
Hakan Onum’a teşekkürlerimle… Yolunuzu mutlaka buradan geçirin…http://www.vadiruhu.com

Hakan Onum’a teşekkürlerimle… Yolunuzu mutlaka buradan geçirin…http://www.vadiruhu.com
Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti ya…parlarken, komsu da camasirlari asiyormus. Kadin kocasina ‘ Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.’ demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.
Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis ‘Bak’ demis kocasina ‘ Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?’
‘Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim’ diye cevap vermis kocasi.
Hayatta da boyle degil midir ?
Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir. Birini elestirmeden ve hemen yargilamadan once zihin durumumuza bakmak ve ‘iyi’ olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir …
Pencerelerimizi temiz tutabilmek dileğiyle.
Yaşlı bir adam emekliye ayrilir ve kendine bir lisenin yaninda kucuk
Bir ev alır. Emekliliğinin ilk bir kac haftasini huzur icinde gecirir ama sonra ders yılı baslar.
Okulların açıldığı ilk gun, dersten cikan ogrenciler yollarının üzerindeki
her çöp bidonunu bagirip, cagirarak tekmelerler.
Bu çekilmez gurultu günler sürer ve yaşlı adam bir onlem almaya
Karar verir. Ertesi gün çocuklar gürültüyle evine doğru yaklasirken,
kapısının onune çıkar onları durdurur ve:
"Çok tatlI cocuklarsiniz, cok da egleniyorsunuz. Bu nesenizi
Sürdürmenizi istiyorum sizden. Ben de sizlerin yasindayken ayni sekilde
Gürültüler çıkarmaktan hoslanirdim, bana gençliğimi hatırlatıyorsunuz.
Eğer her gün buradan geçer ve gurultu yaparsaniz size her gun 1
Dolar vereceğim" der. Bu teklif çocukların çok hoşuna gider ve gurultuyu sürdürürler.
Birkaç gün sonra yaşlı adam yine cocuklarin onune cikar ve onlara şöyle der:
"Çocuklar enflasyon beni de etkilemeye basladi bundan boyle size
sadece 50 sent verebilirim."
Çocuklar pek hoşlanmazlar ama yine devam ederler gurultuye.
Aradan birkaç gün daha geçer ve yaşlı adam yine karsilar onlari:
"Bakin" der, "Henuz maasimi alamadim, bu yuzden size gunde ancak 25
Sent verebilirim, tamam mı?"
"Olanaksız bayım" der içlerinden biri, "Gunde 25 sent icin bu isi
Yapacağımızı sanıyorsanız yaniliyorsunuz. Biz isi birakiyoruz."
ADAM SIGORTA SEKTÖRÜNDEN EMEKLI BIR YÖNETICI

Affetmemekle kendinize ne kadar büyük zararlar verdiğinizin farkında mısınız? Af…fetmediğiniz zaman negatif enerji üretmeye başlarsınız, bu enerji tüm bedeninizi sarar ve sizin sağlığınızı tehdit etmeye başlar ve asla özgür olamazsınız. Dünyanın neresine giderseniz gidin o affedemediğiniz kişileri ve olayları sırtınızdaki küfede taşırsınız. Bırakın onları, affedin gitsin. Atın sırtınızdan onları ve hafifletin yaşamınızı ve özgürlüğünüzün tadına varın.
Affetmeye karar verdiğiniz ve affetmeye niyet ettiğiniz kişinin görüntüsünü gözleriniz kapalı olarak imgeleyin. Derin bir nefes alıp vererek aşağıdaki cümleleri yüksek sesle söyleyin.
* Ben seni affettim
* Ben kendimi affettim
* Sen özgürsün, ben özgürüm
* Sana en güzel düşüncelerimi yolluyorum
* Seni serbest bırakıyorum
* Seni affediyorum.
Kalbinizden çıkardığınız pembe sevgi ışığını onun kalbine yollayın ve o kişinin yüzünde oluşacak değişimleri gözlemleyin. Bu meditasyon değişim-dönüşüm meditasyonudur. İçinizde duyduğunuz nefreti, sevgiye dönüştürerek sizin özgür kalmanızı, sırtınızda taşıdığınız yüklerden kurtulmanızı en önemlisi nefret ve affetmeme duygularının sizde oluşturduğu hastalıkları gidermenizi sağlar. Her gün tamamen affedene kadar tekrar edilmelidir
“Babacigim cok yoruldum. Lutfen beni kucaginda tasir misin?” der.
Baba;
“Ben de yorgunum oglum”‘
der demez cocuk aglamaya baslar. Baba tek kelime etmeden agactan bir dal keser. Kestigi dali bir bicakla bicimlendirip, ogluna zarar vermeyecek bicimde yontar. Sonra dali ogluna verir.
“Al oglum, sana guzel bir at”
Cocuk sevincle dal parcasindan yontulmus ata biner ve sicrayarak, ata vurarak
annesinin yanina dogru gitmeye baslar. Babasini ve ablasini geride birakmistir
bile…
Baba gulerek kizina:
“Iste yasam budur kizim. Bazen zihnen ya da bedenen kendini cok yorgun
hissedeceksin. Iste o zaman kendine degnekten bir at bul ve nese ile yoluna devam et. Bu at bir arkadas, bir sarki, bir cicek, bir siir ya da bir cocugun tebessumu olabilir.”
Bazen susmak gerekir…
Aslanın biri, bir koyunu yanına çağırır ve nefesinin kokup kokmadığını sorar. “Evet ” diye yanıtlar koyun. Aslan bu yanıta kızar ve koyunu oracıkta parçalar. Daha sonra kurda seslenip yanına çağırır, ona da aynı soruyu sorar. ” Hayır ” diye yanıtlar kurt korkudan. Ancak o da yağcılık yaptığı için aslanın öfkesinden kurtulamaz. Sıra tilkiye gelmiştir. Aynı soruyu tilkiye de sorar. Tilkinin yanıtı şöyle olur; – Üzgünüm, üşütmüşüm biraz, o yüzden burnum koku almıyor .
Bir zamanlar yanyana ciftliklerde yasayan 2 kardes anlasmazliga duserler.
40 yil yanyana yasayan, makinalari paylasan ve is bolumu yapan kardesler icin bu, ciddi bir durumdur. Isler gittikce sarpa sarar ve sonunda karsilikli kotu sozler sarfedilmeye baslandi ve nihayetinde haftalarca sessizlik takip eder.
Bir sabah John’un kapisi calindi. Kapiyi acinca karsisinda John karsisinda alet kutusu ile bir marangoz bulur. Marangoz
“bir kac gunluk is ariyorum” der.
“Belki buralarda birkac kucuk isiniz vardir. Size yardim edebilir miyim?”.
“Evet” der buyuk kardes,
“Senin icin bir isim var. Ciftlikteki cayin arkasina bak.
Orada komsum var ama aslinda o kucuk kardesim. Gecen hafta aramizda bir cayir vardi ama o buldozerini nehrin seddine surdu ve simdi aramizda bir cay var. Bunu bana ragmen yapmis olabilir ama ben daha iyisini yapacagim. Surada gordugun kereste yigini var ya, senden bunlarla 2,5 metrelik bir cit insa etmeni
istiyorum. Boylece onun yerini gormeme gerek kalmayacak.”
Marangoz,
“Sanirim durumu anladim. Bana gerekli aletleri verin, sizi memnun edecek bir is cikartacagimi saniyorum.” der.
Buyuk kardesin arac gerec icin kasabaya gitmesi gerekir ve malzemeyi getirdikten sonra gunun geri kalan kisminda ciftlikten uzaklasir. Marangoz butun gun olcumler ve diger islerle ugrasir ve isini bitirir. John gelince gozleri acilir ve saskinliktan agzi acik kalir. Ortada cit falan yoktur. Marangozun yaptigi bir koprudur. Cayin bir tarafindan diger tarafina bir kopru. Ve nefis bir iscilik.
Ve John, komsu kucuk kardesinin kollarini acarak kopruden geldigini gorur.
“Sen ne iyi bir dostsun ki tum yaptiklarima ragmen bu kopruyu insa ettin”. Iki kardes koprunun ortasinda bulusur ve birbirlerinin elini tutarlar. Arkalarina baktiklarinda marangozun alet cantasini alip gitmeye hazirlandigini gorurler.
“Hayir, bekle! Birkac gun daha kal. Senin icin pek cok projem var” der buyuk kardes.
“Kalmak isterdim” der marangoz. “Ama insa edecek daha cok kopruler var”.
Kaynak:şifa çemberi
Adam fisildadi “Tanrim, benimle konus” ve bir kus sarki soyledi.
Ama adam duymadi.
Adam haykirdi, “Tanrim, benimle konus” ve gokyuzunde firtina cikti.
Ama adam dinlemedi.
Adam etrafina bakti ve “Tanrim, seni gormeme izin ver” dedi. Ve bir yildiz piril piril parladi.
Ama adam gormedi.
Ve adam bagirdi, “Tanrim, bana bir mucize goster”.
Ve yeni bir varlik hayata geldi geldi.
Ama adam farketmedi
Adam umutsuzlukla “Bana dokun Tanrim ve burada oldugunu bilmemi sagla” dedi. Tanri asagiya adama eristi ve dokundu.
Ama adam kelebegi uzaklastirdi ve yurumeye devam etti.
Bu anonim hikayenin Tanri’nin her zaman “verilmis” kabul ettigimiz kucuk ve basit seylerle etrafimizda olduguna dair muthis bir hatirlatici olduguna inaniyorum.
Bu hikayeye bir diyalog da ben eklemek isterim.
Adam agladi, “Tanrim, yardimina ihtiyacim var!”.
Ve iyi haberler ve cesaret iceren bu paylaşım geldi
Sağlıcakla,,,
Kaynak:şifa çemberi
1) Size basit agrilar ve sizilarla ilgili basit bir SIFA TEKNIGI onermek istiyoruz. Bu sifa teknigi ikinci ve ucuncu ATLANTIS donemlerinde, SIFA TAPINAKLARINDA uygulanan EN BASIT SIFA TEKNIKLERI arasinda yer almaktaydi.
Bedeninizin herhangi bir yerinde olan AGRI-SIZI, kendisini nerede ifade ediyorsa (ornegin bel agriniz var ama kalcalariniza, bacaklariniza vuruyor ) o bolgeye (kalcaniza, bacaklariniza);
A) TEMIZ
B) OLABILDIGINCE BASINCLI
C) NE SICAK NE SOGUK, SICAGA CALAN ILIK
D) DELIKLI BIR ILETICIDEN, BOL SU DOKUN, UYGULAYIN.
BU SU, O BOLGEYE SANKI TIRTIKLI BIR ALETLE DOKUNULUYORMUS HISSI VERECEKTIR. Bedeniniz istedigi surece suyu uygulayin, bedeniniz size yeter dediginde uygulamayi kesin. Basincli suyun etkisi (esasen SU BILINCLI, CANLI, SIFALANDIRICI BIR OLGU oldugundan) kendisini bir ila uc uygulamada gosterecektir. Ancak,
E) UYGULAMAYA GUVENEREK YAPIN.
2) Kendinizi sikintili, tatsiz, depresif, uzgun, mutsuz hissettiginiz zamanlar, kendi ozel mekâninizda, (size ait bir oda da, salonda) MUMLAR yakin. Yakacaginiz mumlar;
A) SEFFAF-BEYAZ
B) KOKUSUZ olsun.
Sayi konusunda comert olun, sure konusunda da.
Neden bircok dini mekân da (kiliseler, havralar, budist tapinaklari vs) MUM yakilir dusundunuz mu? Mum alevi NEGATIF enerji toplayicisidir. Ayni anda POZITIF enerjinin de toplanmasi ve odaklanmasina hizmet eder.
Ayrica mum alevi istenmeyecek bazi ENERJETIK OLUSUMLARI VE NUVELERINI de ETKISIZLESTIRMEKTEDIR.
Kendinize mumlu, romantik zamanlar tanimak SIZLERI rahatlatacaktir.
3) Ozellikle kendi kendinizle ve bizlerle bas basa kalmak istediginiz de ayrica TUTSU yakmanizi da oneririz. KOKULARIN VE DUMANIN islev ve onemi sizler icin bilinmeyen bir alan. Ozellikle SANDAL AGACI tutsusunun koku ve dumani, sizin MEDITATIF bir hale girmenize, gevsemenize yardimci olacaktir. Ama bunun yani sira sivrisineklerin KOKU VE DUMAN sevmemesi gibi, sizlerin MANYETIK ALANINIZDAN beslenen bazi ENERJETIK OLUSUMLAR VE NUVELER DE, TUTSU KOKUSU VE DUMANINI SEVMEMEKTEDIRLER.
kAYNAK:ŞİFA ÇEMBERİ
Tanrıdan gururumu yok etmesini istedim.
Tanrı ‘Hayır dedi.
Gurur benim yok edebileceğim bir şey değil, Senin bırakabileceğin bir şeydir.’
Tanrıdan sakat çocuğumu iyileştirmesini istedim.
Tanrı ‘Hayır, dedi
Onun ruhu sağlam, vücut o kadar önemli değil, O geçici bir şeydir.’
Tanrıdan Bana sabır vermesini istedim.
Tanrı ‘Hayır, dedi
Sabır büyük acılar çekilerek öğrenilebilecek bir şeydir. Sabır verilmez, hak edilir.’
Tanrıdan Beni mutlu etmesini istedim.
Tanrı, ‘Hayır, dedi
Ben sadece nimetlerimi sunarım, Mutlu olmak sana bağlı…’
Tanrıdan Beni çektiğim acılardan kurtarmasını istedim.
Tanrı ‘Hayır, dedi
Çektiğin acılar günlük kaygılarının önemsizliğini anlamanı, onlardan uzaklaşmanı ve bana daha çok yaklaşmanı sağlar.’
Tanrıdan Ruhumu olgunlaştırmasını istedim.
Tanrı ‘Hayır, dedi
Kendi kendine olgunlaşmalısın, ama meyvelerini alman için yardım edeceğimden emin olabilirsin.’
Tanrıdan Hayatı sevmemi sağlayacak her şeyi istedim.
Tanrı, ‘Hayır, dedi
Ben sana hayatı vereceğim. Böylece hayata dair her şeye ancak sen sahip olabilirsin.’
Tanrıdan,
Tanrıya duyduğum sevgiyi, başkalarına da duyabilmeyi istedim.
Tanrı söyle dedi:
‘Ohhh! Nihayet doğru bir şey istedin.’
Ruhu olgunlaşmamış bir kul Tanrıya hep ‘bana… ver’ ile biten dualar
eder.
Olgunlaşmış bir ruh ise ‘. Vermemi sağla’ diye bitirir dualarını………….
Steve Goodier’in ‘Bir Dakika Hayatinizi Değiştirebilir’ adlı kitabından
alınmıştır.
Adam haykirdi,
‘Tanrim, benimle konus’ ve gokyuzunde firtina cikti.
Ama adam dinlemedi.
Adam etrafina bakti ve
‘Tanrim, seni gormeme izin ver’ dedi.
Ve bir yildiz piril piril parladi.
Ama adam gormedi.
Ve adam bagirdi,
‘Tanrim, bana bir mucize goster’.
Ve yeni bir varlik hayata geldi.
Ama adam farketmedi.
Adam umutsuzlukla
‘Bana dokun Tanrim ve burada oldugunu bilmemi sagla’ dedi.
Tanri asagiya, adama eristi ve dokundu.
Ama adam kelebegi uzaklastirdi ve yurumeye devam etti.
Not: Her birinizin bakan degil goren, isiten degil duyan, dokunan degil hisseden olmanizi tum kalbimizle diliyoruz.
Bugun, bu hafta, bu ay kendiniz icin iyi bir sey yapin, bir su kenarina gidin ve bir agaca yaslanip gozlerinizi kapatip bir sure oyle durun.
Kaynak:Sifa Cemberi
Hic bitmeyecekmis gibi gorunen bir firtina hatirliyor musunuz? Bir
sonraki gunu nasil goreceginizi dusundugunuz, cok derin ve anlasilmaz
karanlik bir gece hatirliyor musunuz? Kendinizi yalniz ve yoksun hissettiginiz, yuzunuzu donecek kimsenin olmadigi ve inancinizin erisilebilir olmadigi zamanlar?
Ve fakat firtina gecti. Sona erdi. Ve gun, daglarin arkasindan yine dogdu ve karanlik, yerini parlak bir pembeye, sonra maviye birakti ve inanc tekrar yerine geldi; guller guzel baslarini gunese dogru kaldirdilar.
Gunes her zaman parlar, size etraf karanlik gorunse de. Firtina her zaman diner, hic bitmeyecekmis gibi gorunse de. Ve gokyuzunden yeryuzune dusen yagmurlar nimetlerdir. Sizi en cok korkutan firtina zamanin esnekliginde sevgiyi guclendirir.
Hersey hareket eder ve degisir ama bir tek sey gercek kalir: Sevgi. Ve su an sevgiden yapilmistir, bitmeyen bir huzur havuzunda tutulan sevgiden. O merkezinizdedir ve sevgiyi tutar.
Oyleyse en aci firtinada, sicaklik, sevgi ve huzur icin merkezinize gidin.
Kalbinizin verdigi rahatlligi derinlerinizde hissedin. Ve oradan sizi cevreleyen ve sizi sarkilariyla kutsayan meleklere bir cagri gonderin.
Cok derinden seviliyorsunuz ve hep sevileceksiniz. Cagirin, gelecekler. Ve zamanin gecmesine ve firtinanin bitmesine izin verin, gunes pek tabii ki yeniden parlayacak,gun sevginin parlak isiklarinda yeniden dogarken.
Bu çok basit bir yöntemdir
Derin birkaç nefes alarak sorunuzu sorarsınız , sonra bir süre derin nefes alır ve size akmasına izin verirsiniz.
Cevap hemen o anda gelsin diye zorlamaya hiç gerek yoktur, bunu yapın ve günlük yaşamınıza devam edin
O size gün içinde gelecektir , belki yemek yaparken,duşta ,tuvalette heran heryerde gelebilir.
O bir biliş olarak gelecektir .
yada bir mesaj ,okuduğunuz birşeyden, tv yada başka bir şey izlerken, bir reklam panosundan…
siz net bir şekilde bileceksiniz sorunuzun cevabı olduğunu
ben tüm çalışmalarımda , çalıştığım kişilere kendi sorularının cevabını bu şekilde bulduruyorum.
elbette sonra bende bilişimi, kendi genişliğimi ekleyerek onları genişletirim ,yeni bilinç bakış açısına genişletirim onları.
Cevapları hep kendileri bulur .
Bir seferinde dna hakkında hiçbirşey bilmeyen biri mükemmel şekilde bu bilgiyi akıtmıştı,çünkü bu biliş kaynaktan gelmektedir.
Eğer konu sizinle ilgiliysede elbette özünüzden ,yeni bilinçteki sizden-yüksek bilinçteki sizden gelmektedir.
Ve size diyebilirimki kendinize verebileceğiniz en büyük armağan zihni sadece gerekli olduğu yerlerde kullanmak ama yaşamla ,kendinizle ilgili herşeyi sezgiyle bilmektir.
Örneğin bu yazıyı yazarken zihnimi gerektiği gibi kullanıyorum ,tıpkı labtobum gibi o da bana bu yazıyı yazarken hizmet eden bir araçtır sadece, nasıl yazayım diye ona sormadım hiç , sadece yazmayı seçtim ve yazmaya başladım ,kelimelerde aktılar ,zihinde tuşlara otomatik olarak basan parmaklarımla aynı işlevi görüyor bu yazıda.
Sezgiyle yaşayın.