Eski umutları, düşleri, düşkırıklıklarını, kusurları, utançları,salıverin…

Hareketli Ucan Kuş

Önünüze, ve içine yapmış olduğunuz bir yanlışı koyun. Şimdi, zihninizin ne söylediğine dikkat edin. Diyor ki, eğer bu yanlışı yapmasaydın, yaşamın şimdi daha iyi olurdu… bir sürü kurguyu önünüze serip; eğer şöyle yapsaydın, böyle olurdu, bunu izleseydin, şuraya gitmiş olurdun, eğer farklı bir seçim yapsaydın, şu olurdu, bu olurdu…

Bunların hiç biri gerçek değil. Olabilecekler ile ilgili zihnin saçmalıkları… Gerçek değil. Gerçek olan tek şey; ŞİMDİ’de… BURADA…

Hadi, susturun zihninizi ve her bir yanlışı serbest bırakın. Her birini, teker teker. Yanlışınızı avucunuzun içine alın, onunla birlikte gelen zihnin konuşmasını hatırlayın ve yuvasına uçacak bir kuşu avucunuzdan bırakır gibi serbest bırakın. Salıverin ve uçup gidişini izleyin.

Sözde yanlışlarınızla birlikte, eski umutları, düşleri, düşkırıklıklarını, kusurları, utançları; salıverin, bırakın uçsun, gitsin. Siz, kimseniz, o’sunuz tam şu anda. Ve her ne yaptıysanız sizi bu noktaya getirdi.

Şimdi, burada, tam da sizin durduğunuz yerde, her şey durduğu yerde dururken, fırsatlarla çevrilisiniz. Çevrenizde farkedilmeyi bekleyerek parlıyorlar, onları gölgeleyen, sizin inatla geçmişe bağlı kalmanızdır. Tüm bu utanç duygularını salıverin ve çevrenize bakının. Şu an’ı açıkça görün.

Bakın nasıl yenilik ve fırsatlarla dolu bir biçimde parlıyor! Çimlerle kaplı bir tarlanın tam ortasında duruyorsunuz ve tarla, güneşin altında parıl parıl parlayan elmaslarla dolu. Elmasların her biri, yapabileceğiniz bir seçim, girişeceğiniz bir eylem, öğrenip gelişmek için harika bir fırsat, yaşamın şahaneliği ve güzelliğini kucaklamak için bir şans…

Salıverin eskiyi,

ŞU AN’ı kucaklayın.

Bırakın ışık saçsın. Eğilin ve alın elmaslardan birini…

 ŞİMDİ…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Harekete geçmek için ne bekliyorsun?..

Harekete geçmek için bütün koşulların mükemmel olmasını beklersen,
hiçbir zaman harekete geçemezsin.
( H.JACKSON BROWN )

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

sevmek nedir efendimiz?…

olric-tutunamayanlar-oğuz atay

sevelim mi olric?…
– sevmek nedir efendimiz?
– sevmek vazgeçmektir olric..
– vazgeçtiyseniz sevelim efendimiz…

Tutunamayanlar / Oğuz Atay

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

içimde senin bu acına, hastalığına sebep olan her ne oluyorsa bunun için senden af diliyorum dedim…

ozurKendime  tekrar, tekrar özür dilerim, seni seviyorum; içimde senin bu acına, hastalığına sebep olan her ne oluyorsa bunun için senden af diliyorum dedim.

Bu kadar mı?

Bu kadar.

Kendimizi affetmek bizi özgür kılacaktır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

ihtiyacım olan herşeyi elde ettim…

Bir gün bir kozada küçük bir delik açıldı ve bir adam bedenini bu küçücük delikten çikarmaya çalışan kelebeği saatlerce seyretti. Sonra kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu. Sanki ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu ve adam kelebeğe yardım etmeye karar verdi.

Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği büyüttü. Kelebek kolayca dışarı çıktı. Fakat bedeni kocaman ve kanatları kuru ve buruşuktu. Adam kelebeği izlemeye devam etti çünkü zamanla kanatlarının büyüyüp bedenini taşıyabilecek kadar genişleyebileceğini umut ediyordu; fakat bu olmadı! Gerçekte kelebek ömrünün geri kalanını kocaman bedeni, kuru, buruşuk kanatları ile etrafta sürünerek geçirdi. Uçmayı hiç başaramadı.

Adamın bu aceleci iyiliği içinde anlayamadığı, bu kısıtlayıcı kozanın ve kelebeğin o küçücük delikten dışarı çıkmak için verdiği mücadelenin kelebek için gerekli olduğuydu çünkü bu Tanrı’nın yaşam sıvısının kelebeğin bedeninden kanatlarına doğru akmasını sağlamak için bulduğu yoldu böylece kelebek kozadan kurtulduğu anda uçmaya hazır olabilecekti.

Güç istedim… Ve Tanrı beni güçlü yapmak için karşıma zorluklar çıkardı.

Bilgelik istedim… Ve Tanrı bana çözmek için sorunlar verdi.

Zenginlik istedim… Ve Tanrı çalişmak için bana beyin ve güçlü kaslar verdi.

Cesaret istedim… Ve Tanrı üstesinden gelmem için bana tehlike verdi.

Sevgi istedim… Ve Tanrı yardım etmem için bana sorunlu insanlar verdi.

İyilik istedim… Ve Tanrı bana fırsatlar verdi.

İstediğim hiçbir şeyi elde etmedim; ihtiyacım olan herşeyi elde ettim…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Gelişmenin en büyük düşmanı alışmaktır… Jose marti

Yeniyi tanımak için uğraşmalı kararı sonra vermeliyiz…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Herkesi kendine eşit gör…

Bildiklerini anlat, ama akıl vermeye kalkma;

Anlatılanları iyi dinle, ama hepsini  doğru sanma;

Sessiz kalmak bir şey bilmediğin anlamına gelmez;

Çok konuşmakta çok şey bildiğini göstermez;

Herkesi kendine eşit gör,

her kim olursa olsun bir insanı küçümsemek akılsızlık,

Çok büyük görmekte korkaklıktır.

Cesaret akıldan gelirse cesarettir,

Bilgisizlikten gelirse cehalettir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karşına bir sorun çıktığında onu şaşırt! Ona bir şarkı söyle, onu müzik ile karşıla…

 

Karşına bir sorun çıktığında onu şaşırt! Ona bir şarkı söyle, onu müzik ile karşıla ve göreceksin; zihnin neye uğradığını şaşıracaktır. Ve bu senin çözüme sıçrayışın, huzurla kucaklaşman olacaktır.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sahip olduğunuz KOŞULLARI değiştirmek için, önce FARKLI düşünmeye başlayın…!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

En iyi yatırım kendime yaptığım yatırımdır…

“Kendime yapacağım yatırım en iyi yatırımdır. Bu yatırım yalnız benim değil, çevremdekilerin de hayatını iyileştirecektir. Yapacağım zihinsel, bedensel, ruhsal ve duygusal çalışmalar enerjimi artıracak ve dengemi sağlayacak.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sokrates bir gün derste öğrencilerine birer beyaz kâğıt dağıtır ve üzerine bir daire çizmelerini ister…

Sokrates bir gün derste öğrencilerine birer beyaz kâğıt dağıtır ve üzerine bir d…aire çizmelerini ister.
Dairenin tam ortasına da bir nokta koymalarını söyler… Ve “Büyük mü yoksa küçük mü bir daire çizdiniz” diye sorar.
Bazıları küçücük bir daire çizerken bazıları tüm kağıdı doldurmuştur… Ve sonra, “Dairenin, tam ortasındaki nokta sizsiniz. Daire ise sizin yaşadığınız hayata koyduğunuz sınırlamayı temsil eder. Siz kendi dünyanızın merkezisiniz” der.
Daha sonra, “Şimdi daireyi silin. Geriye sadece nokta kaldı. Şimdi sınırı olmayan bir dairenin merkezindesiniz…
…
Baktığımız zaman, gerçekten de insanların hayatlarını, düşünce yapılarına göre oluşturduklarıyla sınırladıklarını görebiliriz.
İnsanlar başlangıçta, bir şeyleri elde etmek için çaba harcarlar. Ama, ancak, hayali bir engele ulaşana kadar devamlı ilerler.
Sonra kendi dayattıkları, sınırlayıcı bir tutum yüzünden dururlar. Ve potansiyellerini kullanmadan, hayat tabakasını olduğu gibi kabul ederler.
Kendilerini düşüncelere, hareketlere ve sonuçlara hapsederler. Böylece de, kendi koydukları sınırların ötesine geçemezler.
…
-O sebeple de bizler hayatta ancak kendi oluşturduğumuz sınırlarımız kadarız.
Oluşturabildiğimiz sebepler kadarız. Bize verilen sorumluluk kadarız. Cevaplarını aradığımız sorularımız kadarız.
-Tercih ettiklerimiz kadarız. Seçeneklerimiz kadarız. Algıladıklarımız kadarız. Merak ettiklerimiz kadarız.
-Düşündüklerimiz kadarız. Yaptıklarımız kadarız. Hayatta oluşturduğumuz eylemlerimiz kadarız.
Sabah uyandığımız zaman, ya kalkıp gördüğümüz rüya için gerekli şartları oluşturmak için çabalarız. Ya da tekrar uyuyarak, rüyada kaldığımız yerden devam ederiz
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 6 Comments »

En derin yaralarla başlar, en derin gülücükler.

Dans Resimleri

En derin yaralarla başlar, en derin gülücükler. En yüksek uçurumlardan düşerken, öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin, tek bir nefesle yaşamayı. (Nietsche)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat nedir ?

Hayat ResimleriHAYAT;çetele tutmak değildir.Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın,çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.

Kimi öptüğüni hangi sporu yaptığın,

kimlerin seni sevdiği de değildir.

Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.

Nerede yaşadığın veya hangi okulan gittiğinde değildir.

Aslında hayat, notlar , para, giysiler,

girmeyi başardığın yada başaramadığın okullarda değildir.

HAYAT,

Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.

Kendin için neler hissettiğindir.

Güven, mutluluk, şefkattir.

Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.

Hayat kıskançlığı yenmek,

önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.

Ne dediğin ne demek istediğindir.

İnsanların sahip oldukları değil,

kendilerini olduğu gibi görmektir.

Herşeyden önemlisi, hayatı başkalarının

hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.

İşte hayat bu seçimden ibarettir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

insan kendine ve hayata yeni bir gözle bakma fırsatını her AN değerlendirebilir

“İnsanı acılar olgunlaştırmaz. İnsan içinden geçtiği (ya da içinden geçen) acıların yarattığı alanda yeni bir gözle kendine bakma fırsatını değerlendirebiliyor ise acı dağılır ve bir hediyeye dönüşür sadece. Aksi takdirde acı, gereksiz bir işkenceden öte bir şey değildir. Ayrıca insan kendine ve hayata yeni bir gözle bakma fırsatını acıya hiç gerek kalmaksızın da her AN değerlendirebilir.”

Ali Karakuş

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat her şeyin tersini görecek kadar uzundur… İngiliz Atasözü

Allah cömertçe verirken, “Ben bunları zaten hak ettim” demeyeceksin, geri alırken de, “Neden benden alıyorsun?”diye sorgulamayacaksın. Veren de o, alan da. Bize sadece kabullenmek ve sabretmek düşüyor. İngiliz atasözünü unutma: “Hayat her şeyin tersini görecek kadar uzundur… ” Prof.Dr.Arman Kırım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »