Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.

17884189_10210827062744919_7221368665643917056_n[1]

 

 

Hintli bir ermiş öğrencileri ile gezinirken Ganj nehri kenarında birbirlerine öfke içinde bağıran bir aile görmüş. Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
Öğrencilerine dönüp “insanlar neden birbirlerine öfke ile bağırırlar?” diye sormuş.
Öğrencilerden biri “çünkü sükûnetimizi kaybederiz” deyince ermiş “ama öfkelendiğimiz insan yanı başımızdayken neden bağırırız? O kişiye söylemek istediklerimizi daha alçak bir ses tonu ile de aktarabilecekken niye bağırırız?” diye tekrar sormuş.
Öğrencilerden ses çıkmayınca anlatmaya başlamış: “İki insan birbirine öfkelendiği zaman, kalpleri birbirinden uzaklaşır. Bu uzak mesafeden birbirlerinin kalplerine seslerini duyurabilmek için bağırmak zorunda kalırlar. Ne kadar çok öfkelenirlerse, arada açılan mesafeyi kapatabilmek için o kadar çok bağırmaları gerekir.”
“Peki, iki insan birbirini sevdiğinde ne olur? Birbirlerine bağırmak yerine sakince konuşurlar, çünkü kalpleri birbirine yakındır, arada mesafe ya yoktur ya da çok azdır.
Peki, iki insan birbirini daha da fazla severse ne olur?
Artık konuşmazlar, sadece fısıldaşırlar çünkü kalpleri birbirlerine daha da yakınlaşmıştır. Artık bir süre sonra konuşmalarına bile gerek kalmaz, sadece birbirlerine bakmaları yeterli olur. İşte birbirini gerçek anlamda seven iki insanın yakınlığı böyle bir şeydir.”
Daha sonra ermiş öğrencilerine bakarak şöyle devam etmiş: “Bu nedenle tartıştığınız zaman kalplerinizin arasına mesafe girmesine izin vermeyin. Aranıza mesafe koyacak sözcüklerden uzak durun. Aksi takdirde mesafenin arttığı öyle bir gün gelir ki, geriye dönüp birbirinize yakınlaşacak yolu bulamayabilirsiniz…
Zerzevatçı bağırır, sarraf bağırmaz,
Eskici bağırır , antikacı bağırmaz,
Söyleyecek sözü, fikri değerli olan bağırmaz,
Bağıran düşünemez düşünmeyen kavga eder

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Günün Tavsiyesi: Eğer uzun zamandır beklediğiniz para gecikiyorsa, arka arkaya beklediğiniz  işler erteleniyor ya da iptal oluyorsa

5dfb5e72_100_EVIM_98a3[1]

 

Günün Tavsiyesi: Eğer uzun zamandır beklediğiniz para gecikiyorsa, arka arkaya beklediğiniz  işler erteleniyor ya da iptal oluyorsa, kendinizi bir anda kötü mutsuz veya gergin hissediyorsanız, paranın bolluk ve bereketin önünde bir tıkanıklık oluşmuş demektir.
Para ve bereket kendine, çoğalacağı ve dolup taşacağı yer arar. Enerjisel olarak kirli mekana gelmekten kaçınır. Bu sebeple akışın tıkandığını hissettiğiniz zamanlarda evinizde, ofisinizde enerjisel mekan temizliği yapmanız gerekir.
Adaçayı yakmak ve sonra ortamı havalandırmak, temizlik malzemesinin içine üzüm sirkesi ilave edip yerleri temizlemek,
Himalaya tuzlu su kasesi kullanmak,
Ametist, kristal kuartz kristalleri kullanmak
Himalaya tuzu lambası kullanmak,
Mum yakmak mekan temizliğine yardımcı olur.
Kişisel arınma da önemlidir; Sirkeli su ile yıkanmak,
Himalaya tuzu ile yıkanmak,
Ayakları aksam 10 dk tuzlu suda tutmak,
Akik, ametist veya kuartz taşı kullanmak enerjisel blokajları çözmede yardımcı olur.
Mekanınızı ve kendinizi temizleyin. Hakkettiğiniz güzellikleri, aşkı sevgiyi, parayı, sağlığı bolluk ve bereketi kendinize çağırın.
Günün Olumlaması: “Ben para mıknatısıyım. Para bana her türlü kaynaktan ve helal yoldan kolaylıkla ve çabuklukla, artarak gelir. Buna hazırım ve kabuldeyim. ” Sevgiyle
Serkan Sorguç ŞifaChi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HESAP VERMEN GEREKEN TEK KİŞİ VAR O DA AYNAYA BAKTIĞINDA GÖRDÜĞÜN KİŞİDİR |

950-ruya-nedir[1]

 

 

Cevap vermen gereken tek kişi, Her sabah aynaya baktığında gördüğün kişidir
İnsanlar, sen istediğin kadar hayatındalar, göz yumduğun kadar dürüstler ve onları affettiğin kadar iyiler.
İnsan geride bıraktıklarını özler, elinin altındakilerden sıkılır, ulaşamadıklarına tutulur.. ve ulaşılmaz olan hep aşk olur!
Bir insanın yaşayıp yaşamadığını anlamak istersen, nabzına değil onuruna bak, duruyorsa yaşıyordur…
İnsan beklentisi kadar mutludur. Formül: Sıfır beklenti, sonsuz mutluluk.
Hala açlıktan ölenler varsa dünyada, Aslında ölen insanlar değil; insanlıktır.
Ölüm hayatta büyük kayıp değildir. Asıl büyük kayıp, yaşarken içimizde ölenlerdir.
Hayatta bir tek başarısızlık vardır, o da denememektir.
Hepimizin başı sağolsun. İnsanlık ölmüş.
Kaygı verici düşünce bir embriyo gibidir; oluştuğunda küçüktür, ama büyür ve daha çok büyür.
Kısa süre sonra kendi kontrolünü eline alır.
Geçmişteki acılarına Gülümseyerek baktığın an; Büyümüşsün demektir…
Kimse bana kendini kanıtlama çabasına girmesin. Çünkü herşey ortada, yeni maskeler üretmenin bir lüzumu yok.
Akıl yasama organı olabilir. Ama yürütmeyi mutlaka yüreğe bırakmalısınız.
Cevap vermen gereken tek kişi, Her sabah aynaya baktığında gördüğün kişidir.
Kadın olmak: Her erkekte bir parça bırakmak değil, Bir erkekte bütün olabilmektir.
Gecmişinizin üzerinde durup düşündüğünüz her an geleceğinizden çalıyorsunuz !
Erkek olmak: Mükemmelliğini bir çok kαdındα ispαt etmek değil, Tek bir kadına mükemmeli yαşαtαbilmektir.
Doğduğunda herkes gülerken sen ağlıyordun; şimdi öyle bir yaşam sür ki öldüğünde sen gülerken herkes ağlasın!
Olαğαnüstü birşeydir aşk; Siz bile kendinizi sevemiyorken, O sizi bir başkasına sevdirir.
Çoğu insan nasıl yaşanacağını, ancak ölme vakti geldiğinde öğrenir, çok yazık.
Çoğu insan ömrünün en güzel yıllarını, bir apartman dairesinin odasında, televizyon seyrederek geçirir.
Çoğu insan yirmi yaşında ölür ve seksen yaşında da gömülür. Bunun, sizin başınıza da gelmesine lütfen izin vermeyin.
Eğer kim olman gerektiği hakkında en ufak bir fikrin dahi yoksa, doğru arabalara, evlere ve giysilere sahip olmak tamamen anlamsızdır. Bu yüzden hayatta daha fazlasına sahip olmaya çabalamaktan vazgeç ve hayat için daha fazlası olmaya çalış. Sonsuz mutluluğun yattığı yer burasıdır.
İnsan gelişimi, bir trene benzer: kendini aşan insan, garından, haddini aşan insan ise rayından çıkmış demektir.
Hiçbir zaman hayattan bembeyaz bir sayfa bekleme! Çünkü ikinci sayfa bile, birincinin izlerini taşır…
Külkedisi ne yapsın, kendisini ancak ayak numarasından tanıyabilen bir salağı.
Her insanın aynalara göstermediği bir yüzü ve kimseye söylemediği bir hüznü vardır…
Kadınlar anlaşılmak için değil yaşanmak içindir. Yaşanacak kadın bulduysanız, anlamak için vakit kaybetmeyin.
Bir dağın zirvesinde olmanın keyfini önce eteklerinde yürümeden nasıl yaşayabilirsin.
Bana iyi gelenler, hep benden gidenler oldu .
Zihnin, gerçekte vücudundaki kaslardan farklı olmadığını hatırlamalısın. Kullan ya da kaybet.
Hiçbir şey için asla çok geç değildir ya da benim durumumda, istediğin kişi olmak için çok erken değil.
Zaman sınırı yoktur, istediğin zaman başlayabilirsin.
Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bunun bir kuralı yoktur. En iyisini ya da en kötüsünü yapabiliriz.
Umarım, sen en iyisini yaparsın.
Umarım, seni şaşırtacak şeyler yaşarsın.
Umarım, daha önce hiç hissetmediğin şeyler hissedersin.
Reklam

Umarım, değişik bakış açıları olan insanlarla tanışırsın.
Umarım, gurur duyacağın bir hayatın olur. Öyle olmadığını anlarsan…
Umarım, en baştan başlayacak gücü bulursun.
* ROBIN SHARMA

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

EVDEKİ NEGATİF ENERJİYİ YOK ETMEK İÇİN MUTLAK DENEYİN

16174659_1167394503373673_6748457637586233185_n[1]

 

Evdeki Negatif Enerjiye Karşı : Tuz, Sirke ve Su
Deneyin, İşe Yaradığını Göreceksiniz…

Aslında bir çok kez, bir çok yerde negatif enerjiyi alan, huzur veren, nazarı önleyen taşlar olduğunu, satıldığını görmüşsünüzdür. Birazdan vereceğimiz tarif de evde ki negatif enerjiyi yok etmek kullanılan bir formül. Yapması çok kolay. Etkisini yapmaya başladıktan sonra hissedeceksiniz.

Evinizin herhangi bir yerinde ya da arzu ederseniz bir çok yerine bu karışımı koyabilirsiniz. 24 saat sonra etkisini göreceksiniz.

Negatif enerji, sizin ve ailenizin stresini arttırır, daha gerin olmanızı, daha sinirli olmanıza neden olur. Bu da aile huzurunu bozan, aile sağlığı için zararlı olabileceğini biliyor muydunuz?

Negatif enerji, üzüntü, öfke gibi duygularının ortaya çıkmasına neden olur. Bu da eviniz her yerinde, çevresindeki ruh halinizi olumsuz etkileyerek büyüyerek yayılabilir.

Neyse ki çözümü basit. İhtiyacınız olanlar, sadece

Tuz – bir çimdik
Temiz su – 2 yemek kaşığı
Beyaz sirke – 1 çorba kaşığı
Şeffaf cam fincan.

Yapılışı :

Cam bardağa su, tuz ve sirke koyun.
Bu şeffaf cam bardağı siz ve ailenizin çok fazla zaman geçirdikleri bir yerde bırakın.

Örneğin oturma odanızın görebileceğiniz bir köşesine bırakabilirsiniz.

Orada 24 saat boyunca cam bardaki tuzun reaksiyonunu gözlemlemelisiniz.
Tuzun suyun üstüne yükselebileceğini gözlemleyebilirsiniz.

24 saat sonra bardağı durulayın ve aynı şekilde tekrarlayın.Tuz suyun üzerine çıktığında evinizde, havada gezen negatif iyonları toplayacak ve daha huzurlu olmanızı sağlayacaktır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 3 Comments »

BEDENİNE KULAK VER! HASTALIKLAR TESADÜF DEĞİL

415242_129567547287768202730_Original[1]

 
Bedenimiz bizimle konuşur. Hangi alanlarda ruhsal olarak yanlış yaptığımızı ve enerjimizi doğru kullanmadığımız gösterir.
Hastalık çok normal karşılanır ve hayatın bir parçası olarak görülür. Aslında sağlıklı olmak normal olandır. Beden ruh ve zihin dengesini oturtmuş olan bir kişinin hasta olması mümkün değildir.
Doğal halimiz sağlıklı olmaksa neden bu kadar hastalanıyoruz?
Hastalık varlığımızdaki bir dengesizliğin dışa vurumudur. Bedenimiz hasta ise bir parçamız hasta demektir.
Beden ruhumuza ayna tutar. Düşüncelerimiz, ruh halimiz duygusal iniş çıkışlarımız ve negatif enerji ile sürekli içli dışlı oluşumuz hastalıklara davetiye çıkarır. Sürekli olarak ilaç kullanır ve bedenen yaşımızdan çok ileride görünür olmamıza neden olur. Yıpranırız.
Bedenimizin yüce bir bilgeliği vardır ve bizi korumak üzere muhteşem bir düzende çalışır.
Bedenimiz oldukça dayanıklıdır ve aslında hastalık son aşamadır. Bu ortaya çıkmadan önce pek çok belirti ortaya çıkar ama biz bunları görmezden geliriz ve ruhsal düzeyde ne anlama geldiğine odaklanmayız.
Örneğin öksürük ve içimizi dökme, iletişim kurma ihtiyacı konusunda bağlantı kurmayız. Onun yerine öksürük şurubu alarak içsel çatışmamızı bastırırız.
Organlarımıza baktığımız zaman uyum ve dengenin evrenin en önemli yasası olduğunu fark ederiz. Bu uyum ve dengeyi bozan ise negatif enerjilere odaklanan düşüncelerimizdir. Hastalık bu düşüncelerden doğan zehirli duygular ve ruhumuzla olan kopukluğumuzdan kaynaklanır.
Düşünce kalıpları ve organlara etkileri…..
Mide:
Çok duygusal bir organdır. En çok korku duygusuna tepki verir. Midedeki rahatsızlıkların temelinde yaşadıklarını sindirememe yatar. Yeniliklere karşı duyulan korku ve kendini güvende hissedememe durumu en çok mideyi etkiler. Mide bulantısı hayatın hep kötü deneyimler getireceği inancı ile oluşur. Mide ekşimesi ise yaşam sürecine güvenememekten çıkan sıkıştırıcı korkudan kaynaklanmaktadır.
Beyin:
Bedenin komuta merkezi beynimiz en çok öfkeli düşüncelerden ve yaşadıkları için herkesi suçlayan ve affedemeyen inanç kalıplarından etkileniyor. Beyin bilgisayarındaki yanlış inançlar ve eski düşünce kalıplarını yenilemeyi reddetme beynin işleyişini bozuyor. Yeni fikirlere açık olmak ve yenilenmeyi kabul etmek beynin her daim tam kapasite çalışmasına yardımcı olur. Bunun yanı sıra beyin için öfke çok zararlı bir duygudur. Öfkeye kapılıp sürekli şiddet içeren olaylar ve durumlar düşünmek beyni bir sis gibi kapatıyor. Sürekli şiddetle iç içe olan insanları zihinleri bulanıklaşır ve uzun vadede bu bulanıklık beynin işleyişinde bozulmalara sebep olabilir. Bu sebeple huzur veren görüntülerden beslenmek ve sakinlik beynin en sevdiği besinlerdir diyebiliriz.
Böbrekler:
Zamanında halledilmemiş tüm sorunlar böbreklerde bir tortu olarak birikir. Bu nedenle geçmişi şifalandırma ve geçmişimizle barışma en çok böbreklere iyi gelir. Böbrekler su elementi ile yakından bağlantılı organlardır ve geçmişimizde dökemediğimiz göz yaşları içimize attıklarımı bu organda bozulmalara yol açar. Ruhsal olarak bize iyi gelenle gelmeyeni seçen de böbreklerdir. Kendisi için doğru olmayanı bile bile seçen ve bu durumdan dolayı üzüntülü duygularla içli dışlı yaşayan kişilerin böbrek sorunları yaşamaları olasıdır. Ayrıca böbrekler yıkıcı eleştiriden, başarısızlıkların yarattığı korkudan ve düşük öz güvenden en çok etkilenen organımızdır. Atalarımızdan gelen karmik etkiler ise en çok bu organlarda kendini gösterir.
Kalp:
uzun süren duygusal tatminsizliklerin ve sevgiyi yaşayamamanın en çok etkilediği organdır. Kalp rahatsızlıklarının temelinde aşırı duygusal ve zihinsel gerilim altında olduğuna inanç yatmaktadır. En önemlisi ise sevinç duyamamadır. Kalbin katılaşması diye tabir ettiğimiz bu dıurum hayattan keyif alamama ve sevinememedir. Klasik manada hep söylenen sigara ve alkol tüketiminden çok bu durum kalbe zarar verir.
Karın bölgesindeki ikinci beyin:
(bağırsaklar)
Korku, sevinç ve üzüntü gibi duygulardan çok etkilenir. Bilgelik ve farkındalık ile ilgili çalışmalarda hep karın bölgesine odaklanılır. Bunun nedeni sonsuzluğun saf gücü, ikinci beynimiz sayesinde bizimle bağlantıda olmaya devam eder. Karın bölgesinde enerji zayıflığı olan insanlar cansız, moralsiz, depresyonlu, kendini gerçekleştiremeyen, hayatın kendisine verdiklerinden öfke duyan kişilerdir. Tam aksine bu bölgede canlı enerji taşıyan insanlar cesur, atılgan ve akışkandır.
Bir kişi gereğinden fazla kiloluysa ve vücudunda yağ birikimi varsa bu her zaman korkudan kaynaklanır.
Obezite tarzı durumlarda bu korku genellikle hor görülme, beğenilmeme, kabul edilmeme, dışlanma korkusudur.
Kilo problemleri ve ruhsal nedenleri ….
Genellikle yaşamın ilk yıllarında etrafındakilerin yüksek talepleri ve beklentileri ile çevrelenen kişiler büyük sıkıntılar yaşar. Çoğunlukla bu beklentileri karşılayamayan bu kişiler kendilerini yetersiz ve aşağılanmış hissedebilirler. Etrafındaki kişileri tatmin edemediklerini düşünüp derin bir umutsuzluğa kapılabilirler. İşte vücutta biriken bu yağlar bu kişilerin etraflarına ördükleri koruyucu bir zırhtır. Kendilerini anne ve baba gibi yakın ilişkilerden koruyamayan ve özellikle ebeveynlerinin yüksek beklentilerine maruz kalanlar şişmanlayarak ve yağ biriktirerek kendilerine fiziksel bir bariyer örerler. Kısacası fazla kilo negatif enerjiden kaçma ve korunma isteğinde kaynaklanmaktadır. Ayrıca başkaları tarafından desteklenmeyi bencillik olarak algılayanlar, vericilikleri üst noktada olanlar ve çevresinden enerji alamayan kişiler fazla kilo alarak bu durumlara tepki gösterebilirler.
Kilo probleminin ruhsal anlamdaki çözümü kendini sevme ve her şeyi ile kabul etmede yatıyor.
Bedenimizin çevresinde bizi korumak için zırh görevi gören yağlara artık ihtiyacımız olmadığına inanmak gerekiyor. Bunun için hayata güvenmeyi ve zarar görmeyeceğimizi bilinçaltı düzeyde bilmeye ihtiyacımız var.
HASTALIKLAR
Kanser:
Bu çok yaygın hastalığın kökeninde bizi içten içe yiyip bitiren ve bir türlü çözümleyemediğimiz problemler yatmaktadır. Bu problemleri yaratanlara karşı derin bir öfke ve affedememe söz konusudur. Kanser hastalığına yakalanmış kişilerin bu kronikleşmiş problemleri çözmek yerine her şeyi olduğu gibi bıraktıkları, çünkü değişimin getireceği acıdan kaçtıkları ortaya çıkmıştır. Uzun süren kızgınlıklar, affedememe, çözümlerden kaçınma bu insanları yer bitirir. Hastalık oluşmadan önce, hatta oluştuktan sonra bile, ruhsal nedenler iyi anlaşılırsa kanser ölümcül olmaktan çıkabilir.
İlk adım affetmektir. Geçmişten gelen öfkeyi salıvermek, acılı da olsa değişim gerekiyorsa değişimi göze almak gerekir. Katı yargılardan uzaklaşarak suç veya suçlu aramamak gerekir. Tüm bunlar başarılırsa böyle bir hastalık da oluşmayacaktır.
Kalp Krizi:
Kalp yaşamın merkezinde durur ve bu çok önemli organ en çok sevgi ile var olur. Kalp krizi ve kalp rahatsızlıklarının temelinde sevgi alışverişindeki aksaklıklar yatar. Sevgi alışverişi dengeli olmalıdır. Bir insan sürekli sevgi veriyor ama karşılığında yeterince sevilmediğini hissediyorsa kalpte rahatsızlıklar baş gösterebilir. Sevgiyi sürekli dış kaynaklarda arayan kişi, kendini sevmeyi beceremiyorsa, kendini iyiye, güzel ve sevgiye layık göremiyorsa kalp krizine açık hale gelir. Ayrıca hayattan keyif alamama, hiç bir şeyin zevk verememesi, kısaca neşenin eksikliği de çok tehlikelidir.
Kalp krizi en fazla daha çok para kazanmayı ve mevki uğruna yaşamın zevklerini unutan ve hayatı tatsızlaşan insanlarda görülür. Kalp için yapılabilecek en iyi şey sevmeyi tek bir kişiye ya da şeye bağlamadan yaşamayı başarabilmek, yaşamdan tat almayı hayatın merkezine koymaktır.
Migren:
Baş ağrılarının temelinde kendini acımasızca eleştirme yatıyor. Çelişkili düşünceler ve seks bazlı korkular da baş ağrısına neden olabilir. Bu arada medyumik yapıdaki insanlarda ve enerjitik olarak çok açık olan kişilerde de baş ağrıları görülebiliyor.
Migren ise sürekli negatif enerjilere maruz kalan ve ve bundan kendini koruyamayan kişilerde görülüyor. Aynı zamanda kendini baskın altında hisseden kişilerde ya da özellikle birisinin psikolojik baskısına maruz kişilerde görülebiliyor.
Baş ağrıları ve migren için yaşamınızda size rahatsızlık veren kişileri hayatınızdan çıkarma ve negatif enerjinin yoğunlaştığı yerlere gitmemek çok işe yarıyor.
Konsantrasyon, meditasyon ve rahatlatıcı çalışmaların iyi geldiğini de unutmamak lazım.
ŞİFA OLUMLAMASI ….
Ben bedenimin farkındayım.
Ruhumun farkındayım…
Zihnimin farkındaayım…
Bu alanları bir bütün olarak algılıyoruç
Dengede oluyorum
Kendim ile birim
Ben kendimin şifacısıyım
Bedenime şifa yansıtıyorum
Ruhuma şifa yansıtıyorum
Zihnime şifa yansıtıyorum
Ben kendimin şifacısyım
BİLGE BEDENİNE SOR …..
Çalışmadan önce birkaç bardak su için lütfen…
Ayakta durarak gözlerinizi kapatın ve bedeninize şunu söyleyin.
Bana “Evet”imi göster; beden sizi öne doğru çekecek
Daha sonra tekrar sor;
Bana “Hayır”ımı göster; beden sizi arkaya doğru çekecek…
Şimdi soru sorabilirsiniz…
Cevabını bildiğiniz bir soru sorun… Örneğin adınız; “Özlem”
Sorun… Benim adım “Zeynep” mi?
Ve gözlerinizi kapatarak bedenden cevabı bekleyin….
Daha sonra özellikle sağlığınız ile ilgili merak ettiğiniz soruları sorabilirsiniz.
Bu arada “Evet”te beden arkaya, “hayır”da öne gidiyorsa bedeniniz çok yorgun demektir. Onu dinlendirin….
Kaynak:
Mistikyol

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dalai Lama’nın mutluluk üzerine 12 öğüdü:

mutluluk-sozleri[1]
1. Mutluluk size hazır bir şekilde gelmez, sizin kendi eylemlerinizden doğar.
2. Bir değişiklik yaratabilecek büyüklükte olmadığınızı düşünüyorsanız, bir de gece sivrisinek varken uyumayı deneyin.
3. Sevgi ve şefkat ihtiyaçtır; lüks değil. Onlar olmadan insanlık ayakta kalamaz.
4. Kuralları iyi bil ki onları daha iyi yıkabilesin.
5. Gerçek hayatta trajedilerle karşılaştığımızda iki şekilde davranırız: Ya umudumuzu kaybedip kötü alışkanlıkların pençesine düşeriz ya da içimizdeki manevi gücü bulmak için uğraşırız.
6. Hepimizin aradığı mutluluk ve sükuneti, ancak birbirimize anlayış ve şefkat göstererek bulabiliriz.
7. Diğer insanların fikrini sevecenlikle değiştirebiliriz; öfkeyle değil.
8. ‘Merhamet’, zamanımızın en radikal anlayışı.
9. Maneviyatınızın özü, diğer insanlara karşı tutumunuzun altında yatar.
10. Mutluluk ve memnuniyet insanının içinden gelir. Parayla ya da bir bilgisayarla doyuma ulaşmak yanlıştır.
11. İnançlı ya da inançsız fark etmez; sorumluluk sahibi herkes iyi bir kalbe sahip olabilir.
12. Eski arkadaşlar gider yenileri gelir; tıpkı günler gibi. Onların da eskisi gider yenisi gelir. Önemli olan ise anlamlı olması: arkadaşın da günün de

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

GEVŞEME EGZERSİZİ

images21[1]
Kolların Gevşetilmesi: (4-5 Dk.)
Mümkün olduğunca rahat oturun. Kaslarınızı elinizden geldiği kadar gevşetin. Şimdi böyle rahatlarken, sağ elinizi yumruk yapıp sıkın, iyice sıkın ve sıktıkça oluşan gerilime dikkat edin. Yumruğunuzu sıkılı tutun ve sağ eliniz ve ön kolunuzdaki gerilimi hissedin…………ve şimdi bırakın. Sağ elinizin parmakları gevşesin, aradaki farkı izleyin. Şimdi kendinizi bırakın ve baştan aşağı gevşemeye çalışın………. Tekrar sağ yumruğunuzu iyice sıkın…… böyle tutun, ve gerilimi izleyin………. Şimdi bırakın, kaslarınız gevşesin, parmaklarınız açılsın ve farkı izleyin.
Şimdi sol yumruğunuzla bunu tekrarlayın. Sol yumruğunuzu sıkın, vücudunuzun gerisi gevşek kalsın; yumruğunuzu iyice sıkın ve grilimi duyun………ve şimdi gevşeyin. Yine aradaki farkın zevkine varın……….Bunu bir kez daha tekrarlayın, sol yumruğunuzu sıkın, iyice gergin ve sıkı olsun……..Şimdi gerilimin tersini yapın rahatlayın ve farkı izleyin. Bir süre böyle gevşemeyi sürdürün…….
Her iki yumruğunuzu iyice sıkın, her iki yumruk gerili, ön kollar gerili olsun, oluşan hisleri inceleyin……..ve gevşeyin; parmaklarınızı açın ve rahatlığı hissedin. Ellerinizi ve ön kollarınızı daha fazla gevşetmeye devam edin…….
Şimdi dirseklerinizi kıvırıp pazılarınızı gerin, iyice gerin ve gerginliği izleyin……tamam, kollarınızı uzatın gevşetin ve aradaki farkı inceleyin. Bu gevşemeyi sürdürün, gelişsin……Tekrar, pazılarınızı gerin; gerilimi tutun ve dikkatle izleyin…….kollarınızı açıp uzatın ve gevşetin; elinizden geldiği kadar rahatlayın………
Her kez, gerilim ve gevşeme arasındaki farkları ve duygularınızı inceleyin. Şimdi kollarınızı açın, iyice açın ve uzatın, ta ki en çok gerilimi kollarınızın ardındaki kaslarda duyun; kollarınızı iyice uzatıp gerilimi duyun.
Ve şimdi gevşeyin. Kollarınızı rahat bir biçimde yerleştirin. Gevşeme kendiliğinden sürsün. Kollarınızı gevşekliğe bıraktıkça güzel bir ağırlık duymalısınız……
Kollarınızı tekrar uzatıp kaslarınızdaki gerginliği tekrar duyun; kollarınızı iyice uzatın. Gerilimi duyun…….ve gevşeyin.
Şimdi kollarda hiç gerilimsiz gevşemeye bakın. Kollarınızı rahatça yerleştirip gittikçe gevşetmeye devam edin. Kollarınız iyice gevşek olsa bile biraz daha gevşetmeye çalışın. Daha daha derin bir gevşemeye erişin.
Yüz Kısmı, Boyun, Omuzlar Ve Üst Sırtın Gevşetilmesi (4-5 Dk.):
Bütün kaslarınızı gerginliğe ve ağırlaşmaya bırakın. İyice, rahatça yerinize yerleşin. Şimdi alnınızı kırıştırın……..Şimdi kırıştırmayı bırakıp, gevşetip düzeltin. Alnınızı gevşetmeniz sürdükçe bütün alnınız ve kafa derinizin daha düzgünleştiğini gözünüzün önüne getirin…..
Şimdi kaslarınızı çatın ve bu gerilimi izleyin…….Bu gerilimi bırakın ve gevşeyin. Tekrar alnınızı düzleştirin……..
Şimdi gözlerinizi iyice sıkınız
Şimdi çenenizi kenetleyin, dişlerinizi sıkın; bütün çenenize yayılan gerilimi izleyin…….Şimdi çenenizi gevşetin. Dudaklarınız hafifçe aralansın……..Bu gerçekliğin tadına varın……..Şimdi dilinizi sıkı sıkı damağınıza yapıştırın. Gerilim noktasını bulun…..Tamam, şimdi dilinizi rahat bir pozisyona getirin……….Şimdi dudaklarınızı büzün, iyice sıkın büzün……..ve bırakın. Gerilim ve rahatlama arasındaki farkı izleyin.
Bütün yüzünüzdeki rahatlık ve gevşekliği duyun; alnınızda, kafa derinizde,çeneniz, dudaklarınız, diliniz ve boğazınızda. Gevşeklik gittikçe artsın.
Şimdi boyun kaslarınıza dikkat edin. Başınızı gidebildiği kadar geriye itin ve boyundaki gerilimi izleyin; başınızı sağa devirip gerilimin yer değiştirmesini izleyin; şimdi sola devirin. Başınızı kaldırıp öne iğin; çenenizi göğsünüze sıkıca dayayın. Şimdi başınızı rahat bir pozisyona getirin, ve bu rahatlığı inceleyin. Bu rahatlık sürüp artsın……
Omuzlarınızı iyice yukarı kaldırın. Gerilimi bir an için tutun………Omuzlarınızı düşürüp gevşemeyi izleyin. Boyun ve omuzlar iyice gevşemiş. Omuzlarınızı tekrar kaldırıp sağa sola oynatın. Omuzlarınızı yukarı, öne, arkaya oynatın. Omuzlarınızda ve üst sırtınızdaki gerilimi izleyin………Tekrar omuzlarınızı düşürüp gevşemeyi izleyin. Gevşekliğin derinden omuzlarınıza yayıldığını duyun; sırt kaslarınıza yayılsın; boyun ve boğazınızı gevşetin, çeneniz ve diğer yüz kaslarınızı gevşetin. Gevşekliğin iyice derin derin yayıldığını duyun. Daha……………derin…………..
Göğüs, Mide Ve Bel Kısmının Gevşetilmesi (4-5 Dk.) :
Bütün vücudunuzu elinizden geldiği kadar gevşetin. Gevşeklikle birlikte gelen ağırlık ve rehaveti duyun. Kolaylıkla ve rahatça nefes alıp verin. Dikkat edin, nasıl nefes verdikçe gevşekliğiniz artıyor……….nefes verdikçe bu gevşemeyi duyun………
Şimdi nefes alıp ciğerlerinizi doldurun; derin derin nefes alıp bir an için nefesinizi tutun. Bu gerilimi inceleyin………Şimdi nefesinizi bırakın, göğüs kafesiniz gevşekleşip, otomatik olarak havayı dışarı itsin. Gevşemeyi sürdürün, rahat ve yumuşakça nefes alın. Rahatlamanızın zevkini tadın……… Vücudunuzu mümkün olduğu kadar gevşek bırakıp yine ciğerlerinizi doldurun. Nefesinizi iyice içine çekip tutun…………. Tamam, şimdi nefesinizi bırakıp bunun rahatlığına varın. Normal nefes alıp verin. Göğsünüzü gevşetmeye devam edin. Bu gevşekliğin sırtınıza, omzunuza, boyun ve kollarınıza yayılmasına izin verin. Bunu kendinizi bırakmakla yapabilirsiniz…….. ve bu gevşemenin zevkine varın.
Şimdi mide kaslarınıza gelelim. Mide kaslarınızı sıkın, iyice sertleştirin karnınızı. Bu gerilimi inceleyin. ………. ve bırakın. Kasları bırakın ve aradaki farkı görün……….. Tekrar, bırakıp sıkın mide kaslarınızı. Gerilimi tutun, inceleyin………… ve bırakın. Mide kaslarınızı gevşetince oluşan genel rahatlığa dikkat edin……… Şimdi midenizi içinize çekin, iyice çekin, iyice çekin ve bu gerilimi duyun……….. şimdi yine gevşetin. Midenizi bırakıverin. Normal nefes almaya devam edin ve nefesinizin göğüs ve midenizi gevşettiğini, rahatlattığını duyun………. Şimdi yine midenizi iyice çekin ve gerilimi tutun………. Şimdi dışa iterek o gerilimi tutun………. şimdi midenizi bırakın. Gevşeklik derinleştikçe gerilimin erimesine izin verin. Her nefes verişte ciğer ve midenizdeki ritmik gevşemeye dikkat edin. Böylece göğüs ve midenizin gittikçe rahatlamasını izleyin………… Vücudunuzdaki tüm gerginliği bırakmaya çalışın.
Şimdi dikkatinizi bel kısmına yöneltin. Sırtınızı gerin, belinizi iyice içe çekip bir yay gibi gerilin, ve bel kemiğinizdeki gerilimi duyun……….ve rahatça oturup belinizi gevşetin……….Tekrar sırtınızı yay gibi gerin ve oluşan gerilimi duyun. Vücudunuzun gerisini mümkün olduğu kadar gevşek bırakmaya çalışın. Bel kısmınızdaki gerilimin kesin noktasını bulmaya çalışın……….tekrar gevşeyin, daha, daha derinden. Belinizi üst sırtınızı gevşetin, gevşekliği midenize, göğsünüze, omuzlarınıza, kollar ve yüzünüze yayın.
Her tarafınız daha çok gevşemiş, daha daha derinden, derinden………..
Kalça, bacak, baldır, bileklerin gevşetilmesi ve tüm vücudun gevşetilmesi (4-5 dk.):
Bütün gerilimleri bırakıverip gevşeyin……….Şimdi kalça ve bacaklarınızın üst kısmını gerin. Bacaklarınızı germek için ayak topuklarınızı iyice yere bastırın……….kaslarınızı gevşetin ve aradaki farkı izleyin………..
Dizlerinizi düz tutup ayaklarınızı uzatın ve üst bacak kaslarınızı tekrar gerin. Gerilimi tutun………ve gevşetin. Bu gevşekliğin kendiliğinden yayılmasına izin verin…….
Ayak topuk ve parmaklarınızı yere doğru, başınızdan uzağa doğru bastırın, ta ki bacaklarınızın diz altındaki kasları gerilsin. Bu gerilimi inceleyin……..ayak ve bacaklarınızı gevşetin……….Bu kez ayaklarınızı başınız yönünde, yukarı doğru gerin ve bacaklarınızdaki gerilimi duyun. Parmaklarınızı iyice yukarı çevirin…………ve bırakıverin. Bir süre rahatlamaya bakın………
Şimdi baştan aşağı gevşemeye çalışın. Ayaklarınız, ayak bilekleriniz, dizleriniz, (üst bacağınız), kalçanız iyice gevşesin. Daha çok rahatladıkça vücudunuzun ağırlaştığını duyun………
Şimdi bu gevşeklik midenize, belinize sırtınıza yayılsın. Gittikçe kendinizi bırakın.Bu rahatlığı bütün vücudunuzda duyun. Üst sırtınıza, göğsünüze, omuzlarınıza ve kollarınıza, parmak uçlarınıza kadar yayılsın. Daha daha derinden gevşemeye devam edin. Boğazınızın sıkışmamasına dikkat edin; boynunuzu, çenenizi ve bütün yüz kaslarınızı gevşetin. Bütün vücudunuzu böyle gevşek tutun. İyice rahatlayın.
Şimdi daha da rahatlamak için derin bir nefes alın ve yavaş yavaş geri verin. Gözlerinizi kapalı tutun ki dikkatiniz dağılmasın. Derin derin nefes alın ve ağırlaştığınızı duyun. Yavaşça nefesi verin. Ne kadar gevşek olduğunuzu duyun.
Tümüyle rahatlamışsanız tek bir kas bile oynatmak istememelisiniz. Düşünün ne kadar zor sağ kolunuzu kaldırmak. Kolunuzu kaldırmayı düşünürken dikkat edin hiç bir gerilim giriyor mu sağ kolunuza ya da omzunuza. Şimdi kolunuzu kaldırmaktan vazgeçin ve gevşemeye devam edin. Bakın o gerilim nasıl geçiyor.
Rahatlamaya devam edin. Toparlanmak istediğiniz zaman dörtten bire kadar sayın. Gözünüzü açtığınız zaman ferahlamış, uyanık ve huzurlu olmanız gerek.
ALINTIDIR.
SEVGİYLE KALIN.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltının Yasası

23818_1107761671338_1206082_n[1]

 

Evren yasalarla yönetilir. Başarı yasa ile yönetilir. Sizin bilinçaltınız da yasa ile yönetilir.Bilinçaltımızın yasası inanç yasasıdır. Birçok kendine yardım kitabı ve motivasyon hocaları inancın gücünden bahseder.Ortaya koydukları genel mesaj, Napoleon Hill’in söylediği gibidir… “aklınız neyi kabul edip inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir” Aklınızın inandığı her şeyi gerçekleştirebileceği doğru mudur yoksa motivasyonel bir yalanmıdır? Bu benim bir kendine yardım kitabını okuduktan ve başarı seminerlerine katıldıktan sonra kendime sorduğum soruydu. Kendime ayrıca “ eğer ben şanssız doğduysam”, ”başarılı olmak kaderimde yoksa” gibi soruları da sordum.

İnanç kavramım Dr.Joe Vitale’nin Ruhsal Pazarlama adlı kitabını okuyunca değişti.Aslında “aklımız neyi kavrayıp inanıyorsa, onu gerçekleştirebilir “ yerine “ bilinçli aklınızın kavrayıp, bilinçaltınızın inandığı gerçekleşir” demek gerekir. Bu sizin bilinç altınızın gücüdür. İşte sebebi;

Bilinçaltımız mıknatıs gibidir.Kendi inançlarını yansıtan şeyleri çeker. Açıkçası, bilinçaltımızda belli bir inanç varsa, bilinçaltımız bu inanca uygun titreşimler yaratır ve bunu yansıtan veya buna uyan olayları ve insanları kendine çeker.Buna Evrensel Titreşim ve Çekim Yasası denir. Siz inanmasanız da.. İnanmasanız da nasıl yerçekimi yasası varsa bu yasa da vardır.Bu yasa sizi inansanız da inanmasanız da etkiler.

Eğer bilinçaltınız yaşamınızın zor geçeceğine inanırsa,gerçekten yaşamınız zor olacaktır.Karşılaşacağınız olaylar ve insanlar hayatımızı zorlaştıracaktır. Eğer bilinçaltımız paranın zor kazanılacağına inanırsa ,para zor kazanılacaktır.Para kazanmakta zorluk çekiyorsanız, bilin ki bilinçaltınız paranın kolay kazanılmadığına inandığı içindir.Karşınıza çıkan fırsatlar para kazanmak için insan üstü çaba göstermeniz gerekenler olacaktır.

Yukarıdaki paragrafı başka sözcüklerle anlatayım. Yaşamınız zorsa, bunun sebebi bilinçaltınızın yaşamın zor olduğuna inanmasıdır.Para kazanmakta zorluk çekiyorsanız sebebi bilinçaltınızın paranın zor kazanılacağına olan inancıdır.

Zor geçen yaşamınız veya maddi durumunuzla ilgili başka hiçbir kimseyi suçlamanıza gerek ve neden yoktur.

Burada anlatmaya çalıştığım şudur; “Sizin gerçeklerinizi Sizin bilinçaltınız yaratır.” Bu hayatta başarılı olabilmesi için kişinin tamamen ve adamakıllı anlaması gereken en önemli deyiştir.

Biz bilincimizin gücünü bir fikri kavramak için ,bilinçaltımızın gücünü ise sonuca ulaşmak için kullanırız. Birçok kişi bunun tersini yapar. Bilinçlerini neticeye ulaşmak için kullanırlar,bu da genellikle stress ve endişe yaratır. Bu bilinç gücümüzle,bilinçaltı gücümüzü kullanımdaki farktır.

Şimdi bilinçaltımızın ne olduğuyla ilgili bir benzetme vereyim. Bilinçaltınız bilgisayarınızın hard diski gibidir.Ekranda gördüğünüz ise sizin gerçeğiniz veya yaşantınızdır.

Ekrandaki bilginin nereden geldiğini kendinize sorun.Hard diskten gelmesi gerekir değil mi? Eğer bilgisayar ekranı sizin gerçeğinizi gösteriyorsa, bu nereden geliyor? Bu benzetmeye göre sizin bilinçaltınızdan .

Söylemek istediğim, sizin gerçeğiniz veya deneyimlemekte olduğunuz yaşam, bilinçaltınızdaki inançlarınızın bir yansımadır.Birçok insan sıkça iş değiştirmelerine rağmen ,nereye giderlerse gitsinler aynı sorunlarla karşılaştıklarının farkına varırlar. Anlamadıkları ise, dışsal şartları değiştirmek yerine içinizdeki inançları değiştirmek gerektiğidir. İnançlarını değiştirince, yeni insanlar ve yeni işlere çekim hissedecekler; dünyaları da bilinçaltındaki inançlarının değişimine paralel olacaktır.

Seminerlerime katılanlara inançların gerçekleri yarattığını söylediğim zaman, aldığım olumsuz tepkiler “içinde bulunduğum gerçekliğe inanmıyorum ama neden hala başıma geliyor “ şeklinde olur. Anlamamız gereken şudur; sizin gerçeğinizi yaratan inancın ne olduğuna siz karar veremezsiniz bilinçaltınız verir. Birkaç kitap okuyunca hayatınızın bolluk içinde olduğuna inanmaya başlayabilirsiniz. Ama bilinçaltınız ikna olmamış olabilir.

Peki, bilinçaltınızın neye inandığını nasıl bileceksiniz?

Cevap oldukça basit. Gerçekliğinize bakın!

Sizin gerçeğiniz hayatınızın aynasıdır. İçinizdeki inançları yansıtır. Eğer gerçekliğinizi sürekli olarak bilinçaltınızdaki inançları tekrar programlamada kılavuzu olarak kullanırsanız, hayatınızın asla aynı kalmayacağını garanti ederim.

Kenneth Koh’un “ Law of The Subconscious Mind” makalesinden Sevgili Bülent Asöcal tarafından Türkçeye çevrilmiştir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltını Yeniden Programlama…

23818_1107775911694_7614005_n[1]

ONAYLAMA (Yeni başlayanlar için bilinçaltını yeniden programlama aracı )

Onaylama bilinçaltınızı ,yeniden programlamanın en temel yollarından biridir. Onaylama ; basitçe bilinçaltımıza yerleştirmek istediğimiz hedeflerimizi veya yeni inançlarımızı tekrarlama sürecidir.

Bu süreç , söylem bilinçaltına yerleşinceye kadar yazma,şifahi veya zihni söyleme, dinleme veya davranış şekillerinde olabilir.Eğer onaylama içimizden gelirse “kendinden telkin “ diğer insanlardan gelirse “dıştan telkin” denir.

Kendinden – telkinin bazı örnekleri;

* Kendi onaylamalarınızı yüksek sesle veya zihnen tekrarlama,
* Onaylamalarınızı yazmak,
* Kayıt ettiğiniz kendinden telkin bantlarını dinlemek
* Olmak istediğiniz kişi gibi davranmak, (hayran olduğunuz bir kişi yerine kendinizi koymak ve onun gibi davranmak )

Dıştan –telkinin bazı örnekleri;

* Başkası tarafından kayıt edilmiş, yardım ,onaylama sublimal CD leri dinlemek,
* Kitap ve makaleler okumak,
* Ebeveyn, kardeş ve arkadaşların fikirlerini dinlemek
* TV programları seyretmek.

Sevin , sevmeyin onaylamayı her zaman gerçekleştiriyorsunuz.

Konuştuğumuz zaman bilinçaltımız dinler,hayattan şikayet ettiğinizde bilinçaltınız dinler ve hep şikayet ettiğiniz hayatı size vermek için talimatlarınızı sadakatla yerine getirir.

Onun için bundan sonra ne söylediğimize , özellikle ‘tekrar tekrar’ söylediklerimize dikkat edelim.

Sanırım çok az insan her gün kendinden telkin uyguluyor. Onun için dünyadaki başarılı insan sayısı çok az.

DİKKAT ! Eğer kendinden telkin yapmazsanız, size dıştan telkin yapılacaktır . Her gün arkadaşlarınızdan ekonominin kötü olduğunu , hayatın zor olduğunu vs.. duyuyorsunuzdur.

Devamlı dinleyince bilinçaltımız onun doğru olduğuna inanmaya başlar. Sonra da (çekim yasasından ötürü) gerçekliğinizde onun doğru olduğunu görürsünüz. Nihayetinde ,gerçek olduğuna ikna olursunuz.

13 Nisan Perşembe 10.00-18.00 arası kendini sev hayatını iyileştir seminerinde yapacağımız olumlamalar ve meditasyonlarla hayatınıza mucizevi kapılar açabilirsiniz. Rez. Tel. Anette 0536 798 68 68

İşte, yapacağınız onaylamalardan bazıları;

* Her gün, her şekilde daha iyi oluyorum.
* Her şey bana kolay ve zahmetsizce geliyor.
* Işık ve sevgi ile dolu, neşe saçan bir varlığım.
* Doğal olarak aydınlandım.
* Hayatım bütün bir mükemmellikte çiçek açıyor.
* Keyif aldığım her şey şimdi burada.
* Hayatımın patronu benim.
* İhtiyacım olan her şey zaten bende.
* İstediğim neşeye sahip olmam uygundur.
* Bu zengin bir evren ve hepimiz için bolluk var.
* Bolluk benim doğal varoluşumdur, bunu şimdi kabul ediyorum.
* Sonsuz zenginlikler şimdi hayatıma özgürce akıyor.
* Her gün mali olarak bolluğa kavuşuyorum.
* Daha çok verdikçe daha çok aldıkça daha mutlu hissediyorum.

Bu onaylamaları uyurken veya yataktan kalkmadan yazabilir, okuyabilir veya kaydedip uyumadan dinleyebilirsiniz.

Onaylamada başarının anahtarı tekrardır. Bilinçaltımız kaslarımız gibidir. Onu istediğiniz şeylerle onaylamanız gerekir. Onaylamaları her gün yapmakta tembellik ederseniz, onu sizin yerinize başkaları yapacak, sonuçlar da her zaman sizin istediğiniz gibi olmayacaktır.

Benim için kendimi olumlu tutmanın en basit yolu, her sabah işe giderken iyi bir kendine yardım CD’si dinlemektir. Bunun avantajları iki yönlüdür;

1- Güne zihnen olumlu bir tutumla başlamamı sağlar.

2- Bilinçaltımı olumlu inançlarla temizler, böylece işte duyacağım olumsuz fikirlerle bilinçaltım kirlenmez.

KORKULARIN KABULÜ, SEVGİYE DÖNÜŞTÜRME VE OLUMLAMA (Korkularımızın kabulü ve kayıtların yerine olumlu mesajlar yerleştirme)

Benim güçsüzlük korkum var.

Ben güçsüzlük korkumu kabul ediyorum.

Ben güçsüzlük korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle çok güçlüyüm.

Ben her halimle çok güçlü olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok güçlü olduğum için şükrediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıkıyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığımı biliyor ve inanıyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığımı kabul ediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığım için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendi gücüme sahip çıktığım için şükrediyorum.

Kendi gerçeğimi sevgiyle yaratıyorum.

Ben içimdeki güce ulaşıyorum.

Benim değersizlik korkum var.

Ben değersizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben değersizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle çok değerliyim.

Ben her halimle çok değerli olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok değerli olduğum için şükrediyorum.

Ben kendime değer veriyorum.

Ben kendime olduğum gibi değer veriyorum.

Ben herkese değer veriyorum.

Ben herkese olduğu gibi değer veriyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum

Benim güvensizlik korkum var.

Ben güvensizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben güvensizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle güvendeyim.

Ben her halimle güvende olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle güvende olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle güvende olduğumu bildiğim için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle güvende olduğum için şükrediyorum.

Ben evrende güven içindeyim.

Ben herkese güveniyorum.

Bütün insanlar bana güveniyor.

Ben kendime güveniyorum.

Ben yaşamın akışına güveniyorum.

Ben güvendeyim.

Evren güvenli.

Evren beni seviyor, onaylıyor ve destekliyor.

Benim başarısızlık korkum var.

Ben başarısızlık korkumu kabul ediyorum.

Ben başarısızlık korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben her halimle çok başarılıyım.

Ben her halimle çok başarılı olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben her halimle çok başarılı olduğumu kabul ediyorum.

Ben her halimle çok başarılı olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben her halimle çok başarılı olduğum için şükrediyorum

Benim sevgisizlik korkum var.

Ben sevgisizlik korkumu kabul ediyorum.

Ben sevgisizlik korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben kendimi seviyorum.

Ben kendimi olduğum gibi seviyorum.

Ben kendimin olduğu gibi olmasına izin veriyorum. Ben herkesi seviyorum.

Ben herkesin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

Benim esaret korkum var.

Ben esaret korkumu kabul ediyorum.

Ben esaret korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjinse dönüştüğü çok değerli bir an.

Ben özgürüm.

Ben özgür olduğumu biliyor ve inanıyorum.

Ben özgür olduğumu kabul ediyorum.

Ben özgür olduğum için kendimi takdir ediyorum.

Ben özgür olduğum için şükrediyorum.

Benim parasızlık korkum var.

Ben parasızlık korkumu kabul ediyorum.

Ben parasızlık korkumu şu anda sevgiye dönüştürmeye niyet ettim.

Kalbinizden çıkaracağınız en güzel pembeliği çıkarın, pembe ışıklar,

Pembe tüller..korkunuzun karanlığını pembelik içinde yok edin.

Şu an korku enerjisinin sevgi enerjisine dönüştüğü çok değerli bir an.

Evren BOLLUK içinde.

Evrenin bolluğu bana akıyor.

Para bana çoğalarak geliyor.

İhtiyacım olan her şeyi ihtiyacım olduğu anda evren bana verir.

Ben çok parayı hak ediyorum.

Ben çok paraya layığım.

DEĞİŞİME GÜVEN

Geleceğimde her şeyin iyi olduğunu bilerek güven ve huzurla ilerliyorum.

Eskiyi rahatça ve kolayca bırakıyorum.

Yeniyi sevinçle karşılıyor ve kabul ediyorum.

Ben emin ellerdeyim.

Ben kendimi seviyor, beğeniyor ve onaylıyorum.

Ben her an her yerde güven içindeyim.

Ben kendi yolumu açıyorum.

Ben kendi yolumu açtığımı kabul ediyorum.

Ben kendi yolumu açtığım için kendimi takdir ediyorum.

Ben kendi yolumu açtığım için şükrediyorum.

Kenneth Koh’un “ Affirmation ’” makalesinden ve subconscious-secrets.com web adresinden bu bilgileri Sevgili BÜLENT ASÖCAL çevirmiştir.

13 Nisan Perşembe 10.00-18.00 arası kendini sev hayatını iyileştir seminerinde yapacağımız olumlamalar ve meditasyonlarla hayatınıza mucizevi kapılar açabilirsiniz. Rez. Tel. Anette 0536 798 68 68

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Adamın biri bir gece bir rüya görmüş:

17308987_1523108524396687_5187254431340581907_n[1]

 

 

Adamın biri bir gece bir rüya görmüş:
Upuzun bir kumsal boyunca yanında Tanrı ile yürüyormuş.
Onlar yürürken tam karşılarındaki gökyüzünden de bir film şeridi gibi adamın hayatından sahneler geçiyormuş.
Kumsal, adamın hayat yolu imiş sanki…
Adam kumda iki çift ayak izi kaldığında dikkat etmiş…
Bir çifti kendisinin bir çifti Tanrı’nın. Hayatının son sahnesi de gökyüzünden geçtikten sonra adam,
kumdaki ayak izlerine boydan boya bir daha bakmış ve birden bir şey dikkatini çekmiş.
Hayat yolunun pek çok bölümünde kumda sadece bir çift ayak izi görülüyormuş
ve adam dehşet içinde fark etmiş ki, ayak izleri, hayatının en kötü, en acı anlarında teke iniyor.
Bu keşfi onu fena halde rahatsız etmiş ve Tanrı’ya sormaya karar vermiş.
Tanrım! Eğer sana inanırsam senin yolundan gidersem her zaman yanımda olacağını, her zaman yanı başımda yürüyeceğini söylemiştin…
Oysa, hayat yoluma bakıyorum. En zorlu, en kötü, en acılı anlarımda sadece bir çift ayak izi görüyorum kumda…
Anlayamıyorum tanrım, anlayamıyorum… Hayatın kolay günlerinde yanımda yürüyorsun da sana en muhtaç olduğum anlarda beni niye terk ediyorsun?
Tanrı gülümseyerek cevap vermiş: Sevgili, çok sevgili evladım… Ben seni çok sevdim ve hiç terk etmedim.
Hayat yolundaki o zorlu sınav günlerinde yani en acılı, en kötü anlarında kumda hep bir çift ayak izi gördün. Dikkat et! Ayak izleri teke indiğinde derinleşiyor.
Çünkü; o sıralarda ben, seni kucağımda taşıyordum…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşınız 40 Olunca Anlayacağınız 15 Şey

kadın-ay-sarılmak[1]

 

 

 

Kırk yaşına basınca, bir çok şeyi tekrar düşünür ve bir çok soru sorarsınız kendinize. İstediğim hayatı yaşadım mı? Mutlu muyum? Hayallerimi gerçeğe dönüştürdüm mü? Ve belki de bu soruların cevapları, sizi bir orta yaş krizine doğru sürükler. Bu yaşlar, düşünme, gerekirse değişme ve olmak istediğiniz insan olup olamadığınızı keşfetme zamanıdır.
Yaşınız kırk olunca, herhangi bir kriz yaşamanız gerekmez. Akılcı bir şekilde hareket etmek, hayatın her anını eğlenerek ve gerçekten hissederek yaşamak, her bir saniyenin vazgeçilmez bir hazine olduğunun farkına varmak ve şu hayata sadece bir kez geldiğinizi hatırlamak ve anlamak için harika bir zaman dilimidir kırklı yaşlar. Kırk yaşına basmak, aynı zamanda birçok değişikliği de beraberinde getirir. Artık hayatınızın bu evresine ulaştığınız zaman, olağandışı durumlar meydana gelebilir.

Kendinize olan saygınız artar
Kırk yaşınıza geldiğinizde, kusurlarınızın ve erdemlerinizin ne olduğunu zaten biliyorsunuzdur, zaten kendinizi olduğunuz gibi kabul etmiş ve kendinize nasıl değer vereceğinizi öğrenmişsinizdir. Hem hata yaparken hem de doğru bir iş yaptığınız zaman, ağladığınızda ya da güldüğünüzde kendinizi sevmeyi öğrendiniz. Artık kendinizden eminsiniz ve bunu başkalarının görebileceğini de biliyorsunuz. Böylece dünyayla uyum içinde yaşarsınız.
“Hayatımız, kendi değişim süreçlerimize göre küçülür ve büyür.”
– Anaïs Nin

Zararlı insanlardan uzak durursunuz
Size zarar verecek, enerjinizi alıp götürecek, yanlarında olmaktan pek de hoşlanmayacağınız insanları nasıl fark edeceğinizi zaten anlamışsınızdır. Başkalarını değiştirmede ısrarcı davranmazsınız; sadece onları olduğu gibi kabul eder ve yaşamınıza olumlu katkıda bulunan insanları yanı başınızda tutarsınız.
Bedeninizi kabul edersiniz
Çok güzelsiniz, kusurlarınız bile cezbedici, yıllar boyu süren güvensizlik duygunuz artık yok çünkü hepimizin kusurları var ve bu kusurlar da benliğimizin birer parçası. Sizi seven ve sizi takdir eden insanlar, sizi olduğunuz gibi beğenecek ve sizi değiştirmeye çalışmayacaklardır. Bunu biliyor ve bedeniniz ve ruhunuzla beraber huzur içinde yaşıyorsunuz.
Hayatınızın istediğiniz gibi olup olmadığını yeniden düşünürsünüz
Kırk yaşınıza vardığınızda, her zaman istediğiniz hayatı yaşayıp yaşamadığınızı düşünür ve eğer istediğiniz hayat bu değilse, hayal ettiğiniz her ne varsa gerçekleştirmek için gerekli olan tüm değişiklikleri yerine getirmek için tam zamanı olduğunun farkına varırsınız. Şimdi bu değişimin mümkün olduğunu ve istediğiniz şey ne ise, onun için savaşabileceğinizi biliyorsunuz.

Başkalarının sizinle ilgili ne düşündüğünü pek umursamazsınız
Artık başkalarının sizinle ilgili düşüncelerinin ve söylediklerinin bir önemi olmaz, çünkü kendinize ve kendi düşüncelerinize değer vermeyi öğrendiniz. Başkalarının yaşama bakış açıları, sizin hayatınızı yönlendiremez. Bunun yerine, sizi yönlendiren tek şey, kendi değerleriniz ve hayatı algılama biçiminiz olur.
Sizi sevmeyen kişilerden kurtulmayı öğrenirsiniz
Sizi kimin sevmediğini anlamayı öğrendiniz. Sizi arayıp sormayan insanların, sizi özlemeyen insanların ve gerçekten ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmayan insanların artık sizi sevmediğinin farkına vardınız. Ve eğer birinin sizi sevmediğini biliyorsanız, siz de onları hayatınızda istemezsiniz ve gitmelerine izin verirsiniz.
“Zamanla, birisinin elini tutmakla, ruhuna zincir vurmak arasındaki ince farkı öğreniyorsunuz.”
– Jorge Luis Borges

Gerçek dostların kim olduğunu anlarsınız
Kırk yıllık hayatınız boyunca, birçok farklı arkadaş grubunuz oldu. Bazıları hayatınızdan kopmuşken, bazıları hala hayatınızdadır. Kimileri yaşamınıza daha yeni girmişken, kimilerini ise yıllardır tanıyorsunuzdur. Ve elbette, artık arkadaşlarınızın kim olduğunu, hem iyi hem de kötü günlerinizde kimin yanınızda yer aldığını biliyorsunuz. Onlar her zaman sizin yanınızda kalıp, size koşulsuz destek veren dostlarınızdır.
Neredeyse hiçbir şey sizi utandırmaz
Kırk yaşınıza geldiğinizde, sizi geçmişte komik duruma düşüren olaylara artık gülüp geçersiniz, çünkü artık geçmişte yaptıklarınız için utanç duymazsınız. Başkalarının ne düşündüğünü, ne söylediğini ya da ne yaptığını umursamazsınız. Eğer söyleyecek aşırı uçta bir şeyiniz varsa, söylersiniz. Eğer kendinize güleceksiniz, güler geçersiniz.
Hayallerinizi gerçeğe dönüştürmeye çalışırsınız
Hala gerçekleştiremediğiniz rüyaların hangileri olduğunu ve onları gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinizin sadece bir irade meselesi olduğunu biliyorsunuz. Dolayısıyla 40 yaşınıza geldiğinizde, bu rüyaları gerçekleştirmeye çalışırsınız. Bir eylem planı yaparsınız, gerçekleştirirsiniz ve adım adım rüyalarınızın gerçeğe dönüştüğünü görürsünüz.
Düşündüğünüzü söylersiniz
İçinizde tuttuğunuz sürece kendinizi kötü hissedeceğiniz için, düşündüğünüz her ne varsa söylemeyi öğrendiniz. Ama aynı zamanda söylediklerinizi uygun bir biçimde, nazikçe ve saygılı olarak da ifade etmeyi kavradınız. Fikriniz önemlidir ve diğer insanların da bunu bilmesi gerekir.
Şu anın değerini öğrenirsiniz

Yaşadığınız her anı parmaklarınızın ucunda hissedip, içinize çektiniz. Çocuğunuzun gülümsemesinden, bir arkadaşınızın sırdaşlığından, eşinizin sizi kucaklayışından heyecanlara kapıldınız. İçinde bulunduğunuz anı doya doya yaşamayı öğrendiğiniz için, her anın altın değerinde olduğunu artık biliyorsunuz.
“Sanki güneş dolu bir pencere gibi, insanın bir parçası olmak istediği ruhlar vardır.”
– Federico Garcia Lorca
Neredeyse her sorunun bir çözümü olduğunu bilirsiniz
Eğer bir sorunun çözümü varsa, onu arar, bulur ve uygularsınız. Eğer çözüm yoksa, endişelenmezsiniz, çünkü yapabileceğiniz bir şey olmadığını bilirsiniz. “İmkansız” kelimesinin sizin için farklı bir anlamı vardır, çünkü hayat, çok az şeyin imkansız olduğunu göstermiştir. Tek yapmanız gereken, sorunlarınızı çözmek için daha yaratıcı olmaktır.
Kendinize gülersiniz
Söylediğiniz ve düşündüğünüz şeylere, bazen de yaptığınız gülünç işlere, tuhaflıklarınıza ve hayata bakış açınıza gülersiniz. En iyi haliniz, yüzünüzde bir gülümseme olduğu zamandır. Gülümsemek, kendinizi kabullenmenin ve sahip olduğunuz karakterden zevk almanın en iyi yoludur.
Cinsellikten zevk alırsınız

Cinsellik hakkında sahip olduğunuz önyargılar artık geride kaldı. Cinselliğin sadece bir yatakta yatmaktan ibaret olmadığını, bir bakış, bir öpücük, bir mesaj ve sonsuza kadar süren bir zevk anı olduğunu öğrendiğiniz için, artık onun tadını çıkarmayı biliyorsunuz. Artık sizin için cinsellik, tüm renkleri ile tamamen eğlendiğiniz bir olay haline gelmiştir.
Hayatınızın en güzel aşamasında olduğunuzun farkındasınızdır
Kırk yaşınıza geldiğinizde, harika hissettiğinizi, kendinizi sevdiğinizi, kusurlarınıza güldüğünüzü, hayallerinizi gerçeğe dönüştürebileceğinizi, cinselliğin harika bir şey olduğunu, hayatınızda ne olmak istiyorsanız olabileceğinizi ve en nihayetinde hayatınızın en güzel aşamasında olduğunuzu fark edersiniz.

kAYNAK: aKLINIZI kEŞFESDİN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bu senin hayatın; her ne istersen sıklıkla onu yap.

1430ae47d9c374a9[1]

 

 

Bu senin hayatın; her ne istersen sıklıkla onu yap.
Bir şey hoşuna gitmiyorsa değiştir.
İşinden mutlu değilsen bırak.
Eğer yeterince zamanın yoksa televizyon seyretmeyi bırak.
Eğer hayatının aşkını bulmak için bakınıyorsan hemen dur; gerçekten gönülden sevdiğin şeyleri yapmaya başladığında seni bulacaktır.
Aşırı düşünmeyi, analiz etmeyi bir yana bırak, yaşam sade ve yalın.
Tüm duygular güzel.
Birşeyler yerken her bir lokmanın şükranlıkla tadını çıkar,
Yaşam yalın ve basit.
Kalbini, aklını ve kollarını tüm yeni şeylere ve insanlara aç, farklılıklarımız aslında bizi Bir’leştiren.
Yanında oturan kişiye onu neyin heyecanlandırdığını, yaşamına ilham veren tutkunun ne olduğunu sor ve onunla kendi tutku ve hayallerini paylaş.
Sıklıkla seyahat et, kaybolmak kendini bulmana yardımcı olacak.
Bazı fırsatlar hayatta bir kere karşına çıkar, çıktığında yakala ve kaçırma.
Yaşam; tanıştığın ve birlikte birşeyler yarattığın insanlardır, kapanma kutuna, kabuğundan çık ve birşeyler yaratmaya başla.
Yaşam çok kısa, tutkularını giyin ve hayalini kurduğun hayatı yaşa.
Holstee Manifestosu.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerji Topu Oluşturma ve Fırlatma Egzersizleri

blue orb[1]

 

 

Çoğu kişinin sandığının aksine enerji topu oluşturmak göründüğünden kolaydır. İlk enerji topunu oluşturan birisi hemen etrafa fırlatıp cisimleri düşüreceğini uçuracağını zanneder. Fakat bu yanlıştır. Bu etkileri yapabilmek için öncelikle enerji topu oluşturmada gerçekten ustalaşmak gerekir. Şimdi size kendi yöntemimi adım adım yazacağım…
1 – Öncelikle iki elimizi birbirine hızlıca sürtüyoruz. Elimiz ekstrem sıcaklığa ulaşana kadar yapıyoruz bunu.
2 – Sonra zaman kaybetmeden elimizi psi-ball konumuna getiriyoruz.
3 – İki elimizin arasında gidip gelen bir enerji akımı imaje ediyoruz.
4 – Bu enerji akımını hissedebildikten sonra enerji akımının yavaşladığını ve iki elimizin ortasında bir top formuna büründüğünü imaje ediyoruz.
Ve enerji topumuz hazır. 10 saniyeden kısa sürede enerji topunu oluşturabilir hale gelince diğer egzersize geçin.
ENERJİ TOPUNU FIRLATMAK
Evet… İlk egzersizi başarıyla tamamladınız ve artık 10 saniyeden kısa sürede enerji topunuzu oluşturabiliyorsunuz. Tabi ki bu enerji topunu kullanmazsanız bir anlamı olmaz. Enerji topunuzu oluşturunca hemen bir cisme fırlatmayın. İlk önce onu gerçekten oluşturup oluşturmadığınızı kontrol etmek için iki eliniz arasında geçirmeyi deneyin. Sağ elinizden sol elinize, sol elinizden sağ elinize geçirin. Hatta bunda ilerledikten sonra havaya fırlatıp havada yakalamayı deneyin. Havada yakalamayı başardıktan sonra kendinize bir partner bulun ve partnerinizle enerji topu yakalama çalışmaları yapın. Siz atın o yakalasın o atsın siz yakalayın.
ENERJİ TOPU İLE CİSİMLERE ETKİ ETMEK
Şimdi ilk egzersiz olarak avizeyi sallandırmayı deneyeceğiz. Avize yerine telekinezi alıştırmalarındaki sarkaç yöntemi de olur. Hiç farketmez. Yeter ki havaya asılı sallanması kolay bir obje olsun. Enerji topunuzu oluşturun ve onunla biraz oynayın iki eliniz arasında. Topu hissettikten sonra (BURASI ÖNEMLİ) topu bir enerji topu gibi değil de bakkaldan aldığımız o zıplayan toplar gibi düşünün. Cisme fırlatın ve cisme çarpan topun yerden sekerek size geri döndüğünü düşünün. Seken topu havadayken yakalayın ve tekrar atın. Bu egzersizi ne kadar çok yaparsanız o kadar iyi sonuç alırsınız.
Kaynak: Metin Hara

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

HER HARF BİR FREKANSTIR.

17757159_1822019371451468_11523752134476888_n[1]

 
( A ) Kişiye liderlik şahsiyetini verir yükler. namus ve erdem sembolüdür .Sağlam iradeniz mücadeleci bir gücünüz var demektir .
( a) isminin içerisinde varsa hükmedici ve yönlendirici frekans taşır. İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( A ) Harfi varsa . Buda sizin macera sever Sadakatli Çalışkan ve verimli bir şahsiyetiniz var demektir
( B ) Harfi Hayat gücünü ve yaşam çoşkusunu heyecanı ifade eder , kişiye canlılık ve heves verir . Beden ve ruh canlılığı etkisindedir .
(b)Sağlığa düşkünlük ben merkezcilik ve şüphecilik frekansını çeker.İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( B ) Harfi varsa her işiniz yardımcısız halletmeye gücünüz ver demektir
( C / Ç )
Bu harfler sevmek sevilmek ve değer görmek ,sanata karşı ilgi ,insana fizik ve manevi güç verir . İlk harfiniz ise iyimse sevecen ve idareci bir iradeniz var demektir .
(c-ç) isteklerine ulaşmada çok kuvvetli frekanstadır. İsminizin içinde ( 1 ) Den fazla ( C ) Harfi varsa Hayatta her istediğinizi elde edeceksiniz demektir
( D )
ilk harfi ( D ) ise Zaman zaman maddi ve manevi sıkıntılı günler yaşarlar . Ancak yine bu zorlukların üstesinden gelmede başarılıdır. ( 4 ) Rakamının tüm özelliğini taşırlar . Tabiatları yavaştır ve uysal ve Egoist olurlar .
(d) Realist ve Çalışkan olurlar Ancak ( 4 ) Rakamının Zıt etkinliklerinden kaçınmaları lazım
( E )
İsminizin ilk harfi ( E ) Harfi ise insana zihin gücü ve kültür zenginliği verir Müzisyenlik ve Konuşma yeteneği kuvvetlidir.
( e ) Söz ile ifade edilen tüm meslek dallarında başarılı olurlar .İsminizde ( 1 ) Den fazla ( e ) varsa Bütün sanat dallarında ve tüm alanlarda başarılı ve aranan kimseler olma frekansları çok yüksektir.
( F )
İsminizin İlk ( F ) Harfi ise gözü kara yapıya sahip hayatta büyük sorumlulukları olan büyük olan ev ile aile ile ilgilenen bir kişi olduğunuzu gösterir .
( e ) İyi huylu ve çalışkan hak ve adaleti duyguları gelişmiş olur.
( G / Ğ )
Bu Harfler tefekkürü ifade eder . İsminde bu harfler olan kişiler Her olayı ve her davayı araştırır . Hayatın gizemini araştırmayı seven kişiliklidir .Meraklı yapıları vardır.
(g-ğ) Derin düşünceler üzerinde yoğunlaşır kimseye muhtaç olmayı istemez başarı ve muhtaç olmadan yaşamayı prensip edinirler.
( H )
Yaşamda sürekli engelleri vardır aşmak için sürekli mücadele verir,
(h) Hayattaki önlerine çıkan merdivenli yolları çıkışlı yollar ağır ve emin adımlar ile çıkar başarıya ulaşırlar ,yetenek seviyeleri gelişmek için frekansları yüksektir
( I / İ )
Bu Harfler Kainata benzer sütuna benzedikleri için .Kişiye yıkılmaz ve sarsılmaz ve yılmaz bir güç verir . ve Mükemmel bir şahsiyet ifade eder .
(ı/i) Hoş görülü Sempatik Yardım sever Ve seyahat etmeyi severler
( J )
Çok iyi bir lider ve otoriter ve otoritesini karşı tarafa ciddi bir şekilde aktarır .
(j) maddi ve manevi sahada çok güçlü frekanslar taşır.
( K )
Büyük kitleleri etkileyecek bir güçleri sahip olur .Kendi güçlerini ve etrafına toplananların güçlerini ve fikirlerini birleştirirlerse daha da başarılı olurlar.
(k)
mücadeleci yanları ile cesur atak ve atılgan olurlar mizaçları hareketlidir.
( L )
Harfi tüm güzellikleri temsil eder ,popüler bilgili ve başarılı olurlar .
(l) Sezgileri kuvvetli olur . Başkalarının davranışlarındaki problemi anlamak ve olayları çözmek isminde ( l) Harfi bulunanlar için daha da kolaydır .
( M )
Mantıklı iradeli üstün yetenekli olurlar . Konsantrasyon güçleri çok gelişmiş olurlar .İş para tüm harfler içerisinde üstün bir güç frekansındadır. işlerinde ve aşk yaşantılarında başarı sağlarlar..
(m)
Bir kişinin İsminin içinde ( 1 ) den fazla (m ) her işte her yerde ve her sahada alanda başarılı olurlar . Ruhsal ve bedensel açı dan çok güçlü olurlar,başarılı ve üstündürler.
( N )
Organize yetenekleri yüksektir ve başarı elde ederler.Merkür Gezegeninin . Tesiri ve Etkisi altındadır . Akılları vehisleri devamlı çarpışma halindedirler .
(n)
Tıpkı bir radyo alıcısı gibi . Frekansları her şeyden etkilenir ve tesiri altında kalırlar . Her zaman uyanık olurlar ve her söyleneni hafızalarına kaydederler . Ve kolay aldatılamazlar . Bu harfin bir özelliğinde kararsızlıktır . Bazen kararsız olurlar ve sıkıntı ve stres yaşarlar . Başarılı olmak istiyorsanız hislerinizi yenmeniz lazımdır .
( O / Ö )
Maddi manevi evren enerjisini üzerine çeker paylaşmayı bile bilirse . Gizemli ve Sihirli olan şeyleri araştırıp bulma yeteneğini vardır
( o/ö)
Duygularını gizlemeyi iyi becerir Ketumdurlar.
( P )
Mükemmeliyetçi Tedbirli zeki ve anlayışlı ve ileri görüşlü olurlar . Okumayı severler.Mistik görüşleri ağır basar
( p ) Ters etkisi ve tesiri içine kapanıklıktır başarılı olmak için . Dünya işlerine pek önemvermezler .
( R )
Hak ve hukuk konusunda adaletli bir yapıya sahiptir, iyi bir lider olur korkusuzca giderler davaların üzerine . Zenginden alıp fakireveren bir mizaçları vardır . Kişilikleri karizmatik ve sade gösterişi sevmeyen insanlardır.
( r ) Harfi enerjik başarı ve azim doludur . Olayların üzerine emin adımlar ile giderler ve başarısız olmaları muhtemelen azdır .
( S / Ş ) Bitmek tükenmeyen güçleri ve arzuları sembolize eder ve arzularını gerçekleştirme çabası kuvvetlidir
( s/ş) Güzel projelere imza atar yaratıcılıkları gelişmiştir sanattta başarılıdırç ihtiraslarla ve gizem ile dolu olduğunu gösterirler kişiye .
( T )
Ketum duygularını ifade etmek istemeyen içlerine kapanık ticarette başarılı kişilerdir.
Çoğunluklar Sihirli ve Gizemli bir mizaca sahip olurlar ,zaman zaman uysal bir kişi olurlar .
(t)
kimse çoğunlukla başkalarının idaresi altında yaşamaktan zevk alırlar . Kendi başlarına bir iş yapmaktan ve sorumluluk almaktan korkar ve çekinirler .
( U )
Tüm seslerin içerisinde herşeyi içinde barındıran tek harftir. hiç beklemedik bir başarı ve yetenek kazanırlar . içine her şey konan bir kaba benzer .
( u ) Olan kimseler her şeyi öğrenmek için çok yetenek ve güç harcarlar ve öğrenirler . Zeki ve azimli olurlar .Neşeli ve rahat bir yaşantıya sahip olurlar.
( Ü ) Zorlu yaşam zorlu deneyimler içinde barındırır.
( ü) Biraz mutsuzluk biraz hayal kırıklığı yaşamaları kuvvetlidir .
( V )
Evren enerjisi şifalandır ma etkisine yardımcı olur. Güçleri sayesinde hayatta karşılaşacakları tüm engelleri ve güçlükleri aşarlar ve başarıya ulaşırlar .
( v) Fizik alanında çok güçlü olurlar .Nazariyattan ziyade tatbikatta daha başarılı olurlar . Azimleri sayesinde başaramayacakları iş yoktur ve hedefe ulaşmak için her yolun mübah olduğunu bilirler
( Y )
Geçmiş değerlerle yaşarlar geçmişte yaşananları silememektedirler, ilim sahasında çok başarılı olurlar. Her ortama ve her topluma kolayca uyum sağlayabilirler .Tefekkür ve İnsanlık sevgisi ve sırdaşlık özellikleridir .
( y) özel yetenekleriniz vardır azminiz ve inancınız ile azminizi ve yeteneğinizi birleştirirseniz uzanamayacağınız dal ve başarılı olamayacağınız alan ve saha kalmaz .
( Z )
Bilgi edinmeyi kendini geliştirme yönü kuvvetlidir. İstenilen bilgiyi kendine yönlendirmekte başarılıdır. Harfinde muazzam bir güç ve enerji vardır Ancak bu güç insanı çok güçlü ve çok güçsüz yapacak niteliktedir .
İç güdülerinin emrettiği kötü işleri yapmazlarsa çok başarılı ve azimli olurlar . İç güdülerini sesini dinler ve iş güdülerinin emirlerine boyun eğerlerse hayattan zevk alamazlar .
( z) Aldığı bigiyi çok iyi kullanabilme yeteneğine sahiptir maddi sıkıntı çekmezler . Politikada başarılıdırlar
Alıntı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ABORJİN MESAJLARI

aborjinler_3[1]
* Bir kimse kızdığı zaman, yaşam enerjisi, su ya da kaygan kayalar gibi akmak yerine, her iki tarafa itilir be keskin uçlu bir hale gelir. Bu, bedenin içine girer ve organlara zarar verir. Kızgınlık aynı, bedende yara açan ve çıkarılması zor mızrak gibidir.
* Gücenmenin uçları da sivridir ama onunkilerin uçlarında bir diken vardır, onun için bu insanın içine saplanır ve daha uzun süre orada kalır. Gücenme kızgınlıktan daha zararlıdır çünkü ondan daha uzun sürer.
* Haset, kıskançlık ya da suçluluk endişeden daha karmaşıktır ve düğümler karnında ya da derinin altında olabilir ya da bir başka yerdeki yaşam akışını yavaşlatabilir.
* Üzüntü çok küçük bir bozulmaya neden olur. Ve keder aslında sevgi bağı olan bir çeşit üzüntüdür. Bu hayatta kalan kişinin ömrü boyunca sürebilir.
* Korku bazı şeyleri sona erdirir. Korku kan akışını, kalp atışlarını, solunumu, düşünceyi, sindirimi her şeyi bozar. Korku ilginç bir duygudur çünkü bu, aslında insansı değildir. Bu duygu çok kısa süreli bir hayatta kalma rolüne hizmet ettiği hayvanlardan alınmıştır. Hiçbir hayvan korku içinde yaşayamaz. İnsanların aslında korku duyacakları hiçbir şey yoktur. Onların kendilerinin sonsuzluk olduklarını biliyorlardı. Şimdiyse korku gezegenimizi çevreleyen temel bir enerji gücü haline geldi. Korkunun içimizde yol açtığı zarar işte böyledir.
* İnsan yaşamı bir spiraldir, bizler sonsuzluktan geliriz ve daha yüksek bir düzeyde oraya geri dönmeyi umarız. Zaman bir dairedir. Ve bizim ilişkilerimiz de bir dairedir. Bizler Aborijin çocuklar olarak, yaşamın ilk yıllarında her bir daireyi, her bir ilişkiyi kapatmanın önemini öğrendik. Eğer bir anlaşmazlık varsa biz bu çözümlenene kadar uyanık kalırız. Biz yarın ya da ileriki bir tarihte çözüm bulmayı umarak gidip uyumayız. Bu, daireyi uçları kırılabilir bir halde açık bırakmak olur.
* Sen bu dünyaya bir ruhsal farkındalık düzeyinde geldin ve buradan daha genişlemiş bir düzeyde ayrılma fırsatına sahipsin.
Marlo Morgan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »