GÜÇLÜYÜM çünkü zayıf yanlarımı biliyorum

GÜÇLÜYÜM çünkü zayıf yanlarımı biliyorum

GÜZELİM çünkü kusurlarımı görüyorum

SEVGİLİYİM çünkü nefreti hissettim

KORKUSUZUM çünkü korkuyu tattım

AKILLIYIM (BİLGEYİM) çünkü aptallıklar (akılsızlıklar) yaptım ve…

GÜLEBİLİRİM çünkü üzüntüyle (hüzünle, kederle) tanıştım

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gerçek aşk nasıl bir şey!!!

1942 yılında, soğuk bir kış gününde Nazi toplama kampının içinde genç bir asker, dikenli tellerin ardından genç bir kızın geçtiğini görür. Kız da aynı şekilde genci görünce heyecanlanır. Duygularını ifade etmek çabasıyla, çitin üzerinden kırmızı bir elma atar. Bu o şartlardaki bir asker için bir hayat, bir umut ve sevgi işareti anlamına gelmektedir ve mutlu olur. Genç adam, genç kızın uzattığı elmayı alır. Parlak bir ışık onun karanlığına değmiştir.

 

Ertesi gün, bu genç kızı yeniden görmeyi umut etmenin bile çılgınca olduğunu düşünmesine rağmen, çitin ötesine bakmaktan kendini alamaz. Dikenli tellerin öteki yanındaki genç kız ise, kendisini bu denli heyecanlandıran yüzü yeniden görmeyi arzular. Elinde elma ile koşarak çitin kenarına gelir. Tipi ve dondurucu havaya rağmen kız, elmayı dikenli tellerin üstünden uzattığında, kalbi bir kez daha sıcak duygularla dolar.

 

Bu sahne birkaç gün boyunca tekrarlanır. Sadece bir an ve sadece birkaç kelime edebilmek için bile olsa birbirlerini görmek için sabırsızlanırlar. Bu anlık karşılaşmanın sonuncusunda, genç asker üzgün bir yüz ifadesi ve titreyen sesi ile;

 

– Yarın bana elma getirme, burada olmayacağım. Beni başka bir kampa gönderiyorlar” der ve geri dönüp vedalaşamayacak kadar buruk bir şekilde uzaklaşır.

 

O günden itibaren, kederli anlarında o tatlı kızın görüntüsü gözlerinde canlanır. Gözleri, sözleri, nezaketi, saflığı, utangaç yüz ifadesi… Genç adamın tüm ailesi savaşta ölmüştür. Tanıdığı hayat bütünüyle yok olmuş, sadece bu bir tek anı canlı kalarak kendisine umut vermeyi sürdürmüştü.

1957 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde, her ikisi de göçmen olan, fakat birbirlerini tanımayan iki yetişkin, arkadaşları aracılığı ile tanışırlar.

 

– Savaş sırasında neredeydiniz? diye sorar kadın.

 

– Almanya da bir toplama kampındaydım diye yanıtlar adam.

 

Kadın tatlı bir tebessümle bir an uzaklara dalar ve daha sonra;

 

– Toplama kampındaki bir gence, elma attığımı anımsıyorum. Bir kaç gün hep aynı yerden çitin öteki yanındaki askerle konuşur, bakışırdık. Sonra o gitti… Ama ben o nu hiç unutamadım. Hep sevdim… Çok sevdim.

 

Adam şaşkınlıkla sorar;

 

Bir gün o genç sana “Artık elma getirme, çünkü  başka bir kampa gönderiliyorum” dedi mi?

 

Kadın iyice şaşırmış bir ses tonu ile:

 

– Evet. Ama siz bunu nereden biliyorsunuz? diye sorar.

 

Adam kadının gözlerinin içine bakarak;

 

O genç asker bendim. Yıllarca hep düşündüm, hep o güzel birkaç günün anısı ile doldurdum düşlerimi. Benimle Evlenir misin?

 

1996 Yılında Sevgililer Gününde, Oprah Vintfrey televizyon şovunun çekimlerinde, aynı adam kırk yıllık eşine duyduğu sevgiyi bir kez daha milyonlar önünde anlattı.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Madem beni hep ters anlıyorsun…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Birlik kuvvettir.”

İyi huylu geçimli, sevecen bir adamın sürekli birbirleriyle didişen dört oğlu vardı.

Adam, oğullarının iyi huylu ve geçimli olmalarını çok istiyordu.

Günün birinde, aklına bir fikir geldi.

Oğullarından, bir demet çubuk toplayıp getirmelerini istedi.

Sonra, her birine getirdikleri demeti dizleriyle kırmalarını söyledi.

Hepsi denedi, ama hiçbiri bunu beceremedi.

Adam demeti çözdü ve çubukları teker teker çocuklarının ellerine vermeye başladı.

Çocuklar bütün çubukları bir bir kırıp attılar.

Bunun üzerine: “Evlatlarım” dedi adam. “Birlik olursanız, zorlukların üstesinden gelirsiniz. Ayrılırsanız, zorluklar sizi ezer geçer. Birlik kuvvettir.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün.

Isterseniz yanlıs düşünün, ama her durumda kendi kafanızla düsünün.

Doris Lessing

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bazen bir şeyi yapmanın hata olduğunu bilirsiniz… Ama yine de yapasınız ya… Neden ?

Bazen bir şeyi yapmanın hata olduğunu bilirsiniz…

Ama yine de yapasınız ya…

Neden ?

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar.

İnsanlar ağaçlardan ders almalıdırlar.

 Ne üzerinde barınan kuşların, ne gölgesinde yatan insanların, ne de verdikleri yemişlerin hesabını tutarlar
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İNSANIN ÖZÜNÜ İNSAN EDEN MAYASI DA, KALPTE TAŞIDIĞI NİYETİDİR.

HAM MADDEYİ BAŞKA BİR ŞEYE DÖNÜŞTÜREN, ÖZÜNE KATILAN MAYADIR.

İNSANIN ÖZÜNÜ İNSAN EDEN MAYASI DA, KALPTE TAŞIDIĞI NİYETİDİR.

yüksel köksal

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yeni fırsatlar bizi genellikle sıkıntılı anlarda ziyaret eder, çünkü bir kapı kapanırsa, başka bir kapı açılır.

Genç Macar Sanatçı Arpad Sebesy multimilyoner Elmer Kelen in portresini yapmak için görevlendirilmişti.

Görev özellikle zordu, çünkü Kelen sadece üç kısa poz vermeye razı olmuştu. Sonuçta, Sebesy portrenin çoğunu ezberden yapmak zorunda kalmıştı. Kısıtlamalara rağmen, Sebesy portrenin Kelen e yeterince benzediği görüşündeydi. Ancak, Kelen ayni fikirde değildi. Kibirli milyoner resmin kendisine benzemediğini öne sürerek portrenin parasını ödemeyi reddetti. Genç ressam resmini yapabilmek için saatlerce titizlikle çalışmıştı, ve birdenbire bunu gösterecek hiç bir şeyi olmadığını fark etti. Milyoner stüdyodan ayrılırken, sanatçı bir ricada bulundu, “

 

Portreyi size benzemediği için reddettiğiniz belirten bir mektup yazabilir misiniz?” Kelen bu kadar kolay kurtulduğuna sevinerek razı oldu. Aylar sonra, Macar Sanatçıları Derneği, Budapeşte Güzel Sanatlar Galerisinde sergi açtı. Kelen in telefonu çalmaya başladı.

 

Biraz sonra galeriye geldiğinde Sebesy nin yaptığı portresinin, üzerinde “Bir Hırsızın Portresi” etiketiyle teshir edildiğini gördü. Mağrur milyoner resmin indirilmesini istedi. Müdür reddedince, Kelen resim kendisini topluma alay konusu edeceği için dava açmakla tehdit etti. Bunun üzerine müdür Kelen in resmin kendisine benzemediği için almayı reddettiğini belirten imzalı mektubunu çıkardı.

 

Milyoner artık resmin parasını ödeyip almaktan başka çare kalmadığını anlamıştı. Genç sanatçı sadece son gülen olmakla kalmamış, ayni zamanda güçlüğü karlı bir alışverişe dönüşmüştü.

 

Çünkü milyoner resmi almağa kalktığında fiyatının eskisinden on kat daha fazla olduğunu görmüştü. Gördüğünüz gibi, güçlüklere teslim olmayı kabul etmemişti. Bunun yerine öfke ve acıya teslim olmaktansa yaratıcı ve yararlı bir kapı açacak bir yol düşündü.

 

Kısaca ressam değerli bir prensip keşfetmişti : Yeni fırsatlar bizi genellikle sıkıntılı anlarda ziyaret eder, çünkü bir kapı kapanırsa, başka bir kapı açılır.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

AŞK, acı çektirirken aynı zamanda sana karanlık yönlerini de gösteren iyi bir öğretmendir…

 

AŞK, acı çektirirken aynı zamanda sana karanlık yönlerini de gösteren iyi bir öğretmendir…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yanlış Yöne Yürüdüğünü Farkettiğinde…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Tanrım!

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Bir bilgeye sormuşlar: "Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?

Bir bilgeye sormuşlar: “Efendim, dünyada en çok kimi seversiniz?

“Terzimi severim,” diye cevap vermiş. Soruyu soranlar şaşırmışlar: “Aman üstad, dünyada sevecek o kadar çok kimse varken terzi de kim oluyor?

O da nereden çıktı? Neden terzi?”…

Bilge, bu soruya da şöyle cevap vermiş: “Dostlarım, evet ben terzimi severim.

Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır.

Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler, ölünceye kadar da, beni hep aynı gözle görürler.

Yaşadığımız her şeyi biz yaratıyoruz. Yaşanan her olay, iletişimde olduğumuz her insan bizi yansıtan birer ayna. BİZ NE DÜŞÜNÜYORSAK KARŞIMIZDA ONU GÖRÜYORUZ
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İlişkilerde en önemli şey empati kurabilmektir…

Eğer pozitif bir sonuç almak isteniyorsa, yapılması gereken şey; her hadisenin ardından, bir iyi niyet süreci içerisinde kalmak ve olayı hemen yorumlamamaktır.

Olayı değerlendirmek ve bir rol dağılımı yapmak lazımdır. Bazen kendinizi olayın muhatabının veya karşı tarafın yerine koyacaksınız, o karşı tarafı da kendi yerinize koyacaksınız.

Bu şekilde bir rol değişimi, mekan değişimi yapmak yoluyla olayı bir daha gözden geçireceksiniz: “O benim yerimde olsaydı veya ben onun yerinde olsaydım, ne yapardım?” gibi bir soruyla meseleyi ele aldığınızda, biraz daha objektif bir şekilde pozitifleştirmeye başlarsınız.

Bu noktada iyi niyet faktörü çok önemlidir çünkü iyi niyetiniz, daha baştan itibaren şuuraltınızdaki negatif yorumculuğun önüne geçer. Negatif yorum yapmamanız, yani egoistçe bir yoruma başvurmamanız için iyi niyet, daha en başından bunun sınırını çizer.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamınız tatlı, Hüzünleriniz uzak, Sevdiklerinizin yakınınızda olması, Yüzlerinizin gülmesi, Sözlerinizin sevgi dolu olması dileklerimle

Sana,

Sükûnetin meyvelerini,

Sağlığın mutluluğunu,

Kendi ayaklarının üstünde durabilmenin mükafatını,

Başarının sevincini,

Gücünün sorumluluğunu,

Doğanın Ahenk ve güzelliğini,

Sevginin mucizesini,

Dostluğun anlamını,

İnancın kudretini,

Paylaşmanın zevkini,

Doğruluğun hazinesini hissedeceğiniz bir yaşam diliyorum

Yaşamınız tatlı, Hüzünleriniz uzak, Sevdiklerinizin yakınınızda olması, Yüzlerinizin gülmesi, Sözlerinizin sevgi dolu olması dileklerimle

En güzel günler sizlerin olsun,

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »