HARUN KOLÇAK’in kaleminden…

0x0-2[1]
HAYATTAN…
*Geniş ve rahat olmayı öğrendim… Ölümün dışında hiç bir şey göründüğü kadar önemli ve acil değil…
*Coşkulu ve neşeli olmadığım zaman, bunun hiç kimsenin suçu olmadığını ve gülümsemem gerektiğini öğrendim…
*Cesur olmayı; değilsem bile öyle davranmayı öğrendim… Nasıl olsa, aradaki farkı kimse anlamıyor…
*Cazibemle 15 dakika idare edebildiğimi, ama ondan sonra mutlaka bilmem gereken bir şeyler olduğunu öğrendim…
*Hiç kimsenin sır saklamadığını öğrendim!… Çünkü herkes, “birine söylemek ihtiyacı” hissediyor…
*Yanıtını bilmediğim ve emin olmadığım konularda “Bilmiyorum” demenin daha faydalı olduğunu öğrendim…
*Ağzımı kapalı tuttuğumda, fazla hata yapmadığımı öğrendim!…
*Başarıya çıkan bir “asansör” olmadığını, tırmanmak gerektiğini öğrendim…
*İnsanların bana sadece, -benim izin verdiğim şekilde- davranabildiklerini öğrendim…
*Kıskançlığın, mutluluğun düşmanı olduğunu ve “mutlu olmak için başkalarına güvenme”nin sonsuza kadar hayal kırıklığı getirdiğini öğrendim…
*İnsanların kendinden daha az başarılı insanlarla, başarısını; mutsuz insanlarla da mutluluğunu konuşmaması gerektiğini öğrendim…
*Başkaları için olumsuz düşünüp acımasız ve kırıcı olanların, aslında güçsüz kimseler olduğunu ve sevgiyi sadece güçlü insanLarın bildiğini öğrendim…
*İnsanlara artık kızmıyorum… Çünkü, hayatlarında hataları, sorunları, mutsuzlukları olan insanların,karşılarındakileri kendi yerlerinde görmeye çalıştıklarını öğrendim…
*”Ben bu hatayı nasıl yaptım?” demek yerine, en mükemmel düşünenlerin bile hata yapabileceğini; önemli olanın, ders alıp yinelememek olduğunu ve yeni hatalardan daha az zararlı çıkmayı öğrendim…
*Hayattaki en önemli çözümün, neyin “önemli” olduğuna karar verip gerisini çöpe atmak olduğunu öğrendim…
*BENİ ELEŞTİREN, BANA BİR ŞEYLER SÖYLEME YETİSİNİ KENDİNDE BULANLARA , “CEVAP VERMEME”Yİ ÖĞRENDİM…
ÇÜNKÜ BU TARTIŞMA, HİÇ BİR ZAMAN BİTMEYECEKTİR…
*Sadece “ders almak” için arkama bakmayı, sadece “yüksek sesle düşünebilmek” için sorunumu bir başkasına anlatmayı öğrendim…
“Çözüm” için değil…
*”İmkânsız” diye bir şey olmadığını, çok istediğimde imkansızı eldeedebildiğimi, asıl savaşı kazanabilmek için “küçük çarpışmaları
kaybetmeyi” göze almayı öğrendim…
*Zamanı ve sözleri, dikkatsizce kullanmamayı öğrendim… Çünkü geri alamıyorum…
*Ne kadar çaba harcarsam harcayayım, bazılarının mutsuzluk için her zaman bir “neden” bulabildiğini öğrendim… ARTIK ÇABALAMIYORUM!
*Önemli olan şeyin, başkalarının benim hakkımda ne düşündükleri değil; benim kendim hakkındaki düşüncelerim olduğunu öğrendim…
Kendimi yargılıyorum…
*”Affetmek ve Unutmak”… Eğer güçlüysen başarabildiğini ve kin tutmanın beni rahatsız ettiğini öğrendim…
*Nerede ve ne şartlarda olursa olsun, yaşadığım yeri güzelleştirmeyi öğrendim…
*Sürekli “BEN DÜRÜSTÜM, BEN DOĞRUYU SÖYLÜYORUM, SEN FARKLISIN” diyenlerden kuşkulanmayı öğrendim!…
*Durum ne kadar vahim olursa olsun, soğukkanlılığımı yitirmemeyi, gülümsemeyi; her şeyi negatif ve kötü düşünen, mutsuz olan insanlardan ayrı kalmayı öğrendim…
*Beni kızdıran birine cevap vermeden önce, 10 saniye düşünmeyi, nefesalmayı ve kendime sakinleşmek için zaman tanımayı öğrendim…
*Bugünkü her üzüntümün ve her acımın, benim yarınki mutluluğumu hazırladığını öğrendim…
*Yapmak istediklerimden asla vazgeçmemeyi, büyük düşlerin gerçeklerden daha güçlü olduğunu ve “başarmanın en kısa yolu” olduğunu öğrendim…
*”Kaybedecek neyim var?” demek yerine , yaşadığım her şeyde “kazanacak çok şeyim var!” demeyi öğrendim…
*Hayatı, gereğinden fazla ciddiye almamayı öğrendim…
*En önemlisi de, kendime gülmeyi, kendimle eğlenmeyi, kendimi sevmeyi öğrendim!
Harun Kolçak

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ GÜÇLENDİRME MEDİTASYONU

1292862608_f0e5ebe0eaf1e0f6e8ff[1]

 

Bir kaç dakika boş kaldığınızda, ve özellikle gece uykuya dalmadan önce son şey, ve sabah yataktan kalkmadan önce ilk şey olarak, bedeninizi bilinçle ”doldurun.” Gözlerinizi kapatın.Sırt üstü uzanın.Önce dikkatinizi bedeninizin değişik bölümlerinde, ellerinizde, ayaklarınızda, kollarınızda, bacaklarınızda, karnınızda, göğsünüzde, başınızda vs. odaklayın.Yaşam enerjisini bu bölümlerin içinde mümkün olduğunca yoğun bir biçimde hissedin.Her bölüm üzerinde en az on-beş saniye kadar odaklanın.

Sonra dikkatinizi bedeninizde, ayaklardan başa, baştan ayaklara birkaç kez bir dalga gibi dolaştırın.Bunun sadece bir dakikanızı alması gerekir.Bundan sonra, içsel bedeninizi bir bütün olarak, tek bir enerji alanı olarak hissedin.Bir kaç dakika kadar bu hissi sürdürün.

Bu zaman esnasında yoğun bir biçimde mevcut olun, bedeninizin her hücresinde mevcut olun.Eğer zihin ara sıra dikkatinizi bedenden çekmeyi başarır ve siz kendinizi bir düşüncede kaybederseniz aldırmayın.Bunun olduğunu fark eder etmez, dikkatinizi yine içsel bedene yöneltin.

Kaynak: spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

SARKAÇ (PANDÜL) NASIL KULLANILIR ?

img_0113[1]

 

Sarkaç(Pandül)
Sarkacın ucu; kristal, yarı değerli taş veya metal olur. Ahşap olanları da vardır. Sarkacın kullanılmadan önce mutlaka arındırılması ve programlanması gerekir.

Arındırma işlemi

Sarkacın bizim ile uyumlu programlama yapabilmesi için dünya üzerinde var olduğu andan elimize gelene dek geçirdiği evrede toplamış olduğu negatif bilgilerden arındırılması için bu işlem mutlaka yapılmalıdır.

Bulunabildiğince saf alkol alınır. Sarkaç zinciri ile birlikte, tümü alkolün içinde olmak üzere alkole batırılır. Saf alkolde bir saat beklemesi yeterlidir. Mümkün ise deniz tuzu, yok ise normal tuz kullanılır. Alkolden alınan sarkaç tuza koyulur, ve sarkacın her yanı tuz ile ovulur.

Bir mücevher kutusu veya güzel bir torbanın içi ada çayı tütsüsüne tutulur. Sarkaç tuzdan alınıp, soğuk suyun altında iyice yıkandıktan sonra kurulanıp bu kutunun veya torbanın içine konulur.

Sarkacın programlanması

Sarkaç alınıp sakin bir yere çekilinir. Reiki kanalı açılır. Torbadaki taş elimizde veya önümüzdedir. Reiki elimizden akmaya başladıktan sonra, elimize sırası ile 3 ‘ 2 ‘ 1 sembolleri çizilir. Sarkaç avucumuz ile iyice kapatılır. Konsantre bir biçimde sarkaç ile muhabbet etmeye başlanır. Sarkaca bize göre neyin evet, neyin hayır olduğu iyice anlatılmalıdır. Örneğin: Dikey salınım evet; yatay salınım hayır veya soldan sağa daire şeklinde dönüş evet, sağdan sola daire şeklinde dönüş hayır gibi.

Sarkaç bu şekilde programlandıktan sonra bizim enerji alanımızla tam uyum sağlayabilmesi için yedi gün – yedi gece, gün içerisinde üzerimizde, gece yastığımızın altında olmak üzere bizimle olmalıdır.

 

Nerede kullanılır

* Çakra kontrolunda: Herhangi bir çakrada tıkanıklık olup olmadığını anlamak üzere çakranın üzerinde tutularak bakılır. Evet programımıza uygun salınımda çakra açıktır, tersi durumunda kapalıdır.

* Kaybolan bir eşyanın bulunması için kullanılabilir Evin içinde mi kayboldu diye sorulabilir. Evet diyor ise elimizde sarkaçla odaları dolaşabilir, dolaplara tutabilir, burada mı diye sorabiliriz.

* İnsan anatomisi gösteren bir resim alınarak o resmin üzerinde sarkaç çeşitli yerlere tutulmak suretiyle herhangi bir kişinin sağlık sorunu hakkında bilgiler almak üzere sorular sorulabilir.

* Herhangi bir gıda maddesinin veya herhangi bir rengin üzerine tutularak, bunun bizim için yararlı olup olmadığı sorulabilir.

* Bir insanın bizimle ilgili düşüncelerinin pozitif veya negatif mi olduğu yolunda sorular sorulabilir.

* Bir mülk alırken veya kiralarken onun olumlu veya olumsuz mu olduğu, orada huzur bulup bulamıyacağımız, oranın negatif ya da pozitif bir ortam mı olduğunu anlamak üzere sorular sorulabilir.

Dikkat edilmesi gereken hususlar

* Sarkacımızı birinin kullandığı yolunda kuşkuya kapılır isek; sarkacı yeniden arıtmamız ve programlamamız gerekir.
* Sarkaca abuk subuk sorular sorarak kötü ve anlamsız konularla uğraşmamız doğru değildir.

* Aynı soruyu defalarca, değişik cümlelerle sormayıp, sarkaç gerekli ve anlamlı yerlerde kullanılmalıdır.

Kaynak: Spritüeller

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Haklı haksız, doğru yanlış şeklinde düşünerek kendinize eziyet etmeyi bırakın.

cemşen1[1]

 

Haklı haksız, doğru yanlış şeklinde düşünerek kendinize eziyet etmeyi bırakın. Ne haklı olmanız ne de doğruyu yapmış olmanız önemli. Önemli olan tek şey kendi haklılığınız ya da haksızlığınız yüzünden belli bir duruma saplanıp kalmamanız. Kendinizin ya da bir başkasının doğru ya da yanlış eylemleri sebebiyle kısıtlanır kalır, kıpırdayamaz hale gelirseniz bu hayattaki en büyük tehlike ve en büyük kayıptır. Zihninizin ne haklılığa ne haksızlığa, ne doğruya ne yanlışa takılıp kalmasına izin verin.
Yıllarca kendi arayışımda da öğretmenlik deneyimimde de sürekli -meli, -malılarla, doğru ve yanlışlarla, yakınıp duran, kendilerini doğru ve yanlış ile ilgili inançları sebebiyle hareket etmekten aciz bırakmış insanlarla karşılaştım. Bu insanların genellikle kendi doğru-yanlış, haklı-haksız, saf-kirli, erdemli-erdemsiz inancına saplanıp kalarak kendilerini nasıl tembel, uyuşuk, korkak, öfkeli ve karanlık bir var oluşa hapsettiklerini gördüm.
Zihnin ileriye doğru, herhangi bir şeye takılıp kalmadan hareket halinde olması gerekir. Arkadaşlarınızla ilişkinizde de, kendi duygularınız ve zihninizle ilişkiniz de de sürekli akış halinde olun. Ne içsel ne dışsal çatışmalara takılıp da eylemsiz kalmayın. Evrende yalnızca ölüler eylemsizdir; ki o bile bir görünüşten ibarettir.

Cem Şen

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşam Felsefenizi Değiştirecek 20 Hayat Öğretisi

50den-sonra-omru-uzatan-10-tavsiye-1495291355-1844802[1]

Budizm öğretisi, yaşam hakkında güzel dersler çıkarabileceğimiz bazı güçlü felsefeler ve bakış açıları barındırır.  Birçoğu Buda’nın sözleri olan ve Budizm öğretisinin ana felsefesini oluşturan 20  öğretici bilgi…

İşte Buda’dan yaşama bakış açınızı değiştirebilecek güçteki 20 öğretici ders;
1)Sevgi her şeyin ilacıdır.
“Nefretin açtığı yaralar nefretle tedavi edilemez. Ruhta açılan yaraları tedavi edebilecek tek güç sevgidir ve bu, yaşadığımız evrenin en temek kuralıdır.’’

2)Sizi siz yapan söyledikleriniz değil, uygulamaya geçirebildiklerinizdir.
“Birini sırf çok konuştuğu için bilge olarak tanımlayamazsınız. Kişinin bilgeliği ancak içindeki huzur, sevgi ve cesaretle ölçülebilir.’’
3)Sağlıklı yaşamın sırrı, anı yaşamakta gizlidir.
‘’Geçmişe takılıp kalma, geleceğin hayalini kurma. Zihnini yalnızca içinden bulunduğun ana odakla ve yaşa.’’
‘’Bedensel ve ruhsal olarak sağlıklı olabilmenin sırrı ne geçmişin yasını tutmakta, ne de gelecekle ilgili endişe duymakta. Sağlıklı olabilmenin sırrı bilgece ve farkında olarak anda yaşamakta.’’
4)İçine dönebilen herkes görünmeyeni görmeye başlar
“Sonsuz huzura giden yol göklere değil, yüreğe uzanır.’’
5)Kelimeler hem silah hem de merhemdir.
“Kelimeler bir insanı hem yaralayacak hem de iyileştirebilecek güce sahiptir. Hatta doğru ve ince olabilenleri, dünayayı bile değiştirebilir.’’

6)Akışına bırak, istediğin her şey sana gelir.
“Sürekli çevresinde dönüp durduğun şeyi en çabuk kaybedersin.’’
7)Kimse hayat yolunuzu sizin için yürümez
“Bizi kendimizden başka kimse kurtaramaz.. Hepimiz kendi yolumuzu kendimiz yürümek zorundayız.”
8)Mutluluk paylaşıldıkça çoğalır.
“Binlerce mum, tek bir mumun ışığıyla yanabilir ve o mumun ömründen hiç bir şey götürmez. Mutluluk da mum ışığı gibi paylaşıldıkça çoğalır.’’

9)Çevrenizdekilere karşı yardımsever olun.
“Zengin ya da fakir… Herkesin başa çıkmaya çalıştığı problemler var. Bazılarınınki çok, bazılarınınki az.’’
10)Sizden inanmanız beklenen şeyleri sorgulayın.
“Herhangi bir şey yalnızca öyle duyduğunuz için öyle olmak zorunda değil. Duyduğunuz şeylere ne kadar çok kişi inanıyor olursa olsun koru koruna inanmayın. Dini kitaplarda yazdığı için, deneyimli insanlar söylediği için ya da gelenekleriniz bunu gerektirdiği için inanmayın.
11.Gözlem ve analiz yapın.
Düşündüğünüz şeyin sebeplerini araştırın ve olası sonuçlarıyla ilgili çıkarımlarda bulunun. Deneyimleyin ve kendi deneyimlerinizle öğrenin.’’
12)Cesur olun
“Var olmanın en büyük sırrı korkusuz olmaktır. Geleceğin size getireceklerinden korkmayın. Korkularınız yüzünden başkalarına bağımlı yaşamayın. Cesur olmak özgürlük kilidinin anahtarıdır. ‘’

13)Gerçekler bir şekilde gün yüzüne çıkacaktır.
“Hayatta asla gizlenemeyecek 3 şey vardır: Güneş, ay ve gerçekler.’’
14)Zihninizin kontrolünü sağlayamazsanız o sizi kontrol etmeye başlar.
“Sağlıklı olabilmek, gerçek mutluluğa ulaşabilmek ve huzuru bulabilmek için zihninizi kontrol edebilmelisiniz. Kontrol edemediğiniz bir zihin sizi kendi karanlığına çeker ve bilgeliğe ulaşmanızı engeller.’’
15)Şüphe ayrıştırır, güven birleştirir.
“Şüphe kadar zihni kemiren başka bir alışkanlık yoktur. Şüphe, insanları ayrıştırır. Arkadaşlıkların ve en büyük aşkların ölümüne sebep olan zehir, şüphedir. ‘’

16)Hayatınızdaki kimseyi kendinizden daha çok sevmeyin.
“Hayatımız boyunca kendimizden daha çok seveceğimiz birilerini arar dururuz. Bu kişiyi çok uzaklarda ararız ancak bize kendimiz kadar yakındır. Hayatta en çok sevmeniz gereken ve sevginizi en çok hak eden kişi kendinizsiniz.’’
17)Her şeyi bilmek, bilgeliktir; kendini bilmek ise aydınlanma.
“Binlerce savaşı kazanmak için savaşmak yerine kendinizi fethetmeyi deneyin. Zafer, sizsiniz.’’
18)Maneviyat bir lüks değil, ihtiyaçtır.
“Tıpkı bir mumun ateş olmadan ışık veremeyeceği gibi, bir insanın da maneviyat taşımadan aydınlanabilmesi mümkün değildir.’’

19)Kıskanmak yerine takdir etmeyi öğrenin.
“Çevrenizdekilerin sahip olduğu iyi şeyleri kıskanmak yerine takdir edin ve daha iyilerine sahip olabilmek için çalışın.’’
20)Huzuru içinizde arayın.
“Huzur içinizdedir, dışarıda aramayın.’’

Kaynak: 50 en sonra hayat

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

MİLYON DOLARA DEĞER BİR MESAJ HARİKA ❤

20994246_420063078389779_1534410991947708077_n[1]
“Milyon dolarlık Bentley’imi gömeceğim”
Brezilyalı iş adamı Thane Chiquinho Scarpa Mısır firavunlarına özendiğini, öbür dünyada da kullanabilmek için milyon dolar değerindeki Bentley Continental Flying Spur marka arabasını bir törenle gömeceğini sosyal medyada duyurur.
Oldukça geniş bir kitlenin ilgisini çeker.
Epey de tepki toplar. Ama Scarpa o kadar ciddidir ki, gömme işlemini yapacağı tarihi verir ve tüm medyayı da malikanesine davet eder. Daha da inandırıcı olmak için kazdırdığı mezarın fotoğraflarını da sosyal medyada paylaşır. Takipçileri oldukça sert tepkiler verir. Ona deli diyenlerden tutun da arabayı gömeceğine hayır kurumlarına bağışlaması çağrısında bulunanlara kadar birçok tepki alır..
Scarpa, gelen tepkilerin hiç birine aldırış etmez ve tüm baskılara rağmen düzenlediği töreni iptal etmez. Verdiği tarih geldiğinde ise kalabalık bir gazeteci grubu malikaneye gelir ve tören başlar.Araba mezara indirilirken fotoğraflar çekilir. Herkes nefesini tutmuş bir şekilde beklerken Scarpa töreni bir anda durdurur. Davetliler merak içinde döner ve Scarpa şu konuşmayı yapar:
“Milyon dolarlık Bentley’imi gömeceğimi söylediğim için beni kınadınız. Halbuki birçok insan, benim bu arabamdan çok değerli bir şeyi sürekli toprağa gömüyor. Kalpler, karaciğerler, akciğerler, gözler ve böbrekler toprağa gömülüyor. Bu aptalca. Dışarıda organ nakli bekleyen o kadar çok insan varken, bu sağlıklı organları gömüyoruz. Bu dünyadaki en büyük israf! Bentley’im bununla karşılaştırıldığında hiçbir şey. Bir organdan daha değerli hiçbir şey yok; çünkü insan hayatından daha değerli bir şey yok. Burada organlarımı bağışladığımı şu an resmen açıklıyorum.”
Bu konuşma sonrası olanları tahmin edebilirsiniz. Peki, bunu bir çağrı olarak gördüğümüz zaman, işe yarayıp yaramadığını merak ediyor musunuz? Elbette yarıyor ve 1 ay içerisinde organ bağışları tam olarak % 31,5 oranında artıyor.
Brezilyalı iş adamının bu hareketi, alkışlanacak bir farkındalık projesi
✔Gözlerimi; gün ışığını, bir bebeğin yüzünü,
bir kadının gözlerindeki sevgiyi görmemiş bir adama verin.
✔Kalbimi; kendi kalbi ona acı vermekten başka bir şeye yaramayan birine verin.
✔Kanımı; bir otomobilin enkazı altından çıkarılmış olan gence verin.
Verin ki; torunlarının oynadığını görene dek yaşayabilsin.
✔Böbreklerimi; haftadan haftaya yaşaması makineye bağlı olan birine verin.
✔Kemiklerimi; alın ve sakat bir çocuğun yürüyebilmesinin yolunu bulun.
BİNLERCE HASTA NAKİL BEKLİYOR.
ORGANLARINIZI LÜTFEN BAĞIŞLAYIN , TOPRAK OLMASIN.
Alıntı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

JAPON SU TERAPİSİ

The water flowing in a glass

JAPON SU TERAPİSİ
Su içmek kimi insanların aklına bile gelmez ama o kadar faydası var ki okudukça şaşıracaksınız… Japonların uyanır uyanmaz ilk iş olarak su içme alışkanlıkları olduğunu biliyor muydunuz? Çok eski tarihlere dayanan Japon Su Terapisi pek çok hastalığı iyileştirmede kullanılıyor.
Çok eski tarihlere dayanan Japon Su Terapisi pek çok hastalığı iyileştirmede kullanılıyor. Su içmenin faydaları üzerine yapılan ve literatüre geçen araştırmalar da her geçen gün artmakta. Japon Su Terapisi gastrit, diyabet, hiper tansiyon, astım, kabızlık, ishal, göz hastalıkları, hemoroid, bronşit, tüberküloz, kalp problemleri, epilepsi, kulak burun boğaz hastalıkları, artirit, kanser, adet düzensizlikleri, böbrek ve idrar yolları rahatsızlıkları gibi oldukça ciddi ve yaygın hastalıkla mücadelede kullanılan doğal bir yöntemdir.
Boş mideyle su içmeye dayanan Japon Su Terapisi sabah ilk iş olarak yapılmalıdır. Dişinizi fırçalamadan önce 640 ml (yaklaşık 4 bardak) su için. Suyun florid içermemesine dikkat edin. Dişinizi fırçalayıp ağzınızı temizleyin ama 45 dakika boyunca hiçbir şey yemeyin. Her zamanki gibi kahvaltınızı yapın. Kahvaltıdan sonra 2 saat boyunca hiçbir şey yemeyin. Orijinal Japon geleneklerine göre su hafif sıcak olmalıdır, ne soğuk ne de oda sıcaklığında olmamalıdır. Uzak doğuda insanlar yemek sırasında asla soğuk su içmezler. Onun yerine sıcak çay önerilir.
– Hipertansiyon için 30 gün,
– Diyabet için 30 gün,
– Gastrit için 10 gün,
– Kabızlık için 10 gün,
– Tüberküloz için 90 gün,
– Kanser için 180 gün
Artrit sorunu olan kişiler bu terapiyi ilk hafta sadece üç gün yapmalı ve sonra da günlük uygulamaya geçmelidir. Eğer sabah uyanır uyanmaz bu kadar büyük miktarda su içmekte zorlanıyorsanız bir – iki bardakla başlayıp zaman içinde 4 bardağa çıkarabilirsiniz. Böbreklerimiz saatte 800 ml ile 1000 ml suyu süzebilir. Bu nedenle bir seferde 4 bardaktan fazla su içilmesi de zamanla böbreklere zarar verebilir.
Japonya’da oldukça saygın bir yere sahip olan ve yaygın bir şekilde uygulanan Japon Su Terapisi’nin bilinen herhangi bir yan etkisi yoktur ve günlük rutininize dahil ettiğinizde genel sağlığınızın daha iyiye gitmesine yardımcı olur.
Bilim Açıklaması: İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır. Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer. Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek onikiparmak bağırsağına (duodenum) geçer.
Eğer insan sıvıyı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera dahil, bir çok insan hastalıklarından korunmuş olur. Ayakta içildiğinde tazikli su sıkılmış gibi organlar hırpalanıyor. Halbuki oturur vaziyette su kıvrılarak yavaş yavaş gidiyor. Bunu akarsularımızdan menderese benzete biliriz. Su yavaş yavaş kıvrılarak gider akıntısı yavaştır.
Su ne zaman içilir ne zaman içilmez?
Uzmanlar su içmenin kurallarını açıkladı.
SU İÇMEYİN
1 – Banyodan sonra su içilmez, içilirse organlar yaşlanır
2 – Acı yedikten sonra su içilmez içilirse reflü, gastrid ve bağırsak rahatsızlığı yapar
3 – Uyku arasında içilmez, beyni etkiler
4 – Meyveden sonra içilmez, asit ortaya çıkar
5 – Koşup yorulduktan sonra içilmez, karaciğer ve dalak büyür
6 – Tatlı yedikten sonra içilmez, şeker yükselmesi olur
7 – Kustuktan sonra içilmez, vebaya sebep olur
8 – Sofraya oturunca yemeğin altına ve Sofradan kalkmadan, yemeğin üzerine içilmez.
SU İÇİN
1- Et yedikten sonra,
2- Yağlı yedikten sonra,
3- Korkunca,
4- Yataktan kalkınca,
5- Uykudan önce,
6- Yemek arasında.
7 – Susamadan, en az günde iki litre su içilir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yalnızca Güçlü İnsanların Fark Edebildiği 8 Hayat Gerçeği

mark-twain-sozleri[1]

Hayat birçok şeydir. Hayat güzeldir, mucizevidir ve olağanüstüdür. Ama bir de şu vardır ki: kolay değildir. Hayatın zor oluşunun diğer güzel taraflarından daha belirgin olduğu bazı zamanlar vardır. Bizde kendimiz için kolaylaştırmayız tabi: yanlış ve saçma olan hatta bize zarar veren düşünceleri ve alışkanlıkları devam ettirmeye çalışırız. Basit gerçekleri anlamayı reddederek hayatımızı yaşamaya devam ederiz çünkü bu gerçeklerin katlanmak için çok zor oldukları konusunda endişeliyizdir ve bunu aslında bu gerçekleri kabullenmenin yaşadığımız her günü çok daha kolay ve keyifli bir hale getireceğini fark etmeksizin yaparız. William Beteet’ in listesi kabul etmeyi öğrenmemiz gereken bazı acı gerçekleri mükemmel bir şekilde anlatıyor.
1. Hayatımızı Anlamlandıran Bizleriz

 

Budistler, insanların kendi dünyalarını kendi düşünceleriyle ve eylemleriyle yarattığına inanırlar. O zaman anlamlı bir hayata sahip olmak bir seçimdir. Anlamlı bir hayata sahip olmak için barış gücüne katılmak ya da dünyadaki açlığa son vermek zorunda değiliz. Manavdaki bir paketçi çok büyük bir şirketin CEO’su (yönetim kurulu başkanı) kadar başarılı hissedebilir. Çoğu zaman sahip olmadıklarımıza ve istediklerimize çok fazla odaklanırız ve ne kadar şeyi başarmış olursak olalım bu hayatımızı bir boşluktan ibaretmiş gibi hissetmemize neden olur.
2. Sevdiklerimiz Hayata Bir Gün Veda Edecek

Kulağa ne kadar acımasızca da gelse eninde sonunda kendinizin ve tanıdığınız herkesin sonsuza kadar yaşamayacağını fark etmek ilişkilerinizi güçlendirir ve derinleştirir. Birçok insan sevdiği kişileri cepte görür ve bu kişiler gittiğinde amansız bir pişmanlık duygusu hisseder. Ebeveynlerimiz, büyüklerimiz, arkadaşlarımız… Artık onların bizle olamayacağını ne zaman öğreneceğimizi asla bilemeyiz. Son zamanlarda annenizi ve babanızı aradınız mı? Onları hemen şimdi arayın. İlişkilerimiz bu hayatta sahip olduğumuz en anlamlı şeyler ve bu yüzden sevgiyle anılmalılar.

 

3. Mükemmel Eş Yoktur

Birçok insan gün batımında “sonsuza kadar mutlu oldular temalı” kusursuz bir aşk hikâyesinin ve ayaklarını yerden kesecek bir eşin hayalini kurar. Aslında çoğumuz,  “mükemmel uyum” ile ilgili bazı zamanlar hayallere daldığımız için muhtemelen suçluyuz. Ama eşlerimiz kusursuz hayallerimizdeki resimle uymadığında, bu bizim gerçek ilişkilerimizi nasıl etkileyebilir? Bu acınası birine razı olmamız gerektiği anlamına değil, ilişkimize her zaman emek sarf etmeyi ümit etmek anlamına gelir. Bunu sanatsal bir şaheser olarak düşünün; siz ve eşiniz birer fırçasınız ve tuvalde güzel bir eser oluşturmak için birlikte çalışmak zorundasınız. Bir ilişkide mutlu ve tatminkar  bir ruh halinde olabiliriz ama tuvalin kendi kendini boyamasını bekliyorsak tabiî ki olamayız!
4. Hayat Bir Oyundur

 

Neden tüm hayatımız boyunca son derece dikkatli ve bir şeylerin aşırı kötü bir şekilde gideceğinden endişelenerek yaşamamız gerekiyor? Hayat kendi tecrübelerimizden öğrendiklerimizdir. Bunu bir oyun olarak düşünmeliyiz; hayatta yapmak istediklerimize karar vermeli, kuralları öğrenmeli ve seviye atlamalıyız. Eğer oynamaktan korkarsak hiçbir şeyi asla başaramayız ya da başarılı olamayız. Daha önce hiç futbol sahasına ayak basmadan profesyonel futbolcu olmuş birini duydunuz mu?
5. Her Şeyin Bir Sonu Vardır

Belki de bu duyduğunuzda size biraz daha zor gelecek ilk şey olabilir. Hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Sadece kısa bir süre için genciz ve daha sonra yaşlanacağız. Aşık olacağız, aşkımız bitecek ya da sevdiklerimizi kaybedeceğiz. Yaşayacağız ve sonra da öleceğiz. Bizden önce yaşayan bir sürü insan yaşadı, sevdi, başardı, başarısız oldu ve öldü. Bizim diğerlerinden bir farkımız olmadığını unutmamamız gerekiyor. Bunun yüzünden depresyona girmektense, bu hayatta minnetkar, heyecanlı ve hatta güçlü hissedebiliriz. Eğer her şey sonsuza kadar sürseydi, onları özel kılan ne olurdu? Zaman ve sonlar bazı şeyleri değerli kılar. Her şeyin kıymetini bilmeliyiz.
6. Küçük Şeylere Dahi Duygusal Yaklaşmalı

Her şeyin bir sonu olduğunu bildiğimiz andan itibaren, aynı zamanda bu hayatta sevebildiğimiz kadar sevmemiz gerektiğini de öğrenmiş olduk. Hayata “günlük işkence” olarak bakan birinin sıradan zihninde her şey çok basit, olağan bir hale gelebilir. Buna karşın bu küçük şeyler, biraz zaman ayırıp akışına bıraktığımızda güzeldir. İşe ya da okula giderken farklı bir rota izleyin, çimlere uzanıp bulutları izleyin ve yıldızlara bakın. Duygusal olun ve dünya her zaman çok iyi hissettirsin. Kendinize stressiz bir gün ayırın ve hayatın keyfini çıkarın.
7. Büyük Şeyler Konusunda Gerçekçi Olmalı

Hayatı çok ciddiye almamamız gerekse bile, sağ beynimizin günün tüm saatlerinde hüküm sürmesine izin vermememiz de önemlidir. Hayatta analitik düşüncemizi daha fazla kullanmamız gereken bazı şeyler vardır. Örneğin; aramızda ünlü birer yazar olmak isteyenlerin birkaç kelime yazıp yıldızının parlamasını ve bir anda en çok satanlarda yer almayı beklememesi gerekir. Hayır. İşimizi düzenlemek, tanıtmak ve yayınlamak için uygun adımları atmak zorundayız. Değerli olan çoğu şey zaman ve enerji gerektirir. Esasında bazen herkesin kafasını kullanması gerekir.
8. Ya Bir Yolunu Bul Ya Da Şikayet Etme!

Neredeyse herkes, hiçbir şey yapmayan fakat hayatının istediği şekilde gitmediği konusunda şikayet eden biriyle tanışmıştır. Onları ya duymazdan geliriz ya da sinirleniriz. Madem bu şekilde olmasından memnun değiller, o zaman neden değiştirmiyorlar diye düşünürüz. Ancak eğer kendimize karşı dürüst olursak, bizimde her zaman onlardan daha iyi olmadığımızı fark ederiz. “Şu öğretmen çok zor beğeniyor. Sınavları hiç mantıklı değil.” “Bunu nasıl yapmam gerektiğini öğrenemiyorum. Bir durumum var.” vb şikayetleri örnek verebiliriz. Gerçek şu ki şikayetler bir şeyleri çok nadir değiştirir hatta genelde değiştirmez, bizi zapt ederler. Etkin ve pozitif olmamız gerekiyor. Bir yolunu bulacağımıza inanmamız gerekiyor. Bunları yapamıyorsak şikayetlerimizi kendimize saklamalıyız.

http://filoji.com/hayatla-ilgili-bu-acimasiz-8-gercegi-ogrenir-ogrenmez-cok-daha-guclu-olacaksiniz/

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen herşeyin üstesinden gelecek kadar güçlü hissediyorum kendimi…

20882926_1518105991636361_4272987306729914426_n[1]

Bazen her şeyin üstesinden gelecek kadar güçlü hissediyorum kendimi.

Bazense, her şey üstüme geliyorçasına çaresizlik.

Bazen herkes yanımdaymış gibi kalabalık hissediyorum,

Bazense herkes karşımdaymış gibi kimsesizlik.

Bazen gösterdiğim sabır, beni bile şaşırtıyorken, bazense dayanılmaz geliyor bana, yaşadığım belirsizlik.

Gülen yüzüme bakıp içimi iyi sanmayın.

Dışımda, yaşıma inat bir çocuk gülümsemesi,

içimdeyse sanki bir fırtına öncesi sessizlik…

Uğur GÖKBULUT

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

KUTSAL KADININ YEDİ ÖZELLİĞİ

kadin_feminen[1]

Kadınlar “Kutsal Kadın”la nasıl buluşur?
Kutsal Kadın’ın 7 özelliği:
1) Kişisel kıymetinin cinselliği ile hiçbir ilgisi olmadığını anlamıştır.
Kutsallığı ile buluşmuş kadın, kimliğini sadece kendisinin tanımlayabileceğini anlamıştır. Kıymetinin karşı cins için çekici olup olmamasına bağlı olmadığını bilir. Kabul edilmek ve sevgi ihtiyacının karşılanması için bir bedel olarak değil, sadece kendisi arzuluyorsa seksi olur. Sürekli olarak karşı cinsin, hele birlikte olmayı asla arzulamayacağı erkeklerin gözünde seksi olma hapisanesinin tutsağı olmaz. Bu oyuna kapılmış bir kadının eninde sonunda bir kurbana dönüşeceğini bilir. Aksine, o özgür bir kadındır.
2) Diğer kadınlarla rekabete girmeyi istemez.
Kutsal yanıyla tanışmış kadın başka kadınlarla rekabeti arzulamaz. Ancak onlara yardım etme ve destekleme güdüsüyle donanmıştır. Kadın “kardeşlerini” cesaretlendirmek için zayıf yanlarını onlarla paylaşmaktan çekinmez. Onlara tavsiye verir ve bu dünyada kadın, ya da sadece insan olarak ileri gitmeleri için yardım eder. Çatışma durumunda, erkeklerin bakış ve yargılarına rağmen kadınların savunmasını üstlenmeyi bilir.
3) Güç kaybetme korkusuyla kadınlık vasıflarını yadsımaz, aksine onları geliştirir
Kutsallıkla buluşmuş kadın kendi özünü oluşturan kadınsı özelliklerini bilir ve geliştirir. Dişil Enerji, başka özelliklerin yanında, şunları da içerir: şefkat, hassaslık, dinleme, empati, yumuşaklık, duygusal akıl, uyum arayışı, yaratıcılık, iyileştirici güç, başkalarıyla ilgilenme. Bu yanlarıyla gurur duyar ve onları reddetmeye kalkmaz. Erkeklere özenmez. Gerçek gücün, ne fiziksel kuvvetle, ne bağırarak, ne de insanları manipüle ederek elde edilmediğini, ancak ve ancak iç barışla, iç uyumla, güvenle, Sevgi ve özgürlükle elde edildiğini bilir.
4) Dünyaya etki etme kaygısı taşır. Yarattığı etkilerin farkındadır.
Gelişiminin Ruhsal aşamasına ulaşmış kadın, Dişi Enerjisinin gücünü, sahip olduğu ruh şifalandırıcı yeteneği, erkekler üzerindeki dönüştürücü gücü ve Dünya üzerindeki dönüştürücülüğünü farketmiştir. İnsanın ve Dünya’nın sadece Sevgi, dinleme, şefkat ve empatiyle gelişebileceklerini bilir. Kutsal Kadın’ın ilkeleri vardır, tutarlıdır ve kandırılamaz. Kutsallığıyla bütünleşmiş kadın, hayatına girenler erkeklerden başka, karşılaştığı diğer erkekler üzerindeki etkisini bilir. Çevresindeki çocukların ve diğer kişilerin kendisini gözlemleyerek etkileneceklerinin de ayırdına varmıştır. Bu nedenle onlar üzerinde mümkün olan en güçlü etkiyi bırakmaya kararlıdır. Mahatma Gandhi: “Yükselen her ruh, dünyayı da yükseltir” demiştir. Bu kadın da, karşılaştığı herşeyi ışığa dönüştürmek için Sevgi ve ışıkla parlatmak ve eliyle dokunduğu herşeyde olumlu etki yaratmak ister.
5) Bedenini sevmek için erkeklerin bakışına ihtiyacı yoktur.
Kutsal Kadın’la buluşmuş kadın bedenini sever ve kendini sevmek için erkeklerin onayına ihtiyaç duymaz. Bedeninin kutsal bir mabed olduğunu anlamıştır. Başkasının girmesine izin vereceği bu mabedi önce kendisinin kabul etmesi gerektiğini, bunun da moda tanımlar ve kalıplaşmış sosyal kurallarla olamayacağını bilir. Güzelliği herşeyden önce iç güzelliğidir ve gerçekte kim olduğunu dışavurmaktan korkmaz. Dış görünüşü ve tarzıyla kendi beğeni ve zevklerini ifade eder. Olmak istediği kadına ait özellikleri dış görünüşüyle belli eder.
6) Kutsal Erkekle ittifak ve işbirliği arar. Aşk ilişkilerinin ruhsal amacını da anlamıştır.
Ruhsal kimliğiyle tanışmış kadın yanında olmasını istediği erkek hakkında net fikir sahibidir ve hak ettiğinden azı için kendini alçaltmaz. Aslında, kendini bütün hissetmek için kimseye ihtiyacı yoktur, kendi tutkuları, kendi dünyası vardır. Ancak mükemmel içsel uyumunda Kutsal Erkek enerjisiyle buluşmayı diler. Bunun amacının, herbiri ötekinin yukarıya yükselmesine yardım etmeyi arzulayan, birlikte evrimleşmeye, fiziksel, duygusal ve ruhsal vecd’e (extase) yönelmiş iki varlığın güçlü birlikteliğini “doğurmak” olduğunu bilir.
7) Ruhsal bilinç sahibidir ve sürekli gelişmek ister.
Kutsallığıyla buluşmuş kadın, dünyadaki rolünün ve etkisinin bilincindedir. Sürekli ilerleme ve kendini sorgulama halindedir. Hayat hakkında sorular sorar ve her geçen gün daha iyi biri olmaya çalışır. Bilgeliği arttığı için içsel güzelliği her yıl giderek artar. Yaşlanırken dahi güzelliği kendini aşar çünkü güzellik herşeyden önce enerjidir ve bu görünmez enerji öncelikle içseldir. O da bunu çok iyi anlamıştır. Söz konusu olan kalbin, sevginin, şefkatin ve yumuşaklığın güzelliğidir. Onun ışığı dünyayı ve herbirimizi aydınlatır. Gençliğindeki fiziksel özellikleri değişse de, gücü azalmaz, aksine, tükenmez bilgeliğiyle ve ışığıyla ilham vermeyi sürdürür.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Aşağıda yazılı olan niyetleri günlük olarak belirlenmiş noktalara ellerimizi koyarak yapmalıyız.

1977423_261368744041338_923557259_n[1]

Aşağıda yazılı olan niyetleri günlük olarak belirlenmiş noktalara ellerimizi koyarak yapmalıyız.
1. Eller baş üstünde , avuçlar tam olarak başımıza temas etmeli,
Kendimi kendim olarak görmeye niyet ediyorum.
Kendimin bir enerjisel varlık olduğunu kabul ediyorum
2. Eller şakaklarda
Tüm hayırıma olacak olan gelişmelerin içsel bilgimi genişletmesine niyet ediyorum ve kabul ediyorum.
Benliğimi hareket ettirmeye ve geliştirmeye niyet ediyorum.
3. Eller ve şeklinde boğaz üstünde
Kendimi en iyi ifade etmek için niyet ediyorum
Kendimle olan tüm anlaşmazlıklarımı kabul ediyorum.
Kendimi her halimle sevmeye niyet ediyorum.
4. Sağ el Kalp Merkezinde
Kalp Merkezimin her yönü ile çalışmasına niyet ediyorum.
Yaşamsal düşüncelerimin sevgimle harmanlanmasına niyet ediyorum.
Yaşamsal sürecimin hayırıma olmasına niyet ediyorum.
Kalbimle başım arasındaki bağlantının güçlenmesine niyet ediyorum.
Huzurumun güçlenmesine ve etrafımdakilere huzur vermeye niyet ediyorum.
5.Sağ el solar pleksusta
Tüm bedenimdeki enerji huzmesinin yaşam sürecim boyunca akmasına niyet ediyorum.
Özgürlüğümün sürekliliğine niyet ediyorum.
Kendime duygusal yük olarak yaratmış olduğum ve bana zarar veren her duygusal bağdan kurtulmaya niyet ediyorum.
Bedenimi her yönü ile saran enerjinin farkında olduğumun bilincindeyim.Bu enerjimin sürekli olarak beni koruduğunu ve benim hakkımda hayırlı olan yöne yönlendirdiğini biliyorum.Bu enerjimin devamlılığı için akışta kalmayı ve gerçekleşen her olayın hakkımda hayırlı olduğunu biliyorum.Hakka, inanca, emeğe, sevgiye, alıp verme dengesine ve fizyolojime zarar verecek her düşünce ve fiziksel hareketten kendimi koruyabilmeye niyet ediyorum.

Kaynak: Süleyman Suat Bayar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Söylemeyi nasihat vermeyi kendi kendimize saklayıp yapmayı / yaşamayı denesek!

yilmazmetinirmak_1359582297128[1]

 

Sürekli ağlayıp şikayet eden bir kadın varmış. Onun mutsuz halini gören bilge “Yaşama niye küskünsün?” diye sormuş. Kadın hemen yakınmaya başlamış; “Neye elimi atsam mutsuzluk beni buluyor. Çok şanssızım. Örneğin büyük kızım bir şemsiyeci ile, küçük kızım da bir çömlekçi ile evli. Güneşli ve açık günlerde; kimse şemsiye almayacak, bu gidişle büyük kızımın ailesi nasıl geçinecek? diye üzülüyorum, yağmurlu günlerde de; hava yağmurlu, çömlekler nasıl kurutulacak, çömlek imal edemeyen küçük kızımın ailesi nasıl geçinecek? diye endişe ediyorum.” demiş.
Bilge; “Bunda sıkılacak ne var ki? Sana endişe etmeden mutlu olmanın yolunu gösterebilirim; bakış açını değiştirmen gerekiyor. Güneşli ve açık günlerde şemsiyeci ile evli olan kızını değil çömlekçi ile evli kızını aklına getir ve onun ailesi ile birlikte bolca çömlek kurutabildiğini düşünüp sevin. Yağmur yağdığında da küçük kızını unutup büyük kızının ailesinin şemsiye satıp para kazandığını düşünüp sevinirsin.” demiş.
—–
Sadece ekmek için / ile yaşamaz insan. Yaşamın zaten içinde olan tılsımı / ruhu da bulup ortaya çıkarmak için yaşar.

Önümüze çıkan gelişmeler ve içinde kendimizi bulduğumuz koşullar bize sayısız seçeneklerini de sunarlar. Faydalı, adil, doğru, dürüst, yaratıcı ve mutlu edenini bulmak ve yapmak bize düşer.

Aslında yaşam yolunda severek yürürsek eğer, mutlu ve müsterih edecek olanı da buluruz.

Bu bakış açısını da çocuklarımıza söylemekten ziyade kendi uygulamalarımızla öğretebiliriz. Söylemeyi nasihat vermeyi kendi kendimize saklayıp gelecek kuşaklar için olsun yapmayı / yaşamayı denesek!
(Ekev)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

21 Ağustos Güneş Tutulmasıyla Beraber Hayatınızdan Silmeniz Gerekenler…

astroloji-1-eylul-basak-burcunda-gunes-tutulmasi[1]

 

HAYATINDAN SİL GİTSİN✔
1- Sen aramayı, yazmayı bıraktığın an bakarsın ki o aramıyor, yazmıyor. Bütün ilişkiyi sen devam ettiriyorsun,
Sil gitsin✔
2- Bir insandan bir şey öğrenemiyorsan, o insan gereksizdir.
Sil gitsin✔
3- Başkalarının sırlarını sana anlatan senin sırlarını da başkalarına anlatır.
Sil gitsin✔
4- Tartışmayı bilmeyen, dinlemeyen, kendi fikrini dayatan insanla konuşacak bir şeyin yok.
Sil gitsin✔
5- “Yoğunum” kelimesini ağzına sakız etmiş, sürekli zamansızlıktan dem vuranı Sil gitsin✔
Unutma!. Zaman hiçbir zaman bulunmaz, yaratılır…
6- “Ben buyum” deyip sıyrılan insanla asla anlaşamayacaksın.
Sil gitsin✔
7- Saatlerce kendi derdini anlatıp durur, bencillikten burnunun ucunu görmez.
Sil gitsin✔
8- Ne yaparsan yap gülmez. Bazıları mutsuzluktan beslenir.
Sil gitsin✔
9- Senden alır, alır, alır…. vermeye gelince beklentisiz sevgiden dem vurur.
Sil gitsin✔
Değer veriyorsan değer görmelisin. Aksi aptallıktır…
10- Kendi yapamadığı için senin başarılarını küçümser. Hatta dürüstlük adı altında kıskançlığını kusar. Sıkma canını, onun derdi kendi acizliğiyle.
Sil gitsin✔
11- Hayallerini dinlemeyenleri, acını ve mutluluğunu paylaşmayanları,
Sil gitsin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 10 Comments »

En çok kendine gülmeli insan hayatta

19092954_471508806525636_938369066856092036_o[1]

 

En çok kendine gülmeli insan hayatta
Bakıp bakıp da değil içten içten…
Kendi varlığını sevmeli ..
Tümüyle kabullenip. Kalbini acmali korkmadan, cesaretle.
Güneş her gün yeniden doğuyor. Ve birçok insan henüz uykudayken oluyor bu
O yüzden uyanık olmalı hayata
Kelimelerin bile ifade edemeyeceği kadar net bir uyanıklık
Ve içten.. Samimi. Gerçek.
Uzun yıllar önce çok sevdiğim bir dostum
Büyük kadınların soyundan gelmişsin sen
söyleyemediğin şarkıların seni büyütecek ve bunları şimdi değil 35 yaşına geldiğinde anlayacaksın demişti. Anliyorum.
Hayatımda aldığım en güzel iltifattı bu. Sonra..
Senede bir kez daha önce gitmediğiniz bir yere gidin demiş Dalia Lama da, aylik yapiyorum dedigini..
Ruhuma dinginlik, bakışıma başkalık veriyor bu..
An da kalamadığım zamanlarda “an”da kalmamı sağlıyor. Yorgunlugun bile farkina varmami.
Şimdi de olmanın anlık dürtülerle yaşamak olmadığını, ev huzurunu, kiymet bilmeleri pekiştiriyor.
Bol bol okumamı sonra.
Düşünmemi ve düşünmemeyi bilmeyi…
Zihnim kendi kendine kaldıkça, beni esir almadıkça sırtım da dikleşmeye başladı bir de.
Hepsi aynı anda oldu.
Sen ne isen dünyan da o oluyor bir anda.
Mucizelere inanırsan onlar da kendilerini teslim ediyorlar sana.
Rastlantıların çok da öyle tesadüf olmadığını anladıkça önündeki yollar yepyeni kıvrımlar açıyor sana. Yeter ki gorebil sanslarini..
Karanlık yanlarını kabul ettikçe içindeki parıldayan yıldızları görebiliyorsun
Bazı şeyleri ruhunla yaptığında, derin bir nehir akıp gidiyormuş senden.
Tazelik, aydınlık ve derin bir mutluluk en büyük belirtileri bu ışığın.
Hafiflemek için derinleşmek gerekiyor hayatta.
Tüm duyguları dibine kadar yaşamak
Onların esiri olmadan…
Gerçek cümleleri, gerçek zamanlarda kurmak
Öylesine değil…
O an neredeysen orada olmak, geçmişte değil.
Yolunu çizmek ama plan yapmamak gelecek kaygısıyla
Hayatın akışına teslim olmak ama savrulmamak mesajı yanlış anlayıp . Aciyi da yasamak huznu de. Kacmadan hicbir duygudan ancak
Derinden bir hisle hiçbir yükü taşımadan varolmak
Gozyaslarinin tadini bilince yasamda, gulmek de baska olur cunku. Kiymet bilirsin. Her şey yüzeyde olursa tüm pislikler sırtına biner insanın
Boğazına düğümlenir.
Hayaller mutluluklar sevinçler duygular paylaşımlar azalır
Tüketilir hepsi…
Bunları bilerek, farkındalıkla yeni şeyler öğrenmek.
Bir olmak, bütün olmak kendinle.
İşte böyle geçti şimdiye kadarki yaşamım. Kimi zaman bir çırpıda…
Şimdilerdeyse bir ayı bir yılmış gibi dolu yaşayarak.
Zaman mevhumunu ortadan kaldırarak
Gülerek, kahkahalarla büyük büyük… ne cok fedakar ne cok bencil olarak. Dengede. Alışkanlıklardan hafiften vazgeçip de yeni yelkenler açmak okyanuslara..kalbin sesinin zihnin sesinden daha gür cikmasi her daim.
Yeni yaşımın ilk günü. VE bizim ne kadar yaşadığımızı yıllar değil deneyimlerimiz belirliyor
Yüzeylerde, sığ denizlerde yüzmenin bütününüzü tatmin edemeyeceği kadar
geniş bir kalbiniz olmasını dilerim…
. iste tum bu hislerin bulundugu sayili anlar icin bile yasam harika bir yer.

Kaynak: Ezgi Demir.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Kendinizi nasıl topraklayacaksınız? Topraklama Kordonu Yaratmak…

002[1]

Kendinizi nasıl topraklayacaksınız? Sırtı dik bir sandalyeye kollarınızı ve bacaklarınızı çaprazlamadan oturun. Ayak tabanlarınız düz olarak yere bassın. Yapabiliyorsanız kafanızın içindeki odaya girin. Sağ elinizi karnınıza, kasık kemiğinin biraz üstüne; sol elinizi de tam kuyruk sokumunun bitimine koyun. Yapabiliyorsanız gözlerinizi açık tutun ve leğen kemiğinizin içindeki bölümde her iki elinizin arasında yuvarlak bir enerji merkezi olduğunu hayal edin. Çakra sistemini biliyorsanız bu merkezin sizin birinci çakranız olduğunu da bileceksiniz. Bu merkez genellikle 7 ila 12 cm çapında bir disk olarak resmedilir. Disk öne doğru bakar ve görülebilir renkli enerji içinde döner. Rengi kırmızı olmalıdır

 

Bu sımsıkı çapalanmış enerji diski her zaman bedenimizdedir. Bu enerji merkezi siz doğmadan önceden beri oradadır. Sürekli ve tükenmez bir kaynak olan bu enerjinin işlevi sizi beslemek ve size hizmet etmektir. Kafanızın içinde kalın. Enerjinin bu çakra içinde döndüğünü hayalinizde canlandırın ve bu enerjinin dümdüz aşağı doğru hareket eden bir borusu ya da bir kordonu olduğunu görün. Bu kordon çakranızla aynı çapta ya da bir parça daha ince olabilir. Canlı bir renkte enli bir topraklama kordonu hayal etmek daha kolay olabilir. Çakranızı bedeninize sıkıca çapalanmış olarak imgeleyin ve kordonun genital bölgeden çıkarak sandalyeyi geçip yere girdiğini düşünün. Kordonunuzu yaratmak için tükenmez bir enerji kaynağınız olduğunu bilmelisiniz. Birinci çakranızı tüketmiyorsunuz, sadece içinizdeki hiç bitmeyecek olan enerjiyi gezegenin merkezine yönlendiriyorsunuz. Nefes almaya devam edin ve eğer başarabiliyorsanız kafanızın içindeki odada kalarak gevşeyin.

Topraklama kordonunuzun daha da aşağılara inerek bulunduğunuz binanın temelini; binanın altındaki toprak katmanlarını delip geçtiğini ve gezegenin merkezine ulaştığını görün. Hala kafanızın içindeki odada mısınız, yoksa kordona yapışıp gezegenin merkezine doğru gittiniz mi? Kordonu takip etmeniz gerekmiyor. Odanızın içinde kalın ve kordonu gözünüzde canlandırarak kumanda edin. Kordonunuz size itaat edecektir. Kordonunuz gezegenin merkezine ulaştığında onu sıkıca bir yere bağlayın. Kordonu ucunda çapa bulunan bir zincir olarak; kökleri gezegenin merkezine dolanan bir ağaç olarak; kaynağı hiç tükenmeden merkeze akan bir şelale olarak; fişini gezegenin merkezine taktığınız bir elektrik kablosu olarak ya da size göre en uygunu neyse o olarak düşünebilirsiniz. Bedeninizin ağırlık merkezi (leğen kemiğiniz) ile gezegenin ağırlık merkezi arasındaki güçlü bağı ve diğer uçtaki sağlam bağlantıyı hissedin.

İsminizi kordondan aşağıya doğru üç kere söyleyin ya da etrafında dönen enerjide yazılı olarak görün. İşte ilk topraklama kordonunuz! Odanızın içinde kalmaya ve kendinizi topraklamaya alıştığınızda kordonunuzu yok edin. Atın, bırakın ya da yakın; bir şekilde yok olmasını sağlayın. Ne isterseniz onu yapın ve ondan kurtulun. Tamamen ortadan kaybolmasını sağlayın. Siz yaptınız siz yok edebilirsiniz. Bırakın yok olsun, şimdi. Neden mi? Çünkü manevi bilgi ve iletişim dünyası uzun zamandır ya fazla büyütülmüş ya da küçük görülmüştür. Enerji ile ilk kez çalışmaya başlayan kişiler dengelerini kaybedebilirler. Bazıları ölmüş akrabalarının ortaya çıkacağını ya da Tanrı’nın onlara bağıracağını filan düşünürler. Saçmalık. Sadece kendi enerjinizle ve kendi bedeninizle çalışacaksınız. Hepsi bu kadar. Size şunu hatırlatayım; bizim kültürümüzde, yani Batı kültüründe ruhu araştıracak ne dil ne de bağlam var. Çakra bir Doğu Hint sözcüğüdür Batı’da böyle bir kavram bile yoktur! Yani sonuç olarak Batı düşüncesi ruh ile ilgili spiritüel bir araştırmaya başlar başlamaz bir yığın zırvalık ve korkuyla dolu Pandora’nın Kutusu açılıverir.

Kendinizi bu tepkisel, cahilce maneviyat korkusundan soyutlayın. Enerjinizin ve enerji yaratımlarınızın tek efendisi sizsiniz; bunu sakın unutmayın. Enerji araçlarınız size aittir; mükemmel değillerse, doğru renkte ya da doğru büyüklükte değillerse o zaman onları yok edip her şeye yeniden başlayabilirsiniz. Yetki sahibi sizsiniz. Kendi yarattığınız her şeyi yok edebilirsiniz ve yeniden başlayabilirsiniz. Patron sizsiniz.

Kaynak: Spritüeller

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »