Bağlanabilmek için, önce bağımsız olmak gerekir…

Bağlanabilmek için, önce bağımsız olmak gerekir.
Oysa insanların çoğu, yeni ilişkilere eski bağlarla geliyorlar.

Geçmişten taşıdıkları ister güvensizlik, ister anlaşılmamak, isterse de çevrelerine ördükleri savunma duvarları olsun, her bağ yeni ilişkiyi özgürce yaşamalarını engelliyordu.

Daha önceki ilişkilerinde haksızlığa uğradıkları konusunda belki haklıydılar ama, asıl haksızlığı kendilerine geçmişi bırakamıyarak yaptıklarını  göremiyorlardı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birzamanlar göklere çıkarttığınızı yerin dibine atmak olur mu? Yakışır mı size?

 

Düşünün ki önünüzde bir dolap var.
Bu dolapta 4 bölüm var. Her bölümde kutular….Bu kutuların içinde sevginiz ve nefretiniz var.

En üst bölümdeki kutularda ‘en cok sevdiklerinizi’ saklıyorsunuz.

İkinci bölümde ‘Seviyorum ama fazla da güvenmiyorum’ dediklerinizi.

Üçüncü bölümde ‘herkes gibi biri benim için’ dediklerinizi.

Ve en altta da ‘nefret ediyorum veya kesinlikle güvenmiyorum’ diye adlandırdıklarınızı.

Buraya kadar herşey tamam. Asıl sorgu şimdi başlıyor.

Siz hiç en üst bölüm’e koyduğunuz birisini, bir tek söz yüzünden, en alt bölümdeki kutulara kattınız mı?

Değerinden fazla değer verdiniz mi birine? Ya nefret ediyorum dediğiniz birini zaman ile sevdiniz mi?

Siz hiç yanıldınız mı? Utandınız mı o bir zamanlar arkasından attığınız kişinin şu anda en yakın dostunuz olduğu için?

Hiç itiraf ettiniz mi ‘seni hiç sevmezdim’ diye? Ya da hiç kızdınız mı ‘ne de çok güvenirdim sana’ diye

İnsan hiç ‘bir söz’ ile en sevdiğini en nefret ettiği kişilerin arasına katabilir mi? Dogru mu?

Birzamanlar göklere çıkarttığınızı yerin dibine atmak olur mu? Yakışır mı size?
Halbuki bir zamanlar aranızdan su sızmazdı. Yeri gelir ekmeği bile paylaşırdınız, kaldı ki düşünceleriniz, duygularınız.Bu kadar çok şeyi paylastığın birini tanımamazlıktan gelebilir misin?

Benden size tavsiye…
Hiç birzaman ilk gördüğünüz birini ‘sevmedim’ diyerek, dolabınızdaki en alt bölümdeki kutulara atmayın.

Zaman tanıyın,sabredin

Gerekirse kutulara kaldırmayın, dolabın önünde bekletin.

Zamanı geldiğinde o kişi zaten dolabında bir bölümü kendi seçecektir.

Aynı şekilde, ilk gördüğünüz birine ‘sanki 10 yıldır tanıyorum’ diyerek, en üst bölüme kaldırıp, yere göğe sığdırmayın..

Arkadaşlık, dostluk ve en önemlisi sevgi zaman ister.

Senin haberin olmadan o dolabında kendine yer bulacaktır.

Yeterki siz sabredin ve dolabınızı geniş tutun

Ama en onemlisi ,dolabınızın en üst bölümündeki kutuları ASLA atmayın.

Değerli bir hazine gibi saklayın. En alt kattakileride her hafta çöpe boşaltın.

Göreceksiniz, gün gelecek dolabınız sadece ‘SEVDİKLERİNİZ’ ile dolacaktır.

İste o zaman gerçek mutluluğu bulacaksınızdır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

İlla ki biz haklı olmalıyız…

İlk hamleyi karşıdan bekleriz ama son hamleyi kimseye yedirmeyiz… İlla ki oyun bizim olmalı… İlla ki biz haklı olmalıyız… Biz üstün olmalıyız… İşte bu duyguyu törpülemeye başladığımızda egomuzla arkadaş olmaya başlamışızdır…

Ve böylece önümüzdeki engelleri daha kolay aştığımızın farkına varırız…. ek için Meltem Tokalı’ya teşekkürlerimle…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz… Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız…

Gökkuşağı resimleri-16Dünyanın bütün renkleri birgün bir araya toplanmışlar ve hangi rengin en önemli, en özel olduğunu tartışmaya başlamışlar;

YEŞİL demiş ki:

“Elbette en önemli renk benim… ben hayatın ve umudun rengiyim. Çimenler, ağaçlar, yapraklar için seçilmişim… Şöyle bir yeryüzüne bakın, her taraf benim rengimle kaplı…!
…
MAVİ hemen atılmış:

“Sen sadece yeryüzünün rengisin, ya ben?.. Ben hem gökyüzünün hem denizin rengiyim. Gökyüzünün mavisi insanlara huzur verir ve huzur olmadan siz hiçbir işe yaramazsınız”

SARI söz almış:

“Siz dalga mı geçiyorsunuz?… Ben bu dünyaya sıcaklık veren rengim… güneşin rengiyim… ben olmazsam soğuktan donarsınız hepiniz.”

TURUNCU onun sözünü kesmiş:

“Ya ben?… Ben sağlık ve direncin rengiyim… insan yaşamı için gerekli vitaminler hep benim rengimde bulunur… Portakalı, havucu düşünün. Ben pek ortalarda görünen bir renk olmayabilirim ama güneş doğarken ve batarken gökyüzüne o güzel rengi veren de benim unutmayın”

KIRMIZI daha fazla dayanamamış:

“Ben hepinizden üstünüm!. Ben kan rengiyim!! Kan olmadan hayat olur mu!. Ben tehlike ve cesaretin rengiyim!. Savaşın ve ateşin rengiyim!! Aşkın ve tutkunun rengiyim!. Bensiz bu dünya bomboş olurdu!.”

MOR ayağa kalkmış:

“Hepinizden üstün benim… ben asalet ve gücün rengiyim. Bütün krallar, liderler beni seçmişlerdir… Ben otorite ve bilgeliğin rengiyim, insanlar beni sorgulamaz… dinler ve itaat ederler”

…Ve bütün renkler hep bir ağızdan kavgaya tutuşmuşlar… Her biri diğerini itip kakıyor; ”En büyük benim” diyormuş… Derken bir anda şimşekler çakmış ve yağmur damlacıkları gökten düşmeye başlamış… Bütün renkler neye uğradıklarını şaşırmış, korkuyla birbirlerine sarılmışlar…

Ve YAĞMUR’un sesi duyulmuş…

“Sizi aptal renkler… Bu kavganızın anlamı ne?… Bu üstünlük çabanız neden?… Siz bilmiyor musunuz ki, her biriniz farklı bir görev için yaratıldınız, birbirinizden farklısınız ve her biriniz kendinize özelsiniz… Şimdi elele tutuşun ve bana gelin” Renkler bunun üzerine kendilerinden çok utanmışlar… Elele tutuşup birlikte gökyüzüne havalanmışlar ve bir yay şeklini almışlar…

Yağmur onlara; “Bundan böyle…” demiş…. “Her yağmur yağdığında siz birleşip bir renk cümbüşü halinde gökyüzünden yeryüzüne uzanacaksınız ve insanlar sizi gördükçe huzur duyacaklar, güç bulacaklar… insanlara yarınlar için umut olacaksınız… Gökyüzünü bir kuşak gibi saracaksınız ve size GÖKKUŞAĞI diyecekler… Anlaştık mı?..”

Bu yüzden ne zaman dünyamız yağmurla yıkansa, ardından gökyüzünde GÖKKUŞAĞI belirir…

Biz de gökkuşağındaki o renkler gibi birbirimizden farklıyız ve hepimiz özeliz… Bunu bilerek etrafımızla uyum içinde yaşamalıyız

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayat ağacı…

 

Hayat Ağacı sürekli gelişen, cennete yükselen hayatın dikey sembolizmini oluşturur.  Geniş anlamda sürekli gelişim ve değişim içinde yaşayan evreni sembolize eder. Evrenin üç elementini :  toprağın derinliğine inen kökleriyle yeraltını, alt dalları ve gövdesiyle gökyüzünü, ışığa yükselen üst dallarıyle cenneti birleştirir.  Yeryüzü ve cennet arasındaki iletişimi sağlar.
Hayat ağacı motiflerinde en çok kullanılan servi devamlı yeşil renk, uzun ömürlülük, dayanıklılık, güzel şekil ve boyluluk gibi nitelikler serviyi iyilik ve güzellik sembolü haline getirmiştir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

‎”Issız bir ormanda yaşayarak ve yalnızca birkaç şeye sahip olarak bağlanmamak çok kolaydır…

 

‎

 

”Issız bir ormanda yaşayarak ve yalnızca birkaç şeye sahip olarak bağlanmamak çok kolaydır, fakat toplumda yaşayarak maddi nesnelere bağlanmamak ve fazlasını dilememek bağlılıklardan özgür olmaktır

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yapabildiğinin en iyisini yap…

Acısını aşmak isteyen bir adam, kendisine yardım etmesi için Budist tapınağındaki bir Ustaya gider. Adam ustaya sorar:”Usta, eğer günde dört saat meditasyon yaparsam, yüksek bilince ulaşmamım ne kadar sürer?” Usta adama bakar ve yanıt verir: “eğer günde dört saat meditasyon yaparsan, belki on yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”

Bundan daha iyisini yapabileceğini düşünen adam yine sorar: “Oh, usta peki günde sekiz saat meditasyon yaparsam yüksek bilince ulaşmam ne kadar zaman alır.”

Usta adama bakar ve yanıt verir : “Eğer günde sekiz saat meditasyon yaparsan, belki yirmi yılda yüksek bilince ulaşabilirsin.”

Adam şaşırır ve sorar:” Ama daha çok meditasyon yaptığım da neden daha uzun zaman alır?”

Usta tebessüm eder.” Sen bu dünyaya hazzı ve yaşamı feda etmek için gelmedin. Yaşamak, mutlu olmak ve sevmek için buradasın. Eğer iki saatlik bir meditasyonda yapabileceğinin en iyisini yapabildiğin halde, sekiz saat meditasyon yapmaya kalkarsan yorgun düşersin, amacından saparsın ve yaşamdan haz alamazsın. Yapabildiğinin en iyisini yap. O zaman meditasyonun süresinin değil, yaşamanın, sevmenin ve mutlu olmanın önemli olduğunu anlarsın.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Bıraktığın yerde olabilirim…

 

Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim..”

[W.Golding

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye…

Bir kutu dolusu yaşam gönderiyorum sana,sade bir kurdele ile süslenmiş.
Çöz kurdeleyi ve kaldır yavaşça kutunun kapağını..
Kocaman bir fırça ve bin bir renk koydum kutuya, cennet resmi yapıp içine gir diye…
Düşler serpiştirdim gizlice,düş kurmayı unutma diye.
Bir tane elma şekeri yerleştirdim,içindeki çocuğu tadabilmen diye.
… Günbatışını, billur suyun sesini,kırmızı gelinciklerin saflığını,taze ekmeğin kokusunu ve bir gülümsemenin sıcaklığını da sığdırdım ruhlarımız aç kalmasın diye.
Kutuya biraz da sevecenlik koydum güçlü ol diye, çünkü acımasız olan güçsüzdür.
Beyaz bir güvercin uçup kondu kutuya, barışı ve özgürlüğü sunmak için…
Bir buket sevgi,bir yudum aşk ve bir elma da koyamadan edemedim.
Paylaşmayı anımsayalım diye..Sevdiklerimize onlara sevdiğimizi söylemek için yarını beklemeyelim diye; içtenliği, umudu,neşeyi, bağışlayıcılığı,özgüveni ve açık yürekliliği unutmadım,”BEN”in dışına çıkıp ”BİZ”e ulaşabilelim diye.

Son olarak bir kart iliştirdim kutuya, bak kartta neler yazıyor;

“Bu kutunun kapağını her kaldırşında yaşamla ilgili yepyeni şeyler keşfedeceksin.
Yaşamak için yarını bekleme,al yaşamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl, yaşamdan yalnızca almak yerine,ona bir şeyler ver.
kısacası ”İNSAN” ol.

Unutma!Yaşam dokuması henüz tamamlanmamış,olağanüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve sana ait olan boşluğu sadece sen doldurabilirsin.
Kimseyi kırmamak için ve üzmemek şartıyla istediğin her şeyi dene, bir gün sonsuzluğun bulutlarına oturdugunda ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek…!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum…

 

 

Kim olduğun, buraya nasıl geldiğin beni ilgilendirmiyor. Çekinmeden benimle ateşin ortasında durup durmayacağını bilmek istiyorum.

Nerede, kiminle, ne okuduğun beni ilgilendirmiyor. Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum.

Kendinle yalnız kalıp kalamadığını ve o boş anlarda sana arkadaşlık eden kendini gerçekten sevip sevmediğini bilmek istiyorum.

Oriah Mountain Dreamer (Kanadalı Bir Kızılderili)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her insan hem avcı… Hem kurban’dır..

 

Her insanın binbir maskesi..
Altında da 2 yüzü vardır..
Her insan hem avcı… Hem kurban’dır..
Hem masum.. Hem canavar’dır…
Ne zaman geçer bilinmez..
Birinden diğerine..
Asıl mesele..
İnsanın ne zaman masumdan..
Canavara geçtiği değil’dir..
Asıl mesele..
Ne olursa olsun..
İkisi de olabilme kapasitesi ve
Hangisii seçeceğidir…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karşılaşmalar…

 

 

Karşılaşmalar,
Sorumluluk düzeyini ölçmene yardımcı olacaklar
Ve sana kendini tümüyle tanımayı öğretecekler.
Karşılaşacağın herkes senin kendinde bilmediğin bir yanını,
Sende olan ama senin bilmediğin bir yarayı
Yada gizli bir hastalığı fark etmeni sağlayacak
Ve onu iyileştirebilmek için sana bir fırsat sunacaktır…..:)))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İhtiyacınız olduğunda takımınız tarafından desteklenirsiniz…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur…

Köy sakinleri yağmur duasına çıkmışlardı. Bütün köy ahalisi toplandı. İçlerinden sadece birinde şemsiye vardı.
Bu inançtır.Babalar bebeklerini havaya hoplatır, çocuklar gülmekten bayılır. Yere düşeceklerini akıllarına bile getirmezler. Çünkü babaları onu tutacaktır.
Bu güvendir.
…
Yatağımıza girerken yarın uyanıp yaşamaya devam edeceğimize dair teminatımız yoktur. Ama yine de ertesi güne dair planlar yaparız.
Bu ümittir.

Ve bu üçü varsa hayatınız güzeldir

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

UÇURTMAYI HAVADA TUTAN…

 

UÇURTMAYI HAVADA TUTAN RÜZGARIN GÜCÜ DEĞİL RÜZGARA KARŞI KOYUŞUDUR…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »