2) BİRİ SİZİ ÜZDÜĞÜNDE…

17904044_1848655845384428_8190132940432812234_n[1]

 

1) SIKINTIDAN PATLAMAK ÜZEREYKEN:
Öyle günler olur ki keşke hiç yaşamasaydım diye düşünürüz. Böyle bir durumda size önereceğimiz tekniğin çok işe yaradığını göreceksiniz. Kalp, vücudunuzun ritmini koruyan bir organdır. O sakin olduğunda vücudunuz ve aklınız sakinleşir. Önereceğimiz bu aktivite sadece bir dakikanızı alacak:
– Elinizi göğsünüzün sol tarafına koyun ve üç kez yavaş yavaş nefes alın.
– Yorgunluğu ve kızgınlığı üzerinizden atmak için sevdiğiniz birini düşünün.
– Düşüncelerinizi dağıtabilmek için 10 dakikalık bir yürüyüşe çıkın. Bu, kalp atış hızınızı yavaşlatacak ve sorunlannızı daha açık bir zihinle düşünebileceksiniz.
2) BİRİ SİZİ ÜZDÜĞÜNDE:
Kendinizi iyi ifade edemediğinizde kötü bir ruh hali içine girersiniz. Biri sizi üzdüğünde bunu ondan saklamayın. Ne hissettiğinizi dile getirin. Buna sandviç tekniği deniyor; önce pozitif bir şey söyleyin, ardından üzüldüğünüzü belirtin ve konuşmanızı pozitif herhangi bir şeyle sonlandırın.
Sizi üzen patronunuz olduğunda bunu uygulayamayabilirsiniz. Böyle bir durumda sinirinizi bozan şeyi bir arkadaşınıza ya da yakınınıza anlatın. Kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinize şaşıracaksınız.
3) GÜN BOYUNCA KÖTÜ BİR RUH HALİ İÇİNDE OLDUĞUNUZDA:
Bir şey ya da biri sinirinize dokunduğunda bütün gününüz rezil olabilir. Sonrasında ise istemeden de olsa çevrenizdeki başka insanlara kötü davranmaya ve onları kırmaya başlayabilirsiniz. İşte böyle durumlarda aşağıdakileri yapmayı deneyin:
– Durumu puanlayın. Ne kadar sinirlendiğinize 1 ile 10 arasında bir puan verin.
– Daha farklı davranabilmeniz mümkün olur muydu diye düşünün.
– Durumu nasıl daha iyi bir hale getirebileceğinizi düşünün. Arkasından da yaşananların bir daha tekrarlanmaması için olayları kafanızda tartın.
– Başka insanların duygularını kontrol edemeyeceğinizi kabullenin.
– Unutmayın ki, problemlere bakışınız sonrasında olacakları ve bütün hayatınızı derinden etkiler.
4) STRESTEN ÇOK BUNALDIĞINIZDA:
Konuşmayın, parmak uçlarınızı kullanın! Parmak uçlarınızla küçük darbeler gerçekleştirmeniz vücudunuzdaki enerji akışını dengeler. Uzmanlar bu tekniğe duygusal akupunktur adını veriyorlar. Gözlerinizin üzerine orta parmağınızın ucuyla hafifçe 5 kez vurun. Sonrasında köprücük kemiği ile kaburganızın birleştiği yerlere aynı vuruşları tekrarlayın. İşlemi göğüs kafesiniz ile tamamlayın. Bu enerji noktalarına parmak uçlarınızla masaj yapmak sizi rahatlatacaktır.
5) KAFANIZDAKİ DÜŞÜNCELER YÜZÜNDEN UYUYAMADIĞINIZDA:
Yatakta dönüp durmak yerine sırt üstü pozisyona gelin, çenenizi gövdenizle aynı hizaya getirip tavana bakın. Bacaklarınızı iyice gerin ve kollarınızı düzgünce vücudunuzun yanına koyun.
Parmak uçlarınızdan başlayarak vücudunuzun her noktasını hissetmeye çalışın. Vücudunuzdaki tüm kasları rahatlatırken düzenli bir şekilde nefes almaya çalışın. Gözlerinizi kapatın, bu arada dişlerinizi sıkmamaya dikkat edin. 10 defa derin nefes alıp verin.
Bu şekilde önce vücudunuza sonra nefesinize odaklanarak zihninizi boşaltmanız mümkündür. Yarım saatte uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz.
*alıntıdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gabriel Garcia Marquez’in ölmeden az önce tüm insanlığa hediye gibi bıraktığı Veda Mektubu

18010522_926642980812069_8272782023975140642_n[1]
“Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm. İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır. Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım. Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim. Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim. Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim. Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı… Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim. Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr. Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım. Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim. Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim. Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim. Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde… Artık ölebilir miyim?”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu,

 

 

 

amerikali-psikologlar-acikladi-megerse-111[1]Bir araştırma, yumruk sıkma yoluyla hafızanın güçlendirilebileceğini ortaya koydu.
Amerikalı psikologlar, sağ yumruğun 90 saniye süreyle sıkılmasının hafıza oluşumuna yardımcı olduğunu, aynı işlemin sol yumrukta yapılmasının ise hatırlamayı kolaylaştırdığını açıkladı.
50 yetişkin ile yapılan deneyde, kişilerin bu yolla uzun bir kelime listesini hatırlamaya çalışırken daha iyi performans sergilediği görüldü.
Araştırmacılar, yumruk sıkmanın beyinde hafıza ile ilgili bazı özel bölgeleri harekete geçirdiğine inanıyor.
New Jersey’deki Montclair Üniversitesi’nden Ruth Propper’a göre bu araştırma, bazı basit vücut hareketlerinin beynin işleyişini geçici olarak değiştirip hafızayı geliştirebileceğini gösterdi.
Dr. Propper BBC’ye yaptığı açıklamada, “Bir şey öğrenmeden hemen önce sağ yumruğun, hatırlamaya çalışırken de sol yumruğun sıkılması hafızayı geliştiriyor.” dedi.
Daha önceki araştırmalarda, sağ yumruğun sıkılması ile beynin sol yarısının, sol elin sıkılması ile de sağ yarısının harekete geçtiği gözlenmişti.
Bu eylemin duygularla bağlantısı kurulmuş, örneğin sağ yumruğun mutluluk ve öfke ile, sol yumruğun ise üzüntü ve endişe ile bağlantısına dikkat çekilmişti.
Hafıza ile ilgili süreçlerde beynin iki yarısının da kullanıldığı, sol yarısının hafıza kaydında, sağ yarısının ise hatırlamada etkili olduğu düşünülüyor.
Yapılacak yeni araştırmalarla yumruk sıkmanın sözel ya da uzamsal, kelimelerin yanı sıra resim ve yerlerin de hatırlanması ile ilgili diğer zihinsel işlevleri de etkileyip etkilemediği incelenecek.
Ancak araştırma sonuçlarını kesin bir dille ifade etmek için daha fazla konu üzerinde daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiği belirtiliyor.
Londra Üniversitesi Bilişsel Sinirbilim Enstitüsü’nden Profesör Neil Burgess, hafıza üzerindeki özel etkinin kesin olarak belirtilmesi için daha geniş bir araştırma gerektiğini, örneğin taram yoluyla beynin sol ve sağ yarısına kan akışının incelenmesi gerektiğini ifade etti.

İŞTE DENEY:

*Sağ elini kullanan 50 öğrenciye ezberlemeleri için bir kelime listesi verildi.
*Öğrenciler beş gruba ayrıldı.
*Bir grup, ezbere başlamadan önce 90 saniye sağ yumruğunu, kelimeleri hatırlamadan önce de 90 saniye sol yumruğunu sıktı.
*İkinci grup ise aynı deneyi sol yumruğu sıkarak yaptı.
*Diğer iki grup ise ezberden önce istedikleri yumruklarını, hatırlamadan önce de diğer yumruklarını sıktı.
*Son gruptakiler ise yumruk sıkmadı.
*Listeyi ezberlemeden önce sağ yumruğunu, hatırlamadan önce de sol yumruğunu sıkan grubun performansının diğer gruplardan daha iyi olduğu gözlendi.
*Bu grup, hiçbir yumruğunu sıkmayan gruptan da daha iyi performans sergiledi; ancak aradaki farkın istatistik bakımından kayda değer olmadığı belirtiliyor.
Araştırma PLOS ONE dergisinde yayımlandı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ELLERIMIZE MASAJ YAPARAK KENDİMİZİN İYİLEŞMESİNE YARDIM EDELİM.

18033010_651035968426029_7327161647205654669_n[1]
Elimizdeki organlarımızın yerleri.Hangi bölgenizden rahatsızlığınız varsa, o bölgelere masaj uygulayın. Masajlarınız her gün düzenli olsun.En az 70 gün kadar devam edin. Doktorlarimiza danışarak uygulayalim lütfen.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

10 Altın Anahtar:

mutlulukanahtari[1]

 

 

1- Nefes alın. Ne zaman sıkılırsanız, farkında olun ve nefes alın. Nefes ruhunuzun beden ile bağıdır. Bu bağlantınız hep yerinde olsun.
2- Su için. Vücudunuzda su yoksa ruhunuzun ikamet ettiği beden ne görevlerini ne de sizin arzularınızı gerçekleştirebilir.
3- Endişeye değil, neşeye odaklanın. Ancak neşe karşınızdaki kapalı kapıları açan anahtardır. İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın, frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.
4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün için gerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek. Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez. Kendinize güvenin.
5- Kendi anne babamızı biz seçtik. Onlara gereken saygıyı gösterin. Ne olursa olsun. Kızsanız da, darılsanız da, üzülseniz de, saygı gösterin. Bazen saygı sevgiden de önemli olabilir.
6- Çocuklarınız size ait değiller. Onlara hak ettikleri gibi, bağımsız ve özgür varlıklar olarak gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Ve bilin ki onlar sizi seçti, sizin kendi anne babalarınızı seçtiğiniz gibi. Yaşamak için geldikleri bir yol. Onlar için bir şey yapmak istiyorsanız bu yolu yürümeleri için onlara destek olun.
7- Ruhunuzun ölümsüz olduğunun farkında olun. Hep vardınız ve hep var olacaksınız.
8- Ben akşamdan ertesi sabah 6’da uyanmayı kendime vaat edersem, bu olur. Peki, sözleriniz ile siz her gün, her an ne vaat ediyorsunuz? Kelimeleriniz ile kendinize, öldün diyerek, dizlerim bitti diyerek, bu iş beni hasta etti, diyerek gerçekleşerek kehanetler yaratmayın. Güçlüsünüz, insansınız, Başarırsınız.
9- Yapın. Yapmadıklarınıza pişmanlıklarınız her zaman daha çok olur. Yüreğiniz derinliklerin bir dilek olarak geliyorsa ve size neşe veriyorsa, durmayın yapın.
10- Bilmek istediklerinizi sorun. Soru varsa, cevap mutlaka gelecektir. Her zaman ilk gelen cevap en doğrusudur.

 Üstat Moshe Abudaram’dan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne olmasını bekliyorsun? Hayatın sana ne sunmasını bekLiyorsun?

kd0aqq20160402140941[1]

Ne olmasını bekliyorsun? Hayatın sana ne sunmasını bekLiyorsun? Dün akşam hayaLini kurduğun şeyLerin, sabah olunca gerçekLeşeceğini mi umuyorsun?
YANLIŞ HAYATIN PEŞİNDE KOŞMAYACAKSIN !!
Sistem böyLe çalışmıyor! Düşünce gücü, metafizik, parapsikoloji, din, matrix, secret, yoga, meditasyon, aklına her ne geliyorsa, neye inanıyor ve peşinden gidiyorsan, hepsi …bir yerde tıkanıp kalacaktır!

UMMAKLA, DİLEMEKLE OLMUYOR, AYAĞA KALKACAKSIN !!
Her şeyden önce farkına varacaksın!Hangi öğretiye inanırsan inan, üstün körü anlamayacaksın. Bir bilgiyi gerçekten hayatında uygulayamıyorsan, o bilgiye sahip olduğun yanılgısına kapılmışsın demektir. Kendini kandırmayacaksın!
GERÇEKLERİ ANLAYACAK; SONU HER NE OLURSA OLSUN KABUL EDECEKSİN !!
Bazen bildiklerin, öğrendiklerinin acı verir. Onu da yaşayacaksın. Önce kendinin, ne olduğunun, nelere sahip olduğunun, gücünün, yeteneklerinin, bu hayata neden geldiğinin farkına varacaksın..
HAYATINI GEREKSİZ ŞEYLER UĞRUNA HARCAMAYACAKSIN !!
Kalbinde yaşadığın her duyguyu AŞK sanıp, peşinden çöllere düşmeyeceksin!! Aşkın adını ağzına aLmadan önce, uzun uzun düşüneceksin!! Yüreğinle yüzleşeceksin. Sevgiyi, tutkuyu, şehveti, alışkanlığı, çekimi, AŞKI birbirinden ayırt edeceksin.
HİÇKİMSENİN VE HİÇBİR ŞEYİN SENDEN DAHA ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEYECEKSİN !!
Bedenine, ruhuna, aklına sahip çıkacaksın. Hak etmeyenin ardından yas tutup, bunu da aşka bağlayıp, aşkın şanını kirletmeyeceksin. Kendini tanıyacaksın, hem de çok iyi tanıyacaksın! Kimleri, neden ve niçin seçtiğini bileceksin. İnsanız hepimiz, elbette zayıflıklarımız, düşkünlüklerimiz, saflıklarımız var ancak kendi huylarını, eksiklerini iyi tahlil edeceksin.
ARDINDAN GÖZYAŞI DÖKTÜĞÜNÜN ADINI DOĞRU KOYACAKSIN !!
Yıllar süren yaslar yaşayıp, unutamadığını iddia edeceğine, neden hayatına başlayamadığını çözeceksin. Korkularınla yüzleşeceksin !!
YATTIĞIN YERDE,KURDUĞUN HAYALE UYGUN BEYAZ ATLI PRENS BEKLEMEYECEKSİN !!
Aklın çalışacak, elin ekmek tutacak, kimseye boyun eğmeden yaşamanın lezzetini bileceksin. İster kocan olsun, ister oğlun, ister anan, ister baban, kimsenin sevgisiyle hükmünü birbirine karıştırmayacaksın. Ezilen, zavallı, akılsız olmak kazandırır gibi dursa da, sonunda mutlak kaybettirir; bunu UNUTMAYACAKSIN !!
BAŞKALARINA DEĞİL KENDİ GÜCÜNE İNANACAKSIN!!
Birinin boynuna asılarak durursan, karşındakini yormakla kalmazsın, birgün kendi kolların bile çekemez ağırlığını düşersin; kimseye dayanmayacaksın! Dünya da sensin, evren de!!
KENDİNİ GELİŞTİRECEKSİN !!
Büyüyeceksin, olgunlaşacaksın. Ruhunu da, aklını da bedenin gibi besleyeceksin. Önce sen büyük olacaksın, farkında olacaksın, sonra dünyanın zevklerinin, aşkın, hayatın tadını çıkaracaksın. Emanet hayatlara tutunup, ömrünü harcamayacaksın.
NE OLMASINI BEKLİYORSAN SEN ÖYLE OTURDUKÇA OLMAYACAK..BOŞUNA HAYAL KURMAYACAKSIN !! (Candan Ünal)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Akıllı ve Yetenekli İnsanların Sık Sık Çuvallamasının 13 Sebebi

0.01451500_1441620586[1]

 
Robert J. Sternberg, 1994 yılında yayınlanan “In Search of Human Mind” isimli kitabında; yetenekli insanların neden bir türlü gerçek potansiyellerini açığa çıkaramadıkları konusunu başlıklar altında toparlamış. İşte zeki ve yetenekli insanların başarısızlığa götüren sebeplerden bazıları:
1. Motivasyon Eksikliği

Motivasyon başarı ile başarızlık arasındaki en önemli etkenlerden biri. Sterling burada ‘dışsal ve içsel’ olmak üzere iki tür motivasyondan söz ediyor. Dışsal motivasyon, içsel olana görece kısa sürüyormuş. Sterling’e göre: daha istikrarlı bir performans için kişinin içsel motivasyonunun kuvvetli olması şartmış.
2. Ani Dürtüleri Kontrol Eksikliği

Kişinin yüksek performansa ulaşması önünde en önemli engellerden birisi de, odaklandığı konudan uzaklaşmasını sağlayacak dürtülere kapılmasıymış. Kişinin sürekli aklına ilk gelen şeyi yaparak önceliklerini unutması ve bunu alışkanlık haline getirmesi; istenilen başarının bir türlü gelmemesinde birincil bir nedenlerinden birisiymiş.
3. Azim ve Vazgeçmeme Özelliğinden Mahrum Olmak

Bazı insanlar başladıkları bir işten çok çabuk sıkılarak ya da zorluklarından dolayı bırakma huylarından dolayı diğerlerinin ulaştığı mertebelere ulaşamıyorlarmış. Oysa, kararlı kişiler ancak sonuç alamayacaklarını kesin olarak gördükleri zaman vazgeçiyorlarmış uğraştıkları işlerden.
4. Yanlış yetenekleri kullanmak
Bazı yetenekli kişiler de görevlendirdikleri işleri yerine getirirken, o işe uygun olanı yeteneklerini kullanmadıkları için başarılı olamıyorlarmış.
5. Sonuca Yeterince Odaklanamamak
Sonuca Yeterince Odaklanamamak
Kimi insanlar, bir faaliyetin yapılması ile ortaya çıkacak sonuçtan ziyade sürecin kendisine daha çok odaklandıkları ve hatta bu süreç hakkında endişelendikleri için, başarıya ulaşabilecekleri halde ulaşamazlarmış.
6. Başladığı İşi Bitirememek Alışkanlığı

Bazı kimseler, bir işi hiçbir zaman bir sonuca ulaştıramayacak gibi görünürlermiş. Bunun sebebi ise, o iş bittikten sonra ne yapacaklarını bilememeleri veya üzerinde çalıştıkları şeyin detayları içinde aşırı derecede boğulmak olabilirmiş.
7. Kendine Fazlaca Acımak

Bazı insanlar karşılaştıkları bir sorunu çözmeye harcadıkları zamandan kat be kat fazlasını kendilerine acımakla geçirirlermiş. Böylelikle istenilen başarı bir türlü elde edilemezmiş.
8. Başlamaktan Korkmak

Bazı insanlar bir işe bir türlü başlayamaz ya da başlamak için yeterince istek duymazlarmış. Bu durumun kaynağı Sterling’e göre; bu kişilerin kararsız bir kişilik yapısına sahip olmaları veya bir işe kendilerine bağlamaktan korkmaları olabilirmiş
9. Düşünceleri Aksiyona Çevirememek

Bazı insanlar, sıra dışı fikirler ortaya koyabilmelerine rağmen, pek seyrek olarak bu fikirleri hayata geçirmek için eyleme geçerlermiş. Bu da başarıya açılan kapının kapanmasına bir sebepmiş.
10. Aşırı veya Yetersiz Özgüven
Aşırı veya Yetersiz Özgüven
Özgüven eksikliği kişinin aslında üstesinden gelebileceği bir sorunu kolaylıkla aşmasını engellerken, fazlası ise; kişinin kendinde eksik olan yönleri tanımasını ve gelişmesini engellemekteymiş.
11. Başarısızlık Korkusu

Bazı yetenekli insanlar ise, gerçek performanslarını ortaya koymaktan çekinirlermiş. Çünkü aslında hayatın gerçek zorluklarından kaçmakmış bütün dertleri.
12. Sürekli Erteleme ya da Sürüncemede Bırakma Alışkanlığı

Bazı insanlar ancak üzerilerinde bir baskı oluştuğu ya da oluşturulduğu zaman harekete geçebilirlermiş. Bu insanlar, büyük bir işi ertelemek için sıklıkla yapacak küçük ve basit işler arayıp onlarla uğraşırlarmış.
13. Suçlamak

Kimi insanlar en ufak hatada, hemen kendilerini acımasızca suçlamayı seçerken, kimileri ise başkalarını suçlamayı seçermiş. Böylece ilerlemenin ve gelişimin önü kapanırmış.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Şükür Yağmuru

110-367x367[1]

 

ALLAH’IM
Yürüdüğüm her adım için şükürler olsun.
Harika bir yaşam sürdüğüm için şükürler olsun.…
Her gün hayallerimi gerçekleştirebildiğim için şükürler olsun.
Ağlayabildiğim ve gülebildiğim için şükürler olsun.
İç huzurumu arttıran insanlarla tanıştığım için şükürler olsun.
Sağlıklı bir bedene sahip olduğum için şükürler olsun.
Tüm nimetleri için doğaya şükürler olsun.
Şükredebilmeme vesile olan her şey için şükürler olsun.
Sevinçleri birlikte çoğaltabildiğim dostlara sahip olduğum için şükürler olsun.
Yüce evrende tek olmamı sağlayan, fark ettiğim ve etmediğim tüm yeteneklerim için şükürler olsun.
Başkalarına verecek şeylerim olduğu için şükran duyuyorum.
Değerimi bilen ve takdir eden insanların arasında olduğum için şükürler olsun.
Artan şansım için şükürler olsun.
Rüzgâra, yağmura, güneşe, bana yaşadığımı hatırlatan her şeye şükürler olsun.
Birlikte keyifle zaman geçirdiğim bir aileye ve dostlara sahip olduğum için şükürler olsun…
Beni onurlandıran ilişkiler yaşadığım için şükürler olsun.
Hayatın tadına varabildiğim, yaşamın keyfini de sürebildiğim için şükürler olsun.
Sevinçleri birlikte çoğaltabildiğim dostlara sahip olduğum için şükürler olsun..
Beni sevgiyle büyüten bir aileye sahip olduğum için şükran duyuyorum.
Özgür ve yaratıcı bir şekilde kendimi ifade edebildiğim için şükürler olsun.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

YÜKSELİŞ İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ ARINMA ÇALIŞMALARI

free happy young woman in the sping time

 

YÜKSELİŞ İÇİN YAPABİLECEĞİMİZ ARINMA ÇALIŞMALARI

1:Tuz banyoları & mineral banyoları ve termal doğal kaynaklarda arınma
2:Topraklanma (çıplak ayak çimlerde dolaşmak veya ağaçlara sarılmak)
3: Bol Su tüketimi (manyetize/alkali su)
4:Günde en az 30 dakika egzersiz (yoga veya yürüyüş)
5:Mümkünse 2 yada 3 gün sadece su ve doğal meyve suları içimi
6:Düzenli olarak uygun zamanlarda meditasyon
7: Çiğ sarımsak, zencefil ve elma sirkesi gibi temizleyicileri her hafta tüketilmesi
8: Uygun zamanlarda nefes çalışması (burundan alıp bekletmek ve bir süre sonra vermek şeklinde)
9: Sık sık şükür ve benzeri sevgi içerikli cümlelerin sesli olarak tekrarı (kendi duyabileceğiniz sesle)
10: Çocuklarla, ve doğada sık sık zaman geçirmek.
11:Zaman zaman yalnız olmayı tercih etmek.
12:Sebze ağırlıklı beslenmek (özellikle kırmızı eti çok fazla tüketmemek )
13:İşlenmiş gıdaları (doğal olmayan) az tüketmek.
14:Bagımlısı olduğumuz her ne var ise, bağımlılık derecesini minimuma düşürmek.
15:Gazlı ve asitli içecekleri çok az ya da hiç tüketmemek.
16:Zihinsel arınma dönüşümü için, sevgi ve barış içerikli sohbetleri tercih etmek
17:Kutupluluktan, yargılamadan, dedikodudan uzak durmak,
18:Öfke kontrolü (egosuzluğu deneyimlemek)
19:Pozitif ihtiyaçlarımız ve değişimimiz için meleklerden ve ışık varlıklarından yardım istemek
20:Daha üst bilince ulaşmak için,kalben arzuda bulunmak.
21:Sosyal yaşantımızı kademeli olarak minimize etmeye çalışmak.
22:Kalbimizi sevgiye mümkün olduğunca açmak
23:Ayak detoksu yaptırmak.
24: Yarı değerli taşlar takmak :
Bunlar şu andaki nötralize edici çiplerden çok daha fazla yardımcıdır. Alanların yönünü değiştirmek için, tek bir 2 cts veya daha fazla refraktif (ışığı kırıcı) bir taş bir ele takılır ve diğer ele çifte refraktif taş takılır. Tek refraktif taşlara örnek elmas, lal ve spinel’dir. Çifte refraktif taşlar akuamarin, safir, yakut, zümrüt, turmalin, topaz veya ametist, peridot &sitrin gibi herhangi bir kuvars türüdür. Çifte refraktife referans olarak, 4 karat boyutu veya daha fazlası daha iyidir. Bunu her bilekte soy metaller ile birleştirin, altın, palladyum veya platin en iyisidir. Soy metaller satın alınamıyorsa gümüş, bakır, pirinç, titanyum ve karbon çeliği yardımcı olur. Boynunuza stabilize edici olan bir kolye ucu bulunan bir zincir takın, örneğin lapislazuli, malakit veya azurit. Bu işlem vasıtasıyla alanınızı daha fazla artırma ve gördüğünüz ters alanları başka yöne saptırma yeteneğine sahip olursunuz. Berrak taşlar yüksek boyutlu ışık dalgalarının harika üreticileridirler ve kişinin alanını büyütürler ve sağlam olmasına yardımcı olurlar. Aynı anda beril (zümrüt, morganit, aleksandrit, aquamarin) ve korundum/alümintum oksit (yakut & safir) takmayın.
25: Ekranlardan uzak durmak :
Bilgisayar ekranları için bu zordur, televizyonlar için 4- 5 metre uzaklık tavsiye edilir.
26: Bilgisayar, mikrodalgalar ve televizyon bulunan odalarda anyon katyon oranını düzeltmekte yardımcı olan halis tuz blokları & hava filtreleri gibi iyonik üreteçler kullanmak
27 : Bilgisayarın etkilerinin nötralize edilmesi için ekranın bir tarafına demir nikel meteorit, diğer tarafına da malakit bloğu koymak. (Bunların her birinin ağırlığı en azından yarım kilo olmalıdır)
28: Saunalar, kolon temizliği, masaj terapisi
29: Boynunuza ve her iki bileğinize soy metal takmak (altın, platin vs)
30: Sağlıklı beslenme
31: Alkol ve sigaradan uzaklaşmak
32: Toksik her türlü ilacın bırakılması veya en aza indirilmesi.
33: Alanı dumanlama, adaçayı ile tütsüleme
36: Yaşam alanlarınızdaki aydınlatmayı florasan tarzı ampullerle degil , sarı ışıkla yapmak
37: Evinizin televizyon ve bilgisayar olan odalarına himalaya tuzları(1kg ) yada ülkemizde bulunan çankırı kristal tuzlarını yerleştirmek
38:Yaşamla ilgili tüm sorunların çözülmesi, tüm bağımlılıkların azaltılması, ekonomik durum dahil yaşamsal sadeligi ve dengeyi sağlamak
39: Olabildiğince kabulde olmak, bağışlayıcı,affedici, uyum ve barış yanlısı olmak
40:Hızla kutupluluk bilincinden uzaklaşmak
41: Tüm prangaları ve kalıpları kırmak, sizi madde bilincine mahkum eden tüm ilişkilerden uzaklaşmak
42:Düaliteden kopuş (doğru-yanlış,iyi-kötü , güzel-çirkin gibi katı tanımlamaları bırakmak)
Sevgili kardeşlerim, tüm bu yazdıklarımızı uygulamak ve başarıya ulaşmak için çok ama çok disiplinli olmanız ve bunları zorunluluk bilinciyle değil sevgi bilinciyle yapmanız gerekir.
Sevgi ve ışıkla …
Emel EVREN

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Üstat Moshe Abudaram’dan 10 Altın Anahtar:

144140-agaoglu-ndan-altin-anahtar-50c5e215c522c[1]

 

Moshe Abudaram’dan 10 Altın Anahtar:
1- Nefes alın. Ne zaman sıkılırsanız, farkında olun ve nefes alın. Nefes ruhunuzun beden ile bağıdır. Bu bağlantınız hep yerinde olsun.
2- Su için. Vücudunuzda su yoksa ruhunuzun ikamet ettiği beden ne görevlerini ne de sizin arzularınızı gerçekleştirebilir.
3- Endişeye değil, neşeye odaklanın. Ancak neşe karşınızdaki kapalı kapıları açan anahtardır. İçinizden gelmiyorsa bile, gülün, kahkaha atın, frekansınızı değiştirin. İçinizden gelmese de radyonun kanalını değiştirin.
4- Yarının problemlerini bugünün enerjisi ile çözemezsiniz. Size bugün için gerekli tüm güç verildi. Ve yarın, yarın için gerekenler verilecek. Taşıyamayacağınız hiçbir yük size verilmez. Kendinize güvenin.
5- Kendi anne babamızı biz seçtik. Onlara gereken saygıyı gösterin. Ne olursa olsun. Kızsanız da, darılsanız da, üzülseniz de, saygı gösterin. Bazen saygı sevgiden de önemli olabilir.
6- Çocuklarınız size ait değiller. Onlara hak ettikleri gibi, bağımsız ve özgür varlıklar olarak gerekli sevgi ve saygıyı gösterin. Ve bilin ki onlar sizi seçti, sizin kendi anne babalarınızı seçtiğiniz gibi. Yaşamak için geldikleri bir yol. Onlar için bir şey yapmak istiyorsanız bu yolu yürümeleri için onlara destek olun.
7- Ruhunuzun ölümsüz olduğunun farkında olun. Hep vardınız ve hep var olacaksınız.
8- Ben akşamdan ertesi sabah 6’da uyanmayı kendime vaat edersem, bu olur. Peki, sözleriniz ile siz her gün, her an ne vaat ediyorsunuz? Kelimeleriniz ile kendinize, öldün diyerek, dizlerim bitti diyerek, bu iş beni hasta etti, diyerek gerçekleşerek kehanetler yaratmayın. Güçlüsünüz, insansınız, Başarırsınız.
9- Yapın. Yapmadıklarınıza pişmanlıklarınız her zaman daha çok olur. Yüreğiniz derinliklerin bir dilek olarak geliyorsa ve size neşe veriyorsa, durmayın yapın.
10- Bilmek istediklerinizi sorun. Soru varsa, cevap mutlaka gelecektir. Her zaman ilk gelen cevap en doğrusudur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

RUHSAL KARMALAR – KRYON | Sonsuz Şifa

ruhsal-karmalar[1]

 

…Bazen yaşamınıza tümüyle yeni arkadaşlar girer ve ”KARMA” oyununuzu bırakmanızı, ya da mevcut (Eski) Sipritüel düşünüşü Reddetmenizi anlamayanlar yaşamınızdan çıkıp giderler.Onlar, “Sen artık Aile Dramıyla ilgilenmiyormusun? Hasta olmalısın!” derler.Siz Aile Dramından koptuğunuzda, “Aile Üyeleriniz” in bir çoğu yaşamınızdan çıkıp gitmiştir.Ailelerin “Karmik Kuralları” koyulmuştur ve onlara batmışken bu Kuralları görmeniz çok zordur.Bir türlü geçinemediğiniz, size rahatsızlık veren (bir) Aile Üyesinin “Öyle” Olması tasarlanmıştır ve sizin onunla tüm bu zaman boyunca “Dram Dansı” nı yapıyor olmanız bir “Rastlantı” değildir.
Şimdi siz, bu dansı bırakmayı seçebilirsiniz ve bu Aile Üyesi, dans partneri bu dansı bıraktığı için çok öfkelidir. Böylece onlar çekip giderler. Karma bu şekildedir. Kadimdir ve yavaştır. Yeni İnsan seçime sahiptir, ama bu seçimin sonuçları vardır. Şimdi sorumluluk olgusu anlaşılmalı ve geliştirilmelidir. Artık kurbanlar yoktur, kazalar yoktur, çevrenizdeki herşey için “Tam Sorumluluk” vardır. Bunlar “YENİ ANLAYIŞLAR”dır…
Öte yandan, yaşam dersleri çok daha kişiseldirler. Yaşam dersi, karmik bir enerjiyle ilişkili olabilse de, siz karmik niteliğinizden kurtulduğunuzda da yaşam dersiniz sizinle kalır. Çünkü yaşam dersi, karmadan daha derin bir niteliktir ve bir gruba ait değil, kendi ruhunuza aittir. Yaşam dersi de tıpkı karma gibi bir yaşamdan diğerine taşınır, ama farklı bir biçimde… Karma, diğer insanlarla yaşanan durumlarla, bitmemiş işle, tamamlanacak hislerle ve bir etkileşim sistemi ile ilgilidir. Yaşam dersi ise tamamen kişiseldir ve sadece siz ile sizin hakkınızdadır. Öğrenilecek tipik yaşam dersleri altta sıralanmıştır. Şunu bilin ki, ancak öyle hissediyorsanız bunlar size ait derslerdir. Herkesin bir ya da daha fazla yaşam dersi vardır ve her insan bir örtü olarak bu dersle gelir. Bir kez insan bu dersi çözdüğünde (öğrendiğinde), bu çözüm bundan sonraki yaşama taşınır ve o dersin bir daha öğrenilmesi gerekmez…
1- Sevmeyi öğrenmek
2- Dinlemeyi öğrenmek
3- Almayı öğrenmek
4- Kendini sevmeyi öğrenmek
5- Kendi gerçeğini söylemeyi öğrenmek
6- Bir Kurban olmamayı öğrenmek
7- Kimsenin seni tanımlamasına izin vermemeyi öğrenmek
8- Kendi Üstadlığını hissetmeyi öğrenmek
9- Diğer İnsanlarla birlikte yaşamayı öğrenmek
10- Başkalarını suçlamamayı öğrenmek
11- Dualitenin dışına çıkmayı (Karmayı bırakmayı) öğrenmek
12- Başkalarından daha çok kendinle ilgilenmeyi öğrenmek
13- Burada Olmayı hak ettiğini, doğuştan kirli olmadığını öğrenmek
Bu derslerin her biri derin bir biçimde kişiseldir.Onlar aileyi, karmik bir rutini ya da bir grup enerjisini içermezler. Kişisel olarak sizindirler ve siz tıpkı karmanızla olduğu gibi, onların üzerinde de yaşamlar boyunca çalışırsınız. Ancak, bu yeni enerjide, bu derslerin hepsi çözülmek üzere masanın üzerindedir.
“Yaşam Dersi” olgusu, yakın zamana kadar kendini Karmadan ayırmamış bir olguydu. Eski Enerji, sizin alışılmış haliniz olarak görünen şeyi değiştirebileceğinizle ilgili her türlü anlayışı gizlemişti. Eğer siz, kimseyi dinlemiyorsanız, mutsuzsanız ve görünüşte diğerleriyle birlikte bir işlev yapamıyorsanız, zor biri olarak etiketlenir ve öyle görülürdünüz. Bu kadardı. Kendinizi değiştirmenin mümkün olabileceği normalde düşünülemiyordu.
Bu zamandan önceki “Yeni Çağ” uygulayıcılarının işi zordu, çünkü çok az kişi bu; “Kendini tümüyle değiştirebilme” kavramını gerçekten anlayabiliyor ve uygulayabiliyordu…
KRYON-DNA nın 12 Tabakası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Samimi içten insanların 17 özelliği…

110-367x367[1]
1. Maskelerden arınıp iç güzelliğini gösterebilen insanlardır. İsteseler bile yapmacık olamazlar.
2. Farklı kişilerin yanında farklı düşünceleri savunuyormuş gibi görünmeye çalışmazlar, kendi düşüncelerinden asla taviz vermezler.
3. Gözlerindeki ışıltı, seslerindeki tını, yüreklerindeki sıcaklık hep aynı hizadadır. İçlerindeki enerjiyi asla tutmazlar.
4. Sizinle konuşma tarzları öyle içtendir ki yüzünüze söyledikleri ile arkanızdan söyleyecekleri arasında fark olmayacağını iliklerinize kadar hissedersiniz.
5. Bir ortama girdiklerinde selam verirken, günaydın derken bunu söylemek zorundaymış gibi değil, gerçekten istediği için söyledikleri yüzlerinden okunur.
6. Hakkınızda önemli bir konudan bahsederken elinde telefonla oynayıp dinlermiş gibi yapmazlar, gözlerinizin içine bakıp dikkatle dinlerler.
7. Olmadığı biri gibi davranarak insanın kendine katacağı bir şey olmayacağını bilirler. Bu da kendine saygı duyduklarının göstergesidir.
8. Onları tanıdığınızda kısa sürede ısınırsınız, yanında rahat hissedersiniz, adeta üzerlerinde şeytan tüyü vardır.
9. Kim ne diyecek diye asla umursamazlar, içinden geldiği gibi yaşarlar.

10. Sizden bir şey isteyeceği zamanlarda ima edip lafı dolandırmak yerine ihtiyacı olan şeyi çekinmeden söylerler.
11. Maskelerden arınıp davranışlarında, söylediklerinde tutarlı olurlar; böylece karşısındaki insanlara her daim güven aşılarlar.
12. Başkaları tarafından beğenilmek için yaşayan insanlardan değillerdir.
13. Kendilerini dünyanın merkezinde görmezler, başkalarıyla rahatlıkla empati kurabilirler.
14. Sizi arayıp soruyorlarsa işi düştüğü için değil, gerçekten hal hatır sormak içindir. Aramıyorlarsa da aramak istemedikleri içindir.
15. Samimi bir insan olduklarını binlerce kişinin arasında bile olsalar farkedersiniz.

16. Ama ne var ki günden güne sayıları azalmaktadırlar…
17. Bu kadar nadir oldukları için bulduğunuza sahip çıkın; çünkü çok iyi bir arkadaş, aile, sevgili olurlar.

kAYNAK: ÇEKİRDEK İNANÇ

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

CENNET VE DOST

17903347_1554828594558013_3266129430709380721_n[1]
Adam ve hayattaki tek arkadaşı olan köpeği bir kazada birlikte ölmüşlerdi.. Gökyüzüne çıktıktan sonra bembeyaz bulutların arasında dolaşmaya bailadılar.. adam çok susamıştı.. biraz su bulabilmek ümidiyle yürümeye devam ederken, birden kendilerini muhteşem bir manzaranın karşısında buldular.. rengarenk çiçeklerle süslü bir bahçe, altından yapılmış bir bahçe kapısı, ve onları karşılayan beyazlar içinde bir kadın.. Adam köpeğiyle birlikte kadına yaklaştı ve sordu:”Afedersiniz… burası neresi?”
Kadın ona gülümsedi: “Burası Cennet, efendim” Adam bunun üzerine sevinçle “Harika…!!!” dedi “Peki bana biraz su verebilir misiniz? gerçekten çok susadım”…. Kadın cevap verdi: “Tabi efendim, içeri girin… içeride dilediğiniz kadar su bulabilirsiniz…..” Böylece adam köpeğine döndü, “Hadi oğlum içeri giriyoruz” diyerek kapıya yürüdü… ama kadın onu birden durdurdu: “Üzgünüm efendim, köpeğiniz sizinle gelemez.. hayvanları içeri almıyoruz…” Bunun üzerine adam bir an durdu.. düşündü.. ve geri dönüp köpeğiyle birlikte geldikleri yolun tam ters yönünde yürümeye koyuldular…. bir süre geçtikten sonra kendilerini bu kez tozlu çamurlu bir yolda buldular, ve yolun sonunda karşılarına çiftlik girişini andıran bir kapıyla yırtık pırtık elbiseli bir dede çıktı… adam sordu: “Afedersiniz…. bana biraz su verebilir misiniz??” Dede “İçeri gel” dedi.. “kapıdan girdikten sonra sağ tarafta bir çeşme var…”Adam sordu: “Peki arkadaşim da benimle gelip ordan içebilir mi?” Dede ” Tabii…”dedi.. “çeşmenin yanında köpeğinin de su içebileceği bir kase bulacaksın…” Bunun üzerine adam kapıdan girdi… biraz yürüdükten sonra sağ tarafta çeşmeyi buldu.. Adam çeşmeden köpek de oracıktaki kaseden doya doya içerek susuzluklarını giderdiler…. derken adam geri giderek girişte bekleyen dedeye sordu:
“Su için çok teşekkür ederim… Peki burası neresi..?” Dede “Burası cennet”dedi. Bunu duyan adam şaşırdı: “Ama nasıl olur..? az önce burası gibi kırık dökük olmayan muhteşem bir yere gittik ve orasının da Cennet olduğunu söylediler…” Dede “şu rengarenk çiçeklerle süslü altın kapılı yer mi?” dedi… “ama orası Cehennem..”Adam iyice şaşırmıştı: “Peki ama orası sizin adınızı kullanarak insanları kandırıyor diye hiç kızmıyor musunuz..??” Dede gülümsedi: “Kızmıyoruz…..çünkü onlar kendi çıkarı için en iyi arkadaşını yarı yolda bırakanları Cennet’ten uzak tutuyorlar….”
Dostlarınızı Yarı Yolda Bırakmayın.
Bir dostun üzüntüsüne herkes sempati duyabilir, bu çok kolaydır.
Bir dostun başarısına sempati duyabilmek ise Çok sağlam bir karakter gerektirir..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm mü?

17883832_1557437124297160_7030523387265315702_n[1]

Bir gün kapı çalmış. Ama kapıda kimsecikler yokmuş.
Kapının önünde yalnızca bir kavanoz.
Etrafa bakınmış kimseyi görememiş.
Almış içeri kavanozu. Gözleri yaşlı açmış kapağını. İçinde turuncu bir balık görmüş. Tam o sırada gözlerinden bir damla gözyaşı damlamış kavanoza.

Balık birden kıpırdanmaya başlamış. Daracık kavanozun içinde oradan oraya dönmüş durmuş.
Kız anlam vermemiş neler olduğuna. Daha çok ağlamaya başlamış.
Üzülmüş balığın haline.
Ağladıkça damlalar kavanoza dökülmüş.
Balığın rengi morarmaya başlamış. Sonra anlamış gözyaşlarının küçük balığı zehirlediğini.Hemen gidip suyu değiştirmiş. Balık tekrar canlanmış eski haline geri dönmüş.
Aradan günler geçmiş. Kız balığına şarkılar söylemiş durmadan.
Dertleşmiş derdini anlatmış.
Balık dinlemiş.
Ama ağlamamış hiç. Balığım ölmesin diye.
İçine akıtmış gözyaşlarını.
O kadar çok sevmiş ki küçük balığı hiç ağlayamamış, hiç belli edememiş.
Ama günler geçtikçe kız hastalanmaya başlamış.
Rengi solmuş. Halsiz kalmış.
Kimse ne olduğunu anlayamamış.
Ama kimse bilememiş, içine akıttığı gözyaşlarının kendisini zehirlediğini.
Asıl ağlarken daha mutlu olduğunu, zehrini böyle dışarı akıttığını kimse öğrenememiş.
Ondan geriye yalnızca turuncu bir balık kalmış…
Daha mı değerliydi uğruna gözyaşlarımızı sakladığımız..
Kendimizi zehirlemek daha mı kolay.. saklanmak.. kaçmak çözüm mü?
Daha mı değerli turuncu balıklar?
Daha mı değerli kendi hayatımızdan?
Durma ağla. Durma akıt gözyaşlarını. Dök içindekileri, bırak gitsin gidenler.
Bırak ölsün balıklar, bırak kırılsın kavanoz.
Elbet bir balık var gözyaşlarında canlanacak, elbet bir kavanoz var gözyaşlarından kırılmayacak. Elbet bir balık var seni ağlatmayacak, gözyaşlarını dindirecek, senin sesinle konuşacak. Gözyaşlarında bir sorun yok…
Kapında bile olsa, tek mesele yanlış balık, yanlış kavanoz.
Ya da yanlış zaman yanlış insan…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir 20 tl.nasıl insanı perişan eder anlatayım da öğrenin..

11188436_127089561165756_2829780719626314194_n[1]

Bir 20 tl.nasıl insanı perişan eder anlatayım da öğrenin..
Yolda giderken önümde giden birisinden 20 tl düştü..Normal de bu gibi durumlarda paran düştü diye uyarırım..Ama bu sefer şeytana uydum..parayı cebe atıp eve gittim,druma hanıma anlattım o da “madem beleş para buldun, on lira daha kat da sinemaya gidelim” dedi. Hafta sonunda sinemaya gitmeye böylece karar verdik. Daha sonra hanım dedi ki “sen şimdi söz verirsin sonra cayarsın, internetten biletleri al da garanti olsun.” İnternetten hizmet bedeli dahil 39 liraya patladı biletler.
Ben tamirat ustasıyım. Yağlı bir müşterim “Cumartesi benim villaya gel, seninle biraz işimiz var” dedi. Ben “Pazar olmaz mı ?” dedim “olmaz” dedi. Sinema biletini Cumartesiye aldığımız için en az 1-2 bin liralık iş kaçtı.
Neyse sinema saati yaklaşınca eve kayınpeder ile kaynana damladı. Zurnanın zırt dediği yerde biterler zaten. Ben “Biz sinemaya gideceğiz” deyip savacaktım ki hanım, “biz sinemaya gidiyoruz, siz de gelin” demez mi ? Bu onların da sinema biletini ödeyeceğim anlamına geliyor tabi. Kaynana hazretleri metrobüsden hazzetmedikleri için sinemaya kadar sağlam bir taksi parası verdim. Kışlık erzak depolar gibi de mısır patlağı aldılar sinema öncesinde. Nasıl olsa damat ısmarlıyor. 20 lira buldu ya yolda ! Halbuki ben kurbandaki dana hissesine bile o mısır patlaklarına verdiğim kadar vermemiştim. Film arasında birer posta mısır daha aldı beleşçiler.
Kısacası o yirmi lira yüzünden epey batmıştım, ama daha cezam bitmemişti. Sinema çıkışında benim eski kırıklardan birisi laf atmaz mı ? Yanımda eşim ve kayınbeleşçiler varken bunun olmaması gerekirdi. Kadına kötü sözler ettim,Meğer kadının yanında erkek arkadaşı varmış. Aniden bana kafa atmaz mı ? Kayın babam da nasılsa biz çokuz (2 erkeğe karşı 1 erkek ) diye ona daldı. Ama hesap hatası yaptı, çünkü arkadaş gurubuyla gelmişler, bizi fena benzettiler.
Gece karakolda noktalandı. Öpüştük barıştık sağlam bir kefaletle dışarı çıktık. Ben kırılan burnum için estetik ameliyat olmak zorunda kaldım. Kolu kırılan kayın beleşçinin ve arbede de düşüp çömleği kıran kaynanamın hastane masraflarını ödemem bile işe yaramadı, karım bana hala küs. “ O nasıl bir kadındı da uğruna kavga ettin, halbuki benim için elini kaldırmazsın” diyor.
Geçenlerde biri simit parasının üstünü düşürdü. Bozukluk diye umursamadı, yerden almaya yeltenmedi. “Kendini düşünmüyorsan bu parayı bulacakları düşün, milletin başını belaya sokma, al şu parayı yerden” dedim. Yerdeki paralardan korkum o derece büyük yani..!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »