Yalnızlığın En İyi Öğretmen Olduğunu Gösteren 12 Gerçek

WomanStandingByBeach660[1]

 

Yaşamımızda, kendimizi yalnız hissettiğimiz dönemler olur. Öyledir ki, görüşecek kimse bulamayız ve dünyanın sonu gelmiş hissine kapılırız. Bu aslında mutluluğumuzun son çırpınışlarına tanık olduğumuz, depresyonun ise yavaştan bizi ele geçirdiğini hissettiğimiz evredir. Ancak hayattaki her şeyde olduğu gibi, bunun da gelip geçici olduğunu unutmamak gerekir. Yalnızlığı gözümüzde büyütmek yerine; kabullenip, bize sağlayacağı katkılara odaklansak tamamen yenilenmiş ve güçlenmiş bireyler haline gelebiliriz.

Yalnızlığın sizi nasıl güçlendirdiğine bir bakın;
1.) Ancak Yalnız Kaldığınızda Fark Edebilirsiniz; Kendinizin En İyi Dostu Sizsiniz!

Hayatın acı gerçeklerinden birisi de, günün birinde insanların sizi yüzüstü bırakmayacağının garantisinin olmamasıdır. Bazen en yakınınızda bildiğiniz bir dost, bazense size aşkı tattıran o insan… Onlar gidince anlarsınız, sorunlarınızı kendi kendinize çözebilip, kendi kendinizi iyileştirebildiğinizi… Çünkü siz artık yalnızken de mutlu olabilmeyi başarmış ve öğrenebilmişsinizdir. İşte bu tecrübeden sonra insanlardan beklentileriniz azalacaktır.

2) Üstesinden Gelinemeyecek Hiçbir Şeyin Olmadığını Öğrenirsiniz.

Yalnızken, karşılaştığınız her meseleyi kendiniz halledersiniz. Yeni bir şehre veya ülkeye yerleşirken, yeni ofisinize alışırken, ayrılık acısıyla mücadele ederken ve daha birçok durumla karşı karşıyayken bütün bunların üstesinden yalnız başınıza gelebildiğinizi görürsünüz. Bakın yalnızken her şeyi nasıl rayına oturtuyorsunuz! Bunları düşünürseniz,  yalnızlığın verdiği hüznün o kadar da kötü olmadığını fark edersiniz. Sonuç olarak, bunun da bir sonu gelecek ve her şey yoluna girecektir.

3) Zamanla Duygularınızı Kontrol Etmeyi Öğrenirsiniz.

Zamanın her şeyin ilacı olduğunu söylerler. Aslında zamanla bir şeyler değil, siz düzelirsiniz. Duygu yoğunluğu yaşadığınızda, kendinizi sakinleştirmeyi öğrenirsiniz ve bu sayede yaşayabileceğiniz o yoğun sıkıntılı ve stresli anları önlemiş olursunuz. Yalnızlığın size katabileceği en iyi özellik de bu olabilir çünkü duygu kontrolü sayesinde akıl sağlığınızı da koruyup, ruhsal çöküntüleri hayatınızdan uzak tutarsınız.
4) Kendi Mutluluğunuzu Asla Başka Birinin Varlığına Bağlı Kılmamayı Öğrenirsiniz.

Sevgiliniz, sizin hayatınızın tümü değil. Onun haricinde sizin bir hayatınız var, unutmayın. Eğer mutluluğunuzun bir başkasına bağlı olduğuna inanıyorsanız, bunun yanlış bir inanç olduğunu bilmelisiniz çünkü mutluluğunuzu, normal şartlarda ancak kendi hal ve hareketleriniz etkileyebilir.
5) Kendi Kararlarınızı Kendiniz Alırsınız.

Kendi kararlarınızı kendiniz almaya başladığınızda, onaylanmaya ihtiyaç duymazsınız. Bazı zamanlarda, sevdiğimiz insanların bizimle ilgili konular hakkındaki fikirlerine ihtiyaç duyarız. Ancak, yalnızlık size, “İnsanlardan herhangi bir konuda yardım istemesem de olur” demeyi öğretir. Yalnızlık sizi bağımsız kılar ve herhangi bir konuda karar verme sürecinizi kısaltıp, kolaylaştırır.
6) Az insan, Çok üretkenlik!

Bazı insanlara göre başkalarıyla çalışmak, işleri karmaşıklaştırmaktan başka bir şey değildir. Etrafınız ne kadar kalabalıksa o oranda uğraştığınız işe konsantre olmanız zorlaşabilir. Bu anlamda, yalnızken işinizde daha verimli çalışıp, daha başarılı olursunuz.
7) Canınız Ne İstiyorsa Yapmakta Özgürsünüz!

Bir kafede kendi kendinize kahvenizi yudumlayabilir ve istediğiniz kadar oturabilirsiniz.Bütün zamanlar sizin… Plan değişikliği yapmak zorunda değilsiniz. Canınız sinemaya mı gitmek istiyor? İzleyeceğiniz filme siz karar veriyorsunuz… Kafanızı dinleyin ve özgürlüğün keyfini sürün.
8) Sükutla Dost Olursunuz.

Sükut, fikre kuvvet verir ve kişiliğinizin gelişimi açısından faydalıdır. Bazı can sıkıcı durumlara karşı sessizliğinizi korursanız zamanla bu durumları görmezden gelmeyi de öğrenirsiniz. Daha az konuşun ve daha fazla dinleyin çünkü sabra giden yol tam da buradan geçer. Sükut şifalandırır.
9) Kendi Ruh Halinize Çeki Düzen Verip, Toparlanmayı Bilirsiniz.

Hayatta tek kalmak demek, bütün hayat mücadelesini tek başına vermek ve zor durumlara tek göğüs germek demektir. Güçlü insanların geçmişinde bu tecrübe yatar.
10) Yalnızlık Ailenize Daha Çok Yakınlaşmanızı Sağlar.

Aileniz sizi koşulsuz sever. Her ne yaşamış olursanız olun, size destek olan, yaralarınızı saran, ailenizdir. Konu siz olunca ailenizin zamanı hep vardır… Zor durumda olduğunuzu bilip, meşguliyet bahaneleriyle siz geçiştirmezler. Aileniz gerçek destekçinizdir.
11) Size Gerçekten Önem Veren İnsanları Görmüş Olursunuz.

Ancak yalnızken gerçek dostlarınızı tanırsınız. Bu anlamda yalnızlık hayatınıza bir arınma imkanı sunar. Kalması gereken insanların değerini daha iyi anlar, sizin yanınızda olmayan insanların hayatınızdan çıkması gerektiğine karar verirsiniz.
12) Yalnızlık Size Alçak Gönüllü Olmayı Öğretir.

Şüphesiz; hayatı, kendinizi keşfetmeye ve anlamaya başladığınızda, yersiz egoyu ve kibri hayatınızdan çıkarmaya yönelirsiniz. Uğruna mücadele etmek istediğiniz her şeyi belirler, vaktinizi, değecek şeylere ayırırsınız. Sizin için önemli olan insanlara daha çok değer vermeye başlarsınız. En önemlisi, kendinizi her zamankinden daha çok sevmeye başlarsınız.
Bu anlamda, yalnızlığı bir musibet, bir bela olarak görmemeli, bize kazandırdığı o paha biçilmez gücün önemini kavramalıyız.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Fakat gözler kör, insan kalbi ile görmeli o zaman!

 

70 li yılların sonlarında bir gün büyük hastanenin yanındaki otele 14 yaşlarında solgun bir çocukla babası girdiler. Otel personeli gelenlerin son derece durgun olduklarını fark etmişlerdi. Çocuk saatlerce odasında yatıyor babası da otelin küçük lobisinde dalgın bir şeyler içiyor ve ikisi de kimse ile konuşmuyorlardı.
Otelin müdürü duyarlı sıcak bir insandı. Merak edip babayı konuşturmaya çalıştı. Bir süre sonra da çocuğun annesinin birkaç yıl önce öldüğünü, yakın zamanda da çocuğun kemoterapi görmek zorunda olduğu bir rahatsızlığa yakalandığının anlaşıldığını öğrendi. O hafta başlayacakları tedavi sonucu çocuğun saçları ve vücut tüyleri dökülecekti ve çocuk rahatsızlığından çok bunu dert ediyor üzgün babası da onu nasıl teselli edebileceğini bilmiyordu. 70 li yılları yaşamış olanlarınız erkeklerin uzun saçları ile övündükleri o yıllarda genç bir çocuğun tamamen saçsız yaşamasının ne demek olduğunu anlayacaklardır. Otel müdürü bir an düşündü ve babaya bir öneride bulundu. Adam durakladı ve sonra verdiği fikirden ötürü müdüre teşekkür etti. Otele geldiğinden bu yana ilk kez gülümsemişti.
Ertesi sabah babası çocuğu tedaviye götürmeden önce çocuğun saçlarını kazımak için berbere gittiler. Baba müdürün önerisi ile oğluna destek olmak için kendi saçlarını da kazıttı. Ama tedaviden sonra otele döndüklerinde onları başka büyük bir sürpriz bekliyordu. Müdür ile resepsiyondaki görevli ve garsonlar küçük bir parti hazırlamışlardı ve hepsi de kafalarını kazımışlardı. Çocuk haftalar sonra ilk kez parti sırasında hem de kahkahalarla güldü.
—–
Antoine De Saint Exupery büyük eserinde; Küçük Prens’e “Mais les yeux sont aveugles. Il faut chercher avec le cœur!”(Fakat gözler kör, insan kalbi ile görmeli o zaman!) diye söyletmiş.
“Dayanışma ve fedakarlık”. Tabi ki kişiye güzel duygular ve güven verirler. Doğru ve etkili olanı asla içinizden gelmeden yapamazsınız. İçinizden geldiğinde de tadını çıkararak, sık sık yapın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Buda Öğretisinden Hayatınızı Değiştirecek 12 Mükemmel Öğüt

BUDA[1]
1. Önce kendi gideceğin yolu öğren, sonra öğretmeye kalk.

2. Bırakmayı öğren. Mutluluğun anahtarı budur.

3. Nefret hiçbir zaman nefretle yok edilemez. Nefret sevgiyle yok edilir, bu ölümsüz kanundur.

4. Varlığın öteki kıyısına vardığında önce, sonra ve ortada olandan vazgeç.

5. Sizi kendinizden başka hiç kimse kurtaramaz. Kendi kendinize ışık olun.

6. Damı basit yapılmış bir eve yağmur dolması gibi, derin düşünmeyen beyine de tutku öyle dolar.

7. Gökten altın yağsa insanın arzuları doyurulamaz. İsteğin küçük bir zevk verdiğini ve aslında acıya neden olduğunu bilen kişi, bilge kişidir.

8. Öfkeniz yüzünden cezalandırılmayacaksınız, öfkeniz tarafından cezalandırılacaksınız.

9. Geçmişte kim olduğunu bilmek istiyorsan, şu an kim olduğuna bak. Kim olacağını bilmek istiyorsan, ne yaptığına bak.

10. Bir kişinin kendi kendini yenerek kazandığı zafer, bir başkasının savaşta bin kişiyi bin kez yenerek kazandığı zaferden daha iyidir.

11. İnsanIar arasında nehri geçip karşı kıyıya uIaşan azdır. Büyük bir çoğunIuk nehrin kıyısında bir aşağı bir yukarı doğru koşup durur.

12. NedenseIIik, etkiIeşim, koşuIIar ve ayırt edici aIgıIama..dört büyük eIement bunIardandır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Farkında Olmadan Devam Ettirdiğimiz Şaman Köklerimizden Gelen 15 Türk Geleneği

maxresdefault[1]

 

1. Mevlit ve ilahi
Şamanizmde müzik hayatın ve ayinlerin değişilmez bir parçasıdıydı. Oysa İslam dininde müzik pek hoş görülmez ve Kur’an’ın müzikle okunması kesinlikle günahtır. Ancak buna rağmen Şaman geleneğinin devamı olarak Anadolu’da Hz.Muhammed’in Hz.Ali’nin hayatları müzikle okunmaktadır. Mevlit ve İlahiler sadece Anadolu’da uygulanan müzikli anlatımlardır. İslam dininde ölünün ardından mevlit merasimi diye bir uygulama başka hiç bir islam coğrafyasında yoktur.

 

2. Satı ve Satılmış isimleri
Çocuklara “satı” ya da “satılmış” ismini vermek şamanizmden gelmektedir. Şamanizme göre her iyinin getirinin bir kötü götürüsü olmak zoruda idi.  Bu yüzden her yeni bebek doğan eve aynı zamanlarda bir de ölüm uğrayacağına inanılırdı. Ölümün ise hanedeki en zayıf kişi için geleceğine inanılırdı ve bu durumda zayıf olan yeni doğan çocukların ilk hedef olacağı düşünülürdü.

Bu inanca göre yeni doğan çocukları ölümün pençesinden korumanın en güvenilir yolu çocuğu geçici bir süre için komşulara ya da tanıdıklara vermekti. Bebek başkalarına verildikten birkaç hafta sonra ölümün ziyaret edip gittiği farzedilir ve çocuk komşu ya da tanıdıklardan sembolik bir hediye karşılığı geri satın alınırdı. Olay itibariyle belli bir süre de olsa satılıp geri alınan bu bebeklere “Satı” ya da “Satılmış” ismi konurdu.

3. Mezar ucundaki küçük su oyukları
Mezarların ayak ucunda bulunan küçük su oyukları şamanizmde ruhların susadıklarında kalkıp oradan su içecekleri inancına dayanarak yapılırdı. Müslümanlığa geçişle birlikte bu Türk geleneği susamış kuşların faydalanacağı düşünülerek Anadolu’da devam ettirilmiştir.

4. Ölülerin ardından yapılanlar
Ölülerin arkasından yemek pişirmek veya helva dökmek aslında eski Türklerin yuğ törenlerinden kalma bir gelenektir. “Ölü aşı” adı verilen bu gelenek, Divan-ı Lügat-it Türk’de bu yemeğe “YuğBesen” olarak kendine yer bulur.

 

5. Makas – bıçak vermeme
Makas, bıçak gibi kesici aletleri elden ele verirken üzerine tükürmek veya elden vermeyi tamamen redderek herhangi bir yere bırakarak karşıdaki kişinin almasını beklemek şamanizm kaynaklı eski bir Türk davranışıdır.

6. Hapşurana çok yaşa demek
Anglo-sakson kültürlerde hapşuruk karşısında “Tanrı kutsasın” anlamına gelen “God bless” kalıbı kullanılmasına rağmen, biz Türkçe’de “çok yaşa” deriz. Bunun sebebi Şamanizm inancına sahip eski Türklerin ruhun nefeste taşındığına inanmasıydı. Hapşuruğun ani nefes çıkışına sebep vermesinden ötürü kişinin ruhunun vücudundan ayrılmasında korkulur ve çok yaşa denilerek iyi niyet ve endişeler beyan edilirdi.

7. Kapı eşiğine oturmama
Şamanizme inanan eski Türklerde bazı hayvanlar çok sevilir, değerli görülürdü. Eski Türk toplumunda neredeyse insan kadar değer gören atlarında ruhları olduğuna inanılır ve ölümlerinden sonra sahibinin kapısının eşiğinde beklediğine inanılırdı. Dolayısıyla eşiğe oturarak ya da basarak hayvanın ruhun incitilebileceği düşünülür, eşikler atlanılarak geçilirdi.

8. Kurşun dökme
Kurşun dökme adeti de şamanizmden gelen geleneklerindendir. Şamanizmde bu olaya “kut dökme” adı verilirdi. Kötü ruhlar tarafından çaldığına inanılan “talihi, saadeti” geri döndürmek için yapılan bir çeşit ayindi.

9. Mezar taşı
Özellikle eski yıllarda yüce kabul edilen kimselerin ölümlerinden sonra ruhlarından medet ummak ve mezarlarının kutsal görülmesi şaman geleneğin devamıdır. Mezarlara büyük taşların dikilmesi ve bu taşın sanat eseri haline getirilecek kadar süslenmesi İslam coğrafyasında sadece Anadolu’da görülmektedir.

10. Nazar inancı
Anadolu’da hatta modern şehirler de dahi halk  arasında “nazar” inancı çok yaygındır.
Bazı insanların olağandışı özellikleri olduğu ve “kenafir” adledilen bakışları ile karşılarındaki kimselere rahatsızlık vererek, kötülük getirebileceğine inanılır. Bunun önüne geçmek için nazar boncuğu, göz boncuğu gibi takılar takılır. Bu inanış da Şamanizm’den kalmadır.

11. Gidenin ardından su dökmek
Şaman kültüründeki suyun kutsallığı olgusunun doğurduğu adettir. Su berekettir, kutsaldır. “Su gibi çabuk dön, ak geri gel, ak çabuk, kazasız belasız git” demek için su dökülür ve bu adet günümüzde bile hala devam etmektedir.

12. Tahtaya vurmak
Eski Türkler göçebeydi ve daha önce görmedikleri coğrafyalarda çok dolaşırlardı. Daha önce girmedikleri ormanlara girerken, ormandaki kötü ruhları kovmak için ağaçlara vurarak ilerlerdiler. Tahtaya vurma adeti, sadece Türk kültüründe değil geçmişte şamanizm inanışına sahip olmuş bir çok Avrupa kültüründe de vardır.

13. Ölünün ardından toplanmak
Birisi öldükten sonra evinde toplanıp dua okumak, bu toplanma işini 7, 21, 40 günde bir tekrarlamak gibi eylemler Şaman kültüründen kalmadır. Eski Türk inanışına göre ruh fiziki bedenini 40 gün sonra terk etmektedir. Vefat edenin “40’ın çıkması” deyimi buradan gelmektedir. Şamanizm’de ölen kişinin ruhu evi terk etsin, göğe yolculuğuna başlasın, öteki ruhlar karışmasın diye insanlar ölen kişinin evinde toplanıp ayin yapar ve ardı sıra yas tutarlardı. Bu gelenek bugün bile hala devam etmektedir.

14. Çocuklarımıza doğadan esinlenilmiş isimler koymak
Orta Asya Toplulukları ve tabi ki eski Türkler doğaya büyük saygı duymuşlardır. Fiziki çevrede bulunan dağ, dere, deniz, ırmak, ateş, fırtına, ay, güneş, yıldızlar gibi tabiat şekillerine ve olaylarına saygı hisseden eski Türkler çocuklarına bu saygı neticesinde doğaya öykünen isimler koymuşlardır. Bugün çocuklarımıza verdiğimiz isimlerin birçoğu da aslında bu derin saygıdan kaynaklı bağlardan dolayıdır.

15. Ağaçlara, türbelere çaput ve bez bağlamak
Şamanizm inancında dilek dileme şekli, saygı duyulan ve yaşamın sembolü kabul edilip, yaşam üzerinde yüce etkileri olduğu düşünülen büyük ağaçlara ve bunların dallarına küçük kumaş parçalarını bağlamak sureti ile gerçekleşirdi.

Günümüz Türkiye’sinde bu eski Şaman geleneği halen devam etmektedir. Temelinde ise doğadaki yüce ruhlu ağaçların iyi ruhlu insanlara yardım edebileceği inancı yatmaktadır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

BİR İNSANI GERÇEKTEN TANIYACAĞINIZ 25 AN.

cicek-resimleri-[1]

 

Kendisini nasıl tanıtmaya çalışırsa çalışsın, vitrini ne kadar güzelleştirirse güzelleştirsin. Bir insana dair gerçek notunuzu işte en iyi böyle anlarda verirsiniz.
1. Sarhoşken nasıl?
Bazı insanların sarhoşluğu çekilmez olur. Sevilen insansa, tamam yine çekilir. Ama bir lokma bir şey içti mi, içindeki bütün kompleksler, iblisler bir bir dökülen insanların asıl ayıkken bir meselesi var demektir.
2. Hangi küfür?
Argo da, küfür de hayatta yerini bulduğunda güzel ifade araçlarıdır. Fakat birine küfrederken hangi sıfatın, tamlamanın, eylem vaadinin seçildiği o insana dair işaretler taşır. Zaten birin öfkelendiği an başlı başına önemli bir veridir.
3. Bana bir çay getir
istediği kadar iyi, nazik, yüce gönüllü görünsün. Bir insanın, kendisinin eşiti görmeyerek aşağıladığı meslek gruplarının bulunması bütün bu imajı yerle bir eder. Garsonlarla, apartman görevlisiyle nasıl konuşuyor? Emir kipi mi, tamam.
4. İçindeki ırkçı
Her şey normaldir, bir sürü konuda kafa denginiz gibidir. Ama sonra öyle bir laf eder ki donar kalırsınız. Etnik, dinsel, cinsel her tür ayrımcı beyan da, espri de, o insanı gerçekten tanımanız için malzeme verir. Örneğin ‘Pis Çingene’ diyen biriyle iki çift laf edecek mideniz var mı?.
5. Mızıkçılık sıkar
Monopoli de olur, okey, tavla ya da poker de… ışin içine kazanma-kaybetme ikilisi girdiğinde anında değişen, mızıklanıp çirkefe yatanlanlar vardır. ‘Yahu şurada oyun oynuyoruz’ diyemezsiniz, onun için hayatın merkezidir.
6. Aynı ev laboratuvarı
Üniversitedeki ev arkadaşı da olsa, hayat arkadaşı da sınırları belli alanda birden fazla kişi zorlu bir sınavdır. ınsan daha 10’lu yaşlarında ailesiyle bile aynı eve sığışamazken karakterin oturduğu yetişkinlik dönemi hayli zordur. Koridorda ters dönmüş terlikten yanan ampulü değiştirmemeye uzanan bir dünya dert tasa…
7. Ailesinin yanında
Siz onu işyerinde, okulda ya da duygusal ortamlarda tanıyıp sevmiş olabilirsiniz. Ama insan en çok doğumdan beri tanıyanların yanında kendisi olur, özüne döner. Esprileri, oturup kalkması, birbirlerine hitapları derken onu ailesinin evinde bırakıp dışarı yalnız çıkmanız olası!
8. Ya onu ben alacaktım!
Tabakta son kalmış patates kızartması, kalamar, kurabiye, her ne ise… Bazı insanların sonsuz nezaketi masada kimsenin yiyememesine neden olur, o ayrı. Ama son mu, başka biri var mı, yok mu diye düşünmeden atlayanlar, siz de pek iyi bir görüntü vermiyorsunuz.
9. ‘Haberler’den al haberi
Gündemin en civcivli anlarından birinde birlikte ana haber bültenini izlemeyi deneyin. Toplumsal olaylara, çatışmalara, öğrenci protestolarına falan verdiği tepkileri inceleyin. ‘Sallandıracaksın üç tanesi Taksim’de’ kıvamındaysa tepkileri, geçmiş olsun.
10. Borç-harç işleri
Öyle gerekmiştir, borç para istemişsinizdir. Ya da bir eşyasını ödünç alıp alamayacağınızı sormuşsunuzdur. Çok açık bir şekilde bu tekliflere yanaşmaması ayrı, bir de çocukça bahaneler bulması… Kaçınız.
11. Sahada değişenler
Maça gitmekle maç yapmak arasında akrabalık olsa da, sonuçlar farklı. Hayatı boyunca hiçbir alanda ‘hırs’ sahibi olmamış birinin maçı kazanmak için her türlü çamur hareketi yapması olasıdır. Sert girer, çelme takar, durmadan itiraz eder. ‘Karıncayı incitmeyen’ bu adam bir de bakmışsınız yenilen golden sonra kaleciye dümdüz gidiyor.
12. ‘Gerzek ya…’
Başlarından ne geçerse geçsin, bir insanın eski sevgilisinden, eşinden, eski arkadaşlarından söz ederken seçtiği sıfatlar, ne kadar düzgün biri olduğunun işaretidir. Böyle anında ‘satışlar’, bir gün sizin de başka masalara böyle malzeme olacağınız anlamına gelir.
13. Tatilin zehir olma riski
Sürekli güneşlenenlerden olabilir ya da denizden hiç çıkmayanlardan. ıki dakika susmuyordur belki ya da ağzını bıçaklar açmıyordur. Hesap saati geldiğinde cüzdanın üstüne yatanlardan mı, her şeyi ödeyip sizi kendisine bağımlı hale getirmek isteyenlerden mi? Tatil ,yoğunlaştırılıp dar zamana sığdırılmış bir hayat simülasyonudur, insanın hası iki günde belli olur.
14. Cinsi münasebet
Fazla ayrıntıya gerek yok, bir insanı tanımanın en iyi yollarından biri de budur. O aşamaya gelene kadar yapılan numaralar, sonrasındaki hal ve gidişat da öyle…
15. Trafik canavarı
Arkadaşınız direksiyon başında bir canavara mı dönüşüyor? Yayalara, bisikletlilere, motorlulara katiyen yol hakkı tanımıyor mu? Kadın sürücülere en ufak bir hatalarında saydırmaya mı başlıyor? Müsait bir yerde inebilirsiniz.
16. Cenaze ortamları
Herkesin üzüntü eşiği de, inanç dünyasının sınırları da, acıyı yaşama biçimi de farklı. Ama bazı durumlar bu tür farkları kılıç gibi gözünüzün ortasına sokar. Sizin için önemli birini kaybetmişken, yan tarafta başkasıyla kikirdeyen arkadaş ilişkileri gözden geçirmeye neden olabilir.
17. ‘Vatanı kurtarma’ faaliyetleri
Kimi zaman yemek masasında, kimi zaman günlük muhabbet içinde birden konu siyasete gelir. Birinin ‘vatanı kurtarma’ formülü, o insanan hayatta durduğu yere dair en temel işaretleri verir.
18. Stadyumda dönüşenler
Stadyum ambiyansı değerli verilerle doludur. Maça birlikte gittiğiniz ‘mülayim’ arkadaşınızın ilk düdükle galiz küfürler savurmaya başlamasına, her durumda soğukkanlılığını ve nesnelliği korumakla meşhur bir kişinin “Hoca versene penaltıyı”, “Ne ofsaytı be…” gibi çıkışlar yapmasına tanık olmak işten bile değildir. Formayı çıkarıp sahaya dalma girişimlerine girmeyelim bile
19. Aşk üçgeni
Olur ya, iki arkadaşın gönlü aynı insana kayar. Aşk meşk işlerinde ‘Önden siz buyrun’ gibi bir teklif de olmaz tabii, ama ‘çirkinleşmek’ de şart değil. Zaten böyle durumlarda âşık olunan şahıs durumu anlayıp anında ortadan tüyer. Aklı varsa tabii…
Reklam

20. Parayla ilişki
Cebindeki akrep meselesi ayrı, ortak hesap ödeme anları çok belirleyicidir. Onun dışında birin parayla kurduğu ilişki, yeni satın aldığı bir şeyi size tarif edişi önemli parametrelerdir.
21. Terfi testi
Bir insan en iyi eline güç geçtiğinde tanınır. O kadar acayip bir güç olmasına bile gerek yok. ışyerinde terfi aldığı günün ertesi gün iş arkadaşlarına tavrı değişen biri mi? Verdik notunu…
22. Kavgada denmez
Günlük hayatta her şey şahane, güllük gülistanlık. Ancak buzdağının görünmeyen yüzü de böyle mi? Tartışırken nasıl, kavga ederken neye dönüşüyor? ‘Matrix Reloaded’ın efsanevi repliği ‘Bir insanı kavga etmeden, tam anlamıyla tanıyamazsın’ sözü o an akıllara geliveriyor.
23. Ofis partisinde
Gün boyu arkasından çan çan konuştuğu müdürünün eteğinde mi dolanıyor, yiyecek-içecek bedava diye kendini mi kaybediyor, herkes bir şekilde eğlenirken üstten üstten bakıp bir kenara mı çekiliyor? Formal iş ilişkisinde su yüzüne çıkmayanlar aynı ortamda ipler biraz gevşetilince yüzmeye başlar.
24. Toplantı ritüelleri
Ağzınızdan laf alanı da, lafı ağzınıza tıkayanı da çekilmez. ışyerinde esprinin dozunu ayarlayamamak, düğmesine basılmış gibi kalem çevirip arada düşürmek, sinir bozucu bir tikle ayağını sallamak ve tabii bütün işi o yaparmış gibi görünmek… Bunlar etrafı geren hareketler.
25. Sosyal medya ortamları
Facebook’ta, Twitter’da kimi takip ediyor? Hangi olaylara ne tip yorumlar yapıyor? Kimleri, hangi durumları ‘beğeniyor’? Yazı dili, imlası nasıl? Bir insanı şıppadanak tanımanın en garantili yolu bu
olabilir!
*  ALINTI

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsan Vücudunun 24 Saatlik İşleyişi

3632_3-300x230[1]

 

İnsan vücudunun işleyişi, yüz yıllardır bilim insanlarının dikkatini çekmektedir. Gün içinde belli iniş ve çıkışlar yaşayan insan vücudunun, yapılan araştırmalara göre bir gün içerisindeki işleyişinin bir tablosu çıkarılmıştır. Çıkarılan bu tablo sonucunda, bu günlük vücut işlevine kronobiyoloji denmektedir.
İnsan Vücudunun 24 Saati
•          01.00 : Tüm günün yorgunluğu ile metabolizma yavaşlayarak uyku modunda olan vücudun, acılara ve ağrılara karşı direnç ile konsantrasyon gücü minimum seviyeye düşer. Kendisini uyku moduna alan vücudun, bu saatlerde mesaide yapanlarında en çok hata yaptıkları saatler olmasına neden olmaktadır.
•          02.00 : İnsan vücudundaki tüm organların dinlenme sürecine girdiği saattir. Bu saatte karaciğer organlar arasında görev başında olan tek organdır. Günlük ihtiyaca göre de tuvalete çıkma isteğinin neredeyse hiç olmadığı saatlerdir. Dinlenme sürecinde olan vücudun da bu saatte zehirlenmelere karşı direncin maksimum seviyede olduğu saattir. Uyumayanlarda bu saatlerde verimin minimum olduğu, tepkilerin ve görme yeteneğinin en düşük seviyeye indiği saatler olarak belirlenmiştir.
•          03.00 : Bu saatlerde düşen kan basıncı nedeni ile nefes almak zorlaşırken aynı zamanda kan dolaşımına bağlı olan vücut ısısı da yarım derece düşmektedir. Bu saatlerde deri hücreleri haricinde genel bir dinlenme mevcuttur. Uyku moduna geçmemiş kişiler üzerinde ise, bu saatlerde melatonin hormonunun tavan yapması nedeni ile bedenin ruhi bunalıma girdiği saatler olarak belirlenmiş ve intihar eğilimlerinin bu saatlerde daha çok gerçekleştiği saptanmıştır.
•          04.00 : Bedenin genel anlamda dinlenme sürecinde olması nedeni ile böbrek üstü bezlerinin de bu saatlerde en az çalıştığı dönem olması ve bu nedenle nefes borusunda kasılmaların olabilmektedir. Kan basıncı ve tansiyonun en düşük olduğu saatler olması nedeni ile ölüm riskinin en yüksek olduğu saatlerdir. Genellikle de vücudun genel yapısı ile alakalı olarak kadınlarda doğumlar bu saatlerde gerçekleşmektedir.
•          05.00 : Erkeklerin libidosunun tavan taptığı bir saatler olması nedeni ile testesteron patlamasının yaşandığı saatler olarak saptamıştır. Dinlenen vücudun eski enerjisini geri almaya başladığı saatler olarak, büyüme hızı maksimum seviyeye ulaşır.

•          06.00 : Kan basıncının yükselmesi ile kalp çevresindeki kasların hızlı bir şekilde kasılması nedeni ile kalp krizlerinin en çok görüldüğü saatlerdir. Bu saatlerde vücut kortizon salgısını yaparak bütün organizmalarını uyandırır. Vücut metabolizması hızlanarak kendisini yeni bir güne hazırlamaya başlar. Kadınlar için bu saatlerin hamile kalma şanslarının en yüksek olduğu saatler olduğu gözlenmiştir.
•          07.00 : Kortizon üretiminin düşüşe geçtiği bu saatlerde, romatizmal ağrılarda hissedilir bir artış görülmektedir. Kramplar oluşma saati ve kas sıcaklığının gün içindeki en düşük olduğu saatler olduğu belirlenmiştir. Sindirim sisteminin mükemmel bir şekilde çalıştığı saatlerden birinin de bu saatler olması nedeni ile bu saatlerde kahvaltı yapılması önerilmektedir.
•          08.00 : Gün içinde vücut ısısının en düşük olduğu saatlerdir. Aynı zamanda hormon salgısının en yüksek olduğu saatlerdir.
•          09.00 : Vücut içindeki enerji yükselişinin yaşandığı bu saatlerin gün içindeki en verimli saatlerin başlangıcı olarak kabul edilir. Vücudun gün içinde en dinç ve kuvvetli olduğu saatleridir.
•          10.00 : Vücudun kazandığı zindelik ve kuvvetin doruk noktada olduğu saatlerdir. Vücut ısınsının da en yüksek olduğu saatlerdir. Yapılacak sağlık kontrollerinin bu saatlerde yapılması önerilir. Çünkü, organizma faaliyetlerinin en yüksek olduğu saatlerdir. Bu saatlerde vücudun sindirimden sonra salgıladığı glikoz sayesinde, konsantrasyon ile düşüncenin en mantıklı ve verimli olduğu saatlerdir.
•          11.00 : Matematiksel zekanın tavan yaptığı saatlerdir. Fakat bağışıklık sisteminin en az çalıştığı saatler olması nedeni ile hastalık riskinin en yüksek olduğu saatlerdir.
•          12.00 : Sindirim sisteminin işleminin tamamladığı ve açlık alarmlarını vermeye başladığı saatlerdir ve vücut dinlenme ihtiyacı duyduğu saatlerdir.
•          13.00 : Açlık sinyallerinden sonra yenen yemek ile metabolizma çalışmaya başlar ve mide ve bağırsakta işlenen besinler vücuda yayılmaya başlar. İşlem sonrasında yorulan vücut uyku hali yansıtmaktadır. Gün içinde böbreklerin en çok çalıştığı saat olması nedeni ile toksinlerin atıldığı saat olarak gözlenmiştir.
•          14.00 Günlük enerjinin yeniden depolanmaya başladığı saattir ve acının en az hissedildiği saatlerden de biridir.
•          15.00 Vücudun gün içindeki verimliliğin ikinci kez yükseldiği saattir. Kandaki şeker oranı yükseldiği ve gün içinde mutluluk hormonunun tavan yaptığı saatlerdir.
•          16.00 : Kan dolaşımının en iyi olduğu ve adrenalin seviyesinin yükseldiği saatlerdir. Spor için en uygun saattir.
•          17.00 : Kasların güçlü olduğu saatlerdir. Organların yaptığı faaliyetlerin maksimum seviyeye ulaştığı saatledir.
•          18.00 : Mide asidinin en yüksek olduğu saatlerdir. Gün içinde sindirim için en işlek çalıştığı saatlerdir. Akşam yemeği için de en ideal saattir.

•          19.00 Melatonin hormonu tekrar salgılanmaya başlar. Vücut uyku hazırlığına başlar ve kan basıncının düştüğü saatlerdir.
•          20.00 Beyinin öğrenmek için faaliyete geçtiği ve hafızanın iyi saatlerdir.
•          21.00 : Sindirimin sonlandığı saatlerdir. Yorgunluk görülmektedir ve gün içinde vücudun acıyı en fazla hissettiği saatlerden biridir.
•          22.00 Uyku hormonlarının harekete geçtiği saatlerdir.
•          23.00 Stres hormonlarının sıfırlanması nedeni ile insanın sakinleştiği saatleridir ve dikkatin dağıldığı saatlerdir.
•          24.00 : Vücut uyku moduna geçer ve dinlenmek için kendini hazır tuttuğu saatleridir.
Bütün bir günü bu şekilde tamamlayan vücut kusursuz bir mekanizma ile çalışmaktadır.
Yazar: Züleyha Günay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

ENERJİ KANCALARI

c1236f2e40b8395e5e6876d6d8b89d54[1]
İnsanlarla ilişki kurmaya başladığımız anda birbirimizle eneri bağları oluştururuz. Bu görünmez bağlara, ben kanca adını veriyorum. Ve kancalar yoluyla birbirimizden beslenmeye başlarız.
Bizler sadece fiziksel bedenlerimizden ibaret değiliz. Vücudumuzun etrafında bir de enerji alanı vardır. Burası tıpkı ikinci bir beden gibi, etrafımızı sarar ve bize yaşam sevinci verir. Enerji alanını, fiziksel bedenimizi saran bir balona da benzetebiliriz. Bu alanda bulunan enerji, kişiye özgüdür. Herkesinki farklıdır, çünkü kişinin duygu ve düşünceleri, korkuları, endişeleri önyargıları, ya da yaşam şekli ile biçimlenmeye başlar. İki insanın ilişki kurmaya başlamasından itibaren enerji alanları arasında gözle görünmeyen bir bağ oluşur. Örneğin, bir aşk ilişkisi yaşamaya başlayan kadın ve erkek arasındaki enerji balonları, görünmeyen kancalarla birbirine bağlanır. İşte o dakikadan itibaren, artık iki kişinin duyguları, düşünceleri, korkuları birbirine akmaya başlar.
Kancalar, en kolay cinsel ilişkide oluşur.
İki kişi bedenlerini birbirine açtığı andan itibaren, duygusal yapıları birbirlerine akmaya başlar. Çünkü o enerji alanları, korkular, endişeler, hatta yaşam dersleri ve bilinçaltı kalıplarının verdiği huzursuzluklardan oluşmaktadır. Aynı şekilde, olumlu duygular, sevinç ve yaşam enerjisi de birbirine karışmaya başlar. Çok uzun birliktelik yaşayan çiftlerin, zaman içinde birbirlerine benzerlik göstermeye başlamaları dikkatinizi çekmiştir. İşte sırf bu yüzden, vücudumuzu kime açtığımız konusunda çok dikkatli olmalıyız.
İki kişi birbiriyle ilişkiye girdiği andan itibaren, enerji alışverişi başlar. Birbirlerine akıttıkları sevgi de bu kancalar yoluyla iletilir. Birbirine sevgi ve olumlu duygular hissettiren kişiler, karşısındakinin enerji alanını besler ve zenginleştirir. Ona ne kadar değerli olduğunu hissettirir. Böylece kök korkularımızdan biri olan başkaları tarafından onaylanma ihtiyacımız, değersizlik duygumuz yok olur ve dengeli bir insan haline geliriz.
Ama ne yazık ki, insanlar bu dengeyi başkalarından aldıkları enerjiyle değil, kendi başlarına kurabilmek zorundadırlar. Bir çok insan hayal edin. Herkesin birbiriyle ilişkisi olduğu için, arada pek çok kanca oluşacaktır. Bu insanlar birbirlerinden beslenmeye devam ederler. Buna yatay beslenme adı veriyoruz. Bu tarz beslenme, bizi başkalarına bağımlı kılar. Sevgilimize, kocamıza, çocuklarımıza, anne ve babalarımıza, bazı arkadaşlarımıza kendimizi bağımlı hissederiz. Artık onların sürekli bizi desteklemesini bekleriz. Bunu yapmadıkları zaman öfkeleniriz. Kırılırız. Hatta kimi zaman onların bizi beslemeye devam etmelerini sağlayabilmek için farkında olmadan duygusal oyunlar oynarız. Özellikle kontrolcü yapıya sahip kişiliklerde, bu tarz oyunlar daha belirgin olur.
Sevgilime bağımlı oldum.
Örneğin, bir kadın ve erkek birbirlerine aşık olurlar. Aşkın ilk günlerinde erkek kadını sık sık arar. Kadın bundan beslenmeye başlar. Erkeğin iltifatları, ilişkiyi rayına oturtana kadar onu el üstünde tutması, kadındaki değersizlik duygusunu azalttığı için oluşan kanca görevini yapmaya başlar. Artık kadın bu yoğun ilgiden beslenmeye başlamıştır ve eğer hayatında değer duygusunu artırabilecek başka alanlar yoksa, bir tür bağımlılık geliştirir. Bu tıpkı uyuşturucu almaya başlamak gibi bir şeydir.
Daha sonra erkek ilgisini yavaşlatmaya başlar. Bu hem erkeklerin hem de ilişkinin doğasında vardır. Erkek ilgisini normal boyutlara indirirken, kadın sebepsizce acı çekmeye başlar. Sürekli ilişkinin nereye gittiğini düşünür. Endişelenir. Üzülür.
Olumsuz duygu ve düşünceler başladığı andan itibaren, artık kanca ters yönde işlemeye başlamış, erkek kadının enerjisinden beslenir olmuştur. Kadının enerji alanı yavaş yavaş küçülürken, erkeğinki büyümeye başlar.
Aslında bundan kötü bir taraf yoktur. Hem kadın hem de erkek, bunu bilinçsizce yaparlar. Birbirini besleyebilmek çok güzel bir duygudur. Ama, çoklukla insanlar arasında bunun tersi de yaşanır. Birbirinin yaşam enerjisini çalan insanlar vardır. Üstelik enerji çaldıklarının farkında değillerdir, ama sonuçta kendilerini iyi hissedeceklerini bilirler. Karşısındakinin ruhsal ve duygusal durumunun ne olacağına aldırış etmezler.
Enerji vampirlerinin pek çok yöntemleri vardır.
Bunların en bilineni, karşısındaki kişiyi suçlu hissettirmektir. Bunun için bir insan diğerine bağırabilir, aşağılayabilir, alay edebilir, ya da kendisini acındırabilir. Sonuçta karşısındaki kişi kendisini suçlu hissederse yaşam enerjisi çalınacak, kendisini güçsüz ve yeteneksiz hissedecektir.
Bir başka yöntem, karşımızdaki insana sessiz ve mesafeli durmak, duygularımızı saklamaktır. Mesafeli durduğumuz zaman, karşımızdaki insan bizim ne hissettiğimizi ve düşündüğümüzü bilemez ve endişeye kapılır. Endişe ve huzursuzluk, yaşam enerjimizin karşımızdaki kişiye geçmesini sağlar.
Karşımızdaki insana aşırı sevgi vermek ve bunun karşılığını beklemek de bir çeşit enerji vampirliğidir. Kontrolcü kişiliklerin baş vurduğu bu yöntem, anne çocuk ilişkilerinde ya da karı koca ilişkilerinde sıklıkla yaşanır.
Sonuçta, karşımızdaki kişiye olumsuz duygular yaşatıyorsak, onun yaşam enerjisini çalıyoruz demektir. Peki, yaşam enerjimiz çalındığı zaman ne olur?
Genelde, yaşam enerjimiz küçüldüğünde, yaşamdan zevk alamayız. Günlük işlerimizi yapamaz hale geliriz, çünkü en ufak bir iş bile bize külfet gibi görünür. Sürekli bir can sıkıntısı duyarız. Yüreğimizde, sebebini bilmediğimiz bir ağırlık oluşur. Toleransımız azalır. Bir gün önce başkalarına dağıtacak sevgimiz varken, bir anda kendimizi dibe vurmuş gibi, sanki derin bir kuyuya inmiş gibi hissederiz. Artık başkalarına sevgi vermek yerine, onlardan beslenmeye çalışırız.
Bütün bu yaşanan olumsuzluklara rağmen, kancalar sağlıklıdır ve insanların birbirine sevgi akıtabilmeleri için oluşurlar.
Dikey Beslenmek
İnsanların başkalarına bağımlılık geliştirmemeleri, ve başkalarından enerji çalacak yöntemlere başvurmamaları için, dikey beslenmeyi öğrenmeleri gereklidir.
Her insanın ruhu, çeşitli zenginliklerle doludur. Bu zenginlikleri, yaratıcılık alanlarımızı keşfederek bulabiliriz. Örneğin, bir ressam, resim yaparken kendisinden beslenir. Çünkü o sırada ruhundaki zenginlikleri ifade etme fırsatını bulmuştur. New York’ta yaşarken bir kanser hastamın takı yapmaktan hoşlandığını keşfetmiş ve kendisine her gün en az 1 saat bu işle uğraşmasını tavsiye etmiştim. Kendisine çok iyi gelmiş, adeta duygusal ve ruhsal bir terapi gibi iş görmüştü.
İnsanların kendilerini hiç korkusuzca, olduğu gibi ifade edebilmeleri, en büyük güç kaynağıdır. Bu, herkese tarif edilemez bir mutluluk ve doyum verir. Hayatımızda hobilerin yer alması, iste bu yüzden önemlidir. Dikey beslendiğimiz sürece, ne başkalarına bağımlı yaşarız ne de yaşam enerjimizi çaldırırız.
En önemlisi de, hayatta verdiğimiz önemli kararlar hatalı olmaz. Doğru karar verebilmek için bağımsız ve mutlu olmalıyız. Özgür bir zihne ve duygusal yapıya sahip olmalıyız. Hiçbir şeyden korkumuz olmamalı. Başkalarını kaybetme korkusu, bağımlılıklarımızın ardındaki kök korkudur. Bilinçaltımızın derinliklerinde kaybetme korkusu olduğu müddetçe sağlıklı kararlar alıp uygulayabilmemiz hemen hemen imkansız gibidir.
Gelin özgürlüğümüzü ele alalım ilişkilerimizde kuvvetli taraf biz olalım.
(Alıntı)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Rahatlamak İçin Yapmanız Gereken 8 Şey…

yanankağıt[1]

 

1.Kafanı kurcalayan ve moralini bozan bütün düşüncelerini bir kağıda yaz ve bütün o rahatsız edici düşüncelerin yok olduğunu hayal ederek o kağıdı yak.

2.Kendine seni rahatlattığını ve sakinleştirdiğini düşündüğün fotoğraflar oluşan bir kolaj yarat. Öfkelendiğinde, huzursuz olduğunu hissettiğinde bu fotoğraflara bakarak kafanı boşaltmaya çalış. Hatta evinin veya odanın görünür kısımlarına bu fotoğraflardan asıp kendine daha rahatlatıcı bir ortam sunabilirsin.

3.Evinizde rahat hareket edebileceğiniz şekilde yer açmaya çalışın. Gereksiz gördüğünüz eşyalarınızı depoya kaldırın. Daha özgür ve huzurlu hissedeceksiniz.

4.Kendinizle kalabileceğiniz bir gün planlayın. Çalışma hayatı, okul, bunun yanında yaşadığınız kişisel sıkıntılarınıza karşı bedeniniz kadar ruhunuz da bazen direnmekte zorlanabiliyor. Kendinizle her hafta baş başa kalabileceğiniz 1 veya 2 gün belirleyin. Düşünmeden birkaç saat geçirmeye çalışın bu sırada rahatlatıcı müzikler dinleyebilir, sevdiğiniz bir aktiviteyle meşgul olabilirsiniz. Bu sayede kafanızdaki sıkıntılı düşüncelerden uzak kalma fırsatınız olacak.

5.Vaktinizin bir kısmını gönüllü olarak bir yardım kuruluşuna yardım etmeye ayırın. Yardımınız ihtiyacı olan insanlara yardım etmek size sıkıntılarınızı unutturacak. Ayrıca yardım etmek herkese iyi hissettiren bir aktivitedir.

6.Kendinizle kalmaya alışık değilseniz, buna yavaş yavaş kendinizi alıştırmaya çalışın. Zorlanıyorsanız sevdiğiniz ve güvendiğiniz birini arayıp onunla dertleşin. Bu sürece daha kolay alışmanızı sağlar.

7.Doğayla iç içe olabileceğiniz bir ortamda bulunmaya çalışın ve kendinizi doğanın sesine bırakın. Sadece kuşların sesini dinleyin, yaprakların hışırtısına odaklanın. Anın tadını çıkarın. Bu aktivite sık sık yaptığınız takdirde günlük hayatınızda da düşüncelerinizden kolaylıkla uzaklaşıp anın içinde kalabilmenize yardımcı olacak.

8.Bu tavsiyeleri gerçekleştirmek size iyi gelecektir. Fakat bu tavsiyeleri kaçmak olarak düşünmeyin. Kafanızdaki düşüncelerin kaynağına inin. Sizi rahatsız eden durumları çözmek için neleri değiştirip neleri azaltmanız gerektiğini bulmaya çalışın.

Kaynak: Filoji.com

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Beyin Gücünü Geliştirmek İçin 32 Öneri…

animatedchakra[1]

 

1. Derin Nefes Alın: Daha fazla hava, kanınız –yani beyniniz- içerisinde daha fazla oksijen anlamına gelir. Nefesinizi burnunuzdan alın ve mümkün olduğunca diyafram kasınızı kullanarak ciğerlerinizin alt kısmını doldurmaya çalışın. Birkaç kez derin nefes aldığınızda bu sizin hem gevşemenizi sağlar, hem de daha net biçimde düşünebilirsiniz.

2. Meditasyon yapın: Şu an hemen uygulayabileceğiniz bir Meditasyon tekniği, yalnızca gözlerinizi kapayın ve dikkatinizi nefesinize yöneltin. Kaslarınızı gevşetmeniz meditasyonunuza yardımcı olacaktır. Eğer zihniniz gezinmeye başlarsa, dikkatinizi yalnızca nefesinize yöneltin. Beş-on dakikalık bir Meditasyon sizi gevşetir, zihninizi temizler ve özellikle zihinsel bir iş için sizi hazır hâle getirir. Bu konuda sitemizde yer alan Meditasyon uygulamalarından yararlanabilirsiniz..

3. Dik oturun: Duruşunuz, bedeninizdeki fizyolojik mekanizmaları ve dolayısıyla zihinsel süreçlerinizi etkiler. Bunu kendi kendinize kanıtlayabilirsiniz. Kafanız öne doğru sarkmış, gözleriniz yere bakar ve ağzınız açık biçimde matematik işlemleri yapmayı ya da bir problem çözmeyi deneyin. Sonra aynı şeyi bir de dik vaziyette otururken, ağzınız kapalı ve karşıya ya da hafifçe yukarıya bakar durumda deneyin. 2.sinde zihninizin çok daha kolay çalıştığını göreceksiniz.

4. Doğru düşünme alışkanlıkları: Birkaç hafta, belli bir problem çözme tekniği üstünde çalışın. Kısa sürede alışkanlık haline geldiğini göreceksiniz. Gördüğünüz her şeyi bir an için yeniden dizayn etmeyi deneyin. Bu da bir süre sonra alışkanlık haline gelecektir. Bir parça çaba harcayarak yararlı düşünme alışkanlıkları geliştirebilir ve sonra bunları çabasız biçimde kullanabilirsiniz. Alışkanlığın gücünden yararlanın.

5. Ölü zamanları değerlendirin: arabayla bir yere giderken, bekleme salonunda beklerken, ya da boş boş otururken geçen zaman, değerlendirilmezse ölü olur. Bir kasetçalar ya da CD çalarla arabanızda ya da boş zamanlarınızda yabancı dilde ya da kendi dilinizde bilgilendirici bir şeyler dinleyebilirsiniz.

6. Yabancı dil öğrenin: Yeni bir dil öğrenmenin, beyin işlevlerinde yaş ilerlemesine bağlı olarak gelişen performans kaybını azalttığı görülmüştür.

7. Konsantrasyon ve farkındalık egzersizleri: Zihninizi dağılmaktan alıkoyduğunuzda konsantrasyon ve net biçimde düşünme kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Zihninizdeki karmaşayı izlemeyi ve durdurmayı öğrenin. Zihninizin arka planında sizi belli belirsiz biçimde rahatsız eden şeyler dikkatinizi çektiğinde onları halletmenin yoluna bakın. Bu, aramanız gereken birini arayıp o işten kurtulmak ya da yapacağınız işlerin listesini çıkarmak olabilir. Böylece en azından şimdilik yapacağınız işleri unutabilirsiniz. Biraz pratik yaparak bu sizin için daha kolay bir hale gelir ve düşünme süreçleriniz daha güçlü olur.

8. Yazı yazın: Yazmak zihniniz için çeşitli yönlerden yararlıdır. Belleğinize önemli olan şeyleri söylemenin bir yoludur, böylece gelecekte kimi şeyleri daha kolay hatırlayabilirsiniz. Yazmak düşünme süreçlerinizi netleştirir. Yaratıcılığınızı ve analitik becerilerinizi geliştirmek için iyi bir egzersizdir. Günlükler, parlak fikirlerle ilgili notlar, şiir ve hikayeler yazmak zihninizi güçlendirecektir.

9. Mozart dinleyin: California Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmada bir müzik aleti çalan ve koroya katılan çocukların problem çözme ve mekansal düşünebilme konularında diğer çocuklara oranla daha büyük bir gelişme kaydettikleri görüşmüştür. Bir başka araştırmada 36 öğrenciye 3 tane mekansal düşünme testi uygulanmış ve ilk testin hemen öncesinde Mozart’ın 2 piyano için Re Majör sonatı on dakika süreyle dinletilmiş. 2. testten önce gevşeme kaseti dinletilmiş, üçüncüden önceyse yalnızca sessizlik içinde oturmuşlar. Bu 36 öğrencinin ortalama skorları şöyle 1. test: 119; 2. test: 111; 3. test: 110.

10. Uykunuza dikkat edin: Herkesin uyku ihtiyacı birbirinden, farklıdır. Kendi ihtiyacınızın altında ya da üstünde uyumayın. Uykunun saatinden çok derinliği önemlidir. Gün içindeki kısa kestirmeler beynin dinlenmesi ve şarj olması için oldukça yararlıdır.

11. Kafein: Kahve, birçok kişi için zihin açıcı özelliğe sahiptir. Fakat fazla miktarda alındığında zihnin çalışmasını olumsuz yönde etkileyebilir. Kafein, kimi kişiler için uzun vadede olumsuz yan etkilere sahip olabilir. Fakat kısa vadeli olarak işe yaramaktadır.

12. Şekerden kaçının: Karbonhidratlar genellikle beyninizin bulanıklaşmasına yol açar. Çünkü şeker aldığınızda onu karşılamak için kana insülin salgılanır. Eğer önemli bir zihinsel iş yapacaksanız hemen öncesinde makarna, şeker, beyaz ekmek ve patates cipsi gibi şeylerden sakının.

13. Hızlı okuma: Birçok kişinin inandığının tersine okuduğunuz şeyi daha hızlı okuduğunuzda onu daha iyi kavrarsınız. Daha kısa sürede daha fazla şey öğrenirsiniz ve hızlı okuma gerçekten çok iyi bir beyin egzersizidir.

 

14. Spor egzersizleri yapın: Egzersizlerin özellikle uzun vadede beyin gücünü geliştirmesi sürpriz değildir. Fiziksel sağlığınızı olumlu yönde etkileyen her şey doğal olarak beyninizi de olumlu yönde etkileyecektir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar 10 dakikalık bir egzersizden sonra bilişsel fonksiyonlarda artış olduğunu göstermektedir. Beyninizi tazelemek istiyorsanız küçük bir yürüyüş ya da birkaç hareket yapabilirsiniz.

15. Daha etkili biçimde öğrenin: Bir şeyi öğrenmeye karar verdiğinizde hem başlamadan önce, hem öğrenme sırasında, hem de sonrasında notlar alın. Başlamadan önce kendinize “Şu an bu konu hakkında neler biliyorum?” diye sorun. Ve bunları bir kağıda not edin. Bu, zihninizi öğrenmeye hazırlayacaktır. Çalışmayı bitirdikten sonra bir sonraki seans için zihninizde birkaç soru olsun. Ve kendi kendinize “şimdi ne öğrendim?” diye sorun.

16. Zihninizi netleştirin: Dağınık odalar ve ofisler dağınık düşünmeyi körükler. Zihinsel işler yapacağınız yeri buna uygun biçimde organize edin. Zor bir zihinsel işe başlamadan önce bedeninizi esnetin ve birkaç derin nefes alın.

17. Eğlendiğiniz bir şeyler yapın: Bu hem stres düzeyinizi düşürmenize hem de beyninizi tazelemenize yardımcı olacaktır. Yalnız burada önemli olan yaptığınız eğlenceli faaliyete aktif olarak katılmanızdır. Televizyon seyretmek böyle bir amaç için uygun değildir. Zihni geliştirici eğlenceli oyunlar oynamak ya da bir hobiyle uğraşmak, kısacası sizi dinlendiren ve eğlendiren bir şeyler yapmak beyninizin daha iyi biçimde düşünmesine yardımcı olacaktır.

18. Beyin egzersizleri yapın: Beyninizi sürekli değişik yönlerde çalıştırın. Bulmaca çözün, satranç oynayın, bir şeyler ezberleyin. Beynin çalıştırılması sürekli yeni nöron bağlantıları geliştirilmesine yol açar.

19. Yeni şeyler öğrenin: Bu beyne egzersiz yaptırmanın bir başka yoludur. Yeni bir şey öğrendiğinizde beyniniz buna uyum sağlamak için yepyeni bağlantılar geliştirmek zorunda kalır.

20. Bir şeyleri iyi yapan insanları modelleyin: Yaratıcı, zeki ve üretken insanlarla birlikte vakit geçirin. Onlardan bir şeyler öğrenmeye çalışın. Onların yaptıklarını yapın ve onların düşündüğü biçimde düşünmeye çalışın. Onların önerilerine dikkatlice kulak verin. Başarılı insanlar genellikle bunu nasıl yaptıklarını bilmez ve kendilerini başarılı görmezler. Onların söylediklerini değil yaptıklarını yapın.

21. Gülün: Güldüğünüzde salgılanan endorfin sayesinde, stres düzeyiniz azalır ve bu da beyin için uzun vadede çok yararlı bir şeydir. Gülmek, aynı zamanda sizi yeni fikirlere ve düşüncelere daha açık hale getirir.

22. Oyun oynayın: Beynin uyarılması ölçülebilir yapısal değişikliklere neden olur. Yeni nöron bağlantıları ortaya çıkar ve yeni beyin hücreleri gelişir. Entelektüel oyunların yanısıra göz-el koordinasyonunu sağlayan her tür oyun beyni uyarır ve geliştirir.

23. Şarkı söyleyin: Arabanızda yolculuk ederken ya da yalnız kaldığınızda üstünde çalıştığınız konuyla ilgili olarak şarkı söyleyin. Bu sizin sağ beyinle temasa geçmenizi ve onu çalıştırmanızı sağlar.

24. Kendinizin farkında olun: Bu beyin gücüyle direk ilgili gibi görünmemekle birlikte çok yakından ilgilidir. Kendinizi daha iyi tanırsanız ego ve duyguların etkilerinden kaçınabilirsiniz. Özellikle bir şeyleri açıklarken ya da tartışırken kendinizi gözlemleyin.

25. Stresten uzak durun: Özellikle uzun vadeli stresin bedeninizde meydana getirdiği hasarlar bir yana, beyninizi de olumsuz yönde etkilemektedir. Stres düzeyinizi bilinçli olarak azaltmak için gevşeme vb. tekniklerden yararlanın.

26. Kendinizi eğitin: Çeşitli araştırmalar az eğitimli kişilerin Alzheimer’e daha fazla yakalandığını göstermiştir. Herhangi bir alanda eğitim almak beyninizi daha güçlü hale getirir.

27. Yağdan uzak durun: Laboratuar araştırmaları yüksek yağ oranıyla beslenen hayvanların daha yavaş öğrendiklerini göstermektedir. Mümkün olduğunca zeytin yağı ve diğer türden sıvı yağları kullanmaya özen gösterin. Doymuş yağlar beyin hücrelerinin gelişiminde olumsuz etki göstermektedir.

28. Daha az yiyin: Aşırı yemek, sindirim için daha fazla kan akışı demektir ve bundan dolayı beyninize daha az kan gider. Bundan dolayı harcadığınız enerjiyle orantılı bir beslenme düzenini benimserseniz bu beyniniz için daha yararlı olacaktır.

29. Şüpheli gıdalardan uzak durun: aşağıdaki gıdalar beyniniz için zararlı olabilir: Yapay gıda boyaları içeren besinler, yapay tatlandırıcılar, kola, Mısır şurubu, yüksek şeker içeren içecekler, hidrojenlendirilmiş yağlar, şeker, beyaz ekmek ve beyaz un içeren diğer ürünler.

30. Kahvaltı edin: Kahvaltı tüm beden için çok önemli bir öğündür. Ve bu konuyla ilgili araştırmalar kahvaltı eden çocukların diğerlerine oranla daha başarılı olduğunu göstermiştir.

31. Soru sorun: Bu beyninizi formda tutmanın çok iyi bir yoludur. Yalnızca kendi zihniniz içerisinde kalsa bile soru sorma alışkanlığını sürdürün. Zihninize gelen her şeyi sorun ve ihtimal içinde cevaplar üstünde düşünün.

32. Beyin gücünüzü geliştirme planı yapın: Yeni alışkanlıkların edinilmesi, 20 ila 30 gün arası bir süre alır. Bu durumda uyguladığınız herhangi bir egzersizi ya da alışkanlık değişimini en azından 3 hafta sürdürmelisiniz. Herhangi bir tekniğin etkisini hemen görebilirsiniz. Fakat her tür tekniğin uzun vadeli yararları çok daha fazla olacaktır.

Kaynak: Spritüeller

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce

kızılderili[1]

Kızılderililerden modern hayatı sorgulatan 9 düşünce…

1871’de doğmuş bir Stoney kızılderilisi, Yürüyen Boğa diye de bilinen Tatanga Mani, 87 yaşında kızılderililerin temsilcisi sıfatıyla Kanada tarafından bir dünya turuna çıkarılır.
Tatanga Mani Londra’da yaptığı konuşmasında kızılderililerin doğa ile olan ilişkisinden şöyle bahseder:

“Dağlar her zaman taş binalardan daha güzeldir. Şehirlerdeki yaşam yapay bir hayattır. Şehirlerde insanlar ayaklarının altında toprağı hissedemiyor doğa ile bağ kuramıyor, saksıdakiler dışında bitkilerin büyümesine şahitlik edemiyor, gökyüzündeki yıldızları bile caddelerdeki ışıklardan dolayı göremiyorlar.”
Doğaya olan saygıları herkes tarafından bilinen kızılderililerden modern hayatı sorgulatan düşünceler…

1- Ağaçların konuştuğunu bilir miydiniz? Evet, konuşurlar. Birbirleriyle konuşurlar, kulak verirseniz sizinle de konuşacaklardır.
2- Asıl sorun, sizin dinlememeniz, doğayı, ağaçları..
3- Biz ağaçlara zarar vermek istemeyiz. Ne zaman onları kesmemiz gerekse, önce onlara tütün ikram ederiz. Odunu asla ziyan etmeyiz, lazım olduğu kadar keser, kestiğimizin hepsini kullanırız. Eğer onların hislerini düşünmez ve kesmeden önce tütün ikram etmezsek, ormanın diğer bütün ağaçları gözyaşı dökecektir, bu da bizim kalbimizi yaralar.
4- Eğer herkes bir başkası için bir şey yaparsa dünyada ihtiyaç içinde kimse kalmaz. Sadece bir kişiye yardım et! Şimdiki usul bu değil ama inanıyorum, insanlar bu yolu öğrenecekler.
5- İnsan tabiattan uzaklaştıkça kalbi katılaşır.
6- Yeryüzü, bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık.
7-  Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak. Şükredecek bir şey bulamıyorsan içindeki kusuru ara.
8- Yapmamız gereken, her şeyi eski sadeliğine döndürmektir, böylece bozulan düzenimiz yeniden kurulacaktır.
9- Barış ve mutluluk her anda mevcuttur. Barış ve mutluluk her adımdadır. Ruhun meseleleri için siyasi çözümler yoktur.

Kaynak: Müthiş Psikloji

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

mart-ayi-bahar[1]

 

Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.

“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu

356677-3-4-24d44[1]

Harvard’lı psikolog açıkladı: Harika bir ilk izlenim uyandırmanın 10 yolu
Amy Cuddy, insanların sizinle ilk tanıştığı anda sadece tek bir sorunun cevabını aradıklarını ve bu cevabın iş ilişkilerinizin temelini oluşturduğunu söylüyor.
Soru basit: “Ona güvenebilir miyim?”
Bu soruya olumlu cevap alabilmeniz için yapmanız gereken 10 şeyi sizlerle paylaşıyoruz.
1. Konuşmaktan çok dinleyin.
Soru sorun. Göz teması kurun. Gülümseyin. Somurtun. Kafa sallayın. Cevap verin, bu cevap ne çok sözlü olmasın ama sözsüz de olmasın. Bir insanın önemli olduğunu göstermek için tek yapmanız gereken bu.
Konuştuğunuzda ise sizden istenmediği taktirde tavsiye vermeyin. Dinlemek, tavsiye vermekten daha çok ilgilendiğinizi gösterir çünkü tavsiye verdiğinizde, bir çok durumda kendiniz hakkında konuşmuş olursunuz.
Eğer buna inanmıyorsanız şöyle düşünün: “Senin yerinde olsaydım” cümlesi kimin hakkında?
Sadece söyleyecek önemli birşeyiniz varsa konuşun ve her zaman “önemli” kavramını kendiniz için değil karşı taraf içim tanımlayın.
2. İlgiyi başkalarını üzerine çekin.
Hiç kimse yeteri kadar övgü almaz. Hiç kimse. Yani işe insanlara iyi bir iş çıkarttıklarını söylemekle başlayın.
Bir dakika, yoksa neyi iyi yaptıklarını bilmiyor musunuz? Çok ayıp! Zira bilmek sizin işiniz. Şimdiden bu konuyu araştırmak sizin işiniz. İnsanlar sizin övgülerinize müteşekkir olmakla kalmayacak aynı zamanda neler yaptıklarına dikkat edecek kadar onları önemsemenizi takdir edeceklerdir.
Ve tabi ki kendilerini daha başarılı ve daha önemli hissedeceklerdir. Dahası onları böyle hissettirdiğiniz için sizi seveceklerdir.
3. Asla seçici dinleme yapmayın.
Bazı insanlar kendi altında hissettikleri insanların söylediklerini dinleme yeteneğine sahip değildirler.
Tabi ki onlarla konuşabilirsiniz fakat tek başına düşen ağaç ormanda gürültü yapmaz, çünkü dinleyen kimse yoktur.
İyi bir ilk izlenim bırakanlar herkesi dikkatlice dinlerler ve sosyal statü farketmeksizin hepimizin onlarla ortak paydada buluştuğumuzu hissettirirler.
Çünkü ortak bir noktamız var: hepimiz insanız.
4. Eşyalarınızı ortadan kaldırın.
Telefonunuza bakmayın. Monitörünüze göz atmayın. bir anlığına başka hiçbir şeye odaklanmayın.
Eğer başka eşyalarla bağlantı kurmakla meşgulseniz insanlarla bağlantı kuramazsınız.
Onlara tüm dikkatinizi hediye edin. Bu hediye bir avuç insanın birbirine verdiği bir hediye. Bu hediye tek başına, insanların etrafınızda olmak istemesini ve sizi hatırlamasını sağlayacaktır.
5. Almadan önce verin ve hiç bir zaman bir şey almayacağınızı varsayın.
Ne alacağınızı hiçbir zaman düşünmeyin. Ne verebileceğinize odaklanın. Gerçek bir bağ ve ilişki oluşturmanın tek yolu vermektir.
6. Kendinizi beğenmiş davranmayın…
Sizin tutucu, kasıntı, kendini beğenmiş yapınızdan sadece tutucu,kasıntı, kendini beğenmiş insanlar hoşlanır.
Geri kalanlarımız bu durumdan etkilenmez. Aksine sinirlenir, soğur ve rahatsız oluruz.
Üstelik odaya girdiğiniz anda sizden nefret ederiz.
7. …çünkü diğer insanların önemli olduğunu anlamanız gerek.
Bildiklerinizi zaten biliyorsunuz. Kendi görüşlerinizi biliyorsunuz. Bakış açılarınızı ve perspektiflerinizi biliyorsunuz.
Tüm bunlar önemli değil çünkü onlar zaten sizin. Kendi kendinizden bir şey öğrenemezsiniz.
Fakat diğer insanların neler bildiklerini bilmiyorsunuz ve herkes kim olursa olsun, sizin bilmediğiniz şeyler bilir.
Bu da diğer insanları sizden daha önemli yapar çünkü onlardan bir şeyler öğrenebilirsiniz.
8. Kelimelerinizi seçin.
Kullandığınız kelimeler başkalarının tavırlarını etkiler.
Örneğin bir toplantıya girmek zorunda değilsiniz, sadece başka insanlarla tanışmaya gidiyorsunuz. Yeni bir müşteri için sunum hazırlamak zorunda değilsiniz, sadece başkalarıyla havalı şeyleri paylaşıyorsunuz. Spor salonuna gitmek zorunda değilsiniz sadece sağlığınızı geliştirmek için egzersiz yapıyorsunuz.
Adaylarla mülakat yapmak zorunda değilsiniz, sadece ekibinize katılacak en iyi insanı seçiyorsunuz.
Hepimiz mutlu, hevesli, başarılı insanlarla iş arkadaşı olmak isteriz. Seçtiğiniz kelimeler diğer insanların kendini iyi hissetmesini sağlar ve sizin de kendiniz hakkında iyi hissetmenize yol açar.
9. Başkalarının başarısızlıklarını tartışmayın…
Kabul edelim hepimiz dedikodu yapmayı severiz. Hepimiz biraz gıybet duymayı severiz.
Sorun şu ki; hiç birimiz o dedikoduyu servis edeni pek de sevmeyiz. Ve dahası o insana kesinlikle saygı duymayız.
Başka insanların başarısızlıklarına gülmeyin. Eğer gülerseniz, etrafınızdaki insanlar aynı şeyi onlar için yapıp yapmadığınızı merak etmeye başlayacaktır.
10. …fakat kendi başarısızlıklarınızı itiraf etmeye hazır olun
Son derece başarılı insanların başarılı oldukları için karizma sahibi olduğu düşünülür. Başarıları sanki kafalarının üstünde bir hare etkisi yaratır. Adeta parlarlar.
Buradaki anahtar kelime: gözükmek.
Harika bir ilk izlenim bırakmak için son derece başarılı olmanıza gerek yok. Işıltılı yüzeyi yırttığınızda, tüm başarılı insanların bir taşın karizmasına sahip olduğunu göreceksiniz.
Fakat dikkat çekecek derecede karizmatik olmak için olağanüstü derecede hakiki olmanız gerekir.
Mütevazi olun. Başarısızlıklarınız paylaşın. Hatalarınızı itiraf edin. Eğitici bir öykü olun ve kendinize gülün.
Başka kimsenin hatalarına asla gülmemeniz gerekirken kendinizinkilere her zaman gülün.
İnsanlar sizin hatalarınıza gülmeyecek, sizin gülüşünüze eşlik edecektir.
Sizi sırf bunun için sevecek ve her daim etrafınıza olmak isteyeceklerdir.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İstediğiniz Her Şeyi Gerçekleştirebilirsiniz

399563-3-4-cf4f3[1]
Evet, size garanti veriyorum ki yaşamınızda istediğiniz her şeyi gerçekleştirebilirsiniz. Sizi bundan hiç bir kişi, koşul ve ortam alıkoyamaz. Nasıl mı? Yaşamla birlikte her şeyi zorlaştıranlar, karamsarlar, buna hemen tepki verecekler ama size yaşamınızda her şeyi başarabileceğiniz bir formül vereceğim, siz bunu uygulayın daha sonra bana bunun çalışıp çalışmadığını anlatırsınız. Bu daha önce başarılı olmuş insanlar tarafından kullanıldı, halen başarılı olmak isteyenler tarafından kullanıyorlar. Bu inanılması gereken bir şey değil uygulanması gereken bir yoldur. Yapın kazanacaksınız, istediğiniz her şey yerine gelecek, ne istiyorsanız ona sahip olacaksınız.
Birinci adım: Siz tam olarak ne istiyorsunuz? Nedir istediğiniz? Bir kâğıt kalem alın ve istediklerinizi yazın. Zihninizde tamamıyla netleşmeli istediğiniz şey, hiç bir şüphe kalmamalı. “Ben tam olarak ne istiyorum” diye sorun kendinize ve cevabi hızla verip çıkmayın işin içinden, bırakın cevap kendisini koysun ortaya. Amaçlarınızı en geniş şekilde yazın.
İkinci adım: İnançlarınızı oluşturun. İsteklerinizi destekleyen inançlar oluşturun, aynı zamanda da bu amaçlarınıza karşı olan eski inançlarınızı temizleyip atin. Örneğin başarılı bir iş kurmak amacında olduğunuzu varsayalım, bununla birlikte para ve zenginliğin kötü olduğuna dair inançlarınız varsa başarılı olmanız mümkün değildir, ne kadar uğraşsanız da bu olumsuz inançlar sizin yükselmenizi engelleyecektir.

Bilinçaltınızı sizi destekleyen inançlarla doldurun. İsteğinizin gerçekleşmiş olduğunu düşünün, bunun coşkusu ve hissiyle titreyin. Hayalinizde başarıyı canlı resimlerle görün, sesleri duyun, kokuları alın, tamamıyla hissedin her şeyi.
Üçüncü adım: Esnek olun ve kendinizi geliştirmeyi sürdürün. Başarılı bir iş kurmak amacındaysanız, örneğin bilgisayar teknikleri üzerine bir iş kurduğunuzu varsayalım; bu alanda ki gelişmeleri iyi takip etmeli, pazarda neler olup bittiğini bilmeli, konuyla ilgili insanlarla tanışıp çevre edinmeli ve gerekiyorsa ani değişikliklere hazır olmalısınız. Piyasa kötü diye kendinizi piyasaya değil, piyasayı kendinize uyduracak girişimleri hızla bulup hayata koyacak esnekliğe sahip olmanız gerekiyor. Yaşamda esnek olmayan her şey kırılır. Esneklik başarının yarısıdır.
Diğer önemli nokta da kendinizi geliştirmeyi bırakmamanız. Zavallı kafası taşıyan birinin büyük bir sanatçı, büyük bir iş adamı, büyük müzisyen, büyük bir yazar olabilmesi mümkün mü? Her şey zihinde başlar. Olmasını istediğiniz şey ilk önce zihninizde olmalıdır. Zihninizi değiştirdiğinizde hayatınız da değişir. O halde amaçlarınıza yönelik bir zihne sahip olmalı, yaşamdan her gün bir şey öğrenmeyi bırakmamalısınız.
“Hep istiyorum ama hiç bir şey olduğu yok.” diyen birçok insan biliyorum. Ve onlarla biraz konuşup da bir kaç soru sorduğumda ne istediklerini gerçekten bilmediklerini görüyorum. Ardından buna kendileri de şaşırıyorlar. Gerçekten bu zamana kadar başardığınız her şey zihninizde şüphe etmeyecek şekilde inandığınız ve başaracağınızdan emin olup gerçekten istediğiniz şeylerdir. Sizin inanmadığınız bir şeyi başardığınız oldu mu? Ne istediğini bilmek başarının ilk adımıdır. Siz bu yaşamdan ne istiyorsunuz? Oyuncular yaşamda ne istediğini bilen ve ne yapıyorsa bilinçli yapan, başarıyı şimdiden yaşayan bireylerdir. Seyirciler yaşamdan ne istediklerini bilmeyen (ki bunun için seyirci kalmaktadırlar) kararsızlık içinde bir oyana bir buyana sallanan, günlerini böyle geçiren, umutsuzluk ve karamsarlık yayan bireylerdir. Herkes, “ben yaşamdan ne istiyorum” sorusunu sorarak ve ne istediğini tespit edip harekete geçerek hemen oyunculaşabilir.
Şimdi bu son cümleyi yazarken bir mektupta anlattığım bir karsılaştırma geldi aklıma. Onu burada sizinle de paylaşmak istiyorum:
Muhakkak rastlamışsındır: Bakkala küçük bir çocuk girer, bakkal amca ona ne istediğini sorar. Çocuk utanır, sıkılır, raflarda çikolatalara, gofretlere bakar ama bir türlü bilemez ne istediğini. Bakkal amca saymaya başlar neler verebileceğini. O kararsızdır. Bakkal amca saymaktan sıkılır, oflamaya başlar.
Bir bakkal amcadır yaşam. Biz ondan ne istiyorsak onu verir bize. Aslında bu zamana kadar iyi ya da kötü ne yaşamışsak hepsi bakkal amcadan istediklerimizdir. O halde ondan iyi şeyler istemek olmalı işimiz.
Siz ne istiyorsunuz? Bu bakkal amcada aklınıza gelebilecek her şey var. İyi de var kötü de, mutlulukta var acı da, zevk de var hüzün de, sevgi de var güzellik de; hadi seçin bakalım.

Kaynak : spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bir Mucize Ritüeli

gökkuşağı[1]
Mucizelere inanmayı neden bıraktık ?
Öyle ya çok mantıklı hayatlarımızın içinde mucizelerin ne işi var ? Hepsi hayal ürünü !
Ya mucizeler hala varsa ve biz onları yaratımlarımızdan çıkardıysak …
Özelllikle 70’li yılların Türk filmlerinde mucize niteliğindeki rastlantıları sürekli görürüz ve tepkimiz değişmez :
YOK ARTIK ! Bu kadar rastlantı ancak Türk filmlerinde olur.
Kadın hiç olmayacak bir yerde hiç olmayacak bir adamla karşılaşır ve bamm.. hayatı değişir, o artık çok ünlü bir ses sanatçısıdır.
Adam çok fakirdir ama şans neden ona gülmesindir Ve birden kaderi değişir, hiç tanımadığı Mısır’daki halasından miras kalır.
Çocuk küçükken kötü kalpli gaddar kişiler tarafından kaçırılmış, dilenciliğe zorlanmıştır ancak onun çok sevimli eşeğini açık artırmada öz ablası satın alır …
Yani hayat kötü gidiyorsa birden iyiye neden gitmesin İyiler hep kazanır …
İşte bu durum tam olarak o dönemin toplumunun inanç sistemidir.
İnsanların sokağa çıkarken onları gelip bir mucizenin bulacağı inancı ile yaşayıp yarattığı yıllar …
Biz şimdilerde böyle şeyler yapmıyoruz tabi …
Mesela siz bugün evden çıkarken hangi hissiyatla çıktınız ?
Dünyamızı hiç de eğlenceli olmayan sıkıcı bir düz mantık kapladı.
Hayat bu şekilde heyecanlı ve sürprizlerle dolu değil.
Yarınlar hep aynı ve yaşamak o kadar da çekici değil.
Ta ki siz mucizelere inanıncaya kadar
Açıkçası bir mucizeye inanmıyorsanız, yarın sabah neden şans size gülsün …
Şimdi size çok basit bir ritüel veriyorum. Bir kitapta okudum ve denedim, işe yarıyor.
Hiç olmayacak şey, bir iş adamı bana mesaj attı ve hayallerimi gerçekleştirmeme yelken açtı.
Kaybedeceğiniz bir şey yok, sadece deneyin
“Mucize ritüeli :
Sabah uyanır uyanmaz kimseyle konuşmadan güneşe ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “BUGÜN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin. (Mümkünse sesli)
Ve etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Aynı gün gece yatmadan hemen önce yıldızlara ve gökyüzüne bakın ve 7 defa “YARIN BENİM İÇİN BİR MUCİZE OLACAK” diyin.
Ve yine etkisine inandığınız bir duayı okuyun.
Yine ertesi sabah kalkınca sabah ritüelini, gece olunca gece ritüelini 7 gün boyunca uygulayın.”
…Hepsi bu.
Binlerce katılımcı henüz 1 haftayı tamamlamadan sonuç alıyor. Yani ben de sanırım 2,5 gün uyguladım ve ne olacağına dair bir fikir dahi üretmemiştim.
Çok beklentiye kapıldığımı da söyleyemem…
Bir de daha ilk söylediğim anda enerjinin değiştiğini hissetmiştim, enerji çalışmalarında bu anı yakalarsanız işlem tamam, haberiniz olsun
Ritüelin nasıl işe yaradığına ve mantık arayanlara gelince …
Mantık sıkıcı ise okumayınız
Kaliforniya’daki Hipnoz okulunda aldığım eğitimlerde tek bir temel var, telkinler ! (Hypnosis Motivation Institute )
Siz bu şekilde kendinize telkin veriyorsunuz.
1 kere sesli söyleyince insanın ikna barajı aşılmış olmuyor ancak ikincisi ısrar içeriyor ve sonraki telkinlerde ise artık kontrol bizden çıkıyor ve bu telkinler hayatımızı ele geçiriyor.
Bu sebeple sizin kendinize, toplumun size ve sizin başkalarına tekrar ettiğiniz telkinlere dikkat ediniz, tüm telkinler hipnotik bir dil içeriyor ve bu komutlar doğrudan otonom sistemimize hükmediyor
Sıradışı sevgilerimle,
Kaynak: Demet Yıldırım

http://demetyildirim.com/bir-mucize-ritueli/
Dipnot : Detaycı ruhlar etkili dua tavsiyesi isteyecek olursa İnşirah Suresi’ni okuyabilirler.
Yada bir Tibet duası veya bir mantra … Neye inanıyorsanız artık

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BİLİNCİN YÜKSELDİKÇE NELER OLUR?

19264495_10155424813618827_762986144577774815_o[1]
Bilinci henüz senin kadar yükselmemiş olanların konuşmaları sana eski tadı vermemeye başlar.
Kendin gibi olan insanları arar ve onlarla bir şekilde karşılaşmaya yeni dostluklar oluşturmaya başlarsın.
Sana söylenen şeyleri olduğu gibi doğru kabul etmek yerine sorgulamaya başlarsın.
Korkuların azalır.
Eskiden zoraki yaptığın şeyleri artık yapmaya mecbur hissetmezsin.
Kendini çok daha rahat ifade etmeye başlarsın.
İstemediğin şeylere rahatça “Hayır” diyebilirsin.
Tek başına kalmaktan keyif almaya başlarsın.
Hayatta gerçekten yaşamak istediğin gibi yaşayıp yaşamadığını sorgulamaya başlarsın.
Gerçekten ne yapmak sana heyecan veriyorsa onun peşine düşersin.
Olumsuzluklar seni eskisi kadar üzmez olur.
Kötü giden şeylere dertlenmek yerine çözüm bulmaya odaklı olursun.
Etrafta sıkıntı veren şeyler seni etkilemez.
Gelecek için kaygılanmazsın.
Başına kötü bir şey geldiğinde eskiden olduğu kadar üzülmezsin.
Birisi sana hakaret ettiğinde, bağırdığında etkilenmez ve aynı şekilde tepki verme ihtiyacı duymazsın.
Birisi seni haksız yere suçladığında kendini savunma ihtiyacı duymazsın.
İltifatlar da seni eskisi gibi etkilemez.
Onaylanma ve takdir edilme ihtiyacı hissetmezsin.
Birilerine bir şeyleri ispat etme isteğin ve çaban biter.
Seni rahatsız eden zihin konuşmaları gitgide azalır ve zor duyulur hale gelir.
Öfke ya da üzüntü gibi duygular ara sıra gelir ama senin üzerindeki etkileri dakikalar içinde geçer üzerine yapışmaz ve seni günlerce rahatsız edemezler.
Diğer insanların zenginliğini kıskanmazsın.
İnsanların senin hakkında ne düşüneceklerini umursamazsın.
İnsanları kategorilere ayırmazsın ve herkese aynı davranırsın.
Yapılan hataları çok çabuk affedersin.
Dışarıda ne olursa olsun içinde sebepsiz bir sevinç olur.
Her yerde ve herkesin yanında kendin gibi olursun.
Herkesin içinde aynı Öz’ün parçası olduğunu fark etmeye başlarsın.
Dünya bir oyun alanı gibi gelmeye başlar ve
icindeki huzuru kimse bozamaz.
Kaynak: The Secret Facebook sayfası

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »