.”
“Dünyanın frekans mı hızlanıyor?

Schumann frekansının insan beyninin alfa ve teta halleri ile “uyumlu” olduğu söylendiği için, bu hızlanma belki zamanın hızlandığı ve hayatımızdaki olayların ve değişimlerin daha hızlı gerçekleştiği hissinin nedeni olabilir.”
“Bu ortaya çıkan rezonanslar insan beyin dalgası aktivitesi ile doğal olarak ilişkilidir. Bu nedenle bu, değişmekte olduğumuz anlamına geliyor. Bu hızlanmış frekanslar bize insan evrimsel değişimi hakkında anlatıyor olabilir. 7,83 Hz frekansı alfa/teta halidir. Gevşemiş, bir tür bir şeyin gerçekleşmesini bekleyen nötr boşta çalışma. 8.5 – 16.5 Hz frekansı insanı teta aralığından, ortaya çıkmaya başlayan daha uyanık beta frekansları ile daha tam sakin alfa haline götürür. (Bu bilişsel olarak yavaşça uyanma ile ilişkilidir). Schumann Rezonansı 12 – 16,5 Hz arasında ani çıkışlar yaptığı için, bu daha da ilginç. Nörogeribildirimde 12 – 15 Hz ‘e Duyusal – Motor Ritim frekansı (SMR) adı verilir. “Uyanık sakinliğin” ideal halidir. Düşünce süreçlerimiz daha net ve daha odaklıdır, yine de hala “akıştayız” veya “bilişteyiz”dir.

Başka deyişle, Dünya Ana titreşim frekansını değiştiriyor ve belki biz de değiştiriyoruz. Bu, UYANMAKTA olduğumuzun bir çok işaretinden biri olabilir.”
“Bilim adamları Schumann Rezonansını etkileyebilen Dünyanın manyetik alanının son 2000 yılda yavaşça zayıflamakta olduğunu bildiriyor, son bir kaç yılda daha da hızlı zayıflıyor. Bunun neden olduğunu gerçekte hiç kimse bilmiyor. Hindistan’daki bilge yaşlı bir alim bana, gerçek mirasımızın başlangıçtan beri var olan anılarını bloke etmek için, Dünyanın manyetik alanının Kadim Olanlar tarafından yerine yerleştirildiği anlattı. ruhların geçmişin anıları tarafından engellenmemiş özgür irade deneyiminden öğrenilmesi için bu manyetik alan konulmuş. O bilge şimdi manyetik alan değişimlerinin o hafıza bloklarını gevşettiğini ve bilincimizi daha yüksek gerçeğe yükseltmekte olduğumuzu iddia etti. Perde kalkıyor.”
“Her ne oluyorsa, kendi frekansımızı Yeni Dünya ile daha fazla ‘uyumda olmak’ için yükseltirken, bu hızlanmanın daha yorgun,tükenmiş, sersem, bunalımlı ve hatta garip hissetmemize neden olabileceği açıktır. Adapte olma her zaman kolay bir süreç değildir, ama tüm bunların kendi eşsiz UYANIŞIMIZIN parçası olduğunu aklınızda tutun.”
2 Şubat 2017 Güncelleme: 30+ rezonansın 3 ncü günündeyiz ve daha sabit ve daha kuvvetli hale geldiği görülüyor. http://imgur.com/a/UPAVh
(Çeviri: Saffet Güler)
https://www.reddit.com/…/humans_are_waking_up_for_first_ti…/
Schumann Rezonansı ile ilgili bilgi: http://www.kosulsuz-sevgi.com/…/gunes-ve-yerkure-arasindak…/
Küresel Bilinç Projesi: http://www.kosulsuz-sevgi.com/yeni-…/kuresel-bilinc-projesi/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

11 Şubat 2017, Aslan Burcundaki AY TUTULMASI ve DOLUNAY’ın Burçlara Göre Etkisi…

cropped-junolisa1-e14488648362321

11 Şubat 2017 günü, İstanbul’a göre 03:33 itibariyle GÖLGELİ bir AY TUTULMASI ve DOLUNAY gerçekleşecek.
Genel değerlendirmede, bu AY TUTULMASINI kaderin akışını belirleyecek bir kavşak diye nitelemiştim… 11 Şubat 2017, Aslan Burcu’nda AY TUTULMASI ve DOLUNAY; ”Gerçek Sonucu Geç Açıklanacak” Bir Olgunluk Sınavı..
”Böyle kavşaklarda alınacak kararlar, doğurdukları dünyevi sonuçların ötesinde bir değere sahiptirler! Dünyevi anlamda KAZANMAK üzerine kurulu bir hayat süreriz… Manevi anlamda ise KAZANÇ ve YÜCELME, bize dünyevi güç getirmesi mümkün olan seçeneklerin varlığına RAĞMEN, aldığımız öğretilerin doğrultusunda gitmekle mümkündür. Göğün Gözcüleri, böyle zamanlarda kimin dünyanın ”yanıltıcı” vaatlerini, kimin Ruh’un Yolunu seçtiğine bakarlar. Ve bundan sonra karşılaşacaklarımızın kurgusu, böyle belirlenir.”
Burç ve Yükselen Burca göre yorumlara gelince…
KOÇ veya Yükselen KOÇ: Ateşinizi canlandıran bir DOLUNAY ve TUTULMA bu 🙂 Kendinizi tutkulu, arzulu, yeni başlangıçlara ve hatta aşklara ya da aşk heyecanı ile hayata geçirilecek projelere hazır, fırsatları değerlendirmeye açık hissedeceksiniz! Risk alma eğiliminiz yüksek, yapabilirliklerinize inancınız tam 😀 Bir türlü rayına oturmamış ilişkilerinizi, ortaklıklarınızı, hayat ve yol arkadaşlıklarınızı bu dönemde toparlayabilirsiniz. Ama bitmesi gerekenlerin de, siz ittirseniz dahi incelip kopma işaretlerini görmeniz lazım. Kendinize ”tamam mı devam mı?” diye sorarken, alacağınız kararın ne getirip ne götüreceğini de iyi hesaplayın. Yeni bir başlangıç, bir heyecan için, var olan bir proje ya da bir ilişkiyi tehlikeye atmak üzereyseniz, bunu da etraflıca düşünerek yapın.
BOĞA veya Yükselen BOĞA: Sizi kariyer ve özel hayat planlarınız konusunda düşünceye sevk eden DOLUNAY ve TUTULMA bu… İç dünyanızda yatıştırmaya çalıştığınız fırtınaların, bastırmaya çalıştığınız sorunların, ertelediğiniz soruların tetiklendiğini fark edeceksiniz. Yapmanız gereken ama kaçındığınız değişimler, tamamlamayı erteleyip durduğunuz işler, hayat düzeninizdeki artık size hizmet etmeyen bütün sistemler, önünüze serilecek. Güvende olmak için, sorumluluktan kaçmak değil, sorumluluk almak gerektiğini fark edeceksiniz. Özel hayat ve aile dengeleriniz ile yapmak istediğiniz işler arasında kalabilirsiniz. Eğer bazı adımları atmanıza engel olan alışkanlıklarınızı, ilişkilerinizi, düzeninizi kaybetme korkusu ise, bu korkunun sizi başka sorunları kabullenmeye ittiğini görebilirsiniz… Korku aklın katilidir 🙂 KORKMAYIN!
İKİZLER veya Yükselen İKİZLER: Sizi planlarınız, hedefleriniz, inançlarınız ve sonuç itibariyle yaptıklarınız arasındaki farkı görmeye teşvik eden bir DOLUNAY ve TUTULMA bu…  Verdiğiniz sözlerin sizi getirdiği noktalara, ya da vermek üzere olduğunuz sözler ve girmek üzere olduğunuz toplara accık tikkat edin! Sırf hayır diyemediğiniz, ya da gururunuza yediremediğiniz için geri çekilmediğiniz bir durum, düşünce ve davranış özgürlüğünüzü elinizden alıyor olabilir. Sırf bir türlü yiyemediğiniz için hala gözünüzü dikip durduğunuz bir meyve, ısırdığınızda ağzınızda acı bir tat bırakabilir… Eğer bir türlü hayata geçememiş bir proje veya fırsatı canlandırmak istiyorsanız, bunun için nereye kadar uzlaşmaya hazır olduğunuzu iyi düşünün. Eski bir aşk ise sizi tetikleyen, onun da hep nerelerden patlak verdiğini hatırlayın 🙂
YENGEÇ veya Yükselen YENGEÇ: Sizi ”Alma-Verme Dengesi” hakkında düşündürecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Kendinizi aldıklarınızla değerli hissediyor olabilirsiniz. Ama gerçekte size değer katan hayata kattıklarınızdır! Bunu unuttuğunuz zaman MAHRUMİYET KRİZİ’ne giriyor ve kendinizi değersiz, anlamsız, yoksun, mızmız, parasız, çaresiz filan hissediyorsunuz… Verip verip karşılığını alamadığınız alanlardan geri çekilmeyi kabul edin. İlle de buradan beslenecem ben diye tuttutmayı bırakın! Kendinizi değerli hissetmek için üretin, yapın, yazın, çizin, ortaya somut bir şeyler koyun! Kredi alıp ev sahibi olmak niyetindeyseniz, borca girme şevkinizin uzun vadede sürdürülebilir olduğundan emin olun. Kendinizi güvende hissetmek için fiziksel olarak ev gördüğünüz yerlere dönmek, evinizi tamir etmek, güzelleştirmek isteyebilirsiniz… İç dünyanızı ihmal etmeyin 🙂 Zira asıl toparlanması gereken ev kalbimizdir…
ASLAN veya Yükselen ASLAN: Sizi ikili ilişkileriniz, hayat ve iş ortaklıklarınız üzerinde çalıştıracak bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… ”Bağlanmak mı, Özgürlüğünüzü ve Hareket Alanınızı Korumak mı daha iyi?” diye epey bir düşünebilirsiniz 🙂 Sizi insanlara bağlayan ve bağları zedeleyen dinamiklerin neler olduğunu daha iyi anlamanızı sağlayacak gelişmeler yaşanabilir… Her şeye rağmen uzlaşma arzunuz ile, sınır koyma ve kendi tercihlerinizi ifade etme ya da basitçe alanınızı koruma güdünüz arasında bir denge kurmanız gerekebilir. İlişkiler bize kendimizi iyi ve değerli hissettirebilir, bu yüzden de onları korumak ya da umduğumuz duygusal tepkileri alarak doymak, mutlu olmak isteriz… Fakat bizim tercihlerimizle, karşımızdakilerin tercihleri, öncelikleri, yaklaşımları farklı olabilir. Bu durumda, karşımızdakinin duruşunu ve nedenlerini iyi anlamadan, istediğimiz tepkileri almak üzere atağa geçmek sonuçta yine bizi ortada bırakacaktır… ÖNCE ANLAYIN, SONRA DAVRANIN!
BAŞAK veya Yükselen BAŞAK: Sizi görev duygunuz ve bunları yerine getirme şekliniz üzerinde düşündürecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Kendinizi yaptıklarınızın  karşılığını asla alamayan ve hep zahmete koşulan bir kurban gibi hissettiğiniz, ya da kendinizle gurur duymak ve başkalarınıa da bir şeyleri ispat etmek adına bile isteye kurban ettiğiniz yerleri fark edeceksiniz 🙂 Kıymeti bilinmeyen fedakarlıklarınızı, verip verip karşılığını alamadığınız emeklerinizi filan iyice bir masaya yatıracaksınız… Kapatmak zorunda olduğunuz bir iş, artık verimini kaybetmiş bir çalışma şekli, size yarar değil zarar getiren bir düzen de, artık arka plana atıldığı yerden fışkırıp önünüze düşebilir… Kendinize, ”Neyi erteliyorum? Neden erteliyorum? Kendime bulduğum bahanelerle aslında neyi korumaya çalışıyorum?” diye sorun… Bu arada sağlığınızla, yeme düzeninizle, metabolizmanızdaki değişimlerle ilgili yapmanız gerekenleri de farke din ve ihmal etmeyin.
TERAZİ veya Yükselen TERAZİ: Sizi mutlu olmaktan ne anladığınız ve hayatınızı nasıl geçirmek istediğiniz hakkında düşündürecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Enerjinizi nereye odakladığınızı, arzu ettikleriniz için yeterince çaba gösterip göstermediğinizi, sizi arzularınızı gerçekleştirmek konusunda teşvik eden ya da engel olan ilişkilerinizi ve bağlarınızı, karşınıza çıkan fırsatlar konusundaki tutumlarınızı biiir bir düşüneceksiniz 🙂 Aşkta ve sizde heyecan uyandıran diğer üretkenlik konularında, ne yaparsanız daha mutlu olacağınızı kendinize soracaksınız… Alacağınız bir teklifin size katacakları ile, hayatınızdaki önemsediğiniz bağlantıları ne kadar zedeleyebileceğini tartacaksınız… Ve ilişkilerde ne kadar özgürlük alanına ihtiyaç duyduğunuzu, ya da karşınızdakine ne kadar özgürlük verdiğinizi gözden geçireceksiniz. Tek uyarım; Düşünüp düşünüp kendinizi yine aynı uzun havaya bağlamayın :))) Arada ufak bir risk almaya cesaretiniz olsun!
AKREP veya Yükselen AKREP: Sizi güvende, huzurlu ve bir yerlere ait olmaktan ne anladığınız konusunda düşündürecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Bu süreçte gelişen olaylar çerçevesinde, işinizi, evinizi, yaşama şeklinizi, aidiyetlerinizi, sorumluluklarınızı nasıl dönüştürmek istediğinizi bir daha değerlendireceksiniz! Alışkanlıklarınızı terk etmek konusunda kaçınılmaz bir dönüm noktasına gelmiş olabilirsiniz. Bir taşınma ihtimali doğabilir. Aile içinde sizi kendi odağınızdan çıkıp, başkalarının ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye sevk eden bazı olaylar meydana gelebilir. Aidiyetlerin ve sorumlulukların bir yük mü, insanı büyüten bir süreç mi olduğunu kendinize sorabilirsiniz… Bitişlerin korku verici olsalar da, bir özgürlük anlamına geldiğini fark edebilirsiniz… Bu süreçte hem kendinize hem de başkalarına karşı ŞEFKATLİ OLMAYI ama kişisel alanınıza da sahip çıkmayı UNUTMAYIN!
YAY veya Yükselen YAY: Sizi hayallerinizi hayata geçirmek konusunda tetikleyecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Arkanızda kaçırılmış fırsatlar olduğunu hissedecek ve daha fazla durmak istemediğinizi fark edeceksiniz! Hatta önünüze çıkacak yeni bir proje, bir teklif sizi harekete geçmek için teşvik de edebilir. Ancak sizi zora sokacak adımlar atmayı her zamanki kadar istemeyen bir haliniz de yok değil :)) Risk almama arzunuz ile, fırsatı gözünüzde çok büyütme eğiliminiz arasında bir denge kurmaya gayret edin. Yoksa ”Ah keşke…” ile ”Yok yaaa…” arasında kendinizi yiyip bitirdiğiniz uykusuz geceler geçirebilirsiniz. Bu git gelli hissi sizde yaratan bir girişim değilse, bir ilişki ihtimali de olabilir. Ya da bir ilişkinin kırılma noktasına geldiğini fark edip, korumak mı yürümüek mi ikileminde kalabilirsiniz… Güven verme arzunuzla, özgür ve olduğunuz gibi davranma ihtiyacınız arasında da bir denge kurmanız gerekebilir. TERCİH YAPARKEN kendinize anlattığınız BAHANELERİNİZİ ve GERÇEK SEBEPLERİNİZİ FARK EDİN!
OĞLAK veya Yükselen OĞLAK: Size maddi konularda bir atılım yapmak için şevk verecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Yapabileceklerinizi abartmamaya, tutamayacağınız sözler vermemeye, çok büyük borçlara girmemeye özen gösterin! Yaratacı, ilerici, sıradışı fikirlerinizi masaya koyun ama hayata geçirirken, tutarlı ve mantıklı olun. Bir iş değişikliğinin ya da sorumluluklarınızda, görev tanımlarınızda, değer üretme biçiminizde meydana gelecek bazı değişimlerin eşiğinde de olabilirsiniz. Eski deneyimlerinizi yeni adımlar atarken dikkate alın. Geçmişte düştüğünüz abartılı algı tuzaklarına düşmemeye, ya da başkalarında abartılı beklentiler oluşturmamaya dikkat edin. Kendinize ”Umduğumu Bulamadığım ve Kendimi Eksik Hissettiğim, Doymadığım Yer Neresi?” diye sorun… Belki maddi değil, manevi bir boşluğu doldurmaya çalışıyor da olabilirsiniz…
KOVA veya Yükselen KOVA: Atılım yapmaya çok hazır hissettiğiniz, ama başkalarından da gizli gizli onay ve destek beklediğiniz bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Umduğunuz başarı ve yükselişi yakalamak için takdir edilmenizi, bir değerlendirmeden başarıyla geçmenizi, kabul görmenizi gerektiren durumlar var! Bir anlaşma yapmak, bir sunum yapıp sonucunda olumlu not almak, ya da bir davadan haklı çıkmak gibi bir gayret içinde de olabilirsiniz. Hayata geçiremediğiniz fikirlerinizi, bir türlü somuta dökemediğiniz düşüncelerinizi, bu süreçte yapacağınız bir anlaşma ile elle tutulur bir üretime de dökebilirsiniz. Ertelenmiş bir eğitim programı, veya bir yolculuk da gündeme gelebilir. Şimdi başlayacağınız bir proje, Mayıs gibi sonuçlanabilir. Hayallerinizi ertelemeyin… Ama nasıl olsa yaparım diye gevşek de davranmayın! Zira yüksek beklenti oluşturacak ve eğer gereğini yerine getirmezseniz, prestij kaybeden siz olacaksınız. Bir de ne yaparsanız yapın, ASIL AMACINIZI unutmayın 🙂
BALIK veya Yükselen BALIK: Size hayatınızdaki çıkmazları fark ettirecek bir DOLUNAY ve TUTULMA bu… Yapabileceğiniz çok şey olduğunu ama bunlara el atmadığınızı fark edebilirsiniz. Sizi bahaneler ve depresyonlar arasında savuranın, rahatınıza düşkünlük veya gurur olduğunu fark edin 🙂 Ya da sadece verdiğiniz sözleri tutmak ve size yakışanı yerine getirmek için, bir süreliğine size zor gelen bir duruma katlanıyor olabilirsiniz. Kendinizi kurban gibi hissetmemek için, AMACINIZI UNUTMADAN YAŞAYIN! Size kolay gelen şeyler için değerlerinizden fedakarlık etmek insana kendini bir süre sonra kötü hissettirir… Böyle yapıyorsanız, bunu itiraf edin ve kendinizi toplayın. Seçimlerinizin sorumluluğunu alın. Ama önemsediğiniz şeyler için kendinizden fedakarlıkta bulunuyorsanız, düştüğünüz durumdan dolayı kendinizi kötü hissetmeyi bırakın! Olmayan paranızı harcamamaya da dikkat edin 🙂 O faturaları başkası ödemeyecek…

junoastrology.com/2017/02/09/11-subat-2017-aslan-burcundaki-ay-tutulmasi-ve-dolunayin-burclara-gore-etkisi/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HAYATTA HİÇ BİRŞEY TESADÜF DEĞİLDİR…

uranus1
Bazen hayatımıza giren öyle insanlar olur ki; onların belli amaca hizmet etmek, bize bir ders vermek, kim olduğumuzu ya …da olmak istediğimizi bulmamıza yardım etmek için bizimle olduklarını yüreğimizin derinliklerinde hissederiz. Bu insanların kim olacağını asla önceden kestiremezsiniz; belki oda arkadaşınız, komşunuz, profesörünüz, uzun zamandır görmediğiniz
… bir arkadaşınız, sevgiliniz ya da belki de sadece göz göze geldiğiniz bir yabancı..Her kim olursa olsun, o kader anında hayatınızın bir biçimde etkileneceğini bilirsiniz. Bazen de hayatınızda öyle olaylar yaşarsınız ki; o anda bu olaylar size korkunç, acı dolu, haksız gibi görünür. Ancak fırtına dindikten sonra; bütün bu olayların üstesinden gelmemiş olsaydınız, asla potansiyelinizin, gücünüzün, azminizin ve yürekliliğinizin farkına varamayacağınızı anlarsınız.

Her olayın bir gerçekleşme nedeni vardır.Hiçbir şey tesadüfen, kötü ya da iyi şans nedeniyle gerçekleşmez. Hastalık, yaralanma ve deneyimsizlikler, ruhumuzun sınırlarını test eden olaylardır. İster olaylar, ister hastalıklar, ister ilişkiler olsun, bu küçük testler olmasaydı hayat hiçbir yere varmayan düz ve sıkıcı bir yol gibi uzayıp giderdi. Güvenli ve rahat, ancak boş ve amaçsız…

Yaşamınızı, başarılarınızı ve düşüşlerinizi etkileyen insanlar, kimliğinizi yaratan insanlardır. Kötü deneyimler bile birilerinden öğrenilebilir. Bu dersler en zor, ancak büyük bir ihtimalle en önemli olanlardır.

Eğer biri sizi kırar, ihanet eder ya da üzerse, size güveni ve kalbinizi açtığınız birine karşı dikkatli olmayı öğrettikleri için onları AFFEDIN.Eğer biri sizi severse, siz de bunun karşılığında onu KOŞULSUZ sevin; sadece onlar sizi sevdiği için değil, size sevmeyi ve onlar olmadan göremeyeceğiniz ya da hissedemeyeceğiniz şeylere kalbinizi ve gözlerinizi açmanızı öğrettikleri için.

Her günün tadını çıkarın. Her anın değerini bilin ve belki de tekrar yaşayamayacağınız bu andan alabileceğiniz en fazla şeyi almaya bakın.

SİMDİ’nin Gucunu iliklerinize çekin. Daha önce hiç konuşmadığınız insanlarla konuşun, ONLARI DİNLEYİN, aşık olun, zincirlerinizi kırın; YARGILAMAYIN ve gözünüzü zirveye dikin. Başınızı DİK tutun, çünkü bunun için her türlü hakkınız var. Kendinize büyük bir insan olduğunuzu tekrarlayın ve kendinize İNANIN. Eğer kendinize inanmazsanız, hiç kimse size inanmaz

Hayatınızı nasıl istiyorsanız öyle şekillendirebilirsiniz. Kendi özgün yaşamınızı yaratın, dışarı çıkın ve onu yaşayın!”

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zamanla Birlikte Durum Her An Değişebil

16508189_10203145004301390_7799296022556386987_n1

Bir kuş canlıyken karıncaları yer. Öldüğü zaman karıncalar kuşu yer. Zamanla birlikte durum her an değişebilir. Hayatta kimsenin canını yakmayın ve aşağılamayın. Şu an güçlü olabilirsiniz. Fakat unutmayın! Zaman sizden daha güçlü!

İyi olun, iyi şeyler yapın…

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KABULLENMEK / BİTİRMEK / ÖZGÜRLEŞMEK…

eftduygusal-ozgurlesme-teknigi-ile-stresten-kurtulma106721

 

 
Başka insanlarla ilişkilerimizde geçmişte yaşanmış olumsuz deneyimler ya da bazen onlarla ilgili beklentilerimiz, onları kaybetme korkumuz, bağımlılığımız gibi durumlar bizimle o kişi arasında görünmez bağlar oluşturur.
Fakat bu bağlar tıpkı bir insanı sararak öldüren sarmaşıklar gibidir; kimse kendisi olamaz, gelişemez, aradaki o bağlar; sevdiğimiz insanı da bizi kısıtlayan, gelişmekten-mutlu olmaktan alıkoyan, nedenini anlayamadığımız bizi aşağıda tutan bir “hal” içine sokar:
Zaman zaman şunu söyleriz: “Herşey yolunda, bir sorun yok, ama içim sıkılıyor.” yada “şunu yapmak istiyorum, içimde birşey sanki mani oluyor..” “evimi satmak istiyorum, satışa da çıkardım ama satılmıyor” Bunların hepsi gerçektir, yaşayanlar vardır ve durugörürler etrafımızdaki bu bağları görürler; bu bağ ister evimizle, ister sevgilimizle, ister çocuğumuzla olsun…
Hatta bazen kendi korkularımız, kendi yargılamalarımız, beklentilerimiz… Sebebiyle
Kendi kendimizi bile bağlarız. Yani en sevdiklerimizi yahut kendimizi İLERLEMEKTEN ALIKOYARIZ bilmeden…
Bu şuna benzer: Çocuk üniversite sınavında en sevdiği bölümü, ülkenin en iyi üniversitesini kazanmıştır, fakat o üniversite başka şehirde ya da ülkede olduğu için anne-baba
“ben seni çok seviyorum, dizimin dibinde kal, gitme…” demektedir… Belki “o mesleğin” en parlak kişilerinden biri olabilecekken, onu çok sevdiğimiz için! Onu yanımızdan ayırmadık diye, onu dünyanın en bahtsız insanı yapmak! İşte bağımlılıklar, korkular, olumsuz deneyimler… Gibi etkenlerle, biri ile aramızda bağların olması da aynı böyle bir şeydir…
Mademki ruh olarak büyümeye geldik… Büyüyelim ve sevdiklerimizin büyümesine “izin” verelim…
Evet, bu çalışma “o bağları” kesmek içindir; ilişkiyi bitirmek için değil. Fakat bitmesi gereken ilişkilere de izin vermeliyiz… Gitmesi gereken’e izin vermeliyiz.
Gözlerinizi kapatıp bir kaç tane yavaş ve derin nefes alın, bedeninize gevşediğini söyleyin.
Sonra deyin ki:
———————–
“Sevgili …………
Seninle yaşadığımız ilişki süresince bilerek yada bilmeyerek yaşattığım tüm zorluk ve sıkıntılar için senden özür dilerim. Lütfen beni bağışla.
Ben seni içtenlikle bağışlıyorum. Ve sevgiyle ya da zorlayarak bana öğrettiğin her şey için sana teşekkür ediyorum. Öğrenmem gerekenler için bana “rol arkadaşı” olduğun için teşekkür ediyorum. Aramızdaki bağları kesiyorum ve seni benden, beni senden özgür bırakıyorum.
Hayat Yolun ışık ve sevgi olsun her zaman…”
———————–
Bunu yapmak her geçen gün enerjinizi(auranızı) size ait olmayan ama sizi bağlayan, kapatan her türlü enerjiden temizleyecektir.
Bu da şu anlama gelir:
Yepyeni bir kader yaratma şansına sahip olacaksınız.
Öncelikle aile bireyleri, eş, çocuk gibi en yakın ilişkilerimizden başlayarak ilişki içinde bulunduğumuz herkes için tek tek yapılması tavsiye ediliyor. Ölmüş yakınlarımız için de…
Ve özellikle zor deneyim yaşadığımız kişiler için de…
Ta ki affettiğimizi hissedene kadar…
Şu hep hatırımızda olsun lütfen; biz bu çalışmayı öncelikle kendimiz için yapıyoruz; kendi ruhumuzu, hayatımızı, kaderimizi iyileştirmek için…
OLABİLECEĞİMİZ EN YÜKSEK POTANSİYELDEKİ KENDİMİZ OLMAK İÇİN…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kendimize Ve Başkasına Olan Öfkemizi Dönüştürmek İçin İnanılmaz Bir Yöntem… Mutlaka Deneyin…

korkularin-kabulu-sevgiye-donusturme-ve-olumlama1

 

 

Kendini sevme çalışmasının nasıl yapılacağı Pozitif Gücün Büyüsü Kitabında Louise L. Hay tarafından anlatılmış olup her sabah ayna karşısında birkaç dakika gözlerinizin içine bakarak kendinize “Kendimi olduğum gibi seviyor ve kabul ediyorum” cümlelerini söylemeyi içeren çok basit ama aynı zamanda çok etkili bir çalışmadır. Gözlerinizin içi parlayana kadar söylemek ve gün içerisinde fırsat buldukça yapmak çok etkilidir. İlk başlarda sanki boş duvara söylüyormuş gibi bir his olur devam ettiğinizde ayna karşısında kendinizi gördüğünüzde hemen sırıtmaya başlarsınız.
Güçlü ve sağlıklı zihin, güçlü ve sağlıklı vücudu yaratır. Yaşadığımız tüm sorunların ve sağlık problemlerinin temelinde geçmişimizi ve etrafımızdaki kişileri affedememek yatar. Yaşadığımız olayları zamanında çözmemiz nedeniyle içimize attığımızın duyguların fiziksel eşdeğere dönüşmek istemeleri sonucunda sahip olduğumuz öfke, kızgınlık, kırgınlık vücudumuzun birçok bölümünde kendini hastalık olarak gösterir. Aynı zamanda sahip olduğumuz öfke kızgınlık vs. duyguları nedeniyle etrafımıza aynı enerjiyi yayarız ve karşılığında da aynı enerjiyi kat ve kat hissedecek olayları yaşarız.
Huzurlu bir yaşam istiyorsanız mutlaka ve mutlaka geçmişi ve geçmişte hayatınızda olan kişileri ve en önemlisi kendinizi affedin. Affetmeyi kendiniz için yapın. Affetmeyi yaparken öfke ve kızgınlık duyduğunuz kişiye bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Basit bir öfke ve kızgınlık için yıllarca sırtınızda taşıdığınız küfeyi yükleri boşaltın ki geleceğe daha dinç daha canlı yürüyebilesiniz.
Affetme çalışması için sakin ve rahatsız edilemeyeceğiniz bir yer bulun. İki tane sandalye alın ve karşılıklı koyun. Devamında birine kendiniz oturun diğerine ise öfkeli olduğunuz kişinin oturduğunu hayal edin. Veya kendinizi duvarları beyaz ortada iki sandalye olan bir odada hayal edebilirsiniz. Kucağınıza bir yastık alın. Karşınızda öfkeli kişi oturduğu yerde o kişiye karşı tüm öfke ve kızgınlığınızı yüksek sesle dile getirin. Avazınız çıktığı kadar bağırın çağırın ona olan öfke kızgınlığınızın nedeni olan konuları haykırın. Fiziksel olarak vurmak istiyor olabilirsiniz. Bunun için yastığı kullanın. Ve içinizdeki tüm kötü duyguları boşaltın.
Sana öfkeliyim……. yaptığın için.
Sana kızgınım ………. Şeklinde davrandığın için.
Sana kızgınım benim …….. davranışımın karşılığında ….. davranışında bulunmadığın için vs.
Neden ……………………….. yaptın?
Senden nefret ediyorum çünkü……..
Kibar olacağım diye kendinizi sınırlamayın. Ve bu olayı sadece zihinde yapmayın. Buradaki temel amaç zihnimizi boşaltmak. Zihinde yeniden sarmala girebilirsiniz. Konuşarak, bağırarak ve vurarak yaptığınızda olaya tüm duyularınız katılacak ve kendiniz için o kadar inandırıcı olacaksınız. Öcünüzü aldığınızı hissedin ki affetmeyi kabul edebilesiniz. İçinizdeki öfke kızgınlık, kırgınlık enerjisi bittiğinde doğal olarak rahatlamış olacağınız için olaya çok daha farklı açıdan bakabileceksiniz.
Sizin tarafınızdan söylenecek sözler bittikten sonra karşı tarafın savunmasını alın. Sizin suçlamalarınız için ne diyor. İçinizden onun yerine bir cevap gelecektir.
Cevap geldiğinde onu dinleyin ve kendinize şunu sorun verilen cevap sizin onu affetmeniz için yeterli mi? Gelen cevap sizi tatmin ediyor mu? Bu soruların cevabı evet se onu affetmeye hazırsınız demektir. Onu gerçekten canı gönülden affedin kendinizi ve onu serbest bırakın. Ona sarılın ve gitmesine izin verin.
Bunun için aşağıdaki sözcükleri kullanabilirsiniz.
“ Seni affediyorum. Seni bağışlıyorum. Seni zihinsel ve manevi olarak serbest bırakıyorum. Bana verdiklerin için teşekkür ederim. Onları sevgiyle kabul ediyorum. Onlar bende kalacaklar. Sana verdiklerimi sevgiyle verdim onlar sende kalabilirler. Sana yaşamında iyilik sağlık ve huzur diliyorum. Seni sevgiye kutsuyor ve serbest bırakıyorum. Gitme izin veriyorum. Sen özgürsün bende özgürüm. Yolun açık olsun. “
Canı gönülden yapacağınız affetme çalışması sonrasında o kişi için sizin zihninizde tutunacak hiçbir dal kalmayacağı için odağınızdan çıkacaktır. Zihninizi kontrolü yeniden size geçecektir.
Yaşamımızda en çok suçladığımız kişiler bize en yakın kişilerdir. İlk başlangıçta affetme çalışmalarını anne, baba ve ailenin diğer üyeleri için yapın. Mutlaka ve mutlaka anne ve baba için yapın. Devamında hayatınızda etkili ve önemli olan diğer kişiler için (sevgili, öğretme, patron vs. ) yapın.
Ve en önemlisi o karşı sandalyeye en sonunda kendinizi oturtun ve kendinize duyduğunuz öfke ve suçlamaları açığa çıkartın ve boşaltın.
Belki tek çalışmada aklınıza birçok şey gelmeyecektir. Aklınıza geldikçe diğer günlerde devam edin. İnanın ailenizle ilişkileriniz farklı boyuta taşınacaktır.
Birilerini affedemiyorsanız kesinlikle o konuda kendinizi suçluyorsunuzdur. Kendinize bir inanç kalıbı dayatmanız vardır. Bunu bakın. Kendinizle yüzleşmeyi kabul edin. İnsan olarak kendimizle ilgili bir kusur olduğunda ya da yapmamamız gerektiği bize dikte edilen bir davranış yaptığımızda hemen savunmaya geçer ve olayın sorumluluğunu başkalarına atarız. Ve diğer kişiyi yoğun bir şekilde suçlayarak kendi vicdanımızı sustururuz. Eğer karşı kişiyi affedemiyorsak kesinlikle bu olayda karşımızdaki kişiyi affettiğimizde kendi canımız yanacağı içindir.
Örneğin, bu durum ilişkilerde çok fazla yaşanmaktadır. Karşı tarafın bizi sevmesi bizi istemesi ya da evlilik beklentilerimiz nedeniyle normalde yapmayacağımız davranışları yaparız. İnanç kalıplarımıza ters düşen birçok davranışta bulunuruz. Bizim yaptığımızı düşündüğümüz özveriyi karşı tarafın gerçekten bizim beklentilerimiz doğrultusunda isteyip istemediğini hiç sorgulamayız. Zihin okuma yapar ve karşı tarafın isteyeceği davranışlarda bulunuruz. Sonrasında bir şeyler olur ve karşı taraf beklentilerimiz karşılamadan oyundan çıkar.
Çıplak gerçekle karşı karşıya kaldık. İnanç sistemimize ters gelen davranışlarda bulunduk ve karşılığında beklentimiz karşılanmadı. Önümüzde iki seçenek var olanı olduğu gibi kabul edip sineye çekip oturmak ya da karşı tarafı suçlayarak kurban rolü oynayarak kendimize acındırmak. İşte o zaman egomuz devreye girer ve bizi korumak için karşıyı suçlamaya başlar. Ve tüm benliği ile ona tutunur ki çıplak gerçekle karşılaştığında inanç sistemi yüzünden acı çekmesin. Bu nedenle de karşı tarafı affedemez.
Bu durumun farkına vardığımızda yapmamız gereken en akıllıca yol düşünce kalıplarını sorgulamaktır.
Beş yaşında size yüklenmiş davranış kuralları olmazsa olmaz kurallar mı?
Hata yaptığınızda ne olacağınızdan korkuyorsunuz vicdanınızın kanayan yarasında kanı durduracak olan şey nedir?
İnanın her şey sadece bir ilizyondur. Yapmanız gereken tek şey deneyimle öğrenen bir canlı olduğunuzun farkına varıp diğer insanlara verdiğiniz sizin üzerinizde tasarrufta bulunma yargılama izinlerini iptal etmektir.
Canı gönülden yapacağınız affetme çalışmaları sonrasında bu durumu hayatınıza yansıtmaya başladığınızda huzurlu ve kaliteli bir yaşamın sizi beklediğiniz göreceksiniz.

alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu Yazı Suya Yazılmıştır… Hiç Cam Bardakla Kağıt Bardakta İçilen Çay Aynı Mıdır Mıdır?

su_veritabani1
Suya yazılan alfabe, suyun H2O kimyasal formülünü değiştirmeyen ve bu sebeple şimdiye kadar okunamayan titreşimsel bir alfabedir. Bu alfabe,“ Niyet” in alfabesidir…
Hani bir söz vardır; “ Suya yazı yazılmaz” diye… Kaldırıp atmalı artık o sözü bence…
Suya yazı yazılır… Lakin suya yazılan yazıyı okuma marifetini geliştirmek şartıyla… Ona yazılan cümlelerin alfabesi; bir takım fizik kuralları ile kurulmuştur. Ne mutlu ki bilim, artık o alfabeyi okunur hale getirmeye başlamıştır.
Su ile irtibata geçen her madde suda iz bırakır. Suya iz bırakan maddeler onun kimyasını değiştirebilir. Ama suya yazılan alfabe, suyun H2O kimyasal formülünü değiştirmeyen ve bu sebeple şimdiye kadar okunamayan bir alfabedir. Bu alfabe, “ Niyet” in alfabesidir aslında…
Gümüş bir kaptan içtiğimiz su ile toprak kaptan içtiğimiz su, hele de plastik kaptan içtiğimiz su birbirinden neden farklıdır? İnce belli bardaktan içtiğimiz çay ile porselen fincandan içilen çayın aynı olmaması gibi… Çay tiryakileri bu farkı ayırt ederler her nedense. Hepsinin molekül yapısına baktığımızda; kimya bilimi bize aralarında bir fark olmadığını söylüyorken, bizim değişik algılamamızın sebebi nedir?
İşte bu farkı fark eden bilgi; kimyada değil, rezonans kanunlarındandır… Nasıl mı?
Su bilgiyi kaydeder ve kaydettikçe yeni nitelikler kazanır. Ama kimyasal bileşimi değişmez, rezonansı değişir. Kimyaya göre suyun bileşimi önemlidir, ayrıştırıcı kimya bilimi onun sadece H2O moleküllerine ve taşıdığı elementlere bakar. Oysa rezonans; suyun sadece moleküllerine değil, yapısına ve taşıdığı titreşime bakar. Suyun yapısı demek, onun moleküllerinin nasıl organize olduğu demektir. Su molekülleri bir araya gelerek bir grup oluştururlar. Bu gruplara da kümeler denir. Bu kümeler ise bir hafıza hücresi görevi görür.
Bu hafıza sisteminin çalışmasını ve etkileşimin okunmasını sağlayan alfabe; yapılanma kümelerini oluşturan su molekülü gruplarıdır. Ve siz isterseniz bu alfabe ile cümleler yaratabilir ve bu cümleleri değiştirebilirsiniz…
Suyun her bir hafıza hücresinde 440.000 bilgi hücresi bulunduğu kaydedilmiştir. Bu hücrelerin her biri çevreleriyle kendilerine özgü bir etkileşim sağlar. Bu etkileşim sırasında su, dünya ile ilişkisini bir manyetik band gibi kaydeder. Odadaki elektriği açtığınızda, ona dua ettiğinizde, teşekkür ettiğinizde, öfke duyduğunuzda su değişir.
Bu işlemlerin hepsi suyu farklı bir rezonansta yapılandırır. Pozitif duygularla yapılandırılmış suyla beslenen bitkiler, diğerlerine göre çok daha fazla gelişir ve güzelleşir. Çünkü yapılandırılmış su, diğer suya göre 6 kat daha fazla foton enerjisi taşır. Yapılandırılmış sudan aldığınız çok küçük bir miktar su, çok daha büyük hacimli yapılandırılmamış suya katıldığında kendi içindeki cümleleri o suya yazar. Kutsal suların bir zerresinin katılmasıyla diğer suyun da kutsallaşmasının sebebi budur.
Roraima Dağının Gizemli Suyu
Suyun enerjisi ve yapısı ile ilgili en ilginç çalışmalardan biri, Brezilya ve Venezuela arasında bulunan 2270 metrelik Roraima Dağı’nda yapılmıştır. Dünyanın en gizemli yerlerinden birisi olarak kabul edilen ve son derece sert kuvars taşından oluşan bu dağın en tepesinde çok sayıda şelale bulunuyor. Kirlian tekniği ile çalışan bir cihazla bu dağın suyunun yaydığı ışık ölçülmüştür. (Işığın gücü, nesnenin taşıdığı enerjiyi yansıtır) Normal bir su ile Roraima dağının suyunun taşıdığı enerji karşılaştırılırken, hiç beklenmeyen bir sonuçla karşılaşıldı:
Roraima dağının suyu 40.000 kat fazla enerji taşıyordu. Bilim adamlarına göre bu su, bakir bir zamanın enerjisini yansıtıyordu. Çünkü dağ; dünyanın şimdiki titreşimlerine çok uzak ve gizemli Amazon Ormanlarındaydı. Üstelik suyu yapılandırdığını bildiğimiz kuvars kristallerinin içinden akıp geçiyordu. En ilginç olan ise; Roraima kelimesi bütün suların anası anlamına geliyordu…
Dünyanın hiçbir yerindeki su, bir diğer bölgedeki suyla aynı değildir. Çünkü su çıktığı toprakların mineral ve madenlerini aldığı kadar, o toprakların titreşimini ve enerjik bilgilerini de alır. O toprakların geçmiş tarihi bile suyunun üzerinde yazılıdır. İnsanın doğduğu toprakların karakterini yansıttığı söylenir ve eski insanlar bunu o toprağın suyuna bağlamıştır.
İşlenmiş, zenginleştirilmiş, arıtılmış su, kimyasal olarak mükemmel bile olsa, yaşamayan ölü bir sudur. İçinde yaşam ve enerji bulunmaz. Çünkü üzerine yazılan doğal yazı silinmiştir. Kaynaktan içilen doğal su bu yüzden şifalıdır. Doğanın üzerine cümleler yazdığı su, onu içen insan tarafından rezonans yasaları gereği kimyasal değil titreşimsel olarak algılanır.
Telepatinin Taşıyıcısı, Düşüncenin Titreşimlerini Kaydeden Su Molekülleri midir?
Suyun alfabesini çözmeye çalışan bilim insanlarının bir de yeni teorisi var:
“İnsanlar arasında gerçekleşen telepatinin aracısı, hücrelerinde taşıdıkları sudur.”
İnsanların vücut sıvılarının (özellikle de ayna nöronlardaki) mesafeler arasındaki titreşimlerin dalgalarını kaydedip veriye çevirdiği gibi bir durum çıkıyor ortaya. Nobel ödüllü fizikçi Garnier Malet’ e göre de; rüya sırasında yaşananlar, enerji bedenimiz aracılığıyla fizik bedenimizdeki suya kaydediliyor. Suyun tüm bunları yapabilmesi için, bir alfabe sistemine duyarlı olmasından başka bir açıklama yok. Evrendeki inanılmaz düzenin bilgi alışverişinin, bizim dünyamızdaki aracısının su olması hiç de inanılmaz değil. Düşünceler ve niyetler suya yazılabilir, niyetin alfabesini çözebilirseniz eğer. Çünkü niyetin bileşenleri çok boyutludur ve düşünce kadar lineer değil, bütünseldir…
Şeklini Hatırlayan Madde
Son yılların yine enteresan buluşlarından birisi, “Meta hidrojel” adı verilen ve şeklini hatırlayabilen maddedir. Doğada bulunmayan ve yapay olarak üretilen bu jeller, havada su gibi davranıyor, ama suya atıldığında katı hal alıyor.
Bu yeni meta-hidrojel madde kendi orijinal yapısını hatırlıyor. Bir kalıp içinde üretildikten sonra, suya atıldığında kalıba atılan haline tekrar tekrar giriyor. Bu madde, havaya maruz bırakılsa ya da sıvıya benzer haline geri sokulsa bile bu durum değişmiyor. Araştırmacılar bu maddenin su ilave edildiğinde harfleri oluşturan performansın görüntülerini hazırlamış.
Araştırmacı ekibinin başı olan Luo ve ekibi daha önce sentetik DNA kullanarak hidrojeller veya çoğunlukla su içeren jeller hazırlamıştı. Bu sefer, farklı bir mikroskopik yapıya sahip bir DNA hidrojeli hazırlamak istemişlerdi. Meta-hidrojellerini hazırladıktan kısa bir süre sonra benzersiz özelliklerini keşfettiler ve araştırmalarının sonucunu Nature Nanotechnology dergisinde bir makalede yayınladılar.
İsa’nın denizi şaraba dönüştürmesi, Musa’nın denizi ikiye ayırması, edilen yağmur dualarının yağmurla cevaplanması, vaftizin ve abdestin kutsallığı, ninelerimizin dualarını suya okuyup üflemesi, büyülerin suya konulup içilmesi, mantraların ve seslerin titreşiminin bedeni iyileştirmesi, yenilen yemeğin dua ve şükürle kutsanması, dünyadaki suyun başka hiç bir gezegende yaşam endeksi yaratamaması, müzik dinleyen bitkilerin çok daha fazla çiçek açması, suyun hafızasında taşıdığı cümlelerin eseridir.
Dünyada ilk anda ne kadar su varsa, hala aynı miktarda duruyor. Hepimiz ilk okyanusun suyundan bir parça taşıyoruz. Her bir kelimemiz bir su damlası için bir düşünce ve bilgi kaynağı oluşturuyor. Düşüncelerimizi ve dünyayı ne kadar kirlettiğimize bakarsak eğer, yaşam kaynağımız olan suyun ne kadar acı kelimelerle dolu bir kitap haline geldiğini anlamamak mümkün değil. Suyu en kısa sürede yapılandıran kelimeler ise Sevgi ve şükran…
Gelin hep birlikte suya yeni bir yazı yazalım…
Suyun bize verdiği yaşam titreşimi için, içinde 7 Milyar kere sevgi ve şükran kelimesi geçen bir kitap olsun… Bu yeni kitabı ona borçlu muyuz? Evet borçluyuz, çünkü tüm hücrelerimizden onu çekip aldığımızda biz bir hiçiz. Tüm damarlarımızda ”O” aziz dolaşıyor…
Kaynak:
http://news.discovery.com/…/mysterious-material-remembers-i…
Nesrin Dabağlar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »