Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde.

Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde… işte ben buyum.

Kelimeler bazı şeyleri anlatır. Ama her şeyi yaşatmaz.

Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni?

Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin…

Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin…

Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni…

Kendimi anlatıp da bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni.

Bazıları için herhangi biri.. Bazıları için vazgeçilmez biri..

Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde.

İŞTE BEN BUYUM…..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İt ürür, kervan yürür…

 

Eedepsiz, bayağı, kavgacı,tacizci, kötü niyetli kişiler iyi şeylerin yapılmasını engellemeye çalışırlar.

Ancak iyilik, güzellik, adaletle iş görmek bizi her zaman için başarıya kavuşturur, böyle kimselerin engellemeleri güzel sonuca ulaşmaktan bizi alıkoyamaz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir kapı kapandığında mutlaka bir diğeri açılır…

* Yaşamdaki tüm acılarını atlatabilirsin her şeye rağmen mutlu olmayı başarabilirsin istersen kötü alışkanlıklarını bırakabilir ve her zaman yeniden başlayabilirsin.

* Bugün hayata yeniden başla! İlk adımın kendini bağışlamak olsun!

* Tıpkı kasvetli ve bulutlu bir havanın ardından kendini gösteren güneş gibi olabilirsin. … Ve aynı güneş gibi ay gibi her gün ve her gece bıkmadan usanmadan yeniden doğabilirsin.

* Asla tecrübe kazanmaktan kaçma… Ne kadar zor olursa olsun yeniden ayağa kalk ve devam et! İnan bana o tecrübelere ihtiyacın var…

* Unutma! Yapılacak daha nice yeni hatalar var öğrenilecek daha nice yeni dersler var tekrar tekrar aynı hatalara düşmek niye?

* Unutma! Her şey sende gizli.

* Hayatın kötü bir yola girmişse direksiyondakinin sen olduğunu hatırla!

* Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnız güçlü hissettiğin kadar güçlüsün. Seçimi yapacak olan sensin

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Zenginlik nedir üzerine kısa bir öykü…

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk kapımı çaldılar.

“Eski gazeteniz var mı, bayan?” … … Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim, ama ayaklarına gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler vardı ve ayakları su içindeydi. “İçeri girin de, size kakao yapayım” dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı. Kakaonun yanında reçel ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri.

Onlar şöminenin önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım işlerimi yapmaya koyuldum. Fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu. Erkek çocuğu bana döndü ve “Bayan, siz zengin misiniz?” diye sordu. “Zengin mi?Yo hayır!” diye yanıtlarken çocuğu, gözlerim bir an yağımdaki eski terliklere kaydı.

Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve “Sizin fincanlarınız ve fincan tabaklarınız takım” dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu. Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi, ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı. Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı. Pişirdiğim patateslerin tadına baktım.

Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı. Bir eşim vardı ve eşimin de bir işi. Bunlar da fincanlarım ve fincan tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların sandaletlerinin çamur izleri halının üzerindeydi hala. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de. Olur ya unutuveririm ne denli zengin olduğumu . . .

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

BEN TÜM BU YAŞANANLARDAN NE ÖĞRENDİM.

PİŞMANLIKLARIN AŞAĞI ÇEKEN ENERJİSİNİ DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN…

BEN BUNCA YAŞADIĞIM ŞEYDEN NE ÖĞRENDİM sorusuyla KENDİMİZE GERİ BİLDİRİM VERELİM. Geri bildirim vermek, kendimizi yerden yere vurarak, dövünerek sıfırlamak ve eleştirmek değildir.

Geri bildirim, ŞU OLAYDA BUNLARI BUNLARI YAŞADIN VE BUNLAR GERÇEKLEŞTİ. Aynı olayı bir kez daha yaşasaydın, NELERİ FARKLI YAPARDIN. Tek tek, yaşananları ele alıp, bu olaydaki pişmanlığı, bir öğrenme sürecine döndürüp, ordaki enerjiyi de negatiften pozitife çevirelim.

BEN TÜM BU YAŞANANLARDAN NE ÖĞRENDİM.

BU GÜN AYNI ŞEYLERİ YAŞASAM NELERİ FARKLI YAPARDIM.

NELERİ FARKLI YAPINCA NASIL HİSSEDERDİM.

 OLAYLAR NASIL GELİŞİRDİ.

BEN BU OLAYDA NELERİ DOĞRU YAŞADIM.

YENİDEN YAŞASAM NE KATKILAR YAPARDIM.

Bütün bu yaşananları öğrenme sürecime katkılarından dolayı sevgiyle kabul ediyor ve kendimi onaylıyorum. Yaşananları bana öğrettiklerinden dolayı sevgiyle hatırlamayı seçiyorum.

Yüksel Kök
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Karşımızdakini nasıl görmek istiyorsak bizim için o, o oluyor.

Karşımızdakini nasıl görmek istiyorsak  bizim için o, o oluyor.

Ona kendi dünyamızdan bir rol biçiyor,karakterini  kimliğini kendi algılarımıza göre şekillendiriyoruz.

Bazen doğru algılıyor bazense doğru algıladığımızı zannediyoruz.

Bazen gerçek oluyor bazense gerçeğiyle hiç bağdaşmıyor.

Belki de insan ilişkilerimizde ki tüm bu gelgitler bundan kaynaklanıyor.

En iyisi hiç bir hükme varmadan iyi ve ya kötü diye anlamlandırmadan olanı sadece olduğu gibi bırakmak gerekiyor.

Duygu Göçer

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »

Biz aslında herkesi başka biri yapmaya çalışıyoruz. O yüzden de insanların kendi olma potansiyellerini yok ediyoruz

Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelerek okul açmaya karar verirler. Bir tavşan, bir kuş, bir sincap, bir balık ve yılanbalığı yönetim kurulunu oluşturdu. Tavşan, müfredatta koşmanın bulunmasını istedi. Kuş, uçmanın dâhil olmasını, balık, yüzmenin dâhil olmasını ve sincap, ağaca tırmanmanın mutlaka zorunlu dersler arasında olması gerektiğini söyledi. Bütün bunları bir araya getirip, bir müfre…dat programı yaptılar. Ve bütün hayvanların bu dersleri görmesini istediler.

Tavsan, koşu dersinde A alıyor olmasına rağmen, ağaç tırmanmak onun için çok ciddi bir sorundu. Sürekli kafa üstü düşüyordu. Bir süre sonra beyni hasar gördü ve artık eskisi gibi koşamadı. Artık koşuda A almak yerine, C alıyordu. Ve tabii, ağaç tırmanmada ise her zaman zayıf alıyordu. Kuş, uçmada çok başarılıydı, ama sıra toprak kazmaya geldiğinde, o kadar başarılı değildi. Sürekli gagasını ve kanatlarını kırıyordu. Bir süre sonra, toprak kazma notu hâlâ F olmasına rağmen, uçma notu C’ye düşmüştü. O da ağaca tırmanmakta çok zorlanıyordu.

Biz aslında herkesi başka biri yapmaya çalışıyoruz. O yüzden de insanların kendi olma potansiyellerini yok ediyoruz

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Saygı bir insana , insanın onuruna yaraşır şekilde davranmaktır.

Saygı bir insana , insanın onuruna yaraşır şekilde davranmaktır.

Saygı başkalarına size davranmalarını istediğiniz şekilde davranmaktır.

Saygı birisi size ‘hayır’ cevabı verdikten sonra kendi yoluna gitmesini bilmektir

Saygı bir insanı rahatsız etmemektir.

Saygı üstün bir kişilik ve meziyettir…

Saygı iki kişi birbirini severken gitmesini bilmektir.

Saygı, haddini bilmektir.

Saygı, nerede duracağını bilmektir.

Saygı, insanın değerini çok yücelten bir davranıştır.

Edward de Bono

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yemeklerden Hemen Sonra Yapılmaması Gereken 5 Şey

 

1-Sigara İçmeyin

Uzmanlarca yapılan deneyler,yemeklerden hemen sonra içilen bir sigaranın 10 sigaraya eşdeğer olduğunu kanıtlamıştır.Kanser olma riski daha yüksek.

2-Çay içmeyin

Zira çay yaprakları yoğun asit içerir.Bu madde tükettiğimiz gıdalardaki proteinin hazmını zorlaştırıyor.

3-Banyo Yapmayın

Banyo yapmak ellerdeki,bacaklardaki ve vücuttaki kan akışını hızlandırır,böylece mide çevresindeki kan miktarı bu durumda azalır.Bu da midemizin sindirim sistemini zayıflatır.

4-Yürümeyin

İnsanlar çoğu zaman ,yemeklerden sonra 100 adım yürümek 99 yaşına kadar yaşamanızı sağlar derler.Gerçekte bu doğru değildir.Yürümek sindirim sisteminin aldığımız gıdalardan besinlerin emilimini engeller.

5-Hemen Uyumayın

Aldığımız gıdalar yeterince sindirilemez.Bu durum bağırsağımızda gastrit ve enfeksiyona önderlik eder.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, MUCİZELER mutlaka gercekleşecektir

Bırak Yaşamındaki herşeyde bir UYUM bir DENGE olsun.

Bırak yaşamın zorlanmadan engelsiz AKIŞTA olsun.

Çok çalış ancak bir çocuk gibi OYUN oynaması da bil.

Kendine zaman ayır. GÜL, NEŞELEN, DANS ET,

Bu zamanda EĞLEN, işini yaparken işinden keyif AL..

Bu iş her ne olursa olsun, neyi yapıyorsan onu SEVGİYLE yap.

ASLA sana heyecan ve keyif veren şeyleri bir başkasınınki ile karşılastırma;Senin yapmaktan zevk aldığın bir şey bir başkasının gözünede HOŞ olmayabilir.

SEN Neden keyif alıyorsan onu yap.

Bırak başkaları da kendilerine hoş görünen keyif veren şeyleri YAPARAK yaşasınlar.

SEN yaşamını tam olarak GÜVENLE yaşa ..

VE ..BIRAK herkes kendi yaşamını YAŞASIN.

Ne kadar küçük olursa olsun ilk adımı isteyerek at.

İyileşmeyi ve öğrenmeyi tüm içtenliğinle iste, MUCİZELER mutlaka gercekleşecektir
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

"İmdat! Yaşlanıyorum!"

 “İmdat! Yaşlanıyorum!”

  Beden güzeldir. Beden olduğu gibi güzeldir; genç veya yaşlı olması fark etmez. Elbette gençliğin kendi güzelliği vardır, yaşlılığın da öyle. Genç beden daha hareketli olur. Yaşlı beden de daha bilgedir. Her yaşın kendine has bir güzelliği vardır; onları kıyaslamak gereksizdir. Özellikle Batı’da, yaşlı beden çok ürkütücü bir fikir haline geldi, çünkü yaşamın bir şekilde gençlikle eş anlamlı olduğuna inanılıyor ki bu çok saçma.

Doğu’nun bakışı daha düzgün. Orada yaşam yaşlılık ile daha bağlantılı olarak görülüyor, çünkü yaşlı bir insan daha uzun yaşamış, daha çok deneyim geçirmiş, daha çok sevmiştir; yaşamın pek çok mevsimini, iyisini kötüsünü görmüştür. Yaşlı insan gençliği yaşamıştır. Gençlik ise henüz yaşlılığı yaşamamıştır.

Yaşlı beden, olgunlaştırıcı deneyimlerin getirdiği tüm yaraları, izleri, çekiciliği taşır. Bir kez bedenin keyfini çıkarmaya ve hangi aşamada olursa olsun onu sevmeye başladın mı aniden onun yeniden güzel olduğunu hissedersin, bu da içindeki birçok şeyi serbest bırakır

.OSHO
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Mutluluğa giden iki yol; kendinden çok şey, başkalarından az şey bekle…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgi enerjinizi harekete geçirin…

 “SENİ SEVİYORUM.”

 “SENDEN ÖZÜR DİLERİM.”

 “LÜTFEN BENİ AFFET.”

 “TESEKKÜR EDERİM.”

 Aynanın karşısına geçip kendi kendimize “SENİ SEVİYORUM” diyerek. Kendimizin sevgi enerjisini harakete geçirip yükseltmektir.

Bilerek yada bilmeyerek bazen kendimize haksızlık yaparız ve bu benliğimizin bir özre ihtiyacı var. Enerjimizi dengelememiz için “ÖZÜR DİLERİM” sözü çok önemlidir.

Kendimizi affetmek için kendimize tıpkı başkasına söyler gibi, “LÜTFEN BENİ AFFET,” cümlesini kurabilmeliyiz.

Bugüne kadar hala aykta hayatla mücade edebildiğimiz için de kendimize TEŞEKKÜR ETMEMİZ  gerekir..

Bu olumlamaları kendimize olduğu kadar başkalarınada söylemeliyiz. Bunu alışkanlık haline getirirsek hayatımızda bir çok iyileşme ve dengelenmenin kendiliğinden olduğunu göreceğiz..
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir degişim yaratmaya karar verdigimizde ve niyet ettigimizde o andan gerçekleşdirecegimiz AN’a kadar,bir geçiş süreci elbette vardır

Bir degişim yaratmaya karar verdigimizde ve niyet ettigimizde o andan gerçekleşdirecegimiz AN’a kadar,bir geçiş süreci elbette vardır.

Eski ile yeni arasında gel gitler, sendelemeler,bocalamalar mutlaka olacaktır.

Daha önce olanla olacak olan  arasında gidip gelmemiz normaldir.Bu dogal sürecin kendisidir.

Yeniye geçişi tamamlayana kadar zaman geçer.İşte o zamana kadar degişim çabamızda istaikrarlı adımlar atmak gerekmekdedir….
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde; yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan

Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde; yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak…. Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli! Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, o dursa da yolculuğun devam… ettiğini anlamalı.

 Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler, her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, birkaç durak önce inip servisten, otobüsten, yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli! Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine ‘Gül’, inleyen birine ‘Sus’ dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine… Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını… Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna, fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın! Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!

Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli! Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı, bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı! Çünkü hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan; dermanı olamazsın dertlerin, ağlamayı bilmiyorsan; neşesizdir kahkahaların, merhaba dememişsen; anlamsızdır elvedaların…

Ne, herkesi düşünmekten kendini; ne kendini düşünmekten herkesi unutmamalı! Bilmeli çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için… Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli! Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere… Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için! Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak! Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin, zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için…

Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten; ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!

Oguz Atay / Tutunamayanlar

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 1 Comment »