Üç erkek arkadaş balığa çıkmışlar, aralarında konuşuyorlar;
Üç erkek arkadaş balığa çıkmışlar, aralarında konuşuyorlar;
Ayakta kalmayı bileceksin…Hayat o zaman güzel…
Hoplaya zıplaya yürümeyi.. Olur olmaz yerde kahkahalar atmayı …
Canım sıkıldığında avaz avaz bağırmayı …
Bazen herşeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı …
Sosyalliğimi ..
Kızınca küsmeyi .. Sinirimi sonuna kadar çıkarmayı …
Heycanlarımı seviyorum …
Normal olmamayı seviyorummmm…
Sadece canımın istediği şeyleri yapmayı …
Gezmeyi, dolaşmayı, yağmurda yürümeyi..
Çalışkanlığımı… Mücadeleciliğimi…
İnsanları sevmeyi,onlara değer vermeyi… Yani hayatı seviyorum …
İYiki varım ..
İyiki ben benim !
Ne mutlu ki mükemmel değilim.. Ben benim!
Benden bitane daha yok !
Seven sevsin, sevmeyen kendini sevsin !
Ne kadar eksiksen, o kadar suçlarsın başkalarını.
Ne kadar tamamsan o kadar susarsın

Aklınıza gelen her an iç sesinizi durdurarak defalarca ve sabırla:” ALLAHIM SENİN SEVGİN VE YARDIMINLA….(İSİM SOYAD/VEYA OLAY) TÜM SEVGİMLE BAĞIŞLIYOR, OLDUĞU GİBİ …KABUL EDIYOR,ONAYLIYOR ,SEVİYOR VE ÖZGÜR BIRAKIYORUM.” deyin…
Karakterim ve tavrımı birbirine karıştırmayınız !
Karakterim “kim olduğumla” ilgilidir, tavrım “sizin kim olduğunuzla”..;)
Tanrım, değiştirebileceğim şeyler için bana değiştirme cesareti ver,
değiştiremeyeceğim şeyler için ise kabullenme gücü ve
bu ikisi arasındaki farkı anlayabilmek için de bilgelik ver.
Kuşlar birlikte uçsalar bile herkes kendi kanatlarıyla, kendini taşır.
Asalet: Boyda değil, soyda olmalı…
İncelik: Belde değil, dilde olmalı…
Doğruluk: Sözde değil, özde olmalı…
Güzellik: Yüzde değil, yürekte olmalı….
Dağ tepesinde bir çam olamazsan, vadide bir çalı ol; Fakat oradaki en iyi küçük çalı sen olmalısın.
Lunaparktaki dönme dolap misali; iniş çıkışlarıyla, acısı tatlısı, mutluluğu hüzünüyle, dualite üzerine kurulu hayat, şaşırtıcı bir denge ve zıtlıkların bütünlüğü içinde yol alırken, her bir varlık da kendi serüveninde kimi hiç heyecanını kaybetmeden, kimi ise engellerde takılıp da bir türlü kendine gelemeden bu yolculuğa eşlik ediyor… Peki, siz hangisisiniz?
-Önemli bir ortamda konuşacak olsam, endişeden sesim titriyor, nutkum tutuluyor, düşüncemi toparlayamıyorum, hayır diyemiyorum. Ne yapayım? –Şuuraltından seni engelleyen korkuyu keşfetmeye çalış. İçindeki çocuk, ‘fikrinle ve varlığınla ortaya çıkarsan zarar görmenden korkuyor. Vaktiyle korkutulmuşsun. Eleştirilmekten mi, küçümsenmekten mi, dostluğunu kaybetmekten mi, korkuyorsun? Neden konuşamadığını veya hayır diyemediğini anlamak için kendini keşfet.
-Evet, utanmaktan, ayıplanmaktan, alaya alınmaktan korktuğumu hissediyorum. Ama neden bu durumu değiştiremiyorum?
-Sorunun sebebini keşfederek değişimi başlattın. Yılların zihninde nasırlaştırdığı düşünce kalıpları bir çırpıda sökülmez.
Öyleyse değersizlik girdabından şöyle kurtul:
a) kendini rol yapmaksızın ve eksikliklerinle kabul et;
b) egonu yerlere indir ki oklardan korumak zorunda kalmayasın;
c) değerini çevrenin takdirinde değil, kendi gözünde ara…