İyilik bankasına inanırım…Karsılıksız, yürekten verdiğinde bir yerlerden geri döner sana…Er ya da geç iyilik iyiliği, kötülük kötülüğü bulur

İyilik bankasına inanırım. Karsılıksız, yürekten verdiğinde bir yerlerden geri döner sana… Er ya da geç iyilik iyiliği, kötülük kötülüğü bulur.

Yeter ki,sen yolundan şaşma, inandığından vazgeçme. Bir de dalkavuklar, kan emiciler, yalakalar var ki, hep vardılar ve hep olacaklar…. Onları es geç, enerjini hiç harcama…

Yüreği açık oynayanlar, gönülden verenler hiçbir zaman kaybetmez. Onların kaybettiklerini düşünenler, sadece yaşamın simülasyonunda gözleri kör olan zavallılardır.

Aret Vartanyan

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kaç yaşında olduğunu bilmesen, kaç yaşında olurdun ?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamak, yaşama etkin biçimde katılmak demektir,

Yaşamak, yaşama etkin biçimde katılmak demektir,

 Yaşamak, ellerinizi kirletmek… demektir,

Yaşamak, her şeyin tam ortasına dalmak demektir,

Yaşamak, yüzükoyun yere düşmek demektir,

Yaşamak, kendinizi aşmanız, yıldızlara ulaşmanız demektir.

 Leo BUSCAGLIA ***
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sadece hareketlerinizin deği; bakış açınızın ve tavırlarınızın sonuçlarını da önceden görmelisiniz…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsan zihninin geçmişi bırakmak konusundaki isteksizliği üzerine bir zen öyküsü…

dere resimleriİnsan zihninin geçmişi bırakmak konusundaki beceriksizliği yada isteksizliği,Tanzan ve Ekido adında, şiddetli yağmurlardan sonra oldukça çamurlu hale gelmiş olan toprak kır yolunda yürüyen iki Zen rahibinin hikayesinde güzel bir şekilde örneklenmektedir…

Bir köyün yakınından geçerlerken,yolun karşı tarafına geçmeye çalışan genç bir kadın görürler.Çamur çok derin olduğu için,kadın üzerindeki ipek kimonoyu berbat etmeden karşı tarafa geçemeyecektir. Tanzan hiç tereddüt kadını kucağına alıp yolun karşı tarafına geçirir.

Sonrasında rahipler sesizce yollarına devam ederler.Beş saat sonra, yaşadıkları tapınağa yaklaşırlarken,Ekido daha fazla kendini tutamayarak Tanzan’a döner.”Neden o kızı yolun karşı tarafına geçirdin?” diye sorar.”Biz rahiplerin bu tür şeyler yapmaması gerekir.” “Ben kızı saatler önce bırakmıştım”der Tanzan “Sen hala taşıyormusun?”

Şimdi birinin sürekli Ekido gibi hoşa gitmeyen olay ve durumları zihinde taşıyarak ve düşünce üstüne düşünce biriktirerek yaşadığını düşünürseniz,gezegendeki insanların çoğunun nasıl yaşadığı ile ilgili fikir edinmiş olursunuz. Zihinlerinde taşıdıkları yükün ağırlığına bakarmısınız?

Eckhart Tolle Varolmanın Güc

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bırakmaya çalıştığımız özelliklerimizin son dirençlerine aldırmayalım… Yolumuza devam edelim…

Bırakmaya çalıştığımız özelliklerimiz (örneğin, öfke, hoşgörüsüzlük) ya da inançlarımızın (örneğin, yokluk bilinci) tam da bu çabayı gösterdiğimiz dönemde hiç beklenmedik bir şekilde gelip bizi daha da yoğun olarak tekrar yakalaması, içimizde serbest bırakmaya direnç gösteren tarafın (öfkeli kalmak isteyen, yokluk bilincine inanan tarafımız) bu çabamızı fark edip, tamamen gitmeden önce son hamlelerini yapmasıdır…

Biz yolumuza yine de devam edelim…:)

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Resimdeki ayrıntıları kimler görüyor…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Anlamını yitirdiğimiz bu hayat içinde o kadar hızlı hareket ediyoruzki ruhumuzu hangi dağ başında bıraktığımızı bile hatırlamıyoruz.

Meksika’da İnka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyulur. Dağın tepesindeki tapınaklara giden uzun yolu kısa sürede yarılarlar. Aynı tempoyla biraz daha yol aldıktan sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere otururlar ve öylece beklemeye başlarlar. Tabii Avrupalı arkeologlar buna bir anlam veremezler. Saatler sonra, yerliler yine kendi aralarında konuşup tekrar yola koyulurlar.

Sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka tapınağına gelirler. Arkeologlardan biri yaşlı rehbere sorar;“Hiç anlayamadım niye yolun ortasında oturup saatlerce yok yere bekledik?” Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki; “Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık. Ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik.”

Anlamını yitirdiğimiz bu hayat içinde o kadar hızlı hareket ediyoruzki ruhumuzu hangi dağ başında bıraktığımızı bile hatırlamıyoruz.Arabanın en hızlısını istiyor, bilgisayarın en hızlısını kullanıyoruz.Fast-food ile karnımızı doyuruyoruz. Çok hızlı yaşıyoruz çook.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Kiminle gezdiğimize, kimlerle arkadaşlık ettiğimize dikkat edelim. Çünkü bülbül güle, karga çöplüğe götürür.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

kendi kendimizi iyileştirme teknikleri…

Doğa her birimize başımıza gelebilecek her türlü hastalığa karşı ilacı olan mükemmel bireysel “eczaneler” verdi. Tek yapmamız gereken onu nasıl kullanacağımızı öğrenmek. Kendi kendini iyileştirmenin iki basamağı vardır. İlki, bedendeki bütün kasları gevşetmektir. İkinci aşamada, bedenimizin kendi kendisini düzenleyen programlarını harekete geçirecek şekilde tasarlanmış bir iyileşme programını (tıpkı bir bilgisayar programı gibi) zihnimizin bilinçaltında yürürlüğe koyarız. Kendi kendini iyileştirme etkili bir yöntemdir çünkü bedenimizin doğal savunma mekanizmalarını kullanır.

 1. Aşama: Rahatlama Yere yumuşak bir battaniye serip üzerine sırtüstü uzanın. Kollarınızı bedeninizin yanına uzatın; ellerinizin ayası yukarıya baksın, parmaklarınız hafifçe kıvrık olsun; ayaklarınız hafifçe dışa eğimli ve başınız bir yana dönük dursun; ağzınız açık, diliniz üst dişlerinize dayanmış halde ve iyice yoğunlaşabilmeniz için gözleriniz kapalı olsun. Sakince durun, başka hiçbir şey düşünmeden, sükunetle düzenli nefes alın. Tam bir rahatlamaya ulaşmak genellikle iki ila beş dakika alır.

2. Aşama: Kendi kendini iyileştirme Bedenimizdeki hücrelerin, küçük bir çocuğunkine benzeyen temel bir zihinsel kapasitesi vardır. Hasta organımıza hitap ederken bunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Hayalinizde hasta organınızı canlandırmaya çalışın ve onunla iletişim kurmayı deneyin; ona bir emir vermeye yoğunlaşın. Verdiğiniz emir, sanki sevgili çocuğunuzun bir davranışını düzeltiyormuşsunuz gibi açık ve kesin bir şekilde ifade edilmiş olsun. Her bir organımızın kendi “kişiliği” vardır: Örneğin midemizle karaciğerimiz inatçıdır ve pek mantıklı değillerdir. Onlara sert komutlar kullanarak hitap etmek gerekir. Kalbimiz çok daha bilgedir; nazikçe ve samimiyetle ifade edilen talepleri dinler. Bu aşamayı tamamladıktan sonra, örneğin, kalbinizin içine baktığınızı hayal edin ve orada küçük parlak bir alev görün. Alevin büyüdüğünü, bütün kalbinizi ve sonra da başınızdan el ve ayak parmaklarınızın ucuna kadar bütün bedeninizi doldurduğunu hayal edin.

 Bu alevin bedeninizi nasıl temizlediğini, enfeksiyonları giderdiğini, size sağlık ve canlılık verdiğini hissetmeye çalışın. Yavaşça kendi kendinize şunu söyleyin: “Her nefes beni tamamen temizlemeye daha da yaklaştırıyor. Bedenimdeki bu ışık, iyileştiren enerji.” Eğer bedeninizde yerini bildiğiniz özel bir yumru ya da enfeksiyon varsa, sağ elinizi üzerine koyun ve şifa veren ışığın elinizin ayasından yayıldığını, yumruyu tıpkı baharda güneş ışığının kar ve buzları erittiği gibi erittiğini hayal edin. Bu, yalnızca bir örnek. Herkesin kendi iyileşme senaryosunu geliştirecek hayal gücü vardır. En önemli şey, kaslarınızı gevşetmeyi ihmal etmemek ve bilinçaltınıza bir iyileşme programı girmektir. Kendi kendinizi iyileştirme çalışmasını istediğiniz zaman yapabilirsiniz fakat en iyisi etrafınızda dikkatinizi dağıtacak kimse yokken bunu yapmanızdır. Eğer sakin müziklerden hoşlanıyorsanız daha kolay rahatlamak için en sevdiğiniz parçayı da fonda çalabilirsiniz. Sinir sistemi, hafıza, görme, işitme gibi bütün iyi çalışmayan organ ve sistemlerimizi bu yöntemle etkileyebiliriz

Not: Tabi ki bir hastalığımız olduğunda doktora gitmek esastır. Bunlar ancak kullanabileceğimiz destek yöntemlerdir… Sağlıcakla,
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hiçbir insan özür bulmakta tembel insan kadar başarılı olamaz…

Hiçbir insan özür bulmakta tembel insan  kadar başarılı olamaz.

Ama önemli olan bahane bulmak değil ki…

Kalkmak ve çalışmak, kendin için ve başkaları için üretmek, üretmek ve üretmek değil mi önemli olan ?

Üreten insan MUTLU İNSANDIR…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Unutma.Senden bir tane daha yok bu dünyada. Gülümsemeyi asla unutma.Gözlerinin içi gülsün gülerken,bakışların pırıl pırıl olsun ve her zaman nemli kalsın göz pınarların.

Unutma.Senden bir tane daha yok bu dünyada. Gülümsemeyi asla unutma.Gözlerinin içi gülsün gülerken,bakışların pırıl pırıl olsun ve her zaman nemli kalsın göz pınarların.
unutma kendini sevilebilecek bir insan haline getirmeyi ve ondan sonra da kendini sevip kendine sarılmayı. …
Zamana güven ve onun senin en büyük dostlarından biri olduğuna. Acılarının ve felaketlerinin ancak onun koynunda uyuyabileceğini unutma.
Unutma.Başına gelenlerin günün birinde kişisel tarihinin ayrıntılarından biri olmaya mahkum olacağını unutma.
Her çiçek sevgilin olsun, her sevgilin ise bir çiçek.
Açık tut gönlünü tüm güzelliklere.
Aydedenin sihrini gönderdiği gecelerde uyuyarak çalma hayatından saatlerini.
gecenin içinde yolculuğa çıkmayı unutma.
İçinde hiç ölmeyecek bir gençlik virüsü yarat ve kaç yaşında olursan ol,her zaman yirmibeş yaşında kalman gerektiğini unutma.
Asla taviz verme seni sen yapan yanlarından.Onurlu bir yaşam sürebilmen için ,şartlar ne olursa olsun direnmeyi sakın unutma.
İçindeki seni katletmeye kalkma sakın.Kendine vuracağın her darbenin seni senden biraz daha uzaklaştıracağını unutma.
Korkma mahallenin delisi olmaktan.Doğrucu davutlar ne kadar çoğalırsa mahallende , hayat mutlaka daha iyiye gidecektir, unutma.
Hatanın affedilmeyecek olanından kaç, ama hata yapmayayım diye de yakıp geçme yıllarını. Unutma ki, hiç hata yapmayan bir insan yapabileceklerinin en iyisini yapamamış demektir hayatta.
Korkma insanca korkularından .Ve korkunun kendisinden çok, onun beklentisinin daha korkutucu olduğunu unutma..
En büyük dertlerin bile ancak altından kalkabileceğin kadar büyük olabileceğini unutma.
Bir anlamı olsun kendinle yaptığın kavgaların.Ve hep ileriye taşısın seni kavga da attığın her adım.
Açık bırak pencereni ve sabah güneşinin rüzgarı önüne katarak perdelerle yapacağı raksa dönük olsun bakışların

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutlu insan olmak demek günün yirmi dört saati şen şakrak olmak anlamına gelmiyor.Olumsuzlukları gerçekçi bir gözle görebilmek, bu engelleri aşabileceğine yürekten inanmak ve aşabilme gücünü içinde hissedebilmek anlamına geliyor…

Mutlu insan olmak demek günün yirmi dört saati şen şakrak olmak anlamına gelmiyor.

Hayatını mutlu bir fonun önünde sürdürmek anlamına geliyor.

Olumsuzlukları gerçekçi bir gözle görebilmek, bu engelleri aşabileceğine yürekten inanmak ve aşabilme gücünü içinde hissedebilmek anlamına geliyor.

Bugün! Hayatın ta kendisi.

Dün, görülmüş bir rüya,yarın ise sadece hayal.

Ama iyi yaşanılmış her gün ,dünü mutlu bir rüya olarak hatırlar.Yarını da umut dolu bir hayal.

Bu yüzden bugünü nasıl yaşadığın çok önemli.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gün aydın oldu, Gözümüz aydın,Nefis bir gün daha başladı, Haydı dostlar hepimize günaydın

Gün aydın oldu,

gözümüz aydın

Nefis bir gün daha başladı

 Haydı dostlar hepimize günaydın

 Neşe ile kucaklayın günü

Dünde bırakın getirmeyin hüznü …

Sımsıcak bir gülümse hediye edin

 Güzellikleri sevdikleriniz için dileyin

♥ ♥  G Ü N A Y D I N ♥ ♥
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsana olanlar değil, o insanın içinde olanlar önemlidir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »