BİLMEK ve ALGILAMAK FARKI

bozulmusalgilama5[1]
* Ben düşüncelerim değilim; onları “düşünen” kişiyim
Ben duygularım değilim; onları “hisseden” kişiyim
Ben bedenim değil, onu kullanan, yöneten kişiyim.. Onunla yürüyen, onunla dokunan, yiyen, nefes alan vs.
Yani düşüncelerim, duygularım ve bedenim benim araçlarım; hal’den hal’e geçmem için..
Dolayısıyla ben deneyimlerim de değilim;
onlar da benim hal’den hal’e geçişim, tekamülüm sırasında kullandığım araçlar..
10 yıl önceki bedenime sahip olmadığım gibi,
10 yıl önceki deneyimlerime de sahip değilim..
Ben onları 10 yıl önce yapan kişiyim, şimdi değil..
Tıpkı bir çocuğun 10 yıl önce emzik kullanıp bugün buna ihtiyaç duymadığı, hatta ta o zaman bıraktığı gibi..
* “Problemi yaratan beyinle problemi çözmek mümkün olmaz.
BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRMELİSİNİZ. “(Einstein)
TANRI SİZE İSTEDİĞİNİZ İNSANLARI DEĞİL, İHTİYACINIZ OLAN İNSANLARI VERİR…
ÖYLE Kİ, BU İNSANLAR SİZE YARDIM EDECEK, SİZİ İNCİTİCEK, ACI VERECEK, SİZİ TERKEDECEK, SİZİ SEVECEK VE OLMANIZ GEREKEN İNSAN OLABİLMENİZİ SAĞLAYACAKTIR….Lao tzu
* Birine bir tepki vermeden önce “kendine” sor
(öfke, had bildirme, laf sokma, ezme, üstün çıkmaya çalışma… vs’den önce):
-Bunu yapmak benim hayrıma?
-Bunu yapmam Onun hayrına mı?
-Bunu yapmam bütün insanlığın hayrına bir şey mi?
Eğer birşey sadece nefsinin/egonun hoşuna gittiği için yapacak olursan;
bu ne senin, ne karşındakinin, ne insanlığın hayrınadır.
Üstelik geçici bir nefs tatmininden sonra yaşayacağın kayıplar, asla telafi edilemeyebilir…
Sevgi ararken sevgisizlik, yakınlık ararsan uzaklık, dostluk ararken kimsesizlik.. bulacaksındır..
Kendi Ruhuna/Özüne aykırı davranmış olmanın mutsuzluğu ve çatışması ise ölçülemez.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Enerji Topu Tekniğiyle Çakralarınızı Dengeleyin…

enerji-topu-oluşturmak-ve-Fırlatma-Egzersizleri[1]

 

Yaşamımızda çakralarımızın dengede olması, tüm katmanlarda sağlıklı olmamız açısından önem taşır. Dengesi bozulmuş çakralar düşünce-duygu ve fizik beden üzerinde rahatsızlıklara sebebiyet vermektedir. Reiki veya farklı şifa sistemleri ve teknikleri ile çalışan dostların, kendileriyle çakra dengelemeleri açısından çalışmaları yerinde bir hareket olur. Bu yazımda da yine enerji uygulayıcı dostlarım için bir çalışma yönteminden bahsetmek istiyorum. Kanalı olduğunuz enerji kanalıyla enerji toplu çalışmasıyla çakralarımızı nasıl dengeleyebiliriz, ilgili çakramız için nasıl bir yönerge izleyebiliriz?

Kendimle veya danışanlarımla yaptığım çalışmalarda ilk olarak, Allah’tan yapacağım seansın bütünün hayrına olması dileyerek başlar ve ondan bu çalışma için izin isteyerek başlarım. Ayrıca çalışma boyunca korunma talebimi de belirtirim. Bu konuda sizler de Yaradan’dan, Başmeleklerden ve kendi rehberlerinizden korunma ve şifa talep edebilirsiniz.

Çakralar için enerji topu uygulamasını, istediğiniz çakradan başlayarak yapabilirsiniz. Sadece tavsiyem ya kökten taç çakraya doğru bir yön izleyin ya da taçtan kök çakraya doğru. Özellikle belli çakranızda bir tıkanıklık, dengesizlik olduğunu düşünüyorsanız, tek bir seansta tek çakra için de çalışma gerçekleştirebilirsiniz.

Taç Çakra

Kanalı olduğunuz enerji kanalından akış için niyet edin. Şayet Usui Reiki, Karuna Reiki, İsis Blue Moon, Şambala Çok Boyutlu Şifa Enerjisi vb. sembollerle şifa gönderebileceğiniz sistemleri kullanıyorsanız, çalışma amacınıza uygun sembol veya sembolleri avcunuzun içine çizin. Ardından taç çakra için mor rengin avcunuzun içinde bir top gibi oluşmaya başladığını imajine edin. (Yukarıdaki görsel el pozisyonunuz için bir örnek teşkil etmektedir.) Bu enerji topunun kanalı olduğunuz enerji ile dolmaya başlamasına niyet edin. (Çizile semboller olduysa, sembol isimlerini sesli olarak telaffuz edin.) Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, taç çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından taç çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, İlahi olanla ve ilahi bilgelikle kolaylıkla bağlantı kuruyorum.” Ardından avuçlarınızdaki ufak yaprakları üfler gibi yavaşça açın ve enerji topunu serbest bırakın.

Alın Çakrası – 3. Göz

Alın çakranız için tekrardan ellerinizi yukarıdaki pozisyona getirin ve lacivert renkte yeni bir enerji topu oluşmasına niyet edin. Yine, yeni enerji topunuzun da kanalı olduğunuz enerji ile dolması için niyet edin. (Çizdiğiniz sembolleri tekrardan sesli olarak telaffuz edin.) Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, alın çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından alın çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, sezgilerime koşulsuz olarak güveniyorum.” Yine avuçlarımızı yavaşça açıp enerji topunu serbest bırakın.

Boğaz Çakrası

Boğaz çakramız için de ellerimizi, mavi renkte yeni bir enerji topu oluşturabilmek için uygun pozisyona getirip niyetinizi edin. Enerji topunuzun kanalı olduğunuz enerji ile dolması için tekrar niyet edin. (Varsa semboller yine sesli olarak bu sembollerin isimlerini söyleyin.) Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, boğaz çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından boğaz çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, kendimi güvenle ve sevgiyle ifade ediyorum.” Avuçlarınızı, olumlamayı söyledikten sonra, yavaşça açıp, enerji topunu serbest bırakın.

Kalp Çakrası

Bu sefer de, yeşil renkte yeni enerji topu oluşturabilmek için ellerinizi uygun pozisyona getirin, niyetinizi edin, kanalı olduğunuz enerjiyle enerji topunun dolması için izin verin. (Ve yine semboller varsa, sesli ifade edin isimlerini.)  Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, kalp çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından kalp çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, kendimi her halimle kabul ediyor ve seviyorum.” Ardından ellerinizi yavaşça açın ve enerji topunu serbest bırakın.

Karın Çakrası – Solar Pleksus

Karın çakramız için oluşturacağınız sarı renkteki yeni enerji topu için ellerinizi uygun pozisyona getirin, kanalı olduğunuz enerjinin bu topa akması için niyetinizi edin. (Ve yine semboller varsa, biliyorsunuz ne yapacağınızı.) Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, karın çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından karın çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, arzu ve isteklerimi kolaylıkla gerçekleştiriyorum.” Ardından ellerinizi yavaşça açın ve enerji topunu serbest bırakın.

Sakral Çakra

Yeni enerji topumuz için ellerinizi uygun pozisyona getirin, turuncu renkte yapacağınız bu yeni enerji topuna kanalı olduğunuz enerjinin akması için niyetinizi edin. (Semboller varsa, söyleyin.) Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, sakral çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından sakral çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, arzu ve zevklerimi sevgiyle kabul ediyorum.” Ardından ellerinizi yavaşça açın ve enerji topunu serbest bırakın.

Kök Çakra

Son olarak kök çakramız için de kırmızı renkte oluşturacağımız enerji topu için ellerinizi uygun pozisyona getirin, kanalı olduğunuz enerjinin bu topa akması için niyet edin, semboller varsa sesli olarak telaffuz edin. Avuçlarınız içinde şarj olan enerji topunun, kök çakranızın bütünün ve sizin en yüce hayrına dengelenmesi ve şifalanması için niyet edin. Ardından kök çakramız için 3 kere sesli olarak bu olumlamayı söyleyin: “Ben, tamamen sevgiyle güvendeyim.” Ardından ellerinizi yavaşça açın ve enerji topunu serbest bırakın.

Çalışmadan sonra Yaradan’a şükretmeyi, meleklere ve rehberlerinize teşekkür etmeyi ihmal etmeyin. Enerji topu çalışmanızdan sonra hemen normal yaşamınıza da devam edebileceğiniz gibi, belli süreliğine pozisyonunuzu koruyup akışa kendinizi bir süre bırakabilirsiniz. Çalışmayı sonlandıracağınız zaman kanalı olduğunuz enerjinin de kapanmasını istemenizi öneririm.

Bu çalışma için bu kadar vakit ayıramam diyen dostlarım olursa, tek bir enerji topu hazırlayıp tüm çakraların dengelenmesi ve şifalanması için niyet edebileceklerini ve şifa çalışmalarında imkansız bir çalışma şeklinin olmadığını hatırlatmak isterim. Ayrıca uygulayıcı dostlar yine, uzaktan bu çalışmayı danışanlarına güvenle uygulayabilirler.

kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Problem sizsiniz, çözümü de. İşler zora girdiğinde hatırlamanız gereken 13 faydalı şey;

17861476_1338580172902497_8435491528613537673_n[1]

 

Problem sizsiniz, çözümü de.
Hepimizin hayatında zor dönemler oluyor ve hepimiz de bunları bir biçimde atlatıyoruz. Ancak aramzıdan bazıları bu dönemleri çok daha hızlı ve kolay atlatıyor. Peki bunun sırrı ne? Sırrı bakış açısı ve tutumda yatıyor. İşte, işler zora girdiğinde hatırlamanız gereken 13 faydalı şey;
1. Olanı olduğu gibi kabul et.
Buda’nın bize söylediği gibi: “Acı çekmenin sebebi ‘olmakta olan’a direncindir.” Bunun anlamını bir düşünün: Acı çekmemizin sebebi olan bitene direnmemizden başka bir şey değil. İçinde bulunduğunuz durumda sizi rahatsız eden olayla ilgili bir şeyler yapabiliyorsanız hemen harekete geçin ve durumu değiştirin! Ama eğer değiştiremiyorsanız yapabileceğiniz 2 şey var: (1) Ya durumu olduğu gibi kabul edip negatif duygu ve düşünceleri bırakacaksınız (2) ya da obsesif biçimde duruma kafayı takıp sefil olacaksınız.
2. Problem, sadece siz onun problem olduğunu düşünüyorsanız problemdir.
Çoğu zaman en acımasız ve kötü düşmanımız yine kendimiziz. Mutluluk dediğinz şey gerçekten tamamen bakış açımıza bağlı. Eğer bir şeyin problem olduğunu düşünüyorsanız duygu ve düşünceleriniz olumsuz olacaktır. Ama eğer bunun sizin bir şeyler öğrenebileceğiniz, sizi büyütecek bir şey olduğunu görebilirseniz, bu artık problem olmaktan çıkar.
3. Bir şeylerin değişmesini istiyorsanız, kendinizi değiştirmekle başlamalısınız.
Dışarıda olan biten her şey (HER ŞEY) iç dünyanızın bir yansımasıdır. Stres dolu kaotik yaşamları olan insanlara bakın, bunun en büyük sebebi iç dünyalarında da kaotik ve karmaşık hissetmeleridir. Sıklıkla düşündüğümüz şey içinde bulunduğumuz koşulları değiştirdiğimizde hissettiklerimizin de değişeceği yönündedir. Doğru olan bu düşüncenin tam tersi aslında: Duygu ve düşüncelerimizi değiştirdiğimiz anda, içinde bulunduğumuz koşullar kendiliğinden değişiverir.
4. Başarısızlık diye bir şey yoktur – Sadece kendimize “öğrenme fırsatı” yaratan deneyimler vardır.
“Başarısızlık kelimesini sözlüğünüzden silin. Önemli şeyler başarmış bütün büyük isimlerin tamamı, defalarca “başarısız” olmuşlardır. Thomas Edison ampulü bir türlü yakamadığında şöyle demiş: “Elektirik ampulünü icat etme konusunda başarısız olmadım; sadece onu yakmadan evvel işe yaramayan yüzlerce yol buldum”. Sözüm ona “başarısızlık” denilen şeyleri alın ve onlardan öğrenecek şeyleri bulun. Bir dahaki sefere nasıl daha iyi yapacağınızı öğrenin.
5. İstediğiniz bir şeye sahip olamıyorsanız bunun tek sebebi çok daha iyi bir şeye sahip olmak üzere olmanızdır.
Biliyorum bazen buna inanmak zor olabiliyor ama bu doğru. Hayatınızı şöyle bir gözden geçirin; olmasını istediğiniz iyi bir şeyin gerçekleşmemesinin çok daha iyi sonuçlar getirdiğine dair sayısız örnek göreceksiniz. Belki de o çok istediğiniz ama giremediğiniz iş, sonradan gelen rahat zamanlı işte olduğu gibi ailenizle daha fazla vkit geçirmenize izin vermeyecekti. Şuna derinden inanın: Her şey olması gerektiği zamanda olması gerektiği gibi oluyor.
6. İçinde bulunduğunuz anı kabul edin ve onurlandırın. Bu an bir daha asla gelmeyebilir.
Her anın içinde çok değerli bir şey vardır. Onu kaybetmeyin. O anda kötü gibi görünen bir şey bile hayatınız için son derece kıymetli bir hazine olabilir: her anı “değerlendirin”.
7. Arzularınızı sevgiyle bırakın.
Birçok insan “aklına takılan” şeylerle yaşıyor. Bunu şöyle açıklayabiliriz: Gerçekten arzuladığınız şeylere bağlanırsanız, o şeyler gerçekleşmediğinde duygularınız olumsuza döner ve bu tüm hayatınızı etkiler. Bir şeyi istemek iyidir, ama bunu kafaya takmak yerine, istediğiniz şey olsa da olmasa da mutlu olduğunuzu bilmek (mutluluğunuzun o çok istediğiniz şeye bağlı olmadığının farkında kalmak) sizi özgürleştirir ve duygu durumunuz mutlu ya da nötr kalır.
8. Korkularınızı anlayın ve onlara minnet duyun.
Korku muhteşem bir öğretmendir. Ve yendiğiniz her korku sizi muzaffer kılar. Korktuğunuz şey ne olursa olsun (Toplum önünde konuşmak, yüksekli, kedi vb) bilin ki; korkunuzu yenmek için yapmanız gereken şey ısrarla korkunuzun üstüne gitmek ve bu konuda pratik yapmak. Korku bir ilüzyondur ve korkup korkmamak bir seçimdir.
9. Keyif almak için kendinize izin verin.
Birçok insan eğlenmek, rahat hissetmek ve keyif almak konusunda kendilerine izin vermeyecek kadar “problem”lerine ve içlerindeki karmaşaya odaklanmış durumda yaşıyor. Öyle ki o sırunlar olmadan kendilerinin kim olduğunu bile tanımlayamaz durumdalar. Siz mutlu olmak için kendinize izin verin! Çok kısa anlar için bile olsa; olan bitenin zorluğuna değil içinde bulunduğunuz anda ki mutluluk verici olaylara odaklanın.
10. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın.
Hayatın bir yarış olduğu öğretiliyor bize: Başarı, kazandığınız para, güzellik, sahip olduklarınız… İlla kıyaslama yapacaksınız, sizden daha azına sahip olanlarla, sizden daha başarısız olanlarla, sizden daha az güzel görünenlerle kıyaslayın kenidinizi ve sahip olduğunuz her şeyle ilgili şükredin. Yine de en iyisi sadece ve sadece kendinizle “yarış”tığınızı fark edin. İçinde bulunduğunuz durumdan daha iyi bir durumda nasıl olacağınıza odaklanın, sizden daha iyi olanlara değil.
11. Kurban değilsiniz, kurban rolü oynamayı bırakın ve kendi yolunuzdan çekilin.
“Kurban” olduğunuzu düşünüyorsanız, bilin ki; sadece kendi düşünce, söz ve hareketlerinizin kurbanısınız. Hiç kimse “size bir şey yapmıyor”. Kendi tecrübenizi kendiniz yaratıyorsunuz (Bkz Madde 1, 2 ve 3). Sorumluluğunuzu üstlenin ve zor durumlardan çıkabileceğinizi BİLİN. Sadece düşünce biçiminizi değiştirmek ve aksiyon geçmek yeterli. “Kurban” psikolojisini bir kenara bırakın ve zafere oynayın!
12. Her şey değişebilir ve değişir de!
“Bu da geçer” ne harika bir cümle, değil mi? Kötü bir duruma düştüğümüzde, o durumdan çıkamayacağımızdan korkarız. Asla değişmeyecektir, hep böyle üzüntü içinde kalacağızdır. Ama ne olur? “O da geçer”… Hep geçmedi mi? Neler atlattınız bir düşünsenize! Hepimizin bir gün öleceği gerçeğini bir tarafa bırakırsak hiçbir şey kalıcı değildir… HİÇBİR ŞEY! Bu yüzden de eski “her şey aynı kalacak” düşünce alışkanlığınızdan hemen kurtulun. Bunun için tek yapmanız gereken bir şekilde harekete geçmek, çünkü işler kendi kendine istediğiniz yönde değişmez; sizin bir şeyler yapmanız gerekir.
13. Her şey mümkündür… HER ŞEY !
Mucize dediğimiz şey her gün herkese olur. Terminal hastalıklardan kurtulup sağlığına kavuşanlardan, en ümitsiz anda ruh eşini bulup mutlu mesut yaşayanlara, dibe vurmuş işlerini düze çıkarıp muazzam servet elde edenlere kadar sayısız mucizeye şahit oldum… Siz de olmuşsunuzdur. Hayatınızdaki mucizeleri fark etmeye niyet edin… Her sabah! İşte o noktada yenilmez olursunuz.
(Wright State Üniversitesi’nden, İletişim Doktoru Profesör Carol Morgan’dan)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

15 şey var ki sadece yaş 40 olunca anlaşılacak.

shutterstock_9509137321[1]

 

Kırk yaşına basınca, bir çok şeyi tekrar düşünür ve bir çok soru sorarsınız kendinize. İstediğim hayatı yaşadım mı? Mutlu muyum? Hayallerimi gerçeğe dönüştürdüm mü? Ve belki de bu soruların cevapları, sizi bir orta yaş krizine doğru sürükler. Bu yaşlar, düşünme, gerekirse değişme ve olmak istediğiniz insan olup olamadığınızı keşfetme zamanıdır.
Yaşınız kırk olunca, herhangi bir kriz yaşamanız gerekmez. Akılcı bir şekilde hareket etmek, hayatın her anını eğlenerek ve gerçekten hissederek yaşamak, her bir saniyenin vazgeçilmez bir hazine olduğunun farkına varmak ve şu hayata sadece bir kez geldiğinizi hatırlamak ve anlamak için harika bir zaman dilimidir kırklı yaşlar. Kırk yaşına basmak, aynı zamanda birçok değişikliği de beraberinde getirir. Artık hayatınızın bu evresine ulaştığınız zaman, olağandışı durumlar meydana gelebilir.
Kendinize olan saygınız artar
Kırk yaşınıza geldiğinizde, kusurlarınızın ve erdemlerinizin ne olduğunu zaten biliyorsunuzdur, zaten kendinizi olduğunuz gibi kabul etmiş ve kendinize nasıl değer vereceğinizi öğrenmişsinizdir. Hem hata yaparken hem de doğru bir iş yaptığınız zaman, ağladığınızda ya da güldüğünüzde kendinizi sevmeyi öğrendiniz. Artık kendinizden eminsiniz ve bunu başkalarının görebileceğini de biliyorsunuz. Böylece dünyayla uyum içinde yaşarsınız.

“Hayatımız, kendi değişim süreçlerimize göre küçülür ve büyür.”
– Anaïs Nin

Zararlı insanlardan uzak durursunuz
Size zarar verecek, enerjinizi alıp götürecek, yanlarında olmaktan pek de hoşlanmayacağınız insanları nasıl fark edeceğinizi zaten anlamışsınızdır. Başkalarını değiştirmede ısrarcı davranmazsınız; sadece onları olduğu gibi kabul eder ve yaşamınıza olumlu katkıda bulunan insanları yanı başınızda tutarsınız.
Bedeninizi kabul edersiniz
Çok güzelsiniz, kusurlarınız bile cezbedici, yıllar boyu süren güvensizlik duygunuz artık yok çünkü hepimizin kusurları var ve bu kusurlar da benliğimizin birer parçası. Sizi seven ve sizi takdir eden insanlar, sizi olduğunuz gibi beğenecek ve sizi değiştirmeye çalışmayacaklardır. Bunu biliyor ve bedeniniz ve ruhunuzla beraber huzur içinde yaşıyorsunuz.

Hayatınızın istediğiniz gibi olup olmadığını yeniden düşünürsünüz
Kırk yaşınıza vardığınızda, her zaman istediğiniz hayatı yaşayıp yaşamadığınızı düşünür ve eğer istediğiniz hayat bu değilse, hayal ettiğiniz her ne varsa gerçekleştirmek için gerekli olan tüm değişiklikleri yerine getirmek için tam zamanı olduğunun farkına varırsınız. Şimdi bu değişimin mümkün olduğunu ve istediğiniz şey ne ise, onun için savaşabileceğinizi biliyorsunuz.

Başkalarının sizinle ilgili ne düşündüğünü pek umursamazsınız
Artık başkalarının sizinle ilgili düşüncelerinin ve söylediklerinin bir önemi olmaz, çünkü kendinize ve kendi düşüncelerinize değer vermeyi öğrendiniz. Başkalarının yaşama bakış açıları, sizin hayatınızı yönlendiremez. Bunun yerine, sizi yönlendiren tek şey, kendi değerleriniz ve hayatı algılama biçiminiz olur.

Sizi sevmeyen kişilerden kurtulmayı öğrenirsiniz
Sizi kimin sevmediğini anlamayı öğrendiniz. Sizi arayıp sormayan insanların, sizi özlemeyen insanların ve gerçekten ihtiyacınız olduğunda yanınızda olmayan insanların artık sizi sevmediğinin farkına vardınız. Ve eğer birinin sizi sevmediğini biliyorsanız, siz de onları hayatınızda istemezsiniz ve gitmelerine izin verirsiniz.
“Zamanla, birisinin elini tutmakla, ruhuna zincir vurmak arasındaki ince farkı öğreniyorsunuz.”
– Jorge Luis Borges

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Korkular Ve Çakralar

18198596_424446637908889_6410652325264884708_n[1]

Taç Çakrası: Kendini ilahi enerjiye açma korkusu

Üçüncü Göz: İçindeki sesten ve içgüdülerinden korkma

Boğaz Çakrası: Duygularını açıkça ifade etme korkusu

Kalp Çakrası: Aldatılma ve ihanet korkusu

Solar Pleksus: Para, imkan ve maddi imkanlardan yoksun kalma korkusu

Sakral Çakra: Cinsel olarak istismar edilme korkusu

Kök Çakra: Zayıf ve çaresiz kalma korkusu

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayatla İlgili Kısa Hatırlatmalar…Hayatında her ne yapıyorsan şikayet etmeden, söylenmeden yapacaksın.

80947[1]

 

 

Hayatında her ne yapıyorsan şikayet etmeden, söylenmeden yapacaksın. Eğer hoşuna gitmiyorsa neden bunu yaşadığını kendine sormalısın. Değiştirmenin yoluna bakacaksın.
💥💥💥
Karşılaştığın her olay, her durum senin hak edişinde yerini alıyordur. Biri sana hakaret etse bile bunun karşılığı senin içinde bir yerlerde. Ara ve bul.
💥💥💥💥
Kendini ifade etmekten kaçınmayacaksın. Kendini dogru, anlaşılır ve tam ifade etmeye özen göstermelisin. An’ da geri dönüp bakmamak adına bunu yapmalısın.
💥💥💥
Ne yapıyorsan kendin için yapıyorsun. Diğeri ne yapıyorsa kendi için yapıyor. Diğerlerine kaptırdığın enerjini kendine kullan.
💥💥💥💥
İçinde dengede kal; Çünkü iyi veya kötü, var veya yok, doğru veya yanlış… Fark etmez.
💥💥💥
Kendi değerini ne hafife al ne de abart. Diğerlerinde nefret ettiğin, kınadığın, sevmediğin veya beğendiğin, imrendiğin her şey senin potansiyellerindir. Ne aşağıdasın ne yukarıda, buradasın. Unutma.
💥💥💥💥
Hedeflerini belirle. Şayet olmazsa, bil ki yerine başka bir şey oluyordur.
💥💥💥
Bir şey için sakın oldu, tamam, bitti deme. Sonrasında yanıldığını anlamak ister misin? Düşün.
💥💥💥💥
Yaşadığın sürece “devamı” var. Başladığında biter, bittiğinde yeniden başlar..Döngünün içindesin.
💥💥💥
Haksızlıklara tepkiliysen, haksızlığa uğrarsın. Buna izin ver. Haklılık ile haksızlık arasında fark olmadığını yaşayarak anlamak zorunda kalmamayı yeğle.
💥💥💥💥
Ne yaşarsan yaşa..Duygular ve peşine düşünceler üretirsin..Esiri olma,özgürlüğü seç.
💥💥💥
Kendi önemini iyi kavra..Yaşamın, senin birey olma fırsatındır. Değerlendir.
💥💥💥💥
İnce bir çizgi üzerindesin. Meyillerini incele hem de detaylıca.
💥💥💥
Gölgeler diyarındasın, her şey mümkün. Neyi ciddiye alırsan, senin gerçekliğine dönüşür. O sahte gerçeklik, senin enerjinden çalar. Kendinden çalmak ister misin?👍💥👏💛💥👍💥👏💛
Alıntı

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MUTLU OLMAK İÇİN

mutluluk-resimleri-56b3ce5d14a25[1]
1. Bol su için.
2. Kahvaltıda çok, öğle yemeğinde orta, akşam yemeğinde
az yiyin.
3. Ağaçlarda ve bitkilerde yetişen yiyecekleri daha çok,
fabrikalarda üretilen yiyecekleri daha az yiyin.
4. Hiç bir şeyi içinize atmayın.
5. İbadet ve dua için zaman ayırın.
6. Her gün en az 10 dakika sessiz olarak oturun.Tefekkür edin.
7. Düzenli uyuyun.
8. Her gün 10-30 dakika yürüyüş yapın. Ve yürürken
gülümseyin.
9. Hayatınızı başkalarınki ile karşılaştırmayın. Onların
seyahatinin nasıl olduğuna dair hiçbir fikriniz yok.
10. Kontrol edemeyeceğiniz olumsuz düşüncelere sahip olmayın. Bunun yerine enerjinizi şu an için harcayın, nefes aldığınız her anın kıymetini bilin, keyfine varın.
11. Sadeliğin güzelliğini keşfedin.
12. Hayatı çok da ciddiye almayın. Fâni olduğunuzu unutmayın.
13. Kıymetli enerjinizi başkaları hakkında konuşarak boşa harcamayın.
14. Sû-i zandan kaçının.
15. Kıskançlık, çekememezlik zamanın boşa harcanmasıdır. İhtiyacınız olan her şeye zaten sahipsiniz.
16. Geçmiş meseleleri unutun. Kişilerin geçmiş hatalarını hatırlatmayın. Bu durum mevcut mutluluğunuzu bozar.
17. Hayat, birisine kin duyarak zamanı boşa harcamak için çok kısadır. Kimseden nefret etmeyin.
18. Geçmişinizle barış yapın ki, şimdiki zamanı bozmasın.
19. Hayatın bir okul olduğunu ve öğrenmek için burada olduğumuzu unutmayın. Problemler, cebir dersi gibi gelip giden, ancak aldığımız derslerin bir ömür boyu devam ettiği eğitim programının bir parçasıdır.
20. Daha fazla gülümseyin ve pozitif olmaya çalışın.
21. Her tartışmayı kazanmak durumunda değilsiniz. Aynı fikirde olmasanız da, anlaşın.
22. Ailenizi sık arayın.
23. Her gün diğerlerine iyi bir şey verin. Gülümseme, teşekkür, iltifat, yardım, destek, moral…
24. Herkesi her şey için affedin.
25. 70 yaşından büyük ve 6 yaşından küçük kimselerle vakit geçirin.
26. Her gün en az 3 kişiye gülümseyin ve tanımadığınız birine SELÂM verin.
27. Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile ilgilenmeyin.
28. Doğru olanı yapın, yanlışlarınız için de pişman olmayın. Ne oluyorsa ya da olmuyorsa, hayrımıza olduğu içindir!
29. Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak durmaya çalışın.
30. ALLAH her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de, yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
31. Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir. Durumu kabullenin.
32. Nasıl hissederseniz hissedin, kalkın, giyinin ve ortaya çıkın. Kendinizi eve kapatmayın.
33. En iyisine henüz sıra gelmedi.
34. Sabah canlı olarak uyandığınız için ALLAH’ a şükredin.
35. Maneviyatınız daima mutluluğunuzdur. Hislerinizi önemseyin. İnanın, dua edin, gerekeni yapın ve gerisini ilahi akışa bırakın…
Prof. Dr. Nevzat Tarhan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Derinde diğer sorunlara da sebep olan BİLİNÇALTINDAKİ kök mesele başkadır.

18238052_1363726700374363_410604583880938908_o[1]

 

Çoğu insanların durumu gerçekten böyledir.
Yüzeydeki bir probleme takılıp kalmışlardır. Halbuki derinde diğer sorunlara da sebep olan kök mesele başkadır.
Üstelik herkesin kendi hakkındaki yorumu da hazırdır.
Bu ancak size kaybettirir.
Günlük hayatta karşılaştığınız sıkıntıların çoğu yuzlesilmemis bir travmanın dallanıp budaklanmis halidir.
Bunu temel alırsanız hızlı çözüme ulaşırsınız.
Karikaturdeki mizaha tebessümünüz ve aklınıza gelen baskalari ile ilgili düşünceler bitti ise lütfen kendiniz içinde böyle bir şeyin geçerli olabileceğini aklınızda tutun.

Alıntı dR. zAFER aKINCI

Bilinçaltınızda farketmediğiniz ama sizi geride tutan tüm sorunların çözülebilmesi için Access bar bilinçaltı temizliği semineri de çok etkilidir.

Bilgi ve Rezervasyon Anette 0536 798 68 68

Karikatür, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AFFEDEMİYORUM DİYENLER MUTLAKA OKUMALI ( Affetmek ve Özgürleşmek )

 

EuOh0BLM[1]
Genel olarak affetmek, “başkasının size yaptığı kötülükleri hoş görmek” olarak algılanır. Ama bunun gerçek afla bir ilgisi yoktur.
Affetmenin affedeceğimiz kişiyle hiçbir alakası yoktur. Affetmek bizim kendi içimizde tamamlayacağımız bir süreçtir.
Affetmek sanılanın aksine bir güç kaybı değil aksine güçlenmektir.
Geçmişin serbest bırakılmasıdır. Geçmişe olan bağlantıya son vermektir. Geçmişe ait sıkı sıkı tuttuğumuz yoğun duygulardan ve hislerden kurtuluşumuz demektir.
Bu duyguların bizim hayatımızı nasıl kısıtladığını fark etmek ve ancak affetmeyle bu zincirlerden kurtulacağımızı anlamak gerekir.
Suçladığımız kişinin bizim hayatımızı etkilemesine son vermek demektir.
Affederek değişim gücünü kişi tekrar eline alır.
Affetme ancak bir anlayışın oluşması sonucunda ortaya çıkan bir duygudur. Nedir bu anlayış? “Artık o kişi beni eskisi gibi incitemez” anlayışı. Bu bir yoldur. O kişilerin artık onu incitemeyeceği başka bir yola geçmiş olmaktır.
Affetmek geçmişin acılarını akıtmak demektir. İçerdeki çöplüğü temizlemek demektir. Duygular boşalınca BA ve B birlikte çalışmaya başlar ve gerçeği yeniden oluşturur. Ama bu gerçek hipnotik bir gerçek değildir. Aydınlanmamın sağladığı gerçeğe en yakın gerçektir. Mesele artık aşağıda kalmıştır. Meselenin üstündeki perde kalkmış yeni bir ışık meselenin üzerini aydınlatmaya başlamıştır. Gerçeği görmek özgürlüktür. Geçmişin duygusal hapsinden kurtulmaktır. Regresyon bu fırsatı verir.
O olayları yaşadığımız zamanlarda o meseleyi nasıl halledeceğimizi bilememiş olabiliriz. O zamanlarda bilgimiz, anlayışımız, algılarımız, gücümüz buna engeldi. Ama regresyon bize ikinci bir şans veriyor. Olayları şimdiki anlayışımızla yeniden dizayn etmemizi, çerçevelememizi sağlıyor. Duygular boşaldıktan sonra yeni oluşan algılarımız bize gerçeği algılama şansı verecektir.
Affetmek biraz da vazgeçmektir. Kendimizi savunmaktan vazgeçmektir. Onun neden bizi anlamadığını anlamaya çalışmaktan vazgeçmektir. Ona kendimiz ispat etmekten vazgeçmektir. Ona kendimiz sevdirme uğraşından vazgeçmektir.
Başkaları sizi kendi çarpık algı dünyasına çekmek isteyebilir. Affeden kişi bu zorlamayı kibarca ret eder. Sadece kendisi için doğru olanı kabul eder. Affetmek, onu içine almaya ve gerçeklerden uzaklaştırmaya çalışan duyguların özgür bırakılmasıdır. Bu olayla birlikte gelen duyguları temizleyerek ve salarak ulaşmaya çalıştığımız düzeydir.
Duygu yükü altında inançlarımızı değiştiremeyiz. Duygular bizi ezer. Mantıklı düşünceyi ezer. Bilinçli aklı ezer. Duygular boşaldıkça zihnin o muazzam akıl yürütme ve anlama gücü tekrar devreye girmeye başlar.
Sürece güvenin duyguların boşaltılmasıyla zaten af doğal olarak ortaya çıkmaya başlayacaktır.
Affetmek iyileşmeyi daha derin ve geniş bir düzeye taşır. Af, derin bir bilinçaltı anlayışla yapıldığı zaman, kişinin içindeki ruhsal enerji bütün iyi şeyleri titreştirmeye ve korumaya başlar. Af içeride kalan tüm olumsuzlukları çözer.
Kendinizi affettiğiniz zaman kendinize daha sevgi ve saygıyla davranmaya başlarsınız. İlginç olan, bu davranış diğer insanlar tarafından da bilinçaltı düzeyde algılanır ve etrafımızdan da sevgi ve saygıyı kendimize çekmeye başlarız.
Kendinin affı bilinçaltı düzeyde sizi hapsetmiş engellerden özgürleşmenizi sağlar. Eski, duygular, algılar, self sabotajlar, suçlamalar ortadan kalkar.
İyiyi bulmak
Affında ötesi var mıdır? Evet vardır. Affın ötesi, yaşanan olaydaki iyiyi bulmaktır. Duygular boşaldığı zaman, o duygular orada kalsaydı asla ulaşamayacağınız bir zihinsel berraklığa ulaşırsınız. Affetme tamamlandığı zaman daha üst düzeyde ve geniş açılı bir bakış kazanırsınız. Olayları bambaşka bir açıdan anlamaya başlarsınız.
Olayların iki yüzünü aynı anda görür, iyi veya kötünün sadece bir algı olduğunu anlamaya başlarsınız.
İyiyi bulmak kötüyü yok saymak demek değildir. İyiyi bulmak o yaşanan olayların içinde mevcut iyiyi bulmak demektir. Negatif duygular boşaldıktan ve çarpık algılar düzeldikten sonra olaya bakıldığı zaman kendiliğinden ortay çıkan bir iyiliktir bu.
Kendi içsel duygularını hala içinde taşıyan, boşaltmamış bir kişiye bunu anlatabilmek zordur. Bu, duygular boşaldıkça süreç içinde ortaya çıkan bir durumdur. Duygular boşalır, aflar sağlanır, kendinin affı yapılır. İçsel bütünlük sağlanır. Bu duruma gelmiş bir kişi için iyiyi bulmak kolaylaşır. Ama kendi içindeki birikmiş duyguları yok sayan bir kişi için, bu mümkün olmayan bir durum gibi görünür.
İyileşmenin derin anlamı, affetmek ve iyiyi bulmaktır.
Affetmek ve iyiyi bulmak, sadece sözlerle sağlanacak bir anlayış değildir. Bir çok kişi, “ben herkesi affettim”, “hep olumlu düşünürüm”, “olaylara iyi yönünden bakarım” der. Bu sadece sözdedir. Gerçek duygularla buluşmadan, ifade edilmesi gereken duygular ifade edilmeden, boşaltılmadan, bu anlayışı tam olarak içselleştirmek mümkün değildir. Ancak birikmiş duygular boşaltıldığında kendiliğinden gelen doğal bir süreçtir. Söze dökmeye bile gerek yoktur

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kelimelerin Sihri

magical-words-12701154[1]

Bir bahar günü, kör bir adam dilencilik yapıyormuş. Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde “DOĞUŞTAN KÖR” yazılıymış.
Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş. Bir REKLAMCI bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.
Ne olduysa olmuş… Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, durmadan para atmaya…

Bir cümle yetmiş, onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına…
“GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ… AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM…”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bilinçaltındaki korkularımız bizi hangi davranışları yapmaya itiyor.Neden kıskanır, aşağılar, yalan söyleriz.

bilincalti-evren-gonenc[1]

 

Bilinçaltındaki korkularımız bizi hangi davranışları yapmaya itiyor.Neden kıskanır, aşağılar, yalan söyleriz.

Mükemmelliyetçilik: Mükemmel insanlar onaylanma korkusu yasadıkları için

Kıskançlık: Bilinçaltı aslında yetersizlik korkum var diyor

Küçümseme: Bilinçaltındaki aşağılanma korkusundan dolayı başkalarını  kucumsuyor

Dik başlılık: Bilinçaltında aslında yetersizik, güçsüzlük korkum var diyor

Kibir: Bilinçaltı değersiz hissediyorum böyle bir korkum var diyor

Yalancılık: Suçlama korkuları yoğun olduğu için bunu yaparlar

Şüphecilik: İçlerinde çaresizlik ve güçsüzlük korkusu yasadıklarından bunu yaparlar

Tembellik: Bilinçaltı yetersizlik korkusundan dolayı böyle davranır

Cimrilik: Yokluk korkusu içlerinde çok yoğun olduğu için bunu yaparlar

Kaynak: luna akademi

Ve tüm bunların üstesinden Access bar bilinçaltı temizliği sayesinde kurtulabilirsiniz. Detaylı bilgi ve rez için Anette 0536 798 68 68

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyin Kaslarını Güçlendiren 7 Emir

beyinn-646x323[1]

 

 

Ünlü teknoloji dergisi Wired’ın hazırladığı IQ dosyası, daha yaratıcı bir zekâya, kuvvetli bir hafızaya ve iyi bir beyne sahip olmak için püf noktalarını içeriyor. IQ’yu bir bilgisayar gibi görmemiz gerektiğini söyleyen dergiye göre, bu cihaza program yüklemek bizim elimizde. Wired’ın 12 maddelik beyin egzersizi rehberinden bir seçme yaptık…
1.DİKKATİNİ DAĞITACAKSIN ​
Çok önemli bir bilgiyi ezberlemek mi gerekiyor? O zaman öğrenmeyi çalıştığınız konudan daha farklı bir şey üzerinde çalışmanız lazım. Böylece beyin asıl bilgiyi depolamak için daha çok güç harcayacak. 2007 yılında araştırmacılar UCLA Üniversitesi’nden öğrencilerden 48 çift kelimeyi ezberlemeye çalışmalarını istedi. Ülke=Rusya, çiçek=papatya gibi kelime çiftlerini çalışan öğrencilerden bazıları, papatyanın yanında diğer çiçeklerin isimlerini de inceledi ve bu öğrenciler daha çok kelime çiftini ezberlemeyi başardı. Eğer dikkatinizi çeken başka bir öğe daha varsa, asıl ezberlemek istediğiniz kavramı daha iyi öğrenirsiniz.
2.ÇOK KAHVE İÇMEYECEKSİN ​
İster kahve ister Red Bull yoluyla olsun, kafein mutlaka vücudu diriltip zekayı keskinleştiren özellikler sunuyor. Ancak araştırmalara göre kafeinle kurduğumuz ilişkide yanlışlıklar var. Örneğin Türkiye ve İngiltere’de yapıldığı gibi düzenli aralıklarla çay içmek, beynimiz için Starbucks’da dev bir kahve içmekten daha iyi sonuç veriyor. Bunun sebebi de kafeinin beyindeki alıcıları bloke etmesi. En yüksek seviyede farkındalık için ufak dozlarda çay içmek daha faydalı. Üzerinde araştırma yapılan denekler, ufak dozda alınan içeceğin onları sakinleştirip zihinlerini açtığını söylüyor. Büyük boy bir kahve ise tam tersi etki yapabilir.
3.OLUMLU DÜŞÜNECEKSİN ​
Yeni şeyler öğrenmek beyni güçlendirir. Özellikle de yeni şeyler öğrendiğinizi düşünüyorsanız beyniniz güçlenir. Zekânızın güçlendiğini düşündükçe zekânızı güçlendirirsiniz. Stanford Üniversitesi’nden psikoloji profesörü Carol Dweck’in yaptığı araştırmalara göre önüne çıkan zorluklara rağmen denemeye devam et görüşünde olan deneklerin beyinleri daha çok geliştirilebilir. ’Savunmacı ol, çabuk vazgeç’ yaklaşımındaki deneklerin beyinleri ise aynı şekilde gelişmiyor.
4.PANİK YAPMAYACAKSIN ​
Eğer bir ayıdan kaçıyorsanız, stres duygusu faydalı olabilir; stres sayesinde daha hızlı koşarsınız. Ancak satranç oynarken aynı endişe duygusu beyni işlevsizleştiriyor. Aşırı stres anlarında neandertal moduna geçip medeniyetin öğrettiği özelliklerimizi kaybediyoruz. Beynimizin amygdala isimli bölümü, ’korku merkezi’ işlevi görüyor ve endişe anlarında harekete geçiyor. O zaman yaratıcılık, espri duygusu yok oluyor. Peki içimizdeki mağara adamını (veya kadınını) nasıl yenebiliriz? Sakinleşerek ve beyne her şey yolunda mesajı göndererek. Yoga yapmak da iyi bir seçenek.
5.DÜZENSİZLİĞİ SEVECEKSİN ​
Hayata karışın. UCLA’in psikoloji bölümünden Robert Björk, düzenli değil, düzensiz biçimde algıladığımız bilgileri daha iyi öğrendiğimizi söylüyor. Beynimiz hayatın kaotik yapısını içselleştirdiği için bilgiyle kurduğu ilişkide de kaostan hoşlanıyor.
6.EGZERSİZ YAPACAKSIN ​
Aerobik yapmak yaşlı insanların beynindeki gri ve beyaz bölgeleri yeniden oluşturuyor. Aerobik yapmanın zekâya faydası büyük. Ağırlık kaldırmak ise zekâyı kesinlikle etkilemiyor. Stres yaratan durumlarla karşılaşınca insanlar çoğunlukla nefesini tutar; yoga yaparak bu tür kötü alışkanlıklardan kurtulmak mümkün. Baskı altında yanlış nefes alıp verdiğimiz için zekâmız geriliyor. Doğru nefes almayı öğreten yognnın bu yüzden beyne etkisi çok olumlu.
7.ACELE ETMEYİP YAVAŞLAYACAKSIN ​
Bu cümleyi okumak iki buçuk saniyeden fazla zamanınızı almamalı. Eğer alıyorsa cümlenin içeriğini tam olarak anlayamayacaksınız. Retinadaki motor tepki ve kelime görüntüsünün beyne ulaşması sonucunda dakikada en çok 500 kelime okuyabiliyoruz. Massachusetts Üniversitesi’nden psikolog Keith Rayner, “Hızlı okumak diye bir şey yoktur. Tabii ki okurken yazılanı anlamaktan da bahsediyorsak,” diyor. Hızlı okurların okudukları metin konusunda kendilerine sorulan soruları yavaş okuyanlara göre çok daha yavaş cevaplayabildikleri kanıtlandı. O yüzden yavaş okumak iyidir, hatta dudaklarınızı oynatarak kelimeleri fısıldayabilirsiniz.

Ortaya Karışık, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Peşin Hükümlü Olmak

dort-mevsim[1]

 

Peşin Hükümlü Olmak
Oğullarının öncelikle insanlar ve hayatta hemen her konuda çabuk hüküm ve karar vermenin yanlışlığını öğretmek istiyordu.
Bir gün dört oğlunu yanına çağırdı. En büyük oğluna, ülke dışını kış mevsiminde çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi. Daha küçük oğluna bahar mevsiminde yolculuğa çıkıp bir mango ağacını görüp incelemesini istedi. Üçüncü sırdaki büyük oğluna da yaz mevsiminde yola çıkıp göreceği mango ağacını iyice incelemesini istedi. Oğullarının en küçüğüne ise sonbaharda yolculuğa çıkıp göreceği mango ağacını incelemesini söyledi.
Mevsimler geldi geçti ve bütün oğulları yolculuklarını tamamladılar. Bilge baba bütün çocuklarını yanına çağırdı ve: “Haydi, şimdi de görüp incelediğiniz mango ağacının özelliklerini bana anlatın.” dedi. Kışın yolculuğa çıkan en büyük oğlu:
– Baba, ağaç sanki yanmış, kuru bir kütük gibiydi.
Ondan daha küçük olan, bahar mevsiminde yolculuğa çıkan oğul söze başladı ve:
-Ağabeyim dediği yanlış, ağacın yemyeşil yaprakları her tarafını sarmıştı, dedi.
Üçüncü sıradaki oğul ise ağabeylerine itiraz ederek,
– Sizin söylediğiniz gibi değildi, dedi, ağaç gül gibi güzel çiçeklerle donanmıştı.
Sıra en küçüğüne gelişti, o bütün ağabeylerine itiraz etti ve:
– Siz hepiniz ne gördünüz bilmiyorsunuz, ağacın meyveleri vardı, ben tattım, tadı armudun tadına benziyordu, ağaçta armut ağacına benziyordu, dedi.
Şimdi konuşma sırası bilge babaya gelmişti. Bilge baba konuşmaya başladı ve şöyle dedi:
-Oğullarım, aslında hepiniz doğru soyluyorsunuz. Çünkü ağacı ayrı mevsimlerde gördünüz. İşte size hayat boyu aklınızda bulunması için öğüdümü vermek istiyorum: İnsanların hal ve tutum ve davranışları hakkında hüküm verirken, o insanların her mevsimini, her yönünü bilip bilmediğinizden iyice emin olduktan sonra karar verin!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim

90YaşındakiKadındanHayatTavsiyeleri[1]

 

 

HANIMLAR ÜZÜLMESİN…
YILLANMIŞ ŞARAP,.OLABİLMEK İÇİN.
ÇARELER TÜKENMEZ..MİŞ..
TAVSİYELERE UYMAK LAZIM.!.
Yaşınız kaç olursa olsun sonuna kadar okumanızı tavsiye ederim ☺
60 Yaşın Üzerindekilere Nasihatler…
Yaşam boyu tasarruf ettiğiniz parayı kullanma zamanıdır. Bunları, onu biriktirmek için bulunduğunuz özverileri bilmeyenlere bırakmayınız. Size üzüntü verecek yatırımlar için kullanma zamanı değildir, sizin için huzur ve sükunet dönemi başlamıştır artık.
Çocuklarının ve torunlarının, parasal problemleri ile uğraşmaktan vazgeç; senin için harcadıkları paralar için suçlu hissetme kendini. Eğitim dahil, onlar için en iyisini yapmaya çalıştın daima. Şimdi sorumluluk onlarındır.
Biraz bencillik yap, ama tefeci olma. Gezintiye çık ve başkalarının hoşuna gidecek şeylerin peşinden koşmaktan vazgeç.
Sağlıklı, büyük fiziki hareketler gerektirmeyen bir yaşamın olsun. Ölçülü bir şekilde jimnastik yap ve iyi beslen.
En iyisini ve en zarifini al. Bu dönemde, ana gaye, paranın sizin tarafınızdan, zevkinize ve arzularınıza göre harcanmasıdır. Unutma ki, ölümden sonra para, sadece kin ve nefrete yol açar.
Küçük şeyler için kendini üzme, hatırlamak isteyeceğin güzel anlar gibi unutulması gereken kötü anlarında olur
Yaşa bağımlı kalma, sevgini hep canlı tut.
Kendine iyi bak, temizliğine dikkat et. Görünüşün Görkemli olsun: sık sık kuaföre git, tırnakların bakımlı olsun, cildiyeciye, diş hekimine git, düzenli bir şekilde parfüm ve krem kullan. Artık genç ve yakışıklı olmasan bile, en azından bakımlı olursun.
Modern olmak önemli değil, iyi bir klasik olmaya çalış. Saçlarını boyatarak ve şatafatlı giyinerek gülünç olma.
Gün, bu gündür. Kitapları ve gazeteleri oku, radyo dinle, TV de ki güzel programları seyret, internete gir, mailler gönder ve al, sosyal ağlara katıl, dostlarına telefon et.
Gençlerin düşüncelerine saygılı ol, onlar senin bildiklerine bilmeselerde, yaşadıklarını yaşamasalarda, senin yaşına geldiklerinde muhtemelen senin konumunda olacaklardır, kendi düşüncelerini de söyle onlara, dinlemesini bilen yararlanır, yanılmış olsalar bile, onlarla tartışma.
Sadece anılarınla yaşama, “bizim zamanımızda” deyimini çok sık kullanma, senin zamanın da bu gündür. Kıymetini bil…
Çocukların ve torunlarınla birlikte yaşamaktan kaçın, sadece onları görmeye git veya davet edildiğinde onlarla beraber ol.
Gerektiğinde bir yardımcı kadın bulundur evinde. Gündelik Yaşamını mümkün olduğunca ve imkanların nisbetinde kolaylaştır.
Seyahat etmek, yürümek, resim yapmak, dostlarınla oyun oynamak veya bir şeylerin koleksiyonunu yapmak gibi hoşuna giden bir“hobin” mutlaka olsun, olanakların dahilinde ki şeyleri yap.
Yeni veya faydalı bir şey öğrenmeye gayret et ve zoruna gitse bile ileri teknolojinin gerisinde kalmamaya çalış.
Sosyal ve kültürel etkinliklere katıl. Müzeleri gez, sinemaya git… Önemli olan, biraz evden uzaklaşmaktır. Eğer arzu ettiğin bir yere davet edilmezsen, sakın gücenme, Unutma ki, gençliğinde, sende birilerini hayal kırıklığına uğratmış olabilirsin, anne ve babanı fazlaca davet etmemiş olabilirsin.
Az konuş, çok dinle, yaşamın ve geçmişin, sadece seni ilgilendirir. Bir şey ile ilgili fikrini soran olursa, kısa konuş ve sadece, iyi ve hoşa giden şeylerden bahsetmeye çalış. Yavaş bir tonla ve kısa konuş, eleştirme. Herşey gelip geçicidir, olduğu gibi kabul et. Bir dönemin doğruları bazen başka bir dönemin yanlışları olarak kabul edilebilir.
Acılar ve üzüntülerle hep karşılaşılır, onlarla ilgili problemleri fazlaca dile getirme. Azaltmaya gayret et. Sonuçta, sadece sizi etkilerler bu yaşta sorunlarınız sadece sizin ve doktorunuzun problemleridir.
Her fırsatta gül, yaşadığın ve sağlıklı olduğun için mutlu ol,unutma sen şanslısın, hayatının geleceğinin belirsiz olması gibi, ölümünde başka bir meçhul evre olacaktır.
Eğer biri size, artık hiçbir işe yaramıyorsunuz derse, duymamazlıktan gel ve bunu dert etme. Sende kendi dünyanda sana göre önemli bir şeyler yapmışındır. Mühim olan bunu senin hissetmendir.
Unutma hayat hikayen iyi veya kötü olsun, bir daha tekrar etmeyecektir.

alıntı

 

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

80 Yaşındaki Kadın Ve Doktor Arasındaki Konuşma Okuyanları Ağlatıyor

Marco Deplano, İtalya’nın Sardunya Adası’nda yaşayan bir ürolog. Genç yaşına rağmen doktorluk mesleğini çok iyi icra eden Marco, kariyeri boyunca moral bozucu olaylarla karşılaşmış. Hastalarının bazıları iyileşirken bazıları hayatını kaybetmiş.

Bir gün muayene için gelen bir kadının hikâyesinden çok etkilenmiş ve kadının hikâyesini Facebook’ta paylaşmış. Gönderi hızla yayılmış.

© Facebook

Bugün başka bölümden bir meslektaşım fikrimi almak için yanına çağırdı. İdrar yolundaki basınçtan dolayı böbrek yetmezliği oluşan kadın amansız hastalığın son evresindeydi. Hasta 70-80 yaşları arasında, kızıl saçlı ve pembe tırnaklıydı.

– Günaydın, hanımefendi.
– Günaydın, doktor bey.

Hemen dosyasına baktım ve tekrardan muayene ettim.

– Hanımefendi, böbrekleriniz iflas etmiş. İdrarınızı doğal yollarla filtreleyemiyor. Bu nedenle size yapay tüpler yerleştireceğiz. Bu iki tüp, iki farklı torbaya bağlı.
– Afedersiniz doktor bey. Yani anüsüme de mi delik açılacak?
(Daha önce kolostomi geçirmiş)
– Evet, hanımefendi.

Derin bir sessizlik oldu. Hiç bitmeyecek sandım. Daha sonra samimi bir gülümsemeyle sessizliği bozdu.
– Adınız neydi?
– Deplano.
– Hayır, adınızı sordum.
– Marco.
– Marco… Ne kadar güzel bir isim. Size bir şey söyleyebilir miyim?
– Tabii ki.
– Ben zaten öldüm. Anlıyor musunuz?
– Hayır, anlamadım.
– 15 yıl önce 33 yaşındaki oğlum kalp krizi sonucunda hayatını kaybedince ben de zaten öldüm.
– Başınız sağolsun.

© Facebook

-Oğlum öldüğünde zaten ben de öldüm. 10 yıl önce bana bu hastalığın teşhisi koyulduğunda bir kez daha öldüm. Artık yaşıyor gibi yapmama gerek yok. Çocuklarım ve torunlarım ayaklarının üstüne basabiliyorlar. Bu keselerle birkaç gün fazla yaşamanın anlamı ne? Sevdiklerimin önünde küçük düşmek istemiyorum. Çok gururlu biriyim. Eğer keselerin yerleştirilmesini istemesem kararıma saygı duyar mısınız? Çok yoruldum. Artık huzurlu bir şekilde son günlerimi yaşamak istiyorum. Son günlerimde acı çekecek miyim?

-Hayır, hanımefendi. Kararınıza saygı duyarım. Ancak keseleri yerleştirmek zorundayız.

-Hayır, dedim Marco. Bu benim hayatım. Kararımı çoktan verdim. Bana yardım etmek istiyorsan lütfen tedaviyi uygulama. Eve gidip torunlarımla beraber dondurma yemek istiyorum.

Söylediği her söz gardı düşen bir boksörün yediği yumruklar kadar acı verdi bana. Bir anlığına sorun olarak gördüğüm şeyler aklımdan uçup gitti. Yıllar boyunca aldığım eğitimi, çalıştığım sınavlar için okuduğum kitapları ve kısacası her şeyi unuttum. Hastanın ölümü kabullenmesi beni derinden yaraladı.

© Facebook

Hemşire ağladığımı görmesin diye dosyaya bir şeyler karalıyor gibi yaptım. O kadar duygulandım ki… Ben normalde böyle biri değilimdir.

-Marco, üzüldün mü halime?

-Evet, hanımefendi. Kusura bakmayın.

-Hayır, sevindim aslında. Beni önemli biri gibi hissettirdiğin için teşekkür ederim. Bana bir iyilik daha yapmanı istiyorum. Eğer çocuklarım gelir de beni tedavi etmedin diye sana kızarlarsa hemen beni ara. Olur mu?

-Tabii, hanımefendi.

-Marco, bir şey daha söylemek istiyorum.

-Buyrun.

-Sen çok özel birisin. Daha başarılı olacağını biliyorum. Oğluma çok benziyorsun. Yanağımdan bir kez öper misin?

-Tabii ki öperim.

-Senin için dua edeceğim. Oğlum için de. Tekrardan görüşmek üzere.

-Görüşmek üzere, hanımefendi.

İşte o anda bana hastam dünyanın en zarif ve en güzel kadını gibi geldi. Kendinden emin, kalbi sevgi dolu bir anne ve anneanneydi.

Bana birkaç kelimeyle hayatımın en büyük dersini verdi. Ölüm, hepimizin son durağı. Durağa yaklaşırken artık hiçbir şeyden endişe etmenize gerek kalmıyor. Ne paranız ne de statünüz bu durakta inmemenize yardımcı olabiliyor. Böylesine bilge bir kadının gözlerinin önünde içten içe ezildim.

Acı çekmek de sevginin bir parçası aslında. Acılar sayesinde birbirine küs olan insanlar bile bir araya gelebiliyorlar. Bazen içten ve sevgi dolu bir kelime dünyanın en etkili ilacından bile daha etkili olabiliyor. Hazır hayattayken keyfini çıkarın.”

© Facebook

Doktor ve hastası arasında geçen ve herkese örnek olacak konuşmayı paylaşmayı ihmal etmeyin.

kaynak: newsner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »