
Arada sırada mola vermeli ve yaşamının ritmini değiştirmek için tamamıyla farklı bir şey yapmalısın. Bunu yaptığında göreceksin ki, yapman gereken işe tamamen tazelenmiş olarak dönebilecek ve onu yeni bir yaşam sevinci ve keyifle yapabileceksin

Arada sırada mola vermeli ve yaşamının ritmini değiştirmek için tamamıyla farklı bir şey yapmalısın. Bunu yaptığında göreceksin ki, yapman gereken işe tamamen tazelenmiş olarak dönebilecek ve onu yeni bir yaşam sevinci ve keyifle yapabileceksin


Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurla…mış. Çırağına ” Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?” demiş. ” Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak. İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma” diye ilave etmiş.

Bir çiçeğe sahip olmak isteyen, onun güzelliğinin soluşunu seyretmek zorunda kalır. Ama bir tarladaki çiçeğe sadece bakmakla yetinirsen, o hep seninle olacaktır; çünkü çiçek akşamın ve günbatımının ve nemli toprağın ve ufuktaki bulutların bir parçasıdır..
Aşk, senin hiçbir zaman benim olmayacağını, o yüzden seni hiç kaybetmeyeceğimi öğretti… Bundan sonra aşk’ın özgürlük olduğunu hep hatırlayacağım
Bir Alman zoologu, nelerden oluştuğunu anlamak için bir serçe yuvasını dağıtmıştı.
Yapı malzemelerini sayınca şu sonuca ulaştı;
Yuvanın yapısında 630 uzun at kılı,
1715 daha kısa kıl,
195 kök parçacığı,
bir tül parçası,
3 yonca yaprağı,
çeşitli büyüklüklerde 20 başka yaprak,
45 iplik
ve 35 gr koyun yünü vardı.
Bütün bu malzemeler, hem sağlam, hem de yumuşak olan küçücük bir kuş yuvasında
bir araya gelmişti.
Bir kilo bal; 30 bin arı, 6 milyon çiçek, 20 bin km uçuş demektir.
GÖRDÜĞÜMÜZ, GÖREMEDİĞİMİZ HERŞEY, BÜYÜK ZENGİNLİKLERE SAHİP..
VE ONURLANDIRILMAYI HAKEDİYOR
YAŞAMDAKİ HERKES VE HERŞEY…”
David Dogan Beyo


Bir dilenci otuz yıldır bir yol kenarında oturmaktadır. Bir gün onun önünden bir yabancı geçer. Dilenci eski şapkasını mekanik bir biçimde ona uzatarak,
-Allah rızası için bir sadaka, der.
-Benim sana verecek hiçbir şeyim yok, der yabancı.
Sonra, “Sen neyin üzerinde oturuyorsun?” diye sorar.
-Hiçbir şey, diye yanıtlar dilenci. “Sadece eski bir sandık. Kendimi bildim bileli onun üzerinde oturuyorum.”
-Onun içine hiç bakmadın mı? diye sorar yabancı.
-Hayır, der dilenci. “Niye bakayım ki, onun içinde hiçbir şey yok.”
-Sen yine de bir bak, diye ısrar eder yabancı.
Dilenci yerinden kalkar ve biraz uğraştıktan sonra sandığın kapağını açmayı başarır. Ve o, şaşkınlık ve sevinç içinde sandığın altınla dolu olduğunu görür.
***
Hazine her zaman kendi içimizdedir… Çözümleri dışarıda değil sadece ve sadece kendi içimizde bulabiliriz…

“Nedir bu rakamlar Tanrı aşkına?”dedi.”Bu rakamların gösterdikleri ay mıdır?yıl mıdır?saat mıdır?”
Bilge kişi gülümseyerek yanıtladı:
“Bizler bebeklerimiz doğduğu zaman,bellerine bir ip bağlarız ”dedi.”Yaşamı boyunca her güldüğü an,o ipe bir düğüm atarız.Öldükten sonra ise,bellerindeki düğümleri sayar,düğümün sayısını mezar taşına yazarız.”
Bilge kişi,karşısındaki keşişin bir şey anlamadığını görünce açıklamasını sürdürdü:
“Böylece onun,ne kadar “yaşamış ”olduğunu anlarız


Çoğumuz, hayatımıza bakıp hayatı değiştirmek için uğraşıp duruyor.
Bu kendimizi değil aynayı değiştirmeye çalışmak gibi bir şey.
Aynayı ne kadar değiştirmeye çalışırsak çalışalım, eğer asıl değiştirmemiz gereken şeyi kendi düşünce, duygu ve inançlarımızı değiştirmezsek, hayat aynası bize gerçeği tekrar tekrar, tekrar tekrar gösterecektir.
Düşünce, duygu ve inançlarımız, gerek insan ilişkilerimizde, gerek para durumumuzla, gerekse sağlık durumları ile hayatımıza aynen yansıyor
İngiltere’de yapılan bir araştırma, otobüste oturulan yerin, kişilikle ilgili ipuçları verdiğini ortaya çıkardı
Salford Üniversitesi bilim adamlarından Dr. Tom Fawcett’in yaptığı araştırmaya göre, “ileri görüşlü ve açık fikirli” kişiler, iki katlı otobüslerin üst katının ön sıralarına oturmayı tercih ediyor.
… Üst katın ortalarına oturan yolcular, genelde genç ve orta yaşlılardan oluşuyor ve çevreyle fazla ilgilenmeden ya gazete okuyor ya da kulaklıkla müzik dinliyor. Üst katın arka koltuklarına oturanlar ise Dr. Fawcett’e göre “asi ruhlu”. Bu kişilerin genellikle kendi yaşam alanlarına girilmesinden hoşlanmadığı için arkalara oturmayı tercih ettiği belirtiliyor.
“Girişkenler” ise otobüsün alt katının ön koltuklarına oturuyor. Bu kişiler, herkesle selamlaşıp, konuşmayı seviyor ve otobüse binenleri görmek için ön kapıya yakın oturuyor.
Dr. Tom Fawcett’e göre alt katın orta bölümünde oturanlar bulundukları ortamda genel hakimiyet kurmaktan hoşlanıyor. Otobüse biner binmez en arkaya ilerleyen yolcular ise, arka tarafta otobüsün yüksek koltuklarında oturmayı ve kendilerini “önemli hissetmeyi seven” kişiler olarak görülüyor.
Dr. Fawcett, nerede oturduğuna aldırmayan yolcu tipinin de olduğunu belirterek, “Bu tipler, bulundukları kaba göre şekil alabileceklerine inandıkları için otobüste kişiliklerine uygun yer kapmak gibi bir kaygıları yok. Biniyorlar, neresi müsaitse yolculukları boyunca orada duruyor ya da oturuyorlar” dedi.
Milliyet
Psikolojik faktörlerin hastalıkları hızlandırdığı çıkarımın doğru olduğuna inandığını söyleyen ve tartışmalı boyutu olmakla birlikte bilimsel gözlem ve araştırmaların, C tipi kişilik yapısına sahip olanlarda bu hastalığın gelişme riskinin arttığını gösterdiğine dikkat çeken Özkan, “Bu kişiler aşırı duygusal olup duygu ve öfkelerini çoğunlukla içe attıkları için yaşamlarını kendi istek, arzu ve dürtü leriyle yaşamıyorlar” diyor.
İYİ İNSAN
YOKTUR SAĞLIKLI İNSAN VARDIR
Prof. Dr. Sedat Özkan, “İyi insan olarak tanımlanan kişi her zaman ruhen sağlıklı insan anlamına gelmez” diyor.
Sağlıklı insanın; kişiliği olan, kendi benlik algısı bulunan, gerektiğinde hayır demeyi bilen kişi olduğuna dikkat çeken Özkan, başkalarının belirlediği kalıplara göre yaşamanın kişide kimlik karmaşası ve çatışmaya, bu durumun da yoğun öfke birikimine yol açtığını söylüyor.
DUYGUSAL ÇATIŞMALAR SÜRECİ HIZLANDIRIYOR
Uzun süre devam eden duygusal çatışmalar, yakın zamanda yaşanan kayıp ve travmalar organizmadaki hastalık sürecini tetikleyip hızlandırıyor. Prof. Dr. Özkan, bunun toplumda “antikanser zihin” kavramı oluşturduğunu ve bir travmanın zihinde yaşattığı çatışmanın beynin işlevlerini bozduğunu düşündüğünü söylüyor. Bu durumda bağışıklık sistemi zafiyete uğruyor ve kanser süreci hızlanıyor. Negatif deneyimler negatif öğrenmelere yol açtığı için sürekli travmaya maruz kalan insan, hayatı içinde yaşadığı şekilde yorumluyor. Yapılması gerekenin hastanın duygularını ortaya koyması ve negatif öğrenmeleri pozitife çevirerek sorunları aşması olduğu belirtiliyor.
Uzun süreli kızgınlık bağışıklığa düşman
Araştırmalar ve klinik gözlemler uzun süreli kızgınlık ve umutsuzluk algısının, bağışıklık sistemini olumsuz etkilediğini gösteriyor. Prof. Dr. Sedat Özkan, “Kişinin kendini algılaması pozitifse bu bağışıklık sistemini olumlu etkiler” diyor. Kendini sürekli kritize etme halinin kişi üzerinde negatif etkisi bulunuyor. İyilik hissiyle yaşayan, kendisiyle barışık, huzurlu insanların bağışıklık sistemi daha güçlüyken, ruhu çöken insanın bağışıklık sistemi bundan olumsuz etkileniyor ve zedeleniyor
Bir gün bir taksiyle havaalanından hareket ettik. Sağ şeritte yol alırken siyah bir araba park ettiği yerden aniden yola, önümüze çıktı.
Taksi şoförü sert bir şekilde frene bastı, kaydı ve diğer arabaya çarpmaktan milim farkıyla kurtuldu.
…
Diğer arabanın sürücüsü camdan başını çıkartıp bağırmaya ve küfretmeye başladı.
Taksi şoförü ona gülümsedi ve içten bir şekilde el salladı. Ve gerçekten çok arkadaşçaydı.
Sordum: ‘Neden bunu yaptığınız? Adam neredeyse arabanızı mahvedip ikimizi de hastaneye gönderecekti.
‘ Taksi şoförü bana, şimdilerde adına ‘Çöp Kamyonu Kanunu’ dediğim şeyi öğretti.
Şoför pek çok insanin çöp kamyonu gibi olduğunu açıkladı. Her tarafta gırtlaklarına kadar çöp dolu olarak dolanıyorlar; kızgınlık, öfke ve hayal kırıklığı dolular. Çöpleri biriktikçe onu bırakacak bir yere ihtiyaç duyuyorlar ve bazen sizin üzerinize bırakabilirler.
Kişisel almayın. Sadece gülümseyin, onlar için iyi şeyler temenni edin ve yolunuza devam edin. Onların çöpünü alıp işyerinize, evinize veya sokaktaki diğer insanlara dağıtmayın.
Başarılı insanlar çöp kamyonlarının günlerini mahvetmesine ve ellerine geçirmesine izin vermezler.
Hayat sabahları pişmanlıklarla uyanmak için çok kısa, dolayısıyla ‘size iyi davranan insanları sevin, iyi davranmayanlar için dua edin.’
Yüzünü güneşe dönen insan gölge görmez..