M E S E L A !!!!!!!!!!!!!….

MESELA diyorum;

Bu gece bir DELİLİK yapsam..!

Bıraksam MUTFAKTA biriken bulaşıkları,

Çeksem arkamdan kapıyı,

KADIN başıma gitsem bir meyhaneyi dağıtsam..!

FONDA bir masa, Arkada Sezen’in şarkıları çalsa;

Ben AĞLASAM… Şişenin dibine dibine vursam..!

MESELA diyorum; Sokaklardan bütün ERKEKLERİ kovsam, …

Bu gecelik evlerinde otursalar..

Korkmadan dolaşsam bütün şehri,

Kimse DOKUNMASA bana,

Bir sandalda sabahlasam…!

Alabildiğince KADIN, Alabildiğince ÖZGÜR olsam.

Küfür etsem ağız dolusu, utanmasam;

Şehre isyanımı haykırsam.

Kim bilir kaç kere satılmıştır, bu dünyanın ANASI…!

MESELA diyorum; Bu gecede ben BABASINI satsam..!

M E S E L A !!!!!!!!!!!!!….

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

“Yaşayarak örnek ol anlatarak değil”

Unutmayın ne söylediniz değil, ne yaptığınızdır dikkate alınan.”

Eğer etkili insan olmak istiyorsanız unutmamamız gereken bir nokta da şudur; Önde olmak örnek olmayı gerekli kılar.

“Yaşayarak örnek ol anlatarak değil” İnsanlara olduğu gibi değil olabilecekleri gibi davran.

Eski dönemde padişahlar ordunun başında savaşa giderlerken bu onların çok iyi savaştıklarının için değildi.

Ama onları motive etme ve örnek olmak içindir. İnsanları cesaretlendirdiğiniz ve onlarla duygusal bir ilişki kurduğunuzda motive edici bir insan konumunda olursunuz.

Eğer lider konumundaysanız etkiniz arttığı için sorumluluğunuz var demektir.

Söyledikleriniz, daha önemlisi yaptıklarınız sizi izleyenlere örnek olur. Hareketleriniz sizin etkinizi yansıtır. Etkiniz olumlu veya olumsuzdur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Yaşamaya ZAMAN AYIRIN : Zira zaman bunun için yaratılmıştır…

Yaşamaya ZAMAN AYIRIN : Zira zaman bunun için yaratılmıştır…

Düşünmeye zaman ayırın: Başarının bedeli budur…

Gülmeye zaman ayırın: Ruhunuzun müziği budur.

Sevmeye zaman ayırın: Güçlü olmanın kaynağı budur…

Etrafınıza bakmaya zaman ayırın: Günler bencilliğinize yetmeyecek kadar kısadır… Ç

ocuklarınızla oynamaya zaman ayırın: Zevklerin en büyüğü budur.

Terbiyeli olmaya zaman ayırın: İnsan olabilmenin sembolü budur

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne gülümsemek gerçek mutluluktur…

Ne gülümsemek gerçek mutluluktur…

Ne de ağlamak en büyük acının ifadesidir…

Ne seni seviyorum sözü gerçek sevgidir…

 Ne de söylememek sevmediğinin göstergesidir…

 Hayat ne gideni getirir… …

Ne de kaybetiğin zamanı geri çevirir…

Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın…

Ya da yaşayamadım diye ağlamayacaksın…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Dostlarınla öyle yaşa ki…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne kadar az insanın kendine o önemli soruyu sorduğunu görmek şaşırtıcı değil mi?

Birkaç yıl önce, Güney Carolina’daki küçük bir üniversitede önemli bir konuşmacının öğrencilere yapacağı konuşmayı dinlemeye çağrılmıştım. Salon, böyle birini dinleme fırsatını yakalamanın heyecanını duyan öğrencilerle doluydu.
Müdürün yaptığı girişten sonra konuşmacı kürsüye geldi, soldan sağa bütün dinleyicilerin üzerinde gözlerini gezdirdi ve konuşmaya başladı:
“Annem sağır dilsizdi. Babamın kim olduğunu bilmiyorum. İlk çalıştığım yer bir pamuk tarlasıydı.” Dinleyiciler büyülenmiş gibiydiler.
“İnsan istemediği sürece, hiçbir şey olduğu gibi kalmak zorunda değildir. Bu ne şansla ilgilidir, ne koşullarla. Ve bir insanın geleceğini belirleyen de belli bir şekilde doğmuş olması değildir.”
Konuşmacı yumuşak bir sesle tekrar etti: “İnsan istemediği sürece hiçbir şey olduğu gibi kalmak zorunda değildir.” Sonra kesin bir dille ekledi: “İnsanın kendisine mutsuzluk veya doyumsuzluk getiren bir durumu değiştirmesi için tüm yapması gereken kendine şu soruyu sormaktır: ‘Bu durumun nasıl olmasını istiyorum?’ Sonra da bütün kişisel eylemlerini tamamen durumu o hale getirmeye adamalıdır.”
Konuşmacının yüzünde güzel bir gülümseme belirdi:
“Adım Azie Taylor Morton. Şu anda karşınızda Amerika Birleşik Devletleri’nin Maliye Bakanı olarak bulunuyorum..”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Gevşemenin Bedene Etkileri…

 Davranışlarda: Bu teknikte gevşeyen bir kimsenin, normalin iki katı bir çalışma gücü kazandığı, topluma uyum sağlamasının çok daha kolay olduğu kanıtlanmıştır.

Heyecanlarda: Gerek fiziksel, gerekse zihinsel heyecan halleri, normale dönerek, karmaşıklıklar ortadan kalkıp, kendine güven ve rahatlık oluşmaktadır.

Kalpte: Kalp ritmindeki düzensizlikler ortadan kalkarak, nevrozlar yok olmaktadır
Damar tansiyonlarında: Gevşeme, heyecan hallerine etki ettiğine göre, aşırı halde ve ani yükselen damar tansiyonlarına da etkili olmaktadır.
Gevşeme aşağıdaki hallerde de etkilidir.

Astım: İç daralması astımı arttırır. Gevşeme buna engelolur.

Akciğer veremi: Kürlere uyum sağlaması ve nekahat devresinde, ciğerlerin iyi hava almasını sağlar.

Mide, bağırsak rahatsızlıkları: Spazm, ülser, kabızlık ve ishale iyi gelir.

Cinsel bozukluklar: Heyecan faktörünün kaybolmasıyla, sıkıntı ve başaramama korkusu gider.

Doğum: Doğumu kolaylaştıracak bir rahatlık durumu yaratır.
Sinirsel bozukluklar: Titremeler, yazı yazarken gelen kramplar, hafif bayılmalar, uykusuzluk ve benzeri hallerde yararlı olur.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır…

İki komşu ülkenin hükümdarları, birbirleriyle savaşmaz ama her fırsatta birbirlerini zeka oyunlarıyla taciz ederlerdi. Bu da, doğum günleri ve bayramlarda birbirlerine ilginç hediyeler göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma şeklinde olurdu. Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı.

İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeliydi. Aralarında tek bir fark olacak ama bu farkı sadece ve sadece ikisi bilecekti. Günler ayları kovaladı, sonunda heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerle birlikte bir de mektup yollanmıştı.

Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: “Sevgili Dostum, doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri, diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana da haber ver.” Hediyeyi alan hükümdar, bu jeste önce çok sevindi ama sonra da sinirlendi. Komşu yine akıl almaz bir bilmeceyle onu köşeye sıkıştırmıştı.

Hemen heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel, gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler. Günler ve aylar geçti. Her geçen günle birlikte hükümdarın sabrı taşıyordu ve maalesef bir türlü cevabı bulamıyorlardı.

Bütün ülke seferber olmuş ama bir çözüm üretilmemişti. Sonunda, hükümdarın zindana attırdığı isyankar genç de bu durumu öğrenmişti. Genç çözümün kendisinde olduğunu söyleyen bir haber uçurttu hükümdarına. İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı. Başka çaresi kalmayan hükümdar bu gence de bir fırsat vermek istedi.

Aylar geçip de komşu hükümdara sevinçli haberi yollayamamak onu kahrediyordu. Genç önce heykelleri saatlerce inceledi, sonra da çok ince bir tel getirilmesini istedi. Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı. İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı. Üçüncü heykelde tel, kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.

Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı, büyük bir gururla yazdı: “Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır….’’

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar;

İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar;

Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Her Daim Şükretmeli…

Şükretmek, enerjinizi yönlendirerek isteklerinizi daha çok hayata geçirmenizi sağlayan etkili bir süreçtir.

Sahip olduklarınız için şükrettikçe daha çok iyilik ve güzelliği kendinize çekeceksiniz.

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Biraz palyaçoyum; gözyaşlarımı saklayacak kadar,

Biraz palyaçoyum; gözyaşlarımı saklayacak kadar,
Biraz misafirim; bana biçilen kadar,
Biraz serseriyim; hayatı tiye alacak kadar,
 Biraz safım; deli dolu düşlere inanacak kadar,
Biraz dostum; dostluğa ve dostlarıma değer verecek kadar,
Kapım biraz aralı; gelene hoş geldin,gidene güle güle diyecek kadar, …
Biraz affediciyim; hataların olgunlaştırdığını bilecek kadar,
Biraz hoşgörülüyüm; yaşanabilir bunlar diyecek kadar,
Biraz kalabalığım; yalnız kalmayacak kadar,
Biraz yalnızım; herkes kadar
 Biraz gucluyum ; her daim gulumsemeyi bilecek kadar…
Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. 2 Comments »

Günaydın Herkese….

GÖKYÜZÜne BAKmasını,

YÜREĞİNİ AÇmasını,

HAYATa KARIŞmasını BİL !..

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Hayattan zevk almak için üç düğme…

Hayattan zevk almak için üç düğme (tuş): CTRL+ALT+DEL

1. Kendini KONTROL (CTRL) et

2. Alternatif (ALT) çözümler ara

3. Sana stres veren/yapan durumu sil (DEL) gitsin…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Ne zaman ki altın gümüş gibi dünya süsleriyle kalbimizi kaplarsak o zaman sadece kendimizi görürüz…

Çok zengin ama cimri bir adam, bir bilgenin yanına gidip nasihat almak istedi. Bilge onu pencereye götürüp sordu:

“Pencereye baktığında ne görüyorsun?”

“Yoldan gelip geçen insanlar görüyorum. Bir de yolun kenarında oturmuş, dilenen fakir bir adam var.”

Bilge başka bir odaya gidip elinde büyük bir aynayla döndü ve sordu:

“Peki bu aynaya baktığında ne görüyorsun?”

“Kendimi.”

“Yani artık  başkalarını görmüyorsun! Farkında mısın, pencere camı da ayna camı da aynı maddeden, yani camdan yapılmışlar. Ama aynanın camının üstünde incecik bir gümüş tabakası kaplandığı için ona baktığında kendinden başkasını göremiyorsun.”

“İşte insan kalbi de cam gibi aslında şeffaftır, başkalarını görmemize engel değil vesile olur. Ne zaman ki altın gümüş gibi dünya süsleriyle kalbimizi kaplarsak o zaman sadece kendimizi görürüz. Kalbimizden de merhamet çekilip alınır. Yapman gereken kalbini temizlemek. Altınları, gümüşleri cebinde taşımak, kalbinde değil. O zaman bencillikten kurtulup başkalarına merhamet etmeye başlarsın.”

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »

Sevgi en iyi ilaçtır…

Ruhsal Büyüme... kategorisinde yayınlandı. Leave a Comment »