Sonunda delikanlı kitaplarına dönmüş, kendinden asla veremeyeceği şeyler talep etmeyen kitaplarına.’

The spy[1]

‘Bir delikanlı sevdiği kızı dansa davet etmek istemiş ama kız ancak kırmızı bir gül getirirse kabul edeceğini söylemiş.Ne tuhaftır ki delikanlının yaşadığı yerde, güller ya sarı ya beyazmış. İkisi arasındaki konuşmayı bülbül duymuş. Delikanlının üzüldüğünü görünce zavallıya yardım etmeye karar vermiş. Önce güzel bir şarkı söylemeyi düşünmüş ama bunun delikanlıyı daha fazla üzebileceğine karar vermiş; yalnızlığı yetmezmiş gibi şarkı yüzünden kasvete de kapılabilirmiş. O sırada oradan geçen bir kelebek ne olduğunu sormuş  ‘Delikanlı aşk  acısı çekiyor. Kırmızı bir gül bulması lazım.’ ‘Aşk yüzünden açı çekmek ne saçma,’demiş kelebek. Ama bülbül delikanlıya yardım etmeye kararlıymış. Koca bir bahçenin ortasında bir gül ağacı varmış ve beyaz güllerle doluymuş. ‘Bana kırmızı bir gül verin, lütfen’ Ama gül ağacı bunun imkansız olduğunu, eskiden kırmızı olan gülleri beyaza dönüşmüş başka bir gül ağacını aramasını söylemiş. Böylece bülbül söyleneni yapıp aramaya koyulmuş.Uzaklara uçmuş ve aradığı yaşlı gül ağacını bulmuş.’Kırmızı bir çiçek lazım bana,’demiş. ‘Ben artık çok yaşlandım,’diye karşılık vermiş gül ağacı.’Kışlar damarlarımı dondurdu, güneş yapraklarımı soldurdu.’ ‘Bir tanecik gül,’diye yalvarmış bülbül.’Elbet vardır bir yolu!’ ‘Yolu olmasına var ama öyle fena ki söylemeye bile korkarım.’ ‘Benim korkum yok.Kırmızı bir gülü nerden bulabilirim, söyleyin bana.Bir tanecik kırmızı gül.’ ‘Gece buraya dönüp bülbüllerin bildiği en güzel ezgiyi şakımalısın bana, ardından da göğsünü dikenlerimden birine bastırmalısın.Böylece kanın özsuyuma karışacak ve gülü kırmızaya boyayacak.’ Gece olunca bülbül söyleneni yapmış, yaşamını aşk uğruna feda etmeye hazırmış.Ay doğar doğmaz bülbül göğsünü gül ağacının dikenine bastırıp şakımaya başlamış.Birbirlerine aşık olan bir erkekle bir kadının şarkısıyla başlamış.Ardından aşkın her türlü fedakarlığa değdiğini anlatan bir şarkı söylemiş.Ay gökyüzünü boydan boya geçerken, bülbül şakımayı sürdürmekte ve gül ağacının en güzel gülü bülbülün kanıyla kırmızıya dönüşmekteymiş. ‘Daha hızlı şakı.’demiş gül ağacı.’Birazdan güneş doğacak.’ Bülbül göğsünü daha da hızlı bastırınca diken doğruca kalbine batmış. Yine de şakımayı kesmemiş, gül kıpkırmızı oluncaya kadar şakımış. Yorgunluktan bitkin, ölmek üzere olduğunu bilse de gelmiş geçmiş en güzel gülü dalından koparıp delikanlıya götürmüş. Penceresine konup çiçeği bırakmış ve oracıkta ölmüş. Delikanlı tıkırtıyı duymuş ve pencereyi açınca en çok hayalini kurduğu şeyi karşısında görmüş.Güneş doğmaktaymış; gülü alıp koşa koşa sevdiği kızın evinin yolunu tutmuş. ‘İşte benden istediğini getirdim,’ demiş, kan ter içinde ama sevinçliymiş. ‘İstediğim böyle bir gül değildi ki,’ demiş kız. ’Bu gül aşırı büyük, elbisemle de uyuşmayacak. Zaten bu akşamki dansa başka birinin davetini kabul ettim bile.’ Delikanlı hayal kırıklığı içinde kızın yanından ayrılmış, gülü yolun kenarına atmış ve atar atmaz üstünden bir at arabasının tekerlekleri geçmiş .Sonunda delikanlı kitaplarına dönmüş, kendinden asla veremeyeceği şeyler talep etmeyen kitaplarına.’
Coelho Casus Ktabından…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

50’den Sonra Hayat…Yaşam Tarzınızı Değiştirmek İçin 10 Öneri

590193eb67b0a9235c57adba

 

Hepimizin bir dönem motivasyonunu kaybettiği ve hayatı konusunda umutsuzluğa kapıldığı bir dönem olmuştur. Özellikle bizim yaşımızda daha sık rastlanan bir durum bu…
Oysa hayatınızın kontrolünü elinize almak ve doğru bir yaşam tarzı benimsemek hiç de zor değil. Hayattan zevk almanın yolu hayatınızı zenginleştirmek ve kendinize yapıcı hedefler belirlemekten geçiyor. İşte hayattan zevk almanızı sağlayacak tavsiyeler:

1. Yaptığınız şeyleri sevin veya sevdiğiniz şeyleri yapın
Eski bir söz olmasına rağmen hayattan zevk almanın temel yolu sevdiğiniz şeyi yapmaktan geçiyor. Sevdiğiniz bir işi yaparak kendinizi çok daha mutlu ve motivasyonu yüksek bir birey haline getirebilirsiniz. İşinizle fark yaratmak ve başarılı olmak ancak sevdiğiniz işi yapmakla mümkün.

2. Hayal kurmayı ihmal etmeyin
Hayal kurmak ruhunuzu beslenmenin ve tazelemenin yollarından biri. Hayal kurarak onları gerçekleştirmeye çalışmak sizi dinç tutar ve yaşama bağlar.
3. Sağlıklı beslenin
Sağlıklı beslenmek sağlıklı zihin yapısı ve sağlıklı bir bedene sahip olmanızı sağlar. Sağlıklı beslenmeye başlayarak kendinizi çok daha enerjik hissedebilirsiniz.

4. Kendinizi aşmaya çalışın
Kendinize her zaman daha uzak hedefler koymaya çalışın. Kendini geliştirmenin ve ilerlemenin yolu her zaman gözünü daha yukarılara dikmektir.
5. Evcil hayvan besleyin
Evcil hayvan beslemek uzmanlara göre insanı rahatlatıyor ve kötü enerjileri yok ediyor. Sokak hayvanlarını sahiplenmek ise yapılabilecek en doğru hareketlerden biri. Evcil hayvanlar stresi azaltmasının yanında sorumluluk sahibi olmayı da sağlıyor.

6. Hiçbir işi yarım bırakmayın
Başladığınız her işi bitirmeye çalışın. Vazgeçmemek ve her ne koşulda olursa olsun devam etmek sizi daha güçlü bir insan yapar.
7. Seyahat edin
Seyahat etmek sizi geliştirir ve yeni deneyimler edinmenize katkıda bulunur. Yılda bir veya iki defa hiç görmediğiniz yerleri görmeye çalışın ve anılarınızı ölümsüzleştirin.

8. Bir hobi edinin
Şarap yapmayı öğrenmek veya dalmak gibi farklı hobiler edinerek sınırlarınızın dışına çıkmaya çalışın. Böylece hayata daha farklı bir bakış açısı ile bakma fırsatı yakalayabilirsiniz.
9. Zararlı alışkanlıklar konusunda detoks yapın
Zararlı alışkanlıklarınız konusunda kendinize detoks uygulayın. Sigara veya alkol kullanmayarak bir dönem yaşamaya çalışın ve kendinizi nasıl hissettiğinize bakın. Kendinizi daha hafiflemiş, temizlenmiş ve canlı hissettiğiniz zaman kötü alışkanlıklarınızı daha kolay bırakabilirsiniz.

10. Sporu hayatınıza adapte edin
Sporun dönüştürücü gücünden yararlanın. Daha önce denemediğiniz bir spora yönelin. Bisiklete binmek veya yoga yapmak arasında seçim sizin.

Kaynak:Hürriyet Gazetesi

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bekâr Bir İnsansanız Okudukça ‘Yuh Artık Beni Anlatmış!’ Diyeceğiniz 14 Psikolojik Gerçek

s-4f0dc3797c0883db228d83ba6eecc215fd38bdeb[1]

 

Günümüzde insanların yalnız insanlara içten içe acıdığını görürüz hep. Oysaki sanılanın aksine yalnızlık çoğu zaman bir tercihtir.
İşte karşınızda yalnız insanların neden bu durumu tercih ettiklerini açıklayabileceğini düşündüğümüz 12 gerçek:

1. Yalnız olmayı tercih eden insanlar hayatlarını en iyi ve anlamlı şekilde yaşadıklarına inanırlar.

Bu nedenle birilerine ihtiyaç duymazlar.
2. İnsanların evliyken daha mutlu, daha sağlıklı ve daha sosyal olduğu iddiası fazlasıyla abartılı ve asılsızdır.

British Sociological Association tarafından yapılan bir araştırmada 22.000 evli ve bekâr kadının mutluluk oranları ölçüldü. Amerika, Bulgaristan, Brezilya ve Meksika gibi geleneksel evlilik anlayışının yaygın olduğu ülkelerde yapılan bu araştırmada evli kadınların daha mutsuz olduğu sonucuna ulaşıldı. Bu durum da evli insanlar daha mutludur! gibi ifadelerin abartılı olduğunu kanıtlamış oldu.
3.  yalnız insanların depresif ve özgüvensiz olduğu iddiası da…

4. Evli insanlar kendi dünyalarında yaşarken, yalnız insanlar daha dışa dönük ve insanlarla iletişim halinde olmaya eğilimlidirler.

5. Yalnız insanlar, evlilik meraklısı insanların kendilerine yapmış oldukları baskıyı umursamazlar.

Çünkü onlar hayatta evlilikten çok daha önemli şeylerin olduğunun farkındadırlar.
6. Bilim insanları çoğunlukla evlilik ve evli insanlar üzerine araştırma yapmaktadırlar.

Yalnız insanları ise sadece örnekleme grubu olarak kullanmaktadırlar.
7. Yalnız insanlar, yalnızlığın ve özgür olmanın tadını çıkarırlar.

8. Yalnız insanlar ilişkide olmanın ve aşkın önemini daha çok benimserler.

Uzun süre boyunca yalnız kalan insanlar birilerine değer verdiklerinde onları mutlu etmeyi iyi bilirler.

9. Yalnız insanların kendi kendilerine yetebilme özellikleri gelişmiştir.

Hatta bazen yalnızlığa alışmaya çalışan yeni boşanmış veya dul kalan insanların hayattaki deneyimleri çok fazla olsa bile, bu konuda bekâr insanlardan öğrenebilecekleri çok şey vardır.
10. Yalnız insanlar yardımlaşmaya daha yatkındırlar.

Özellikle çocuklara ve yaşlılara…
11. Özgürlüklerine düşkün olan yalnız insanları tutkuları peşinden giderken kimse alıkoyamaz.

12. Yalnız yaşamayı tercih eden insanlar kişisel gelişimlerine daha çok önem verirler.

Kaynak: listeliste

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Auralarımızla, Birbirimizi, Çevremizi, Yediklerimizi-İçtiklerimizi, Eşyalarımızı, Başımıza Gelen Olayları Etkiler, Yön Verir Ve Onları Yeniden Yapılandırırız.

18813497_10155355733680818_4798503963052398704_n[2]

 

Auralarımızla, Birbirimizi, Çevremizi, Yediklerimizi-İçtiklerimizi, Eşyalarımızı, Başımıza Gelen Olayları Etkiler, Yön Verir Ve Onları Yeniden Yapılandırırız.
Herşey ve herkes birbirine görünmez iplerle bağlıdır. Kendini, ruhunu,bilincini,bedenini sağaltan çevresini de iyileştirir.🍀
BİLGİ :
İnsanların vucudunu çevreleyen elektromanyetik alana AURA denir. Aura enerji alanı temel olarak beden, zihin ve ruh arasında bağlantıyı sağlar.
Auralar diğer alanlarla etkileşim halindedir.
Her temas bir enerji değişimidir.
Evrensel enerjiyi vucüdumuza alarak yaşamımızı idame ettirmemizi sağlayan çakralar aurada bulunur.
Aura vücudun çevresini sarmış bir kalkan vazifesi yapar.
Eğer sağlam ve güçlü bir auramız varsa bize dışarıdan bir hastalığın yada negatif etkinin gelmesi düşünülemez. Ancak auramız zayıflamış veya yırtılmış ise negatif enerjilere ve hastalıklara açık halle geliriz.
Biz diğerlerinin auralarını farkederiz, hissederiz.
Onları görmeyi öğrenebiliriz.
Atomik yapısı olan her şeyin aurası vardır
Elektronlar ve protonlar elektromanyetik alan yayarlar.
Yaşayan nesneler auralarını çok çabuk değiştirebilirler
Taş gibi nesnelerin aurası daha durağandır.
İnce ve hafif titreşimlerden oluşmuştur.
Aura insan enerji bedeni olarak da bilinir.
Gün boyunca her an değişebilir.
Ne yaptığınıza bağlıdır.
Değişik renklerdedir.Renklerin farklı anlamları vardır.Yorumlamak zordur
Aura iyileştiricileri önsezilerini kullanırlar. Çocuklar 16 yaşına kadar anneleri ile auralarını paylaşırlar
Güçlü bir auraya sahip olan kişiye dışarıdan negatif enerjiler etki edemez, hastalıklara daha dayanıklıdır, ikna gücü daha gelişmiştir, çevresine huzur ve canlılık duyguları verir.
AURA’ NIN KATMANLARI
Aura 4 katmandan oluşmaktadır.Bu katmanların herbirinin kendine özgü işlevleri vardır.
1.ETERİK BEDEN: Şekil olarak fiziksel bedene benzer.Çakralar bu alanda bulunur ve auranın üst katmanlarından gelen enerjileri bedene alma işlevi yaparlar.Temel işlevi fiziksel bedenin sağlıklı kalmasını sağlamaktır.
2.DUYGUSAL BEDEN: Eterik bedenin üstünde bulunan ve sıvımsı yapıya sahip olan bir katmandır. Gökkuşağının tüm renklerini barındıran duygusal bedenin o anki rengi kişinin duygusal durumuna göre değişir. Zihinsel bedenden gelen üst düzey enerjiler duygusal bedene ulaşır ve burada bir değişimden geçerek Eterik bedene iletilir.
3.ZİHİNSEL BEDEN: Duygu bedeninin bitiminde başlar ve ruhsal bedene kadar uzanır. Genelde rengi sarıdır. Fikirlerimizin yapısını barındırır ve düşünce formları bu bedende görülebilir. Hastalıklarımızın büyük bir çoğunluğu zihinsel bedenimizden kaynaklanmaktadır. Tüm hastalıkların zihinsel nedenlerinin olduğu artık bir çok araştırmacı tarafından ortaya konmuştur.
4.RUHSAL BEDEN: Ruhsal beden kişinin bütün ile bağlantısını simgeler. Bütünle bağlantısı güçlü olan bir insanın ruhsal bedeni sağlıklı olacak ve evrensel enerjiyi en iyi şekilde alarak diğer katmanlara ulaştıracaktır. Bu evrensel enerji zihinsel katmanda bir değişimden geçerek, duygusal katmanda daha farklı bir yapıya bürünecek ve en son eterik bedenden chakralar vasıtasıyla fiziksel bedene geçerek kişinin yaşam enerjisi haline gelecektir. Ancak bunun için öncelikle ruhsal bedenin sağlıklı olması gerekmektedir.
ZAYIF AURA NASILDIR ?
*Açıklanamayan sürekli yorgunluk hali
*Tehdit edici korkutucu kabuslar
*İyi görünmediğiniz küçük hastalıklar
*Açıklanamayan stress
*Açıklanamayan kötü gidiş ve kötü şans
*Bilinmeyen nedenlerle depresyon
*Sürekli sinirli olma hali
*Düşük kalite enerji birikimi
*Hortumla çekiliyormuş hissi
*Tuhaf yada çıldırmış gibi hissetme
*Enerji vampirleri
*Tartışmalar, çatışmalar
Auralar tükenebilir, zayıflar, kirlenir, bulanıklaşırlar.

AURAYI NELER ZAYIFLATIR ?
1. Temelinde korku olan sevgiden uzak her türlü düşünce
2. Ağır yiyecekler, zayıf diyet
3. Egzersiz yapmama
4. Kirli hava
5. Az dinlenme ya da uyku
6. Stres, duygusal travmalar
7. Alkol, sigara, uyuşturucu ilaçlar
9. Zihinsel karmaşa
10. Kötü alışkanlıklar,
11. Yakışıksız fiziksel aktiviteler
12. Elektromagnetik kirlilik
13. Jeopatik bozukluklar
14. Seremoniyle yapılan negatif enerjiler
Jeopatik stres hastalıklara neden olur.
Dünyanın elektromagnetik dalgaları auramızı etkiler.
AURAYI NELER GÜÇLENDİRİR?
*Herşeyi koşulsuz sevmek
*Günışığı, ayışığı
*Spor, yağmur altında yürüyüş
*Temiz hava
*Doğru nefes alma
*Daha sık az hafif yemek yemek
*Kepek, hububat, meyva ve sebze elyafı gibi yemekler
*Bol temiz su
*Meditasyon
*Hayalinde canlandırma eksersizleri
*Her şeyde denge, İyi uyku
*Stresten sakınma, kargaşa, endişe, korku, şüphe den kaçınmak
*Fiziksel sömürüde bulunanlardan sakınmak
*Hoşa giden sakinleştirici Müzik
*Güzel koku, tütsü
*Sıcak bir duş
*Bitkisel çaylar
*Kuartz kristaller
*Kozmik enerji, Reiki …
*Büyük bir ağaca sarılmak (Söğüt başağrısına iyi gelir,Çam ağacı suçluluk hissine iyi gelir)
*Evcil hayvanların pozitif etkileri tansiyonda denge sağlar.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeniay Ve Takip Eden Bir Hafta Boyunca Yapabileceğiniz Çok Etkilği Bir Rütiel…

15623740_409603979431049_1609618670114308096_n[1]

 

Yeniay dileğim :))
Yeniayın destekleyici gücünün mükemmel etkisinin hayatıma yansımasını istiyorum!
Yüce Allah’ım, lütfen egomu benden uzak tut, lütfen düşüncelerimi güzelleştir, ışığınla hayatımı aydınlat!
Ve deriiiiiin bir nefes alıp başlıyoruz 🙂 Yeniayın büyüyen enerjisiyle birlikte hayatımda olan ………(boşluğu kendinize göre doldurun, hayatınızda olan ve daha da çok olmasını istediklerinizi yazın; duygu, düşünce, maddi manevi ne varsa) artmasına ve hayatıma …………(şu an için çok istediğiniz ama hayatınızda olmayan; duygu, düşünce, maddi manevi her ne varsa olması için yazın) girmesine niyet ediyorum!
Şu anda aklıma gelmeyen ama yaşadığım zaman beni mutlu, huzurlu, keyifli, sağlıklı, başarılı kılacak tüm güzelliklerin de hayatıma kolayca ve sevgiyle girmesine niyet ediyorum!
Artık biliyorum ki; ben son derece sağlıklıyım! Hayatımı mutlulukla, huzurla dolu geçiriyorum!Sevdigim insanla, ailemle, sevdiklerimle, arkadaşlarımla bu hayatın keyfini çıkarıyorum! Onların mutluluklarıyla hayatım daha da şenleniyor!
Sevgili Allah’ın sevdiği ve sevdirdiği kullarındanım!
Mükemmel başarılarla dolu bir işim, bol bereketim, yaşam amacıma uygun bir hayatim var!
İlahi olanın rehberliğini ve desteğini sevgiyle hissediyorum, akıştayım!
Evrenin sonsuz sınırsız, maddi manevi her türlü bereketi benim için hazır!
Evren hayatımdaki her şeyi istediğim güzelliklere dönüştürüyor! beni hayırlı bir değişim için destekliyor!
İstediğim her şey hayatımda!
Daha fazlası ve niceleri için şükürler olsun! öyle de oldu! Işık sarsın sizi🙏
Sevgiyle…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birinin bize aynalık yapması ne demektir?

hwaml.com_1291487107_536[1]

 

 

Ayna Çalışması
Bir kişiye kızdığımız ya da bir olaya üzüldüğümüz zaman, burada kendi içimize dönüp aramamız gereken üç şey vardır.
1. Bu olay, negatif bir bilinçaltı kaydımı değiştirmem gerektiğini mi haber veriyor?
2. Bu olay ya da kişi, hangi korkumun düğmesine basıyor?
3. Bu kişi bana aynalık mı yapıyor?
Birinin bize aynalık yapması ne demektir?
Birinin bize aynalık yapması demek, bize kabul etmediğimiz ve kimse fark etmesin diye büyük bir gayretle kendimizden bile sakladığımız yönlerimizi göstermesi demektir
Birine bir sıfat söylüyorsanız, örneğin kıskanç diyorsanız, siz nerede, ne zaman ve nasıl kıskançlık yaptığınızı bulup bu huyunuzla yüzleşmeniz gerekebilir.
Elinize bir kağıt kalem alın. Bütün yakınlarınızın ve birlikte çok vakit geçirdiğiniz kişilerin ismini alt alta yazın. Anne, baba, eş, çocuk, kardeş, çok sık görüştüğünüz yakın dostlar. Şimdi de her bir ismin yanın onların beğenmediğiniz yönlerini yazın. Sonra da bunları bir bir nerede, ne zaman ve nasıl yaptığınızı bulun. Kimin hakkında ne dediyseniz, kendinizde bulabilirsiniz.
“Niye etrafımda bu tip insan dolu?” diye soruyorsanız. Biliniz ki o tip insan sizsiniz ama bunu kabul etmiyor, içinizde bir yerlerde böyle olduğunuz için kızıyor ve değilmiş gibi davranıyorsunuz. Sizinle aynı enerjide olan insanları etrafınıza çekersiniz. Siz onlara, onlar size aynalık yaparsınız. Siz enerjinizi çözdüğünüz zaman, ya hayatınızdan çıkacaklar ya da size karşı davranışları değişecektir. Onlar değişmeyecekler, diğer kişilere yine eskisi gibi davranacaklar, ama size karşı davranışları değişecektir. Siz enerjilerinizi değiştirdiğiniz zaman karşınızdaki kişilerin size karşı olan davranışlarını da değiştirmiş olursunuz. Sizden giden mesaj değiştiğinde, karşıdan yansıyıp size dönen mesaj da değişmiştir
Yalancı, bencil, nabza göre şerbet veren, iki yüzlü, saldırgan, öfkeli, hazır cevap gibi sıfatları karşımızdaki insanlar için kullanırız…. Bunların hepsini nerelerde, nasıl yaptığımızı bulmamız gerekiyor. Gerçekten bizim olmadığımız bir şey yok, biz her şey olduk. Şimdi bize bunları gösteren kişinin varlığına da şükretmeliyiz.
Daha detaylı anlatmak gerekirse diyelim ki çevrenizde yalancı insanlar varsa ve sizi bu huyları ile rahatsız ediyorlarsa, ya “Yalancı benim” demeyi öğreneceksiniz ya da onlara kızıp köpürerek çevrenizde kendinize çektiğiniz yalancı insanların sayısını artıracaksınız. Siz yalancı olduğunuzu kabul ederseniz, ya yalan söylemekten vazgeçeceksiniz (beyaz yalan bile olsa) ki size de yalan söylenilmesin, ya da yalan söyleyen insanlara kızmaktan vazgeçeceksiniz. Çünkü onlar da aynı sizin gibi bir takım korkuları yüzünden yalan söylüyorlar.
Eğer peşin peşin her şey olduğunuzu kabul ederseniz bütün dünyaya bakışınız değişecektir. aLINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

NEGATİF ENERJİDEN KORUNMA RİTÜELİ

pozitif-enerjiler[1]

 
Her gün evden çıkmadan önce ( her nereye gidiyorsanız fark etmez ) kendinize şunu söyleyin; ‘’ Kendimi ve enerjimi korumaya alıyorum. Benim izinim olmadan hiç kime, hiçbir olay enerjimi düşüremez ve etkileyemez. Gün boyu en yüksek enerjide kalmayı seçiyorum. ‘’
Bu cümleyi sesli olarak iki kez söylediğiniz zaman vücudunuzdaki enerji değişimini hissedeceksiniz.
Diyelim ki buna rağmen bir olay-kişi sizi çok etkiledi. Bunun farkına vardığımız an hemen şu cümleyi söyleyin ( yalnız değilseniz sesli olarak söylemeyin. İçinizden geçirseniz de yeterli olur. Malum bazı kesim bize deli gözüyle bakıyor:) ) : ‘’ Bu durumda enerjimin düştüğünün farkındayım. Bir başkasının enerjisi beni etkileyemez. Ne olursa olsun pozitif enerjide kalmayı seçiyorum. ‘’
Akşam eve girdiğiniz zaman : ‘’ Gün içinde farkında olduğum ve olamadığım tüm olumsuz enerjiler geride kaldı. Beni ve bulunduğum alanı (evimi) hiçbir şekilde etkileyemez. Kendi pozitif enerjimle, diğer(negatif) enerjiler arasındaki bağları yok ediyorum. ‘’
Bu çalışmayı içselleştirip günlük hayatınıza monte ettiğiniz zaman inanılmaz faydasını göreceksiniz. Unutmayın ki kelimelerin büyülü bir etkisi vardır.
Can Perimcek

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karpuz Çekirdeklerini Ayıklayıp Kaynatın – Faydalarını Duyunca Şaşıracaksınız

watermelon[1]

Yaz aylarının şüphesiz ki vazgeçilmezidir karpuz.
Aslında sadece tadı değildir karpuzu harika yapan. Karpuz aynı zamanda içerisinde vitamin ve mineralleri barındırır.
Karpuzda yer alan ve ona kırmızı rengini veren likopen isimli madde aynı zamanda güçlü bir antioksidandır.
Ancak karpuzun mucizeleri bununla da sınırlı değil.
Az sonra okuyacaklarınızdan sonra karpuz çekirdeklerini bir daha çöpe atmayacaksınız.
Bazı marketlerde çekirdeği çıkarılmış dilim halinde karpuzlar satılır.
Herkes çekirdek ayıklamayı sinir bozucu bulurken aslında sağlığımıza faydalı.
Düşük kalorili olan karpuz çekirdekleri aynı zamanda bizlere bolca enerji veriyor. Karpuz çekirdekleri lif ve protein içermesinin haricinde eğer doğru kullanabilirseniz müthiş bir atıştırmalık haline getirilebiliyor.
Enerji verici karpuz çekirdeklerini salatada, müslide ve smoothielerde kullanabilirsiniz. Öte yandan yine çekirdekleri kızartarak çerez gibi tüketebilirsiniz.
Sizlere tavsiyemiz ile karpuz çekirdeği ve taze meyvelerle hazırlayabileceğiniz harika bir çay.
İşte hazırlanışı:
1- 2 litre suyu kaynatın.
2- 20-30 karpuz çekirdeğini çektirin ve 15 dakika kaynatın.
3- Altını kısın ve soğuması için bekleyin.
4- 150 gram karpuzu ve soğuttuğunuz çayı blender yardımıyla karıştırın.
5- Elde ettiğiniz karışımı sürahiye koyup buzdolabında bekletin.
Nasıl içiliyor:
1- Müthiş çayı iki gün boyunca için. Üçüncü günde ise içmeyin.
2- Sabah aç karnına için. Kahvaltıdan yarım saat sonra da içilebilir.
3- Çayı haftada iki gün ard arda, üçüncü gün hiç içmeyecek şekilde tüketin.

Sağlığınıza nasıl fayda ediyor?
1- Karpuz çekirdeğinde yer alan minerallerden biri de magnezyumdur. Her 4 gram karpuz çekirdeğinde 21 miligram magnezyum vardır. Magnezyumun enzimler, hücreler, kaslar, sinirler ve tansiyon için inanılmaz etkileri var. Ayrıca içinde yer alan protein ve kalsiyum metabolizmanızı düzenliyor.
2- Step to Health’te belirtilenlere göre karpuz çekirdekleri vücuttan zehir atmak için kullanılıyormuş. Böbrek taşları ve tansiyonu düzenlemekte de etkiliymişler.
3- Karpuz çekirdeği yer alan bir çayı tüketmek sindirim sisteminize de yararlı. Çekirdeğin içinde yer alan folik asit, sindirim için gerekli olan mide asidinin salgısını tetikliyor.
4- Gebe kalmak için folik asit son derece yararlı.

Kaynak: newsner

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir İşten Sonuç Alana Dek Neden O İşi Çevremizden Gizlemeliyiz?

Birçoğumuzun sıkça yaptığı bir eylemdir bir işten sonuç alana kadar onu başkalarından gizleme olayı. Bilimsel bir nedeni bile varmış hatta bu mevzunun. Sözlük yazarı ”larker” anlatmış.

LiGv5h3GlBjLo2In-636298362502420443

2009 yılında dünyaca ünlü psychological science dergisinde bu tavsiyeyi destekleyecek nitelikte bir makale yayınlanmış:
“when intentions go public does social reality widen the intention-behavior gap?”

makaleyi daha detaylı incelemeye başlamadan önce izninizle başka bir şeyden bahsedeceğim.
bir kere şunu söylemek istiyorum. fiziksel olarak evrende gerçek manada bir boşluk yoktur. uzayın en karanlık görünen ve içinde hiçbir şey barındırmadığı düşünülen yerlerinde dahi çok ufak da olsa parçacıklar bulunmaktadır. aynı zamanda her madde (ne kadar yoğun ya da seyrek olursa olsun) içinde bulunduğu şeyi dolduracak şekilde hareket etme eğilimindedir. söz gelimi -yaygın bir şekilde bilindiği üzere- herhangi büyüklükteki bir kap içerisinde bulunan gaz molekülleri kabı tamamen dolduracak şekilde yayılırlar.

7skc1DXw8EyNjOYc-636298363910812109

buradan insan zihnine bir analoji kurulabilir kanısındayım. ne kadar çok ya da az şeyle ilgilenirsek ilgilenelim (beynimiz ne kadar dolu ya da boş olursa olsun), ilgilendiğimiz şeyler zihnimizin hepsini kapsayacak şekilde yayılmaya başlar. buradan hareketle hayatta tek bir şeye odaklanmanın çoğu zaman doğru bir karar olmadığı söylenebilir. tek bir şeyle uğraşırsanız bu şey sizin hayatınızın %100’ünü kapsar, başarısızlık anında amaçlarınızın %100’ünden geri kalırsınız.
bu nedenle de “riski dağıtmak” genellikle daha makul bir seçenektir. bir yerine on farklı şey ile uğraştığınız takdirde (eşit ağırlıklarda olduğunu düşünelim), bu durum olası bir başarısızlıkta geriye hala en azından %90’ın kaldığı anlamına gelecektir:
– tek bir şeye odaklanmak, beyninizin yalnız o tek şeye odaklanacak ve diğer şeyler için ayrıl(ması gerekli ol)an boşlukları dolduracak şekilde çalışmasına, bu nedenle de hayatınızdaki diğer şeyleri göz ardı etmenize neden olabilir: (bkz: fırsat maliyeti)

1c9E2P3at63KSVAU-636298365210288983.gif

– aynı zamanda geri dönüşü olmayan bir noktaya geldiğiniz hissine kapılabilirsiniz. bu da aslında artık o işle ilgilenmeyi bırakmanız gerektiği halde, bu durumdan kurtulamamanıza ve zorunlu olarak devam etmenize neden olabilir: (bkz: batık maliyet) & (bkz: point of no return)
öte yandan asıl mevzuya gelirsek, herhangi bir hedefinizi sürekli dile getirmek, beklendiğinin aksine çok başarılı sonuçlar vermeyebilir:
– hem kendinizde hem de başkalarında gereğinden fazla beklenti yaratabilirsiniz. bu da üzerinizde gereksiz bir baskıya sebep olacaktır. üstüne bir de başarısız olursanız şayet, kendinizi ve sevenlerinizi üzecek, sizi sevmeyen insanları ise sevindireceksiniz.
– başarılı olmanızı istemeyen insanlar önünüze set çekmek isteyebilirler.

6vwUfZ4Rpah6lVXp-636298365950503255

– beyniniz, sanki o iş gerçekleşmiş gibi tatmin olarak (false alarm) dopamin salgılayabilir. bu da ilgilenmeniz gereken işe yeterince odaklanamamanıza neden olabilir. burada verdiğim linkten kısa bir alıntı yapacağım:
“bir hedeften bahsetmek ve övgü beklemek geri tepebilir. hedefleri olan bir insan olmak ve övgü almak sizi iyi hissettirecektir. psikologlar bu duruma social reality (sosyal gerçeklik) adını vermiştir. öte yandan, bu durumda beyniniz sanki hedeflerinize ulaşmışsınız gibi yatışır, gereksiz bir rahatlama hissedersiniz ve rehavete kapılırsınız. sonuç olarak da başarmanız için atılması gerekli adımları sağlayacak kimyasal motivasyondan mahrum kalırsınız.”

artık makaleye geri dönmek istiyorum. muhtelif sayıdaki denekler ve dört farklı çalışma sonrasında aşağıdaki verilere ulaşılmış:
“gerçekleştirilmesi arzu edilen bir hedeften başkaları haberdar olduğunda, kişinin söz konusu hedefle ilgili performansı sekteye uğrar.”
(çenenizi kapalı tutun.)
“hem hemen gerçekleşecek hem de bir hafta sonra hayata geçirilecek performanslarda da benzer etki görülür.”
(hedefin beklenen gerçekleşme tarihinin pek bir önemi bulunmamakta.)

“diğerlerinin söz konusu hedefi bilmesi, hedefe ulaşmışçasına gereksiz ve zamansız bir şekilde tatmin duygusu yaratabilir.”
(övülmek ve takdir toplamak için işin bitmesini bekleyin.)

kolaylıkla anlaşılabileceği gibi bir işten sonuç alana değin o işi gizlemek gayet makul bir tercihtir. çenenizi kapayın, işinize odaklanın ve övgüyü başarı sonrasına saklayın

Kaynak: EKŞİ SÖZLÜK

0RvhDNOzyX6BVz5E-636298370659466158.gif

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ZİHİNSEL İYİLEŞME TEKNİKLERİ MUTLAKA OKUYUN

zihin-okuma-1317402306

 

İyileştiren şey nedir? İyileştirici güç nerededir ve nasıl kullanılabilir? Bunlar hepimizin merak ettiği, hayati derecede önem taşıyan sorular. Hepsinin cevabı aynı: İyileştirici güç her kişinin bilinçaltı ve hastanın zihinsel tutumunu değiştirmesi; iyileştirici gücü ortaya çıkarır. Bilinmesi gereken en harika şey şudur: Bir son hayal edin ve gerçekleştiğini hayal edin. Sınırsız hayat prensibi bilinçli seçiminize ve bilinç isteğinize karşılık verecektir. Aldığınıza inanırsanız, alırsınız, ifadesinin anlamı budur.

HATIRLAMAYA DEĞER FİKİRLER

Sizi neyin iyileştirdiğini bulun. Bilinçaltınıza verilen doğru talimatların zihninizi ve bedeninizi iyileştireceğini fark edin.
Talep ve arzularınızı bilinçaltınıza iletmek için kesin bir plan geliştirin.
Hastalığa ya da sizi incitecek size zarar verecek herhangi bir şeye inanmak aptalcadır. Mükemmel sağlığa, zenginliğe, huzura, refaha ve ilahi yol göstericiliğe inanın.
Alışkanlıkla üzerinde durduğunuz büyük ve asil düşünceler, büyük eylemlere dönüşür.
Hasta olabilecek sevdiklerinize yürekten şifa dileyin. Zihninizi sükunete kavuşturun. Tek evrensel önel zihin aracılığıyla faaliyet gösteren sağlık, canlılık ve kusursuzlukla ilgili düşünceleriniz hissedilecek ve sevdiğiniz kişinin zihninde kendini gösterecektir.
Uyku halinde, bilinç ve bilinçaltınız arasındaki çatışmalardan kaçının. Yine uyumadan önce, arzunuzun gerçekleştiğini tekrar tekrar hayal edin. Huzur içinde uyuyup keyifli uyanın.

ZİHİNSEL TEDAVİDE PRATİK TEKNİKLER; Dileğinizin gerçekleşmesini istiyorsanız, işe uygun teknik ve yöntemlerle başlamalısınız. Bu da bilimsel yolla mümkündür. Hiçbir şey tesadüf olamaz. Bu, düzen ve yasaların dünyasıdır. Dilekleriniz havada balon gibi asılı kalmamalıdır. Bunlar bir yere gitmeli ve hayatınızda birşeyler başarmanızı sağlamalıdır.Şimdi bu bölümde birkaç teknik vereceğiz:

BİLİNÇALTINIZ İSTEKLERİNİZİ BİÇİMLENDİRİR; Kendiniz ve aileniz için bir ev yapıyor olsaydınız, bu evin projesiyle yoğun bir biçimde ilgilenirdiniz. İnşaatçıların bu projeye en ince ayrıntısına kadar sadık kaldığından emin olmak isterdiniz. Gözünüz kullandıkları malzemelerin üzerinde olurdu. Aynı özeni zihinsel evinize ve mutluluk ve bereket için zihinsel projenize de göstermeniz mantıklı olmaz mı? Bütün deneyeyimleriniz ve hayatınıza gire her şey, zihinsel evinizi inşa ederken kullandığınız zihinsel yapı taşlarının doğasına bağlıdır. Eğer projeniz korku, üzüntü, endişe ve yoksunluğa dair zihinsel kalıplarla doluysa ve eğer umutsuz, kuşkucu ve sinik iseniz, zihninizde kurduğunuz zihinsel malzemelerin niteliği daha fazla sıkıntı, dert, gerilim, endişe ve her türden kısıtlamaya yol açar.

Hayatın en önemli ve en çok kişiyi etkileyen faaliyetlerinden biri, uyanık geçirdiğiniz her saat zihninizde bir şeyler yapılandırmanızdır. Bu sessiz ve görünmez olsa da gerçektir. Sürekli zihinsel evinizi inşa edersiniz; düşünceleriniz ve zihinsel betimlemeniz, projenizi temsil eder. Saat saat, dakika dakika, geliştirdiğiniz düşünceleriniz, benimsediğiniz fikirler, kabul ettiğiniz inançlarınız, zihninizin gizli stüdyosunda prova ettiğiniz sahneler ile pırıl pırıl bir sağlık, başarı ve mutluluk inşa edebilirsiniz. Yapımıyla sürekli ilgilendiğiniz bu görkemli köşk sizin kişiliğiniz, bu gezegendeki kimliğiniz ve dünyadaki yaşam öykünüzdür. Şimdi yeni bir proje oluşturun; bu anın huzurunu, uyumunu, keyfini ve iyi niyetini fark ederek sükunetle inşaatınızı yapın. Bunların üzerinde durduğunuzda ve talepte bulunduğunuzda, bilinçaltınız kabul edecek ve bunları sonuçlandıracaktır.

ARZULARIN BİLİMİ VE SANATI; Bilim terimi, koordinr edilmiş, düzenlenmiş ve sistemli hale getirilmiş bilgi yapısı anlamına gelir. Gerçek duanın bilimi ve sanatı üzerinde duralım. Bu bilgi yapısı, hayatın temel prensipleriyle ilgilidir. Hayatınızda ve bunları inançla uygulayan herkesin hayatında görülebilecek teknik ve süreçleri tanımlar. Sanat tekniğiniz ya da sürecinizdir; bunun arkasındaki bilim ise yaratıcı zihnin zihinsel resminize ya da düşüncenize verdiği kesin tepkidir.

Çaldığınız kapı sizin için açılacak; aradığınız şeyi bulacaksınız. Bu öğreti, zihinsel ve manevi yasaların kesinliğini doğrulamaktadır. Her zaman, bilinçaltınızın sınırsız zekasının bilinçli düşüncenize verdiği doğrudan bir tepki vardır. Ekmek isterseniz, taş almazsınız. Elde etmek için, inanarak isteminiz gerekir. Önce zihinde bir imge olmadığı sürece hareket edemez, çünkü ona doğru ilerleyebileceği birşey yoktur. Zihinsel eyleminiz olan duanız, bilinçaltınızın gücü üzerinde oynamadan ve bunu üretken hale getirmeden önce, zihinse bir imge olarak kabul edilmelidir. Zihinde bir kabul noktasına gelmeniz, mutlak ve tartışılmaz bir anlaşma durumuna varmanız şarttır. Bu tasarıya, arzunuzu gerçekleştirdiğinizi öngörmenin keyfi ve huzuru eşlik etmelidir. Gerçek duanın bilim ve sanatının temelinde, bilincinizin, sınırsız bir bilgelik ve güce sahip olan bilinçaltınızdan kesin bir karşılık alacağına dair bilgi ve güveniniz vardır. Bu prosedürü takip ederek dileklerinizin gerçekleştiğini görebilirsiniz;

Hayal kırıklığı, tatmin olmayan arzularınıza bağlıdır. Eğer engeller, ertelemeler ve zorluklar üzerinde durursanız, bilinçaltınız da buna bağlı olarak karşılık verecek ve kendi iyiliğinize engel olacaktır. Zihninizin gizli stüdyosunda geliştirdiğiniz düşüncelerle pırıl pırıl bir sağlık, başarı ve mutluluk inşa edebilirsiniz. Zihinsel bilimin yardımıyla kolay yoldan başarıyı arzulayın.

GÖRSELLEŞTİRME TEKNİĞİ; Bir fikri formüle etmenin en kolay ve kesin yolu, bunu gözünüzde canlandırmak, zihin gözünüzle sanki gerçekten varmış gibi canlı görebilmektir. Çıplak gözle sadece dış dünyada zaten var olanı görebilirsiniz. Zihninizdeki herhangi bir resim ise umduklarınızın ve görmediklerinizin ifadesidir. Hayalinizde oluşturduğunuz şey, vücudunuzdaki herhangi bir bölümü kadar gerçektir. Fikir ve düşünce gerçektir ve zihinsel imgenize sadık kalmanız halinde birgün nesnel dünyada da kendini gösterecektir. Düşünce süreci zihninizde etkiler oluşturur. Bu etkiler bir süre sonra hayatınızda gerçekler ve deneyimler olarak ortaya çıkar.

ZİHİNDE SAHNELEME TEKNİĞİ; “Bir resim binlerce kelimeye bedeldir” diye eski bir söz vardır. Bilinçaltının, zihinde tutulan ve inançla desteklenen her resmi hayata geçireceği gerçeği vurgulanmalıdır; Öyleymiş gibi davranıyorum ve öyle oluyorum. Birkaç yıl önce çeşitli eyaletlere gittiğim bir tur sırasında konferans vermek üzere Midwest’te bulunuyordum. O bölgede sabit bir yere sahip olmak istedim; böylece yardıma ihtiyaç duyanlara daha fazla hizmet edebilirdim.Seyahatlerim beni çok uzaklara götürse de bu fikir unutmadım. Washinghton da olduğum bir akşam otel odamdaki kanepeye uzanmış, dinleniyordum. Birden düşüncelerimi durdurdum. Sakin ve pasif bir ruh haline geçerek, büyük bir dinleyici kitlesinin önünde konuşma yaptığımı hayal ettim. Dinleyicilere “Burada olduğum için çok mutluyum, bu ideal fırsatı elde etmeyi diliyorum.” Hayali dinleyicileri zihin gözümle gördüm ve bu dileğimin gerçekleştiğini hissettim. Bir aktörün rolünü oynuyor ve bu zihinsel filmi canlandırıyordum. Bu resmin, onu bir biçimde hayata geçirecek olan bilinçaltıma iletmem beni mutlu ediyordu. Ertesi sabah uyandığımda büyük bir huzur ve tatmin hissediyordum. Birkaç gün sonra Midwest’te bir organizasyon için aradılar ve benden oranın yöneticisi olmamı istediler. Bunu kabul ederek, yıllarca orada görev yapmanın keyfini yaşadım. İşte bu örnek gibi nesnel bir gerçeklikmiş gibi davranmalısınız. Bunu yaptığınızda, bilinçaltınız bunu etki olarak kabul edecektir. Zihinde tutulan ve inançla desteklenen zihinsel bir resim hayata geçmiş olur.

UYKU TEKNİĞİ; Uyku haline geçtiğinizde, çabalarınız en aza iner. Uyku halindeyken bilinç büyük ölçüde geri çekilir. Bunun nedeni uyumadan hemen önce ve uyandıktan hemen sonra, bilinçaltının kendini en üst derecede göstermesidir. Bu durumda arzunu etkisizleştiren ve böylece bilinçaltı tarafından kabul edilmesini engelleyen olumsuz düşünceler ortadan kalkar. Yıkıcı bir alışkanlığınızdan kurtulmak için, rahat bir duruş belirleyin, gevşeyin ve hareketsiz kalarak uyku haline geçin, bu haldeyken tekerleme gibi şunu tekrarlayın: “Bu alışkanlıktan tamamen kurtuldum. Zihnimin uyum ve huzuru muhteşem durumda” Her sabah ve gece 5-10 dakika süreyle bu sözleri yavaşyavaş sevgiyle tekrarlayın. Her tekrarladığınızda, duygusal değer büyüyecektir. Olumsuz alışkanlığı tekrarlama dürtüsü hissettiğinizde, kendi kendinize aynı sözleri yüksek sesle tekrarlayın. Böylece bilinçaltınıza fikri kabul etme komutu verirsiniz ve iyileşme gerçekleşir.

“TEŞEKKÜR EDERİM” TEKNİĞİ; Şükran duyan bir kalp, her zaman evrenin yaratıcı güçlerine yakındır; kozmik etki ve tepki yasasına bağlı olarak, karşılıklı ilişki yasasıyla, sayısız nimetin kendine doğru akmasını sağlar. Genç bir anne bu tekniği kullanarak bana yaşadığı deneyimi anlattı. “İşsiz ve beş parasızdım. Doyurup giydirmem gereken üç küçük çocuğum vardı. Ne yapacağımı bilemiyordum. Sonra sizin daha dileklerimiz gerçekleşmeden şükran duymamız gerektiğini söylediğinizi duydum. Birden beynimde bir şimşek çaktı. Bunu denemem gerektiğini biliyordum.” Bu genç anne her gece ve sabah şu sözleri tekrarladı: “Zenginliğim için teşekkür ederim” Bunu gevşemiş, huzurlu bir halde yapıyordu ve şükran duygusu ve ruh hali zihninde baskın hale gelene kadar devam ediyordu. Tinsel algının iç gözüyle görüyor, ihtiyaç duyduğu para, konum ve yiyecekle ilişkili olarak zenginliğe dair düşünce-imgesinin ilk neden olduğunu fark ediyordu. Düşünce duygusu, zenginliğinin öncel koşul tarafından engellenmeyen özüydü. Sürekli “teşekkür ederim.” diye tekrarladığında kadının zihni ve yüreği kabul noktasına yükseliyordu. Aklına yoksulluk, fakirlik ve sıkıntı düşünceleri geldiğinde yine “teşekkür ederim” diyordu; bunu gerekli oldukça yapıyordu. Şükran duyan tutumunu koruduğu sürece, zihnini zenginlik fikrine koşullandıracağını biliyordu. Öyle de oldu. Bu annenin dileği ilginç bir sonuç doğurdu. Bu çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra yolda beş yıldır görüşmediği eski patronuyla karşılaştı. Patronu ona yüksek ücret alacağı, iyi bir pozisyon teklif etti. Hatta avans bile verdi.

OLUMLAMA TEKNİĞİ; Hasta olmak anormaldir, sağlıklı olmak normaldir. Sağlık varlığınızın gerçeğidir. Kendinizi ve başkaları için olumlu bir biçimde sağlık, uyum ve huzur beyan ettiğinizde ve bunların kendi varlığınızın evrensel prensipleri olduğunu fark ettiğinizde, bu beyana dayalı inanç ve anlayışınıza bağlı olarak, bilinçaltınızın olumsuz kalıplarını yeniden düzenlersiniz. Olumlu ifadeler kullanmanın sonucu, görüntüden bağımsız olarak hayatın prensiplerine riayet etmeye bağlıdır. Bir an için düşünün: Matematiğin bir prensibi vardır, ama hatanın yoktur. Doğruluğun bir prensibi vardır ama yalancılığın yoktur. Zekanın bir prensibi vardır ama cahilliğin yoktur. Bolluğun bir prensibi vardır ama yoksulluğun yoktur.

Bu olumlu beyan yöntemini acil ameliyat kararı alınan bir arkadaşımda uyguladım. Yapılan testler ve çekilen röntgenler sonucunda hastalığının teşhisi konulmuştu. Benden iyileşmesi için dua etmemi istemişti. Ondan kilometrelerce uzaktım fakat bu beni rahatsız etmedi, zihin prensibinde zaman ve mekan yoktur. Sınırsız zihin ve zeka her an her yerde tam olarak mevcuttur. Günde birkaç defa kendimden tam emin bir tavırla şunları söyledim: “Bu dileğim arkadaşım … ….(isim) için. O şu anda rahat, huzurlu, dengeli ve sakin. Bilinçaltının onun bedenini yaratan iyileştirici zekası şimdi her hücreyi, siniri, dokuyu, kası ve kemiği, bilinçaltındaki bütün organların mükemmel uyumuna bağlı olarak dönüştürüyor. Bilinçaltındaki bütün bozulmuş düşünce kalıpları sessizce ve sükunetle ortadan kaldırılıyor; hayat prensibinin canlılığı, iyiliği ve güzelliği varlığının her atomunda kendini gösteriyor. Arkadaşım artık içinde bir nehir gibi akan, ona mükemmel sağlık, uyum ve huzur veren iyileştirici akımlara açık. Bütün bozukluklar ve çirkin imgeler şimdi onun içinde akan sonsuz sevgi ve huzur deniziyle yıkanıyor.” İki hafta sonra yapılan tahliller ve muayenelerden sonra röntgenleri negatif çıktı. Doktoru onun önemli bir iyileşme kaydettiğini ve ameliyetının ertelendiğini söyledi.

KOMUT TEKNİĞİ; Güç arkasındaki inanaca ya da duyguya bağlıdır. Dünyayı döndüren gücün bizim lehimize hareket ettiğini ve bizi desteklediğini fark edersek, güvenimiz ve inancımız artar. Güce güç katmaya çalışmazsınız. Hiçbir zihinsel zorlama, baskı, mücadele olmamalıdır.

Genç bir kadın, kendisini sürekli arayan ve randevu koparmak için baskı yapan bir adam üzerinde komut yöntemini uygulamıştı. Adamdan bir türlü kurtulamıyordu. Sonunda onun işyerine de gelmeye başladığını görünce, bir an önce kesin birşeyler yapması gerektiğine kara vermişti. Günde birkaç defa sükunete bürünüyor ve şunları tekrarlıyordu: “….. (adamın ismi) Tanrı’ya havale ediyorum. O hep olması gereken yerde. Ben özgürüm o da özgür. Şimdi sözlerimin sınırsız zihne ulaşmasını ve hayata geçmesini istiyorum.” Böylece kadın, adamın hayatından çıktığını söyledi. O zamandan beri kendisini görmemiş ve -sanki yer yarıldı içine girdi- diyordu.

HATIRLAMAYA DEĞER FİKİRLER

Arzularınız duanızdır. Gözünüzde arzunun gerçekleştiğini canlandırın ve gerçekliğini hissedin. Böylece duanızın karşılığını almanın keyfini yaşarsınız.
Zihinsel bilimin yardımıyla kolay yoldan başarmayı arzulayın.
Zihninizin gizli stüdyosunda geliştirdiğiniz düşüncelerle pırıl pırıl bir sağlık, başarı ve mutluluk inşa edebilirsiniz.
Bilinçaltınızın Sınırsız Zekasının bilincinize her zaman doğrudan bir tepki verdiğinden şahsen emin olana kadar, bilimsel olarak deney yapın.
Arzunuzun gerçekleştiğini öngörmenin keyif ve huzurunu yaşayın. Zihninizdeki herhangi bir zihinsel resim, umduklarınızın özü, göremediklerinizin kanıtıdır.
Bir zihinsel resim bin sözcüğe bedeldir. Bilinçaltınız, zihninizde tuttuğunuz ve inançla desteklediğiniz her resmi hayata geçirecektir.
Dilekte bulunurken çabalardan ve zihinsel zorlamadan kaçının. Uyku haline geçin ve duanızın karşılığını alacağınızı bilin.
Unutmayın; şükran dolu bir kalp her zaman evrenin zenginliklerine yakındır.
Bilinçli olarak beyan ettiğiniz şeyi, birkaç dakika sonra zihinsel olarak reddetmemelisiniz. Bu beyan ettiğiniz olumlu ifadeyi etkisiz hale getirecektir.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sizi Kemiren Zehirli Düşünceleri Temizleyin

shutterstock_129031859[1]

Her gün bir diğerinin aynısı mı? Sürekli kurban rolünde misiniz? Hep kendinizin mi haklı olduğunu düşünüyorsunuz. Tebrikler sizi kemirip bitiren 12 zehirli düşünceden 3’üne hali hazırda sahipsiniz. İşte listenin geri kalanı. Okuyun ve hayatınızı kemiren o zehirli sarmaşıklardan kurtulun.
Hayatınızı sabote eden 12 zehirli düşünce
Güne mutsuz başlıyor, hayatınızın hiç değişmeyen bir kısır döngü tarafından yönetildiğini düşünüyor ve bunun için başkalarını mı suçluyorsunuz? O zaman, belki farkında bile olmadığınız bazı‘zehirli‘ düşüncelerden kurtulmanız gerekiyor demektir. Huffington Post gazetesi, o düşünceleri 12 maddede derledi:
1- Kurban olduğunuzu düşünmek
Siz bir kurban değilsiniz. Sorunlarınızdan dolayı başka insanları ya da koşulları suçlamayı bırakın. Şu an hayatta olduğunuz yerden memnun olmamanız, durumunuzu değiştirmek için kişisel sorumluluk alamayacağınız anlamına gelmez. Dolayısıyla kurban psikolojisinden çıkın çünkü bu hiçbir işe yaramaz. Esasında, başarılı olmanızı da engeller. Şunun farkına varın ki, ‘kader’inizden sadece ve sadece siz sorumlusunuz.

2- Başkalarını değiştirebileceğinizi düşünmek

Değiştiremezsiniz. Değişmek istemiyorlarsa ya da bunu nasıl yapacaklarını bilmiyorlarsa, bütün çabalarınız boşuna demektir. Dolayısıyla başkaları için endişelenmeyin. Onları oldukları gibi sevmiyorsanız, birlikte vakit geçirmeyin. Şunu bilin ki, onları değiştirme hakkınız da yok.

3- ‘Gerçek’lere sürekli direnen düşünceler
Bazı şeyleri, hatta çok fazla şeyi değiştirebilirsiniz. Kilo verebilir, daha iyi bir iş bulabilir, üniversiteye dönebilir, evliliğinizi düzeltmek için çaba harcayabilirsiniz. Fakat değiştiremeyeceğiniz şeyler de var. Patronunuzun ‘sinir’ bir tip olduğu gerçeğini değiştiremezsiniz. İş değiştirebilirsiniz ama patronunuzu değiştiremezsiniz. Kira ya da ev kredisi ödemek zorunda olduğunuz gerçeğini değiştiremezsiniz. Ama bunlara direnmekten vazgeçebilirsiniz. Değiştiremeyeceğiniz şeylere direnmek sizi sinirlendirmekten ve üzgün hissettirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Dolayısıyla değiştirebileceğiniz şeyler konusunda harekete geçin ama değiştiremeyeceklerinizi de kabul edin.
4- ‘Komşunun tavuğunun kaz olduğunu’ düşünmek
‘O kız kadar güzel ya da o adam kadar zengin olsaydım, o zaman mutlu hissederdim‘. Bu tür düşünceler doğru değil. Başkalarının hayatının sizinkinden daha iyi olduğunu zannetmeniz, bunun gerçekten öyle olduğu anlamına gelmez. Belki de o güzel kız çocukluğunda çok zorlu bir ev hayatı yaşadı ve hayatını düzene sokmakta zorlanıyor. Ve belki de o zengin adam işinde o kadar çok vakit geçiriyor ki, ailesini hiç göremiyor. Komşunun tavuğu kaz değildir. Kendi elinizdekileri takdir etmesini bilin.

5- Başka insanlardan beklentiler
Beklentiler, siz her ne kadar mantıklı olduğunu düşünseniz de, mutluluğu öldürebilir. Sırf siz öyle istiyorsunuz diye insanlar bir şeyleri yapmak zorunda değil. Beklentilerinizin kişisel deneyimleriniz ve önyargılarınızdan kaynaklandığının farkına varın. Bunların başka insanların da önceliği olmasını beklemeyin. Siz de muhtemelen yapmak istemediğiniz şeylerin sizden beklenmesinden hoşlanmıyorsunuz. Dolayısıyla başka insanlara dayatmalarda bulunmayın. Davranışlarından hoşlanmıyorsanız ya onları öyle kabul edin ya da ilişkinizi bitirin.
6- Hayatınızda birinin olmasının sizi tamamlayacağı düşüncesi
Siz kendinizi zaten ‘tam‘ hissetmiyorsanız, bir sevgiliniz olması sizi tamamlamaz. Dahası, ‘sizi mutlu etme zorunluluğu’, diğer kişi üzerinde büyük bir baskı yaratır. Hayatınızda biri olsun ya da olmasın, kendi kendinizle mutlu olmanız gerekiyor.
7- Haklı olduğunuzu her zaman kanıtlamak zorunda hissetmek
Bazı insanların ‘haklı‘ olduklarını kanıtlamak için ölümüne savaşmaları insanı şaşırtıyor. Amaç ne? Zayıf, savunmasız veya aptal görünmek istemiyor olabilirler. Fakat hatalı olduğunuzu itiraf etmek çok daha asil ve olgun bir davranış. Dahası, herkesin fikirleri farklıdır. Bırakın siz istediğiniz gibi, onlar istedikleri gibi düşünsün.

8- Başka insanların ne düşündüğü konusunda endişelenmek
Size ne? Sizi yargıladıklarını mı düşünüyorsunuz? Kimse sizi, sizin kendinizi yargıladığınızdan daha fazla yargılamıyor. Diğer insanlar kendilerini yargılamakla öyle meşgul ki, size ayıracak vakitleri yok. Dolayısıyla nasıl mutlu hissediyorsanız öyle davranın. Ve eğer diğerleri sizi yargılıyorsa, bu sizin değil onların sorunu.
9- Tek bir doğru ve tek bir yanlışın olduğunu düşünmek

Objektif bir doğrunun var olduğunu düşünmeyi seviyoruz ama bu bir yanılsama. Öyle bir şey yok, sadece subjektif gerçeklikler var. Bir kişinin ‘doğru‘ bulduğu şey, bir başkası için yanlış olabilir. Herkes bir şeyleri doğru buluyor çünkü o ‘şey‘, hayatına ve dünya görüşüne uyuyor.
10- Hazırlıksız hissettiğiniz için gelecek hakkında endişelenmek
‘Endişelenmek, istemediğiniz bir şey için dua etmektir‘ diye bir deyiş vardır. Bunun yerine şu anı yaşayın. Gelecek hakkında endişelenmeyi bırakın çünkü onu sadece bir yere kadar kontrol edebilirsiniz.
11. Paranın mutluluk getirdiğine inanmak
Paraya ve başarıya önem veren kapitalist bir düzende yaşasanız bile, varlıklı insanların çok parası olanlardan daha mutlu olduğu illa ki doğru değil. Bankada beş kuruş parası olmadan veya sıradan işlerde çalışarak da mutlu olan insanlar olduğu gibi, mutsuz milyarderler de var. Mutluluğa zengin olarak ulaşabileceğiniz fikri gibi bir tuzağa düşmeyin.
12- Geçmişin geleceğinizi belirlediğine inanmak
Geçmişte hata yapmış olmanız, geleceğinizi daha iyi bir hale getiremeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Fakat kendinizi geçmişiniz yüzünden ‘işe yaramaz’ diye damgaladıysanız, ‘işe yaramaz‘ tavrınızı geleceğe de taşırsınız.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyninizi Pozitif Düşünceye Alıştırmak İçin 7 Yöntem

positifdusunce[2]

Y apılan araştırmalar pozitif düşünen insanların daha huzurlu ve sağlıklı olduklarını söylüyor. Pozitif düşünmek psikolojimize olduğu kadar motivasyonumuza da iyi gelen bir eylem.

Pozitif düşünce için 7 yöntem.

Pozitif Çerçeve
Düşüncelerinizi pozitif çerçeveye yerleştirmek için öncelikle uygulamayı anlamamız gerekiyor. Öncelikle tüm düşüncelerinizi içine alan bir pozitif bir çerçeve imajine edin. Her düşüncenizin bu çerçeveden geçerken pozitife döndüğünü hayal edin. Zihninizde bir tür güvenlik çemberi gibi de düşünebilirsiniz. Negatif düşündüğünüz anda bu imajinasyonunuzu hatırlayın ve çerçeveyi devreye koyun.

Zihnin merkezine odaklanın.
Gerçek şu ki hepimiz kontrolsüz düşüncenin elindeyiz. Kontrolsüz düşünmek ne demek mi? Şöyle düşünün. Otobüste bir insan durup dururken kendi kendiyle konuşmaya başlıyor. Bir şeylerden bahsediyor ve kızıyor yada gülüyor. Ne hissedersiniz? Deli dersiniz değil mi? Peki biz bütün gün zihnimizde aynı şeyi yapmıyor muyuz?

Özellikle negatif düşünerek zihnimizi ve bedenimizi yormuyor muyuz? Zihnin bir düşünce merkezi vardır. Buraya odaklanmak için meditasyon yapabilirsiniz. Derin nefes terapileri uygulayabilirsiniz. Ya da doğada bir yürüyüş yapın…

Zihnin düşünce merkezine odaklandığınızda zihin tüm düşüncelerden üstün olan şeyi fark edecektir. O ne mi? Tabii ki sizsiniz.

Negatif şeylerden uzaklaşın.
Bazı dostlarım negatif düşünceye engel olamadıklarını söylüyor. Onlara sadece basit üç soru soruyorum.
Ne izliyorsun?
Ne dinliyorsun?
Ne okuyorsun?
Sizde kendinize bu soruları sorun lütfen. İzlediklerimizden etkilenmiyor gibi durabiliriz. Ama bilinçaltımız negatif düşünce ile yüklenmiş oluyor. Negatife odaklanmak zorunda hissediyoruz. Hayatımızda pozitif düşünce için negatif şeylerden uzaklaşmalıyız ve bunu hemen yapmalıyız.

Şükretmek pozitif düşüncenin anahtarıdır.
Pek çok insanın farkında olmadığı şey aslında şükredecek çok şeyimiz olmasıdır. Mesela sağlığımız için şükretmeliyiz. Kafamızın üstünde bir dam olduğu için şükretmeliyiz. Aç yatmak zorunda olmadığımız için şükretmeliyiz. Şükür eylemi pozitif düşüncenin anahtarıdır. Şükrettiğimiz an huzur ve iç barış bizi bulur.

İnsanlara Yardım Edin.
İnanın bir insana yardım etmek size pozitif enerji yükleyecektir. Bunu mutlaka deneyin. Yardıma muhtaç pek çok insan var. Onlara bağışta bulunabilirsiniz. Kan bekleyen pek çok hasta var. Yardımın sınırları o kadar geniş ki sadece ihtiyacı olan insana yardım elinizi uzatmanız yeterli. Pozitif düşünce iyilik ile güçlenen bir enerjidir.

Farkındalık yapın.
Pozitif düşünmek için farkındalık egzersizleri çok önemlidir. Eğer negatif düşüncenin sizin içinizde nasıl ilerlediğini fark ederseniz pozitif düşünceyi seçebilirsiniz. Farkında olun. Ne yapıyorsanız yapın kendinizi yaptığınız işe verin. Yavaş ve keyfini çıkararak yapın ve yeni bir şeye başlamadan önce bir mola verin.

Ters Aynalama Metodu (Pozitif Yansıtma)
Negatif bir düşünce zihinizi sardığında yapmanız gereken aynı cümlenin pozitifini düşünmektir. Mesela “İşimde mutsuzum ve çok geriliyorum” düşüncesi zihninize geldiğinde aynı cümlenin pozitifini üreterek işe başlarız. “İşimde mutluyum ve çok huzurluyum” Bu cümle ile Ters Aynalama veya pozitif yansıtma yaptık. Aynı şekilde bir cümleden çok negatif bir imaj geldiyse zihninize bu şekilde pozitif imajını oluşturmalısınız.
Kaynak: bilgierdemdir.com

Not: Hayatı olduğu gibi alın bazen insan negatife kapılıyorsa ondan da öğreneceği bir şey vardır mutlaka. Önemli olan zamanı gelince  negatiften pozitife geçecek motivasyona ve isteğe sahip olmaktır. A.i.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm:

Zeytinyağı-ve-tuz-ile-baş-ağrısına-çözüm

Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm: İnatçı baş ağrısına ve eklem ağrılarına Zeytinyağı – tuz ile masaj yaparak çare bulmak mümkün. Boyun ağrıları dediğimiz tıpta Boyun osteokondrozu olarak bilinen şikayetler ölümcül değildir fakat yaşam kalitenizi düşüren can sıkıcı sağlık sorunlarıdır. Zeytinyağı tuz karışımı ile boyun osteokondrozu tedavisi mümkündür. Üstelik 5 yıl boyunca tekrarlamamak üzere.
Uzmanlar yapılan karışımın 10 gün boyunca uygulanması durumunda değişikliğin hemen fark edileceğini ve ağrıların geçeceğini bildiriyor. Zeytinyağı ve tuz ile baş ağrısına çözüm uygulaması ile baş ağrınız geçecek, Kan akışınız düzelecek ve kendinizi mükemmel hissedeceksiniz. Vücudu toksinlerden arındıran bu tedavi metabolizmanızı en yüksek noktaya ulaştıracak. Hiçbir yan etkisi olmayan bu Zeytinyağı ve tuz karışımı hoş olmayan kokusundan rahatsız oluyorsanız eğer içine bebek pudrası koyabilirsiniz.
Zeytinyağı ve tuz karışımı gerekli malzemeler
Tek yapmanız gereken 10 çorba kaşığı kaliteli tuz ve 20 çorba kaşığı rafine edilmemiş zeytinyağı ya da ayçiçek yağı.

İki malzemeyi karıştırın ve cam bir kavanozda 2 gün boyunca bekletin. 2 gün sonra açık renkli bir karışım elde edeceksiniz. Karışımı sabahları uygulanacak bölgeye sürün ve 20 dakika masaj yapın. İşlem bitince nemli bir havlu ile silin. 10 gün içinde bu tedavi kemik ve kıkırdaklarda kan dolaşımını arttıracak ve kas yenilenmesini teşvik edecektir.

Kaynak: Bayanlar bilir

 

 

 

Bitki Alemi, Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Evet SEN!!!

18556939_10155454878147376_1291102808033161454_n[1]

Evet SEN! Bugün başkasından beklediğin ilgiyi ve onaylanmayı sen kendine vereceksin. Ve hiç bir şeye üzülmeyeceksin. Çünkü sen çok DEĞERLİSİN ve ÇOK GÜÇLÜSÜN:)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Benim bugün sizin için duam, tüm dualarınızın gerçekleşmesidir.

th84AY0QOA

 

Bir yolcu gemisi yolculuk esnasında kopan bir fırtınada batar ve içindekilerden sadece iki adam küçük ve ıssız bir adaya yüzmeyi başarırlar.
Ne yapacaklarını bilemeyen bu iki kazazede Allah’a yalvarmaktan başka çarelerinin olmadığına karar verirler. Fakat kimin duasının daha güçlü olduğunu anlamak için adayı ikiye bölmeye karar verirler ve adada karşılıklı olarak yaşamaya başlarlar.
İlk diledikleri şey yiyecektir. Ertesi sabah, birinci adam kendi tarafında dalları meyve dolu bir ağaç bulur ve ağacın meyvelerinden yer. Diğer adamın alanı ise hala çoraktır!
Bir hafta sonra, birinci adam yalnız olduğu için kendisine bir eş diler. Ertesi gün bir kadın yüzerek birinci adamın tarafına gelir. Diğer tarafta yine hiçbir şey yoktur!
Hemen sonra birinci adam bir ev, giysiler ve daha fazla yiyecek diler. Sihirli bir değnek değmişçesine tüm istedikleri kendisine verilir. Fakat ikinci adam hala hiçbir şeye sahip olamamıştır!
En sonunda birinci adam bir gemi diler böylece karısıyla birlikte adayı terk edebilecektir. Sabahleyin kendi tarafına demirlenmiş bir gemi bulur. Birinci adam karısıyla birlikte gemiye biner ve ikinci adamı adada bırakmaya karar verir. Onun hiç bir dileği gerçekleşmediği için Allah’ın nimetlerine layık biri olmadığını düşünür.
Gemi kalkmak üzereyken birinci adam cennetten yankılanan bir ses duyar, “Neden arkadaşını adada bırakıyorsun?”
“Bana gönderilen nimetler sadece bana aittir çünkü onlar için ben dua ettim,” diye cevap verir birinci adam. “Onun duaları kabul edilmedi o yüzden o hiçbir şeyi hak etmiyor.”
“Yanılıyorsun!” diye azarlar ses birinci adamı. “Onun sadece tek bir dileği vardı ve kabul ettim. Eğer etmeseydim sen gönderdiğim nimetlerin hiç birine sahip olamazdın.”
“Allah’ım ne olur söyle bana” dedi birinci adam, “Ne diledi de ona minnettar olmam gerekiyor?”
“Senin tüm dileklerinin gerçek olmasını diledi.”
Hepimizin bilmesi gerekir ki; Bize gönderilen nimetler sadece bizim dualarımızın sonucunda değil bizim için dua edenler sayesinde de gerçekleşir.
Bu göz ardı edilemeyecek kadar güzel bir hikâye…

Benim bugün sizin için duam, tüm dualarınızın gerçekleşmesidir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »