İyimser ve Kötümser…

Bir zamanlar bir ailenin ikiz çocukları varmış. İkizlerden birisi çok iyimser, öteki ise çok kötümsermiş. Çocuklarının bu durumundan endişelenen aile  onları civardaki bir psikologa götürmüş. Psikolog aileye ikizlerin ruh halini dengelemek üzere bir plan önermiş: “Gelecek yaşgünlerinde onlara hediyelerini ayrı odalarda verin.

Kötümser olana alabileceğiniz en güzel hediyeleri, iyimser olana ise bir kutunun içine at pisliği koyarak onu verin”demiş. Anne ve baba psikologun söylediklerini aynen uygulamışlar ve hediyelerini ayrı odalarda verdikten sonra karamsar olan çocuğun kapısına giderek dinlemeye başlamışlar.

 Çocuk , dışarıdan rahatlıkla duyulabilecek bir sesle mutsuz  bir halde söyleniyormuş: “Bu bilgisayarın rengini de hiç beğenmedim.. Eminim bu hesap makinesi iki günde bozulur… Bu oyunu zaten hiç sevmem.. Arkadaşımın oyuncak arabası bundan çok daha büyük..” Parmaklarının ucunda diğer çocuğun kapısına giderek kapıyı usulca araladık- larında karşılaştıkları manzara karşısında çok şaşırmışlar.

 Çocuk elindeki pislik kutusunu havaya fırlatıyor ve neşe içinde: “Beni kandıramazsınız, bu kadar pisliğin olduğu yerde mutlaka bir tay ya da midilli vardır, mutlaka vardır!” diye bağırıyormuş.

Mutluluğumuz karşılaştığımız olaylar kadar bizim o olaylara bakış tarzımıza da bağlıdır.
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

8’li mi? 7’li mi? Hangi taraf her zaman senin oluyor

‎

 

 

8’li mi? 7’li mi? Hangi taraf her zaman senin oluyor

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Temel ve Dursun maceralarından biri :)))

Dursun, saatlerin geri alınacağını duyunca, evdeki saatleri toplayıp Saatçi Temel’e gider:

– Ula Temel, saatler geri alınacakmış. Biz de evdeki saatleri senden satın aldığımız için sana getirdik. Bunları geri alacaksun da.

Temel kendinden emin bir şekilde:

– Öyle yağma yok. Ben de duydum ama, sadece 1 saat geri alınacakmış.

1 tanesini alırım, diğerlerini almam :))))

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Hayatta neye ihtiyacınız olmazsa, ona daha kolay sahip olursunuz!

Hayatta neye ihtiyacınız olmazsa, ona daha kolay sahip olursunuz!

Nedense hayat da insanlar da çoğu kez ihtiyaç duyulmayanı daha kolay verir…

(Mümin Sekman)
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaş isteklerimizi yapmak için asla engel olmamalı… İşte öykümüz buyrun…

Lise Ögretmeniyle karşılaşan genç, konuşması sırasında üniversiteye gitmediği için pişmanlık duyduğunu söyler.

Öğretmeni sorar:” Peki şimdi neden gitmiyorsun.?” Öğrenci:” Simdi 35 yaşındayım, evli ve bir çocuğum var. Üniversiteyi bitirmem dört yilimı alır” der.

Öğretmen sormaya devam eder:” Peki Üniversiteye devam edersen, bitirdiğinde kaç yaşında olacaksın?”

Öğrenci:” 39  yaşında olacağım.”

Öğretmen:” Devam etmezsen kaç yaşında olacaksın?”

Öğrenci bir anlam çıkartmaya çalışarak:” Yine 39 yaşında.” diye cevap verir.

Ardından öğretmenin ne demek istediğini anliyarak şöyle devam eder: ” Evet dört yıl sonra 39 yaşında olacağım. Üniversiteye gitsem de gitmesem de

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İçten motive olan kişi düşünceyi eyleme dönüştürür: Hedeflerini belirler ve onlara ulaşmak için harekete geçer.

 

İçten motive olan kişi düşünceyi eyleme dönüştürür: Hedeflerini belirler ve onlara ulaşmak için harekete geçer.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sen kendini sevmezsen, kendine güvenmezsen, baskasi seni niye sevsin, sana niye güvensin?

Kendini   sevmek, kişinin hiçbir şey için kendisini eleştirmemesiyle başlar.   Olumsuz bir eleştiri kişiyi tam da değiştirmek istediği davranış   kalıbının içine hapsedebilir. Kişinin kendisine gösterdiği anlayış ve   şefkat bu kısır döngüden çıkmasını sağlar. Bu nedenle kişi kendini   eleştirmek yerine kendini onaylamayı denemelidir. Çünkü ruhsal ve   bedensel sorunları çözen sihirli değnek kendini sevmek ve onaylamaktır.

Her sabah veya aksam aynanin karsisina gecip, 5 dakika kendinize gülümseyin.

Aynaya bakin ve kendinize güzel sözler söyleyin.

Misal: Ayse, Fatma Mehmet( kendi ismini söyle)

Sen cok degerlisin, hedefledigin isi azimle basarabiliyorsun.Gözlerin ne güzel cildin ne güzel vs… gibi.

Tanrım bana bu güzellikleri nasip ettigin icin sana sonsuz süküprler olsun.

Kendinizde sevdiginiz bir özelligi bulun ve söyleyin.

Bunu yapinca kendinizi mutlu his edeceksiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kazanan ne yapar??? Kaybeden ne yapar ???

Kazanan : Ağlamak yerine ÇALIŞIR.

Kaybeden: Çalışmak yerine AĞLAR.

Kazanan : KAFASINI çalıştırır.

Kaybeden: ÇENESİNİ çalıştırır

Kazanan : Her sorunda bir ÇÖZÜM görür.

Kaybeden: Her çözümde bir SORUN görür.

Kazanan : Her zaman ÇÖZÜMÜN bir parçasıdır.

Kaybeden: Her zaman SORUNUN bir parçasıdır.

Kazanan : Her zaman bir PROGRAMI vardır.

Kaybeden : Her zaman bir MAZERETİ vardır.

Kazanan : “Uzak ama yolu biliyorum” der.

Kaybeden : “Yakın ama yolu bilmiyorum” der.

Kazanan : “Zor ama mümkün” der.

Kaybeden : “Mümkün ama zor” der.

Kazanan : Konuşmak yerine YAPAR.

Kaybeden : Yapmak yerine KONUŞUR.

Kazanan : Yaparım birşey öğrenirim der.

Kaybeden : Zaten sonuç alamam kendimi zorlamanın anlamı yok.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

inandığım doğrular değişmedi… İnandığım insanlar değişti sadece…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ben bir güçlüğü, yumuşak ve işe biraz da mizah katarak karşılamayı öğrendim; böylece yoğunlaşma durumumu koruyabiliyor ve saldırgan enerjileri yeni uyum biçimlerine dönüştürebiliyorum

İLERLEMEK… Aikido’ dan öğrendiğim iki ders var:

1- yoğunlaşma ve bu durumu korumak;

2- çatışmalardan, darbelere karşılık vermekten ve beklenmedik saldırılardan korkmamak.

Benim duraksadığımı ya da geriye çekildiğimi gören öğretmenlerim. “ Hep ileriye…” diye beni uyarıyorlardı. Her şey birbirine bağlı. Fiziksel egzersiz yaparken çoğumuz günlük yaşantımızda… karşılaştığımız durumlarla yüz yüze geliyoruz. Arkadaşlarımdan biri koşucu ve onun güçlü kişiliği, çalışkanlığı ve dayanıklılığı beni çok etkiliyor, zaten tepe yerlerde 40 km’den fazla bir mesafeyi koşabilmesini sağlayan da bu özellikleri.

 Ben bir güçlüğü, yumuşak ve işe biraz da mizah katarak karşılamayı öğrendim; böylece yoğunlaşma durumumu koruyabiliyor ve saldırgan enerjileri yeni uyum biçimlerine dönüştürebiliyorum. Pek çok kişinin de aynı şeyi yapması gerektiğini görüyorum. Bilinmeyen karşısında geri çekilmemeyi, cesaretle ilerlemeyi ve değişimi kişisel gelişme sürecinin bir parçası olarak kabul etmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Daha büyük bir vizyon geliştirerek ve kendimizi güçlendirerek yeni modeller oluşturabiliriz, hatta bunlar öncekilerden daha iyi de olabilir.

 Çinliler ’kriz’  sözcüğünü iki karakter ile yazarlar; bunlardan biri ‘tehlike’, diğeri ise, ‘fırsat ‘ anlamına gelir. En iyi öğrendiğimiz zaman, güçlüklerle karşı karşıya geldiğimiz zamandır; böylelikle daha önce sahip olduğumuzu bilmediğimiz güçlü yönlerimiz ortaya çıkar. Depremler, su baskınları gibi felaketler ile çeşitli krizler, sıradan insanları birer kahramana dönüştürebilir ve bir toplumu birleştirebilir. Güçlükler kaynaklarımızı harekete geçirir, daha bilinçli olmamızı sağlar, duyularımızı daha keskinleştirir. Güçlükleri kendi yararımıza kullanabiliriz. Vizyonumuz ile insanlara yeniden güvence verebilir, onlara bu güçlüğün daha öncekilerle ilişkisini ve yeni fırsatları gösterebiliriz.  Yaşam bir nehir gibi akar ve en bilge kişiler suya benzer; akışkan ama sonsuz derecede güçlüdürler; hedeflerine ulaşabilir, engelleri aşabilirler, tıpkı bir nehrin sağlam bir kayayı aşıp geçtiği gibi. Yaşadığımız her deneyim bizi değiştirir, biz de dokunduğumuz her şeyi değiştiririz. Yaşamın akışı hiçbir zaman aynı değildir.

Yaşamak gelişmektir; gelişmek ise değişmek, değişmek de sonsuza kadar yeniden yaratmaktır. Kişiliğimiz güçlendikçe, bilinmeyenle yüzleşmemiz ve yeni fırsatlar yaratmamızda kolaylaşacaktır.

(Diana Dreher
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

”Yanlış kararalar bizi nasıl sona yaklaştırır” üzerine kısa bir öykü… Sarı öküz…

Eski zamanların birinde bir öküz sürüsü yaşarmış. Çevredeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Bu yüzden küçük hayvanlarla beslenmek zorunda kalan aslanlar, iyi beslenememeye başlayınca bir çare düşünmüşler. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrak çekmiş ve öküz sürüsüne yanaşmış.

 

“SUÇ HEP O SARI ÖKÜZ” DE.”

 

Öküzlerin lideri Boz Öküz ve yanındakilere tatlı dille konuşmaya başlamış:

“Saygıdeğer öküz efendiler. Bugün buraya sizden özür dilemeye geldik. Biliyorum bugüne kadar sizlere zarar verdik. Ama inanın ki, bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Bütün suç hep o Sarı Öküz”de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor. Biz de barışseverliğimizi unutuyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Verin onu bize, siz kurtulun, yine barış içinde yaşayalım.”

Boz Öküz ve heyeti bu sözler üzerine aralarında tartışmış ve teklifi haklı bularak, Sarı Öküz’ ‘ü vermişler aslanlara. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.

 

“AFERİN SİZİ KUTLARIZ!”

 

Bir süre sonra aslanlar yine aynı yöntemle gelip, bu kez Uzun Kuyruk” u istemişler:

“Gördünüz mü ne kadar barış severiz. Sizi de kararınızdan dolayı kutlarız. Ancak, şu sizin Uzun Kuyruk var ya, kuyruğunu salladıkça nereden baksak görünüyor ve aklımızı başımızdan alıyor. Size saldırmamak için kendimizi zor tutuyoruz. Oysa sizler normal kuyruklusunuz. Verin onu bize, bu konuyu kapatıp, barış içinde yaşamaya devam edelim.”

Boz Öküz ve heyeti, Uzun Kuyruk’ ‘u teslim etmiş, yine Benekli Öküz karşı çıkmış. Uzun Kuyruk, aslanların pençesi altında can vermiş.

 

“NEREDE KAYBETTİK BİZ BU SÜRÜYÜ?”

 

Bu olay sürekli tekrarlanmış, her seferinde farklı bahanelerle. Sonunda öküzler zayıflamış, aslanlar küstahlaşmış. Artık, hiçbir bahane ileri sürmeden, doğrudan müdahale ederek, “Verin bize şunu, yoksa karışmayız” demeye başlamışlar.

Birer birer aslanların pençesinde can verirken, Boz Öküz ve birkaç öküz kalmış geride. İçlerinden biri liderlerine, “Ne oldu bize, nerede kaybettik biz bu savaşı? Oysa, vaktiyle ne kadar güçlüydük” diye sormuş.

Boz Öküz, Benekli Öküz” ün sözlerini hatırlayarak, gözleri NEMLİ “BİZ” DEMİŞ, “SARI ÖKÜZ’ ‘Ü VERDİĞİMİZ GÜN KAYBETTİK BU SÜRÜYÜ.”

 

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Başkalarının yaşamlarını iyileştirmek için çalışırsan, dolaylı olarak kendi yaşamını da iyileştirirsin

Başkalarının yaşamlarını iyileştirmek için çalışırsan, dolaylı olarak kendi yaşamını da iyileştirirsin.

Hergün iyilik yapma alışkanlığını edinirsen, yaşamın çok daha zengin ve anlamlı hale gelir, her gününe kutsallık ve yücelik katmış olursun.İyimser ol.

Yapabileceğin en soylu davranış, başkalarına birşeyler vermektir. Bu, ruhunu zincirlerinden kurtarma sürecidir. Bu, bencilliğinden uzaklaşmak ve daha üstün bir amaca odaklanmaktır.

Gerçek anlamda mutlu ve doyurucu bir yaşam, ancak “anı yaşamak” adı verilen süreçle mümkündür. Her günün sana sunduğu özel anların tadını çıkar. Çünkü sahip olduğun tek şey “bugün ve şu an”dır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak; Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek; İşte benim senfonim!

“Ufak şeylerden zevk alabilmek;

Lüks yerine zerafet aramak;

Saygı istemek yerine değerli olmak;

Zengin olmak yerine kimseye muhtaç olmamak;

Sıkı çalışmak, sessizce düşünmek ve dürüst konuşmak;

Yıldızları, kuşları, bebekleri ve bilgeleri açık kalple dinlemek; İşte benim senfonim!”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Anneliğin ne demek olduğuna dair çarpıcı bir hikaye…

Amerika’nın ünlü doğa parkı Yellowstone National Park’da çıkan bir yangın sonrası görevliler, hasar tespit çalışmaları için ormanda geziyorlardı.

Görevlilerden biri, bir ağacın dibinde küller içinde neredeyse kömürden bir heykele dönüşmüş bir kuş gördü. Görevli, elindeki çubukla hafifçe dokundu kömürleşmiş kuşa. Dokunur dokunmaz kuşun kanatları altından üç küçük kuş yavrusunun cıvıldayarak çıktığını gördü.

Anne kuş, gelen tehlikeyi fark ederek, yavrularını bir ağacın arkasına getirmiş, kendisinin yanacağını bile bile onları kanatlarının altında saklamıştı. Yangın, yayılmadan çok rahatlıkla uçup oradan uzaklaşması mümkünken yavrularının yanında kalmayı tercih etmişti.

Alevler, bulunduğu yere varıp küçücük bedenini kavurmaya başladığında hiç kıpırdamadan kalmıştı. Bedeni, yanıp kavrulmuştu, ama geriye hiç ölmeyecek bir “anne” heykeli bırakmıştı . . .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karo to daro mat, aur daro to karo mat.

Hint atasözü: Yapıyorsan korkma, Korkuyorsan yapma

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »